<?xml version="1.0"  encoding="windows-1254" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
<title>Dinimiz İslam</title>
<description>Merak Ettiğiniz Bütün Dini Konular</description>
<link>https://dinimizislam.com/</link>
<language>tr</language>
<lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 21:33:54 +0300</lastBuildDate>
<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:33:54 +0300</pubDate>
<generator>Feed</generator>
<item>
<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 13:27:07 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Ahirette rahmet Müslümanadır]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İtikadı d&uuml;zg&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlar, Cehenneme hi&ccedil; girmez diyorlar doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet doğrudur. Cehenneme hi&ccedil; girmez demek, girse de azap g&ouml;rmez demektir. M&uuml;minin nuru, narı [ateşi] s&ouml;nd&uuml;recektir.<b> </b>Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(&Uuml;mmetime Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi olacaktır.) </b>[Ebu Nuaym]<br />
<br />
D&uuml;nyadan imanla yani M&uuml;sl&uuml;man olarak ayrılan herkes Cennete gidecektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmeti gazabını aştı. &Uuml;&ccedil; &acirc;yet meali:<br />
<b>(De ki, ey &ccedil;ok g&uuml;nah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah&rsquo;ın rahmetinden </b>[bizi affetmez diye]<b> &uuml;midinizi kesmeyin! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah</b>, [iman ehlinin]<b> b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahlarını hi&ccedil; ş&uuml;phesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) </b>[Z&uuml;mer 53]<br />
<br />
<b>(K&ouml;t&uuml;l&uuml;k eden, nefsine zulmeden, af dilerse, Allah&rsquo;ı &ccedil;ok affedici, &ccedil;ok merhametli bulur.) </b>[Nisa 110]<br />
<br />
<b>(Allah şirk hari&ccedil;, b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahları, istediği kimselerden affeder.)</b> [Nisa 48]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
<b>(İşlediği g&uuml;nahı, Allah&rsquo;ın bildiğine inanan, tevbe etmese bile, Allah onu affeder.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;ın rahmetinin &ccedil;okluğunu k&acirc;fir bilseydi, Cennetten &uuml;mit kesmezdi.) </b>[Buhari, M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Eğer Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın affının &ccedil;ok olduğu bilinseydi, hi&ccedil; kimse g&uuml;nahtan &ccedil;ekinmezdi.) </b>[Nesefi]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kullarına bu kadının &ccedil;ocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(G&uuml;nah işlemeyen olsaydı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; g&uuml;nah işleyecek kimseler yaratır, sonra onları affederdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &ccedil;ok affedici, &ccedil;ok merhametlidir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, hi&ccedil; kimsenin hatırına gelmeyecek şekilde, g&uuml;nahk&acirc;rları affeder.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(&Uuml;mmetim hari&ccedil;, her &uuml;mmetin bir kısmı Cennette, bir kısmı Cehennemdedir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;ı Rab, beni de Peygamber bilene, Cehennem haram olur.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>(&Uuml;mmetim, &uuml;mmeti merhumedir, mukaddestir, m&uuml;barektir, kıyamette onlara azap yoktur. Azapları ancak d&uuml;nyada aralarındaki fitnelerledir.)</b> [Taberani, İbni Asakir]<br />
<br />
Bu vesikalar g&ouml;steriyor ki, k&uuml;f&uuml;r hari&ccedil;, m&uuml;min ne kadar b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işlerse işlesin, affa ve şefaate kavuşarak Cehenneme girmez, girse bile ona hamam sıcaklığı gibi olur.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Kelime-i tevhidi s&ouml;yleyip, bunun manasını kabul eden M&uuml;sl&uuml;man, Muhammed aleyhisselam, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın Peygamberidir, her s&ouml;z&uuml; doğrudur, ona uygun olmayanlar yanlıştır, k&ouml;t&uuml;d&uuml;r diye inanırsa ve son nefesinde de b&ouml;yle &ouml;l&uuml;p, ahirete, bu iman ile giderse, k&uuml;f&uuml;r pislikleri varsa, onların cezasını &ccedil;ektikten sonra Cennete gider. Yani k&acirc;firlere mahsus olan &acirc;detlere ve bayramlara katılır, k&acirc;firlerin mukaddes bildikleri g&uuml;nlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa muhakkak Cehenneme girer; ama kalbinde zerre kadar imanı olduğu i&ccedil;in, Cehennemde sonsuz kalmaz. K&uuml;f&uuml;r pislikleri temizleninceye kadar azap &ccedil;ekip sonunda Cehennemden &ccedil;ıkar.<br />
<br />
İmanla &ouml;len ve k&uuml;f&uuml;r pisliği olmayan her g&uuml;nahk&acirc;r M&uuml;sl&uuml;manın yerine bir k&acirc;fir yanacaktır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden bazıları ş&ouml;yledir:<b>(Bu &uuml;mmet rahmete kavuşmuştur. Azapları d&uuml;nyada ve birbirlerindendir. Kıyamette her M&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in bir m&uuml;şrik ayrılır, </b>&ldquo;Bu senin Cehennemden fidyendir<b>&rdquo; denir.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
<b>(&Uuml;mmetim, mağfiret olunmuştur. D&uuml;nyadaki sıkıntıları onlara kefarettir. Kıyamette her M&uuml;sl&uuml;mana bir Yahudi veya Hristiyan verilir, </b>&ldquo;Bu ateşten senin fidyendir&rdquo;<b> denir.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Kıyamette, her M&uuml;sl&uuml;mana bir k&acirc;fir verilir, &ldquo;</b>Bu senin ateşten fidyendir<b>&rdquo; denir.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Kıyamette b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlar secde halinde iken, onlara denir ki: &ldquo;Başınızı kaldırın, k&uuml;f&uuml;r ehlinden sayınız kadar size karşılık fidye kıldık.&rdquo;)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Kıyamette bir melek, bir k&acirc;firle gelir. M&uuml;mine </b>&rdquo;Şu k&acirc;fir, ateşe karşı fidyendir&rdquo; <b>der.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>(&Uuml;mmetime ahirette azap yoktur. Kıyamette onlar yerine bedel olarak b&acirc;tıl din ehlinden bir k&acirc;fir verilir. Bu onların Cehennemden fidyesidir.) </b>[Hatib, İbni Neccar]<br />
<br />
Bir hasta ziyaretine gitmiştim. &Ouml;l&uuml;m halinde idi. Kalbine tevecc&uuml;h ettim. Kalbi kararmış idi. Uğraşmama rağmen o zulmet temizlenmedi. Nihayet, o siyahlıkların, k&acirc;firlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu ve k&uuml;f&uuml;r ile olan bağlılığından olduğu anlaşıldı. O zulmetlerin ancak, k&uuml;fr&uuml;n cezası olan, Cehennem ateşi ile temizleneceği anlaşıldı; fakat kalbinde zerre kadar iman nuru da g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nden, bunun sayesinde cezasını &ccedil;ektikten sonra Cehennemden &ccedil;ıkarılacaktır. Cehennem azabı k&uuml;f&uuml;r i&ccedil;in ve k&uuml;f&uuml;r sıfatları ve bulaşıklıkları i&ccedil;indir.<br />
<br />
K&uuml;f&uuml;rden ka&ccedil;ınan, iman sahiplerinin yaptıkları b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahlar, ya imanları h&uuml;rmetine, Cenab-ı Hakkın merhameti ile veya kalb ile tevbe ve dil ile istigfar ederek ve beden ile hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile af olunur. G&uuml;nahta kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek lazımdır. B&ouml;yle af olmayanlar, d&uuml;nya sıkıntıları ve dertleri ile veya son nefeste can verirken, &ccedil;ekecekleri zahmetler ile temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı &ccedil;ekmekle affa kavuşur. Bazıları ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve kıyamet g&uuml;n&uuml;n&uuml;n şiddetleri ile af olunup, g&uuml;nahları biter ve Cehennem azabı ile temizlenmeye l&uuml;zum kalmaz. K&uuml;f&uuml;rden başka g&uuml;nahlara Cehennemde azap olunacağını bildiren haberler, hep bu g&uuml;nahlarda k&uuml;f&uuml;r bulaşıklığı olduğu i&ccedil;indir. Mesela, g&uuml;nahı hafif g&ouml;rerek, &ouml;nem vermeyerek işlemek, İslam dininin emirlerini aşağı g&ouml;rerek, namaz kılmamak ve g&uuml;nah yapmak gibi k&uuml;f&uuml;r bulaşan g&uuml;nahlardır.<b> (1/266)</b><br />
<br />
Cennete gitmek i&ccedil;in M&uuml;sl&uuml;man olarak &ouml;lmek lazımdır. M&uuml;sl&uuml;manları M&uuml;sl&uuml;man oldukları i&ccedil;in sevmek, k&acirc;firleri k&acirc;fir olduğu i&ccedil;in sevmemek lazımdır. Bir &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İslam&rsquo;dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.)</b> [Al-i İmran 85]<br />
<br />
<b>Hamam sıcaklığı</b><br />
<b>Sual:</b> <b>(&Uuml;mmetimin m&uuml;minlerine, Cehennemin sıcaklığı hamam sıcağı gibi olacaktır) </b>hadis-i şerifi, g&uuml;nahk&acirc;r olan her m&uuml;min i&ccedil;in mi bildirilmiştir? İstisnası var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstisnasız her m&uuml;min i&ccedil;indir. Cehennemin şiddetine g&ouml;re, hamam sıcaklığı gibidir.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri, itikadı doğru olan yani k&uuml;f&uuml;r pisliği olmayan m&uuml;minlerin, g&uuml;nahk&acirc;r olsa da, Cehenneme hi&ccedil; girmeyeceğini bildirmektedir. <b>(1/266)</b></p>

<p><strong>Sual: İman edip emirleri yapıp, yasaklardan sakınanlara, ahirette azap olacak mıdır?<br />
Cevap:</strong>&nbsp;İyilik yapana teşekk&uuml;r edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık icabıdır. İyilik edenlere h&uuml;rmet edilir, nimet sahipleri, b&uuml;y&uuml;k bilinir. Bunun i&ccedil;in, her nimetin hakiki sahibi olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek, insanlık icabıdır. Nis&acirc; s&ucirc;resinin 147. &acirc;yetinde mealen;<br />
<strong>(Allahın nimetlerine ş&uuml;kreder ve iman ederseniz, Allah size ni&ccedil;in azap etsin?)</strong>&nbsp;buyurulmaktadır.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kerim, rahim olduğu gibi, azabı da şiddetlidir. Bu d&uuml;nyada, &ccedil;oklarını fakirlik ve sıkıntılar i&ccedil;inde yaşattığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Nice kullarını, hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden azaplar i&ccedil;inde yaşatıyor. &Ccedil;ok kerim ve rezz&acirc;k olduğu halde, &ccedil;ift&ccedil;ilik sıkıntıları &ccedil;ekilmezse, bir lokma ekmek vermiyor. Herkesi yaşatan O olduğu halde, yemeyen, i&ccedil;meyen insanı yaşatmıyor, ila&ccedil; kullanmayan hastaya şifa vermiyor. Yaşamak, hasta olmamak ve mal sahibi olabilmek gibi, d&uuml;nya nimetlerinin hepsi i&ccedil;in sebepler yaratmış, sebebine yapışmayanlara hi&ccedil; acımayıp, d&uuml;nya nimetlerinden mahrum bırakmıştır. Ahiret nimetlerine kavuşmak da b&ouml;yledir. İnkar etmeyi, kalbi ve ruhu &ouml;ld&uuml;ren zehir yapmıştır. Tembellik de, ruhu hasta yapar. Bunlara ila&ccedil; yapılmazsa, ruh hastalanır, &ouml;l&uuml;r. İnkarın ve cahilliğin biricik ilacı ise, ilimdir. Tembelliğin ilacı da, her ibadeti yapmaktır. Bir kimse, d&uuml;nyada zehir i&ccedil;er ve Allah rahimdir, zehrin zararından beni korur derse, hastalanır, &ouml;l&uuml;r. Şeker hastası da, tatlı ve hamur işi yerse, hastalığı artar. M&acirc;&#39;&ucirc;n s&ucirc;resinde mealen;<br />
<strong>(Ey Res&ucirc;l&uuml;m, kıyamet g&uuml;n&uuml;n&uuml; inkar eden, yetimi sertlik ve sitemle defedip hakkını gasbeden, fakiri doyurmayan ve başkalarını da fakire iyilik yapmaya teşvik etmeyen o kimseyi g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Namazlarını gaflet ile kılanlara ve riya, g&ouml;steriş yapanlara ve zekatı vermeyenlere şiddetli azap vardır)</strong>&nbsp;buyurulmaktadır.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bildirdiklerine iman edenler, emirleri yapıp, yasak ettiklerinden sakınanlar, d&uuml;nyada da, ahirette de, rahat edecekler, inkar ve isyan edenler ise, azap g&ouml;receklerdir. Nahl s&ucirc;resinin 33. &acirc;yetinde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kullarına zulmetmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azaba, acılara s&uuml;r&uuml;kleyen bozuk d&uuml;ş&uuml;nceleri, &ccedil;irkin işleri ile kendilerine zul&uuml;m ve işkence ediyorlar.)</strong></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3971]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 01:16:24 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Sevmenin şartı]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Muhabbetin yani sevginin doğru olup olmadığı nasıl anlaşılır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bunun iki alameti var:<br />
<b>Birincisi, hubb-i fillah </b>ve<b> buğd-ı fillah: </b>Ben Allah&rsquo;ı &ccedil;ok seviyorum diyor, Ona isyan edenlerle dost oluyor, muhabbet besliyor. Bu kimsenin, Allah&rsquo;ı seviyorum demesi yalandır. Ben Resulullah&rsquo;ı &ccedil;ok seviyorum diyor, ama Resulullah efendimizi ink&acirc;r eden, hatt&acirc; Peygamberliğini kabul etmeyenle, m&uuml;nasebet kuranın, onunla dost olanın, Resulullahı seviyorum demesi yalandır. İnsan, sevdiğini sevenleri sever, onu sevmeyenleri sevmez, onun sevdiklerini sever, onun sevmediklerini sevmez. İşte sevgide samimiyetin &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; budur.<br />
<br />
Yol ikidir. Allah var, bir de d&uuml;şmanı var. Allah&rsquo;ın dostuysak, dostlarla beraber olalım. İkiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;k yapmayalım! Hem d&uuml;şmanla beraber olup, hem de aşk ilan etmek kadar yanlış şey olmaz.<br />
<br />
<b>İkincisi,</b> <b>sevgide itaat: </b>İnsan sevdiğine itaat eder. Allah ve Resul&uuml;n&uuml; seviyorum diyen kimse, s&ouml;z&uuml;nde samimiyse, bunun, Allah ve Resul&uuml;ne itaat etmesi gerekir. Demek ki, muhabbet, ince bir yoldur. B&ouml;yle g&ouml;z&uuml; kapalı gidecek bir yer değildir.<br />
<br />
Muhammed aleyhisselama zerre kadar t&acirc;bi olmak, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya nimetlerinden ve b&uuml;t&uuml;n ahiret lezzetlerinden daha makbuld&uuml;r. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya nimetleri bir tarafa, Ona t&acirc;bi olmanın zerresi bir tarafa! B&uuml;t&uuml;n Cennet nimetleri bir tarafa Ona bağlılığın, Ona muhabbetin zerresi bir tarafa! Yani bu daha ağır gelir. İşte Resulullah&rsquo;ın Allah indinde makbuliyet derecesi b&ouml;yledir.<br />
<br />
Resulullahı sevdiğini s&ouml;yleyen elinden geldiği kadar onun getirdiği dinin emirlerine uyması gerekir. Ne kadar &ccedil;ok uyarsa, o kadar sevdiği anlaşılır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir hadis-i şerifte, <b>(Kıyamette herkes sevdikleriyle beraber olur) </b>buyuruluyor. Evliyayı, &acirc;limleri sevdiği halde, onlara uymayan, onlar gibi yaşayamayan, ahirette onlarla beraber olabilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sevmenin şartı vardır. Sadece seviyorum demek yetmez. Sevgi itaat etmektir. Onlara tabi olmak, onların yolundan gitmektir. Mesela i&ccedil;ki i&ccedil;en, namaz kılmayan, her g&uuml;nahı işleyen kimse, (Ben Hazret-i &Ouml;mer&rsquo;i, Hazret-i Ali&rsquo;yi seviyorum, yarın onlarla beraber Cennette olurum) derse, s&ouml;z&uuml;n&uuml;n bir değeri olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı sevmek de b&ouml;yledir. Hi&ccedil; ibadet etmeden, g&uuml;nahlardan sakınmadan, (Ben Allah&rsquo;ı &ccedil;ok seviyorum) demek yalan olur.<br />
<br />
Resulullahın yolunda olan bir kimse, kıyametin ne zaman kopacağını sorunca ona, <b>(Kıyamet i&ccedil;in ne hazırlık yaptın?)</b> buyurdu. (Allah&rsquo;ın ve Resul&uuml;n&uuml;n sevgisini hazırladım) diye cevap verince ona, <b>(Ahirette sevdiklerinle beraber olursun)</b> buyurdu. <b>(M&uuml;slim)</b><br />
<br />
Hasan-ı Basri hazretleri buyuruyor ki:<br />
<b>(Kişi sevdiğiyle beraber olur)</b> hadis-i şerifi seni yanıltmasın! Sen iyilere, ancak onların iyi amellerini yapmakla kavuşabilirsin. Yahudiler ve Hristiyanlar, Peygamberlerini sevdiklerini s&ouml;yl&uuml;yorlarsa da, onlar gibi olmadıkları i&ccedil;in, onların yanına gidemeyeceklerdir.<br />
<br />
Sevmek, &uuml;&ccedil; &ccedil;eşit olabilir:<br />
<b>1-</b> Sevdiklerinin b&uuml;t&uuml;n amellerini ve ahlakını edinmiştir. Hepsini yapabilen, onlardan olur. Onlara olan sevgisi, onu da tam onlar gibi yapmıştır. Sevginin zirvesine erişmiş olur.<br />
<br />
<b>2-</b> Ameli de, ahlakı da onlar gibi değildir. Sevdiklerine hi&ccedil; uymayan, onlara hi&ccedil; benzemeyen kimse, onlardan hi&ccedil; olamaz. Sevgisi, s&ouml;zde kalır. Kalbine girmez. Sevginin yeri ise kalb, yani g&ouml;n&uuml;ld&uuml;r.<br />
<br />
<b>3-</b> Birka&ccedil;ını yapar. Başkalarını yapmayıp, bunların tersini yapar. Bunlar da ikiye ayrılır:<br />
<br />
<b>a) </b>İmanda onlara uymamışsa, onlardan olamaz. Onları seviyorum demesi yanlıştır. Onun kalbinde, onlara sevgi değil, d&uuml;şmanlık vardır. Yahudilerin ve Hristiyanların, Peygamberleri seviyoruz demeleri b&ouml;yledir. Kişi, sevdikleri gibi inanıp, taat ve ibadetlerde, onlara tam uymazsa, beğenmediği i&ccedil;in uymamışsa, seviyorum demesinin yine faydası olmaz. Onlarla birlikte olamaz.<br />
<br />
<b>b) </b>G&uuml;c&uuml; yetmediği, nefsine h&acirc;kim olmadığı i&ccedil;in, hepsine uyamamışsa, onlarla birlikte olmasına mani olmaz. Hazret-i Ebu Zer, Resulullaha, (Bir kimse, bir cemaati sevse; fakat onların yaptıklarını tam yapamasa, akıbeti ne olur?) diye sorunca Peygamber efendimiz, <b>(Herkes sevdikleriyle beraber olur)</b> buyurdu. Bu hadis-i şerif, bu ikinci kısımda olanları bildirmekte ve Ehl-i s&uuml;nnet itikadında olan M&uuml;sl&uuml;manlara m&uuml;jde vermektedir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Muhyiddin-i Arab&icirc; hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullahı r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;m. <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bu nimetine nasıl kavuştuğunu biliyor musun?) </b>buyurdu. Hayır, bilmiyorum dedim. <b>(Ehlullaha saygı g&ouml;sterdiğin i&ccedil;in kavuştun!)</b> buyurdu.<br />
<br />
Bir fıkıh &acirc;limi de, r&uuml;yada Resulullahı g&ouml;rd&uuml;. Hangi amelin en iyi olduğunu sordu. <b>(Evliyadan olan bir Velinin yanında bulunmaktır) </b>buyurdu. Diri iken bulamazsak diye sorunca, <b>(Diri iken de, &ouml;l&uuml; iken de onu sevmek, d&uuml;ş&uuml;nmek b&ouml;yledir)</b> buyurdu. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
<b>Doğru zat</b><br />
<b>Sual: </b>Şimdi herkes (Benim hocam doğru yolda) diyor. Bunların hangisinin doğru yolda olduğu nasıl anlaşılır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
O zatın sohbetinde, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ve &acirc;hiret hatırlanıyorsa makbuld&uuml;r. D&uuml;nya hatırlanıyorsa, d&uuml;nya sevgisi kalbimizden &ccedil;ıkmıyorsa, o kimse makbul değildir. Elinde bir &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; olmayan kimseyi, şeytan aldatıp, yanlış yolda olduğu h&acirc;lde, kendisini Allah&rsquo;ı, &acirc;hireti hatırlıyor zannedebilir. İtikadı doğru değilse veya İslamiyet&rsquo;e uymuyorsa, hi&ccedil; kıymeti yoktur.<br />
<br />
<b>Tasavvuf yolu<br />
Sual:</b> Tasavvuf yolunun esası nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Peygamber efendimize kadar hocaları, silsilesi belli, m&uuml;rşid-i k&acirc;mil olan bir zatın, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne inanmak, onu sevmek ve ona itaat etmektir.<br />
<br />
<b>B&uuml;y&uuml;kleri sevmek</b><br />
<b>Sual: (Kişi sevdiğiyle beraber olur. Allah&#39;ı ve Resul&uuml;n&uuml; seven Cennete girdiği gibi, b&uuml;y&uuml;k zatları seven de Cennete gider)</b> deniyor. Sadece sevmiş olmak yeter mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, yeter. Ama sevmek ne demek? Sevmek, itaat etmek, onun yolunda olmak demektir. Allah&#39;ı sevenin, Allah&#39;ın emir ve yasaklarına uyması gerekir. Uymuyorsa sevmiyor demektir. Resulullah&#39;ı sevmek de b&ouml;yledir. B&uuml;y&uuml;k zatlar da, Allah ve Resul&uuml;n&uuml;n bildirdiklerini bildiriyorlar. Onları seven, onların evlatlarını, torunlarını, kendi evlatlarından &uuml;st&uuml;n tutar. O zatların talebelerini de &ccedil;ok sever. Bunları yapamıyorsa, sevgisinde noksanlık var demektir. Sevgisinde noksanlık da olsa, b&uuml;y&uuml;kleri seven yine mahrum kalmaz. İslamiyet&rsquo;i &ouml;ğrenip, tatbik eden, dinini &ouml;ğrendiği zatı seven kurtulur. İşin esası budur. Sevgi varsa, her şey vardır. Sevgi yoksa d&uuml;nya dardır.<br />
<br />
<b>Keramet ve istikamet<br />
Sual: </b>(İstikamet, kerametten &uuml;st&uuml;nd&uuml;r) s&ouml;z&uuml; ne anlama geliyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İmam-ı Muhammed Masum-i Faruki hazretleri gibi b&uuml;y&uuml;k zatlar, <b>(El-istikamet&uuml; fevkal kerameti = İstikamet, kerametten &uuml;st&uuml;nd&uuml;r)</b> buyuruyorlar. Keramet, su &uuml;st&uuml;nde y&uuml;r&uuml;mek gibi harika [olağan&uuml;st&uuml;] bir olay demektir. Harika olaylar, peygamber ve evliya zatlardan meydana geldiği gibi f&acirc;sık ve k&acirc;firlerden de meydana gelebilir. K&acirc;firden meydana gelen harikaya, sihir, b&uuml;y&uuml; deniyor. F&acirc;sıktan meydana gelene ise, istidra&ccedil; deniyor. Bu durum bilinmediği i&ccedil;in sapık şeyhlerde g&ouml;r&uuml;len istidra&ccedil;lar, keramet sanılıyor.<br />
<br />
Burada istikamet, doğru itikat ve doğru amel &uuml;zere olmak demektir. İşte ancak istikamet sahibi bir kimseden meydana gelen harika bir olaya keramet denir. Bu bilinmeyince, kerametle istidra&ccedil; karıştırılır. Sapık kimseler evliya zannedilir. İstikamet &uuml;zere olan M&uuml;sl&uuml;man, &ccedil;ok kıymetlidir, evliyadır. Bunun i&ccedil;in, <b>(B&uuml;y&uuml;k zatları tanımak, onları sevmek ve onların yolunda gitmek, en b&uuml;y&uuml;k keramettir)</b> buyuruluyor. Ehl-i S&uuml;nnet itikadında olup da, bu &uuml;&ccedil; şart kendinde bulunan kimse gıpta edilecek b&uuml;y&uuml;k bir zattır.<br />
<br />
<b>&Acirc;şık olmak istersen<br />
Sual:</b> Şu şiirde ne denmek isteniyor?<br />
<b>Hep aşktan s&ouml;z eder sayısız kişi,<br />
Sorma onlar bilmez aşk-ı Mevla&rsquo;yı!<br />
B&uuml;lb&uuml;le de sorma, nasıl aşk işi?<br />
Pervaneden &ouml;ğren gizli sevdayı!<br />
CEVAP</b><br />
Biz de ne denmek istenildiğini tam anlayamadık. Belki ş&ouml;yle bir şey olabilir:<br />
Herkes aşktan bahseder, ama ger&ccedil;ek aşkı kim bilir ki? Onlar Allah aşkından anlamaz. B&uuml;lb&uuml;l gibi &ouml;t&uuml;p durma! Seviyorum diye herkese ilan etme! Kelebek gibi aşkından kendini ateşe atanlara bak! Yani aşk fedak&acirc;rlık ister, &acirc;şık, bu uğurda kendini feda etmekten &ccedil;ekinmez. Gece g&uuml;nd&uuml;z aşkının gereğini yapar, ibadetlerini aksatmaz.<br />
<br />
<b>B&uuml;y&uuml;k zatları sevmekte &ouml;l&ccedil;&uuml;</b><br />
<b>Sual: </b>Allah&#39;ı, Resulullah&#39;ı ve din b&uuml;y&uuml;klerini sevmekte &ouml;l&ccedil;&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sevgide &ouml;l&ccedil;&uuml; itaattir. Yani bir kimse, (Allah&#39;ı seviyorum) der de namaz kılmaz, oru&ccedil; tutmaz ve dinin diğer emirlerini yerine getirmezse, s&ouml;z&uuml;nde samimi olmadığı anlaşılır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven, Onun emrine uyar. Peygamber efendimizi sevmek de &ouml;yledir. Resulullah&#39;ın emirlerini yapmayan kimsenin sevgisi de yalandır. Hocasını dinlemeyen, onu &uuml;zen kimsenin de, hocasına olan sevgisinde samimiyet yoktur. Demek ki seven, s&ouml;z dinler. Sevginin az veya &ccedil;ok olması, yani derecesi de, itaatteki s&uuml;rat ile anlaşılır. Verilen emri bir an &ouml;nce yapmaya kalkmak, sevgisinin &ccedil;okluğunu g&ouml;sterir. Yarın yaparım diyerek ertelemek de, sevgideki azlığı g&ouml;sterir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Seven sevilir, unutmayan unutulmaz</strong></p>

<p>D&uuml;nyada, kim kimi severse, ahirette onun yanında haşrolacaktır. Bir kimse, Res&ucirc;lullah efendimize kıy&acirc;meti sorunca; -Kıy&acirc;met i&ccedil;in ne hazırlık yaptın? buyurdu.</p>

<p>-Allahın ve Res&ucirc;l&uuml;n&uuml;n sevgisini hazırladım deyince Peygamber efendimiz; -Sevdiklerinle ber&acirc;ber olursun buyurdu.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ve Onun Peygamberini sevmek demek, emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, bunlara karşı edepli, saygılı olmak demektir. S&acirc;lihleri severek onlardan f&acirc;idelenmek i&ccedil;in, onların yaptıklarını yapmak l&acirc;zım değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, onların yaptıklarını yaparsa, o da, onlardan olur. Peygamber efendimiz bir g&uuml;n; -Bir cem&acirc;ati seven kimse, onların arasında haşrolunur buyurunca Eb&ucirc; Zer Gıf&acirc;r&icirc; hazretleri; -Y&acirc; Res&ucirc;lallah! Bir kimse, bir cem&acirc;ati sevse, fakat onların yaptıklarını yapmasa, nasıl olur? diye arzetti. Peygamber efendimiz; -Y&acirc; Eb&acirc; Zer! Sevdiklerinle ber&acirc;ber olursun buyurdular. Hasan-ı Basr&icirc; hazretleri; &quot;Sen iyilere, ancak onların iyi amellerini yapmakla kavuşabilirsin! Yeh&ucirc;d&icirc;ler ve Hıristiyanlar, Peygamberlerini seviyorlar ise de, onlar gibi olmadıkları i&ccedil;in, onların yanına gidemiyeceklerdir&quot; buyurmuştur. İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri de; &quot;Salihlerin iyi amellerinden birka&ccedil;ını vey&acirc; hepsini yapmadık&ccedil;a, yalnız sevmekle, onların yanına kavuşulamaz&quot; buyururuyor.</p>

<p>Abdullah-ı Ens&acirc;r&icirc; hazretleri anlatır: &quot;Birisi, r&uuml;y&acirc;sında Peygamber efendimizi g&ouml;r&uuml;r. Evliy&acirc;dan bir grup ile bir yerde oturuyorlar. Herkes, Res&ucirc;lullah efendimizi dinliyor. Birden sem&acirc;nın kapıları a&ccedil;ılır. Elinde ibrik ve leğen ile bir melek gelir. Melek, ibrik ve leğen ile herkesin &ouml;n&uuml;nde durur, orada bulunanlar ellerini yıkarlar. R&uuml;y&acirc;yı g&ouml;ren kimse en sonda bulunur. Sıra ona gelince;</p>

<p>-Leğeni kaldırın. O, bu t&acirc;ifeden değildir diye bir ses işitilir. Melek de leğeni alıp g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. O kimse, Peygamber efendimize d&ouml;nerek;</p>

<p>-Y&acirc; Res&ucirc;lallah! Ben bunlardan değilim ama, biliyorsunuz ki, sizi ve bunları &ccedil;ok seven birisiyim der. Peygamber efendimiz de;</p>

<p>-Bunlara muhabbet eden bunlardandır buyurur. Bunun &uuml;zerine melek, leğenle ibriği getirir, o kimse de elini yıkar. Peygamber efendimiz o kimseye d&ouml;n&uuml;p tebess&uuml;m ederler ve;</p>

<p>-Bize muhabbet ettik&ccedil;e bizimlesin buyururlar. O kimse bu r&uuml;y&acirc;dan sonra Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiklerinden biri olur.&quot;</p>

<p>&quot;Kişi, sevdiği ile beraberdir&quot; Doğru yolda gidenleri sevmek, onlarla tanışmak, g&ouml;r&uuml;şmek, onlar gibi olmaya &ouml;zenmek, o b&uuml;y&uuml;klerin s&ouml;zlerini işitmek ve kitaplarını okumak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ni&#39;&#39;metlerinin en b&uuml;y&uuml;klerindendir ve O&#39;&#39;nun ihs&acirc;nlarının en kıymetlilerindendir. Peygamber efendimiz, (Elmer&#39;&#39;&uuml; me&#39;&#39;a men ehabbe) buyurdu. Yani, kişi, d&uuml;ny&acirc;da ve &acirc;hırette sevdiği ile ber&acirc;ber olur. Bunun i&ccedil;in din b&uuml;y&uuml;klerini seven kimse, onlarla ber&acirc;ber olur.</p>

<p>Herkes neyi severse onun zikrini &ccedil;ok eder. Allah&#39;&#39;ı seven Allah&#39;&#39;ı, Res&ucirc;lullah&#39;&#39;ı seven O&#39;&#39;nu, evliy&acirc;yı seven evliy&acirc;yı &ccedil;ok zikreder, anar. Y&acirc;ni hi&ccedil; hatırından &ccedil;ıkarmaz. Nitekim &ccedil;ocuklarını, hanımını, tarlasını, bağını, bah&ccedil;esini, parasını sevenin bunları hi&ccedil; g&ouml;nl&uuml;nden &ccedil;ıkarmadığı gibi... Herkes kalbini yoklarsa kimi &ccedil;ok sevdiğini anlar. Herkes sevdiği ne emrettiyse onu c&acirc;nı gibi yerine getirir. B&acirc;zısını yapar, b&acirc;zısını yapmazsa sevgisi az, hi&ccedil; tutmazsa sevmediği anlaşılır. S&uuml;fy&acirc;n bin Uyeyne hazretleri: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiklerini de sever. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiklerini seven, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sı i&ccedil;in sever&quot; buyurmaktadır. İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri de buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;Sevgi, sevgilinin dostlarını sevmeyi, d&uuml;şmanlarına d&uuml;şmanlık etmeyi gerektirir. Bu sevgi ve d&uuml;şmanlık, &acirc;şıkların elinde ve iradesinde değildir. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin d&uuml;şmanlarından uzaklaşmadık&ccedil;a s&ouml;z&uuml;n&uuml;n eri sayılmaz. Buna yalancı denir. Sevgi, sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir. B&uuml;y&uuml;kler, &quot;Sevdiğin zatı inciten kimseye g&uuml;cenmez isen, k&ouml;pek senden daha iyidir&quot; demişlerdir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın d&uuml;şmanlarını sevmek, insanı Allah&#39;&#39;tan uzaklaştırır. Onun d&uuml;şmanlarından uzaklaşmadık&ccedil;a, sevgiliye dost olunmaz.&quot; Bir cem&acirc;ati seven kimse, ya onların b&uuml;t&uuml;n amellerini ve ahl&acirc;kını edinmiştir veya hi&ccedil;birini edinmemiştir. Y&acirc;hut da, birka&ccedil;ını yapmıştır. Hepsini yapabilen, onlardan olur ve onlarla olur. Onlara olan sevgisi, onu da tam onlar gibi yapmıştır.</p>

<p>Sevdiklerine hi&ccedil; uymayan, onlara hi&ccedil; benzemeyen kimse, onlardan hi&ccedil; olamaz. Sevgisi, s&ouml;zde kalır. Yalnız s&ouml;zde kalan sevmeye, sevmek denilmez.</p>

<p>Sevdiklerinin birka&ccedil; ameline uyan kimse ise, im&acirc;nda uymamış ise, onlardan olamaz. Onları seviyorum demesi hi&ccedil; doğru olmaz. Onun kalbinde, onlara sevgi değil, d&uuml;şmanlık vardır.</p>

<p>Muhabbet edene muhabbet edilir Kişi, sevdikleri gibi inanıp, t&acirc;at ve ib&acirc;detlerde, onlara t&acirc;m uymazsa, beğenmediği i&ccedil;in uymamış ise, seviyorum demesinin yine f&acirc;idesi olmaz. Onlarla birlikte olamaz. G&uuml;c&uuml; yetmediği, nefsine h&acirc;kim olmadığı i&ccedil;in, hepsine uyamamış ise, onlarla birlikte olmasına m&acirc;ni olmaz.</p>

<p>Muhabbet edene muhabbet edilir. Seven sevilir. Unutmayan unutulmaz. Ve Peygamber efendimizin buyurduğu gibi: (Kişi, d&uuml;nyada kimi severse, ahirette onun yanında olur.)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Seven, sevdiğini hi&ccedil; unutmaz</strong></p>

<p>İnsan, sevdiğini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalbdir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. Aşk, muhabbet bulunmıyan kalp, &ouml;lm&uuml;ş demektir. Kalbde, y&acirc; d&uuml;ny&acirc; sevgisi, y&acirc;hud Allah sevgisi bulunur. D&uuml;ny&acirc;, har&acirc;m olan şeyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sakınarak, kalbden d&uuml;ny&acirc; sevgisi &ccedil;ıkarılınca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgisi, kendiliğinden dolar. G&uuml;n&acirc;h işleyince, kalp kararır, hasta olur. D&uuml;ny&acirc; muhabbeti yerleşerek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgisi gider. Kalbin bu h&acirc;li, bir şişeye benzer. Su doldurunca, havası &ccedil;ıkar. Suyu boşaltınca, hava kendiliğinden dolar. Bir kimseyi seviyorum deyince, sevdiğine karşı mec&acirc;z&icirc; muhabbeti, sevgisi olduğu anlaşılır. C&acirc;hil, bidat s&acirc;hibi, s&acirc;lih ve s&acirc;dık her m&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, Res&ucirc;lullah efendimizi b&ouml;yle sevmektedir. M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n olmak i&ccedil;in, bu kadar muhabbet, sevgi k&acirc;fi g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Feyz getiren yani Peygamber efendimizin m&uuml;barek kalbinden gelen n&ucirc;ru alabilmek i&ccedil;in, hakiki sevgiye kavuşmak lazımdır. Hakiki sevginin h&acirc;sıl olması i&ccedil;in de, Res&ucirc;lullah efendimizin s&ouml;zlerini, işlerini, h&acirc;llerini ve ahl&acirc;kını &ouml;ğrenmek ve bunları sevmek l&acirc;zımdır. Sevilene it&acirc;at edilir. Herşeyde ona t&acirc;bi olunur. Bir kimsede, bu hakiki sevgi &ccedil;oğalırsa, o kimse, sevdiğinden başka herşeyi unutur. Fakat sevebilmek kolay birşey değildir. Nefsin sevdiklerini, kalbin sevdiği hak&icirc;k&icirc; g&uuml;zellikler sanarak aldananlar &ccedil;ok olmuş, fel&acirc;kete s&uuml;r&uuml;klenmişlerdir.</p>

<p>Hatırından &ccedil;ıkarmaz Seven, sevdiğini &ccedil;ok hatırlar, onu hi&ccedil; unutmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı, Res&ucirc;lullah efendimizi seven Res&ucirc;lullah efendimizi, evliy&acirc;yı seven evliy&acirc;yı &ccedil;ok zikreder, anar. Y&acirc;ni hi&ccedil; hatırından &ccedil;ıkarmaz. Zira hadis-i şerifde; (İnsan, sevdiğini &ccedil;ok zikreder) buyuruldu.</p>

<p>&Ccedil;ocuklarını, hanımını, tarlasını, bağını, bah&ccedil;esini, parasını, makamını seven bir kimse, nasıl ki bunları hi&ccedil; g&ouml;nl&uuml;nden &ccedil;ıkarmaz ve hep hatırlarsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ve Onun sevdiklerini seven bir kimse de, bunları kalbinden hi&ccedil; &ccedil;ıkarmaz, hep hatırlar. Herkes kalbini yoklarsa kimi &ccedil;ok sevdiğini anlar ve sevdiği ne emrettiyse onu yerine getirir. Seven, sevdiğinin isteklerinin b&acirc;zısını yapar, b&acirc;zısını yapmazsa sevgisinin az olduğu, hi&ccedil;birini yapmazsa sevmediği anlaşılır. Abdullah bin M&uuml;b&acirc;rek hazretleri, huzuruna gelen birine; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isy&acirc;n ederek, O&#39;&#39;nu sevdiğini s&ouml;ylemen ac&acirc;ibdir. Eğer sevgin doğru olsayd ı, O&#39;&#39;na it&acirc;at ederdin; &ccedil;&uuml;nk&uuml; seven, sevdiğine it&acirc;at eder&quot; buyurmuştur. İsm&acirc;il Fak&icirc;rullah hazretleri buyurdu ki: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven, Peygamber efendimizi de sever. Peygamber efendimizi seven O&#39;&#39;na salev&acirc;tı &ccedil;ok okur, s&uuml;nneti ile amel eder.&quot; Bir m&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın da kendilerini sevdiği kimseleri &ccedil;ok sever. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar, isl&acirc;miyeti doğru olarak insanlara &ouml;ğreten rehberlerdir. Rehberi sevmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ve Res&ucirc;lullah efendimizi sevmekden ileri gelmektedir. Bu sevgiye, Hubb-i fillah denir. İb&acirc;detlerin en kı ymetlisinin hubb-i fillah olduğu had&icirc;s-i şer&icirc;fle bildirilmiştir.</p>

<p>Rehber olabilmek i&ccedil;in, ilimde ictih&acirc;d derecesine y&uuml;kselmiş olmak, evliyalıkta vil&acirc;yet-i h&acirc;ssa-i Muhammediyye mertebesinde bulunmak l&acirc;zımdır. B&ouml;yle bir Rehberin her hareketi, her duruşu, her s&ouml;z&uuml;, isl&acirc;miyete uygundur. Yani, her şeyde Res&ucirc;lullah efendimize uymaktadır. B&ouml;yle bir Rehberin emirlerini yapmak, isl&acirc;miyete uymak demektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Rehberin her s&ouml;z&uuml; ve her işi isl&acirc;miyeti bildirmektedir.</p>

<p>Peygamberlerin hepsi, insanlığa yol g&ouml;steren, onları cehalet karanlığından kurtaran rehberlerdir. Kıyamete kadar gelecek olan insanlara, Rehber olarak Muhammed aleyhissel&acirc;m g&ouml;nderilmiştir. Dolayısı ile Muhammed aleyhissel&acirc;mı sevmek, herkese farzdır. Peygamber efendimiz de; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven, beni sever) buyurmuştur.</p>

<p>Muhammed aleyhissel&acirc;mı sevmenin al&acirc;meti ise, Onun getirdiği dinine, yoluna, s&uuml;nnetine ve ahl&acirc;kına uymaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Peygamber efendimize hitaben, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mde me&acirc;len; (Bana uyarsanız, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sizi sever) demesini emir buyurmuştur.</p>

<p>Elinde değildir Seven bir kimse, sevdiğinin sevdiklerini de sever. Sevdiğinin d&uuml;şmanlarına d&uuml;şman olur. Bu sevmek ve d&uuml;şmanlık, bu kimsenin elinde değildir. Kendiliğinden h&acirc;sıl olur. S&uuml;fy&acirc;n bin Uyeyne hazretleri; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seven, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiklerini de sever. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiklerini seven, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sı i&ccedil;in sever&quot; buyurmuştur. Muhammed P&acirc;ris&acirc; hazretleri buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;İnsanı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaştıran perdelerin en zararlısı, kalbin kararması, hasta olması, yan&icirc; d&uuml;ny&acirc; sevgisinin kalbe yerleşmesidir. Bu sevgi, k&ouml;t&uuml; arkadaşlardan ve l&uuml;z&ucirc;msuz şeyler seyretmekten h&acirc;sıl olur. &Ccedil;ok uğraşarak, bunları kalbden &ccedil;ıkarmalıdır. Faydasız kit&acirc;b, roman, gazete okumak, l&uuml;z&ucirc;msuz şeyler konuşmak, d&uuml;nya sevgisini arttırır ve insanı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaştırır. Kalbin hasta olması, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutmasıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya kavuşmak istiyenlerin, bunlardan sakınması, nefsi kuvvetlendiren, azdıran herş eyden sakınması l&acirc;zımdır.&quot;</p>

<p>Evliy&acirc;dan Ali H&acirc;fız Efendi sohbetlerinde hep: &quot;Muhabbet edene muhabbet edilir. Seven sevilir. Unutmayan unutulmaz&quot; buyururdu.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3991]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 02:03:34 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Din düşmanlarının taktikleri]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Din d&uuml;şmanlarının taktikleri nelerdir? Bunları bilirsek daha dikkatli olabiliriz.<br />
<b>CEVAP</b><br />
Din d&uuml;şmanlarının [ateist, misyoner vesaire], yıllardır yaptığı saldırılar aşağıda maddeler halinde bildirilmektedir. Bazen mezhepsizler de kısmen aynı taktikleri uygulamaktadır. Bunların maksatları, M&uuml;sl&uuml;manları kendi uydurdukları hurafelerle uğraştırmak olduğu gibi, itikadlarını sarsmaktır. Asıl gizli maksatları ise kendi dinsizliklerini &ouml;rtbas etmek, g&uuml;ndeme bile getirmemektir. Kendi dinsizlikleri, bozuk itikadları hi&ccedil; g&uuml;ndeme bile gelmemektedir. M&uuml;sl&uuml;manlar, kendilerini ve mukaddes en son din olan İslamiyet&rsquo;i hesaba &ccedil;ekmeye &ccedil;alışan bu din d&uuml;şmanlarının tuzağına d&uuml;şmemelidir.<br />
<br />
Din d&uuml;şmanlarının bazı taktikleri:<br />
<b>1- </b>&Acirc;lemlerin rabbi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya inanmıyorlar, yaratıcı falan yoktur diyorlar. Evrimle &ccedil;oğaldık, ayıdan maymundan geldik diye insanlığı hazmedemiyorlar. Her şeyi cansız tabiat yapıyor diyorlar.<br />
<br />
<b>2-</b> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hesap sormaya &ccedil;alışıyorlar. Niye ş&ouml;yle yarattı, niye b&ouml;yle yarattı, b&ouml;yle yapması adaletli değil, mantıklı değil diye h&acirc;ş&acirc; Yaratana hesap sormaya &ccedil;alışıyorlar. Yaratılan, Yaratıcısını nasıl, ne ile, hangi kuvvetle hesaba &ccedil;ekebilir? Bir sivrisineği veya bir buğday tanesini bile yapmaktan aciz olan ahmak insan, h&acirc;ş&acirc; Rabbini nasıl hesaba &ccedil;ekebilir?<br />
<br />
<b>3-</b> Dinleri kabul etmiyorlar. Buna rağmen bozuk dinleri İslamiyet&rsquo;e tercih ediyorlar. Bazı saf M&uuml;sl&uuml;manlar da, madem &ouml;yle, gelin birlik olalım, ortak noktalar bulalım diye nefes t&uuml;ketiyorlar.<br />
<br />
<b>4-</b> &Acirc;lemlere rahmet olarak g&ouml;nderilen, son peygamber i&ccedil;in, h&acirc;ş&acirc; postacı idi, Kur&rsquo;anı getirdi, vazifesi bitti diyerek peygambersiz din meydana getirmeye &ccedil;alışıyorlar. &ldquo;Yalnız Kur&rsquo;an, Kur&rsquo;andaki din, Herkes Kur&rsquo;andan anladığına uysun&rdquo; diyerek dini değiştirmeye, yozlaştırmaya &ccedil;alışıyorlar.<br />
<br />
<b>5-</b> Bunlar, işlerine gelince hadisi delil g&ouml;sterirler, gelmeyince de hepsi uydurma derler. Bunların en bariz hile ve taktiği, olmuş bir olayı bozarak, Bektaşi gibi bir kısmını alıp diğer kısmını almayarak yarım anlatırlar, olayı değiştirerek, yarısını alıp yarısını gizleyerek M&uuml;sl&uuml;manların ş&uuml;pheye d&uuml;şmesine &ccedil;alışırlar. Bunları iyi tanıyıp tuzaklarına d&uuml;şmemeli.<br />
<br />
<b>6-</b> &Acirc;limler k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml; yıkmak istiyorlar. &Ccedil;oban da anlar diyorlar da, İmam-ı a&rsquo;zamın, İmam-ı Malikin, İmam-ı Rabbaninin, İmam-ı Gazalinin anladığını kabul etmiyorlar. Hak mezheplere b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;k diyerek yıkmaya ve herkesi mezhepsiz yapmaya &ccedil;alışıyorlar.<br />
<br />
<b>7- </b>Eshaba olan itimadı sarsarak, hadislerin ve Kur&#39;anın doğruluğundan ş&uuml;phe uyandırıyorlar.<br />
<br />
<b>8- </b>Ger&ccedil;ek halife olmadığını, onların hilafetinin sahih olduğunu s&ouml;yleyen binlerce &acirc;limin de ger&ccedil;ek &acirc;lim olmadığını, dolayısıyla bu &acirc;limlerin s&ouml;zlerine itimat edilemeyeceği fikrini yaymaya &ccedil;alışıyorlar.<br />
<br />
<b>9-</b> Geri kalışımızı ictihad yapılmayışına bağlamak, Kur&#39;an-ı kerimin yalan yanlış şekilde tevil ederek yeni ictihadlar &ccedil;ıkarmak suretiyle dini bozuyorlar.<br />
<br />
<b>10-</b> Resulullah Kur&#39;an-ı kerimi a&ccedil;ıklamış, onun hadis-i şeriflerini de &acirc;limler a&ccedil;ıklamıştır. Din d&uuml;şmanları bunları hi&ccedil;e sayarak herkesin bizzat Kur&#39;an-ı kerimden kendi anlayışının &ouml;l&ccedil;&uuml; alınmasını istiyorlar. B&ouml;ylece herkese g&ouml;re farklı din meydana &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyorlar.<br />
<br />
Bunları uzatmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. M&uuml;sl&uuml;manlar, bunlara dikkat etmelidir.</p>

<p align="left"><strong>İsl&acirc;m nimetinin elden &ccedil;ıkması<br />
Sual: İsl&acirc;miyet gibi, Allahın ihsan ettiği en kıymetli nimetlerin insanın elinden &ccedil;ıkmasının sebebi veya sebepleri nedir?<br />
Cevap:</strong> İsl&acirc;m nimetlerinin elden &ccedil;ıkmasına sebep olanlar iki kısımdır:<br />
Birincileri, d&uuml;şmanlıklarını a&ccedil;ıklayan k&acirc;firler olup, bunlar b&uuml;t&uuml;n silahlı kuvvetleri, propaganda vasıtaları ve siyasi oyunları ile, İsl&acirc;miyeti yıkmaya uğraşıyorlar. M&uuml;sl&uuml;manlar, bunları biliyor ve onlardan &uuml;st&uuml;n olmaya &ccedil;alışıyor.</p>

<p align="left">İkinci kısım k&acirc;firler, kendilerine M&uuml;sl&uuml;man ismini ve s&uuml;s&uuml;n&uuml; verip, din adamı tanıttırıp, M&uuml;sl&uuml;manlığı, kendi akılları ile, keyiflerine uygun bir şekle &ccedil;evirmeye uğraşıyor, M&uuml;sl&uuml;manlık ismi altında, yeni, uydurma bir din kurmak istiyorlar. M&uuml;sl&uuml;manların &ccedil;oğu bu d&uuml;şmanları, bazı s&ouml;zlerinden ve İsl&acirc;miyeti yıkıcı davranışlarından seziyor ise de, &ccedil;ok kurnaz idare edildikleri i&ccedil;in, bir&ccedil;ok s&ouml;zleri reva&ccedil; bulup, M&uuml;sl&uuml;manlar arasında yerleşiyor. Bazıları da;<br />
&ldquo;Bu asırda yaşayabilmemiz i&ccedil;in, millet&ccedil;e, topluca garplılaşmalı, Batılılaşmalıyız&rdquo; diyor. Bu s&ouml;z&uuml;n iki manası vardır:<br />
Birincisi, Batılıların fende, sanatta, imar ve refah vasıtalarında bulduklarını &ouml;ğrenmek, yapmak, bunlardan istifadeye &ccedil;alışmaktır ki, bunu İsl&acirc;miyet de, zaten emretmektedir. Fen bilgilerini &ouml;ğrenmenin farz-ı kifaye olduğu, kitaplarda, vesikaları ile bildirilmiştir. Bir had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Hikmet yani fen ve sanat, m&uuml;minin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!)</strong> buyuruldu. Fakat bu, Batı&#39;ya uymak değil, ilmi, fenni onlarda bile arayıp almak ve onların &uuml;st&uuml;nde olmaya &ccedil;alışmaktır.</p>

<p align="left">İkinci manada Batılılaşmak ise, ecdadımızın doğru ve mukaddes yolunu bırakıp, Batı&#39;nın b&uuml;t&uuml;n &acirc;detlerini, ahlaksızlıklarını ve hepsinden daha acı olarak, dinsizliklerini alıp, camileri kilise ve eski sanat eseri şekline sokmak, M&uuml;sl&uuml;manlığa gerilik dini, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerime &ccedil;&ouml;l kanunu, puta tapmaya, ibadete m&uuml;zik karıştırmaya modern ve medeni din demek, İsl&acirc;miyeti bırakıp, Hristiyanlığa, musiki aletleri ile ibadete d&ouml;nmeye, <strong>Dinde reform</strong> ismini vermektir.</p>

<p align="left">Herkes şunu iyi bilmelidir ki, bu milletin damarlarında dolaşan asil kan, ne bug&uuml;n, ne de, onların &uuml;mitle bekledikleri g&uuml;nlerde, bu manada asla Batılılaşmayacak, dinsiz olmayacak, zındıkların yalanlarına aldanmayacaktır. Ecdadının mukaddesatını ayaklar altında &ccedil;iğnetmeyecektir!</p>

<p><b>Sual: </b>&quot;Bir M&uuml;sl&uuml;man aynı zamanda kom&uuml;nist de olabilir&quot; diyenlere nasıl cevap vermelidir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Seadet-i Ebediyye kitabında bu konuda deniyor ki:<br />
&ldquo;M&uuml;sl&uuml;man olan, M&uuml;sl&uuml;manlığı bilen ve benimseyen bir kimse, kom&uuml;nist olamaz. Kom&uuml;nistler, M&uuml;sl&uuml;manı aldatamaz. M&uuml;sl&uuml;manlıkta kom&uuml;nistlik yoktur. Kom&uuml;nist partisi reisi olan Lenin;</p>

<p>&ldquo;Her millet kom&uuml;nist olabilir. Fakat, M&uuml;sl&uuml;man kom&uuml;nist yapılamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, M&uuml;sl&uuml;manda tevekk&uuml;l, Allaha g&uuml;venmek vardır. Allaha g&uuml;venen, Allaha sığınan kimse, kom&uuml;nist yapılamaz&rdquo; demiştir.</p>

<p>M&uuml;sl&uuml;manları kom&uuml;nist yapabilmek i&ccedil;in, &ouml;nce, onların dinini, imanını almaya, M&uuml;sl&uuml;man &ccedil;ocuklarını dinsiz, imansız yapmaya uğraşırlar. Din adamlarını şehit, din bilgilerini, işkence ve &ouml;l&uuml;m cezası ile yasak ederler. Din kitaplarını yok ederek, İslamiyeti s&ouml;nd&uuml;rmeye, &ccedil;ocukları din bilgisinden habersiz yetiştirmeye &ccedil;alışırlar.</p>

<p>M&uuml;sl&uuml;man, canını verir, dinini, imanını, asla vermez. Bunu 1986 Afganistan faciasında Ruslar da iyi anladı. Y&uuml;z binlerce kızıl askerler, f&uuml;ze ve u&ccedil;aklarla saldırarak, k&ouml;yl&uuml;leri, kadınları &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. M&uuml;sl&uuml;man &ccedil;ocuklarını dinsiz yapmak i&ccedil;in Moskova&#39;ya g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler. Camileri, mektepleri, evleri, gıda maddelerini yaktılar. 1979&#39;dan 1986&#39;ya kadar akıttıkları M&uuml;sl&uuml;man kanı bir milyonu ge&ccedil;ti. Fakat M&uuml;sl&uuml;man m&uuml;c&acirc;hitler, binlerle şehit verip, dinsizlere esir olmadı.</p>

<p>Ruslar, bu vahşetlerini saklamak i&ccedil;in, Rusya&#39;da din h&uuml;rriyeti olduğunu, İslam ilimlerinin ve ibadetlerin serbest olduğunu anlatan kitaplar hazırlayıp, İslam memleketlerinde dağıttılar. Bu kitaplardan, Rusya&#39;daki M&uuml;sl&uuml;manların haberleri bile olmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar, yalnız dış memleketlere g&ouml;nderildi. Rusya&#39;da dağıtılması yasak idi. Kom&uuml;nizme hıyanet etmek olurdu.</p>

<p>Bu kitaplardan 1986&#39;da, Cezayir&#39;de halka dağıtılanlardan bir kısmı elimize ge&ccedil;ti. Devlet tarafından ofsetle basılmış, Arabi kitaplar. &Uuml;zerlerinde 1400 hicri tarihi ve Taşkent yazılı. İ&ccedil;lerinde, sarık ve c&uuml;bbe giydirilmiş, dinsiz birka&ccedil; kom&uuml;nistin resimleri, m&uuml;ft&uuml;, imam ve din idaresi reisi gibi isimlerle teşhir ediliyor. Afganistan&#39;da, M&uuml;sl&uuml;manlara yapılan Rus zulm&uuml; ile zıt bir kom&uuml;nist propagandası. İslam dinini ve kom&uuml;nizmin i&ccedil;y&uuml;z&uuml;n&uuml; bilmeyen, bu hileye ve yalanlara &ccedil;abuk aldanır. İslam d&uuml;şmanını dost sanarak, sonsuz felakete s&uuml;r&uuml;klenir.&rdquo;</p>

<p><b>Sual: </b>Bozulan semavi dinlerin mensupları, İslam dinini de bozmak i&ccedil;in uğraşmışlar mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
End&uuml;l&uuml;s M&uuml;sl&uuml;manlarından fen ilimlerini &ouml;ğrenen Avrupalı gen&ccedil;ler, akıl ve mantık dışı olan Hıristiyanlığa karşı isyan ettiler. Hıristiyanlığa karşı yapılmış olan h&uuml;cumlar, İslamiyete karşı yapılamadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İslam dininin i&ccedil;inde akla, mantığa ve ilme ters d&uuml;şecek hi&ccedil;bir fikir ve bilgi yoktur.</p>

<p>Başta İngilizler olmak &uuml;zere, Avrupalılar, Hıristiyanlık inancını yaymak ve başka milletleri Hıristiyanlaştırmak i&ccedil;in, misyoner teşkilatları kurdular. İktisadi, ekonomik bakımdan, d&uuml;nyanın en kuvvetli teşkilatı h&acirc;line gelen, kilise ve misyoner teşkilatları, akılalmaz bir faaliyetin i&ccedil;erisine girdiler. Hıristiyanlığı, İslam memleketlerinde yayabilmek i&ccedil;in, korkun&ccedil; bir İslam d&uuml;şmanlığı başlattılar. İslam memleketlerinin her yerine Hıristiyanlığı &ouml;ven binlerce kitap, dergi ve casuslar g&ouml;ndermeye başladılar. Bug&uuml;n de, g&uuml;zel memleketimizde, durmadan, Hıristiyanlığı anlatan kitap, dergi ve broş&uuml;rler dağıtılmakta, posta ile yurt dışından adreslere g&ouml;nderilmektedir.</p>

<p>İslam &acirc;limleri, İslam dinine zıt ne kadar g&ouml;r&uuml;ş, fikir, felsefi d&uuml;ş&uuml;nce ve inan&ccedil; varsa, hepsine cevaplar vermişlerdir. Bozulan &Icirc;seviliğin yanlışlıklarını da, a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmışlardır. D&uuml;nyada rahat ve huzur i&ccedil;inde yaşamak, ahirette de sonsuz saadete kavuşmak i&ccedil;in, M&uuml;sl&uuml;man olmanın lazım olduğunu a&ccedil;ıklamışlardır.</p>

<p>Papazlar, İslam &acirc;limlerinin kitaplarına cevap verememişlerdir. İslam &acirc;limlerinin, Hıristiyanlara cevap veren, Arab&icirc; ve T&uuml;rk&ccedil;e Tuhfet-&uuml;l-er&icirc;b, İngiliz Casusunun İtir&acirc;fları, T&uuml;rk&ccedil;e Dıy&acirc;-&uuml;l-kul&ucirc;b gibi kitapları meşhurdur. Harputlu İshak Efendi&rsquo;nin hazırladığı Dıy&acirc;-&uuml;l-kul&ucirc;bu, protestan papazlarının İslamiyete karşı yazmış oldukları haksız yazılarına ve iftiralarına cevaptır. Bunun i&ccedil;in bu kitaba Cev&acirc;b Veremedi ismi verilmiştir.</p>

<p>Bug&uuml;n ellerde bulunan Kit&acirc;b-ı mukaddeste mevcut ilim, akıl ve ahlak dışı yazılar meydandadır. Buna karşılık İslam &acirc;limlerinin akla, ilme, fenne ve medeniyete ışık tutan yazıları da d&uuml;nya k&uuml;t&uuml;phanelerini doldurmaktadır. Bu hakikati g&ouml;rmemek, bilmemek, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanı i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r olamaz. Şimdi, Muhammed aleyhisselamın getirdiği İslam dininden başka din arayanlar, ahirette sonsuz azaptan kurtulamayacaklardır.</p>

<p><b>Sual: </b>Bizden &ouml;nce ve bizim zamanımızda da varlıklarını s&uuml;rd&uuml;ren bozuk fırkaların, g&ouml;r&uuml;şlerin &ccedil;ıkış zamanı, Peygamber efendimizin vefatından hemen sonra mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Daha Eshab-ı kiram zamanında, M&uuml;sl&uuml;man olduğunu s&ouml;yleyerek, Abdullah bin Sebe adını alan bir Yemen Yahudisi, M&uuml;sl&uuml;manlar arasına ilk olarak fitne, ikilik soktu. Bozuk bir &ccedil;ığır a&ccedil;tı. Resulullah efendimizin Eshabını k&ouml;t&uuml;lemeye kalkıştı. Bu Yahudinin meydana &ccedil;ıkardığı bu bozuk yola R&acirc;fiz&icirc;lik denildi. Sonraları, nice nice din d&uuml;şmanları, M&uuml;sl&uuml;man adı alarak, hatta din adamı şekline b&uuml;r&uuml;nerek, bozuk, sapık yollar meydana &ccedil;ıkardı. Milyonlarca M&uuml;sl&uuml;manın doğru yoldan ayrılmasına sebep oldular. Resulullah efendimiz, &uuml;mmetinin başına gelecek bu acıklı h&acirc;li haber vererek;</p>

<p><b>(&Uuml;mmetim yetmiş&uuml;&ccedil; fırkaya ayrılacak. Bunlardan, yetmişikisi, doğru yoldan saparak, Cehenneme gidecek. Bir fırkası, benim ve Eshabımın izinde, doğru yolda kalacaktır)</b>&nbsp;buyurdu. Doğru yolda kalan bu fırkaya Ehl-i s&uuml;nnet denildi.</p>

<p>Bu fırkalardan en eskisi ve k&ouml;t&uuml;s&uuml; olan R&acirc;fiz&icirc;lik, zaman zaman, ahmaklar ve bilhassa din cahilleri arasında yayılmakta ve din d&uuml;şmanları tarafından da koz olarak kullanılmakta, Eshab-ı kiramdan bazıları k&ouml;r&uuml;klenmektedir. Son zamanlarda bastırdıkları, eskiden Yahudi d&uuml;zmesi olan H&uuml;sniyye kitabına ve ara sıra cami kapılarında cahil halka dağıttıkları broş&uuml;rlere ve s&ouml;zlerine dikkat edilirse, kitabın s&ouml;zlerinin ve yazılarının hi&ccedil;bir ilm&icirc; temele dayanmadığı, vaka, hadise ve olayları değiştirdikleri, &acirc;yet-i kerime ve hadis-i şeriflere yanlış, bozuk mana verdikleri g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Sa&ccedil;ma sapan s&ouml;zlerine inandırmak i&ccedil;in, kıymetli birka&ccedil; kitabın ismini veriyorlar. Bunlarda da b&ouml;yle yazılı diyorlar. Fakat, bu kıymetli kitaplardan bir satır yazı g&ouml;steremiyorlar. Cahiller, bu kitapların ismini duyunca, hepsini doğru ve haklı sanıyor. Bunların bozuk ve &ccedil;&uuml;r&uuml;k iftiraları ve Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim ile ve hadis-i şerifler ile bildirdikleri doğru inanışlar, Seyyid Abd&uuml;lhak&icirc;m Arv&acirc;s&icirc; hazretlerinin Esh&acirc;b-ı kir&acirc;m risalesinde &ccedil;ok değerli vesikalarla a&ccedil;ıklanmıştır. Bu kitap, Hakikat Kitabevi tarafından basılıp yayınlanmıştır. M&uuml;sl&uuml;manlar, bu kitabı, dikkat ve insaf ile okurlarsa, işin doğrusunu anlamaları ve doğru yolu bulmaları nasip olur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>D&uuml;şmanını tanımayan dostunu bulamaz</strong></p>

<p>D&uuml;ny&acirc;yı anlayan, ondan sakınır. Ondan sakınan, nefsini tanır. Nefsini tanıyan, Rabbini bulur. Zira bir hadis-i şerifte; (Nefsini tanıyan Rabbini tanır) buyurulmuştur. D&uuml;ny&acirc;, insanı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaştıran şeyler demektir. Kadın, &ccedil;ocuk, mal, r&uuml;tbe, mevki d&uuml;ş&uuml;ncesi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutturacak kadar aşırı olursa, d&uuml;ny&acirc; olur. &Ccedil;algılar, oyunlar, f&acirc;idesiz, boş şeylerle vakit ge&ccedil;irmek, hep bunun i&ccedil;in d&uuml;ny&acirc; demektir. Hadis-i şerifte:</p>

<p>(D&uuml;ny&acirc; ile &acirc;hiret birbirinin zıddıdır, birbirine uymaz. Birini r&acirc;zı edersen, &ouml;teki g&uuml;cenir) buyurulmuştur.</p>

<p>Her insanda nefs vardır. Nefs, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın d&uuml;şmanıdır. Hep k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmak ister. Emirlere uymak istemez. Bir had&icirc;s-i kuds&icirc;de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;; (Nefslerinizi, kendinize d&uuml;şman biliniz! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, nefsleriniz, bana d&uuml;şmandırlar!) buyurmaktadır.</p>

<p>En ahmak yaratık! Mevl&acirc;n&acirc; Cel&acirc;ledd&icirc;n-i R&ucirc;m&icirc; hazretleri; &quot;Nefs, yaratıkların i&ccedil;inde en ahmak olanıdır. Hep kendi zararını ister. Onun yakasını bırakmaya gelmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şman nefstir&quot; buyurmuştur. İnsan i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şman, kendi nefsidir. Bunu d&uuml;şman bilmedik&ccedil;e, insanın kurtuluşu imkansızdır. Sehl bin Abdullah-ı T&uuml;ster&icirc; hazretleri; &quot;Her kim nefsini kendine dost edinirse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı kendine d&uuml;şman etmiş olur&quot; buyurmuştur. Bir kalbde, iki sevgi olmaz. Ya Allah&uuml; tealanın sevgisi veya O&#39;&#39;nun d&uuml;şmanlarının sevgisi vardır. Kalb, hi&ccedil; boş kalmaz. Bunun i&ccedil;in hikmet ehli; &quot;Kalbini d&uuml;şmandan boşalt! Dostu kalbe &ccedil;ağırmaya l&uuml;zum kalmaz zira dostun muhabbeti, kendiliğinden kalbe gelir&quot; demişlerdir. Seven, sevdiğinin dostlarını sever, d&uuml;şmanlarına da d&uuml;şman olur. Sevgi bunu gerektirir. Abdullah M&uuml;rteiş hazretleri; &quot;Kul, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgisini, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevmediklerine d&uuml;şman olmakla kazanır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevmedikleri ise, insanı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaştıran şeylerin hepsidir&quot; buyurmuştur. Nefs, şeytan ve k&ouml;t&uuml; arkadaş; bu &uuml;&ccedil; d&uuml;şmana karşı &ccedil;ok dikkatli ve uyanık olmak lazımdır. Zira bunlar, insanın imanını &ccedil;almak, yoketmek i&ccedil;in uğraşmaktadırlar. Din b&uuml;y&uuml;kleri; &quot;İm&acirc;nın d&uuml;şmanı d&ouml;rtt&uuml;r: Sağda k&ouml;t&uuml; arkadaş, solda nefsin hev&acirc;sı, istekleri, &ouml;nde d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olmak ve arkada ise şeyt&acirc;n, &icirc;m&acirc;nı almak dilerler. K&ouml;t&uuml; arkadaş, yalnız insanın malını, parasını &ccedil;almak, d&uuml;ny&acirc;sını almak i&ccedil;in aldatanlar değildir. Arkadaşların en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, en zararlısı insanın d&icirc;nini, &icirc;m&acirc;nını, edebini, hay&acirc;sını, ahl&acirc;kını bozmaya uğraşanlar, b&ouml;ylece d&uuml;ny&acirc;sına ve &acirc;hiretine, ebed&icirc; sa&acirc;detine saldıranlardır&quot; buyurmaktadırlar.</p>

<p>İnsanın gizli d&uuml;şmanları! İsl&acirc;m &acirc;limlerinden Ahmed Siy&acirc;h&icirc; hazretleri oğluna nasihat olarak buyuruyor ki: &quot;Ey oğul! D&uuml;ny&acirc;ya sarılmış, ona g&ouml;n&uuml;l vermiş olanlarla bulunma. Onlarla sohbet ve ber&acirc;berlik gam, keder ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; getirir. Bu, tecr&uuml;be ile s&acirc;bittir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ve yasaklarına uymayan, nefsinin arzu ve isteklerine uymuş kimselerle ber&acirc;ber olma. B&ouml;yle kimseler gizli d&uuml;şman olup, insanın y&uuml;z&uuml;ne karşı dalkavukluk yaparlar, gıyabında, arkadan ise aleyhinde bulunurlar.&quot; Nefis ve k&ouml;t&uuml; arkadaştan sonra, insan i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şman şeytandır. Bu konuda Ahmed bin &Acirc;sım Ant&acirc;k&icirc; hazretleri; &quot;En tehlikeli d&uuml;şman, sana en yakın, en gizli ve kalbi devamlı k&ouml;t&uuml; vesveseleriyle meşg&ucirc;l eden şeytandır&quot; buyurmaktadır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ibl&icirc;se, Res&ucirc;lullah efendimize giderek, soracağı b&uuml;t&uuml;n su&acirc;llere doğru cevap vermesini emretti. İbl&icirc;s yaşlı bir ihtiy&acirc;r şeklinde, Res&ucirc;lullah efendimizin huz&ucirc;runa geldi. Res&ucirc;lullah efendimiz ona;</p>

<p>-Sevmediğin ve d&uuml;şm&acirc;n olduğun kimseleri s&ouml;yle buyurunca, ibl&icirc;s;</p>

<p>-D&uuml;ny&acirc;da en sevmediğim kimse sensin ve &acirc;dil sult&acirc;nlar, tev&acirc;zu s&acirc;hibi zenginler, doğru s&ouml;zl&uuml; t&uuml;cc&acirc;rlar, ihl&acirc;s s&acirc;hibi ve ilmi ile amel eden &acirc;limler, d&icirc;n-i isl&acirc;mı yaymaya &ccedil;alışanlar, merhametli olanlar, t&ouml;vbe edenler, har&acirc;mdan ka&ccedil;ınanlar, d&acirc;im&acirc; abdestli bulunanlar, d&acirc;im&acirc; hayır ve h&acirc;sen&acirc;tta bulunanlar, g&uuml;zel huylu ve insanlara f&acirc;ideli olanlar, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mi tecv&icirc;de uygun okuyanlar ve herkes uyurken nam&acirc;z kılanlardır dedi. Res&ucirc;lullah efendimiz;</p>

<p>-D&uuml;ny&acirc;da sevdiğin, dost olduğun kimseleri s&ouml;yle buyurdu. İbl&icirc;s; -Z&acirc;lim sult&acirc;nlar, kibirli zenginler, h&acirc;in t&uuml;cc&acirc;rlar, i&ccedil;ki i&ccedil;enler, tegann&icirc; edenler, fuhuş yapanlar, yet&icirc;m malı yiyenler, nam&acirc;za ehemmiyet vermeyenler, uzun d&uuml;ny&acirc; arz&ucirc;larına s&acirc;hip olanlar, hemen &ouml;fkelenip, &ouml;fkesini yenemeyenler benim dostum, sevdiğim kimselerdir cev&acirc;bını verdi.</p>

<p>&quot;Kim sevilir, kim sevilmez&quot;&quot;</p>

<p>İbn-i Vef&acirc; hazretleri de, kendisinden nasihat isteyen bir kimseye ş&ouml;yle buyurur: &quot;D&icirc;ni d&uuml;ny&acirc; isteklerine &acirc;let eden, herkesin &icirc;m&acirc;nını bozan k&ouml;t&uuml; din adamı ibl&icirc;sten daha zararlıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, şeytan vesvese verdiği i&ccedil;in, m&uuml;min bir kimse onun d&uuml;şman olduğunu bilir. İbl&icirc;se uyduğu takdirde &acirc;s&icirc; bir kul olacağını anlar, g&uuml;n&acirc;hına derh&acirc;l t&ouml;vbe eder. K&ouml;t&uuml; din adamı ise, hak ile b&acirc;tılı karıştırarak, nefslerinin arzusuna g&ouml;re h&uuml;k&uuml;m verirler ve doğru yoldan ayrılırlar. K&ouml;t&uuml; din adamlarından Allah&#39;&#39;a sığın ve onlarla bir arada bulunmaktan sakın! S&acirc;dık, iyi ve sağlam din &acirc;limleriyle birlikte bulun.&quot; Hep hocasından nakil yapan bir z&acirc;ta; &quot;Sen hocandan ne &ouml;ğrendin?&quot; diye sual edilince; &quot;Ben hocamdan, kimi sevip, kimi sevmeyeceğimi &ouml;ğrendim&quot; cevabını vermiştir.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3759]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 01:36:29 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Emr-i marufla ilgili çeşitli sorular]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Y&ouml;neticilerin bozuk olmasında toplumun rol&uuml; var mıdır? Onları protesto i&ccedil;in eylemler yapmak uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette toplumun rol&uuml; vardır. Onlar başka yerden gelmedi ki. Y&ouml;netici, s&uuml;t&uuml;n &uuml;zerindeki kaymak gibidir. S&uuml;t nasılsa kaymağı da ona g&ouml;redir. Yani manda s&uuml;t&uuml;n&uuml;n kaymağı manda kaymağı, Deveninki deve kaymağı olur. Domuz s&uuml;t&uuml;n&uuml;n kaymağı da, domuz kaymağı olur. Demek ki, s&uuml;t ne ise kaymağı da &ouml;yle olur.<br />
<br />
Tavuktan tavuk yumurtası &ccedil;ıkar. Tavuktan deve kuşu yumurtası beklenmez. Her kaptan i&ccedil;indeki sızar. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Siz nasıl iseniz, &ouml;yle idare edilirsiniz.)</b> [Cami-us-sagir]<br />
<br />
Yani insanlar iyi ise, iyi idareciler gelir, k&ouml;t&uuml; ise k&ouml;t&uuml; idareciler gelir. Ortada bir su&ccedil; varsa toplumda aramalı. Toplum k&ouml;t&uuml; ise, k&ouml;t&uuml; idareciyi değiştirmekle iş bitmez. Gelen gideni arattırabilir. Onun i&ccedil;in d&uuml;nyadaki k&ouml;t&uuml; liderlerin toplumları da k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br />
<br />
Eylem yapmak anarşi &ccedil;ıkarmak olur. Dua ederek sabretmek gerekir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Bozuk bir işi d&uuml;zeltemezseniz, sabredin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu d&uuml;zeltir.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
Bir &acirc;yet meali de ş&ouml;yle:<br />
<b>(Ey iman edenler, sabır ve namaz ile Allah&rsquo;tan yardım isteyin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah elbette sabredenlerle beraberdir.)</b> [Bekara 153]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venmelidir. Sabreden zafere kavuşur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir kimsenin emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmaya g&uuml;c&uuml; yetse, buna hi&ccedil;bir mani de bulunmasa, bu kimsenin hakkı, doğruyu bildirmemesi g&uuml;nah olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Emr-i maruf farz-ı kifayedir. Bir yerde emr-i maruf yapılmazsa, g&uuml;c&uuml; yeten herkes mesul olur. Emr-i maruf &ccedil;ok m&uuml;himdir. Emr-i maruf yapan olmazsa, ilim yok olur. Cehalet ve sapıklık yayılır. Fitne her tarafı kaplar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Fitne ve fesat yayıldığı, m&uuml;sl&uuml;manlar aldatıldığı zaman, doğruyu bilenler, herkese anlatsın! Anlatmazsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, meleklerin ve insanların laneti onun &uuml;zerine olsun!) </b>[Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(Ortalık karışır, yalanlar yazılır, &acirc;detler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma dil uzatılırsa, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, meleklerin ve b&uuml;t&uuml;n insanların laneti, doğruyu bilip de, g&uuml;c&uuml; yettiği halde bildirmeyene olsun! Allah, b&ouml;yle &acirc;limlerin, ne farzlarını, ne de başka ibadetlerini kabul etmez.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(Bid&#39;atler yayılıp, sonra gelenler, &ouml;ncekilere lanet ettiği zaman, doğruyu bilenler herkese s&ouml;ylesin! Eğer s&ouml;ylemeyip gizlerse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın Muhammed aleyhisselama indirdiği Kur&#39;an-ı kerimi gizlemiş olur.)</b> [İbni Asakir]<br />
<br />
<b>(Bid&#39;atler zuhur edip, Eshabıma k&ouml;t&uuml; s&ouml;zler s&ouml;ylendiği zaman, doğruyu bilen, herkese s&ouml;ylesin! S&ouml;ylemezse Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; b&ouml;yle &acirc;lime lanet eder.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Bir yerde bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k zuhur edince, o k&ouml;t&uuml;l&uuml;k men edilmezse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; azabını o kavmin hepsine birden indirir.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir hayra, bir iyiliğe sebep olanın onu yapmış gibi sevap alacağını yazdınız. K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe sebep olan da onu işlemiş gibi g&uuml;nah kazanır mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, iyiliğe sebep olan o iyiliği yapmış gibi sevap kazanır. K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe sebep olan da o k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yapmış gibi g&uuml;nah kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe delalet eden (yol g&ouml;steren) onu yapan gibidir.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
İbni Mesud hazretleri, &quot;Bir g&uuml;nah işlendiğini duyduğu vakit, o g&uuml;nahın işlendiğine sevinirse, aynı g&uuml;nahı işlemiş gibi olur&quot; buyurdu. Hadis-i şerifte de <b>(Doğuda bir adam &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;r de, batıda olan buna razı olursa, onu &ouml;ld&uuml;rme g&uuml;nahına ortak olur)</b> buyuruldu. (İ. Gazali]<br />
<br />
<b>Sual:</b> &Ouml;nceleri namaz kılarken, uzun s&uuml;re namazı terk eden eski arkadaşlarımız var. &Uuml;z&uuml;l&uuml;yoruz, hi&ccedil;bir şekilde mescitte veya başka bir yerde namaz kılarken g&ouml;rm&uuml;yoruz. Bu şekilde d&uuml;ş&uuml;nmek su-i zan olur mu? Bunlarla ilişkilerimiz nasıl olmalıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Namaz kılmıyor galiba diye d&uuml;ş&uuml;nmek insanın elinde değildir. Zannını tasdik etmek ve o zanna g&ouml;re karar verip hareket etmek g&uuml;nah olur. Namaz kılmadığı kesin tespit edilince, diğer insanlar gibi ilişkimiz olur. Başka namaz kılmayan insanlarla nasıl ilişkimiz oluyorsa bunlarla da &ouml;yle olur. Tanıdık olduğu i&ccedil;in ilgilenmek elbette iyi olur. Onları &uuml;zmeyecek şekilde ilgilenmek, nasihat etmek, gazete vermek, kitap vermek, e-mail g&ouml;ndermek, ilgiyi devam ettirmek iyi olur. Laf s&ouml;ylemekle kimse kolay kolay yola gelmez. Bu nasip meselesidir. Ama e-mail falan g&ouml;nderilir. G&uuml;zel bir yazı ise, ondan etkilenebilir, siz de bu işe sebep olmuş olursunuz. Mesela namazın &ouml;nemi g&ouml;nderilebilir, namaz kılmayanlar i&ccedil;in bildirilen tehditler yazılabilir. &Ouml;zel g&ouml;ndermek yerine umuma g&ouml;nderiyormuş gibi yapılır. Maksat bir nevi gizlenmiş olur. Sitemizi de tavsiye edebilirsiniz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> &Ccedil;evremdekilere &ouml;rnek teşkil edebilmek i&ccedil;in k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml; artırmam gerekiyor. Bana bu yolda tavsiye edebileceğiniz m&uuml;stesna fikirlerinize ihtiyacım olduğunu hissediyorum ve &ouml;ğrettiklerinizin her kelimesi i&ccedil;in ayrı ayrı Allah razı olsun diyorum.<br />
<b>CEVAP</b><br />
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını okumanızı tavsiye ediyoruz. Bu kitabı okursanız yeterli dini bilgiye sahip olursunuz. Ne din d&uuml;şmanlarına aldanır, ne de din adına insanlara k&ouml;t&uuml;l&uuml;k edersiniz. Severek okumanızı tavsiye ederiz. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kıymetli eserlerinden terc&uuml;me edilerek hazırlanmış bir kitaptır. Bu kitabı internetten de okuyabilirsiniz: <b><a href="http://www.hakikatkitabevi.com">hakikatkitabevi.com</a></b><br />
<br />
<b>Sual:</b> &quot;Okuldaki arkadaşlarımdan bazıları dini konularda bilgi sahibi olmalarına rağmen yaklaşık ayda bir kere i&ccedil;ki i&ccedil;iyorlar. Namazı da uzun zamandır terk etmiş durumdalar. Ben onlara bazen nasihat ediyor bazen de kızıp bağırarak i&ccedil;ki i&ccedil;mekten ve namaz kılmamaktan vazge&ccedil;irmeye &ccedil;alışıyorum. Şimdi ben bunlarla hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;şmezsem onları iyice felaketle baş başa bırakmış mı olurum? Yoksa onları ikaz etmek maksadıyla g&ouml;r&uuml;şmeye devam etmem mi daha uygun olur? Kısaca nasıl hareket edeyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bağırıp &ccedil;ağırmakla insanlar yola gelmez. Hele aynı yaştaki akran kimseler birbirinin s&ouml;z&uuml;n&uuml; dinlemez. Yapılacak iş, onlara doğru kitap, mesela Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını vermektir. Bu kıymetli eser y&uuml;zlerce İslam &acirc;liminin kitaplarından terc&uuml;me edilip derlenerek hazırlanmıştır. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin s&ouml;zleri olduğu i&ccedil;in severek okuyana faydalı olmaktadır. Evliyanın s&ouml;z&uuml;nde rabbani tesir vardır. Nasibi olanlar, bu yazıların etkisiyle k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden uzak durabilir. Onları bu k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe k&ouml;t&uuml; arkadaşları s&uuml;r&uuml;klemektedir. K&ouml;t&uuml; arkadaşlardan uzak durmak lazımdır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Din hakkında konuşmamak mı gerekiyor? Ya siz ne yapıyorsunuz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bizim yaptığımız gibi ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin yazılarını, bildirdiklerini nakletmek din hakkında konuşmak değildir. Şu kitapta ş&ouml;yle diyor demekte mahzur yoktur. Biz sadece ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarından naklederiz. Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;z&uuml; din gibi ortaya koymayız. Bence, bana g&ouml;re b&ouml;yle demeyiz. Diyenlere de itibar etmeyiz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Dini meselelerde, insanların yanlışları olduğu zaman, onları uyarmak istiyorum; fakat bu işi devamlı yapmak da uygun olmuyor, bunun &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; onları &uuml;zmeden s&ouml;yleyebilmektir. Mesela en kolay yolu doğru kitap vermektir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> İnsanlara yanlışlarını s&ouml;ylemeli mi? S&ouml;ylemezsek iki y&uuml;zl&uuml; olur muyuz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Eğer s&ouml;ylediğimizi kabul edecekse ona yanlışlarını s&ouml;yleriz, kabul etmeyecekse s&ouml;ylemeyiz. S&ouml;ylemeyince iki y&uuml;zl&uuml; olmayız.<br />
<br />
<b>Sual:</b> M&uuml;sl&uuml;man iken dinsizlerin etkisinde kalan bazı kimseler, dine d&uuml;şman olmuşlardır. Bunlara dinimizi yeniden izah etmekte fayda var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bunlara b&uuml;y&uuml;k bir sabır ve sebat ile İslam dininin esaslarını onların anlayacağı bir tarzda telkin etmelidir! Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Rabbinin yoluna hikmet ile, g&uuml;zel &ouml;ğ&uuml;tlerle &ccedil;ağır! Onlarla en g&uuml;zel şekilde tartış! Doğrusu Rabbin, yolundan sapanları daha iyi bilir.) </b>[Nahl 125]<br />
<br />
Bildiğimiz iyi ve doğru şeyleri bilmeyenlere en g&uuml;zel tarzda &ouml;ğretmek, &uuml;zerimize farzdır, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kat&rsquo;i emridir. Bu vazifeye, <b>Emr-i maruf</b> denir. Bu bir ibadettir. İlmin zekatı, bilmeyenlere ilmi &ouml;ğretmekle &ouml;denir. Bu, &ccedil;ok hayırlı bir iştir. Dinimiz, &acirc;limin m&uuml;rekkebini, şehidin kanından efdal tutmakta, hayırlı iş g&ouml;rmeyi, nafile ibadetten &uuml;st&uuml;n saymaktadır.<br />
<br />
Hak bir s&ouml;z, g&uuml;zel bir &ouml;ğ&uuml;t kimden gelirse gelsin, g&uuml;zel karşılamalı, b&ouml;yle g&uuml;zel bir s&ouml;z&uuml; duyurduğu i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmeli, s&ouml;yleyene değil s&ouml;yletene bakmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Bir kimse dini hakkında bir &ouml;ğ&uuml;t duysa, bu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ona ihsan ettiği bir nimettir. Buna ş&uuml;kretmesi ne iyidir. Ş&uuml;kretmezse, g&uuml;nahı artar, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gazabına sebep olur.)</b> [İbni Asakir]<br />
<br />
<b>Sual:</b> İslamiyet&rsquo;in g&uuml;zel ahlakını g&ouml;stermek i&ccedil;in, k&acirc;firlere karşı da iyi huylu olmak ve onları incitmemek gerekmez mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
M&uuml;sl&uuml;manların k&acirc;firlere karşı da iyi huylu olmaları, onları incitmemeleri gerekir. B&ouml;ylece İslam dininin, iyi huylu olmayı, kardeş&ccedil;e yaşamayı, &ccedil;alışmayı emrettiği onlara da g&ouml;sterilmiş olur. B&ouml;ylece iyiliği seven insanlar, seve seve m&uuml;sl&uuml;man olurlar. Cihad etmek farzdır. Cihadı devlet topla, silahla yapacağı gibi, soğuk harp ile, propaganda, neşriyat ile de yapar. Her m&uuml;sl&uuml;man da, iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihad yapar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; cihad etmek, insanları m&uuml;sl&uuml;man yapmaya davet etmek demektir. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, k&acirc;firlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihad etmek oluyor. Cihad ise her m&uuml;sl&uuml;mana g&uuml;c&uuml; nispetinde farzdır.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Bir hadiste, <b>(Sizden her kim k&ouml;t&uuml;l&uuml;k g&ouml;r&uuml;rse onu eliyle d&uuml;zeltsin, g&uuml;c&uuml; yetmezse diliyle d&uuml;zeltsin, buna g&uuml;c&uuml; yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu imanın en zayıf derecesidir)</b> deniyor. İmanın en zayıf noktasına d&uuml;şmemek i&ccedil;in, i&ccedil;ki i&ccedil;ene, kumar oynayana, insanlara zulmedene ve başka k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri işleyene mani olmak mı gerekir? Mani olmazsak dil ile hakaret etmek mi gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bizim gibi insanların hadis-i şerifi anlaması, a&ccedil;ıklaması ve onunla amel etmesi caiz değildir. Bunu ancak ger&ccedil;ek İslam &acirc;limleri yapar. Bu hadis-i şerifi a&ccedil;ıklayan Abdulgani Nabl&uuml;si hazretleri <b>Hadika</b> isimli kitabında buyuruyor ki:<br />
(S&ouml;z ve yazı ile emr-i maruf, &acirc;limlerin vazifesidir. Kalb ile, dua ederek g&uuml;nah işleyene mani olmaya &ccedil;alışmak da her m&uuml;minin vazifesidir. El ile m&uuml;dahale ise devletin vazifesidir.) [<b>Ayrıca Hindiyye c.5, s.352, Kadıhan c.3, s.429, Bezzaziyye c.6, s.356</b>]<br />
<br />
Demek ki bizim vazifemiz, g&uuml;nah işleyenlere dua ederek mani olmaktır. Devletin işini bizim yapmaya kalkmamız caiz olmaz.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Zamanımızda en kıymetli amel nedir?<br />
<b>CEVAP<br />
İslam Ahlakı </b>kitabında deniyor ki:<br />
Zamanımızda, amellerin en efdali, yazı ile, medya yolu ile, k&acirc;firlere, mezhepsizlere cevap vermek, Ehl-i s&uuml;nnet itikadını yaymaktır. B&ouml;yle cihad edenlere, para ile, mal ile, beden ile yardım edenler de bunların kazandıkları sevaplara ortak olurlar.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Filmlerde, piyeslerde İsl&acirc;m b&uuml;y&uuml;klerini temsil etmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Talim ve isl&acirc;ma hizmet maksadı ile yapılan filmlerde caiz ise de, saygısızlığa sebep olabilecek hareketler, &ccedil;ok tehlikeli olduğu i&ccedil;in, bunun gibi şeylerden sakınmak l&acirc;zımdır.<br />
<br />
<b>Papazı temsil etmek<br />
Sual: </b>Piyeslerde, bir papazı temsil etmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Zaruretsiz caiz değildir.<br />
<br />
<b>G&uuml;naha razı olmamalı</b><br />
<b>Sual:</b> Emrim altındakiler, s&ouml;z dinlemeyip g&uuml;nah işliyorlar, g&uuml;nah işlenen yerlere gidiyorlar. Ben bir kere s&ouml;yledikten sonra, peşlerini bırakmak uygun olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Peşlerini bırakmak, izin vermek demektir. Devamlı emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmak vazifemizdir. Buna razı olmamak ve peşlerini bırakmamak gerekir. En uygunu da tavır almaktır. Bu iş b&ouml;yle gitmez diye g&ouml;zdağı vermektir.<br />
<br />
<b>Din nasihattir<br />
Sual: </b>Bir hadiste, <b>(Din nasihattir)</b> deniyor. Din, ilahi emir ve yasakların toplamı değil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu hadis-i şerif, dini tarif etmiyor, nasihatin &ouml;nemini belirtiyor. Din, nasihatle, emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmakla ayakta kalır, yani din, nasihatle devam eder demektir.<br />
<br />
<b>Emr-i marufu terk etmek</b><br />
<b>Sual: </b>Bir hadiste,<b> (Emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmayan yani iyiliği emredip, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten sakındırmayan bizden değildir)</b> deniyor. Emr-i maruf yapma imk&acirc;nımız yoksa ne yapacağız? Bizden değil demek k&acirc;fir mi demektir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Emr-i maruf yapma imk&acirc;nımız yoksa sorumlu olmayız. Ama g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde emr-i maruf yapmak i&ccedil;in &acirc;lim olmak gerekmez. Muteber bir din kitabını birine vermekle emr-i maruf yapmış oluruz. Kendimiz, kitap verecek birini bulamazsak, kitap verebilen birine (Bu kitabı birine ver!) diyebiliriz. Yahut kitabın parasını verip, <b>(Bu parayla şu kitabı al, birine ver</b>!<b>) </b>diyebiliriz. İmk&acirc;nım yok demek ge&ccedil;erli bir mazeret olmaz. Bir kimsenin bir kuruşu bile olmasa, (Bana &uuml;cretsiz kitap verirseniz, ben onları dağıtırım) diyemez mi? &Uuml;cretsiz kitap verenler vardır. &Uuml;cretsiz veren de yoksa, kitap dağıtanlara dua eder. Mesela, (Ya Rabbi, ben hizmetlere madd&icirc; ve manev&icirc; y&ouml;nden katılamıyorum. Bu işi madd&icirc; ve manev&icirc; şekilde y&uuml;r&uuml;tenlere imk&acirc;n ver!) diye dua edilmelidir. Emr-i maruf yapmak isteyene Cenab-ı Hak bir yol g&ouml;sterir.<br />
<br />
Burada, (Bizden değildir) demek, k&acirc;fir demek değildir. (Bizim yolumuza uymamış olur, bizim bildirdiğimiz emr-i marufu yapmamış olur) demektir. Eğer, madd&icirc; veya manev&icirc; şekilde emr-i maruf yapma imk&acirc;nı varken yapmamışsa, haram işlemiş olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; imk&acirc;nı olana emr-i maruf yapmak farzdır.<br />
<br />
<b>Emr-i maruf yapmak<br />
Sual: </b>Bir insanın, kendi yakınları veya komşuları a&ccedil;ık geziyorsa, bunlara emr-i maruf yapması gerekir mi? Yapmazsa imanına zararı olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette emr-i maruf yapması l&acirc;zımdır. İslam &acirc;limleri, <b>(Eğer s&ouml;z&uuml; ge&ccedil;enlere s&ouml;ylemezse imanı gider) </b>buyurmuşlardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; imk&acirc;nı olanın emr-i maruf yapması farzdır. Farza &ouml;nem vermeyen k&acirc;fir olur. Fitneye sebep olacaksa, dille s&ouml;ylemez başka yoldan ikaz etmeye &ccedil;alışır. Mesela uygun bir din kitabı hediye eder.<br />
<br />
<b>Salat-i tefriciyye<br />
Sual:</b> Bir abla emr-i maruf niyetiyle &ouml;n&uuml;ne gelene, (Sen şu zamana kadar, şu kadar salat-i tefriciyye okuyacaksın, şu kadar Yasin-i şerif okuyacaksın, şu kadar kelime-i tevhid &ccedil;ekeceksin, duası yapılacak) diyor. İstemeyerek almak zorunda kalıyoruz. &Ccedil;ok verdiği i&ccedil;in okuyamadığımız da oluyor. Emr-i vaki ile b&ouml;yle şey yapması doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette doğru olmaz. Sadece (Şunlar okunacak, isteyen istediği kadar alabilir) denir. Kimse mecbur tutulmaz. Salat-i tefriciyye duası, salevattır, okumakta mahzur olmaz, ancak kitaplarımızda aynı maksatla okunan &ccedil;ok dua var. İlla bunu okutmaya &ccedil;alışmak da doğru olmaz.<br />
<br />
<b>Hutbelerin konusu<br />
Sual: </b>Hutbelerde sağlığın &ouml;neminden, ağa&ccedil; dikmenin faziletinden ve ticarette başarının yollarından bahsediliyor. Bunların T&uuml;rkiye&rsquo;de bakanlıkları vardır. Yeteri kadar g&ouml;revlerini yapıyorlar. Hutbelerde, (Doğru iman nasıl olur? Nasıl iyi bir M&uuml;sl&uuml;man olunur?) gibi konular niye işlenmiyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sağlık, ziraat, ağa&ccedil; dikmek, &ccedil;evre temizliği ve ticaret gibi konular, dinimizin &ouml;nem verdiği konulardır. Ancak iyi k&ouml;t&uuml; bunlarla ilgilenenler var. Onun i&ccedil;in, bize daha &ccedil;ok lazım olan konuları işlemek gerekir. Mecburen T&uuml;rk&ccedil;e okunan hutbelerde, vaazlarda ve d&icirc;n&icirc; yazılarda, daha l&uuml;zumlu olan konular &uuml;zerinde durulmalı. Mesela, (Ehl-i s&uuml;nnet itikadı, gus&uuml;l, abdest, namaz, hel&acirc;l, haram, bid&rsquo;at) gibi konulardan bahsedilmelidir. İtikadı bozuk olanın ibadetleri boşa gider. Haram yiyenlerin, bid&rsquo;at işleyenlerin ibadetleri, sahih olsa da kabul olmaz.</p>

<p><strong>Sual: Bilmeyen veya yanlış yapan birine, dinin doğru olan emrini bildirmek gerekir mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Kabul edeceği zan olunan kimseye emr-i maruf yapmak, nasihat etmek, dinin emrini bildirmek vaciptir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kul hakkıdır.</p>

<p><strong>Sual: Din bilgisi olmayan kimselerin yanında, dinimizin mubah olarak bildirdiği şeyleri, ısrarlı bir şekilde yapmanın zararı olur mu?<br />
Cevap:</strong> Cahillerin s&uuml;nnet veya vacip sanacağı mubahları yapmak, tahrimen mekruhtur. Bidat hasıl olmasına sebep olur.</p>

<p><strong>&ldquo;Bu dini facirlerle de kuvvetlendirir&rdquo;<br />
Sual: M&uuml;sl&uuml;man olmadığı h&acirc;lde, Uhud harbinde M&uuml;sl&uuml;manların safında yer alıp, Mekkeli m&uuml;şriklerle harp eden olmuş mudur?<br />
Cevap: </strong>Konu ile alakalı olarak Şev&acirc;hid-&uuml;n N&uuml;b&uuml;vve kitabında deniyor ki:<br />
&ldquo;Esh&acirc;b-ı kiram arasında Kazman adında bir kimse vardı. Esh&acirc;b-ı kiram Uhud savaşına gidince, o savaşa katılmamıştı. Kadınlar &#39;senin bizden farkın yok&#39; deyince utanarak, gidip savaşa katıldı. M&uuml;şriklerle &ccedil;ok gayret g&ouml;stererek savaşıyordu. Onun bu h&acirc;lini Res&ucirc;lullah efendimize haber verdiler. <strong>(O Cehennem ehlindendir)</strong> buyurdu. Esh&acirc;b-ı kiram hayret ettiler. Kazman , o kadar savaştı ki, m&uuml;şriklerden yedi kişi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Kendisi de bir&ccedil;ok yerinden yaralandı. Esh&acirc;b-ı kiramdan bazıları onu savaş sırasında yaralı h&acirc;lde g&ouml;r&uuml;p &#39;şehitlik sana afiyet olsun ey Kazman&#39; dediler. Bunun &uuml;zerine Kazman; &#39;Yemin ederim ki ben din i&ccedil;in savaşmıyorum. Kureyş&#39;in bize galip gelerek hurma bah&ccedil;elerimizi harap etmelerinden korktuğum i&ccedil;in savaşıyorum&#39; dedi. Yaraları ona o kadar acı veriyordu ki, kılıcını g&ouml;ğs&uuml;ne dayayıp kendini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Esh&acirc;bdan bazıları onun durumunu bilmedikleri i&ccedil;in Resulullah efendimize; &#39;Kazman m&uuml;şriklerden yedi kişi &ouml;ld&uuml;rd&uuml; ve şehit oldu&#39; dediler. Resulullah efendimiz,<strong> (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; dilediğini yapar)</strong> buyurdu. Sonra Kazman&#39;ın ger&ccedil;ek h&acirc;lini a&ccedil;ıklayıp, <strong>(Şehadet ederim ki, ben Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın Resul&uuml;y&uuml;m) </strong>buyurdu. Bundan sonra Esh&acirc;b-ı kirama d&ouml;n&uuml;p; <strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bu dini facir kimselerle de elbette kuvvetlendirir)</strong> buyurdu.&rdquo;</p>

<p><strong>Habercinin vazifesi haber vermektir<br />
Sual: Yakınlarımıza, akrabalarımıza, doğru olan bilgileri anlattığımız veya kitap verdiğimiz h&acirc;lde kabul ettiremiyoruz. Bu durumda ne yapmalıdır?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri kendi kardeşi mey&acirc;n şeyh Mevd&ucirc;da yazdığı bir mektupta buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Kardeşim! D&uuml;nya hayatı &ccedil;ok kısadır. Sonsuz azaplar, buna karşılıktır. Bu zamanı, l&uuml;zumsuz, boş şeyleri ele ge&ccedil;irmekte kullanan ve b&ouml;ylece sonsuz acılara yakalanan kimseye yazıklar olsun!</p>

<p>Kardeşim, insanlar, d&uuml;nya kazan&ccedil;larını bırakıp, her yerden, karıncalar gibi, &ccedil;ekirge s&uuml;r&uuml;leri gibi yanımıza &uuml;ş&uuml;ş&uuml;yor. Siz ise, bir evden olmak şerefinin kıymetini de d&uuml;ş&uuml;nmeyerek, d&uuml;nyanın al&ccedil;ak kazan&ccedil;larına, seve seve dalmaktasınız. Onlara kavuşmak i&ccedil;in &ccedil;abalıyorsunuz. <strong>(Hay&acirc;, imandan bir par&ccedil;adır)</strong> had&icirc;s-i şeriftir.</p>

<p>Kardeşim! Allah adamlarının b&ouml;yle toplanması ve bug&uuml;n Serhend&rsquo;de nasib olan Allah i&ccedil;in toplanmalar, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya dolaşılsa, bu nimetin y&uuml;zde biri bulunmaz. Buradaki kazan&ccedil;lar ele ge&ccedil;mez. Siz, bu nimeti, boş yere elden ka&ccedil;ırdınız. &Ccedil;ocuklar gibi, kıymetli cevherleri, cam par&ccedil;aları ile değiştirdiniz.</p>

<p>Kardeşim! Bu fırsat, bir daha ele ge&ccedil;mez. Fırsat bulunsa da, b&ouml;yle toplantılar bulunamaz. O zaman, bu nimeti, nasıl ele ge&ccedil;irirsin? Elden ka&ccedil;ırılanı nereden bulabilirsin? Zararları, ne ile yerine koyabilirsin? Yanılıyorsunuz, yanlış anlıyorsunuz. Tatlı, yağlı lokmalara g&ouml;n&uuml;l kaptırmayınız! S&uuml;sl&uuml;, renkli elbiselere aldanmayınız! Bunlara d&uuml;şk&uuml;n olmanın sonu, d&uuml;nyada da, ahirette de pişman olmaktır, inlemektir. Eşin, dostların g&ouml;n&uuml;llerini yapmak i&ccedil;in, kendini belaya sokmak ve ahiretin sonsuz azaplarına atılmak, aklı olanın yapacağı iş değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, akıl versin ve gafletten uyandırsın!</p>

<p>Kardeşim! D&uuml;nyanın vefasızlığı dillerde dolaşmaktadır. D&uuml;nyaya d&uuml;şk&uuml;n olanların al&ccedil;aklıkları, cimrilikleri herkes&ccedil;e bilinmektedir. Kıymetli &ouml;mr&uuml;n&uuml;, b&ouml;yle faydasız, yalancı i&ccedil;in elden ka&ccedil;ırana yazıklar olsun! Haberciye ancak haber vermek d&uuml;şer.&rdquo;</p>

<p align="left"><strong>Sual: İsl&acirc;miyet gibi, Allahın ihsan ettiği en kıymetli nimetlerin insanın elinden &ccedil;ıkmasının sebebi veya sebepleri nedir?<br />
Cevap:</strong>&nbsp;İsl&acirc;m nimetlerinin elden &ccedil;ıkmasına sebep olanlar iki kısımdır:<br />
Birincileri, d&uuml;şmanlıklarını a&ccedil;ıklayan k&acirc;firler olup, bunlar b&uuml;t&uuml;n silahlı kuvvetleri, propaganda vasıtaları ve siyasi oyunları ile, İsl&acirc;miyeti yıkmaya uğraşıyorlar. M&uuml;sl&uuml;manlar, bunları biliyor ve onlardan &uuml;st&uuml;n olmaya &ccedil;alışıyor.</p>

<p align="left">İkinci kısım k&acirc;firler, kendilerine M&uuml;sl&uuml;man ismini ve s&uuml;s&uuml;n&uuml; verip, din adamı tanıttırıp, M&uuml;sl&uuml;manlığı, kendi akılları ile, keyiflerine uygun bir şekle &ccedil;evirmeye uğraşıyor, M&uuml;sl&uuml;manlık ismi altında, yeni, uydurma bir din kurmak istiyorlar. M&uuml;sl&uuml;manların &ccedil;oğu bu d&uuml;şmanları, bazı s&ouml;zlerinden ve İsl&acirc;miyeti yıkıcı davranışlarından seziyor ise de, &ccedil;ok kurnaz idare edildikleri i&ccedil;in, bir&ccedil;ok s&ouml;zleri reva&ccedil; bulup, M&uuml;sl&uuml;manlar arasında yerleşiyor. Bazıları da;<br />
&ldquo;Bu asırda yaşayabilmemiz i&ccedil;in, millet&ccedil;e, topluca garplılaşmalı, Batılılaşmalıyız&rdquo; diyor. Bu s&ouml;z&uuml;n iki manası vardır:<br />
Birincisi, Batılıların fende, sanatta, imar ve refah vasıtalarında bulduklarını &ouml;ğrenmek, yapmak, bunlardan istifadeye &ccedil;alışmaktır ki, bunu İsl&acirc;miyet de, zaten emretmektedir. Fen bilgilerini &ouml;ğrenmenin farz-ı kifaye olduğu, kitaplarda, vesikaları ile bildirilmiştir. Bir had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Hikmet yani fen ve sanat, m&uuml;minin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!)</strong>&nbsp;buyuruldu. Fakat bu, Batı&#39;ya uymak değil, ilmi, fenni onlarda bile arayıp almak ve onların &uuml;st&uuml;nde olmaya &ccedil;alışmaktır.</p>

<p align="left">İkinci manada Batılılaşmak ise, ecdadımızın doğru ve mukaddes yolunu bırakıp, Batı&#39;nın b&uuml;t&uuml;n &acirc;detlerini, ahlaksızlıklarını ve hepsinden daha acı olarak, dinsizliklerini alıp, camileri kilise ve eski sanat eseri şekline sokmak, M&uuml;sl&uuml;manlığa gerilik dini, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerime &ccedil;&ouml;l kanunu, puta tapmaya, ibadete m&uuml;zik karıştırmaya modern ve medeni din demek, İsl&acirc;miyeti bırakıp, Hristiyanlığa, musiki aletleri ile ibadete d&ouml;nmeye,&nbsp;<strong>Dinde reform</strong>&nbsp;ismini vermektir.</p>

<p align="left">Herkes şunu iyi bilmelidir ki, bu milletin damarlarında dolaşan asil kan, ne bug&uuml;n, ne de, onların &uuml;mitle bekledikleri g&uuml;nlerde, bu manada asla Batılılaşmayacak, dinsiz olmayacak, zındıkların yalanlarına aldanmayacaktır. Ecdadının mukaddesatını ayaklar altında &ccedil;iğnetmeyecektir!</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=609]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 02:12:18 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Mübarek gecelerle ilgili çeşitli sorular]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Peygamberin doğumunu yani Mevlid kandilini kutlamak, m&uuml;barek geceler ihdas etmek bid&rsquo;attir. Hatta bazı İslam &uuml;lkelerinde de b&ouml;yle bilinir. &Ccedil;oğunluğa uymak lazım.<br />
<b>CEVAP </b><br />
İfade tarzınız bir mezhepsizden ziyade bir misyonerin ifade tarzına &ccedil;ok benziyor. Yoksa mezhepsizler bilmeden misyonerlerin kuklaları mı oldu? Bir m&uuml;sl&uuml;man b&ouml;yle soramaz. Peygamber efendimizin... der. B&ouml;yle diyorlar, doğrusu nasıldır, gibi sorular sorar. Siz ise Peygamber, Peygamberin... diyorsunuz. İfadelerinizden o y&uuml;ce Peygambere inanmadığınız ş&uuml;phesi hasıl oluyor. Biz yine sizin m&uuml;sl&uuml;man olduğunuza inanarak, buna g&ouml;re cevap verelim.<br />
<br />
Vehhabiler ve onlara uyan diğer mezhepsiz &uuml;lkeler elbette Peygamber efendimize olan d&uuml;şmanlıklarından dolayı mevlide h&uuml;cum ederler. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın o m&uuml;barek g&uuml;nlere kıymet verdiği hadis-i şeriflerle sabit. İnsanlar hi&ccedil; kıymet vermese ne &ouml;nemi var? D&uuml;nyada m&uuml;sl&uuml;manlar &ccedil;ok azınlıktadır. M&uuml;sl&uuml;manların i&ccedil;inde tesett&uuml;rl&uuml; olanlar da azınlıktadır. Az olduğu i&ccedil;in, insanlar değer vermediği i&ccedil;in kapanmaya Allah da değer vermiyor mu demektir? &Ccedil;oğunluğa uymak lazım s&ouml;z&uuml; cahillerin uydurmasıdır. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(İnsanların &ccedil;oğuna uyarsan, seni Allah&rsquo;ın yolundan saptırırlar.)</b> [Enam 116]<br />
<br />
<b>Sual:</b> M&uuml;barek gecelerde &ouml;zel ibadetler yapmak Kur&rsquo;anın emrine aykırıdır, bid&rsquo;attir. Hatta k&uuml;f&uuml;r ve şirktir.<br />
<b>CEVAP </b><br />
Mevlid geceleri Kur&rsquo;anın emrine aykırı olarak ne yapılıyor ki? Kur&rsquo;an okunuyor, Resulullah &ouml;v&uuml;l&uuml;yor, salevat-ı şerife getiriliyor. Bunlar Kur&rsquo;anın hangi &acirc;yetine aykırıdır?<br />
<br />
Her gece mevlid okunsa yine mahzuru olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ibadet etmek, mevlid okumak, salevat getirmek yasak edilmiş değil ki. Bid&rsquo;at, dinin emretmediği şeyi ibadet olarak yapmaktır. Dinimiz, Kur&rsquo;an okumayı, mevlid gibi ilahileri okumayı bid&rsquo;at mı kabul ediyor da bid&rsquo;at damgasını basabiliyorsunuz?<br />
<br />
Mevlide bid&rsquo;at diyen sadece vehhabiler ve onların izinden giden mezhepsizlerdir. Hi&ccedil;bir ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limi m&uuml;barek gecelerde ibadet etmeye bid&rsquo;at dememiştir. Bir tane bile g&ouml;sterilemez. Peygamber efendimiz de zaten bu gecelerde ibadet etmeyi &ouml;vm&uuml;şt&uuml;r. Peygamberimize uymayı da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bildirmiştir. <b>Resul&uuml;me uyun</b> buyurmuştur. Resul&uuml;n&uuml;n emrine uymaya k&uuml;f&uuml;r ve şirk demek vehhabilikten başka bir şey değildir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Peygamber Din&rsquo;e eklenen her şey merduddur demiyor mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Siz hadis-i şeriflere de mi inanıyordunuz? Yoksa işinize gelen hadislere evet, işinize gelmeyene hayır mı diyorsunuz?<br />
<br />
Elbette dine eklenen her şey bid&rsquo;attir. Bid&rsquo;at aleyhine yazdığımız yazılar birka&ccedil; cilt olacak kadar &ccedil;oktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şerifte <b>(Her bid&rsquo;at dalalettir, sapıklıktır)</b> buyuruluyor. Biz de sapıkların, mezhepsizlerin vehhabilerin işledikleri bid&rsquo;atleri a&ccedil;ıklıyoruz. Dine aykırı olmayan şeye bid&rsquo;at denmez. Dinin haram kılmadığı şeye haram denmez. Din bir şeye haram dememişse o mubahtır. M&uuml;barek gecelerde ibadet etmeyi hangi &acirc;yet, hangi hadis yasaklamıştır? O geceler &ccedil;ok ibadet edilse ne olur ki?<br />
<br />
<b>Sual: (Allah, kullarına &ccedil;ok acıdığı i&ccedil;in, bazı gecelere kıymet vermiştir)</b> diyorsunuz. Allah acımaz. Acı, elem duymaktır, yani bir nevi zaaftır. Allah ise zaaftan m&uuml;nezzehtir. Niye b&ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yorsunuz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Demek siz dinden tamamen habersizsiniz. Bismillahirrahmanirrahim bir &acirc;yettir. Bu &acirc;yetteki <b>Rahman</b> ve <b>Rahim </b>kelimeleri esma-i h&uuml;snadandır.<br />
<b>Rahman</b>, d&uuml;nyadaki her mahluka acıyan,<br />
<b>Rahim</b>, ahirette yalnız m&uuml;minlere acıyan demektir. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<b>(Merhamet etmeyene Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; merhamet etmez, acımayana acımaz.)</b> [Buhari]<br />
<br />
Kur&rsquo;anda mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Acıyıp tevbeleri kabul eden ancak Odur. (Allah&rsquo;tır)</b> [Bekara 54]<br />
Yine esma-i h&uuml;snadan olan, <b>Rauf</b> ismi, &ccedil;ok merhamet eden, &ccedil;ok acıyan demektir. H&acirc;ş&acirc; siz Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı merhametsiz acımasız mı sanıyorsunuz, o ne bi&ccedil;im inanış ki &ouml;yle?<br />
<br />
<b>Sual:</b> Allah neyi kabul edip etmeyeceğini bize Kur&rsquo;anda bildirmiş. Kadir gecesi hari&ccedil; hangi gece Kur&rsquo;anda var? Biz m&uuml;sl&uuml;manlar i&ccedil;in her gece dua, ibadet, tevbe, istigfar var. &Ouml;yle değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; neyi kabul edip etmeyeceğini elbette Kur&rsquo;anda bildiriyor.<br />
İşte &acirc;yet-i kerime mealleri:<br />
<b>(Resul&uuml;m&uuml;n verdiğini alın, yasakladığından da sakının!)</b> [Haşr 7]<br />
<br />
<b>(O,</b> [Resul&uuml;m] <b>vahiyden başkasını s&ouml;ylemez.)</b> [Necm 3,4]<br />
<br />
<b>(Resule itaat eden, Allah&rsquo;a itaat etmiş olur.)</b> [Nisa 80]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;a ve Resul&uuml;ne karşı gelen, apa&ccedil;ık bir sapıklıktadır.)</b> [Ahzab 36]<br />
<br />
<b>(Allah ve Resul&uuml;ne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.)</b> [Nisa 13,14]<br />
<br />
<b>(İhtilaflı bir işin h&uuml;km&uuml;n&uuml; Allah&rsquo;tan</b> [Kur&rsquo;andan] <b>ve Resul&uuml;nden</b> [S&uuml;nnetten] <b>anlayın!) </b>[Nisa 59]<br />
<br />
<b>(O Peygamber, g&uuml;zel şeyleri helal, &ccedil;irkin şeyleri haram kılar.)</b> [Araf 157]<br />
<br />
<b>(Aralarında h&uuml;k&uuml;m verilmek &uuml;zere Allah&rsquo;a ve Peygambere &ccedil;ağırıldıkları vakit: &ldquo;İşittik, itaat ettik&rdquo; demek, ancak m&uuml;minlerin s&ouml;z&uuml;d&uuml;r, işte kurtuluşa erenler onlardır.)</b> [Nur 51]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;a ve Resul&uuml;ne karşı gelen, bilsin ki, Allah&rsquo;ın azabı &ccedil;ok şiddetlidir.)</b> [Enfal 13]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;a ve Resul&uuml;ne itaat edin!</b> [uymayıp] <b>y&uuml;z &ccedil;eviren</b> [k&acirc;firdir] <b>Allah da k&acirc;firleri sevmez.)</b> [Al-i İmran 32]<br />
<br />
Kur&rsquo;anda, (yalnız Kur&rsquo;ana uyun) denmiyor, (Allah&rsquo;a ve Resul&uuml;ne uyun) deniyor. Resul&uuml;n&uuml; devreden &ccedil;ıkaran, Kur&rsquo;anın a&ccedil;ıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kur&rsquo;anın ifadesi ile k&acirc;fir olur.<br />
<br />
(Her gece dua, ibadet, tevbe, istigfar var, &ouml;yle değil mi?) diyorsunuz. &Ouml;yle ise h&acirc;ş&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Kadir gecesini niye faziletli kılmıştır, niye bin aydan daha faziletli demiştir? Demek ki m&uuml;minlere ikram olsun diye bunu yapmıştır. Onu yapan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Ramazan gecelerine de Cuma gecelerine de değer vermiştir, Berat gecesine de bayram gecelerine de değer vermiştir. <b>Resul&uuml;n getirdiklerini alın, yasak ettiklerinden sakının</b> buyurmuştur. <b>Ona itaat bana itaattir</b> buyurmuştur. Peygamber efendimiz de m&uuml;barek gecelerin faziletlerini hadis-i şerifleriyle a&ccedil;ıklamıştır. Kur&rsquo;anı al, Peygamberi devre dışı bırak. Bu nasıl M&uuml;sl&uuml;manlık?<br />
<br />
<b>Sual:</b> Şu anki g&uuml;ya m&uuml;sl&uuml;manlar b&uuml;t&uuml;n yıl İslam&rsquo;dan bihaber olup b&ouml;yle gecelerde camileri doldurur. Hocalar da efsaneler &uuml;f&uuml;r&uuml;p onları hoooop Cennete bilet satar değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&uuml;t&uuml;n yıl dua etsin kim karışıyor ki? Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; hangi gece daha &ccedil;ok ibadet etmeyi yasaklıyor ki? Cuma, bayram geceleri &ccedil;ok ibadet etmeyin mi diyor da m&uuml;barek gecelerde fazla ibadet etmek bid&rsquo;at olsun?<br />
<br />
Hocalara niye h&uuml;cum ediyorsunuz? Hangi hoca efsane &uuml;f&uuml;r&uuml;yor? Bu hocalara iftira değil mi? Hocalar dini bilmiyorsa siz nereden biliyorsunuz? Cennete bilet satmak ateist tabiridir, hi&ccedil;bir hoca Cennete bilet satmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Allah&rsquo;ın o m&uuml;barek g&uuml;nlere kıymet verdiği hadis-i şeriflerle sabit diyorsunuz. Kur&rsquo;anın ruhuna aykırı hadis de olsa kabul etmem.<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu nasıl M&uuml;sl&uuml;manlık? Buna Kur&rsquo;anın ifadesiyle k&acirc;firlik denir. Dinimizde kudsi hadis diye bir şey var. S&ouml;z Allah&rsquo;ın, kelimeler Resul&uuml;n&uuml;n. Siz hadis-i kudsileri de mi ink&acirc;r ediyorsunuz? Resulullah namazı Allah&rsquo;ın vahyettiği şekilde mi kıldı, yoksa kendi mi uydurdu? Namaz nasıl kılınır, rekat sayıları nedir, vacipleri nedir, s&uuml;nnetleri nedir, mekruhları nedir, namazı bozanlar nedir? Bunlar a&ccedil;ık&ccedil;a Kur&rsquo;anda bildirilmedi. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bunların hepsini Resul&uuml;ne bildirdi. O da bize a&ccedil;ıkladı. Eğer Kur&rsquo;anı herkes anlasa idi, Peygambere l&uuml;zum kalmazdı, Allah bir kitap g&ouml;nderir alın bununla amel edin derdi.<br />
<br />
İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Nahl suresinin 44. &acirc;yetinde, <b>(İnsanlara indirdiğimi onlara beyan eyle)</b> buyuruldu. Beyan etmek, a&ccedil;ıklamak demektir. &Acirc;limler a&ccedil;ıklayabilselerdi ve Kur&#39;an-ı kerimden ahkam &ccedil;ıkarabilselerdi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Resul&uuml;ne, sana vahiy olunanları tebliğ et der, beyan etmesini emretmezdi. <b>(Mizan-&uuml;l k&uuml;bra)</b><br />
<br />
Kur&rsquo;anda yemin kefareti bildirilmiş, fakat oru&ccedil; kefareti bildirilmemiştir, onu Resulullah bildirmiştir. Resul&uuml;n&uuml;n bildirdiği her şeyi ink&acirc;r mı edeceğiz?<br />
<br />
M&uuml;barek gecelerden Kadir gecesinin fazileti Kur&rsquo;anda bildirilmiş, diğer geceleri ise Resul&uuml; bildirmiştir. Resul&uuml;n&uuml;n bildirdiklerini b&ouml;yle ink&acirc;r ederseniz ortada din mi kalır?<br />
<br />
Namazı nasıl kılacağız, orucu nasıl tutacağız, zek&acirc;tı ka&ccedil;ta ka&ccedil; vereceğiz? Bunları Resul&uuml;, Nahl suresinin 44. &acirc;yetindeki emir gereği a&ccedil;ıklamıştır. Siz Allah&rsquo;ın bu &acirc;yetine inanmazsanız ve Resul&uuml;n&uuml;n a&ccedil;ıklamasını kabul etmezseniz, Kadir gecesinden başka m&uuml;barek gece yok derseniz, Resulullahı ve Onun v&acirc;risleri olan İslam &acirc;limlerinin hepsini yalanlarsanız o zaman sizinle nasıl konuşabiliriz ki?<br />
<br />
Siz Allah Resul&uuml;n&uuml; &ouml;l&ccedil;&uuml; almıyor musunuz? Sizin &acirc;limlere itimadınız yok mu? Sizin inandığınız bir mezhep veya bir &acirc;lim var mı? A&ccedil;ık&ccedil;a konuşun. Biz istisnasız ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin hepsini kabul ediyoruz. D&ouml;rt mezhebi de hak biliyoruz. Siz neye inanıyorsunuz? &Ouml;l&ccedil;&uuml;n&uuml;z ne?<br />
<br />
Kur&rsquo;andan sizin anladığınız &ouml;l&ccedil;&uuml; oluyorsa, niye İmam-ı a&rsquo;zam hazretlerinin anladığı &ouml;l&ccedil;&uuml; olmasın?<br />
<br />
Sizin anladığınız din oluyor da, d&ouml;rt mezhep imamının anladığı niye din olmuyor?<br />
Siz kimsiniz?<br />
<br />
Reşat Halife denilen ve peygamber olduğunu a&ccedil;ıklayan bir zındık, bir 19 hurafesi buluyor ve 19 un katına uydurabilmek i&ccedil;in Tevbe suresinin son iki &acirc;yetini ink&acirc;r etme c&uuml;retini g&ouml;steriyor.<br />
<br />
Bir ateist ve bir misyoner, Kur&rsquo;an Allah kelamı değildir ve Kur&rsquo;anı Allah korumamıştır, Kur&rsquo;an değişmiştir dedi. Sonradan <b>(Biz Kur&rsquo;anı indirdik onu koruyacak olan da biziz) </b>diye bir &acirc;yet uydurmuşlardır dedi. Sahabeler Kur&rsquo;anı değiştirdi dedi.<br />
<br />
Aslında siz de bunlar gibi demek istiyorsunuz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eshab-ı kiramın ittifakla bildirdikleri hadisleri ink&acirc;r edince, onlara itimat etmeyince, onların ittifakla topladığı Kur&rsquo;ana nasıl inanırsınız ki? Misyonerin bana sorduğu soruyu soruyorum: Sahabenin Kur&rsquo;anı tam olarak topladığını bana nasıl ispat edersiniz?<br />
<br />
Eshaba itimat etmezseniz hadisleri de ink&acirc;r etmeniz doğaldır. Hadis-i kudsi diye bir şey yok diyebilirsiniz. O zaman Kur&rsquo;ana da otomatikman ş&uuml;phe ile bakmanız gerekir. Aynı insanların topladığı Kur&rsquo;ana inanıyorsunuz da hadislere niye inanmıyorsunuz? Onlar Kur&rsquo;anı bildirdikleri gibi, hadisleri de bildirdiler. Kur&rsquo;anı ink&acirc;r, tevat&uuml;r&uuml; ink&acirc;r olacağı i&ccedil;in k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r, hadislerin de tevat&uuml;r olanlarını ink&acirc;r k&uuml;f&uuml;r olur.<br />
<br />
Benim size sorum:<br />
Siz niye Resulullaha ve Onun sahabesinin bildirdiklerine inanmıyorsunuz da yalnız Kur&rsquo;an diyorsunuz? Resulullah, (Allah b&ouml;yle buyurdu) diye bir&ccedil;ok hadis bildiriyor, (bu &acirc;yet) diyor (bu da kudsi hadis) diyor. Biz onun kudsi hadis dediklerine inanmazsak, &acirc;yet dediklerine niye inanacağız ki? H&acirc;ş&acirc; kudsi hadis konusunda yalan s&ouml;ylerse, &acirc;yette de s&ouml;yler.<br />
<br />
Siz bu zihniyet ile 1400 seneden beri gelen &acirc;limleri bir kalemde sıfırlıyorsunuz. Milyonlarca hadisten inandığınız tek hadis var mı? Resulullah size g&ouml;re 23 sene hi&ccedil; konuşmadı mı? Hep sustu mu? Allah&rsquo;ın emri olan Kur&rsquo;anı a&ccedil;ıkla &acirc;yetine rağmen emrini dinlemedi mi? A&ccedil;ıkladı ise nerede bu a&ccedil;ıklamalar? Siz niye bu a&ccedil;ıklamalara inanmıyorsunuz? Ve O a&ccedil;ıklıyor ki m&uuml;barek geceler şunlardır diyor. Bunu ink&acirc;r etmekle elinize ne ge&ccedil;ecek? Resulullaha d&uuml;şmanlık yapmakla ne kazanacaksınız, siz bir misyoner misiniz, ateist misiniz? Yoksa Kur&rsquo;ana inanan insan b&ouml;yle şeyler konuşamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Kur&rsquo;anın bir&ccedil;ok &acirc;yetinde <b>Resul&uuml;me uyun, O kendiliğinden konuşmaz, Onun her s&ouml;z&uuml; vahye dayanır</b> buyuruluyor. Sizin Kur&rsquo;ana inanmadığınız pek a&ccedil;ık, inansanız Resul&uuml;nkilere de inanmanız gerekir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Allah, kullarına bildirdiğini sadece Kur&rsquo;an ile bildirir. Kur&rsquo;an dışılıklarla uğraşmamak gerekir. &Ouml;yle değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&ouml;rd&uuml;n&uuml;z işte, bakın, Allah <b>(a&ccedil;ıkla)</b> diye emrediyor, Peygamberi a&ccedil;ıklıyor, siz buna Kur&rsquo;an dışı diyorsunuz, a&ccedil;ık&ccedil;a Allah&rsquo;ın <b>a&ccedil;ıkla</b> &acirc;yetini ink&acirc;r ediyorsunuz. <b>(Resul&uuml;me uyun)</b> &acirc;yetini ink&acirc;r ediyorsunuz. Sizin gibi m&uuml;nkirlere cevap vermek yersizdir. Ancak bu mailler sitelere konacağı i&ccedil;in yazıyoruz. Yoksa Ebu Cehilin mucizeleri ink&acirc;r ettiği gibi siz de, K&uuml;t&uuml;b-i sitteyi bir kalemde Kur&rsquo;an dışılıkla su&ccedil;luyorsunuz. Bizim size s&ouml;z&uuml;m&uuml;z yoktur, bizim s&ouml;z&uuml;m&uuml;z Kur&rsquo;ana ve ona inanan insanlaradır.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Peygamberi ink&acirc;r veya aşağılama tehlikeli olduğu gibi aşırı derecede y&uuml;celtme, olduğundan &ouml;te ulaşılamayacak bir varlık gibi g&ouml;stermek de o kadar tehlikeli değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hangi m&uuml;sl&uuml;man Onu olduğundan daha daha fazla g&ouml;stermiştir ki? Onda g&ouml;r&uuml;len mucizeleri anlatmak k&uuml;f&uuml;r m&uuml;d&uuml;r? Elbette mucizeye hi&ccedil; kimse erişemez, o erişilemez insan idi, Peygamber idi. Peygambere erişilir mi? Siz Onu sıradan bir insan gibi g&ouml;r&uuml;yorsunuz. Allah&rsquo;ın izni ile bir anda yedi kat semaya gidip geldi, buna kim ulaşabilir? Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Ona &ouml;yle ulaşılamayacak vasıflar vermiş ki b&uuml;t&uuml;n Peygamberler bile gıpta ediyor ve sizin gibiler de Onu o kadar y&uuml;celtmeyin k&acirc;fir olursunuz diyor.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Ben hadisi ink&acirc;r edebilirim ama bu benim dinden &ccedil;ıkmamı gerektirmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Peygamberin ger&ccedil;ekten dediğini nerden biliyoruz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
O zaman hi&ccedil;bir hadis-i şerife inanmayın. Peki Kur&#39;ana ilave veya &ccedil;ıkarma yapılmadığını nereden biliyorsunuz? Allah&rsquo;ın dediğini ger&ccedil;ekten bilmiyorsunuz. Sahabeler ittifak etti diye kabul ediyorsunuz. Ama kimi de sizin hadis mantığını &ouml;l&ccedil;&uuml; alarak biz Kur&#39;anın tamamının yazıldığını nereden bilelim, ke&ccedil;i yemiştir, yanmıştır, yırtılmıştır diyorlar. Tevbe suresinde de eksiklik var diyorlar. Peygamberin s&ouml;ylediğini bilmiyorsunuz da Allah&rsquo;ın s&ouml;ylediğini nereden biliyorsunuz? Sahabeler derseniz hadisi de sahabeler bildirdi. Birine inanıp &ouml;tekine inanmamak akıl işi değildir.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Kur&rsquo;an varken mezhebe de l&uuml;zum yok. Hadislere değil, Kur&#39;ana uymak gerekir. B&ouml;yle değilse aksini ispat edin bakalım?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hadisler, Kur&rsquo;andan ayrı değildir. Kuran-ı kerimin a&ccedil;ıklamasıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki:<br />
<br />
<b>(Resule itaat eden, Allah&rsquo;a itaat etmiş olur.)</b> [Nisa 80]<br />
<br />
<b>(Peygamberin emrine uyun, yasak ettiklerinden sakının!)</b> [Haşr 7]<br />
<br />
<b>(İndirdiğimi insanlara a&ccedil;ıkla!)</b> [Nahl 44]<br />
<br />
&Acirc;limler de, &acirc;yetleri a&ccedil;ıklayıp Kur&#39;an-ı kerimden h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarabilselerdi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Peygamberine, (Sadece sana vahiy olunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca a&ccedil;ıklamasını emretmezdi. Resulullah, Kur&#39;an-ı kerimde, kısa ve kapalı olarak bildirilenleri a&ccedil;ıklamasaydı, Kur&#39;an-ı kerim kapalı kalırdı. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların ka&ccedil; rekat olduğu, nasıl kılınacağı, r&uuml;ku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zek&acirc;t nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hi&ccedil;bir &acirc;lim, bunları Kur&#39;an-ı kerimden bulup &ccedil;ıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz a&ccedil;ıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri a&ccedil;ıklamasaydı, s&uuml;nnet kapalı kalırdı. S&uuml;nneti, m&uuml;ctehid &acirc;limler a&ccedil;ıklamış, b&ouml;ylece mezhepler meydana &ccedil;ıkmıştır.<br />
<br />
Mezhep nedir? Bir m&uuml;ctehidin edille-i şeriyyeden elde ettiği bilgilere, o m&uuml;ctehidin mezhebi denir. Sahabelerin tamamı m&uuml;ctehid idi. Hepsinin de mezhebi vardı. Bu mezheplerden yalnız d&ouml;rd&uuml; kitaplara ge&ccedil;ip, d&uuml;nyanın her yerine yayıldı. D&ouml;rt mezhep arasında amelle ilgili farklı ictihadlar, işlerimizi kolaylaştırmaktadır. Her M&uuml;sl&uuml;man, durumuna g&ouml;re, kendisine kolay gelen mezhebi se&ccedil;er.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; dileseydi, Kur&rsquo;an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, her şey a&ccedil;ık&ccedil;a bildirilirdi. B&ouml;ylece, mezhepler hasıl olmazdı. Kıyamete kadar, d&uuml;nyanın her yerinde, her iklim ve şartta, her m&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in tek bir nizam olurdu. M&uuml;sl&uuml;manların halleri, yaşamaları g&uuml;&ccedil; olurdu.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ve Resul&uuml;, m&uuml;minlere merhamet ettikleri i&ccedil;in, bazı işlerin nasıl yapılacağı, Kur&rsquo;an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde a&ccedil;ık bildirilmedi. A&ccedil;ık&ccedil;a bildirilse idi, &ouml;ylece yapmak farz ve s&uuml;nnet olurdu. Farzı yapmayanlar g&uuml;naha girer, kıymet vermeyenler de k&acirc;fir olurdu.<br />
<br />
Bug&uuml;n d&ouml;rt mezhepten birine uymak gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Eshab-ı kiramın ve diğer m&uuml;ctehidlerin mezhepleri tam olarak bilinmiyor. D&ouml;rt mezhep, tam bilindiği ve kitapları her yere yayılmış olduğu i&ccedil;in, d&ouml;rt mezhepten birine uymak şarttır. Mezhepler rahmettir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(&Acirc;limlerin farklı ictihadları, </b>[mezheplere ayrılmaları]<b> rahmettir.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(&Acirc;limlere tabi olun!) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(&Acirc;limler, Peygamberlerin v&acirc;risidir.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Bir M&uuml;sl&uuml;man, kendi mezhebine g&ouml;re ibadet yaparken, bir meşakkat hasıl olursa, başka bir mezhebe uyarak, bu işi kolayca yapar. Mesela Şafiiler, hacda kadına dokununca abdestleri bozulur. Bunun i&ccedil;in Hanefi&rsquo;yi taklit ederek haclarını yapıyorlar. Bu apa&ccedil;ık bir rahmettir.<br />
<br />
Bazıları da, (Mezhep gereksizdir, Peygamber ve Sahabenin mezhebi mi vardı?) diyor. Bu s&ouml;z, (Kuvvet komutanı, hangi b&ouml;l&uuml;ğ&uuml;n eridir?) veya (Fizik &ouml;ğretmeni, hangi sınıfın talebesidir?) demeye benzer. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Sahabenin her biri, mezhep imamı idi. Resulullah efendimiz ise, k&acirc;inatın hocası idi.<br />
<br />
Mezhepsizler kendisini Resulullah gibi zannedip, o s&uuml;nni veya şii değildi biz de &ouml;yleyiz diyorlar. Temsilde hata olmasın, Resulullah genel kurmay başkanıdır, ondan başka ordunun başı yoktur. O hangi ordunun subayıdır denmez. Kuvvet komutanı da denmez. O onlardan da &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Mezhep imamları kuvvet komutanları gibidir. Mezhebe t&acirc;bi olanlar da diğer askerler gibidir. Bir askerin kendisini kuvvet komutanı gibi g&ouml;rmesi yani İmam-ı a&rsquo;zam gibi g&ouml;rmesi &ccedil;ok anormal bir şeydir. Yahut daha ileri giderek genel kurmay başkanı gibi g&ouml;rmesi deliliktir. Mezhepsizler de Peygamber s&uuml;nni veya şii değildi biz de &ouml;yleyiz demeleri Onunla boy &ouml;l&ccedil;&uuml;şmeye kalkmak olur. Bu d&uuml;nya işlerinde bile b&ouml;yle iken, yani bir er, genel kurmay başkanı ile mukayese bile edilmezken, nasıl olur da &ouml;zel peygamberlik verilen bir kişi ile mezhepsiz insan mukayese kabul eder?<br />
<br />
Bir de bir subay general oluncaya kadar hangi sınıfta ise onun adı ile s&ouml;ylenir. Mesela Top&ccedil;u albay, piyade y&uuml;zbaşı gibi. General olunca artık sınıfı olmaz. Sınıflar &uuml;st&uuml;d&uuml;r. Bir er veya astsubay veya subay &ccedil;ıkıp da, generalin sınıfı yok o da insan benim niye sınıfım var diyemez. Bunun gibi bir kimse de eshab-ı kiramın mezhebi yoktu, imam-ı Evzainin mezhebi ne idi diyemez. Onlar m&uuml;ctehiddir, m&uuml;ctehidin mezhebi kendi mezhebidir. Nasıl generallerin sınıfı yoksa mutlak m&uuml;ctehidlerin de mezhebi kendi mezhepleridir. Sen kalkıyor İmam-ı a&rsquo;zam ile falan değil bizzat Resulullah ile kendini mukayese etmeye kalkıyorsun o s&uuml;nni şii değil de ben de &ouml;yle olacağım diyorsun, o bize &ouml;rnek diyorsun. &Ouml;rnek alınacak kısmı var, &ouml;rnek alınamayacak kısmı var. Sen h&acirc;l&acirc; genel kurmay başkanı olmaya Resulullah ile kendini mukayese devam ediyor musun? Yoksa bir mezhebi kabul ediyor musun?<br />
<br />
(Mezhebe, hadislere uymam, sadece Kur&#39;ana uyarım) demek, (Kanunlara, t&uuml;z&uuml;klere uymam, Anayasaya uyarım) demek gibi yanlıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Anayasada her h&uuml;k&uuml;m, her ceza bildirilmemiştir. Anayasa, kanunlara havale eder. Kanunlardan da t&uuml;z&uuml;kler, y&ouml;netmelikler &ccedil;ıkmıştır. (Anayasa varken, kanuna l&uuml;zum yok) demek yanlış ise, (Kur&#39;an varken, mezhebe l&uuml;zum yok) demek, daha &ccedil;ok yanlıştır.<br />
<br />
Kanunlar, Anayasaya uygunsa, mezhepler de, Kur&#39;an-ı kerime ve hadis-i şeriflere uygundur. Hi&ccedil; kimse, (Madem, mezhep, Kur&#39;an ve s&uuml;nnetin a&ccedil;ıklamasıdır. Ben de a&ccedil;ıklar bir mezhep kurarım) diyemez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir kimsenin, (Doktor olmak, tıp kitabı, kimyager olmak i&ccedil;in de kimya kitabı okumak yeter) diyerek eline aldığı bir tıp ve kimya kitabı ile doktorluk yapmaya, ila&ccedil; imal etmeye kalkışması ne kadar yanlış ise, (Ben de Kur&#39;andan, hadisten h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarırım) demek daha yanlıştır.<br />
<br />
Evet, mezhepsizseniz a&ccedil;ık&ccedil;a s&ouml;yleyin. Siz generalliğe değil genel kurmay başkanlığına hatta ondan da ileri gitmeye &ccedil;alışıyorsunuz. Peygamberin s&uuml;nnetini bilemeyiz diyerek ona bile uymayı kabul etmiyorsunuz. 1400 senedir gelen icmaya karşısınız. &Acirc;limler d&ouml;rt mezhepte icma etmedi mi? Ben icmaya inanırım diyorsunuz arkasından ben onun icma olduğunu nereden bileyim diyorsunuz. Hadise inanırım fakat Buhari&rsquo;deki hadislerin sahih olduğunu nereden bileyim diyorsunuz. Kur&rsquo;anın da Allah&rsquo;ın kelamı olduğunu nereden bileyim diyeceksiniz bu gidişle. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &acirc;limler <b>mezhepsizlik dinsizliğe k&ouml;pr&uuml;d&uuml;r</b> buyuruyor.<br />
<br />
<b>Toplu tebrik g&ouml;ndermek<br />
Sual:</b> Bayramlarda, Kandillerde, Cuma g&uuml;nlerinde, mail grubunuzun &uuml;yelerine, toplu olarak tebrik g&ouml;nderiyorsunuz. Bizim de, herkesin mail adresini yazıp, arkadaşlarımıza, b&uuml;y&uuml;klerimize, toplu olarak tebrik g&ouml;ndermemiz uygun olmaz mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bunun iki sebebi vardır:<br />
<b>Birincisi,</b> genelde mailleri gizlemeyi bilmeyenler b&ouml;yle toplu mail g&ouml;nderiyorlar.<br />
<br />
<b>İkincisi</b> mail adresleri gizli yere yazılsa da, mail adresleri g&ouml;r&uuml;lmese de, topluca g&ouml;nderildiği belli oluyor.<br />
<br />
Bir &ouml;ğretmen talebeleri toplayıp, <b>(Hepinizin bayramını kutluyorum)</b> dese, orada diğer &ouml;ğretmenler ve m&uuml;d&uuml;r de olsa, onlarınkini de b&ouml;ylece kutlamış olsa, uygun olmaz. M&uuml;d&uuml;re, odasına gidip kutlamak gerekir. Diğer birka&ccedil; &ouml;ğretmenle de &ouml;zel olarak tebrikleşmek gerekir.<br />
<br />
B&uuml;y&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k, &acirc;mir memur, ast &uuml;st farkı g&ouml;zetmeden, herkese topluca tebrik g&ouml;ndermek uygun değildir. Bilhassa, b&uuml;y&uuml;klerimize, &ouml;zel olarak tebrik g&ouml;ndermek gerekir. Bazen g&ouml;r&uuml;yoruz, &uuml;&ccedil; kişiye tebrik g&ouml;nderiliyor, &uuml;&ccedil;&uuml; bir arada yapılıyor.<br />
<br />
Mail yazmak, o kadar zor değildir. &Uuml;&ccedil;&uuml;ne de ayrı g&ouml;nderilebilir. &Ouml;zel mail g&ouml;nderilince, muhatabımız, kendisine &ouml;zel bir değer verildiğini anlar.<br />
<br />
Biz, <b>(Dinimiz İslam) </b>mail grubumuzdaki<b> </b>&uuml;yelere, toplu olarak tebrik g&ouml;nderiyoruz; ama bunda bir zaruret vardır. On binlerce &uuml;yenin hepsine teker teker yazmak, elbette imk&acirc;nsız denecek kadar zordur. Buna rağmen, bize &ouml;zel tebrik yazan her okuyucuya istisnasız, biz de &ouml;zel cevap veriyoruz.<br />
<br />
<b>M&uuml;barek olsun demek<br />
Sual:</b> Cuma, bayram ve kandil geceleri, cuma g&uuml;nleri m&uuml;barek olduğu h&acirc;lde, ne diye (Cumanız, bayramınız ve kandiliniz m&uuml;barek olsun) deniyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&ouml;yle s&ouml;ylemek, (Bu g&uuml;nler, senin i&ccedil;in hayırlara vesile olsun, işlerin rast gitsin, iyi ibadet etmene sebep olsun, g&uuml;nahların affolsun, k&ouml;t&uuml; işlerden uzak kalmana yol a&ccedil;sın) gibi m&acirc;nalara gelen &ccedil;ok g&uuml;zel bir duadır.<br />
<br />
<b>Kandil simidi<br />
Sual: </b>Kandillerde, kandil simidi alıp ikram etmekte bir mahzur var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, mahzuru olmaz. Aksine, kandil simidi veya başka bir yiyecek, tatlı alıp ikram etmek, sevab olur.<br />
<br />
<b>Bayram geceleri hangi gecelerdir?<br />
Sual:</b> Bir hadis-i şerifte, <b>(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; g&uuml;n &ouml;lmez)</b> buyuruluyor. Bu geceler hangileridir?<br />
<b>CEVAP<br />
Seadet-i Ebediyye</b>&rsquo;de, (Ramazan Bayramı gecesi, Ramazan-ı şerif ayının son g&uuml;n&uuml;yle bayramın birinci g&uuml;n&uuml; arasındaki gecedir. Kurban Bayramı geceleri ise, Kurban Bayramı&rsquo;nın birinci, ikinci ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;nlerinden sonraki gecelerdir. Ramazan Bayramının diğer geceleri de m&uuml;barektir) deniyor. M&uuml;barek gecelerle ilgili iki hadis-i şerif:<br />
<b>(Rahmet kapıları d&ouml;rt gece a&ccedil;ılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Bu geceler: Ramazan ve Kurban Bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesidir.) </b>[İsfeh&acirc;n&icirc;]<br />
<br />
<b>(Regaib, Berat, Cuma, Ramazan ve Kurban Bayramı gecelerinde yapılan dua geri &ccedil;evrilmez.) </b>[İbni Asakir]<br />
<br />
<b>D&ouml;rt gecenin g&uuml;nd&uuml;z&uuml;<br />
Sual: </b>M&uuml;barek gecelerin g&uuml;nd&uuml;z&uuml; de, geceleri gibi kıymetli midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Genelde &ouml;yledir. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(D&ouml;rt gece, g&uuml;nd&uuml;z&uuml; gibi, d&ouml;rt g&uuml;nd&uuml;z de, gecesi gibi kıymetlidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, o g&uuml;nlerde dua edenin isteğini geri &ccedil;evirmez, onları mağfiret eder ve onları bol ihsana kavuşturur. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe, Berat ve Cuma geceleriyle g&uuml;nd&uuml;zleridir.) </b>[Deylem&icirc;]<br />
<br />
Bu d&ouml;rt gece ve g&uuml;nd&uuml;z&uuml; iyi değerlendirmelidir.</p>

<p><strong>Sual:</strong> Aşure g&uuml;n&uuml;n&uuml;n &ouml;nemi nedir ve bu g&uuml;nde neler yapılmalıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Muharrem ayının onuncu gecesi, Aş&ucirc;re gecesi, onuncu g&uuml;n&uuml; de Aş&ucirc;re g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Muharrem ayı, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimde kıymet verilen d&ouml;rt aydan biridir. Aş&ucirc;re, bu ayın en kıymetli gecesi ve g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir&ccedil;ok duaları Aş&ucirc;re g&uuml;n&uuml; kabul buyurdu. &Acirc;dem aleyhissel&acirc;mın t&ouml;vbesinin kabul olması, Nuh aleyhisselamın gemisinin tufandan kurtulması, Yunus aleyhisselamın balığın karnından &ccedil;ıkması, İbrahim aleyhisselamın Nemrud&#39;un ateşinde yanmaması, İdris aleyhisselamın diri olarak g&ouml;ğe &ccedil;ıkarılması, Yakup aleyhisselamın, oğlu Yusuf aleyhisselama kavuşması ve g&ouml;zlerindeki perdenin kalkması, Yusuf aleyhisselamın kuyudan &ccedil;ıkması, Eyyub aleyhisselamın hastalıktan kurtulması, Musa aleyhisselamın Kızıldeniz&#39;den ge&ccedil;ip, Firavun&#39;un boğulması ve İsa aleyhisselamın viladeti, doğumu ve Yahudilerin &ouml;ld&uuml;rmesinden kurtulup, diri olarak g&ouml;ğe &ccedil;ıkarılması hep Aş&ucirc;re g&uuml;n&uuml; oldu...</p>

<p>Nuh aleyhisselam gemide aşure tatlısı pişirdiği i&ccedil;in M&uuml;sl&uuml;manların Muharremin onuncu g&uuml;n&uuml; aşure pişirmesi ibadet olmaz. Muhammed aleyhisselam ve Eshab-ı kiram b&ouml;yle yapmadı. Muhammed aleyhisselamın yaptığı veya emrettiği şeyleri yapmak ibadet olur. Din kitaplarının yazmadığı, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirmediği şeyleri yapmak, sevap olmaz, g&uuml;nah olur. O g&uuml;n, herhangi bir tatlı yapmak, tanıdıklara ziyafet, fakirlere sadaka vermek s&uuml;nnettir, ibadettir.</p>

<p>Aş&ucirc;re g&uuml;n&uuml;, Ber&acirc;t ve Reg&acirc;ib geceleri, camilerde toplanarak cemaat ile namaz kılanlar, bu toplantılarla sevap kazandıklarını sanıyorlar ise de, bunlar fıkıh &acirc;limlerinin s&ouml;z birliği ile mekruh dedikleri işi işlemektedirler. Mekruhu iyi bilmek ise, b&uuml;y&uuml;k cinayetlerdendir.</p>

<p>M&uuml;barek gecelerde gecelerde ibadet etmek &ccedil;ok sevaptır. Rıy&acirc;d-un-n&acirc;sıh&icirc;n kit&acirc;bında buyuruluyor ki:</p>

<p>&ldquo;İm&acirc;m-ı Nevev&icirc; hazretleri, Ezk&acirc;r kit&acirc;bında &lsquo;gecenin oniki kısmından bir kısmını yani bir s&acirc;at kadar ihya etmek, yani okumak, namaz kılmak, dua etmek, b&uuml;t&uuml;n geceyi ihya etmek olur. Yaz ve kış geceleri i&ccedil;in hep b&ouml;yledir&rsquo; buyuruyor.&rdquo; İbni Abid&icirc;nde de b&ouml;yle olduğu bildirilmektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:</p>

<p><strong>(Aş&ucirc;re g&uuml;n&uuml;n&uuml;n orucu, bir senelik ge&ccedil;miş g&uuml;nahlara keffarettir.)</strong></p>

<p>Aş&ucirc;re g&uuml;n&uuml; oru&ccedil; tutmak isteyenler, muharremin 9. 10. veya 10. 11. yahut 9. 10. 11. g&uuml;nleri tutmalıdır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2018]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:31:47 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Doğruyu bulmanın çaresi]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Bug&uuml;n bir&ccedil;ok fırka, grup var. Hepsi doğru olan biziz, &ouml;tekiler yanlış yolda diyor. Hangisi doğru yoldadır? Bunu nasıl biliriz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
[Tirmizi&rsquo;nin bildirdiği] <b>(&Uuml;mmetim 73 fırkaya ayrılır, 72&rsquo;si Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir)</b> hadis-i şerif, 72 fırkanın Cehennemde azap g&ouml;receğini fakat, Cehennemde sonsuz kalacağını bildirmiyor. Sonsuz kalmak, imansızlar yani k&acirc;firler i&ccedil;indir. 72 fırka, Cehennemde itikadlarının bozukluğu kadar yanar. Yalnız Ehl-i s&uuml;nnet Cehennemden kurtulur. Bunlardan k&ouml;t&uuml; iş yapanların g&uuml;nahları tevbe veya şefaat ile affolunmadı ise, bunlar da g&uuml;nahları kadar Cehennemde kalırlar. <b>(3/38)</b><br />
<br />
Ehl-i s&uuml;nnet itikadına uymayan bozuk, sapık inan&ccedil;lara bid&rsquo;at ve dalalet yolları denir. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdiğine uymayan, her mana yanlıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her sapık, Kur&rsquo;ana ve hadise uyduğunu iddia eder. Kısa g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile, bunlardan yanlış manalar &ccedil;ıkarır, doğru yoldan kayar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Kur&rsquo;an-ı kerimde verilen misaller, &ccedil;ok kimseyi saptırır, &ccedil;ok kimseyi de doğru yola iletir) </b>buyurdu. (Bekara 26)<br />
<br />
Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin anladıkları manalar doğrudur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bu manaları, Eshab-ı kiramdan ve T&acirc;biinden almışlardır. Kurtuluş yolunu, yanlış yollardan ayıran onlardır. Onların hidayet ışıkları olmasaydı, bizler doğru yolu bulamazdık. İslamiyet&rsquo;i bozulmaktan koruyan onların &ccedil;alışmasıdır. Onlara uyan kurtulur. Onlara uymayan sapıtır, herkesi de sapıtmaya &ccedil;alışır. <b>(m. 286)</b><br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, <b>(Rabbim bana vahyetti ki: &ldquo;Ya Muhammed, eshabın g&ouml;kteki yıldızlar gibidir. Bazısı bazısından daha parlaktır. Onlardan birine uyan hidayet &uuml;zeredir&rdquo;) </b>buyuruldu. (Deylemi)<br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen, <b>(Her fırka, doğru yolda olduğunu zannederek sevinir)</b> buyuruldu. (Rum 32) <b>[m.80]</b><br />
<br />
Peygamber efendimiz ise, <b>(Kurtuluş fırkası, benim ve Eshabımın gittiği yolda bulunanlardır)</b> buyurdu. Resulullah efendimiz, kendini s&ouml;yledikten sonra, Eshab-ı kiramı da, s&ouml;ylemesine l&uuml;zum olmadığı halde, bunları da s&ouml;ylemesi, <b>(Eshabım benim yolumdadır, benim yolum, Eshabımın yoldur. Kurtuluş yolu, yalnız Eshabımın gittiği yoldur)</b> demektir. Ancak Eshab-ı kiramın yolunda giden Ehl-i s&uuml;nnettir.<br />
<br />
Nisa suresinin 79. &acirc;yetinde, <b>(Resule itaat, Allah&rsquo;a itaattir)</b> buyuruldu. Allah&rsquo;a itaatin, Resul&uuml;ne itaatten başka olduğunu sananlar i&ccedil;in buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;ın yolu ile, peygamberlerin yolunu birbirinden ayırmak isteyenler k&acirc;firdir.)</b> [Nisa 150,151]<br />
<br />
Resulullah efendimiz, <b>(Eshabımın yolundan gidin)</b> buyurduğu halde, Eshabın yolunda gitmeyip de, Peygambere uyduğunu s&ouml;yleyen, Ona uymuş olmaz. B&ouml;yle yol tutan kurtulamaz. M&uuml;cadele suresinin, <b>(Doğru bir şey yaptıklarını sanıyorlar. Biliniz ki, onlar yalancıdır)</b> mealindeki 18. &acirc;yeti bu gibilerin halini g&ouml;steriyor. <b>(m. 80)</b><br />
<br />
İhtilafları &ccedil;&ouml;zmek i&ccedil;in de s&uuml;nnete ihtiya&ccedil; vardır. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Anlaşamadığınız bir işin h&uuml;km&uuml;n&uuml; Allah&rsquo;tan</b> [Kur&rsquo;andan] <b>ve Resul&uuml;nden</b> [hadisten] <b>anlayın.)</b> [Nisa 59] Buradaki <b>anlayın </b>emri, &acirc;limler i&ccedil;indir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Kur&rsquo;an-ı kerimde, <b>(Bilmiyorsanız &acirc;limlere sorun) </b>buyuruluyor. (Nahl 43)<br />
<br />
Kur&rsquo;ana, S&uuml;nnete ve eshaba uyabilmek i&ccedil;in d&ouml;rt mezhepten birine uymak gerekir.<b> (Mizan-&uuml;l-k&uuml;bra)</b><br />
<br />
Seyyid Ahmed Tahtavi hazretleri buyurdu ki:<br />
Bug&uuml;n her M&uuml;sl&uuml;manın 4 mezhepten birinde bulunması vaciptir. 4 mezhepten birinde bulunmayan Ehl-i s&uuml;nnetten ayrılır. <b>(D&uuml;rr-&uuml;l-muhtar haşiyesi)</b><br />
<br />
<b>Kimlerle bulunduğumuz &ouml;nemli</b><br />
Bir&ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;r dalında bilgisi olan aydın kimseye entellekt&uuml;el denir. Bir yabancı yazar ise, entellekt&uuml;eli, ihtisas alanına girmeyen her konuda konuşan ve s&ouml;zlerinde hi&ccedil; mesuliyet hissi duymayan sorumsuz kişi olarak tarif ediyor. B&ouml;yle kimselere, entellekt&uuml;el bozuntusu veya ukala da diyorlar. Kimi de yarım aydın, &ccedil;eyrek aydın diyor. Herkes, bildiği işte, ihtisas alanına giren konuda fikir y&uuml;r&uuml;t&uuml;r. Bu normaldir. Ama dini konu olunca, bilsin bilmesin herkes, ulu orta konuşur, m&uuml;ctehid kesilir. Dini, bir şahsın fikri gibi tenkide t&acirc;bi tutuyorlar. Mesela ş&ouml;yle diyorlar:<br />
<b>(Tek kaynak Kur&rsquo;andır, herkes Kur&rsquo;andan anladığı ile amel etmeli)<br />
(Namaz T&uuml;rk&ccedil;e kılınmalı)<br />
(Tesett&uuml;r teferruattır, ilim &ouml;ğrenmek i&ccedil;in, sa&ccedil;ları a&ccedil;malı)<br />
(Ehli kitapla iman birliğimiz var, onlara yaklaşmalıyız)<br />
(Horozdan, balıktan kurban olur)</b><br />
<br />
Herkes ancak ihtisas alanında konuşmalı, her işe burnunu sokmamalı. Maalesef bu fikirleri s&ouml;yleyenler arasında ilahiyat&ccedil;ı olanlar da vardır. Onlar da, (Biz Kur&rsquo;ana g&ouml;re konuşuyoruz) diyorlar. Her grup, (Bizim yolumuz doğru) diyor. Kur&rsquo;an-ı kerimde de, <b>(Her fırka, her grup doğru yolda olduğunu sanarak, sevinmektedir)</b> buyuruluyor. Hadis-i şerifte de, bu &uuml;mmetin 73 fırkaya ayrılacağı, sadece i&ccedil;lerinden bir fırkanın doğru olduğu bildiriliyor. Bunların arasında kurtuluş fırkasının alameti de bildirilmiş, <b>(Bu fırkada olanlar, benim ve Eshabımın gittiği yolda bulunanlardır)</b> buyurulmuştur. Peygamber efendimizin, kendini s&ouml;yledikten sonra, Eshabını da s&ouml;ylemesi gerekmezken, bunları s&ouml;ylemesi; <b>(Benim yolum, Eshabımın yoludur. Kurtuluş yolu, yalnız Eshabımın gittiği yoldur)</b> demektir.<br />
<br />
Akla uyarsak doğruyu bulmak &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; olur. Her fırkadaki insan, &ldquo;Bu fırka doğru yolda&rdquo; diyor. Bu işte selim olmayan akıl &ouml;l&ccedil;&uuml; olmaz. &Ouml;l&ccedil;&uuml; olsaydı, 72 sapık fırka meydana &ccedil;ıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına g&ouml;re bu fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka meydana &ccedil;ıkar.<br />
<br />
Soracak &acirc;lim yoksa veya bir kimsenin ger&ccedil;ek &acirc;lim olup olmadığını bilmiyorsak ne yapacağız? Dinimiz, bunun da yolunu bildirmiştir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, İslamiyet&rsquo;i doğru olarak &ouml;ğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine s&ouml;z vermiştir. Rabbimiz s&ouml;z&uuml;nden d&ouml;nmez. Bunun i&ccedil;in dua etmelidir. Cenab-ı Hak ona doğru yolu g&ouml;sterir. Dua ederken, duanın şartlarını da g&ouml;zetmeli. Şartlarına uygun dua edilince, dua kabul olur. Dua kabul olunca da, doğru olan, hak olan bulunmuş olur.<br />
<br />
B&uuml;t&uuml;n kerametler bize verilse, fakat itikadımız d&uuml;zg&uuml;n değilse, halimiz haraptır. Eğer b&uuml;t&uuml;n dertler bize verilse, itikadımız doğru ise, &uuml;z&uuml;lmek gerekmez. Doğru itikad, ehl-i s&uuml;nnet itikadıdır. Felaketten kurtulmanın tek &ccedil;aresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kıtmir, k&ouml;pek iken, Eshab-ı kehf ile beraber olduğu i&ccedil;in Cennete girdi. O halde kim olduğumuz değil, kimlerle bulunduğumuz &ouml;nemlidir.<br />
<br />
<b>Şaşmaz &ouml;l&ccedil;&uuml;<br />
Sual: </b>Piyasada bir&ccedil;ok kitap, bir&ccedil;ok grup var. Bunlar i&ccedil;in ne diyebiliriz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bizim iyi veya k&ouml;t&uuml; dememizin bir kıymeti yok. Yani bir insan biz iyi deyince iyi olmaz, biz k&ouml;t&uuml; deyince k&ouml;t&uuml; olmaz. Şahıs ismi kitap ismi &ouml;nemli değil. Binlerce &acirc;lim ve kitap var. Elimizde &ouml;l&ccedil;&uuml; olursa rahat ederiz, kendimiz anlarız. &Ouml;l&ccedil;&uuml;y&uuml; <b>imam-ı Rabbani</b> hazretleri veriyor:<br />
<br />
(Bir h&uuml;km&uuml;n doğru veya yanlış olduğu Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her sapık, Kur&#39;an ve s&uuml;nnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile, bu kaynaklardan yanlış manalar &ccedil;ıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayan yanlıştır.) [<b>1/ 286</b>]<br />
<br />
Demek ki doğru olmanın &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarına uymasıdır.<br />
<br />
Yine Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri buyuruyor ki:<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, İslamiyet&rsquo;i doğru olarak &ouml;ğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine s&ouml;z verdi. Allah s&ouml;z&uuml;nden d&ouml;nmez. Bunun i&ccedil;in, <b>Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak &ouml;ğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru </b>diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu g&ouml;sterir.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın s&ouml;z&uuml;ne g&uuml;venmeli, Ona sığınmalıdır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah asla verdiği s&ouml;zden d&ouml;nmez.)</b> [Z&uuml;mer 20]<br />
<br />
Şu anda &ccedil;eşitli gruplardaki insanların da, b&ouml;yle dua etmekten &ccedil;ekinmemeleri gerekir. H&acirc;ş&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yanlış bir iş yapmaz. Belki yanlış yolda olabilirim diye d&uuml;ş&uuml;nerek, <b>Ya Rabbi hangi grup doğru yolda ise, senin rızan hangi grupta ise, bana onu nasip eyle</b> diye dua etmelidir. Eğer grubu doğru ise, duanın bir zararı olmaz. Grubu yanlış ise doğruya kavuşmuş, kurtulmuş olur. Dua etmekten &ccedil;ekinmemeli, <b>Ya Rabbi, doğru olan hangi grup ise bize onu nasip eyle</b> demelidir.<br />
<br />
<b>Allah&rsquo;a dua edince insan k&uuml;fre mi girer?<br />
Sual:</b> Fanatik gruplardan bir arkadaşa, yukarıdaki yazıyı okudum, İslam &acirc;limlerinin <b>(Ya Rabbi hangi grup doğru yolda ise, senin rızan hangi grupta ise, bana onu nasip eyle)</b> diye tavsiye ettiği duayı yapmasını s&ouml;yledim. <b>(İnsanlar, dinde &ccedil;eşitli gruplara b&ouml;l&uuml;nd&uuml;ler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir)</b> mealindeki &acirc;yet-i kerimeyi g&ouml;sterdim. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, samimi dua edene doğru yolu muhakkak g&ouml;stereceğini, buna kendisinin s&ouml;z verdiğini s&ouml;yledim.<br />
Fakat arkadaş, (Ben b&ouml;yle dua edemem, edersem, kendi inancımı, kendi yolumu, kendi rehberimi ink&acirc;r etmiş olur, k&uuml;fre girerim) dedi. Allah&rsquo;a dua edince insan k&uuml;fre mi girer?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bildirdiğiniz &acirc;yet-i kerimede, M&uuml;sl&uuml;manların &ccedil;eşitli gruplara ayrılacağı, her grubun kendisini doğru sanacağı bildiriliyor. Peygamber efendimiz de, &uuml;mmetinin 73 fırkaya ayrılacağını bildiriyor. Her grup ben doğru yoldayım diyerek, dua etmekten &ccedil;ekinirse, biri hari&ccedil; hepsi dalalete d&uuml;şm&uuml;ş olur. Dua etmekten ni&ccedil;in korkulur ki? H&acirc;ş&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yanlış iş yapmaz. M&uuml;sl&uuml;manlık mı hak, yoksa k&acirc;firlik mi hak diye bir istihare yapılmaz. Ama grubunun doğru olup olmadığı i&ccedil;in istihare yapılır ve dua edilir. B&ouml;yle bir dua etmemek ahmaklık, cahillik olur.</p>

<p><strong>Ameldeki d&ouml;rt mezhebin durumu<br />
Sual: Amelde, ibadetleri yerine getirmekte d&ouml;rt hak mezhebin, ictihadlarının farklı olmasının mesela Şafiide cemaatin Fatiha okumasının, Hanefide okumamasının sebebi, hikmeti nedir?<br />
Cevap:</strong>&nbsp;Ehl-i s&uuml;nnet alimleri, amelde hak olan d&ouml;rt mezhebin halini, ş&ouml;yle bir misal ile anlatmışlardır:<br />
&ldquo;Amelde hak olan d&ouml;rt mezhebin hali, bir şehir ahalisinin haline benzer ki, &ouml;nlerine &ccedil;ıkan bir işin nasıl yapılacağı kanunda bulunmazsa, o şehrin eşrafı, ileri gelenleri toplanıp, o işi kanunun uygun bir maddesine benzeterek yaparlar. Bazen uyuşamayıp, bazısı devletin maksadı, beldeleri tamir ve insanların rahatlığıdır der. O işi, rey ve fikirleri ile, kanunun bir maddesine benzetir. Bunlar, Hanefi mezhebine benzer. Bazıları da, devlet merkezinden gelen memurların hareketlerine bakarak, o işi, onların hareketine uydurur ve devletin maksadı, b&ouml;yle yapmaktır derler. Bunlar da, Maliki mezhebine benzer. Bazıları ise kanunun ifadesine, yazının gidişine bakarak, o işi yapma yolunu bulur. Bunlar da, Şafii mezhebi gibidir. Bir kısmı ise, kanunun başka maddelerini de toplayıp, birbiri ile karşılaştırarak, bu işi doğru yapabilmek yolunu arar. Bunlar da, Hanbeli mezhebine benzer. İşte şehrin ileri gelenlerinden her biri, bir yol bulur ve hepsi, yolunun doğru ve kanuna uygun olduğunu s&ouml;yler. Kanunun istediği ise, bu d&ouml;rt yoldan biridir. Fakat, kanundan ayrılmaları, kanunu tanımadıkları i&ccedil;in, devlete karşı gelmek i&ccedil;in olmayıp, hepsi kanuna uymak, devletin emrini yerine getirmek i&ccedil;in &ccedil;alıştıklarından, hi&ccedil;biri su&ccedil;lu g&ouml;r&uuml;lmez. Belki, b&ouml;yle uğraştıkları i&ccedil;in, beğenilir. Fakat, doğrusunu bulan daha &ccedil;ok beğenilip, m&uuml;kafat alır. D&ouml;rt mezhebin hali de b&ouml;yledir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın istediği yol, elbette birdir. D&ouml;rt mezhebin ayrıldığı bir işte, birinin doğru olması lazımdır. Fakat, her mezhep imamı, doğru yolu bulmak i&ccedil;in uğraştığından, yanılanlar da affolur. Hatta sevap kazanır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Peygamber efendimiz;<br />
<strong>(&Uuml;mmetime, yanıldığı ve unuttuğu i&ccedil;in ceza yoktur)</strong>&nbsp;buyurdu. Bu ayrılıkları bazı işlerde olup, ibadetlerin &ccedil;oğunda, yani Kur&#39;&acirc;n-ı kerimin ve had&icirc;s-i şeriflerin a&ccedil;ık olarak bildirdikleri ahkamda, h&uuml;k&uuml;mlerde ve inanılacak şeylerde, iman konusunda aralarında tam birlik bulunduğundan, birbirini k&ouml;t&uuml;lemezler.&rdquo;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dinimizi, doğru kitaplardan &ouml;ğrenmeli</strong></p>

<p>D&uuml;nyanın neresinde olursa olsun, her insana &ouml;nce l&acirc;zım olan şey, d&icirc;nini, &icirc;m&acirc;nını &ouml;ğrenmektir. Din, eskiden İsl&acirc;m &acirc;limlerinden kolayca &ouml;ğrenilirdi. Şimdi, &acirc;hir zam&acirc;n olduğu i&ccedil;in, hak&icirc;k&icirc; din &acirc;limi bulmak &ccedil;ok zorlaştı. Kendini &acirc;lim zanneden c&acirc;hiller, din adamı olarak her tarafa yayıldı. Şimdi d&icirc;ni, &icirc;m&acirc;nı doğru olarak &ouml;ğrenmek i&ccedil;in tek &ccedil;&acirc;re, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kit&acirc;plarını okumaktır. Hadis-i şerifte;</p>

<p>(İlim &ouml;ğreniniz! İlim &ouml;ğrenmek ib&acirc;dettir. İlim &ouml;ğretene ve &ouml;ğrenene cih&acirc;d sev&acirc;bı vardır. İlim &ouml;ğretmek, sadaka vermek gibidir. &Acirc;limden ilim &ouml;ğrenmek, tehecc&uuml;d nam&acirc;zı kılmak gibidir) buyuruldu.</p>

<p>DİN &Acirc;LİMİ OLMAK İ&Ccedil;İN!..</p>

<p>Din &acirc;limi olmak yani dinde s&ouml;z s&acirc;hibi olmak i&ccedil;in, ictih&acirc;d derecesine y&uuml;kselmek l&acirc;zımdır. Zamanımızda b&ouml;yle bir &acirc;lim yok gibidir. Şimdi, &acirc;lim olmayanlar, &ccedil;eşitli maksatlarla, din kitapları yazıyor, &acirc;yet-i ker&icirc;me ve had&icirc;s-i şer&icirc;flere, &ccedil;ala kalem, m&acirc;n&acirc;lar verip, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; b&ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yor, Peygamber b&ouml;yle emrediyor diyerek, İsl&acirc;miyyeti oyun h&acirc;line sokuyorlar. B&ouml;yle din kit&acirc;plarını almamalı, okumamalıdır. Din &acirc;limlerinin s&ouml;zlerini değiştirmeden yazan kit&acirc;p bulup okumak l&acirc;zımdır. B&ouml;yle din kit&acirc;bı da, yok değil ama yok gibi olmuştur. Din b&uuml;y&uuml;klerinin ismini koyarak, onlardan terc&uuml;me diyerek satılan kitapların &ccedil;oğunda, il&acirc;veler, değiştirmeler vey&acirc; &ccedil;ıkarmalar yapılmakta ve bu kit&acirc;plar da, zararlı şekle sokulmaktadır.</p>

<p>Bir odanın her tarafı raf olsa, raflarda da binlerce kitap bulunsa, bir kimse de, bu kitapların hepsini okusa, eğer bu doğru bu yanlış diyemiyorsa, bu kimse &acirc;lim değildir. İlim &ouml;ğrenmekten maksat, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu yani hakkı b&acirc;tıldan ayırmaktır. Bunu ancak ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri ve bu &acirc;limlerin kit&acirc;plarını okuyanlar yapabilir. Her ilim ve amel sahibi, hakkı b&acirc;tıldan ayıramaz. Bir kimse, kendi başına, &ccedil;eşitli kit&acirc;pları okuyarak, bir rehbere, yol g&ouml;sterene t&acirc;bi olmadan, doğruyu, yanlıştan ayıramaz.</p>

<p>Bir kit&acirc;ba g&uuml;venebilmek i&ccedil;in, yalnız ismine değil, kit&acirc;bı yazanın ismine de bakmalıdır. Vaktiyle evliy&acirc;yı kir&acirc;mdan bir z&acirc;t, derg&acirc;hında, talebelerine, sevenlerine sohbet ederken, i&ccedil;eriye bir talebesi girmiş. Talebe i&ccedil;eri girer girmez, i&ccedil;erinin havası değişmiş, değişik bir koku yayılmaya başlamış. O z&acirc;t, i&ccedil;eri yeni giren talebeyi &ccedil;ağırmış ve;</p>

<p>-Evl&acirc;dım, senin &uuml;zerinde ne var, senden leş gibi bir koku geliyor deyince, talebe;</p>

<p>-Efendim, sabah gus&uuml;l abdesti aldım, &ccedil;amaşırlarımı değiştirdim, buraya da abdestli geldim cevabını vermiş. Fakat o z&acirc;t;</p>

<p>-Evl&acirc;dım, senden gelen koku, kir kokusu değil, bu koku başka bir koku. Sen ceplerini bir boşalt, cebinde ne varsa şuraya koy buyurmuş.</p>

<p>Talebe, ceplerini boşaltırken bir tane de kit&acirc;p &ccedil;ıkarmış. Hocası hemen kit&acirc;bı alıp bakmış ve;</p>

<p>-Evl&acirc;dım, o pis koku işte bu kitaptan gelmektedir deyince talebe;</p>

<p>-Efendim, ben buraya gelirken bir arkadaşım benim dindar olduğumu bildiği i&ccedil;in bana bir din kit&acirc;bı verdi, ben de aldım cebime koydum cevabını vermiş. Bunun &uuml;zerine o z&acirc;t;</p>

<p>-Evl&acirc;dım, ş&ouml;yle yanıma gel ve kitaptaki şu isme bir bak. Kit&acirc;bı yazan bu şahıs, bid&acirc;t ehli bir kimsedir. Bunun kokusu, b&uuml;t&uuml;n kit&acirc;bı değil, hepimizi perişan etmektedir. Evet, kit&acirc;bın i&ccedil;indeki yazılar doğru olabilir, ama ondan gelen koku, bizi &ouml;ld&uuml;rmek, itik&acirc;dımızı bozmak i&ccedil;in yeter. &Ccedil;abuk bunu dışarıya bırak, b&ouml;yle bozuk kitapları okuyanlar zehirlenir buyurmuş.</p>

<p>KALP TEMİZLENMEZSE!..</p>

<p>Netice olarak, midemizi doyurmak i&ccedil;in gıd&acirc;nın temizini aradığımız gibi, kalbimizi doyurmak i&ccedil;in de, dinimizi &ouml;ğreten kitapların iyisini, doğrusunu aramalıyız. Pis borudan şif&acirc; gelmeyeceğini Din B&uuml;y&uuml;kleri buyurmuştur. Dolayısıyla kitap okumaktan esas maks&acirc;t, kalbi temizlemektir. Buna il&acirc;veten, kendimize l&acirc;zım olan şeyleri de &ouml;ğrenmektir. Kalb temizlenmezse, &ouml;ğrenilecek ilim, bilgi, insana zarar verir. Bu sebepten dolayıdır ki, her kitap okunmaz. Okunacak din kit&acirc;bı, nakli esas almalıdır. Ayrıca kitapta, doğru bilgilerin olmasının yanı sıra, bu kit&acirc;bı hazırlayanın da, itik&acirc;dının d&uuml;zg&uuml;n ve kendisinin de s&acirc;lih kimse olması l&acirc;zımdır...</p>

<p><strong>Sual: Din diye, sadece Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; tarafından g&ouml;nderilenlere mi denir, insanların uydurduklarına da din denir mi?<br />
Cevap:</strong>&nbsp;<strong>Din</strong>, insanları saadet-i ebediyyeye g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; tarafından g&ouml;sterilen yol demektir. Din ismi altında insanların uydurduğu eğri yollara din denmez, dinsizlik ve k&acirc;firlik denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &Acirc;dem aleyhisselamdan beri, her bin senede, bir Peygamber vasıtası ile, insanlara bir din g&ouml;ndermiştir. Bu Peygamberlere&nbsp;<strong>Res&uuml;l</strong>&nbsp;denir. Her asırda, en temiz bir insanı Peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Res&uuml;llere tabi olan bu Peygamberlere de,&nbsp;<strong>Nebi</strong>&nbsp;denir.</p>

<p><strong>İtikadı bozuk olan, cehenneme gider<br />
Sual: İtikadında, iman ve inanışında bozukluk olanlar, cehennemde sonsuz olarak mı kalırlar?<br />
Cevap:</strong>&nbsp;M&uuml;sl&uuml;manların 73 fırkaya ayrılacakları Peygamber Efendimiz tarafından haber verilmiştir. Nitekim had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Ben&icirc; İsrail yetmişiki millete ayrıldı. Benim &uuml;mmetim de yetmiş&uuml;&ccedil; millete ayrılacaktır. Bunlardan yetmişikisi cehenneme gidecek, yalnız biri kurtulacaktır. Bunlar, benim ve Esh&acirc;bımın yolunda olanlardır)</strong>&nbsp;buyuruldu.</p>

<p>İsrail oğulları, Yahudiler, dinde yetmişiki fırkaya ayrıldı, M&uuml;sl&uuml;manlar da, dinde yetmiş&uuml;&ccedil; fırkaya yani &ccedil;ok fırkalara ayrılacaktır. Bunların hi&ccedil;biri k&acirc;fir değil ise de, cehennemde uzun zaman kalacaklardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp;<strong>&ldquo;Yalnız benim ve Esh&acirc;bımın itikadında olan ve bizim gibi ibadet eden fırka Cehenneme girmeyecektir&rdquo;</strong>&nbsp;buyurulmuştur.</p>

<p>İtikat bilgilerinde ictihad ederken, Res&ucirc;lullah Efendimizin ve Esh&acirc;b-ı kiramın itikatlarından ayrılan din &acirc;limleri, dinde zaruri ve s&ouml;z birliği ile bilinen itikattan ayrılırlarsa, k&acirc;fir olurlar. Bunlara&nbsp;<strong>M&uuml;lhid</strong>&nbsp;denir. Bunların m&uuml;şrik oldukları, Bahrde ve Hindiyyede yazılıdır. Zaruri ve s&ouml;z birliği ile bildirilmemiş olan itikattan ayrılırlarsa, k&acirc;fir olmazlar, itikatta bidat sahibi olurlar. Bunlara&nbsp;<strong>Ehl-i kıble</strong>&nbsp;de denir.</p>

<p>Amel ve ibadet bilgilerinde ictihad ederken de, zaruri ve s&ouml;z birliği ile bilinen ibadetlere inanmayan k&acirc;fir olur. Fakat, zaruri ve s&ouml;z birliği ile bildirilmemiş olan ibadetlerden ayrılan &acirc;limler, eğer m&uuml;ctehid iseler, sevap kazanırlar. M&uuml;ctehid değilseler, amelde bidat sahibi, mezhepsiz olurlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;ctehid olmayanın ictihad etmesi caiz değildir. Bunun, bir m&uuml;ctehidin mezhebini taklit etmesi lazımdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(L&acirc; il&acirc;he illallah diyen kimseye, g&uuml;nah işlediği i&ccedil;in k&acirc;fir demeyiniz! Buna k&acirc;fir diyenin kendisi k&acirc;fir olur)</strong>&nbsp;buyuruldu.</p>

<p>İtikadı bozuk olmadığı i&ccedil;in, cehenneme girmeyecek olan kimse, yaptığı g&uuml;nahlar sebebi ile cehenneme girebilir. Eğer salih yani g&uuml;nahına tevbe etmiş yahut af veya şefaate kavuşursa, cehenneme hi&ccedil; girmez. Zaruri olarak yani cahillerin de bildiği ve s&ouml;z birliği ile bildirilmiş olan bir inanışı veya bir işi ink&acirc;r eden, k&acirc;fir ve m&uuml;rted olacağı i&ccedil;in, l&acirc; il&acirc;he illallah dese ve her ibadeti yapsa, her g&uuml;nahtan da sakınsa bile, buna l&acirc; il&acirc;he illallah ehli ve ehl-i kıble denmez.</p>

<p><strong>İnsanlığa hizmet i&ccedil;in &ccedil;alışmak<br />
Sual: Zamanımızda, insanlara ve insanlığa faydalı olmak i&ccedil;in &ccedil;eşitli hizmet yolları vardır. Bu hizmet yolları i&ccedil;inde, insanlara faydalı olan hizmetin en &ouml;nemlisi nedir?<br />
Cevap:</strong>&nbsp;Herkes, insanlığa hizmet etmenin en şerefli vazife olduğunu ve bunun i&ccedil;in &ccedil;alıştığını s&ouml;yler. Kendi keyfi, zevki ve para kazanmak i&ccedil;in olan &ccedil;alışmalarını, didinmelerini, bu hizmet maskesi ile &ouml;rtenler pek &ccedil;oktur. İnsanlara hizmet, onları d&uuml;nyada ve ahirette rahata, huzura kavuşturmak demektir. Bunun da tek yolu, tek başarıcısı, insanları yaratan, yetiştiren, merhameti ve ihsanı sonsuz bol olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;sterdiği, saadet yolu yani İsl&acirc;miyettir. O h&acirc;lde, insanlığa hizmet, İsl&acirc;ma hizmet ile olur. İsl&acirc;ma hizmet, insanlığa hizmettir. İnsanlığa d&uuml;şman olanlar, İsl&acirc;miyeti yok etmeye &ccedil;alışmıştır. Saldırmalarının en tesirlisi, M&uuml;sl&uuml;manları aldatmak, i&ccedil;eriden yıkmak olmuştur. Onları b&ouml;lm&uuml;şler, birbirine d&uuml;şman etmişler, dinsizlerin pen&ccedil;esine d&uuml;şmelerine sebep olmuşlardır. İsl&acirc;miyete h&uuml;cum edenlerin başında, İngilizler ve casusları gelmektedir. Res&ucirc;lullah efendimiz, M&uuml;sl&uuml;manların başına gelecek bu felaketleri haber vermiş ve;<br />
<strong>(&Uuml;mmetim yetmiş &uuml;&ccedil; fırkaya ayrılacak. Bunlardan yalnız, benim ve Esh&acirc;bımın izinde giden bir fırkası, Cehennemden kurtulacak)&nbsp;</strong>buyurmuştur. Bug&uuml;n, Cehenneme gidecek olan yetmiş iki fırkadan &ccedil;oğu kalmadı. Şimdi, yery&uuml;z&uuml;ndeki y&uuml;z milyonlarca M&uuml;sl&uuml;man, yalnız S&uuml;nni ile Şii ve Vehhabi denilen &uuml;&ccedil; fırkadır. Bug&uuml;n, M&uuml;sl&uuml;manların bu &uuml;&ccedil; fırkası birbirleri ile uyuşmazsa, el ele vermezse, birbirlerini k&ouml;t&uuml;lerlerse, İsl&acirc;mın d&uuml;şmanları yalanlarla, iftiralarla, İsl&acirc;mı bozacak, M&uuml;sl&uuml;manları par&ccedil;alayacak, gen&ccedil;leri aldatacak, dinden &ccedil;ıkaracaklardır. İnsanları bu facialardan kurtarmak, ancak İsl&acirc;ma hizmet ile, İsl&acirc;mı kurtarmakla olur. Bug&uuml;n Avrupa&rsquo;da, Amerika&rsquo;da insan haklarına malik olan h&uuml;r milletlerde bulunan bir kimse, bilerek veya bilmeyerek, İsl&acirc;miyete uyduğu kadar, rahata, huzura kavuşmaktadır. Bu hakikatlere inanmak ve uyanmak i&ccedil;in, zalimlerin pen&ccedil;esine d&uuml;şm&uuml;ş M&uuml;sl&uuml;manların ibretlik h&acirc;line bakmak yeterli olmaktadır.</p>

<p><strong>Ehl-i s&uuml;nnetin itikatta imamı<br />
Sual: Rusya&rsquo;da bulunan İtikat imamlarından Muhammed Maturidi hazretlerinin kabrini, İhlas Holding Yahudilerden satın alarak mı yaptırdı?<br />
Cevap:&nbsp;</strong>İmam-ı a&#39;zam Ebu Hanife hazretleri fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metotlar koyduğu gibi, Resulullah efendimizin ve Esh&acirc;b-ı kiramın bildirdiği itikat, iman bilgilerini de topladı ve y&uuml;zlerce talebesine bildirdi. Talebesinden, ilm-i kel&acirc;m yani iman bilgileri m&uuml;tehassısları yetişti. Bunlardan imam-ı Muhammed Şeyb&acirc;ni hazretlerinin yetiştirdiklerinden, Eb&ucirc; Bekr-i C&uuml;rc&acirc;n&icirc; meşhur oldu. Bunun talebesinden de, Eb&ucirc; Nasr-ı İy&acirc;d, kel&acirc;m ilminde, Eb&ucirc; Mens&ucirc;r-i M&acirc;t&uuml;r&icirc;d&icirc;yi yetişdirdi. Eb&ucirc; Mens&ucirc;r hazretleri, İmam-ı a&#39;zamdan gelen kelam bilgilerini kitaplara yazdı. Yoldan sapmış olanlarla &ccedil;arpışarak, Ehl-i s&uuml;nnet itikadını kuvvetlendirdi. Her tarafa yaydı. Miladi 944 senesinde, Semerkant&rsquo;ta vefat etti. Kabrini, bir Yahudi Ruslardan satın alarak, eğlence yeri yapmıştı. İhl&acirc;s Holding şirketi, bu &ccedil;irkin h&acirc;li g&ouml;r&uuml;nce, miladi 1996 senesinde, burasını Yahudi&#39;den 30.000 dolara satın alarak kıymetli h&acirc;le getirmiştir. Bu b&uuml;y&uuml;k &acirc;lim ile Eb&uuml;l-Hasen-i Eş&#39;ar&icirc; hazretlerine, Ehl-i s&uuml;nnetin itikatta mezhep imamları denir.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=362]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 06:37:07 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Enver Abi'nin Ardından]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">#audio-list {
		text-align:left;
		list-style:none;
		margin:0;
		padding:0;
	}
	#audio-list li {
		font-family:Arial;
		font-size: 18px;
		display: flex;
		flex-direction: row;
		justify-content: space-between;
		margin: 15px 0;
		background: #ffffff;
		padding: 15px 20px;
		box-shadow: 1px 1px 5px #666666;
		border-radius:10px;
		font-weight:bold;
		align-items:center;
	}
	#audio-list li.text {
		font-family:Arial;
		font-size: 18px;
		display: flex;
		flex-direction: row;
		justify-content: space-between;
		margin: 15px 0;
		background: transparent !important;
		padding: 0;
		box-shadow: none;
		border-radius:10px;
		font-weight:normal;
		align-items:center;
		color:#000000;
	}
	#audio-list li:hover {
		background: #ffffff;
	}
	#audio-list li > div.ea-title {
		display: block;
		max-width: 60%;
	}
	#audio-list li > div.ea-audio {
		width: 38%;
	}
	@media (max-width: 767px) {
		#audio-list li {
			flex-direction: column;
		}
		#audio-list li > a {
			max-width: 100%;
			margin-bottom: 10px;
		}
		#audio-list li > div.ea-title,
		#audio-list li > div.ea-audio {
			width: 100%; max-width:100%;
		}
		#audio-list li > div.ea-title {
			margin-bottom:10px;
		}
		
	}
</style>
<ul id="audio-list">
	<li class="text">
	<p>Enver Abi&#39;nin Ardından belgeselini dinleyebilirsiniz.</p>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">1- Enver Abi&#39;nin Ardından Belgeseli</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45667-1" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abinin_Ardindan.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li class="text">
	<p>Enver Abi&#39;nin (Rahmetullahi aleyh) vefatlarının sene-i devriyesi vesilesi ile yapılan Huzura Doğru programı.</p>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">2- Huzura Doğru Enver Abi &Ouml;zel B&ouml;l&uuml;m&uuml;</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45659-2" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Huzura_Dogru_Enver_Abi_Ozel_Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li class="text">
	<p>Enver Abi&#39;nin (Rahmetullahi aleyh) vefatlarının ikinci sene-i devriyesinden TGRT HABER TV&rsquo;de yayınlanan programın Osman &Uuml;nl&uuml; Hocamızın katıldığı b&ouml;l&uuml;m.</p>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">3- Enver Abi&#39;nin Anısına TGRT HABER</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46819-3" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_Anisina.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li class="text">
	<p>ENVER AĞABEY&#39;İM İlahi</p>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">4- İsmail Sert - ENVER AĞABEY&#39;İM</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46211-5" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Ismail_Sert_Enver_Agabeyim.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li class="text">
	<p>Enver Abi&#39;nin (rahmetullahi aleyh) vefatlarının sene-i devriyesi vesilesi ile yapılan G&ouml;n&uuml;l Pınarı programı.</p>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">5- G&ouml;n&uuml;l Pınarı - Enver Abi 1. B&ouml;l&uuml;m (20.02.2014) [01:27:13 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45658-6" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Gonul_Pinari_Enver_Abi_1.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">6- G&ouml;n&uuml;l Pınarı - Enver Abi 2. B&ouml;l&uuml;m (20.02.2014) [27:03 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45660-4" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Gonul_Pinari_Enver_Abi_1.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">7- G&ouml;n&uuml;l Pınarı - Enver Abi 3. B&ouml;l&uuml;m (20.02.2014) [35:51 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45661-7" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Gonul_Pinari_Enver_Abi_3.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li class="text">
	<p>Enver Abi&#39;nin (rahmetullahi aleyh) vefatlarından sonra Osman &Uuml;nl&uuml; Hocamızın dinleyicilerin suallerine cevap verirken Enver Abilerden bahsettikleri b&ouml;l&uuml;mler.</p>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 001. B&ouml;l&uuml;m (23.02.2013) [43:41 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45570-8" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_01.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 002. B&ouml;l&uuml;m (25.02.2013) [15:00 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45569-9" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_02.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 003. B&ouml;l&uuml;m (26.02.2013) [07:02 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45568-10" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_03.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 004. B&ouml;l&uuml;m (27.02.2013) [09:50 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45567-11" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_04.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 005. B&ouml;l&uuml;m (27.02.2013) [02:00 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45566-12" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_05.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 006. B&ouml;l&uuml;m (28.02.2013) [12:15 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45565-13" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_06.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 007. B&ouml;l&uuml;m (02.03.2013) [19:56 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45564-14" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_07.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 008. B&ouml;l&uuml;m (13.03.2013) [05:31 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45563-15" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_08.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 009. B&ouml;l&uuml;m (19.03.2013) [04:23 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45562-16" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_09.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 010. B&ouml;l&uuml;m (21.03.2013) [07:21 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45561-17" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_10.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 011. B&ouml;l&uuml;m (02.04.2013) [18:58 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45666-18" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_11.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 012. B&ouml;l&uuml;m (07.04.2013) [08:06 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45665-19" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_12.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 013. B&ouml;l&uuml;m (07.04.2013) [08:42 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45664-20" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_13.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 014. B&ouml;l&uuml;m (17.04.2013) [11:39 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45663-21" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_14.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 015. B&ouml;l&uuml;m (22.04.2013) [16:31 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45662-22" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_15.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 016. B&ouml;l&uuml;m (07.05.2013) [01:22 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45669-23" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_16.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 017. B&ouml;l&uuml;m (15.05.2013) [09:20 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45916-24" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_17.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 018. B&ouml;l&uuml;m (16.05.2013) [03:36 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45917-25" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_18.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 019. B&ouml;l&uuml;m (17.05.2013) [09:29 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45918-26" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_19.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 020. B&ouml;l&uuml;m (17.05.2013) [01:30 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45919-27" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_20.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 021. B&ouml;l&uuml;m (20.05.2013) [01:17 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45920-28" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_21.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 022. B&ouml;l&uuml;m (22.05.2013) [08:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45921-29" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_22.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 023. B&ouml;l&uuml;m (24.05.2013) [02:28 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45922-30" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_23.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 024. B&ouml;l&uuml;m (28.05.2013) [04:39 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45923-1" preload="none" style="width: 100%;"><source audio="" mpeg="" src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_24.Bolum.mp3 type=" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 025. B&ouml;l&uuml;m (31.05.2013) [01:04 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45924-2" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_25.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 026. B&ouml;l&uuml;m (01.06.2013) [02:31 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45925-3" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_26.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 027. B&ouml;l&uuml;m (05.06.2013) [02:35 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45926-4" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_27.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 028. B&ouml;l&uuml;m (06.06.2013) [03:00 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45927-5" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_28.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 029. B&ouml;l&uuml;m (06.06.2013) [02:10 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45928-6" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_29.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 030. B&ouml;l&uuml;m (21.06.2013) [00:56 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45929-7" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_30.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 031. B&ouml;l&uuml;m (22.06.2013) [04:15 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46129-8" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_31.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 032. B&ouml;l&uuml;m (03.07.2013) [03:04 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46130-9" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_32.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 033. B&ouml;l&uuml;m (04.07.2013) [09:29 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46131-10" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_33.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 034. B&ouml;l&uuml;m (18.07.2013) [04:33 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46132-11" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_34.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 035. B&ouml;l&uuml;m (27.07.2013) [06:20 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46133-12" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_35.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 036. B&ouml;l&uuml;m (30.07.2013) [11:54 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46134-13" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_36.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 037. B&ouml;l&uuml;m (01.08.2013) [03:38 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46135-14" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_37.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 038. B&ouml;l&uuml;m (17.08.2013) [14:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46136-15" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_38.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 039. B&ouml;l&uuml;m (17.08.2013) [01:32 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46137-16" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_39.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 040. B&ouml;l&uuml;m (19.08.2013) [06:48 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46138-17" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_40.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 041. B&ouml;l&uuml;m (03.09.2013) [02:15 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46139-18" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_41.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 042. B&ouml;l&uuml;m (05.09.2013) [02:33 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46140-19" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_42.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 043. B&ouml;l&uuml;m (10.09.2013) [03:00 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46141-20" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_43.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 044. B&ouml;l&uuml;m (10.09.2013) [00:53 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46142-21" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_44.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 045. B&ouml;l&uuml;m (16.09.2013) [10:45 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46143-22" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_45.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 046. B&ouml;l&uuml;m (18.09.2013) [04:11 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46144-23" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_46.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 047. B&ouml;l&uuml;m (19.09.2013) [08:26 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46145-24" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_47.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 048. B&ouml;l&uuml;m (21.09.2013) [08:09 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46146-25" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_48.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 049. B&ouml;l&uuml;m (21.09.2013) [05:52 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46147-26" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_49.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 050. B&ouml;l&uuml;m (24.09.2013) [03:22 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46148-27" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_50.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 051. B&ouml;l&uuml;m (27.09.2013) [09:43 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46149-28" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_51.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 052. B&ouml;l&uuml;m (27.09.2013) [08:21 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46150-29" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_52.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 053. B&ouml;l&uuml;m (27.09.2013) [01:31 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46151-30" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_53.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 054. B&ouml;l&uuml;m (05.10.2013) [05:58 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46152-1" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_54.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 055. B&ouml;l&uuml;m (10.10.2013) [05:57 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46153-2" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_55.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 056. B&ouml;l&uuml;m (11.10.2013) [01:26 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46155-3" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_56.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 057. B&ouml;l&uuml;m (14.10.2013) [02:51 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46156-4" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_57.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 058. B&ouml;l&uuml;m (18.10.2013) [03:15 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46157-5" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_58.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 059. B&ouml;l&uuml;m (21.10.2013) [08:54 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-44243-6" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_59.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 060. B&ouml;l&uuml;m (24.10.2013) [03:02 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46158-7" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_60.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 061. B&ouml;l&uuml;m (24.10.2013) [10:22 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46159-8" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_61.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 062. B&ouml;l&uuml;m (26.10.2013) [03:09 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46160-9" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_62.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 063. B&ouml;l&uuml;m (28.10.2013) [05:02 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46162-10" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_63.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 064. B&ouml;l&uuml;m (29.10.2013) [02:34 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46164-11" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_64.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 065. B&ouml;l&uuml;m (31.10.2013) [05:06 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46165-12" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_65.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 066. B&ouml;l&uuml;m (01.11.2013) [13:12 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45549-13" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_66.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 067. B&ouml;l&uuml;m (01.11.2013) [01:39 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46187-14" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_67.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 068. B&ouml;l&uuml;m (03.11.2013) [06:14 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46188-15" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_68.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 069. B&ouml;l&uuml;m (04.11.2013) [04:45 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46189-16" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_69.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 070. B&ouml;l&uuml;m (05.11.2013) [11:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46190-17" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_70.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 071. B&ouml;l&uuml;m (06.11.2013) [18:16 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46191-18" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_71.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 072. B&ouml;l&uuml;m (07.11.2013) [01:32 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46192-19" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_72.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 073. B&ouml;l&uuml;m (09.11.2013) [05:16 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46193-20" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_73.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 074. B&ouml;l&uuml;m (23.11.2013) [07:08 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46194-21" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_74.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 075. B&ouml;l&uuml;m (27.11.2013) [03:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46195-22" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_75.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 076. B&ouml;l&uuml;m (28.11.2013) [03:07 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46196-23" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_76.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 077. B&ouml;l&uuml;m (03.12.2013) [00:52 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46197-24" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_77.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 078. B&ouml;l&uuml;m (09.12.2013) [04:19 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46198-25" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_78.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 079. B&ouml;l&uuml;m (11.12.2013) [01:53 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46199-26" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_79.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 080. B&ouml;l&uuml;m (21.12.2013) [04:19 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46200-27" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_80.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 081. B&ouml;l&uuml;m (24.12.2013) [04:26 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46201-28" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_81.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 082. B&ouml;l&uuml;m (04.01.2014) [01:24 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46202-29" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_82.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 083. B&ouml;l&uuml;m (07.01.2014) [03:59 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46203-30" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_83.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 084. B&ouml;l&uuml;m (08.01.2014) [01:17 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46204-1" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_84.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 085. B&ouml;l&uuml;m (09.01.2014) [00:21 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46205-2" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_85.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 086. B&ouml;l&uuml;m (10.01.2014) [01:22 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46206-3" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_86.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 087. B&ouml;l&uuml;m (11.01.2014) [03:16 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46207-4" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_87.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 088. B&ouml;l&uuml;m (13.01.2014) [01:42 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46208-5" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_88.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 089. B&ouml;l&uuml;m (17.01.2014) [01:31 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46209-6" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_89.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 090. B&ouml;l&uuml;m (28.01.2014) [07:02 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46210-7" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_90.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 091. B&ouml;l&uuml;m (06.02.2014) [01:34 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46212-8" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_91.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 092. B&ouml;l&uuml;m (07.02.2014) [02:06 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46213-9" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_92.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 093. B&ouml;l&uuml;m (08.02.2014) [01:00 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46214-10" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_93.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 094. B&ouml;l&uuml;m (10.02.2014) [15:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45550-11" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_94.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 095. B&ouml;l&uuml;m (12.02.2014) [04:38 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46215-12" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_95.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 096. B&ouml;l&uuml;m (12.02.2014) [01:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46216-13" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_96.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 097. B&ouml;l&uuml;m (15.02.2014) [10:40 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46217-14" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_97.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 098. B&ouml;l&uuml;m (17.02.2014) [04:47 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46218-15" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_98.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 099. B&ouml;l&uuml;m (22.02.2014) [26:00 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46219-16" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_99.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 100. B&ouml;l&uuml;m (22.02.2014) [01:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46220-17" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_100.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 101. B&ouml;l&uuml;m (24.02.2014) [03:27 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46221-18" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_101.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 102. B&ouml;l&uuml;m (25.02.2014) [04:20 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46222-19" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_102.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 103. B&ouml;l&uuml;m (27.02.2014) [02:50 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46223-20" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_103.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 104. B&ouml;l&uuml;m (04.03.2014) [03:02 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46224-21" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_104.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 105. B&ouml;l&uuml;m (05.03.2014) [01:14 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46225-22" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_105.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 106. B&ouml;l&uuml;m (05.03.2014) [00:42 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46226-23" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_106.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 107. B&ouml;l&uuml;m (11.03.2014) [01:18 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46227-24" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_107.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 108. B&ouml;l&uuml;m (16.03.2014) [04:59 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46228-25" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_108.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 109. B&ouml;l&uuml;m (31.03.2014) [10:07 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46229-26" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_109.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 110. B&ouml;l&uuml;m (03.04.2014) [03:18 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46778-27" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_110.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 111. B&ouml;l&uuml;m (07.04.2014) [00:56 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-45514-28" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_111.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 112. B&ouml;l&uuml;m (07.04.2014) [06:41 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46779-29" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_112.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 113. B&ouml;l&uuml;m (08.04.2014) [06:02 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46780-30" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_113.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 114. B&ouml;l&uuml;m (09.04.2014) [06:20 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46781-1" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_114.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 115. B&ouml;l&uuml;m (17.04.2014) [03:23 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46782-2" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_115.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 116. B&ouml;l&uuml;m (19.04.2014) [12:09 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46783-3" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_116.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 117. B&ouml;l&uuml;m (23.04.2014) [11:43 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46784-4" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_117.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 118. B&ouml;l&uuml;m (07.05.2014) [00:49 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46785-5" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_118.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 119. B&ouml;l&uuml;m (08.05.2014) [00:49 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46786-6" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_119.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 120. B&ouml;l&uuml;m (17.05.2014) [03:21 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46787-7" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_120.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 121. B&ouml;l&uuml;m (24.05.2014) [01:16 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46788-8" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_121.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 122. B&ouml;l&uuml;m (11.06.2014) [16:52 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46789-9" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_122.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 123. B&ouml;l&uuml;m (16.06.2014) [02:33 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46790-10" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_123.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 124. B&ouml;l&uuml;m (17.06.2014) [00:51 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46791-11" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_124.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 125. B&ouml;l&uuml;m (20.06.2014) [02:51 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46792-12" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_125.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 126. B&ouml;l&uuml;m (24.06.2014) [04:55 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46793-13" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_126.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 127. B&ouml;l&uuml;m (08.07.2014) [04:22 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46794-14" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_127.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 128. B&ouml;l&uuml;m (11.07.2014) [03:09 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46795-15" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_128.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 129. B&ouml;l&uuml;m (18.07.2014) [01:40 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46796-16" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_129.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 130. B&ouml;l&uuml;m (26.07.2014) [03:13 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46797-17" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_130.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 131. B&ouml;l&uuml;m (07.08.2014) [01:01 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46798-18" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_131.%20bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 132. B&ouml;l&uuml;m (09.08.2014) [09:43 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46799-19" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_132.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 133. B&ouml;l&uuml;m (10.08.2014) [02:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46800-20" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_133.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 134. B&ouml;l&uuml;m (11.08.2014) [00:20 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46801-21" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_134.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 135. B&ouml;l&uuml;m (13.08.2014) [09:44 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46802-22" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_135.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 136. B&ouml;l&uuml;m (14.08.2014) [05:28 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46803-23" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_136.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 137. B&ouml;l&uuml;m (23.08.2014) [02:17 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46804-24" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_137.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 138. B&ouml;l&uuml;m (26.08.2014) [09:11 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46805-25" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_138.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 139. B&ouml;l&uuml;m (28.08.2014) [04:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46806-26" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_139.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 140. B&ouml;l&uuml;m (30.08.2014) [00:48 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46807-27" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_140.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 141. B&ouml;l&uuml;m (01.09.2014) [08:33 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46808-28" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_141.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 142. B&ouml;l&uuml;m (02.09.2014) [01:19 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46809-29" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_142.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 143. B&ouml;l&uuml;m (08.09.2014) [03:25 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46810-30" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_143.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 144. B&ouml;l&uuml;m (09.09.2014) [01:45 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46811-1" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_144.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 145. B&ouml;l&uuml;m (13.09.2014) [07:23 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46812-2" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_145.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 146. B&ouml;l&uuml;m (15.09.2014) [06:34 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46813-3" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_146.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 147. B&ouml;l&uuml;m (19.09.2014) [01:34 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46814-4" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_147.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 148. B&ouml;l&uuml;m (20.09.2014) [06:33 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46815-5" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_148.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 149. B&ouml;l&uuml;m (22.09.2014) [02:34 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46816-6" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_149.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 150. B&ouml;l&uuml;m (25.09.2014) [02:13 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46817-7" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_150.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 151. B&ouml;l&uuml;m (26.09.2014) [04:43 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46818-8" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_151.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 152. B&ouml;l&uuml;m (07.10.2014) [04:05 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46820-9" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_152.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 153. B&ouml;l&uuml;m (09.10.2014) [03:28 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46821-10" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_153.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 154. B&ouml;l&uuml;m (10.10.2014) [02:04 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46822-11" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_154.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 155. B&ouml;l&uuml;m (10.10.2014) [03:18 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46823-12" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_155.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 156. B&ouml;l&uuml;m (11.10.2014) [02:08 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46824-13" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_156.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
	<li>
	<div class="ea-title">Enver Abi 157. B&ouml;l&uuml;m (11.10.2014) [05:36 dk.]</div>

	<div class="ea-audio">
	<audio class="wp-audio-shortcode" controls="controls" id="audio-46825-14" preload="none" style="width: 100%;"><source src="https://dinimizislam.com/download/Ses/Enver_Abinin_Ardindan/Enver_Abi_157.Bolum.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
	</div>
	</li>
</ul>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14956]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 20:45:28 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Ömür, ecel değişir mi?]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Ecel değişebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Şeyh-&uuml;l-İslam Ahmed bin S&uuml;leyman bin Kemal paşa buyuruyor ki:<br />
Rad suresindeki, <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, dilediğini siler. Dilediğini değiştirmez. &Uuml;mm-&uuml;l-kitab, Ondadır)</b> mealindeki &acirc;yette, levh-i mahfuz bildirilmektedir. &Uuml;mm-&uuml;l kitab, ezeli olan kelam-ı İlahinin ismidir. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başka, kimse bilmez. Hi&ccedil; yok olmaz. Levh-i mahfuzda değişiklik olur. İnsanın, işine g&ouml;re, &ouml;mr&uuml; ve rızkı değişir. İyiler k&ouml;t&uuml;, k&ouml;t&uuml;ler iyi olarak değiştirilebilir. B&ouml;ylece biri &ouml;l&uuml;m&uuml;ne yakın, iyi işler yapıp, son nefeste iman ile gider. Bir başkası k&ouml;t&uuml; amel işler, imansız gider. Bunun i&ccedil;in, Resulullah efendimiz her zaman, <b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/037.jpg " target="_blank">(Allah&uuml;mme, ya mukallibelkulub, sebbit kalbi, ala dinik)</a></b><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3924#mukallib"> </a>duasını okurdu. Hadis-i kudside, <b>(İnsanların kalbi Rahmanın kudretindedir. Kalbleri, dilediği gibi &ccedil;evirir) </b>buyurulmuştur. Yani, Celal ve Cemal sıfatları ile, k&ouml;t&uuml;ye ve iyiye &ccedil;evirir. Levh-i mahfuza, kıyamete kadar gelecek insanların iyileri, <b>said</b> olarak, k&ouml;t&uuml;leri de, <b>şaki</b> olarak yazıldı.<br />
<br />
Kader değişmez. Kaza, kadere uygun olarak meydana gelir. Kaza, her g&uuml;n &ccedil;ok değişip, sonunda kadere uygun olunca, yaratılır. Kaza-i muallak şeklinde yaratılacağı yazılmış olan bir şey, kulun iyi ameli ile değişip yaratılmaz. İmam-ı Gazali hazretleri, (Kaza-i muallak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir) buyurdu. Hadis-i şerifte, <b>(Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur)</b> buyuruldu. [Taberani]<br />
<br />
Duanın belayı &ouml;nlemesi de kaza ve kaderdendir. Kalkan oka, şemsiye yağmura siper olduğu gibi, dua da belaya siper olur. Bir hadis-i şerifte, <b>(Kaza-i muallakı, hi&ccedil;bir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve &ouml;mr&uuml;, yalnız ihsan, iyilik arttırır)</b> buyuruldu. [Hakim]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takdirinin, yani kaderin, Levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise, yani, o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmiş ise, dua eder, kabul olunca, belayı &ouml;nler. <b>(Ecel-i kaza)</b>&rsquo;yı da, iyilik etmek geciktirir. Fakat, <b>(Ecel-i m&uuml;semma)</b> değişmez.<br />
<br />
Ecel-i kazaya bir misal verelim:<br />
Bir kimse, eğer iyi iş yapar, yahut sadaka verir, hac ederse &ouml;mr&uuml; 60 yıl, bunları yapmazsa 40 yıl takdir edilmişse, vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez. Birinin 3 g&uuml;n &ouml;mr&uuml; kalmış iken akrabasını, Allah rızası i&ccedil;in ziyaret etmesi ile, &ouml;mr&uuml; 30 yıla uzar. 30 yıl &ouml;mr&uuml; olan da, akrabasını terk ettiği i&ccedil;in, &ouml;mr&uuml; 3 g&uuml;ne iner.<br />
<br />
Takdir, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve &ouml;m&uuml;rlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır ki, buna kaza-i muallak denir. <b>(L&uuml;bab-&uuml;t-te&#39;vil)</b><br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaderi [ezeldeki ilmi] nasıl ise, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur.<br />
<br />
Hazret-i &Ouml;mer yaralanınca, Ka&#39;b&uuml;l-ahbar, &ldquo;&Ouml;mer daha yaşamak isteseydi, dua ederdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun duası elbette kabul olur&rdquo; buyurdu. İşitenler şaşırıp, &ldquo;<b>(Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden &ouml;nce gelmez)</b> mealindeki &acirc;yet-i kerimeye ne dersin&rdquo; denilince, buyurdu ki: &ldquo;Evet, ecel hazır olunca, gecikmez. Fakat, ecel hasıl olmadan &ouml;nce, sadaka ile, dua ile, iyi amel ile, &ouml;m&uuml;r uzar. Fatır suresinde, <b>(Herkesin &ouml;mr&uuml; ve &ouml;m&uuml;rlerin kısalması yazılıdır)</b> buyuruluyor.&rdquo;) <b>[Levh-i Mahfuz ve &Uuml;mm-&uuml;l-kitab] </b><br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(B&uuml;t&uuml;n hayvanların ecelleri, tesbihlerine bağlıdır. Tesbihleri bitince, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onların ruhunu kabzeder.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Her şeyin belli bir eceli vardır.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>Emali</b>&#39;deki, (&Ouml;ld&uuml;r&uuml;len kişinin eceli, o anda, &ouml;mr&uuml; ortadan kesilmiş değildir) ifadesini Ahmed Asım efendi ş&ouml;yle a&ccedil;ıklamaktadır:<br />
<b>(&Ouml;ld&uuml;r&uuml;len kimsenin </b>[ve intihar edenin] <b>o anda eceli gelmiştir. &Ouml;mr&uuml; ortadan kesilmemiştir. Herkesin eceli bir tanedir.)</b><br />
<br />
&Ouml;ld&uuml;r&uuml;len kimse, eceli geldiği i&ccedil;in &ouml;l&uuml;r; fakat bunu &ouml;ld&uuml;ren de, cezasını g&ouml;r&uuml;r. İntihar eden de eceli geldiği i&ccedil;in &ouml;l&uuml;r. Herkes, eceli gelince &ouml;l&uuml;r. Araf suresi 34. &acirc;yetinde mealen, <b>(Ecelleri gelince, onu azıcık ileri-geri alamazlar) </b>buyuruldu. Kişi doğmadan &ouml;nce, ne kadar yaşayacağı takdir edilmiştir. Kişi, nerede &ouml;l&uuml;r, tevbe ile mi ve tevbesiz mi, hangi hastalıktan, iman ile mi, imansız mı gider, hepsi levh-i mahfuza yazılmıştır. <b>(Miftah-&uuml;l-cenne)</b><br />
<br />
<b>Eceli gelen &ouml;l&uuml;r<br />
Sual:</b> Bir kimse, başka birini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde, &ouml;ld&uuml;rmeseydi o h&acirc;l&acirc; hayatta olurdu veya başka bir sebeple &ouml;l&uuml;rd&uuml; diye d&uuml;ş&uuml;nmek doğru olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İkisi de yanlıştır. Katilin, kendi arzusuyla, o kimseyi, ne maksatla ve nasıl &ouml;ld&uuml;receğini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ezeli ilmi ile bildiği i&ccedil;in, kaderini o şekilde yaratmıştır. Bu, değişikliğe uğramaz. Bir de, Allah &ouml;yle yazdığı i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;rd&uuml; demek de yanlış olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bildiği i&ccedil;in, olacak şeyi kaderine yazmıştır. Seyyid Abd&uuml;lhakim Arvasi hazretleri, <b>(Kader, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ezeli ilmi ile bilmesidir. Zorla yaptırması demek değildir) </b>buyuruyor.<br />
<br />
<b>Kaderi değiştirmek<br />
Sual: </b>(Trafik kazasında &ouml;lmek, intihar etmek veya makineye bağlı hastanın hortumunu &ccedil;ekmek, nefesler sayılı olduğu i&ccedil;in, kaderi değiştirmek olur. İntihar etmeseydi, kazaya kurban gitmeseydi, hortumu &ccedil;ekilmeseydi daha &ccedil;ok yaşardı) deniyor. İnsan, kaderini değiştirebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İntihar etmek ve hastanın hortumunu &ccedil;ekmek caiz değilse de, kaderi değiştirmekle alakası yoktur. Kader, insanların nasıl yaşayıp nasıl &ouml;leceğini, Cennete veya Cehenneme gideceğini, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bilmesi demektir. Demek ki kader, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir, zorla yaptırması değildir. Kaza ise, kaderde bulunan şeyleri, zamanı gelince yaratmasıdır. Muteber din kitaplarındaki bilgiler ş&ouml;yledir:<br />
Eceli gelmeden kimse &ouml;lmez. Her t&uuml;rl&uuml; &ouml;l&uuml;m, eceli gelerek, kaderiyle &ouml;lmektir. Yani intihar eden veya &ouml;ld&uuml;r&uuml;lenin &ouml;mr&uuml; ortadan kesilmiş olmaz. O anda eceli gelmiştir, yani &ouml;mr&uuml; biterek &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r. Her insanın bir tek eceli vardır.<br />
<br />
İnsan yaptığı işleri kendi yaratmıyor. İrade-i c&uuml;ziyye ile yapılan işlerin yaratıcısı yani hayrın ve şerrin yaratıcısı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Hayrın ve şerrin Allah&rsquo;tan olduğunu ink&acirc;r etmek, (İntihar eden takdir-i ilahiyi değiştirir) demek k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, onun intihar edeceğini elbette bilir. <b>(Yaratan hi&ccedil; bilmez mi?)</b> buyuruyor. Allah&rsquo;ın verdiği &ouml;mr&uuml; kimse değiştiremez. Birka&ccedil; &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah&#39;ın takdir ettiği ecel </b>[&ouml;l&uuml;m]<b> gelince artık o ertelenmez.) </b>[Nuh 4]<br />
<br />
<b>(Sizi yaratan, sonra &ouml;l&uuml;m zamanını takdir eden ancak Odur.)</b> [Enam 2]<br />
<br />
<b>(Her &uuml;mmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) </b>[Araf 34]<br />
<br />
Demek ki, <b>(İntihar etmeseydi, kazaya kurban gitmeseydi, hortumu &ccedil;ekilmeseydi daha &ccedil;ok yaşardı) </b>demek yanlış olur.<br />
<br />
<b>İla&ccedil; kullanmak ve ecel<br />
Sual:</b> İla&ccedil; almak, dua okumak, ameliyat olmak &ouml;l&uuml;me mani olur mu? İnsanın &ouml;mr&uuml;n&uuml;n uzamasına sebep olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İla&ccedil; almak, &acirc;yet-i kerime ve dua okumak, &uuml;flemek ve yanında taşımak, insanın &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzatmaz, &ouml;l&uuml;me mani olmaz. Eceli geciktirmez. &Ouml;mr&uuml; olanın dertlerini, ağrılarını giderip, sıhhatli, rahat ve neşeli yaşamasına sebep olurlar. Kalb nakli ve beyin, b&ouml;brek, ciğer gibi ameliyatlar, aşılar, serumlar, &ouml;l&uuml;me mani olmaz. &Ouml;mr&uuml; olanlara faydalı olur. Eceli gelen &ccedil;ok kimsenin ameliyat esnasında &ouml;ld&uuml;klerini bilmeyen yoktur.<br />
<br />
<b>Ecel ve rızık</b><br />
<b>Sual: </b>Rızık ve ecel değişir mi? Mesela define bulan kimsenin rızkı artmış mı olur? İntihar eden veya vurularak &ouml;ld&uuml;r&uuml;len, eceliyle &ouml;lmemiş mi olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, ecel de, rızık da değişmez. Bunlar ezelde takdir edilmiştir, yani herkesin rızkını ve ecelini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ezel&icirc; ilmiyle bilir. Define bulacaksa, ezelde, define bulacak, zengin olacak diye takdir edilmiştir. Takdir edilenden fazla veya eksik olmaz. Ecel de &ouml;yledir. İntihar edecekse veya trafik kazasında &ouml;lecekse, yine &ouml;yle takdir edilmiştir. Takdirin dışına &ccedil;ıkılamaz. Ecelsiz &ouml;l&uuml;m olmaz. (Eceliyle &ouml;ld&uuml;) veya (Eceliyle &ouml;lmedi) gibi s&ouml;zler &ccedil;ok yanlıştır. Nasıl &ouml;l&uuml;rse &ouml;ls&uuml;n, herkes mutlaka eceliyle &ouml;l&uuml;r. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Ecel bir an gecikmez ve vaktinden &ouml;nce de gelmez.)</b> [Araf 34]<br />
<br />
Rızık da, aynen ecel gibidir. Hi&ccedil; kimse, takdir edilen rızkını t&uuml;ketmedik&ccedil;e &ouml;lmez. Eceli takdir eden gibi, rızkı da g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. İki &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Yery&uuml;z&uuml;ndeki her canlının rızkı, Allah&rsquo;a aittir.) </b>[Hud 6]<br />
<br />
<b>(Nice canlı, rızkını kendisi elde edemez. Sizin de, onların da rızkını Allah verir.) </b>[Ankebut 60]<br />
<br />
Fakir define bulsa, zengin iflas etse, takdir edilen rızkı yine değişmez.<br />
<br />
<strong>Sual: </strong>Bazı hastalara ve kaza ge&ccedil;irenlere, hastaneye yetiştirilseydi, doktor bulunsaydı &ouml;lmezdi deniyor. B&ouml;yle s&ouml;ylemek ve d&uuml;ş&uuml;nmek, dinimiz a&ccedil;ısından doğru mudur?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Doktor ve ila&ccedil; bulmak, takdire bağlıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, takdirine g&ouml;re sebepleri yaratmaktadır. Bir yeri kesilen insanın eceli gelmedi ise, damarı bağlanır, ila&ccedil; verilir, &ouml;lmez. Eceli gelmiş ise, damarı bağlayacak biri bulunamaz, kanı akar, mikrop kapar ve &ouml;l&uuml;r. Kalbi, y&uuml;reği hasta olana, &ouml;lmek &uuml;zere olan bir başkasının sağlam y&uuml;reği takılıp takılmaması da, ecelin gelip gelmemesine bağlıdır. Kalbin değiştirilmesi de hastayı muhakkak iyi yapmıyor, &ccedil;oklarının &ouml;lmesine de sebep olmaktadır.<br />
<br />
<strong>İnsanın &ouml;mr&uuml; değişebilir mi?<br />
Sual:</strong> İnsanların &ouml;m&uuml;rlerinde değişiklik olur mu, eğer oluyorsa, bu h&acirc;l, herkes i&ccedil;in ge&ccedil;erli midir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Bir kimsenin &ouml;mr&uuml; bitince, vakit tamam olunca, ecel bir an gecikmez. Birinin &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;mr&uuml; kalmış iken akrabasını, Allah rızası i&ccedil;in ziyaret etmesi ile, &ouml;mr&uuml; otuz seneye uzar. Otuz yıl &ouml;mr&uuml; olan kimse de, akrabasını terk ettiği i&ccedil;in, &ouml;mr&uuml; &uuml;&ccedil; g&uuml;ne iner. Tefs&icirc;r-i H&acirc;zin kitabında diyor ki:<br />
&ldquo;Takdir, ezelde Levh-i mahf&ucirc;zda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Levh-i mahfuzda; olacak değişiklikler, &ouml;m&uuml;rlerin artması ve kısalması, ezelde yazılmıştır ki, buna kaz&acirc;-i mu&rsquo;allak denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaderi, yani ezelde ilmi nasıl ise, Levh-i mahf&ucirc;zdaki değişiklikler, ona uygun olur. Hazret-i &Ouml;mer yaralanınca, Ka&rsquo;b&uuml;l-ahb&acirc;r hazretleri buyurdu ki: &#39;&Ouml;mer radıyallah&uuml; anh daha yaşamak isteseydi, dua ederdi. Zira onun duası elbette kabul olur.&#39; İşitenler şaşırıp, &#39;Nasıl b&ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yorsun, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; me&acirc;len, <strong>(Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden &ouml;nce gelmez)</strong> buyurdu&#39; dediklerinde, &#39;Evet, ecel hazır olduğu vakit gecikmez. Fakat, ecel hasıl olmadan &ouml;nce, sadaka, dua ve amel-i salih ile, &ouml;m&uuml;r uzar. Zira F&acirc;tır s&ucirc;resinde me&acirc;len; <strong>(Herkesin &ouml;mr&uuml; ve &ouml;m&uuml;rlerin kısalması hep yazılıdır)</strong> buyurulmaktadır&#39; dedi.&rdquo;<br />
<br />
<strong>Sual:</strong> Hasta olan bir kimsenin, ila&ccedil; kullanması ve dua etmesi ile &ouml;mr&uuml; değişir mi?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
İla&ccedil; almak, &acirc;yet-i kerime ve dua okumak, bunları yanında taşımak, insanın &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzatmaz, &ouml;l&uuml;me mani olmaz, eceli geciktirmez. &Ouml;mr&uuml; olanın dertlerini, ağrılarını giderip, sıhhatli, rahat ve neşeli yaşamasına sebep olurlar. Kalp nakli ve beyin, b&ouml;brek, ciğer gibi ameliyatlar, aşılar, serumlar, &ouml;l&uuml;me mani olmaz. &Ouml;mr&uuml; olanlara faydalı olur. Eceli gelen &ccedil;ok kimsenin ameliyat esnasında &ouml;ld&uuml;klerini bilmeyen yoktur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ecelin geleceğini bilen emelini azaltır</strong></p>

<p>Ecelin geleceğini yak&icirc;nen bilen bir kimse, emelini azaltır. Zira Res&ucirc;lullah efendimiz;</p>

<p>(Akllı kimse, &ouml;lmeden &ouml;nce hes&acirc;bını g&ouml;ren, &ouml;l&uuml;mden sonra kendisine yarayacak şeyleri yapan kimsedir) buyurmuştur. D&uuml;nyanın nimetleri hakkında &ccedil;ok şeyler yazılmış ve s&ouml;ylenmiştir. Ama şu beyit, b&uuml;t&uuml;n bunları &ouml;zetleyivermiştir:</p>

<p>Vef&acirc;sızdır, ey den&icirc; d&uuml;ny&acirc; senin her ni&#39;&#39;metin!</p>

<p>Ecel fırtınaları, mahv eyliyor her rif&#39;&#39;atın. D&acirc;v&ucirc;d-i T&acirc;&icirc; hazretlerine akrab&acirc;larından birisi: &quot;Akrab&acirc;yız, bana nas&icirc;hat verip vasiyet ediniz&quot; deyince D&acirc;v&ucirc;d-i T&acirc;&icirc; hazretleri ağlamaya başlar ve; &quot;Gece ve g&uuml;nd&uuml;z, yolculukta bir konak yeri gibidir. D&uuml;nya ile &acirc;hiretin arası bu kadardır. D&uuml;nyadan, &acirc;hirete mutlaka gideceğimize g&ouml;re oraya hazırlanmak l&acirc;zım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yolculuğun bitmesi yakın, ecelin gelmesi de ondan daha aceledir. Ben bunları sana s&ouml;yl&uuml;yorum, fakat bu nas&icirc;hate, senden &ccedil;ok, benim ihtiy&acirc;cım vardır&quot; buyurur. Abd&uuml;laz&icirc;z bin Eb&ucirc; Revv&acirc;d hazretlerine; &quot;Nasıl sabahladın?&quot; diye sorulunca, ağlamaya başlar ve; &quot;&Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmuş, &uuml;stelik g&uuml;nahları da &ccedil;ok olan kimsenin h&acirc;li nasıl olur. Ecel, s&uuml;ratle geliyor, &ouml;m&uuml;r her g&uuml;n eksiliyor. Akıbetin Cennet mi, Cehennem mi, ne olacağı bilinmiyor. Ya Cehennem olursa, h&acirc;limiz ne olur?&quot; buyurur. Ahmed M&uuml;rşid&icirc; Efendi bir g&uuml;n talebeleri ile sohbet ederken, bir talebesinin nas&icirc;hat istemesi &uuml;zerine ona buyurdu ki: &quot;Asl&acirc; d&uuml;ny&acirc; malına meyletme. Sen bu &acirc;leme para ve mal toplamak i&ccedil;in gelmedin. İyi ameller yapmak i&ccedil;in geldin.</p>

<p>Malım m&uuml;lk&uuml;m yok deme. Olmadı diye gam &ccedil;ekme. Bu benim m&uuml;lk&uuml;md&uuml;r diyene, bir g&uuml;n ecel gelir. Bu s&ucirc;rette o malın s&acirc;hibi olduğuna d&acirc;ir iddiası yalan olur. Bu yalan d&uuml;nya, d&acirc;im&acirc; insanlara gaflet g&ouml;mleği giydirir. Bu f&acirc;n&icirc; m&uuml;lk&uuml; elimizden alır. Kendini ona s&acirc;hip sanacak bir yalancı m&uuml;şteri bulur. O da &ouml;l&uuml;r, yerine başkası &ccedil;ıkar. D&uuml;nyanın &acirc;deti b&ouml;yledir. Verir alır, alır verir.&quot;</p>

<p>&quot;Bug&uuml;n&uuml;n işini yarına bırakma&quot; İm&acirc;m-ı Eb&ucirc; Y&ucirc;suf hazretleri kendisinden nasihat isteyen hal&icirc;fe H&acirc;r&ucirc;n Reş&icirc;d&#39;&#39;e; &quot;Bug&uuml;n&uuml;n işini yarına bırakma, yoksa işleri ve hakları z&acirc;yi edersin. İstekler bitmeden ecel gelir &ccedil;atar. Ecel gelip &ccedil;atmadan s&acirc;lih amel işle. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;l&uuml;m gelince, amel yapılmaz&quot; buyurmuştur. &Ouml;mer bin Abd&uuml;laz&icirc;z hazretleri de nasihat isteyen birine yazdığı mektubunda;</p>

<p>&quot;Şimdi, sana Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmayı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sana ihs&acirc;n ettiği şeylerle, &acirc;hirete hazırlanmayı tavsiye ederim. Sen sanki &ouml;l&uuml;m&uuml; tatmış, &ouml;l&uuml;mden sonra olan şeyleri g&ouml;r&uuml;r gibi amel yap. G&uuml;nler ve geceler, s&uuml;ratle gidiyor... &Ouml;m&uuml;r her g&uuml;n noksanlaşıyor. Ecel ise yaklaşıyor. K&ouml;t&uuml; amellerimizden dolayı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan af ve magfiret dileriz. G&uuml;nahlarımızdan ve bu y&uuml;zden bize gazab etmesinden O&#39;&#39;na sığınırız&quot; buyurmuştur. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Her ge&ccedil;en an, &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml; azaltmakta, ecel zam&acirc;nını yaklaştırmaktadır. Bug&uuml;n aklımızı başımıza toplamazsak, yarın &acirc;h etmekten ve pişm&acirc;nlıktan başka elimize birşey ge&ccedil;mez.</p>

<p>D&uuml;nya hay&acirc;tı, iş yapacak zam&acirc;ndır. Keyif yapacak, eğlenecek zam&acirc;n ileride gelmektedir. Orada, d&uuml;ny&acirc;da yapılan işlerin karşılığı ele ge&ccedil;ecektir. İş zam&acirc;nını eğlence ile ge&ccedil;irmek, &ccedil;ift&ccedil;inin tohum ekmemesi ve mahs&ucirc;l almaması gibidir. Cehennemden kurtulmak isteyen, hel&acirc;l ve har&acirc;mları iyi &ouml;ğrenmeli, hel&acirc;l kazanıp, har&acirc;mdan ka&ccedil;ınmalıdır. Gaflet uykusu ne zam&acirc;na kadar s&uuml;recek, kulaklardan pamuk ne vakit atılacak? Ecel gelince, insanı uyandıracaklar, g&ouml;zleri kulakları a&ccedil;acaklar. Fakat, o zam&acirc;n pişm&acirc;nlık işe yaramayacak. Rez&icirc;l olmaktan başka, ele birşey ge&ccedil;meyecektir.</p>

<p>Hepimize &ouml;l&uuml;m yaklaşıyor. &Acirc;hıretin &ccedil;eşit &ccedil;eşit azapları, insanları bekliyor. İnsan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; zam&acirc;n, kıy&acirc;meti kopmuş demektir. &Ouml;l&uuml;m uyandırmadan ve iş işten ge&ccedil;meden &ouml;nce uyanalım! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini ve yasaklarını &ouml;ğrenip, şu birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml;, bunlara uygun ge&ccedil;irelim. Kendimizi &acirc;hıretin &ccedil;eşitli azaplarından kurtaralım! Tahr&icirc;m s&ucirc;resi 6. &acirc;yetinde me&acirc;len, (Ey &icirc;m&acirc;n edenler, kendinizi ve &ccedil;oluk &ccedil;ocuğunuzu &ouml;yle bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır) buyuruldu.&quot;</p>

<p>Bu d&uuml;nya bir k&ouml;pr&uuml;d&uuml;r... İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;li hazretleri de buyuruyor ki: &quot;Ecel sana yaklaşmakta, Cennet ve Cehennemden biri, seni beklemektedir. Ecelinin, bug&uuml;n gelmeyeceği ne mal&ucirc;m? Bug&uuml;n gelmezse, bir g&uuml;n elbette gelecek. Başına gelecek şeyi, geldi bil! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, &ouml;l&uuml;m kimseye vakit tayin etmemiş ve gece vey&acirc; g&uuml;nd&uuml;z, &ccedil;abuk vey&acirc; ge&ccedil;, yazın vey&acirc; kışın gelirim dememiştir. Herkese &acirc;nsızın gelir ve hi&ccedil; ummadığı zam&acirc;nda gelir.</p>

<p>Bug&uuml;n, ecelin geldiğini, dah&acirc; bir g&uuml;n m&uuml;s&acirc;ade etmeleri i&ccedil;in, yalvardığını, sızladığını ve sana, bir g&uuml;n bağışladıklarını ve şimdi, o g&uuml;nde bulunduğunu farz et! O h&acirc;lde, bu g&uuml;n&uuml; elden ka&ccedil;ırmaktan, bununla, sa&acirc;dete kavuşmamaktan daha b&uuml;y&uuml;k ziy&acirc;n olur mu? Yarın &ouml;lecekmiş gibi, dilini, g&ouml;zlerini ve yedi &acirc;z&acirc;nı har&acirc;mdan koru!&quot; Şu mısralar s&ouml;ylenecek ve yazılacak her şeyi, kısaca &ouml;zetleyivermiş: Bu d&uuml;nya bir k&ouml;pr&uuml;d&uuml;r, her gelen ge&ccedil;er durmaz! Hani &acirc;b&acirc;-&uuml; ecd&acirc;dın, ne oldu, kimseler sormaz. Hani annen, baban nerde, bu d&uuml;ny&acirc; kimseye kalmaz. Gelenler hep sefer eyler muhakkak d&acirc;r-ı ukbaya. Y&uuml;z&uuml;n d&ouml;n, iltic&acirc; eyle, Cen&acirc;b-ı Z&acirc;t-i Mevl&acirc;ya!</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=313]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 19:58:46 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Niyetin önemi ve ilimsiz iyi niyetin zararı]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Niyet ne demektir?<br />
<b>CEVAP </b><br />
Niyet, emre itaat ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına kavuşmak i&ccedil;in yaptığını kalbinden ge&ccedil;irmek demektir. Niyet, ibadet yapmayı kalbe getirmek, hatırlamak değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in yapmayı irade etmek, istemek demektir.<b> </b><br />
Niyet, ibadete başlarken yapılır. Daha &ouml;nce, mesela bir g&uuml;n &ouml;nce yapılırsa, niyet olmaz. Buna emel, arzu, vaat denir. Mesela, Hanefi&rsquo;de oruca niyet etmek zamanı, bir g&uuml;n &ouml;nce, g&uuml;neşin batmasından başlayarak, ertesi g&uuml;n, &ouml;ğleye bir saat kalıncaya kadardır. Daha &ouml;nce veya daha sonra yapılırsa caiz olmaz.<br />
<br />
Namaza başlarken, iftitah tekbiri s&ouml;ylenirken niyet edilir. Daha &ouml;nce de, mesela, cemaat ile namaz kılmak i&ccedil;in evinden &ccedil;ıkan kimse, niyet etmeden imama uysa, caiz olur. Şafii&rsquo;de niyet, iftitah tekbiri alınırken yapılır, daha &ouml;nce olmaz.<br />
<br />
Namaza niyet etmek demek, o namazın ismini, vaktini, kıbleyi, imama uymayı irade etmek, kalbinden ge&ccedil;irip, kılmayı tercih etmek demektir. Yalnız ilim, yani ne yapacağını bilmek niyet olmaz. Niyet ederken, hangi farz ve hangi vacip olduğunu bilmek lazımdır. Mesela (Bug&uuml;nk&uuml; &ouml;ğleyi kılmaya) diye, farzın ismini bilmek veya vaktin farzı demek lazımdır.<br />
<br />
İbadetlerin sahih olması i&ccedil;in, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in yapmaya niyet etmek lazımdır. Niyet, kalb ile olur. Yalnız s&ouml;ylemek ile niyet edilmiş olmaz. Kalb ile birlikte olmak şartı ile dil ile s&ouml;yleyerek niyet etmek caiz olur. Kalb ile niyet, s&ouml;z ile niyete benzemezse, kalbdeki niyet esastır. Mesela bir kimse, &ouml;ğle vakti, &ouml;ğle namazına niyet ederken, dili ile niyet ettim, bug&uuml;nk&uuml; ikindi namazına dese, kalbi ile de &ouml;ğle olduğunu bilse, &ouml;ğleyi kılmaya niyet etse, &ouml;ğle i&ccedil;in niyet etmiş sayılır, dil ile s&ouml;ylediğinin &ouml;nemi yoktur. Yalnız yemin etmek b&ouml;yle değildir. Yemin etmekte, s&ouml;z esastır.<br />
<br />
Adakta da s&ouml;ze bakılır. Adak yaparken, kastetmese de, s&ouml;z arasında dilinden &ccedil;ıkmış ise de, yapması vacip olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, adakta niyetsiz, d&uuml;ş&uuml;nmeden s&ouml;ylemek, ciddi, isteyerek s&ouml;ylemek gibidir. Hatta, (Allah i&ccedil;in, bir g&uuml;n oru&ccedil; tutmak &uuml;zerime bor&ccedil; olsun) diyeceği yerde, (Bir ay oru&ccedil; tutmak) diye ağzından &ccedil;ıksa, bir ay tutması gerekir. Burada kalbin &ouml;nemi yoktur.<br />
<br />
Resulullah efendimizin ibadet olarak değil de, &acirc;det olarak, elbise giymesi, oturması, kalkması, iyi şeyleri yapmaya sağdan başlaması gibi devamlı yaptığı şeylere zevaid s&uuml;nnet denir. Bunları yapanlara da sevap verilir. Bunlara sevap verilmesi i&ccedil;in, niyet etmek lazım değildir. Niyet edilirse, sevapları &ccedil;oğalır.<br />
<br />
Bid&#39;at, dinden olmayan, ibadet olmayan, &acirc;det olan bir şey ise, dinimiz bunu red etmez. Yiyip i&ccedil;mekte, elbisede, nakil vasıtalarında, bina, ev işlerinde, ibadet yapmak, yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yaklaşmak niyet etmeyip, yalnız d&uuml;nya işi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rse, bunlar bir ibadeti yapmaya mani olmadık&ccedil;a veya bir haramı işlemeye sebep olmadık&ccedil;a, bid&#39;at olmaz. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Ticaret yapmak ve hac etmek i&ccedil;in giden kimsenin, niyetine bakılır. Hac niyeti fazla ise sevap alır. Ticaret niyeti &ccedil;ok ise veya iki niyet eşit ise, hac sevabı kazanamaz. Fakat, şartlarını yerine getirdi ise, yalnız farzı yapmış olur. Farzı yapmamak azabından kurtulur. Hi&ccedil; hac niyeti yoksa maksadı ticaret veya başka şey ise hi&ccedil; sevap kazanamaz. Demek ki, hacılarla birlikte hacca gitmek i&ccedil;in bilet alıp yola &ccedil;ıkmak, hac i&ccedil;in niyet edilmiş olmuyor. Ama niyet etmiyorum dese de seferilik i&ccedil;in niyet etmiş olur.<br />
<br />
<b>İlimsiz iyi niyetin zararı<br />
Sual:</b> K&ouml;t&uuml; iş işlemesek, fakat niyetimiz işlemek olsa, sırf bu niyetimizden dolayı g&uuml;nah işlemiş olur muyuz? Yahut bir iyilik yapmadık, ama niyetimiz o iyiliği yapmaktır. Bu niyetle sevap alabilir miyiz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dinimizde niyetin &ouml;nemi b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. K&ouml;t&uuml; niyet i&ccedil;in, yerine g&ouml;re bazen g&uuml;nah, iyi niyet i&ccedil;in her zaman sevab vardır. İyi bir iş yapmaya niyet edip, fakat onu yapamasa bile, yine sevab alır. Hadis-i şerifte,<b>(M&uuml;minin niyeti işinden hayırlıdır)</b> buyuruluyor. Mubah iyi niyetle yapılırsa taat olur; sevab verilir. K&ouml;t&uuml; niyetle yapılırsa g&uuml;nah olur. &Uuml;&ccedil; &ouml;rnek:<br />
<b>1- </b>Yiyip i&ccedil;mek mubahtır. Yiyip i&ccedil;erken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden ka&ccedil;mak i&ccedil;in kuvvet kazanmaya niyet edilirse; taat olur, sevap olur. G&uuml;nah işlemeye kuvvet kazanmak i&ccedil;in yenirse, g&uuml;nah olur.<br />
<br />
<b>2- </b>Uyumak mubahtır. İbadetleri rahat yapmak niyetiyle uyumak sevap olur. Bir haramı işlemek niyeti ile yatan, g&uuml;nah işlemiş olur. Hi&ccedil;bir şey d&uuml;ş&uuml;nmeden gafletle yatan, sevap kazanamaz.<br />
<br />
<b>3- </b>İyi ve temiz giyinmek, koku s&uuml;r&uuml;nmek mubahtır. S&uuml;nnete uymak, İslam&rsquo;ın vakarını korumak niyetiyle yapılırsa sevap, g&ouml;steriş veya &ouml;ğ&uuml;nmek i&ccedil;in yapılırsa g&uuml;nah olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir kimsenin yeni, temiz elbisesine bakarak sevap vermez. Bunları ne niyetle yaptığına bakarak sevap veya g&uuml;nah yazar.<br />
<br />
Taat k&ouml;t&uuml; niyetle yapılırsa, g&uuml;nah olur. &Uuml;&ccedil; &ouml;rnek:<br />
<b>a- </b>Camiye gitmek, orada oturmak taattir. Caminin; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği yer olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek ziyaret etmek daha &ccedil;ok sevap olur. Namaz kılmayı beklemek i&ccedil;in, ahireti d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in, vaaz dinlemek i&ccedil;in de niyet edilirse her niyet i&ccedil;in ayrı sevaba kavuşulur. K&ouml;t&uuml; niyetle, mesela ayakkabı &ccedil;almak i&ccedil;in veya namaz kılanları tespit edip zalimlere bildirmek i&ccedil;in camiye gitmek g&uuml;nah olur.<br />
<br />
<b>b- </b>Fen bilgilerini [fizik, kimya, biyoloji, astronomi gibi bilgileri] &ouml;ğrenmek taattir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanımak ve insanlığa hizmet etmek, yurdu d&uuml;şmanlardan savunmak niyetiyle bu ilimleri &ouml;ğrenmek &ccedil;ok sevaptır. Bu bilgileri k&ouml;t&uuml;ye kullanmak niyetiyle, mesela topluma zarar vermek i&ccedil;in bomba yapmayı &ouml;ğrenmek g&uuml;nahtır.<br />
<br />
<b>c- </b>Topluma karışmak onların hukukuna riayet i&ccedil;in olursa taattir. Fakire, sadaka vermek sevaptır, ancak kumar oynayan ve bir g&uuml;nl&uuml;k yiyeceği olan fakire sadaka vermek g&uuml;nah olur. <b>(Ameller niyete g&ouml;redir) </b>hadis-i şerifi, taat ve mubahlara niyete g&ouml;re sevap verileceğini bildirmektedir.<br />
<br />
G&uuml;nahlar, iyi niyetle de işlense, g&uuml;nah olmaktan &ccedil;ıkmaz. &Uuml;&ccedil; &ouml;rnek:<br />
<b>1- </b>Bir kadın, farz olan haccını eda niyeti ile mahremsiz hacca gitse haram işlemiş olur. Bir kız, Amerika&rsquo;ya İslamiyet&rsquo;e hizmet i&ccedil;in mahremsiz gitse g&uuml;nah olur. İyi niyet haramları helal h&acirc;le getirmez.<br />
<br />
<b>2-</b> Bir Hristiyan kızı, bir M&uuml;sl&uuml;man erkeğe, (Benimle dans edersen m&uuml;sl&uuml;man olurum) dese, M&uuml;sl&uuml;manın, iyi niyetle onunla dans etmesi veya başka g&uuml;nah işlemesi caiz olmaz. Bir k&acirc;firi M&uuml;sl&uuml;man yapmak i&ccedil;in onunla i&ccedil;ki i&ccedil;mek yahut başka g&uuml;nah işlemek caiz olmaz.<br />
<br />
<b>3-</b> Birinin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; almak i&ccedil;in, <b>(M&uuml;mini sevindireni Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sevindirir) </b>hadis-i şerifine uyabilmek i&ccedil;in, i&ccedil;ki i&ccedil;enlerin masasına oturmak sevap olmaz, g&uuml;nah olur. Haram para ile cami yaptırmak da caiz değildir. Haramdan iyi niyet ile [Allah&rsquo;tan korkarak] vazge&ccedil;en sevap kazanır. Başka bir sebep ile vazge&ccedil;en sevap kazanmaz. Yalnız, g&uuml;nahından kurtulur.<br />
<br />
Farz i&ccedil;in de &uuml;&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1-</b> Hacca gitmek farzdır. Ancak hacıların paralarını &ccedil;almak ve kendisine hacı dedirtip itimat kazandırmak i&ccedil;in hacca giden, hac borcunu &ouml;demiş ve farzı yapmamak cezasından kurtulmuş olur ise de, sevap kazanamaz ve g&uuml;naha da girer.<br />
<br />
<b>2-</b> Oru&ccedil; tutmak farzdır. Sırf sağlığa faydası var diye oru&ccedil; tutmak sahih olmaz. Sağlığa da faydası olur niyetiyle oru&ccedil; tutarsa, sağlık niyeti &ccedil;oksa sevap kazanamaz. Fakat oru&ccedil; borcundan kurtulmuş olur.<br />
<br />
<b>3-</b> Namaz kılmak farzdır. Namaz kılan, kulluk vazifesini yapmayı niyet etmeyip, namazın bir jimnastik, olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek kılarsa, namazı sahih olmaz, spor yapmış olur. İslamiyet&rsquo;in emrettiği bir şey, d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in yapılınca makbul olmaz. D&uuml;nya işi de, ahiret menfaati i&ccedil;in yapılınca, ibadet h&acirc;lini alır.<br />
<br />
Bir <b>iyi niyet hikayesi</b> ş&ouml;yledir:<br />
Ormanda bir ayının ayağı, k&uuml;t&uuml;k arasına sıkışır, kurtaramaz. Adamın biri bunu g&ouml;r&uuml;p, ayının ayağını k&uuml;t&uuml;ğ&uuml;n arasından &ccedil;ıkarır. Ayı da bu adama, bir iyilik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar. Fakat tatlının kokusunu alan sinekler, adamın y&uuml;z&uuml;ne konarak rahatsız eder. Ayı ise, kendisine iyilik eden adam rahat uyusun diye sinekleri kovar. Bakar ki kovmakla gitmiyor, sinekleri &ouml;ld&uuml;reyim bari diye, kocaman bir taş alıp, adamın y&uuml;z&uuml;ne konan sineklere vurur. Netice malum&hellip; Ayının ilmi olmadığı i&ccedil;in, iyi niyeti fayda yerine zarar vermiştir.<br />
<br />
<b>(İş) başka, (İbadet) başka </b><br />
<b>Sual:</b> İbadetleri d&uuml;nyevi faydası olduğu i&ccedil;in yapmak, mesela v&uuml;cudun sıhhati i&ccedil;in oru&ccedil; tutmak caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İslamiyet&rsquo;in emirlerinde ve yasaklarında, kulların d&uuml;nyaları ve ahiretleri i&ccedil;in nice faydalar bulunmakla beraber, ibadet ederken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emri ve kulluk vazifesi olduğunu niyet etmek, d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmeden yapılan iş, ibadet olmaz. Din ile ilişiği olmayan bayağı bir iş olur. Mesela, namaz kılan adam, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emrini yerine getirmeyi ve kulluk vazifesini yapmayı niyet etmeyip, namazın bir jimnastik, beden terbiyesi olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek kılarsa, namazı sahih olmaz. İbadet etmiş olmaz, spor yapmış olur.<br />
<br />
Niyet o kadar m&uuml;himdir ki, dinimizin emrettiği bir şey, d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in yapılınca sahih ve makbul olmuyor. D&uuml;nya işi sayılıyor. Herhangi bir d&uuml;nya işi de, ahiret menfaati i&ccedil;in yapılınca, ibadet halini alıyor. M&uuml;min, hanımına verdiği bir lokmayla bile sevap kazanıyor. Bu durumu g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alarak, d&uuml;ş&uuml;ncesini temizleyen ve niyetini d&uuml;zelten bir kimse, yiyip i&ccedil;mekte ve her t&uuml;rl&uuml; d&uuml;nya işlerinde, ahiret faydasını g&ouml;zeterek, sevap kazanmak fırsatını elden ka&ccedil;ırmaz. İnsanlar b&uuml;t&uuml;n işlerinde, hatta ibadetlerinde, d&uuml;nya menfaati, maddi kazan&ccedil; aramaya alıştırılırsa, menfaatperestlik, egoistlik hasıl olur. Halbuki İslamiyet, nefslerin b&ouml;yle k&ouml;t&uuml; isteklerini yatıştırmayı, menfaatlerimizden fedak&acirc;rlık etmeyi, ahlakın ve ruhun temizlenmesini, y&uuml;kselmesini istemektedir.<br />
<br />
İslamiyet&rsquo;e uymanın, ibadet etmenin, d&uuml;nya menfaatleri &uuml;zerine kurulmayacağı, akıl sahipleri i&ccedil;in pek meydanda olan bir ger&ccedil;ektir. B&ouml;yle olduğunu şu &acirc;yet-i kerime mealleri de g&ouml;stermektedir:<br />
<b>(Ahireti kazanmak i&ccedil;in &ccedil;alışanların kazan&ccedil;larını arttırırız. D&uuml;nya menfaati i&ccedil;in &ccedil;alışanlara da, ondan veririz. Fakat, ahirette bunların eline bir şey ge&ccedil;meyecektir.) </b>[Şura 20]<br />
<br />
<b>(Menfaatleri ve lezzetleri &ccedil;abuk ge&ccedil;en, t&uuml;kenen d&uuml;nyayı isteyenlerden, dilediğimize, istediğimize veririz. Ahiret menfaatleri i&ccedil;in &ccedil;alışan m&uuml;minlerin m&uuml;kafatları boldur.) </b>[İsra 18,19]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nyada yaşamayı ve eğlenmeyi isteyenlerin &ccedil;alışmalarının karşılığını bol bol veririz. Bunlara ahirette yalnız Cehennem ateşi verilecektir. Emekleri ahirette boşa gider. Yalnızca d&uuml;nya i&ccedil;in yaptıkları işlerine, ahirette bir karşılık hasıl olmaz.)</b> [Hud 15,16]<br />
<br />
Sevap kazanmak i&ccedil;in niyetin halis olması gerekir. Amel m&uuml;mk&uuml;n olmasa da halis niyet, yalnız başına hayırdır. Hatta bir hadis-i şerifte de <b>(M&uuml;minin niyeti amelinden hayırlıdır)</b> buyuruluyor. (Taberani, Hatib-i Bağdadi, Ziya el-Makdisi)<br />
<br />
<b>İstediğimizi yapınca sevap kazanır mıyız?<br />
Sual: </b>Ameller niyete g&ouml;re iyi veya k&ouml;t&uuml; olur diye, iyi niyetle istediğimizi yapınca sevap kazanır mıyız?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mubahlar iyi niyet ile, g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;nce ile yapılınca, sevap kazanılır. K&ouml;t&uuml; niyetlerle yapılırsa veya bunları yapmak, bir farzı vaktinde edaya mani olursa, g&uuml;nah olur. Farzlar yapılırken, k&ouml;t&uuml; niyetler karışırsa, bor&ccedil; &ouml;denmiş, cezadan kurtulmuş olunur ise de, sevap kazanılmaz, hatta g&uuml;nah olur. Haram işleyenin ibadetleri sahih olur. Yani bor&ccedil;ları &ouml;denmiş olursa da, sevap kazanmaz. Haramdan iyi niyet ile [Allah&rsquo;tan korkarak] vazge&ccedil;en sevap kazanır. Başka bir sebep ile haram işlemezse, sevap kazanmaz. Yalnız, g&uuml;nahından kurtulur. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Haramların iyi niyet ile yapılması, bunları haramlıktan &ccedil;ıkarmaz. <b>(Ameller, niyete g&ouml;re iyi veya k&ouml;t&uuml; olur)</b> hadis-i şerifi, taatlere ve mubahlara niyete g&ouml;re sevap verileceğini bildirmektedir.<br />
<br />
Bir kimse, birinin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; almak i&ccedil;in başkasını incitse, yahut haram para ile cami yaptırsa, bunlara sevap verilmez. <b>(Şir&rsquo;a)</b><br />
<br />
Taat, k&ouml;t&uuml; niyet ile yapılırsa, g&uuml;nah olur. G&uuml;zel niyetlerle taatin sevabı &ccedil;oğalır. Mesela, camide oturmak, taattir. Mescidin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evi olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evini ziyareti de niyet ederse, sevabı daha &ccedil;ok olur. Namaz kılmayı beklemek i&ccedil;in de niyet ederse ve dışarıda g&ouml;z&uuml;, kulağı g&uuml;nah işlemesin diye de ve mescitte itik&acirc;f ederek ahireti d&uuml;ş&uuml;nmeyi de, mescitte, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın adını anmayı da, orada emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker etmeyi, yani vaaz etmeyi de, vaaz dinlemeyi de, yahut Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan haya ederek edepli olmayı da niyet ederse, her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplara kavuşur. <b>(Redd-&uuml;l Muhtar)</b><br />
<br />
<b>Birka&ccedil; niyet</b><br />
Koku s&uuml;r&uuml;nen, iyi giyinen; d&uuml;nya lezzeti i&ccedil;in veya g&ouml;steriş yapmak, &ouml;ğ&uuml;nmek i&ccedil;in yahut yabancı kadın ve kızlara şık g&ouml;r&uuml;nmek i&ccedil;in g&uuml;zel giyinirse, g&uuml;nah işlemiş olur. Bu kimse, s&uuml;nnet olduğu i&ccedil;in koku s&uuml;r&uuml;n&uuml;r, şık giyinirse, camiye saygı i&ccedil;in, camide yanına oturan m&uuml;sl&uuml;manları incitmemek i&ccedil;in, temiz olmak i&ccedil;in, sıhhatli olmak i&ccedil;in, İslam&rsquo;ın vakarını, şerefini korumak i&ccedil;in niyet edince, her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplar kazanır. Her mubah işte, hatta yiyip-i&ccedil;mede, uyumada ve helaya girmekte bile iyi niyet etmelidir. Hadis-i şerifte, <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sizin g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;ze, malınıza</b> [r&uuml;tbenize, iyi işlerinize] <b>bakmaz; bunları ne niyetle yaptığınıza bakar)</b> buyuruldu. <strong>(M&uuml;slim)</strong><br />
<br />
Yani, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanın yeni, temiz elbisesine, hayrat ve hasenatına, malına, r&uuml;tbesine bakarak sevap vermez. Bunları ne d&uuml;ş&uuml;nce ile, ne niyet ile yaptığına bakarak, sevap veya azap verir. Bir işe başlayan kimsenin niyeti, Allah i&ccedil;in olmazsa, o işi yapmamalıdır.<br />
<br />
Bir kimse, iyi bir amel işlemeye niyet etse, fakat onu işlemek nasip olmasa, ona niyetinin sevabı yazılır. Niyete de sevap varmış diyerek, yapmak istemediği halde niyet eden, sevap alamaz.<br />
<br />
İslamiyet&rsquo;in emrettiği bir şey, d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in yapılınca sahih ve makbul olmuyor. D&uuml;nya işi sayılıyor. Herhangi bir d&uuml;nya işi de, ahiret menfaati i&ccedil;in yapılınca, ibadet halini alıyor.<br />
<br />
D&uuml;ş&uuml;ncesini temizleyen ve niyetini d&uuml;zelten bir kimse, yiyip-i&ccedil;mekte ve her t&uuml;rl&uuml; d&uuml;nya işlerinde ahiret faydasını g&ouml;zeterek, sevap kazanmak fırsatını elden ka&ccedil;ırmaz.<br />
<br />
<b>Kimin niyeti tam olursa<br />
Sual:</b> Allah&rsquo;ın beğendiği bir işi, iyi niyetle yapınca daha &ccedil;ok sevap olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, Allah&rsquo;ın beğendiği işlere taat denir. Taat, k&ouml;t&uuml; niyetle yapılınca g&uuml;nah olur. G&uuml;zel niyetlerle taatin sevabı artar. Camide oturmak bir taattir. Camiye k&ouml;t&uuml; niyetle giren, mesela ayakkabı &ccedil;almak i&ccedil;in camiye giren kimse, g&uuml;nah işlemiş olur.<br />
<br />
Caminin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evi olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek giren kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evini ziyarete de niyet ederse sevabı daha &ccedil;ok olur. Namaz kılmayı beklemek i&ccedil;in, camide itik&acirc;f edip ahireti d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in, vaaz dinlemek i&ccedil;in de niyet ederse, her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplara kavuşur.<br />
<br />
Mubahlar iyi niyetle yapılırsa taat olur. Niyetsiz yapılırsa sevap da olmaz, g&uuml;nah da olmaz. Mesela yemek yemek ve su i&ccedil;mek mubahtır. Yiyip i&ccedil;erken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden ka&ccedil;mak i&ccedil;in kuvvet kazanmaya niyet edilirse, taat olur, sevap kazanılır.<br />
<br />
Mubah olsun, taat olsun her işi iyi niyetlerle yapmaya &ccedil;alışmak gerekir. İşlerimizi &acirc;det olarak, şuursuz olarak yapmaktan ka&ccedil;ınmak gerekir. İşe gidip gelmek mubah iken, iyi niyetle yapılırsa sevap olur. Yemekleri, keyf i&ccedil;in, lezzet i&ccedil;in değil, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yerine getirmeye kuvvet bulmak i&ccedil;in yemelidir.<br />
<br />
Yeni ve temiz elbise giyinmeli, giyinirken ibadet i&ccedil;in, namaz i&ccedil;in s&uuml;slenmeye niyet etmelidir. Elbiseyi herkese g&ouml;steriş i&ccedil;in giymek g&uuml;nahtır. İbadetleri kuvvetli ve sağlam yapmak niyetiyle uyunursa, uyku ibadet olur. <b>(Mektubat-ı Rabbani)</b><br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Gece ibadet etmek niyetiyle yatan, fakat uyku galebe &ccedil;alıp sabaha kadar uyanamayan, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Uykusu da kendisine Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ihsan ettiği bir sadaka olur.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Ameller niyetlere g&ouml;redir.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(Bir kimse beni ziyaret etmek i&ccedil;in gelse ve başka bir şey i&ccedil;in niyeti olmasa, kıyamet g&uuml;n&uuml; ona şefaat etmemi hak etmiş olur.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(İnsanlar d&ouml;rt gruptur: Birincisinin ilmi ve malı vardır. Helalinden kazanır, meşru yerlere harcar. Başka biri de, &quot;Benim de malım ve ilmim olsaydı, bunun gibi yapardım&quot; der. Bunların ikisi m&uuml;kafatta beraberdir. Diğer bir kimsenin de ilmi yok, fakat malı &ccedil;ok. Cahilliği sebebiyle malını harcarken harama, helale aldırış etmez. Başka biri de, &quot;Benim de malım olsaydı, bunun gibi yapardım&quot; der. Bunların ikisi de g&uuml;nahta beraberdir.)</b> [İ. Gazali]<br />
<br />
Her t&uuml;rl&uuml; k&ouml;t&uuml; niyetten ka&ccedil;mak gerekir. Peygamber efendimiz, <b>(İki m&uuml;sl&uuml;man birbirine kılı&ccedil; &ccedil;eker, biri diğerini &ouml;ld&uuml;r&uuml;rse, ikisi de Cehennemdedir) </b>buyurunca, (&Ouml;lenin su&ccedil;u ne?) diye sordular. Buyurdu ki: <b>(O da, &ouml;ld&uuml;rmek istemişti.)</b> [Buhari]<br />
<br />
M&uuml;min hep iyi işler yapmak ister. İmkanı olmadığı i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; iyi işlerin hepsini yapamaz. M&uuml;nafık da, hep k&ouml;t&uuml; işler yapmak ister. İmkanı olmadığı i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; k&ouml;t&uuml; işlerin hepsini yapamaz. Bunun i&ccedil;in Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<b>(M&uuml;minin niyeti amelinden iyidir. M&uuml;nafığın niyeti amelinden k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Herkes niyetine g&ouml;re amel etmek ister.)</b> [Taberani]<br />
<br />
İslam &acirc;limleri de niyet i&ccedil;in buyuruyorlar ki:<br />
(Nice k&uuml;&ccedil;&uuml;k ameller vardır ki, niyetler onları b&uuml;y&uuml;t&uuml;r, nice b&uuml;y&uuml;k ameller vardır ki, niyetleri onları k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;r.)<br />
<br />
(Amelden &ouml;nce, amel i&ccedil;in niyeti &ouml;ğren! Hayır niyet ettiğin m&uuml;ddet&ccedil;e hayır &uuml;zeresin.)<br />
<br />
(Kimin niyeti tam olursa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ona yardımı da tam olur.)<br />
<br />
(Niyet hayır, akıbet hayır.)<br />
<br />
<b>Zemzem ve niyet<br />
Sual:</b> Zemzem, i&ccedil;ildiği niyete g&ouml;re faydalı olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet. Zemzemi i&ccedil;meyi bir nimet ve ganimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Zemzem, doyurucu ve hastaya şifa vericidir.)</b> [Bezzar]<br />
<br />
<b>(Zemzemi, belalardan korunmak niyeti ile i&ccedil;eni Allah muhafaza eder.)</b> [Hakim]<br />
<br />
Abdullah ibni M&uuml;barek hazretleri, (Resulullah, <b>&quot;Zemzem, i&ccedil;ildiği niyete g&ouml;re faydalı olur&quot;</b> buyurduğu i&ccedil;in ben de kıyamet g&uuml;n&uuml; susuzluktan kurtulmak i&ccedil;in zemzem i&ccedil;iyorum) derdi. (İbni Mace)<br />
<br />
Abdullah ibni Abbas hazretleri de, zemzem i&ccedil;erken, (Ya Rabbi, senden faydalı ilim, bol rızık ve her t&uuml;rl&uuml; hastalıktan şifa istiyorum) diye dua ederdi.<br />
<br />
<b>Kurban ve niyet<br />
Sual:</b> Bir hayır kurumu, &quot;Kurumumuzun bankadaki hesabına şu kadar para yatırana kurban kesilir&quot; diyor. Kurumun bankadaki hesabına bir kurban parası yatırmakla, dinimize uygun şekilde kurban kesilmiş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bankaya para yatıran şahıs sayısı kadar kurbanı kesip, (Her kurban birine olur) demek ve kesilen hayvanların her biri, para yatıranlardan birinin olsun demek &ccedil;ok yanlıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kurbanda niyet &ouml;nemlidir. Ya kurbanı satın alırken veya kesecek olana vekalet verirken niyet şarttır. Niyetsiz kesilen hayvanlar, kurban değil, et olur. <b>(Redd-&uuml;l Muhtar)</b><br />
<br />
<b>Bug&uuml;nk&uuml; oru&ccedil; veya namaz<br />
Sual:</b> Bir arkadaş dedi ki: &ldquo;G&uuml;n, imsak vaktinden sonra başlar. Onun i&ccedil;in imsak vaktinden &ouml;nce oruca niyet ederken, yarınki oruca diye niyet edilir. İmsak vakti &ccedil;ıkınca niyet ederken bug&uuml;nk&uuml; oruca diye niyet edilir. Bu bakımdan bir kimse imsak vaktinden &ouml;nce, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki g&uuml;n&uuml; kastederek bug&uuml;nk&uuml; oruca diye niyet etse, niyeti sahih olmaz. Hatta imsak vaktinden sonra oruca diye niyet etse hangi g&uuml;n&uuml; kast ettiğini bildirmediği i&ccedil;in orucu yine sahih olmaz. Bunun gibi, bir kimse &ouml;ğle namazını kılarken, bug&uuml;nk&uuml; &ouml;ğle demezse, sadece &ouml;ğle namazına diye niyet etse hangi g&uuml;nk&uuml; &ouml;ğleyi kıldığını bildirmediği i&ccedil;in namazı sahih olmaz.&rdquo;<br />
Bu arkadaşın dedikleri doğru mu? Bir kimse, imsak vaktinden &ouml;nce veya sonra oruca diye niyet etse bug&uuml;nk&uuml; veya yarınki demese orucu sahih olmaz mı? &Ouml;ğleyi veya başka vakti kılarken bug&uuml;nk&uuml; diye belirtmezse niyeti sahih olmaz mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;n&uuml;n tarifi doğru, diğerleri hep yanlıştır. Fıkıh kitaplarında a&ccedil;ıklanıyor. Oruca demekle, niyet sahih olmuş olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o orucun ramazan orucu olduğunu biliyor, hangi g&uuml;n tutacağını da biliyor. Onun i&ccedil;in, yanlışlıkla bug&uuml;n diyeceğine yarın dese veya gece niyet ederken, yarın demesi gerekirken bug&uuml;n dese yine orucu sahih olur.<br />
<br />
Hi&ccedil;bir namazda, <b>bug&uuml;nk&uuml;</b> demeye gerek yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bug&uuml;nk&uuml; namazı kıldığını bilmektedir. Bug&uuml;nk&uuml; demese de niyeti sahihtir.<br />
<br />
Bir kimse, &ouml;ğle vakti, &ouml;ğle namazına niyet ederken, dili ile, bug&uuml;nk&uuml; ikindi namazına diye niyet etse, kalbi ile de &ouml;ğle olduğunu bilse, &ouml;ğleyi kılmaya niyet etse, &ouml;ğle i&ccedil;in niyet etmiş sayılır, dil ile s&ouml;ylediğine itibar edilmez. Tersine, &ouml;ğleyi kılmaya başlarken, ikindi zannetse, fakat dili ile de <b>bug&uuml;nk&uuml; &ouml;ğleye</b> diye niyet etse, namazı sahih olmaz. Kalben yaptığı ge&ccedil;erlidir.<br />
<br />
Bunun gibi namaz kılarken kıbleye d&ouml;nmek, kıblenin K&acirc;be olduğunu bilmek şarttır. Ancak namaza niyet ederken bunları s&ouml;ylemek şart değildir. Yani d&ouml;nd&uuml;m kıbleye, kıblem K&acirc;be demek şart değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; M&uuml;sl&uuml;man kıblesinin K&acirc;be olduğunu bilir. Seccadesi Kıbleye doğru değilse d&uuml;zeltir. Hi&ccedil; araştırmadan durursa Kıbleye isabet etse bile namazı sahih olmaz. Kıbleye d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemesi gerekmez. Demek ki bug&uuml;nk&uuml; oruca, bug&uuml;nk&uuml; &ouml;ğleyi kılmaya, d&ouml;nd&uuml;m kıbleye demek şart değildir. <b>(Redd-&uuml;l muhtar, D&uuml;rer ve gurer)<br />
<br />
Birka&ccedil; niyetin &ouml;nemi<br />
Sual:</b> Bir arkadaş, camide &ouml;ğlenin son s&uuml;nnetini kılarken, tehıyyet-&uuml;l-mescide, tehıyyet-&uuml;l-menzile ve s&uuml;bha namazına da niyet edilebilir dedi. Doğru mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Birka&ccedil; niyetin caiz olduğu yerler vardır ama burası değildir. Vaktin s&uuml;nnetini kılarken vaktin farzına da niyet edilmez. S&uuml;bha namazı abdest aldıktan sonra kılınır, ilk s&uuml;nneti kılarken niyet edilebilir. Son s&uuml;nnete kadar beklenmez. Tehıyyet-&uuml;l-mescid camiye girince kılınır. Son s&uuml;nnete kadar beklenilmez. Yolculuğa &ccedil;ıkılmayacaksa tehıyyet-&uuml;l-menzil de kılınmaz.<br />
<br />
Camiye girince, &ouml;ğlenin son s&uuml;nneti değil, ilk s&uuml;nneti kılınırken, ikindinin ve yatsının ilk s&uuml;nneti kılınırken, tehıyyet-&uuml;l-mescide de niyet edilebilir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; mescide saygı namazıdır. Eğer yenice abdest alıp girmişse, s&uuml;bha namazına [abdest i&ccedil;in ş&uuml;k&uuml;r namazına] da niyet edebilir. Eğer bir yolculuğa da &ccedil;ıkacaksa, tehıyyet-&uuml;l-menzile de niyet edebilir. İlk kazaya kalmış d&ouml;rt rekatlık bir farza da niyet edebilir. B&ouml;ylece bir namaz i&ccedil;in beş niyet edilmesi caizdir. Niyet edilmese de s&uuml;bha, tehıyyet-&uuml;l-mescid, vaktin s&uuml;nnetinin sevabı alınır, ancak niyetin sevabı noksan olur.<br />
<br />
Camiye girip s&uuml;nnet veya farz kılan, Tehıyyet-&uuml;l-mescid namazı da kılmış olur. Fakat, Tehıyyet sevabına da kavuşabilmek i&ccedil;in, buna da ayrıca niyet etmek gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, hadis-i şerifte, <b>(İbadetler, niyetlerine g&ouml;redir)</b> buyuruldu. Amelin sevabına kavuşmak i&ccedil;in, niyet edilmesi şarttır.<br />
<br />
Bir ibadetin yapılması ile, başka bir ibadetin de yapılmış olacağı bildirilmiş olan yerlerde, ikinci ibadetin sahih olması i&ccedil;in, bunun i&ccedil;in de ayrıca niyet etmek gerekmez ise de, ikinci i&ccedil;in de niyet edilmedik&ccedil;e, bunun sevabı hasıl olmaz. <b>(Redd-&uuml;l Muhtar)</b><br />
<br />
Kaza namazına niyet ederken, s&uuml;nnet namazlar i&ccedil;in vaat edilmiş olan sevaplara kavuşmak i&ccedil;in, vaktin s&uuml;nneti i&ccedil;in de niyet etmelidir. B&ouml;yle iki niyet, imam-ı a&#39;zama, imam-ı Ebu Yusuf&rsquo;a ve imam-ı Muhammed&rsquo;e g&ouml;re de sahih olup, s&uuml;nnet sevabı da hasıl olur. <b>(Nevadir-i fıkhiyye)</b><br />
<br />
Niyetin &ccedil;ok olması sevabın &ccedil;ok olmasına sebep olur. Camiye giren kimse, ne kadar &ccedil;ok niyet ederse, o kadar &ccedil;ok sevap alır. Mesela:<br />
<b>1-</b> Caminin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse,<br />
<b>2-</b> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evini ziyarete de niyet ederse,<br />
<b>3-</b> Namaz kılmayı beklemek i&ccedil;in niyet ederse,<br />
<b>4-</b> İtik&acirc;f edip ahireti d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in niyet ederse,<br />
<b>5-</b> Vaaz dinlemek i&ccedil;in de niyet ederse,<br />
<b>6-</b> Okunacak Kur&rsquo;an-ı kerimi dinlemek i&ccedil;in niyet ederse,<br />
<b>7-</b> Dışarıda harama bakmaktan kurtulduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse,<br />
<b>8-</b> D&uuml;zg&uuml;n namaz kılanları g&ouml;r&uuml;p namazını onlar gibi d&uuml;zg&uuml;n kılmaya da niyet ederse,<br />
<b>9-</b> Salihlerin y&uuml;z&uuml;ne bakmanın ibadet olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek onlara bakmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse,<br />
<b>10-</b> Salih kimselerle arkadaş olmayı, onlarla dini sohbet etmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse.<br />
Bunun gibi her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplara kavuşur.<br />
<br />
Denize bakmak ibadettir. Ancak trene bakar gibi bakmak değil, s&uuml;nnet olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek bakmak sevaptır. Denize y&uuml;zmeye giden de, denize bakmanın, y&uuml;zmenin, gusletmenin sevap olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse her niyeti i&ccedil;in sevaba kavuşur. Her işte niyetin &ouml;nemi b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r.<br />
<br />
<b>Mubahlar niyete bağlıdır<br />
Sual:</b> Helal ve mubah olan şeyleri yemek sevaptır, denir mi? Mesela elma ve simit yemek sevaptır, denir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mubahlar niyete bağlıdır. Dine hizmet etmek, ibadetlerini kolay yapabilmek niyetiyle yenirse sevap olur. G&uuml;nah işlemeye g&uuml;&ccedil; kazanmak i&ccedil;in yenirse g&uuml;nah olur.<br<br><b>Amel ve niyet<br />
Sual:</b> Yunus Emre bir şiirinde diyor ki:<br />
<b>Hararet nardadır, sacda değildir.<br />
Keramet hırkada, ta&ccedil;ta değildir.<br />
Her ne arar isen kendinde ara.<br />
Kud&uuml;s&#39;te, Mekke&#39;de, Hacda değildir</b>.<br />
Bu s&ouml;zler, hacca gitmek yerine kalbi temizlemek gerektiğini g&ouml;stermez mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu ifadelerin Bektaşilere ait olduğu s&ouml;yleniyor. Yunus Emre&#39;ye aitse, onun şahsına uygun tevil gerekir. Ta&ccedil; giymeyin, Mekke&rsquo;ye, hacca gitmeyin, ibadet etmeyin demek istemez. O değil, hi&ccedil;bir M&uuml;sl&uuml;man &ouml;yle şey s&ouml;ylemez. İnsan, hacca ibadet maksadıyla gidebileceği gibi, riya i&ccedil;in gidebilir, hacıların paralarını &ccedil;almak i&ccedil;in gidebilir, ticaret i&ccedil;in gidebilir. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sizin şeklinize, g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;ze ve mallarınıza değil, kalblerinize ve amellerinize</b> [o işi ne niyetle yaptığınıza] <b>bakar.)</b> [M&uuml;slim, İ. Mace]<br />
<br />
Yani, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanın yeni, temiz elbisesine, hayrat ve hasenatına, malına, r&uuml;tbesine değil, bunları ne niyet ile yaptığına bakarak, sevab verir veya azap eder. Hacca gitme niyeti hırsızlık ise, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kalblerdeki niyeti bildiği i&ccedil;in, o kişiye sevab vermez, azap eder. Yani ibadetinize değil, ibadeti ne niyetle yaptığınıza, Mekke&rsquo;ye, hacca ne niyetle gittiğine bakar. Ona g&ouml;re sevab verir veya azap eder. Evliyanın hırkası, tacı olur ama, bunlar kerameti g&ouml;stermez. G&ouml;r&uuml;n&uuml;ş değil, niyet &ouml;nemlidir. <b>(Hararet nardadır, sacda değil)</b> deniyor. Sacı kızdıran ateştir. Onun i&ccedil;in, Cehennemde ateş yoktur, herkes ateşini oraya, yaptığı k&ouml;t&uuml; amelleri ile kendi g&ouml;t&uuml;r&uuml;r denmiştir. Cehennem imanı doğru olan m&uuml;mini yakamaz. Bazı felsefecilerin, hacca gitmek, ibadet etmek gerekmez, sevgi ve kalb temizliği yeter demeleri yanlıştır.<br />
<br />
Şiirde, bir ibadet yapılırken, niyetin &ouml;nemi vurgulanıyor. Yine Yunus, <b>(Bir kez g&ouml;n&uuml;l yıktınsa, kıldığın namaz değil)</b> diyor. Namaz kılmayın demiyor. <b>(Kalb kırmadan namaz kılın. Kalb kırınca kıldığınız namazın sevabı yok olur)</b> demek istiyor. B&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahlar da b&ouml;yledir.<br />
<br />
<b>Niyetin &ouml;nemi<br />
Sual: </b>Bir kimse, bir iyilik veya k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yapmak isteyip de yapamasa, sırf bu niyetinden dolayı sevab veya g&uuml;nah alır mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İyi niyetinden dolayı sevap alır, k&ouml;t&uuml; niyetinden dolayı, o k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yapmadık&ccedil;a g&uuml;nah kazanmaz. İki hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İyi bir iş yapmaya niyet edip de, yapamayana, tam bir iyilik yapmış gibi sevap verilir. Niyet edip yaparsa, on mislinden 700 misline, hatta daha fazla sevaba kavuşur. K&ouml;t&uuml; bir işe niyet edip, de, yapmayana, yapılmış tam bir iyilik sevabı verilir, niyet edip de yapana ise sadece bir g&uuml;nah yazılır.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nyada d&ouml;rt grup insan vardır:<br />
1- Bir kula Allah mal ve ilim vermiş, o da bu konuda Rabbinden korkuyor, bunlarla akrabalarına iyilik ediyor ve Allah&rsquo;ın bunda bir hakkı olduğunu biliyor. Bu kimse en &uuml;st&uuml;n mertebededir.<br />
2- Birinin de, malı da ilmi de yoktur; fakat iyi niyetlidir. &ldquo;Eğer malım olsaydı, ben de falanca gibi iyi yolda sarf ederdim&rdquo; der. Bu kimse niyetine g&ouml;re m&uuml;k&acirc;fatını alır. Birinci ile ikincinin m&uuml;k&acirc;fatı aynıdır.<br />
3- Birinin de, malı var ama ilmi yoktur. Bu kimse malını rastgele harcar, malı konusunda Allah&rsquo;tan korkmaz, onunla akrabalık haklarını yerine getirmez, Allah&rsquo;ın onda bir hakkı olduğunu bilmez. Bu kimsenin durumu &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br />
4- Biri de var ki, malı da, ilmi de yoktur. &ldquo;Eğer malım olsaydı, falanca gibi k&ouml;t&uuml; yollarda sarf ederdim&rdquo; der. Bu da niyetine g&ouml;re g&uuml;naha girer. İkisinin de g&uuml;nahı aynıdır.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>Niyetin sevabı<br />
Sual:</b> Bir hayır kurumuna Allah rızası i&ccedil;in 50 lira veren kimse, <b>(İmk&acirc;nım olsaydı, 500 lira verirdim)</b> diye niyet etse, bu niyetinden dolayı sevab kazanır mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, ihl&acirc;sla niyet edince, vermiş gibi sevab kazanır, fakat niyetle birlikte bizzat vermenin sevabı daha &ccedil;oktur. <b>(Niyet edince, para verilmese de nasıl olsa sevab kazanılıyor)</b> diye niyet edilince, sevab kazanılmaz.<br />
<br />
<b>Ameller niyete g&ouml;re mi?<br />
Sual: </b>İsl&acirc;miyet&#39;e hizmet niyetiyle, yani iyi niyetle bir d&icirc;n&icirc; site hazırladım. Fakat i&ccedil;inde dine aykırı şeyler de var. Mesela her &ccedil;eşit m&uuml;ziğin yanında, &ccedil;eşitli yazarların Ehl-i s&uuml;nnete aykırı yazıları var. Ama ameller niyetlere g&ouml;re olduğu i&ccedil;in <em>(Birka&ccedil; okuyucunun duasını alsam yeter)</em> diyorum. Yanlış mı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette yanlıştır. <b>(Ameller niyete g&ouml;redir)</b> hadis-i şerifi, iyi ve mubah işler i&ccedil;indir. Yoksa haram olan işler, iyi niyetle de yapılsa haram olmaktan &ccedil;ıkmaz. Yapılan bir haram işten dolayı biri Allah razı olsun dese, &ouml;teki de &acirc;min dese, her ikisinin de k&acirc;fir olacağı din kitaplarında yazılıdır.<br />
<br />
İyi niyetle haram işlenmez. Mesela namaz kılmak ve oru&ccedil; tutmak gayesiyle, kuvvetlenmek i&ccedil;in şarap i&ccedil;mek hel&acirc;l olmaz. G&acirc;vur kızını M&uuml;sl&uuml;man yapmak i&ccedil;in onunla dans edilmez. Cehennemin iyi niyetli kimselerle dolu olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir. Yani sevab kazanmak niyetiyle yanlış işler y&uuml;z&uuml;nden Cehenneme gidileceği bildiriliyor. Bir şeyin aklımıza g&ouml;re iyi olması dinen de doğru olmasını g&ouml;stermez. B&ouml;yle uygunsuz sitelerin vebali b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r.<br />
<br />
<b>İyi niyete de sevab var</b><br />
<b>Sual:</b> Hadiste, <b>(M&uuml;minin niyeti, amelinden hayırlıdır)</b> buyuruluyor. Amelle iyi veya k&ouml;t&uuml; bir iş yapılıyor, ama niyetle hi&ccedil;bir iş yapılmadığı h&acirc;lde neden niyet daha faziletlidir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hadis-i şerifteki <b>(M&uuml;minin niyeti)</b> ifadesi, (M&uuml;minin iyi niyeti) demektir. Amelden kasıt da, faydalı ameldir, ibadettir.<br />
<br />
M&uuml;min, iyi şeyler d&uuml;ş&uuml;nebilir, ama her d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapabilecek durumu olmaz. İyi şeyler yapması az, iyi şeyler d&uuml;ş&uuml;nmesi &ccedil;ok olur. Mesela, sırf sevab kazanmak i&ccedil;in değil de, halis niyetle, ger&ccedil;ekten, olsa vereceğini d&uuml;ş&uuml;nerek, (Dağlar kadar altınım olsaydı, b&uuml;t&uuml;n fakirlere bir ev yapardım) dese, bu halis niyetinden dolayı sanki ev yapmış gibi sevaba kavuşur.<br />
<br />
&Acirc;detli bir kadın, halis niyetle, (M&uuml;sait olsaydım, ben de Arefe g&uuml;n&uuml; bin İhl&acirc;s okurdum) dese, okumuş gibi sevaba kavuşur. &Acirc;hirette m&uuml;minin defterinde bu niyetinden dolayı &ccedil;ok sevab olur.</br<br><br />
<br />
<strong>İyi niyet, g&uuml;nahları değiştirmez!..</strong><br />
G&uuml;nahlar, niyetsiz veya iyi niyetle işlenirse, g&uuml;nah olmaktan &ccedil;ıkmaz. <strong>(Ameller, niyete g&ouml;re iyi veya k&ouml;t&uuml; olur)</strong> had&icirc;s-i şer&icirc;fi, t&acirc;&#39;atlara ve mubahlara niyete g&ouml;re sevap verileceğini bildirmektedir. Bir kimse, birinin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; almak i&ccedil;in başkasını incitse veya başkasının malı ile sadaka verse, yahut haram para ile mektep, c&acirc;mi yaptırsa, bunlara sevap verilmez. Bunlara sevap beklemek, cahillik olur. Zul&uuml;m, g&uuml;nah, iyi niyetle işlenirse, yine g&uuml;nah olur. B&ouml;yle işleri yapmamak sevaptır. Bilerek yaparsa, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah olur. G&uuml;nah olduğunu bilmeyerek yaparsa, M&uuml;sl&uuml;manların &ccedil;oğunun bildiği şeyleri onun bilmemesi, &ouml;ğrenmemesi de g&uuml;nah olur. İslam bilgilerinin yaygın olduğu yerde, bilmemek &ouml;z&uuml;r olmaz, g&uuml;nah olur.<br />
<br />
T&acirc;&#39;atlar, niyetsiz veya Allah i&ccedil;in niyet ederek yapılınca, sevap h&acirc;sıl olur. T&acirc;&#39;at yaparken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in yaptığını bilse de, bilmese de kabul olur. Bir kimse Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in yaptığını bilerek t&acirc;&#39;at yaparsa, buna <strong>kurbet</strong> denir. Kurbet olan işi de yaparken sevap hasıl olması i&ccedil;in niyet etmek şart değildir. Sevap hasıl olması i&ccedil;in, Allah rızası i&ccedil;in niyet etmek lazım olan t&acirc;&#39;ate, <strong>ib&acirc;det etmek</strong> denir. Niyetsiz alınan abdest ib&acirc;det olmaz, kurbet olur, bununla, namaz kılınır.<br />
<br />
G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, her ib&acirc;det kurbettir ve t&acirc;&#39;attır. Kur&rsquo;&acirc;n-ı ker&icirc;m okumak, vakıf, sadaka, Hanef&icirc; mezhebinde abdest almak ve benzerleri yapılırken sevap hasıl olması i&ccedil;in, niyet lazım olmadığından, kurbettirler ve t&acirc;&#39;attırlar. Fakat, ib&acirc;det değildirler. T&acirc;&#39;at veya kurbet olan bir iş yapılırken, Allah i&ccedil;in niyet edilirse, ib&acirc;det yapılmış olur. Fakat bunlar, ib&acirc;det olarak emrolunmadı.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanımaya yarayan fizik, kimya, biyoloji, astronomi gibi bilgileri &ouml;ğrenmek t&acirc;&#39;attır, kurbet değildir. T&acirc;&#39;at, k&ouml;t&uuml; niyetle yapılırsa, g&uuml;nah olur. G&uuml;zel niyyetlerle t&acirc;&#39;atın sevabı arttırılır.<br />
<br />
Her mubah, iyi niyetle yapılınca t&acirc;&#39;at, k&ouml;t&uuml; niyetle yapılınca, g&uuml;nah olur. Koku s&uuml;r&uuml;nen, iyi giyinen kimse, g&ouml;steriş yapmak yahut haram işlemek i&ccedil;in şık giyinirse, g&uuml;nah işlemiş olur. Bu kimse, s&uuml;nnet olduğu i&ccedil;in koku s&uuml;r&uuml;n&uuml;r, şık giyinirse, c&acirc;miye saygı i&ccedil;in, c&acirc;mide yanına oturan M&uuml;sl&uuml;m&acirc;nları incitmemek i&ccedil;in, temiz olmak i&ccedil;in, sıhhatli olmak i&ccedil;in, İsl&acirc;mın vak&acirc;rını, şerefini korumak i&ccedil;in niyet edince, her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplar kazanır. İslam &acirc;limlerinden bazısı; &ldquo;Her mubah işte, hatta yemede, i&ccedil;mede, uyumada ve hel&acirc;ya girmekte bile iyi niyet etmeyi unutmamalıdır&rdquo; buyurmuşlardır. Bunun i&ccedil;in insan, mubah bir işe başlarken bile, niyetine dikkat etmelidir...</p>

<p><strong>Her işte iyi niyet esastır<br />
Sual:</strong> Bir M&uuml;sl&uuml;man, haram ve mekruh olmayan şeyleri dilediği gibi kullanabilir mi yoksa bunları kullanırken, kullananın niyetine mi bakılır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
aram ve mekruhların dışında kalanlar, helal ve mubahlardır. Her mubah iyi niyetle yapılınca sevap, k&ouml;t&uuml; niyetle yapılınca g&uuml;nah olur. Koku s&uuml;r&uuml;nen, iyi giyinen kimse, d&uuml;nya lezzeti, g&ouml;steriş yapmak, &ouml;v&uuml;nmek veya kendini kıymetlendirmek, yahut yabancı kadınları, kızları avlamak i&ccedil;in şık giyinirse, g&uuml;nah işlemiş olur. D&uuml;nya lezzetini tatmak i&ccedil;in olan niyetine azap verilmez ise de, ahiret nimetlerinin azalmasına sebep olur. Uygun olmayan başka niyetleri i&ccedil;in azap g&ouml;r&uuml;r. Bu kimse, s&uuml;nnet olduğu i&ccedil;in koku s&uuml;r&uuml;n&uuml;r, şık giyinirse, camiye saygı, camide yanına oturan M&uuml;sl&uuml;manları incitmemek, temiz olmak, sıhhatli olmak, İslam&rsquo;ın vakarını, şerefini korumak i&ccedil;in niyet edince her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplar kazanır. Bazı &acirc;limler, &ldquo;Her mubah işte, hatta yemede, i&ccedil;mede, uyumada ve helaya girmekte bile iyi niyet etmeyi unutmamalıdır&rdquo; buyurmuşlardır. Bu sebeple insan mubah bir işe başlarken niyetine dikkat etmelidir. Niyeti iyi ise o işi yapmalı, iyi değilse yapmamalıdır. Hadis-i şerifte; <strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sizin suretlerinize, mallarınıza, bakmaz. Kalplerinize ve amellerinize bakar)</strong> buyuruldu. Yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanın yeni, temiz elbisesine, malına, r&uuml;tbesine bakarak sevap vermez. Bunları ne d&uuml;ş&uuml;nceyle, ne niyetle yaptığına bakarak sevap veya azap verir.</p>

<p><strong>Mubahlar, iyi niyetle yapılınca sevap olur&#8203;<br />
Sual: </strong>Helal ve mubah olan şeyleri yaparken, niyetin iyi veya k&ouml;t&uuml; olmasının, sevap ve g&uuml;nah bakımından bir &ouml;nemi var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her mubah, iyi niyetle yapılınca taat olur. K&ouml;t&uuml; niyetle yapılınca, g&uuml;nah olur. Koku s&uuml;r&uuml;nen, iyi giyinen kimse, d&uuml;nya lezzeti i&ccedil;in veya g&ouml;steriş yapmak, &ouml;ğ&uuml;nmek i&ccedil;in veya kendini kıymetlendirmek i&ccedil;in, yahut yabancı kadınları, kızları avlamak i&ccedil;in şık giyinirse, g&uuml;nah işlemiş olur. D&uuml;nya lezzetini tatmak i&ccedil;in olan niyetine azab verilmez ise de, ahiret nimetlerinin azalmasına sebep olur. Başka niyetleri i&ccedil;in azab g&ouml;r&uuml;r. Bu kimse, s&uuml;nnet olduğu i&ccedil;in koku s&uuml;r&uuml;n&uuml;r, şık giyinirse, camiye saygı i&ccedil;in, camide yanına oturan M&uuml;sl&uuml;manları incitmemek i&ccedil;in, temiz olmak i&ccedil;in, sıhhatli olmak i&ccedil;in, İsl&acirc;mın vakarını, şerefini korumak i&ccedil;in niyet edince, her niyeti i&ccedil;in ayrı sevaplar kazanır. Bazı alimler buyuruyor ki, her mubah işte, hatta yemede, i&ccedil;mede, uyumada ve helaya girmekte bile iyi niyet etmeyi unutmamalıdır. İnsan, mubah bir işe başlarken, niyetine dikkat etmelidir. Niyeti iyi ise, o işi yapmalıdır. Niyeti, yalnız Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in olmazsa, yapmamalıdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sizin suretlerinize, mallarınıza, bakmaz. Kalplerinize ve amellerinize bakar)</strong> buyuruldu. Yani, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanın yeni, temiz elbisesine, hayrat ve hasenatına, malına, r&uuml;tbesine bakarak sevap ve ikram vermez. Bunları ne d&uuml;ş&uuml;nce ile, ne niyetle yaptığına bakarak, sevap veya azap verir.</p>

<p><strong>İşe giderken niyeti d&uuml;zeltmelidir<br />
Sual: </strong>Evinin, &ccedil;ocuklarının nafakasını kazanmak i&ccedil;in evinden &ccedil;ıkan, işine giden bir kimse, evden &ccedil;ıkarken nasıl niyet etmelidir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Konu ile alakalı olarak Kimy&acirc;-i se&rsquo;&acirc;det kitabında buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;Bir kimsenin d&uuml;nya ticareti, ahiret ticaretine mani olursa, bu kimse bedbahttır, zavallıdır. Bir &ccedil;&ouml;mlek almak i&ccedil;in, altın kupa verene ne denir? D&uuml;nya, saksı par&ccedil;ası gibidir. Hem kıymetsizdir, hem de &ccedil;abuk kırılır. Ahiret ise, altından kupa gibidir ki, hem &ccedil;ok kıymetlidir, hem de dayanıklıdır, kırılmaz. Hatta hi&ccedil; t&uuml;kenmez. D&uuml;nya ticaretinin ahirete yaraması ve Cehenneme s&uuml;r&uuml;klememesi i&ccedil;in, &ccedil;ok uğraşmak lazımdır. İnsanın sermayesi, dini ve ahiretidir. Bu sermayeyi kaptırmamak i&ccedil;in, &ccedil;ok uyanık olmak lazımdır. Dinini kayırmak isteyenler, her sabah ş&ouml;yle niyet etmelidir ki, kendisinin, evlat ve ailesinin rızkını kazanmak, onları kimseye muhta&ccedil; bırakmamak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya rahat ve temiz ibadet edebilmek, ahiret yolunda y&uuml;r&uuml;yebilmek i&ccedil;in, vazifeme gidiyorum demelidir. O g&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlara iyilik, yardım ve nasihat yapmayı, kalbinden ge&ccedil;irmelidir. Namazda kusur edenlere, g&uuml;nah işleyenlere, emr-i ma&rsquo;r&ucirc;f yapmalıdır. B&ouml;yle niyet eden bir t&uuml;ccar, bir memur, bir muallim, bir hakim ve bir subay, vazifesini yaptığı kadar, hep sevap kazanır. Onun her işi, ibadet olur. D&uuml;nyada kazandığı şeyler de, caba olur.&rdquo;</p>

<p><strong>Haram, iyi niyetle yapılsa da haramdır<br />
Sual: </strong>Haram, g&uuml;nah olan şeyleri, mesela fırından ekmek &ccedil;alıp a&ccedil;ları doyurmak gibi iyi niyetle yapınca yine bunlar haram, g&uuml;nah olur mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
&uuml;nahlar, niyetsiz veya iyi niyet ederek işlenirse, g&uuml;nah olmaktan &ccedil;ıkmaz. <strong>(Ameller, niyete g&ouml;re iyi veya k&ouml;t&uuml; olur)</strong> hadis-i şerifi, taatlara ve mubahlara niyete g&ouml;re sevap verileceğini bildirmektedir. Bir kimse, birinin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; almak i&ccedil;in başkasını incitse veya başkasının malı ile sadaka verse, yahut haram para ile mektep, cami yaptırsa, bunlara sevap verilmez. Bunlara sevap beklemek, cahillik olur. Zul&uuml;m, g&uuml;nah, iyi niyet ile işlenirse, yine g&uuml;nah olur. B&ouml;yle işleri yapmamak sevaptır. Bilerek yaparsa, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah olur. G&uuml;nah olduğunu bilmeyerek yaparsa, M&uuml;sl&uuml;manların &ccedil;oğunun bildiği şeyleri onun bilmemesi, &ouml;ğrenmemesi de g&uuml;nah olur. Gayr-i m&uuml;slim memleketlerde dahi olsa, İsl&acirc;m bilgilerinin ş&acirc;yı yani yaygın olduğu yerlerde, cehalet, bilmemek, &ouml;z&uuml;r olmaz, g&uuml;nah olur.</p>

<p><strong>İlmi, Allah rızası i&ccedil;in &ouml;ğrenmelidir<br />
Sual: </strong>Din bilgilerini &ouml;ğrenmek, din tahsili yapmak i&ccedil;in, nasıl bir niyet yapmalı, ne niyetle bunları &ouml;ğrenmelidir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Konu ile alakalı olarak Fet&acirc;v&acirc;-yı Hindiyyede deniyor ki:<br />
&ldquo;İlmi, Allah rızası i&ccedil;in, İsl&acirc;m dinine ve M&uuml;sl&uuml;manlara hizmet i&ccedil;in &ouml;ğrenmelidir. Mal, mevki kazanmak, kibir ve ş&ouml;hret i&ccedil;in &ouml;ğrenmemelidir. Hoca hakkı, ana-baba hakkından &ouml;ncedir. İlmi, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinden veya onların yazdıkları kitaplardan &ouml;ğrenmeli ve salih insanlara &ouml;ğretmelidir. İlmi iyi insanlardan esirgememelidir. Salih insan, iyi insan demektir. Ehl-i s&uuml;nnet itikadında olan ve haram işlemekten sakınan M&uuml;sl&uuml;mana salih, iyi insan denir. Ehl-i s&uuml;nnet itikadında olmayan M&uuml;sl&uuml;manlara bidat sahibi veya mezhepsiz denir. Ehl-i s&uuml;nnet itikadını ve haramları &ouml;ğrenmek, binlerce İhl&acirc;s suresi okumaktan daha sevaptır. Fıkıh &ouml;ğrenmek, hafız olmaktan efdaldir. Hafız olmak da, nafile ibadetten efdaldir. Vaaz verirken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; demelidir. Yalnız, Allah demek h&uuml;rmetsizlik olur. Fısk meclisinde yani g&uuml;nah işlenen yerde, tesbih, (s&uuml;bhanallah), tahmid (elhamd&uuml;lillah), Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim, hadis-i şerif ve fıkıh bilgileri okumak g&uuml;nahtır. Fıska, g&uuml;nah işlemeye mani olmak i&ccedil;in tesbih okumak caiz olur.</p>

<p>G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, kaval, zurna, &ccedil;algı ile birlikte veya bunların fasılasında, tekbir, salevat okumak g&uuml;nahtır.&rdquo;</p>

<p align="left"><strong>İlim &ouml;ğrenmekten maksat<br />
Sual: </strong>Din bilgilerini &ouml;ğrenmekten maksat ne olmalıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Bu konuda İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri bir talebesine hitaben buyuruyor ki:<br />
&ldquo;İlim &ouml;ğrenmek i&ccedil;in &ccedil;ok gecelerini feda ettin. Bilmem ki, ni&ccedil;in kendini bu kadar harap ettin? İlim &ouml;ğrenmekten maksadın eğer d&uuml;nya menfaatlerini toplamak, ş&ouml;hret, mevki sahibi olmak ve M&uuml;sl&uuml;manlara b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k g&ouml;stermek idi ise, sana yazıklar olsun! Yok eğer maksadın İsl&acirc;miyete ve Muhammed aleyhisselamın dinine yardım etmek, ahlakını temizlemek, nefsini kırmak idi ise, sana m&uuml;jdeler olsun!</p>

<p align="left">Keyfine g&ouml;re yaşa! Fakat bu yaşaman uzun s&uuml;rmeyecek, bir g&uuml;n elbette &ouml;leceksin. Gece g&uuml;nd&uuml;z d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n, sımsıkı sarıldığın lezzetlerden elbette ayrılacaksın. D&uuml;nyanın nesini seversen sev, hepsine veda edeceksin! Elinden geleni yap! Fakat unutma ki, her yaptığının hesabını vereceksin!</p>

<p align="left">İman edilecek şeyleri akla uydurmaya, beğendirmeye uğraşmak, dinsizlerle, cahillerle, m&uuml;nakaşa edip, onların bozuk d&uuml;ş&uuml;nceleri ile uğraşmak ve Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimi &ouml;ğrenmeden, namazı, abdesti, orucu, farzları, haramları okumadan, bilmeden para kazanmaya kalkışmak, herkesten fazla zengin olmak i&ccedil;in doktorluk, m&uuml;hendislik, edebiyat, hukuk ilimleriyle uğraşmak da, &ouml;mr&uuml; boş yere harcamak olur.</p>

<p align="left">İsa aleyhisselamın İncilinde okudum; bir kimseyi tabuta koyduktan mezara bırakıncaya kadar; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ona kırk sual soracaktır. Birincisi şudur:<br />
<strong>(Ey kulum! Yaşadığın kadar hep d&uuml;nya i&ccedil;in s&uuml;slendin, herkesin beğenmesi, h&uuml;rmet etmesi i&ccedil;in bir&ccedil;ok şeyler &ouml;ğrendin. Benim emrettiğim şeyleri de &ouml;ğrendin mi, istediklerimi yapıp, haram ettiklerimden ka&ccedil;ındın mı?)</strong></p>

<p align="left">Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sana her g&uuml;n soruyor:<br />
<strong>(Başkaları i&ccedil;in neye bu kadar uğraşıyorsun? G&ouml;rm&uuml;yor musun ki, tepeden tırnağa kadar benim iyiliklerim ile, ihsanlarımla &ouml;rt&uuml;l&uuml;s&uuml;n?) </strong>Fakat sen bunu duymuyorsun. &Ccedil;ocuk oyuna dalıp etrafını g&ouml;rmediği gibi, d&uuml;nya zevkleri, nefsin arzuları seni sağır ve k&ouml;r eylemiş!</p>

<p align="left">Bug&uuml;n seni g&uuml;nahtan korumayan ve ibadete sevketmeyen ilim, yarın Cehennem ateşinden de korumaz.</p>

<p align="left">D&uuml;nyada iken, ibadet ederek ge&ccedil;miş g&uuml;nahlarını affettiremezsen, kıyamette elin ve dilin aciz kaldığı zaman;<br />
- Ya Rabbi, bizi geri d&uuml;nyaya g&ouml;nder, b&uuml;t&uuml;n &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml; ibadetle ge&ccedil;ireceğiz diyenlerden olursun. Fakat;<br />
- Ey ahmak! Oradan geldin ya! cevabını alıp kalırsın!&rdquo;</p>

<p align="left"><strong>Sual: </strong>Allah&uuml; teala, kullarının amellerine mi bakar yoksa bunları ne niyetle yaptıklarına ve kalplerindeki imana mı bakar?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda Ahmet bin Yahya M&uuml;n&icirc;r&icirc; hazretleri Mekt&ucirc;b&acirc;t kitabında buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ilmi, zulmetin temizlenmesine, cehli de, g&uuml;nah işlenmesine sebep yaptı. İlimden iman ve taat doğmakta, cehilden de k&uuml;f&uuml;r ve g&uuml;nah hasıl olmaktadır. Taat, &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k olsa da, ka&ccedil;ırmamalı! G&uuml;nah, pek k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;nse de, yaklaşmamalıdır! İslam &acirc;limleri buyurdular ki:&nbsp;</p>

<p align="left"><em>&Uuml;&ccedil; şey, &uuml;&ccedil; şeye sebeptir: Taat, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasını kazanmaya sebeptir. G&uuml;nah işlemek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gadabına sebeptir. İman etmek, şerefli ve kıymetli olmaya sebeptir.</em></p>

<p align="left">Bunun i&ccedil;in, k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&uuml;nah işlemekten de &ccedil;ok sakınmalıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gadabı, bu g&uuml;nahta olabilir. Her m&uuml;mini kendinden iyi bilmelidir. O m&uuml;min, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın &ccedil;ok sevdiği kulu olabilir. Herkes i&ccedil;in ezelde yapılmış olan takdir, hi&ccedil; değiştirilemez. Hep g&uuml;nah işleyip, hi&ccedil; taat yapmamış olan bir M&uuml;sl&uuml;manı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, dilerse affeder. Bekara suresinin otuzuncu &acirc;yetinde, Melekler, me&acirc;len;&nbsp;<strong>(Ya Rabbi! Yery&uuml;z&uuml;nde fesat &ccedil;ıkaracak ve kan d&ouml;kecek olan insanları ni&ccedil;in yaratıyorsun)</strong>&nbsp;dediklerinde;&nbsp;<strong>(<wbr />Onlar fesat &ccedil;ıkarmazlar)</strong>&nbsp;demedi.&nbsp;<strong>(Sizin bilmediklerinizi ben bilirim)&nbsp;</strong>buyurdu.&nbsp;<strong>(Layık olmayanları layık yaparım. Uzak kalanları yaklaştırırım. Zelil olanları aziz ederim)</strong>&nbsp;buyurdu. Siz onların işlerine bakarsınız. Ben kalplerindeki imana bakarım. Siz, g&uuml;nahsız olduğunuza bakıyorsunuz. Onlar, benim rahmetime sığınırlar. Sizin g&uuml;nahsız olduğunuzu beğendiğim gibi, M&uuml;sl&uuml;manların g&uuml;nahlarını affetmeyi de severim. Benim bildiğimi sizler bilemezsiniz. İmanı olanları, ezel&icirc;&nbsp;olan l&uuml;tfuma kavuştururum buyurdu.&rdquo;</p>

<p align="left">&nbsp;</p>

<p><strong>İyi niyet, haramı helal yapmaz!</strong></p>

<p>Bir M&uuml;sl&uuml;manın yaptığı b&uuml;t&uuml;n işler, ya t&acirc;attır yani ibadettir veya ma&#39;&#39;siyyettir yani g&uuml;nahtır, isyandır yahut da mubahtır. Bunun i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n işler; t&acirc;at, ma&#39;&#39;siyyet ve mubah olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; kısma ayrılır. G&uuml;n&acirc;hlar, niyetsiz vey&acirc; iyi niyet ederek işlenirse, g&uuml;n&acirc;h olmaktan &ccedil;ıkmaz. (Ameller, niyete g&ouml;re iyi vey&acirc; k&ouml;t&uuml; olur) had&icirc;s-i şer&icirc;fi, t&acirc;atlara ve mub&acirc;hlara niyete g&ouml;re sev&acirc;b verileceğini bildirmektedir. Bir kimse, birinin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; almak i&ccedil;in başkasını incitse vey&acirc; başkasının malı ile sadaka verse, y&acirc;hut har&acirc;m para ile okul, c&acirc;mi yaptırsa, bunlara sev&acirc;p verilmez. Bunlara sev&acirc;p beklemek, c&acirc;hillik olur. Zul&uuml;m, g&uuml;n&acirc;h, iyi niyet ile işlenirse, yine g&uuml;n&acirc;h olur. B&ouml;yle işleri yapmamak sev&acirc;ptır. Bilerek yapılırsa, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;h olur. G&uuml;n&acirc;h olduğu bilinmeden yapılırsa, M&uuml;sl&uuml;m&acirc;nların &ccedil;oğunun bildiği şeyleri, bu kimsenin bilmemesi, &ouml;ğrenmemesi de ayrıca g&uuml;n&acirc;h olur. ? &quot;Kalbim temizdir&quot; diyenler... Bir kimse, i&ccedil;ki i&ccedil;en arkadaşlarının g&ouml;nl&uuml;n&uuml; hoş etmeyi niyet ederek onların masasına otursa; &quot;Ben şarap i&ccedil;miyorum, arkadaşlarımın g&ouml;nl&uuml;n&uuml; kırmamak i&ccedil;in oturuyorum. B&ouml;yle yapmak caizdir zira hadis-i şerifte; (Amel niyete g&ouml;re değerlenir)&quot; dese bunların hi&ccedil;biri doğru olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; niyet, ib&acirc;detlere ve mub&acirc;h işlere tes&icirc;r eder. Har&acirc;m işler, iyi niyet ile c&acirc;iz olmaz. Yiğitlik g&ouml;stermek vey&acirc; para, mal kazanmak i&ccedil;in gaz&acirc; eden kimse, cih&acirc;d sev&acirc;bı kazanmaz. Mub&acirc;hlar iyi niyet ile yapılınca, hayır olup sev&acirc;b kazanılır. Fakat, m&uuml;&#39;&#39;min kardeşinin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; hoş etmek niyeti ile har&acirc;m işlemek, c&acirc;iz olmaz ve bu kimse, (M&uuml;&#39;&#39;mini sevindireni, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sevindirir) had&icirc;s-i şer&icirc;fine uymuş olmaz. Ancak zar&ucirc;ret ve fitne uyandırmamak i&ccedil;in, i&ccedil;memek şartı ile oturabilir ise de, &ouml;nceden bundan sakınmak l&acirc;zımdır. Riy&acirc; ile ve hakkı b&acirc;tıl ile karıştırarak mevki s&acirc;hibi olmak c&acirc;iz değildir. İyi niyet ile olsa da, c&acirc;iz değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, har&acirc;mları ve mekr&ucirc;hları, iyi niyet ile yapmak c&acirc;iz değildir. Hatt&acirc;, bazı har&acirc;mların iyi niyet ile yapılması, dah&acirc; b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;h olur. Niyetin iyi olması, t&acirc;atlarda, ib&acirc;detlerde faydalı olur. Mub&acirc;h, hatt&acirc; farz olan bir amel, niyete g&ouml;re g&uuml;n&acirc;h olabilir. G&uuml;n&acirc;h işleyenin; &quot;Sen kalbime bak! Kalbim temizdir. Allah kalbe bakar&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n yanlış, hatt&acirc; zararlı olduğu buradan da anlaşılmaktadır. İb&acirc;detin kıymetli olması, şartlara bağlıdır. M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, faydasız şeyler ile vakit ge&ccedil;irmez. Hazret-i Eb&ucirc; Bekir buyurdu ki,</p>

<p>&quot;Biz, bir har&acirc;ma d&uuml;şmek korkusundan dolayı, yetmiş hal&acirc;li işlemekten sakınırdık.&quot;</p>

<p>Bunun i&ccedil;in, kimse ib&acirc;detine g&uuml;venmemelidir. &Ccedil;ok ib&acirc;det yaptığı i&ccedil;in tekebb&uuml;r etmemelidir. İb&acirc;detin kab&ucirc;l olması i&ccedil;in, niyetin h&acirc;lis olması, yan&icirc; yalnız Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sı i&ccedil;in yapılması l&acirc;zımdır. Bu ihl&acirc;sı elde etmek kolay değildir. Nefsi temizlemek takv&acirc; ile olur. Takv&acirc;, har&acirc;mlardan sakınmak demekdir. Nefsi temizlenmeyen kimsenin ib&acirc;detlerini ihl&acirc;s ile yapması &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. İm&acirc;m-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki; &quot;Bu d&uuml;ny&acirc;da herkes yolcudur. Geldik gidiyoruz. Yolcuların birbirlerine yardım etmesi, el ele vermeleri, kardeş gibi olmaları l&acirc;zımdır. Her M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmelidir. Vaz&icirc;fesine başlarken, M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n kardeşlerime yardım etmek, onları r&acirc;hat ettirmek i&ccedil;in &ccedil;alışacağım. Din kardeşlerim benim işimi g&ouml;rd&uuml;kleri gibi, ben de, onlara hizmet edeceğim demelidir. Her M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n iyi bilsin ki, b&uuml;t&uuml;n sanatlar, farz-ı kif&acirc;yedir. Bunu d&uuml;ş&uuml;nerek, bir sanata yapışmak, ib&acirc;det etmek olur. Her sanatı &ouml;ğrenmek ve hele, harp v&acirc;sıtalarını en modern, en ileri şekilde yapmaya &ccedil;alışmak farzdır. Bu v&acirc;sıtaları yapabilmek i&ccedil;in, gerekli ilimleri, dersleri okullarda, bu niyet ile okutmak ve okumak hep ib&acirc;det olur. Nam&acirc;z kılan insanın bu niyet ile, her işi ib&acirc;det olur. Nam&acirc;z kılmayanların her hareketi de g&uuml;n&acirc;h olur. O h&acirc;lde, her M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, nam&acirc;zını kılmalı, sonra farz olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, vaz&icirc;fesini yapmalıdır. İş g&ouml;r&uuml;rken niyetin doğru olmasına al&acirc;met, insanlara faydalı olan bir meslek, bir sanat se&ccedil;mektir. Yan&icirc;, &ouml;yle bir iş g&ouml;rmeli ki, eğer o iş olmasa, M&uuml;sl&uuml;m&acirc;nlar sıkıntı &ccedil;ekerdi. O h&acirc;lde, keyif, oyun ve benzerlerine, sanat dense de ve har&acirc;m işleyenlere sanatk&acirc;r ismi verilse de, bunları yapmak ib&acirc;det olmaz. Hatt&acirc;, har&acirc;m olmayan, mub&acirc;h olan, fakat insanlara l&uuml;z&ucirc;mlu olmayan sanatları se&ccedil;memelidir.&quot;</p>

<p>&quot;K&ouml;t&uuml; niyetler ib&acirc;deti bozar&quot;</p>

<p>İmam-Rabbani hazretleri; &quot;Amel ve ib&acirc;det, niyet ile d&uuml;r&uuml;st olur. B&uuml;t&uuml;n ib&acirc;detlerin kab&ucirc;l olması i&ccedil;in, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in yapılması ve b&ouml;yle niyet edilmesi şarttır. K&ouml;t&uuml; niyetler, ib&acirc;deti bozar&quot; buyurmaktadır.</p>

<p>Salim bin Abdullah hazretleri, &Ouml;mer bin Abd&uuml;laziz hazretlerine yazdığı bir mektupta; &quot;Bilmiş ol ki, Allah&uuml; tealanın kuluna yardımı, niyeti nisbetindedir. Kimin niyeti tam ve doğru olursa, Allah&uuml; tealanın yardımı da o kimseye tam olur. Kimin niyeti eksik olursa, Allah&uuml; tealanın yardımı da, o nisbette azalmış olur&quot; buyurmuştur. Netice olarak, Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:</p>

<p>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkası i&ccedil;in her kim ne işledi ise, karşılığını ondan istesin, denilecektir...)</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2748]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 19:29:23 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Maksudun mabudundur]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Tasavvuf b&uuml;y&uuml;klerinin, <b>(Maksudun mabudun olur)</b> s&ouml;z&uuml; ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu hususta İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki:<br />
Bir insanın arzusu, tevecc&uuml;h ettiği, &ouml;zendiği, sağ kaldık&ccedil;a ele ge&ccedil;irmek istediği ve ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in, her zillete, al&ccedil;almaya katlandığı, hi&ccedil; vazge&ccedil;mediği şeyse, [onu elde etmek, ona kavuşmak i&ccedil;in, harama hel&acirc;le dikkat etmiyorsa, yani haram da olsa &ccedil;ekinmiyorsa] bu onun mabudu olur, yani arzusuna ibadet etmiş olur; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ibadet, zilletin, son derecesidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başka mabud tanımamak i&ccedil;in, Ondan başka murat olmamak lazımdır. Bunun i&ccedil;in de, <b>(La ilahe illallah)</b> derken, Ondan başka maksat olmadığını bilmek lazımdır. Bu m&acirc;n&acirc;yla, bu kelimeyi o kadar &ccedil;ok tekrar ederler ki, başka hi&ccedil;bir arzuları kalmaz. Ondan başka bir şey arzu edilmez. B&ouml;ylece, başka mabudumuz yoktur s&ouml;zleri doğru olur ve &ccedil;eşitli ilahlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka arzu bırakmamak suretiyle, Ondan başka mabud bırakmamaya kavuşmak, imanın k&acirc;mil olması i&ccedil;in şarttır ve evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan mabutlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefs, itminana kavuşmadık&ccedil;a, bu derece ele ge&ccedil;mez. İslam dininin esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar zayıf, nazik yaratılmıştır.<br />
<br />
<b>Maksada kavuşmak i&ccedil;in</b><br />
Bunun i&ccedil;in, İslamiyet diyor ki: Bir kimse, maksadına kavuşmak i&ccedil;in, Allah g&ouml;stermesin İslamiyet&rsquo;in dışına &ccedil;ıkarsa, [bir farzı bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya i&ccedil;ki i&ccedil;erse], bu işi onun mabudu olur, ilahı olur. Arzusu i&ccedil;in İslamiyet&rsquo;in dışına &ccedil;ıkmazsa, onu ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in, haram işlemezse, İslamiyet, o arzuyu reddetmez, yasaklamaz. Onun arzusunun yine yalnız Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ve Onun dinini g&ouml;zetmek olduğu anlaşılır. O maksuda karşı, o kimsede, yaradılış icabı, bir arzu h&acirc;sıl olmuştur; fakat bu arzusu, İslamiyet&rsquo;e olan arzusunun miktarına yetişememiştir. <b>(c.3, m.3)</b><br />
<br />
Demek ki bir şeyi yaparken Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in yapıyorsak, o şey mabudumuz olmaz. Mesela, haramlardan kurtulmak, dinini daha iyi yaşayabilmek i&ccedil;in evlenen ve ev alan kimsenin bu işleri onun mabudu olmaz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İnsanın asıl maksadı...</strong></p>

<p>İnsanın maksadı, yani hep arzu ettiği şeyler, onun ma&#39;&#39;b&ucirc;du olur. &quot;Maks&ucirc;dun, ma&#39;&#39;b&ucirc;dundur&quot; s&ouml;z&uuml; meşh&ucirc;rdur. C&acirc;siye s&ucirc;resinin 23. &acirc;yetinde me&acirc;len; (Nefsinin arzularını il&acirc;h edinen kimseyi g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?) buyuruldu. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri, insanın maks&ucirc;du, yani hep arzu ettiği şeyler, onun ma&#39;&#39;b&ucirc;du olur buyurdular. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanları başı boş bırakmadı. Her istediklerini yapmaya izin vermedi. Nefslerinin arzularına taşkın ve şaşkın olarak t&acirc;bi olmalarını, b&ouml;ylece fel&acirc;ketlere s&uuml;r&uuml;klenmelerini dilemedi. R&acirc;hat ve huz&ucirc;r i&ccedil;inde yaşamaları ve sonsuz sa&acirc;dete kavuşmaları i&ccedil;in arzularını ve zevklerini kullanma yollarını g&ouml;sterdi. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ve yasaklarına uyan kul, mes&ucirc;d ve r&acirc;hat olur. Nefsinin isteklerine, arzularına uyan ise, zelil olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; nefs, Cen&acirc;b-ı Hakka d&uuml;şmandır. Zira bir had&icirc;s-i kuds&icirc;de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;; (Nefslerinizi, kendinize d&uuml;şman biliniz! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, nefsleriniz, bana d&uuml;şmandırlar!) buyurmuştur.</p>

<p>G&acirc;yesi &acirc;hiret olan...</p>

<p>Eb&ucirc; Bekr Kett&acirc;n&icirc; hazretleri, sevdiklerine nasihat ederken: &quot;Hakiki m&uuml;&#39;&#39;min; nefsi istediği halde d&uuml;ny&acirc;dan y&uuml;z &ccedil;eviren, Res&ucirc;lullah efendimizin yolunda ve izinde y&uuml;r&uuml;yen, g&acirc;yesi &acirc;hiret olan, c&ouml;mert olup, Rabbine y&ouml;nelendir&quot; buyururdu. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Bir insanın maks&ucirc;du, arzusu, &ouml;zendiği, sağ kaldık&ccedil;a ele ge&ccedil;irmek istediği ve ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in, her zillete, al&ccedil;almağa katlandığı, hi&ccedil; vazge&ccedil;mediği şey ise, bu maks&ucirc;du, ma&#39;&#39;b&ucirc;du olur ve bu h&acirc;li ib&acirc;det olur. Bunun i&ccedil;in, bir kimse, maksadına kavuşmak i&ccedil;in, Allah g&ouml;stermesin İsl&acirc;miyyetin dışına &ccedil;ıkarsa, farzlardan birini bırakır, bir har&acirc;m işlerse, nam&acirc;zı, orucu bırakırsa, bu maks&ucirc;du, onun ma&#39;&#39;b&ucirc;du olur, il&acirc;hı olur.&quot;</p>

<p>S&uuml;fy&acirc;n bin Uyeyne hazretleri insanların kendisini &ouml;vmelerine, yermelerine aldırmaz ve onlara: &quot;Bir kimse ib&acirc;detlerini yapar, hep Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlarsa, d&uuml;ny&acirc; yani insanı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaştıran şeyler, ondan uzaklaşır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlamaktan g&acirc;fil olduk&ccedil;a da d&uuml;ny&acirc; ona yaklaşır. İb&acirc;detlerden ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlamaktan maksat, d&uuml;ny&acirc;yı kendinden uzaklaştırmak i&ccedil;indir&quot; buyururdu. Ahmed Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri, insanlara sık sık vakitlerini boş ge&ccedil;irmemeleri i&ccedil;in ş&ouml;yle nas&icirc;hat ederdi:</p>

<p>&quot;İnsanlar bu &acirc;lemde yolculuk halindedirler. Onların ilk konakları beşik, sonuncusu ise kabirdir. Hak&icirc;k&icirc; vatan, ya Cennet veya Cehennemdir. İnsan i&ccedil;in, &ouml;mr&uuml;n&uuml;n en kıymetli serm&acirc;yesi vakitleridir. Şehveti ve şehev&icirc; arzuları, yolunu kesen eşkıy&acirc;dır. Kazancı ve k&acirc;rı; Cenneti ve oradaki ebed&icirc; n&icirc;metleri elde etmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sına ve cem&acirc;line mazhar olmaktır. Zarar ise; Cehennemde &ccedil;eşitli azaplara m&acirc;ruz kalmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmet ve cem&acirc;linden uzaklaşmaktır. Kim Cennete girmek isterse, vakitlerini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın beğendiği şeylerle ge&ccedil;irsin.&quot;</p>

<p>Din b&uuml;y&uuml;klerinden Ahmed S&acirc;rb&acirc;n hazretlerinin &ccedil;ok huysuz ve ge&ccedil;imsiz bir hanımı vardı. Bu hanım kocasını ziyarete gelenlere;</p>

<p>-Siz bu adamdan ne medet umuyor ve ne hayır bekliyorsunuz. Sizin işiniz yok mu? diyerek bağırırdı. Bir g&uuml;n bu zatın talebeleri hem bu durumu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor hem de birbirleriyle ş&ouml;yle konuşuyorlardı: -Acaba nasıl oluyor da hocamız b&ouml;yle bir hanımla yaşayabiliyor, bir arada ge&ccedil;inebiliyor? Onların bu d&uuml;ş&uuml;ncelerini anlayan Ahmed S&acirc;rb&acirc;n hazretleri şu cev&acirc;bı verdi:</p>

<p>-Dostlarım! Mesele sizin zannettiğiniz gibi değil. Benim b&ouml;yle bir kadına tahamm&uuml;l etmem, nefs&acirc;n&icirc; bir hevesten değildir. Bu bizim talebelerimize verdiğimiz bir derstir. Maksat, &ccedil;irkin huylu insanlarla da iyi ge&ccedil;inmektir. Sizin elinizdeyse nefsinizi i&ccedil;inizden atın bana &ouml;yle gelin. İşte bu kadar. İnsanlar zor zamanlarda, bir zorlukla karşılaştıklarında m&uuml;dara yapamazlar yani insanları idare etmezler. B&ouml;yle zamanlarda herkes i&ccedil;indekini ve ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml;n&uuml; dışa vurur. Bencil bencilliğini, fedak&acirc;r fedak&acirc;rlığını, hain hainliğini g&ouml;sterir. Bu problemli zamanlar bir imtihandır. B&ouml;yle durumlarda, insanın maksadı, gayesi ne ise, o meydana &ccedil;ıkar.</p>

<p>Niyet bozuksa, netice felakettir! İlim tahsilinde maksat, niyet bozuksa, netice felakettir. Maksat ve niyet d&uuml;zg&uuml;nse, netice izzettir, selamettir. İnsanın ilmi arttık&ccedil;a, Allaha sevgisi arttık&ccedil;a, nefsinden soğumaya, nefret etmeye başlar. Bu h&acirc;le kavuşmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, o kuluna l&uuml;tuf ve ihs&acirc;nıdır. O kulunu sevdiğinin alametidir. R&uuml;veym bin Ahmed hazretleri: &quot;İnsanın okumaktan g&acirc;yesi kalbini k&ouml;t&uuml; huylardan temizleyip, faz&icirc;letlerle s&uuml;slemek, gelecekte ise Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yakın olmak ve yakınlık mertebesine kavuşmak olmalıdır. Bilgisiyle; riyaset, servet, makam, cahillerle m&uuml;nakaşa ve akranlarına &uuml;st&uuml;nl&uuml;k g&acirc;yesi g&ouml;stermemelidir&quot; buyurmuştur. İslamiyet, bir ağa&ccedil; gibidir. K&ouml;k&uuml; iman, g&ouml;vdesi ibadet, meyvesi ise, ihl&acirc;stır. Kalb, d&uuml;nya arzularından, nefsin isteklerinden birine bağlı kaldığı ve ge&ccedil;ici lezzetlerden birinin peşine takılıp gittiği m&uuml;ddet&ccedil;e, ahireti sevemez, oraya hazırlanamaz. Bunun i&ccedil;in asıl marifet, asıl maksat, &ccedil;ok para, mevki, makam kazanmak değil, kul olmak ve &ccedil;ok sevap kazanmaktır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=5612]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:26:17 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Nefs nedir?]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Kalb, y&uuml;rek, g&ouml;n&uuml;l, nefs hakkında bilgi verir misiniz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kalb, g&ouml;ğs&uuml;m&uuml;z&uuml;n sol tarafındaki et par&ccedil;ası değildir. Buna, y&uuml;rek denir. Y&uuml;rek, hayvanlarda da bulunur. Kalb, y&uuml;rekte bulunan bir kuvvettir. G&ouml;r&uuml;lmez. Ampulde bulunan elektrik cereyanı gibidir. Buna, g&ouml;n&uuml;l diyoruz. Ampul y&uuml;rek ise, ışığı da kalbdir, buna g&ouml;n&uuml;l de denir.<br />
<br />
G&ouml;n&uuml;l insanlarda bulunur, hayvanlarda bulunmaz. Bedendeki b&uuml;t&uuml;n aza, kalbin emrindedir. His uzuvlarımızın duydukları b&uuml;t&uuml;n bilgiler kalbde toplanır. İnsanın, inanmak, sevmek, korkmak, kalbindedir. İtikad eden, yani iman eden, k&acirc;fir olan, kalbdir. Kalbi temiz olan, dine uyar. Kalbi k&ouml;t&uuml; olan dinden ka&ccedil;ar. G&uuml;zel, iyi ahlakın ve k&ouml;t&uuml; huyların yeri kalbdir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; dinlerini Peygamberleri, kalbi temizlemek i&ccedil;in g&ouml;nderdi. Kalbi temiz olan, herkese iyilik eder. D&uuml;nyada rahat, huzur i&ccedil;inde yaşarlar. Ahirette de, ebedi, sonsuz saadete kavuşurlar.<br />
<br />
Y&uuml;rekli cesur demek iken, kalbi var veya kalbli demek y&uuml;reği hasta demektir. Y&uuml;reksiz, cesaretsiz, korkak demek iken, kalbsiz, merhametsiz demektir. G&ouml;n&uuml;l kalb demek ise de, g&ouml;n&uuml;ls&uuml;z demek, kalbsiz demek değildir. G&ouml;n&uuml;ls&uuml;z isteksiz demektir. T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;den başka dile terc&uuml;me yapılırken, kalb eşittir y&uuml;rek diye terc&uuml;me edilirse tuhaflıklar olur. İşte Arap&ccedil;a&rsquo;dan veya başka dillerden T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;ye terc&uuml;me yapılınca bu incelikler bilinmezse gariplikler ortaya &ccedil;ıkar.<br />
<br />
G&ouml;n&uuml;l bir de nefs anlamında kullanılır. Nefs kelimesi, yirmiyi aşkın anlamda kullanılmaktadır. Ruh, can, kan, benlik, i&ccedil;, kalb, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k, y&uuml;celik, irade gibi. Fakat daha &ccedil;ok iki anlamı vardır:<br />
<br />
<b>Birincisi</b>,<b> </b>bir şeyin &ouml;z&uuml;, kendisi, kişi. Mesela, Kur&#39;an-ı kerimde, <b>(Her nefs, &ouml;l&uuml;m&uuml; tadıcıdır)</b> buyuruluyor.<br />
<br />
<b>İkincisi</b>, dine uymayan isteklerin kaynağı olarak kullanılır. Buna nefs-i emmare de denir. Bu nefs, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın d&uuml;şmanıdır. Mesela hadis-i kudside<b> (Nefsine d&uuml;şmanlık et, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o benim d&uuml;şmanımdır)</b> buyurulmuştur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Nefsimizin mahiyeti nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; insanda &uuml;&ccedil; şey yarattı: Akıl, kalb ve nefs. Bunların hi&ccedil;biri g&ouml;r&uuml;lmez. Varlıklarını eserleri ile, yaptıkları işlerle ve dinimizin bildirmesi ile anlıyoruz. Akıl ve nefs dimağımızda, kalb, y&uuml;reğimizdedir. Bunlar, madde değildir, yer kaplamazlar. Buralarda bulunmaları, elektriğin ampulde bulunması gibidir. Peygamberler ve veliler hari&ccedil;, herkesin nefsi, &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Bu k&ouml;t&uuml; nefse, (nefs-i emmare) denir ki, k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere s&uuml;r&uuml;kleyen nefs demektir.<br />
<br />
İnsanın en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanı nefsidir. Daha sonra k&ouml;t&uuml; arkadaş ve şeytan gelir. K&ouml;t&uuml; arkadaş ve şeytan da nefse tesir ederek insana zarar vermeye &ccedil;alışırlar. Onun i&ccedil;in nefsin, emmarelikten temizlenmesi gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; nefs, k&acirc;firdir, daima Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isyan etmek ister.<br />
<br />
Şeytan, verdiği vesveseye insanın uymadığını g&ouml;r&uuml;nce, bundan vazge&ccedil;er, başka bir vesvese verir. &Acirc;limler, şeytanı k&ouml;peğe benzetmiştir. K&ouml;pek kovalanınca ka&ccedil;ar ise de, başka taraftan yine gelir. Nefs-i emmare ise kaplan gibidir, saldırması ancak &ouml;ld&uuml;rmekle biter. Nefsimiz de &ouml;l&uuml;nceye kadar yakamızı bırakmaz. Bunun i&ccedil;in nefsi tanımak ve zararlarından korunmak gerekir.<br />
<br />
İmam-ı Maverdi hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Nefsin terbiyesi zaruridir. Hadis-i şerifte<b>, (İnsanın en kuvvetli d&uuml;şmanı nefsidir, sonra &ccedil;oluk &ccedil;ocuğu gelir) </b>buyuruldu. Kur&#39;an-ı kerimde de mealen, <b>(Nefs-i emmare, elbette g&uuml;nahları, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri emreder) </b>buyuruluyor. (Yusuf 53)<br />
<br />
Nefsini terbiye edemeyen, ona uyan acizdir, ahmaktır. Hadis-i şeriflerde, <b>(Asıl kahraman, nefsini yenendir), (Aklın alameti, nefse galip ve hakim olmak ve &ouml;ld&uuml;kten sonra gereken olanları hazırlamaktır. Ahmaklık alameti nefse uyup, Allah&rsquo;tan af ve merhamet beklemektir) </b>buyuruldu. Hazret-i &Acirc;işe validemiz, (İnsan Rabbini ne zaman tanır?) diye sual edince, Peygamber efendimiz, <b>(Nefsini tanıdığı zaman) </b>buyurdu.. (Edeb-&uuml;d-d&uuml;nya)<br />
<br />
Nefs-i emmare ile cihad, iki yolla olur:<br />
<b>1-</b> Riyazet,<br />
<b>2-</b> M&uuml;cahede.<br />
<br />
Riyazet, nefsin arzularını yapmamak demektir. Nefs ahmak olduğu i&ccedil;in her istediği kendi zararınadır. Nefs daima haramları ister. M&uuml;cahede ise, nefsin istemediği şeyleri yapmaktır. Nefsimiz, iyilik ve ibadet etmemizi istemez. Nefse, g&uuml;nahlardan ka&ccedil;mak, ibadet etmekten daha g&uuml;&ccedil; gelir. Onun i&ccedil;in g&uuml;nahtan ka&ccedil;mak daha sevaptır.<br />
<br />
Nefs, d&uuml;nya zevklerine, lezzetlerine d&uuml;şk&uuml;nd&uuml;r. Bunların iyi, fena, faydalı, zararlı olduklarını d&uuml;ş&uuml;nmez. Arzuları, dinimizin emirlerine uygun olmaz. Dinimizin yasak ettiği şeyleri yapmak, nefsi kuvvetlendirir. Daha beterini yaptırmak ister. Fena, zararlı şeyleri, iyi g&ouml;sterip, kalbi aldatır. Kalbe bunları yaptırarak, zevklerine kavuşmak i&ccedil;in &ccedil;alışır. Kalbin nefse aldanmaması i&ccedil;in, kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi zayıflatmak gerekir.<br />
<br />
Aklı kuvvetlendirmek, İslam bilgilerini okuyup, &ouml;ğrenmekle olduğu gibi, kalbin kuvvetlenmesi, yani temizlenmesi de, dinimize uymakla olur. Dinimize uymak i&ccedil;in, ihlas gerekir. İhlas, işleri, ibadetleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; emrettiği i&ccedil;in yapmaktır. Kalbin zikretmesi ile, yani Allah ismini &ccedil;ok s&ouml;ylemesi ile ihlas hasıl olur.<br />
<br />
Dinimize uymak, kalbi kuvvetlendirdiği gibi, nefsi zayıflatır. Bu sebeple nefs, kalbin dinimize uymasını istemez. Dinsiz, imansız olmasını ister. Aklına uymayıp, nefsine uyan, bunun i&ccedil;in dinsiz olmaktadır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, kullarının ibadetlerine ihtiyacı olmadığı i&ccedil;in, kulların işleyeceği g&uuml;nahlar da Ona zarar vermez. Nefslerini terbiye etmeleri, nefsle cihad etmeleri ve b&ouml;ylece Cennete girmeleri i&ccedil;in kullarına bunları emrediyor:<br />
<b>(Cenab-ı Haktan korkup, nefsini k&ouml;t&uuml; arzulardan uzaklaştıranların varacakları yer, muhakkak Cennettir.) </b>[Naziat 40, 41]<br />
<br />
Dine uyan, arzusuna kavuşur. Kur&#39;an-ı kerimde mealen, <b>(Nefsine uyanlardan, doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz)</b> buyuruldu. (Ankebut 69 <b>Tefsir-i Azizi</b>)<br />
<br />
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
İnsanda k&ouml;t&uuml; vasıfları toplayan nefsle cihad etmek, onu kırmak gerekir. Hadis-i şerifte<b>, (Senin en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanın, seni &ccedil;epe&ccedil;evre kuşatan nefsindir)</b> buyuruldu. Peygamber efendimiz bir savaştan d&ouml;n&uuml;nce de, <b>(K&uuml;&ccedil;&uuml;k cihaddan b&uuml;y&uuml;k cihada d&ouml;nd&uuml;k)</b> buyurdu. Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah b&uuml;y&uuml;k cihad nedir?) diye sual edince, Peygamber efendimiz, <b>(Nefsle cihaddır)</b> buyurdu. [Deylemi, Beyheki, Hatibi Bağdadi, İ. Gazali, İ. S&uuml;yuti]<br />
<br />
Nefsi her zaman aşağılamak gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Nefsini zelil eden, dinini aziz etmiş, nefsini aziz eden de dinini aşağılamış olur.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Cennette nefs olmadığı bildiriliyor. H&acirc;lbuki, <b>(Ey mutmaine olan nefs! Sen ondan, o da senden razı olarak rabbine d&ouml;n! Benim kullarımın arasına katıl, Cennetime gir!) </b>[Fecr 27&ndash;30] mealindeki &acirc;yetler, nefsin de Cennete gireceğini g&ouml;stermiyor mu? Bir de Allah ne diye benim kullarım diyor? Allah&rsquo;tan başkasının da mı kulu var? Nefsin Allah&#39;tan razı olması ne demek?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Nefs, kelimesinin bir&ccedil;ok manası var. Burada ruh, can, insan anlamındadır. Bildiğimiz nefs değildir. Bunun i&ccedil;in doğru anlamı ş&ouml;yle olur:<br />
<b>(Ey huzura kavuşan ruh, sen ondan, o da senden razı olarak rabbine d&ouml;n! Benim </b>[salih] <b>kullarımın arasına katılıp Cennetime gir!)</b> [Fecr 27-30]<br />
<br />
<b>(Sen ondan, o da senden razı olarak) </b>demek, imanlı olduğun i&ccedil;in Allah senden razıdır. Sana da Cennette &ouml;yle nimetler verecek ki sen de Allah&rsquo;tan razı olacaksın demektir.<br />
<br />
<b>Benim kullarım</b> ifadesi bir tabirdir. Benim adamım, benim sağ kolum gibi. Cenab-ı Hak, şeytana diyor ki: <b>(Benim kullarıma senin h&acirc;kimiyetin yoktur.)</b> [İsra&ndash;65]<br />
<br />
İyiler de k&ouml;t&uuml;ler de Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kulu olduğu halde salih kimseler i&ccedil;in <b>(Benim kulum)</b> buyuruyor. Demek ki Rabbimizin (<b>Benim kulum)</b> dediği salih kimselerdir. Paraya, k&ouml;t&uuml; arzularına kul olanlar i&ccedil;in de buyuruyor ki: <b>(Hevasını ilah edinenler...)</b> [Casiye 23]<br />
<br />
Cenab-ı hak bunlar i&ccedil;in benim kulum buyurmuyor, bunlar <b>hevasının kulu</b> buyuruyor. Onları Allah yarattığı halde başkalarını ilah edinmiş, onlara tapıyorlar. Bunlar nefs-i mutmaine değildir.<br />
<br />
<b>İnsanın nefsi k&acirc;firdir</b><br />
<b>Sual: </b>İnsan i&ccedil;in (Nank&ouml;r, mala d&uuml;şk&uuml;n, cimri, z&acirc;lim olduğu gibi, nefsi k&acirc;fir ve kalbi de hastadır) deniyor. O zaman insan, Allah d&uuml;şmanı olan k&acirc;fir nefsiyle, hasta kalbiyle, nank&ouml;r ve cimri gibi k&ouml;t&uuml; sıfatlarla nasıl doğru yolu bulup Cennete gider?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Denilenlerin hepsi Kur&rsquo;an-ı kerimde vardır. İnsan bu denilenler gibidir. Nefsimiz k&acirc;fir olarak yaratılmış ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın d&uuml;şmanıdır, hep haramlardan zevk alır. Bir hadis-i şerif:<br />
(Hak te&acirc;l&acirc;, <b>&ldquo;Nefsine d&uuml;şmanlık et, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o benim d&uuml;şmanımdır&rdquo; </b>buyurdu.) [Mek. Rabb&acirc;n&icirc;]<br />
<br />
Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Nefs-i emmare, elbette g&uuml;nahları, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri emreder.)</b> [Yusuf 53]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, k&acirc;fir nefsi yarattığı gibi, aklı da yarattı. Akıl, doğruyu yanlıştan, hakkı b&acirc;tıldan ayıran bir kuvvettir. Kalb, akla uyup, nefs terbiye edilirse, zararı &ouml;nlenmiş olur. Kalbin nefse aldanmaması, ona uymaması, nefsimizle cihad-ı ekber olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; cihad edenlere, Cennette y&uuml;ksek dereceler vereceğini bildiriyor. Nefsimiz, insanların cihad sevabına kavuşmalarına, meleklerden &uuml;st&uuml;n olmalarına sebep olmaktadır. G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi nefsimiz, iki tarafı keskin bı&ccedil;ak gibidir. G&uuml;nah da işleyebilir, cihad da edebilir.<br />
Hem de, zehirli ila&ccedil; gibidir. Doktorun tavsiyesine g&ouml;re kullanan, bundan fayda kazanır. Aşırı kullanan helak olur. İslamiyet, nefsin helak edilmesini, yok edilmesini değil, terbiye edilmesini, ondan istifade edilmesini emretmektedir. Terbiye edilerek kullanılırsa, bu olumsuzluklar yok edilebilir.<br />
<br />
İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: Tasavvuf yolunda olmaktan maksat, nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye etmek, yani nefsi ve kalbi hastalıklardan kurtarmaktır. Bekara s&ucirc;resinde, <b>(Kalblerinde hastalık vardır)</b> mealindeki onuncu &acirc;yet-i kerimede bildirilen hastalık tedavi edilmedik&ccedil;e, hakiki imana kavuşulamaz.<br />
<br />
Yer &uuml;st&uuml;nde, yer altında ve g&ouml;kte bulunan her şey insanoğlu i&ccedil;in yaratılmıştır. Teneff&uuml;s ettiğimiz havanın bile ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmekten &acirc;ciziz. İnsan kendine sayılamayacak kadar nimet verdiği h&acirc;lde, Allah&#39;a karşı nank&ouml;rl&uuml;k yapıyor. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Allah&rsquo;ın </b>[bunca]<b> nimetini saymaya kalksanız sayamazsınız. Doğrusu insan, &ccedil;ok z&acirc;lim, &ccedil;ok nank&ouml;rd&uuml;r!)</b> [İbrahim 34]<br />
<br />
Daha bir&ccedil;ok &acirc;yet-i kerimede insanın nank&ouml;r olduğu bildirilmiştir.<br />
<br />
<b>&Acirc;diyat</b> s&ucirc;resinin 8. &acirc;yetinde bildirildiği gibi insan, mala m&uuml;lke pek d&uuml;şk&uuml;nd&uuml;r. &Uuml;stelik de cimridir. İsra s&ucirc;resinin 100. &acirc;yetinde, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmet hazineleri verilse bile insanın yine cimrilik yapacağı bildiriliyor. İnsanın kendini ihtiya&ccedil;sız hissedince azgınlık yapacağı, <b>Alak</b> s&ucirc;resinin 6. ve 7. &acirc;yetinde bildirilmektedir.<br />
<br />
Bizi yaratan Rabbimiz, elbette bizi bizden daha iyi bilir. Yukarıda insanın bazı k&ouml;t&uuml; vasıfları anlatılmıştır. Hastalığı veren Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bunların devasını da yaratmıştır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ve yasaklarına riayet edince, kurtuluş &uuml;midi fazlalaşır. İnsan sadece namazı doğru kılsa, yukarıda bildirilen b&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden kurtulur. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Namaz, m&uuml;nker ve fahşadan</b> [edepsizlikten, akla ve dine uymayan her t&uuml;rl&uuml; k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten, her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;nahtan] <b>alıkoyar.)</b> [Ankebut 45]<br />
<br />
O h&acirc;lde yapılacak iş, nefse uymamak, g&uuml;nahlardan ka&ccedil;mak ve namazı doğru kılmaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Nefsini aradan &ccedil;eken, huzurlu olur</strong></p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, nefsi kendine d&uuml;şman olarak yaratmıştır. K&ouml;t&uuml;l&uuml;kler deposu olduğu i&ccedil;in hep k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmak ister. İsl&acirc;miyete uymak istemez. İsl&acirc;miyete uyanların nefisleri temizlenir. Temizlenen nefislerde, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ve Onun emirlerine, yasaklarına karşı bir d&uuml;şmanlık kalmaz. Bunun i&ccedil;in nefsini temizleyen, nefsini aradan &ccedil;eken, nefsine uymayan bir kimse, herkesle iyi ge&ccedil;inir ve huzurlu olur. İbn-i At&acirc; hazretleri buyurdu ki: &quot;Nefis, yaratılışı &icirc;c&acirc;bı edepsizdir. Halbuki kul, s&uuml;rekli olarak edebe ri&acirc;yet etmekle memurdur. Nefsin tabiatı &icirc;c&acirc;bı muh&acirc;lefet meydanında at oynatır. Kul, gayreti ile nefsin k&ouml;t&uuml; arzularına ulaşmasını engeller. Nefsini dolu dizgin salıveren, şer ve k&ouml;t&uuml; işlerde onun ortağı olur.&quot; Nefsine uyan, kibirli olur, kendini ve yaptıklarını beğenir. Bu hal, her iyiliğe engeldir. Nefsine uymayıp tevazu sahibi olan, her iyiliğe kavuşur. D&uuml;nyada huzurlu ve rahat olur. Ahirette de ebedi saadete kavuşur. Kibirli olan ise, kendisi rahat, huzurlu olamadığı gibi, başkasına da sıkıntı verir, huzursuzluk &ccedil;ıkartır. B&ouml;ylece hem kendini hem de başkalarını yakar. Yanına başkasının oturmasını istememek, doğru s&ouml;z&uuml; kabul etmemek, kusurunu s&ouml;yleyene teşekk&uuml;r etmemek ve zenginlerin davetini tercih etmek, kibir al&acirc;metidir. Kibirli olan, s&acirc;lih insan olamaz. Kibir, her iyiliğe engeldir. Kibirli değilim diyen, kibirlidir.</p>

<p>Hasta olduklarını bilseler! Kendini beğenen bir kimse, ilmi ile, ameli ile mağr&ucirc;r olur. Egoist olur. T&ouml;vbe etmesi g&uuml;&ccedil; olur. Kendini &uuml;st&uuml;n sanan kimse, aslında hat&acirc;larını, nefsinin hev&acirc;sını beğenmektedir. B&ouml;yle kimse, hep nefsine uyar, nas&icirc;hat kab&ucirc;l etmez. Başkalarını c&acirc;hil sanır. H&acirc;lbuki b&ouml;yle kimselerin, kendileri &ccedil;ok c&acirc;hildir. Eb&ucirc; Hamza Horas&acirc;n&icirc; hazretleri; &quot;Nefsinden sıkılan kimsenin g&ouml;nl&uuml;, y&uuml;ce Mevl&acirc;sına bağlanmakla &uuml;nsiyet, yakınlık ve huzur bulur&quot; buyurmuştur.</p>

<p>Kendini &uuml;st&uuml;n bilme ve yaptıklarını beğenme hastalığının il&acirc;cını h&acirc;zırlayan &acirc;limler, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleridir. Fakat bu hastalar hastalıklarını bilmedikleri, kendilerini sıhhatli sandıkları i&ccedil;in, bu tab&icirc;blerin nas&icirc;hatlerini, ilimlerini kab&ucirc;l etmezler, fel&acirc;kette kalırlar. Ahmed bin &Acirc;sım Ant&acirc;k&icirc; hazretleri buyurdu ki: &quot;İnsanın en k&ouml;t&uuml; işlerinden birisi gıybet etmesidir. Bu y&uuml;zden, d&uuml;ny&acirc; ve &acirc;hirette zarara uğrar. Hatt&acirc; o y&uuml;zden ona buğzedilir. Melekler ondan uzaklaşır. Şeytanlar sevinir. Gıybet, amelleri boşa &ccedil;ıkarır. Herkesin yanında sevgisini kaybeder. Değeri kalmaz. Gıybet ile nemime, s&ouml;z taşımak, birbirine yakındır. İkisi de aynı şeyden doğar. İkisi de taşkınlık ve azgınlıktır. Azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz. S&ouml;z taşıyan, k&acirc;til gibidir. Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir. Azgın kimse kibirlidir. İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftir&acirc; g&uuml;nahına da girer. B&ouml;ylece gıybet, kişinin nefsini temize &ccedil;ıkarmak istemesinden ve kendisini beğenmesinden doğar. Gıybetten, en b&uuml;y&uuml;k bel&acirc;dan ka&ccedil;ar gibi ka&ccedil;mak lazımdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mde haram kılınmıştır.&quot; Kusuru başkasında arayanın etrafında insan kalmaz. Hep kendisini haklı bulan, kendi kusurlarını bırakıp başkasının kusuru ile meşgul olan, manevi bakımdan zerre kadar ilerleyemez. İhl&acirc;s ile ib&acirc;det etmeyen Bel&#39;&#39;&acirc;m-ı B&acirc;&ucirc;r&acirc; gibi m&uuml;rted olarak &ouml;l&uuml;r. İbn-i At&acirc; hazretleri buyurdu ki: &quot;Ahl&acirc;k iyi olmadıktan sonra, kılınan namazın, tutulan orucun &ccedil;ok olmasının &ouml;nemi yoktur. Hatt&acirc; sadaka vermek ve nefsini yenmeye &ccedil;alışmak bile hi&ccedil;tir. Bu yolda y&uuml;kselenler, ne namazla, ne de oru&ccedil;la y&uuml;kseldiler. Ne sadaka ile, ne de m&uuml;c&acirc;hede ile &uuml;st&uuml;n dereceler buldular. Y&uuml;kselen, ancak iyi huyla y&uuml;kseldi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Res&ucirc;l-i ekrem efendimiz; (Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;, bana en yakın olanınız, huy ve ahl&acirc;k bakımından en g&uuml;zel olanınızdır) buyurdu.&quot; Evliy&acirc;nın, İsl&acirc;m &acirc;limlerinin hayatını ve kitaplarını okuyanın kalbinden d&uuml;nya sevgisi &ccedil;ıkar ve bu kimsenin ihl&acirc;sı artar. B&ouml;ylece de, d&uuml;nyada rahat ve huzurlu olur, ahirette de ebedi saadete kavuşur. Eb&ucirc; Abdullah-ı Turuğb&acirc;d&icirc; hazretleri: &quot;İlim, insana Allah korkusunu kazandırır. İlim s&acirc;hibi olan kimsenin başkalarından korkusu gidip, kalbinde yalnız Allah sevgisinden h&acirc;sıl olan bağlılık duygusunun artması ile huzur ve s&uuml;k&ucirc;na kavuşur. Bu haller ise, herkesin ilimdeki derecesine g&ouml;redir&quot; buyurmuştur.</p>

<p>Beterin beteri vardır... &Ouml;l&uuml;m&uuml; hatırlayan ve ona hazırlanan kimsenin huyu, ahl&acirc;kı g&uuml;zel olur. B&ouml;yle kimse nefsine uymaz, kibirlenmez, insanlara tepeden bakmaz. Herkesi sever kendisi de sevilir, huzurlu olur ve huzur dağıtır. Zaten &ouml;l&uuml;m&uuml; hatırlamak, &ouml;mr&uuml; uzatır, &ouml;mr&uuml;n bereketini artırır. &Ccedil;ok yaşama arzusu ise, &ouml;mr&uuml; kısaltır. B&ouml;yle biri, &uuml;&ccedil; şeye hasret gider:<br />
&nbsp;1- Topladığına doymaz.<br />
&nbsp;2- Umduğuna kavuşamaz.<br />
&nbsp;3- Ahiret yolculuğu i&ccedil;in yeterli hazırlık yapamaz. Huzurlu olmak isteyen bir kimse, hi&ccedil;bir zaman, hi&ccedil;bir şekilde halinden şikayet&ccedil;i olmamalıdır. Her zaman ve her durumda ş&uuml;kredici olmalıdır. Zira beterin beteri vardır. Eb&ucirc; Bekr Kett&acirc;n&icirc; hazretleri: &quot;Takv&acirc; s&acirc;hibi; nefsinin isteklerine uymayan, İsl&acirc;miyetin emirlerine tam uyan, yak&icirc;n ile huzur bulan, tevekk&uuml;l direğine dayanan kimsedir&quot; buyurmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2508]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:21:31 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Ahlak ilmini öğrenmek ve güzel ahlak]]></title>
<description><![CDATA[<p><strong>Sual: Dinin emir ve yasaklarını &ouml;ğrenmek lazım olduğu gibi, iyi ve k&ouml;t&uuml; huyları da &ouml;ğrenmek ve hayatımıza ge&ccedil;irmek, dinin emri midir?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak Kimy&acirc;-i se&#39;&acirc;det kitabında deniyor ki:<br />
&ldquo;Kalbe ait bilgileri, yani ahlak ilmini &ouml;ğrenmek, her M&uuml;sl&uuml;man erkek ve kadına farz-ı ayndır. Mesela <strong>Hıkd</strong> yani kin bağlamak, <strong>Haset</strong> başkasında bulunan nimetin onda olmayıp, kendinde olmasını istemek, <strong>Kibir</strong> kendini b&uuml;y&uuml;k bilmek, &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmek, <strong>Suizan etmek</strong> iyi insanı fena, k&ouml;t&uuml; bilmek gibi şeylerin haram olduğunu &ouml;ğrenmek, her m&uuml;mine farz-ı ayndır.</p>

<p>Bir kimsede bulunan nimetin, onda olduğu gibi, kendisinde de olmasını istemek haset değildir, buna <strong>Gıpta etmek</strong>, imrenmek denir ki sevaptır. Kibirli olana karşı kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;stermek, kibir olmaz, sadaka vermek gibi sevap olur.&rdquo;</p>

<p>G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, imanı, yani Ehl-i s&uuml;nnet itikadını kısaca &ouml;ğrendikten sonra, iyi ve k&ouml;t&uuml; huyları &ouml;ğrenmek de, farz-ı ayndır, her M&uuml;sl&uuml;manın &ouml;ğrenmesi lazımdır. Abdesti, gusl&uuml;, namazı, orucu ve haramları da, her M&uuml;sl&uuml;manın &ouml;ğrenmesi farz-ı ayndır. Cenaze namazını, &ouml;l&uuml;ye hizmeti, sanat ve ticaret bilgilerini, bug&uuml;n&uuml;n silahlarını yapmak ve kullanmak i&ccedil;in, fen bilgilerini iyi &ouml;ğrenmek farz-ı kif&acirc;yedir. Yani lazım olan kimselerin &ouml;ğrenmesi farz olup, başkalarına farz olmaz. Fakat, l&uuml;zumu kadar kimse &ouml;ğrenmezse, b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlar, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;naha girer. Doktor olacak kimsenin lise ve tıp fak&uuml;ltesinde okuması farz olup, m&uuml;hendis olacak kimsenin tıp fak&uuml;ltesinde okuması farz değildir. İbni &Acirc;bid&icirc;n hazretleri, D&uuml;rr-&uuml;l-muht&acirc;r şerhinde diyor ki:<br />
Ul&ucirc;m-i nakliyyeden yani din bilgilerinden kendine lazım olanları &ouml;ğrenmek farz-ı ayndır. Bundan fazlasını &ouml;ğrenmek ve ul&ucirc;m-i akliyyeden faydalı olanları &ouml;ğrenmek farz-ı kif&acirc;yedir. Bir &acirc;yet ezberlemek, herkese farz-ı ayndır. Fatihayı ve &uuml;&ccedil; &acirc;yet veya bir kısa s&ucirc;re ezberlemek vaciptir. Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimin hepsini ezberlemek farz-ı kif&acirc;yedir. Kendine lazım olmayan fıkıh bilgilerini &ouml;ğrenmek, hafız olmaktan daha iyidir. Başkalarına &ouml;ğretmek i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenmek, kendi işlemesi i&ccedil;in &ouml;ğrenmekten daha sevaptır.&rdquo;</p>

<p><strong>Sekiz ana k&ouml;t&uuml; huy<br />
Sual: Din kitaplarında, iyi ve g&uuml;zel huyların yanı sıra k&ouml;t&uuml; huylardan da bahsedilmektedir. Bu k&ouml;t&uuml; huyların esası, temeli nelerdir?<br />
Cevap:</strong> Bu konu, <strong>İsl&acirc;m Ahl&acirc;kı</strong> kitabında ş&ouml;yle a&ccedil;ıklanmaktadır:<br />
&ldquo;D&ouml;rt esas iyi huya karşılık, sekiz ana k&ouml;t&uuml; huy olur ki bunlar:<br />
<strong>1-</strong> Cerbeze olup, hikmetin aşırı olmasına denir. Ahlakı ve işleri incelemek, anlamak kuvvetini, l&uuml;zumsuz yerlerde kullanmaktır. Hile yapmak, aldatmak, haram işleri neşretmek, yaymak gibi. Ruhun fen kuvvetini yani aklı, aşırı kullanmak cerbeze olmaz. K&ouml;t&uuml; olmaz. Din bilgilerini, fen bilgilerini ve matematiği ilerletmek i&ccedil;in, ne kadar &ccedil;ok &ccedil;alışır, inceler, araştırırsa, o kadar &ccedil;ok iyi olur.<br />
<strong>2- </strong>Bel&acirc;det, eblehliktir. Aklı kullanmamaktır. Ahmaklık da denir. Kalın kafalılıktır. &Ouml;ğrenmesi ve işlemesi, yapması kusurlu olur. İyiyi k&ouml;t&uuml;den ayıramaz.<br />
<strong>3-</strong> Tehevv&uuml;rd&uuml;r. &Ccedil;abuk kızmak demektir. Şecaat, kahramanlık iyi huyunun aşırı olmasıdır. Akıllı tanınan kimselerin beğenmeyeceği işler yapmaya kalkışmaktır. Ruhunu veya bedenini boş yere yorar.<br />
<strong>4-</strong> C&uuml;bnd&uuml;r. Korkaklık demektir. Şecaatin l&uuml;zumundan az olmasıdır. Korkmak caiz olmayan yerde korkaklık g&ouml;sterir.<br />
<strong>5-</strong> F&uuml;c&ucirc;rdur. İffetin aşırı olmasıdır. D&uuml;nya lezzetlerine d&uuml;şk&uuml;n olur. İsl&acirc;miyetin ve aklın beğenmediği taşkınlıkları yapar.<br />
<strong>6-</strong> İffetin az olmasıdır. Humud, yani miskinliktir. İsl&acirc;miyetin ve aklın izin verdiği arzularını bırakmaktır. Bedeni zayıflar, kuvveti gider, hasta olur, nesli t&uuml;kenir.<br />
<strong>7-</strong> Zul&uuml;md&uuml;r. Adaletin sınırını aşmaktır. Başkasının hakkına tecav&uuml;z etmektir. Başkasının malına, canına, namusuna zarar verir.<br />
<strong>8-</strong> Haysiyetsizliktir. Kendisine karşı yapılan zul&uuml;m, işkence ve hakaretleri kabul eder. Adaletin noksan olmasıdır. Adalette b&uuml;t&uuml;n iyilikler toplandığı gibi, zul&uuml;mde de, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kler toplanmıştır.&rdquo;</p>

<p><b>Sual:</b> İyi m&uuml;sl&uuml;man olmak i&ccedil;in g&uuml;zel ahlaklı olmak gerektiğini bildirdiniz. G&uuml;zel ahlaka nasıl sahip olunur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet iyi bir m&uuml;sl&uuml;man olmak i&ccedil;in g&uuml;zel ahlaka sahip olmak, k&ouml;t&uuml; ahlaktan uzak durmak gerekir. Ancak bununla d&uuml;nya ve ahiret saadeti elde edilir.<br />
<br />
G&uuml;zel ahlak, ilim ve edep &ouml;ğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. K&ouml;t&uuml; ahlak da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edepsiz olmak, k&ouml;t&uuml; insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi &ouml;verken <b>(Ger&ccedil;ekte sen b&uuml;y&uuml;k bir ahlak &uuml;zeresin)</b> buyuruyor. (Kalem 4)<br />
<br />
İyi insan, iyi ahlaklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, k&ouml;t&uuml; huylardan ka&ccedil;ınmamızı emretmektedir.<br />
<br />
G&uuml;zel ahlaka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Nimete kavuşmuş olanlardan, tevazu g&ouml;sterene ve kendini hep kusurlu bilene, helalden kazanıp, hayırlı yerde sarf edene, fıkıh bilgileri ile hikmeti</b> [tasavvufu] <b>birleştirene, helale harama dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası i&ccedil;in yapana, huyu g&uuml;zel olana, kimseye k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana m&uuml;jdeler olsun.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>G&uuml;zel s&ouml;zler</b><br />
Ahlak hakkında İslam &acirc;limleri buyuruyor ki:<br />
&quot;K&ouml;t&uuml; ahlaklı, par&ccedil;alanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi &ccedil;amur olur.&quot;<br />
&quot;Her binanın bir temeli vardır. İslam&rsquo;ın temeli de g&uuml;zel ahlaktır.&quot;<br />
<br />
&quot;K&ouml;t&uuml; ahlak, &ouml;yle bir fenalıktır ki, onunla yapılan bir&ccedil;ok iyilikler fayda vermez. G&uuml;zel ahlak, &ouml;yle bir iyiliktir ki, onunla yapılan g&uuml;nahlar bile affa uğrar.&quot;<br />
<br />
&quot;Y&uuml;kselen b&uuml;t&uuml;n insanlar ancak g&uuml;zel ahlakları sayesinde y&uuml;kselmişlerdir.&quot;<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;l&uuml;k, c&ouml;mertlik ve kimseyi &uuml;zmemek demektir.&quot;<br />
<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak, kimseyle &ccedil;ekişmemek ve kimseyi &ccedil;ekiştirmemektir.&quot;<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır.&quot;<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeye &ccedil;alışmak demektir.&quot;<br />
<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak, Allah&rsquo;tan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allah&rsquo;tan bilmek, nimetlere ş&uuml;k&uuml;r, belalara sabretmektir.&quot;<br />
<br />
&quot;G&uuml;zel ahlakın en azı, meşakkatlere g&ouml;ğ&uuml;s germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, b&uuml;t&uuml;n insanlara karşı şefkatli olmaktır.&quot;<br />
<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak, haramlardan ka&ccedil;ıp helali aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi ge&ccedil;inip onların maişetlerini temin etmektir.&quot;<br />
<br />
&quot;G&uuml;zel ahlak, Yaratanı d&uuml;ş&uuml;nerek, yaratılanları hoş g&ouml;rmek, onların eziyetlerine sabretmektir.&quot;<br />
<br />
Bir m&uuml;sl&uuml;mana &ccedil;atık kaşla bakmak haramdır. G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olmayan kimse m&uuml;min sıfatlı değildir. Herkese karşı g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olmalıdır.<br />
<br />
Hadis-i şerifte, Allah&rsquo;a ve ahiret g&uuml;n&uuml;ne iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır s&ouml;ylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhari)<br />
<br />
Başkasının k&ouml;t&uuml; ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi k&ouml;t&uuml; ahlaklıdır. Başkalarının k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerinden bahsediyorsak, bu kendimizin k&ouml;t&uuml; olduğunun alametidir. G&uuml;zel ahlak, eziyetleri sineye &ccedil;ekmektir.<br />
<br />
<b>G&uuml;zel ahlaklı olmanın alameti şunlardır </b><br />
İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını g&ouml;rmemek, h&uuml;sn&uuml; zan etmek, suizandan [k&ouml;t&uuml; zandan] ka&ccedil;ınmak, arkadaşlarının eziyetlerine g&ouml;ğ&uuml;s germek, onlardan şikayet&ccedil;i olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olup, herkesle yumuşak konuşmaktır.<br />
G&uuml;zel ahlaklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah i&ccedil;in sever, Allah i&ccedil;in buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. B&uuml;t&uuml;n hasletlerin başı ise hayadır.<br />
<br />
Hazret-i Hızır buyurdu ki:<br />
(G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! L&uuml;zumsuz dolaşma, boş yere g&uuml;lme, hi&ccedil; kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, g&uuml;nahların i&ccedil;in ağla!)<br />
<br />
B&uuml;y&uuml;klerden Ebu Osman El-Hayri&rsquo;yi ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman kendine (Kusura bakma, &ccedil;ok insan geldi seni kabul edemeyeceğiz) dediler. Az gidince tekrar &ccedil;ağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemeyeceklerini bildirdiler. B&ouml;yle birka&ccedil; defa &ccedil;ağırıp geri d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;kten sonra (Biz seni denemek i&ccedil;in bunu yaptık. Ger&ccedil;ekten g&uuml;zel ahlaklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu ki: (Bu ahlak o kadar g&uuml;zel midir? Bir k&ouml;peği de &ccedil;ağırsanız gelir, kovsanız gider.)<br />
<br />
<b>Ahlakı g&uuml;zelleştirmek </b><br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(Sizin imanca en g&uuml;zeliniz, ahlak&ccedil;a en g&uuml;zel olanınızdır.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>(Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve g&uuml;zel ahlak dilerim.)</b> [Har&acirc;iti]<br />
<br />
<b>(Ben ancak g&uuml;zel ahlakı tamamlamak i&ccedil;in g&ouml;nderildim.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(G&uuml;zel ahlak, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. K&ouml;t&uuml; ahlak ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.)</b> [İ. Hibban]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; indinde k&ouml;t&uuml; ahlaktan b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, k&ouml;t&uuml; ahlaklı bir g&uuml;nahtan tevbe edip kurtulursa, bir başka g&uuml;naha d&uuml;şer. Hi&ccedil;bir vakit g&uuml;nahtan kurtulamaz.)</b> [İsfehani]<br />
<br />
<b>(Bir kimse tevbe ederse, tevbesini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kabul eder. K&ouml;t&uuml; ahlaklı kimsenin tevbesi makbul olmaz. Zira bir g&uuml;nahtan tevbe ederse k&ouml;t&uuml; ahlakı sebebiyle, daha b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işler.) </b><br />
[Taberani]<br />
<br />
<b>(G&uuml;zel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Din, g&uuml;zel ahlaktır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(M&uuml;minlerin iman y&ouml;n&uuml;nden en faziletlisi ahlak&ccedil;a en iyi olanıdır.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Ş&uuml;phesiz g&uuml;zel ahlak, g&uuml;neşin buzu erittiği gibi g&uuml;nahları eritir.)</b> [Har&acirc;iti]<br />
<br />
<b>(Bir m&uuml;sl&uuml;man g&uuml;zel ahlakı sayesinde, g&uuml;nd&uuml;zleri oru&ccedil; tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur.)</b> [İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Bir insan az ibadet etse de, g&uuml;zel ahlakı sayesinde en y&uuml;ksek dereceye kavuşur.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı s&uuml;sler, &ccedil;irkinliği giderir.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(En &ccedil;ok sevdiğim kimse, huyu en g&uuml;zel olandır.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(Yumuşak olan kimseye, d&uuml;nya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Yumuşak olanlar ve kolaylık g&ouml;sterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın &uuml;zerine s&uuml;rmek isterse hayvan oraya koşar.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
<b>(Cennete g&ouml;t&uuml;ren sebeplerin başlıcası, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmak ve iyi huylu olmaktır. Cehenneme g&ouml;t&uuml;ren sebeplerin başlıcası da, d&uuml;nya nimetlerinden ayrılınca &uuml;z&uuml;lmek, bu nimetlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(İmanı en kuvvetli kişi, ahlakı en g&uuml;zel ve hanımına en yumuşak olandır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(İnsan, g&uuml;zel huyu ile, Cennetin en &uuml;st&uuml;n derecelerine kavuşur. </b>[Nafile] <b>İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. K&ouml;t&uuml; huy, insanı Cehennemin en aşağısına s&uuml;r&uuml;kler.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) </b>[İbni Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Şu &uuml;&ccedil; şey bulunan kimsenin imanı k&acirc;mildir: Herkesle iyi ge&ccedil;inen g&uuml;zel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini &ouml;rten hilm.) </b>[Nesai]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nyada veya ahirette &ouml;z&uuml;r dilemek zorunda kalacağın s&ouml;z ve hareketten uzak durmaya &ccedil;alış!) </b>[Hakim]<br />
<br />
<b>(S&ouml;z veriyorum ki, m&uuml;nakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri g&uuml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in, yalan s&ouml;ylemeyen, iyi huylu olan m&uuml;sl&uuml;man Cennete girecektir.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: &ldquo;Size g&ouml;nderdiğim İslam dininden razıyım,</b> [bu dini kabul edip, bu dinin emir ve yasaklarına riayet edenlerden razı olur, onları severim.] <b>Bu dinin tamam olması, ancak c&ouml;mertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dininizin tamam olduğunu her g&uuml;n, bu ikisi ile belli ediniz!)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, g&uuml;nahları eritir, yok eder. Sirke balı bozup yenilmez h&acirc;le soktuğu gibi, k&ouml;t&uuml; huylu olmak, ibadetleri bozup yok eder.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Hak te&acirc;l&acirc; yumuşak huyluya yardım eder, sert ve &ouml;fkeliye yardım etmez.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Yumuşak olan, kızmayan m&uuml;sl&uuml;manın Cehenneme girmesi haramdır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Yavaş, yumuşak davranmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kuluna verdiği b&uuml;y&uuml;k bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) </b>[E.Ya&rsquo;la]<br />
<br />
<b>(Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, g&uuml;nd&uuml;zleri oru&ccedil; tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.) </b>[İ. Hibban]<br />
<br />
<b>(Kızınca, &ouml;fkesini yenerek yumuşak davrananı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sever.) </b>[İsfehani]<br />
<br />
<b>(G&uuml;ler y&uuml;zle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur.)</b> [İ.E.d&uuml;nya]<br />
<br />
Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, <b>(Kızma, sinirlenme) </b>buyurdu. Birka&ccedil; kere sordu, hepsine de <b>(Kızma, sinirlenme) </b>buyurdu. (Buhari)<br />
<br />
<b>Sual:</b> İyi insan olmak i&ccedil;in ne yapmak gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İyi insan olmak i&ccedil;in k&acirc;mil yani olgun m&uuml;sl&uuml;man olmak gerekir. Zaten m&uuml;sl&uuml;man, iyi insan demektir.<br />
Allah indinde m&uuml;min &ccedil;ok kıymetlidir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(M&uuml;minler, &ouml;yle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allah&rsquo;ın &acirc;yetleri okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp g&uuml;venirler, namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden</b> [Allah&rsquo;ın razı olduğu yerlere] <b>harcarlar.)</b> [Enfal 2-3]<br />
<br />
<b>(M&uuml;minler, muhakkak kurtuluşa ermiştir. Namazlarını huşu i&ccedil;inde kılar, boş ve l&uuml;zumsuz şeylerden y&uuml;z &ccedil;evirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.)</b> [M&uuml;minun 1-8]<br />
<br />
<b>(Onlar, Allah&rsquo;ın ahdini yerine getirir, verdikleri s&ouml;z&uuml; bozmaz, Rablerinin rızasını isteyip sabreder ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; iyilikle savarlar.)</b> [Rad 20-22]<br />
<br />
<strong>(</strong>[M&uuml;minler] <strong>b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahlardan ve hayasızlıktan sakınır, &ouml;fkelendikleri zaman da kusurları bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler.)</strong> [Şura 37,38]<br />
<br />
<b>(İnanıp hayırlı iş işleyen</b> [m&uuml;min]<b>lerin k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerini, and olsun, &ouml;rteriz, onları yaptıklarının en g&uuml;zeli ile m&uuml;kafatlandırırız.)</b> [Ankebut 7]<br />
<br />
<b>(Allah onların</b> [m&uuml;minlerin] <b>k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerini &ouml;rter, onlara işledikleri şeylerin en g&uuml;zellerinin karşılığını verir.) </b>[Z&uuml;mer 35]<br />
<br />
<b>(Allah, inanıp emirlerini yapan m&uuml;minlere mağfiret ve b&uuml;y&uuml;k ecir vaad etmiştir.)</b> [Feth 29]<br />
<br />
<b>(Elbette m&uuml;minler kardeştir.)</b> [Hucurat 10]<br />
<br />
M&uuml;minlerle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da ş&ouml;yle:<br />
<b>(M&uuml;sl&uuml;man, elinden ve dilinden m&uuml;sl&uuml;manların emin olduğu kimsedir.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min akıllı, basiretli, uyanıktır. Her işte Allah&rsquo;ın rızasını g&ouml;zetir. Acele etmez, ilim sahibidir, haramlardan ka&ccedil;ar.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan i&ccedil;in a&ccedil;ılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Onun her işi faydalıdır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(M&uuml;minler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir v&uuml;cut gibidir. V&uuml;cudun bir yeri rahatsız olunca, b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi, m&uuml;sl&uuml;manlar da b&ouml;yle birbirine yardıma koşmalıdır.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min &uuml;lfet eder </b>[iyi ge&ccedil;inir],<b> &uuml;lfet etmeyen ve &uuml;lfet edilmeyende hayır yoktur.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(M&uuml;minin yanına giren, g&uuml;zel bir bah&ccedil;eye girmiş gibi ferahlık duyar.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min lanet etmez, k&ouml;t&uuml;lemez, m&uuml;stehcen konuşmaz ve hayasız olmaz.) </b>[Hakim]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de g&uuml;zeldir.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min, yumuşaktır, hafiftir. Munis bir deve gibi boyun eğer, &quot;Ih&quot; denince, yer sert olsa da &ccedil;&ouml;ker.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min sert değildir. Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min ge&ccedil;im ehlidir. Arkadaşına rahatlık verir. M&uuml;nafık ise ge&ccedil;imsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.) </b>[Dare Kutni]<br />
<br />
<b>(Halkın elindekine g&ouml;z dikmemek, m&uuml;minin alametlerindendir.) </b>[Dare Kutni]<br />
<br />
<b>(Komşusu k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nden emin olmayan, m&uuml;min olamaz.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(&Ccedil;evrendekilerle g&uuml;zel komşuluk et ve kendin i&ccedil;in sevdiğini, başkaları i&ccedil;in de sev ki m&uuml;sl&uuml;man olasın.)</b> [Har&acirc;iti]<br />
<br />
Kime dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur, d&uuml;nyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir h&acirc;l &uuml;zerindesin. Bunun tersi olursa k&ouml;t&uuml; haldesin!)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>M&uuml;sl&uuml;manın vasıfları nelerdir<br />
Sual:</b> Allah&rsquo;tan korkan m&uuml;sl&uuml;manın vasıfları nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&rsquo;tan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle &ccedil;alışır. Hi&ccedil; kimseye k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmaz. Kendine k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tevbe eder. S&ouml;z&uuml;n&uuml;n eri olur. Her iyiliği Allah i&ccedil;in yapar.<br />
<br />
Kimsenin malına, canına, namusuna g&ouml;z dikmez. &Ccedil;alışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Ş&uuml;pheli şeylerden ka&ccedil;ınır. Makam sahiplerine, zalimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlak sahiplerine saygı g&ouml;sterir.<br />
<br />
Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. K&ouml;t&uuml; kimselere nasihat verir. Onlara uymaz. K&uuml;&ccedil;&uuml;klerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi &ccedil;ekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faydasız bir şey s&ouml;ylemez. Kimseye sert davranmaz. C&ouml;mert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek i&ccedil;in ister.<br />
<br />
Riyak&acirc;rlık, iki y&uuml;zl&uuml;l&uuml;k yapmaz. Kendini beğenmez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın her an g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve bildiğini d&uuml;ş&uuml;nerek hi&ccedil; k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından ka&ccedil;ar. İşte, Allah&rsquo;tan korkanlar milletine, &uuml;lkesine faydalı olur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Kur&rsquo;an-ı kerimde, inananları ş&ouml;yle tarif etmektedir:<br />
<b>(Rahim olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kulları, yery&uuml;z&uuml;nde g&ouml;n&uuml;l al&ccedil;aklığı ile vakar ve tevazu ile y&uuml;r&uuml;rler. Cahiller, onlara sataşacak olursa, bunlara </b>[sağlık ve selamet sizin &uuml;zerinize olsun gibi]<b> g&uuml;zel s&ouml;z s&ouml;yler, </b>[b&uuml;y&uuml;k bir yumuşaklık g&ouml;sterirler.]<b> Onlar geceleri secde yapar ve kıy&acirc;mda dururlar </b>[namaz kılarlar.] <b>Onlar, &ldquo;y&acirc; Rabbi, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Cehennem azabı devamlıdır ve &ccedil;ok şiddetlidir. Orası ş&uuml;phesiz k&ouml;t&uuml; bir yer ve k&ouml;t&uuml; bir duraktır&rdquo; derler. Bir şey verdikleri zaman, israf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allah&rsquo;a şerik koşmaz, Ondan başkasına yalvarmazlar. Allah&rsquo;ın dokunulmasını haram ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi &ouml;ld&uuml;rmez, zina etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyamette azabı kat kat olur, orada zelil ve hakir olarak ebedi bırakılır. Ancak, Allah, tevbe eden ve doğru iman eden ve ibadet ve faydalı iş yapanların k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerini iyiliğe &ccedil;evirir. Allah, af ve merhamet sahibidir. Tevbe edip, amel-i salih işleyen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya </b>[tevbesi makbul ve Onun rızasına kavuşmuş olarak] <b>d&ouml;ner. Onlar yalan yere şahitlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden ka&ccedil;ınırlar. Kendilerine &acirc;yetler okunduğu zaman, k&ouml;r ve sağır davranmazlar</b>, [dikkat ile dinleyip bu &acirc;yetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar.]<b>) </b>[Furkan 63-73]<br />
<br />
<b>İyi huylu olmanın ve bunu muhafazanın yolu<br />
Sual:</b> İyi huylu olmak ve bunu muhafaza edebilmek i&ccedil;in ne yapmalı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İyi huylu olmak i&ccedil;in ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek i&ccedil;in, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Hadis-i şerifte, <b>(İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur)</b> buyuruldu. Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren kitapları okumamalı, b&ouml;yle radyo ve TVden sakınmalıdır.<br />
<br />
İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hi&ccedil;biri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır i&ccedil;in arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, <b>(D&uuml;nyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşa! &Ouml;leceğini hi&ccedil; unutma) </b>buyuruldu.<br />
<br />
Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmak ve m&uuml;nakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim &ouml;ğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Vaktin kıymetini bilip gece-g&uuml;nd&uuml;z ilim &ouml;ğrenmelidir! İlim, ibadet i&ccedil;indir. Kıyamette işten, ibadetten sorulur, &ccedil;ok ilim &ouml;ğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibadet de ihlas elde etmek i&ccedil;indir. <b>(İslam Ahlakı)<br />
<br />
Sert miza&ccedil;lı olmak<br />
Sual:</b> Haksızlık olunca dayanamıyorum. &Ccedil;ok sert miza&ccedil;lıyım. Sert miza&ccedil;lı olmak dinen kusur mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sert miza&ccedil;lı olmak kusur değildir. Ancak dine aykırı olarak sertlik yapmak kusurdur. Hazret-i &Ouml;mer&rsquo;in sert mizacı &ouml;v&uuml;lm&uuml;ş, takdir edilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İki melek var, biri sert, biri yumuşak miza&ccedil;lıdır. Bunlar, Cebrail ile Mikail&rsquo;dir. Peygamberlerden biri yumuşak, diğeri sert miza&ccedil;lıdır. Bunlar İbrahim ile Musa&rsquo;dır. Benim de iki arkadaşımdan biri yumuşak, diğeri sert miza&ccedil;lıdır. Bunlar, Ebu Bekir ile &Ouml;mer&rsquo;dir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>K&acirc;firlere karşı da iyi huylu olmalı<br />
Sual:</b> İslamiyet&rsquo;in g&uuml;zel ahlakını g&ouml;stermek i&ccedil;in, k&acirc;firlere karşı da iyi huylu olmak ve onları incitmemek gerekmez mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
M&uuml;sl&uuml;manların k&acirc;firlere karşı da iyi huylu olmaları, onları incitmemeleri gerekir. B&ouml;ylece İslam dininin, iyi huylu olmayı, kardeş&ccedil;e yaşamayı, &ccedil;alışmayı emrettiği onlara da g&ouml;sterilmiş olur. B&ouml;ylece iyiliği seven insanlar, seve seve m&uuml;sl&uuml;man olurlar. Cihad etmek farzdır. Cihadı devlet topla, silahla yapacağı gibi, soğuk harp ile, propaganda, neşriyat ile de yapar. Her m&uuml;sl&uuml;man da, iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihad yapar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; cihad etmek, insanları m&uuml;sl&uuml;man yapmaya davet etmek demektir. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, k&acirc;firlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihad etmek oluyor. Cihad ise her m&uuml;sl&uuml;mana g&uuml;c&uuml; nispetinde farzdır.<br />
<br />
<b>Allah&rsquo;ın ahlakı ile ahlaklanmak<br />
Sual:</b> İyi bir m&uuml;sl&uuml;man olmak i&ccedil;in Allah&rsquo;ın ahlakı ile ahlaklanmak gerekiyormuş. Bu nasıl olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Bir kimse, bir zat ile konuşunca, eğer kalbinde, d&uuml;nya sevgisi azalıp, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya bağlılığı artarsa, onun keramet sahibi, evliyadan bir zat olduğu anlaşılır. Eğer b&ouml;yle olmazsa, o zatın istidrac g&ouml;steren bir yalancı olduğu meydana &ccedil;ıkar. (Evliya olmak i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ahlakı ile ahlaklanmak gerek) buyurulmuştur. Yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıfatlarına uygun sıfatlar, evliyada hasıl olur. Fakat bu benzerlik sadece isimdedir. Yoksa sıfatların &ouml;zelliğinde beraberlik olmaz. <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ahlakı ile ahlaklanın) </b>emrini anlatırken Hace M. Parisa hazretleri, <b>Tahkikat </b>kitabında buyuruyor ki:<br />
<br />
&quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir sıfatı <b>Basir</b>dir. Yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; her şeyi g&ouml;r&uuml;r. Bir kimsenin kalb g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ılır, firaset ışığı ile, kendi ayıplarını ve başkalarının iyi huylarını g&ouml;r&uuml;rse, yani başkalarını kendinden &uuml;st&uuml;n g&ouml;r&uuml;rse ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın her an g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak hep Onun beğendiği şeyleri yaparsa, bu sıfatla huylanmış olur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir sıfatı da <b>M&uuml;mit</b>tir. Yani &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; demektir. Bir kimse, s&uuml;nnetler yerine yerleşmiş olan bid&#39;atleri yok ederse, bu sıfatla sıfatlanmış olur. B&uuml;t&uuml;n sıfatlar, bunlar gibidir.&quot;<br />
<br />
Cahiller, bu ahlaklanmayı başka t&uuml;rl&uuml; anlamış ve yoldan &ccedil;ıkmıştır. Evliyanın &ouml;l&uuml;leri dirilteceğini, kaybolan şeyleri bileceğini sanmışlar, g&uuml;naha girmişlerdir.) <b>[M&uuml;j. Mekt. </b>107<b>] </b><br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıfatlarından biri <b>Settar</b>dır. Yani g&uuml;nahları &ouml;rt&uuml;c&uuml;d&uuml;r. M&uuml;sl&uuml;man da, din kardeşinin kusurunu &ouml;rtmelidir.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; <b>Kerim</b>dir. <b>Rahim</b>dir. Yani l&uuml;tfu, ihsanı bol ve merhameti &ccedil;oktur. M&uuml;sl&uuml;man da, c&ouml;mert ve merhametli olmalıdır!<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>Gaffar</b>dır, yani kullarının g&uuml;nahlarını affedicidir. M&uuml;sl&uuml;manlar da birbirlerinin kusurlarını affetmelidir!<br />
<br />
Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; affedicidir, affedenleri sever. Kur&#39;an-ı kerimde mealen, <b>(Affet, marufu emret ve cahillerden y&uuml;z &ccedil;evir!)</b> buyuruluyor. (Araf 199)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(Affedin ki, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da sizi affetsin ve şerefinizi y&uuml;kseltsin!) </b>[İsfehani]<br />
<br />
<b>(Allah i&ccedil;in affedeni Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; y&uuml;kseltir, aziz eder.) </b>[Berika]<br />
<br />
<b>(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere ihsan etmek, g&uuml;zel huylu olmaktır.) </b>[İ.Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana k&ouml;t&uuml;l&uuml;k edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) </b>[Ruzeyn]<br />
<br />
<b>(Musa aleyhisselam, </b>&quot;Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?&quot; <b>diye sordu. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, </b>&quot;İntikam almaya g&uuml;c&uuml; yeterken affedendir&quot; <b>buyurdu.) </b>[Har&acirc;iti]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) </b>[İ.Ahmed]<br />
<br />
<b>(Affedin ki affa kavuşasınız!) </b>[İ.Ahmed]<br />
<br />
<b>Sual:</b> En makbul amel nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Peygamber efendimiz, en makbul amelin g&uuml;zel ahlak olduğunu bildirmiş, <b>(İman y&ouml;n&uuml;nden m&uuml;minlerin en faziletlisi, ahlakı g&uuml;zel olanlardır) </b>buyurmuştur. (Hakim)<br />
Bir kimse Peygamber efendimizden nasihat istedi. Dedi ki:<br />
- Ya Resulallah bana &ouml;ğ&uuml;t ver!<br />
<b>- Nerede olursa olsun Allah&rsquo;tan kork!</b><br />
- Yine buyur ya Resulallah!<br />
<b>- Her k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n akabinde bir iyilik yap! İyilikler g&uuml;nahları giderir.</b><br />
- Yine buyur!<br />
<b>- Herkesle g&uuml;zel ge&ccedil;in! </b>(Tirmizi)<br />
<br />
Oğlu, Lokman aleyhisselama sorar:<br />
- En iyi haslet nedir?<br />
- Dindar olmaktır.<br />
- Peki babacığım, bu haslet iki olursa?<br />
- Dindarlık ve mal sahibi olmak.<br />
- &Uuml;&ccedil; olursa?<br />
- Dindarlık, mal ve haya.<br />
- D&ouml;rt olursa?<br />
- Dindarlık, mal, haya ve g&uuml;zel ahlak.<br />
- Beş olursa?<br />
- Dindarlık, mal, haya, g&uuml;zel ahlak ve c&ouml;mertliktir.<br />
- Altı olursa?<br />
- Oğlum bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dostudur, şeytandan uzaktır.<br />
<br />
Kur&#39;an-ı kerimde ise mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır.) </b>[H&uuml;curat 13]<br />
<br />
Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, g&uuml;zel huylu ise, onun i&ccedil;in g&uuml;zel huyu, iyi bir asalettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(G&uuml;zel huy gibi asalet, tedbirli olmak gibi akıllılık olmaz.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
G&uuml;zel huylu kimse, insanların takdirini kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. G&uuml;ler y&uuml;z ve tatlı dil ile, g&uuml;zel ahlakla memnun etmeye &ccedil;alışınız!) </b>[Hakim]<br />
<br />
<b>Sual:</b> G&uuml;zel ahlaka sahip olmak i&ccedil;in ne yapmak gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;zel ahlaka sahip olmak i&ccedil;in iyi ve k&ouml;t&uuml; huyları bilmek gerekir. Ayrıca kendi k&ouml;t&uuml; huylarını teşhis etmek gerekir. Bu teşhisi kendi yapar. Yahut bir &acirc;limin, rehberin bildirmesi ile anlar. İnsan kendi kusurlarını zor anlar. G&uuml;vendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu &ouml;ğrenir. Sadık olan dost onu tehlikelerden, korkulardan koruyan kimsedir. D&uuml;şmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;şman, insanın ayıplarını arayıp, y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arpar. Arkadaş ise, insanın ayıplarını pek g&ouml;rmez.<br />
<br />
Biri İbrahim Ethem hazretlerine, aybını, kusurunu bildirmesi i&ccedil;in yalvarınca, (Seni dost edindim. Her halin bana g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Aybını başkasına sor) dedi.<br />
<br />
Başkasında bir ayıp g&ouml;r&uuml;nce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya &ccedil;alışmak gerekir. <b>(M&uuml;min m&uuml;minin aynasıdır) </b>hadis-i şerifinin manası budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını g&ouml;r&uuml;r. İsa aleyhisselama, bu g&uuml;zel ahlakını kimden &ouml;ğrendin, dediklerinde, (Birinden &ouml;ğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman&rsquo;a, (Edebi kimden &ouml;ğrendin) denince, (Edepsizden) dedi.<br />
<br />
Selef-i salihinin, Eshab-ı kiramın, evliyanın menkıbelerini okumak da, iyi huylu olmaya sebep olur. Kendinde k&ouml;t&uuml; huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya &ccedil;alışmalıdır. K&ouml;t&uuml; huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak i&ccedil;in &ccedil;ok uğraşmak gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insanın alıştığı şeyden kurtulması g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. K&ouml;t&uuml; şeyler nefse tatlı gelir.<br />
<br />
<b>&Ccedil;ocukları ihmal etmeyelim</b><br />
Bug&uuml;n, b&uuml;t&uuml;n hristiyan &uuml;lkelerinde, bir &ccedil;ocuk d&uuml;nyaya gelir gelmez, buna bozuk dinlerinin icaplarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara, yahudiliği ve hristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar. M&uuml;sl&uuml;manların imanlarını, dinlerini &ccedil;almak ve yok etmek ve onları da, hristiyan yapmak i&ccedil;in, İslam &uuml;lkelerine paket paket kitap, broş&uuml;r ve sinema filmleri g&ouml;nderiyorlar.<br />
<br />
O halde m&uuml;sl&uuml;manlar, din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, bize emanet edilen &ccedil;ocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da, dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Ahlakınızı g&uuml;zelleştirin!)</b> [İbni Lal]<br />
<br />
En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hi&ccedil;bir zaman elma &ccedil;ekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını b&uuml;y&uuml;terek, l&uuml;zumlu aşı ve k&uuml;lt&uuml;rel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağa&ccedil; olarak yetiştirmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular yok edilemez, fakat terbiye edilebilir.<br />
<br />
Her şeyi, zıddı kırar. K&ouml;t&uuml; huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan kendini zorla da olsa iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları &acirc;det haline getirmelidir. &Ccedil;ocuk, işleri ve ahlakı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, g&uuml;zel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Bu esaslar dahilinde &ccedil;ocuklar yetiştirilirse d&uuml;nya ve ahiret saadeti elde edilir. Kıyamet g&uuml;n&uuml;, ana-baba, &ccedil;ocuğuna &ouml;ğretmesi gereken ilimlerden mesul olacak, vazifesini yapmamış ise, yahut kusur etmiş ise cezaya &ccedil;aptırılacaktır. &Ccedil;ocuklarını İslam terbiyesi &uuml;zerine yetiştirmeyenler, d&uuml;nya ve ahiret felaketine maruz kalacaklardır.<br />
<br />
Ne mutlu &ccedil;ocuğunu İslam ahlakı ile yetiştirenlere.<br />
<br />
<b>G&uuml;zel ahlaklı olmak<br />
Sual:</b> G&uuml;zel ahlaklı olmak i&ccedil;in, &ouml;zet h&acirc;linde birka&ccedil; prensip bildirilebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İyi ve k&ouml;t&uuml; huyları bilmek ve tatbik etmek gerekir. <b>İslam Ahlakı </b>kitabını okuyup, oradaki bilgilerle amel eden, g&uuml;zel ahlaklı olur. Bu kitapta yazılı olan şu iki prensibi esas alan da g&uuml;zel ahlaklı olur:<br />
<b>1- </b>D&uuml;şmanlarımız, muhaliflerimiz, bizi &ccedil;ekemeyenler, hep ayıplarımızı araştırır. Onlardan kusurlarımızı &ouml;ğrenip g&uuml;zel ahlaka sahip olabiliriz. Biri, ahlakını d&uuml;zeltmek i&ccedil;in İbrahim Ethem hazretlerine, ayıbını, kusurunu bildirmesi i&ccedil;in yalvarınca, (Seni dost edindim. Her h&acirc;lin bana g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Ayıbını başkasına sor) dedi.<br />
<br />
<b>2-</b> Başkasında bir ayıp g&ouml;r&uuml;nce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa bundan kurtulmaya &ccedil;alışmak gerekir. <b>(M&uuml;min, m&uuml;minin aynasıdır)</b> hadis-i şerifinin m&acirc;n&acirc;sı budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını g&ouml;r&uuml;r. İsa aleyhisselama, bu g&uuml;zel ahlakı kimden &ouml;ğrendiği sorulunca, <b>(İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) </b>buyurdu. Hazret-i Lokman&rsquo;a, (Edebi kimden &ouml;ğrendin?) denince,<b> (Edepsizden)</b> buyurdu. Yani birinin yaptığı hareket bizim hoşumuza gitmiyorsa, edepsizlik olarak g&ouml;r&uuml;yorsak, onu biz de yapmamalıyız. Biri bizim bir kusurumuzu s&ouml;yleyince sevinmiyorsak, başkalarının da kusurlarını s&ouml;ylememeliyiz. Biri bizi tenkit edince hoşlanmıyorsak, biz de başkalarını tenkit etmemeliyiz.<br />
<br />
İnsan bu prensipleri uygularsa, g&uuml;zel ahlaklı olur. O h&acirc;lde, bir s&ouml;z s&ouml;ylerken, kendimizi karşımızdakinin yerine koymalıyız. B&ouml;yle bir s&ouml;ze tepkimiz ne olur diye d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz. Bunun da istisnaları &ccedil;ıkarsa da, azdır. Zaten istisna genel kaideyi bozmaz.</p>

<p><strong>K&ouml;t&uuml; huyu olan ne yapmalıdır?<br />
Sual: Kendinde k&ouml;t&uuml; huy bulunan bir kimse, bunu gidermek, yok etmek i&ccedil;in ne yapmalı, nasıl hareket etmelidir?<br />
Cevap:</strong> Kendinde k&ouml;t&uuml; huy bulunan bir kimse, &ouml;ncelikle bu k&ouml;t&uuml; huya yakalanmasının sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya &ccedil;alışmalıdır. K&ouml;t&uuml; huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak i&ccedil;in &ccedil;ok uğraşmak lazımdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insanın alıştığı şeyden kurtulması &ccedil;ok zordur. Zira k&ouml;t&uuml; şeyler, nefse tatlı gelir. İnsanın, k&ouml;t&uuml; bir şey yapınca, arkasından nefse g&uuml;&ccedil; gelen şeyleri yapmayı &acirc;det edinmesi, faydalı bir ila&ccedil;tır. Mesela, &ldquo;bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yaparsam, şu kadar sadaka vereceğim&rdquo; veya &ldquo;oru&ccedil; tutacağım, gece namazları kılacağım&rdquo; diye yemin etmelidir. Nefis, bu g&uuml;&ccedil; şeyleri yapmamak i&ccedil;in, onlara sebep olan k&ouml;t&uuml; &acirc;detini yapmaz. K&ouml;t&uuml; ahlakın, huyların zararlarını okumak, işitmek de, faydalı bir ila&ccedil;tır. K&ouml;t&uuml; huyun zararlarını bildiren hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(İnsanların hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden, sıkılmadan yaptıkları g&uuml;nah, k&ouml;t&uuml; huylu olmaktır.)</strong></p>

<p><strong>(Her g&uuml;nahın t&ouml;vbesi vardır. K&ouml;t&uuml; ahlakın t&ouml;vbesi olmaz. İnsan, k&ouml;t&uuml; huyunun t&ouml;vbesini yapmayıp, daha k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&uuml; yapar.)</strong></p>

<p><strong>(Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi ahlak da, hataları eritir. Sirke balı bozduğu gibi, k&ouml;t&uuml; ahlak, hayratı, hasenatı, iyilikleri mahveder.)</strong></p>

<p><strong>Hakiki M&uuml;sl&uuml;man demek<br />
Sual: İman edip, elinde geldiği kadar ibadetlerini yapan her M&uuml;sl&uuml;man, hakiki M&uuml;sl&uuml;man mıdır?<br />
Cevap:</strong> Hakiki M&uuml;sl&uuml;man olmak demek, yalnız adete tabi olarak ibadet etmek değil, İsl&acirc;mın emir ettiği g&uuml;zel ahlakı edinerek, insanlık vazifelerini yaparak, ruhen de tertemiz olmak demektir. İbadet eden, fakat hileyi zeka eseri sayan, insanları aldatan, hatta bazen zararlı propagandalara aldanarak insan &ouml;ld&uuml;ren, ortalığı yakıp yıkan, yalan s&ouml;yleyen bir kimse, M&uuml;sl&uuml;man olduğunu s&ouml;ylese de, hakiki M&uuml;sl&uuml;man değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Kur&#39;&acirc;n-ı kerimde <strong>Furk&acirc;n</strong> s&ucirc;resinde, bir M&uuml;sl&uuml;manın nasıl olması icap ettiğini beyan buyurmuş, a&ccedil;ık&ccedil;a bildirmiştir. Bunu tefsir etmek i&ccedil;in, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri fazlasıyla kitap yazmışlardır. Fakat biz, kendimizi hal&acirc; fena, k&ouml;t&uuml; huylardan kurtaramıyor, Kur&#39;&acirc;n-ı kerimde bildirildiği gibi &ccedil;alışmıyor, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapmıyor, s&ouml;z&uuml;ne sadık olamıyor, sokaklarımızı pislik i&ccedil;inde bir harabeye &ccedil;eviriyor, ruhen ve bedenen temizlenemiyoruz. Halbuki, elimizde bize b&uuml;t&uuml;n bu g&uuml;zel şeyleri emir eden, ne yapmamız lazım geldiğini a&ccedil;ık a&ccedil;ık bildiren, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kel&acirc;mı <strong>Kur&#39;&acirc;n-ı kerim</strong>, Peygamber efendimizin s&ouml;zleri, emirleri ve Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitapları vardır.</p>

<p align="left"><strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ş&uuml;kredenlerin m&uuml;kafatını verecektir)</strong> buyuruluyor. Bunu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; vadediyor.</p>

<p align="left">Burada ş&uuml;kretmek demek, Kur&#39;&acirc;n-ı kerimin istediği gibi, tam M&uuml;sl&uuml;man olmak demektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Bug&uuml;n d&uuml;nyada bir milyardan fazla M&uuml;sl&uuml;man olduğu bildirilmektedir. D&uuml;nyada her 4 kişiden biri M&uuml;sl&uuml;mandır. Eğer bu M&uuml;sl&uuml;manlar, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeş&ccedil;e bağlanır, &ccedil;alışır, her sahada ilerlemeye başlarsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, onlara m&uuml;kafatını verecek, o zaman M&uuml;sl&uuml;manlar, tıpkı orta &ccedil;ağda olduğu gibi, medeniyetin en &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;eceklerdir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bize bunu vadediyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, hi&ccedil;bir zaman vadinden d&ouml;nmez.</p>

<p><strong>Sual: Bir M&uuml;sl&uuml;manın, kendi hatalarını, işlediği g&uuml;nahları d&uuml;ş&uuml;nmesi ve bunları d&uuml;zeltmesi gerekmez mi?<br />
Cevap: </strong>Herkes, kendi kusurlarını g&ouml;rmeli, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı yaptığı kabahatleri d&uuml;ş&uuml;nmelidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, kendisine ceza vermekte acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Ananın, babanın, dine uygun emirlerine itaat etmeli, dine uygun olmayanlara karşı gelmemeli, fitneye sebep olmamalıdır. Hakiki M&uuml;sl&uuml;man b&ouml;yle olur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Eliyle, diliyle kimseyi incitmemek</strong></p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, peygamberleri v&acirc;sıtasıyla g&ouml;nderdiklerine ve Muhammed aleyhissel&acirc;ma &icirc;m&acirc;n edip, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yerine getiren, yasaklarından ka&ccedil;an kimseye, M&uuml;sl&uuml;man denir. M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, iyi insan, aklı başında kimse demek olup, hem kendine, hem de başkalarına zararı dokunmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerine it&acirc;at ve kul haklarına riayet eder. Herkese iyilik edip, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapanlara nas&icirc;hat verir. Dolayısı ile M&uuml;sl&uuml;man, g&uuml;nah da, su&ccedil; da işlemez. B&ouml;yle olan bir M&uuml;sl&uuml;m&acirc;nı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, Onun kulları da sever. D&uuml;nyada, rahat ve huz&ucirc;r i&ccedil;inde yaşadığı gibi, &acirc;hirette de, ebedi saadete kavuşur. Zaten Peygamber efendimiz M&uuml;sl&uuml;manı; (M&uuml;sl&uuml;man demek, M&uuml;sl&uuml;manlara eli ile, dili ile zarar vermeyen kimse demektir) buyurarak tarif etmişlerdir. İbr&acirc;him Hav&acirc;s hazretleri; &quot;Bir M&uuml;sl&uuml;man, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ve yasaklarına ne kadar dikkat edip tatbik ediyorsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da onu, o mikt&acirc;rda az&icirc;z eder. Diğer M&uuml;sl&uuml;manların kalbine de onun sevgisini verir&quot; buyurmuştur. M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, vak&ucirc;rdur, kib&acirc;rdır, son derece m&uuml;tev&acirc;zı yani al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;d&uuml;r. Kendisine başvuran herkesi dinler ve imk&acirc;n bulduk&ccedil;a da yardım eder. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Peygamber efendimiz; (İnsanlara merhamet edene, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; merhamet eder) buyurmuştur.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmak İyi bir M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, d&icirc;nine, anasına, babasına, hocasına, &acirc;mirine, b&uuml;y&uuml;klerine son derece saygılıdır. L&uuml;z&ucirc;msuz şeylerle uğraşmaz, faydalı şeylerle meşg&ucirc;l olur, vaktini boş ge&ccedil;irmez. İb&acirc;detlerini vaktinde ve tam yapar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya olan ş&uuml;kr&acirc;n borcunu &ouml;der. İb&acirc;detini, yalnız l&acirc;f olsun vey&acirc; yasak ortadan kalksın diye değil, b&uuml;y&uuml;k bir arz&ucirc;, istek ve sevgi ile yapar.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmak, Onu &ccedil;ok sevmek demektir. İnsan, nasıl &ccedil;ok sevdiği bir kimsenin &uuml;z&uuml;lmesini istemez ve onu &uuml;zeceğim diye korkarsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ib&acirc;det de, Ona olan sevgimizi ispatlayacak bir şekilde yapılmalıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bize verdiği nimetler o kadar &ccedil;oktur ki, Ona olan ş&uuml;kr&acirc;n borcumuzu ancak, Onu &ccedil;ok severek ve Ona candan ib&acirc;det ederek &ouml;demeye &ccedil;alışmalıyız.</p>

<p>Başkasının hakkına ri&acirc;yet etmek de ib&acirc;dettir. Başkalarına fen&acirc;lık edenleri ve &uuml;zerinde başkasının hakkı bulunanları, hak s&acirc;hipleri affetmedik&ccedil;e, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; asla affetmez. Seyyid Ahmed Rıf&acirc;&icirc; hazretlerine, iyi bir M&uuml;sl&uuml;man nasıl olmalıdır, diye sorulunca, cevaben buyurdu ki: &quot;S&acirc;lih, iyi bir M&uuml;sl&uuml;man, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın h&uuml;km&uuml;ne boyun eğer, gelen şiddet ve bel&acirc;lara sabreder, aza kan&acirc;at eder. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkasından korkmaz ve Ondan başka kimseden bir şey beklemez. İnsana, y&uuml;ksek makamları veren, aşağı d&uuml;ş&uuml;ren, az&icirc;z ve zel&icirc;l edenin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; olduğunu bilir. S&acirc;lih M&uuml;sl&uuml;man, Peygamber efendimizin s&uuml;nnet-i seniyyesine tam uyar. B&ouml;yle olanların korkusu, son nefes i&ccedil;indir. Onlar, az konuşur, &ouml;fkelerini tutar ve şehvetlerini yenerler. Nefslerinin arzularını yapmazlar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutturacak b&uuml;t&uuml;n engelleri ortadan kaldırarak, hep O&#39;&#39;nunla ber&acirc;ber olmaya bakarlar. B&ouml;ylece nefslerini al&ccedil;altıp, ruhlarını y&uuml;kseltirler. Nefse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaz&acirc; ve kaderine rız&acirc; g&ouml;stermek kadar zor gelen bir şey yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, kadere r&acirc;zı olmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın h&uuml;km&uuml;ne boyun eğmek, nefsin isteklerine zıttır. Nefs, bunları istemez. Sa&acirc;dete kavuşmak, nefsin rız&acirc;sını terk edip, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sına koşmakla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r...&quot;</p>

<p>Fel&acirc;ketlere g&ouml;ğ&uuml;s germek Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaderine inanan hakiki bir M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, d&uuml;ny&acirc;da, d&acirc;im&acirc; huz&ucirc;r i&ccedil;indedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, şuna inanmıştır: Kendisine gelen hayır ve şer Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dandır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takd&icirc;ridir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan gelen her şeyin, kendisi i&ccedil;in iyi olduğunu, fen&acirc; zannettiği şeyin sonunun, iyi olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve b&ouml;ylelikle i&ccedil; r&acirc;hatlığını bozmaz. Fel&acirc;ketlere de, kolaylıkla g&ouml;ğ&uuml;s gerer. İşte b&ouml;yle bir insan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgili kuludur. Bu s&ucirc;retle, o insan, &acirc;hiret sa&acirc;detine de ulaşmış olur. Aziz Nesef&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Her kim şunlara uyarsa, iyi bir M&uuml;sl&uuml;man olur: 1- Helal lokma, 2- Doğru s&ouml;z, 3- Doğru iş, 4- Evliy&acirc;nın sohbetinde bulunmak, 5- Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın varlığını birliğini tasdik etmek, 6- Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı kulluk vaz&icirc;felerini yerine getirmek, 7-Kimseye eziyet vermemek, 8- Herkese rahatlık vermek, 9-İlim &ouml;ğrenmek.&quot; İyi bir M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, iyilik yapmak vey&acirc; sadaka vermek isterse, bunu gizli olarak ve iyilik yaptığı vey&acirc; sadaka verdiği insanın kalbini kırmadan, onu incitmeden, yaptığı iyiliği başına kakmadan yapar. Kısaca iyi bir M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n, b&uuml;t&uuml;n iyi huylara s&acirc;hip, vakarlı, seciyeli, bedenen ve r&ucirc;hen tertemiz, her t&uuml;rl&uuml; itim&acirc;da l&acirc;yık, m&uuml;kemmel bir insandır. Netice olarak C&uuml;neyd-i Bağd&acirc;d&icirc; hazretlerinin buyurduğu gibi; &quot;M&uuml;sl&uuml;man, temiz toprağa benzer. Temiz toprağa her şey atılır. Ezilip, hak&acirc;ret g&ouml;r&uuml;r. L&acirc;kin ondan hep g&uuml;zel, temiz, faydalı şeyler &ccedil;ıkar.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1230]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 21:14:39 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Dinimiz İslam Mobil]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.di-container{display:flex;align-items:flex-start;flex-wrap:wrap;}
.di-left{flex:1;min-width:220px;padding-right:20px;}
.di-spacer{height:10px;}
.di-header{display:flex;align-items:center;padding-bottom:15px;border-bottom:1px solid #ccc;margin-bottom:10px;}
.di-header img{border:1px solid #ccc;width:64px;height:64px;border-radius:15px;flex-shrink:0;}
.di-header h2{font-size:20px;margin:0;font-weight:bold;padding-left:16px;}
.di-left p{margin:20px 0;}
.di-left p a{color:#c00;}
.di-btn-wrap{margin-top:20px;}
.di-right{flex-shrink:0;width:248px;}
.di-right img{width:248px;display:block;}
@media(max-width:560px){
  .di-left{padding-right:0;width:100%;}
  .di-right{width:100%;margin-top:16px;text-align:center;}
  .di-right img{width:200px;margin:0 auto;}
}
</style>
<div class="di-container">
<div class="di-left">
<div class="di-spacer">&nbsp;</div>

<div class="di-header"><img src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/DinimizIslam_Icon.png" />
<h2>Dinimiz İslam Mobil</h2>
</div>

<p>Mobil cihazınızdaki&nbsp;internet tarayıcısının adres kısmına <strong><a href="https://m.dinimizislam.com" target="_blank">https://m.dinimizislam.com</a></strong><strong>&nbsp;</strong>yazın ve Dinimiz İslam sitesine istediğiniz yerden anında ulaşın.</p>

<div class="di-btn-wrap"><a href="https://m.dinimizislam.com"><img src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/MobilSiteye_Git.png" style="width:190px;" /></a></div>

<p>&nbsp;</p>
</div>

<div class="di-right"><img src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/DinimizIslam_Mobil.png" /></div>
</div>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14833]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 20:49:47 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Kibre sebep olanlar]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Neler kibre sebep olur ve kibirlide hangi k&ouml;t&uuml; huylar bulunur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu vasıfların biri veya birka&ccedil;ına sahip olan kimse kibirlenebilir:<br />
<b>İlim: </b>Genelde az &ccedil;ok ilmi olanlar, diğer insanları, hayvan gibi, ot gibi g&ouml;r&uuml;r. Kendini de, kuru fasulye gibi nimetten sayarak kibirlenir. İki hadis-i şerif meali:<br />
<b>(&Acirc;limim diyen cahildir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Toplantılarda ilimle &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslayanın gideceği yer, Cehennemdir.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>İbadet: </b>Genelde ibadet edenler, yaptıkları ibadetlerin noksanlıklarına, kabul olup olmadığına bakmadan, ibadet ettiği i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;klenir.<br />
<br />
<b>Soy: </b>Bize falancalar derler diyerek soyuyla &ouml;v&uuml;n&uuml;r. Bir kimse imansızsa, babası peygamber olsa da, ona faydası olmaz. Nuh aleyhisselamın oğlu Kenan, &Acirc;dem aleyhisselamın oğlu Kabil, babaları peygamberken, cehennemlik oldu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Bir kişi, k&ouml;t&uuml;yse, soyunun &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, ahirette ona fayda vermez.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Soyuyla &ouml;v&uuml;nen, rahmet-i ilahiden uzaktır, Cehennem odunudur.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Soyuyla &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslayan biri, &ldquo;Ben falancanın oğlu filanım. Ya sen kimsin?&rdquo; dedi. Bunun &uuml;zerine Peygamber efendimiz buyurdu ki<br />
<b>(Hazret-i Musa&rsquo;nın yanında iki kişi, soylarıyla &ouml;v&uuml;nmeye başladı. Biri ecdadını 9 g&ouml;bek geriye doğru saydı. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Hazret-i Musa&rsquo;ya, &ldquo;Ona s&ouml;yle, iftihar ettiği 9 kişi Cehennemdedir. Kendi de onuncusudur&rdquo; diye vahyetmiştir.) </b>[İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>G&uuml;zellik: </b>Genelde kadınlar, g&uuml;zellikleriyle &ouml;v&uuml;n&uuml;rler. Erkeklerden yakışıklıyım diye gururlananlar olur. (O g&uuml;zelliği ben, kendime kendim vermedim) diyerek kibirden sakınmalıdır.<br />
<br />
<b>Kuvvet: </b>Kimi g&uuml;&ccedil;l&uuml; kuvvetlidir, pehlivandır, sıktığı taşın suyunu &ccedil;ıkarır. Sanki bu kuvveti, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; değil de, kendisi kendine vermiş gibi, kuvvetiyle b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k taslar.<br />
<br />
<b>Servet: </b>Malının &ccedil;okluğuyla &ouml;v&uuml;nenler de olur. Karun gibi nice zenginler, mallarıyla birlikte helak olmuş, Cehenneme gitmiştir. Malla &ouml;v&uuml;nmek de, cahilliktir.<br />
<br />
<b>Mevki: </b>Kimi m&uuml;d&uuml;rd&uuml;r, reistir, kraldır, makamıyla &ouml;v&uuml;n&uuml;r. Firavun, Nemrut gibi nice krallar, kibirleri y&uuml;z&uuml;nden Cehenneme gittiler.<br />
<br />
<b>Yakınların &ccedil;okluğu: </b>Kimi de, yakınlarının, akrabalarının &ccedil;okluğuyla &ouml;v&uuml;n&uuml;r, onlara g&uuml;venir. Benim arkam var der. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı bırakıp da, kendi gibi acizlerle &ouml;v&uuml;n&uuml;p, onlara g&uuml;venenin h&acirc;li k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br />
<br />
<b>Kibirlideki k&ouml;t&uuml; huylardan bazıları:</b><br />
<b>Hıkd:</b> Başkalarına karşı kin ve d&uuml;şmanlık besler, onlardan nefret eder.<br />
<b>Gazap:</b> Olaylara tez sinirlenir, &ouml;fkesini yenemez, kalb kırar.<br />
<b>Haset:</b> Sevmediği kimsede bulunan nimetleri kıskanır.<br />
<b>Riya:</b> İbadetini g&ouml;stererek sevgi toplamaya &ccedil;alışır.<br />
<b>Hicr:</b> Beğenmediği kimselere dargın durur, k&uuml;ser.<br />
<b>Şematet:</b> Başkasına gelen belaya sevinir.<br />
<b>Gadr:</b> Verdiği s&ouml;zde durmaz.<br />
<b>Ucub</b>: Yaptığı ibadetleri beğenir. İmam-ı Gazali hazretleri, Necm suresinin, <b>(Nefsinizi tezkiye etmeyin)</b> me&acirc;lindeki 32. &acirc;yet-i kerimesinin tefsirinde, <b>(Bir iyilik yapınca, bunu ben yaptım deme, onu iyilik sanma! Onu iyilik sanmak, kendini beğenmektir)</b> buyurdu.<br />
<b>Hıyanet:</b> Kendini emin, g&uuml;venilir tanıttıktan sonra, o emniyeti bozucu iş yapar.<br />
<b>Suizan:</b> M&uuml;min kardeşinin kusurlarını araştırır, onun g&uuml;nah işlediğini zanneder. Kendi ayıplarını g&ouml;rmeyip başkalarının kusurlarıyla meşgul olur.</p>

<p><strong>İlim, insanı kibre s&uuml;r&uuml;kler mi?<br />
Sual: Bir kimse, din ilimlerini &ouml;ğrenip, insanlara &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslarsa, b&ouml;yle bir kimsenin tedavisi, bu h&acirc;lden kurtulması imk&acirc;nsız mı olur?<br />
Cevap:</strong> Bu konuda, Berika&rsquo;dan alınarak İsl&acirc;m Ahl&acirc;kı kitabında deniyor ki:<br />
&ldquo;İlim kibre sebep olduğu gibi, kibrin ilacı da ilimdir. Kibre sebep olan ilmin ilacı &ccedil;ok zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilim, &ccedil;ok kıymetli bir şeydir. Bunun i&ccedil;in, ilim sahibi kendini &uuml;st&uuml;n ve şerefli sanır. B&ouml;yle kimsenin ilmine cehil demek daha doğru olur. Hakiki ilim, insana aczini, kusurunu ve Rabbinin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bildirir. H&acirc;lıkına, yaratanına karşı korkusunu ve mahluklara karşı tevazusunu arttırır. Kul haklarına ehemmiyet verir. B&ouml;yle ilmi &ouml;ğretmek ve &ouml;ğrenmek farzdır. Buna <strong>İlm-i n&acirc;fi</strong>, faydalı ilim denir. B&ouml;yle ilim, ihlas ile ibadet etmeye sebep olur. Kibre sebep olan ilmin ilacı iki şeyi bilmekle olur:</p>

<p>Birincisi, ilmin kıymetli, şerefli olması, salih, iyi niyete bağlıdır. Cehaletten ve nefsinin hevasından kurtulmak i&ccedil;in &ouml;ğrenmek lazımdır. İmam olmak, m&uuml;ft&uuml; olmak, din adamı tanınmak i&ccedil;in &ouml;ğrenmemek lazımdır.</p>

<p>İkincisi, ilmi ile amel etmek ve başkalarına &ouml;ğretmek ve bunları ihlas ile yapmak lazımdır. Amel ve ihlas ile olmayan ilim zararlıdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Allah i&ccedil;in olmayan ilmin sahibi Cehennemde ateşler &uuml;zerine oturtulacaktır)</strong> buyuruldu.</p>

<p>Mal, mevki ve ş&ouml;hret i&ccedil;in ilim sahibi olmak b&ouml;yledir. D&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenmek, dini d&uuml;nyaya vesile etmek, altın kaşıkla necaset yemeye benzer. Dini d&uuml;nya kazancına alet edenler, din hırsızlarıdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Din bilgilerini d&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in edinenler, Cennetin kokusunu duymayacaklardır)</strong> buyuruldu.</p>

<p>Fen bilgilerini d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in &ouml;ğrenmek caizdir, hatta lazımdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Bu &uuml;mmetin &acirc;limleri iki t&uuml;rl&uuml; olacaktır: Birincileri, ilimleri ile insanlara faydalı olacaktır. Onlardan bir karşılık beklemeyeceklerdir. B&ouml;yle olan insana denizdeki balıklar ve yery&uuml;z&uuml;ndeki hayvanlar ve havadaki kuşlar dua edeceklerdir. İlmi başkalarına faydalı olmayan, ilmini d&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in kullananlara kıyamette Cehennem ateşinden yular vurulacaktır)</strong> buyuruldu.&rdquo;</p>

<p><b>Sual: </b>Bir kimsenin, soyu, mevkisi, g&uuml;zelliği ve gen&ccedil;liği ile &ouml;v&uuml;nmesi, &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslaması, dinen uygun olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir kimsenin, nesebi yani babaları, dedeleri ile &ouml;v&uuml;nmesi ve kibirlenmesi, cahillik ve ahmaklıktır. Kabil, &Acirc;dem aleyhissel&acirc;mın oğlu idi. Kenan, N&ucirc;h aleyhissel&acirc;mın &uuml;&ccedil; oğlundan biridir. Diğer ismi Y&acirc;m&#39;dır. Kardeşi Y&acirc;fes din &acirc;limi idi. Kenan k&uuml;f&uuml;rden kurtulamadı. Babasının Peygamber olması, bunu k&uuml;f&uuml;rden kurtarmadı. İnsanın &ouml;v&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; dedeleri, bir avu&ccedil; toprak oldu. Toprak ile &ouml;v&uuml;nmek akla uygun olur mu? Onların salih olmaları ile de &ouml;v&uuml;nmemeli. Onlar gibi salih olmaya &ccedil;alışmalıdır.</p>

<p>Kadınların &ccedil;oğu, g&uuml;zellikleri ile tekebb&uuml;r eder, kibirlenir. H&acirc;lbuki g&uuml;zellik, insanda kalıcı değildir, &ccedil;abuk gider. İnsana m&uuml;lk olmaz. Ariyet, emanet olan şeyle tekebb&uuml;r etmek, kibirlenmek ahmaklıktır. Zahirin g&uuml;zelliği, kalbin g&uuml;zelliği ile, yani iyi huyla birlikte olunca kıymetlidir. Kalbin temizliği de, Res&ucirc;lullah efendimizin s&uuml;nnetine uymakla belli olur. İnsanın kalbine, ruhuna, ahlakına kıymet verilmezse, insanın hayvandan farkı olmaz. Hatta hayvanlardan aşağı olur. Gen&ccedil; ve kuvvetli olmakla tekebb&uuml;r etmek, kibirlenmek de, cahilliktir. Hayvanların mekanik ve his organlarındaki kuvvetleri, insanlardan kat kat fazladır. Hayvanların insanlara tekebb&uuml;r etmesi lazım olur. Hep kuvvetli kalacağını, hastalığa, tehlikeye, kazaya yakalanmayacağını kim iddia edebilir? Gen&ccedil;liğinden, g&uuml;c&uuml;nden, kuvvetinden, hatta hareketinden, solumasından ayrılmayan kimse g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş m&uuml;d&uuml;r? B&ouml;yle ge&ccedil;ici olan, dev&acirc;mı &ccedil;ok kısa olan ve hayvanlarla ortaklaşa bulunan şeylerle tekebb&uuml;r etmek akla uygun olur mu?</p>

<p>Mal, evlat, mevki ve r&uuml;tbe ile tekebb&uuml;r etmek, kibirlenmek insana hi&ccedil; yakışmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar, kendinde bulunan &uuml;st&uuml;nl&uuml;kler değildir. Gelip ge&ccedil;en, kendinde kalmayan, insandan &ccedil;abuk ayrılan şeylerdir. Bunlar ahlaksızlarda, k&ouml;t&uuml; kimselerde de bulunur. Bunlar &uuml;st&uuml;nl&uuml;k olsalardı, bunlara kavuşmayanların ve kavuşup da ayrılanların, &ccedil;ok aşağı kimseler olmaları lazım gelirdi. Mal, şeref vesilesi olsaydı, hırsızların, az zamanda bile olsa, şerefli kimseler olmaları lazım gelirdi.</p>

<p>İnsanın kendi g&uuml;nahlarını unutmaması ve ezelde kendi hakkında nasıl takdir olunduğunu ve son nefesinin nasıl olacağını d&uuml;ş&uuml;nmesi lazımdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>G&uuml;venme varlığa, d&uuml;şersin darlığa!</strong></p>

<p>İnsanın başlangıcı bir damla su ve sonu da toprak olup &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p gitmektir. Bunu bilen, idrak eden bir kimsenin, kendisine emanet olarak verilen imkanlara, makama, paraya, g&uuml;ce kuvvete g&uuml;venmesi, ahmaklık değil de nedir? Abbasi halifelerinden H&acirc;run Reş&icirc;d, Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretlerinden nasihat isteyince; Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretleri: -D&uuml;ş&uuml;n ki &ccedil;&ouml;l&uuml;n ortasında kaldın, susuzluktan &ouml;lmek &uuml;zeresin. Birisi getirip bir i&ccedil;im su satsa bu suyu ka&ccedil;a alırsın? diye sorar. Halife H&acirc;run Reş&icirc;d de;</p>

<p>-Ne kadar istiyorsa onu verir, suyu satın alırım cevabını verir. Bunun &uuml;zerine Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretleri:</p>

<p>-Elinde su bulunan kimse, bu suya muk&acirc;bil senden servetinin yarısını istese, yine r&acirc;zı olur musun? diye sorar. H&acirc;run Reş&icirc;d de; -Evet r&acirc;zı olurum cevabını verir. Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretleri; -Peki d&uuml;ş&uuml;n ki servetinin yarısını verip satın aldığın suyu i&ccedil;tin. Bir zaman ge&ccedil;ince bu suyu dışarı atmak ihtiy&acirc;cını duydun, fakat idrar yapamadın. &Ouml;yle ki &ouml;lecek h&acirc;le geldin. Birisi &ccedil;ıkıp dese ki, ben seni bu sıkıntıdan kurtarırım, l&acirc;kin buna mukabil olarak m&uuml;lk&uuml;n&uuml;n &ouml;b&uuml;r yarısını isterim, dese ne yaparsın? diye sorar. H&acirc;run Reş&icirc;d de;</p>

<p>&quot;Servetimin</p>

<p>ne m&acirc;n&acirc;sı var?&quot; -Elbette r&acirc;zı olurum. Ben o sıkıntıda iken servetimin ne m&acirc;n&acirc;sı var? cevabını verir. Bunun &uuml;zerine Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretleri:</p>

<p>-O halde &ouml;nce i&ccedil;tiğin sonra idrar yoluyla dışarıya attığın bir i&ccedil;im su kıymetinde bile olmayan şu servetine sakın g&uuml;venme. Bir kimseye karşı bununla &ouml;ğ&uuml;nme, buyurur. Seyyid Ali Hemed&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Biliniz ki d&uuml;ny&acirc;, kıy&acirc;met &ccedil;&ouml;l&uuml;n&uuml;n kenarında bir konaktır. Bu konak, insanlar, &acirc;lem-i erv&acirc;h &ccedil;&ouml;l&uuml;nden kıy&acirc;met sahrasına sefer yapsınlar diye, ezel &ccedil;&ouml;l&uuml; ile ebed &ccedil;&ouml;l&uuml; arasına konmuştur. Bu konaktan maksat, &acirc;hiret seferi i&ccedil;in azık hazırlamak ve bu uzun yolculuk i&ccedil;in tedbir ile meşg&ucirc;l olmaktır. İnsanlar, burada değişik haldedirler. B&acirc;zısı bedenen kuvvetli, m&acirc;nen zayıf, b&acirc;zısı m&acirc;nen kuvvetli, bedenen zayıftır. B&acirc;zısı her iki bakımdan da kuvvetli, b&acirc;zısı da her iki bakımdan da zayıf yaratılmıştır. G&uuml;&ccedil;, kuvvet s&acirc;hibi olanlara verilen bu n&icirc;met, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir em&acirc;nettir. Akıllı olanlar, bu em&acirc;neti, ebed&icirc; sa&acirc;det tohumlarını ekerek sonsuz n&icirc;metleri kazanmakta kullanırlar. Mağrur ve g&acirc;fil olanlar ise, kendilerine emanet olarak verilen bu n&icirc;meti, şu birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k kederli d&uuml;ny&acirc; hay&acirc;tı i&ccedil;in harcarlar. Kısa &ouml;mr&uuml; bu murdar d&uuml;ny&acirc;ya &acirc;it şeyleri toplamakla z&acirc;yi ederler. Uzun &acirc;hiret yolculuğu i&ccedil;in hazırlanmaktan g&acirc;fil olurlar. B&ouml;ylece din kardeşlerinin de d&uuml;ny&acirc;ya ve &acirc;hirete &acirc;it haklarını unuturlar, yerine getirmezler. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerine uymayı elden ka&ccedil;ırırlar. Bu insanlar, d&uuml;ny&acirc;nın ge&ccedil;ici n&icirc;metlerine dalıp, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutmaları sebebiyle &acirc;hirette Cehennem&#39;&#39;e atılacaklar ve kendilerine merhamet edilmeyecektir.&quot; Abd&uuml;lk&acirc;dir Deşt&ucirc;t&icirc; hazretleri, bir g&uuml;n Sultan Kayıtbay ile birlikte otururken, elbisesine sinekler konar. Lat&icirc;fe yoluyla sult&acirc;na:</p>

<p>-Şu sineklere s&ouml;yle de, benim &uuml;zerimden gitsinler, der. Sultan Kayıtbay;</p>

<p>-Efendim! Sinekler benim s&ouml;z&uuml;mden ne anlarlar. Ben onlara nasıl anlatabilirim ki! cevabını verir. Bunun &uuml;zerine Abd&uuml;lk&acirc;dir Deşt&ucirc;t&icirc; hazretleri; -Sen nasıl sultansın ki, sineklere dahi s&ouml;z&uuml;n ge&ccedil;miyor! Bunun i&ccedil;in d&uuml;nya sultanlığına g&uuml;venme. Sultanlık, makam olarak her ne kadar y&uuml;ksek g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor ise de, sineklerin bile kendisine it&acirc;at etmediği bu sultanlığa sultanlık denir mi? Buna aldanıp gururlanmamak l&acirc;zımdır, buyurur.</p>

<p>Daha sonra Abd&uuml;lk&acirc;dir Deşt&ucirc;t&icirc; hazretleri; &quot;Ey sinekler! &Uuml;zerimden ayrılınız&quot; buyurunca sinekler &uuml;zerinden &ccedil;ekilip giderler. Bu h&acirc;diseden &ccedil;ok ibret alan Sultan Kayıtbay, hak&icirc;k&icirc; sultanların bu b&uuml;y&uuml;kler olduğunu, onlara t&acirc;bi olmakla şereflenen bir &ccedil;&ouml;p&ccedil;&uuml;n&uuml;n, o b&uuml;y&uuml;kleri tanımak nas&icirc;b olmayan sultanlardan kat kat kıymetli olduğunu daha iyi anlar.</p>

<p>&quot;Bin sene yaşadım&quot;</p>

<p>Şev&acirc;hid-&uuml;n-N&uuml;b&uuml;vve kit&acirc;bında, &ouml;nceki zamanlara ait bir kabrin başında, ş&ouml;yle yazılı olduğu nakledilmektedir: &quot;Benim adım, Şedd&acirc;d bin &Acirc;d. İrem Bağları ve im&acirc;d s&acirc;hibiydim. Bin sene yaşadım. Bin şehir kurdum. Bin kantar altına s&acirc;hip oldum. Binlerce askerim vardı. Şarkın ve garbın saltan&acirc;tına s&acirc;hip oldum. Ne d&uuml;ny&acirc; bana kaldı, ne de ben d&uuml;ny&acirc;da b&acirc;k&icirc; kaldım. Benden sonra kimse d&uuml;ny&acirc;ya mağr&ucirc;r olmasın.&quot; İm&acirc;m-ı A&#39;&#39;zam Eb&ucirc; Han&icirc;fe hazretleri, İm&acirc;m-ı Eb&ucirc; Y&ucirc;suf hazretlerine hitaben; &quot;D&uuml;ny&acirc;ya ve d&uuml;ny&acirc;lığına g&uuml;venme. Bulunduğun hale de dayanma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, varlığının c&uuml;mlesinden sana soracaktır&quot; buyurmuştur. Az&icirc;z Mahm&ucirc;d H&uuml;d&acirc;y&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;D&uuml;ny&acirc; ve d&uuml;ny&acirc; n&icirc;meti hayaldir. Onun i&ccedil;in d&uuml;ny&acirc; malına, mak&acirc;mına ve d&uuml;ny&acirc; hay&acirc;tına g&uuml;venme. Biz bu d&uuml;ny&acirc;da mis&acirc;firiz, yolcuyuz. Sonunda ayrılıp gideceğiz. Sıkıntın varsa &uuml;z&uuml;lme. Bir an sonra ne olacağımız belli değil.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4671]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 20:33:37 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Havf ve Reca]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Allah sevgisi ile Allah korkusunun diğer sevgi ve korkulardan farkı nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları saadete kavuşturan iki kanat gibidir. İman eden ve imanın tadını bulan da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı &ccedil;ok sever.<br />
<br />
Akıllı insan, nimet sahibinin sevgisini kaybetmekten &ccedil;ok korkar. Ayrıca Ona isyan edip azaba m&uuml;stahak olmaktan da korkar. Demek ki, Allah korkusu, sevileni kaybetmekten meydana gelen bir korku olduğu gibi, Ona isyan ederek tehlikelere maruz kalmaktan da meydana gelen bir korkudur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan <b>celal </b>sıfatı sebebiyle korkmak, g&uuml;nahı sebebiyle korkmaktan daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Sadece g&uuml;nahı sebebi ile korkan kimse, g&uuml;nah işlemeyi bırakınca, (G&uuml;nahları bıraktığıma g&ouml;re, artık Allah&rsquo;tan ni&ccedil;in korkayım) diyebilir. Allah&rsquo;tan korkan, korkunun gereğini yapan kimse akıllıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<b>(Aklın &ccedil;okluğu, Allah korkusunun &ccedil;okluğu ile belli olur.) </b>[İ. Muhber]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Allah&rsquo;tan korkmak ne demektir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&rsquo;tan korkmak, bir zalimden korkmak gibi değildir. Bu korku, saygı ve sevgi ile karışık olan bir korkudur.<br />
<br />
Aşıkların maşuklarına karşı yazdıkları şiirlerde, b&ouml;yle korku i&ccedil;inde olduklarını bildiren beyitleri az değildir. Maşukunu kendinden pek y&uuml;ksek bilen bir aşık, kendini o sevgiye layık g&ouml;rmeyerek, hislerini b&ouml;yle korku ile anlatmaktadır.<br />
<br />
İnsan, sevdiği kimseyi, herhangi bir şekilde &uuml;zmekten korkar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ise, herkesten &ccedil;ok sevmek gerekir. Allah&rsquo;ı &ccedil;ok seven bir kimse, herhangi bir yanlış iş yapıp, Onu &uuml;zerim diye &ccedil;ok korkar.<br />
Bizleri yoktan var eden ve &ccedil;eşitli nimetler ihsan eden Rabbimizi elbette &ccedil;ok sevmek gerektiği gibi, bu sevgiyi kaybetmekten de &ccedil;ok korkmak gerekir.<br />
<br />
Allah&rsquo;tan korkmak b&uuml;y&uuml;k derecedir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah indinde en kıymetliniz, Ondan en &ccedil;ok korkanınızdır.) </b>[Hucurat 13]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;tan korkun! Biliniz ki Allah&rsquo;ın azabı &ccedil;ok &ccedil;etindir.) </b>[Bekara 196]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.) </b>[Maide 100]<br />
<br />
&Acirc;limler ve arifler buyuruyor ki:<br />
Allah&rsquo;tan korkanın kalbi hikmetle dolar.<br />
Kalbinde Allah korkusu bulunmayan kalbler harap olmuştur.<br />
Allah&rsquo;tan korkmanın alameti, kendini hasta g&ouml;r&uuml;p, &ouml;l&uuml;m korkusuyla b&uuml;t&uuml;n isteklerinden ka&ccedil;ınmaya &ccedil;alışmaktır. Allah&rsquo;tan korkan kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinin &ccedil;ok bol olduğunu bilir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Kim g&uuml;nah işler veya kendine zulmeder, sonra pişman olup, mağfiret dilerse, Allah&rsquo;ı &ccedil;ok affedici, &ccedil;ok merhametli bulur.)</b> [Nisa 110]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;ın rahmetinden &uuml;midinizi kesmeyin; &ccedil;&uuml;nk&uuml; k&acirc;firlerden başkası, Allah&rsquo;ın rahmetinden &uuml;midini kesmez.)</b> [Yus&uuml;f 87]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabı şiddetli olduğu gibi, rahmeti daha boldur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(Rabbinizden bahsedince, korku verecek şey s&ouml;ylemeyin!) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı kullarına sevdirin ki, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da sizi sevsin!) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Eğer kul, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ne kadar affedici olduğunu bilseydi, haram işlemekten &ccedil;ekinmezdi. Azabının da ne kadar şiddetli olduğunu bilseydi, hep ibadet eder, hi&ccedil; g&uuml;nah işlemezdi.) </b>[Nesefi]<br />
<br />
İnsanları Allah&rsquo;ın rahmetinden &uuml;mitsizliğe d&uuml;ş&uuml;ren, onlara zorluk g&ouml;steren bir kişiye, Kıyamet g&uuml;n&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Sen kullarıma rahmetimden &uuml;mit kestirdin. Bug&uuml;n sen de rahmetimden mahrumsun) </b>buyuracaktır. Peygamber efendimiz de buyurdu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;mit kestirip </b>[dinden] <b>nefret ettirene lanet olsun!) </b>[Şir&rsquo;a]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmeti, d&uuml;nyada m&uuml;min-k&acirc;fir herkesedir. Ahirette, k&acirc;firlere rahmetin zerresi yoktur.<br />
&Acirc;yet-i kerimede mealen, <b>(Rahmetim her şeyi kaplamıştır) </b>buyurulduktan sonra, <b>(Rahmetim, benden korkup, haramlardan ka&ccedil;an ve zekatlarını veren ve Kur&#39;an-ı kerime inananlar i&ccedil;indir) </b>buyuruluyor. (Araf 156)<br />
<br />
<b>(Havf ve reca </b>[korku ile &uuml;mit] <b>arasında bulunan m&uuml;min, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur) </b>hadis-i şerifini d&uuml;ş&uuml;nmeli, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabından korkup, rahmetinden de &uuml;mit kesmemelidir! (Tirmizi)<br />
<br />
<b>M&uuml;min orta yolda olmalıdır</b><br />
Bir kimse, ne kadar &acirc;lim olursa olsun, ne kadar ibadet ederse etsin, kendisine muhakkak Cennetlik g&ouml;z&uuml; ile bakmamalıdır. İlmine, ameline g&uuml;venenler zarara uğrayabilir. Bunun i&ccedil;in daima Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabından korkmalı, hi&ccedil; bir ibadetine g&uuml;venmemelidir! İlmine, ibadetine g&uuml;venmek, nasıl &ccedil;ok tehlikeli ise, kendini muhakkak Cehennemlik zannederek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;midini kesmek de tehlikelidir. M&uuml;min, orta yolda olmalıdır. Yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;midini kesmemeli, azabından da emin olmamalıdır!<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;midini kesmek caiz olmaz. Her ibadet eden, muhakkak Cennetlik olmadığı gibi, her g&uuml;nahk&acirc;r da muhakkak Cehennemlik değildir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kıyamet g&uuml;n&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &quot;D&uuml;nyada beni bir defa hatırlayan veya korkup g&uuml;nahtan vazge&ccedil;eni Cehennemden &ccedil;ıkarın&quot; buyurur.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın m&uuml;mine olan merhameti, her annenin &ccedil;ocuğuna olan merhametinden daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(</b>[İhlasla] <b>&quot;La ilahe illallah Muhammed&uuml;n Resulullah&quot; diyene Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Cehennemi haram kılar.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Allah&rsquo;ın emri ve yasaklarına riayet etmeden, Allah&rsquo;ın rahmetinin &ccedil;ok olduğunu s&ouml;yleyip, yalnız Onun rahmetinden &uuml;midi kesmemek uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmalı, Onun rahmetinden &uuml;midi kesmemelidir! &Uuml;mit, Reca, korkudan &ccedil;ok olmalıdır. B&ouml;yle olanın ibadetleri zevkli olur. Gen&ccedil;lerde korkunun daha fazla olması, ihtiyarlarda recanın daha fazla olması gerekir, denildi. Hastalarda reca fazla olmalıdır. Korkusuz reca ve recasız korku caiz değildir. Birincisi emin olmak, ikincisi &uuml;mitsiz olmaktır. Hadis-i kudside, <b>(Kulumu, beni zan ettiği gibi karşılarım) </b>buyuruldu. Z&uuml;mer suresindeki 53.&acirc;yet-i kerimede mealen, <b>(De ki, ey &ccedil;ok g&uuml;nah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah&rsquo;ın rahmetinden </b>[bizi affetmez diye]<b> &uuml;midinizi kesmeyin! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah</b>, [iman ehlinin]<b> b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahlarını hi&ccedil; ş&uuml;phesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) </b>buyuruldu. Bunlardan, recanın fazla olması gerektiği anlaşılıyor. <b>(Allah korkusundan ağlayan, Cehenneme girmez) </b>ve <b>(Benim bildiğimi bilseydiniz, az g&uuml;ler &ccedil;ok ağlardınız) </b>hadis-i şerifleri de, havfın yani korkunun fazla olması gerektiğini g&ouml;steriyor.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hep Allah&rsquo;tan korku i&ccedil;inde mi yaşamak gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kendini garanti Cennetlik bilmek gibi, kendini mutlaka Cehennemlik bilmek de &ccedil;ok tehlikelidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmalı ve rahmetinden &uuml;midi kesmemeli, yani <b>beyn-el-havfi ver-reca </b>[korku ve &uuml;mit arasında] olmalıdır.<br />
<br />
<b>Havf</b>,<b> </b>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmak, reca, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;midini kesmemektir. Sebebine yapışmadan bir şey beklemeye <b>temenni</b>,<b> </b>sebebine yapıştıktan sonra, beklemeye <b>reca </b>denir. Temenni, insanı tembelliğe, reca ise, &ccedil;alışmaya sevk eder. Hadis-i şerifte, <b>(Din işleri temenni ile doğru olmaz) </b>buyuruldu.<br />
<br />
Bir kimse, en iyi tohumu bulup, m&uuml;mbit toprağa eker, yabani otlardan temizler, g&uuml;breler ve gerekli ila&ccedil;lamalarını da yapar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da bu mahsul&uuml; &ccedil;eşitli afetlerden korursa, bu beklemeye &uuml;mit denir. İyi tohum atmaz, k&uuml;lt&uuml;rel ve ila&ccedil;lı m&uuml;cadelesini yapmazsa, &uuml;stelik toprak da m&uuml;mbit değilse, bu tarladan iyi mahsul almak i&ccedil;in beklerse, bu bekleyişe &uuml;mit denmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sebeplerin hepsine yapışmamıştır. Ama yine imkansız olmadığı i&ccedil;in, buna temenni denir.<br />
<br />
Bunun gibi, doğru iman tohumunu kalbine yerleştirip, burasını fena ahlak dikenlerinden temizlerse, ibadet suyu ile iman ağacını sularsa, &ouml;l&uuml;nceye kadar her t&uuml;rl&uuml; afetlerden koruması i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya sığınırsa, yani vazifesini zamanında yaparsa, buna &uuml;mit denir. &Uuml;mitten muhabbet doğar. Muhabbet makamından y&uuml;ksek makam yoktur.<br />
<br />
İman tohumu doğru olduğu halde, k&ouml;t&uuml; ahlaktan temizlenmez ve ibadet suyu ile sulanmazsa, rahmet beklemek ahmaklık olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Her istediğini yapıp, rahmete kavuşacağını &uuml;mit eden ahmaktır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
Demek ki, b&uuml;t&uuml;n sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi beklemek &uuml;mit olur. O halde ihlasla tevbe eden, kabul edildiğini &uuml;mit etmelidir. Tevbe etmediği halde g&uuml;nahına &uuml;z&uuml;l&uuml;rse, &uuml;z&uuml;lmesi tevbeye sebep olur.<br />
Cehennem tohumu ekip, Cennet beklemek b&uuml;y&uuml;k ahmaklıktır. Salih amel işlemeden, b&uuml;y&uuml;klerin kavuştukları dereceyi &uuml;mit etmek de akılsızlık olur.<br />
<br />
Her ibadet eden, Cennetlik olmadığı gibi, her g&uuml;nahk&acirc;r da Cehennemlik değildir. Cenab-ı Hakkın gazabı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lerek ibadetlere g&uuml;venmemeli, af ve mağfireti de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lerek rahmetinden &uuml;mit kesmemelidir!<br />
<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki: Kulum, g&ouml;klere ulaşacak g&uuml;nah işlese; fakat rahmetimden &uuml;midini kesmeyip, mağfiret dilerse, affederim.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>&Uuml;mit, korkudan &ccedil;ok olmalıdır: </b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendisini affedeceğini zannedenin, ibadetleri zevkli olur. Gen&ccedil;lerde korkunun daha fazla olması, ihtiyarlarda recanın daha fazla olması gerekir. Hastalarda reca fazla olmalıdır. Korkusuz reca ve recasız havf caiz değildir. Birincisi emin olmak, ikincisi &uuml;mitsiz olmaktır.<br />
Yukarıdaki &acirc;yet-i kerime ve hadis-i şerif de recanın, &uuml;midin fazla olması gerektiğini g&ouml;stermektedir.<br />
<br />
<b>Korku, &uuml;mitten &ccedil;ok olmalıdır:</b><br />
Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Kıyamette kurtuluşa erenler, Allah&rsquo;a ve Resul&uuml;ne itaat edip Allah&rsquo;tan korkan ve sakınanlardır.) </b>[Nur 52]<br />
<br />
<b>(İşlediklerinin cezası olarak, artık az g&uuml;l&uuml;p, &ccedil;ok ağlasınlar.) </b>[Tevbe 82]<br />
<br />
<b>(Allah katında en kıymetliniz, ondan &ccedil;ok korkup sakınanınızdır.) </b>[Hucurat 13]<br />
<br />
M&uuml;minun suresinin, <b>(Rablerinin huzuruna &ccedil;ıkacaklarından kalbleri korku ile &ccedil;arpar) </b>mealindeki 60. &acirc;yet-i kerimesindeki kimselerin hırsız mı, z&acirc;ni mi olduğu sorulunca, Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<b>(Bunlar, namaz, oru&ccedil; ve zekat gibi ibadetlerini yerine getirdikleri halde &ldquo;acaba ibadetlerimiz kabul olmadı mı&rdquo; diye korkan kimselerdir.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
Bu &acirc;yet-i kerimeler de, korkunun fazla olması gerektiğini g&ouml;stermektedir. &Uuml;midi ve korkuyu bildiren nasslar birlikte incelenince, m&uuml;minin, havf ve reca arasında olması gerektiği anlaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Havf ve reca </b>[korku ile &uuml;mit] <b>arasında bulunan m&uuml;min, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabından korkarak, rahmetinden de &uuml;midini kesmeyerek, haramlardan ka&ccedil;ıp ibadetlerini yapmaya &ccedil;alışan m&uuml;min Cennete gider.<br />
<br />
<b>Allah korkusunun &ouml;nemi</b><br />
Allah&rsquo;tan korkmalı, ona karşı k&ouml;t&uuml; zanda bulunmamalıdır. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;tan nasıl korkmak gerekiyorsa, &ouml;ylece korkunuz) </b>[A.İmran 102]<br />
<br />
<b>(Sizden &ouml;ncekilere de, size de Allah&rsquo;tan korkmanızı tavsiye ettik.) </b>[Nisa 131]<br />
<br />
<b>(K&ouml;t&uuml; zanda bulunduğunuz i&ccedil;in helake mahkum kavim oldunuz.) </b>[Feth 12]<br />
<br />
<b>(Rabbinize olan </b>[&uuml;mitsizliğiniz, k&ouml;t&uuml;] <b>zannınız sizi helak etti.) </b>[Fussilet 23]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah korkusundan ağlayan, Cehenneme girmez.) </b>[Nesai]<br />
<br />
<b>(Benim bildiğimi bilseydiniz, az g&uuml;ler &ccedil;ok ağlardınız.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(Cenab-ı Hak, yemin ile buyuruyor ki: &ldquo;D&uuml;nyada benden korkarak ağlayan hi&ccedil; kimse yoktur ki, onu Cennette ebedi g&uuml;ld&uuml;rm&uuml;ş olmayayım!&rdquo;) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Allah korkusu ile, kalbi &uuml;rperenin, ağa&ccedil;tan yaprak d&ouml;k&uuml;l&uuml;r gibi, g&uuml;nahları d&ouml;k&uuml;l&uuml;r.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hakkıyla korksaydınız, cehilsiz ilme kavuşurdunuz.) </b>[İbni S&uuml;nni]<br />
<br />
<b>(Allah korkusu, her hikmetin başıdır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>Sevgiyi yitirmek korkusu</b><br />
İnsan sevdiği şeylerin elden &ccedil;ıkmasından korkar. Sevdiği kimselerin sevgisini kaybetmekten korkar. Bunun i&ccedil;in Allah&rsquo;ı en &ccedil;ok sevenler, Allah&rsquo;tan en &ccedil;ok korkanlardır. Keza Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı en iyi tanıyanlar da Ondan en &ccedil;ok korkanlardır. Allah&rsquo;tan korkup g&uuml;nahtan sakınan kimselere m&uuml;tteki denir. M&uuml;ttekiler hakkında &ccedil;ok m&uuml;jdeler vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(M&uuml;ttekilerin hepsi hesapsız Cennete girer.) </b>[Taberani]<br />
<br />
Allah korkusunun sebebi, ilim ve marifettir. İlim ve marifet sahipleri, kendi ayıplarını, g&uuml;nahlarını ve ibadetteki kusurlarını g&ouml;rerek, bunun yanında Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendisine verdiği sayısız nimetleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce, yaptıklarından utanıp, kalbinde korku başlar. Bu kimsenin hali şuna benzer. Bir padişah bir kimseye iltifat ederek sayısız yardım ve ihsanlarda bulunsa, &uuml;stelik sadrazamlık r&uuml;tbesi verse, bu kimse de, padişahın bu iyiliklerine karşılık nank&ouml;rl&uuml;k ve hıyanet etse, bunu da padişahın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlasa, o kimsenin kalbine bir korku ateşi d&uuml;şer.<br />
<br />
Korkunun dereceleri vardır: İnsanın kendisini arzulardan men etmesine <b>iffet</b>,<b> </b>haramlardan men etmesine <b>takva</b>, ş&uuml;phelilerden men etmesine <b>vera </b>denir. Allah&rsquo;a yaklaşmaya mani olan her şeyden men etmesine ise <b>sıdk</b> denir. B&ouml;yle kimselere de <b>sıddık </b>denir.<br />
<br />
Salih bir m&uuml;sl&uuml;man Cehennemden, gaflete d&uuml;ş&uuml;p kalbinin kararacağından, nimetlerin &ccedil;okluğu sebebiyle zevke dalıp ahireti unutacağından, b&uuml;t&uuml;n kusur ve kabahatlerinin ortaya d&ouml;k&uuml;l&uuml;p rezil olacağından korkar.<br />
<br />
En b&uuml;y&uuml;k korku da imansız gitme korkusudur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan celal sıfatı sebebiyle korkmak, g&uuml;nahı sebebiyle korkmaktan daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Sadece g&uuml;nahı sebebi ile korkan kimse, g&uuml;nah işlemeyi bırakınca, (G&uuml;nahları bıraktığıma g&ouml;re, artık Allah&rsquo;tan ni&ccedil;in korkayım) diye d&uuml;ş&uuml;nebilir. Bu bakımdan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan, <b>Celal sıfatı </b>sebebiyle korkmak daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Davud aleyhisselama, <b>(K&uuml;kremiş aslandan nasıl korkuyorsan, benden de &ouml;yle kork) </b>buyurdu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aslan, senden korkmaz, &ouml;ld&uuml;rmemek i&ccedil;in bir sebep aramaz. &Ouml;ld&uuml;rmek isteyince de seni bir su&ccedil;undan dolayı &ouml;ld&uuml;rmez. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nenin korkmaması m&uuml;mk&uuml;n değildir.<br />
<br />
<b>İmansız &ouml;lmek korkusu</b><br />
Hazret-i Ebud-derda<b> </b>buyuruyor ki:<br />
Hi&ccedil; kimse, &ouml;l&uuml;m zamanında imanının geri alınmayacağından emin olmaz. Sıddıklar k&ouml;t&uuml; akıbetten &ccedil;ok korkarlar. S&uuml;fyan-i Sevriyi ağlarken g&ouml;rd&uuml;ler. (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın affının, senin g&uuml;nahından b&uuml;y&uuml;k olduğunu bilmez misin?) dediler. (İmanla &ouml;leceğimi bilsem, dağlar kadar g&uuml;nahım olsa yine korkmam) buyurdu. M&uuml;rid, g&uuml;nah işlemekten, arif ise k&uuml;fre d&uuml;şmekten korkar.<br />
<br />
İlim ve marifetten korku hasıl olur. Korkudan ise, <b>z&uuml;hd</b>,<b> sabır</b>,<b> tevbe</b>,<b> sıdk</b>,<b> ihlas </b>ve bunlardan da muhabbet hasıl olur. Muhabbet makamı &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Marifet, kendini ve Rabbini bilmek demektir. Marifetten aciz olan ise, marifet sahipleri ile sohbet etmeli, gafillerden uzak durmalıdır.<br />
<br />
Allah&rsquo;tan korkan, Onun emir ve yasaklarına riayet eder. Hi&ccedil; kimseye zararı dokunmaz. Kendine edilen k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe sabreder. Kusurlarına tevbe eder. &Ccedil;alışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez. İlim ve ahlak sahiplerine saygı g&ouml;sterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kimseyi &ccedil;ekiştirmez, kimseye sert davranmaz. Malı ve mevkiyi herkese iyilik etmek i&ccedil;in ister. Kendini beğenmez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın her an g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve bildiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, hi&ccedil; k&ouml;t&uuml;l&uuml;k etmez. Kısaca, Allah&rsquo;tan korkan, herkese faydalı olur.<br />
<br />
<b>Allah korkusu faydalıdır</b><br />
İbadet yapmamak, g&uuml;nahlardan ka&ccedil;mamak insanın kalbini karartır, zamanla k&uuml;fre sokar. Yani k&acirc;fir olur. Ebedi Cehennemde kalır. G&uuml;nahların hepsi Allah&rsquo;ın emrini yapmamak olduğundan b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Bir hadis-i şerifte,<strong> (&Ccedil;ok az bir g&uuml;nahtan ka&ccedil;ınmak, b&uuml;t&uuml;n cin ve insanların&nbsp;</strong>[n&acirc;file]<strong> ibadetleri toplamından daha iyidir) </strong>buyuruluyor. Her g&uuml;nah, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isyan olduğundan, b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r; fakat bazısı, bazısına g&ouml;re k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&uuml;nahı yapmamak b&uuml;t&uuml;n cihanın nafile ibadetlerinden daha sevabdır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; nafile ibadet yapmak farz değildir. G&uuml;nahlardan ka&ccedil;ınmaksa farzdır. <b>(Rıyad-un-nasıhin)</b> Tevbe edilmeyen g&uuml;nahların cezası verilirse, bu cezaya katlanmak &ccedil;ok zordur.<br />
<br />
İnsan, kendi acizliğini d&uuml;ş&uuml;nerek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabının &ccedil;ok &ccedil;etin ve şiddetli olduğunu iyi bilmelidir.<br />
<br />
Kişi, d&uuml;nyada hi&ccedil;bir şeyine g&uuml;venmemelidir! Ne ilmine, ne ibadetine, ne soyunun y&uuml;ce olmasına, hasılı hi&ccedil;bir faziletine g&uuml;venmemelidir!<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gazabı g&uuml;nahlar i&ccedil;inde saklıdır. Bir g&uuml;nah y&uuml;z&uuml;nden b&uuml;y&uuml;k azaba maruz bırakabilir. Yıllarca ibadet eden makbul bir kulunu ebediyen Cehenneme koyabilir.<br />
<br />
Y&uuml;z bin yıl ibadet eden <b>İblis</b>,<b> </b>kibrederek, &Acirc;dem aleyhisselama doğru secde etmediği i&ccedil;in, sonsuz olarak lanetlik oldu. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, y&uuml;zbin yıllık ibadetini y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arptı.<br />
<br />
<b>Cezaya maruz kalanlar</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir zelle y&uuml;z&uuml;nden &Acirc;dem aleyhisselamı Cennetten &ccedil;ıkardı. Hazret-i &Acirc;dem yıllarca felaketlere maruz kaldı. [<b>Zelle</b>, doğrular i&ccedil;inde en doğruyu bulamamak demektir. Peygamberler asla g&uuml;nah işlemez.]<br />
<br />
&Acirc;dem aleyhisselamın oğlu <b>Kabil</b>,<b> </b>kardeşi <b>Habil</b>&rsquo;i &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in ebedi Cehennemlik oldu.<br />
<b>Nuh </b>aleyhisselam, ufak bir s&ouml;z y&uuml;z&uuml;nden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sert hitabına maruz kaldı. Utancından kırk yıl, başı eğik gezdi.<br />
<br />
Allah&rsquo;ın dostu <b>İbrahim </b>aleyhisselam da bir zellesi y&uuml;z&uuml;nden uzun m&uuml;ddet ağladı. Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:<br />
<b>- Ni&ccedil;in bu kadar ağlıyorsun? Sen Allah&rsquo;ın dostusun. Hi&ccedil; dost, dostunu cezalandırır mı?</b><br />
İbrahim aleyhisselam ş&ouml;yle cevap verdi:<br />
<b>- Yaptığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken dostluk hatırıma gelmiyor.<br />
<br />
Yunus </b>aleyhisselam, zelle sayılacak bir hareketinden dolayı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu deniz altında kırk g&uuml;n balığın karnında hapsetmiştir.<br />
<br />
<b>Davud </b>aleyhisselam da bir zelle y&uuml;z&uuml;nden o kadar ağladı ki, g&ouml;zyaşlarından otlar bitti. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya dua ederken dedi ki:<br />
<b>- Ya Rabbi, g&ouml;zyaşımı g&ouml;r&uuml;yorsun. </b><br />
Cenab-ı Hakkın cevabı ş&ouml;yle oldu:<br />
<b>- Ey Davud, yaptığını unutuyor, g&ouml;zyaşlarını hatırlıyorsun.</b><br />
Davud aleyhisselam, kırk sene daha ağlamıştır.<br />
<br />
Her duası makbul, &acirc;lim ve evliyadan bir zat olan <b>Belam-ı Baura</b>,<b> </b>Musa aleyhisselama beddua ettiği i&ccedil;in k&acirc;fir oldu. Akabinde dili g&ouml;ğs&uuml;ne kadar sarkıp yapıştı. Kur&#39;an-ı kerimde, dilini sarkıtıp soluyan k&ouml;peğe benzetildi. (<b>Araf </b>176)<br />
<br />
&Ccedil;ok zengin olan <b>Karun</b>, zekat vermediği i&ccedil;in malı ile helak oldu.<br />
<br />
O halde, her g&uuml;nahtan ka&ccedil;maya &ccedil;alışmalıdır. G&uuml;nah işleyince de, &uuml;mitsizliğe kapılmamalı, hemen tevbe etmelidir. Peygamber efendimiz, <b>(Ya Rabbi, gazabından rızana, azabından affına, senden sana sığınırım)</b> diye dua ederdi. (Hakim)<br />
<br />
<b>Allah&rsquo;ın rahmeti boldur</b><br />
M&uuml;sl&uuml;man, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinin sonsuzluğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, &uuml;mitsiz olmamalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın m&uuml;mine olan merhameti, annenin &ccedil;ocuğuna olan merhametinden daha fazladır.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kıyamette buyurur ki:<br />
D&uuml;nyada bir g&uuml;n beni hatırlayıp ananı, benden bir kerecik korkanı, Cehennemden &ccedil;ıkarın!) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min, Allah&rsquo;ın azabının şiddetini bilseydi, Cenneti &uuml;mit etmez, k&acirc;fir de Allah&rsquo;ın rahmetinin sonsuzluğunu bilseydi, Cennetten &uuml;midini kesmezdi.) </b>[M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Kıyamette, </b>[g&uuml;nahı sevabından &ccedil;ok] <b>biri, Cehenneme g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;rken, &ldquo;Ya Rabbi, d&uuml;nyada sana hep h&uuml;sn&uuml; zan ettim, </b>[rahmetinden &uuml;mit kesmemiştim]<b>&rdquo; der. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, &ldquo;Onu bırakın! Kulumu beni zannettiği gibi karşılarım&rdquo; buyurur.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kıyamette, hi&ccedil; kimsenin tahmin edemeyeceği kadar &ccedil;ok kişiyi affeder. Hatta İblis bile affolunacağını umar.) </b>[İbni Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: Ben Allah&rsquo;ım, benden başka ilah yoktur. Rahmetim, gazabımı ge&ccedil;miştir. Allah&rsquo;tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın, Onun kulu ve resul&uuml; olduğuna şehadet eden, Cennete girer.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(</b>[İhlasla] <b>&ldquo;La ilahe illallah Muhammed&uuml;n Resulullah&rdquo; diyen kimseye Cehennem haramdır.) </b>[Buhari]<br />
<br />
Kadi Yahya bin Eksem<b> </b>vefat edince, r&uuml;yada g&ouml;r&uuml;p halini sordular.<br />
O da, (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bana, <b>&ldquo;Ey k&ouml;t&uuml; ihtiyar, şunları ni&ccedil;in yaptın&rdquo; </b>diye beni azarlayınca, beni b&uuml;y&uuml;k bir korku kapladı. Ben de, &ldquo;Ya Rabbi, b&ouml;yle sorguya &ccedil;ekileceğimi bildirmediler&rdquo; dedim. <b>&ldquo;Ne bildirdiler?&rdquo; </b>buyurdu.<br />
Ben de r&acirc;vilerin ismini sayarak, <b>&ldquo;Ben azim&uuml;şşan m&uuml;sl&uuml;man olarak sa&ccedil;ı sakalı ağaran kuluma azap etmekten hay&acirc; ederim&rdquo; </b>buyurduğunu bildirdiler, dedim. <b>&ldquo;Sen ve r&acirc;viler sadıksınız. Ben de seni mağfiret ettim&rdquo; </b>buyurdu) diye cevap verdi.<br />
<br />
Cehennemden iki kişiyi &ccedil;ıkarırlar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Yaptıklarınızın karşılığını g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben zulmetmem) </b>buyurduktan sonra, (Haydi tekrar Cehenneme) denilince, biri &ccedil;ok hızlı y&uuml;r&uuml;r, diğeri ise y&uuml;r&uuml;mez, bekler.<br />
<br />
Her ikisine bunun sebebini sorarlar. Hızlı y&uuml;r&uuml;yen, (Emre uymamanın, s&ouml;z dinlememenin neye mal olduğunu anladım, onun i&ccedil;in, bu emri olsun yerine getireyim diye hızlı y&uuml;r&uuml;yorum) der. Diğeri ise, (Rabbime h&uuml;sn-i zan ettim. Cehennemden &ccedil;ıkarınca, bir daha sokmaz diye &uuml;mit ettim) der. Her ikisini de cenab-ı Hakkın ihsanı ile Cennete g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın af ve mağfiretini &uuml;mit eden m&uuml;minleri ve kendisinden korkanları Cehennemden &ccedil;ıkaracağı, bildirilmiştir. Peygamber efendimizin şefaati de, g&uuml;nahı sevabından &ccedil;ok olan m&uuml;minler i&ccedil;indir.<br />
<br />
<b>Hazret-i Ebu Bekir </b>buyurdu ki:<br />
Allah&rsquo;tan korkmanızı, havf ile recayı birleştirmenizi tavsiye ederim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Zekeriyya aleyhisselamı ve ehl-i beytini ş&ouml;yle &ouml;v&uuml;yor:<br />
<b>(Hayır işlerinde yarışır, korku ile &uuml;mit arasında bize dua ederlerdi.) </b>[Enbiya 90]<br />
<br />
<b>Hazret-i &Ouml;mer </b>buyurdu ki:<br />
(Eğer dense ki, Cennete yalnız bir kişi girecek, o kişinin kendin olduğunu &uuml;mit etmelisin! Yine dense ki, Cehenneme yalnız bir kişi girecek, o kimsenin kendin olacağını zannedip korkmalısın.)<br />
<br />
<b>Hazret-i Ali </b>de, (G&uuml;nahlarım &ccedil;ok, Allah beni affetmez) diyerek &uuml;mitsizliğe d&uuml;şen birine buyurdu ki: (&Uuml;mitsiz olma, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmeti senin g&uuml;nahlarından b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Rahmeti gazabını aşmıştır.)<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetini &uuml;mit etmek, kulu Cennete &ccedil;eken ip gibidir. Havf, yani Allah&rsquo;tan korkmak ise, Cehenneme d&uuml;şmemek ve Cennete gitmesi i&ccedil;in vurulan kam&ccedil;ı gibidir.<br />
<br />
Peygamber efendimiz, &ouml;l&uuml;m halindeki bir gence sorar:<br />
<b>- Kendini nasıl buluyorsun?</b><br />
- G&uuml;nahlarımdan korkuyor; fakat Allah&rsquo;tan &uuml;mit kesmiyorum.<br />
<b>- Bu korku ile &uuml;mit, şu &ouml;l&uuml;m anında kimde bulunursa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ona umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar. </b>(İ. Gazali)<br />
<br />
M&uuml;min daima korku ile &uuml;mit arasında yaşamalıdır. Korkunun fazla olması daha iyidir. B&ouml;ylece k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden ka&ccedil;ıp iyilik etmeye koşar. &Ouml;l&uuml;rken ise &uuml;midi korkusundan fazla olmalıdır.<br />
Ya Rabbi! Bizleri azabından korkan ve rahmetinden &uuml;mit eden kullarından eyle!<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir arkadaş, (Biz b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın M&uuml;sl&uuml;man olması i&ccedil;in &ccedil;alışıyoruz) dedi. Ben de (Bu m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?) dedim. (Tevbe de, Allah&rsquo;tan &uuml;mit kesmek k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r. Sen k&acirc;fir oldun) dedi. Benim &ouml;yle s&ouml;ylememin k&uuml;f&uuml;rle ilgisi var mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, k&uuml;f&uuml;rle ilgisi yoktur. Allah&rsquo;tan &uuml;mit kesmenin bu konu ile ilgisi yoktur. Allah&rsquo;ın rahmetinden &uuml;mit kesmek k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r. Yani, beni kesin Cehenneme atar, ben bu g&uuml;nahk&acirc;r halimle asla Cennete giremem demek k&uuml;f&uuml;r olur. Kendini kesin Cehennemlik bilmek k&uuml;f&uuml;r olduğu gibi, kendini garanti Cennetlik bilmek de k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r, yani doğru imana, emir ve yasaklara &ouml;nem verilmez, varlığıyla yokluğu, yapmasıyla yapmaması eşit hale gelir, yani onun i&ccedil;in fark etmez, bu y&uuml;zden k&uuml;fre d&uuml;şer.<br />
<br />
Hazret-i Mehdi geldiği zaman b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya h&acirc;kim olacak ama o ayrı bir konudur.</p>

<p align="left"><strong>İbadet, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in yapılır<br />
Sual: İbadetleri yaparken neye dikkat etmeli, korkarak mı yoksa &uuml;mit ederek mi ibadet etmelidir?<br />
Cevap:</strong> İbadet, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına kavuşmak i&ccedil;in yapılır. Başkasının muhabbetine, sevgisine, ihsanına kavuşmak i&ccedil;in yapılan ibadet, ona tapınmak olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ihlas ile ibadet etmemiz emir olundu. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın birliğine iman edenden, namazı ve zekatı ihlas ile yapandan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; razı olur)</strong> buyuruldu. Res&ucirc;lullah efendimiz Mu&#39;&acirc;z bin Cebel hazretlerini, Yemene vali olarak g&ouml;nderirken;<br />
<strong>(İbadetlerini ihlas ile yap. İhlas ile yapılan az amel kıyamet g&uuml;n&uuml; sana yetişir)</strong> buyurmuştur. Had&icirc;s-i şeriflerde;<br />
<strong>(İbadetlerini ihlas ile yapanlara m&uuml;jdeler olsun. Bunlar hidayet yıldızlarıdır. Fitnelerin karanlıklarını yok ederler.)</strong></p>

<p align="left"><strong>(D&uuml;nyada haram edilmiş olan şeyler melundur. Ancak Allah i&ccedil;in yapılan şeyler kıymetlidir)</strong> buyuruldu.</p>

<p align="left">D&uuml;nya nimetleri ge&ccedil;icidir. &Ouml;m&uuml;rleri pek kısadır. Bunları ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in dinini vermek ahmaklıktır. İnsanların hepsi acizdir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; dilemedik&ccedil;e, kimse kimseye fayda ve zarar yapamaz. İnsana Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; k&acirc;fidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmalı, Onun rahmetinden &uuml;midi kesmemelidir. &Uuml;mit, reca, korkudan &ccedil;ok olmalıdır. B&ouml;yle olanın ibadetleri zevkli olur. Gen&ccedil;lerde korkunun daha fazla olması, ihtiyarlarda recanın, &uuml;midin daha fazla olması lazımdır denildi. Hastalarda reca, &uuml;mit fazla olmalıdır. Korkusuz reca ve recasız korku caiz değildir. Birincisi emin olmak, ikincisi &uuml;mitsiz olmaktır. Had&icirc;s-i kudside;<br />
<strong>(Kulumu, beni zan ettiği gibi karşılarım)</strong> buyuruldu. Z&uuml;mer s&ucirc;resinin 53. &acirc;yet-i kerimesinde me&acirc;len;<br />
<strong>(Allah b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahları affeder. O gafurdur, rahimdir) </strong>buyuruldu.</p>

<p align="left">Bunlardan, recanın, &uuml;midin fazla olması lazım geldiği anlaşılmaktadır.</p>

<p align="left"><strong>(Allah korkusundan ağlayan, Cehenneme girmez)</strong> ve</p>

<p><strong>(Benim bildiğimi bilseydiniz, az g&uuml;ler &ccedil;ok ağlardınız)</strong> had&icirc;s-i şerifleri de, havfın, korkunun fazla olması lazım geldiğini g&ouml;stermektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>&quot;Azabınla helak etme...&quot;</strong></p>

<p>Az&acirc;b; işlenen g&uuml;nahlar sebebiyle &acirc;hirette &ccedil;ekilecek cez&acirc; demektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan ve az&acirc;bından korkmak l&acirc;zımdır. Bir M&uuml;sl&uuml;man, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan utanmazsa ve az&acirc;b yapılacağını d&uuml;ş&uuml;nmezse b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;h olur. Zira, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın az&acirc;bından korkmamak b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahlardandır. T&ucirc;r s&ucirc;resinin 7. &acirc;yet-i kerimesinde me&acirc;len: (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın az&acirc;b yapacağı g&uuml;n elbette gelecektir. Onu kimse &ouml;nleyemez) buyurulmaktadır. Peygamber efendimiz, zaman zaman; (Y&acirc; Rabb&icirc;! Bizi gadabınla &ouml;ld&uuml;rme, az&acirc;bınla hel&acirc;k etme ve bundan &ouml;nce bize &acirc;fiyet ihs&acirc;n eyle) diye dua ederlerdi.</p>

<p>Eb&ucirc; Ali Rodb&acirc;r&icirc; hazretleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmak aynı zamanda da &uuml;mitli olmak gerektiğini s&ouml;yler ve: &quot;Havf; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın az&acirc;bından korkmak ve rec&acirc;; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;mitli olmak, bir kuşun iki kanadı gibidir. İkisi birden bulunursa, hem kuş, hem de u&ccedil;uş d&uuml;zg&uuml;n ve m&uuml;kemmel olur. Kanatların birisi bulunmazsa, kuş da, u&ccedil;uş da noksan olur. Kanatlarının ikisi de bulunmazsa kuş &ouml;l&uuml;me terk edilmiştir&quot; buyururdu.</p>

<p>Havf ve rec&acirc; arası... M&uuml;&#39;&#39;minin &icirc;m&acirc;nı, havf ve rec&acirc; arasında olmalıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın az&acirc;bından korkmalı, fakat rahmetinden bir an &uuml;mit kesmemelidir. Her g&uuml;n&acirc;hı işlemekten &ccedil;ok sakınmalı, g&uuml;nahı sebebiyle &icirc;m&acirc;nının gitmesinden korkmalıdır. B&uuml;t&uuml;n g&uuml;n&acirc;hları işlemiş olsa bile Rabbimizin affedeceğinden hi&ccedil; &uuml;mit kesmemelidir. Gen&ccedil;likte, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kahrından, az&acirc;bından korkmak, titremek l&acirc;zımdır. İhtiy&acirc;rlıkta affına, merhametine sığınmalıdır.</p>

<p>T&ouml;vbe edilmeyen herhangi bir g&uuml;n&acirc;hdan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; intik&acirc;m alabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gadabı, g&uuml;n&acirc;hlar i&ccedil;inde saklıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; pek kuvvetli, herkese g&acirc;lib ve intik&acirc;m alıcıdır. Y&uuml;zbin sene ib&acirc;det eden makb&ucirc;l bir kulunu, bir g&uuml;n&acirc;h i&ccedil;in, sonsuz olarak reddedebilir ve hi&ccedil;bir şeyden &ccedil;ekinmez. Bunu Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;m bildiriyor ve iki y&uuml;z bin sene it&acirc;at eden İbl&icirc;s&#39;&#39;in, kibredip, secde etmediği i&ccedil;in, ebed&icirc; mel&ucirc;n olduğunu, haber veriyor. Yery&uuml;z&uuml;nde hal&icirc;fesi olan, &Acirc;dem aleyhissel&acirc;mın oğlunu, bir adam &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in, ebed&icirc; tardeyledi... M&ucirc;s&acirc; aleyhissel&acirc;m zamanında, Bel&#39;&#39;am bin B&acirc;&ucirc;r&acirc; İsm-i a&#39;&#39;zamı biliyordu. Her du&acirc;sı kab&ucirc;l olurdu. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir har&acirc;mına, az bir meylettiği i&ccedil;in, &icirc;m&acirc;nsız gitti. (Onun gibiler k&ouml;pek gibidir) diye dillerde kaldı... K&acirc;r&ucirc;n, M&ucirc;s&acirc; aleyhissel&acirc;mın akrab&acirc;sı idi. M&ucirc;s&acirc; aleyhissel&acirc;m buna hayır du&acirc; edip ve kimy&acirc; ilmi &ouml;ğretip, o kadar zengin olmuştu ki, yalnız haz&icirc;nelerinin anahtarlarını kırk katır taşırdı. Birka&ccedil; kuruş zek&acirc;t vermediği i&ccedil;in, b&uuml;t&uuml;n malı ile birlikte, yer altına sokuldu... Sa&#39;&#39;lebe, sah&acirc;be arasında &ccedil;ok z&acirc;hid idi. &Ccedil;ok ib&acirc;det ederdi. C&acirc;miden &ccedil;ıkmazdı. Bir kerre s&ouml;z&uuml;nde durmadığı i&ccedil;in, sah&acirc;b&icirc;lik şerefine kavuşamadı, &icirc;m&acirc;nsız gitti... Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bunlar gibi dah&acirc; nice kimselerden, bir g&uuml;n&acirc;h sebebi ile, b&ouml;yle intik&acirc;m almıştır. Sure-i İbr&acirc;himin 7. &acirc;yet-i kerimesinde me&acirc;len: (N&icirc;metlerimin kıymetlerini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları artırırım. Kıymetlerini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli az&acirc;b ederim) buyurulmaktadır.</p>

<p>Kıy&acirc;metin dehşetinden!.. Eb&ucirc; Bekr Verr&acirc;k hazretleri, oğlunu mektebe g&ouml;ndermişti. Bir g&uuml;n &ccedil;ocuğun benzinin sararıp bedeninin titrediğini g&ouml;rd&uuml;. Sebebini sorduğunda, oğlu: &quot;Efendim, hocam bana M&uuml;zzemmil s&ucirc;resinin 17. &acirc;yetini &ouml;ğretti. O &acirc;yette cen&acirc;b-ı Hak me&acirc;len; (Eğer siz &quot;d&uuml;ny&acirc;da&quot; k&uuml;frederseniz, &ccedil;ocukları aksa&ccedil;lı ihtiyarlara &ccedil;evirecek olan bir g&uuml;nde &quot;kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;n&uuml;n şiddet ve az&acirc;bından&quot; kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?) buyuruyordu. Bu &acirc;yetin şiddetinden b&ouml;yle oldum&quot; diye cevap verdi. Daha sonra &ccedil;ocuk hastalandı ve bir m&uuml;ddet sonra da vef&acirc;t etti. Babası Eb&ucirc; Bekr Verr&acirc;k hazretleri oğlunun mezarının başında ağlayarak kendi kendine ş&ouml;yle dedi:</p>

<p>&quot;Ey Eb&ucirc; Bekr! &Ccedil;ocuğun bir &acirc;yet işitmekle hastalanıp can verdi. Bunca yıldır Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;m okur hatmedersin, sana bir şey olmuyor. Yoksa kalbin taş mıdır?&quot; Ahmed bin &Acirc;sım Ant&acirc;k&icirc; hazretlerine; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın beğendiği işlerle meşg&ucirc;l olan kimsenin sakınması gereken nedir?&quot; diye sual edildiğinde:</p>

<p>&quot;Yaptığı s&acirc;lih amelleri g&ouml;z&uuml;nde b&uuml;y&uuml;terek bir hayli ib&acirc;det yaptığını, ib&acirc;det ve t&acirc;at hus&ucirc;sunda durumunun iyi olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, g&uuml;nahlarını unutmaktan sakınması gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunda, amellerinin onu şımartması ve işlediği g&uuml;nahların az&acirc;bından emin olması vardır. B&ouml;yle bir durum ise tehlikelidir&quot; buyurmuştur.</p>

<p>&#39;&#39;Kimseden bir şey istemem&#39;&#39; Bir g&uuml;n, R&acirc;bia-i Adviyye hazretlerine yemek yapmak istediler, fakat soğan yoktu. Komşudan alalım dediler. O da; &quot;Kırk senedir, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkasından bir şey istememek &uuml;zere s&ouml;z verdim. Zararı yok soğansız olsun&quot; buyurdu. S&ouml;z&uuml;n&uuml; yeni bitirmişti ki, bir kuş ayaklarındaki soğanları oraya bırakıp gitti. Bunu g&ouml;ren hazret-i R&acirc;bia; &quot;Bu il&acirc;h&icirc; bir imtihandır, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın az&acirc;bından emin değilim, korkuyorum!&quot; deyip, yemek yerine kuru ekmeği yedi. Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretleri de buyuruyor ki: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın az&acirc;bından korkmanın al&acirc;meti haramları terk etmektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rahmetinden &uuml;midli olmanın al&acirc;meti de &ccedil;ok ib&acirc;det etmektir.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1234]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 00:02:26 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Dünya sevgisi günahların başıdır]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Bir hadis-i şerifte, &quot;D&uuml;nyaya, burada kalacağınız kadar, ahirete de, orada kalacağınız kadar &ccedil;alışınız!&quot; buyuruluyor. Ne kadar b&uuml;y&uuml;k olursa olsun, bir sayının sonsuzun yanındaki değeri sıfır kabul edildiğine g&ouml;re, d&uuml;nya i&ccedil;in hi&ccedil; &ccedil;alışmamak gerekmez mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dinimiz, d&uuml;nyaya da, ahirete de &ccedil;alışmayı emretmektedir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen <b>(D&uuml;nyadan da nasibini unutma!)</b> buyuruluyor. (Kasas 77)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(D&uuml;nyanızı ıslaha, d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışınız! Yarın &ouml;lecekmiş gibi de ahiret i&ccedil;in amel ediniz!)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Hi&ccedil; &ouml;lmeyecekmiş gibi d&uuml;nya i&ccedil;in, yarın &ouml;lecekmiş gibi de ahiret i&ccedil;in &ccedil;alışınız!)</b> [İbni Asakir]<br />
<br />
<b>(Sizin hayırlınız, ahireti i&ccedil;in d&uuml;nyasını, d&uuml;nyası i&ccedil;in ahiretini terk etmeyen ve insanlara y&uuml;k olmayandır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nya malından ayrılınca &uuml;z&uuml;lmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak, insanı Cehenneme g&ouml;t&uuml;r&uuml;r.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nyayı seven, ahiretine zarar verir. Ahireti seven, d&uuml;nyasına zarar verir. O halde, devamlı olanı, ge&ccedil;ici olana tercih etmelidir.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(İlim, Allah rızası i&ccedil;in değil, d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in &ouml;ğrenildiği ve ibadetler, d&uuml;nya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur edecektir.)</b> [A.Rezzak]<br />
<br />
Kur&#39;an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Mal ve evlat d&uuml;nya hayatının s&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Baki olan, salih ameller, Rabbinin katında, mal ve evlatlardan ve d&uuml;nyalıklardan iyidir.) </b>[Kehf 46]<br />
<br />
<b>D&uuml;nya binektir</b><br />
İmam-ı Maverdi hazretleri buyuruyor ki:<br />
D&uuml;nya &ccedil;alışma yeridir. Hadis-i şerifte, <b>(D&uuml;nya ne g&uuml;zel binektir. Ona binin ki, sizi ahirete kavuştursun!) </b>buyuruluyor. D&uuml;nya mutlak manada k&ouml;t&uuml; değildir. Ahiret azığını hazırlayanlar i&ccedil;in servet yurdudur. İbrahim aleyhisselam, <b>(Ya Rabbi ne zamana kadar daha d&uuml;nyayı takip edeceğim) </b>dediği zaman Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki:<br />
<b>(Ya İbrahim, b&ouml;yle konuşma! &Ccedil;oluk &ccedil;ocuğunun nafakası i&ccedil;in &ccedil;alışmak d&uuml;nya talebi değil ki ondan şikayet edilsin!) </b>[Edeb-&uuml;d-d&uuml;nya]<br />
<br />
D&uuml;nya bir alet, bir vasıtadır. Bu vasıtayı iyi yolda kullanan kazanır, k&ouml;t&uuml; yolda kullanan kaybeder. Mesela size yeni, g&uuml;zel bir araba veriyorlar. (Bu araba ile, şu kadar zamanda şu karşıdaki k&ouml;pr&uuml;y&uuml; ge&ccedil;erseniz, kurtuluşa ereceksiniz) deniyor. Siz de, arabaya bakıp (Ne kadar da g&uuml;zelmiş) diyerek onu sevmekle meşgul olur, verilen zaman i&ccedil;inde karşıya ge&ccedil;mezseniz, d&uuml;şman gelir, sizi kıskıvrak yakalar, k&ouml;pr&uuml;y&uuml; ge&ccedil;emezsiniz. Bu vasıta, yolcuları sahile &ccedil;ıkaran bir gemi de olabilir. Bu vasıtaya zamanında binip gitmeyen kurtulamaz. Dinimiz bu vasıtayı, k&ouml;t&uuml;lememiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(D&uuml;nya, ahiretin tarlasıdır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nya, ahiretin k&ouml;pr&uuml;s&uuml;d&uuml;r.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Allah rızasını kazanmak, ahiret azığını temin etmek i&ccedil;in, d&uuml;nya ne g&uuml;zel yerdir. Allah rızasını kazanmayan, ahiret azığını temin etmeyen i&ccedil;in de, d&uuml;nya ne k&ouml;t&uuml; yerdir. Bir kimse, &quot;Allah d&uuml;nyayı rezil etsin!&quot; derse, d&uuml;nya da ona, &quot;Hangimiz Rabbimize asi oluyorsa, Allah onu rezil etsin!&quot; der.)</b> [Hakim, İbni Lal]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nyaya s&ouml;vmeyin; &ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;min i&ccedil;in ne g&uuml;zel bir binektir. Hayra onunla erişilir, şerden onunla kurtulunur.)</b> [Deylemi, İbni Neccar]<br />
<br />
<b>D&uuml;nya sevgisi</b><br />
Dinimiz, bu bineğin sevgisini k&ouml;t&uuml;lemiştir. Yani &quot;Binek ne g&uuml;zelmiş&quot; diyerek, onunla meşgul olup hedefe varmamak k&ouml;t&uuml;lenmiştir. Nitekim hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(D&uuml;nya sevgisi b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahların başıdır.) </b>[Beyheki, İbni Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
Demek ki, bineği sevmekle meşgul olmayıp, binip bir an &ouml;nce saadet diyarına gitmeye &ccedil;alışmalıdır!<br />
<br />
Bizi maksadımıza ulaştıran bineğin iyi, sağlam olması istenir. Onun i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bize verdiği akıl, sağlık, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalıdır! Cenab-ı Hak, d&uuml;nya saadetini de istememizi emrediyor. <b>(Ey Rabbimiz, bize d&uuml;nyada da ahirette de iyilik, g&uuml;zellik ver!) </b>diye dua etmemizi istiyor. (Bekara 201)<br />
<br />
Hadis-i kudside de buyuruldu ki:<br />
<b>(Hak te&acirc;l&acirc; buyurdu ki, &quot;Ey d&uuml;nya, bana hizmet edene hizmet&ccedil;i ol! Sana hizmet eden de senin hizmet&ccedil;in olsun.&quot;)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
D&uuml;nyanın faydasız işlerinden uzak durmak, ahirete yarayacak işler yapmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(D&uuml;nyaya meyledenin emeli uzun olur, sonunu getiremez, bitmez t&uuml;kenmez ihtiyaca d&uuml;şer; &ouml;yle bir meşgale kaplar ki mihnetinden kendini kurtaramaz.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Ahireti isteyip onun i&ccedil;in &ccedil;alışan, ge&ccedil;im sıkıntısı &ccedil;ekmez, zengin olarak sabahlar, zengin olarak akşamlar. D&uuml;nyayı talep edip onun i&ccedil;in koşan ge&ccedil;im darlığı &ccedil;eker, fakir olarak sabahlar, fakir olarak akşamlar.)</b> [İbni Neccar]<br />
<br />
<b>(Ahiret işi sana kolay gelir, d&uuml;nya işi zor gelirse, bil ki sen iyi h&acirc;l &uuml;zeresin. Ahiret işi zor, d&uuml;nya işi kolay gelirse, bil ki durumun k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>Haksız kazan&ccedil;</b><br />
Muhammed aleyhisselam Peygamber olarak g&ouml;nderilince, şeytanlar İblisin başında toplanıp &uuml;z&uuml;nt&uuml;lerini bildirdiler. Bunun &uuml;zerine İblis onlara, (Bunlar d&uuml;nyayı sever mi?) dedi. Onlar, evet deyince, (&Ouml;yleyse &uuml;z&uuml;lecek bir şey yok. Onlara haksız kazan&ccedil; sağlatırım. L&uuml;zumsuz masraf yaptırır, l&uuml;zumlu yere de harcatmam. Zaten her k&ouml;t&uuml;l&uuml;k bu &uuml;&ccedil; şeyden meydana gelir) dedi.<br />
<br />
D&uuml;nyalık i&ccedil;in ne kadar &uuml;z&uuml;l&uuml;rsen o nispette ahiret sevgisi kalbden &ccedil;ıkar. Ahiret i&ccedil;in ne kadar &uuml;z&uuml;l&uuml;rsen, o nispette d&uuml;nya sıkıntısı kalbden &ccedil;ıkar. D&uuml;nyada herkes misafirdir. Yanındaki şeyler emanettir. Misafirin gitmekten, emanetin ise geri alınmaktan başka &ccedil;aresi yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(D&uuml;nya m&uuml;mine zindan, k&acirc;fire Cennettir.) </b>[M&uuml;slim]<br />
<br />
M&uuml;mine d&uuml;nyanın zindan olması, Cennete nispetledir. Cennette M&uuml;minler, g&ouml;zlerin g&ouml;rmediği, kulakların duymadığı, akla ve hayale gelmeyen b&uuml;y&uuml;k nimetlere kavuşacaklardır. Hi&ccedil;bir sıkıntı g&ouml;rmeyeceklerdir. Cennetin sonsuz nimetleri karşısında d&uuml;nya hayatı, m&uuml;minler i&ccedil;in bir zindan, bir Cehennem azabı gibi gelecektir. K&acirc;firler i&ccedil;in Cehennem azabı o kadar şiddetli olacaktır ki, d&uuml;nyadaki en şiddetli işkence bile onlar i&ccedil;in &ccedil;ok hafiftir.<br />
<br />
<b>Nafaka kazanmak</b><br />
<b>Sual: </b>Nafakamı kazanmak i&ccedil;in ticaret yapıyorum. K&acirc;r edince seviniyorum. D&uuml;nya malına sevindiğim i&ccedil;in haram mı işlemiş oluyorum?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Nafakayı kazanmak farzdır, nafakadan fazlasını kazanmak s&uuml;nnettir. K&acirc;r edince sevinmek haram değildir, niyetine g&ouml;re sevab da kazanmış olur. Nefsin arzularını sevmek haramdır. Mesela k&acirc;r edince, (Ben işini bilen adamım) diye kibirlenmek haram olur.<br />
<br />
<b>D&uuml;nya işine &uuml;z&uuml;lmek<br />
Sual:</b> D&uuml;nya işlerimiz, d&uuml;zg&uuml;n gitmediği i&ccedil;in &uuml;z&uuml;lmek g&uuml;nah mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
D&uuml;nya işi, &acirc;hirete yarayan bir iş de olabilir, yaramayan da olabilir. O d&uuml;nya işi, &acirc;hiret i&ccedil;in yapacağımız ibadete mani oluyorsa &uuml;z&uuml;lmek, &acirc;hiret i&ccedil;in olur, d&uuml;nya i&ccedil;in olmaz. Eğer o işin &acirc;hiretimize faydası yoksa, &uuml;z&uuml;lmek yersizdir. <b>İmam-ı Rabbani</b> hazretleri de buyuruyor ki:<br />
D&uuml;nya işlerinin bozuk gitmesinden ve h&acirc;linizi toparlayamadığınızdan hi&ccedil; sıkılmayın! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;nya işleri, &uuml;z&uuml;lmeye değmez. Bu d&uuml;nyada olan her şey ge&ccedil;ecek, yok olacaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın razı olduğu şeylerin arkasında koşmak gerekir. G&uuml;&ccedil; olsa da, kolay gelse de, bunları yapmaya &ccedil;alışmalıdır. <b>(1/150)</b></p>

<p><strong>Sual: &Ccedil;oluk, &ccedil;ocuğun ihtiya&ccedil;ları i&ccedil;in &ccedil;alışmak, para, mal kazanmak da d&uuml;nyaya g&ouml;n&uuml;l bağlamak sayılır mı?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki:<br />
&ldquo;İnsanın muhta&ccedil; olduğu şeyleri zaruret miktarı kullanması ve bunları elde etmek i&ccedil;in &ccedil;alışması, d&uuml;nyaya g&ouml;n&uuml;l bağlamak olmaz. İhtiya&ccedil;tan fazla ve faydasız şeyler, d&uuml;nyadır. Bunların da, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına uygun olarak elde edilmeleri ve sarf edilmeleri d&uuml;nya olmaz. Riyazet &ccedil;ekmenin ve mubahları zaruret miktarı kullanmanın, b&uuml;y&uuml;k bir faydası da, Kıyamet g&uuml;n&uuml; hesabın kısa ve kolay olmasıdır. Ahiretteki derecelerin y&uuml;kselmesine de sebep olur. D&uuml;nyada ne kadar sıkıntı &ccedil;ekilirse, ahirette o kadar &ccedil;ok rahatlık olacaktır. Peygamberler, bu bakımdan da, riyazat ve m&uuml;cahedat &ccedil;ekmişlerdir. B&uuml;t&uuml;n bunlardan anlaşılıyor ki, riyazet &ccedil;ekmek ve mubahları zaruret olduğu kadar kazanıp kullanmak, ictib&acirc;, se&ccedil;ilmişlerin yolunda şart olmamakla beraber, bunlar iyi ve faydalı şeylerdir. Faydalarının &ccedil;okluğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce zaruri ve lazım da diyebiliriz.&rdquo;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Y&uuml;z&uuml; d&uuml;nyaya d&ouml;n&uuml;k olandan uzaklaş!..</strong></p>

<p>İnsanın, d&uuml;nyada rahata, &acirc;hirette de ebedi saadete kavuşabilmesi i&ccedil;in, y&uuml;z&uuml;n&uuml;, g&ouml;nl&uuml;n&uuml; &acirc;hirete &ccedil;evirmesi, y&uuml;z&uuml;, g&ouml;nl&uuml; d&uuml;nyaya y&ouml;nelmiş olanlardan da uzaklaşması lazımdır. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;En iyi kimse, kalbi d&uuml;ny&acirc;ya bağlı olmayan ve Allah sevgisi ile &ccedil;arpandır. D&uuml;ny&acirc; muhabbeti, g&uuml;n&acirc;hların başıdır. D&uuml;ny&acirc;yı sevmekten kurtulmak da, ib&acirc;detlerin başıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olmayı sevmez.</p>

<p>D&uuml;ny&acirc; demek, kalbi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan g&acirc;fil eden, Onu unutturan, kalbe Allah&#39;&#39;tan başkalarını getiren şeyler demektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutturan mallar, sebepler, mevkiler, şerefler hep d&uuml;ny&acirc; olur. İşte bu d&uuml;ny&acirc;, insanın c&acirc;n d&uuml;şmanıdır. Bu d&uuml;ny&acirc;nın d&uuml;şk&uuml;nleri, hi&ccedil; toparlanamaz, kendilerine gelemezler. &Acirc;hirette de, pişm&acirc;n olacaklar, &ccedil;ok acılarla karşılaşacaklar. D&uuml;ny&acirc;yı terk etmek demek, kalbin onu sevmemesi, ona d&uuml;şk&uuml;n olmaması, kıymet vermemesi demektir. Ona d&uuml;şk&uuml;n olmamak da, varlığı ile yokluğu m&uuml;s&acirc;v&icirc; olmaktır.</p>

<p>D&uuml;ny&acirc; ile &acirc;hiret zıttır! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevmediği bu d&uuml;ny&acirc;nın arkasında koşmamalıdır! G&ouml;nl&uuml;n&uuml; hep Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya bağlamak serm&acirc;yesini elden ka&ccedil;ırmamalıdır! Ne sattığını ve buna karşılık neyi aldığını d&uuml;ş&uuml;nmelidir! D&uuml;ny&acirc;yı ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in &acirc;hireti vermek ve insanlara yaranmak i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı bırakmak al&ccedil;aklık ve ahmaklıktır. D&uuml;ny&acirc; ile &acirc;hiret birbirinin zıddıdır, tersidir. İkisinin sevgisi bir kalbde toplanamaz.</p>

<p>D&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olanlarla arkadaşlık etmek, onlarla g&ouml;r&uuml;şmek, &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; zehirdir. Bu zehirle &ouml;ld&uuml;r&uuml;len kimse, sonsuz olarak &ouml;l&uuml;r. Bunların yağlı, tatlı yemekleri, kalbin hastalığını arttırır. Onlarla g&ouml;r&uuml;şmekten, arslandan ka&ccedil;ar gibi, hatt&acirc; dah&acirc; &ccedil;ok ka&ccedil;malıdır. Arslan insanın yalnız c&acirc;nını alır. Bu da, &acirc;hirette faydalı olur. D&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olanlarla ber&acirc;ber olmak ise, insanı sonsuz fel&acirc;kete ve zarara s&uuml;r&uuml;kler. Onlarla konuşmaktan, onların lokmalarını yemekten ve onları sevmekten ve onları g&ouml;rmekten sakınmalıdır. Had&icirc;s-i şer&icirc;fte; (Zengine, zenginliği i&ccedil;in al&ccedil;aklık g&ouml;sterenin d&icirc;ninin &uuml;&ccedil;te ikisi gider) buyuruldu. Onlara karşı yapılan bu al&ccedil;almalar ve yaltaklanmalar, onların malları ve mak&acirc;mları i&ccedil;in midir, yoksa değil midir? İyi d&uuml;ş&uuml;nmek l&acirc;zımdır. Malları, mevkileri i&ccedil;in olduğunda hi&ccedil; ş&uuml;phe yoktur. Bunun sonu da, d&icirc;ninin &uuml;&ccedil;te ikisinin gitmesidir. Artık M&uuml;sl&uuml;m&acirc;nlık nerede, kurtuluş nerededir? Onların sohbetinden sakın! Onları g&ouml;rmekten sakın!&quot; Eb&uuml;ss&uuml;&#39;&#39;&ucirc;d Eb&uuml;&#39;&#39;l-Aş&acirc;ir El-B&acirc;zin&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Bir kimse, seni d&uuml;ny&acirc;lık şeylerle anar ve senin yanında onları &ouml;verse, ondan ka&ccedil;ın! Yine bir kimse, Rabbine karşı senin gaflete dalmana sebep olursa, ondan y&uuml;z &ccedil;evir, derhal ayrıl! D&uuml;ny&acirc; sevgisini doğuran her t&uuml;rl&uuml; madd&icirc; d&uuml;ş&uuml;nceyi ve buna benzer meşgaleleri kalbinden s&ouml;k&uuml;p at. Seni, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlamaktan alıkoyan her ne olursa olsun, bundan y&uuml;z &ccedil;evir! Kafanda ve kalbinde yer eden l&uuml;z&ucirc;msuz h&acirc;tıralarla oyalanıp durmaktan sakın. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;ncelerden keder meydana gelir. &Ccedil;ok kerre kederden de gaflet h&acirc;sıl olur. B&ouml;yle olunca, insanda nefs&acirc;n&icirc; arzular harekete ge&ccedil;er. Bu istek kuvvet bulunca, boş ve faydasız şeylerle uğraşmak arzusu h&acirc;sıl olur. Bu arzular galip gelince, kalp zayıflar ve n&ucirc;ru s&ouml;ner. &Ccedil;ok def&acirc; tam&acirc;men telef olur ve akıl ondan sıyrılıp gider. Artık bundan sonra, sanki kalbin &uuml;zerine bir perde gerilmiş olur.&quot; Abdullah-i Dehlev&icirc; hazretleri; &quot;İsl&acirc;m &acirc;limi, d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olmaz ve d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olanlarla birlikte bulunmaz. İsl&acirc;miyetin bildirdiği iyi işleri yapar. &Ccedil;alıştıklarının d&uuml;ny&acirc;daki ve &acirc;hiretteki karşılığını yalnız Allah&#39;&#39;tan bekler. Her işinde takv&acirc;, sabır, kan&acirc;at, tevekk&uuml;l ve rız&acirc; yolunu tutar. Onu g&ouml;renler Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı h&acirc;tırlar. D&uuml;ny&acirc; d&uuml;ş&uuml;nceleri kalbinden ka&ccedil;ar&quot; buyurmuştur.</p>

<p>Bah&acirc;edd&icirc;n-i Buh&acirc;r&icirc; hazretleri anlatır: &quot;Talebeliğimin ilk g&uuml;nlerinde, bir yerde iki kişinin konuşup sohbet ettiğini g&ouml;rsem, gider onlara katılırdım. Onları dinlerdim. Eğer Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan, Res&ucirc;lullah&#39;&#39;tan, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mden konuşup, hayır olan işlerden bahsederlerse, memnun olur ferahlık duyardım. Boş şeyler konuşanlardan ise, keder ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; duyarak uzaklaşırdım.&quot;</p>

<p>Ecel ansızın yakalayıverir!.. Hasan-ı Basr&icirc; hazretleri, &Ouml;mer bin Abd&uuml;laz&icirc;z hazretlerine yazdığı mektupta; &quot;D&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n kimse, mur&acirc;dına kavuşamaz. Bir g&uuml;n olsun rahat nefes alamaz. Her g&uuml;n, ayrı bir d&uuml;ş&uuml;nce, keder getirir. Derken d&uuml;ny&acirc;ya o kadar dalar, &ouml;m&uuml;r biter de ecel bir g&uuml;n onu yakalayıverir. Sonunda, azıksız &acirc;hiret yolculuğuna &ccedil;ıkmak zorunda kalır. İşte b&ouml;yle duruma d&uuml;şmekten sakın&quot; buyurmuştur. Ahmed Siy&acirc;h&icirc; hazretleri de, oğluna nasihat ederek buyuruyor ki: &quot;Ey oğul! D&uuml;ny&acirc;ya sarılmış ona g&ouml;n&uuml;l vermiş olanlarla bulunma. Onlarla sohbet ve ber&acirc;berlik, gam, keder ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; getirir. Bu tecr&uuml;be ile s&acirc;bittir.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2500]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:36:44 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Övmek ve övünmek]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Haklı olarak birini y&uuml;z&uuml;ne karşı &ouml;vmek uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Haklı olarak da birini y&uuml;z&uuml;ne karşı &ouml;vmek, onun felaketine sebep olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sevdiği kimseyi &ouml;vmek, aşırılığa ka&ccedil;ar ve yalan karışabilir. Sevmediği kimseyi &ouml;vmekte ise riya olabilir.<br />
<br />
Bazen bir kimseyi &ouml;vmekle, &ouml;v&uuml;len kimse sevinir, kendini beğenir, insanlar beni &ouml;rnek alsın diye g&ouml;sterişe kapılabilir. Kendini diğer insanlardan &uuml;st&uuml;n g&ouml;rebilir. Halbuki kendini aciz, eksik, g&uuml;nahk&acirc;r g&ouml;ren, kibirlenemez, salih amel işlemeye ve haramlardan daha &ccedil;ok sakınmaya gayret eder. Kendisini başkalarından &uuml;st&uuml;n g&ouml;ren kimse ise, b&uuml;t&uuml;n faziletlerden mahrum kalır. &Ouml;v&uuml;len kimse, kendisinde bir şeyler olduğunu zanneder. Resulullah efendimizin yanında birisini &ouml;vd&uuml;ler. &Ouml;vene, <b>(Onun boynunu kestin, duyarsa iflah olmaz) </b>buyurdu. (Buhari, M&uuml;slim)<br />
<br />
Birini &ouml;vmek, onun kibirlenmesine sebep olabilir. Kibir ve ucub ise, insanı helak eder. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(Din kardeşinden bir ihtiyacını isterken onu &ouml;vmekle s&ouml;ze başlamayın. B&ouml;yle yapan onun belini kırmış olur.) </b>[İbni Lal]<br />
<br />
<b>(Birbirinizi &ouml;vmekten sakının. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;vmek onu boğazlamaktır.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Kişiyi y&uuml;z&uuml;ne karşı &ouml;vmek, onu boğazlamaktır.)</b> [İ. Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
Bizi &ouml;ven bize iyilik etmiş olmaz. Bizi arkadan han&ccedil;erlemiş olur. Onun i&ccedil;in &ouml;venlerin s&ouml;zlerine itibar etmemeli. İki hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Meddahların </b>[herkesi &ouml;venlerin, yağcıların] <b>y&uuml;z&uuml;ne toprak sa&ccedil;ın!) </b>[M&uuml;slim, Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Meddahların ağzına toprak atın.)</b> [İbni Hibban]<br />
(Toprak sa&ccedil;mak, onu aşağı bilmek, s&ouml;zlerine değer vermemektir.)<br />
<br />
İyileri &ouml;vmek uygun olmayınca, f&acirc;sıkları, yani a&ccedil;ıktan g&uuml;nah işleyenleri &ouml;vmek hi&ccedil; uygun olmaz. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(F&acirc;sık &ouml;v&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; gazaplanır.) </b>[İbni Ebidd&uuml;nya, Beyheki]<br />
<br />
Bizi &ouml;venlerin tesiri altında kalmak da uygun değildir. İnsanların &ouml;vmesiyle, yermesini bir kabul edenler makbul insanlardır. Birisini tenkit ettiğiniz zaman &uuml;z&uuml;lm&uuml;yor, haktan ayrılmıyorsa, &ouml;v&uuml;nce de sevinmiyorsa, o kimse salih biridir. Hazret-i &Ouml;mer, kendisini &ouml;ven birine, (Beni de, kendini de helak mı edeceksin) buyurdu. Bir &acirc;lim de, kendini y&uuml;z&uuml;ne karşı &ouml;vene buyurdu ki: (Beni ni&ccedil;in &ouml;v&uuml;yorsun? &Ouml;fkeli iken tecr&uuml;be ettin de beni halim selim mi buldun? Benimle yolculuk ettin de iyi biri olarak mı g&ouml;rd&uuml;n? Bana bir emanet verdin de buna riayet ettim mi? Bilmediğin kimseyi nasıl &ouml;versin?)<br />
&Ouml;v&uuml;lmeyi sevmek felakettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(&Ouml;v&uuml;lmeyi sevmek, insanı k&ouml;r ve sağır eder. Kusurlarını g&ouml;rmez olur. Doğru s&ouml;zleri, verilen nasihati işitmez olur.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Din işlerine, insanların sizi &ouml;vmeleri arzusunu karıştırmaktan sakının. Sonra amelleriniz boşa gider.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Cennetin ebedi nimetlerini isteyen, &ouml;v&uuml;lmekten hoşlanmasın.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
Bir insan i&ccedil;in &ouml;l&uuml;m anı m&uuml;himdir. Yani imanla gitmek m&uuml;himdir. &Ouml;l&uuml;rken imanla gitmeyen kimseyi hayatında &ouml;vmek neye yarar? Kendimizi &ouml;vmek, &ouml;venlere ses &ccedil;ıkarmamak, bilmediğimiz insanları &ouml;vmek uygun olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bize iman gibi b&uuml;y&uuml;k bir nimet ihsan etmiştir. Bununla &ouml;v&uuml;nebiliriz. Ancak son nefese kadar bu imanı muhafaza edip etmeyeceğimiz belli değildir. Bunun i&ccedil;in daima korku i&ccedil;inde yaşamak, haramlardan ka&ccedil;mak, dinimizin b&uuml;t&uuml;n emirlerini yapmak ve Allah&rsquo;ın rahmetinden &uuml;mit kesmemek gerekir.<br />
<br />
<b>İlmin faydasını g&ouml;rmek i&ccedil;in<br />
Sual:</b> İlmi hangi maksatla &ouml;ğrenmeli ki faydasını g&ouml;relim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İlmi, yalnız Allah rızasını kazanmak i&ccedil;in &ouml;ğrenmek gerekir. Başka maksatlarla &ouml;ğrenmek, caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kim &acirc;limlere &ouml;v&uuml;nmek, sefihlerle, cahillerle, aklı noksan olanlarla m&uuml;nakaşa etmek, onları susturmak, insanların tevecc&uuml;h&uuml;n&uuml; kazanmak i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenirse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu Cehenneme atar.) </b>[Tirmizi, İbni Mace]<br />
<br />
<b>(&Acirc;limlere &ouml;v&uuml;nmek, sefihlerle m&uuml;cadele etmek maksadıyla ilim tahsil etmeyin! Toplantılarda ilimle &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslamayın! B&ouml;yle yapanın gideceği yer, Cehennemdir Cehennem.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
İlmi yukarıda bildirilen maksatlarla &ouml;ğrenmek caiz olmadığı gibi, Allah rızası i&ccedil;in &ouml;ğrenip de yukarıdaki maksatlarla kullanmak da caiz değildir. İlmi ile &ouml;v&uuml;nmek de Allah rızasına aykırıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Bir kavim &ccedil;ıkar, Kur&#39;an okuyup &quot;Kim bizden daha iyi bilir? Kim, bizden daha fazla fıkıh bilgisine sahiptir?&quot; der. İşte bunlar, Cehennem yakıtıdır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Vallahi bir zaman gelecek, insanlar Kur&#39;anı &ouml;ğrenecek ve okuyacaklar. Sonra, &quot;Biz okuduk, &ouml;ğrendik. Bizden hayırlı daha kim var?&quot; diyecekler. İşte onlar Cehennem odunudur.) </b>[Taberani]<br />
<br />
Bu hadis-i şerifler, ilmi ile &ouml;v&uuml;nmenin caiz olmadığını g&ouml;stermektedir. İlmi ile &ouml;v&uuml;nen kimselerle tartışmak asla uygun değildir.<br />
<br />
<b>Afetlerin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;</b><br />
İlmi ile kibirlenmek, afetlerin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. Hastalıkların en ağırı ve tedaviyi en zor kabul edeni ilmi ile kibirlenmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(&Acirc;limin afeti, kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;rmesidir.)</b> [İ. Gazali]<br />
<br />
Bir şeyler bilen kimse, kendini b&uuml;y&uuml;k, bunları bilmeyenleri de hakir, aşağı g&ouml;r&uuml;r. Onlardan her zaman saygı, hizmet bekler. Başkalarını aşağı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in, onların halinden endişeye d&uuml;şer. B&ouml;yle kimseler ilmi arttık&ccedil;a, daha &ccedil;ok tehlikeye d&uuml;şer. Fakat tevazu ehlinin ilmi artarsa, tevazuu da artar. <b>(Allah&rsquo;tan ancak &acirc;limler korkar)</b> &acirc;yet-i kerimesi, tevazu ehli &acirc;limleri bildirmektedir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kıyamette en şiddetli azap, ilmi kendine fayda vermeyen din adamınadır.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Cehennemde azap &ccedil;ekenlerden bazılarının yaydıkları k&ouml;t&uuml; kokular, diğerlerine ateşten daha fazla azap verir. &quot;Sen ne g&uuml;nah işledin ki, &ouml;yle pis koku &ccedil;ıkarıyorsun?&quot; diye sorulunca, &quot;Ben din adamı idim. Bildiklerimi yapmazdım&quot;der.)</b> [İ. Ahmed]<br />
<br />
Kendinden aşağı olanlara, f&acirc;sıklara ve facirlere karşı da kibirli olmamalıdır. Bir &acirc;lim, cahili g&ouml;r&uuml;nce, (Bu, bilmediği i&ccedil;in g&uuml;nah işliyor. Ben ise bilerek g&uuml;nah işliyorum) demelidir. Bir &acirc;limi g&ouml;r&uuml;nce, (Bu benden daha &ccedil;ok biliyor ve ilim ve ihlas ile amel ediyor. Ben b&ouml;yle değilim) demelidir. Kendinden yaşlısını g&ouml;r&uuml;nce, (Bu benden daha &ccedil;ok ibadet etmiştir) demelidir. Gen&ccedil;leri g&ouml;r&uuml;nce (Bunların g&uuml;nahı az, benim g&uuml;nahlarım &ccedil;ok) demelidir. Kendi yaşındakini g&ouml;r&uuml;nce, (Ben kendi g&uuml;nahlarımı biliyorum, onun ne yaptığını bilmiyorum) demelidir. Bir bid&#39;at sahibini veya gayrim&uuml;slimi g&ouml;r&uuml;nce, (İnsanın h&acirc;li son nefeste belli olur. Bu belki hidayete kavuşabilir. Acaba benim h&acirc;lim ne olacak?) demeli, bunlara kibretmemelidir.<br />
<br />
İnsanın kendi g&uuml;nahlarını unutmaması ve son nefesinin nasıl olacağını d&uuml;ş&uuml;nmesi gerekir. Ahirette kimin kimden &uuml;st&uuml;n olacağı, d&uuml;nyada kesin olarak bilinemez. Nice din adamı, k&acirc;fir olarak can vermiştir. Nice k&acirc;firlere de iman ile can vermek nasip olmuştur. O halde, hi&ccedil; kimseye Cehennemlik, kendine de Cennetlik dememelidir.<br />
<br />
F&acirc;sık ve bid&#39;at sahiplerine buğzederken kibirden sakınmalıdır. Bu da kızmayı kendi i&ccedil;in değil, bunu emreden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in yapmakla ve kızarken kendini selamette, karşısındakini helakte g&ouml;rmemekle olur. Mesela; bir kimse, &ccedil;ocuğunu, hizmet&ccedil;isi ile bir yere g&ouml;nderirken, &ccedil;ocuk kabahat işlerse, darılmasını, hatta d&ouml;vmesini emreder. Bu da, &ccedil;ocuk kabahat yapınca, onu d&ouml;ver. Fakat d&ouml;verken, babasının yanında kendinin &ccedil;ocuktan daha kıymetli olmadığını da bilmektedir. Ona kibredemez. M&uuml;minin k&acirc;firi sevmemesi, buna benzemektedir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; m&uuml;minlerin kendilerinin değil, imanlarının &uuml;st&uuml;n olduğunu bildirdi. İman kimde bulunursa, o &uuml;st&uuml;n olur. Sonsuz &uuml;st&uuml;nl&uuml;k ise, son nefeste belli olur.<br />
<br />
<b>Nimetlerle &ouml;v&uuml;nmek<br />
Sual:</b> Allah&rsquo;ın verdiği nimetleri, başkalarına bildirerek &ouml;v&uuml;nmek uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği nimetleri bildirmek, bunlara ş&uuml;kretmek olur.)</b> [Beyheki]<br />
&Ouml;v&uuml;nmek haramdır. Kendindeki iyilikleri, nimetleri, kendinden bilirse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiğini d&uuml;ş&uuml;nmezse, &ouml;v&uuml;nmek olur. Yani (Tezkiye-i nefs)<b> </b>olur. Bu nimetlerini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan geldiğini bilir, kendinin kusurlu olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse, (Ş&uuml;k&uuml;r)<b> </b>olur.<br />
<br />
<b>Babası ile &ouml;v&uuml;nmek<br />
Sual:</b> Kendi yaşayışları uygun olmayan kimselerin babaları ile ve dedeleri ile &ouml;v&uuml;nmeleri uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Babaları ile, dedeleri ile &ouml;v&uuml;nmek ve tekebb&uuml;r etmek, cahillik ve ahmaklıktır. <b>Kabil</b>,<b> </b>&Acirc;dem aleyhisselamın oğlu idi. <b>Yam </b>da, Nuh aleyhisselamın oğlu idi. Babalarının Peygamber olması, bunları k&uuml;f&uuml;rden kurtarmadı. İnsanın &ouml;v&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; dedeleri, bir avu&ccedil; toprak oldu. Onların salih olmaları ile &ouml;v&uuml;nmemeli, onlar gibi salih olmaya, onların yolunda bulunmaya &ccedil;alışmalıdır!<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Atalarınız ile &ouml;v&uuml;nmeyi terk edin.) </b>[Ebu Davud]<br />
<br />
<b>(Bir kimsenin kendi k&ouml;t&uuml; ise, ahirette nesebinin</b> [soy-sopunun] <b>&uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ona fayda vermez.) </b>[Taberani]<br />
<br />
Bir g&uuml;n iki kişi birbirine &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslayarak biri, &quot;Ben falancanın oğlu filanım. Ya sen kimsin?&quot; dedi. Bunun &uuml;zerine Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:<br />
<b>(Hazret-i Musa&rsquo;nın yanında iki kişi birbirine karşı &ouml;v&uuml;nmeye başladı. Biri ecdadını 9 g&ouml;bek geriye doğru saydı. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Hazret-i Musa&rsquo;ya, </b>&quot;<b>Ona s&ouml;yle, iftihar ettiği 9 kişi Cehennemdedir. Kendi de onuncusudur&quot; diye vahyetmiştir.) </b>[İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>İltifat değil ger&ccedil;ek<br />
Sual:</b> Bir arkadaş, diğer arkadaşı takdir edip &ouml;v&uuml;nce, &ouml;v&uuml;len arkadaş, &ouml;vene <b>(iltifatınıza teşekk&uuml;r ederim)</b> diyor. Diğeri ise ben iltifat yapmadım ger&ccedil;eği s&ouml;yledim diyor. İltifat ger&ccedil;ek değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İltifat; ilgilenmek, saygı g&ouml;stermek, birinin hatırını sormak, nazik ve yumuşak davranmak, tevecc&uuml;h g&ouml;stermek, g&ouml;nl&uuml;n&uuml; hoş etmek gibi anlamlara gelir.<br />
<br />
Bilhassa dini bilgilerden uzak kimseler arasında iltifat, yalandan takdir etme anlamında kullanılıyor. Takdir etmenin ger&ccedil;eği de olur, yalanı da olur. Ama m&uuml;sl&uuml;man takdir ederken doğru s&ouml;yler. Yani M&uuml;sl&uuml;manın takdiri ger&ccedil;ektir. Bu bakımdan iltifat değil ger&ccedil;ektir s&ouml;z&uuml; k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;ze uygun değildir. Yabancılardan ge&ccedil;miştir.</p>

<p><strong>Sual: Beş vakit namazını kılan bir kimsenin, sadece cuma namazlarına gidenleri &ouml;l&ccedil;&uuml; alarak, ben onlara g&ouml;re daha iyiyim demesi dinen uygun olur mu?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Peygamber efendimiz, konu ile alakalı bir hadis-i şeriflerinde buyuruyorlar ki:<br />
<strong>(O kimseye bakma ki, dinde senden aşağıdır, zira kendini beğenip, helak olursun. Dinde senden yukarısına bak ki, senden hayırlıdır. Malı &ccedil;ok olana bakma ki, Allahın kısmetine gadab edersin. Şu kimseye bak ki, yiyeceğini zahmet &ccedil;ekerek alın teri ile hazırlar, o zaman da, Hak te&acirc;l&acirc;nın sana verdiği nimete ş&uuml;kredersin.)</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>&Ouml;vmek ve &ouml;v&uuml;lmeyi sevmek...</strong></p>

<p>&Ouml;v&uuml;lmeyi sevmek, kalb hastalıklarından yani k&ouml;t&uuml; huylardan birisidir. &Ouml;v&uuml;lmeyi sevmenin sebebi, insanın kendini beğenmesi, y&uuml;ksek, iyi sanmasından ileri gelmektedir. Medhedilmek, b&ouml;yle kimselere tatlı gelir. Bu sebeple bu halin, bir &uuml;st&uuml;nl&uuml;k, bir iyilik olmadığını, velev ki &ouml;yle olsa bile, bunun ge&ccedil;ici olduğunu, kalıcı olmadığını d&uuml;ş&uuml;nmek ve bu huydan kurtulmanın yollarını aramak lazımdır.</p>

<p>Dinimizde &ouml;vmek de, bir başkasını k&ouml;t&uuml;lemek gibi yasak edilmiştir. Zira herhangi bir kimseyi k&ouml;t&uuml;lerken, gıybet, su-i zan ve o kimsenin gizli hallerini a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmak gibi benzeri g&uuml;nahlar işlenmektedir. Herhangi bir kimseyi &ouml;verken de benzer g&uuml;nahlara girilmektedir. Mesela bir başkasını &ouml;ven kimse, s&ouml;zlerine yalan karıştırabilir ve b&ouml;ylece de yalan s&ouml;yleme g&uuml;nahına girebilir. Bunun i&ccedil;in Halid bin Ma&#39;&#39;den hazretleri: &quot;Herhangi bir şahsı, onda olmayan vasıflarla &ouml;ven kimse, kıyamet g&uuml;n&uuml; dili peltek olarak mahşer yerine gelir.&quot; buyurmuşlardır.</p>

<p>Ayrıca herhangi bir kimseyi &ouml;verken, karşısındaki şahsa yaranmak i&ccedil;in riyaya ka&ccedil;ılabilir. Bazan &ouml;yle durumlar olur ki, bir kimse, karşısındakini &ouml;verken, s&ouml;ylediği s&ouml;zlere kendisi de inanmaz. Fakat o şahsa yaranmak i&ccedil;in bunları s&ouml;ylemektedir. Bu şekilde konuşmak, s&ouml;ylemek ise, hem yalan, hem de riya olur. B&ouml;yle s&ouml;zleri s&ouml;yleyen de, bunları dinleyen de g&uuml;naha girmektedir.</p>

<p>&quot;Yazıklar olsun sana!&quot; Bir kimse, herhangi bir şahsı &ouml;verken, o şahsın bilinmeyen ve bilinmesine de imkan olmayan y&ouml;nlerini &ouml;vebilir. B&ouml;yle &ouml;vmek de, tamamen yalan ve riya olur. Peygamber efendimizin huzurunda, orada bulunmayan bir kimse &ouml;v&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. &Ouml;ven şahsa karşı Resulullah efendimiz: (Yazıklar olsun sana! O kişinin boynunu kopardın. Eğer senin bu s&ouml;ylediklerini o kimse duysaydı iflah olmazdı.) buyurduktan sonra: (Muhakkak bir kimseyi methetmeniz gerekiyorsa, falan kimseyi b&ouml;yle zannediyoruz. Allah&uuml; tealaya karşı hi&ccedil; kimseyi temize &ccedil;ıkaracak değiliz. Herkesin murakıbı, g&ouml;zetleyicisi Allah&uuml; tealadır. Eğer o kimse Allah&uuml; teala indinde de b&ouml;yle ise iyidir dersiniz) buyurmuşlardır. Herhangi bir kimsenin iyi olduğu kesin olarak bilinmedik&ccedil;e veya o şahısta c&ouml;mertlik, yardımseverlik gibi hasletlerin mevcudiyeti yakinen g&ouml;r&uuml;lmedik&ccedil;e, o kimse i&ccedil;in c&ouml;merttir, iyidir, yardımseverdir gibi methedici s&ouml;zleri s&ouml;ylemek uygun olmaz. Hele bir kimsenin g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle g&ouml;rmediğimiz, yakinen bilmediğimiz huyları hakkında &ccedil;ok g&uuml;zeldir, iyidir gibi methedici s&ouml;zleri s&ouml;ylememiz ise, hi&ccedil; uygun olmaz. Nitekim hazret-i &Ouml;mer, bir kimsenin başka birisini &ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;nce, o kimseye; - Sen &ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n o şahısla bir yolculuk yaptın mı? diye sorar. O şahıs: - Hayır yapmadım diye cevap verince hazret-i &Ouml;mer: - Peki &ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n o şahısla bir alışveriş veya ticari bir ortaklık yaptın mı? diye tekrar sorar. O şahıs da: - Hayır yapmadım diye cevap verir. Hazret-i &Ouml;mer: - Peki &ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n o şahısla, sabah-akşam bir arada bulundun mu, komşuluk yaptın mı? diye sorar. O şahıs da. -Hayır b&ouml;yle bir durumumuz hi&ccedil; olmadı cevabını verir. Bunun &uuml;zerine hazret-i &Ouml;mer: - Vallahi sen, &ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n o şahıs hakkında hi&ccedil;bir şey bilmiyorsun. Bu halde iken nasıl olur da onun hakkında b&ouml;yle &ouml;v&uuml;c&uuml; s&ouml;zler s&ouml;ylersin! buyurmuşlardır. Eb&uuml;&#39;&#39;l-Abb&acirc;s-ı M&uuml;rs&icirc; hazretleri anlatır: &quot;Bir gece r&uuml;y&acirc;mda hazret-i &Ouml;mer&#39;&#39;i g&ouml;rd&uuml;m. &#39;&#39;Ey m&uuml;minlerin em&icirc;ri! D&uuml;ny&acirc; sevgisinin al&acirc;meti nedir?&#39;&#39; diye sual ettiğimde: &#39;&#39;K&ouml;t&uuml;lenme korkusu ve &ouml;v&uuml;lmeyi sevmektir&#39;&#39; cevabını verdiler. D&uuml;ny&acirc;yı sevmenin al&acirc;meti bunlar olunca, z&uuml;hd&uuml;n yani d&uuml;ny&acirc;yı terk etmenin al&acirc;meti, doğru yolda bulunmakta k&ouml;t&uuml;lenmekten korkmamak ve &ouml;v&uuml;lmeyi sevmemektir.&quot; Bir insan, başkalarını &ouml;vme hastalığına yakalanmışsa, bunun sonu gelmez. Bu kimse, menfaati gereği fasık ve zalimleri de &ouml;vebilir. Halbuki bunların &ouml;v&uuml;lmesi, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır. Nitekim hadis-i şerifte: (Fasık, k&ouml;t&uuml; bir kimse &ouml;v&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman, Allah gadap eder) buyurulmuştur. Hasan-ı Basri hazretleri de: &quot;Zalim bir kimseye, uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; olması i&ccedil;in dua eden bir kimse, yery&uuml;z&uuml;nde Allaha isyan edilmesini seviyor demektir.&quot; buyurmuşlardır.</p>

<p>&Ouml;v&uuml;len i&ccedil;in de tehlikeler var! &Ouml;ven kimse a&ccedil;ısından b&ouml;yle tehlikeler olduğu gibi, &ouml;v&uuml;len kimse i&ccedil;in de bir&ccedil;ok tehlikeler vardır. Her şeyden &ouml;nce, insanlar tarafından &ouml;v&uuml;len kimsede, gurur, kibir ve ucub gibi hastalıklar meydana gelir. Kibir ve ucup ise, tedavisi &ccedil;ok zor bir hastalıktır. Peygamber efendimiz:</p>

<p>(Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete girmeyecektir) buyurmuşlardır. &Ouml;lmek &uuml;zere yaratılan bir insanın, ge&ccedil;mişi, g&uuml;zelliği, yakışıklılığı, gen&ccedil;liği, mal ve mevki sahibi olması ile &ouml;v&uuml;nmesi, cahilliktir. Bunlarla &ouml;v&uuml;nmek, olgun bir insana ve hele bir M&uuml;sl&uuml;mana hi&ccedil; yakışmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar, insanın kendinde bulunan &uuml;st&uuml;nl&uuml;kler değildir. Vehb bin M&uuml;nebbih hazretleri buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;İnsanın dini i&ccedil;in en faydalı ahl&acirc;k, d&uuml;ny&acirc;ya rağbet etmemesi, en k&ouml;t&uuml;s&uuml; de, nefsinin arzu ve isteklerine uymasıdır. Nefse uymanın al&acirc;meti; malı, mak&acirc;mı ve herkes yanında medhedilmeyi sevmektir. Malı ve r&uuml;tbeyi seven kimse, har&acirc;mlara d&uuml;şer. Har&acirc;mları yapan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı gazablandırır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı gazablandıran kimse ise, hel&acirc;k olur.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1278]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 23:51:12 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Medeni]]></title>
<description><![CDATA[<p>G&uuml;zel ahlak sahibi olan ve zamanının fen bilgilerinde y&uuml;kselmiş olan m&uuml;sl&uuml;mana medeni denir. Fende ilerlemiş, fakat ahlakı bozuk olana zalim, yobaz, eşkıya ve diktat&ouml;r denir. Fen ve sanatta geri ve ahlakı bozuk olana vahşi denir. Medeniyet, şehirler yapmak ve insanlara hizmettir. Bu da, fen ile sanat ve g&uuml;zel ahlak ile olur. Kısacası, fen ve sanatın g&uuml;zel ahlak ile birlikte olmasına Medeniyet denir.<br />
<br />
Medeni insan, fen ve sanatı insanların hizmetinde kullanır. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, hakiki m&uuml;sl&uuml;man, ilerici; dinsiz ise gerici, şaki ve zavallı bir kimsedir.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Batılılar, M&uuml;sl&uuml;manları gayri medeni olarak tanıtmaya &ccedil;alışmışlardır h&acirc;lbuki İslamiyet medeniyetin kendisi değil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda Bayan Georgina Max M&uuml;ller&#39;in 1897&#39;de yayınlanmış &quot;Letters from Constantinople=İstanbuldan Mektuplar&quot; eserinde ş&ouml;yle yazmaktadır:</p>

<p>&ldquo;Mektepte okurken, bize M&uuml;sl&uuml;manların vahşi, hele T&uuml;rklerin b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n gaddar olduğu &ouml;ğretilmişti. Onun i&ccedil;in, Dışişleri Bakanlığında memur olan oğlumun İstanbul&#39;a tayin edildiği haberini alınca, &ccedil;ok korktum ve &uuml;z&uuml;ld&uuml;m. Oğlum İstanbul&#39;a gidince, kocam Prof. M&uuml;ller&#39;le birlikte, onu ziyarete karar verdik. Kocam tarihi hadiseler &uuml;zerinde araştırmalar yapan meşhur bir kimse idi. O, benim kadar T&uuml;rklerden korkmuyordu ve bu tarihi yerlerde bazı araştırmalar yapmak istiyordu.</p>

<p>Nihayet, İstanbul&#39;a geldik. İstanbul&#39;un latif manzarası, &uuml;zerimizde &ccedil;ok hoş bir tesir yaptı. Fakat, asıl bizi şaşırtan, kendileri ile temas ettiğimiz M&uuml;sl&uuml;manlar oldu. Bunlar son derece nazik, son derece kibar, son derece medeni insanlardı.</p>

<p>İstanbul&#39;un kalabalık sokaklarından ge&ccedil;erken, bir cami ziyaret ederken, Bizans eserlerini gezerken, herhangi bir korku veya tehlike d&uuml;ş&uuml;ncesi aklımızdan ge&ccedil;medi. B&uuml;t&uuml;n tesad&uuml;f ettiklerimiz, bize son derecede dost davrandılar. Başka bir dinden olmamız, onların &uuml;zerinde fena bir tesir yapmadı.</p>

<p>Onlar, diğer dinlere de kendi dinleri kadar h&uuml;rmet ediyorlardı. Bunları g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e, bize yanlış bilgi ve terbiye verenlere ne kadar kızıyordum. Bize &ouml;ğretildiğinin tam aksine, onlar İsa aleyhissel&acirc;mdan nefret etmiyorlar, Ona da, Peygamber olarak inanıyorlardı. Bizim ayinlerimize m&uuml;dahale etmiyor, ibadetlerimizle alay etmiyorlardı. Bize, bir insan olarak h&uuml;rmet ediyorlar, bizim, M&uuml;sl&uuml;manları şeytana uymuş olarak g&ouml;rmemize mukabil, onlar dinimize karşı, en ufak bir fena kelime kullanmıyorlardı.</p>

<p>Bize &ouml;ğretilen &#39;M&uuml;sl&uuml;manlık ile medeniyet cem olamaz, birleşmez&#39; lafı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir hakikat &ccedil;ekirdeğinin &ccedil;ok şişirilmesiden olsa gerek. Bu hakikat &ccedil;ekirdeği, M&uuml;sl&uuml;manların kendi &acirc;det ve &ouml;rflerine &ccedil;ok sadık olmaları ve onun i&ccedil;in Batılıların medeniyet zannettikleri bazı k&ouml;t&uuml; &acirc;detleri, kendi İslam &ouml;rf ve &acirc;detlerine uymadığı i&ccedil;in, kabul etmemeleridir. H&acirc;lbuki dikkatle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lecek olursa, bunların hakiki medeniyet ile hi&ccedil;bir alakaları yoktur.&rdquo;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İsl&acirc;miyete uyan, zulmedemez!..</strong></p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanları zayıf ve muhta&ccedil; olarak yaratmıştır. İnsanlar, giyecek, yiyecek, barınacak, d&uuml;şmandan korunmak gibi ve dah&acirc; nice şeylere muhta&ccedil;tırlar. Bir kimse, kendi ihtiya&ccedil;larını yalnız olarak h&acirc;zırlayamaz. Zaten buna &ouml;mr&uuml; de yetmez. İnsanların ortaklaşa &ccedil;alışmaları, birlikte yaşamaları l&acirc;zımdır. Bir insan, yaptığı herhangi bir &acirc;leti, bir başkasına verir ve ondan da, kendine l&acirc;zım olan başka bir şeyi alır. Bu ortaklık ihtiy&acirc;cına, &quot;İnsan meden&icirc; olarak yaratılmıştır&quot; denir.</p>

<p>Meden&icirc;, yani birlikte yaşayabilmek i&ccedil;in, ad&acirc;let l&acirc;zımdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herkes muhta&ccedil; olduğu şeye kavuşmak ister. Bu arz&ucirc;ya, Şehvet denir. Herhangi bir kimse, arz&ucirc; ettiği şeyi başkası alırsa, alana kızar. Aralarında &ccedil;ekişme, zul&uuml;m, işkence başlar. Topluluk par&ccedil;alanır. Toplulukta, ad&acirc;leti sağlamak i&ccedil;in, belli kuralların, kan&ucirc;nların olması lazımdır. Bu kuralların da, &acirc;dil olarak bildirilmesi l&acirc;zımdır. Bunun i&ccedil;in bunları, insanların &uuml;st&uuml;nde bir &acirc;dil varlığın bildirmesi l&acirc;zımdır. Bunun tekl&icirc;flerine uyulması i&ccedil;in, g&uuml;&ccedil;l&uuml; kuvvetli olması ve tekl&icirc;flerin ondan geldiğinin anlaşılması l&acirc;zımdır. Bunu anlatan, inandıran da, mucizelerle kuvvetlendirilen Peygamberlerdir. Peygamberler, her şeyin sahibi, yaratanı, hayat vereni olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın el&ccedil;ileridir. Bu el&ccedil;iler vasıtası ile cen&acirc;b-ı Hak, insanların toplu olarak yaşarken uymaları gereken kuralları, kaideleri, insanlara bildirmektedir. Bu kurallara, kaidelere din denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın en son g&ouml;nderdiği din ise, İsl&acirc;miyyettir.</p>

<p>Zevklerine d&uuml;şk&uuml;n olanlar! Kendi zevklerine, şehvetlerine d&uuml;şk&uuml;n olanlar ve kendilerini başkalarından &uuml;st&uuml;n g&ouml;renler, İsl&acirc;miyyetin h&uuml;k&uuml;mlerini beğenmezler. Bu h&uuml;k&uuml;mlere uymak istemezler. Başkalarının haklarına saldırır, g&uuml;n&acirc;h işlerler. İsl&acirc;miyyete uyana sev&acirc;b, uymayana az&acirc;b olacağı bildirilince, d&uuml;zen kuvvetli olur. Bunun i&ccedil;in, h&uuml;k&uuml;mleri koyanın, cez&acirc;yı verecek olanın tanınması l&acirc;zımdır. Bunun i&ccedil;in de, ib&acirc;det yapılması emrolundu. Her g&uuml;n ib&acirc;det yaparak, O h&acirc;tırlanır. İb&acirc;det, Onun varlığını, Peygamberini, &acirc;hiretteki nimetleri ve az&acirc;bları tasd&icirc;k etmekle, inanmakla başlar. Bunlara inanmakla ve ib&acirc;detleri yapmakla, &uuml;&ccedil; şey h&acirc;sıl olur: Birincisi, insan, şehvetine uymaktan kurtulur. Kalb, r&ucirc;h temizlenir. Gazab edilmez, yan&icirc; &ouml;fkelenilmez. Şehvet ve gazab, yaratanı h&acirc;tırlamaya m&acirc;ni olur.</p>

<p>İkincisi, insanda, maddeler &uuml;zerinde yapılan tecr&uuml;beler ve his organları ile h&acirc;sıl olan bilgilerle ilgisi olmayan başka bilgiler, zevkler h&acirc;sıl olur.</p>

<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, iyilere nimetler, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapanlara az&acirc;b yapılacağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce, insanlar arasında ad&acirc;let h&acirc;sıl olur.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanıyan, Ona im&acirc;n eden, Onun Peygamberini ve o Peygamber vasıtası ile g&ouml;nderdiklerini de kabul eder. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapıp, yasak ettiklerinden sakınan da, kimseye zulmedemez, işkence yapamaz, kimsenin hakkını gasbedemez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Peygamber efendimiz, bir M&uuml;sl&uuml;manın nasıl olması gerektiğini; (En kıymetli amel, elinden ve dilinden kimsenin incinmemesidir) buyurarak bildirmişlerdir. Temel fıkıh kitaplarından D&uuml;rr-&uuml;l-muht&acirc;rda; &quot;Gayr-i m&uuml;slim vatandaşa zulmetmek, m&uuml;sl&uuml;m&acirc;na zulmetmekten dah&acirc; fen&acirc;dır. Hayvana zul&uuml;m, işkence etmek, gayr-i m&uuml;slime zulmetmekten dah&acirc; fen&acirc;dır&quot; denmektedir. Peygamber efendimiz; (Şerrinden, zararından em&icirc;n olunmayan kimsenin, d&icirc;ni, nam&acirc;zları, zek&acirc;tları, kendisine fayda vermez) buyurmuşlardır. Bunları bilen ve yaptıklarının hesabını ahirette vereceğine inanan bir M&uuml;sl&uuml;man, zulmedemez, haksızlık yapamaz, yalan s&ouml;yleyemez, insanları aldatamaz, hi&ccedil;bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k d&uuml;ş&uuml;nemez ve yapamaz. Zira Zilz&acirc;l s&ucirc;resinin 7. ve 8. &acirc;yet-i ker&icirc;melerinde me&acirc;len; (Zerre kadar iyilik yapan, onun m&uuml;k&acirc;f&acirc;tına, zerre kadar k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapan da, onun karşılığına kavuşur) buyurulmaktadır.</p>

<p>İnsan iki şeyden ib&acirc;rettir! R&uuml;knedd&icirc;n Eb&uuml;&#39;&#39;l-Feth hazretleri, bir talebesine yazdığı mektupta buyuruyor ki: &quot;Kesin olarak bilmelidir ki, insan iki şeyden ib&acirc;rettir; s&ucirc;ret ve sıfat. H&uuml;k&uuml;m sıfata g&ouml;redir, s&ucirc;rete g&ouml;re değil. Had&icirc;s-i şer&icirc;fte; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, s&ucirc;retlerinize ve amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar) buyuruldu. Ama sıfatın h&uuml;km&uuml;, hak&icirc;kat &uuml;zere, ancak &acirc;hirette g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; orada her şeyin hak&icirc;kati z&acirc;hir olur. Bu s&ucirc;ret gidicidir ve herkes kendi sıfatına uygun şekilde haşrolunur. Nitekim Bel&#39;&#39;am-ı B&acirc;ur&acirc;, o kadar t&acirc;atiyle birlikte, k&ouml;pek s&ucirc;retinde haşrolunacaktır. A&#39;&#39;r&acirc;f s&ucirc;resi 176. &acirc;yet-i ker&icirc;mesinde me&acirc;len; (Onun h&acirc;li k&ouml;peğe benzer) buyuruldu. Bunun gibi zulmeden, başkasının malına, canına tec&acirc;v&uuml;z eden, kendini kurt s&ucirc;retinde; kibirli olan kaplan s&ucirc;retinde; cimri ve har&icirc;s olan da kendini domuz şeklinde bulacaktır.&quot; Zul&uuml;m, g&uuml;n&acirc;h, iyi niyyet ile işlenirse, yine g&uuml;n&acirc;h olur. B&ouml;yle işleri yapmamak sev&acirc;bdır. Bilerek yapılırsa, g&uuml;n&acirc;hı, daha da b&uuml;y&uuml;k olur. Bunun i&ccedil;in dinini iyi bilen bir kimse, zulmedemez ve bir z&acirc;lime de yardımcı olamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; M&uuml;sl&uuml;man, Peygamber efendimizin;</p>

<p>(Bir z&acirc;lime yardım edene, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; o z&acirc;limi musallat eder) buyurduğunu bilir...</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2646]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 27 May 2026 23:17:52 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İbadeti gizlemek]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>N&acirc;file ibadetleri teşvik i&ccedil;in, farzlar gibi a&ccedil;ıktan yapmak uygun olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Riya yani g&ouml;steriş korkusu yoksa, teşvik maksadıyla n&acirc;file ibadetleri a&ccedil;ıktan yapmak caiz olur. Riya tehlikesi varsa yahut riyaya yol a&ccedil;abilecekse, n&acirc;file ibadetleri gizli yapmalıdır.<br />
<br />
İslam &acirc;limleri, <b>(Bir hayrın yapılmasına yol g&ouml;steren, onu yapan gibidir) </b>hadis-i şerifine g&ouml;re, sadakayı a&ccedil;ıktan vermenin, iyiliği a&ccedil;ık&ccedil;a yapmanın iki kat sevab olduğunu bildirmiştir. Biri, sadaka sevabı, ikincisi ise, başkalarını teşvik etmek sevabıdır. Bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Sadakayı gizli vermek, a&ccedil;ıktan vermekten efdaldir, ancak &ouml;rnek olmak, teşvik etmek i&ccedil;in a&ccedil;ıktan verilen sadaka, gizli sadakadan efdaldir.)</b> [Deylem&icirc;]<br />
<br />
Riya endişesi olursa sadakayı gizli vermek daha sevabdır. (Y&acirc; Resulallah, hangi sadaka daha faziletlidir?) diye sorulunca, <b>(Az maldan gizli verilen sadaka)</b> buyurup, <b>(Eğer sadakayı a&ccedil;ık verirseniz g&uuml;zel olur, gizli verirseniz sizin i&ccedil;in daha hayırlıdır)</b> mealindeki &acirc;yeti okudu. (Taberan&icirc;)<br />
<br />
İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: Farzlar yapılırken araya riya karışmaz. N&acirc;file ibadetlerde ise, g&ouml;steriş &ccedil;ok olur. Bunun i&ccedil;in, zek&acirc;tı a&ccedil;ıktan vermek gerekir. N&acirc;file olan sadakayı gizli vermeli ki, b&ouml;ylece kabul olma ihtimali fazla olur. <b>(2/82)</b><br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Gizli sadaka daha iyidir.)</b> [Bekara 271]<br />
<br />
<b>(Rabbinize yalvararak, gizli, sessiz dua edin!)</b> [Araf 55]<br />
<br />
<b>(Rabbini i&ccedil;inden zikret!) </b>[Araf 205]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;ı gizlice zikredin!)</b> [İbni M&uuml;barek]<br />
<br />
<b>(Hafaza meleklerinin işitmediği zikir, işittikleri zikirden 70 kat daha kıymetlidir.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Kıyamette, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın himaye ettiği yedi kişiden biri, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar sadakayı gizli verendir.) </b>[Buh&acirc;r&icirc;]<br />
<br />
<b>(Gizli verilen sadaka, Allah&rsquo;ın gazabını s&ouml;nd&uuml;r&uuml;r.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Sadakayı gizli vermek, iyilik hazinesidir.)</b> [Taberan&icirc;]<br />
<br />
<b>(En &uuml;st&uuml;n sadaka, gizli verilendir.)</b> [Taberan&icirc;]<br />
<br />
<b>(Gece kılınan namazın, g&uuml;nd&uuml;z kılınan namaza g&ouml;re &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, gizli verilen sadakanın, a&ccedil;ıktan verilen sadakaya olan &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; gibidir.) </b>[Taberan&icirc;]<br />
<br />
<b>(Farzlar hari&ccedil;, evde kılınan namaz, mescidimde kılınandan &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.) </b>[İ. &Acirc;bidin]<br />
<br />
<b>(Farzlar hari&ccedil;, evde kılınan namaz daha hayırlıdır.)</b> [Buh&acirc;r&icirc;]<br />
<br />
<b>(Tenhada kılınan n&acirc;file namazın sevabı, a&ccedil;ıkta kılınandan 25 kat daha fazladır.)</b> [İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Kur&rsquo;anı &acirc;şik&acirc;re okuyan, &acirc;şik&acirc;re sadaka veren gibi, gizli okuyan da gizli sadaka veren gibidir.) </b>[Tirmizi]</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İb&acirc;detleri g&ouml;stermekten utanmak</strong></p>

<p>İb&acirc;detleri başkalarına g&ouml;stermekden hay&acirc; etmek, utanmak c&acirc;iz değildir. Hay&acirc; yani utanmak, g&uuml;n&acirc;hları, kab&acirc;hatleri g&ouml;stermemeye denir. Bunun i&ccedil;in, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;m okumaktan, namaz kılmaktan, oru&ccedil; tutmaktan, haramlardan sakınmaktan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dinine hizmet etmekten ve bunları yaparken başkalarının g&ouml;rmesinden &ccedil;ekinmek, utanmak c&acirc;iz değildir. (Hay&acirc; &icirc;m&acirc;ndandır) had&icirc;s-i şer&icirc;finde bildirilen hay&acirc;, k&ouml;t&uuml;, g&uuml;n&acirc;h şeyleri g&ouml;stermekten haya etmek, utanmak demektir. H&acirc;ris el Muh&acirc;sib&icirc; hazretleri;</p>

<p>&quot;Hay&acirc;, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın beğenmediği k&ouml;t&uuml; huylardan vazge&ccedil;mektir&quot; buyurmuştur. M&uuml;&#39;&#39;minin, &ouml;nce Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hay&acirc; etmesi l&acirc;zımdır. Bunun i&ccedil;in, ib&acirc;detlerini ihl&acirc;s ile yapmalıdır. Had&icirc;s-i şerifte:</p>

<p>(Başkalarına g&ouml;steriş i&ccedil;in nam&acirc;zını g&uuml;zel kılan, yalnız olduğu zam&acirc;n b&ouml;yle kılmayan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tahk&icirc;r etmiş olur) buyuruldu. Ziy&acirc;edd&icirc;n Nurş&icirc;n&icirc; hazretleri:</p>

<p>&quot;Eğer insan, bir &ccedil;ocuktan utandığı kadar Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan utansa, o kimseden il&acirc;h&icirc; emirlere zıt bir hareket zuh&ucirc;r etmez&quot; buyurmuştur.</p>

<p>&quot;İb&acirc;detlerini ihl&acirc;s ile yap!&quot; İb&acirc;det, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sına kavuşmak i&ccedil;in yapılır. Başkasının muhabbetine, ihs&acirc;nına kavuşmak i&ccedil;in yapılan ib&acirc;det, ona tapınmak olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ihl&acirc;s ile ib&acirc;det etmemiz emrolundu. Had&icirc;s-i şer&icirc;fte:</p>

<p>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın birliğine &icirc;m&acirc;n edenden ve nam&acirc;zı ve zek&acirc;tı ihl&acirc;s ile yapandan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; r&acirc;zı olur) buyuruldu.</p>

<p>Res&ucirc;lullah efendimiz, Mu&#39;&#39;&acirc;z bin Cebel hazretlerini, Yemen&#39;&#39;e v&acirc;li olarak g&ouml;nderirken:</p>

<p>(İb&acirc;detlerini ihl&acirc;s ile yap. İhl&acirc;s ile yapılan az amel kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; sana yetişir) buyurmuştur. Abdullah ı Ens&acirc;r&icirc; hazretleri buyurdu ki: &quot;&Ouml;yle zaman olur ki, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bir kulunu ib&acirc;detleri ile meşg&ucirc;l eyler. O ib&acirc;detler, o kulun azıtmasına sebep olur. Y&acirc;ni kibir ve ucba kapılmasına yol a&ccedil;ar. Yine &ouml;yle zaman olur ki, o kulunu bir işe, bir g&uuml;n&acirc;ha d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. O g&uuml;n&acirc;hı sebebiyle kul o kadar &uuml;z&uuml;l&uuml;r ki, bu &uuml;z&uuml;lmesi o kimsenin hid&acirc;yetine sebep olur. H&acirc;line bakıp gafletten uyanır. T&ouml;vbe ve istigf&acirc;r eder. Bu her iki durumda da atılgan olmamalıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ces&acirc;ret ve atılganlıkla g&uuml;n&acirc;h işleyip de; &quot;O bizi affeder&quot; diyen kullarını sevmez. G&uuml;n&acirc;hları k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmekten daha zararlı bir şey yoktur. G&uuml;n&acirc;hların k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; değil de, kimin koyduğu yasakları &ccedil;iğnemekte olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p, hay&acirc; etmelidir.&quot; Ali Hav&acirc;s Berlis&icirc; hazretleri de; &quot;D&uuml;ny&acirc;da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hay&acirc; edenleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;nde azarlamaktan ve onlara gazab etmekten hay&acirc; eder&quot; buyurmuştur.</p>

<p>&quot;Arslandan korkmadın mı?&quot;</p>

<p>Amr bin Utbe hazretleri, T&acirc;bi&icirc;n d&ouml;neminde yetişen evliy&acirc;dandır. Bir gaz&acirc;da O da bulunmuştu. Bir n&ouml;bet esn&acirc;sında, n&ouml;beti arkadaşlarına devredip namaza durur. Bu sırada bir arslan k&uuml;kremesi işitilir. Herkes tel&acirc;şa kapılıp, sağa sola ka&ccedil;maya başlar. Amr bin Utbe hazretleri, kendinden ge&ccedil;miş bir vaziyette namazına dev&acirc;m eder. Arslan, O&#39;&#39;nun etr&acirc;fında dolaşıp bir şey yapmaz. Sonra arkadaşları; &quot;Arslandan korkmadın mı?&quot; deyince O; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dışında başka bir şeyden korkmaktan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı hay&acirc; eder, utanırım&quot; diye cevap vermiştir. İsm&acirc;il Ankarav&icirc; hazretlerine, hay&acirc; yani utanmakla alakalı bir su&acirc;l arzedilince, cevaben buyurur ki: &quot;Bir g&uuml;n Peygamber efendimiz Esh&acirc;bına buyurdu ki: &quot;Esh&acirc;bım! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan tam bir şekilde hay&acirc; ediniz.&quot; Esh&acirc;b ı kir&acirc;m; &quot;Y&acirc; Res&ucirc;lallah! Biz zaten Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan, hay&acirc; eder utanırız&quot; dediler. Bunun &uuml;zerine Peygamber efendimiz buyurdu ki: &quot;Hay&acirc; bu değildir. O kimse ki Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan tam bir şekilde hay&acirc; eder. G&ouml;z&uuml;n&uuml;, kulaklarını ve diğer uzuvlarını haramlardan, b&acirc;tınını ve edep yerini haram ve zin&acirc;dan korur, &ouml;l&uuml;m&uuml; hatırlar, &acirc;hireti diler, d&uuml;ny&acirc;nın s&uuml;s ve z&icirc;netlerini terk eder ise, hak&icirc;katte bu kimse Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hay&acirc; etmiştir.&quot; Hay&acirc; g&uuml;zel bir huydur ki d&icirc;nimizce iyi olduğu bildirilmektedir.&quot; Bişr-i H&acirc;f&icirc; hazretlerinin, kendisine t&ouml;vbe nasib olduğu zaman ayağında ayakkabısı yoktu. Daha sonra da hi&ccedil; ayakkabı giymedi. Kendisine bunun sebebi sorulduğu zaman; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya t&ouml;vbe ettiğim, g&uuml;n&acirc;h işlememeye s&ouml;z verdiğim zaman yalın ayaktım. O zaman giymediğim ayakkabıyı şimdi giymeye hay&acirc; ederim&quot; cevabını vermiştir.</p>

<p>&quot;Kul hay&acirc; ederse...&quot; Eb&ucirc; S&uuml;leym&acirc;n D&acirc;r&acirc;n&icirc; hazretleri; &quot;Kul, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hay&acirc; ederse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onun ayıplarını &ouml;rt&uuml;p, insanlardan gizler, hat&acirc;larını affeder. Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; hes&acirc;bını kolay eyler&quot; buyurmuştur. Abd&uuml;lk&acirc;dir Geyl&acirc;n&icirc; hazretleri ise; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hakkıyla hay&acirc; ediniz. Gaflette olmayınız. Zam&acirc;nınız, z&acirc;yi olup gidiyor. H&acirc;lbuki siz, yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamak, ulaşamayacağınız şeylerin peşinde koşmak, oturamayacağınız bin&acirc;ları kurmakla meşg&ucirc;l oluyorsunuz. B&uuml;t&uuml;n bunlar size, Rabbinizin huz&ucirc;runda hesap vermek i&ccedil;in duracağınızı unutturuyor&quot; buyurmuştur.</p>

<p>D&uuml;ny&acirc; nimetleri ge&ccedil;icidir. &Ouml;m&uuml;rler ise, pek kısadır. Bunları ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in d&icirc;nini vermek, ibadetleri terk etmek ve haramlara dalmak ahmaklık ve hay&acirc;sızlıktır. Y&ucirc;suf bin H&uuml;seyin hazretleri: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendilerini her an g&ouml;rmekte olduğunu bilen insanlar, O&#39;&#39;nun kendilerini g&ouml;rmekte olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, O&#39;&#39;ndan ve emirlerinden başka şeye iltifat etmekten hay&acirc; ederler&quot; buyurmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4688]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 27 May 2026 19:59:03 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İman ve akıl]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Gayba inanmak, yani g&ouml;rmeden inanmak doğru değildir. İnsan anlamadığı şeye nasıl inanır? İlk gelen emir, oku değil mi? Burada da akla hitap var. Mesela şimdi biri, ben peygamberim, bana vahiy geliyor dese, akılla incelemeden ona hi&ccedil; inanılır mı? Aklı olmayan m&uuml;kellef olur mu? Aklın g&ouml;revi nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Aklı olmayan kimse, zaten m&uuml;kellef yani sorumlu olmaz, fakat bu ayrı bir konudur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın varlığını, birliğini ve Resulullah&rsquo;ın Peygamber olduğunu anlamakta, aklın, felsefi ve tecr&uuml;bi ilimlerin yardımı b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r, fakat bunların yardımıyla Resulullah&rsquo;a inandıktan sonra, Onun bildirdiği şeylerin her biri i&ccedil;in akla, felsefeye ve tecr&uuml;bi ilimlere danışmak doğru olmaz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; akılla, tecr&uuml;be ve felsefe yoluyla elde edilen bir&ccedil;ok bilgilerin, zamanla değiştiğini, yenileri bulununca, eskilerinin atıldığını g&ouml;steren &ouml;rnekler literat&uuml;rlerde az değildir.<br />
<br />
<b>Seyyid Abd&uuml;lhakim-i Arvasi </b>hazretleri, imanı ş&ouml;yle tarif ediyor:<br />
(<b>İman</b>, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, akla, tecr&uuml;beye ve felsefeye danışmadan, tasdik etmek ve inanmaktır. Akla uygun olduğu i&ccedil;in tasdik ederse, aklı tasdik etmiş olur, Resul&uuml; tasdik etmiş olmaz veya Resul&uuml; ve aklı birlikte tasdik etmiş olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz.)<br />
<br />
İmanın ge&ccedil;erli olması i&ccedil;in, gayba iman etmek şarttır. Kur&rsquo;an-ı kerimde m&uuml;minler &ouml;v&uuml;l&uuml;rken, <b>(Onlar gayba inanırlar)</b> buyuruluyor. Mesela Cennet, Cehennem gibi şeyler akılla anlaşılmaz, nakille anlaşılır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Cennet var diyorsa vardır, Cehennem var diyorsa vardır, melekler var diyorsa vardır, cin var diyorsa vardır. Bunlar akılla anlaşılsaydı peygamberlere, kitaplara l&uuml;zum kalmazdı. Herkes aklıyla doğruyu bulabilirdi. Namazın nasıl kılınacağı, diğer ibadetlerin nasıl yapılacağı da, akılla anlaşılmaz, nakille anlaşılır. Aklın g&ouml;revi, naklin sağlam yerden, yani Peygamberden geldiğini anladıktan sonra, hi&ccedil; teredd&uuml;t etmeden ona inanmaktır.<br />
<br />
Akıl, her şey demek değildir. Sonra herkesin aklı aynı da değildir, onun i&ccedil;in akıl, şaşmaz &ouml;l&ccedil;&uuml; olamaz. &Ouml;yle olsa herkes aynı şeyi s&ouml;yler, herkes aynı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Herkes aynı dine, aynı mezhebe inanır, herkes aynı partili olur, farklı g&ouml;r&uuml;şe rastlanmaz. Farklı dinler, farklı partiler, farklı g&ouml;r&uuml;şler olduğuna g&ouml;re, akılların da farklı olduğu anlaşılır. B&ouml;yle farklı olan akla nasıl g&uuml;venilir ki? Onun i&ccedil;in nakil şarttır. Nakle inanmak i&ccedil;in de, aklı kullanmak şarttır.<br />
<br />
Mesela akıl, asırlardır doğup batan g&uuml;neşe bakar, hi&ccedil; ısısının ve ışığının eksilmediğini g&ouml;r&uuml;r. K&acirc;inattaki yıldızlara, gezegenlere, insanın v&uuml;cut yapısına, meyvelere, hayvanlara bakar. Buradan, k&acirc;inatın bir yaratıcısı olduğunu anlar ve ona inanır. Bu da, gayba inanmak demektir. Yoksa yaratıcıyı g&ouml;rmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Yaratıcıyı, ancak eserleriyle anlar. Yine akılla, peygamberlere, kitaplara inanır. Orada bildirilenlere inanır. Akılla, Kur&rsquo;an-ı kerimdeki şeyler doğru mu diye &ouml;l&ccedil;emez. Aklın buradaki g&ouml;revi, (Bu k&acirc;inatı yoktan yaratan Allah, Kur&rsquo;an-ı kerimde de yanlış şey bildirmez) diye inanmaktır, akıl gerisine karışmaz. İnandıktan sonra da, artık akla değil, nakle itibar eder.<br />
<br />
Nakilden &ouml;ğreniyoruz ki; akıl hakla b&acirc;tılı, eğriyle doğruyu ayıran bir kuvvettir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Kur&rsquo;an-ı keriminde, Peygamber efendimiz de hadis-i şeriflerinde, şu doğru, şu yanlış diyor. Akılla bunları &ouml;ğreneceğiz. &Ouml;ğrenmeyen milyarlarca insan var, onlar elbette sorumludur. Onlara niye &ouml;ğrenmedin diye sorulacak. &Ouml;ğrenmişsen &ouml;ğrendiğini niye yapmadın diye sorulacak. Nakl&icirc; bilgilerle doğruyu eğriyi niye bulmadın diye sorulacak. İşte kitap burada, niye bununla amel etmedin diye sorulacak. Kitaba bakmadan, aklınla bunları bil denmeyecektir. Kitabın g&ouml;nderilmesi doğru ve eğrinin bilinmesi i&ccedil;indir. Akılla bu kitaptan doğru eğri &ouml;ğrenilir. Akıl kendi başına, kitap olmadan, bu doğruları eğrileri bilemez. Bilebilseydi zaten kitap g&ouml;nderilmezdi. Kitap g&ouml;nderildiği halde &ouml;ğrenmeyip doğruyu eğriyi bilmeyen sayısız insan var. Akılla bunları bilemiyorlar, bulamıyorlar. Demek ki, kitaptan, nakilden &ouml;ğrenmekten başka &ccedil;are yoktur.<br />
<br />
<b>(Ben peygamberim, bana vahiy geliyor)</b> diyen &ccedil;ıksa, bunun doğru mu yanlış mı olduğunu akılla nasıl biliriz ki? Ancak nakille bilinir. Mesela Amerika&rsquo;da bir deli, <b>(Ben peygamberim, bana vahiy geliyor)</b> dedi. Eğer bu, akla ters gelseydi, ona binlerce kişi inanmazdı. Hepsi de, kendi akıllarına yattığı i&ccedil;in inandılar, ama biz, nakle aykırı olduğu i&ccedil;in inanmadık. Muhammed aleyhisselamdan sonra peygamber gelmeyeceğini nakilden &ouml;ğrendik. Aklımızı değil, naklimizi kullandık. Aklını kullanan binlerce insan, o sapık adamı resul olarak kabul etti.<br />
<br />
<b>(Ben resul&uuml;m)</b> diyen gibi, <b>(Ben mehdiyim) </b>diyen de &ccedil;ıktı. Nakli değil de, aklını kullananların &ccedil;oğu onu tasdik etti. Biz nakle baktık. Mehdi&rsquo;nin vasıfları var. Adı <b>Muhammed,</b> babasının adı <b>Abdullah </b>olacak. G&ouml;kten bir melek, <b>(Bu</b> <b>Mehdi&rsquo;dir)</b> diyecek, bunu herkes duyacak. İsa aleyhisselam gelecek, Deccal ile savaşacaklar. Daha bunun gibi y&uuml;zlerce mesele var. Bunlar olmayınca, onun Mehdiliğine inanmadık. Aklımızı kullansaydık, diğer cahiller gibi biz de, onun Mehdi olduğuna, sapık fikirlerine inanırdık.<br />
<br />
Oku emrinin de, akılla hi&ccedil; ilgisi yoktur. Okumak, nakli bilgileri &ouml;ğrenmek i&ccedil;in yapılır. Nakl&icirc; bilgileri bilmeden, nasıl neye inanacağımızı bilemeyiz. Din ilimlerini &ouml;ğrenmek, nakli &ouml;ğrenmek demektir. Hatta nakle itibar etmeyen kimse, aklının &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde sapıtır. Kendini ne kadar &ccedil;ok akıllı zannederse, nakl&icirc; bilgileri de o oranda kendi aklıyla &ouml;l&ccedil;meye &ccedil;alışır. Ne kadar akıllı olursa olsun, bir kimsenin ilmi yoksa hi&ccedil; kıymeti olmaz. İlim demek de, nakli bilmek demektir. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Dini aklıyla &ouml;l&ccedil;mek kadar zararlı şey yoktur. B&ouml;ylece hel&acirc;le haram, harama da hel&acirc;l denmiş olur.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Hazret-i Ali buyuruyor ki:<br />
<b>(Din, akılla olsaydı, mestin &uuml;st&uuml;n&uuml; değil, altını mesh ederdim.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Dinin h&uuml;k&uuml;mlerini kendi aklıyla anlamak ve aklı ona rehber etmek isteyen, Peygamberliğe inanmamış olur. Onunla konuşmak akıl işi değildir. <b>(1/214)</b></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Akıl kıymetlidir ancak...</strong></p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın merhameti sonsuz olduğundan, insanlarda, sa&acirc;deti felaketten, doğruyu eğriden ve yararlıyı zararlıdan ayırabilen bir kuvvet yaratmıştır. Bu &ccedil;ok kıymetli kuvvet, akıldır. Akıl, anlayıcı bir kuvvettir. Faydalıyı zararlıdan ayırdetmek i&ccedil;in yaratılmıştır. Akıl bir &ouml;l&ccedil;&uuml; &acirc;leti gibidir. İki iyi şeyden, daha iyi olanını ve iki k&ouml;t&uuml; şeyden, daha k&ouml;t&uuml; olanını ayırır. Akıllı kimse, sadece iyiyi ve k&ouml;t&uuml;y&uuml; anlayan değil, iyiyi g&ouml;r&uuml;nce onu alan ve k&ouml;t&uuml;y&uuml; g&ouml;r&uuml;nce de onu terkedendir. Akıl g&ouml;z gibidir. Din de ışık gibidir. Işık olmazsa g&ouml;z g&ouml;remez. Şaşmayan, yanılmayan akla Akl-ı selim denir. Akl-ı selim sahibi olan kimse, nefsine değil İslamiyete uyar.</p>

<p>Akıl kıymetlidir ancak tek başına senet değildir. Akıl yalnız başına yol g&ouml;sterici değildir. D&icirc;nin rehberliğine muhta&ccedil;tır. Yoksa sapıtır. Akıl tek başına doğru yolu bulamaz, bulabilseydi Peygamberler g&ouml;nderilmezdi. Bunun i&ccedil;in insan, kendi aklına g&ouml;re hareket etmemelidir. Felsefeciler aklı rehber edinmişlerdir. M&uuml;tefekkirler ise aklı kullanmakla beraber, akla da rehber olarak peygamberleri ve onların bildirdiği im&acirc;nı almışlardır. G&ouml;z i&ccedil;in ışık ne ise, akıl i&ccedil;in im&acirc;n da odur. Işık olmayınca g&ouml;z g&ouml;remediği gibi, im&acirc;n olmayınca akıl da doğru yolda y&uuml;r&uuml;yemez.</p>

<p>Aklı olmayan delidir. Aklını kullanmayan sef&icirc;hdir. Akla uygun iş yapmamak sef&acirc;hettir. Aklı az olan da ahmaktır. Yalnız akla uyup, yalnız ona g&uuml;venip, aklın ermediği şeylerde yanılan kimse, felsefecidir. Aklın erdiği şeylerde ona g&uuml;venen, aklın ermediği, yanıldığı yerlerde, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;min ışığı altında akla doğruyu g&ouml;steren y&uuml;ksek insanlar da, isl&acirc;m &acirc;limleridir.</p>

<p>O h&acirc;lde, isl&acirc;miyyette felsefe yoktur, İsl&acirc;m felsefesi, İsl&acirc;m filozofu yoktur. Felsefenin &uuml;st&uuml;nde olan İsl&acirc;m ilimleri ve felsefecilerin &uuml;st&uuml;nde olan İsl&acirc;m &acirc;limleri vardır. İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri gibi zatlar, filozof değil m&uuml;ctehittir.</p>

<p>Akıl g&ouml;z gibidir... Akıl, g&ouml;z gibidir, din bilgileri de ışık gibidir. Yani insanın aklı, g&ouml;z&uuml; gibi zayıf yaratılmıştır. G&ouml;z&uuml;m&uuml;z, maddeleri, cisimleri karanlıkta g&ouml;remiyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, g&ouml;rme &acirc;letimizden faydalanmamız i&ccedil;in, g&uuml;neşi, ışığı yaratmıştır. G&uuml;neşin ve &ccedil;eşitli ışık kaynaklarının n&ucirc;ru olmasaydı, g&ouml;z&uuml;m&uuml;z işe yaramazdı.</p>

<p>Akıl, yalnız başına maneviyatı, faydalı, zararlı şeyleri anlayamıyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, aklımızdan faydalanmamız i&ccedil;in, Peygamberleri ve -Onlar vasıtası ile g&ouml;nderdiği- dinleri yaratmıştır. Peygamberler, d&uuml;nyada ve &acirc;hirette rahat etmek yolunu bildirmeseydi, aklımız bunları bulamaz, işe yaramazdı. Tehlikelerden, zararlardan kurtulamazdık. Molla C&acirc;m&icirc; hazretleri; &quot;Akıl dışında olan şeyler, keşif, m&uuml;ş&acirc;hede ve kalb g&ouml;z&uuml; ile anlaşılır. Akıl bunları anlayamaz. Nitekim, his uzuvları da, aklın anladığı şeyleri anlayamıyor&quot; buyurmaktadır. İsl&acirc;miyyete uymayan veya aklı az olan kimseler, Peygamberlerden faydalanamaz. D&uuml;nyada ve &acirc;hirette tehlikelerden, zararlardan kurtulamaz. Fen v&acirc;sıtaları, mevki, r&uuml;tbe, para ne kadar bol olursa olsun, Peygamberlerin g&ouml;sterdiği yolda gitmedik&ccedil;e, hi&ccedil;bir ferd, hi&ccedil;bir cemiyet mesut olamaz. Ne kadar neşeli, sevin&ccedil;li g&ouml;r&uuml;nseler de, i&ccedil;leri kan ağlamaktadır. D&uuml;nyada da, &acirc;hirette de rahat ve mesut yaşayanlar, ancak, Peygamberlere uyanlardır.</p>

<p>Din işleri, akıl &uuml;zerine kurulamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; akıl, bir kararda kalmaz. Herkesin aklı, birbirine uymadığı gibi, bir adamın, sel&icirc;m olmayan aklı da, bazan doğruyu bulur, bazan da yanılır ve yanılması daha &ccedil;ok olur. En akıllı denilen kimse, din işlerinde değil, m&uuml;tehassıs olduğu d&uuml;nya işlerinde bile, &ccedil;ok hata eder. &Ccedil;ok yanılan bir akla nasıl g&uuml;venilebilir? Devamlı, sonsuz olan &acirc;hiret işlerinde, nasıl olur da, akla uyulur? İsr&acirc; s&ucirc;resinin 15&#39;&#39;inci &acirc;yetinde me&acirc;len; (Kim doğru yola girerse, kendi lehine girer. Kim, kendi aklına uyarsa, sapıtırsa, kendi zararına sapıtır. Kimse kimsenin g&uuml;n&acirc;hını &ccedil;ekmez. Biz Peygamber g&ouml;ndermedik&ccedil;e az&acirc;b etmeyiz) buyurulmaktadır. İnsanların şekil ve ahl&acirc;kları başka başka olduğu gibi, akıl, tabiat ve ilimleri de farklıdır. Birinin aklına uygun gelen bir şey, başkasının aklına uygun gelmeyebilir. Birinin tabiatına uygun olan bir şey, başkasının tabiatına uymaz. O halde, din işlerinde, akıl, tam bir &ouml;l&ccedil;&uuml;, doğru bir senet olamaz. Ancak, akıl ile din, birlikte, tam ve doğru bir vesika ve &ouml;l&ccedil;&uuml; olur. Bunun i&ccedil;indir ki din b&uuml;y&uuml;kleri: &quot;Dinini ve im&acirc;nını, insan d&uuml;ş&uuml;ncelerinin neticelerine bağlama ve akıl ile inceleyerek varılan sonu&ccedil;lara uydurma!&quot; buyurmuşlardır.</p>

<p>Hangi akıl h&uuml;ccettir?.. Evet akıl h&uuml;ccettir, doğru yolu g&ouml;sterir. Fakat, selim olan akıl g&ouml;sterir, her akıl değil. Selim olmayan akılların, yanıldıkları i&ccedil;in, bir hakikati kabul etmemeleri, uygun bulmamaları, bir kıymet bildirmez. Selim olan akıllar, yani Peygamberlerin akılları, din h&uuml;k&uuml;mlerinin hepsinin pek yerinde ve doğru olduklarını a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;r.</p>

<p>İsl&acirc;miyetin b&uuml;t&uuml;n emirlerini aklına uygun getirmek isteyen, aklı ile isb&acirc;ta kalkışan kimse, Peygamberliğe inanmamış olur.</p>

<p>Onunla konuşmak akıl işi değildir. Her şeyi akıl ile &ccedil;&ouml;zmek isteyen kişi, Tahta ayak takmış bacaksızlara benzer. Kısa aklına uydurmak ister her işi, D&uuml;n yaptığını, bug&uuml;n değiştirmek ister...</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6436]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 27 May 2026 18:40:09 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Acelecilik]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Acele etmek uygun mu? Daha &ccedil;ok hangi işlerde acele etmek gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İnsanın fıtratında acelecilik vardır. İki &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(İnsan aceleci </b>[tabiatta] <b>yaratıldı.) </b>[Enbiya 37]<br />
<br />
<b>(İnsan pek acelecidir.) </b>[İsra 11]<br />
<br />
Acele işe şeytan karışır. İki hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Acele şeytandan, teenni Rahmandandır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.) </b>[Beyheki] (Teenni, acelenin zıttıdır.)<br />
<br />
O h&acirc;lde, işlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemeli! Aceleyle verilen kararlara şeytan karışır. Nefsin istediği bir şey hatıra gelince şeytan, (Fırsatı ka&ccedil;ırma, hemen yap!) der. Onun i&ccedil;in kalbe gelen şeyi yapmadan &ouml;nce, bu işten Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; razı mı, sevab mı, g&uuml;nah mı diye d&uuml;ş&uuml;nmeli! G&uuml;nah değilse yapmalı! B&ouml;ylece teenni edilmiş, yani acele edilmemiş olur.<br />
<br />
Yalnız 5 yerde acele gerekir:<br />
<b>1- </b>Misafir gelince, hemen yemek vermeli,<br />
<b>2- </b>G&uuml;nah işleyince, hemen tevbe etmeli,<br />
<b>3- </b>Namazı vakti girince, hemen kılmalı,<br />
<b>4- </b>Defin işini acele yapmalı,<br />
<b>5- </b>Kız veya oğlan &ccedil;ocuklara din bilgilerini ve namaz kılmayı &ouml;ğrettikten sonra, b&uuml;luğa erip de dengi &ccedil;ıkınca, hemen evlendirilmelidir. <b>Eşiat-&uuml;l-lemeat </b>kitabındaki hadis-i şerifte, <b>(Ya Ali, &uuml;&ccedil; şeyi geciktirme! Namazı vakti girince hemen kıl, cenaze namazını hemen kıl! Dul veya kızı, k&uuml;fv&uuml; isteyince, hemen evlendir!) </b>buyuruldu. (Tirmizi)&nbsp;O h&acirc;lde, namazını kılan, g&uuml;nahlardan sakınan ve nafakasını helalden kazanan biri varsa, hemen onunla evlendirmeli! Eğer evlendirilmezse, fitneye sebep olabilir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Dinini, ahl&acirc;kını beğendiğiniz bir kimse, kızınıza talip olursa, hemen evlendirin! Eğer evlendirmezseniz, fitne ve fesada sebep olursunuz.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
İbadetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmeli. Birka&ccedil; hadis-i şerif meali:<br />
<b>(&Ouml;lmeden &ouml;nce tevbe edin! Hayırlı işleri yapmaya mani &ccedil;ıkmadan &ouml;nce acele edin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı &ccedil;ok hatırlayın! Zek&acirc;t ve sadaka vermekte acele edin! B&ouml;ylece Rabbinizin rızklarına ve yardımına kavuşun!) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Sadaka vermekte acele edin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bela sadakayı ge&ccedil;emez.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Beş şey gelmeden &ouml;nce beş şeyin kıymetini biliniz: &Ouml;lmeden &ouml;nce hayatın kıymetini, hastalıktan &ouml;nce sıhhatin kıymetini, d&uuml;nyada ahireti kazanmanın kıymetini, ihtiyarlamadan gen&ccedil;liğin kıymetini, fakirlikten &ouml;nce zenginliğin kıymetini.) </b>[Hakim]<br />
<br />
Zek&acirc;tını vermeyen ve malını ahiret yolunda sarf etmeyen kimse, fakir olunca &ccedil;ok pişman olur. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Tesvif eden helak olur.) </b>[Berika] (Tesvif, hayırlı iş yapmayı sonraya bırakmaktır.)<br />
<br />
<b>İfrat ve Tefrit zararlı</b><br />
Tembellik, bir işi geciktirmek, sonraya bırakmak nasıl k&ouml;t&uuml; ise, acele etmek de k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Bunun biri ifrat, diğeri tefrittir. Dinimiz orta yolu, aşırılıklardan uzak olmayı emretmektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Aşırı giden helak olur.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
Bir kimse, m&uuml;srif olursa buna ifrat denebilir. Bir kimse de cimrilik ederse, buna da tefrit denebilir. Dinimiz, her iki aşırılığı da yasaklamıştır. Furkan suresinin 67. &acirc;yet-i kerimesinde, israf edenlerle cimrilik edenler k&ouml;t&uuml;lenmiş, ikisinin ortası olanlar &ouml;v&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.<br />
<br />
Acele eden f&uuml;tura d&uuml;şer. Yani gevşeklik ve bezginlik hasıl olur. Hayırlı bir işin olması i&ccedil;in acele eden, gecikince, bezginliğe, &uuml;mitsizliğe d&uuml;şer. Dua eder, hemen duasının kabul olmasını ister. Duası gecikince duayı bırakır, maksudundan mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir. Ş&uuml;pheli şeylere, hatta haramlara dalabilir.<br />
<br />
Namaz kılarken acele eden, tadil-i erkanı terk edebilir. Hızlı okurken tecvide uymayabilir, yanlış okuyabilir. Onun i&ccedil;in ağırbaşlı olmalı, d&uuml;ş&uuml;nerek hareket etmelidir. Salihlerin vasfı Kur&#39;an-ı kerimde mealen ş&ouml;yle bildiriliyor:<br />
<b>(Onlar Allah&rsquo;a ve ahirete inanırlar, iyiliği emredip k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten vazge&ccedil;irmeye &ccedil;alışırlar, hayır işlerinde birbirleriyle yarış ederler. İşte bunlar salihlerdendir.)</b> [A.İmran 114]<br />
<br />
B&ouml;yle hayırlı işlerin haricinde acelecilik uygun değildir. D&uuml;ş&uuml;nerek hareket etmek ve hayırlı işlerde sebat g&ouml;stermek gerekir.<br />
<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Yavaş, yumuşak davranmak, Allah&rsquo;ın kuluna verdiği b&uuml;y&uuml;k bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.)</b> [E.Ya&rsquo;la]<br />
<br />
<b>İftarda acele etmeli</b><br />
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip i&ccedil;meye ve dolayısı ile her şeye muhta&ccedil; olduğunu g&ouml;stermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.<br />
<br />
<b>Namaz borcu varsa acele kaza etmeli</b><br />
Farz namazı &ouml;z&uuml;rs&uuml;z, vaktinde kılmamak b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır. Acele kaza etmek gerekir. Zaruri işler haricinde kaza etmeyi geciktirmek de b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır. Nafile zaruri iş olmadığı i&ccedil;in, nafile kılarak, terk edilen kazayı geciktirmek d&ouml;rt mezhepte de haramdır. [Nafileleri kılarken kazaya da niyet etmeli. Hem s&uuml;nnet sevabı alınmış olur, hem de namaz borcu &ouml;denmiş olur.] D&uuml;şman karşısında, bir farz namazı kılmak m&uuml;mk&uuml;n iken terk etmek, 700 b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işlemek gibidir. <b>(Umdet-&uuml;l isl&acirc;m)</b><br />
<br />
<b>Tevbe edilen g&uuml;nahlar affedilir</b><br />
İnsan g&uuml;nahını ne kadar &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k g&ouml;r&uuml;rse o kadar iyidir. Fakat g&uuml;nahı y&uuml;z&uuml;nden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sonsuz rahmetinden &uuml;mit kesmek caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki: İşlediği g&uuml;nahı affımın yanında b&uuml;y&uuml;k g&ouml;rene gazaplanırım. Eğer acele etmek şanımdan olsaydı, acele ceza verseydim, rahmetimden &uuml;mit kesenlere acele ceza verirdim.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, tevbe edilen g&uuml;nahları affeder. Tevbede acele etmeli.<br />
<br />
<b>M&uuml;stehap işlemek i&ccedil;in s&uuml;nnet terk edilmez</b><br />
Cenaze olduğu zaman, &Acirc;yet-el k&uuml;rsiyi ve tesbihleri okumayarak s&uuml;nnet terk edilmektedir. Cenaze sebebiyle s&uuml;nneti terk etmek uygun değildir. Cenaze namazını acele kılmak m&uuml;stehaptır. M&uuml;stehap işlemek i&ccedil;in s&uuml;nnet terk edilmez. Cemaat &ccedil;ok olsun diye, cenaze namazını vakit namazlarından sonraya bırakmak mekruhtur. Cemaatın &ccedil;ok olması i&ccedil;in, cenazeyi saatlerce bekletip, sonra acele ederek &Acirc;yet-el k&uuml;rsiyi ve tesbihleri terk etmek pek yanlıştır. &Ouml;z&uuml;rs&uuml;z bir s&uuml;nneti terk etmemeli, ortadan kaldırmamalıdır.</p>

<p align="left"><strong>Sual: İbadetlerde ve yapılan işlerde acele etmenin, dinimiz a&ccedil;ısından bir mahzuru var mıdır?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak Eyy&uuml;hel-veled kitabında deniyor ki:<br />
&ldquo;İşlerinde acele etme ve hemen karar verme! Acele ile verilen kararlara şeytan karışır. Hadis-i şerifte; <strong>(Acele şeytandandır. Teenn&icirc; Rahmandandır)</strong> buyuruldu. Nefsin istediği bir şey hatırına gelince, şeytan, fırsatı ka&ccedil;ırma, hemen yap der. O da, yapar. Kalbe gelen şeyi yapmaktan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; razı olur mu d&uuml;ş&uuml;nmeli, sevap mı, g&uuml;nah mı olacağını anlamalı. G&uuml;nah değil ise, yapmalıdır. B&ouml;ylece, teenni etmiş, yani acele etmemiş olur. Yalnız beş yerde acele etmek lazımdır:<br />
1- Misafirin gelince, &ouml;n&uuml;ne yiyecek getir! 2- Hasbel beşer bir g&uuml;nah işleyince, hemen t&ouml;vbe, istiğfar eyle! 3- Her beş vakit namazını, vakit ge&ccedil;meden, acele, yani erken kıl! 4- Kız veya oğlan &ccedil;ocuklarına, din bilgilerini ve namaz kılmasını &ouml;ğret! Bul&ucirc;ğa erişince, geciktirmeden evlendir! 5- &Ouml;len şahsın defin edilmesinde acele eyle! Fakat bunun i&ccedil;in, beş vakit namazın sonundaki, &Acirc;yetel k&uuml;rs&icirc; ve tesbihleri terk etme!&rdquo;</p>

<p align="left">&nbsp;</p>

<p><strong>Yarın yaparım diyenler...</strong></p>

<p>Hayırlı işleri sonraya, yarına bırakmak, k&ouml;t&uuml; huylardandır. İbadetleri vaktinde yapmamak, haramlardan sakınmamak ve kendisine l&acirc;zım olan ilimleri &ouml;ğrenmeyi geciktirmek, k&ouml;t&uuml; huylardan sayılmaktadır. Peygamber efendimiz:</p>

<p>(&Ouml;lmeden &ouml;nce t&ouml;vbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya m&acirc;ni &ccedil;ıkmadan &ouml;nce acele ediniz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı &ccedil;ok h&acirc;tırlayınız. Zek&acirc;t ve sadaka vermekte acele ediniz. B&ouml;ylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşunuz!) buyurmaktadır. Zekatını vaktinde vermeyen kimse, fakir olunca, &ccedil;ok pişman olur. Namazlarını vaktinde kılmayan, orucunu tutmayan, farzları yapmayan, haramlardan sakınmayan kimse de, &ccedil;ok pişman olacaktır. Bu bor&ccedil;lardan kurtulmadan vefat ederse, ahirette &ccedil;ok ah eder. Fakat bu ah etmenin bir faydası olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun feryadını kimse işitmez ve dinlemez. Nitekim Res&ucirc;lullah efendimiz:</p>

<p>(Yarın yaparım diyen hel&acirc;k oldu, ziy&acirc;n etti) buyurmuştur.</p>

<p>Pişman olmamak i&ccedil;in... Abd&uuml;lehad Serhend&icirc; hazretleri, bir talebesine hitaben; &quot;İyi amelleri sonraya bırakanlar hel&acirc;k oldular. Yarın yaparım diyenler, ya yarına kavuşamazsa... Yarına kavuşup da, bu imk&acirc;nı, sıhhati, kuvvet ve rahatlığı bulamaz... O zaman &ccedil;ok pişm&acirc;n olurlar&quot; buyurmuştur. Amasya&#39;&#39;da yetişen vel&icirc;lerden Ali H&acirc;fız Efendi de talebelerine sık sık; &quot;&Ouml;l&uuml;mden korkuyor ve hazırlığımız yok diyorsak ne duruyoruz? Ne yapacaksak bir &acirc;n &ouml;nce yapalım. Yarın, vakit, fırsat elverir mi, bunu bilmiyoruz. Giden g&uuml;nler &ouml;m&uuml;rden gidiyor. Sonra bu serm&acirc;ye &acirc;niden t&uuml;kenir de haberimiz bile olmaz!&quot; diye nasihat ederdi. İm&acirc;m ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri de, bir yakınına hitaben; &quot;Bug&uuml;n, her istediğini kolayca yapabilecek bir h&acirc;ldesin. Gen&ccedil;liğin, sıhhatin, g&uuml;c&uuml;n, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın. Sa&acirc;det-i ebediyyeye kavuşturacak sebeplere yapışmağı, yarar işleri yapmağı, ni&ccedil;in yarına bırakıyorsun?&quot; buyurmuştur.</p>

<p>&quot;Geliniz, sizinle s&ouml;zleşelim!&quot; C&acirc;fer-i S&acirc;dık hazretleri, Peygamber efendimizin torunlarındandır. &Ccedil;ok al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olup kimseyi incitmezdi. Her m&uuml;mini kendisinden daha kıymetli bilirdi. Bir g&uuml;n hizmet&ccedil;ilerini &ccedil;ağırıp onlara: &quot;Geliniz, sizinle s&ouml;zleşelim. Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; i&ccedil;inizden hanginiz kurtulursa, onun diğerlerine şef&acirc;at&ccedil;ı olması i&ccedil;in birbirimize s&ouml;z verelim&quot; buyurdu. Onlar da;</p>

<p>&quot;Ey Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın Res&ucirc;l&uuml;n&uuml;n evl&acirc;dı! Sizin bizim şef&acirc;atimize ihtiy&acirc;cınız yoktur. Dedeniz Muhammed aleyhissel&acirc;m, b&uuml;t&uuml;n insanların ve cinlerin şef&acirc;at&ccedil;ısıdır&quot; dediler. Bunun &uuml;zerine C&acirc;fer-i S&acirc;dık hazretleri;</p>

<p>&quot;Ben bu amellerimle, işlerimle yarın kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;nde ceddimin y&uuml;z&uuml;ne bakmaya utanırım&quot; buyurmuştur. Daygam bin M&acirc;lik hazretlerinin yakınlarından biri, başlarından ge&ccedil;en bir hadiseyi ş&ouml;yle anlatır: &quot;Biz, Daygam bin M&acirc;lik hazretleri ile beraber gemi ile yolculuk yapıyorduk. Gece olunca O, sabaha kadar ağladı, inledi. Sabah olunca biz; &quot;Ey M&acirc;lik! Gecen &ccedil;ok uzun s&uuml;rd&uuml;&quot; dedik. Yine ağladı. Sonra; &quot;İnsanlar yarın başlarına gelecek şeyleri bilseler, hayattan ebed&icirc; olarak lezzet almazlardı. Vallahi şu gecenin şiddetli karanlık ve korkusu, bana &acirc;hireti ve oradaki işin zorluğunu hatırlattı. O g&uuml;n b&uuml;t&uuml;n işler insanı &uuml;zer dedikten sonra, Lokman s&ucirc;resinin 33. &acirc;yet i ker&icirc;mesini okudu. Bu &acirc;yet i ker&icirc;mede me&acirc;len; (Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evl&acirc;dı, ne evl&acirc;dın babası i&ccedil;in bir şey &ouml;deyemeyeceği g&uuml;nden &ccedil;ekinin. Bilin ki Allah&#39;&#39;ın verdiği s&ouml;z ger&ccedil;ektir. Sakın d&uuml;ny&acirc; hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah&#39;&#39;ın affına g&uuml;vendirerek sizi kandırmasın) buyurulmakta idi.&quot;</p>

<p>G&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r... Eb&uuml;&#39;&#39;l Hasan-ı Ş&acirc;zil&icirc; hazretleri, başlarından ge&ccedil;en bir h&acirc;diseyi ş&ouml;yle anlatır:</p>

<p>&quot;Bir arkadaşımla bir mağarada bulunuyorduk. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın muhabbetiyle yanmayı ve O&#39;&#39;na kavuşmağı istiyorduk. Yarın kalbimiz a&ccedil;ılır, vel&icirc;lik makamlarına kavuşuruz derdik, yarın olunca da, yine yarın a&ccedil;ılır derdik. Yarınlar gelip ge&ccedil;iyor ve bir t&uuml;rl&uuml; bitmiyordu. Bir g&uuml;n birden heybetli bir z&acirc;t yanımıza girdi. Ona; &quot;Kimsin?&quot; dedik. Abd&uuml;lmelik&#39;&#39;im, y&acirc;ni Melik olan Rabbimizin kuluyum dedi. Vel&icirc;lerden olduğunu anladık. &quot;Nasılsınız?&quot; dedik. &quot;Yarın olmazsa, &ouml;b&uuml;r yarın kalbim a&ccedil;ılır diyenin h&acirc;li nasıl olur? Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, sırf Allah i&ccedil;in ib&acirc;det etmedik&ccedil;e, vil&acirc;yet ve kurtuluş yoktur&quot; dedi. Bu s&ouml;z &uuml;zerine gafletten uyandık. T&ouml;vbe ve istigf&acirc;r ettik. Bunun &uuml;zerine kalblerimiz Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın muhabbetiyle doldu.&quot; Eb&ucirc; Sa&icirc;d-i Eb&uuml;&#39;&#39;l Hayr hazretleri buyurdu ki: &quot;Vakit, iki nefes arasındadır. Biri ge&ccedil;ti biri hen&uuml;z gelmedi. O halde d&uuml;n gitti, yarın nerede. G&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r. Vakit keskin bir kılı&ccedil;tır.&quot; İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri de; &quot;Bug&uuml;n, ecelin geldiğini, daha bir g&uuml;n m&uuml;s&acirc;ade etmeleri i&ccedil;in, yalvardığını, sızladığını ve sana, bir g&uuml;n bağışladıklarını ve şimdi, o g&uuml;nde bulunduğunu farzet ve yarın &ouml;lecekmiş gibi, dilini, g&ouml;zlerini ve yedi az&acirc;nı haramdan koru!&quot; buyurmuştur. Netice olarak, Bişr-i H&acirc;f&icirc; hazretlerinin buyurduğu gibi; &quot;D&uuml;n &ouml;ld&uuml;, bug&uuml;n can &ccedil;ekişiyor, yarın doğmadı. &Ouml;yle ise şu anı değerlendirmek i&ccedil;in amele sarıl.&quot;</p>

<p>Gel, d&uuml;ş&uuml;nme kara kara!</p>

<p>Yarın, girince mezara,</p>

<p>Cevap i&ccedil;in hazır mısın?</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1208]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 26 May 2026 22:49:23 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Tevekkül]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Tevekk&uuml;l&uuml;n dinimizdeki yeri nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Tevekk&uuml;l, dinimizin bildirdiği sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri yaratandan beklemektir.<b> (Bir işe başladığın zaman, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya tevekk&uuml;l et, Ona g&uuml;ven!)</b> &acirc;yet-i kerimesi, tevekk&uuml;l ile beraber azmederek &ccedil;alışmak gerektiğini g&ouml;steriyor. (Al-i imran 159)<br />
<br />
Tevekk&uuml;l, herhangi bir işin, dinen, &ouml;rfen sebeplerine yapışarak gayret g&ouml;sterip, neticeye ihlasla teslim olmaktır. Yani sonucu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan beklemek ve bu sonucun kendisi i&ccedil;in mutlaka hayırlı olduğuna inanmaktır. Doğru sebebe yapışan doğru netice alır.<br />
<br />
Tevekk&uuml;l, değiştirilmesi insan g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dışında olan &uuml;z&uuml;c&uuml; olayları, ezelde takdir edilmiş bilip, &uuml;z&uuml;lmemek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan geldiğini d&uuml;ş&uuml;nerek seve seve karşılamaktır. İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, k&ouml;t&uuml; m&uuml; olacağını bilemez. Hayır sandığı &ccedil;ok şey, şerle, şer sandığı &ccedil;ok şey de, hayırla neticelenebilir. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, &ldquo;Hayırlı ise olsun&rdquo; demelidir.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kimseye muhta&ccedil; olmamak i&ccedil;in &ccedil;alışmayı, hasta olmamak i&ccedil;in tedbir almayı, hasta olunca ila&ccedil; kullanmayı, g&ouml;rebilmek i&ccedil;in ışığı sebep kılmıştır. Sebebi, istenilen şeye kavuşmak i&ccedil;in bir kapı gibi yaratmıştır. Bir şeyin hasıl olmasına sebep olan şeyi yapmayıp da sebepsiz olarak gelmesini beklemek, kapıyı kapayıp pencereden atılmasını istemeye benzer ki, bu, akla ve dine uygun değildir.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanların, ihtiya&ccedil;larına kavuşmak i&ccedil;in bu sebepler kapısını yaratmış ve a&ccedil;ık bırakmıştır. Tesiri kesin olan ila&ccedil;ları kullanmamak tevekk&uuml;l değil, ahmaklıktır, haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Her hastalığın ilacı vardır. Yalnız &ouml;l&uuml;me &ccedil;are yoktur.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Hazret-i Musa, hastalanınca, &ldquo;İla&ccedil;sız da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; şifa verir&rdquo; diyerek ila&ccedil; kullanmadı. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; <b>(İla&ccedil; kullanmazsan şifa ihsan etmem) </b>buyurdu. İlacı kullanınca iyi oldu. Fakat sebebini merak etti. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Tevekk&uuml;l etmek i&ccedil;in, benim &acirc;detimi, hikmetimi değiştirmek mi istiyorsun? İla&ccedil;lara tesir veren kimdir? Elbette tesirleri yaratan benim) </b>buyurdu. (K. Saadet)<br />
<br />
Doktora gitmeli, ila&ccedil; kullanmalı; fakat, doktora ve ilaca g&uuml;venmemeli, şifayı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan istemelidir! İla&ccedil; kullanıp da iyi olmayan, ameliyat masasında &ouml;len az değildir.<br />
<br />
Hazret-i İbrahim&rsquo;in, mancınıkla ateşe atılırken, Hasbiyallah ve ni&rsquo;mel vekil dediği hadis-i şerifle bildirilmiştir. [Bana Allah&rsquo;ım yetişir, O ne iyi vekil, ne iyi yardımcı demektir.] Ateşe d&uuml;şerken Hazret-i Cebrail gelip, &ldquo;Bir dileğin var mı?&rdquo; diye sorunca, &ldquo;Var, fakat sana değil&rdquo; diyerek s&ouml;z&uuml;n&uuml;n eri olduğunu g&ouml;sterdi. Bunun i&ccedil;in &acirc;yet-i kerimede, <b>(S&ouml;z&uuml;n&uuml;n eri olan İbrahim)</b> diye &ouml;v&uuml;ld&uuml;. (Necm 37)<br />
<br />
Tevekk&uuml;l, kalb işidir, imandan meydana gelir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tuf ve ihsanının pek &ccedil;ok olduğuna iman etmekle hasıl olur. Bu h&acirc;l, kalbin vekile itimat etmesi, g&uuml;venmesi, ona inanması ve onun ile rahat etmesidir. B&ouml;yle bir insan d&uuml;nya malına g&ouml;n&uuml;l bağlamaz. D&uuml;nya işlerinin bozulmasından dolayı &uuml;z&uuml;lmez. Rızkından endişe etmez. Mesela, iftiraya uğrayan biri, mahkemeye d&uuml;ş&uuml;nce kendine bir avukat tutar. &Uuml;&ccedil; şeyde avukata g&uuml;venirse, bu kimsenin kalbi rahat eder. 1- Avukatı, ona yaptıkları iftirayı iyi bilir. 2- Avukatı doğruyu s&ouml;ylemekten korkmaz. 3- Avukatın bunu canla başla savunacağına inanır. Avukatına b&ouml;yle inanır, g&uuml;venirse kendi ayrıca uğraşmaz. <b>(Allah bize yetişir. O ne iyi vekildir)</b> &acirc;yetini iyi anlayıp, &ldquo;Rızık takdir edilmiş, vakti gelince bana yetişir&rdquo; der. Demek ki, &ccedil;alışmadan tevekk&uuml;l dinimizde yoktur.<br />
<br />
<b>Tevekk&uuml;l ve sebepler</b><br />
M. Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:<br />
Sebeplere yapışmak tevekk&uuml;le zıt değildir. Sebeplerin tesir etmesinin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan olduğunu bilen, tesiri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan bekleyen ve tecr&uuml;be edilmiş sebepleri kullanan kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya tevekk&uuml;l etmiş, yalnız Ona g&uuml;venmiş olur. Tesir etmeyen, hay&acirc;li sebepleri kullanmak, tevekk&uuml;l olmaz. Tesiri &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş olan sebepleri kullanmak gerekir. Ateş yakar, fakat, ateşe yakma kuvvetini veren, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. A&ccedil; olan, bir şey yer; bu şeye doyurma kuvveti veren Odur. Gerektiği zaman, b&ouml;yle sebepleri kullanmadığı i&ccedil;in zarar g&ouml;ren kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya asi olur. Tecr&uuml;be edilmiş sebepleri kullanmak gerekir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, meşveret etmeyi, bilenlere danışmayı emretti. Meşveret de, sebebe yapışmaktır.<br />
<br />
Meşveretten sonra tevekk&uuml;l&uuml; emretti. Ahiret işlerinde tevekk&uuml;l olamaz, &ccedil;alışmak emrolundu. Burada, azabından korkmak ve merhametinden &uuml;mitli olmak gerekir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın keremine, ihsanına g&uuml;venmeli ve emrolunan ibadetleri yapmalı, yasak edilenlerden sakınmalıdır! Tevekk&uuml;l budur ve kulluk b&ouml;yle olur. (1/182)<br />
<br />
<b>Yery&uuml;z&uuml;ndeki her canlının rızkı<br />
Sual: </b>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir kısım insanlar, ge&ccedil;im derdiyle olsa gerek, helale harama dikkat etmiyor. Ailece &ccedil;alışıp ge&ccedil;inemeyenleri var. Yalan s&ouml;yleniyor, hile yapılıyor, kul hakkına aldırış edilmiyor. Bu derece rızıktan endişe etmek doğru mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Helale harama, kul hakkına dikkat etmemek uygun değildir. İslam &acirc;limleri, <b>(Kim kime, neye g&uuml;venirse, yardımı ondan beklesin!) </b>buyuruyor.<br />
<br />
&Acirc;limlerden birine &quot;Hep ibadetle meşgul oluyorsun, ne yiyip ne i&ccedil;iyorsun?&quot; dediler. O da, dişlerini g&ouml;sterdi. &quot;Değirmeni yapan suyunu g&ouml;nderir&quot; demek istedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; rızıkları Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;nderdiğine inancı tamdı. &Acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Yery&uuml;z&uuml;ndeki her canlının rızkını, Allah elbette g&ouml;nderir.)</b> [Hud 6]<br />
<br />
Veysel Karani hazretleri, nasihat isteyen birine &quot;Şam&rsquo;a yerleş&quot; buyurdu. O da &quot;Acaba Şam&rsquo;da ge&ccedil;im nasıldır?&quot; dedi. Hazret, &quot;Rızıklarından ş&uuml;phe edenlere yazıklar olsun. Bunlara nasihat fayda etmez&quot; buyurdu.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kendisine sığınanın her işine yetişir, hi&ccedil; ummadığı yerden ona rızk verir.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(İnsan, ihtiya&ccedil;larını, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya havale ederse, ihtiya&ccedil;larını </b>[husule getirecek sebepleri] <b>ihsan eder.) </b>[Hakim]<br />
<br />
Mesela, herkesin sana merhamet ve hizmet etmesini temin eder. Yahya bin Muaz Razi<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
&quot;İnsanlar seni, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı sevdiğin kadar sever. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korktuğun kadar, senden korkarlar. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya itaat ettiğin kadar, sana itaat ederler. Ona itaatin nispetinde, sana hizmet ederler. H&uuml;lasa, her işin, Onun i&ccedil;in olsun! Yoksa, hi&ccedil;bir işinin faydası olmaz. Hep kendini d&uuml;ş&uuml;nme! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başka, kimseye g&uuml;venme!&quot;<br />
<br />
Ebu Muhammed Raşi<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
&quot;Kendin ile Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; arasında en b&uuml;y&uuml;k perde [engel], hep kendi menfaatini d&uuml;ş&uuml;nmek ve kendin gibi, bir &acirc;cize g&uuml;venmektir. Sofilik, istediğin her yere gidebilmek ve bulutların g&ouml;lgesinde rahat etmek ve herkesten h&uuml;rmet g&ouml;rmek değildir. Her h&acirc;linde Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venmektir.&quot;<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başka g&uuml;venilecek, dost edinilecek hi&ccedil; kimse, hi&ccedil;bir şey yoktur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkasına sığınmak, &ouml;r&uuml;mcek ağına sığınmaya benzetilmiştir. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;tan başka dost edinenin h&acirc;li, &ouml;r&uuml;mceğin durumuna benzer. Halbuki barınakların en &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml; &ouml;r&uuml;mcek yuvasıdır.)</b> [Ankebut 41]<br />
<br />
<b>Nasıl tevekk&uuml;l etmeli<br />
Sual:</b> Tam İlmihal&rsquo;de, (Bir kimse, hareketlerde, işlerde, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkasının tesir ettiğini d&uuml;ş&uuml;nse, bu kimsenin tevh&icirc;di, noksan olur. Eğer, hi&ccedil;bir sebep lazım değildir dese, İslamiyet&rsquo;ten ayrılmış olur. Eğer sebepleri araya koymak lazım değildir derse, akla uymamış olur. Lazımdır derse, sebepleri hazırlayana tevekk&uuml;l etmiş olur ki, bu da tevhidde noksanlık olur) deniyor. Burasını anlayamadım. Sebeplere g&uuml;vensek de g&uuml;venmesek de su&ccedil; oluyor. Nasıl tevekk&uuml;l etmemiz gerekiyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet tevekk&uuml;l bahsi zordur. Yukarıdaki yazıyı &uuml;&ccedil; madde halinde a&ccedil;ıklayalım:<br />
<b>1-</b> İyi k&ouml;t&uuml;, hayır şer her şeyi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yarattığına inanacağız. Bazı şeylere bazı şeyler tesir ediyor denirse itikadımız d&uuml;zg&uuml;n olmaz. Her şeyin yaratıcısı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Bir &acirc;yet meali:<br />
<b>(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah&rsquo;tır.)</b> [Saffat 96]<br />
<br />
<b>2-</b> İşlerin yapılması i&ccedil;in hi&ccedil;bir sebep lazım değil denirse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın koyduğu sebepler ink&acirc;r edilmiş olur. Mesela, ben evlenmesem de benim &ccedil;ocuklarım olur demek &ccedil;ok yanlıştır. &Ccedil;ocuk olması i&ccedil;in ana baba gibi sebeplere ihtiya&ccedil; vardır.<br />
<br />
<b>3-</b> Sebepler lazımdır, sebepsiz olmaz derse, sebeplere g&uuml;venmiş olur, yine tevhidi noksan olur. Yani nasıl ana baba olmadan &ccedil;ocuk olur demek yanlış ise, &ccedil;ocuğun olması i&ccedil;in mutlaka ana babayı şart etmek ve &ccedil;ocukları Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yaratmasında rol&uuml; olmadığını s&ouml;ylemek de &ccedil;ok yanlıştır. Ana baba olsa da &ccedil;ocuk olmayabilir. Ana baba olmadan da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; &ccedil;ocuk yaratabilir. Hazret-i Adem ile Hazret-i Havva&rsquo;yı anasız babasız, Hazret-i İsa&rsquo;yı babasız yaratmıştır. Sebeplere g&uuml;venmeyeceğiz, sebepleri yaratanın da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; olduğunu bileceğiz.<br />
<br />
Sebepler &acirc;lemindeyiz, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın &acirc;deti sebeplerle yaratmaktır. Sebepsiz yaratılması mucize veya keramet olur. Sihri yaratan da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Her şeyi yaratan Odur.<br />
<br />
Bu &uuml;&ccedil; maddeyi &ouml;zetleyelim:<br />
Bir iş yapmak istersek sebeplerine yapışacağız, ama, sebepler mutlaka bu işi yapar demeyeceğiz. Mesela &ccedil;ocuk sahibi olmak i&ccedil;in evleneceğiz, ama evlendik garanti &ccedil;ocuğumuz olur da demeyeceğiz. Hastaysak doktora gideceğiz, ila&ccedil; alacağız, ameliyat olacağız, ama bu sebepler bizi iyi etti demeyeceğiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ameliyat masasından kalkamayız da. Sebeplere g&uuml;venmeyeceğiz. Sebepleri yaratanın da, sebeplere tesir kuvvetini verenin de Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; olduğunu bileceğiz.<br />
<br />
<b>Kendine g&uuml;venmek uygun mudur?</b><br />
<b>Sual:</b> Kişisel gelişim ile ilgili yazılarda, kitaplarda, <b>(Kendinize g&uuml;venin)</b> deniyor. Kendine g&uuml;venmek, uygun mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
M&uuml;sl&uuml;man, nefsine [kendine] değil, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venmelidir. Yani, her konuda, elinden geldiği kadar &ccedil;alışmalı, sebeplere yapışmalı; fakat sebeplerin tesirini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan beklemelidir. Tevekk&uuml;l de, bu demektir.<br />
<br />
İslam &acirc;limleri buyuruyor ki: Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, yalnız Allaha g&uuml;venenin, her dileğini ihsan eder.<br />
<br />
Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, yalnız Rabbine g&uuml;venenin, her dilediğini verir ve b&uuml;t&uuml;n insanları buna yardımcı yapar.)</b> [Faideli Bilgiler]<br />
<br />
Ebu Muhammed Abdullah Raşi, buyuruyor ki:<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ile insan arasında olan en b&uuml;y&uuml;k perde, kendine veya kendisi gibi aciz olan bir kula g&uuml;venmesidir. <b>(Mektubat-ı Masumiyye)</b><br />
<br />
İslamiyet, tevekk&uuml;l&uuml; emreder, tembelliği men eder. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Deveni bağla ve sonra Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya tevekk&uuml;l et!) </b>[İbni Asakir]<br />
<br />
Bu hadis-i şerif, hem tevekk&uuml;l etmek, hem de &ccedil;alışmak lazım olduğunu a&ccedil;ık&ccedil;a bildiriyor. Tevekk&uuml;l, Allah&rsquo;tan yardım bekleyerek, g&uuml;&ccedil;l&uuml;kleri yenmek demektir.<br />
<br />
Bu &acirc;yet-i kerime, tevekk&uuml;l ile beraber, yalnız &ccedil;alışmak değil, &ccedil;alışmanın &uuml;st&uuml;nde olan, azmin de gerekli olduğunu g&ouml;steriyor. Demek ki, her M&uuml;sl&uuml;man &ccedil;alışacak, azmedecek, sonra da, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venecektir.<br />
<br />
Tevekk&uuml;le inanmayanlar, tevekk&uuml;lden alınan kuvvet ve cesaretin yerini boş bırakmamak i&ccedil;in, &ldquo;kendine g&uuml;venmek&rdquo; ifadesi ile, bu ihtiyacı karşılamaya &ccedil;alışıyorlar. Bu da g&ouml;steriyor ki, tevekk&uuml;l edilecek, g&uuml;venilecek bir yer lazımdır. O da, sadece, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(De ki: Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, dilemedik&ccedil;e, kendime hi&ccedil;bir fayda ve zarar getirmeye, k&acirc;dir değilim.)</b> [Araf 188]<br />
<br />
Bu &acirc;yet-i kerime ve daha nice benzerleri var iken, tevekk&uuml;l&uuml; kaldırarak, kendine g&uuml;venmek diye bir şey aramak yanlıştır. Kendine g&uuml;venmek, tevekk&uuml;l&uuml;n tersi ve tevekk&uuml;l&uuml; bozan bir şeydir. Bundan başka, egoistliğe, kendini beğenmeye yol a&ccedil;ar.<br />
<br />
Tevekk&uuml;lde, başkasının yardımına g&uuml;venmeyip, yalnız Allah&rsquo;a sığınarak &ccedil;alışmak inancı bulunduğundan, kendine g&uuml;venmekten beklenilen kuvvetten kat kat fazla kuvvet hasıl olmaktadır. Kendine g&uuml;venen, kimsesizdir. Tevekk&uuml;l eden, M&uuml;sl&uuml;manın, kendi &ccedil;alışmasından başka, Allah&rsquo;ı vardır. Bu t&uuml;kenmez kaynaktan kuvvet almaktadır. Tevekk&uuml;l eden M&uuml;sl&uuml;man, hem b&uuml;t&uuml;n kuvveti ile &ccedil;alışmakta; hem de, kazancını kendinden bilmek gibi egoistliğe d&uuml;şmemektedir. <b>(Faideli Bilgiler)</b><br />
<br />
<b>Rızıktan endişelenmek<br />
Sual:</b> Rızkından endişelenmek tevekk&uuml;l&uuml; bozar mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, bozar. (Rızkı kendim kazanıyorum) demek de tevekk&uuml;le zarar verir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herkesin rızkını veren Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır.<b> </b>Bir &acirc;yet-i kerimede mealen, <b>(Bir&ccedil;ok canlı, rızkını kendi elde edemez. Sizin de, onların da rızkını Allah verir) </b>buyuruldu. (Ankebut 60)<br />
<br />
Tevekk&uuml;l etmemek &ccedil;ok tehlikelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tevekk&uuml;l etmek farzdır. <b>(Tevekk&uuml;l imanın şartıdır) </b>mealindeki &acirc;yet-i kerime tevekk&uuml;l&uuml;n &ouml;nemini g&ouml;stermektedir. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
Tevekk&uuml;lle ilgili &uuml;&ccedil; &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İmanınız varsa Allah&rsquo;a tevekk&uuml;l edin!)</b> [Maide 23]<br />
<br />
<b>(Tevekk&uuml;l edene Allah k&acirc;fidir.)</b> [Talak 3]<br />
<br />
<b>(Allah kuluna k&acirc;fi değil mi?)</b> [Z&uuml;mer 36]<br />
<br />
(İşimden olursam, a&ccedil; kalırım) diye rızkı i&ccedil;in endişelenen kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendisine k&acirc;fi geldiğinden ş&uuml;phe ediyorsa, &ccedil;ok tehlikelidir. Rızkı Allah&#39;ın verdiğine inanıp Ona tevekk&uuml;l eden rızıktan mahrum kalmaz. Birka&ccedil; hadis-i şerif:<br />
<b>(Eğer Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hakkıyla tevekk&uuml;l etseydiniz, sabah a&ccedil; kalkıp</b>, <b>akşam tok d&ouml;nen kuşlar gibi, sizin de rızkınızı verirdi.) </b>[Tirmiz&icirc;]<br />
<br />
<b>(Bir kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venip sığınırsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, onun her işine yetişir. Hi&ccedil; ummadığı yerden, ona rızık verir. Kim de, d&uuml;nyaya g&uuml;venirse, onu d&uuml;nyada bırakır.) </b>[K. Saadet]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki: Bir kul, bana ihl&acirc;sla tevekk&uuml;l ederse, herkes ona tuzak kursa, ona mutlaka bir &ccedil;ıkış kapısı a&ccedil;arım. Bir kul da bana değil mahl&ucirc;ka g&uuml;venirse, b&uuml;t&uuml;n y&uuml;kseliş sebeplerini keser ve &ccedil;&ouml;k&uuml;ş yollarını kolaylaştırırım.) </b>[İbni Asakir]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, <b>(Allah korkusunu kendine sermaye edinenin rızkı, ticaretsiz ve sermayesiz gelir) </b>buyurup, [Talak s&ucirc;resinin] <b>(Allah&rsquo;tan korkana, Allah bir &ccedil;ıkış yolu ihsan eder, ummadığı yerden rızkını g&ouml;nderir)</b> [mealindeki 2.ve 3.] &acirc;yetlerini okudu. (Taberan&icirc;)<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Davud aleyhisselama, <b>(Bir kimse, her şeyden &uuml;mit kesip, yalnız bana g&uuml;venirse, yerde ve g&ouml;klerde bulunanların hepsi ona zarar yapmaya, aldatmaya uğraşsalar, onu elbette kurtarırım)</b> mealindeki &acirc;yet-i kerime ile vahy g&ouml;nderdi.<br />
<br />
Dağda yaşayan birine, (Her g&uuml;n ibadet ediyorsun. Ne yiyip, ne i&ccedil;iyorsun?) diye sorarlar. O da, dişlerini g&ouml;sterir. Yani, (Değirmeni yapan, suyunu g&ouml;nderir) demek ister. Biri, Veysel Karan&icirc; hazretlerine, (Nerede yerleşeyim?) diye sorar. O da (Şam&rsquo;da) buyurur. (Acaba Şam&rsquo;da ge&ccedil;im nasıldır?) deyince Veysel Karan&icirc; hazretleri, (Rızklarından ş&uuml;phe eden kalblere yazıklar olsun! Bunlara, nasihat fayda etmez!) buyurur. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b></p>

<p><strong>Nefse mi, Allaha mı g&uuml;venmelidir?<br />
Sual: </strong>Bazı din adamı kılığındaki reformistler; &ldquo;M&uuml;sl&uuml;manlar, rızkın ezelde ayrıldığına inandıkları i&ccedil;in &ccedil;alışmayı l&uuml;zumlu g&ouml;rmezler. Nefsine g&uuml;venmek ise, insana hayat i&ccedil;in m&uuml;cadele kuvveti verir. Yaşamak istiyorsak, kendimizde itimad-ı nefs hasıl edelim&rdquo; diyorlar. Bunların bu s&ouml;zlerinin ger&ccedil;eklik payı var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Birinci Cihan Harbi&#39;nde b&ouml;yle ateşli itimad-ı nefs dersleri fazlası ile verilmiş ve ne b&uuml;y&uuml;k belalara &ccedil;arpıldığı da g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Nefse g&uuml;venmek b&ouml;yle deli gibi saldırmalara sebep olmuştur. Birinci Cihan Harbi&#39;nde nefse g&uuml;venmek yerine, Allaha tevekk&uuml;l h&acirc;kim olsa idi, o hareketlerden, makul ve meşru olan ince noktalardan hi&ccedil;biri ihmal edilmezdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Allaha tevekk&uuml;l etmek i&ccedil;in, İsl&acirc;miyete uymak lazımdır. Bu da, b&uuml;t&uuml;n ince noktalara ehemmiyet verdirir. İsl&acirc;miyet, hem &ccedil;alışmayı, hem de tevekk&uuml;l&uuml; birlikte emretmektedir. Tembel oturup da, tevekk&uuml;l ediyoruz diyenler, bu iki vazifeden birini yapmayan kimselerdir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, İsl&acirc;miyetin iki emrinden birincisini yapıyor, ikincisini yapmıyorlar. Bunları k&ouml;t&uuml;leyen reformcular da, birinci vazifeyi bırakıp, ikincisini istemekle, k&ouml;t&uuml;ledikleri kimseler gibi kusurlu oluyorlar. Bunların hatası, &ccedil;alışmayanların hatasından daha b&uuml;y&uuml;k oluyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biz, elimizden geldiği kadar &ccedil;alıştıktan sonra, Allaha tevekk&uuml;l ederek, işimizin karşılığını Allahdan beklemek ihtiyacında bulunduğumuz gibi, &ccedil;alışırken bile nefsimize o kuvveti veren Allahı unutmayarak asıl t&uuml;kenmez ve yenilmez kuvvetin Allahı unutmamakta olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, ondan yardım beklemek &uuml;zere ikinci bir tevekk&uuml;le muhtacız.</p>

<p><strong>(Allah size yardım ederse, kimse size galip gelemez. Size yardım etmezse, kimse yardım edemez. O h&acirc;lde, m&uuml;minler Allaha tevekk&uuml;l etsinler!)<br />
(Sevgili Peygamberim! Onlara de ki; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; dilemedik&ccedil;e, kendime hi&ccedil;bir fayda ve zarar getirmeye kadir değilim)</strong> mealindeki &acirc;yet-i kerimeler ve daha nice benzerleri var iken, tevekk&uuml;l&uuml; kaldırarak itimad-ı nefs diye bir şey aramak, dine yardım ettiklerini s&ouml;yleyenlere yakışır mı? Bunlar, biz tevekk&uuml;l&uuml;n yanlış anlaşılmasına karşı, bunu istiyoruz da, diyemezler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, itimad-ı nefs, yani kendine g&uuml;venmek, tevekk&uuml;l&uuml;n tersi ve tevekk&uuml;l&uuml; bozan bir şeydir. Bundan başka, egoistliğe, kendini beğenmeye yol a&ccedil;ar.</p>

<p align="left"><strong>Hastanın hastalığından şik&acirc;yet&ccedil;i olması<br />
Sual: </strong>Hasta olan bir kimsenin, hastalığını her &ouml;n&uuml;ne gelene anlatması, i&ccedil;inde bulunduğu h&acirc;lden şik&acirc;yet etmek mi olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri, bu konuda, Kimy&acirc;-i se&#39;&acirc;det kitabında buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Tevekk&uuml;l etmek i&ccedil;in, hastalığını herkese bildirmemek lazımdır. Bildirmek ve şik&acirc;yet etmek mekruhtur. Yalnız faydası olacaklara, mesela, doktora s&ouml;ylemek veya aczini, zavallılığını bildirmek i&ccedil;in s&ouml;ylemek mekruh olmaz ve tevekk&uuml;l&uuml; bozmaz. Nitekim hazret-i Ali hastalanmıştı, kendisine;<br />
- Nasılsın, iyi misin dediklerinde, cevap olarak;<br />
- Hayır dedi. Yanındakiler şaşıp birbirlerine bakışınca, hazret-i Ali;<br />
- Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya aczimi g&ouml;steriyorum buyurdu. Bu s&ouml;z onun h&acirc;line layık ve uygun idi. O cesaret ve kuvveti, yiğitliği ile, aczini biliyordu ve;<br />
&#39;Ya Rabbi! Bana sabır ihsan et!&#39; derdi.&rdquo;</p>

<p align="left">Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan &acirc;fiyet isteyiniz. Bela istemeyiniz!)</strong></p>

<p align="left">Hastalığı herkese s&ouml;yleyip, h&acirc;linden şik&acirc;yet etmek haramdır. Şik&acirc;yet niyeti ile değilse haram olmaz. Fakat, s&ouml;ylememek iyidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, &ccedil;ok s&ouml;yleyerek, şik&acirc;yet şeklini alabilir.</p>

<p align="left">Akrep, yılan, yırtıcı hayvanların zarar vermesini &ouml;nlemek lazımdır. Bunları &ouml;nlemek, tedbir almak, tevekk&uuml;l&uuml; bozmaz. Mikropların hastalık yapmasına sabretmemeli, bunları her suretle menetmeli, tedavisine bakmalıdır. Mikroplu hastalığa yakalanınca, antiseptik ila&ccedil;ları, antibiyotikleri, penisilin ve benzerlerini kullanmalıdır.</p>

<p align="left"><strong>Tevekk&uuml;l i&ccedil;in, kuvvetli iman gerekir<br />
Sual: </strong>Bir M&uuml;sl&uuml;manın, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya tam g&uuml;venebilmesi i&ccedil;in ne yapması gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda, Kimy&acirc;-i se&#39;&acirc;det kitabında buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;Tevekk&uuml;l i&ccedil;in, hem kuvvetli bir iman, hem de kuvvetli bir kalp lazımdır. B&ouml;ylece, kalbinde ş&uuml;phe kalmaz. İtimat ve rahatlık tam olmadık&ccedil;a, tevekk&uuml;l tam olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, tevekk&uuml;l, kalbin, her işte, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya itimat etmesi, g&uuml;venmesi demektir. İbrahim aleyhisselamın imanı, yak&icirc;ni tam idi. Fakat kalbinin rahat etmesi i&ccedil;in;<br />
<strong>(Ya Rabbi! &Ouml;l&uuml;leri nasıl diriltiyorsun? Bana g&ouml;ster!)</strong> dedi. S&ucirc;re-i Bekarada 260. &acirc;yet-i kerimede bildirdiği gibi;<br />
<strong>(İnanmadın mı?)</strong> buyuruldukta;<br />
<strong>(İnandım. Fakat kalbim rahat etmek i&ccedil;in istedim) </strong>dedi. Kalbinde yak&icirc;n vardı. Fakat, kalbinin, s&uuml;k&ucirc;net, rahatlık bulmasını istedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, kalbin rahat etmesi, &ouml;nce his ve hayale bağlı olup, sonra kalp de, yak&icirc;ne tabi olur ve artık a&ccedil;ıktan g&ouml;rmeye muhta&ccedil; olmaz.&rdquo;</p>

<p><b>Sual: </b>Hasta olmaya sebep olan şeylerden sakınmak, bunlar i&ccedil;in tedbir almak, tevekk&uuml;l etmemek mi olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hastalık sebeplerinden ka&ccedil;ınmak, tevekk&uuml;le m&acirc;ni değildir. Hazret-i &Ouml;mer, Şam&#39;a gidiyordu. Orada ta&ucirc;n yani veba hastalığı olduğu işitildi. Yanında bulunanların bazısı, Şam&#39;a girmeyelim dedi. Bir kısmı da, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaderinden ka&ccedil;mayalım dedi. Halife de;<br />
&ldquo;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaderinden, yine Onun kaderine ka&ccedil;alım, şehre girmeyelim. Birinizin bir &ccedil;ayırı ile, bir &ccedil;ıplak kayalığı olsa, s&uuml;r&uuml;s&uuml;n&uuml; hangisine g&ouml;nderirse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takdiri ile g&ouml;ndermiş olur&rdquo; buyurdu. Abdurrahman bin Avf hazretlerini &ccedil;ağırıp;<br />
- Sen ne dersin? buyurunca, O da;<br />
- Resulullah Efendimizden işittim<b>. (Veb&acirc; olan yere girmeyiniz ve veb&acirc; olan bir yerden, başka yerlere gitmeyiniz, oradan ka&ccedil;mayınız!)</b>&nbsp;buyurmuştu, dedi. Halife de;<br />
- Elhamd&uuml;lillah, s&ouml;z&uuml;m&uuml;z, hadis-i şerife uygun oldu deyip, Şam&#39;a girmediler.</p>

<p>Veb&acirc; bulunan yerden dışarı &ccedil;ıkmanın yasak edilmesine sebep, sağlam olanlar &ccedil;ıkınca, hastalara bakacak kimse kalmaz, helak olurlar. Veb&acirc;lı yerde, kirli hava yani mikroplu hava, veb&acirc; basilleri, herkesin i&ccedil;ine yerleşince, ka&ccedil;anlar, hastalıktan kurtulamaz ve hastalığı başka yerlere g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş, bulaştırmış olurlar. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:&nbsp;<b>(Veb&acirc; hastalığı bulunan yerden ka&ccedil;mak, muharebede k&acirc;fir karşısından ka&ccedil;mak gibi, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır.)</b></p>

<p>Muhyidd&icirc;n-i Arab&icirc; hazretleri, F&uuml;t&ucirc;h&acirc;t-&uuml;l-mekkiyye kitabında; &ldquo;Belalardan, tehlikelerden, g&uuml;c&uuml;n&uuml;z yettiği kadar sakınınız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, takat getirilemeyen, dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak, Peygamberlerin &acirc;detidir&rdquo; buyurmaktadır.</p>

<p>Eceli gelen hastanın &ouml;lmesine m&acirc;ni olunamaz. Ancak, &ouml;l&uuml;m hastasının istiğfar okuması, hastalığın vereceği sıkıntıları gidereceği Mekt&ucirc;b&acirc;t-ı Ma&#39;s&ucirc;miyyede yazılıdır.</p>

<p>Redd-&uuml;l-muht&acirc;rda ve Bezz&acirc;ziyye fetv&acirc;sında deniyor ki:<br />
&ldquo;Kapalı yerde iken zelzele, deprem olursa, oradan a&ccedil;ık bir yere ka&ccedil;mak m&uuml;stehaptır.&rdquo;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Nefsine g&uuml;venen pişman olur!..</strong></p>

<p>İnsan, bir iş yaparken, ya kendine yani nefsine veya nefsin de sahibi, yaratanı olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venir. Nefsine g&uuml;venen, kendini beğenir, bencil, egoist ve kibirli olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venen ise, tevekk&uuml;l sahibi ve m&uuml;tevazı olur. Nefse g&uuml;venmek, mantık ilmine de aykırıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bir g&uuml;venen bir de g&uuml;venilen olmak &uuml;zere ayrı ayrı iki şey d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmedik&ccedil;e, g&uuml;venmek s&ouml;z&uuml;n&uuml;n man&acirc;sı kalmaz.</p>

<p>Dinimiz, bir kimsenin, bilgisi, kabiliyeti ve &ccedil;alışması ile kendinde bir g&uuml;ven bulunmasını reddetmiyor. Zira bu g&uuml;ven olmazsa, kişi, başkalarına muhta&ccedil; olur ve zillete d&uuml;şer. Nefse itimat, kimsenin yardımına g&uuml;venmeyerek, fazla &ccedil;alışmak anlamında kullanıldığı zaman, mahzuru olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, tevekk&uuml;l de, b&ouml;yle &ccedil;ok &ccedil;alışmayı, akla ve mantığa uygun şekle sokuyor ve tev&acirc;z&ucirc; ile s&uuml;sl&uuml;yor. Ve b&ouml;ylece tevekk&uuml;l, nefse itimattan beklenilen faydayı, daha edebli ve daha kıymetli olarak temin ediyor. Dinimiz, kişinin sahip olduğu meziyetleri, kendinden yani nefsinden bilip, nefsine g&uuml;venmesini reddediyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insandaki ilmin, &ccedil;alışmanın ve her t&uuml;rl&uuml; kabiliyetin esas sahibi, Cenab-ı Hakdır. Nefsine g&uuml;venen, Yaratana değil, kendisi gibi yaratılmış bir varlığa g&uuml;venmektedir. Kendisi muhta&ccedil; olan bir varlık, nerede kaldı ki başkasına himmet, yardım etsin!..</p>

<p>İnsan, elbette bir şeye g&uuml;venecektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;ven, insanı huzurlu kılar ve başarıya g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Ama bu g&uuml;venmek nereye olmalı? Nefse mi yoksa, nefsin de sahibi olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya mı? Herkes kendini yani nefsini &uuml;st&uuml;n bilir. Başkasının yumruğunu yemeyen, kendi yumruğunu batman taşı sanır, atas&ouml;z&uuml; meşh&ucirc;rdur. Birbiri ile &ccedil;arpışacak kuvvetler i&ccedil;in, sebeblere elden geldiği kadar yapıştıktan sonra, nefse g&uuml;ven yerine Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venerek &uuml;st&uuml;nl&uuml;k aramalıdır. İki taraf da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venince, haksız olan, hakkı kabul eder. Aksi halde kavga olur.</p>

<p>Adaletin kalkmasına sebep!</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venen, Rabbim bana yardım eder, &ccedil;&uuml;nk&uuml;, ben haklıyım derse, rahat eder ve kazanır. Fakat, nefsim bana yardım eder, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben haklıyım derse, kavga eder, yalnız kalır ve kaybeder. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, haksız olan egoistin nefsi, dah&acirc; &ccedil;ok ister ve dah&acirc; azgın bir şekilde karşı tarafa saldırır. Bu hal ise, g&uuml;&ccedil;l&uuml;lerin zayıfları ezmesine, onlara zulmetmesine ve adaletin ortadan kalkmasına sebep olur.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venmek, kalbde h&acirc;sıl olan bir h&acirc;ldir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın lutuf ve ihs&acirc;nının pek&ccedil;ok olduğuna &icirc;m&acirc;n etmekle h&acirc;sıl olur. Bu h&acirc;l, kalbin vek&icirc;le g&uuml;venmesi, O&#39;&#39;na inanması ve O&#39;&#39;nunla r&acirc;hat etmesidir. B&ouml;yle bir insan, d&uuml;ny&acirc; malına g&ouml;n&uuml;l bağlamaz. D&uuml;ny&acirc; işlerinin bozulmasından &uuml;z&uuml;lmez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, rızkı g&ouml;ndereceğine g&uuml;venir. D&uuml;ny&acirc;da, bunun benzeri, bir kimseye iftir&acirc; edip, mahkemeye verseler, kendine bir avukat tutar. &Uuml;&ccedil; şeyde avukata g&uuml;venirse, bu kimsenin kalbi r&acirc;hat olur. Biri, avukatın, iftir&acirc;yı, h&icirc;leyi iyi bilmesi. İkincisi, bildiğini iyi anlatmak i&ccedil;in doğruyu s&ouml;ylemekten &ccedil;ekinmemesi, iyi ve a&ccedil;ık konuşabilmesi. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, avukatın, buna acıyıp, hakkı kurtarmaya c&acirc;ndan uğraşmasıdır. Avukatına, b&ouml;yle inanır, g&uuml;venirse, kendisi ayrıca uğraşmaz. &Acirc;l-i İmr&acirc;n s&ucirc;resindeki;</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bize yetişir... (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bize yetişir. O, &ccedil;ok iyi vek&icirc;ldir) me&acirc;lindeki &acirc;yeti kerimenin manasını iyi anlayıp, herşeyi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yapar, O&#39;&#39;ndan başkası birşey yapamaz diyen, Cenab-ı Hakkın ilminde, kudretinde noks&acirc;n, kus&ucirc;r olmadığına ve rahmetinin, iyiliğinin sonsuz, &ccedil;ok olduğuna inanan bir kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın fazlına itimat ederek tedb&icirc;re, sebeblere yapıştığı halde, bunlara değil Cenab-ı Hakka g&uuml;venir. Rızık takd&icirc;r edilmiş, ayrılmıştır, sebeplerine yapışınca ve vakti gelince bana ulaşır der.</p>

<p>Bazı kimseler, ilmen bunları bilir ve inanır. Amm&acirc;, i&ccedil;inde bir korku, bir &uuml;mm&icirc;tsizlik bulunur. &Ccedil;ok kimse vardır ki, birşeye inansalar da, tabiatleri, &icirc;m&acirc;nlarına uymayıp, evh&acirc;m ve hay&acirc;llere uyar. Hatt&acirc; bu hay&acirc;llerin yanlış olduğunu bildiği h&acirc;lde, yine bunlara t&acirc;bi olur. Mesel&acirc;, tatlı yerken, başka biri tatlıyı pis bir şeye benzetirse yiyemez. Bu s&ouml;z&uuml;n yanlış olduğunu, pisliğe benzemediğini bildiği h&acirc;lde, yine yiyemez. Yine b&ouml;yle kimseler, &ouml;l&uuml; bulunan bir odada, yalnız yatamaz. &Ouml;l&uuml;n&uuml;n taş gibi olup hareket edemeyeceğini bildiği h&acirc;lde, yatamaz. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, tevekk&uuml;l i&ccedil;in, hem kuvvetli &icirc;m&acirc;n, hem de kuvvetli kalb l&acirc;zımdır. B&ouml;ylece, kalbinde ş&uuml;phe kalmaz. İtim&acirc;d ve r&acirc;hatlık tam olmadık&ccedil;a, tevekk&uuml;l, g&uuml;ven de tam olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tevekk&uuml;l, kalbin, her işte, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya itim&acirc;t etmesi, g&uuml;venmesi demektir.</p>

<p>&quot;Hayırlı ise olsun&quot; demelidir Tevekk&uuml;l, değiştirilmesi insan g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dışında olan &uuml;z&uuml;c&uuml; olayları, ezelde takdir edilmiş bilip, &uuml;z&uuml;lmemek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan geldiğini d&uuml;ş&uuml;nerek seve seve karşılamaktır. İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, k&ouml;t&uuml; m&uuml; olacağını bilemez. Hayır sandığı &ccedil;ok şey, şerle, şer sandığı &ccedil;ok şey de, hayırla neticelenebilir. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, &quot;Hayırlı ise olsun&quot; demelidir.</p>

<p>Kısacası, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;venen, O emrettiği i&ccedil;in sebeplere yapışan ve bu sebeplere tesir ihsan etmesi i&ccedil;in dua eden, huzurlu olur, kazanır. Nefsine g&uuml;venen ise, bencil, egoist, kibirli olur. Kendisi rahat edemediği gibi başkasını da huzursuz eder ve kaybeder.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1302]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 26 May 2026 21:56:31 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Emr-i maruf nehy-i münker nedir]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nkeri kimler, nasıl yapabilirler? Kimlere yapabilir? Ne zaman farz olur, ne zaman caiz olmaz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil m&uuml;nker, farz-ı kifayedir. Maruf, dinimizin emrettiği hususlardır. M&uuml;nker ise, dinimizin yasakladığı, yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın razı olmadığı işlerdir.<br />
<br />
Emr-i maruf &ccedil;ok m&uuml;himdir. Emr-i maruf yapılmazsa, ilim yok olur. Cehalet ve sapıklık yayılır. Fitne her tarafı kaplar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yery&uuml;z&uuml;nde şehitlerden &uuml;st&uuml;n m&uuml;cahidleri vardır. Bunlar, emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapanlardır.)</b> [İ. Gazali]<br />
<br />
B&ouml;yle m&uuml;him olan emr-i marufun bazı şartları vardır. Mesela emr-i maruf yapan, aynı k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri kendisi işlememelidir. İşlerse s&ouml;z&uuml; tesirli olmaz. Kur&#39;an-ı kerimde mealen, <b>(İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz?)</b> buyuruluyor. [Bekara 44]<br />
<br />
O halde emr-i maruf yapan, ilmi ile amil olmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İsra gecesinde, ateşten makaslarla dudakları kesilen insanlar g&ouml;rd&uuml;m. Kim olduklarını sordum. Onlar da &quot;İyilikle emreder kendimiz yapmazdık. K&ouml;t&uuml;l&uuml;kten nehyeder; fakat kendimiz sakınmazdık&quot; diye cevap verdiler.)</b> [İbni Hibban]<br />
<br />
<b>(Emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nkeri, rıfk ve hilm sahibi fakihler yapar.)</b> [İ.Gazali]<br />
<br />
Emr-i maruf &ccedil;ok m&uuml;him olduğu i&ccedil;in, insan, kendisi her iyiliği yapamazsa ve her k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten ka&ccedil;amazsa da, g&uuml;c&uuml; yetiyorsa, emr-i marufta bulunması gerekir. Hazret-i Enes, (Ya Resulallah, tamamen yapamadığımız bir şeyi emretmeyelim mi? Kendimiz tamamen sakınamadığımız bir şeyi nehy etmeyelim mi?) diye sual edince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<b>(Her ne kadar iyiliğin hepsini yapamasanız ve her ne kadar k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten sakınamasanız da, emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapınız!)</b> [İ. Gazali]<br />
<br />
Abd&uuml;lgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:<br />
(S&ouml;z ve yazı ile emr-i maruf &acirc;limlerin vazifesidir. Kalb ile, dua ederek g&uuml;nah işleyene mani olmaya &ccedil;alışmak da her m&uuml;minin vazifesidir. El ile m&uuml;dahale ise devletin vazifesidir.) <b>[Hadika] </b><br />
<br />
Faydası olmayacağı ve zarar geleceği bilindiği halde, her g&uuml;nah işleyene emr-i maruf yapmaya kalkmak doğru değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kıyamet g&uuml;n&uuml;, bir kuluna, g&uuml;nah işleyeni g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman ni&ccedil;in engel olmadığını soracak, o kimse de, &quot;Onun zararından, d&uuml;şmanlığından korktum, senin af ve mağfiretine g&uuml;vendim&quot; diyecek </b>[ve mazur g&ouml;r&uuml;lecek]<b>tir.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>Emr-i maruf farzdır<br />
Sual: </b>İmam-ı Rabbani, (Emr-i bil maruf ve nehy-i anil m&uuml;nker Peygamber efendimizin s&uuml;nnetinden, belki İslamiyet&#39;in vaciblerinden ve farzlarındandır) diyor. Emr-i maruf s&uuml;nnet mi, vacib mi, farz mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil m&uuml;nker farzdır. Farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Yani, herkese farz değil, g&uuml;c&uuml; yetene farzdır. Her g&uuml;c&uuml; yetene de farz değildir. Bir yerde, bu işi yapanlar varsa, diğerlerine farz olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<br />
<b>(İ&ccedil;inizde, hayra &ccedil;ağıran, marufu emreden ve m&uuml;nkeri nehyeden bir topluluk bulunsun. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerdir.)</b> [&Acirc;l-i İmran 104]<br />
<br />
<b>Maruf,</b> dinimizin emrettiği hususlardır. <b>M&uuml;nker</b> ise, dinimizin yasakladığı, yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın razı olmadığı işlerdir.<br />
<br />
<b>Belki</b> kelimesi her zaman ihtimal manasında değildir. Bazen elbette &ouml;yle demektir, kesinlik ifade eder.<br />
<br />
<b>Vacib</b> de, yalnız kullanıldığı zaman genelde farzdır, şarttır anlamındadır. Mesela bu işi yapmak vacibdir demek şarttır, farzdır demektir. Farz ve vacib denilince, o zaman farz ile s&uuml;nnet arasındaki h&uuml;k&uuml;m anlaşılır. Mesela namazın farzları ve vacibleri var denince burada vacib, herkesin bildiği vacibdir.<br />
<br />
Yukarıda vaciblerinden ve farzlarından deniyor. Bu, şartlarından ve farzlarından demek oluyor. Birbirini kuvvetlendirmek i&ccedil;in s&ouml;ylenmiştir.<br />
<br />
<b>S&uuml;nnet</b> de, tek başına kullanılınca İslamiyet anlamına gelir. Mesela (S&uuml;nnetimi terk edene şefaat etmem) demek, M&uuml;sl&uuml;man olmayana şefaat etmem demektir. Yoksa b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işleyenlere de şefaat vardır. Yukarıda emr-i maruf farzı i&ccedil;in, Peygamber efendimizin s&uuml;nnetinden demek, Peygamber efendimizin yaptığı farzlardan biridir demektir.<br />
<br />
Kelimenin tek manası ile hareket edilirse yanlış neticeye varılır.<br />
<br />
<b>Emr-i maruf nedir?</b><br />
<b>Sual:</b> (Emr-i maruf farzı kif&acirc;yedir, ama farz-ı ayn olduğu durumlar da vardır) deniyor. Emr-i maruf hangi durumlarda yapılır? Emr-i maruf tam olarak nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kur&#39;an-ı kerime, hadis-i şeriflere ve akla uygun gelen, yani iyi şeylere <b>Maruf</b>, bunlara uymayan k&ouml;t&uuml; şeylere de <b>M&uuml;nker</b> denir. M&uuml;ctehidlerin s&ouml;zbirliğiyle yasak edilen şeylere de <b>M&uuml;nker </b>denir. Emr-i maruf; iyiliği emretmek, nehy-i m&uuml;nker de k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten sakındırmak demektir.<br />
<br />
İslamiyet&rsquo;in temeli; imanı, farzları ve haramları &ouml;ğrenmek ve &ouml;ğretmektir. B&uuml;t&uuml;n peygamberler bunun i&ccedil;in g&ouml;nderilmiştir. Gen&ccedil;lere bunlar &ouml;ğretilmezse, İslamiyet yıkılır, yok olur.<b> (Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
Birka&ccedil; hadis-i şerif:<br />
<b>(Birbirinize M&uuml;sl&uuml;manlığı &ouml;ğretin! Emr-i marufu bırakırsanız, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, en k&ouml;t&uuml;n&uuml;z&uuml; başınıza musallat eder ve dualarınızı kabul etmez.) </b>[Bezzar]<br />
<br />
<b>(B&uuml;t&uuml;n ibadetlere verilen sevab, Allah yolunda gazaya verilen sevaba g&ouml;re, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, Emr-i maruf ve nehy-i anilm&uuml;nker sevabı yanında, denize g&ouml;re bir damla su gibidir.) </b>[Deylem&icirc;]<br />
<br />
<b>(G&uuml;nahk&acirc;r bir toplumdaki iyi kimseler, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri d&uuml;zeltmeye g&uuml;&ccedil;leri yettiği h&acirc;lde, d&uuml;zeltmezlerse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &ouml;l&uuml;mlerinden &ouml;nce onların hepsine şiddetli azap eder.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir meleğe, bir beldeyi yıkmasını emreder. O melek, bu beldede hi&ccedil; g&uuml;nah işlemeyen bir zatın da olduğunu bildirince, Cenab-ı Hak, &quot;Belde halkıyla onu da alt &uuml;st et! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o zat, g&uuml;nah işleyenlere y&uuml;z&uuml;n&uuml; ekşitmedi&quot; buyurdu.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Eski milletlerden bir kısmına depremle azap yapıldı. İyiler de helak oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; işlenen g&uuml;nahlar karşısında susup, imk&acirc;nları varken &ouml;nlememişlerdi.) </b>[Taberan&icirc;]<br />
<br />
(Y&acirc; Resulallah, i&ccedil;inde iyilerin de bulunduğu bir &uuml;lke helak olur mu?) diye soranlara,<b> (Evet g&uuml;nah işlenirken, iyiler s&uuml;k&ucirc;t ederse, hepsi helak olur) </b>buyurdu.<b> </b>(Bezzar)<br />
<br />
Emr-i maruf farzdır. Ancak, m&uuml;nkere, fitneye yol a&ccedil;an emr-i marufu yapmamak lazım olur <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Seyyid Abd&uuml;lkadir-i Geylan&icirc; hazretleri buyuruyor ki: Bir kimse, bir g&uuml;nah işleyeni g&ouml;r&uuml;p de men edince, kendine zarar gelme ihtimali olsa da, [Fitneye sebep olmayacaksa yani İslamiyet&rsquo;e ve M&uuml;sl&uuml;manlara zarar gelmeyecekse] men etmesi bize g&ouml;re &ccedil;ok kıymetli olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in k&acirc;firlerle cihad etmek gibi sevab verilir. <b>(Gunyet-&uuml;t-talibin)</b><br />
<br />
Peygambere t&acirc;bi olan, emr-i maruf, nehy-i m&uuml;nker etmekte de t&acirc;bi olur. Bunları yapmayan, Ona t&acirc;bi olmuş olmaz. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
Emr-i maruf iki suretle yapılır:<br />
<b>1-</b> <b>S&ouml;z, yazı ve medya ile:</b> Bunu yaparken, bilgi azsa ve şahsa, &acirc;detlere, kanunlara dikkat ve riayet edilmezse, fitneye sebep olabilir.<br />
<b>2-</b> <b>H&acirc;l ile:</b> İslam&rsquo;ın g&uuml;zel ahlakına uyarak, &ouml;rnek olmaktır. Herkese tatlı dil, g&uuml;ler y&uuml;z g&ouml;stermek, kimseyi incitmemek, kimsenin malına, ırzına g&ouml;z dikmemek, kanunlara uymak, vergilerini, bor&ccedil;larını &ouml;demek, en tesirli, en faydalı nasihat olur. Bunun i&ccedil;indir ki, <b>(Lisan-ı h&acirc;l, lisan-ı kalden entaktır)</b> demişlerdir. Yani, insanın h&acirc;l ve hareketi, s&ouml;z&uuml;nden daha tesirli olur. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, İslam&#39;ın g&uuml;zel ahlakına uygun yaşamak, emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmanın en g&uuml;zel yoludur. M&uuml;him bir farzı yapmak, ibadet etmektir. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
<b>(G&uuml;nah işleyeni, elinizle men edin, buna kuvvetiniz yetmezse, s&ouml;zle m&acirc;ni olun! Bunu da yapamazsanız, kalbinizle beğenmeyin! Bu ise, imanın en aşağısıdır)</b> hadis-i şerifinin a&ccedil;ıklaması ş&ouml;yledir: Kadı zade Ahmed efendi buyuruyor ki:<br />
El ile, g&uuml;&ccedil; kullanarak nehy-i m&uuml;nker yapmak, yani g&uuml;nah işleyene m&acirc;ni olmak h&uuml;k&uuml;metin vazifesidir. S&ouml;zle, yazıyla cihad etmek, &acirc;limlerin vazifesidir. Kalble dua etmek ise, her m&uuml;minin vazifesidir. Etkili olacaksa, bu vazifeleri yapmak vacib olur. Fitneye sebep olacağı umulursa, terk etmek vacib olur. Fitne bulunan yere zaruretsiz gitmek caiz değildir. Eğer dinini korumak i&ccedil;in hicret ederse, g&uuml;zel olur, Cennete girmeye l&acirc;yık olur.<br />
<br />
Abd&uuml;lgani Nablus&icirc; hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nkeri el ile yapmak, h&uuml;k&uuml;mete, dille yapmak, din adamlarına, kalble yapmak da her M&uuml;sl&uuml;mana farzdır. Kendinin ve M&uuml;sl&uuml;manların dinine veya d&uuml;nyasına zarar gelecek işleri bırakmak vacib olur. &Ouml;ld&uuml;r&uuml;leceğini bilenin cihad yapması caiz olmaz. Sultanın, kendi aklıyla, arzusuyla verdiği emirlerine itaat etmek gerekmez. Fakat sultan zalimse, eziyet ve işkence ediyorsa, onun emirlerine uymak gerekir. Hele, itaat etmeyenleri &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorsa, kendini tehlikeye atmak, kimseye caiz olmaz. Emr-i maruf, fitneye yol a&ccedil;arsa yapılmaz. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Emr-i marufu ve Nehy-i m&uuml;nkeri elle yapmak [g&uuml;&ccedil; kullanarak polisle, askerle m&acirc;ni olmak] devlet adamlarına, dille yapmak [vaaz etmek ve kitap yazmak] din adamlarına, kalble yapmak [beğenmemek ve dua ederek m&acirc;ni olmak] da her M&uuml;sl&uuml;mana farzdır. El ile m&uuml;dahale etmek, din adamlarına farz değilse de, g&uuml;nah işlenirken m&acirc;ni olmaları caizdir, fakat fitneye sebep olmamalı. Yani, kendinin ve M&uuml;sl&uuml;manların dinine veya d&uuml;nyasına zarar gelecek olursa, terk etmesi vacib olur. Kendinde kibir, riya, suizan, meşhur olmak d&uuml;ş&uuml;ncelerinin h&acirc;sıl olması ve M&uuml;sl&uuml;mana hakaret etmesi fitne olur. Caiz olan bir şeyi yapmak haram işlemeye sebep olursa, bunu yapmak da haram olur. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
İslamiyet&rsquo;in başlangıcında, insanların &ccedil;oğu, M&uuml;sl&uuml;manlığı yadırgadıkları gibi, &acirc;hir zamanda da, dini bilmeyenler, dinin emirlerini yadırgar. Dini bilenler bozulmuş olan dinin h&uuml;k&uuml;mlerini d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışırlar, emr-i maruf yaparlar. Dinin emrine uymakta başkalarına &ouml;rnek olurlar. İslam bilgilerini doğru olarak yazıp, kitaplarını yaymaya &ccedil;alışırlar. Bunları dinleyenler az, karşı gelenler &ccedil;ok olur. Her M&uuml;sl&uuml;manın birbirine, m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar, emr-i maruf yapması yani nasihat etmesi farzdır. <b>(Faideli Bilgiler)</b><br />
<br />
İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarında yazılı olan din bilgilerini &ouml;ğretmeye ve fıkıh ahk&acirc;mını yaymaya elden geldiği kadar &ccedil;alışmalı. Bu ikisi b&uuml;t&uuml;n saadetlerin başı, y&uuml;kselmenin vasıtası ve kurtuluşun sebebidir. Emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmalıdır.<br />
<br />
Kul haklarından en &ouml;nemlisi ve azabı en &ccedil;ok olanı, akrabasına ve emri altındakilere emr-i maruf yapmamak, İslam bilgilerini &ouml;ğretmemektir. <b>(H. L. Olan İman)</b><br />
<br />
Emr-i maruf yapmanın &uuml;&ccedil; şartı vardır:<br />
<b>1-</b> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emrini ve yasağını bildirmeye niyet etmek.<br />
<b>2-</b> S&ouml;ylediğinin vesikasını, kaynağını bilmek.<br />
<b>3-</b> H&acirc;sıl olacak sıkıntılara sabretmek. Yumuşak s&ouml;ylemek, sertlik yapmamak lazımdır. Sert s&ouml;yleyen ve m&uuml;nakaşa eden fitne &ccedil;ıkmasına sebep olur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Yuşa aleyhisselama, <b>(Kavminden kırk bin salih kimseye ve altmış bin f&acirc;sık kimseye azap yapacağım!)</b> diye vahyetti. (Ya Rabbi! Salihlere azap yapmanın sebebi nedir?) diye sual ettiğinde, <b>(Benim gazap ettiklerime, onlar gazap etmedi. Birlikte yiyip i&ccedil;tiler)</b> buyurdu. Malına, canına, evladına ve M&uuml;sl&uuml;manlara zarar geleceği, yani fitneye sebep olacağı zaman, bid&rsquo;at sahiplerine ve zalimlere emr-i maruf yapmak gerekmez. A&ccedil;ık&ccedil;a g&uuml;nah işleyen f&acirc;sıkları, yalnız kalble sevmemek k&acirc;fidir. Tatlı ve yumuşak s&ouml;zlerle nasihat vermek lazım olur. <b>(İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
Emr-i maruf yaparken kendini tehlikeye sokmak emrolunmadı. Dine ve başkalarına zarar vererek d&uuml;nya fitnesine de sebep olmamalı. Kendine d&uuml;nyev&icirc; zararı olsa da emr-i marufu yapmak caiz olur, cihad olur. Sabredemeyecekse, bunu da yapmamalı. <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Kıyamette bir kuluna, &ldquo;G&uuml;nah işleyeni g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n zaman, ni&ccedil;in m&acirc;ni olmadın?&rdquo; diyecek. O kul, &ldquo;O kimsenin zararından, d&uuml;şmanlığından korktum ve senin affına, mağfiretine g&uuml;vendim&rdquo; diyecek)</b> hadis-i şerifi, d&uuml;şmanın kuvvetli olduğu zamanlarda, emr-i marufu ve nehy-i m&uuml;nkeri terk etmenin caiz olacağını g&ouml;stermektedir.<b> (İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
Bu zamanda en b&uuml;y&uuml;k hizmet, fitneye sebep olmadan yapılandır. Yani, m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar, tepki vereceklere karışmamalı, onlarla tartışmamalı. Zamanın ve &uuml;lkenin şartlarına, kanunlara uygun hareket etmeli. Kur&#39;an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, fitneye sebep olmanın k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; a&ccedil;ık&ccedil;a bildirilmiş ve fitneden uzak durmak emredilmiştir. Bunun i&ccedil;in en iyi emr-i maruf, uygun bir din kitabını bir din kardeşine vermektir.<br />
<br />
Emr-i maruf &ouml;z&uuml;rs&uuml;z terk edilirse, dualar kabul olmaz. Hayr ve bereket kalmaz. G&uuml;nah işleyeni g&ouml;r&uuml;p de, g&uuml;c&uuml;, kudreti olduğu h&acirc;lde nehyetmemek, <b>(M&uuml;dahene) </b>olur. M&uuml;dahene edenlerin, kabirden maymun ve hınzır şeklinde kalkacakları, hadis-i şerifte bildirilmiştir. Emr-i maruf yapanı, arkadaşları sevmez, m&uuml;dahene yapanı severler. Emr-i marufu Allah rızası i&ccedil;in yapmak ve s&ouml;ylediğinin kitaptan vesikasını bilmek ve fitneye sebep olmamak lazımdır. S&ouml;z&uuml;n&uuml;n faydası olmayacağını ve fitneye sebep olacağını bilen kimsenin emr-i maruf yapması vacib olmaz. Hatt&acirc; bazen haram olur. <b>(Şir&rsquo;a)</b><br />
<br />
Kul haklarından en &ouml;nemlisi ve azabı en &ccedil;ok olanı, akrabasına ve emri altında olanlara emr-i maruf yapmamaktır. Bunlara din bilgisi &ouml;ğretmeyi terk etmektir. <b>(İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
Her salih M&uuml;sl&uuml;manın ve devletin; k&ouml;t&uuml;, fena kimselerin k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerine m&acirc;ni olmaları lazımdır. Mani olmazlar ise, o k&ouml;t&uuml;lerle beraber, iyiler de helak olurlar. Bunun i&ccedil;in, emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker, ehil olan b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manların vazifesidir. <b>(Cevap Veremedi)</b><br />
<br />
Emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlara vacib ve k&acirc;firlerle cihad gibidir. (4/29)<br />
<br />
<b>Emr-i maruf yaparken</b><br />
Emr-i maruf yapacağım diye tartışmaya girmek caiz olmaz. M&uuml;nakaşayla, tartışmayla hi&ccedil; kimseye hak yolu kabul ettiremeyiz. Hidayete kavuşturan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Bizim yapacağımız şey, doğru yazılmış bir din kitabını vermektir. O b&uuml;y&uuml;k &acirc;limlerin m&uuml;barek s&ouml;zleriyle hakkı kabul etmezse, bizim s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; nasıl kabul eder? Biz, yol g&ouml;steren trafik levhası gibi olmalıyız, b&uuml;y&uuml;klerin s&ouml;zlerini yani kitaplarını, kendi s&ouml;z&uuml;m&uuml;ze tercih etmeliyiz. Sadece doğru kitapları g&ouml;stermeli, gerisine karışmamalıyız.<br />
<br />
Bid&rsquo;at ehli kimselerin kitaplarını okuyanlara, senin yolun yanlış demek, kırgınlığa, d&uuml;şmanlığa sebep olabilir. Kendisine uygun bir kitap, mesela <b>Faideli Bilgiler</b> kitabı verilebilir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde emr-i maruf yapmanın en iyi ve en kolay yolu, doğru bir kitap vermektir. Nasibi var ise, okur &ouml;ğrenir. Nasibi yoksa, biz yine kitap verdiğimiz i&ccedil;in sevab kazanırız.<br />
<br />
Emr-i maruf yapmak i&ccedil;in g&uuml;nah işlemek, mesela karşı cinsle chat yapmak veya g&ouml;r&uuml;şmek de caiz olmaz. Yasak edilenden sakınmak, emri yapmaktan &ouml;nce gelir. Mesela, &uuml;st&uuml;nde, namaza m&acirc;ni olacak kadar &ccedil;ok necaset bulunan kimse, avret yerini a&ccedil;madan veya başka bir sebeple temizlemesi m&uuml;mk&uuml;n değilse, başka elbisesi de yoksa, o h&acirc;liyle kılar, &ccedil;ıplak kılmaz. Hatt&acirc; temizleme imk&acirc;nı olsa, ama yanında yabancılar varsa, temizlemeden namazını kılar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; başkalarının yanında avret yerini a&ccedil;mak yasak, necaseti temizlemek ise emirdir. Emir ile yasak bir araya gelince, &ouml;nce yasaktan sakınılır. Yani avret yeri a&ccedil;ılmaz. Bir emri yapmak, bir haramı işlemeye sebep olursa, haram işlememek i&ccedil;in, o emir terk edilir. Bunun gibi, gayrim&uuml;slim bir kadın, (Benimle g&uuml;nah işlersen M&uuml;sl&uuml;man olacağım) dese, onun M&uuml;sl&uuml;man olmasını sağlamak i&ccedil;in bu g&uuml;nahları işlemek de, kesinlikle caiz olmaz. Hacca gitmesi farz olan bir kadın, yanında mahremi yoksa, farzı yapmak i&ccedil;in hacca gitmesi haram olur. Karşı cinse, g&uuml;nah işleyerek emr-i maruf yapılmaz. Niyetinin iyi olması onu kurtarmaz. Uygun bir yol ile, d&icirc;n&icirc; bir kitap hediye etmek yeter.<br />
<br />
Forumlarda ve mail gruplarında her t&uuml;rl&uuml; insan, mesela bid&rsquo;at ehli veya başka fanatik kimseler bulunabilir. Tartışmaya sebep olabilecek işlerden uzak durmalı, bunun yerine tanıdığımız kimselere, uygun d&icirc;n&icirc; site ve mail gruplarını tavsiye etmelidir. Sitemiz&nbsp;<b><a href="https://dinimizislam.com">dinimizislam.com</a> </b>adresinde, her t&uuml;rl&uuml; d&icirc;n&icirc; bilgi mevcuttur. Sorulara verilen cevaplar, mail grubunun &uuml;yelerine de g&ouml;nderilmektedir.<br />
<br />
Emr-i maruf, farz-ı ayn değil, farz-ı kif&acirc;yedir. Kendimiz, dinimizin bildirdiği şekilde emr-i maruf yapamıyorsak, emr-i maruf yapanlara herhangi bir şekilde yardım etmelidir. Mesela, uygun bir din kitabını alıp başkasına vermek, emr-i maruf olur. Hi&ccedil;bir yardım yapamayan, dua ile yardım etmeye &ccedil;alışmalıdır.<br />
<br />
Bir başka husus, ona buna nasihat vermeye &ccedil;alışmaktan &ccedil;ok, kendimize emr-i maruf yapmalıyız. Kendi hatamızı g&ouml;r&uuml;p, d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışmalıyız. Dinimizin bildirdiği g&uuml;zel ahlak ile s&uuml;slenmeli, h&acirc;l ve hareketlerimizle &ouml;rnek olmaya &ccedil;alışmalıyız. (Lisan-ı h&acirc;l, lisan-ı kalden entaktır) s&ouml;z&uuml; meşhurdur. Yani, insanın h&acirc;l ve hareketi, s&ouml;z&uuml;nden daha tesirli olur. M&uuml;sl&uuml;manların g&uuml;zel h&acirc;llerine bakıp, doğru yolu bulanlar &ccedil;oktur.<br />
<br />
Ben 70 yaşını ge&ccedil;tim, bu kadar zaman i&ccedil;inde bir kişiyi delille ikna edemedim. Hidayete kavuşturan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Yani bu bir nasip meselesidir. Tartışma, dostların dostluğunu azaltır, d&uuml;şmanın ise d&uuml;şmanlığını artırır. Haklı yere de olsa, tartışmak g&uuml;nahtır. G&uuml;nah işleyerek emr-i maruf yapılmaz. Bir hadis-i şerif:<br />
<b>(M&uuml;cadele ve m&uuml;nakaşayı terk edin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; iki taraftan birinin s&ouml;ylediği yanlıştır. Neticede iki taraf da g&uuml;naha girer.)</b> [Ramuz]<br />
<br />
Tartışmaya sebep olmayacak olsa bile, hatırımızda yanlış kalmış olabilir veya yanlış nakledebiliriz. Doğru bile nakletsek, bizim s&ouml;ylediğimizi kabul etmek, karşıdakinin nefsine ağır gelebilir, ama kitaptan kendisi okursa, nasibi de varsa, kabul etmesi daha kolay olur, &ccedil;&uuml;nk&uuml; evliya zatların s&ouml;zlerinde rabb&acirc;n&icirc; tesir olur.<br />
<br />
Facebook, Twitter gibi sitelerde, dine ve kanuna aykırı olan bir&ccedil;ok sayfalar, yazı ve videolar olabiliyor. Yani oralara girmek, bir&ccedil;ok bakımdan uygun değildir. Dine hizmet etmek isteyenlerin, doğru yazılmış kitapları ve siteleri uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; arkadaşlarına tavsiye etmeleri, b&ouml;yle kitap ve sitelerden yazı alıp, ilave yapmadan kendi grubundaki uygun arkadaşlara g&ouml;ndermeleri yeterlidir. S&ouml;ylediğimiz mutlaka doğru olmalı, ama herkese her doğru s&ouml;ylenmez. Uygunsuz kimselere g&ouml;nderilirse, fitneye sebep olunabilir. Din b&uuml;y&uuml;kleri, <b>(Bu zamanda en kıymetli hizmet, fitneye sebep olmamaktır) </b>buyuruyor. Hizmet ediyorum sanarak, bilmeden fitneye sebep olmamalıdır.</p>

<p><strong>G&uuml;nah işleyenlere mani olmak<br />
Sual: A&ccedil;ık&ccedil;a g&uuml;nah işleyenlere, g&uuml;c&uuml; yetse de, yetmese de mani olmaya &ccedil;alışmak, nasihat etmek, dinimiz a&ccedil;ısından şart mıdır?<br />
Cevap:</strong> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isyan edene <strong>Fasık</strong>, k&ouml;t&uuml; kimse denir. Başkalarının isyan etmesine, fıskın, g&uuml;nahın yayılmasına sebep olana <strong>Facir </strong>denir. Haram işlediği bilinen fasık sevilmez. Bidati, yani bozuk inanışları yayanları ve dini &ouml;ğrenmeye mani olanları sevmek, g&uuml;nahtır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Fasıkın fıskına mani olmaya kudreti varken, kimse mani olmazsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bunların hepsine, d&uuml;nyada ve ahirette azap yapar)</strong> buyuruldu. &Ouml;mer bin Abd&uuml;l&#39;az&icirc;z hazretleri buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir kimse g&uuml;nah işlediği i&ccedil;in, başkalarına da azap yapmaz ise de, a&ccedil;ık&ccedil;a g&uuml;nah işleyenler g&ouml;r&uuml;l&uuml;p de, g&ouml;rebilenler mani olmadığı zaman, hepsine azap yapar.&rdquo;</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Y&ucirc;şa Peygambere;<br />
<strong>(Kavminden kırkbin salih kimseye ve altmış bin fasık kimseye azab yapacağım!)</strong> buyurunca;<br />
-Y&acirc; Rabb&icirc;! Fasıklar, azabı hak etmiştir. Salihlere azap yapmanın sebebi nedir? diye arzedince;<br />
<strong>(Benim gadab ettiklerime, onlar gadab etmedi. Birlikte yediler, i&ccedil;tiler)</strong> buyurdu.</p>

<p>Malına, canına, evladına ve M&uuml;sl&uuml;manlara zarar geleceği, yani fitneye sebep olacağı zaman, bid&#39;at sahiplerine ve zalimlere emr-i ma&#39;r&ucirc;f yapmak lazım olmaz. A&ccedil;ık&ccedil;a g&uuml;nah işleyen fasıkları, yalnız kalp ile sevmemek k&acirc;fidir. Tatlı ve yumuşak s&ouml;zlerle nasihat vermek lazım olur.</p>

<p><strong>G&uuml;nah işleyene m&uuml;dahale etmek<br />
Sual: Bir had&icirc;s-i şerifte; (G&uuml;nah işleyeni g&ouml;ren, eli ile m&acirc;ni olsun. Buna g&uuml;c&uuml; yetmezse, dili ile m&acirc;ni olsun!) buyuruluyor. Bu had&icirc;s-i şerife g&ouml;re her M&uuml;sl&uuml;man, a&ccedil;ık&ccedil;a g&uuml;nah işleyenlere m&uuml;dahale edebilir mi?<br />
Cevap:</strong> Bu konuda Had&icirc;kada dil afetlerini anlatırken deniyor ki:<br />
&ldquo;Emr-i ma&#39;r&ucirc;fu ve Nehy-i m&uuml;nkeri el ile yapmak, devlet adamlarına, dil ile yapmak, din adamlarına, kalp ile yapmak da her M&uuml;sl&uuml;mana farzdır. El ile yapmaya <strong>İhtis&acirc;b</strong> ve <strong>Hisbet</strong> denir. Dil ile yapmaya <strong>Vaaz</strong> ve <strong>Nasihat</strong> denir. Hisbet yaparak &ccedil;algıları, i&ccedil;ki şişelerini kırmak yalnız devlet memurlarının vazifesi olduğu i&ccedil;in, başkaları kırarsa tazmin eder, &ouml;derler. Hisbet yapmak, din adamlarına farz değil ise de, g&uuml;nah işlenirken m&acirc;ni olmaları caizdir. Fakat, din adamı hisbet yaparken fitne uyandırmamalıdır. Yani, kendinin ve M&uuml;sl&uuml;manların dinine veya d&uuml;nyasına zarar gelecek olursa, hisbeti terk etmesi vacip olur. Hisbet yaparken kendinde kibir, riya, suizan, meşhur olmak d&uuml;ş&uuml;ncelerinin hasıl olması ve M&uuml;sl&uuml;manı hakaret, techil etmesi, fitne olur. Caiz olan bir şeyi yapmak haram işlemeye sebep olursa, bunu yapmak da haram olur. Had&icirc;s-i şeriflere, kendine g&ouml;re mana vererek, vacib olmayan şeyi yapmaya kalkışmamalıdır. Fitne &ccedil;ıkarmamaya dikkat etmelidir. &Ouml;ld&uuml;r&uuml;leceğini muhakkak bilenin cihat yapması caiz olmaz. &Ouml;ld&uuml;r&uuml;leceğini bilenin şartlarına uygun hisbet yapması caiz olur ve &ouml;l&uuml;nce şehit olur. Fakat, fitne &ccedil;ıkacağını bilenin hisbet yapması caiz olmaz. Zalim devlet adamlarına, Allah rızası i&ccedil;in, dil ile emr-i ma&#39;r&ucirc;f yapmak da b&ouml;yledir.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: </strong>Hıristiyanlığı, ateistliği yayan kuruluşları yayınları ile g&ouml;rebiliyoruz. Peki İslamiyetin yayılmasına &ccedil;alışan kuruluşlar yok mudur?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
İslam dini, hak din olmasına rağmen, daha fazla yayılması i&ccedil;in, şimdi pek az gayret sarf edilmektedir. Hıristiyanların, Hıristiyanlığı yaymak i&ccedil;in kurdukları teşkilatlar, dernekler &ccedil;oktur ve b&uuml;y&uuml;kt&uuml;rler. Harputlu İshak Efendi Diy&acirc;-&uuml;l-Kul&ucirc;b kitabında şu bilgileri vermektedir:</p>

<p>&ldquo;Miladi 1804 senesinde kurulan&nbsp;<strong>İngiliz Bible House-İncil Evi</strong>&nbsp;ismindeki protestan cemiyeti, derneği, İncil&#39;i 204 lisana terc&uuml;me ettirmiştir. 1872 senesine kadar, bu cemiyet tarafından basılan kitapların adedi, 70 milyona varmıştır. O zamanda, bu cemiyetin Hıristiyanlığı yaymak i&ccedil;in sarf ettiği para, 205.313 İngiliz altını idi ki, bug&uuml;nk&uuml; para ile 45 milyar lirayı tutmaktadır.&rdquo;</p>

<p>Bu cemiyet, bug&uuml;n de faaliyette olup, d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok yerlerinde hastahaneler, konferans salonları, k&uuml;t&uuml;phaneler, mektepler, hatta sinema salonları gibi eğlence yerleri, spor tesisleri kurmakta, buralara devam edenleri Hıristiyanlığa teşvik etmektedir. Katolikler de, aynı surette &ccedil;alışmaktadır.</p>

<p>Zamanımızda, bazı M&uuml;sl&uuml;man memleketlerinde olduğu gibi, Avrupa ve Amerika&#39;da da, k&uuml;&ccedil;&uuml;k İslam merkezleri vardır. Bunlar, İslami neşriyat yapmaktadır. Fakat &ccedil;eşitli fırkalarca desteklenen bu merkezlerin yayınları, birbirlerini k&ouml;t&uuml;lemekte, dinimizin emrettiği İslam birliğini bozmaktadır. T&uuml;rkiyede Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarını neşreden Hakikat Kitabevi&#39;nin g&uuml;c&uuml; de, ancak bir miktar gencin okuyabilmesine kifayet etmektedir. Bir&ccedil;ok imk&acirc;nsızlıklara rağmen, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada,&nbsp;<strong>&quot;Hakikat Kitabevi&quot;</strong>nin m&uuml;tevazı neşriyatları okunmakta, bu sayede doğru yolda olan Ehl-i s&uuml;nnet itikadındaki M&uuml;sl&uuml;manların adedi her sene artmaktadır. Bundan y&uuml;z sene evvel M&uuml;sl&uuml;manlar Hıristiyanların ancak &uuml;&ccedil;te biri kadarken, bug&uuml;n bu miktar hemen hemen y&uuml;zde elliye varmıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; M&uuml;sl&uuml;manlar, inan&ccedil;larına sadık kalmakta ve evlatlarını M&uuml;sl&uuml;man olarak yetiştirmektedirler. Hıristiyan &acirc;leminde ise, gen&ccedil;ler, Hıristiyanlığın yeni buluşlara karşı olduğunu g&ouml;rerek, dinlerine g&uuml;venleri kalmamakta ve dinsiz olmaktadırlar. İngilterede, hi&ccedil;bir dine inanmayanların, n&uuml;fusun y&uuml;zde otuzunu bulduğunu, İngiliz neşriyatı haber vermektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İsy&acirc;n, insanı ink&acirc;ra s&uuml;r&uuml;kler...</strong></p>

<p>İsy&acirc;n; karşı gelme, baş kaldırma, &acirc;s&icirc; olma gibi anlamlara gelmektedir. İsy&acirc;n kelimesi, ink&acirc;r karşılığı olarak kullanıldığı gibi, g&uuml;nah karşılığı olarak da kullanılmaktadır. Zira fıkıh kitaplarında fısk; &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ve yasaklarına uymama, isy&acirc;n etme, g&uuml;n&acirc;h&quot; diye tarif edilmektedir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isy&acirc;n edene f&acirc;sık denir. Başkalarının isyan etmesine, fıskın yayılmasına sebep olana f&acirc;cir denir. Har&acirc;m işlediği bilinen f&acirc;sık sevilmez. Bid&#39;&#39;ati yayanları ve z&acirc;limleri sevmek, g&uuml;n&acirc;htır. Had&icirc;s-i şer&icirc;fte; (F&acirc;sıkın fıskına m&acirc;ni olmaya kudreti varken, kimse m&acirc;ni olmazsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bunların hepsine, d&uuml;ny&acirc;da ve &acirc;hirette az&acirc;b yapar) buyuruldu.</p>

<p>Şumeyt bin Acl&acirc;n hazretleri buyurdu ki: &quot;Kim, fısktan g&uuml;nahtan r&acirc;zı olur beğenirse, onu yapanlardan olur. Kim de Allah&#39;&#39;a isy&acirc;n edenleri beğenirse, r&acirc;zı olursa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onun ib&acirc;detlerini kab&ucirc;l etmez.&quot; &Ouml;mer bin Abd&uuml;laz&icirc;z hazretleri buyuruyor ki: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir kimse g&uuml;n&acirc;h işlediği i&ccedil;in, başkalarına az&acirc;b yapmaz ise de, a&ccedil;ık&ccedil;a g&uuml;n&acirc;h işleyenler g&ouml;r&uuml;l&uuml;p de, g&ouml;rebilenler m&acirc;ni olmadığı zam&acirc;n, hepsine az&acirc;b yapar.&quot;</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Y&ucirc;şa aleyhissel&acirc;ma vahyederek; -Kavminden kırkbin s&acirc;lih kimseye ve altmış bin f&acirc;sık kimseye az&acirc;b yapacağım! buyurunca Y&ucirc;şa aleyhissel&acirc;m; -Y&acirc; Rabb&icirc;! F&acirc;sıklar, az&acirc;bı hak etmiştir. S&acirc;lihlere az&acirc;b yapmanın sebebi nedir? diye arzetti. Cen&acirc;b-ı Hak da: -Benim gadab ettiklerime, onlar gadab etmedi. Birlikte yediler, i&ccedil;tiler buyurdu.</p>

<p>Doğru yolda olanlar... Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mde Hucur&acirc;t s&ucirc;resinin 7. &acirc;yet-i kerimesinde me&acirc;len: (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; size &icirc;m&acirc;nı sevdirmiş ve onu kalblerinize z&icirc;net yapmıştır. K&uuml;fr&uuml;, fıskı ve isy&acirc;nı da size &ccedil;irkin g&ouml;stermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır) buyurulmaktadır. Peygamber efendimiz de; (Ana-babaya iyilik ve hizmet edenlerin &ouml;mr&uuml; bereketli ve uzun olur. Ana ve babasına isy&acirc;n edenlerin &ouml;mr&uuml; bereketsiz ve kısa olur. Ana ve babasına isy&acirc;n eden mel&#39;&#39;&ucirc;ndur) buyurmuşlardır. Ma&#39;&#39;r&ucirc;f-ı Kerh&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;D&uuml;ny&acirc; d&ouml;rt şeyden ib&acirc;rettir: Mal, s&ouml;z, uyku ve yemek. Mal; insanı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isy&acirc;n ettirir. S&ouml;z, insanı Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan oyalar. Uyku, insana Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutturur. Yemek ise insanın kalbini katılaştırır.&quot; İnsanın nefsi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isy&acirc;n, can d&uuml;şmanı olan şeyt&acirc;na it&acirc;at dilemektedir. Bunun i&ccedil;in ib&acirc;detler, kalbin temizliğini, cil&acirc;sını artırır. G&uuml;n&acirc;hlar ise, kalbi karartır. K&uuml;f&uuml;r ve har&acirc;m al&acirc;metleri bulunan yemekler, kalbi karartır ve kabirde &ccedil;&uuml;r&uuml;meye sebep olur. Ubeydullah-ı Ahr&acirc;r hazretleri buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;Muhammed aleyhissel&acirc;mın &uuml;mmetinden &quot;Mesh&quot; y&acirc;ni s&ucirc;retinin değiştirilmesi, hayvan s&ucirc;retine d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmesi kaldırılmıştır. Fakat b&acirc;tından yani m&acirc;nen s&ucirc;retin değişmesi kaldırılmamıştır. Manen hayvan s&ucirc;retine &ccedil;evrilmiş olmanın al&acirc;meti ise, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işleyenin bu g&uuml;nahları işlemekten, elem duymaması, &uuml;z&uuml;lmemesi, fısk ve isy&acirc;n olan işlerde ısr&acirc;r etmesidir. İşlenen b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahlardan dolayı kalb o kadar kararır ki, artık ik&acirc;z ve nas&icirc;hat da yapılsa, o kimse gafletten uyanmaz.&quot; Bedendeki b&uuml;t&uuml;n uzuvlar birer em&acirc;nettir ve nimettir. Bu nimetleri, meşr&ucirc; şekilde ve meşr&ucirc; yerlerde kullanan kimse, em&icirc;n kimselerden olur ve b&ouml;ylece Cen&acirc;b-ı Hakka karşı tam ş&uuml;k&uuml;r yapılmış olur. Bu em&acirc;netleri, gayr-i meşr&ucirc; yerlerde kullanan kimse ise, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isy&acirc;n etmiş ve hiy&acirc;net etmiş olur. Nefsin arz&ucirc;larının, insanı Allah yolundan saptırıcı oldukları, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mde haber verilmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; nefs, d&acirc;im&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ink&acirc;r, Ona in&acirc;d, isy&acirc;n etmek ister. Nefsine uyan, k&uuml;fre vey&acirc; bid&#39;&#39;at s&acirc;hibi olmaya y&acirc;hut fıska yani har&acirc;m işlemeye başlar. Eb&ucirc; Bekr Tamist&acirc;n&icirc; hazretleri buyurdu ki:</p>

<p>D&uuml;nya nimetlerinin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; &quot;Nefse uymaktan kurtulmak, d&uuml;ny&acirc; nimetlerinin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; nefs, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ile kul arasındaki perdelerin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r.&quot; Had&icirc;s-i şer&icirc;fte de; (&Uuml;mmetimin iki k&ouml;t&uuml; huya yakalanmalarından &ccedil;ok korkuyorum. Bunlar; nefse uymak ve &ouml;l&uuml;m&uuml; unutup, d&uuml;ny&acirc; arkasında koşmaktır) buyuruldu.</p>

<p>Nefse uymak, İsl&acirc;miyyete uymaya m&acirc;ni olur. &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak ise, nefse uymaya sebep olur. Nefsin istekleri hep hayv&acirc;n&icirc; arz&ucirc;lardır. İnsan bu arz&ucirc;ları peşinde olduğu kadar, &acirc;hiret ihtiy&acirc;&ccedil;larını h&acirc;zırlamakta geri kalır. Nefs, mub&acirc;hlarla doymaz ve mub&acirc;hları kullanmayı artırdık&ccedil;a, isteklerini artırır. İnsanı har&acirc;mlara s&uuml;r&uuml;kler. Mub&acirc;hları aşırı kullanmak, elemlere, dertlere, hastalıklara sebep olur. B&ouml;yle insan, hep midesini, zevkini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Has&icirc;s ve rez&icirc;l olur. Ma&#39;&#39;r&ucirc;f-ı Kerh&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Kim &ouml;ld&uuml;kten sonra unutulmak istemezse, g&uuml;zel amel işlesin ve isy&acirc;n etmesin.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=580]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 25 May 2026 22:52:14 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Özgürlük ve istediğini yapmak]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Allah ne diye namaz kıl, oru&ccedil; tut, i&ccedil;ki i&ccedil;me, zina etme gibi kurallar koymuş? Bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe, doğallığa aykırı değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kural koymadığı mahlukları da var. Mesela aslan, geyik dağda &ouml;zg&uuml;rce gezip dolaşırlar. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve doğallıktan kasıt, hayvan gibi başı boş, serbest yaşamak olmasa gerek.<br />
<br />
&Ouml;nce sizi d&uuml;ş&uuml;nelim. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğunuz, pis ve zararlı şeyleri yese, <b>yeme o pistir, zararlıdır</b> der misiniz? Ateşe uzansa, <b>cızzz yakar o</b> der misiniz? Yılana elini uzatsa, <b>sakın dokunma sokar</b> der misiniz? Kışın sokağa &ccedil;ıplak &ccedil;ıksa, <b>&uuml;ş&uuml;rs&uuml;n hırkanı giy de &ccedil;ık</b> der misiniz? Derseniz, &ccedil;ocuk size baba benim &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;me karışma dese ne dersiniz? En azından ben babayım, &ccedil;ocuğumun iyiliğini d&uuml;ş&uuml;nmem gerekir, onun i&ccedil;in b&ouml;yle s&ouml;yledim dersiniz.<br />
<br />
Evinizdeki eşyaları, rastgele hepsini &uuml;st &uuml;ste bir odaya mı koydunuz, yoksa buzdolabını ve bulaşık makinesini mutfağa, &ccedil;amaşır makinesini banyoya, karyolayı yatak odasına mı koydunuz? Hangi halde koyarsanız koyun, eşya sizindir kimse karışamaz.<br />
<br />
Bu k&acirc;inat ve i&ccedil;indekiler de başı boş değildir. Hepsinin bir sahibi vardır. Siz nasıl &ccedil;ocuğunuza zarar gelmesini istemiyorsanız, her şeyin sahibi olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, kendi m&uuml;lk&uuml; olan insana, o kişinin faydası i&ccedil;in bazı emir ve yasaklar bildirmiştir. Evinizdeki eşyalar nasıl sahipsiz değilse, bu k&acirc;inat da sahipsiz değildir.<br />
<br />
Arap&ccedil;a&rsquo;da <b>Abd</b>, kul, k&ouml;le demektir. Orta &ccedil;ağda b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada k&ouml;lelik sistemi vardı. K&ouml;leler eşya gibi, hayvan gibi alınıp satılırdı. Sahibi de, k&ouml;leye istediği işleri yaptırma yetkisine sahipti. K&ouml;le, şunu yaparım, şunu yapmam diyemezdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun sahibi ne isterse &ouml;yle yapmak zorunda idi. K&ouml;le tam bir esir idi. İslamiyet k&ouml;leliği kaldırmak i&ccedil;in epey &ccedil;areler koymuştur.<br />
<br />
B&uuml;t&uuml;n insanları da Allah yoktan yarattı. Yani b&uuml;t&uuml;n insanlar, Allah&rsquo;ın kulu, k&ouml;lesidir. Efendimiz Allah&rsquo;tır. Hepimiz k&ouml;leyiz. K&ouml;le k&ouml;leliğini bilmeli, efendisi ne emrediyorsa onu yapmalıdır. Bu efendi, k&ouml;lelik sistemindeki efendiden &ccedil;ok farklıdır. Bizi d&uuml;nyaya getiren akıl veren; can veren, el kol, bacak, g&ouml;z gibi organlar veren, rızık veren bir efendidir. &Uuml;stelik diğer k&ouml;leler gibi ka&ccedil;ıp kurtulma imkanımız da yok. <b>(S&ouml;z&uuml;m&uuml; dinlersen ebedi olarak Cennet denilen bir yerde seni ağırlarım, s&ouml;z&uuml;m&uuml; dinlemezsen, ebedi olarak Cehennem denilen yerde sana azap ederim)</b> diyor. Bunları da yapabilecek kuvvettedir.<br />
<br />
Gerekirse d&uuml;nyadaki efendileri d&ouml;vebiliriz, &ouml;ld&uuml;rebiliriz, ama, bu efendiye hi&ccedil; kimsenin g&uuml;c&uuml; yetmez.<br />
<br />
D&uuml;nyadaki efendiler, bizim iyiliğimizi, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; tam bilemezler, başımıza gelecek işleri, d&uuml;ş&uuml;ncelerimizi, arzularımızı bilemezler. Ama bu efendi, her şeyi bilir, her şeye g&uuml;c&uuml; yeter. &Uuml;stelik &ccedil;ok merhametlidir. Her istediği şey bizim iyiliğimiz i&ccedil;indir. B&uuml;t&uuml;n doktorlardan daha iyi sağlığımız i&ccedil;in re&ccedil;eteler verir. <b>(İ&ccedil;ki i&ccedil;me, uyuşturucu kullanma, zina ve hırsızlık etme, temiz ol, namaz kıl, oru&ccedil; tut, zekat ver) </b>diyorsa bizim bunda mutlaka bir faydamız vardır. İyilik edene teşekk&uuml;r etmek insanlık icabıdır. Beden ve ruhumuzun, d&uuml;nyada ve ahirette saadet ve felaketine sebep olacak şeyleri bildiren Efendiler efendisine teşekk&uuml;r etmek insanlık vazifesi değil mi? İnk&acirc;r etmek nank&ouml;rl&uuml;k olmaz mı?<br />
<br />
Bir doktor, hastasına ila&ccedil; verse, o da (İlacı kullanmazsam doktora hi&ccedil; zararı olmaz) diyerek, ila&ccedil; kullanmasa, doktora zararı olmaz. Fakat kendine zararı olur. Doktor, kendine faydası olduğu i&ccedil;in değil, hastalıktan kurtulması i&ccedil;in, hastasına ila&ccedil; verdi. Doktorun tavsiyesine uyarsa, şifa bulur, uymazsa &ouml;l&uuml;r gider. Bu işte doktorun hi&ccedil; zararı olmaz. Bunun gibi, (Allah&rsquo;ın benim ibadetime ihtiyacı yok) diyerek ibadetten ka&ccedil;an da, Cehenneme gider.<br />
<br />
<b>&Ouml;zg&uuml;rce yaşamak hakkı<br />
Sual: </b>Bir arkadaş, (Tabiat ana, insanı &ouml;zg&uuml;r olarak doğurmuştur. <b>&ldquo;Şunu yapmak, şundan sakınmak gerekir&rdquo; </b>gibi, dini baskıların hepsi &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe zıt, tabiat kanunlarına aykırıdır. İnsan, tam &ouml;zg&uuml;r ve hoş g&ouml;r&uuml;l&uuml; yaşamalı) diyor. İnsan &ouml;zg&uuml;r olarak mı doğmuştur, tam &ouml;zg&uuml;r olarak yaşaması m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Arkadaşınız ya ateist veya onların etkisinde kalmış biridir.<br />
<br />
&Ouml;nce <b>tabiat ana </b>dediği şey nedir? Tabiat ana ne &ouml;zg&uuml;r, ne de esir bir şey doğuramaz.<br />
<br />
İnsanları yaratan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Allah&rsquo;ın emirlerine de <b>dini baskı </b>denmez. O zaman yaratanı beğenmemek olur.<br />
<br />
Tabiat kanunu da ne? Orman kanunu gibi bir şey mi? Tabiat bir kanun mu koymuş?<br />
<br />
Şimdi sorulan suale onun anlayacağı şekilde cevap verelim:<br />
İnsan, bir&ccedil;ok y&ouml;nden &ouml;zg&uuml;r değil, kadere mahkum olarak doğmuştur. Ne cinsiyetini [erkek-kız oluşunu], ne boyunu [uzun-kısa oluşunu], ne de akıllı-deli oluşunu kendisi tayin edemez. K&ouml;r, sağır, dilsiz, fel&ccedil;li, &ccedil;olak, sakat olarak doğmasına engel olamaz.<br />
<br />
Demek ki, insanın doğuşunda &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k yoktur. Doğuşunda yok da, hayatı boyunca &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k elinde midir? Kız ise, kendisini erkek yapabilir mi? C&uuml;ce ise boyunu uzatabilir mi? Hi&ccedil; uyumadan &ouml;m&uuml;r boyu uykusuz kalabilir mi, a&ccedil;, susuz durabilir mi? Ehliyetsiz şof&ouml;rl&uuml;k, diplomasız hakimlik, doktorluk yapabilir mi? Kendi kendine vali, bakan olabilir mi?<br />
<br />
Şu halde tam &ouml;zg&uuml;r yaşamak m&uuml;mk&uuml;n olmadığı gibi, başkasının h&uuml;rriyetini engelleyen sınırsız &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k de zararlıdır. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, her istediğini yapabilmek değildir. Su&ccedil; işleyeni mahkum etmek, h&uuml;rriyetlere engel olan birka&ccedil; anarşisti hapsetmek esaret değildir. Sadece başkasına değil, kendine de zararlı olmak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k değildir. Mesela uyuşturucu maddeleri, v&uuml;cuda zararlı olan şeyleri yasaklamak, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe zıt olarak vasıflandırılamaz. Trafiğin d&uuml;zg&uuml;n olması i&ccedil;in, kurallar koyarak, soldan gitmeyi yasaklamak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe vurulan bir darbe değildir. Aslında &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; kolaylaştırıcı tedbirlerdir.<br />
<br />
Su&ccedil;luyu affetmeyip cezasını vermek, h&uuml;rriyete aykırı değildir.<br />
<br />
Kafesteki yılanı, halkın i&ccedil;ine salmak, yılan i&ccedil;in bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k sanılsa da, insanlık i&ccedil;in bir felakettir. Bir caninin serbest bırakılması da, onun i&ccedil;in &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ise de, millet i&ccedil;in h&uuml;rriyet d&uuml;şmanlığıdır. Netice olarak, her işte eşitlik ve tarafsızlık gibi, sınırsız &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k de h&uuml;rriyet d&uuml;şmanlığıdır.<br />
<br />
Hoşg&ouml;r&uuml; ne? <b>TDK&rsquo;</b>nın s&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;nde, (Her şeyi anlayışla karşılayarak, olabildiği kadar hoş g&ouml;rme durumu) deniyor. Dikkat edin, <b>her şey</b> deniyor. Her şeyi hoş g&ouml;rmek ne kadar yanlıştır. Her şeyi hoş g&ouml;ren insan olur mu? <b>TDK&rsquo;</b>nın s&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yazanlar da, her şeyi hoş asla g&ouml;rmez. Sınırsız hoşg&ouml;r&uuml; olmaz.<br />
<br />
<b>TDK</b>, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; de ş&ouml;yle tarif etmiş: (Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, bağlı olmaksızın d&uuml;ş&uuml;nme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu.)<br />
<br />
&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, ş&ouml;yle tarif edilse belki biraz daha az zararlı olurdu: <b>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k</b>, kendine ve başkalarına zarar vermemek şartı ile, dilediğini yapma h&uuml;rriyeti.<br />
<br />
Hayvan gibi başı boş olmayı istemek yanlıştır. Dinimiz, h&uuml;rriyete de, hoşg&ouml;r&uuml;ye de, bir sınır koymuştur. D&uuml;nyada ve ahirette rahat yaşayabilmemiz i&ccedil;in, <b>&ldquo;şunu yapmak, şundan sakınmak gerekir&rdquo; </b>gibi altın h&uuml;k&uuml;mleri vardır. Bunlara dini baskı demek &ccedil;ok yanlıştır. Mesela dinimiz, uyuşturucuları, alkoll&uuml; i&ccedil;kileri, başkalarına zarar vermeyi yasaklamış, temiz olmayı, herkese iyilik etmeyi ve iyi insan olmayı emretmiştir. Bunları ihsan edip bildiren Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ink&acirc;r etmek nank&ouml;rl&uuml;k olmaz mı?<br />
<br />
<b>İstediğini yapmak<br />
Sual:</b> Dinimizde insan her istediğini yapma &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne sahip değil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yapılabilenler ve yapılamayanlar var. Birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1&ndash; </b>Her devletin kanunları, t&uuml;z&uuml;kleri vardır. O &uuml;lkenin vatandaşları bunlara uymak zorundadır. Uymayan cezalara &ccedil;arptırılır.<br />
<br />
<b>2&ndash; </b>Her şirketin prensipleri farklıdır. O şirkette &ccedil;alışan, peşinen bunları kabul etmiş demektir. Orada &ccedil;alışmak istiyorsa, bunlara uymaktan başka &ccedil;aresi yoktur. Ya uyacak, ya da istediği yere gidecek...<br />
<br />
<b>3&ndash; </b>Trafiğin d&uuml;zeni i&ccedil;in trafik kuralları konulmuştur. Herkes istediği gibi gidemez, istediği gibi ara&ccedil; sollayamaz, kırmızı ışıkta ge&ccedil;ip gidemez. Bu kurallara uymayan, ceza &ouml;demek zorunda kalır. Bir kaza sonucu hayatından da olabilir.<br />
<br />
<b>4&ndash; </b>İnsan istediğini yapabilseydi, dinlerin, peygamberlerin ve kitapların g&ouml;nderilmesine l&uuml;zum olmazdı. Bu y&uuml;zden, insan, kul olarak yaratıcısının emir ve yasaklarına muhataptır. Bunu kabul etmeyen, istediğini yapabilen, sorumsuz mahl&ucirc;kların yani hayvanların seviyesini tercih etmiş olur.<br />
<br />
<b>5&ndash; </b>Eskiden tasavvufun da, prensipleri vardı. Bir m&uuml;rşide t&acirc;bi olup olmamak serbestti; ama t&acirc;bi olduktan sonra her istediğini yapamazdı, o yolun edebine, prensiplerine, şartlarına uygun hareket ederdi. M&uuml;rşide talebe olan, o yolu veya o zatı temsil ediyor demekti. Her işiyle, kılık kıyafetiyle, oturup kalkmasıyla, konuşmasıyla, kısaca her şeyiyle buna dikkat etmek zorundaydı. Ya uyardı veya uymak istemezse &ccedil;ekip giderdi.<br />
<br />
Demek ki, her istediğini yapmak doğru bir şey değildir. Herkes istediğini yaparsa, ne d&uuml;zen, ne hak hukuk, ne de huzur kalır. İslam &acirc;limleri, <b>(Edep, haddini bilmektir)</b> buyuruyorlar. Yani, kendi konumunu, yetkisini bilmektir; ben ne yapabilirim, ne konuşabilirim, ne yiyebilirim gibi, her hususta hakkını bilmektir. Bunun sınırını da, dinimiz bildirmektedir.<br />
<br />
<b>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k nedir?<br />
Sual: </b>(&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, hi&ccedil;bir şarta bağlı olmadan istediğini yapabilmek) diye tarif ediliyor. Sonradan buna (başkalarına zarar vermemek şartıyla) ifadesi eklenmiştir. Dinimizdeki &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, bu tarife uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dinimizde başıboş bir serbestlik yoktur. İslamiyet&rsquo;te &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k [h&uuml;rriyet], sadece başkalarına değil, kendine ve kendi malına da zarar vermeden, dinimize aykırı olmadan dilediğini yapabilme serbestliğidir. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;kte, kendi malına, hatt&acirc; kendi canına kıyma serbestliği varsa da, M&uuml;sl&uuml;man, malını kırıp yakamaz, israf da edemez. Yani dinimizin emrine aykırı olarak malını harcama yetkisi yoktur. İslamiyet, insanın d&uuml;nya ve &acirc;hirette mutlu yaşaması i&ccedil;in gerekli kuralların bulunduğu hak dindir.<br />
<br />
<b>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; kısıtlamak<br />
Sual: </b>İ&ccedil;kinin bazı yerlerde i&ccedil;ilmemesi, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; kısıtlamak mı oluyor? Bazı yazar ve &ccedil;izerlerin (&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;kler kısıtlandı) demelerinin mantık&icirc; bir y&ouml;n&uuml; var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n kısıtlandığını s&ouml;yleyenler, ya &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n ne olduğunu bilmiyorlar veya kasıtlı konuşuyorlar. <b>(&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, hi&ccedil;bir kurala bağlı olmadan istediğini yapabilmektir)</b> diyorlar. İnsaflı olanları ise, <b>(&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, başkalarına zarar vermeden dilediğini yapabilmektir)</b> diyor. Aklıselim sahipleri i&ccedil;in bu tarif de eksiktir. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, başıboşluk demek değildir. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, sadece başkalarına değil, kendine ve kendi malına da zarar vermeden, kuralları &ccedil;iğnemeden dilediğini yapabilme serbestliğidir.<br />
<br />
Milletin zararına olan işlerde &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe izin vermek &ccedil;ok yanlış değil mi? Birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1- </b>Bir şof&ouml;r&uuml;n, sarhoşken ara&ccedil; kullanarak veya kafası dumanlı olduğu i&ccedil;in sol yola saparak gelen ara&ccedil;larla &ccedil;arpışması, kazalara sebep olması &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r, millete zarar mıdır? Bu zararları &ouml;nlemek millete hizmet midir, yoksa &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri kısıtlamak mıdır?<br />
<br />
<b>2- </b>Bir arabayla son hızla giderek kaza yapmak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r, topluma zarar mıdır? Radarla hız kontrol&uuml; yaparak ceza vermek, hizmet midir, yoksa &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri kısıtlamak mıdır?<br />
<br />
<b>3- </b>Sokaklara, caddelere pislemek, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r, topluma sıkıntı vermek midir? Bunu &ouml;nlemek hizmet midir, yoksa &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri kısıtlamak mıdır?<br />
<br />
<b>4- </b>Bir astımlının yanında sigara i&ccedil;ip onu astım krizine sokmak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r, yoksa o şahsa eziyet midir? Bunu &ouml;nleyici tedbir almak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; kısıtlamak mıdır?<br />
<br />
<b>5- </b>Sahte diplomalı bir doktorun, yanlış ameliyat yaparak hastalarını sakat bırakması veya &ouml;l&uuml;mlerine sebep olması &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r? Bunu &ouml;nlemek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; kısıtlamak mıdır?<br />
<br />
<b>6- </b>Tuttuğu takım yenince veya bayram kutluyorum diyerek sokaklarda sağa sola silah atmak, bağırıp &ccedil;ağırmak veya başkalarının arabalarının camlarını kırmak, d&uuml;kk&acirc;nlara zarar vermek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r yoksa vatandaşa zarar mıdır? Polisin zararları &ouml;nleme &ccedil;alışması &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri kısıtlamak mıdır?<br />
<br />
<b>7- </b>Geceleri sarhoş olup veya &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k uğruna komşunun duvarına vurup onu uykusundan uyandırmak veya kiracı olduğu evi kırıp d&ouml;kmek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k m&uuml;d&uuml;r?<br />
<br />
Bir kimsenin &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;, başkasının &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n başladığı yerde bitmelidir. Bitmezse anarşi olur. O h&acirc;lde &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri ihlal ve istismar etmemelidir.<br />
<br />
<b>Su&ccedil; işleme &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;</b><br />
<b>Sual: </b>18 yaşından b&uuml;y&uuml;k olan kız ve erkeğin aynı evde kalmalarına karşı &ccedil;ıkmak, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe m&uuml;dahale değil mi? Dinimiz &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe m&uuml;dahaleye karşı &ccedil;ıkmıyor mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dinimizde b&uuml;luğa ermiş bir kız, namahrem bir erkekle aynı evde beraber kalsa, zina etmeseler de, yine haram işlemiş olurlar. Hayatlarında g&uuml;nah kavramı olmayan ateistler veya diğer gayrim&uuml;slimler, kızla erkeğin aynı evde yaşamalarını uygun g&ouml;rebilirler, ama M&uuml;sl&uuml;man olan, dinin emrine itiraz edemez.<br />
<br />
Bu durum, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k a&ccedil;ısından da uygun değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, her istediğini yapmak demek değildir. <b>(&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, başkasının &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n başladığı yerde biter) </b>kuralı &ouml;nemlidir.<br />
<br />
Başkalarına zarar veren &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k orada biter. Başkasına değil, sadece kendine zararlı olan bir şeye de, devlet m&acirc;ni olmalıdır. Mesela her &ccedil;eşit uyuşturucu madde kullanmak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kse de, bunu devletin &ouml;nlemesi gerekir. Bir kimsenin evini veya mallarını yakması &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r, ama malına veya evine zarar vereni &ouml;nlemek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe m&acirc;ni sayılmaz. İntihar etmek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne de m&acirc;ni olmak yanlış değildir. Araba kullananlar i&ccedil;in yolun sağından gitmek &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k olduğu gibi solundan gitmek de &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r. Ama soldan giderse trafiği felce uğratır. Onun i&ccedil;in, soldan gidene m&uuml;dahale etmek, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe m&acirc;ni sayılmaz.<br />
<br />
İslamiyet&rsquo;in su&ccedil; ve g&uuml;nah işleyenlere verdiği cezalar da, kişinin ve toplumun menfaati i&ccedil;indir. K&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin yaygınlaşmasını &ouml;nlemek i&ccedil;in cezalar emredilmiştir.<br />
<br />
&Ouml;n&uuml;ne gelenle zina eden, frengi ve AIDS gibi hastalıklara yakalanır. Kendinin yakalanması &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kse de, başkalarına da bulaştırma &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne m&acirc;ni olmak gerekir. (AIDS bulaşırsa bana bulaşır, kime ne?) demek yanlıştır.<br />
<br />
İşte kızların ve erkeklerin, karışık olarak evlerde kalması, bu bakımdan da uygun değildir. Fuhuş ve uyuşturucu gibi bir&ccedil;ok k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin yayılmasına, ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerinin kızları kullanarak eleman toplamalarına ve başka bir&ccedil;ok k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere sebep olduğu tespit edilmiştir. Bu uygunsuz &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klere m&acirc;ni olmak, toplumun h&uuml;rriyeti i&ccedil;in zorunludur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İnsanları memnun etmek zordur</strong></p>

<p>İnsanları her bakımdan r&acirc;zı ve memnun etmek &ccedil;ok zordur. Bir kimsenin, b&uuml;t&uuml;n insanları kendinden hoşnut etmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bunun i&ccedil;in kul, daima sahibini, yaratanını r&acirc;zı ve memnun etmeye bakmalı, ihl&acirc;s sahibi olmalıdır. Ali bin Vehb-i Sinc&acirc;r&icirc; hazretleri, talebelerine sık sık: &quot;İhl&acirc;s; b&uuml;t&uuml;n işleri, insanların rız&acirc;sı i&ccedil;in değil, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sı i&ccedil;in yapmaktır&quot; buyururdu. Kim Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını, nefsinin arzu ve isteklerine tercih ederse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da o kulundan r&acirc;zı olur. Kim insanların rız&acirc;sını tercih etmek s&ucirc;retiyle, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gazabına sebep olacak şeyi yaparsa, o kimseye hem Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; gazab eder, hem de onu insanların g&ouml;z&uuml;nden d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kimse insanların kızacakları şeyde Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını ararsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kızacağı şeyde, insanların rız&acirc;sını ararsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onun işini insanlara bırakır.)</p>

<p>İsl&acirc;m &acirc;limlerinden bir z&acirc;t da:</p>

<p>&quot;Kim Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın katındaki derecesinin ne olduğunu bilmek istiyorsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını ne kadar g&ouml;zettiğine baksın&quot; buyurmuştur.</p>

<p>&#39;&#39;Kimse yokken nasılsın?&#39;&#39; Abd&uuml;lk&acirc;dir Geyl&acirc;n&icirc; hazretleri, sevenlerine hitaben ş&ouml;yle buyururdu: &quot;Senin dilin g&uuml;zel ve tatlı; y&uuml;z&uuml;n ise k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden kurtulmuş gibi g&uuml;l&uuml;yor, ya kalbinin h&acirc;li nasıl? Cem&acirc;at i&ccedil;inde iyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun, ya yalnız iken, yanında kimse yok iken nasılsın? G&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n gibi değilsin. Sen namaz kıldığın, oru&ccedil; tuttuğun, hayır işleri yaptığın zaman, eğer bunları sırf Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını g&ouml;zeterek yapmazsan, nifak &uuml;zere ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzak olacağını bilmiyor musun? Şimdi Allah i&ccedil;in yapmadığın b&uuml;t&uuml;n işlerin, b&uuml;t&uuml;n s&ouml;zlerin, &acirc;d&icirc; ve bayağı niyetlerin i&ccedil;in t&ouml;vbe et. İnsanlara g&ouml;steriş i&ccedil;in, onların rız&acirc;larını almak i&ccedil;in amel yapıp, sonra da bunu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kab&ucirc;l etmesini istemek yakışır mı? Hırsı, şımarıklığı, azgınlığı ve d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; bırak. Sevincini ve neşeni biraz azalt. Biraz h&uuml;z&uuml;nl&uuml; ol. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen, h&uuml;z&uuml;n evinde ve d&uuml;ny&acirc; hapish&acirc;nesindesin.&quot; B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri yağmurlu bir havada Cum&acirc; namazına gitmek i&ccedil;in evinden &ccedil;ıktı. Sağanak h&acirc;lde yağan yağmur, yolu &ccedil;amur h&acirc;line getirmişti. Yağmur bitinceye kadar bir evin ih&acirc;ta duvarına dayandı. &Ccedil;amurlu ayakkabılarını duvarın taşlarına s&uuml;rerek temizledi. Yağmur yavaşlayınca c&acirc;miye doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Bu sırada aklına bir mec&ucirc;s&icirc;nin duvarını kirlettiği geldi ve &uuml;z&uuml;lerek; &quot;Onunla hel&acirc;lleşmeden nasıl Cum&acirc; namazı kılabilirsin? Başkasının duvarını kirletmiş olarak nasıl Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın huz&ucirc;runda durursun?&quot; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve geri d&ouml;n&uuml;p o mec&ucirc;s&icirc;nin kapısını &ccedil;aldı. Kapıyı a&ccedil;an mec&ucirc;s&icirc;;</p>

<p>Buyurun bir arzunuz mu var? diye sorunca;</p>

<p>Sizden &ouml;z&uuml;r dilemeye geldim dedi. Mec&ucirc;s&icirc; hayretle;</p>

<p>Ne &ouml;zr&uuml;? diye sordu. O da;</p>

<p>Biraz &ouml;nce duvarınızı elimde olmadan &ccedil;amurlu ayakkabılarımı temizlemek maksadıyla kirlettim. Bu doğru bir hareket değil. Yağmurun şiddeti bu inceliği unutturdu deyince, Mec&ucirc;s&icirc; hayretle; Peki ama ne zararı var? Z&acirc;ten duvarlarımız &ccedil;amur i&ccedil;inde. Sizin ayağınızdan oraya s&uuml;r&uuml;len &ccedil;amur bir &ccedil;irkinlik veya kabalık meydana getirmez dedi. B&acirc;yez&icirc;d i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri;</p>

<p>Doğru ama, bu bir haktır ve s&acirc;hibinin rız&acirc;sını almak l&acirc;zımdır dedi. Mec&ucirc;s&icirc;;</p>

<p>Size bu inceliği ve insan haklarına bu derece saygılı olmayı d&icirc;niniz mi &ouml;ğretti? diye sorunca;</p>

<p>Evet d&icirc;nimiz ve bu d&icirc;nin peygamberi olan Muhammed aleyhissel&acirc;m &ouml;ğretti dedi. Mec&ucirc;s&icirc;;</p>

<p>O h&acirc;lde biz ni&ccedil;in bu d&icirc;ne girmiyoruz? diyerek Kelime-i şeh&acirc;det getirip m&uuml;sl&uuml;man oldu. C&uuml;neyd-i Bağd&acirc;d&icirc; hazretleri, &quot;Tasavvuf nedir?&quot; diye soran bir kimseye ş&ouml;yle cevap vermiştir:</p>

<p>&quot;İnsanların rız&acirc;sını bırakıp, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını aramak, k&ouml;t&uuml; huyları terk edip, nefs&acirc;n&icirc; olan işlerden uzaklaşmak, r&ucirc;hu y&uuml;kselten vasıflar kazanmaya gayret etmek, hak&icirc;k&icirc; ilimlere sarılmak, hep en uygun şekilde hareket etmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya verilen ahidde durmak, Muhammed aleyhissel&acirc;mın d&icirc;nine uymaktır.&quot;</p>

<p>İnce sırları anlamak i&ccedil;in! Hamd&ucirc;n-ı Kas&acirc;r hazretlerine, &quot;Gaflet nedir?&quot; diye sual ettiklerinde, cevabında; &quot;Kulun Rabbini unutup, O&#39;&#39;nun rız&acirc;sını aramayı bırakıp, nefsinin esiri olmasıdır. D&uuml;ny&acirc; i&ccedil;in s&uuml;slenen, kendisine bir fayda ve zarar vermeye g&uuml;c&uuml; yetmeyen insanlara karşı g&ouml;steriş yapmasıdır. B&ouml;yle kimseden daha aşağı kimse yoktur. D&uuml;ny&acirc;yı g&ouml;z&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;ltmezsen, d&uuml;ny&acirc; ehli g&ouml;z&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;lmez. İnsan, g&uuml;c&uuml; yettiği kadar kendi kusurlarını g&ouml;rmeye &ccedil;alışırsa, kendini beğenme bel&acirc;sından kurtulur&quot; buyurmuştur. İbn-i At&acirc;ullah hazretleri de; &quot;G&ouml;nl&uuml;nde g&uuml;nahlar ve d&uuml;ny&acirc; sevgisi olanın, kalbi nasıl parlar? Yahut, nefs-i emm&acirc;renin arzularına g&ouml;re hareket eden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını nasıl kazanır? Gaflet ve g&uuml;nahlardan temizlenmeden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın huz&ucirc;runa girmeyi nasıl ister? &Ccedil;irkin işlerinden t&ouml;vbe etmeyen, ince sırları anlamayı nasıl umar?&quot; buyurmaktadır. Netice olarak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sına kavuşandan, O&#39;&#39;nun kulları da r&acirc;zı ve memnun olur. Abdullah-ı Ens&acirc;r&icirc; hazretlerinin buyurduğu gibi: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kendi rız&acirc;sını isteyenlerin yardımcısıdır.&quot;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İstediğini değil, istenileni yapmak...</strong></p>

<p>İnsan, h&acirc;lık değil mahluktur, yaratan değil yaratılandır. Her istediğini yapmak hakkına sahip değildir &ccedil;&uuml;nk&uuml; kuldur. Kulun, her istediğini yapmaya kalkması, kulluk değil, Ul&ucirc;hiyyete yani İl&acirc;h olmaya kalkışması demektir. Halbuki Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, rub&ucirc;biyyetini yani yaratmak ve her istediğini yapmak b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, kullara bırakmaktan m&uuml;nezzehdir. Kulun vazifesi, emredileni, izin verilenleri yapmaktır. Kendi istediğini değil, Sahibinin yani Yaratanının istediklerini yapmakla vazifeledir.</p>

<p>Nefs, kibirli ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;kler deposu olarak yaratıldığı i&ccedil;in, emir altına girmek istemez. Kendi isteklerini, arzularını yapmak ister. Bunun i&ccedil;in C&acirc;siye s&ucirc;resinin 23. &acirc;yetinde me&acirc;len: (Nefsinin arz&ucirc;larını il&acirc;h edinen kimseyi g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?) buyurulmaktadır. Abdullah-ı Dehlev&icirc; hazretleri; &quot;Nefsinin arzularına t&acirc;bi olan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya nasıl kul olur? Ey insan! Kime t&acirc;bi isen onun kulu olursun&quot; buyurmuştur. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;İnsanların nefs-i emm&acirc;resi mevki almak, başa ge&ccedil;mek sevd&acirc;sındadır. Onun b&uuml;t&uuml;n arz&ucirc;su, şef olmak, herkesin, kendisine boyun b&uuml;kmesidir. Kendinin kimseye muht&acirc;&ccedil; olmasını, başkasının emri altına girmesini istemez. Nefsin bu arz&ucirc;ları, ilah olmak, mab&ucirc;d olmak, herkesin kendine tapınmasını istemek demektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ortak olmayı istemektir. Hatt&acirc; nefs, o kadar al&ccedil;aktır ki, ortaklığa r&acirc;zı olmayıp, &acirc;mir, h&acirc;kim, yalnız kendi olsun, her şey, yalnız onun emri ile olsun ister. Had&icirc;s-i kuds&icirc;de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: (Nefsine d&uuml;şmanlık et! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; nefsin, benim d&uuml;şmanımdır.)</p>

<p>Nefsi k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden temizlemek Nefsin istediklerini değil, istemediklerini yaparak nefsi k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden temizlemek lazımdır. Aksi halde insan, nefsinin kulu, k&ouml;lesi olur. Eb&ucirc; Ali Dekk&acirc;k hazretleri, nas&icirc;hat isteyen birisine;</p>

<p>&quot;Sen kimin esiri ve m&uuml;lk&uuml;ysen onun kulusun. Eğer nefsinin esiri ve m&uuml;lk&uuml; isen nefsinin kulusun. Eğer d&uuml;ny&acirc;nın esiriysen, d&uuml;ny&acirc;nın kulusun ve k&ouml;lesisin&quot; buyurmuştur. Eb&ucirc; Sa&icirc;d-i Harr&acirc;z hazretleri, sohbetlerinde nefsi ş&ouml;yle t&acirc;rif ederdi:</p>

<p>&quot;Nefs, durgun bir suya benzer. Dıştan bakılınca temiz gibidir. Ama biraz tahrik edilip dalgalandırılınca dibinde saklı pek &ccedil;ok mikrobun olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Nefsin durumunu anlamak i&ccedil;in onu imtihan etmelidir. Hem de mihnetle, meşakkatle ve boş arzularına muh&acirc;lefet ederek imtihan etmelidir. Herkes nefsine bakmalı, mihnet ve meşakkat &acirc;nında ne gibi bir şekil alıyor. Yersiz ve boş arzularını yenebilmek i&ccedil;in direnmesini biliyor mu? G&ouml;rmeli ve bilmelidir.&quot; Aziz Mahm&ucirc;d H&uuml;d&acirc;&icirc; hazretlerinin kimy&acirc; ilmindeki mah&acirc;retini bilen birisi, bir g&uuml;n bu z&acirc;tın huz&ucirc;runa &ccedil;ıkarak, kimy&acirc; ilmini &ouml;ğrenmek istediğini arzeder. Hi&ccedil; kimseyi reddetmek &acirc;deti olmadığı i&ccedil;in, talebenin bu arzusunu kırmaz ve altında istirahat etmekte olduğu asma ağacından bir yaprak koparır. Yaprağın &uuml;zerine b&acirc;zı du&acirc;lar okuduktan sonra, talebenin hayret dolu bakışları arasında yaprağın altın olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Talebe fazla ısrar edince bu h&acirc;li &uuml;&ccedil; def&acirc; tekr&acirc;r eder. Talebenin maksadı, tekr&acirc;rlar esn&acirc;sında du&acirc;yı &ouml;ğrenmektir. &Ouml;ğrendiğine kan&acirc;at getirince; &quot;Bu iş &ccedil;ok basitmiş, ben de yapabilirim&quot; diyerek asmadan bir yaprak alır ve &uuml;zerine &ouml;ğrendiklerini okur. Fakat asma yaprağı bir t&uuml;rl&uuml; altın olmaz. Sonra; &quot;Efendim! Ben de sizin okuduklarınızın aynısını okuduğum h&acirc;lde yaprak altın olmadı. Sebebi nedir acab&acirc;?&quot; diye sorar. Az&icirc;z Mahm&ucirc;d H&uuml;d&acirc;&icirc; hazretleri cevaben; &quot;Evl&acirc;dım! Kimy&acirc;yı &ouml;ğrenebilmek i&ccedil;in, &ouml;nce nefsi terbiye etmek ic&acirc;beder. Nefsi kimy&acirc; etmeden, bu hallere bu m&acirc;rifete kavuşulamaz&quot; buyurur. Eb&ucirc; Bekr V&acirc;sıt&icirc; hazretleri sohbetlerinde; &quot;Y&uuml;z&uuml;n&uuml; nefsine d&ouml;nd&uuml;ren, sırtını d&icirc;ne d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;ş olur. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; d&icirc;ne d&ouml;nd&uuml;ren sırtını nefsine d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;ş olur. Nefsinin istediği işlere değil, nefse aykırı olan işlere g&ouml;n&uuml;l ver&quot; buyururdu.</p>

<p>&quot;Ne emrederseniz yaparım&quot; B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretlerine bir g&uuml;n bir kimse gelip; &quot;Efendim! Ben otuz senedir, g&uuml;nd&uuml;zleri oru&ccedil; tutup, geceleri namaz kılıyorum. Ama, kendimde hi&ccedil;bir ilerleme g&ouml;remiyorum. Halbuki &icirc;tik&acirc;dım da d&uuml;zg&uuml;nd&uuml;r&quot; dedi. B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri; &quot;Sen bu h&acirc;lde &uuml;&ccedil; y&uuml;z sene daha dev&acirc;m etsen bir şeye kavuşamazsın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; nefs engelin var&quot; buyurdu. O kimse; &quot;Efendim! Bunun bir &ccedil;&acirc;resi yok mu?&quot; diye sordu. B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri: &quot;Var ama sen kab&ucirc;l etmezsin&quot; buyurdu. O kimse ısr&acirc;r edip; &quot;Aman efendim, l&uuml;tfen bildiriniz. Ne emrederseniz yaparım&quot; dedi. B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri buyurdu ki:</p>

<p>&quot;&Ouml;yle ise şimdi evine git. Bu kıymetli elbiseleri &ccedil;ıkarıp, eski bir elbise giy. Boynuna bir torba asıp i&ccedil;ine ceviz doldur. Seni en iyi tanıyanların bulundukları sokağa git. &Ccedil;ocukları başına topla, &quot;Bana bir tokat vurana bir ceviz, iki tokat vurana iki ceviz veriyorum&quot; de. O kimse bunları duyunca; &quot;S&uuml;bh&acirc;nallah, ben bunları yapamam. Bana başka bir şey emretseniz&quot; dedi. B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri;</p>

<p>&quot;Senin il&acirc;cın ancak budur ve biz de baştan; &quot;Sen bunları kab&ucirc;l etmezsin!&quot; diye s&ouml;ylemiştik. Yolumuzun es&acirc;sı, nefsi terbiye etmektir&quot; buyurdu. Eb&ucirc; Bekr Verr&acirc;k hazretleri de; &quot;Uzuvlarını nefsinin istekleriyle tatmin ederek memnun eden, kalbine pişmanlık ağacı dikmiş demektir&quot; buyurmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3615]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 25 May 2026 16:05:47 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Her çeşit aşırılık zararlıdır]]></title>
<description><![CDATA[<p><strong>[İfrat ve Tefrit]</strong><br />
<b>Sual:</b> Orta yolda olmak ne demektir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İfrat ve tefritin ikisi de k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Hak, ortadadır. İfrat ve tefriti anlatan T&uuml;rk&ccedil;e bir kelime yok. Tarifle anlaşılır. Aşırılık denebilir. Tefrit de ifratın zıddıdır. İfrat normalden fazla, tefrit de normalden az demektir.<br />
<br />
Her işte ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak ve vasat yani orta yolu tutmak gerekir. Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı emretmektedir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İfrat ve tefritten uzak durun.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(Aşırı giden helak olur.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(İşlerin en iyisi vasat olanıdır.)</b> [Deylemi, Beyheki]<br />
<br />
<b>(Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni din mağlup eder.)</b> [Nesai]<br />
<br />
<b>(İfrat ve tefritten uzak dur, vasatı tercih et; &ccedil;&uuml;nk&uuml; işlerin en hayırlısı orta olanıdır.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Zenginlikte, fakirlikte orta yolu g&uuml;zel tutmayan, kullukta da orta yolu g&uuml;zel tutamaz.)</b> [Bezzar]<br />
<br />
<b>(Doğru yolda olun, orta yolu tutun!) </b>[Buhar&icirc;]<br />
<br />
<b>(Her hususta orta yolu tutmak, peygamberliğin yirmi beşte bir par&ccedil;asıdır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Orta yolu tutun, istikametten ayrılmayın!)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(İlim amelden efdaldir. Amelin efdali de, orta yolda olmaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dini ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sıratı m&uuml;stakim, yani doğru yoldur.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
Demek ki vasat, ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak demektir. İslamiyet vasat bir dindir. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Sizi vasat bir &uuml;mmet kıldık.)</b> [Bekara 143]<br />
<br />
İyilik, tam orta yol demektir. Vasattan ileri veya az olmak veya ortanın sağında, solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. Ortadan uzaklığı kadar, iyiliği azalır. Hak yol birdir. Sapık, bozuk yollar ise, &ccedil;oktur. Orta yol deyince, iki şey anlaşılır: Bir şeyin tam ortasıdır. İkincisi, izafi, takdiri orta olmaktır. Yani belli bir şeyin ortasıdır. O şeyin ortası olduğu i&ccedil;in, her şeyin ortası olmak lazım gelmez. Ahlak bilgisinde kullanılan, bu ikinci ortadır. Bunun i&ccedil;in, iyi huy, herkese g&ouml;re farklı olur. Hatta, zamana ve yere g&ouml;re de değişir. Birinde g&uuml;zel olan bir huy, başkasında iyi olmayabilir. Bir zamanda iyi denilen bir huy, başka zamanda iyi olmayabilir. O halde iyi huy, tam ortada olmak değil, ortalamada olmaktır. K&ouml;t&uuml; huy da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. İyi huyların hepsi vasati [ortalama] miktarlardır. Her birinin ifrat ve tefriti birer k&ouml;t&uuml; huy olur. <b>(Ahlak-ı alai)</b><br />
<br />
Hak olan, doğru olan, ikisinin ortasıdır. Bunun tam karşılığı olan T&uuml;rk&ccedil;e bir kelime yok. Orta kelimesi tam karşılamıyor. Arap&ccedil;a vasat deniyor, itidal deniyor. Fransızca normal deniyor. İfrat ve tefritin de, karşılığı olan T&uuml;rk&ccedil;e bir kelime yok. İkisine de, aşırılık denebilir. İfrat normalden fazla, tefrit de normalden az demektir. Biri, diğerinin zıttıdır. Mesela, &ccedil;ok uyumak ifrat, &ccedil;ok az uyumak tefrittir. Her işin uygun olanı, aşırılıklardan uzak, vasat [orta] olanıdır. İfrat işi yapana m&uuml;frit denir. İleri giden, haddini aşan demektir.<br />
<br />
D&uuml;nya ile ahiretini birlikte y&uuml;r&uuml;tebilen kişi, orta yolda gidenlerdendir. D&uuml;nya işlerinde de, orta yol &uuml;zere bulunmak, kişinin izzet ve şerefini arttırır.<br />
<br />
İfrat, tefrit ve vasata birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1-</b> Cimrilik tefrit, israf ise ifrattır. C&ouml;mertlik ise vasattır. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Harcarken, ne israf, ne de cimrilik ederler; ikisi arasında bir yol tutarlar.) </b>[Furkan 67]<br />
<br />
<b>2-</b> Tembellik tefrittir, acele ise ifrattır. Tembellik, şimdi yapılması gereken bir işi geciktirmek, daha sonraya bırakmak demektir. Hadis-i şerifte, <b>(Tesvif eden</b> [hayırlı iş yapmayı sonraya bırakan] <b>helak olur)</b> buyuruldu. Acele edip d&uuml;ş&uuml;nmeden o işi yapmak ise ifrattır. Acele edende gevşeklik ve bezginlik hasıl olur. Hayırlı bir işin olması i&ccedil;in acele eden, gecikince, bezginliğe, &uuml;mitsizliğe d&uuml;şer. Dua eder, hemen duasının kabul olmasını ister. Duası gecikince duayı bırakır, maksudundan mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir. Ş&uuml;pheli şeylere, hatta haramlara dalabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Acele şeytandandır.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Acele eden hata eder.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
Bazı şeylerin istisnası olduğu gibi, acele etmenin de istisnası vardır. Bazı yerlerde acele etmek s&uuml;nnettir.<br />
<br />
<b>3-</b> İnsan bir şeye kızabilir. Bunun da ifratı ve tefriti vardır. &Ouml;fkenin aşırı olmasına saldırganlık denir. Saldırgan kimse, hiddetli olur, kendine ve başkasına zarar verir, bu h&acirc;l, k&uuml;fre g&ouml;t&uuml;rebilir. Hadis-i şerifte, <b>(&Ouml;fkenin ifratı imanı bozar)</b> buyuruldu. (Beyheki) &Ouml;fkenin l&uuml;zumlu olanına şecaat [kahramanlık, yiğitlik], l&uuml;zumundan az olmasına da korkaklık denir. Şecaat orta yoldur. Şecaat halindeki &ouml;fke iyidir. İmam-ı Şafii, (Şecaat gereken yerde, korkan kimse, eşeğe benzer) buyurdu. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Ey Nebi, k&acirc;firlerle </b>[silahla]<b> ve m&uuml;nafıklarla</b> [&ouml;ğ&uuml;tle, delille, belgeyle] <b>cihad et, </b>[&ouml;ğ&uuml;t de k&acirc;r etmezse]<b> onlara sert davran! Onların gidecekleri Cehennem, ne k&ouml;t&uuml; yerdir.) </b>[Tevbe 73, Tahrim 9]<br />
<br />
<b>(</b>[Eshab-ı kiram] <b>k&acirc;firlere karşı &ccedil;etindir.)</b> [Fetih 29]<br />
<br />
D&uuml;şmanlara karşı korkaklık caiz değildir. Korkarak ka&ccedil;mak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takdirini değiştirmez. Korkak kimse, karısına, kızına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik g&ouml;sterir, onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer, hainlik yapanı g&ouml;r&uuml;nce susar.<br />
<br />
<b>İslamiyet orta yoldur</b><br />
İslamiyet her işte orta yolu tutmaktır. Birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1-</b> &Ccedil;ok yemek ifrattır, gerekenden az yemek tefrittir. İhtiya&ccedil; kadar yemek vasattır. Hadis-i şerifte, <b>(&Ccedil;ok yiyip i&ccedil;mek hastalıkların başıdır)</b> buyuruldu. [D&acirc;re Kutni] Dayanamayan kimsenin a&ccedil;lık &ccedil;ekmesi de caiz değildir. A&ccedil;lık &ccedil;ekmenin tahrimen mekruh olması, buna dayanamayanlar, bedenine ve aklına zarar verecek olanlar i&ccedil;indir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, kendini tehlikeye d&uuml;ş&uuml;rmek haramdır. A&ccedil;lığın da tokluğun da zararı bulunduğu i&ccedil;in, yiyip i&ccedil;mekte, aşırılıktan ka&ccedil;mak, orta yolu tutmak gerekir.<br />
<br />
<b>2-</b> Havf, Allah&rsquo;tan korkmak, reca da Allah&rsquo;ın rahmetini &uuml;mit etmek demektir. Allah&rsquo;ın rahmetinden &uuml;mit kesmek ifrattır. Allah&rsquo;ın rahmetinden ancak sapıklar, k&acirc;firler &uuml;mit keser. (Hicr 56)<br />
<br />
Allah&rsquo;tan korkmayıp rahmetini garanti bilmek de tefrittir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Her istediğini yapıp, rahmete kavuşacağını &uuml;mit eden ahmaktır.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Vasat yol ise ikisi arasında olmaktır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Havf ve reca</b> [korku ile &uuml;mit] <b>arasında bulunan m&uuml;min, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>3-</b> &Ccedil;ok uyumak ifrattır, gerekenden az uyumak tefrittir. İhtiya&ccedil; kadar uyumak vasattır.<br />
<br />
<b>4-</b> İbadet yapmakta da ifrat tefrit olur. Az ibadet etmek tefrittir. Gece g&uuml;nd&uuml;z hep ibadet etmek de ifrattır. G&uuml;c&uuml;n&uuml;n yetmediği şekilde ibadet etmeye &ccedil;alışmak, mesela geceleri hi&ccedil; uyumadan namaz kılmak, g&uuml;nd&uuml;zleri hep oru&ccedil; tutmak, hanımından uzak kalmak, et, s&uuml;t, tatlı gibi şeyleri hi&ccedil; yememek, ifrattır, aşırı gitmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni din mağlup eder.)</b> [Nesai]<br />
<br />
<b>(Din kolaylıktır. Bir kimse, onu ince eleyip sık dokursa, din ona mutlaka g&acirc;lip gelir. &Ouml;yle ise, ifrat ve tefritten sakının, orta yolu tutun.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(Dinimizde ruhbanlık yoktur. Et yiyin, hanımlarınızla m&uuml;başeret edin!</b> [Nafile] <b>oru&ccedil; da tutun! Tutmadığınız g&uuml;nler de olsun!</b> [Nafile] <b>namaz da kılın! Uyuyun da. Ben bunlarla emrolundum.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Her işin bir azimet [g&uuml;&ccedil;] tarafı ve Ruhsat, [kolay] tarafı vardır. Azimetleri yapamayanın, ruhsatla, kolay olan, izin verilen işi yapması, azimeti yapmak gibi sevap olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın size verdiği kolaylık ve ruhsatlardan istifade edin!)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, emrettiği şeyler gibi, ruhsat, izin verdiği şeyleri yapmanızı da sever.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Ruhsatlardan istifade etmeyen, Arafat dağı kadar g&uuml;nah işlemiş olur.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Bu hadis-i şeriflere bakarak, mutlaka ruhsatla amel etmek lazım geldiği anlaşılmamalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; <b>(Vera &uuml;zere olan, insanların en abidi olur)</b> hadis-i şerifi g&ouml;steriyor ki, orta yol diye her zaman yalnız ruhsatlarla amel edilmez. Yapabilenin azimetle de hareket etmesi gerekir.<br />
<br />
Peygamber efendimiz, m&uuml;barek ayakları şişinceye kadar geceleri &ccedil;ok namaz kılmıştır. Fakat, &uuml;mmetine &ccedil;ok merhamet ettiği i&ccedil;in, onların b&ouml;yle sıkıntı &ccedil;ekmelerini istemezdi. &Uuml;mmetine ruhsat ile de emrederdi. Kendisi azimet ile ibadet yapardı. <b>(Allah&rsquo;ın helal ettiklerini kendinize haram etmeyiniz)</b> &acirc;yeti, <b>(Ruhsat, izin verilen, g&uuml;nah olmayan şeyleri haram saymadan, terk eder, &ccedil;ekinirseniz iyi olur)</b> demektir. <b>(S&uuml;nnetime uymayan benden değildir)</b> hadis-i şerifi, ruhsat, izin verdiğim şeyleri yapmayan, kendine sıkıntı vermiş, s&uuml;nnetime uymamış olur demektir. G&uuml;nah olmayan, caiz olan işleri yapmaya, ruhsatla hareket etmek denir. İhtiya&ccedil; olmadık&ccedil;a, ruhsatla amel etmemelidir.<br />
<br />
<b>İfrat ve tefrite &ouml;rnekler</b><br />
İfrat ve tefrite &ouml;rnek vermeye devam ediyoruz.<br />
<b>1-</b> Kibirlenmek ifrat, aşırı tevazu [temelluk] da tefrittir. Tevazu ise vasattır. Kendinden aşağı olanlara karşı tevazu g&ouml;stermek iyi ise de, bunun ifrata ka&ccedil;maması, yani aşırı olmaması gerekir. Aşırı olan tevazua temelluk denir. Temelluk, ancak &uuml;stada ve &acirc;lime karşı caizdir. Başkalarına karşı caiz değildir. Hadis-i şerifte, <b>(Temelluk, M&uuml;sl&uuml;man ahlakından değildir)</b> buyuruldu. [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>2-</b> Hazret-i İsa&rsquo;yı aşırı sevmek ifrat, sevmemek tefrittir. Hazret-i İsa&rsquo;ya Allah ve Allah&rsquo;ın oğlu diyen Hristiyanlar ifrattadır, onu sevmeyen, anasına iftira eden Yahudiler ise tefrittedir. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Yahudiler, &Uuml;zeyr&rsquo;e, Hristiyanlar da Mesih&rsquo;e Allah&rsquo;ın oğlu dediler. Daha &ouml;nceki k&acirc;firlerin </strong>[&ldquo;melekler Allah&#39;ın kızlarıdır&rdquo; diyenlerin]<strong> s&ouml;zlerine benziyor. Allah onları kahretsin! Nasıl da sapıtıyorlar.)</strong> [Tevbe 30]<br />
<br />
<b>(Yahudiler, hahamlarını; Hristiyanlar da rahiplerini ve İsa&rsquo;yı rab edindiler. Halbuki ancak tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu.)</b> [Tevbe 31]<br />
<br />
<b>(Meryem&rsquo;e b&uuml;y&uuml;k iftira edip Allah&rsquo;ın el&ccedil;isi İsa&rsquo;yı &ouml;ld&uuml;rd&uuml;k dedikleri i&ccedil;in, </b>[Yahudileri]<b> lanetledik.)</b> [Nisa 156]<br />
<br />
M&uuml;sl&uuml;manlar ise Hazret-i İsa&rsquo;yı Allah&rsquo;ın kulu ve peygamberi bilir, bu ise vasat yolda olmaktır.<br />
<br />
<b>3-</b> Hazret-i Ali&rsquo;ye de aynı aşırılığı g&ouml;sterenler vardır. Hazret-i Ali&rsquo;yi sevmeyen hariciler [Yezidiler] tefrit ehlidir. Hazret-i Ali&rsquo;ye peygamber veya ilah diyen ibni Sebeciler ifrat ehlidir. Ehl-i s&uuml;nnet ise, Hazret-i Ali&rsquo;yi kendi bildirdiği gibi, Resulullah efendimizin bildirdiği gibi sever, bu ise vasat yoldur. Hazret-i Ali anlatır: Resulullah bana buyurdu ki:<br />
<b>(Ya Ali, Sen İsa gibisin! Yahudiler, ona d&uuml;şman oldular. M&uuml;barek annesi Meryem&rsquo;e iftira ettiler. Hristiyanlar da, Onu aşırı y&uuml;kselttiler. Ona yakışan dereceden daha yukarı &ccedil;ıkardılar.)</b> [İ. Ahmed]<br />
<br />
Hazret-i Ali bu hadis-i şerifi haber verdikten sonra, <b>(Benim y&uuml;z&uuml;mden iki aşırı grup insan helak olur. Biri, beni aşırı severek, bende olmayan şeyleri bana takarlar. &Ouml;tekiler de, bana d&uuml;şman olup, bir&ccedil;ok iftira yaparlar) </b>buyurdu. Bu hadis-i şerifte, hariciler, Yahudilere; İbni Sebeciler de, Hristiyanlara benzetilmiştir.<br />
<br />
<b>4-</b> İdarecinin elemanlarına sert davranması ifrattır, hi&ccedil; ilgilenmemesi de tefrittir. Maiyete ne sert, ne de yumuşak davranmalı, orta yolu takip etmelidir! Maiyete karşı fazla yumuşak davranılırsa, laubali olurlar. İşler ciddiyetle yapılmaz. Sert davranılırsa, &acirc;mirden nefret ederler.<br />
<br />
<b>5-</b> Bir kimseyi aşırı sevip b&uuml;t&uuml;n sırlarını ona vermek ifrattır. Arkadaşına sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir. D&uuml;şmanlıkta da aşırı gitmek ifrattır. Dostlukta da ve d&uuml;şmanlıkta da aşırı gitmemelidir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<b>(Bir kimseyi g&uuml;n&uuml;n birinde, aranızın a&ccedil;ılabileceğini hesaba katarak sev. Buğzettiğine de g&uuml;n&uuml;n birinde dost olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nerek buğzet.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>6-</b> Kaderi ink&acirc;r etmek tefrit, su&ccedil;u kadere y&uuml;klemek de ifrattır. Mutezile, (İnsan kendi kaderini kendi &ccedil;izer) diyerek, Allah&rsquo;ın takdirini ink&acirc;r eder. Cebriye de, (İnsan kaderine mahkumdur. Allah her işi zorla yaptırır) diyerek su&ccedil;u kadere y&uuml;kler. Vasat olanı ise Ehl-i s&uuml;nnetin itikadıdır.<br />
<br />
İmam-ı a&rsquo;zam, hocası imam-ı Cafer-i Sadık&rsquo;a, (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanların istekli işlerini, onların arzularına bırakmış mı) diye sordu. O da, (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, yaratmak ve her istediğini yapmak b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kullara bırakmaktan m&uuml;nezzehtir. Ancak cebir de yoktur. Yaratmayı kullara bırakmak da yoktur. İkisi arası olagelmektedir) buyurdu.<br />
<br />
Yani, hayır şer, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yaratması iledir. Sevap ve g&uuml;nah işlemek, kulların ameline, yani insanın irade-i c&uuml;ziyesine bağlı kılınmıştır ki, buna kesb denir. Kesb yani bir şeyi yapmayı istemek kuldan, yaratmak Allah&rsquo;tandır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanlara zorla g&uuml;nah işletmediği gibi, bunu tamamen onların arzusuna da bırakmaz. Bu işler ikisi arası olagelir.<br />
<br />
<b>İslamiyet orta yoldur<br />
Sual:</b> İslamiyet herhangi bir u&ccedil;ta mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, u&ccedil;larda olmak &ccedil;ok yanlıştır. İslamiyet, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dinidir, en g&uuml;zel, en uygun olan h&uuml;k&uuml;mleri bildirmiştir, aşırı u&ccedil;lardan uzaktır. Bir konuda &ouml;l&ccedil;&uuml;y&uuml; aşıp &ccedil;ok ileri gitmeye, taşkınlığa <b>ifrat</b> deniyor. &Ccedil;ok geride kalmaya da <b>tefrit</b> deniyor. İkisi de aşırı u&ccedil;tur, ikisi de k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Hak ortadadır. İfrat ve tefritin, hatt&acirc; vasatın tam karşılığı T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;de yoktur. Tarifle anlaşılır. İfrat ve tefrite, aşırılık denebilir. Vasat, ifrat ve tefritten uzak, itidalli, hayırlı, &acirc;dil, şerefli, m&uuml;mtaz, se&ccedil;kin, doğru yolda olan gibi m&acirc;n&acirc;lara gelir. İslamiyet&rsquo;in, b&ouml;yle vasat bir din olduğunu bildiren bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Sizi vasat </b>[iyi, se&ccedil;kin, şerefli ve doğru yolda]<b> bir &uuml;mmet kıldık.)</b> [Bekara 143]<br />
<br />
Birka&ccedil; hadis-i şerif:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dini, ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sırat-ı m&uuml;stakim, yani doğru yoldur.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(</b>Hayr-&uuml;l-&uuml;m&ucirc;r evs&acirc;t&uuml;h&acirc; =<b> İşlerin en iyisi vasat </b>[ortada, ortalamada]<b> olanıdır.) </b>[Deylem&icirc;, Beyhek&icirc;, İ. Gaz&acirc;l&icirc;, İ. S&uuml;y&ucirc;t&icirc;, Had&icirc;ka, Ber&icirc;ka]<br />
<br />
<b>(İfrat ve tefritten uzak durun!)</b> [Buh&acirc;r&icirc;]<br />
<br />
<b>(İfrata ka&ccedil;anlar helak olur.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(İfrat ve tefritten uzak durun, vasatı se&ccedil;in, &ccedil;&uuml;nk&uuml; işlerin en iyisi orta olanıdır.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Orta yolu tutun, doğru yoldan ayrılmayın!) </b>[Buh&acirc;r&icirc;]<br />
<br />
<b>(Her hususta vasat olmak, peygamberlik işlerinden biridir.)</b> [Tirmiz&icirc;]<br />
<br />
<b>(En faziletli iş, vasat olanıdır.) </b>[Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Zenginlikte, fakirlikte vasat olmayan, kullukta da vasat olamaz.)</b> [Bezzar]<br />
<br />
İyilik, orta yoldur. Vasatın sağında, solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. İyi huy, tam ortada olmak değil, ortalamada olmaktır. K&ouml;t&uuml; huy da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. İyi huyların hepsi vasat&icirc; [ortalama] olandır. <b>(Ahlak-ı alai)</b><br />
<br />
Her işin olduğu gibi y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n de vasat olanı vardır. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(</b>[Ne &ccedil;ok yavaş, ne &ccedil;ok hızlı] <b>vasat bir şekilde y&uuml;r&uuml;!) </b>[Lokman 19]<br />
<br />
<b>İfrat ve tefrite bazı &ouml;rnekler verelim:</b><br />
İsraf ifrat, cimrilik tefrittir. C&ouml;mertlik ise vasattır.<br />
<br />
Acele ifrat, tembellik tefrittir.<br />
<br />
Kazaklık yapmak ifrat, kılıbık olmak tefrittir.<br />
<br />
&Ccedil;ok yiyip i&ccedil;mek ifrat, &ccedil;ok az yemek tefrittir.<br />
<br />
&Ccedil;ok uyumak ifrat, hi&ccedil; uyumamak veya &ccedil;ok az uyumak tefrittir.<br />
<br />
Kibir ifrat, aşırı tevazu [temell&uuml;k, zillet] tefrittir. Tevazu ise vasattır. Onun i&ccedil;in derler ki:<br />
<b>Al&ccedil;akta olanı, sel alır gider,</b><br />
<b>Y&uuml;kseğe &ccedil;ıkanı, yel alır gider.</b><br />
<br />
&Ccedil;ok &ouml;fke ifrat, hi&ccedil;bir şeye kızmamak ise tefrittir. &Ouml;fkenin l&uuml;zumlu olanına şecaat [kahramanlık, yiğitlik], l&uuml;zumundan az olmasına da korkaklık denir. Şecaat vasattır. Şecaat halindeki &ouml;fke iyidir. D&uuml;şmanlara karşı korkaklık caiz değildir. Korkak kimse, karısına, kızına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik g&ouml;sterir, onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer, hainlik yapanı g&ouml;r&uuml;nce susar.<br />
<br />
Bir kimseyi aşırı sevip b&uuml;t&uuml;n sırlarını ona vermek ifrattır. Arkadaşına sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir. D&uuml;şmanlıkta aşırı gitmek ifrattır. Dostlukta da, d&uuml;şmanlıkta da aşırı gitmemeli. Sevgide ileri gidip &ccedil;eşitli sırlarımızı verirsek, ileride aramız a&ccedil;ılınca, pişman oluruz. Kırgın olduğumuz kimseye de d&uuml;şmanlıkta ileri gitmemelidir. Belki bir g&uuml;n dost olur da s&ouml;ylediklerimizden, yaptıklarımızdan utanırız. Bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Arkadaşını g&uuml;n&uuml;n birinde, aranızın a&ccedil;ılabileceğini hesaba katarak sev! D&uuml;şmanını da g&uuml;n&uuml;n birinde dost olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nerek d&uuml;şmanlıkta ileri gitme!)</b> [Tirmiz&icirc;]<br />
<br />
Arkadaşa, ne haddinden fazla g&uuml;venmeli, ne de ona hep g&uuml;vensizlik i&ccedil;inde olmalı. Onun da insan olduğunu, nefsine veya şeytana uyabileceğini d&uuml;ş&uuml;nerek, gizli ve mahrem bilgileri s&ouml;ylememeli. Herhangi bir sebeple aramız a&ccedil;ılırsa, sırrımızı ifşa edebilir veya koz olarak kullanabilir.<br />
<br />
D&uuml;şmanımız k&acirc;fir bile olsa, iman edip, en yakın arkadaşımız olabilir. D&uuml;şmanlıkta ileri gitmişsek, sonra mahcup olabiliriz.<br />
<br />
Her işin ifrat ve tefriti olur. M&uuml;sl&uuml;man vasat yani itidalli olmalı, aşırılıklardan uzak durmalıdır.</p>

<p><strong>İbadetleri orta miktarda yapmalıdır<br />
Sual: İbadetlerde aşırı davrananlar oluyor ve başkalarını da b&ouml;yle olmaya zorluyorlar. İnsanın, ibadetleri yaparken, kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;nde hareket etmesi veya b&ouml;yle yaparak kendini zorlaması doğru mudur?</strong><br />
<strong>Cevap: </strong>Abd&uuml;lgan&icirc; Nabl&uuml;s&icirc; hazretleri Had&icirc;ka kitabında, konu ile alakalı olarak buyuruyor ki:<br />
&nbsp;&ldquo;İbadetleri ne az, ne de pek aşırı olmayarak, orta miktarda yapmak l&acirc;zımdır. Bakara suresinin 185. &acirc;yetinde mealen; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sizin i&ccedil;in kolaylık istiyor. G&uuml;&ccedil; işleri yapmanızı istemiyor) buyuruldu. Bunun i&ccedil;in, hastanın ve yolcunun oru&ccedil; tutmamasına izin verdi. Bize ağır ve sıkıntılı işler yapmayı emretmedi. İnsan iki işten birini yapacağında, bunlardan hafif ve kolay olanını yapması daha doğrudur. Peygamber efendimiz, birinin mescidde saatlerce namaz kıldığını işitti. Mescide gelip, bunu omuzlarından tutarak; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bu &uuml;mmetten kolay işler yapmasını istiyor. G&uuml;&ccedil; işleri beğenmiyor) buyurdu. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bu &uuml;mmete kolay şeyleri emretti. Hadis-i şerifte; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, emrettiği şeyleri yapmanızı sevdiği gibi, izin verdiği şeyleri yapmanızı da sever) buyuruldu. Zaruret olduğu zaman, haram işlemeye ve farzı terk etmeye ruhsat, izin verilmiştir yani azap yapılmaz. Zaruret zamanında da, dinin emirlerini yapmaya azimet denir. Bazen, azimet olanı yapmak daha iyidir. Mesela &ouml;l&uuml;m ile korkutulan kimsenin, imanını gizlememesi b&ouml;yledir. &Ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;rse, şehit olur. Bazen ruhsat olanı yapmak, daha iyi olur. Yolcunun oru&ccedil; tutmaması b&ouml;yledir. Yolcu, orucu tutarak hastalanır, &ouml;l&uuml;rse g&uuml;naha girer.&rdquo;</p>

<p><strong>Aşırı değil orta halde olmalı<br />
Sual: M&uuml;sl&uuml;manlardan bazısı, dinin emirlerini yapma konusunda &ccedil;ok aşırı gitmekte ve etrafındakilere de sıkıntı vermektedir. B&ouml;yle yapmak, davranmak dinimiz a&ccedil;ısından doğru olur mu?<br />
Cevap:</strong> Bu konuda Mumammed Ma&rsquo;s&ucirc;m hazretleri, Mekt&ucirc;b&acirc;t kitabında buyuruyor ki:<br />
&ldquo;İşlerinizi, s&ouml;zlerinizi ve ahlakınızı, dinini bilen ve seven, dindar alimlerin s&ouml;zlerine ve kitaplarına uydurmalısınız. Salih kullar gibi olmalısınız ve onları sevmelisiniz. Uykuda, yemekte ve s&ouml;ylemekte aşırı gitmeyip orta derecede olmalısınız. Seher vakti yani gecelerin sonunda kalkmaya gayret etmelisiniz. Bu vakitlerde istiğfar etmeyi, ağlamayı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yalvarmayı ganimet bilmelisiniz. Salihlerle d&uuml;ş&uuml;p kalkmayı aramalısınız. <strong>(İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir) </strong>had&icirc;s-i şerifini unutmayınız! Şunu, iyi biliniz ki, ahireti isteyenlerin d&uuml;nya lezzetlerine d&uuml;şk&uuml;n olmaması lazımdır.</p>

<p>Mubah olan lezzetleri bırakamazsanız, hi&ccedil; olmazsa, haramlardan ve ş&uuml;phelilerden ka&ccedil;ınınız ki, ahirette kurtulmak umulsun. Fakat, her t&uuml;rl&uuml; altın ve g&uuml;m&uuml;ş eşyanın ve &ccedil;ayırda otlayan hayvanların ve ticaret eşyasının zekatını ve topraktan, tarladan, ağa&ccedil;tan alınan mahsullerin uşrunu da herhalde vermek lazımdır. Bunların verilecek miktarları, fıkıh kitaplarında bildirilmiştir.</p>

<p>Zekatı ve fıtraları, İsl&acirc;miyetin emir ettiği kimselere seve seve vermelidir. Akrabayı ziyaret etmeli, mektupla g&ouml;n&uuml;llerini almalıdır. Komşuların haklarını g&ouml;zetmelidir. Fakirlere ve bor&ccedil; isteyenlere merhamet etmelidir. Malı, parayı, İsl&acirc;miyetin izin vermediği yerlere harcetmemeli, izin verilen yere de, israf etmemelidir. Faizden, kumarlı ve kumarsız oyunlardan sakınmalıdır. Parayı oyunlara, haramlara, &ccedil;algılara, s&uuml;slenmeye, g&ouml;steriş yapmaya, &ouml;ğ&uuml;nmeye, mal toplamaya kullanmamalıdır. Bunlara dikkat edince, mal, zarardan kurtulur ve d&uuml;nyalıklar, ahiretlik halini alır.&rdquo;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Orta yolda olmak...</strong></p>

<p>Her iyi huyun zıddı, karşılığı olan sayısız k&ouml;t&uuml; huy vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; iyilik demek, tam orta yol demektir. Bunun sağında veya solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. Zira hak olan, doğru olan yol birdir. Sapık, bozuk yollar ise, &ccedil;oktur. Doğru olan hak yola kavuştuktan sonra, orada kalmak, oradan hi&ccedil; &ccedil;ıkmamak da &ccedil;ok zordur. H&ucirc;d s&ucirc;resinin: (Emrolunduğun doğru yolda bulun!) buyurulan 113. ayet-i kerimesi nazil olduğu zaman, Res&ucirc;lullah efendimiz: (H&ucirc;d s&ucirc;resi, sakalıma ak d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;) buyurmuşlardır. Ayet-i ker&icirc;mede emrolunan istik&acirc;meti yerine getirebilmek i&ccedil;in, Peygamberler, &acirc;limler, evliya ve sıdd&icirc;klar şaşkına d&ouml;nm&uuml;şlerdir. Bu korku sebebiyle Resulullah efendimizin m&uuml;barek sakalına ak d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Doğru yolda bulunabilmek &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; olduğu i&ccedil;in:</p>

<p>(Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;, kıldan ince, kılın&ccedil;tan keskindir) buyurulmuştur. Her namazda okuduğumuz Fatiha suresinde: (Doğru yola kavuşturmasını Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan dileyiniz!) buyurulmaktadır. Bu sebeple M&uuml;&#39;&#39;minin, İslam &acirc;limlerinin kitaplarında bildirdikleri doğru olan, hak yola sarılması lazımdır. Zira Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;, Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;nden ge&ccedil;ebilmek i&ccedil;in, d&uuml;ny&acirc;da iken, doğru olan hak yolda bulunmak gerekir. İslam &acirc;limleri; &quot;Peygamber efendimiz, kıy&acirc;metteki ni&#39;&#39;metlerden ve az&acirc;blardan her ne haber verdi ise, onların hepsi, insanın bu d&uuml;ny&acirc;da kazandığı huyların, ahl&acirc;kın ve amellerin s&ucirc;retleridir. Oradaki g&ouml;r&uuml;n&uuml;şleridir. Ahl&acirc;kta ve amelde doğru yolda bulunmanın, oradaki s&ucirc;reti, g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; de, Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;d&uuml;r&quot; buyurmuşlardır. Muhammed B&acirc;k&icirc;billah hazretleri: &quot;S&acirc;dıklar ve hak&icirc;kate erenler s&ouml;z birliği ile bildiriyorlar ki: Sır&acirc;t-ı m&uuml;stak&icirc;m, y&acirc;ni şaşmayan doğru yol, Ehl-i s&uuml;nnet vel-cem&acirc;atin yoludur buyurmuştur.&quot;</p>

<p>&#39;&#39;Fırkalara b&ouml;l&uuml;nmeyiniz!&#39;&#39; D&uuml;ny&acirc;da iken doğru olan hak yolda bulunanlar, İsl&acirc;miyyetten ayrılmayanlar, kıyamet g&uuml;n&uuml; Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml;, &ccedil;abuk ge&ccedil;ecek ve Cennet ni&#39;&#39;metlerine, iyi amellerin bah&ccedil;elerine kavuşacaklardır. Burada, din yoluna uymakta gevşek davrananlar, orada Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml; d&uuml;şe-kalka ge&ccedil;eceklerdir. İsl&acirc;miyetin g&ouml;sterdiği doğru i&#39;&#39;tik&acirc;ddan ve amellerden ayrılanlar, sağa, sola sapanlar, Sırat&#39;&#39;tan ge&ccedil;emeyip Cehennem ateşine d&uuml;şeceklerdir. Abdullah bin Mes&#39;&#39;&ucirc;d hazretleri ş&ouml;yle naklediyor:</p>

<p>&quot;Res&ucirc;lullah efendimiz bize, doğru bir &ccedil;izgi &ccedil;izdi ve; (Bu, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yoludur) buyurdu. Sonra bu &ccedil;izginin sağından ve solundan &ccedil;ıkan &ccedil;izgiler &ccedil;izip; (Bu yolların her birinde şeytan vardır ve kendine &ccedil;ağırır) buyurdu ve; (Doğru yol budur. Bu yolda olunuz. Fırkalara b&ouml;l&uuml;nmeyiniz) me&acirc;lindeki En&#39;&#39;&acirc;m s&ucirc;resi 53. &acirc;yet-i ker&icirc;meyi okudular.&quot; Orta yol deyince, iki şey anlaşılır:</p>

<p>Birisi, herkesin anladığı gibi, bir şeyin tam ortasıdır.</p>

<p>İkincisi, iz&acirc;f&icirc;, takd&icirc;r&icirc; orta olmaktır. Yani belli bir şeyin ortasıdır. Ahl&acirc;k bilgisinde kullanılan, bu ikinci ortadır. Bunun i&ccedil;in, iyi huy, herkese g&ouml;re farklı olur. Hatt&acirc;, zam&acirc;na ve mahalle g&ouml;re de değişir. Birinde g&uuml;zel olan bir huy, başkasında iyi olmayabilir. Bir zamanda iyi denilen bir huy, başka zamanda iyi olmayabilir. O h&acirc;lde iyi huy, tam ortada olmak değil, ortalamada olmaktır. K&ouml;t&uuml; huy da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır.</p>

<p>(İşlerin en iyisi, onların ortasıdır) had&icirc;s-i şer&icirc;fi de bunu bildirmektedir. Bundan dolayı, her iyi huya karşı, iki k&ouml;t&uuml; huy bulunur. İyi huyların hepsi, ortalama mikt&acirc;rda olanlardır. Her iyi huyun aşırı vey&acirc; az olması, birer k&ouml;t&uuml; huy olur.</p>

<p>İnsanda bulunması l&acirc;zım olan g&uuml;zel ahl&acirc;ktan, bazısı vardır ki, ne kadar &ccedil;ok olursa, iyiliği de o kadar artar zannolunur. H&acirc;lbuki &ouml;yle değildir. Her iyi huyun bir sınırı vardır. O sınırı aşınca, iyilik gider, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k olur. İyi huyun az olması, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k olacağı ise, kolay anlaşılır. Şec&acirc;at yani kahramanlık ve seh&acirc;vet yani c&ouml;mertlik bunlara birer mis&acirc;ldir. Bu iki iyi huyun yani şecaat ve c&ouml;mertliğin aşırı, fazla olanları tehevv&uuml;r yani atılganlık ve isr&acirc;ftır. C&acirc;hiller, hele, İsl&acirc;m ahl&acirc;kını bilmeyenler, isr&acirc;f eden kemseyi, &ccedil;ok c&ouml;merd sanır ve &ouml;verler. Tehevv&uuml;r edenlere de, &ccedil;ok ces&ucirc;r, kahraman derler.</p>

<p>Dinimizi doğru &ouml;ğrenmeliyiz İnsanda bulunması l&acirc;zım olan g&uuml;zel ahl&acirc;ktan, huylardan bazısı da vardır ki, az olunca iyi zannolunur. Tev&acirc;zu b&ouml;yledir. Tevazu, insanda kibrin bulunmaması demektir. Bunun noksan olması ise, tezell&uuml;ld&uuml;r. Tezell&uuml;l&uuml;, tev&acirc;zudan ayırmak ise g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Hatt&acirc; &ccedil;ok kimse, dilencinin zilletini, &acirc;limin tev&acirc;zuu ile karıştırır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, kibirsizlik dilencide daha &ccedil;oktur. Bu sebeple dilenci, tevazu sahibi sanılır. Halbuki dilencideki tevazu değil tezell&uuml;ld&uuml;r ya&#39;&#39;ni zillettir ve k&ouml;t&uuml; bir huydur. Demek ki her şeyin orta miktarda olanı kıymetlidir. Aşırı olan her hareket ve s&ouml;z, orta yol olan hak yoldan ayrılmak olur. C&ouml;mertlik g&uuml;zel bir huydur. Fakat bunun aşırısı insanı israfa s&uuml;r&uuml;kler. C&ouml;mertliğin az olması da insanı cimri yapar. Tevazu sahibi olmak, g&uuml;zel huylardandır. Fakat bunun aşırı olması, tezell&uuml;l olur. Yani insanı zillete, aşağılanmaya s&uuml;r&uuml;kler. Tevazuun azlığı ise insanı kibre, kendisini beğenmeye g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Bu sebeple her işin orta miktarda olanını yapmak lazımdır. Tabii bunları yapabilmek i&ccedil;in de, dinimizi, İslam &acirc;limlerinin kitaplarından doğru olarak &ouml;ğrenmemiz şarttır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2749]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 24 May 2026 21:54:20 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Gafletten kurtulmak nasıl olur]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Gaflet nedir? Gafletten kurtulmak nasıl olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dini kelimelerin s&ouml;zl&uuml;k manasına değil, ıstılah manasına bakmak gerekir. Gaflet, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutmak demektir. Her ne şekilde olursa olsun, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlamak ise gafletten kurtulmak olur. Dinin emirlerini g&ouml;zeterek yapılan b&uuml;t&uuml;n işler, alışverişler, yiyip i&ccedil;meler, gafletten kurtulmak ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlamak demektir.<br />
<br />
Evine, camiye rastgele sağ ayakla giren kimse, gafletle girdiği i&ccedil;in sevap alamaz. S&uuml;nnet olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek sağ ayakla girerse sevap alır. Bunun i&ccedil;in gafleti yenmeye &ccedil;alışmalıdır! Kur&#39;an-ı kerimde mealen <b>(Gafillerden olma) </b>buyuruluyor. <b>(Araf </b>205<b>)</b><br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(Gaflet &uuml;zere uyuyan, Kıyamette &ouml;yle dirilir. O halde kendinizi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı anarak uyumaya alıştırın!) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Gafiller arasında Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı anan, kuru &ccedil;alılar arasındaki yeşil ağa&ccedil; gibidir.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(Gafil olduğu halde, gafletinden habersiz kimseye şaşılır. Şu kişiye de şaşılır ki &ouml;l&uuml;m onun peşinde iken, o d&uuml;nyanın peşinde koşar. Rabbi kendinden hoşnut olup olmadığını bilmeden kahkaha ile g&uuml;lene de şaşılır.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Gafletin sonu pişmanlıktır. Gaflet, nimeti yok eder, hizmetleri engeller. Gaflet uykusunun sonu, sonsuz pişmanlık olabilir. Salihlerden biri, hocasını r&uuml;yada g&ouml;r&uuml;p sual eder:<br />
- Kıyamette en b&uuml;y&uuml;k pişmanlık nedir?<br />
Hocası buyurur ki:<br />
<b>- Gafletin neticesi olan pişmanlık...</b><br />
<br />
Z&uuml;nnun-i Mısri<b> </b>hazretlerini r&uuml;yada g&ouml;r&uuml;p sual ederler:<br />
- Vefatından sonra sana ne yaptılar?<br />
- Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bana buyurdu ki:<br />
<b>(Beni sevdiğini s&ouml;ylerdin; fakat benden gafil olurdun. Bu ise yalancılıktır.)</b><br />
<br />
Z&uuml;nnun-i Mısri hazretlerine b&ouml;yle denirse, bizlere ne s&ouml;ylenmez? Yine r&uuml;yada g&ouml;r&uuml;len bir&ccedil;ok kimse, d&uuml;nyada gaflet i&ccedil;inde yaşadığını s&ouml;yler. Bunun i&ccedil;in hadis-i şerifte <b>(İnsanlar uykudadır, &ouml;l&uuml;nce uyanırlar) </b>buyurulmaktadır. &Ouml;lmeden &ouml;nce uyanmak gerekir. İş işten ge&ccedil;tikten sonra uyanmak faydasızdır.<br />
<br />
Azrail aleyhisselamla kardeş gibi g&ouml;r&uuml;şen Yakub aleyhisselam dedi ki:<br />
<b>- Senden bir ricada bulunacağım. Ecelim yaklaşınca bana &ouml;nceden haber ver!</b><br />
- Sana iki-&uuml;&ccedil; haberci g&ouml;nderirim.<br />
Bir m&uuml;ddet sonra Azrail aleyhisselam yine gelir. Yakub aleyhisselam sual eder:<br />
<b>- Ziyaretime mi geldin?</b><br />
- Hayır, canını almaya geldim.<br />
<b>- Nasıl olur, hani bana iki-&uuml;&ccedil; haberci g&ouml;nderecektin?</b><br />
- Sana &uuml;&ccedil; haberci gelmedi mi? Sa&ccedil;ların siyahken ağarmadı mı? V&uuml;cudun kuvvetli iken zayıflamadı mı? Dimdik dururken şimdi belin b&uuml;k&uuml;lmedi mi?<br />
<br />
Haberci istiyorsak &ccedil;oktur. Her g&uuml;n &ccedil;eşitli sebeplerle &ouml;lenlere veya mezarlara bakmak k&acirc;fidir. Muhakkak olacak şeyi oldu bilmek gerekir! &Ouml;l&uuml;m muhakkaktır. Azrail aleyhisselam geldiği zaman, <b>hazırım </b>diyebilmelidir.<br />
<br />
Şakik-i Belhi<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İnsanlar &uuml;&ccedil; şey s&ouml;ylerler. Fiilleriyle ona muhalefet ederler.<br />
<b>1- </b>Biz kuluz derler, fakat şef gibi yaşarlar.<br />
<b>2- </b>Allah bizim rızkımıza kefildir derler. Fakat kalblerini rızık kazanmakla meşgul ederler.<br />
<b>3- </b>Elbet biz de &ouml;leceğiz derler. Fakat hi&ccedil; &ouml;lmeyecekmiş gibi d&uuml;nyaya sarılırlar.)<br />
<br />
Adamın biri &ccedil;uvalı kaybeder, arar bulamaz. Namaza durunca hatırlar. K&ouml;lesi adama, <b>(Sen namaz kılmıyor, &ccedil;uval mı arıyordun?) </b>der. Adam k&ouml;leyi ikazından dolayı azat eder. Her işi gafletten uzak yapmaya &ccedil;alışmalıdır!<br />
<br />
<b>Gaflete sebep olanlar </b><br />
İnsanların gaflete, hatta g&uuml;naha, isyana, k&uuml;fre dalması &ccedil;eşitli sebepler y&uuml;z&uuml;nden olur. Bunlar insandan insana değişmekle beraber, cehalet, kibir, dostunu d&uuml;şmanını tasnif edememesi genel olup, bunların başında gelir. İnsanın gafletine sebep olan &ccedil;ok şey varsa da &uuml;&ccedil;&uuml; &ouml;nemlidir:<br />
1- İnsanı tanımamak, yaratılış gayesini bilmemek<br />
2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek<br />
3- &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak.<br />
<br />
<b>1- İnsanı tanımamak, yaratılış gayesini bilmemek</b><br />
İnsan, ni&ccedil;in yaratıldığını ve başına gelecekleri bilip unutmasa, gaflete d&uuml;şebilir veya kibirlenebilir mi? Rabbine isyan edebilir mi? Demek ki insan yaratılış gayesini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor. Eğer insanlar istenildiği gibi d&uuml;ş&uuml;nebilseydi, Kur&rsquo;an-ı kerimde sık sık, <b>(Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor musunuz?) </b>diye ikaz edilir miydi?<br />
<br />
Bir insan bir alet, bir makine yapınca, bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir tarif namesi hazırlanır. Tarif name ile de anlaşılması zor ise, kullanması i&ccedil;in kurslar a&ccedil;ar. Bir makine yanlış kullanılırsa, elden &ccedil;ıkar. Her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah da, insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmayıp <b>(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?)</b> buyurmuştur. Ne yapması gerektiğini, Peygamberleri vasıtası ile kitaplar g&ouml;ndererek bildirmiştir.<br />
<br />
Ne olduğunu, kim olduğunu, saadet ve felaketinin nelerde olduğunu bilmeyen, &ouml;ld&uuml;kten sonra başına gelecekleri d&uuml;ş&uuml;nmeyen kimse akıllı olamaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Ben cin ve insanları ancak </b>[beni tanısınlar]<b> bana kulluk, ibadet etsinler diye yarattım) </b>buyuruyor. (Zariyat 56)<br />
O halde insan kul olduğunu bilip, kulluk g&ouml;revlerini yerine getirmelidir.<br />
<br />
<b>2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek </b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; her şeyi sebeplerle yaratmaktadır. Kudretini sebepler arkasında gizlemiştir. &Acirc;det-i ilahi b&ouml;yledir. Ancak bu &acirc;detini bazen bozar, sebepsiz de yaratır. Bunu sevdiklerinin hatırı i&ccedil;in yapar. İnsan &ccedil;alışır kazanır, benim malım der, ben kazandım der. Bunun gibi kendisindeki her nimete, her başarıya (benim) der, (benim başarım, benim kabiliyetim, benim ilmim...vs) der ve nank&ouml;r olur.<br />
<br />
Dertlerin, belaların gelmesine sebep g&uuml;nah işlemektir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz </b>[g&uuml;nahlar]<b> y&uuml;z&uuml;ndendir.)</b> [Şura 30]<br />
<br />
<b>(Sana gelen her iyilik, Allah&rsquo;ın </b>[bir ihsanı, bir nimeti olarak]<b> gelmekte, her k&ouml;t&uuml;l&uuml;k de </b>[g&uuml;nahlarına karşılık olarak] <b>kendinden gelmektedir. </b>[Hepsini yaratan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır.]<b>) </b>[Nisa 79]<br />
Peygamberlere ve diğer b&uuml;y&uuml;k zatlara ise bela, onların derecelerinin y&uuml;kselmesi i&ccedil;in gelir.<br />
<br />
Tevekk&uuml;l&uuml; ihmal etmemeli. Tevekk&uuml;l, dinimizin bildirdiği sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri yaratandan beklemektir. <b>(Bir işe başladığın zaman, Allah&rsquo;a tevekk&uuml;l et, Ona g&uuml;ven)</b> &acirc;yeti, tevekk&uuml;l ile beraber azmederek &ccedil;alışmak gerektiğini g&ouml;steriyor. (Al-i imran 159)<br />
<br />
<b>3- &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak</b><br />
D&uuml;nya hayatı r&uuml;ya gibidir. &Ouml;l&uuml;nce r&uuml;ya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Hadis-i şerifte, <b>(İnsanlar uykudadır, &ouml;l&uuml;nce uyanırlar)</b> buyuruldu. &Ouml;lmeden &ouml;nce uyanmak gerekir. Peygamber efendimiz, <b>(Şu kişiye şaşılır ki, o d&uuml;nyanın peşinde, &ouml;l&uuml;m de onun peşindedir) </b>buyurdu. O halde, <b>(Nasihat olarak &ouml;l&uuml;m yeter)</b> hadis-i şerifini d&uuml;ş&uuml;nerek &ouml;lenlerden ibret almaya &ccedil;alışmalıdır.<br />
<br />
Genelde &ccedil;ok yaşamayı istemek, d&uuml;nya zevklerine d&uuml;şk&uuml;n olmak, &ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak, sıhhat ve gen&ccedil;liğe aldanmaktan ileri gelir. B&ouml;yle kimsenin kalbi katı olur, ibadetleri vaktinde yapmaz, tevbeyi geciktirir, nasihat tesir etmez, &ouml;l&uuml;m&uuml; unutur, hatırına bile gelmez. Hep d&uuml;nya malına ve makamına kavuşmak i&ccedil;in &ouml;mr&uuml;n&uuml; harcar. Ahireti unutur, d&uuml;nyanın faydasız zevk ve sefasını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Bunlardan kurtulmak i&ccedil;in &ouml;l&uuml;m&uuml;n her an gelebileceğini d&uuml;ş&uuml;nmeli, sıhhatin, gen&ccedil;liğin &ouml;l&uuml;me mani olmadığını unutmamalı.<br />
<br />
<b>&Ccedil;ok kıymetli nasihatler<br />
İmam-ı Rabbani&nbsp;</b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
Fırsat ganimettir. &Ouml;mr&uuml;n tamamını faydasız işlerle telef etmemeli, Hak te&acirc;l&acirc;nın rızasına uygun şeylere harcamalı! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile kılmalı, tehecc&uuml;d namazını elden ka&ccedil;ırmamalı, seher vakitlerini istigfarsız ge&ccedil;irmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, &ouml;l&uuml;m&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmeli, ahiret hallerini g&ouml;zetmeli, fani d&uuml;nyanın haram olan işlerinden y&uuml;z &ccedil;evirip, baki olan ahiret işlerine d&ouml;nmeli. D&uuml;nya işleri ile zaruret miktarı uğraşmalı, diğer vakitlerde, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır. S&ouml;z&uuml;n kısası, Allah&rsquo;tan gayrı şeylerin sevgisinden korunmalı ve bedeni dinin h&uuml;k&uuml;mlerine uymakla s&uuml;slemeli, onunla meşgul olmalıdır. İş budur, bundan gayrısı hi&ccedil;tir.<br />
<br />
<b>Abd&uuml;l Kudd&uuml;s</b> hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Vaktin kıymetini bil! Gece g&uuml;nd&uuml;z ilim &ouml;ğrenmeye &ccedil;alış! Her zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı, s&uuml;nnetleri ile ve tadil-i erkan ile, huzur ve huşu ile kılmaya &ccedil;alış! Bunları yapınca, d&uuml;nyada ve ahirette, sayısız nimetlere kavuşursun. İlim &ouml;ğrenmek, ibadet i&ccedil;indir. Kıyamette, işten sorulacak, &ccedil;ok ilim &ouml;ğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibadet de, ihlas elde etmek i&ccedil;indir. İhlas da, hakiki mabud ve kayıtsız, şartsız var olan sevgiliyi [Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı] sevmek i&ccedil;indir.<br />
<br />
<b>İbrahim-i Edhem</b> hazretleri buyuruyor ki:<br />
<b>1-</b> G&uuml;nah işleyeceksen, Allah&rsquo;ın verdiği rızkı yeme! Rızkını yiyip de, Ona isyan edilir mi?<br />
<b>2-</b> G&uuml;nah işleyeceğin zaman, m&uuml;lk&uuml;nden &ccedil;ık! Onun m&uuml;lk&uuml;nde Ona isyan edilir mi?<br />
<b>3-</b> G&uuml;nah işlerken Onun g&ouml;rmediği bir yerde işle! Onun m&uuml;lk&uuml;nde, rızkını yiyip, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yerde g&uuml;nah işlenir mi?<br />
<b>4-</b> Can alıcı melek, ruhunu almaya gelince, bir m&uuml;ddet izin isteyebilir veya o meleği kovabilir misin? O zaman hemen tevbe et! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o melek ani gelir.<br />
<b>5- </b>Mezarda, melekler, sual sorunca, (beni imtihan etmeyin) diyerek onları kovabilir misin? &Ouml;yle ise, şimdiden onlara cevap hazırla!<br />
<b>6-</b> Kıyamette <b>(G&uuml;nahk&acirc;rlar Cehenneme&hellip;)</b> dendiği zaman, ben gitmem diyebilir misin?<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Ey kullarım! Benden isteyin! Kabul eder, veririm)</b> buyuruyor. Ama verilmeyenler de oluyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Ona dua eder, ama itaat etmezler. Peygamberini tanır, Ona uymazlar. Kur&#39;anı okur, g&ouml;sterdiği yolda gitmezler. Nimetlerinden faydalanır ama ş&uuml;kretmezler. Cennetin, ibadet edenler i&ccedil;in olduğunu bilir, hazırlıkta bulunmazlar. Cehennemi, asiler i&ccedil;in yarattığını bilir, ondan sakınmazlar. Ecdadının ne olduklarını g&ouml;r&uuml;r, ibret almazlar. Kendi ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırlar. B&ouml;yle kimseler, &uuml;zerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına ş&uuml;kretsin! Dualarının neticesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?<br />
<br />
<b>İmam-ı Rabbani</b> hazretleri buyuruyor ki:<br />
&Ouml;lmek felaket değil, &ouml;ld&uuml;kten sonra başa gelecekleri d&uuml;ş&uuml;nmemek felakettir. Mezhepsizlik ilhaddır. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerine uyanlara m&uuml;jdeler olsun.<br />
<br />
<b>İmam-ı Rabbani</b> hazretleri yine buyuruyor ki:<br />
Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, b&uuml;y&uuml;k nimettir. Sıhhat ile ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;z ge&ccedil;en vakitler, bulunmaz ganimettir. Her saati Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı zikretmek ile ge&ccedil;irmelidir. Resulullahın bildirdiğine uygun olan her iş, hatta alışveriş bile zikir olur. O halde, her hareketin, her duruşun, Resulullahın bildirdiğine uygun olması gerekir. B&ouml;ylece, hepsi zikir olur. Zikir demek, gafletten uzaklaşmak, yani, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hatırlamaktır. İnsan her hareketinde, her işinde, Allah&uuml; te&acirc;lanın emrini ve yasağını g&ouml;zetince, emir ve yasakların sahibini unutmaktan kurtulur ve daima zikretmiş olur.<br />
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<b>(Yemeği Allah&rsquo;ın zikri ile </b>[İbadet ederek ve Allah yolunda &ccedil;alışarak] <b>eritin. Yer yemez yatmayın; kalbiniz katılaşır.) </b>[Ebu Nuaym]<br />
<br />
Haramlardan ve ş&uuml;pheli şeylerden ka&ccedil;arak helal kazanmalıdır. Ahir zamanda bunlara dikkat eden az bulunur.<br />
<br />
Dine hizmet &ccedil;ok sevaptır. Bunu herkes g&uuml;c&uuml; nispetinde yapar. &Ouml;ğrendiği g&uuml;zel bir s&ouml;z&uuml; başkasına duyurmak bile sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Duyduğu hak s&ouml;z&uuml;, bir m&uuml;sl&uuml;man kardeşine s&ouml;ylemek ne g&uuml;zel hediyedir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Allah indinde en iyi kul, insanlara en &ccedil;ok nasihat edendir.) </b>[İ. Ahmed]</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Gafletin insana yaptığı zarar.</strong>..</p>

<p>Gaflet; nefsine uyarak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı, O&#39;&#39;nun emir ve yasaklarını unutmak demektir. B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri; &quot;İnsana zar&acirc;rı en şiddetli olan şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Anladım ki, bu gaflettir. Gafletin insana yaptığı zar&acirc;rı Cehennem ateşi bile yapmaz&quot; buyurmuştur.</p>

<p>İnsanların gaflete, hatta g&uuml;naha, isyana, k&uuml;fre dalması &ccedil;eşitli sebepler y&uuml;z&uuml;nden olur. Bunlar, insandan insana değişmekle beraber, cehalet, kibir ve &ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak, gafletin en b&uuml;y&uuml;k sebeplerindendir. Bunun i&ccedil;in Peygamber efendimiz; (Lezzetleri yıkan, eğlencelere son veren &ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;ok h&acirc;tırlayınız!) buyurmuşlardır. &Ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;ok hatırlamak, emirlere sarılmağa ve g&uuml;n&acirc;hlardan sakınmağa sebep olur. Haram işlemeğe cesareti azaltır. Nefse uymak, İslamiyyete uymağa mani olur. &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak, nefse uymağa sebeb olur. Peygamber efendimiz; (&Ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;ok h&acirc;tırlayınız. Onu hatırlamak, insanı g&uuml;nah işlemekten korur ve ahirete zararlı olan şeylerden sakınmağa sebep olur) buyurmuşlardır.</p>

<p>Gen&ccedil;liğine ve sıhhatine g&uuml;venmek Gen&ccedil;lik ve sıhhat, insanı gaflete d&uuml;ş&uuml;rebilir. İnsan, gen&ccedil;liğine ve sıhhatine g&uuml;venerek, d&uuml;nyanın zevk ve eğlencelerine kendini kaptırabilir. Bunun i&ccedil;in de, ibadetlerini vaktinde yapamaz, t&ouml;vbe etmeyi hatırına getiremez, ahireti unutabilir, kibre, gurura s&uuml;r&uuml;klenebilir. Bunun i&ccedil;in hazret i Ali; &quot;Gaflet, insana gur&ucirc;r getirir, hel&acirc;ke yaklaştırır&quot; buyurmuştur. Abd&uuml;lk&acirc;dir i Geyl&acirc;n&icirc; hazretleri de: &quot;B&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin başı, kalbin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan g&acirc;fil olmasıdır&quot; buyurmuştur.</p>

<p>Parasına, makamına, gen&ccedil;liğine ve sıhhatine g&uuml;venen kimse, d&uuml;nya malına, makamına kendini kaptırabilir. &Ouml;mr&uuml;n&uuml;, nefsinin istek ve zevkleri i&ccedil;in harcayabilir. Bu gaflet hali de onu, Cehenneme g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Zira Res&ucirc;lullah efendimiz; (&Uuml;mmetimin iki k&ouml;t&uuml; huya yakalanmalarından &ccedil;ok korkuyorum. Bunlar, nefse uymak ve &ouml;l&uuml;m&uuml; unutup, d&uuml;nya arkasında koşmaktır) buyurmuşlardır.</p>

<p>Cen&acirc;b ı Hakkın emirlerine değil de, kendi d&uuml;ş&uuml;ncelerine, nefsine tabi olan kimse, g&acirc;fil demektir. B&ouml;yle olan kimsenin kalbi paslı, kirli demektir. Pas tutmuş bir kalbde ise, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgisi olmaz. Bunun i&ccedil;in İbn-i At&acirc;ullah hazretleri: &quot;G&ouml;nl&uuml;nde g&uuml;nahlar ve d&uuml;ny&acirc; sevgisi olanın kalbi nasıl parlar? Yahut, nefsi emm&acirc;renin arzularına g&ouml;re hareket eden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını nasıl kazanır? Gaflet ve g&uuml;nahlardan temizlenmeden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın huz&ucirc;runa girmeyi nasıl ister? &Ccedil;irkin işlerinden t&ouml;vbe etmeyen, ince sırları anlamayı nasıl umar?&quot; buyurmuştur.</p>

<p>Nefs ve şeytan karışınca!.. G&acirc;fil olanın yaptığı ib&acirc;detler, hep gaflet i&ccedil;inde olur, sahih olsa bile, kab&ucirc;l olma ihtimali zayıftır. Yeme ve i&ccedil;mede, hel&acirc;le, harama dikkat etmeyen kimse, istese de kendini gafletten kurtaramaz, yaptığı ib&acirc;detlerden zevk alamaz. Beh&acirc;edd&icirc;n-i Buh&acirc;r&icirc; hazretleri buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;Yenilecek bir gıd&acirc;, bir yiyecek, her ne olursa olsun gaflet i&ccedil;inde, gadabla veya ker&acirc;hatle hazırlansa, ted&acirc;rik edilse, onda hayır ve bereket yoktur. Z&icirc;r&acirc; ona nefs ve şeytan karışmıştır. B&ouml;yle bir yiyeceği yiyen kimsede, mutlaka bir &ccedil;irkin netice meydana gelir. Gaflete dalmadan yapılan ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı d&uuml;ş&uuml;nerek yenen hel&acirc;l ve h&acirc;lis yiyeceklerden hayır meydana gelir. İnsanların h&acirc;lis ve s&acirc;lih ameller işlemeye muvaffak olamamalarının sebebi; yemede ve i&ccedil;mede bu hus&ucirc;sa dikkat etmediklerinden ve ihtiyatsızlıktandır. Her ne h&acirc;l olursa olsun, bilhassa namazda huş&ucirc; ve hud&ucirc; h&acirc;linde bulunmak, zevkle ve g&ouml;zyaşı d&ouml;kerek namaz kılabilmek, hel&acirc;l lokma yemeye, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı h&acirc;tırlayarak yemeği pişirmek ve yemeği Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın huz&ucirc;runda imiş gibi yemeğe bağlıdır. V&uuml;c&ucirc;duna haram lokma karışmış bir kimse, namazdan tad duymaz.&quot; Al&acirc;&uuml;ddevle Semn&acirc;n&icirc; hazretleri ise; &quot;İnsan v&uuml;c&ucirc;dunda amellerin tohumu, yenilen lokmadır. Bir kimse lokmayı gaflet i&ccedil;inde yerse, lokma hel&acirc;lden de olsa, insanların ondan fayda g&ouml;rmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir&quot; buyurmuştur.</p>

<p>Gaflet ehli sayılanlar... Eb&ucirc; Bekir Tamist&acirc;n&icirc; hazretleri, d&uuml;ny&acirc;yı &icirc;m&acirc;r etmenin gaflet ehlinin işi olduğunu bildirerek buyurdu ki:</p>

<p>&quot;Gaflet, gaflet ehlinin işi olduğu gibi, d&uuml;ny&acirc;ya &ouml;nem vermek ve ona bel bağlayarak im&acirc;r etmek de gaflet ehlinin işidir. Ancak her d&uuml;ny&acirc;ya &ccedil;alışan gaflet ehli sayılmaz. Bir sanat ehli, yaptığı sanatla kullara faydalı olmayı niyetine almalıdır. İş b&ouml;yle olunca, ona gaflet ehli denmez. Ancak d&uuml;ny&acirc;ya g&ouml;n&uuml;l verip, onu elinde toplamak isterse, d&uuml;ny&acirc; ehli olur ve gaflet ehli sayılır.&quot; Ahmed Siy&acirc;h&icirc; hazretleri, oğluna nasihat ederek: &quot;Ey oğul; Şeytanın sil&acirc;hı gaflet y&acirc;ni Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutmaktır. Ona karşı tedb&icirc;r, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı anmak ve hatırlamak, O&#39;&#39;nun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmektir&quot; buyurmuştur. Gafletten kurtulmanın &ccedil;aresi ise, g&acirc;fil olmayanlarla beraber olmak veya b&ouml;yle olanların kitaplarını, hayatlarını okumaktır. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri; &quot;Seher vakitleri istiğf&acirc;r etmelidir. Gafletten, nefse uymaktan lezzet almamalıdır. D&uuml;ny&acirc;nın ge&ccedil;ici lezzetlerine aldanmamalıdır. &Ouml;l&uuml;m&uuml; hatırlamalı, &acirc;hiretin dehşet ve şiddetini g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne getirmelidir&quot; buyurmaktadır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2501]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 24 May 2026 21:26:09 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Riya ve ihlas]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İhlas ve riya ne demektir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İhlas, gerek beden ile, gerek mal ile yapılan farz veya nafile b&uuml;t&uuml;n ibadetleri, Allah rızası i&ccedil;in yapmaktır. Mal, mevki, saygı, ş&ouml;hret kazanmak i&ccedil;in yapılan ibadette ihlas olmaz, riya olur. B&ouml;yle ibadete sevap verilmez. G&uuml;nah olur, azaba layık olur. Haram işleyenlerle, bid&rsquo;at ehli ile, k&acirc;firlerle, arkadaşlık, komşuluk edenlerin ihlasları kalmaz.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
İbadet yaparken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; emrettiği ve beğendiği i&ccedil;in yapmaya niyet etmelidir. B&uuml;t&uuml;n işlerin, iyiliklerin hep ihlas ile yapılması lazımdır. Kiminde, ihlas, kendini zorlayarak hasıl olur ve kısa bir zaman devam eder. Sonra kalbe nefsin arzuları gelir. <b>(c.1, m.59)</b><br />
<br />
Muhlis olarak ibadet etmek &ouml;v&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<b>(İhlas ile yapılan ibadet az da olsa insana k&acirc;fi gelir.) </b>[Dare Kutni]<br />
<br />
Devamsız olan ihlas ile yapılan ibadetler de, zamanla nefsi zayıflatır, devamlı ihlas elde etmeye sebep olur. S&uuml;fyan-ı Sevri hazretleri, (Allah rızası i&ccedil;in, niyet etmeden yemeğe davet edene bir g&uuml;nah, niyet etmeden gidene de, iki g&uuml;nah yazılır) buyuruyor.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(Amellerinizi Allah i&ccedil;in halis kılın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ancak kendisi i&ccedil;in ihlasla yapılan ameli kabul eder</b>. [Dare Kutni]<br />
<br />
<b>(İbadetlere riya karıştırmayın ki amelleriniz boşa gitmesin.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(İbadetine riya karıştırana ahirette denir ki: Git sevabını o kişiden iste.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Allah rızası i&ccedil;in cami yapana Cennette bir k&ouml;şk verilir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Kim Allah i&ccedil;in gazabını yenerse, Allah da ondan azabını def eder.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Allah rızası i&ccedil;in, ana babasına itaat ederek g&uuml;ne başlayana Cennetten iki kapı a&ccedil;ılır.)</b> [İ. Asakir]<br />
<br />
<b>(D&uuml;nya ve ahiret hayırlarına kavuşmak i&ccedil;in, Allah&rsquo;ı ananlarla beraber ol, hep Allah&rsquo;ı an, Allah i&ccedil;in sev, Allah i&ccedil;in buğzet.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(İbadetleri ihlas ile yap! İhlas ile yapılan az amel, kıyamette sana yetişir.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(Sabırlı ve ihlaslı olanlar, hesaba &ccedil;ekilmeden Cennete girer.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(40 g&uuml;n Allah i&ccedil;in ihlasla ibadet yapanın, kalbinden diline hikmet pınarları akar.)</b> [Ebuşşeyh]<br />
<br />
<b>(İhlaslı olanlara m&uuml;jdeler olsun. Onlar fitne karanlıkları i&ccedil;inde, parlayan ışıklardır.)</b> [E. Nuaym]<br />
<br />
<b>(İhlasla </b>&ldquo;La ilahe illallah&rdquo;<b> diyen Cennete girer.)</b> [Bezzar]<br />
<br />
<b>(Allah rızasından başka maksat i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenen veya ilmini d&uuml;nya menfaatine alet eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın!)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimde salihler &ouml;v&uuml;l&uuml;rken buyuruluyor ki:<br />
<b>(Onlar, kendi canları &ccedil;ekerken yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. </b>Biz bunları Allah rızası i&ccedil;in veriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekk&uuml;r bekliyoruz<b> derler.)</b> [İnsan 8,9]<br />
<br />
<b>Sual:</b> İbadet yaparken dikkat edilecek hususlar nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İbadette esas, kalbini tamamiyle Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya bağlamaktır. İbadet, bir &acirc;det olarak değil, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın huzuruna &ccedil;ıkıp, Ona can ve g&ouml;n&uuml;lden ş&uuml;kretmek ve Ona yalvarmak i&ccedil;in yapılmaktadır. Riya [g&ouml;steriş] olarak yapılan bir ibadeti Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kabul etmez. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<strong>(Ey Resul&uuml;m, kıyameti ink&acirc;r eden, yetimi sertlik ve sitemle defedip hakkını gasp eden, fakiri doyurmayan ve başkalarını da fakire iyiliğe teşvik etmeyen o kimseyi g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Namazlarını gaflet ile kılanlara ve riya, g&ouml;steriş yapanlara ve zek&acirc;tı vermeyenlere şiddetli azap vardır.) </strong>[Maun]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
Bir ibadetin ilmini &ouml;ğrenmeyenin, şartlarını bilmeyenin, yaptığı ibadet, ihlas ile yapılmış olsa da, sahih olmaz. Hi&ccedil; yapmamış gibi, Cehennemde yanar. Şartlarını bilerek ve g&ouml;zeterek yapanın, ibadeti sahih olur. Cehennem azabından kurtulur. Fakat, ihlas ile yapmadı ise, bu ibadeti ve hi&ccedil;bir iyiliği kabul olmaz. Sevap kazanmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bu ibadetini ve hayrat ve hasenatını beğenmeyeceğini bildiriyor. İlim ve ihlas ile yapılmayan ibadetin faydası olmaz. İnsanı k&uuml;f&uuml;rden, g&uuml;nahtan, azaptan kurtarmaz. &Ouml;m&uuml;r boyunca, b&ouml;yle ibadet yapıp da, k&uuml;f&uuml;r &uuml;zere vefat eden m&uuml;nafıklar &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. İlim ile, ihlas ile yapılan ibadet, insanı, d&uuml;nyada k&uuml;f&uuml;rden, g&uuml;nahtan kurtarır ve aziz eder. Ahirette de Cehennem azabından kurtaracağını, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, vaat etmektedir. (<b>Maide</b> 9) Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; vaadinde sadıktır. Verdiği s&ouml;z&uuml; elbette yapar.<br />
<br />
İmam-ı Gazali<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
G&uuml;nahların b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; &uuml;&ccedil; tanedir. Bunlar:<br />
<b>1- Cimrilik<br />
2- Haset<br />
3- Riya</b><br />
<br />
Riya, namaz, oru&ccedil;, sadaka ve yol, cami yaptırmak gibi hayırlı amelleri, insanlar g&ouml;rs&uuml;n de beğensinler diye yapmaktır. İşte b&ouml;yle bir maksatla yapılan işlerin hepsi riyaya dahildir. Riya, k&uuml;&ccedil;&uuml;k şirktir. Tevbe etmedik&ccedil;e katiyen affolunmaz. İlmi ile amel etmemek, amelinde salah ve ihlas olmamak din &acirc;limlerine, ibadet edenlere, ezana, m&uuml;barek g&uuml;nlere kıymet vermemek de şakavet alametidir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın birliğine iman edip, şirk koşmadan ve ihlasla namazını kılıp, zek&acirc;tını verenden Allah razı olur.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
<b>(İhlasla amel edin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ancak ihlasla yapılan ameli kabul eder.)</b> [Dare Kutni]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Zek&acirc;tı gizli vermek a&ccedil;ıktan vermekten iyi midir, a&ccedil;ıktan vermek riya olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Farz olan zek&acirc;tı a&ccedil;ık&ccedil;a vermek riya olmaz, daha sevap olur. Zek&acirc;tın b&ouml;yle alenen verilmesi, zek&acirc;tını vermemiş olmak t&ouml;hmetinden kurtarır, başkalarına da &ouml;rnek teşkil etmiş olur. İbni Abbas hazretleri, gizlice verilen nafile sadakanın sevabı, alenen verilenden 70 kat fazladır buyurdu. A&ccedil;ıktan verilen zek&acirc;tın sevabı ise gizlice verilenlerine g&ouml;re 25 kat fazladır. <b>İmam-ı Rabbani</b> hazretleri buyuruyor ki: Bir kuruş zek&acirc;t vermek, milyonlarla sadaka vermekten, daha sevaptır. Zek&acirc;t vermek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emrini yapmaktır. Sadaka ve hayratın &ccedil;oğu ise, &uuml;n, saygı ve nefsin şehvetlerini kazanmak i&ccedil;in olur. Farzlar yapılırken araya riya, g&ouml;steriş karışmaz. Nafile ibadetlerde ise, g&ouml;steriş &ccedil;ok olur. Bunun i&ccedil;indir ki, zek&acirc;tı, a&ccedil;ıktan vermek lazımdır. <b>(2/82)</b><br />
<br />
<b>Farzda riya olur mu?<br />
Sual</b>: Farzlarda da riya olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Riya, g&ouml;steriş demektir. Mal, mevki, saygı, ş&ouml;hret kazanmak i&ccedil;in ibadet etmek, riya olur. Riya ile yapılan farzlar, sahih olur. İbadet borcu &ouml;denmiş olur ise de, sevabı olmaz. Şartlarına uygun olduğu i&ccedil;in sahih olan bir namaz, riya ile g&ouml;steriş i&ccedil;in kılınırsa, sevab h&acirc;sıl olmaz, riya olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza başlayıp, sonradan h&acirc;sıl olan riyanın zararı olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden yapılan riya ise, &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br />
<br />
Riyaya mani olmak i&ccedil;in, nafile ibadetleri gizli yapmalıdır. Mesela sadakayı gizli vermeli, kuşluk namazı kıldığını s&ouml;ylememelidir; fakat ibadetlerini başkalarına g&ouml;stermek, onlara &ouml;ğretmek ve teşvik etmek niyetiyle olursa, riya olmaz ve &ccedil;ok sevab olur.<br />
<br />
Farzlarda ise, riya olacak diye, ibadetleri gizlemek doğru değildir. Mesela zek&acirc;tı, beş vakit namazı gizlememelidir. Cuma namazına gitmelidir. Ramazan orucunu tutmakta da, riya olmaz.<br />
<br />
<b>İmam-ı Rabbani</b> hazretleri buyuruyor ki:<br />
Nafile ibadetlerde g&ouml;steriş &ccedil;ok olur. Farzlar yapılırken, araya riya, g&ouml;steriş karışmaz. Bunun i&ccedil;indir ki, zek&acirc;tı, aşik&acirc;re vermek gerekir. Bu suretle insan, iftiradan kurtulur. <b>(2/82)</b><br />
<br />
<b>Sual:</b> Dindar bir kardeşimize, M&uuml;sl&uuml;manların kaynaşması niyetiyle namaz kılan bir insan olduğumuzu belli etmeye &ccedil;alışmak riya mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dindarlara g&ouml;sterilebilir. Riya olmaz. &Ouml;nemli olan, fitneye sebep olmamalıdır. Riya kalb işidir.<br />
<br />
<b>İbadete riya karıştırmak</b><br />
<b>Sual:</b> İbadet ederken, maddi faydaları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rse, mesela Allah rızası i&ccedil;in oru&ccedil; tutan kimse, bu arada rejim de yapmış olup, fazla kilolarımı azaltırım diyorsa, Allah rızası i&ccedil;in namaz kılarken, jimnastik de olur diyorsa, bu ibadetler kabul olur mu? Ayrıca, genelde ikindi ve yatsının s&uuml;nnetini kılmıyorum; ama başka kimseler olunca, s&uuml;nneti terk ediyor dememeleri i&ccedil;in mecburen kılıyorum. Bu riya mı oluyor, namazım kabul olmuyor mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İbadetlerine riya karıştıranın sevabı azalır. İbadet yaparak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan d&uuml;nya &ccedil;ıkarlarını istemek, mesela yağmur duasına &ccedil;ıkmak, istihare yapmak gibi ibadetler riya olmaz. &Uuml;cretle imamlık ve Kur&rsquo;an-ı kerim kursu hocalığı yapmak, sıkıntıdan, hastalıktan ve fakirlikten kurtulmak i&ccedil;in &acirc;yet-i kerime okumak da b&ouml;yledir. Bunlarda hem ibadet, hem de menfaat niyetleri vardır. İbadet niyeti hi&ccedil; bulunmazsa riya olur. İbadet niyeti &ccedil;ok olursa, sevab h&acirc;sıl olur. İbadetlerini başkalarına &ouml;ğretmek ve teşvik etmek niyetiyle olursa yine riya olmaz, hatta sevab olur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza başlayıp, sonra namaz i&ccedil;inde h&acirc;sıl olan riyanın zararı olmaz.<br />
<br />
Sualde soruların hepsi, Allah rızası i&ccedil;in yapılan ibadetlerdir. Hepsi de sahih olur. Riya karıştırılırsa, riyanın &ccedil;okluğu kadar sevabı azalır.<br />
<br />
<b>Riya ile namaz kılmak</b><br />
<b>Sual: </b>Namaz kılmaya Allah rızası i&ccedil;in başlansa, yanına biri gelse, ayıplamasın diye, ona g&uuml;zel namaz kıldığını g&ouml;stermek i&ccedil;in tadili erk&acirc;nla kılsa, b&ouml;yle riya ile kılınan namaz kabul olur mu? Namazı Allah rızası i&ccedil;in kılıyor, ama g&ouml;steriş de yapıyor. Bunun durumu nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza başlayıp, sonradan h&acirc;sıl olan riyanın zararı olmaz. Riya ile başlanan farzlar sahih olur. İbadet borcu &ouml;denmiş olursa da, sevabı olmaz. <b>(İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, Allah rızası i&ccedil;in başlamakla, riya ile başlamak arasında &ccedil;ok fark vardır. Allah rızası i&ccedil;in başlayıp sonra riya gelse de yine sevabdan mahrum kalmaz.<br />
<br />
<b>Tesbih &ccedil;ekmekte riya</b><br />
<b>Sual: </b>Tesbih &ccedil;ekerken başkalarının g&ouml;rmesi riya olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Riya, ibadeti g&ouml;steriş i&ccedil;in yapmaktır. Mal, mevki, saygı, ş&ouml;hret gibi bir menfaat kazanmak maksadıyla yapılan ibadet de riya olur. Namaz, oru&ccedil;, sadaka ve yol, cami yaptırmak gibi hayırlı amelleri, g&ouml;renler beğensin de beni takdir etsin diye yapmak riyadır. B&ouml;yle ibadetlere sevab verilmez. G&uuml;nah olur, azaba layık olur. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İbadetine riya karıştırana &acirc;hirette, &ldquo;Git, sevabını o kişiden iste!&rdquo; denir.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
Riyanın zıttı ihl&acirc;stır. İhl&acirc;s, gerek bedenle, gerek malla yapılan farz veya nafile b&uuml;t&uuml;n ibadetleri, sadece Allah rızası i&ccedil;in yapmaktır. Allah rızasından başka niyetle yapılırsa riya olur.<br />
<br />
Tesbih &ccedil;ekerken başkasının g&ouml;rmesi değil, kasten ona g&ouml;stermek riya olur, yani herkes g&ouml;rs&uuml;n, beni takdir etsin diye &ccedil;ekiliyorsa riya olur. Alışkanlık olduğu i&ccedil;in veya kalbinde hi&ccedil; g&ouml;steriş d&uuml;ş&uuml;ncesi yoksa g&ouml;r&uuml;lmesi riya olmaz. Ancak herkesin g&ouml;z&uuml; &ouml;n&uuml;nde &ccedil;ekmek fitneye veya suizanna sebep olabilir. Kalbde riya olmadan, ev halkının yanında, Kuşluk, Tehecc&uuml;d, Evvabin gibi nafile namazları kılmak, Kur&rsquo;an okumak, tesbih &ccedil;ekmek, g&uuml;nl&uuml;k okunması gereken duaları okumak, riya olmaz.</p>

<p><strong>İbadetlerini</strong> <strong>g&ouml;stermekten</strong> <strong>utanmak<br />
Sual: İbadetleri yaparken, başkaları g&ouml;r&uuml;r diyerek &ccedil;ekinmek, utanmak, dinen uygun mudur?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> İbadetlerini başkalarına g&ouml;stermekten hay&acirc; etmek, utanmak caiz değildir. <strong>Hay&acirc;</strong>, g&uuml;nahlarını, kabahatlerini g&ouml;stermemeye denir. Bunun i&ccedil;in, vaaz vermekten ve emr-i maruf ve nehy-i m&uuml;nker yapmaktan, din kitabı, ilmihal kitabı yazmaktan ve satmaktan ve imamlık, m&uuml;ezzinlik yapmaktan, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim, mevlid okumaktan hay&acirc; etmek caiz değildir. <strong>(Hay&acirc; imandandır)</strong> hadis-i şerifinde bildirilen hay&acirc;, k&ouml;t&uuml;, g&uuml;nah olan şeyleri g&ouml;stermekten utanmak demektir. M&uuml;minin, &ouml;nce Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan hay&acirc; etmesi lazımdır. Bunun i&ccedil;in, ibadetlerini sıdk ile, ihlas ile yapmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Başkalarına g&ouml;steriş i&ccedil;in namazını g&uuml;zel kılan, yalnız olduğu zaman b&ouml;yle kılmayan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tahkir etmiş olur.)</strong></p>

<p><strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: &quot;Benim şerikim yoktur. Başkasını bana şerik, ortak eden, sevaplarını ondan istesin.&quot; İbadetlerinizi ihlas ile yapınız! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ihlas ile yapılan işleri kabul eder.)</strong></p>

<p><strong>Menfaat i&ccedil;in iyilik yapmak<br />
Sual: Herhangi bir kimseye, onun kendisini &ouml;vmesi veya ondan bir şeyler elde etmek niyeti ile iyilik yapmanın dinimiz a&ccedil;ısından bir mahzuru var mıdır?<br />
Cevap:</strong> Başkalarının sevgisine ve &ouml;vmelerine kavuşmak i&ccedil;in, d&uuml;nya işleri ile, onlara iyilik yapmak, riya olur. İbadet ile olan riya bundan daha fenadır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden yapılan riya, hepsinden daha fenadır. İbadet yaparak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan d&uuml;nya menfaatlerini istemek, riya olmaz. Yağmur duasına &ccedil;ıkmak, istihare yapmak, b&ouml;yledir. Sıkıntıdan, hastalıktan ve fakirlikten kurtulmak i&ccedil;in &acirc;yet-i kerimeler okumak da, b&ouml;yledir denildi. Bunlarda hem ibadet, hem de menfaat niyetleri bulunmaktadır. Ticaret maksadı ile hacca gitmek de b&ouml;yledir. İbadet niyeti hi&ccedil; bulunmazsa riya olurlar. İbadet niyeti &ccedil;ok olursa, sevap hasıl olur. İbadetlerini başkalarına g&ouml;stermek, onlara &ouml;ğretmek ve teşvik etmek niyeti ile olursa, yine riya olmaz ve &ccedil;ok sevap olur. Ramazan orucunu tutmakta riya olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza başlayıp, sonradan hasıl olan riyanın zararı olmaz. Riya ile yapılan farzlar sahih olur, ibadet borcu &ouml;denmiş olur ise de, sevabı olmaz. Et ihtiyacını karşılamak niyeti ile kurban kesmek caiz olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in ve bir insan i&ccedil;in birlikte niyet ederek kurban kesmek caiz değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in olmayıp, yalnız hacdan, gazadan gelen ve gelen emiri, reisi karşılamak i&ccedil;in kesilen hayvan leş olur, yemesi haram olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza durup, namazı bitirinceye kadar hep d&uuml;nya işlerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse, namazı sahih olur. Ş&ouml;hrete sebep olacak şekilde giyinmek de riya olur.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza başlayıp, sonradan hasıl olan riyanın zararı olmaz. Riya ile yapılan farzlar sahih olur, ibadet borcu &ouml;denmiş olur ise de, sevabı olmaz. Et ihtiyacını karşılamak niyeti ile, kurban kesmek caiz olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in ve bir insan i&ccedil;in birlikte niyet ederek kurban kesmek caiz değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in olmayıp, yalnız hacdan, gazadan gelen i&ccedil;in ve gelen emiri, reisi karşılamak i&ccedil;in kesilen hayvan leş olur. Kesmesi ve yemesi haram olur. Riyadan korkarak ibadeti terk etmek caiz değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza durup, namazı bitirinceye kadar hep d&uuml;nya işlerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse, namazı sahih olur. Ş&ouml;hrete sebep olacak şekilde giyinmek de riya olur. Din adamlarının, temiz, kıymetli elbise giymeleri lazımdır. Bunun i&ccedil;in, imamların, cuma ve bayram g&uuml;nleri ziynetli elbise giymeleri s&uuml;nnettir.</p>

<p><strong>D&uuml;nya kazancına dini alet etmek<br />
Sual: Mal, m&uuml;lk, makam, mevki elde etmek i&ccedil;in dini kullanmak, dindar g&ouml;r&uuml;nmek, dinimiz a&ccedil;ısından uygun olur mu?<br />
Cevap:</strong> Riya, bir şeyi olduğunun tersine g&ouml;stermektir ki kısaca, g&ouml;steriş demektir. Ahiret amellerini yaparak ahiret yolunda olduğunu g&ouml;stererek, d&uuml;nya arzularına kavuşmak demektir ki kısaca, d&uuml;nya kazancına dini alet etmektir. İbadetlerini g&ouml;stererek, insanların sevgisini kazanmaktır. S&ouml;zleri veya ibadetleri riya ile olan kimsenin, din bilgisi varsa, buna <strong>M&uuml;nafık</strong> denir. Din bilgisi yoksa, buna <strong>Din yobazı</strong> denir. Fen bilgisi olmayıp da, kendisini fen adamı tanıtıp, kendi g&ouml;r&uuml;şlerini, fen bilgisi olarak s&ouml;yleyip, M&uuml;sl&uuml;manları aldatmaya, bunların dinlerini, imanlarını bozmaya &ccedil;alışan İsl&acirc;m d&uuml;şmanlarına <strong>Zındık</strong> veya <strong>Fen yobazı</strong> denir. Din yobazlarına ve fen yobazlarına aldanmamalıdır.</p>

<p>Başkalarının sevgisine ve methetmelerine, &ouml;vmelerine kavuşmak i&ccedil;in, d&uuml;nya işleri ile, onlara iyilik yapmak, riya olur. İbadet ile olan riya bundan daha fenadır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden yapılan riya, hepsinden daha fenadır. İbadet yaparak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan d&uuml;nya menfaatlerini istemek, riya olmaz. Yağmur duasına &ccedil;ıkmak, istihare yapmak, b&ouml;yledir. &Uuml;cret ile imamlık, hatiplik, muallimlik yapmak, sıkıntıdan, hastalıktan ve fakirlikten kurtulmak i&ccedil;in &acirc;yet-i kerimeler okumak da, b&ouml;yledir denildi. Bunlarda hem ibadet, hem de menfaat niyetleri bulunmaktadır. Ticaret maksadı ile hacca gitmek de b&ouml;yledir. İbadet niyeti hi&ccedil; bulunmazsa riya olurlar. İbadet niyeti &ccedil;ok olursa, sevap hasıl olur. İbadetlerini başkalarına g&ouml;stermek, onlara &ouml;ğretmek ve teşvik etmek niyeti ile olursa, yine riya olmaz ve &ccedil;ok sevap olur. Ramazan orucunu tutmakta riya olmaz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızası i&ccedil;in namaza başlayıp, sonradan hasıl olan riyanın zararı olmaz. Riya ile yapılan farzlar sahih olur, ibadet borcu &ouml;denmiş olur ise de, sevabı olmaz.</p>

<p><strong>Sual: Meşhur olmak, d&uuml;nyalık toplamak i&ccedil;in vaaz vermenin, nasihat yapmanın, dindeki yeri nedir?<br />
Cevap:</strong> Ş&ouml;hret i&ccedil;in, meşhur olup tanınmak i&ccedil;in vaaz vermek, nasihat etmek, kitap yazmak riya olur. Vaaz, emr-i ma&#39;r&ucirc;f ve nehy-i m&uuml;nker demektir. M&uuml;nakaşa etmek, başkalarından &uuml;st&uuml;n g&ouml;r&uuml;nmek ve &ouml;v&uuml;nmek i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenmek de, riya olur. D&uuml;nyalık elde etmek, yani mal, mevki elde etmek i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenmek de, riya olur. Riya ise haramdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in olan ilim, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkmayı arttırır. Kendi ayıplarını g&ouml;rmeye sebep olur. Şeytanın aldatmasına mani olur. İlmini d&uuml;nya kazancına, mala ve mevkiye kavuşmaya vasıta eden din adamlarına, <strong>ulem&acirc;-i s&ucirc;</strong>, yani k&ouml;t&uuml; din adamları denir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Her işte samimi olmak..</strong>.</p>

<p>İslamiyyete tam uyabilmek, ilim, amel ve ihl&acirc;s ile olur. Her s&ouml;zde, her işte, her harekette, her duruşta, kendiliğinden h&acirc;sıl olan ihl&acirc;s, muhlas olan kimseye nas&icirc;b olur. İhl&acirc;s, h&acirc;lis, temiz etmek, niyeti temizlemek, d&uuml;ny&acirc; faydalarını d&uuml;ş&uuml;nmeden b&uuml;t&uuml;n işleri, ib&acirc;detleri yalnız Allah i&ccedil;in yapmak demektir. İhl&acirc;s, gerek beden ile, gerek mal ile yapılan farz vey&acirc; n&acirc;file b&uuml;t&uuml;n ib&acirc;detleri, mesel&acirc; hayr&acirc;t ve hasen&acirc;t yapmağı, m&uuml;sl&uuml;m&acirc;nları sevindirmeği, onları sıkıntıdan kurtarmağı, zikri, istigf&acirc;rı Allah rız&acirc;sı i&ccedil;in yapmaktır. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;B&uuml;t&uuml;n m&uuml;&#39;&#39;minler ib&acirc;det yaparken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; emrettiği ve beğendiği i&ccedil;in yapmağa niyyet ediyorlar. B&ouml;ylece ihl&acirc;s ile yapıyorlar. Fakat b&uuml;t&uuml;n işlerin, iyiliklerin hep ihl&acirc;s ile yapılması ve bu ihl&acirc;sın kalbe hemen gelmesi l&acirc;zımdır. Bazı kimselerde, ib&acirc;detlere başlarken yapılan niyyet, ihl&acirc;s, zahmet &ccedil;ekerek, kendini zorlayarak h&acirc;sıl oluyor ve kısa bir zaman devam ediyor. Sonra kalbe nefsin arz&ucirc;ları geliyor. Devamlı ihl&acirc;s s&acirc;hiblerine &#39;&#39;muhlas&#39;&#39; denir. Zahmet &ccedil;ekerek elde edilen, dev&acirc;msız ihl&acirc;sın s&acirc;hiblerine &#39;&#39;muhlis&#39;&#39; denir. Muhlas olana, ib&acirc;det yapmak, tatlı ve kolay olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlarda, nefslerinin arz&ucirc;su ve şeyt&acirc;nın vesvesesi kalmamıştır. B&ouml;yle ihl&acirc;s, insanın kalbine ancak bir vel&icirc;nin kalbinden gelir.&quot;</p>

<p>İhl&acirc;s elde etmek i&ccedil;in...</p>

<p>İş ve ib&acirc;det, ihl&acirc;s elde etmek i&ccedil;indir. İhl&acirc;s da, hak&icirc;k&icirc; ma&#39;&#39;b&ucirc;d ve kayıtsız, şartsız var olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı sevmek i&ccedil;indir. İb&acirc;dete başlarken nefis ve şeyt&acirc;n ile m&uuml;c&acirc;dele ederek, dev&acirc;msız olan ihl&acirc;s elde edilebilince, b&ouml;yle ihl&acirc;s ile yapılan ib&acirc;detler de, zam&acirc;nla nefsi zayıflatır, dev&acirc;mlı ihl&acirc;s elde etmeğe sebep olur. Fakat buna kavuşmak senelerce s&uuml;rer. Res&ucirc;lullah efendimiz, Mu&acirc;z bin Cebel hazretlerini, Yemen&#39;&#39;e v&acirc;li g&ouml;nderirken ş&ouml;yle buyurmuşlardır:</p>

<p>(İb&acirc;detlerini ihl&acirc;s ile yap. İhl&acirc;s ile yapılan az amel, kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; sana yetişir.) Bir g&uuml;n Peygamber efendimiz, huzurunda hazır bulunanlara hitaben ş&ouml;yle buyurmuşlardır: (Kıyamet g&uuml;n&uuml;, ilk hesaba &ccedil;ekilecek &uuml;&ccedil; sınıf insan vardır.</p>

<p>Bunlardan birincisi, Allah&uuml; tealanın kendisine ilim verdiği kimsedir. Cenab-ı Hak buna; Sana ilim verdim. Bu ilimle ne yaptın, ne gibi amel işledin diye soracak. O kimse de; Ya Rabbi, sabah akşam bana verdiğin ilimle sana kulluk ettim, ibadet ettim. Kullarına senin dinini anlattım ve bunları da senin rızan i&ccedil;in yaptım diyecek. Allah&uuml; teala, bu kimseye hitaben; Yalan s&ouml;yl&uuml;yorsun. Sen, sana verdiğim ilimle, falan kimse ne kadar bilgili, ne kadar &acirc;lim desinler diye &ouml;yle yaptın ve bu şekilde meşhur da oldun buyuracak ve melekler de; Evet buyurduğun gibi ya Rabbi diyerek Cenab-ı Hakkı tasdik edeceklerdir.</p>

<p>İlk &ouml;nce hesaba &ccedil;ekilecek ikinci sınıftaki kimse ise, kendisine mal, servet verilendir. Allah&uuml; teala; Sana verdiğim malla, servetle ne yaptın diye soracak. O kimse; Ya Rabbi, bana verdiğin malı, sabah akşam demeden senin kullarına dağıttım, tasaddukta bulundum diyecek. Allah&uuml; teala; Yalan s&ouml;yl&uuml;yorsun. Falan kimse ne c&ouml;mert ne hayır sahibi bir kimsedir desinler diye dağıttın, onlar da sana b&ouml;yle s&ouml;yledi, muradına kavuştun buyuracak.</p>

<p>İlk&ouml;nce hesaba &ccedil;ekileceklerin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise, harpte &ouml;lendir. Allah&uuml; teala; Sana verdiğim g&uuml;&ccedil;, kuvvetle ne yaptın diye soracak. O kimse; Ya Rabbi, bana verdiğin g&uuml;c&uuml;, kuvveti, senin yolunda harcadım, senin rızan i&ccedil;in d&uuml;şmanlarınla harbettim ve &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;m diyecek. Allah&uuml; teala ve melekler; Yalan s&ouml;yl&uuml;yorsun. Falan kimse, ne kahramandır, ne yiğittir desinler diye harbe gittin, d&ouml;ğ&uuml;şt&uuml;n ve &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;n. Sana da b&ouml;yle s&ouml;ylediler buyururlar.)</p>

<p>Daha sonra Peygamber efendimiz, o sohbette hazır bulunan Ebu H&uuml;reyre hazretlerine d&ouml;nerek; Ey Eba H&uuml;reyre! İşte Kıyamet g&uuml;n&uuml;, Cehennem ateşinin ilk yakacağı kimseler bunlardır buyurmuşlardır. D&acirc;v&ucirc;d-i İskender&icirc; hazretleri buyurdu ki: &quot;Amelin ve ilmin h&acirc;lis olanını iste! H&acirc;lis niyetle Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ib&acirc;det ederken, insanlık h&acirc;li b&acirc;zı kus&ucirc;rların olursa, onlar i&ccedil;in de derh&acirc;l t&ouml;vbe et!&quot; İbn-i Haf&icirc;f hazretleri buyurdu ki: &quot;Akıllı insan, &ouml;nce &icirc;tik&acirc;dını d&uuml;zeltir ve Rabbine ulaşmaya hazırlanır. Niyetini h&acirc;lis yapar, işlerini temiz kılar. İb&acirc;detini g&uuml;zel yapar ve &acirc;hiret azığı toplar. Kendisinin başıboş yaratılmadığını bilir.&quot; S&acirc;lim bin Abdullah hazretleri buyurdu ki: &quot;Eğer sen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını g&ouml;zetirsen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sana yardımcı insanlar g&ouml;nderir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yardımı, herkesin niyetinin derecesine g&ouml;redir. Eğer niyet tam h&acirc;lis olursa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yardımı da tam olur. Eğer niyet noksan olursa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yardımı da ona g&ouml;re olur.&quot;</p>

<p>Şeytana karşı korunmak!</p>

<p>S&uuml;fy&acirc;n bin Uyeyne hazretleri buyurdu ki: &quot;Hel&acirc;l lokma ile, h&acirc;lis kalb ile kırk g&uuml;n ib&acirc;dete dev&acirc;m eden kimsenin kalbi nurlanır, hikmet s&ouml;ylemeye başlar.&quot; İnsan, şeytana karşı ancak ihlas ile korunabilir. Zira İslam &acirc;limlerinin b&uuml;y&uuml;klerinden olan Ma&#39;&#39;r&ucirc;f-ı Kerhi hazretleri, kendi kendine; &quot;Ey nefsim! Halis ol, temizlen ki, hal&acirc;s olasın, kurtulasın&quot; derdi. Hazret i &Ouml;mer, Ebu Musel Eşari hazretlerine yazdıkları bir mektupta: &quot;Niyyeti halis olan kimseye, kendisi ile insanlar arasındaki işlerinde, Allah&uuml; teala ona yeter&quot; buyurmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1281]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 15:50:31 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İnat ve Münakaşa]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Tartışmanın zararları nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hakkı a&ccedil;ıklamak niyetiyle de olsa, başkalarını mağlup etmek i&ccedil;in yapılan tartışmalar zararlıdır. Bir kimsede tartışmada galip gelme sevgisi, hakkı karşısındakinin ağzından duymaktan daha sevimli gelirse, her k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;ine girmiş demektir. Tartışmayı kazanma arzusu, diğer k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere sebebiyet verir.<br />
<br />
<b>M&uuml;nakaşanın zararları</b><br />
İtiraz etmeyi &acirc;det haline getirmek, &ldquo;Hayır &ouml;yle değildir&rdquo; demek, &ccedil;ok &ccedil;irkindir. Mesela, biri, (Havanın sıcaklığı 25 derece) dese, buna, (Hayır 30 dan aşağı değil) demek, onun s&ouml;z&uuml;ne itirazdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&ouml;yle s&ouml;ylemek, (Sen bilmiyorsun, bu işten sen anlamazsın, sen ahmaksın, ben akıllı ve bilgiliyim) demektir. Bu ise, kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;r&uuml;p, başkalarına h&uuml;cum etmektir. L&uuml;zum yokken, karşımızdaki şahsın kusurlarını bulup kendisine g&ouml;stermek g&uuml;nahtır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun hatasını s&ouml;ylemekle &uuml;zm&uuml;ş ve kalbini kırmış oluruz. Zaruretsiz incitmek haramdır. B&ouml;yle hususlarda başkasının hatasını s&ouml;ylemek gerekmez. Susmak ise imanın kemalini g&ouml;sterir. Malik bin Enes hazretleri, (Tartışmanın dinde yeri yoktur. Tartışma kalbleri katılaştırır, kin ve nefret doğurur) buyurdu. (&Ccedil;ok sevdiğin sadık bir dostunu, tartışarak bir defacık kızdır, ondan sonra başına gelecek felaketi g&ouml;r) demişlerdir.<br />
<br />
Bir insanın hi&ccedil; g&uuml;nahı olmasa, insanları doğru yola davet ediyorum diye tartışmaya girse, bu hareketi g&uuml;nah olarak ona yeter. İtirazı, tartışmayı huy edinen kimse m&uuml;r&uuml;vvetsiz olur.<br />
<br />
İmam-ı Gazali hazretleri, (Ancak ş&ouml;hret i&ccedil;in uğraşan, tartışmayı sever. Ş&ouml;hret ise afettir) buyurdu. M&uuml;nakaşa, dostun dostluğunu azaltır, d&uuml;şmanın d&uuml;şmanlığını artırır. Salih m&uuml;min kibirli olmaz, vakar sahibidir, d&uuml;nya işlerinde kolaylık g&ouml;sterir. Din işlerinde sağlam olur. Hi&ccedil; m&uuml;nakaşa etmez!<br />
K&ouml;t&uuml; ile m&uuml;nakaşa etme, seni &uuml;zer.<br />
Halim ile m&uuml;nakaşa etme, sana k&uuml;ser.<br />
<br />
Enes bin Malik hazretleri bildiriyor: Biz bir g&uuml;n dini bir konuda tartışırken, Resulullah efendimiz yanımıza geldi. Bize &ouml;yle &ouml;fkelenmişti ki, hi&ccedil; b&ouml;ylesini g&ouml;rmemiştik. Buyurdu ki:<br />
<b>(Bırakın tartışmayı! Sizden &ouml;ncekiler sırf bunun y&uuml;z&uuml;nden helak oldu. Tartışmanın faydası yoktur, tartışma zararlıdır. M&uuml;min m&uuml;nakaşa etmez. M&uuml;nakaşa edene şefaat etmem.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Haklı olduğu halde tartışmayı terk etmek, haksız olduğu halde, tartışmayı terk etmekten daha zordur. Bu bakımdan haklı olduğu halde m&uuml;nakaşayı terk etmek daha &ccedil;ok sevaptır.<br />
<br />
Dostlar arasındaki kin ateşini k&ouml;r&uuml;kleyen m&uuml;nakaşadır. M&uuml;nakaşa, karşıdaki insanı cahil yerine koymak, sen bilmezsin, ben bilirim demektir. Cahillikle su&ccedil;lanan herkes az veya &ccedil;ok kızar. Hadis-i şerifte, <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın en &ccedil;ok buğzettiği kul, tartışmada ileri gidendir)</b> buyurulmaktadır. M&uuml;nakaşa, dostların azalmasına, hasımların &ccedil;oğalmasına sebep olur. Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:<br />
(Bin kişinin dostluğuna, bir kişinin d&uuml;şmanlığını satın alma!)<br />
<br />
M&uuml;nakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ispata &ccedil;alışmaktır. Bu ise karşıdakini cehalet ve ahmaklıkla itham etmektir. Bu da d&uuml;ped&uuml;z d&uuml;şmanlıktır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(M&uuml;nakaşa etmeyen, kimseyi incitmeyen kimse Cennete girer.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Konuşurken itiraz etmeyene veya haklı olduğu halde, m&uuml;nakaşayı terk edene, Cennette bir k&ouml;şk verilir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Haklı da olsa, m&uuml;nakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz.)</b> [İbni Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(M&uuml;cadelede ısrar edeni Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sevmez.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(Fitnesinden emin olunmayan m&uuml;cadeleyi terk ediniz.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>D&ouml;rt grup insan vardır</b><br />
Bilgi y&ouml;n&uuml;nden insanlar d&ouml;rt gruba ayrılır:<br />
1- Bildiğini bilen,<br />
2- Bildiğini bilmeyen,<br />
3- Bilmediğini bilen,<br />
4- Bilmediğini bilmeyen.<br />
<br />
<b>Bildiğini bilen: </b>B&ouml;yle kimseler makbuld&uuml;r. Kendinden emindir. Cesurdur, bir &ccedil;ok işi başarır. Bir arkadaş var. Bilgisayar dahil, &ldquo;Her aleti &ccedil;alıştırabilirim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunu da benim gibi bir insan yapmıştır&rdquo; diyor ve kendinden emin olduğu i&ccedil;in de başarabiliyor.<br />
<br />
<b>Bildiğini bilmeyen: </b>B&ouml;yle kimseler ikaza muhta&ccedil;tır. &Ccedil;ekingendir. Ben bu işi başaramam diye korkar. Gerekli ikaz yapıldığında o işi rahat başarır. Mesela yine bir arkadaşım var. Bilgisayardan anlamam, o bana konuşmaz dedi. Yanına bir otur dedim, patlar, &ccedil;atlar diye cesaret edemedi. Israr ettim, &ldquo;Bunun bilgi ile, k&uuml;lt&uuml;r ile ilgisi yok. Azıcık cesaret yeter&rdquo; dedim. Şimdi bilgisayarı rahat kullanıyor.<br />
<br />
<b>Bilmediğini bilen: </b>B&ouml;yle kimseler haddini bilir. Her şeye burnunu sokmaz. Kendi işi ile meşgul olur. B&ouml;yle kimseler her zaman takdir g&ouml;r&uuml;r.<br />
<br />
<b>Bilmediğini bilmeyen: </b>B&ouml;yle kimseler hem kendine, hem topluma zarar verir. Hem bilmez, hem de bilmediğini bilmez. Yani hem kel, hem foduldur. Her şeye burnunu sokar. Burnu da pislikten kurtulmaz.<br />
<br />
Kendileri ile ilişki kurmak y&ouml;n&uuml;nden insanlar d&ouml;rde ayrılır:<br />
1- Tavşan pisliği gibi olanlar.<br />
2- Gıda [besin] gibi olanlar.<br />
3- İla&ccedil; gibi olanlar<br />
4- Hastalık gibi olanlar.<br />
<br />
<b>Tavşan pisliği gibi olanlar:</b> Ne kokar, ne bulaşır. Hi&ccedil; kimseye yararı ve zararı dokunmaz. Varlıkları ile yoklukları arasında fark olmayan kimselerdir.<br />
<br />
<b>Gıda gibi olanlar:</b> Herkesin her zaman ihtiya&ccedil; duyduğu kimselerdir. B&ouml;yle kimseleri arayıp bulmalı, bulunca da, kaybetmemek i&ccedil;in gerekli tedbirleri almalıdır.<br />
<br />
<b>İla&ccedil; gibi olanlar:</b> Ancak ihtiya&ccedil; zamanında işe yararlar. B&ouml;yle kimseleri de ihmal etmemelidir.<br />
<br />
<b>Hastalık gibi olanlar: </b>Bu tip insanlara hi&ccedil; ihtiya&ccedil; olmaz. Fakat, kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar. Bunlardan kurtulmak i&ccedil;in, m&uuml;dara etmek gerekir.<br />
<br />
<b>Hakkı kabul etmekte inat etmemeli<br />
Sual:</b> M&uuml;nakaşa ettiğim arkadaşın haklı olduğunu anlıyorum. Fakat yenilgiyi kabul etmemek i&ccedil;in, hayır &ouml;yle değildir diyorum. Bunun mahzuru nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Doğru olan bir şeyi kabul etmemeye inat denir. İnat, karşımızdakini aşağı g&ouml;rmek, ondan nefret etmek, ona d&uuml;şmanlık beslemek, haset etmek gibi sebeplerden meydana gelir. Hakkı, d&uuml;şmanımız da s&ouml;ylese kabul etmeliyiz. Hakkı kabul edememek kibirdendir. Kibir ise b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:<br />
<b>(Hakkı k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmek kibirdendir.)</b> [İ.Gazali]<br />
<br />
M&uuml;min kibirli olmaz; fakat vakar sahibi olur. Vakarlı kimse, d&uuml;nya işlerinde kolaylık g&ouml;sterir. Din işlerinde sağlam olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(M&uuml;min vakarlı ve yumuşak olur.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
Hi&ccedil; kimse ile m&uuml;nakaşa etmemeliyiz!<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, m&uuml;cadelede ısrar edeni sevmez.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>(Haklı iken, m&uuml;nakaşayı terk edene, Cennetin ortasında bir k&ouml;şk verilir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(M&uuml;cadelede ısrar edenler hari&ccedil;, hi&ccedil; kimse, hidayete kavuştuktan sonra sapıtmaz.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
M&uuml;nakaşa, dostların azalmasına, hasımların &ccedil;oğalmasına sebep olur. Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:<br />
(Bin kişinin dostluğuna, bir kişinin d&uuml;şmanlığını satın alma!)<br />
<br />
M&uuml;nakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ispata &ccedil;alışmaktır. Bu ise karşıdakini cehalet ve ahmaklıkla itham etmek demektir. Bu d&uuml;ped&uuml;z d&uuml;şmanlıktır. Kendini karşısındakinden &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmek ise kibirdir. Mahzurludur. M&uuml;nakaşa her y&ouml;nden mahzurludur. M&uuml;nakaşa g&uuml;zel ahlakın zıddıdır. Halbuki m&uuml;sl&uuml;man g&uuml;zel ahlaklı olmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. G&uuml;ler y&uuml;z ve tatlı dil ile, g&uuml;zel ahlakla memnun etmeye &ccedil;alışınız!)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>İyi insanın vasıfları</b><br />
İyi insan, kimseyle m&uuml;nakaşaya girmeyen, herkesle iyi ge&ccedil;inen kimsedir. İyi insan, yani m&uuml;sl&uuml;man, her işinde Allah&rsquo;tan korkar, titrer. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak i&ccedil;in &ccedil;ırpınır. Sabreder, affeder. Her ge&ccedil;imsizlikte, her sıkıntıda, kusuru kendisinde g&ouml;r&uuml;r. Her nefeste Rabbini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Gaflet ile yaşamaz. Bir kalbi incitmekten korkar. Kalbleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın evi bilir. H&acirc;fız-ı Şirazinin, <b>(Dostlara doğru s&ouml;ylemeli, d&uuml;şmanları g&uuml;ler y&uuml;zle ve tatlı dil ile idare etmelidir) </b>s&ouml;z&uuml;ne uyar. Dinlerine ve d&uuml;nyalarına zarar gelecek şeylerden sakınır. Herkese karşı, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;, tatlı dilli olur. Af dileyeni affeder. Hi&ccedil; kimse ile m&uuml;nakaşa etmez. Bilir ki, m&uuml;nakaşa etmek, dostluğu giderir, d&uuml;şmanların &ccedil;oğalmasına sebep olur. Fitne &ccedil;ıkarmaz, dost ile de, d&uuml;şman ile de tatlı konuşur, herkesle iyi ge&ccedil;inir. Kimsenin s&ouml;z&uuml;ne karşı gelmez. Herkese yumuşak s&ouml;yler, sert konuşmaz. Hadis-i şerifte, <b>(M&uuml;min vakarlı ve yumuşak olur) </b>buyuruldu. M&uuml;nakaşa edenlerin yanında oturmaz!<br />
<br />
İyi huylu olmak i&ccedil;in ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek i&ccedil;in, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. Hadis-i şerifte, <b>(Kişinin dini, arkadaşının dini gibi olur)</b> buyuruldu. Ahlakı bozan kitap, gazete, radyo ve TV&rsquo;den sakınmalıdır.<br />
<br />
Malı, mevkii hayır i&ccedil;in arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur. Hadis-i şerifte, <b>(D&uuml;nyada, yolcu gibi yaşa, &ouml;leceğini unutma)</b> buyuruldu. Vaktin kıymetini bilip gece-g&uuml;nd&uuml;z ilim &ouml;ğrenmelidir! İlim, ibadet i&ccedil;indir. Kıyamette işten, ibadetten sorulur, &ccedil;ok ilim &ouml;ğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibadet de ihlas elde etmek i&ccedil;indir. Evliyadan bir zat, (Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, g&uuml;zel ahlakı, g&uuml;ler y&uuml;z&uuml;, c&ouml;mertliği, m&uuml;nakaşa etmemesi, &ouml;z&uuml;rleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır) buyurmuştur.<br />
<br />
İbni Abbas hazretleri buyurdu ki:<br />
(Aklın başı, kendisine zulmedeni affetmek, kendinden aşağıda g&ouml;r&uuml;nene tevazu g&ouml;stermek, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten sonra konuşmaktır. Akılsızlığın başı ise, kendini beğenmek, l&uuml;zumsuz yere konuşmak ve kendisinin yaptığı şeylerde insanları ayıplamaktır. Hadis-i şerifte, <b>(Akıllı şu kimsedir ki, a&ccedil;ıkta yapınca utanacağı işi gizli yerde de yapmaz) </b>buyuruldu. Hikmet ehli, ibadetlerini ihlasla yapan, insanlarla iyi ge&ccedil;inen, onlara iyilik eden ve belalara sabredenin akıllı olduğunu bildirmiştir.<br />
<br />
<b>Hakkı kabul etmek<br />
Sual:</b> Bazen bir hususta &ccedil;ocuğumla konuşurken, yanıldığımı anladığımda hatamı kabul edemiyorum. Uygun mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hakkı s&ouml;yleyen kim olursa olsun kabul etmelidir.! &Ccedil;ocuğumuz da s&ouml;ylese, cahil biri de s&ouml;ylese, itiraz etmeden kabul etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Hakkı s&ouml;yleyen kimse, k&uuml;&ccedil;&uuml;k-b&uuml;y&uuml;k ve hoşlanılmayan bir kimse de olsa kabul et, b&acirc;tılı da reddet!) </b>[Deylemi]<br />
<br />
Bir hususta k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne inat etmek &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Bilmediği bir hususta inat edene, inadından vazge&ccedil;ene kadar Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; gadap eder.)</b> [İ.Ebidd&uuml;nya]</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hak ağırdır ve de acıdır...</strong></p>

<p>Hak ağırdır; ağır olduğu kadar da acıdır... Ve aynı zamanda faydalıdır. Hak s&ouml;z&uuml; kabul etmek, nefslere ağır gelir. Bunun i&ccedil;in, Peygamberler, davetlerine başladıkları zaman, hep itirazla karşılaşmışlardır. İsl&acirc;m &acirc;limlerine itiraz edilmesinin sebebi de, yine nefse, hak s&ouml;z&uuml;n ağır gelmesindendir. B&acirc;tıl ise, hafif ve aynı zamanda bel&acirc;lı ve zararlıdır. B&acirc;tıl olan s&ouml;zler ve işler, nefislere tatlı gelir. Nefislerine tabi olanlar, sonu zararlı ve belalı olan b&acirc;tıl yollara maalesef iltifat etmektedirler. M&uuml;sl&uuml;man, hakka ve doğruya aşıktır. Bunun i&ccedil;in kendini hep kusurlu ve hatalı kabul eder. Zaten mertlik de, su&ccedil;u kendinden bilmektir. Peygamber efendimiz; (Haklı olduğu halde dahi, m&uuml;n&acirc;kaşa etmeyen kimseye, Cennette bir k&ouml;şk verilecektir) buyurmaktadır. Res&ucirc;lullah efendimiz bir g&uuml;n Mu&#39;&#39;&acirc;z ibni Cebel hazretlerine hitaben buyurdu ki: (Y&acirc; Mu&#39;&#39;&acirc;z! Sana vasiyyet ederim ki, takv&acirc; &uuml;zere ol! Hep doğru s&ouml;yle. Ahdine s&acirc;dık ol. Em&acirc;nete hıy&acirc;net etme. Yet&icirc;mlere merhamet et. Komşunun hakkını g&ouml;zet. Kimseye kızma. Hep tatlı konuş. Her m&uuml;sl&uuml;m&acirc;na sel&acirc;m ver. Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;min yolu olan fıkıh bilgilerini &ouml;ğren ve bu bilgilerden ayrılma. Her işinde &acirc;hireti d&uuml;ş&uuml;n. Hes&acirc;b g&uuml;n&uuml;ne h&acirc;zırlan. D&uuml;ny&acirc;ya g&ouml;n&uuml;l bağlama. Hep g&uuml;zel, f&acirc;ideli işler yap. Hi&ccedil;bir m&uuml;sl&uuml;m&acirc;nı k&ouml;t&uuml;leme. Yalancı ş&acirc;hidlik yapma. Doğru s&ouml;z&uuml; kab&ucirc;l eyle!) Her şeyin, her işin bir gayesi bir kıblesi vardır. M&uuml;sl&uuml;manın hedefi ise, Cenab-ı Hakkın rız&acirc;sı ve sonsuz saadet yurdu olan Cennet nimetlerine kavuşmaktır. Bunun i&ccedil;in esas gaye, imanla &ouml;lmek, &ouml;l&uuml;rken de Allah diyebilmektir. Allahı unutarak iş yapan, Cehennem ateşini talep etmektedir.</p>

<p>Doğruyu kabul etmek ve kibir! Hak, doğru tektir. Bunu kabul etmek ise g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Hakkı kabul ettirmek i&ccedil;in zorlamak da, doğru değildir &ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;nakaşa &ccedil;ıkar. Fizikte bir kaide vardır. Artı artıyı, eksi eksiyi iter. Zıt kutuplar ise, birbirini &ccedil;eker. İki taraf da ben haklıyım derse, neticede kavga &ccedil;ıkar, ge&ccedil;im olmaz. Bir evde bile, karı kocadan birisi f&acirc;ni yani yok olursa, o evde ge&ccedil;im olur. İkisi de diri ise ge&ccedil;im olmaz.</p>

<p>Hakkın, doğrunun kabul edilmemesi, kibirdendir. Kibir ve bunu benden başkası bilmemelidir iddiası ise, insanları daima yalnız bırakır ve sevimsiz kılar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunun dibinde karşı tarafa g&uuml;vensizlik vardır. G&uuml;ven ise, sevginin barışın ve başarının temelidir. G&uuml;venin kaybolduğu yerde hayat durur ve insanlar birbirine d&uuml;şman olur, merhamet kaybolur. Bunların yuvaları yıkılır ve cenazelerine kimse gelmez olur. Halbuki, birlikte, beraberlikte, kardeşlikte, anlaşmada yani cemaatta rahmet vardır. İtiraz etmeyen, hakkı kabul eden ve kendini beğenmeyip haramlardan sakınanın kabına, rahmet dolmaya başlar, ihl&acirc;sı artar, istifade etmeye başlar. İşte bu istifadenin hasıl olup olmadığı, kimseye y&uuml;k olmayıp, herkesin y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ekmeye başlaması ile anlaşılır. İtiraz eden, doğruyu kabul etmeyen kimse, sevimsiz ve asık suratlı olur. G&uuml;lery&uuml;zl&uuml; olmayanın ise, insanların itimadını, sevgisini kazanması zordur. C&ouml;mert olmayan, vermekten hoşlanmayan kimse de, insanların sevgisini kazanamaz. İhl&acirc;slı olmayanın, yani sırf Allah rızasını g&ouml;zetmeyenin, yaptığı hizmetlerde insanlardan takdir veya maddi bir karşılık bekleyenin ise, ihl&acirc;sı zedelenir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, ihl&acirc;ssız kimseyi muvaffak kılmaz. Doğruyu kabul ettirmekle değil, anlatmakla memuruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kalbleri &ccedil;eviren Cenab-ı Hak&#39;&#39;tır. Herkese iyilik yapamayız; fakat, hi&ccedil; kimseye k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmaya da hakkımız yoktur.</p>

<p>Herkes konuşurken hep &quot;Ben&quot; der. Benim dediğim, benim d&uuml;ş&uuml;ncem, benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m diyerek kendini beğenir. Kendini beğenen kimsenin hakkı kabul etmesi ise &ccedil;ok &ccedil;ok zordur ama imk&acirc;nsız değildir. Zira her insanda şef olmak arzusu vardır. Bu, insanın tabiatında vardır. Bu h&acirc;l yalnız y&uuml;z&uuml; &acirc;hirete d&ouml;n&uuml;k olanlarda olmaz. Her şeyin dayandığı bir temel vardır. Sevginin dayandığı temel ise, karşılıklı g&uuml;vendir. İnsan g&uuml;vendiği ve &ccedil;ok sevdiği biri i&ccedil;in hayatını feda eder. G&uuml;ven varsa, sevgi de vardır. G&uuml;ven ve sevgi varsa, başarı da vardır. İnsanları, başarılı olmaları i&ccedil;in zorlamak doğru değildir. Aksine onların, bulundukları yerde mutlu olmalarını sağlamalıdır. O da, g&uuml;ven ve sevgi ile olur. Zaten bir kimse, birini severse, ona g&uuml;venir. Seven ve g&uuml;venen kimse, hakka itiraz etmez, onu zevkle kabul eder.</p>

<p>Deme var mı ben gibi?!. Hakkı kabul etmemekte en b&uuml;y&uuml;k tehlike, kibirlenmektir. D&uuml;nyada verilen bazı payelerle kibirlenen kimse, sonunda perişan olur. Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse, Cennete giremez. Hi&ccedil; kimse elbise veya etiketinden dolayı makbul olamaz. Zira m&uuml;sl&uuml;manın şerefi, ilim ve edep sahibi olmasıyladır. Mal, m&uuml;lk, makam hepsi ge&ccedil;icidir. Kalıcı olan, hakkı kabul edip, O&#39;&#39;na ittiba etmektir. Zaten; (İnsanın şerefi, kıymeti, ilmi ve edebi ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Malı ve baba ve dedeleri ile değil!) buyurulmuştur. Şu beyit de her şeyi &ouml;zetlemektedir: &quot;Mal ve m&uuml;lke olma mağr&ucirc;r, deme var mı ben gibi. Bir muh&acirc;lif yel eser, savurur harman gibi.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1242]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 13:54:44 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Dinimizde ilim ve ilmin önemi]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>İlim &ouml;ğrenmenin fazileti nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İlim &ouml;ğrenmenin fazileti &ccedil;oktur. Kur&rsquo;an-ı kerimde me&acirc;len<b>, (Bilmiyorsanız, zikir ehline </b>[ilim ehline, &acirc;limlere]<b> sorun) </b>buyuruldu. (Enbiya 7)<br />
<br />
&Acirc;yet-i kerimedeki zikir<b>, </b>ilim demektir. Bu &acirc;yet-i kerime, bilmeyenlerin, &acirc;limleri bulup onlardan sorup, &ouml;ğrenmelerini emretmektedir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
&Uuml;&ccedil; ayet-i kerime meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah iman edenleri y&uuml;celtir; kendilerine ilim verilmiş m&uuml;minleri ise, </b>[cennette]<b> kat kat derecelerle y&uuml;kseltir.) </b>[M&uuml;cadele 11]<br />
<br />
<b>(De ki, hi&ccedil; bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.) </b>[Z&uuml;mer 9]<br />
<br />
<b>(Kulları arasında Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan en &ccedil;ok korkan &acirc;limlerdir.) </b>[Fatır 28]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(İlim &ouml;ğrenmek, kadın-erkek her m&uuml;sl&uuml;mana farzdır.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Beşikten mezara kadar ilim &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışınız!) </b>[Şir&#39;a]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, İbrahim aleyhisselama &quot;Ben ilim sahibiyim, ilim sahiplerini severim&quot; buyurdu.)</b> [İbni Abdilber]<br />
<br />
<b>(İlim, İslam&rsquo;ın hayatı, imanın direğidir.)</b> [Ebuşşeyh]<br />
<br />
<b>(Hi&ccedil; kimse, cehaletle aziz, ilim ile de zelil olmaz.)</b> [Askeri]<br />
<br />
<b>(Boş vaktini ilme harcayan kurtulur.)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>(Salih &acirc;limlerden olun, eğer salih &acirc;limlerden olamazsanız, b&ouml;yle &acirc;limlerin sohbetinde bulunun, sizi hidayete kavuşturacak, dalaletten uzaklaştıracak ilmi dinleyin!)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>(Nerede ilim varsa, orada m&uuml;sl&uuml;manlık vardır.)</b> [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
<b>(İlim, benim ve diğer Peygamberlerin mirasıdır. Kim de bana miras&ccedil;ı olursa, Cennette benimle beraber olur.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;ın rezil etmek istediği kul, ilim ve edepten mahrum kalır.) </b>[İbni Neccar]<br />
<br />
<b>(Bir m&uuml;sl&uuml;man, arkadaşına, hidayetini arttıracak veya onu tehlikeden kurtaracak hikmetli bir s&ouml;zden daha iyi bir hediye veremez.)</b> [Ebu Ya&rsquo;la]<br />
<br />
Hazret-i Lokman, oğluna buyurdu ki:<br />
(&Acirc;limlerle otur, hikmet sahiplerinin s&ouml;zlerini dinle! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bahar yağmuru ile toprağa hayat verdiği gibi, &ouml;l&uuml; kalbleri hikmet nurları ile diriltir.)<br />
<br />
İlim, Cennete giden bir yol, gurbette arkadaş, yalnızlıkta sırdaştır. İlim, iki cihanda kurtuluş, d&uuml;şmana karşı siperdir. İnsan i&ccedil;in haya, g&ouml;zler i&ccedil;in ziyadır.<br />
<br />
Hazret-i Ali buyurdu ki:<br />
(İlim, maldan hayırlıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; malı sen korursun; fakat ilim seni korur. Mal harcamakla azalır, ilim sarf etmekle &ccedil;oğalır.)<br />
<br />
İmam-ı Gazali<b> </b>hazretleri de, (İnsanın diğer mahlukattan &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ilmi iledir, g&uuml;&ccedil; ve kuvvetiyle değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; deve insandan kuvvetlidir. İrilik bakımından da değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; fil insandan &ccedil;ok iridir. Cesaret bakımından da değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aslan insandan cesurdur. &Ccedil;ok yemesiyle de değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; mandanın karnı, insanın midesinden daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Şu halde ilim &ccedil;ok &uuml;st&uuml;n bir vasıftır) buyurmaktadır.<br />
<br />
Yemek ve i&ccedil;mekten kesilen hasta, &ouml;lmeye mahkum olduğu gibi, ilim ve hikmetten mahrum kalb de &ouml;l&uuml;me mahkumdur.<br />
<br />
İlim &ouml;ğrenmek ve &ouml;ğretmek &ccedil;ok m&uuml;himdir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ilim verdiği &acirc;limlerden de Peygamberlerden aldığı misak gibi, ilimlerini saklamayıp insanlara a&ccedil;ıklamaları i&ccedil;in, s&ouml;z almış ve </b>&quot;Rabbinin yoluna hikmetle, g&uuml;zel &ouml;ğ&uuml;tle davet et!&quot; <b>buyurmuştur.) </b>[Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(En g&uuml;zel hediye, hikmetli bir s&ouml;z&uuml; iyice anlayıp, din kardeşine anlatmaktır.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Bir saat ilim &ouml;ğrenmek veya &ouml;ğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevaptır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Heves edilecek iki kimse vardır: Biri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği ilimle amel edip başkasına da &ouml;ğreten, ikincisi de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği serveti hayra sarf edendir.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(İlim yolunu tutana, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Cennet yolunu a&ccedil;ar.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Melekler, ilim talebesinden memnun oldukları i&ccedil;in kanatlarını onların &uuml;zerine gererler.) </b>[İ. Abdilber]<br />
<br />
<b>(İlimden bir mesele &ouml;ğrenmek, d&uuml;nyadaki her şeyden kıymetlidir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Ya &acirc;lim, ya &ouml;ğrenci, ya dinleyici veya bunları seven olun. Yoksa helak olursunuz.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Tecr&uuml;beli yaşlılarla oturup kalkın. &Acirc;limlere sorun. Hikmet sahipleri ile beraber olun.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(&Acirc;lim olmayan veya ilim &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışmayan bizden değildir.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Bir &acirc;limin, yanına oturarak, bir saat ilimle meşgul olması, bir &acirc;bidin 70 yıl ibadetinden hayırlı olabilir.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(İşlenen bir g&uuml;nah, &acirc;lime bir, cahile iki olarak yazılır. &Acirc;lim, g&uuml;nahı i&ccedil;in azap olunur. Cahil ise hem g&uuml;nahı, hem de &ouml;ğrenmediği i&ccedil;in azap olunur.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, d&uuml;nya işlerinin &acirc;limi, ahiret işlerinin cahili olana buğz eder.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>(İlim &ouml;ğrenmek, namaz, oru&ccedil;, hac ve Allah yolundaki cihaddan daha kıymetlidir.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Bir saat ilim &ouml;ğrenmek gece sabaha kadar ibadet etmekten kıymetlidir. Bir g&uuml;n ilim &ouml;ğrenmek, &uuml;&ccedil; ay oru&ccedil; tutmaktan kıymetlidir.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>(Bir kimse, ilim &ouml;ğrense, bununla amel etmese bile; bin rekat namaz kılmasından daha fazla sevap alır. Eğer &ouml;ğrendiği ilimle amel eder veya başkasına &ouml;ğretirse, hem bunun sevabını alır, hem de Kıyamete kadar bununla amel edenlerin sevabını alır.) </b>[Hatib]<br />
<br />
<b>(Farzlarda ihmallik yapan bir derde m&uuml;ptela olur.) </b>[İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Din ilmine sahip olanın sıkıntısı gider ve ummadığı yerden rızıklanır.) </b>[İ. Neccar]<br />
<br />
<b>(İlim &ouml;ğrenen veya Allah i&ccedil;in bir dost edinen veya din kardeşinin y&uuml;z&uuml;ne şefkatle bakan veya </b>&ldquo;Bismillah&rdquo; <b>diyerek işine başlayan affa uğrar.) </b>[İ. Rafii]<br />
<br />
<b>İlim &acirc;limden &ouml;ğrenilir</b><br />
Bir talebenin, ilim &ouml;ğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi i&ccedil;in, bir &ouml;ğreticiye ihtiyacı vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şerifte, <b>(İlim &uuml;staddan &ouml;ğrenilir)</b> buyuruldu. (Taberani)<br />
<br />
Kur&#39;an-ı kerimde ise mealen, <b>(Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!)</b> buyuruldu. (Nahl 43)<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına kavuşmak i&ccedil;in de sebeplere yapışmak, bir &acirc;limin g&ouml;sterdiği yolda gitmek gerekir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen <b>(Ey iman edenler, Allah&rsquo;tan sakının ve Onun rızasına kavuşmak i&ccedil;in, vesile arayınız!)</b> buyuruluyor. (Maide 35)<br />
<br />
Bu &acirc;yet-i kerimeden de bir &ouml;ğreticiye ihtiya&ccedil; olduğu anlaşılmaktadır. Bir kimsenin rehberi olmazsa, şeytan ona rehber olur. Şeytan rehber olunca da, kendisine t&acirc;bi olanı u&ccedil;urumdan u&ccedil;uruma atar.<br />
<br />
[Bu y&uuml;zden, bid&rsquo;at ehli, reformcu zatları dinlememeli, s&ouml;zlerine inanmamalı, kitaplarını okumamalı, yaralı aslandan ka&ccedil;ar gibi bunlardan uzaklaşmalıdır. Nakli esas alan kitapları okumalıdır. Hakikat Kitabevi&rsquo;nin yayınladığı kitaplar, ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kıymetli eserlerinden derlenerek hazırlanmıştır. <a href="http://www.hakikatkitabevi.com" target="blank">www.hakikatkitabevi.com</a> adresinden okunabilir ve temin edilebilir.]<br />
<br />
<b>İlim bulunan yerde m&uuml;sl&uuml;manlık vardır</b><br />
Ehl-i s&uuml;nnet itikadını ve ilmihalini &ouml;ğrenmeyen ve &ccedil;ocuklarına &ouml;ğretmeyenler, M&uuml;sl&uuml;manlıktan ayrılmak, k&uuml;f&uuml;r felaketine d&uuml;şmek tehlikesindedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İlim bulunan yerde M&uuml;sl&uuml;manlık vardır. İlim bulunmayan yerde M&uuml;sl&uuml;manlık kalmaz.) </b><br />
&Ouml;lmemek i&ccedil;in, yiyip i&ccedil;mek gerektiği gibi, k&acirc;firlere aldanmamak, dinden &ccedil;ıkmamak i&ccedil;in de, dinini, imanını &ouml;ğrenmek gerekir. Ecdadımız her zaman toplanıp, İlmihal kitaplarını okur, dinlerini &ouml;ğrenirlerdi. Ancak b&ouml;yle m&uuml;sl&uuml;man kaldılar. İslamiyet&rsquo;in zevkini aldılar. Bu saadet ışığını bizlere, doğru olarak ulaştırabildiler.<br />
<br />
Bizim de m&uuml;sl&uuml;man kalmamız, yavrularımızı i&ccedil;imizdeki ve dışımızdaki k&acirc;firlere kaptırmamamız i&ccedil;in, birinci ve en l&uuml;zumlu &ccedil;are, her şeyden &ouml;nce Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin hazırladığı ilmihal kitaplarını okumak ve &ouml;ğretmektir. &Ccedil;ocuğunun m&uuml;sl&uuml;man olmasını isteyen ana-baba, &ccedil;ocuğuna Kur&#39;an-ı kerim &ouml;ğretmelidir. Fırsat elde iken okuyalım, &ouml;ğrenelim ve &ccedil;ocuklarımıza, s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; dinleyenlere &ouml;ğretelim! <b>(Herkese Lazım Olan İman)</b><br />
<br />
<b>İlim &ouml;ğrenirken nelere dikkat etmeli?</b><br />
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
İlim talebesinin bazı vazifeleri şunlardır:<br />
<b>a-</b> Kalbini b&uuml;t&uuml;n fena h&acirc;llerden temizlemelidir. Hadis-i şerifte, <b>(Din, temizlik &uuml;zerine kurulmuştur)</b> buyuruldu. Buradaki temizlik, sadece dış temizliği değil, aynı zamanda b&acirc;tın temizliğidir. Başka bir hadis-i şerifte de, <b>(K&ouml;pek bulunan eve rahmet melekleri girmez)</b> buyuruldu. Kalbi bir eve benzetelim. Bu eve melekler gelir. Gazap, kin, haset, kibir gibi k&ouml;t&uuml; huyları havlayan k&ouml;pek kabul edelim! B&ouml;yle azgın k&ouml;peklerle dolu eve rahmet melekleri girmez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ilim nurunu kalbe melekler vasıtası ile akıtır. Rahmet meleklerinin girmediği kalb ilimden mahrum kalır.<br />
<br />
<b>b-</b> B&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; ilme bağlamalıdır! Başka şeylerden alakayı kesmelidir! Dağınık fikir, suyu b&ouml;l&uuml;nen ırmağa benzer. Sağa sola aktığından bah&ccedil;eyi sulayamaz.<br />
<br />
<b>c-</b> İlmiyle kibirlenmemelidir! Hi&ccedil;bir İslam &acirc;limini k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmemelidir! Cahil ve aciz bir hastanın, m&uuml;tehassıs bir doktoru kabul etmesi gibi İslam &acirc;limlerini kabul etmelidir. Talebe, şahsi fikrini bir tarafa atmalı, İslam &acirc;limlerinin &ouml;ğ&uuml;d&uuml;ne kulak vermelidir! İslam &acirc;limlerinin hata gibi g&ouml;r&uuml;nen işini, kendi doğrusuna tercih etmelidir!<br />
<br />
<b>d-</b> Faydalı ilimleri &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışmalıdır! İlimden gaye, kalbi k&ouml;t&uuml; huylardan temizleyip, faziletlerle s&uuml;slemektir.<br />
<br />
<b>e-</b> Zorluklara karşı sabırla g&ouml;ğ&uuml;s germelidir. İlim ve diğer nimetleri acı ila&ccedil;larla kaplamışlardır. Akıllı olan, bunların i&ccedil;ine yerleştirilmiş tatlıları g&ouml;r&uuml;r. &Uuml;zerindeki acı &ouml;rt&uuml;leri de tatlı gibi &ccedil;iğner. Acılardan tat alır. Hasta olan onun tadını duyamaz. Hastalık, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkasına g&ouml;n&uuml;l vermektir.<br />
<br />
<b>İlimden istifade edebilmek i&ccedil;in:<br />
1-</b> &Ouml;nce niyetini d&uuml;zeltmeli, cahillikten kurtulmayı d&uuml;ş&uuml;nmelidir! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Hi&ccedil; bilenle bilmeyen bir olur mu)</b> buyurdu.<br />
<br />
<b>2-</b> İnsanlara faydalı olmayı d&uuml;ş&uuml;nmelidir! Hadis-i şerifte, <b>(İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır) </b>buyurulmaktadır.<br />
<br />
<b>3-</b> &Ouml;ğrendikleri ile amel etmeye &ccedil;alışmalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, (Amelsiz ilim vebal, ilimsiz amel sapıklıktır) buyurulmuştur.<br />
<br />
<b>4-</b> İlim &ouml;ğrenmekten maksat, Cenab-ı Hakkın rızasını talep olmalıdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ihl&acirc;sı, salih ameli &ouml;vmektedir.<br />
<br />
<b>5-</b> &Uuml;st&uuml;ne lazım olmayan şeye karışmamalıdır. Hazret-i Lokman&#39;a, (Bu dereceye ne ile kavuştun?) diye sual ettiler. (Doğruluk, emanete riayet ve bana lazım olmayanı bırakmakla) diye cevap verdi.<br />
<br />
<b>6-</b> Biri ile m&uuml;nakaşa ederse, ona karşı insaflı olmalı, yumuşak davranmalıdır ki kendisi ile cahil arasındaki fark belli olsun. Hadis-i şerifte, <b>(Allah refiktir, yumuşaklığı sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri ve başka hi&ccedil;bir şeye vermediğini, yumuşak davranana ihsan eder)</b> buyuruldu.<br />
<br />
<b>7-</b> Sabırlı olmalıdır. İbni Abbas hazretlerine, (Bu ilmi ne ile elde ettin?) diye sual ettiler. Cevabında, (Darlıkta, genişlikte sabretmekle, sual sormakla ve yorulmayan bir azimle) buyurdu. Yine b&uuml;y&uuml;k bir zat aynı suale, (Erken kalkmakla, son derece al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olmakla, kuvvetli azim ve sabırla) diye cevap verdi.<br />
<br />
<b>8-</b> İlim talebesi, herkesle iyi ge&ccedil;inmelidir! (İnsanların hayırlısı onlarla iyi ge&ccedil;inen, insanların şerlisi de onlarla &ccedil;ekişen) buyurulmuştur.<br />
<br />
<b>9-</b> &Ccedil;ok edepli olmalıdır.<br />
<br />
<b>10-</b> B&uuml;y&uuml;k bir &acirc;lime, ilmi ne ile elde ettiği soruldu. Cevabında, (Hocamın her s&ouml;z&uuml;n&uuml; dinlemekle) buyurdu. &Acirc;limler buyuruyor ki:<br />
<b>(İlim talebesi, ilme ve ilim &ouml;ğreten hocasına h&uuml;rmet etmedik&ccedil;e, &ouml;ğrendiği ilmin faydasını g&ouml;remez.) </b>[Bu y&uuml;zden, mezhep ve itikad imamlarımıza ve ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerine saygı ve h&uuml;rmette kusur etmemelidir.]<br />
<br />
<b>İlmin başı</b><br />
Peygamber efendimiz, ilmin inceliklerini, acayipliklerini soran k&ouml;yl&uuml;ye buyurdu ki:<br />
<b>- İlmin başını &ouml;ğrendin mi?</b><br />
- İlmin başı nedir ki?<br />
<b>- İlmin başı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı hakkıyla tanımaktır. Bu da Onun, misli, benzeri, zıddı, dengi, eşi olmadığını, vahid, evvel, ahir, zahir ve b&acirc;tın olduğunu bilmektir.</b> (Şir&#39;a)<br />
G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi ilmin aslı marifetullahtır, yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanımaktır.<br />
<br />
İlmin veya başarının başı sabır denebilir. İbadet i&ccedil;in de b&ouml;yledir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İbadetin başı sabırdır.) </b>[Hakim]<br />
Sabrın &ouml;nemi bir&ccedil;ok işten b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Bu bakımdan, (Her işin başı sabırdır) denebilir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İlimden bir şey &ouml;ğrenmek, d&uuml;nya ve i&ccedil;indeki her şeyden daha iyidir.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(&Ouml;ğretmek i&ccedil;in ilimden bir mesele &ouml;ğrenen 70 sıddık sevabı alır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(İlim &ouml;ğrenmek amelden kıymetlidir.)</b> [Hatib]<br />
<br />
İlimden zarar gelmez. &Ouml;l&uuml;nceye kadar ilim &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Hi&ccedil; kimse cahillikle aziz, ilim ile de zelil olmaz.)</b> [Askeri]<br />
<br />
İlmin faydalısını &ouml;ğrenmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan faydalı ilim isteyin ve fayda vermeyen ilimden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya sığının!)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>L&uuml;zumsuz sualler </b><br />
Okuyucularımız, &ccedil;ok zaman faydalı sual soruyorlar. Biz de araştırıyor, ehline soruyor, cevabını yazıyoruz. B&ouml;ylece o okuyucu ile birlikte, diğer okuyucularımız da bundan istifade ediyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İlim bir hazine, sual ise anahtardır. Sorun ki &ouml;ğrenin! Bir sual sayesinde d&ouml;rt kişi sevap alır. Sual soran, cevap veren, dinleyen ve bunları sevenler.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Okuyucularımızdan bazıları ise, <b>Hazret-i İbrahim&rsquo;in kestiği ko&ccedil;un etini kimler yedi?, Falanca &acirc;limin anasının adı neydi?, Yunus aleyhisselamı yutan balık, erkek miydi?</b> gibi sualler soruyorlar. D&uuml;rr-&uuml;l-muhtarın Tahtavi haşiyesinde buyuruluyor ki:<br />
(İnsanın bilmesi gerekmeyen şeyleri m&uuml;nakaşa etmesi mekruhtur. &Ouml;ğrenilmesi emredilmemiş olan şeyleri sormak caiz değildir. Mesela Hazret-i Lokman peygamber midir? Cin, insanlara nasıl g&ouml;r&uuml;n&uuml;r? Hazret-i İsa g&ouml;kten ne zaman inecek? Buna benzer şeyler sormamalı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunları &ouml;ğrenmekle emrolunmadık.)<br />
<br />
Bug&uuml;n &ccedil;ok kimse, Ehl-i s&uuml;nnet itikadını bilmiyor. &Ouml;ğrenmesi farz-ı ayn olan bilgilerden habersizdir. Faiz &ccedil;eşitlerini, hatta yemeğin farzlarını bile bilmez iken, d&uuml;nya ve ahirette gerekmeyen şeyleri soruyorlar. Biz de (Bilmiyoruz) diye cevap verince, (Bir bilene sor) diyorlar. Zaten biz, bilmediklerimizi bir bilene soruyoruz. Fakat bilinmesi gerekmeyenleri sormak l&uuml;zumsuzdur. D&uuml;nya ve ahirete yaramayan sualleri sormak ve her suale cevap vermeye kalkmak ve (Ben bilirim) demek doğru değildir. Kur&#39;an-ı kerimde de mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Her ilim sahibinin &uuml;st&uuml;nde, daha iyi bilen vardır.)</b> [Yusuf 76]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(&Acirc;limim diyen cahildir.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(&Ccedil;ok sual sormaktan sakının! Sizden &ouml;ncekiler, bu y&uuml;zden helak oldu.)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>(Sizi &ccedil;ok sual sormaktan nehyediyorum.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Allah rızasından başka bir maksatla ilim &ouml;ğrenen veya ilmini d&uuml;nya menfaatine alet eden Cehenneme gidecektir.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(İlmi, &acirc;limlerle yarışmak, cahillerle m&uuml;nakaşa edip susturmak ve insanlar yanında itibar kazanmak i&ccedil;in &ouml;ğrenen Cehenneme gidecektir.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Şu halde, l&uuml;zumsuz sual ve başka maksatlarla sual sormak doğru değildir. İmtihan gayesiyle karşısındakini sıkıştırmak i&ccedil;in sual sormak da uygun değildir. Hadis-i şerifte, <b>(&Ouml;ğrenmek i&ccedil;in sual sorun! K&ouml;t&uuml; maksatla sual sormayın!)</b> buyuruldu. (Deylemi)<br />
<br />
Suali uygun sorabilmek, o kişinin ilmini g&ouml;sterir. Hadis-i şerifte, <b>(G&uuml;zel sual, ilmin yarısıdır) </b>buyuruldu. (Taberani)<br />
<br />
İlmi, &ouml;ğrenip amel etmek isteyen kimseye &ouml;ğretmelidir! İlmin kıymetini bilmeyen, laf olsun diye &ouml;ğrenmek isteyene, ilim &ouml;ğretmek doğru olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İlmi, ehli olmayana &ouml;ğretmek onu kaybetmek demektir.)</b> [İbni Ebi Şeybe]<br />
<br />
<b>(Bazı kavimler gelecek, fakihleri, ince ve karışık meseleleri ele alacak, halkı şaşırtacaklardır. İşte bunlar, &uuml;mmetimin şerlileridir.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>Ayıp olur diye sormamak<br />
Sual: </b>Bir gen&ccedil; kızım. Mahrem konuları sormaktan utanıyorum. Ne yapayım?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir kız, mahrem konuları annesine sorar. O da bilmezse, annesine, (Babamdan &ouml;ğren) der. Babası da bilmezse, babasının, bilen birine sorması gerekir. Babası yoksa, ağabey, amca, dayı gibi mahrem akrabalarından &ouml;ğrenir. Bunlar da &ouml;ğrenip bildirmezse, o zaman mektupla veya telefonla, kendinden değil de, (Bir kadının muayyen h&acirc;li şu kadar devam edip kesilse, ne gerekir) şeklinde sormak daha uygun olur. Bir kadının kocası, bu bilgileri &ouml;ğrenip hanımına anlatmazsa, kadın, en uygun bir yolla bunları &ouml;ğrenebilir. Bilenlerden bu konuları edep dairesinde sorması ayıp olmaz.<br />
<br />
Hazret-i Esma&rsquo;nın Peygamber efendimize nasıl gusledileceğini sorarken utanması &uuml;zerine, Hazret-i &Acirc;işe validemiz, <b>(Ensar kadınları ne iyidir; utanmaları, dinlerini &ouml;ğrenmekten men etmiyor)</b> buyurdu. (Buhari) Demek ki, ayıp olur diye kendisine farz olan bilgileri &ouml;ğrenmemek yanlıştır. Peygamber efendimiz, mahrem konuları anlatırken, <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, hakkın anlatılmasından &ccedil;ekinmez)</b> buyurmaktadır. (Tirmizi) Aynı anlamda &acirc;yet-i kerime de vardır:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ger&ccedil;eği s&ouml;ylemekten &ccedil;ekinmez.)</b> [Ahz&acirc;b 53]<br />
<br />
<b>Sual: </b>Bilmediğimiz şeyler oluyor. Sormaya fırsat bulamıyoruz veya &ccedil;ekiniyoruz. Sormamanın vebali var mıdır? Bir de sorduğumuz kimse bildiği halde bilmiyorum derse ona da vebal olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İhtiya&ccedil; halinde bilmeyenler, bilenlerden sormalı, bilenler de bilgisini gizlememelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(&Acirc;limin bildiğini s&ouml;ylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helal değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, </b>&quot;Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun&quot; <b>buyuruyor.) </b>[Taberani]<br />
<br />
Dinini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in sual soranlara, cevap vermemenin vebali &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İlmini </b>[bildiğini] <b>gizleyene, denizdeki balıktan, g&ouml;kteki kuşa kadar her şey lanet eder.)</b> [Darimi]<br />
<br />
<b>Okuma alışkanlığı kazanmak<br />
Sual: </b>&Uuml;lkemize gelen turistlere dikkat edin, bavullarının yarısında elbise, geri kalan yarısında kitaplar var. Oysa biz seyahate &ccedil;ıktığımız zaman aklımıza en son gelen şey kitaptır. Okuma sevgisi ve alışkanlığını kazanmamız hususunda tavsiyeniz nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bilginin kaynağı kitaptır. En g&uuml;zel, en sağlıklı ve en kolay bilgi kitap okuyarak &ouml;ğrenilir. Sessiz bir &ouml;ğretmendir kitap. Anlamadığınız yeri defalarca okuyabilirsiniz. Anlayamadığınız i&ccedil;in kızmaz size. Aşağılamaz ve şevkinizi kırmaz.<br />
<br />
Kitap okurken hem yeni bilgiler &ouml;ğrenir, ufkunuzu genişletir, hem de g&uuml;nl&uuml;k sıkıntılarınızdan az da olsa uzaklaşmış olursunuz. &Ccedil;ok kitap okuyanların konuşması d&uuml;zelir. G&uuml;zel ve anlamlı c&uuml;mleler kurar. Fikrini sağlıklı bir şekilde aktarabilir muhatabına. Fazla gaf yapmaz. Hadiseleri daha geniş a&ccedil;ıdan ele alarak değerlendirir. Kolay &ouml;fkelenmez, sabrı &ouml;ğrenir. Anlayışlı ve hoşg&ouml;r&uuml;l&uuml; olur.<br />
<br />
Tabii kitap derken, her kitap bunları sağlar demiyoruz. Kitabın da doğrusu, g&uuml;zeli, faydalısı var. Bunun tersi de m&uuml;mk&uuml;n. Bazı kitapları okuduğunuz zaman; ister istemez olumsuz y&ouml;nde etkilenebilirsiniz.<br />
At, otu yemeden &ouml;nce koklar. Eğer zehirli ise, ş&uuml;phelenirse yemez. Kitap da &ouml;yledir. Kitap hakkında &ouml;nceden bilgi sahibi olmak, kitabın yazarı, m&uuml;ellifi hakkında fikir sahibi olmak gerekir.<br />
<br />
Bozuk bir besin yediğimiz zaman midemiz nasıl bozuluyorsa, bozuk bir kitap okuduğumuz zaman beynimiz de o şekilde etkilenir. [Bu y&uuml;zden mezhepsizlerin, reformcuların kitaplarını okumamalı.]<br />
İnsanın en esef duyacağı şey, &ouml;ğrendiği l&uuml;zumsuz ve yanlış bilgidir.<br />
<br />
<b>L&uuml;zumsuz bilgi nedir?</b><br />
D&uuml;nya ve ahiretine yaramayan, sadece bazı tartışmalarda ve bilgi&ccedil;lik taslamada işe yarayabilen bilgi t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Mesela, 1980 yılının en hızlı koşan adamının ismini ezberlemek gibi. Maalesef g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde genel k&uuml;lt&uuml;r dendiği zaman bu t&uuml;r şeyler akla geliyor. Bilime ve insana hi&ccedil;bir faydası olmayan bir s&uuml;r&uuml; ıvır zıvır bilgiler...Konuyu fazla dağıtmayalım.<br />
<br />
Kitap okumanın faydalarını saymakla bitiremeyiz...<br />
Bizim asıl değinmek istediğimiz konu; kitap okuma alışkanlığıdır.<br />
Bu alışkanlık, k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda kazanılırsa, daha etkili, daha g&uuml;zel ve daha kalıcı olur.<br />
<br />
&Ccedil;ocuklara ve gen&ccedil;lere okuma alışkanlığı kazandırmak lazımdır. Peki, bu nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabilir?<br />
<br />
&Ccedil;ocukların ve gen&ccedil;lerin okudukları zaman heyecan duydukları &ccedil;izgi romanlar, kısa hikayeler, meraklı &ccedil;ocuk romanları, kelime hazinesini geliştiren bulmacalar, bilmeceler, &ccedil;ocuklar ve gen&ccedil;ler i&ccedil;in hazırlanmış mecmualar bu iş i&ccedil;in bi&ccedil;ilmiş kaftandır.<br />
<br />
En g&uuml;zel okuma alışkanlığını bu bahsettiklerimiz sağlayacaktır.<br />
Yoksa, &ccedil;ocuklara direkt bilginin verildiği ders kitaplarının ve ağır kitapların okutulması &ccedil;ok zordur. &Uuml;lkemizde bu işi en g&uuml;zel yapan ve başarılı olan kuruluşlardan bir tanesi <b>T&uuml;rkiye &Ccedil;ocuk Dergisi</b>&rsquo;dir. Yıllardan beri profesyonel ve uzman kadrosu ile &ccedil;ocukları ve gen&ccedil;leri geleceğe hazırlıyor.<br />
<br />
&Uuml;lkemizde okuma alışkanlığının &ccedil;ok yetersiz d&uuml;zeyde olduğunu kabul etmek zorundayız. D&uuml;nya &uuml;lkeleri ile kıyaslandığımız zaman, &ccedil;ok geri saflarda kalıyoruz.<br />
<br />
Televizyon ve radyo gibi cihazlardan edinilen bilgiler, u&ccedil;ucudur. &Ccedil;ok bilgi verilse dahi, bunları hatırımızda tutmak zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bu bilgilere erişmek i&ccedil;in hi&ccedil;bir emek harcanmamıştır.<br />
<br />
Ama kitap &ouml;yle değil. Belli bir emek harcanarak edinilen bilgilerin unutulma ihtimali daha d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Bazıları dini ve ilmi diyorlar. Din ilimden ayrı mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İslamiyet, ilmin t&acirc; kendisidir. Kur&#39;an-ı kerimde bir&ccedil;ok yerde, ilim emredilmekte, ilim adamları &ouml;v&uuml;lmektedir. Mesela, <b>(Bilen ile bilmeyen hi&ccedil; bir olur mu, bilen elbette kıymetlidir)</b> buyurulmaktadır. (Z&uuml;mer 9)<br />
<br />
Peygamber efendimizin ilmi &ouml;ven ve teşvik buyuran s&ouml;zleri o kadar &ccedil;ok ve meşhurdur ki, gayrı m&uuml;slimler dahi bunları bilmektedir. Yukarıda birka&ccedil;ını bildirdik.<br />
<br />
İslam dininde kadın, kocasının izni olmadan nafile hacca gidemez. Sefere &ccedil;ıkamaz. Fakat kocası &ouml;ğretmezse ve izin vermezse, ondan izinsiz, kendisi i&ccedil;in l&uuml;zumlu ilmi &ouml;ğrenmeye gidebilir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği hacca izinsiz gitmesi g&uuml;nah olduğu halde, ilim &ouml;ğrenmeye izinsiz gitmesi g&uuml;nah olmuyor. Hadis-i şerifte, <b>(Nerede ilim varsa, orada M&uuml;sl&uuml;manlık vardır. Nerede ilim yoksa, orada k&acirc;firlik vardır) </b>buyuruluyor. Burada da ilmi emretmektedir. <b>(Herkese Lazım Olan İman)</b><br />
<br />
İlim, dinden ayrı değildir. İslam ilimleri ikiye ayrılır:<br />
<b>1- </b>Akli ilimler,<br />
<b>2- </b>Nakli ilimler.<br />
Fizik, kimya, matematik, edebiyat gibi tecr&uuml;bi ilimlere, akli ilimler denir. Tefsir, kel&acirc;m, hadis, fıkıh gibi ilimlere de nakli ilim veya din ilimleri denir.<br />
<br />
&quot;İslamiyet, ilmi, fenni emreder&quot; demek bile yanlış anlaşılabilir. İslamiyet&rsquo;in kendisi ilimdir.<br />
<br />
Fen ilimleri, İslamiyet&rsquo;in bir koludur. Din [İslamiyet] denince, i&ccedil;ine ilim de girer. Bunun i&ccedil;in, dini ve ilmi demek yanlıştır. Fen, dinden ayrı değildir.<br />
<br />
&quot;Dini, ilmi, edebi ve ahlaki yayın&quot; gibi tabirler kullananlar, b&ouml;yle konuşup yazanlar, ya dinimizi iyi bilmiyorlar veya mezhebi kabul etmiyorlar. B&uuml;t&uuml;n ilimler, İslam bilgileri i&ccedil;inde incelenir. Dini, ilimden ayıranlar, Batılı yazarların tesiri altında kalan kimselerdir. Dinimizde ahlak da var, edep de var, edebiyat da... Bu bakımdan &quot;Dini, ilmi, edebi, ahlaki yayın&quot; tabiri doğru değildir. Dini denilince, diğerleri kullanılmaz. Dini kelimesi kullanılmadan diğerlerinin hepsini kullanmakta mahzur yoktur.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Fen ve sanat m&uuml;minin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!) </b>[İbni Asakir]<br />
<br />
<b>(İlim &Ccedil;in&rsquo;de de olsa talep edin! &Ouml;ğrenin!) </b>[Beyheki]<br />
<br />
&Ccedil;in, eskiden olduğu gibi yine m&uuml;sl&uuml;man değildir. &Ccedil;in&rsquo;den alınacak ilim, elbet fen ilmidir. Her t&uuml;rl&uuml; teknolojidir. Bu bakımdan hi&ccedil; kimsenin, İslamiyet&rsquo;in ilme, tekniğe karşı olduğunu s&ouml;ylemesi m&uuml;mk&uuml;n değildir.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Kadın ve erkeğe farz olan ilimler nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dinimizde farz olan ilimler ikiye ayrılır: Farz-ı kifaye, Farz-ı ayn olan ilimler.<br />
D&uuml;nya işlerini tanzim i&ccedil;in gereken tıp, ziraat, terzilik, siyaset gibi ilimler, farz-ı kifayedir.<br />
<br />
Bu ilimleri bilen k&acirc;fi miktarda insan varsa, diğer insanların bu ilimleri &ouml;ğrenmesi farz olmaz. Yani bu ilimleri bilmediği i&ccedil;in diğer insanlar mesul olmazlar.<br />
<br />
Farz-ı ayn olan ilimleri her m&uuml;sl&uuml;manın bilmesi farzdır. Mesela namaz, oru&ccedil; gibi ibadetleri her m&uuml;sl&uuml;manın bilmesi farzdır. En başta da Ehl-i s&uuml;nnet itikadını &ouml;ğrenmek her m&uuml;sl&uuml;mana farz-ı ayndır. Ancak zekat verecek zenginin zekat ilmini bilmesi farz-ı ayn iken, fakirin bilmesi farz değildir. Evlenecek kimsenin evliliğe ait l&uuml;zumlu bilgileri bilmesi farzdır. Evlenmeyecek kimsenin evliliğe ait bilgileri bilmesi farz değildir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
<b>Sual: </b>Dinimi daha iyi &ouml;ğrenebilmem i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;eşitli kitap okumanın zararı olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ccedil;ok kitap okumak, &ccedil;ok ilim &ouml;ğrenmek yerine faydalı ilim &ouml;ğrenmek gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İlmin faydası, ibadetleri doğru ve makbul yapmakla g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Haramlardan sakındırmayan, z&uuml;hd&uuml; artırmayan ilim, ancak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gazabını artırır.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(İlmi &ccedil;oğaldığı halde, ahlakı d&uuml;zelmeyen kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaşır.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>Hikmet nedir?<br />
Sual:</b> Gayrim&uuml;slimlerden alınan ilimlerden istifade etmenin mahzuru olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dini bilgiler, ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinden alınır yani onların kitaplarından &ouml;ğrenilir. Fen ilmi ise her yerden alınır. Bu konudaki &uuml;&ccedil; hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Hikmet</b>, [fen ve sanat] <b>m&uuml;minin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alması gerekir.)</b> [İbni Asakir, Askeri]<br />
<br />
<b>(Hikmeti al, hangi kaptan &ccedil;ıktığı sana zarar vermez.)</b> [K&uuml;nuz-&uuml;l hakaik]<br />
<br />
<b>(İlim &Ccedil;in&rsquo;de de olsa alın.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
Bu hadis-i şerifler, d&uuml;nyanın en uzak yerinde, hatta k&acirc;firlerde bile olsa ilmi almayı emretmekte, doğu veya batıdan gelme diyerek fenni reddetmemek gerektiğini bildirmektedir. <b>(Mevduat-&uuml;l-ulum)</b><br />
<br />
Hikmet, fen ilmi anlamına geldiği gibi, başka anlamlara da gelir. Mesela fıkıh ilmi anlamına da gelir. Bir &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah, hikmeti </b>[fıkh ilmini]<b> kime dilerse ona verir. Her kime hikmet verilmişse, muhakkak ona &ccedil;ok hayır verilmiştir.) </b>[Bekara 269]<br />
<br />
Hikmet, eşyanın mahiyetini, vasfını ve &ouml;zelliğini bilmek anlamına da gelir. Bir &acirc;yet meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah&rsquo;a ş&uuml;kret diye Lokmana hikmet verdik. Ş&uuml;kreden kendisi i&ccedil;in ş&uuml;kreder.) </b>[Lokman 12]<br />
<br />
<b>Sual: </b>İlim &ouml;ğrenmenin şartı falan var mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İlim talep edene &ouml;ğretilir. Talep etmeden ilim &ouml;ğrenilmez. Bir şeyler ezberleyebilir, durumu idare edebilir ancak faydasını pek g&ouml;remez. İlim &ouml;ğrenmenin ilk şartı talep etmektir.<br />
<br />
<b>Sual: </b>G&uuml;nah işleyerek ilim &ouml;ğrenilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;ğrenilmesi lazım olan ilim bile, g&uuml;nah işleyerek &ouml;ğrenilmez.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Okulda bulunduğumuz ve evde ders &ccedil;alıştığımız her an, hi&ccedil; durmadan sevap almamız i&ccedil;in nasıl niyet etmeli?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ş&ouml;yle niyet edilebilir: (Okula, eğitimim bitince, m&uuml;sl&uuml;manlara, insanlara hizmet etmek i&ccedil;in gidiyorum ve derslerime onun i&ccedil;in &ccedil;alışıyorum. Ya Rabbi bana faydalı ilim nasip eyle.)<br />
<br />
<b>Sual: </b>&quot;Bilip de yapmamanın cezası daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r&quot; diyerek dini meseleleri &ouml;ğrenmek istememek uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;ğrenmesi m&uuml;mk&uuml;n iken &ouml;ğrenmemek de g&uuml;nahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Aynı g&uuml;nahı işleyen &acirc;lime bir, cahile iki g&uuml;nah yazılır. &Acirc;lim, yalnız g&uuml;nahın, cahil ise, hem g&uuml;nahın, hem de o meseleyi &ouml;ğrenmemenin cezasını &ccedil;eker.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>Sual: </b>D&uuml;nya ve ahireti kazanmak i&ccedil;in ne gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
D&uuml;nya ve ahireti kazanmak, ilim iledir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu ilimdir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
Ahireti kazanmak ilim ile olduğu gibi, d&uuml;nyada da rahat ve huzur i&ccedil;inde yaşamak, yine ilim iledir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(S&uuml;leyman aleyhisselam, mal, saltanat ve ilim arasında muhayyer bırakıldı. İlmi se&ccedil;ti. Mal ve saltanat da verildi.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
En &uuml;st&uuml;n amelin ne olduğu sual edildiğinde, Peygamber efendimiz, <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı bilmek)</b> buyurdu. Onlar, (Ya Resulallah, biz amelden soruyoruz. Siz ilimden cevap veriyorsunuz) dediler. <b>(İyi bilin ki, ilim ile yapılan az amel kıymetlidir. Fakat cehaletle yapılan &ccedil;ok amel faydasızdır) </b>buyurdu. (İbni Abdilber)<br />
<br />
Tasavvufu, yani tarikatı &ouml;ğrenmeden &ouml;nce, ilim &ouml;ğrenmek gerekir.<br />
<br />
Bedreddin-i Serhendi hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Rabbani hazretlerinden <b>Buhari</b>,<b> Mişkat</b>,<b> Hidaye</b>, <b>Şerh-i Mevakıf </b>kitaplarını okudum. Gen&ccedil;leri ilim &ouml;ğrenmeye teşvik eder, &quot;&Ouml;nce ilim, sonra tasavvuf&quot; buyururdu. Benim ilimden ka&ccedil;ındığımı, tasavvuftan zevk aldığımı g&ouml;r&uuml;nce, halime merhamet ederek, &quot;Kitap oku, ilim &ouml;ğren, cahil sofu, şeytanın maskarası olur, <b>R&uuml;tbet&uuml;l-ilmi aler r&uuml;teb </b>yani, r&uuml;tbelerin en &uuml;st&uuml;n&uuml;, ilim r&uuml;tbesidir&quot; buyurdu.) <b>[Hadarat-&uuml;l-kuds]<br />
<br />
Sual: </b>En iyi ibadet nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan ka&ccedil;maya, tevbe edip farz bor&ccedil;larını &ouml;demeye &ccedil;alışmalıdır! Bunları doğru yapabilmek de, ancak ilimle m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Gece bir m&uuml;ddet ilim &ouml;ğrenmek, b&uuml;t&uuml;n gece ibadet etmekten sevaptır.)</b> [R. Nasıhin]<br />
<br />
<b>(Sabah-akşam ilimle meşgul olmak, cihaddan efdaldir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(İlimden bir mesele &ouml;ğrenmek, y&uuml;z rekat </b>[nafile] <b>namaz kılmaktan daha kıymetlidir.)</b> [İ. Abdilber]<br />
<br />
İlimsiz amelin kıymeti olmaz. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ilmin &ouml;nemi daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Siz fakihleri &ccedil;ok, hatipleri az, isteyeni az, vereni &ccedil;ok bir zamandasınız. B&ouml;yle zamanda amel ilimden hayırlıdır. Bir zaman gelir ki, fakihleri az, hatipleri &ccedil;ok, isteyeni &ccedil;ok, vereni az olur. O zamanda ise ilim amelden hayırlıdır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>Faydalı ve faydasız ilimler<br />
Sual: </b>Faydalı ve faydasız ilimler nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Faydalı ve faydasız ilimlere birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1-</b> İman, ibadet ve kazan&ccedil; ilimlerini &ouml;ğrenmek farzdır. <b>(Hindiyye)</b><br />
<br />
<b>2-</b> Fıkıh &ouml;ğrenmeyip, hadis, tefsir ile meşgul olmak &ccedil;ok yanlış olur. <b>(Berika)</b><br />
<br />
<b>3-</b> Matematik ve geometri, astronomi gibi ilimler, eğer Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;sterdiği yerlerde, yani insanlara hizmet etmek i&ccedil;in kullanılmazsa bunlarla uğraşmak, boşuna vakit &ouml;ld&uuml;rmek olur.<b> </b>Kıble ve namaz vakitleri i&ccedil;in ve dine hizmet i&ccedil;in bu ilimleri &ouml;ğrenmekte mahzur yoktur. <b>(M. Rabbani, Hindiyye)<br />
<br />
4-</b> Falcılık bilgileri &ouml;ğrenmek haramdır. <b>(Hindiyye)<br />
<br />
5-</b> Kelam, yani iman bilgilerini ihtiya&ccedil;tan fazla &ouml;ğrenmek caiz değildir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
İlmi, Allah rızası i&ccedil;in ve M&uuml;sl&uuml;manlara hizmet i&ccedil;in &ouml;ğrenmelidir. Mal, mevki kazanmak, kibir ve ş&ouml;hret i&ccedil;in &ouml;ğrenmemelidir. İlmi de ancak Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin yazdıkları kitaplardan &ouml;ğrenmelidir. <b>(İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
<b>&Ouml;nce lazım olan<br />
Sual:</b> Bir M&uuml;sl&uuml;manın &ouml;nce bilmesi l&uuml;zumlu bilgiler nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her M&uuml;sl&uuml;manın <b>(İlmihal)</b> &ouml;ğrenmesi farz-ı ayndır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Bilenlerden sorup &ouml;ğreniniz)</b> buyuruyor. Bilmeyenlerin, &acirc;limlerden ve bunların kitaplarından &ouml;ğrenmeleri gerekir. Bunun i&ccedil;in, hadis-i şerifte, <b>(İlim &ouml;ğrenmek, kadın-erkek herkese farzdır)</b> buyuruldu. Yapılması ve sakınılması gereken bilgileri, doğru yazılmış ilmihal kitaplarından &ouml;ğrenmek lazımdır.<br />
<br />
&Acirc;limler, s&ouml;zbirliği ile bildirdiler ki, her M&uuml;sl&uuml;manın Ehl-i s&uuml;nnet itikadını kısa olarak ve g&uuml;nl&uuml;k işlerindeki ve ibadetlerdeki farzları ve haramları iyice &ouml;ğrenmeleri farz-ı ayndır. Bunları ilmihal kitaplarından &ouml;ğrenmezse, bid&#39;at sahibi veya m&uuml;lhid yani k&acirc;fir olur. Bunların fazlasını ve Arabi lisanının oniki &acirc;let ilmini &ouml;ğrenmek ve tefsir ve hadis-i şerif ve fen ve tıb bilgilerini, hesap, yani matematik &ouml;ğrenmek, farz-ı kifayedir. Bu farz-ı kifayeyi, bir şehirde, bir kişi &ouml;ğrenirse, bu şehirde bulunanların &ouml;ğrenmeleri farz olmaz, m&uuml;stehap olur.<br />
<br />
Şehirde fıkıh kitaplarının bulunması da, İslam &acirc;limlerinin bulunması gibidir. B&ouml;yle şehirde, fıkıh bilgilerinin fazlasını ve tefsir ve hadis &ouml;ğrenmek hi&ccedil; kimseye farz olmaz. M&uuml;stehap olur.<br />
<br />
İhtiya&ccedil; halinde bilmeyenler, bilenlerden sormalı, bilenler de bilgisini gizlememelidir!<br />
<br />
D&uuml;nya işlerini yaparken ahireti unutmak &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Ahir zamanda insanlar, camileri s&uuml;sler, kalblerini viran ederler. Dinden &ccedil;ok elbiseye değer verirler. D&uuml;nyaları selamet ise, ahireti d&uuml;ş&uuml;nmezler.) </b>[Hakim]<br />
<br />
Hep nafile namaz kılmak yerine, namazın nasıl kılınacağını &ouml;ğrenmek daha kıymetlidir. Bilerek yapılan az amel, bilmeden yapılan &ccedil;ok amelden kıymetlidir. Bir şeyi iyi yapmak ancak ilimle m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Her şeyden &ouml;nce ilim &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah indinde, ilim talebi, namaz, oru&ccedil;, hac ve cihaddan efdaldir.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>Amelsiz ilim<br />
Sual:</b> Gazeteyle, maille veya başka bir yolla gelen din&icirc; ilimleri &ouml;ğrenip de uygulamazsak vebale girer miyiz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette, amelsiz ilmin vebali b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. &Uuml;&ccedil; hadis-i şerif ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İlmiyle amel etmeyen &acirc;lim, Kıyamette en şiddetli azaba d&uuml;&ccedil;ar olur.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(&Acirc;lim, ilmi az da olsa, ilmiyle amel eden zattır.)</b> [Ebu-ş-şeyh]<br />
<br />
<b>(Bir kişiye din&icirc; bir &ouml;ğ&uuml;d&uuml;n </b>[kitap, sohbet, basın gibi] <b>herhangi bir yolla ulaşması, Allah tarafından kendisine ihsan edilen bir nimettir. Onu ş&uuml;krederek kabul etsin! Ş&uuml;kretmezse bu, Allah katında, aleyhinde bir delil olur. G&uuml;nahının ve Allah&#39;ın gazabının artmasına sebep olur.)</b> [İ. Asakir]<br />
<br />
İlmiyle amel etmemek vebal olur diye, dinini &ouml;ğrenmemek de caiz olmaz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; l&uuml;zumlu din bilgilerini &ouml;ğrenmek farzdır. Farzı yapmamak haramdır. Farz olan ilmi &ouml;ğrenmeli ve onunla amel etmeye &ccedil;alışmalıdır.<br />
<br />
<b>Sual sormaktan &ccedil;ekinmek</b><br />
<b>Sual: </b>Bir kimse, sual sormaktan neden &ccedil;ekinir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&uuml;y&uuml;k zatlar buyuruyor ki:<br />
Nefse en &ccedil;ok zor gelen şey, sual sormaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanın nefsi, bilmemeyi, sormayı gururuna yediremez, (O biliyor da ben bilmiyor muyum) der. İstişare etmek, sormak, nefsin belini kırar. Sormamak ise nefsi azdırır. H&acirc;lbuki nefsine uyan, onu azdıran, haram işler. Haram işleye işleye k&uuml;fre girer, k&acirc;fir olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; haramı işleyince alışır, alışınca da, haramdan zevk alır. Zevk alınca da, haram olduğunu unutur, &ouml;nem vermeden haramı işler. Harama &ouml;nem vermeyen de k&acirc;fir olur.<br />
<br />
30-40 yıldır yakından tanıdığımız kimseler var. Bir kere sual sorduğuna şahit olmadık. Bir g&uuml;n bir arkadaş &ccedil;ok bunalmış, bir sualin cevabı &ccedil;ok lazım olmuş. Buna rağmen, (Şunun cevabı nedir) diyemedi de, (Sen 30 yıl hocamıza soru sordun, belki şu soruyu da sormuş olabilirsin) dedi. Ancak b&ouml;yle dolaylı olarak sorabildi. B&ouml;yle dolaylı olarak soramayanlar da &ccedil;oktur. Nefsin gururunu, şeytanın bacağını kırmak lazımdır. Sual sormak dinimizin emridir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
<b>(Bilmediğini sormamak hel&acirc;l değildir.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(İlim hazinedir, anahtarı sual sormaktır. Sual sorana, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; rahmet eder.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Bir kimse, ya kibrinden dolayı sual soramaz veya cahilliğinden, bilmediğinden dolayı sual soramaz. Ancak bir şey bilen, sorabilir. Nitekim Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
<b>(G&uuml;zel sual sormak, ilmin yarısıdır.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>Dini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in</b><br />
<b>Sual: </b>Dini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in Arap&ccedil;a bilmek şart mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Arap&ccedil;a &ouml;ğrenmek, &ccedil;ok iyi, &ccedil;ok faydalıysa da, dini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in şart değildir. Arap&ccedil;a bilmek, din bilmek değildir. Mısır, Suriye, Suudi Arabistan gibi &uuml;lkelerdeki insanların ana dili Arap&ccedil;adır. Burada &ccedil;ok sayıda Vehhabi veya mezhepsiz vardır. Bunlar (Arap&ccedil;a biliyoruz) diye, Kur&rsquo;an-ı kerime kendi g&ouml;r&uuml;şlerine g&ouml;re m&acirc;n&acirc; vermişler, sapıklığa, hatt&acirc; k&uuml;fre d&uuml;şenleri bile olmuştur. Arap&ccedil;a bilmenin faydaları yanında, dinimizi ve Ehl-i s&uuml;nneti bilmeyenler i&ccedil;in b&ouml;yle zararları da oluyor.<br />
<br />
Bu &uuml;lkelerde yaşayan Hristiyanlar da Arap&ccedil;a biliyor, ama onlar gayrim&uuml;slimdir. Demek ki dil bilmek, din bilmek değildir. Bununla beraber, M&uuml;sl&uuml;man olanın Arap&ccedil;ayı bilmesi dinini daha kolay &ouml;ğrenmesine sebep olur, ama şart değildir. Hele, Kur&rsquo;an-ı kerimi anlayıp, bu anladığına g&ouml;re amel etmek niyetiyle &ouml;ğrenmek, &ccedil;ok zararlı olur. Osmanlılar l&uuml;zumlu bilgileri zaten bildirmişlerdir. Bu T&uuml;rk&ccedil;e kitapları okuyarak dinimizi &ouml;ğrenmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.<br />
<br />
<b>Farz olan ilimler<br />
Sual: </b>İslam Ahlakı gibi Ehl-i s&uuml;nnet bir kitap i&ccedil;in, (B&ouml;yle kitapları okumak farzdır) dense bir mahzuru olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mahzuru olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, (B&ouml;yle kitaplardaki ilimleri &ouml;ğrenmek farzdır) denmiş oluyor.<br />
<br />
İmam-ı Beyhek&icirc;&rsquo;nin bildirdiği <b>(Her M&uuml;sl&uuml;man erkek ve kadına, İslam bilgilerini &ouml;ğrenmek farzdır) </b>hadis-i şerifi g&ouml;steriyor ki, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına uygun ilimleri &ouml;ğrenmek farzdır. <b>(Mişkat)</b><br />
<br />
Farz olan bu ilimler, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limi olan bir hocadan veya onun kitaplarından &ouml;ğrenilebilir. Bu y&uuml;zden, (B&ouml;yle kitapları okumak farzdır) demekte mahzur yoktur.<br />
<br />
<strong>Hangi ilimleri &ouml;ğrenmek farzdır?<br />
Sual:</strong> Her M&uuml;sl&uuml;manın, kendine lazım olan din ve fen bilgilerini, bizzat kendisinin mi &ouml;ğrenmesi yoksa din bilgilerini din adamlarının, fen bilgilerini de fen adamlarının mı &ouml;ğrenmesi gerekir?<br />
<strong>Cevap:</strong> Her M&uuml;sl&uuml;manın, kendisine lazım olan ibadet ve kazan&ccedil; ilimlerini &ouml;ğrenmesi farzdır. Daha fazlasını &ouml;ğrenmesi ise efdaldir yani iyi olur. Deylemi&rsquo;deki hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bir saat ilim &ouml;ğrenmek veya &ouml;ğretmek, sabaha kadar ibadet etmekten daha sevaptır.)</strong></p>

<p>İman bilgilerini, Ehl-i s&uuml;nnet itikadını kısaca &ouml;ğrenmek, iyi ve k&ouml;t&uuml; huyları &ouml;ğrenmek farz-ı ayndır yani herkesin &ouml;ğrenmesi farzdır. Abdesti, gusl&uuml;, namazı, orucu ve haramları da her M&uuml;sl&uuml;manın &ouml;ğrenmesi farz-ı ayndır. Cenaze namazını, &ouml;l&uuml;ye hizmeti, ticaret ve fen bilgilerini iyi &ouml;ğrenmek farz-ı kifayedir yani lazım olan kimselerin &ouml;ğrenmesi farz olup başkalarına farz olmaz. Fakat l&uuml;zumu kadar kimse &ouml;ğrenmezse, b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlar b&uuml;y&uuml;k g&uuml;naha girer. Mesela doktor olacak kimsenin lise ve tıp okuması farz olup, m&uuml;hendis olacak kimsenin tıp okuması farz değildir. Suizan, iyi kimseyi k&ouml;t&uuml; bilmek, gıybet, dedikodu, s&ouml;z taşımak, yalan s&ouml;ylemek gibi şeylerin haram olduğunu &ouml;ğrenmek, her m&uuml;mine farz-ı ayndır. İbni &Acirc;bidin hazretleri buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Din bilgilerinden kendine lazım olanları &ouml;ğrenmek farz-ı ayndır. Bundan fazlasını ve faydalı olan diğer bilgileri &ouml;ğrenmek farz-ı kifayedir. Bir &acirc;yet ezberlemek, herkese farz-ı ayndır. Fatiha&rsquo;yı ve &uuml;&ccedil; &acirc;yet veya bir kısa sure ezberlemek vaciptir. Kur&rsquo;an-ı kerimin hepsini ezberlemek farz-ı kifayedir. Kendine lazım olmayan fıkıh bilgilerini &ouml;ğrenmek, hafız olmaktan daha iyidir. Başkalarına &ouml;ğretmek i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenmek, kendi işlemesi i&ccedil;in &ouml;ğrenmekten daha sevaptır.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual:</strong> Dinimizde ilim &ouml;ğrenmenin farz olduğu bildirilmektedir. Bu ilimden, lazım olsun olmasın her bilgi mi kastediliyor?<br />
<strong>Cevap:</strong> İslamiyet&rsquo;te ilim diye, faydalı bilgilere denir. Faydalı ilim, saadet-i ebediyyeyi elde etmeye yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasını kazanmaya vesile olan ilimdir ki, bunlara, <strong>İslam bilgileri</strong> denir.</p>

<p align="left"><strong>M&uuml;sl&uuml;man olarak kalabilmek i&ccedil;in<br />
Sual: Zamanımızda, kendimizin ve &ccedil;ocuklarımızın M&uuml;sl&uuml;man olmaları ve M&uuml;sl&uuml;man olarak kalabilmeleri i&ccedil;in ne yapmak lazımdır?<br />
Cevap:</strong> Ehl-i s&uuml;nnet itikadını ve ilm-i h&acirc;lini &ouml;ğrenmeyen ve &ccedil;ocuklarına &ouml;ğretmeyenler, M&uuml;sl&uuml;manlıktan ayrılmak, k&uuml;f&uuml;r felaketine d&uuml;şmek tehlikesindedir. B&ouml;yle kimselerin duaları zaten kabul olmaz ki, k&uuml;f&uuml;rden korunabilsinler. Res&ucirc;lullah efendimiz buyurdu ki:<br />
<strong>(İlim bulunan yerde M&uuml;sl&uuml;manlık vardır. İlim bulunmayan yerde M&uuml;sl&uuml;manlık kalmaz.)</strong></p>

<p align="left">&Ouml;lmemek i&ccedil;in, yemek, i&ccedil;mek lazım olduğu gibi, kafirlere aldanmamak, dinden &ccedil;ıkmamak i&ccedil;in de, dinini, imanını &ouml;ğrenmek lazımdır. Ecdadımız, her zaman toplanırlar, ilmih&acirc;l kitaplarını okurlar, dinlerini &ouml;ğrenirlerdi. Ancak, b&ouml;yle M&uuml;sl&uuml;man kaldılar. İsl&acirc;miyetin zevkini aldılar. Bu saadet ışığını bizlere, doğru olarak ulaştırabildiler. Bizim de M&uuml;sl&uuml;man kalmamız, yavrularımızı i&ccedil;imizdeki ve dışımızdaki din d&uuml;şmanlarına kaptırmamamız i&ccedil;in, birinci ve en l&uuml;zumlu &ccedil;are, her şeyden &ouml;nce Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin hazırladığı ilmih&acirc;l kitaplarını okumak ve &ouml;ğrenmektir. &Ccedil;ocuğunun M&uuml;sl&uuml;man olmasını isteyen ana-baba, &ccedil;ocuğuna Kur&#39;&acirc;n &ouml;ğretmelidir. Fırsat elde iken okuyalım, &ouml;ğrenelim ve &ccedil;ocuklarımıza, s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; dinleyenlere &ouml;ğretelim! Mektebe gittikten sonra &ouml;ğrenmeleri g&uuml;&ccedil; olur. Hatta imkansız olur. Felaket gelince, ah etmek fayda vermez. İsl&acirc;m d&uuml;şmanlarının, zındıkların, tatlı, yaldızlı kitaplarına, gazetelerine, dergi, televizyon ve radyolarına, filmlerine aldanmamalıdır. İbni &Acirc;bid&icirc;nde buyuruluyor ki:</p>

<p>&ldquo;Hi&ccedil;bir dine inanmadığı h&acirc;lde, M&uuml;sl&uuml;man g&ouml;r&uuml;n&uuml;p, k&uuml;fre sebep olan şeyleri M&uuml;sl&uuml;manlıkmış gibi anlatarak, M&uuml;sl&uuml;manları dinden &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışan sinsi k&acirc;firlere zındık denir.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: Dinden haberi olmayan cahil kimselere, &quot;imanın, İslamın şartını say bakalım!&quot; diyerek, onların imanı olup olmadığını test etmek doğru olur mu?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Kimseden bir şey &ouml;ğrenmemiş, kitap okumamış cahil kalmış kimselere, imanın, İslamın şartını sormamalı, onlara, imanın, İslamın şartlarını sayıp, s&ouml;yleyip, &quot;bunlara inandın mı?&quot; demelidir. &quot;Evet inandım&quot; deyince bunların M&uuml;sl&uuml;man olduğu anlaşılır. B&ouml;yle cahil kimselere, iman ve İslam sorulduğu vakit, cevap veremezlerse, zararı olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bunun cevabını, belli, muntazam kelimeleri s&ouml;ylemek sanarak, bilmiyorum diyebilirler. Yani imanı bilmiyorum değil de, imanın nasıl s&ouml;yleneceğini bilmiyorum derler.</p>

<p><strong>Sual: Bir kimse, anne ve babası izin vermeden, kendisine lazım olan din bilgilerini &ouml;ğrenmeye gidemez mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Anadan, babadan izin almadan cihada ve tehlikeli olan yoldan bir yere, hatta farz olan hacca gitmesi caiz değildir. İzinleri olmadan ilim tahsiline gitmesi ise caizdir.</p>

<p><strong>Sual: İnanılması lazım olan şeyleri yani iman bilgilerini, farzları, haramları &ouml;ğrenmemek de g&uuml;nah mıdır<em>?</em></strong><br />
<strong>Cevap:</strong> İman edilecek şeyleri, farzlardan, haramlardan meşhur olanları, l&uuml;zumu kadar &ouml;ğrenmek, herkese farzdır. Bunları &ouml;ğrenmemek haramdır. İşitip de, &ouml;ğrenmeye ehemmiyet vermemek ise k&uuml;f&uuml;r olur yani imanı gider.</p>

<p><strong>Sual: Her M&uuml;sl&uuml;manın, yapacağı iş veya ibadetlerin, dine uygun olup, olmadığını bilmesi lazım mıdır?<br />
Cevap:</strong> M&uuml;sl&uuml;man olduğunu s&ouml;yleyen bir kimsenin, yapacağı her işin, İsl&acirc;miyete uygun olup olmadığını bilmesi lazımdır. Bilmiyorsa, bir Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;liminden sorarak veya bu &acirc;limlerin kitaplarından okuyarak &ouml;ğrenmesi lazımdır. İş, İsl&acirc;miyete uygun değil ise, g&uuml;nah veya k&uuml;f&uuml;rden kurtulamaz.</p>

<p><strong>Kel&acirc;m ilminin &ccedil;ıkış sebebi<br />
Sual: Din&icirc; ilimlerden kelam ilmine dil uzatanlar oluyor ve sonradan &ccedil;ıkmıştır diyorlar. Ger&ccedil;ekten bu ilim sonradan mı &ccedil;ıkmıştır ve doğuş sebebi ne idi?<br />
Cevap:</strong> Kur&#39;&acirc;n-ı kerimdeki &acirc;yetler iki kısımdır. Bunların bir kısmının manası a&ccedil;ıktır ki bunlara <strong>Muhkem &acirc;yetler</strong> ismi verilir. Bir kısmının manası ise, a&ccedil;ık&ccedil;a anlaşılmaz. Bunlar, ayrıca tefsire, izaha muhta&ccedil;tır. Bu ayetlere <strong>M&uuml;teş&acirc;bih &acirc;yetler</strong> adı verilir. Hadis-i şerifler de, muhkem ve m&uuml;teş&acirc;bih olmak &uuml;zere iki kısımdır. Bunları tefsir etmek, a&ccedil;ıklamak mecburiyeti, İsl&acirc;m dininde İctihad m&uuml;essesesinin kurulmasına sebep olmuştur. Peygamber efendimiz de, bizzat ictihad yapmıştır. Onun ve Eshab-ı kiramın yaptıkları ictihadlar, İslam bilgilerinin temelidir. İslam dinini yeni kabul eden kavimlerin, kendi dinlerine g&ouml;re mukaddes saydıkları şeylerin İsl&acirc;m dinindeki h&uuml;km&uuml;n&uuml;n ne olduğunu, İsl&acirc;m dininin bunlar hakkında nasıl h&uuml;kmettiğini sordukları zaman, İsl&acirc;m &acirc;limleri bunlara cevaplar vermişlerdir. Bunlardan itikat, iman ile ilgili meselelerin h&acirc;lledilmesi, cevap verilmesinden Kel&acirc;m ilmi meydana gelmiştir. Kel&acirc;m &acirc;limlerinin İsl&acirc;mı yeni kabul edenlere, eski dinlerinin ni&ccedil;in yanlış olduğunu mantıki bir tarzda ispat etmeleri icap ediyordu. Kel&acirc;m &acirc;limleri bu meseleleri &ccedil;&ouml;zmek i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştılar. Bir&ccedil;ok hakikatler ve &ccedil;ok kıymetli mantık ilmi ortaya &ccedil;ıktı. Bir yandan da, yeni M&uuml;sl&uuml;man olanlara Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın var ve bir olduğunu, ebedi, sonsuz, doğmamış ve doğurmamış olduğunu, onların anlayacağı tarzda anlatmak ve ş&uuml;phelerini ortadan kaldırmak icap ediyordu. Kel&acirc;m &acirc;limleri bu işte &ccedil;ok muvaffak oldular. Bu mukaddes vazifeyi yapmakta, M&uuml;sl&uuml;man fen adamları da, kelam &acirc;limlerine yardımcı oldular. Mesela, yıldızlara kudsiyet veren S&acirc;bii ve Veseniye ismindeki putperestleri, bu yanlış itikattan uzaklaştırmak i&ccedil;in, mantık ve astronomi &acirc;limi Yakup bin İshak El-Kind&icirc; senelerce uğraşarak, sonunda onlara, d&uuml;ş&uuml;ncelerinin yanlış olduğunu vesikalarla ispat etmiştir.</p>

<p><strong>İbadet ve kazan&ccedil; ilimlerini &ouml;ğrenmek<br />
Sual: Her M&uuml;sl&uuml;manın kendisine lazım olan din bilgilerini ve nafakası i&ccedil;in lazım olan bilgileri &ouml;ğrenmesi farz mıdır?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak Fet&acirc;v&acirc;-yı Hindiyyede deniyor ki:<br />
&ldquo;İbadet ve kazan&ccedil; ilimlerini &ouml;ğrenmek farzdır. Daha fazlasını &ouml;ğrenmek efdaldir. Fıkıh &ouml;ğrenmeyip, hadis, tefsir &ouml;ğrenmek iflas alametidir. Kıble ve namaz vakitleri i&ccedil;in astronomi &ouml;ğrenmek caizdir. Falcılık bilgileri &ouml;ğrenmek haramdır. M&uuml;cadele, m&uuml;nakaşa i&ccedil;in kelam ilmi &ouml;ğrenmek mekruhtur. Cahillerin, bidat fırkaları &uuml;zerinde, mezhepler &uuml;zerinde konuşmaları caiz değildir. Eski Yunan felsefecilerinin ve bidat ehlinin, mezhepsizlerin din kitaplarını okumak, evinde bulundurmak caiz değildir. B&ouml;yle kitaplar, insanın itikadını, imanını bozar. Din bilgilerini, iman bilgilerini Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarından &ouml;ğrenmeden &ouml;nce, fen bilgilerini, felsefe bilgilerini &ouml;ğrenmek caiz değildir. Her M&uuml;sl&uuml;man, &ccedil;ocuklarına, &ouml;nce, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim okumasını, namaz kılmasını, din ve İsl&acirc;m ahlakını &ouml;ğretmeli, ondan sonra mektebe g&ouml;nderip, fen, sanat ve sair l&uuml;zumlu, faydalı şeyleri &ouml;ğretmelidir. Her &ccedil;eşit oyun, M&acirc;-l&acirc;ya&#39;n&icirc; olur, ilim &ouml;ğrenilmesine mani olur.&rdquo;</p>

<p align="left"><strong>&Ouml;ğrenmede &ouml;ncelikli olanlar<br />
Sual: Dinimizin emir ve yasaklarının tamamını hemen &ouml;ğrenmek mi gerekir?<br />
Cevap:</strong> Bu konuda Kimy&acirc;-i se&#39;&acirc;det kitabında ilim kısmında buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;Her m&uuml;minin, en &ouml;nce, Ehl-i s&uuml;nnet itikadını, kısaca &ouml;ğrenmesi farzdır. Bundan sonra, iki şey &ouml;ğrenmesi lazım olur. Biri kalp, diğeri beden i&ccedil;in lazım olan bilgidir. Beden i&ccedil;in olan bilgi de; yapacağı emirler, sakınacağı yasaklardır. Emirleri &ouml;ğrenmek ş&ouml;yle olur:<br />
Sabah vakti, yeni M&uuml;sl&uuml;man olan kimsenin, &ouml;ğle vakti gelince abdestin ve namazın farzlarını &ouml;ğrenmesi, hemen farz olur. S&uuml;nnetlerini &ouml;ğrenmesi de s&uuml;nnet olur. Akşam olunca, akşam namazının &uuml;&ccedil; rekat olduğunu &ouml;ğrenmesi farz olur. Ramazan ayı gelince, orucun farzlarını &ouml;ğrenmesi farz olur. Zengin olunca, bir sene sonra, zek&acirc;tı &ouml;ğrenmesi farz olur. Haccı &ouml;ğrenmesi, hacca gideceği zaman farz olur. İşte, her şeyi zamanı gelince &ouml;ğrenmesi farz-ı ayn olur. Mesela evlenmek istediği zaman, nik&acirc;h bilgilerini, kadın, erkek haklarını, kadınların &ouml;z&uuml;r h&acirc;llerini &ouml;ğrenmesi farz olur. Bir sanata, ticarete başlayınca, bunlardaki emir ve yasakları, faizi &ouml;ğrenmesi lazım olur. Hangi sanata başlayacaksa zamanın ona ait fen bilgilerini de mektepte &ouml;ğrenmesi farz olur. Herkese kendi sanatını okuması, &ouml;ğrenmesi farz olur. Başka sanat bilgilerini &ouml;ğrenmesi farz olmaz. Harp zamanında da askerliği ve yeni silahları yapmak, kullanmak, korunmak i&ccedil;in, fen bilgilerini kısaca &ouml;ğrenmek, her M&uuml;sl&uuml;mana farz-ı ayn, bunlarda ihtisas kazanmak ise farz-ı kif&acirc;yedir.</p>

<p align="left">Haramları &ouml;ğrenmek de, herkese başka t&uuml;rl&uuml; farz olur. Mesela, erkeklerin ipek giydiği bir yerde bulunanların, ipek giymenin haram olduğunu &ouml;ğrenmesi ve bilenlerin bilmeyenlere &ouml;ğretmesi farz olur. Sun&icirc; ipek giymek erkeklere de haram değildir. Alkoll&uuml; i&ccedil;kiler i&ccedil;ilen, domuz eti yenilen, başkasının hakkı, faiz, r&uuml;şvet alınan, kumar oynanan yerde bulunanların, bunların haram olduğunu &ouml;ğrenmesi farz olur. Kadın erkek birlikte oturanların da mahrem ve namahrem olan kadınları, yani bakması caiz olan ve olmayan kadınları &ouml;ğrenmesi farz olur. Avret yerleri a&ccedil;ık olan yerlerde bulunan M&uuml;sl&uuml;manların, &ouml;rtmesi farz olan yerlerini &ouml;ğrenmeleri lazımdır. Bu yerlerini a&ccedil;mak ve başkasının a&ccedil;ık yerine bakmak g&uuml;nah olduğu gibi, bunu bilmemek de ayrı g&uuml;nahtır.&rdquo;</p>

<p><strong>İmanı, farzları, haramları &ouml;ğrenmek<br />
Sual: İnanan, iman eden herkesin, kendisine lazım olan din bilgilerini &ouml;ğrenip, bunlara uyması gerekir mi?<br />
Cevap:</strong> Her M&uuml;sl&uuml;mana &ouml;nce lazım, birinci farz olan şey, imanı, farzları, haramları &ouml;ğrenmektir. Bunlar &ouml;ğrenilmedik&ccedil;e, M&uuml;sl&uuml;manlık olamaz, iman elde tutulamaz. Hak bor&ccedil;ları ve kul bor&ccedil;ları &ouml;denilemez. Niyet, ahlak d&uuml;zeltilemez ve temizlenemez. D&uuml;zg&uuml;n niyet edinilmedik&ccedil;e de, hi&ccedil;bir farz kabul olmaz. Bunun i&ccedil;in herkesin ilmihal bilgilerini &ouml;ğrenmesi lazımdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Bir saat ilim &ouml;ğrenmek veya &ouml;ğretmek, sabaha kadar ibadet etmekten daha sevaptır)</strong> buyuruldu.</p>

<p>M&uuml;sl&uuml;manların bilmesi, &ouml;ğrenmesi lazım olan bilgilere <strong>Ul&ucirc;m-i isl&acirc;miyye</strong>, M&uuml;sl&uuml;manlık bilgileri denir. Bu bilgilerin kimisini &ouml;ğrenmek farz, kimisini &ouml;ğrenmek s&uuml;nnet, bir kısmını &ouml;ğrenmek de mubahtır.</p>

<p>İmanı, farzları ve haramları &ouml;ğrenmek, bilmek farzdır. Otuz&uuml;&ccedil; farz meşhurdur. Bunlardan d&ouml;rd&uuml; esas olup, namaz kılmak, oru&ccedil; tutmak, zek&acirc;t vermek ve hac etmektir. İman ile beraber bu d&ouml;rt farz, İsl&acirc;mın şartıdır. İman edip de ibadet edene, yani bu d&ouml;rt farzı yapana <strong>M&uuml;sl&uuml;man</strong> denir. D&ouml;rd&uuml;n&uuml; birden yapıp da, haramlardan ka&ccedil;ınan, tam M&uuml;sl&uuml;mandır. Bunlardan biri bozuk olur veya hi&ccedil; olmazsa, M&uuml;sl&uuml;manlık bozuk olur. D&ouml;rd&uuml;n&uuml; de yapmayan, m&uuml;min olsa da M&uuml;sl&uuml;manlığı tam değildir. B&ouml;yle iman, insanı yalnız d&uuml;nyada korursa da, ahirete imanla gitmek g&uuml;&ccedil; olur. İman, muma benzer, <strong>Ahk&acirc;m-ı isl&acirc;miyye</strong> mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, <strong>İsl&acirc;miyet</strong>tir. Fenersiz mum &ccedil;abuk s&ouml;ner. İmansız, İsl&acirc;m olamaz. İsl&acirc;m olmayınca, iman da yoktur.</p>

<p>O h&acirc;lde, her m&uuml;mine &ouml;nce lazım, birinci farz olan şey, imanı, farzları, haramları &ouml;ğrenmektir. &Ouml;ncelikle, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarında bildirdikleri gibi, bir iman edinmelidir. Kıyamette kurtuluş yolu, bunların g&ouml;sterdiği yoldur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dini, bozulmaktan koruyan, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleridir.</p>

<p align="left">Muhammed aleyhisselama uymak i&ccedil;in, &ouml;nce iman etmek, sonra M&uuml;sl&uuml;manlığı iyice &ouml;ğrenmek, sonra farzları eda edip haramlardan ka&ccedil;ınmak, daha sonra, s&uuml;nnetleri yapıp mekruhlardan ka&ccedil;ınmak lazımdır. Bunlardan sonra, mubahlarda da Ona uymaya &ccedil;alışmalıdır. Bir m&uuml;min, mubahlarda da, ne kadar Ona uyarsa, o derece k&acirc;mil ve olgun bir M&uuml;sl&uuml;man olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, o derece yakın, yani sevgili olur.</p>

<p><strong>Sual: İsl&acirc;miyette &ouml;ğrenilmesi, her M&uuml;sl&uuml;manın mutlaka &ouml;ğrenmesi lazım olan temel din bilgilerinin esası, temeli nedir?<br />
Cevap:</strong> Her M&uuml;sl&uuml;manın mutlaka &ouml;ğrenmesi gerekin din bilgileri ikiye ayrılır:<br />
1- Kalp ile itikat edilmesi, yani inanılması lazım olan bilgilerdir. Bu ilimlere <strong>Us&ucirc;l-i din</strong> veya <strong>İman bilgileri</strong> denir. Kısacası, iman, Muhammed aleyhissel&acirc;mın bildirdiği altı şeye inanmak ve İsl&acirc;miyeti kabul etmek ve k&uuml;f&uuml;r al&acirc;meti olan şeyleri s&ouml;ylemekten ve kullanmaktan sakınmaktır. Her M&uuml;sl&uuml;manın, k&uuml;f&uuml;r al&acirc;meti olan şeyleri &ouml;ğrenmesi ve bunlardan sakınması lazımdır. İmanı olana <strong>M&uuml;sl&uuml;man</strong> denir.</p>

<p align="left">2- Beden ile veya kalp ile yapılacak ve sakınılacak ibadet bilgileridir. Yapılması emir edilen bilgilere <strong>Farz</strong>, sakınılması emir edilen bilgilere <strong>Haram</strong> denir. Bunlara <strong>F&uuml;r&ucirc;-i din</strong> veya Ahk&acirc;m-ı isl&acirc;miyye yahut <strong>İsl&acirc;miyet</strong> bilgileri denir.</p>

<p align="left"><strong>Bu &uuml;mmetin &acirc;limleri iki t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r<br />
Sual: Din bilgilerini d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in &ouml;ğrenmenin k&ouml;t&uuml; olduğu bilinmektedir. Peki fen bilgilerini &ouml;ğrenmenin h&uuml;km&uuml; de b&ouml;yle midir?<br />
Cevap:</strong> Fen bilgilerini d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in &ouml;ğrenmek caizdir, hatta lazımdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Bu &uuml;mmetin &acirc;limleri iki t&uuml;rl&uuml; olacaktır: Birincileri, ilimleri ile insanlara faydalı olacaktır. Onlardan bir karşılık beklemeyeceklerdir. B&ouml;yle olan insana denizdeki balıklar ve yery&uuml;z&uuml;ndeki hayvanlar ve havadaki kuşlar dua edeceklerdir. İlmi başkalarına faydalı olmayan, ilmini d&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in kullananlara kıyamette Cehennem ateşinden yular vurulacaktır)</strong> buyuruldu.</p>

<p align="left">Yerde ve g&ouml;kte bulunan mahlukların hepsinin tesbih ettiklerini Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim haber veriyor.<br />
<br />
<strong>(&Acirc;limler, Peygamberlerin varisleridir)</strong> had&icirc;s-i şerifindeki &acirc;lim, Res&ucirc;lullah efendimizin yolunda olan, Onun yoluna uyan din &acirc;limi demektir. İsl&acirc;miyete uyan &acirc;lim, etrafına ziya sa&ccedil;an ışık kaynağı gibidir.</p>

<p align="left"><strong>(Kıyamet g&uuml;n&uuml; bir din adamı getirilip Cehenneme atılır. Cehennemdeki tanıdıkları etrafına toplanıp, sen d&uuml;nyada Allahın emirlerini bildirirdin. Ni&ccedil;in bu azaba d&uuml;şt&uuml;n derler. Evet, g&uuml;nahtır yapmayın derdim, kendim yapardım. Yapınız dediklerimi de yapmazdım. Bunun i&ccedil;in, cezasını &ccedil;ekiyorum der)</strong> ve</p>

<p align="left"><strong>(Mirac gecesi g&ouml;ğe g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;rken insanlar g&ouml;rd&uuml;m. Ateşten makaslarla dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını Cebrail&rsquo;e sordum. &Uuml;mmetinin hatiplerinden, vaizlerinden, kendilerinin yapmadıklarını yapınız diyenlerdir dedi)</strong> ve</p>

<p align="left"><strong>(Cehennem zebanileri, g&uuml;nah işleyen hafızlara, puta tapanlardan daha &ouml;nce azap yapacaklardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilerek yapılan g&uuml;nah, bilmeyerek yapılandan daha k&ouml;t&uuml;d&uuml;r)</strong> had&icirc;s-i şerifleri meşhurdur.</p>

<p align="left">Esh&acirc;b-ı kiram &ccedil;ok &acirc;lim oldukları i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&uuml;nahlardan da, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahlar gibi korkarlardı. Had&icirc;s-i şerifte ge&ccedil;en hafızlar, Tevrat hafızları olsa gerektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;nah işleyen M&uuml;sl&uuml;manlara kafirlerden daha şiddetli azap yapılmayacaktır. Yahut, bu &uuml;mmetten olup da, g&uuml;nahlardan, haramlardan sakınmaya ehemmiyet vermeyip, kafir olan hafızlardır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Alimler devlet adamlarına karışmadık&ccedil;a ve d&uuml;nyalık toplamak peşinde olmadık&ccedil;a, Peygamberlerin eminleridir. D&uuml;nyalık toplamaya başlayınca ve devlet adamlarının arasına karışınca, bu emanete hıyanet etmiş olurlar)</strong> buyuruldu.</p>

<p><strong>Sual: İsl&acirc;m alimlerinin kitaplarında bildirilen nasihatlerin kaynağı, hep &acirc;yet-i kerime ve had&icirc;s-i şerifler midir?<br />
Cevap:</strong> İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri, kendisinden nasihat isteyen bir talebesine hitaben buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sana uzun uzun &ouml;m&uuml;rler verip, &ouml;mr&uuml;n&uuml; ibadetle ve Onun g&ouml;sterdiği yolda gitmekle ge&ccedil;irmek nasip eylesin! B&uuml;t&uuml;n nasihatler Peygamber efendimizden alınmıştır. Ondan gelmeyen nasihatler fayda vermez. Peygamber efendimizin d&uuml;nyaya yayılan nasihatlerinden biri şudur:<br />
<strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, bir kuluna rahmet etmeyeceğine, ona gadab ve azab edeceğine alamet, d&uuml;nyaya ve ahirete faydası olmayan şeylerle meşgul olması, zamanlarını l&uuml;zumsuz şeylerle &ouml;ld&uuml;rmesidir. Bir kimsenin &ouml;mr&uuml;nden bir saati, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın beğenmediği bir şeyde ge&ccedil;erse, ne kadar &ccedil;ok pişman olsa, &uuml;z&uuml;lse yeridir. Bir kimse kırk yaşını ge&ccedil;tiği halde onun hayırlı işleri, yani sevapları, k&ouml;t&uuml; işlerinden, yani g&uuml;nahlarından ziyade olmadı ise, Cehenneme hazırlansın.)</strong></p>

<p align="left">Bu had&icirc;s-i şerifin manasını iyi anlayanlara, bu nasihat yetişir.&rdquo;</p>

<p align="left"><strong>Sual: </strong>Bazı kimseler;&nbsp;&ldquo;Bu asırda yaşayabilmemiz i&ccedil;in, millet&ccedil;e, topluca Batılılaşmalıyız&rdquo;&nbsp;diyor. Bu ne anlamda s&ouml;ylenmektedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet bazı kimseler; &ldquo;Bu asırda yaşayabilmemiz i&ccedil;in, millet&ccedil;e, topluca Batılılaşmalıyız&rdquo; diyor. Bu s&ouml;z&uuml;n iki manası vardır:</p>

<p>Birincisi; Batılıların fende, tecr&uuml;bede, sanatta, imar ve refah vasıtalarında bulduklarını &ouml;ğrenmek, yapmak, bunlardan istifadeye &ccedil;alışmaktır ki, bunu İslamiyet de, zaten emretmektedir. Fen bilgilerini &ouml;ğrenmenin farz-ı kifaye olduğu, kitaplarda vesikaları ile bildirilmiştir. Res&ucirc;l-i ekrem efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde;</p>

<p><strong>(Hikmet yani fen ve sanat, m&uuml;minin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!)</strong>&nbsp;buyurmuştur. Fakat bu, Batıya uymak değil, ilmi, fenni onlarda bile arayıp almak ve onların &uuml;st&uuml;nde olmaya &ccedil;alışmaktır.</p>

<p>İkinci manada Batılılaşmak ise, ecdadımızın doğru ve mukaddes yolunu bırakıp, Batının b&uuml;t&uuml;n &acirc;detlerini, ahlaksızlıklarını ve hepsinden daha acı olarak, dinsizliklerini ve putlarını alıp, camileri kilise ve eski sanat eseri şekline sokmak, M&uuml;sl&uuml;manlığa gerilik dini, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerime &ccedil;&ouml;l kanunu, puta tapmaya, ibadete m&uuml;zik karıştırmaya Batı dini, medeni din demek ve İslamiyeti bırakıp, Hıristiyanlığa, musiki aletleri ile ibadete d&ouml;nmeye, dinde reform ismini vermektir.</p>

<p>Herkes şunu iyi bilmelidir ki, bu milletin damarlarında dolaşan asil kan, ne bug&uuml;n, ne de, onların &uuml;mit ile bekledikleri g&uuml;nlerde, bu manada asla Batılılaşmayacak ve dinsiz olmayacak, zındıkların yalanlarına aldanmıyacaktır. Ecdadının mukaddesatını ayaklar altında &ccedil;iğnetmeyecektir!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İlim &ccedil;oktur fakat &ouml;m&uuml;r...</strong></p>

<p>İlim &ccedil;oktur fakat &ouml;m&uuml;r kısadır. O halde, &ouml;nce dinde zaruri l&acirc;zım olan ilimleri &ouml;ğrenmelidir. Zira İsl&acirc;m &acirc;limlerinin b&uuml;y&uuml;klerinden olan İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri;</p>

<p>&quot;Ehl-i s&uuml;nnet i&#39;&#39;tik&acirc;dını ve fıkıh bilgilerini &ouml;ğrenmeden &ouml;nce, G&uuml;list&acirc;n kit&acirc;bı ve hik&acirc;ye kitapları okumamalıdır. Fıkıh kitapları yanında, G&uuml;list&acirc;n ve benzeri kitaplar l&uuml;z&ucirc;msuzdur. Dinde l&acirc;zım olanları, &ouml;nce okumak, &ouml;ğrenmek ve &ouml;ğretmek l&acirc;zımdır. Bunlardan fazlası ikinci derecede kalır&quot; buyurmaktadır. Şeyh S&acirc;d&icirc; Ş&icirc;r&acirc;z&icirc; hazretlerinin G&uuml;list&acirc;n kitabını, kendimize l&acirc;zım olan din bilgilerini &ouml;ğrenmeden &ouml;nce okumak l&uuml;z&ucirc;msuz olursa, bidat ehlinin ve din d&uuml;şmanlarının kitaplarının ve yazılarının tiry&acirc;kilerine acab&acirc; ne denir. Y&acirc;, din bilgilerini &ouml;ğrenmeden, başka şeyler &ouml;ğrenenler ve &ccedil;ocuklarına doğru din bilgisi &ouml;ğretmeden, para, mal, mevki kazanmaları i&ccedil;in uğraşanlara ne demelidir! İstikb&acirc;li tem&icirc;n etmek, acab&acirc; bunları kazanmak mıdır? Yoksa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sını kazanmak mıdır?</p>

<p>&quot;Vakit, keskin bir kılın&ccedil;tır&quot; İlim &ouml;ğrenmek &ccedil;ok kıymetlidir. Bilenle bilmiyenin bir olmayacağı, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mde bildirilmektedir. İlk n&acirc;zil olan &acirc;yet-i kerime, &quot;Oku!&quot; emri ile başlamaktadır. İlim, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıfatlarındandır. İlmi teşvik eden, &ouml;ven sayısız hadis-i şerif mevcuttur. Peygamber efendimiz; (Bir saat ilim &ouml;ğrenmek veya &ouml;ğretmek, sabaha kadar ib&acirc;det etmekten daha sevaptır) buyurmaktadırlar. Beşikten mezara kadar ilim &ouml;ğrenmemizi emir ve tavsiye buyuran, yine Res&ucirc;lullah efendimizdir. Fakat insanın &ouml;mr&uuml; kısadır, ilmin ise sonu yoktur. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri, bir talebesini; &quot;Vakit, keskin bir kılın&ccedil; gibidir. Yarına &ccedil;ıkacağımız belli değildir. M&uuml;him işleri bug&uuml;n yapmalı, m&uuml;him olmayanları yarına bırakmalıdır. Aklı olan b&ouml;yle yapar&quot; buyurarak, &ouml;ğrenilecek ve yapılacak işlerde, sıralamayı iyi yapmak ve vakti l&uuml;zumlu işlere haracamak konusunda ik&acirc;z etmişlerdir. İbni &Acirc;bid&icirc;n hazretleri de:</p>

<p>&quot;Din bilgilerinden kendine l&acirc;zım olanları &ouml;ğrenmek, farz-ı ayndır. Bundan fazlasını &ouml;ğrenmek farz-ı kif&acirc;yedir&quot; buyurmuşlardır. Şeyh Abd&uuml;lkudd&ucirc;s hazretleri, oğluna yazdığı bir mektupta:</p>

<p>&quot;Evl&acirc;dım, &ouml;ncelikle vaktin kıymetini bil! Gece ve g&uuml;nd&uuml;z ilim &ouml;ğrenmeye &ccedil;alış! İlim &ouml;ğrenmek, ib&acirc;det yapmak i&ccedil;indir. Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;, işten sorulacak, &ccedil;ok ilim &ouml;ğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ib&acirc;det de, ihl&acirc;s elde etmek i&ccedil;indir. Her şeyi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rız&acirc;sı i&ccedil;in yapmak olan ihl&acirc;s da, hak&icirc;k&icirc; m&acirc;b&ucirc;d ve kayıtsız şartsız var olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı sevmek i&ccedil;indir&quot; buyurmuştur. Eb&ucirc; Abdullah-ı Rodb&acirc;r&icirc; hazretleri de, bir sohbetinde, talebelerine hitaben: &quot;S&acirc;dece ilim &ouml;ğrenmek i&ccedil;in evinden &ccedil;ıkan kimse, &ouml;ğrendiği ilimden faydalanamaz. &Ouml;ğrendikleri ile amel etmek isteyerek ilim &ouml;ğrenen kimse, ilmi azalsa bile faydasını g&ouml;r&uuml;r. İlim kendisiyle amel edilince kıymetlidir. Amel ise, ihl&acirc;s ile kıymetlenir&quot; buyurmuştur. İsl&acirc;m &acirc;limlerinden Takıyy&uuml;dd&icirc;n S&uuml;bk&icirc; hazretleri de ş&ouml;yle buyurmaktadır: &quot;Kulun her h&acirc;linde, kendine l&acirc;zım olan bilgileri &ouml;ğrenip ib&acirc;det yapması gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;m&uuml;r &ccedil;ok kısadır. &Ouml;mr&uuml;n&uuml;n bir kısmı k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;kte ge&ccedil;er. Bir kısmı b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce, beden&icirc; ihtiya&ccedil;larını temin etmek, uyku, kendisine &acirc;rız olan hastalık, &ouml;z&uuml;r h&acirc;lleri, zar&ucirc;r&icirc; meşgaleler, insanlarla uğraşma ve ge&ccedil;im derdi gibi işlerle ge&ccedil;er. Bunlardan geriye, insan i&ccedil;in &ccedil;ok az vakit kalır. İşte insan, ya bu kısacık &ouml;mr&uuml;n&uuml;, kendine l&acirc;zım olan bilgileri &ouml;ğrenerek ib&acirc;det ve t&acirc;atle ge&ccedil;irerek Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, Cennet&#39;&#39;ine ve &ccedil;eşit &ccedil;eşit n&icirc;metlerine kavuşur veya bu kısacık hay&acirc;tı kendi aleyhine z&acirc;yi eder de, ebed&icirc; h&uuml;sr&acirc;na uğrar veya &ouml;mr&uuml;n&uuml; g&uuml;nah ve başkalarına d&uuml;şmanlıkla ge&ccedil;irir. B&ouml;ylece şeytanın yardımcılarından olur, onunla birlikte Cehennem ateşinde yanar. Herkes, yaşadığı kısa &ouml;m&uuml;r i&ccedil;erisinde bu &uuml;&ccedil; h&acirc;lden birinde bulunur.&quot;</p>

<p>&Ouml;m&uuml;r sermayesini t&uuml;ketenler... Ehl-i s&uuml;nnet i&#39;&#39;tik&acirc;dını, farzlardan ve har&acirc;mlardan l&acirc;zım olanları &ouml;ğrenmek, kadın erkek her m&uuml;sl&uuml;m&acirc;na farz-ı ayndır. Bunları &ouml;ğrenmemek su&ccedil;tur, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;hdır. Bunları &ouml;ğrenmeden, başka şeyleri &ouml;ğrenmekle, &ouml;m&uuml;r sermayesini t&uuml;ketenler, &acirc;hirette h&uuml;srana uğrayacaklardır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir kulunu sevmediğinin alameti, dinine ve d&uuml;nyasına faydalı olmayan işlerle vakit ge&ccedil;irmesidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir kulunu sevdiğinin alameti ise, onun, kendisine l&acirc;zım olan fıkıh ilmi ve bu bilgilere uygun ibadet etmekle meşgul olmasıdır. Ahmed N&acirc;mık&icirc; C&acirc;m&icirc; hazretleri; &quot;&Uuml;zerine farz olan ilimlerden bir meseleyi &ouml;ğrenmek, insana, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;ny&acirc;daki kazan&ccedil;ların hepsinden, yapacağı ve ele ge&ccedil;ireceği altın ve g&uuml;m&uuml;şlerinden daha iyidir ve &uuml;st&uuml;nd&uuml;r&quot; buyurmuştur. İlim, elbette l&acirc;zımdır. Fakat insana verilen &ouml;m&uuml;r, sınırlıdır. Bunun i&ccedil;in, m&uuml;him olarlara &ouml;ncelik vermelidir. Emredilen ib&acirc;detler, bilgisizce yapılırsa, bunun bir faydası olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hazret-i Ali: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ilimsiz ib&acirc;det eden kimse, değirmene bağlı merkep gibidir. G&uuml;n boyunca y&uuml;r&uuml;r, fakat hep aynı yerindedir&quot; buyurmuştur.</p>

<p>İsl&acirc;miyyet &uuml;&ccedil; kısımdır: İlim, amel ve ihl&acirc;s. Emirleri ve yasakları &ouml;ğrenmek, &ouml;ğrendiklerine t&acirc;bi olmak ve bunları yalnız Allah rız&acirc;sı i&ccedil;in yapmak l&acirc;zımdır.</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=501]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 12:57:21 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Şükür nedir?]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Ş&uuml;k&uuml;r nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İslam &acirc;limleri ş&uuml;kr&uuml; ş&ouml;yle tarif etmişlerdir:<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, her nimetin Allah&rsquo;tan geldiğini bilip dil ile de hamd etmektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden sakınmak ş&uuml;kretmek olur. İnsanların hidayeti i&ccedil;in &ccedil;alışmak, onları irşat etmek de ş&uuml;k&uuml;r sayılır.<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği nimetleri yerinde sarf etmek, g&uuml;nahlardan ka&ccedil;ınmaktır. İnsan, Rabbin verdiği nimetlerle g&uuml;nah işlerse, nank&ouml;rl&uuml;k etmiş olur.<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, nimeti değil, nimeti vereni g&ouml;rmektir. Nimeti vereni bilip gereğiyle amel etmektir. Bu amel, kalb, dil ve diğer az&acirc;larla olur. Kalb ile iyiliğe niyet eder. Dil ile hamd eder, ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıklar. Uzuvlarla ş&uuml;k&uuml;r ise, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği nimetleri yerli yerinde kullanmaktır. Mesela g&ouml;z&uuml;n ş&uuml;kr&uuml;, m&uuml;sl&uuml;manların, arkadaşların kusurunu g&ouml;rmemektir. Kulağın ş&uuml;kr&uuml;, s&ouml;ylenilen ayıpları duymamış olmaktır.<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği nimetleri Onun sevdiği yerlerde kullanmaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bir kula birbirini takip eden &ccedil;eşitli nimetler verince, kul buna layık olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p utanması da ş&uuml;k&uuml;r olur. Ş&uuml;k&uuml;rdeki kusurunu bilmesi de ş&uuml;k&uuml;r olur. Ş&uuml;kredemiyoruz diye &ouml;z&uuml;r beyan etmesi de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r. <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kusurlarımı &ouml;rt&uuml;yor)</b> demesi de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r. Ş&uuml;k&uuml;r vazifesini yerine getirmenin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir l&uuml;tfu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmek de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r.<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, kendini o nimete layık g&ouml;rmemektir. Ş&uuml;k&uuml;r, İslamiyet&rsquo;e uymak demektir.<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, yapılan iyiliği anarak ihsan edeni &ouml;vmektir. Yani dil ile teşekk&uuml;r de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r.<br />
<br />
<b>Nimeti muhafaza ve artırmak i&ccedil;in</b><br />
Şu &uuml;&ccedil; şeyi yapan tam ş&uuml;kretmiş olur:<br />
1- Gelen her nimeti Allah&rsquo;tan bilip ş&uuml;kretmek.<br />
2- Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği her şeye razı olmak.<br />
3- Nimetlerden istifade edildiği m&uuml;ddet&ccedil;e, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isyan etmemek.<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r, hem eldeki nimeti yok olmaktan kurtarır, hem de yeni nimetlere kavuşturur.<br />
<br />
Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;tan sakının ki ş&uuml;kredebilesiniz.)</b> [<strong>Al-i İmran</strong> 123]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ş&uuml;kredene bol bol nimet verir. <b>(F&acirc;tır </b>30<b>)</b><br />
<br />
Hazret-i İbrahim, Rabbinin nimetlerine ş&uuml;kretti, Rabbi de onu doğru yola iletti. <b>(Nahl </b>121<b>)</b><br />
<br />
Cenab-ı Hak, kudretinin eseri olarak insanların istifadesi i&ccedil;in bir&ccedil;ok hayvan yaratmıştır. Kimine binilir, kiminin etinden, s&uuml;t&uuml;nden, y&uuml;n&uuml;nden, derisinden vesairesinden istifade edilir.<b> (Y&acirc;sin </b>71-73<b>) </b><br />
Bu hayvanlar, ş&uuml;kretmemiz i&ccedil;in istifademize verilmiştir. <b>(Hac </b>36<b>)</b><br />
<br />
<b>&Ccedil;oğu bilmez, azı ş&uuml;kreder</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanlara bol nimet vermiştir; fakat insanların &ccedil;oğu ş&uuml;kretmez. <b>(Bekara </b>243, <b>Yunus </b>60,<b> Neml </b>73,<b> M&uuml;min </b>61<b>)</b><br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &ccedil;eşitli nimetler verdiğini, fakat ş&uuml;kredenlerin az olduğunu, az ş&uuml;kredildiğini bildiriyor. <b>(Secde </b>9,<b> Sebe </b>13,<b> Araf </b>10,<b> M&uuml;minun </b>78,<b> Nahl </b>78,<b> M&uuml;lk </b>23<b>)</b><br />
<br />
Kıymetli şeyler ekseriya az olur. Mesela altın pek &ccedil;ok olsa, bu kadar kıymeti olmaz.<br />
<br />
Azların kıymetli olduğunu bildiren &acirc;yet-i kerimelerden birka&ccedil;ı ş&ouml;yle:<br />
Emrimiz gelip, tandırdan sular kaynamaya başlayınca, [Hazret-i Nuha] &quot;Her cinsten birer &ccedil;ifti ve aleyhine h&uuml;kmedilmiş olanın dışında kalan &ccedil;oluk &ccedil;ocuğunu ve inananları gemiye bindir&quot; dedik. Pek azı, onunla beraber iman etmişti. <b>(Hud </b>40<b>)</b><br />
<br />
İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da &ccedil;ok azdır! <b>(Sad </b>24<b>)</b><br />
İsrailoğullarından, &quot;Allah&rsquo;tan başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya, yakınlara, yetimlere, d&uuml;şk&uuml;nlere iyilik edin, insanlarla g&uuml;zel konuşun, namazı kılın, zekatı verin&quot; diye s&ouml;z almıştık. Sonra pek azınız m&uuml;stesna, s&ouml;z&uuml;n&uuml;zden d&ouml;nd&uuml;n&uuml;z. <b>(Bekara </b>83<b>)</b><br />
<br />
İnk&acirc;rlarından dolayı, Hak te&acirc;l&acirc;, onları lanetlemiştir. Onların pek azı inanır. <b>(Bekara </b>88<b>)</b><br />
<br />
Allah yolunda savaşacaklarını s&ouml;ylemişlerdi ama savaş onlara farz kılınınca, azı hari&ccedil;, y&uuml;z &ccedil;evirdiler. <b>(Bekara </b>246<b>)</b><br />
<br />
Nice az topluluk, &ccedil;ok topluluğa Allah&rsquo;ın izniyle &uuml;st&uuml;n gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir. <b>(Bekara </b>249<b>)</b><br />
<br />
Allah&rsquo;ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hari&ccedil;, şeytana uyardınız. <b>(Nisa </b>83<b>)</b><br />
<br />
İ&ccedil;lerinden pek azı hari&ccedil;, onlardan daima bir hainlik g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n, yine de sen, onları affet ve aldırış etme! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, iyilik edenleri elbette sever. <b>(Maide </b>13<b>)</b><br />
<br />
Yaptıklarının cezası olarak, bundan b&ouml;yle az g&uuml;ls&uuml;nler, &ccedil;ok ağlasınlar. <b>(Tevbe </b>82<b>)</b><br />
<br />
G&uuml;nahlarımızı d&uuml;ş&uuml;nerek elbette &uuml;z&uuml;lmemiz, ağlamamız gerekir. (Az g&uuml;ls&uuml;nler) demek, (G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olmayın) demek değildir. M&uuml;sl&uuml;man her zaman g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olur. Fakat g&uuml;nahlarını d&uuml;ş&uuml;nerek &uuml;z&uuml;l&uuml;r ve ağlar.<br />
<br />
<b>Namaz, ş&uuml;k&uuml;r ve kanaat </b><br />
Namazı doğru kılan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sayılamayacak kadar &ccedil;ok olan b&uuml;t&uuml;n nimetlerine ş&uuml;kretmiş sayılır. Nitekim, <b>(Namaz, ş&uuml;kr&uuml;n b&uuml;t&uuml;n aksamını c&acirc;midir) </b>buyurulmuştur. Demek ki doğru namaz kılan ş&uuml;kretmiş olur. Namaz kılmayan ise, nank&ouml;rl&uuml;k etmiş olur.<br />
<br />
Hadis-i kudsilerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Beni anan ş&uuml;kretmiş, beni unutan nank&ouml;rl&uuml;k etmiş olur.)</b> [Hatib]<br />
<br />
<b>(Bir kimse, kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi &ccedil;alışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmemiş olur.)</b> [İ.Gazali]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kanaat eden, en &ccedil;ok ş&uuml;kredenlerden sayılır.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Kıyamette &ldquo;Ş&uuml;kredenler gelsin!&rdquo; diye seslenilir. Onlar bir bayrak altında Cennete girer. Bunlar, darlık ve genişlikte, her h&acirc;l&uuml;k&acirc;rda Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kredenlerdir.)</b> [İ.Gazali]<br />
<br />
<b>(Bir nimet i&ccedil;in, Elhamd&uuml;lillah diyen, daha iyisine kavuşur.)</b> [T.Gafilin]<br />
<br />
<b>(Yiyip i&ccedil;tikten sonra Elhamd&uuml;lillah diyen Cennete girer.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>(İnsanlara teşekk&uuml;r etmeyen kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmez. Aza ş&uuml;kretmeyen de, &ccedil;oğa ş&uuml;kretmez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın nimetini s&ouml;ylemek ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r, hi&ccedil; bahsetmemek ise nank&ouml;rl&uuml;kt&uuml;r.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Nimete ş&uuml;k&uuml;r, o nimetin gitmesine karşı emandır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(İyiliği anmak ş&uuml;k&uuml;r, iyiliği gizlemek nank&ouml;rl&uuml;kt&uuml;r.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
<b>(Bir kimse, kavuştuğu nimeti&nbsp;her hatırlayışta, Allah&#39;a&nbsp;ş&uuml;krederse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, onun her ş&uuml;kr&uuml;ne karşı yeniden sevab verir. Kim de başına gelen musibeti her hatırlayışta, </b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/047.jpg" target="_blank">&quot;İnna lillah ve inna ileyhi raciun&quot; </a><b>derse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da her seferinde onun sevabını artırır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
M&uuml;min kabirde doğru cevap verince, hemen o anda kabrin sağ tarafından ay y&uuml;zl&uuml; bir kişi &ccedil;ıka gelir. <b>(Ben senin, d&uuml;nyada, sabrından ve ş&uuml;kr&uuml;nden yaratıldım. Kıyamete kadar, sana yoldaş olurum)</b> der. Ne mutlu sabredip ş&uuml;kredenlere...<br />
<br />
<b>H&acirc;line ş&uuml;kret, haset etme</b><br />
Nice fakirler vardır ki, bir lokma ekmek kazanınca, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kreder ve zenginlerin h&acirc;lini d&uuml;ş&uuml;nmez bile. Nice zenginler de vardır ki, milyarlarına daha birka&ccedil; milyar ekleyemediği i&ccedil;in &uuml;z&uuml;nt&uuml; i&ccedil;indedir. Kıskan&ccedil; insan, başka bir insanın kendinden iyi giyinmesini, iyi yaşamasını hazmedemez. Yani onun boyunu bosunu, g&uuml;zelliğini, &ccedil;alışkanlığını, başarısını kıskanır. Daha k&ouml;t&uuml;s&uuml;, onun başına gelen fenalıklara sevinir.<br />
<br />
İşte bu h&acirc;l, kıskan&ccedil;lığın en k&ouml;t&uuml; derecesidir. B&ouml;yle insandan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yardımı kesilebilir. Daha da mahrum olur. İyi kalbli ve herkesin iyiliğini isteyen insan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın himayesinde demektir.<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, <b>(Bir m&uuml;sl&uuml;man, kendisine istediği bir iyiliği, başka bir m&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in istemezse ve bir m&uuml;sl&uuml;man, kendisine gelecek bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;, istemediği halde, o k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; başka bir m&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in isterse, onun imanı tam değildir)</b> buyuruldu. Yani, Peygamber efendimiz yalnız kendisini d&uuml;ş&uuml;nenleri beğenmiyor. Başka m&uuml;sl&uuml;manları d&uuml;ş&uuml;nenleri beğeniyor ve &ouml;yle yapmalarını istiyor. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n bir kere; b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya, Peygamber efendimizin bu emirlerini yapmış olsa, d&uuml;nyada kavga, g&uuml;r&uuml;lt&uuml; kalır mı?<br />
<br />
Haset, tekebb&uuml;re sebep olur. Başkasında bulunan nimetlerin ondan ayrılarak kendisine gelmesini ister. Onun haklı olan s&ouml;zlerini ve nasihatlerini reddeder. Ondan bir şey sorup &ouml;ğrenmek istemez. Kendinden y&uuml;ksek olduğunu bildiği halde, ona tekebb&uuml;r eder. İmam-ı Gazali hazretleri, <b>(B&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin başı, kaynağı &uuml;&ccedil;t&uuml;r: Haset, riya, ucub)</b> buyurdu.<br />
<br />
Haset eden, &ccedil;ekemediği kimseyi gıybet eder, &ccedil;ekiştirir. Onun malına, canına saldırır. Kıyamette, bu zul&uuml;mlerinin karşılığı olarak, hasenatı alınarak ona verilir. Haset edilendeki nimetleri g&ouml;r&uuml;nce, d&uuml;nyası azap i&ccedil;inde ge&ccedil;er. Uykuları ka&ccedil;ar. Hayır hasenat işleyenlere, on kat sevap verilir. Haset bunların dokuzunu yok eder, biri kalır. Haset edenin duası kabul olmaz.<br />
<br />
<b>İyiliğe teşekk&uuml;r edilir<br />
Sual:</b> İyiliğe teşekk&uuml;r&uuml;n dindeki yeri nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İyilik edene, mal ile, hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, hamd ve sena, teşekk&uuml;r ve dua eder. İyiliğe karşı, iyilik yapmak, insanlık vazifesidir. B&ouml;yle olunca, her iyiliği yapan, en b&uuml;y&uuml;k iyilik olarak, yok iken var eden, en g&uuml;zel şekli veren, l&uuml;zumlu uzuvları, kuvvetleri ihsan eden, her birini bir ahenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zeka bahşeden, &ccedil;oluk &ccedil;ocuk, ev, ihtiya&ccedil; eşyası, gıda, i&ccedil;ecek, elbiselerimizi yaratan y&uuml;ce bir sahibe, bu nimetleri sebepsiz, karşılıksız ihsan eden ve her an yok olmaktan, d&uuml;şmandan, hastalıktan muhafaza eden ve bize hi&ccedil; ihtiyacı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmemek, kulluk hakkını &ouml;dememek ne b&uuml;y&uuml;k kabahat, ne &ccedil;ok zul&uuml;m ve ne al&ccedil;ak bir vaziyet olur? Hele, Ona ve nimetlerin Ondan geldiğine inanmamak veya bunları başkasından bilmek en b&uuml;y&uuml;k zul&uuml;m, en &ccedil;irkin y&uuml;z karası olur.<br />
<br />
Bir kimseye her ihtiyacı verilse, her ay yetecek para, gıda hediye olunsa, bu kimse, o ihsan sahibini her yerde, herkese nasıl &ouml;ver. Gece g&uuml;nd&uuml;z onun sevgisini, tevecc&uuml;h&uuml;n&uuml;, onun kalbini kazanmaya uğraşmaz mı? Onu dertlerden, sıkıntılardan muhafaza etmeye &ccedil;alışmaz mı? Ona hizmet edebilmek i&ccedil;in, kendini tehlikelere atmaz mı? Bunları yapmasa, o ihsan sahibine hi&ccedil; kıymet vermese, herkes onu ayıplamaz mı? Hatta, insanlık vazifesini yapmıyor diye cezalandırılmaz mı?<br />
<br />
İyilik eden bir insanın hakkına b&ouml;yle riayet ediliyor da, her nimetin, her iyiliğin hakiki sahibi olan, hepsini yaratan, g&ouml;nderen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek, Onun beğendiği, istediği şeyleri yapmak ni&ccedil;in gerekmesin? Elbette, en &ccedil;ok Ona ş&uuml;kretmek, ibadet etmek gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Onun nimetleri yanında başkalarının iyilikleri deniz yanında damla kadar bile değildir. Hatta diğerlerinden gelen iyilikleri de, yine O g&ouml;ndermektedir.<br />
<br />
<b>İnsanlık vazifesi<br />
Sual:</b> Nimete ş&uuml;k&uuml;r nasıl olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İmam-ı Rabbani hazretleri Mektubat kitabında buyuruyor ki:<br />
İnsanın, bu nimetleri g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya g&uuml;c&uuml; yettiği kadar ş&uuml;kretmesi insanlık vazifesidir. Aklın emrettiği bir vazife, bir bor&ccedil;tur. Fakat, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yapılması icap eden bu ş&uuml;kr&uuml; yerine getirebilmek, kolay bir iş değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insanlar, yok iken sonradan yaratılmış, zayıf, muhta&ccedil;, ayıplı ve kusurludur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ise, hep var, sonsuz vardır. Ayıplardan, kusurlardan uzaktır. B&uuml;t&uuml;n &uuml;st&uuml;nl&uuml;klerin sahibidir. İnsanların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hi&ccedil;bir bakımdan benzerlikleri, yakınlıkları yoktur. B&ouml;yle aşağı kullar, &ouml;yle bir y&uuml;ce Allah&rsquo;ın şanına yakışacak bir ş&uuml;k&uuml;r yapabilir mi? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ok şey vardır ki insanlar onları g&uuml;zel ve kıymetli sanır. Fakat Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bunları beğenmez. Saygı ve ş&uuml;k&uuml;r sandığımız şeyler, beğenilmeyen, bayağı şeyler olabilir. Bunun i&ccedil;in insanlar, kendi kusurlu akılları, kısa g&ouml;r&uuml;şleri ile Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı ş&uuml;k&uuml;r, saygı olabilecek şeyleri bulamaz. Ş&uuml;kretmeye, saygı g&ouml;stermeye yarayan vazifeler, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; tarafından bildirilmedik&ccedil;e, &ouml;vmek sanılan şeyler, k&ouml;t&uuml;lemek olabilir.<br />
<br />
İşte, insanların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı, kalb ile ve dil ile ve beden ile yapmaları ve inanmaları gereken ş&uuml;k&uuml;r borcu, kulluk vazifeleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; tarafından bildirilmiş ve Onun sevgili Peygamberi tarafından ortaya konmuştur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;sterdiği ve emrettiği kulluk vazifelerine <b>İslamiyet </b>denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;k&uuml;r, Onun Peygamberinin getirdiği yola uymakla olur. Bu yola uymayan, bunun dışında kalan hi&ccedil;bir ş&uuml;kr&uuml;, hi&ccedil;bir ibadeti, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kabul etmez, beğenmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insanların, iyi, g&uuml;zel sandıkları &ccedil;ok şey vardır ki, İslamiyet, bunları beğenmemekte, &ccedil;irkin olduklarını bildirmektedir. <b>(c.3 m.17)</b><br />
<br />
Kısacası ş&uuml;k&uuml;r, İslamiyet&rsquo;e uymak demektir.<br />
<br />
<b>Dil ile ş&uuml;k&uuml;r<br />
Sual:</b> Dil ile ş&uuml;kr&uuml;n &ouml;nemi nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Peygamber efendimiz, bir kimseye <b>(Nasılsın?) </b>buyurdu. O kimse, (İyiyim) dedi. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; defa sorunca o kimse, (Elhamd&uuml;lillah iyiyim) dedi. Peygamber efendimiz, <b>(İşte senden bu cevabı bekliyordum. Bunun i&ccedil;in soruyu tekrarladım) </b>buyurdu. (Taberani)<br />
<br />
&Acirc;limler, salihler, bir kimseyi Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;krettirmek i&ccedil;in, (Nasılsın?) derlerdi. İnsan ya ş&uuml;kreder, ya susar veya şikayette bulunur. Allah&rsquo;tan şikayet etmek ise &ccedil;ok &ccedil;irkindir. Kulun Mevlasına zillet g&ouml;stermesi izzettir. Mevlayı başkasına şikayet etmesi ise zillettir. Ş&uuml;k&uuml;r, ihsanını, iyiliğini anmak suretiyle ihsan edeni &ouml;vmektir. Yani dil ile teşekk&uuml;r de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r. Bir grup kimse, Halife &Ouml;mer bin Abd&uuml;laziz hazretlerini ziyarete geldiklerinde, i&ccedil;lerinden gencin biri, (&Uuml;st&uuml;n faziletinizi adaletinizi duyduk. Size dilimizle teşekk&uuml;r etmeye geldik. Teşekk&uuml;r edip d&ouml;neceğiz) der.<br />
<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Beni İsrailde bir abid var idi. Beşy&uuml;z yıl ibadet etmişti. Kıyamet g&uuml;n&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &quot;Bu Abidin benim ihsanımla Cennete g&ouml;t&uuml;r&uuml;n!&quot; buyurur. Abid, &quot;Ben ihsan ile değil, yaptığım beşy&uuml;z yıllık ibadetle Cennete girmek istiyorum&quot; der. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; emreder, hesabı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Yalnız g&ouml;z nimeti beşy&uuml;z yıllık ibadetten fazla gelir. Melekler abidi Cehenneme g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. Abid, &quot;Ya Rabbi beni rahmetinle, ihsanınla Cennete koy&quot; diye dua eder. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurur ki:<br />
&quot;Ey kulum, seni yoktan kim yarattı? </b>[Abid, sen yarattın, der.]<b> Seni yaratmam, senin tarafından mı oldu, yoksa benim ihsanımla, benim rahmetimle mi oldu</b>? [Abid, senin rahmetinle oldu, der.] <b>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; verdiği bazı nimetleri de sayar. Abid, &quot;Hepsi senin rahmetinle, ihsanınla oldu&quot; der.)</b> [T. Gafilin]<br />
<br />
Nimet umumi olunca, herkese gelince insan bu nimetin kıymetini bilemez. G&ouml;rmek b&uuml;y&uuml;k nimet iken, herkeste g&ouml;z olduğu i&ccedil;in g&ouml;z nimetine her zaman ş&uuml;kretmeyiz. Gen&ccedil;ler, yaşlanmadık&ccedil;a gen&ccedil;liğin kıymetini bilmez. Hastalar sağlığın kıymetini anlar. Fakirler zenginliğin kıymetini bilir. Hayatın kıymetini de ancak &ouml;l&uuml;ler anlar. Şu halde yaşlanmadan gen&ccedil;liğin, hastalanmadan sıhhatin ve &ouml;lmeden &ouml;nce de hayatın kıymetini bilip ş&uuml;kretmelidir.<br />
<br />
<b>Hamd ve ş&uuml;k&uuml;r<br />
Sual:</b> Hamd ve ş&uuml;k&uuml;r arasında fark var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hamd, b&uuml;t&uuml;n nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yarattığına ve g&ouml;nderdiğine inanmak ve s&ouml;ylemek demektir. Ş&uuml;k&uuml;r, b&uuml;t&uuml;n nimetleri İslamiyet&#39;e uygun olarak kullanmak demektir.<br />
<br />
Herhangi bir kimse, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir kimseye, herhangi bir şeyden dolayı, herhangi bir suretle hamd ederse, bu hamd ve &ouml;vg&uuml;lerin hepsi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın hakkıdır. Her şeyi yaratan, terbiye eden, yetiştiren, her iyiliği yaptıran, g&ouml;nderen hep Odur. Kuvvet ve kudret sahibi yalnız Odur. O hatırlatmazsa, kimse, iyilik ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmayı irade, arzu edemez. Kulun iradesinden sonra, O da istemedik&ccedil;e, kuvvet ve fırsat vermedik&ccedil;e, hi&ccedil;bir kimse, hi&ccedil;bir kimseye, zerre kadar, iyilik ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapamaz. Kulun istediği her şeyi, O da irade ederse, dilerse yaratır. Yalnız Onun dilediği olur. İyilik ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmayı, &ccedil;eşitli sebeplerle hatırlatmaktadır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r m&uuml; demek iyidir, yoksa Elhamd&uuml;lillah demek mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İkisi de aynı ise de, Elhamd&uuml;lillah demek daha faziletlidir. İmam-ı Rabbani<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Sevilenin her şeyi, sevenin g&ouml;z&uuml;nde her zaman sevgilidir. İncitirse de, iyilik ederse de sevilir. Sevmek nimeti ile şereflenenlerin, sevmenin tadını alanların &ccedil;oğu, sevdiğinin iyiliklerine kavuşunca sevgileri artar. Yahut incitmesinde de, iyiliğinde de, sevgileri değişmez. Sevdiğinin hi&ccedil;bir hareketi ona &ccedil;irkin gelmez. Sıkıntılı ve neşeli zamanlarında hep hamd eder. Hamd etmek, ş&uuml;kretmekten daha kıymetlidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ş&uuml;kretmekte nimetleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ndedir.<br />
<br />
Hamd ederken nimetleri de, elemleri de sevilmektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği elemler, nimetler gibi g&uuml;zeldir. Hamd devamlıdır. Nimet zamanında da, sıkıntılı h&acirc;llerde de hamd edilir. Ş&uuml;k&uuml;r ise nimet zamanlarında olur, nimet kalmayınca, ihsan bitince ş&uuml;k&uuml;r de kalmaz.) <b>[c.2, m.33]</b><br />
<br />
İyilik eden bir insanın hakkına riayet ediliyor da, her nimetin, her iyiliğin hakiki sahibi olan, hepsini yaratan, g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek, Onun beğendiği, istediği şeyleri yapmak, ni&ccedil;in lazım olmasın? Elbette, en &ccedil;ok Ona ş&uuml;kretmek, ibadet etmek lazımdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Onun nimetleri yanında başkalarının iyilikleri, deniz yanında damla kadar bile değildir. Hatta onlardan gelen iyilikleri de, yine O g&ouml;ndermektedir. O halde, hamd ve ş&uuml;kre devam etmek gerekir.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
<b>(Cennetin bedeli La ilahe illallah, nimetin bedeli Elhamd&uuml;lillah&rsquo;tır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(M&uuml;minin her işi, hayırdır. Nimete ş&uuml;kreder, hayra kavuşur. Belaya uğrayınca da, sabreder, yine hayra kavuşur.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
Hadis-i şerifte, <b>(Nimetin bedeli Elhamd&uuml;lillah)</b> buyuruluyor. Peki, sadece <b>Elhamd&uuml;lillah</b> demekle nimetin bedelini vermiş olur muyuz? Yani ş&uuml;kretmiş olur muyuz? Bir kimsenin eline bir miktar para ge&ccedil;se, onunla şarap alıp i&ccedil;se, (Elhamd&uuml;lillah, elime para ge&ccedil;ti şarabımı alabildim) dese, nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmiş olamaz. O nimeti dinin yasaklamadığı yerde, hatta emrettiği yerlerde kullanırsa ancak o zaman ş&uuml;kretmiş olur. Elhamd&uuml;lillah demenin, yani ş&uuml;kr&uuml;n kısa tarifi, İslamiyet&rsquo;in emir ve yasaklarına uymaktır.<br />
<br />
<b>Hamd etmek<br />
Sual:</b> Hamd etmek vacib mi, s&uuml;nnet mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hamd, yani <b>elhamd&uuml;lillah </b>demek, namazda vacib, her duadan &ouml;nce ve yiyip i&ccedil;tikten sonra s&uuml;nnettir. Her hatırladık&ccedil;a s&ouml;ylemek mubahtır. Pis yerlerde s&ouml;ylemek mekruh, haram yedikten, i&ccedil;tikten sonra s&ouml;ylemek, haramdır ve hatta k&uuml;fre sebep olur. <b>(Redd-&uuml;l Muhtar 1/6)</b><br />
<br />
<b>H&acirc;line ş&uuml;kretmenin yolu<br />
Sual:</b> H&acirc;line ş&uuml;kretmenin yolu nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ahiret işinde, salih kimselere bakıp, onlar gibi olmaya &ccedil;alışmak gerekirken, d&uuml;nya işlerinde, kendimizden daha aşağıda olan fakirlere bakmak gerekir. Kendimizden daha &ccedil;ok zengin olanlarla sık sık g&ouml;r&uuml;şmemek iyi olur.<br />
<br />
Zengin de, fakir de olsak, dilencilere değil, fakirlere yakın olmak &ccedil;ok iyidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Fakirlerin kıyamette saltanatı vardır. Onlara &ldquo;Allah rızası i&ccedil;in sana bir şey vereni, bir lokma veya bir yudum su vereni Cennete g&ouml;t&uuml;r&rdquo; denir. Onlar da alıp g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler.) </b>[İ.Asakir]<br />
<br />
<b>(Fakirlerle dostluk kurun. Zira kıyamette devlet onlarındır.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
İnsan, i&ccedil;inde bulunduğu duruma isyan etmemelidir. Belki o durumu kendisi i&ccedil;in daha iyidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: &ldquo;&Ouml;yle kimse vardır ki, onun imanı ancak zenginlikle salah bulur. Eğer o fakir olsaydı, k&uuml;fre girerdi. Kimi de, ancak fakirlikle salah bulur, </b>[doğru, iyi yolda olur],<b> eğer zengin olsaydı, k&uuml;fre d&uuml;şerdi. Kiminin imanı da, ancak sıhhatte olması ile tamam olur. Eğer hastalansa, k&uuml;fre girerdi. Kiminin imanı hastalık i&ccedil;inde bulunmakla olgunlaşır. Eğer sıhhatte olsaydı k&uuml;fre s&uuml;r&uuml;klenirdi.&rdquo;)</b> [Hatib]<br />
<br />
<b>Kanaat </b><br />
Aza kanaat etmek, &ccedil;oğu istememek değildir. Bulunduğu duruma razı olmak demektir. Hadis-i şerifte, <b>(Kim Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği az rızka razı olursa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da onun az ameline razı olur) </b>buyuruldu.<br />
<br />
<strong>Nimete ş&uuml;kredince<br />
Sual:</strong> Fakir bir kimsenin de ş&uuml;kretmesi gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette gerekir. Cenab-ı Hak, g&ouml;z, kulak gibi uzuvların yanında akıl ve iman gibi nimetler vermiş, insanlar i&ccedil;in &ccedil;eşitli gıdalar yaratmıştır. Bunlara ş&uuml;kretmek gerekir. İmam-ı Rabbani hazretleri, ş&uuml;kr&uuml;n İslam&rsquo;a uymak olduğunu, Cenab-ı Hakkın, <b>(Ş&uuml;krederseniz nimetimi artırırım) </b>buyurduğunu bildirmektedir. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, yiyip i&ccedil;tiğinde Elhamd&uuml;lillah diyeni, bu s&ouml;z&uuml; i&ccedil;in Cennete koyar.)</b> [İbni Asakir]<br />
<br />
İmam-ı M&uuml;cahid hazretleri Nahl suresinin, <b>(Onlar, Allah&rsquo;ın nimetini bilip itiraf ederler. Sonra da onu ink&acirc;r ederler) </b>mealindeki 83. &acirc;yet-i kerimesini, (Onlar, nimetlerin Allah&rsquo;tan olduğunu bilirler. Fakat, &quot;Bu nimetleri biz kazandık veya bize miras kaldı&quot; diyerek nank&ouml;rl&uuml;k eder) diye tefsir etmiştir. İnsan, bir hasta veya sakat g&ouml;r&uuml;nce, kendisinin b&ouml;yle bir derde m&uuml;ptela olmadığı i&ccedil;in ş&uuml;kretmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Bir kimse, hasta, sakat birini g&ouml;r&uuml;nce, </b>&quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hamdolsun ki beni b&ouml;yle etmedi. Bundan ve daha başka dertlilerden &uuml;st&uuml;n kıldı&quot; <b>derse, nimetin ş&uuml;kr&uuml; olur.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
Nimete ş&uuml;kredince, hem eldeki nimet yok olmaktan kurtulur, hem de yeni nimetlerin ele ge&ccedil;mesine sebep olur. Hadis-i şerifte, <b>(Az veya &ccedil;ok bir nimete kavuşan, </b>&quot;Elhamd&uuml;lillah&quot; <b>derse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) </b>buyuruldu. Ş&uuml;kredenden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; razı olur. Hadis-i şerifte, <b>(Yiyip i&ccedil;tikten sonra </b>&quot;Elhamd&uuml;lillah&quot; <b>diyenden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; razı olur) </b>buyuruldu.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın başta iman nimeti olmak &uuml;zere verdiği sayısız nimetlere her zaman ş&uuml;kretmek, hamd etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İnsanların en efdali, &ccedil;ok hamd edenlerdir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
&Acirc;yet-i kerimede buyuruluyor ki:<br />
<b>(Bana ş&uuml;kredin, nank&ouml;rl&uuml;k etmeyin!) </b>[Bekara 152] [<b>Nank&ouml;rl&uuml;k</b>,<b> </b>ş&uuml;kretmemek, nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan bilmemek demektir.]<br />
<br />
<b>İyilik edene dua<br />
Sual:</b> İyilik eden arkadaşa, teşekk&uuml;r etmeyip, gıyabında dua etsek uygun olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Y&uuml;z&uuml;ne karşı teşekk&uuml;r etmeli, gıyabında da dua etmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İyilik g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne, Cezakellah&uuml; hayran kesira </b>[Allah, seni &ccedil;ok hayırla m&uuml;kafatlandırsın] <b>diyen, ona en b&uuml;y&uuml;k duayı etmiş olur.) </b>[İ. Asakir]<br />
<br />
<b>(Bir m&uuml;sl&uuml;man, arkadaşının gıyabında dua edince, bir melek de ona, </b>&ldquo;Aynen bir mislini de Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sana versin&rdquo; <b>diye dua eder.) </b>[M&uuml;slim] Meleğin duası ise elbette kabul olur.<br />
<br />
<b>Ş&uuml;k&uuml;r secdesi<br />
Sual:</b> Ş&uuml;k&uuml;r secdesi nedir, nasıl yapılır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kendisine nimet gelen veya bir dertten kurtulan kimsenin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in ş&uuml;k&uuml;r secdesi yapması m&uuml;stehaptır. Ş&uuml;k&uuml;r secdesi, tilavet secdesi gibidir. Ş&uuml;k&uuml;r secdesi yapacak olan, niyet edip, secdeye gidince, &ouml;nce Elhamd&uuml;lillah der. Sonra secde tesbihini okur. Sonra Allah&uuml; ekber der ve ayağa kalkar. <b>(Tahtavi)</b><br />
<br />
<b>Sual:</b> Ş&uuml;k&uuml;r secdesi, abdestsiz yapılabilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Tilavet secdesi gibidir, abdestsiz yapılmaz.<br />
<br />
<b>Ş&uuml;k&uuml;r duası<br />
Sual:</b> Sıkıntılı bir halimizden kurtulduk. Acaba b&ouml;yle bir durumda en g&uuml;zel ş&uuml;k&uuml;r nasıl olur? Dua, secde vb...nasıl hareket etmeliyiz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
<b>1-</b> Her g&uuml;n sabah ve akşam aşağıdaki duayı okuyunuz:<br />
<b>(&quot;<a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/033.jpg" target="_blank">Allah&uuml;mme ma esbaha bi min nimetin ev bi ehadin min halkıke, fe minke vahdeke la şerike leke, felekel hamd&uuml; ve lekeşş&uuml;k&uuml;r&quot;</a></b> duasını, g&uuml;nd&uuml;z okuyan o g&uuml;n&uuml;n, akşam okuyan o gecenin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; ifa etmiş olur.) [Akşam okurken <b>esbaha</b> yerine <b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/032.jpg" target="_blank">ems&acirc;</a></b> denir.]<br />
[Bu dua &ccedil;ok kıymetlidir, ezberleyip g&uuml;nd&uuml;z ve akşam okumayı ihmal etmemeli.]<br />
<br />
<b>2- </b>Ş&uuml;k&uuml;r secdesi yapınız.<br />
<br />
<b>3- </b>İki rekat ş&uuml;k&uuml;r namazı kılınız.<br />
<br />
<b>4- </b>Mali durumunuz iyi ise hayatınızın ş&uuml;kr&uuml; i&ccedil;in hayvan kesin ve fakirlere dağıtın.<br />
<br />
<b>5-</b> Ş&uuml;k&uuml;r İslam&rsquo;a uymak demektir. Dinin her emrine uymaya &ccedil;alışınız.<br />
<br />
Herkes, i&ccedil;inde bulunduğu nimetin kıymetini bilmelidir! Nimetin kıymeti bilinirse, artar, bilinmezse elden gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir kimseye nimet verir ve insanların ihtiya&ccedil;larını ona d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r de, o da onların ihtiya&ccedil;larını gidermezse, nimeti yok olmaya mahkumdur.) </b>[İbni Neccar]<br />
<br />
Her m&uuml;sl&uuml;man, sahip olduğu imkanları, başarıları, nimetleri kendinden bilmemelidir! &quot;Bunu ben yaptım&quot; dememelidir! Her nimeti Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan bilmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir kimseye nimet verir, o da nimetin Allah&rsquo;tan olduğunu bilirse, hen&uuml;z hamd etmeden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu ş&uuml;kretmişlerden yazar. Bir kimse de, işlediği g&uuml;naha pişman olursa, hen&uuml;z tevbe etmeden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu affeder.) </b>[Hakim]<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r ve sabırla ilgili k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kıssa da bildirelim:<br />
<br />
<b>Hifa Hatun </b><br />
Medine&rsquo;de g&uuml;zelliği diller destan olan bir kadın vardı. Adı <b>Hifa</b> olan bu hatun, Resulullah efendimizden Cennete g&ouml;t&uuml;recek ibadetin ne olduğunu sordu. <b>(&Ouml;nce evlenmek gerekir. Evlenen dinin yarısını korur)</b> cevabını alınca, <b>Hifa Hatun</b>, (Kendime denk olan hi&ccedil; kimse g&ouml;remedim. Ancak siz, kimi uygun g&ouml;r&uuml;rseniz, ona razıyım) dedi. Resulullah efendimiz, <b>(Yarın mescide ilk&ouml;nce gelen zat ile evlendireyim)</b> buyurdu. Hifa hatun da razı oldu.<br />
<br />
Sabah oldu. Mescide gelen zat, hem fakirdi, hem de fiziki y&ouml;nden de g&uuml;zel değildi. Siyaha yakın, zayıf biri olan <b>S&uuml;heyb</b> idi. <b>Hifa </b>ise, g&uuml;zel olduğu kadar da zengin ve her bakımdan m&uuml;kemmel idi. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takdirine razı oldu. Nikahları kıyıldı. S&uuml;heybin d&uuml;ğ&uuml;n yemeği verecek parası olmadığı gibi, gelini g&ouml;t&uuml;recek bir yeri de yoktu. Hifa hatun, ona mal ve ev verdi. <b>Hifa, S&uuml;heyb</b> i&ccedil;in bir nimet, <b>S&uuml;heyb</b> de <b>Hifa</b> i&ccedil;in bir mihnet demekti.<br />
<br />
Gerdek gecesi, <b>(Cennette &ouml;yle y&uuml;ksek dereceler var ki buraya ancak sabreden ve ş&uuml;kredenler girer)</b> hadis-i şerifindeki m&uuml;jdeye kavuşmak i&ccedil;in ikisi de, <b>(Nimete ş&uuml;k&uuml;r ve mihnete sabır i&ccedil;in geceyi ibadetle ge&ccedil;irmeye) </b>karar verdi. Cebrail aleyhisselam gelip durumu Resulullah efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamın bildirdiklerini anlatınca, Hazret-i S&uuml;heyb, sevincinden başını secdeye koyup, (Ya Rabbi eğer beni affetmişsen, yeni bir g&uuml;naha girmeden, canımı al) diye dua etti. O anda vefat etti. Peygamber efendimiz<b>, (Şu anda Hifa hatun da vefat etti)</b> buyurdu. İkisinin kabrini yanyana kazdılar. Biri nimete ş&uuml;kretmişti, diğeri de mihnete sabretmişti.<br />
<br />
<b>Allah&rsquo;a ş&uuml;kr&uuml;n l&uuml;zumu<br />
Sual:</b> Kendi isteğimizle yaratılmadığımıza g&ouml;re, Allah&rsquo;a ş&uuml;kretmemiz gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hi&ccedil; yoktan yaratıldığımız i&ccedil;in ş&uuml;k&uuml;r gerektiği gibi, şu hususlardan dolayı da ş&uuml;k&uuml;r gerekir:<br />
<b>1- </b>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bizi bir taş, bir bitki veya bir hayvan olarak değil de, insan<b> </b>olarak yarattığı i&ccedil;in,<br />
<b>2- </b>M&uuml;sl&uuml;man bir &uuml;lkede doğduğumuz i&ccedil;in, [Gayrim&uuml;slim bir &uuml;lkede d&uuml;nyaya gelseydik, araştırıp iman etmemiz &ccedil;ok zor olurdu. M&uuml;sl&uuml;man &uuml;lkede doğmamız, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir ihsanıdır.]<br />
<b>3-</b> M&uuml;sl&uuml;man &uuml;lkede doğduğu h&acirc;lde, dinsiz olan bir&ccedil;ok kişi gibi olmadığımız i&ccedil;in,<br />
<b>4-</b> M&uuml;sl&uuml;man aileden d&uuml;nyaya gelip, onlar bizi M&uuml;sl&uuml;man olarak yetiştirdiği i&ccedil;in,<br />
<b>5- </b>Bozuk &ccedil;evrenin etkisinde kalmadan, imanımızı muhafaza ettiğimiz i&ccedil;in,<br />
<b>6-</b> Musa aleyhisselam gibi b&uuml;y&uuml;k bir peygamber, bu &uuml;mmetten olmak i&ccedil;in dua etmiştir. Bir peygamberin bile isteyip de kavuşamadığı nimete, biz kavuştuğumuz i&ccedil;in,<br />
<b>7</b>- &Uuml;lkemizde ve d&uuml;nyada, insanların &ccedil;oğu, namaz kılmaktan mahrumdur. Namaz kılmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kulunu kendisine muhatap se&ccedil;mesi, huzuruna kabul etmesi demektir. Milyonlarca, milyarlarca insan arasından, bizi muhatap kabul ettiği, bize yap, yapma diye emirler verdiği ve her g&uuml;n beş sefer, huzuruna kabul ettiği i&ccedil;in,<br />
<b>8- </b>Her &uuml;lkede bid&rsquo;at ehli gruplar var. Bid&rsquo;atler ibadet gibi işleniyor. Bid&rsquo;at ehli olmadığımız i&ccedil;in,<br />
<b>9- </b>Cehennemden kurtulacağı bildirilen, Ehl-i s&uuml;nnet vel cemaat fırkasında olduğumuz i&ccedil;in,<br />
<b>10- </b>İslam &acirc;limlerini tanımayı, sevmeyi, kitaplarını okuyup dinimizi &ouml;ğrenmeyi ve yaymayı bize nasip ettiği i&ccedil;in de &ccedil;ok ş&uuml;kretmek gerekir. Ne kadar &ccedil;ok ş&uuml;kretsek, yine layıkıyla ş&uuml;kretmiş olamayız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın nimetleri, ihsanları saymakla bitmez. Bir &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah&rsquo;ın nimetlerini saymaya kalksanız, bitiremezsiniz.)</b> [Nahl 18]<br />
<br />
Bir beyit:<br />
<b>V&uuml;cudun her zerresi, gelse de dile,<br />
Ş&uuml;kr&uuml;n binde birini, yapamaz bile</b>.<br />
<br />
Bunca nimetlere ş&uuml;krediyor muyuz? Nimet i&ccedil;inde y&uuml;zen, ş&uuml;kr&uuml; kolay hatırlayamaz. Ş&uuml;kretmemek nank&ouml;rl&uuml;kt&uuml;r. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Ş&uuml;krederseniz, nimetlerimi artırırım. Nank&ouml;rl&uuml;k ederseniz, azabım &ccedil;ok şiddetlidir)</b> buyuruyor. (İbrahim 7)<br />
<br />
Ş&uuml;kretmek i&ccedil;in İslam&rsquo;a uymak gerekir. İslam&rsquo;ın emir ve yasaklarına uyan ş&uuml;kretmiş olur.<br />
<br />
<b>Hamd etmek<br />
Sual:</b> Nefsimize uyup g&uuml;nah işlediğimiz zamanlar oluyor, bu zamanlar da dahil, her halimize hamdolsun demek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;nahlar kast edilmeden, <b>elhamd&uuml;lillahi al&acirc; k&uuml;lli h&acirc;l </b>yani her halimize hamd olsun demek caiz olur. K&uuml;fre d&uuml;şmek veya sapıtmak gibi haller de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce, o zaman ş&ouml;yle demelidir:<br />
<b>(Elhamd&uuml;lillahi al&acirc; k&uuml;lli h&acirc;l, sivel k&uuml;fri ved-dal&acirc;l.) </b>(K&uuml;f&uuml;r ve dalalet hari&ccedil;, her halden dolayı Allah&rsquo;a hamd olsun) demektir.<br />
<br />
Ş&ouml;yle demek de uygun olur:<br />
<b>(Elhamd&uuml;lillahi al&acirc; k&uuml;lli h&acirc;l. Ve e&ucirc;z&uuml; billahi min h&acirc;li ehlinn&acirc;r.)</b><br />
(Her halden dolayı Allah&rsquo;a hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allah&rsquo;a sığınırım) demektir.<br />
<br />
<b>Hazret-i Ebu Bekre ş&uuml;kretmek<br />
Sual:</b> <b>(Ebu Bekir&rsquo;i sevmek ve ona ş&uuml;kretmek her m&uuml;mine şarttır)</b> anlamında bir hadis var. Ş&uuml;k&uuml;r sadece Allah&rsquo;a olmaz mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ş&uuml;k&uuml;r, teşekk&uuml;r etmek demektir. Bir iyilik edene memnuniyetini, minnetini bildirmek demektir. İyilik edene bu hissi g&ouml;stermek ve onu &ouml;vmektir. Araplar ş&uuml;kran derler. Teşekk&uuml;r ederim demektir. İnsanlara da ş&uuml;kredilir. İki hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İnsanlara ş&uuml;kretmeyen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmemiş olur.)</b> [Tirmizi, İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliği ansın! İyiliği anmak ş&uuml;k&uuml;r olur. İyiliği gizleyen nank&ouml;rl&uuml;k etmiş olur.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
<b>Elhamd&uuml;lillah demek<br />
Sual:</b> Her nimet i&ccedil;in elhamd&uuml;lillah demek gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Bir M&uuml;sl&uuml;man d&uuml;nyadaki her şeye sahip olsa, </b>&quot;Elhamd&uuml;lillah&quot; <b>dese, bu</b> &quot;Elhamd&uuml;lillah&quot; <b>s&ouml;z&uuml;, o her şeyden daha kıymetlidir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Yeni g&ouml;mlek giyerken, </b>&quot;Hamd olsun O Allah&rsquo;a ki, bedenimi &ouml;rtecek ve hayatımı g&uuml;zel edecek şeyi bana nasip etti&quot; <b>diyen ve eskisini de birine veren, hayatında da, &ouml;l&uuml;m&uuml;nde de Allah&rsquo;ın himayesinde olur.) </b>[İ.Ahmed]<br />
<br />
<b>Hamd olsun demek<br />
Sual:</b> Nasılsın diyene, hamd olsun iyiyiz veya &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r iyiyiz demek k&acirc;fi midir yoksa Allah&rsquo;a hamd olsun, Allah&rsquo;a ş&uuml;k&uuml;rler olsun demek şart mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&rsquo;a hamd olsun, Allah&rsquo;a ş&uuml;k&uuml;rler olsun demek &ccedil;ok iyidir.<br />
Bununla beraber İslam &acirc;limleri, <b>hamd olsun, ş&uuml;k&uuml;rler olsun, &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r </b>gibi ifadeler kullanmışlardır.<br />
<br />
Mesela <b>İmam-ı Rabbani </b>hazretleri, bazı mektuplarında Allah<b> </b>kelimesini kullanmadan da hamd olsun diyor.<br />
<br />
<b>Hamd </b>gibi, dua da Allah i&ccedil;in yapılır. Allah&rsquo;a dua ediyorum demek şart değildir. Dua ediyorum demekle Allah adı kasten kaldırılmış olmaz.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri, (Allah&rsquo;ın se&ccedil;tiği, sevdiği kullarına selam olsun) buyuruyor. Allah&rsquo;ın selamı olsun demiyor.<br />
<br />
Hamd gibi selam da Allah i&ccedil;in olduğundan dolayı, Allah ismi kullanılmamıştır. Bu bakımdan vesselam demek k&acirc;fi g&ouml;r&uuml;lmektedir.<br />
<br />
Kur&#39;an-ı kerimde de, Allah&rsquo;a ş&uuml;k&uuml;r yerine, sadece ş&uuml;k&uuml;r kelimesi kullanılmıştır:<br />
<b>(İnsanların &ccedil;oğu ş&uuml;kretmez.) </b>[Bekara 243, Yunus 60, Yusuf 38, M&uuml;minun 61]<br />
<br />
<b>(Az ş&uuml;krediyorsunuz.) </b>[Araf 10, M&uuml;minun 78, Secde 9, M&uuml;lk 23]<br />
<br />
<b>(Nuh, &ccedil;ok ş&uuml;kreden bir kul idi.) </b>[İsra 3]<br />
<br />
<b>Ş&uuml;kretmek nasıl olur?<br />
Sual:</b> Ş&uuml;k&uuml;r nedir? Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya nasıl layıkıyla ş&uuml;kredebiliriz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ş&uuml;k&uuml;r, her nimetin Allah&rsquo;tan geldiğini bilip yerinde sarf etmek ve dille de hamd etmektir. Ş&uuml;k&uuml;r, kendini o nimete layık g&ouml;rmemektir. Ş&uuml;k&uuml;r, nimeti değil, nimeti vereni g&ouml;rmektir. Nimet sahibinin emirlerine uyup yasakladıklarından sakınmaktır. Bu da, kalb, dil ve diğer azalarla olur. Kalble iyiliğe niyet eder. Dille hamd eder, ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıklar. Uzuvlarla ş&uuml;k&uuml;rse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği nimetleri, onun sevdiği ve istediği yerlerde kullanmaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya layıkıyla ş&uuml;kretmek m&uuml;mk&uuml;n değilse de, şunlar yapılırsa, ş&uuml;kredilmiş kabul edilir:<br />
<b>1- </b>Her nimetin Allah&rsquo;tan geldiğini bilmek. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Hazret-i Musa&rsquo;ya buyurdu ki:<br />
<b>(Kendine verdiğim nimeti benden bilen, nimetlerin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi &ccedil;alışmasıyla bilip benden bilmezse, nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmemiş olur.)</b> [İ. Gazali]<br />
<br />
<b>2- </b>Nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın istediği şekilde kullanmak. Mesela g&ouml;z&uuml;n ş&uuml;kr&uuml;, ibretle bakmak, harama bakmamak, M&uuml;sl&uuml;manın ve arkadaşının kusurunu g&ouml;rmemektir. Kulağın ş&uuml;kr&uuml;, iyi şeyler dinlemek, k&ouml;t&uuml; şeyleri, s&ouml;ylenilen ayıpları dinlememektir.<br />
<br />
<b>3-</b> Kendimiz dinin emir ve yasaklarına uyarken, diğer insanların da bu nimetten istifade etmesini, hidayete ermelerini sağlamak i&ccedil;in &ccedil;alışmak.<br />
<br />
<b>4</b>- Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; &ccedil;eşitli nimetler verince, buna layık olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p utanmak ş&uuml;k&uuml;r olur. Ş&uuml;k&uuml;rdeki kusurunu bilmek de ş&uuml;k&uuml;r olur. Ş&uuml;kredemiyoruz diye &ouml;z&uuml;r beyan etmek de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r. (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kusurlarımı &ouml;rt&uuml;yor) demek de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r. Ş&uuml;k&uuml;r vazifesini yerine getirmenin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir l&uuml;tfu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmek de ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r.<br />
<br />
<b>5-</b> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği her şeye razı olmak.<br />
<br />
<b>6</b>- Nimetlerden faydalanıldığı m&uuml;ddet&ccedil;e, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya isyan etmemek.<br />
<br />
<b>7-</b> Yapılan iyiliği anıp ihsan edeni &ouml;vmek, yani dille de Elhamd&uuml;lillah demek.<br />
<br />
<b>8- </b>Bir hadis-i şerif meali: <b>(<a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/033.jpg" target="_blank">&ldquo;Allah&uuml;mme m&acirc; esbaha b&icirc; min ni&rsquo;metin ev bi-ehadin min halkıke, fe minke vahdeke, l&acirc; şer&icirc;ke leke, fe lekel hamd&uuml; ve lekeşş&uuml;kr&rdquo;</a> duasını, g&uuml;nd&uuml;z okuyan o g&uuml;n&uuml;n, akşam okuyan o gecenin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; ifa etmiş olur.)</b> [M. Rabbani 3/17] (Bu duayı akşam okurken, <b>esbaha</b> yerine <b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/032.jpg" target="_blank">ems&acirc;</a></b> denir.)<br />
<br />
<b>9</b>- Vasıtalara ş&uuml;kretmek. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; nimetlerini, rızkımızı bir vasıtayla g&ouml;nderir. Onlara teşekk&uuml;r etmekle de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmiş oluruz. Bir hadis-i şerif meali: <b>(İnsanlara teşekk&uuml;r etmeyen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmemiş olur.)</b> [İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>Hamd etmek<br />
Sual:</b> Allah&rsquo;a hamd etmenin, yani Elhamd&uuml;lillah demenin h&uuml;km&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hamd etmenin h&uuml;km&uuml; yerine g&ouml;re değişir. Birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>Vacib olanlar: </b>Namazda hamd etmek vacibdir. Fatiha suresi okumakla hamd edilmiş olur.<br />
<b>S&uuml;nnet olanlar: </b>Duaya başlarken, hutbede ve yiyip i&ccedil;tikten sonra hamd etmek s&uuml;nnettir.<br />
<b>M&uuml;stehab olanlar: </b>Duaların sonunda hamd etmek m&uuml;stehabdır.<br />
<b>Mubah olanlar: </b>Her hatırladık&ccedil;a hamd etmek mubahtır.<br />
<b>Haram olanlar: </b>Haram bir şeyi yiyip i&ccedil;tikten sonra hamd etmek haramdır.<br />
<b>K&uuml;f&uuml;r olanlar: </b>Domuz eti, şarap gibi kesin haram olan bir şeyi yiyip i&ccedil;tikten sonra hamd etmek haramdır, hatt&acirc; haramlığına &ouml;nem verilmezse k&uuml;f&uuml;r olur.<br />
<br />
<b>Sayılamayan nimetler<br />
Sual:</b> &Ccedil;ok sıkıntıları olan bir M&uuml;sl&uuml;manın, yine de ş&uuml;kretmesi gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
M&uuml;sl&uuml;man olmak en b&uuml;y&uuml;k nimete sahip olmak demektir. Bu nimete ne kadar ş&uuml;kretsek azdır. M&uuml;sl&uuml;man olan, nimetler i&ccedil;indedir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Rahmetim gazabımı aştı)</b> buyuruyor. (Deylemi)<br />
<br />
Bu bakımdan, her işte m&uuml;minin k&acirc;rı &ccedil;ok olur. Birka&ccedil; &ouml;rnek verelim:<br />
<b>1-</b> G&uuml;nahlar bire bir yazılırken, sevablar en az bire on yazılır. Bire yedi y&uuml;ze kadar &ccedil;ıkar, hatta daha da fazla karşılık verilir. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Bir iyilik yapana on katı sevab verilir. Bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ise ancak misliyle</b> [bire bir] <b>cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz)</b> [Enam 160]<br />
<br />
Bir hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İyilik yapmak isteyip de yapamayana, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, tam iyilik etmiş gibi sevab yazar. Eğer o iyiliği yaparsa on, yediy&uuml;z misli ve &ccedil;ok daha fazla sevab yazar. Eğer k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe niyet eder de yapmazsa, tam bir sevab yazar. O k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yaparsa, sadece bir g&uuml;nah yazar.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>2-</b> İyilik yapmaya imk&acirc;nı olmayan bir m&uuml;min samimi olarak, (Şu dağ altın olsa da, herkese dağıtsam) diye d&uuml;ş&uuml;nse sanki dağıtmış gibi sevaba kavuşur, ama imk&acirc;nım olsa ş&ouml;yle hırsızlık ederdim, ş&ouml;yle g&uuml;nah işlerdim diye d&uuml;ş&uuml;nse, o g&uuml;nahları işlemedik&ccedil;e g&uuml;nah yazılmaz. Hatta g&uuml;nah işlemeye karar verip sonra Allah rızası i&ccedil;in vazge&ccedil;se, sevab da alır.<br />
<br />
<b>3-</b> M&uuml;min hastalanıp ibadet edemez h&acirc;le gelince, ona yine l&uuml;tuflar yağmaya başlar. Hastayken doğru d&uuml;r&uuml;st yapamadığı amellere daha &ccedil;ok sevab kazanır. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(M&uuml;min, hastalanıp ibadet edemeyince, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, g&uuml;nahları yazan soldaki meleğe, </b>&ldquo;Onun g&uuml;nahlarını yazma&rdquo;<b> emri verir. Sevabları yazan sağdaki meleğe de, </b>&ldquo;Ona sıhhatliyken yaptığı amellere verilen sevabların en g&uuml;zelini yaz, ben onun durumunu bilirim ve onu ben bu h&acirc;le getirdim&rdquo;<b> buyurur.) </b>[İbni Asakir]<br />
<br />
<b>4-</b> İnsanların amellerini yazan ikişer melek, her sabah akşam değişir. Eğer kul sabah ve g&uuml;n&uuml;n sonunda iyi iş işlemişse, aradaki g&uuml;nahlara bakılmadan affedilir. Bu ne b&uuml;y&uuml;k bir ihsandır! Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Melekler, insanların amel defterlerini g&ouml;t&uuml;rd&uuml;kleri zaman, başında ve sonunda iyi iş yazılı ise, g&uuml;n ortasında yapılanları ona bağışlarlar.)</b> [Ebu Ya&rsquo;la]<br />
<br />
<b>5-</b> Sevab veya g&uuml;nah yazılırken de melekler m&uuml;mine l&uuml;tufta bulunur. M&uuml;min, birka&ccedil; g&uuml;nah işler, sağdaki &acirc;mir olan melek soldakine g&uuml;nahları yazdırmaz, (Biraz bekle, belki bir iyilik) işler der. Kul bir iyilik işleyince, şimdi yazalım der. Bir iyiliğe on sevab verilir. O kişi &uuml;&ccedil; g&uuml;nah işlemişse, 10&rsquo;dan 3&rsquo;&uuml; &ccedil;ıkar, geriye 7 sevab yazılır. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Sağdaki melek, soldaki meleğin &acirc;miridir. Kul, bir iyilik yapınca, on sevab yazar. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapınca, sağdaki melek, soldaki meleğe, bekle der. O da, 6 saat bekler. Eğer kul istigfar ederse, hi&ccedil; g&uuml;nah yazmaz. İstigfar etmezse, tek bir g&uuml;nah yazar.) </b>[Taberani, Beyheki]<br />
<br />
<b>6-</b> D&ouml;rt rek&acirc;tlık namazda yanılıp &uuml;&ccedil; m&uuml;, d&ouml;rt m&uuml; kıldım diye ş&uuml;phelenince, &uuml;&ccedil; kabul eder, bir rek&acirc;t daha kılar. Secde-i sehv eder. Peygamber efendimiz, b&ouml;yle yapan kimse i&ccedil;in, <b>(Eğer beş rek&acirc;t kılmışsa, melekler bir rek&acirc;t daha ekleyip o namazı altı rek&acirc;t olarak yazarlar) </b>buyuruyor.<b> </b>(M&uuml;slim)<br />
<br />
Bir rek&acirc;t fazla kıldığı namaz boşa gitmiyor, yanına bir daha eklenerek iki rek&acirc;t namaz olarak takdim ediliyor. Hep b&ouml;yle, m&uuml;minin lehine hareket edilmektedir. Bir kimse Allah&rsquo;a bir adım yaklaşırsa Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ona on adım yaklaşıyor. Hep nimet i&ccedil;indeyiz.<br />
<br />
<b>7-</b> Allah dostlarını, sadece seven bile kurtulur. Silsile-i aliyye b&uuml;y&uuml;klerinden, K&acirc;be-yi şerifi g&ouml;r&uuml;nce, <b>(Y&acirc; Rabbi, bizi seveni dostun yap)</b> diye dua edenler oldu ve bu duaları kabul oldu. Demek ki, bu b&uuml;y&uuml;kleri seven kurtulur. Bir hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Dini sual sormakla d&ouml;rt kişi sevabda ortaktır: Sual soran, cevap veren, dinleyen ve bunları sevenler.)</b> [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Gazetede, maillerde bunları okuyanlar, radyoda ise dinleyenler de sevaba ortak olur. Bir de, bir kimse gazete alamıyordur yahut bilgisayarı, maili yoktur, okuyamıyordur. Radyoyu o saatte dinleyemiyordur, fakat (Gazete alsaydım veya bilgisayarım olsaydı da, bu sual ve cevapları okusaydım) yahut radyoda konuşulurken (O saatte m&uuml;sait olsaydım da dinleseydim) diyordur. B&ouml;yle diyenler de, diğerleri gibi sevaba kavuşur. Mesela, <b>Osman &Uuml;nl&uuml; </b>hoca konuşuyor, bir mazeretle dinleyemeyen biri, (Ne iyi, suallere nakle uygun cevap veriliyor, Osman hocadan ve ona bu imk&acirc;nı verenlerden Allah razı olsun) derse, yine sevaba ortak olur.<br />
<br />
<b>8-</b> Yatağa abdestli giren, &ouml;l&uuml;rse şehit olur. Namaza kalkmak yahut ertesi g&uuml;n faydalı işler yapmak niyetiyle uyuyanın uykusu ibadet olur. İki hadis-i şerif meali:<br />
<b>(&Acirc;limlerin uykusu ibadettir.)</b> [İ. Gazali]<br />
<br />
<b>(Oru&ccedil;lunun uykusu ibadettir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>9- </b>Ramazan ayına kavuşmak b&uuml;y&uuml;k nimettir.<b> </b>Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Ramazanın ilk gecesi, m&uuml;minlere rahmet eder. Rahmetle baktığı kuluna da artık hi&ccedil; azap etmez. Ramazanın son g&uuml;n&uuml;, oru&ccedil; tutan m&uuml;minlerin hepsini affeder) </b>[Beyheki] (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıfatları da ebed&icirc; olduğu i&ccedil;in, razı olması, affetmesi de ebed&icirc;dir. Bir defa rahmetle bakarsa, bir defa affederse, artık ona hi&ccedil; azap etmez.)<br />
<br />
<b>10</b>- Camiye giren bile nimete kavuşuyor. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Camiye giren, o andan itibaren namazda sayılır.)</b> [İbni Ebi Şeybe]<br />
<br />
<b>11</b>- Cuma g&uuml;n&uuml; &ouml;len bile kurtulur. Bir hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Cuma g&uuml;n&uuml; &ouml;len m&uuml;min, şehit olur ve kabir azabından kurtulur.) </b>[Ebu Nuaym]<br />
<br />
<b>12</b>- &Ouml;mr&uuml;nde bir kere g&uuml;nahtan sakınan, sonunda Cennete gider. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(&Ouml;mr&uuml;nde bir kere Allah&rsquo;ı anan veya Ondan korkan M&uuml;min, Cehennemden &ccedil;ıkar.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>13</b>- İman eden k&acirc;firin, k&acirc;firken yaptığı iyilikler boşa gitmediği gibi, yaptığı b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahları da affolur, hatta sevaba &ccedil;evrilir. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, k&acirc;firken tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin seyyiatını hasenata </b>[g&uuml;nahlarını sevablara]<b> &ccedil;evirir. Allah &ccedil;ok affedici ve &ccedil;ok merhamet sahibidir.)</b> [Furkan 70]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;,<b> (Affettiğim kimseyi artık asla kınamam)</b> buyuruyor. Bir hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Tevbe eden, hi&ccedil; g&uuml;nah işlememiş gibi olur.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>14-</b> Rabbimizin affetmediği g&uuml;nah yoktur. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(De ki, ey &ccedil;ok g&uuml;nah işlemekle haddi aşan kullarım! Allah&rsquo;ın rahmetinden </b>[bizi affetmez diye]<b> &uuml;midinizi kesmeyin! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah</b>, [iman ehlinin]<b> b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahlarını hi&ccedil; ş&uuml;phesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.)</b> [Z&uuml;mer 53]<br />
<br />
<b>15- </b>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &acirc;hirette bile, yapılan c&ouml;mertlikten veya başka iyilikten dolayı kulunu affeder. Mahşer g&uuml;n&uuml; bir tek sevabı kalan m&uuml;min, bunu tek sevaba ihtiyacı olan başka m&uuml;mine bağışlayınca Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ikisini de Cennete koyar. Cehennemden sorgu i&ccedil;in &ccedil;ıkarılan bir kimseye, (Haydi tekrar Cehenneme) dendiği zaman, o m&uuml;min, ayağındaki zincirlerle koşarak Cehenneme gider. Cehenneme gidilirken koşulur mu diye sorulduğu zaman, (D&uuml;nyada ne başımıza gelmişse, s&ouml;z dinlememekten ileri gelmiştir, bari burada s&ouml;z dinleyeyim diye koşuyorum) der. Bu s&ouml;z Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın hoşuna gider ve onu Cennete g&ouml;t&uuml;r&uuml;n buyurur.<br />
<br />
<b>Teşekk&uuml;r ve ş&uuml;k&uuml;r<br />
Sual: (İnsanlara teşekk&uuml;r etmeyen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmiş olamaz) </b>hadis-i şerifindeki insanlara teşekk&uuml;rden maksat nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
(Bize gelen nimete vesile olan kimseye teşekk&uuml;r etmedik&ccedil;e, o nimet i&ccedil;in yapacağımız ş&uuml;kr&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kabul etmez) demektir. Mesela, evi olmayan bir fakire, hayırsever bir zengin bir ev hediye etse, o fakir de zengine teşekk&uuml;r etmeyip sadece, (Y&acirc; Rabbi, bana ev nasip ettiğin i&ccedil;in sana ş&uuml;krederim) dese, yetmez, bu nimete vesile olan şahsa da teşekk&uuml;r etmesi gerekir.<br />
<br />
<b>Nimete ş&uuml;k&uuml;r<br />
Sual:</b> Nimetlere ş&uuml;kretmenin kısa yolu varsa nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Din&icirc; hususlarda kendimizden &uuml;st&uuml;n olana bakıp kibirlenmemek, d&uuml;nyalık hususlarda ise kendimizden aşağıda olana bakıp bizdeki mevcut nimetlere nank&ouml;rl&uuml;k etmemek gerekir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Dinde kendinizden yukarıda olana bakın, aşağı olana bakmayın, yoksa kendinizi beğenip, hel&acirc;k olursunuz. D&uuml;nyalık hususunda da, kendinizden yukarıda olana bakmayın, yoksa nank&ouml;rl&uuml;k edersiniz. Kendinizden aşağı olana bakın ki nimete ş&uuml;kredesiniz.) </b>[Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
<b>Ş&uuml;k&uuml;r m&uuml;, sabır mı?<br />
Sual: (Allah&rsquo;ın nimetlerini yiyip, ş&uuml;kredenin sevabı, oru&ccedil; tutup sabredenin sevabından az değildir)</b> hadis-i şerifinde, ş&uuml;kretmek, neden oru&ccedil; tutup sabretmekten daha sevabdır? Oru&ccedil; tutup sabreden &ccedil;ok sıkıntıya katlanır, ama ş&uuml;kretmek daha kolay değil mi?<br />
<b>CEVAP<br />
Hamd,</b> b&uuml;t&uuml;n nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yaratıp g&ouml;nderdiğine inanmak ve s&ouml;ylemek demektir.<br />
<br />
<b>Ş&uuml;k&uuml;r,</b> b&uuml;t&uuml;n nimetleri İslamiyet&rsquo;e uygun kullanmak demektir. Yani Allah&rsquo;ın verdiği nimetleri yerinde sarf etmek, gizli a&ccedil;ık Allah&rsquo;a itaat edip g&uuml;nahlardan ka&ccedil;ınmaktır. Kişi, Rabbinin verdiği nimetleri g&uuml;naha vasıta kılarsa ş&uuml;kretmiş olmaz, nank&ouml;rl&uuml;k etmiş olur. Ş&uuml;kr&uuml;n esası, nimetlerin sahibini bilmek, bunu kalble tasdik edip dille s&ouml;ylemektir.<br />
<br />
B&uuml;y&uuml;klerin s&ouml;yledikleri gibi, Horasan&rsquo;ın k&ouml;peklerini de a&ccedil; bıraksanız, sabretmiş olurlar. Ş&uuml;kretmekse, &ccedil;ok zordur. Onun i&ccedil;in Kur&rsquo;an-ı kerimde, <b>(İnsanların &ccedil;oğu ş&uuml;kretmez, ş&uuml;kredenler azdır)</b> buyuruluyor. Her uzvun ş&uuml;kr&uuml; vardır:<br />
<b>1- Ellerin ş&uuml;kr&uuml;:</b> Harama el uzatmamak, helal olan şeyleri tutmak,<br />
<b>2- Dilin ş&uuml;kr&uuml;:</b> Yalan, gıybet, iftira, fuhuş s&ouml;z gibi k&ouml;t&uuml; şeylerden uzak durmak, hayır s&ouml;ylemek ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı zikretmek,<br />
<b>3- G&ouml;zlerin ş&uuml;kr&uuml;:</b> Harama bakmamak, M&uuml;sl&uuml;manların kusurlarını g&ouml;rmemek ve her şeye ibretle bakmak,<br />
<b>4- Kulakların ş&uuml;kr&uuml;:</b> İyi şeyler dinlemek, k&ouml;t&uuml; şeyleri, &ccedil;algıları dinlememek, s&ouml;ylenilen ayıpları duymamak,<br />
<b>5- Burnun ş&uuml;kr&uuml;:</b> Haram şeyler koklamamak, helal olanları koklamak,<br />
<b>6- Ayakların ş&uuml;kr&uuml;</b>: Kumarhane, meyhane gibi k&ouml;t&uuml; yerlere gitmemek; camiye ve salih akrabaları, diğer salih zatları ziyarete gitmek,<br />
<b>7- Fercin ş&uuml;kr&uuml;:</b> Zinadan, livatadan uzak durmak, nik&acirc;hlı eşle beraber olmak,<br />
<b>8- Midenin ş&uuml;kr&uuml;:</b> Haram lokmadan sakınmak, helal şeyleri yiyip i&ccedil;mek,<br />
<b>9- Kalbin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Kibir, ucb, suizan, &ouml;fke, riya, kin, haset, mal ve makam sevgisi, &ouml;v&uuml;lmeyi sevmek, ayıplanmaktan korkmak, &ouml;v&uuml;nmek gibi şeylerden ka&ccedil;mak; ilim, tefekk&uuml;r, rıza, hay&acirc;, tevazu, merhamet, m&uuml;r&uuml;vvet, h&uuml;sn&uuml;zan etmek gibi g&uuml;zel vasıflara sahip olmak, yani k&ouml;t&uuml; sıfatlardan kurtulup g&uuml;zel huylarla s&uuml;slenmek,<br />
<b>10- Bedenin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Oru&ccedil; tutmak, namaz kılmak ve bedenle yapılan ibadetleri yapmak.<br />
<br />
<b>Diğer ş&uuml;k&uuml;rlerden bazıları:</b><br />
<br />
<b>Allah&rsquo;ı tanımanın ş&uuml;kr&uuml;: </b>Bildirdiği emir ve yasaklara riayet edip hubb-i fillah ve buğd-ı fillah &uuml;zere olmak, yani sevdiklerini sevip d&uuml;şmanlarına d&uuml;şman olmak ve ayrıca &ccedil;ok elhamd&uuml;lillah demektir.<br />
<b>Peygamberi tanımanın ş&uuml;kr&uuml;:</b> Ehl-i s&uuml;nnet itikadı &uuml;zere olup sevdiklerini ve onu sevenleri sevmek, sevmediklerini ve onu sevmeyenleri sevmemek, s&uuml;nnetiyle amel etmektir.<br />
<b>Bir b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; tanımanın ş&uuml;kr&uuml;:</b> Eserlerini okumak, okutmak ve yaymak, talebeleriyle birlik beraberlik i&ccedil;inde olmaktır.<br />
<b>İmanın ş&uuml;kr&uuml;:</b> Doğru iman bilgilerini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın diğer kullarına ulaştırmak, hubb-i fillah, buğd-ı fillah &uuml;zere olmak. Yani sevdiğini Allah i&ccedil;in sevmek, sevmediğini de Allah i&ccedil;in sevmemektir.<br />
<b>Aklın ş&uuml;kr&uuml;: </b>Aklı dinin emrettiği şekilde kullanmaktır.<br />
<b>İlmin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Bildiğiyle amel etmek ve emr-i maruf yapmaktır.<br />
<b>Sağlığın ş&uuml;kr&uuml;: </b>Oru&ccedil; tutmak, bedeni g&uuml;nah olan yerlerde hırpalamamak, dinin emrettiği yerlerde kullanmaktır.<br />
<b>Malın ş&uuml;kr&uuml;:</b> Zek&acirc;t, sadaka vermek, hayır hasenat yapmaktır.<br />
<b>Evin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Evde g&uuml;nah olan işler yapmamak ve misafir ağırlamaktır.<br />
<b>Arabanın ş&uuml;kr&uuml;: </b>Faydalı hizmetlerde kullanmaktır.<br />
<b>Mesleğin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Mesleği dine uygun şekilde kullanmaktır.<br />
<b>Eşin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Haklarına riayet etmek ve onu &uuml;zmemeye &ccedil;alışmaktır.<br />
<b>Evladın ş&uuml;kr&uuml;: </b>G&uuml;zel bir isim koymak, akikasını kesmek ve İslam terbiyesi &uuml;zere yetiştirmektir.<br />
<b>Dertten kurtulmanın ş&uuml;kr&uuml;: </b>Ş&uuml;k&uuml;r secdesi yapmak veya ş&uuml;k&uuml;r namazı kılmaktır.<br />
<b>G&uuml;n&uuml;n ş&uuml;kr&uuml;: </b>(Allah&uuml;mme m&acirc; esbaha b&icirc; min ni&rsquo;metin ev bi-ehadin min halkıke, fe minke vahdeke, l&acirc; şer&icirc;ke leke, fe lekel hamd&uuml; ve lekeş-ş&uuml;kr) diyen g&uuml;nd&uuml;z&uuml;n ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yerine getirir. Akşam (M&acirc; esbaha) yerine (M&acirc; ems&acirc;) diyerek okuyan da gecenin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yerine getirmiş olur.<br />
<b>İbadet etmenin ş&uuml;kr&uuml;: </b>Sabah akşam y&uuml;z kere,<b> <a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/009.jpg" target="_blank">(S&uuml;bhanallahi ve bi-hamdihi s&uuml;bhanallahil&rsquo;az&icirc;m)</a> </b>demektir.<br />
<b>B&uuml;t&uuml;n nimetlerin ş&uuml;kr&uuml;: </b>B&uuml;t&uuml;n nimetlerin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu ve ihsanı olduklarını d&uuml;ş&uuml;nerek İslam&rsquo;ın beş şartını kusursuz yerine getirmektir. Bunun i&ccedil;in, şu &uuml;&ccedil; hususa riayet etmelidir:<br />
<b>1- </b>Ehl-i s&uuml;nnet itikadına g&ouml;re itikadı d&uuml;zeltmek,<br />
<b>2-</b> İslamiyet&rsquo;i Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin ilmihal kitaplarından &ouml;ğrenip bunlara uymak,<br />
<b>3-</b> Tasavvuf b&uuml;y&uuml;klerinin yolunda, kalbi ve nefsi temizlemektir.<br />
<br />
<b>Ş&uuml;kretmek nasıl olur?<br />
Sual:</b> Allah&rsquo;a ş&uuml;kretmek ne demektir, nasıl yapılır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İmam-ı Rabbani hazretleri (Allah&rsquo;a ş&uuml;kretmek, Ona inanıp, emir ve yasaklarına riayet etmekle olur) buyuruyor. <b>(3/41)</b><br />
<br />
Bir &acirc;yet-i kerime meali de ş&ouml;yle:<br />
<b>(Ya Musa, sana verdiğim emir ve yasaklara sarıl da, ş&uuml;kredenlerden ol!) </b>[Araf 144]<br />
<br />
Bir hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Bir nimet i&ccedil;in Elhamd&uuml;lillah diyen, nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmiş olur.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimde &uuml;&ccedil; şey, &uuml;&ccedil; şeyle beraber bildirildi. Biri yapılmazsa, ikincisi kabul olmaz.<br />
<b>1-</b> Resulullah&rsquo;a itaat edilmedik&ccedil;e, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya itaat edilmiş olmaz.<br />
<b>2-</b> Ana, babaya ş&uuml;kredilmedik&ccedil;e, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kredilmiş olmaz.<br />
<b>3-</b> Zek&acirc;t verilmedik&ccedil;e, namazlar kabul olmaz. <b>(Tefsir-i Mugni)</b><br />
<br />
Ş&uuml;kreden kurtulur. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Allah&rsquo;a iman edip, nimetlerine ş&uuml;krederseniz, size ni&ccedil;in azap etsin?)</b> [Nisa 147]<br />
<br />
Ş&uuml;kredenin kazancı nedir? İki &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Ş&uuml;krederseniz elbette nimetimi artırırım.) </b>[İbrahim 7]<br />
<br />
<b>(Biz ş&uuml;kredenlerin m&uuml;k&acirc;fatını vereceğiz.)</b> [&Acirc;l-i İmran 145]<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;r bu kadar &ouml;nemliyken, ş&uuml;kredenler azdır. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Kullarım i&ccedil;inde hakkıyla ş&uuml;kreden azdır.)</b> [Sebe 13]<br />
<br />
Yine İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
İslam&rsquo;ın beş şartını yerine getiren, nimetlere ş&uuml;kretmiş olur. Ş&uuml;kreden de, Cehennem azabından kurtulur. Salih amel, İslam&rsquo;ın beş şartıdır.<b> </b>İslam&rsquo;ın bu beş temelini, bir kimse hakkıyla kusursuz yaparsa, Cehennemden kurtulur; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar, salih işler olup, g&uuml;nahlardan ve &ccedil;irkin şeylerden korur. Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />
<b>(Kusursuz kılınan bir namaz, insanı k&ouml;t&uuml; işlerden korur.)</b> [Ankebut 45] <b>(1/304)</b><br />
<br />
Ş&uuml;kr&uuml;n &ouml;nemi hakkında iki hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Nimete kavuşunca ş&uuml;kreden, belaya uğrayınca sabreden, haksızlık yapınca af diler, zulme uğrayınca bağışlarsa, emniyet ve hidayet &uuml;zere olur.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Şu &uuml;&ccedil; şey iman alametidir: Belaya sabır, nimete ş&uuml;k&uuml;r, kazaya rıza.)</b> [İhya]<br />
<br />
<b>Allah&rsquo;ı anmak<br />
Sual:</b> İbadet edebilmek, Allah&rsquo;tan bir nimet midir? Ş&uuml;kretmek gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her şey Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dandır. Nimetlerine ş&uuml;kretmek gerekir. Mesela Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı anmak da bir ibadettir. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Allah&rsquo;ı anmak, Allah&rsquo;ın bir nimetidir. Onun ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda edin!)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>Ş&uuml;k&uuml;r nimeti<br />
Sual:</b> Doğuştan nimetlere kavuştuğumuz gibi, sonradan da, sayılamayacak kadar madd&icirc; ve manev&icirc; &ccedil;eşitli nimetlere kavuşuyoruz. Nimet &ccedil;ok olunca ş&uuml;k&uuml;r hatırımıza gelmiyor. Ş&uuml;kretmediğimiz i&ccedil;in vebali oluyor mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette, vebali olur. Bir hadis-i şerifte, <b>(Sizin g&uuml;nah işlemenizden &ccedil;ok, nimetlere ş&uuml;kretmemenizden korkuyorum. Ş&uuml;kredilmeyen nimetler &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; ve yok edicidir)</b> buyuruldu. (İbni Asakir)<br />
<br />
Eğer ş&uuml;kredilmezse, hem nimet elden alınır, hem de nank&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n cezasını &ccedil;ekeriz. Ş&uuml;kredersek, hem sevaba kavuşuruz, hem de nimetin yok olmasını &ouml;nlemiş oluruz. İki hadis-i şerif ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Bir kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendine verdiği nimete Elhamd&uuml;lillah derse, o nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; &ouml;demiş olur. Bir daha derse, sevabı artırılır. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; defa derse, g&uuml;nahları affolur.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Nimete hamd etmek, o nimetin elden &ccedil;ıkmasına karşı bir garantidir.)</b> [Deylem&icirc;]<br />
<br />
<b>H&acirc;line ş&uuml;kretmek<br />
Sual: </b>Her t&uuml;rl&uuml; belaya uğrayan kimsenin, yine sabretmesi mi gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette sabretmesi gerekir. Beterin beteri olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek her h&acirc;limize ş&uuml;kretmeliyiz. Sabretmezsek elimize ne ge&ccedil;ecek ki?<br />
<br />
İsa aleyhisselam, c&uuml;zzamdan etleri d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş, g&ouml;zleri k&ouml;r olmuş, her tarafı perişan yatalak ve fakir bir gen&ccedil; hastanın, (&Ccedil;oklarını m&uuml;ptela ettiği dertlerden beni koruyan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hamdolsun) dediğini işitince, <b>(Sana gelmedik bel&acirc; mı var da, b&ouml;yle dua ediyorsun?) </b>buyurdu. Hasta gen&ccedil;, (Ben iman ve marifet sahibiyim, kalbimde d&uuml;nya ve para sevgisi yok) dedi. Hazret-i İsa, <b>(Doğru s&ouml;yledin) </b>buyurarak elini hastanın v&uuml;cuduna s&uuml;rd&uuml;. G&ouml;zleri a&ccedil;ıldı, v&uuml;cudunu kaplayan hastalık da hemen ge&ccedil;ti. Eskisinden daha g&uuml;zel bir gen&ccedil; oldu. (Eskiden g&uuml;nah işleyecek durumda değildim. Şimdi bu yakışıklı h&acirc;limle g&uuml;nah işlersem felaket olur) diye korkmaya başladı. Fakat Hazret-i İsa ile birlikte sağ salim uzun m&uuml;ddet yaşadılar.<br />
<br />
<b>Nimeti g&ouml;stermek<br />
Sual: (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sana bir mal verince, bu nimetin eserinin senin &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;lmesini sever) </b>hadis-i<b> </b>şerifi, madd&icirc; şeyler i&ccedil;in midir, yoksa manev&icirc; şeyler de buna d&acirc;hil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette d&acirc;hildir. Manev&icirc; nimetler, mal m&uuml;lk gibi madd&icirc; nimetlerden daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Mesela iman nimeti, malla m&uuml;lkle &ouml;l&ccedil;&uuml;lmez. İman nimetinin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; g&ouml;stermek gerekir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Nimetlerime ş&uuml;krederseniz arttırırım) </b>buyuruyor. Ş&uuml;kr&uuml;n dereceleri var. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Ey, imanla şereflenen m&uuml;minler, iman nimetinin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; ifa edebilmek i&ccedil;in birbirinizi seviniz!) </b>buyuruyor. Ana babadan, kardeşten daha &ccedil;ok sevmek gerekir. Hele, ana baba bu yolda ise, elbette onları da b&ouml;yle sevmek gerekir. İman ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yerine getirmek i&ccedil;in insanların Cehennemden kurtulmasına &ccedil;alışmak gerekir. Bunu da g&uuml;ler y&uuml;zle, tatlı dille yapmalı, dini doğru olarak &ouml;ğreten kitapları ucuza satarak veya &uuml;cretsiz dağıtarak, milletin imanını korumaya &ccedil;alışmalıdır.<br />
<br />
İman nimetine ş&uuml;kretmek i&ccedil;in dua da etmek gerekir. Mesela abdeste başlarken okunan şu duayı, kim okursa, iman nimetine ş&uuml;kretmiş olur.<br />
<b>(Elhamd&uuml;lillahi al&acirc; d&icirc;nil isl&acirc;m ve al&acirc; tevf&icirc;kil &icirc;m&acirc;n ve al&acirc; hid&acirc;yetir-rahman.)</b><br />
<br />
İmanının sağlamlaşması i&ccedil;in bu duayı okumalı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ş&uuml;kredince nimet artar. İman artmaz, ama kuvvetlenir. Diğer nimetlerine ş&uuml;kredince artar, imana ş&uuml;kredince sağlamlaşır, kuvvetlenir.<br />
<br />
<b>&ldquo;Nasılsın&rdquo; diyene &ldquo;elhamd&uuml;lillah&rdquo; denmez mi?<br />
Sual: </b>Yeni t&uuml;reyen bazı kimseler, <em>(Nasılsın diyene elhamd&uuml;lillah denmez, ş&uuml;k&uuml;rler olsun demek gerekir)</em> diyorlar. B&ouml;yle bir şey var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elhamd&uuml;lillah denmez demek &ccedil;ok yanlıştır. Elhamd&uuml;lillah diyerek hamd etmek &ccedil;ok uygundur. Hamd ile ş&uuml;k&uuml;r arasında bazı farklar vardır:<br />
<b>Hamd,</b> b&uuml;t&uuml;n nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yarattığına ve g&ouml;nderdiğine inanmak ve s&ouml;ylemektir. <b>Ş&uuml;k&uuml;r,</b> b&uuml;t&uuml;n nimetleri İslamiyet&#39;e uygun olarak kullanmak demektir. Yani, hamd kalb ve dil ile; ş&uuml;k&uuml;r ise fiilen yapılır.<br />
<br />
<b>İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hamd etmek, ş&uuml;kretmekten daha kıymetlidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ş&uuml;kretmekte nimetleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ndedir. Hamd ederken nimetleri de, elemleri de sevilmektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği elemler, nimetler gibi g&uuml;zeldir. Hamd devamlıdır. Nimet zamanında da, sıkıntılı h&acirc;llerde de hamd edilir. Ş&uuml;k&uuml;r ise nimet zamanlarında olur, nimet kalmayınca, ihsan bitince ş&uuml;k&uuml;r de kalmaz. <b>(2/33)</b><br />
<br />
Demek ki, ş&uuml;k&uuml;r sadece nimet verildiği zaman oluyor. Hamd ise, nimet de olsa, sıkıntı da olsa Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan geldiği i&ccedil;in onu memnuniyetle karşılamaktır. Bu, &ccedil;ok kıymetli bir şey ise de, b&ouml;yle her zamanda hamd eden azdır.<br />
<br />
<b>Vermek istemeseydi<br />
Sual:</b> İmam-ı Rabbani hazretleri, <b>(Allah, vermek istemeseydi, istek vermezdi)</b> buyuruyor. Benim uygunsuz bir kızla evlenme isteğim var. Bir de, bende &ccedil;eşitli g&uuml;nahları işleme isteği mevcuttur. Bu istekleri Allah bana vermeseydi elbette ben bunları istemezdim. Bu istekleri Allah verdiği i&ccedil;in, benim bunları işlemem g&uuml;nah olmaz, değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Oradaki istek, g&uuml;nah işleme isteği değil, Allah&#39;a kavuşma isteğidir. O yazının tamamı ş&ouml;yledir:<br />
(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kendini aramak arzusunu arttırsın. Ona kavuşmaya mani olan şeylerden sakınmak nasip eylesin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı istemekte, Onun i&ccedil;in yanıp yakılmakta olduğunuzu bildirdiği i&ccedil;in, &ccedil;ok hoşa gitti. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; istemek, kavuşmanın m&uuml;jdecisidir. Yanıp yakılmak da, kavuşmanın başlangıcı demektir. B&uuml;y&uuml;kler, <b>(Vermek istemeseydi, istek vermezdi)</b> buyuruyor. İstek nimetinin kıymetini bilip, bunun elden ka&ccedil;masına sebep olacak şeylerden sakınmalı. İsteğin gevşememesine ve ateşin soğumamasına dikkat etmeli. Bu nimetin elden &ccedil;ıkmamasına en &ccedil;ok yarayan şey, buna ş&uuml;kretmektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İbrahim s&ucirc;resinin yedinci &acirc;yetinde mealen, <b>(Nimetlerime ş&uuml;krederseniz, elbette arttırırım)</b> buyuruldu.) [m. 61]<br />
<br />
G&uuml;nah işlemek Allah&#39;a kavuşmaya mani olur. Allah&#39;a kavuşmaya mani olan şeylerden sakınmak ve Ona kavuşma isteğine ş&uuml;kretmek gerekir.<br />
<br />
<b>Nimetin bedeli<br />
Sual: (Nimetin bedeli Elhamd&uuml;lillah&rsquo;tır)</b> hadisi gereğince, elde ettiğimiz bir şey i&ccedil;in <b>Elhamd&uuml;lillah</b> demekle o nimetin bedeli &ouml;denmiş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ne maksatla Elhamd&uuml;lillah dediğine bakılır. Mesela bir kimsenin eline bir miktar para ge&ccedil;se, onunla şarap alıp i&ccedil;se, (Elhamd&uuml;lillah, elime para ge&ccedil;ti, şarabımı alabildim) dese, nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda etmiş olamaz. O nimeti, dinimizin emrettiği yerlerde kullanırsa, ancak o zaman ş&uuml;kretmiş olur.<br />
<br />
<b>&Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r Elhamd&uuml;lillah<br />
Sual: </b><em>(&ldquo;</em>&Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r Elhamd&uuml;lillah<em>&rdquo; demek yanlıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hamd etmekle ş&uuml;kretmek aynıdır)</em> deniyor. B&ouml;yle s&ouml;ylemenin mahzuru olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hi&ccedil; mahzuru olmaz, aksine iyi olur. Ş&uuml;k&uuml;rle hamd arasında fark vardır:<br />
<b>Hamd,</b> b&uuml;t&uuml;n nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yarattığına ve g&ouml;nderdiğine inanıp s&ouml;ylemek demektir. <b>Ş&uuml;k&uuml;r,</b> b&uuml;t&uuml;n nimetleri İslamiyet&#39;e uygun olarak kullanmak demektir. Yani hamd dille, ş&uuml;k&uuml;r bedenle yapılır. Bir &ouml;rnek verelim:<br />
Sağlıklı bir kimse, (Elhamd&uuml;lillah sağlığım yerindedir) derse hamd etmiş olur. Sağlığını dinin emrine uymakta kullanırsa ş&uuml;kretmiş olur. Sağlığını g&uuml;nah işlemekte yıpratırsa, ş&uuml;kretmemiş, nank&ouml;rl&uuml;k etmiş olur.<br />
<br />
Ş&uuml;k&uuml;rle hamd etmenin farklı bir tarifi daha vardır. Bu konuda İmam-ı Rabban&icirc; hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hamd etmek, ş&uuml;kretmekten daha kıymetlidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ş&uuml;kretmekte nimetleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ndedir. Hamd ederken nimetleri de, elemleri de sevilmektedir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği elemler, nimetler gibi g&uuml;zeldir. Hamd devamlıdır. Nimet zamanında da, sıkıntılı h&acirc;llerde de hamd edilir. Ş&uuml;k&uuml;rse nimet zamanlarında olur, nimet kalmayınca, ihsan bitince ş&uuml;k&uuml;r de kalmaz. <b>(2/33)</b><br />
Demek ki, ş&uuml;k&uuml;r sadece nimet verildiği zaman oluyor. Hamd ise, nimet de olsa, sıkıntı da olsa Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan geldiği i&ccedil;in onu memnuniyetle karşılamaktır.<br />
<br />
Yine İmam-ı Rabban&icirc; hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hadis-i şerifte,<b> (Allah&uuml;mme m&acirc; esbaha bi min nimetin ev bi-ehadin min halkıke, fe minke vahdeke, l&acirc; şerike leke, fe lekel hamd&uuml; ve lekeşş&uuml;k&uuml;r&rdquo; duasını sabah okuyan, g&uuml;nd&uuml;z&uuml;n, gece okuyan da, o gecenin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; ifa etmiş olur)</b> buyurulmuştur. (Mektubat-ı Rabbani 3/17)<br />
<br />
Bu duada da, (Sana hamd ve ş&uuml;krediyoruz) deniyor. Hamd ve ş&uuml;k&uuml;r aynı m&acirc;nada olsaydı beraber kullanılmazdı. İkisi yakın m&acirc;nada bile olsa, (&Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r Elhamd&uuml;lillah) demenin hi&ccedil; mahzuru olmaz.<br />
<br />
<b>V&uuml;cudun zek&acirc;tı<br />
Sual: </b>B&uuml;t&uuml;n uzuvlarım yerli yerinde. Bir hastalığım yok. Aklım ve imanım da var. Bunların ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; nasıl yaparım? B&uuml;y&uuml;k ve g&uuml;zel bir evimiz de var. Evin ş&uuml;kr&uuml; nasıl olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İslam&rsquo;ın beş şartına uyan, her t&uuml;rl&uuml; ş&uuml;kr&uuml; yapmış olur. Beden i&ccedil;in ayrı bir ş&uuml;k&uuml;r de vardır. Bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Her şeyin zek&acirc;tı vardır, v&uuml;cudun zek&acirc;tı da oru&ccedil;tur.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
Demek ki oru&ccedil; tutarsak, v&uuml;cudumuzun zek&acirc;tını &ouml;demiş, ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yapmış oluruz. Başka bir hadis-i şerifte, <b>(Oru&ccedil; tutan sağlıklı olur)</b> buyuruluyor. (İbni Mace)<br />
<br />
Ev i&ccedil;in ayrı bir ş&uuml;k&uuml;r de vardır. Bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Her şeyin bir zek&acirc;tı vardır. Evin zek&acirc;tı ise, misafir odasıdır.)</b> [A. Rifa&icirc;]<br />
<br />
Misafir kabul eden kişi, evinin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yerine getirmiş olur. Bir hadis-i şerifte, <b>(Misafir girmeyen eve, melekler de girmez)</b> buyuruluyor. Melek girmeyen eve şeytan girer. O h&acirc;lde misafiri nimet bilmeli. Misafirin gelmesi madd&icirc; ve manev&icirc; y&ouml;nden &ccedil;ok faydalıdır. Misafir gelen evde hayır ve bereket olur. Misafir rızkıyla gelir. &Uuml;stelik ev halkının mağfiretine sebep olur.<br />
<br />
<strong>Her nimeti g&ouml;nderen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır</strong><br />
Herkese her nimeti g&ouml;nderen, her şeyi var eden, ancak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Her varlığı, her &acirc;n varlıkta durduran Odur. Kullardaki &uuml;st&uuml;n ve iyi sıfatlar, Onun l&uuml;tfu ve ihs&acirc;nıdır. Hayatımız, aklımız, ilmimiz, g&uuml;c&uuml;m&uuml;z, g&ouml;rmemiz, işitmemiz, s&ouml;yleyebilmemiz, hep Ondandır. Saymakla bitirilemeyen &ccedil;eşitli nimetleri, iyilikleri g&ouml;nderen hep Odur. İnsanları g&uuml;&ccedil;l&uuml;klerden, sıkıntılardan kurtaran, du&acirc;ları kabul eden, dertleri, bel&acirc;ları gideren hep Odur. Rızıkları yaratan ve ulaştıran yalnız Odur. İhs&acirc;nı o kadar boldur ki, g&uuml;n&acirc;h işleyenlerin rızkını kesmiyor. G&uuml;n&acirc;hları &ouml;rtmesi o kadar &ccedil;oktur ki, emrini dinlemeyen, yasaklarından sakınmayanları, herkese rez&icirc;l ve r&uuml;sv&acirc; etmiyor ve n&acirc;mus perdelerini yırtmıyor. Affı ve merhameti o kadar &ccedil;oktur ki, cez&acirc;yı ve az&acirc;bı hak edenlere azap vermekte acele etmiyor. Nimetlerini, ihs&acirc;nlarını, dostlarına ve d&uuml;şmanlarına sa&ccedil;ıyor. Kimseden bir şey esirgemiyor. B&uuml;t&uuml;n nimetlerinin en &uuml;st&uuml;n&uuml;, en kıymetlisi olarak da, doğru yolu, sa&acirc;det ve kurtuluş yolunu g&ouml;steriyor. Yoldan sapmamak ve Cennete girmek i&ccedil;in teşvik buyuruyor. Cennetteki sonsuz nimetlere ve kendi rızasına, sevgisine kavuşabilmemiz i&ccedil;in, Sevgili Peygamberine uymamızı emrediyor.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın nimetleri g&uuml;neş gibi meydandadır. Başkalarından gelen iyilikler, yine Ondan gelmektedir. Başkalarını v&acirc;sıta kılan, onlara iyilik yapmak isteğini veren, onlara iyilik yapabilecek g&uuml;c&uuml;, kuvveti veren, yine Odur. Bunun i&ccedil;in, her yerden, herkesten gelen nimetleri g&ouml;nderen hep Odur. Ondan başkasından iyilik, ihs&acirc;n beklemek, em&acirc;net&ccedil;iden em&acirc;net ve fak&icirc;rden sadaka istemeye benzer.</p>

<p>İnsanın, bu nimetleri g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, g&uuml;c&uuml; yettiği kadar ş&uuml;kretmesi, insanlık vaz&icirc;fesidir. Aklın emrettiği bir vaz&icirc;fe, bir bor&ccedil;tur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yapılması icap eden bu ş&uuml;kr&uuml; yerine getirebilmek, kolay bir iş değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar, zayıf, muhta&ccedil;, ayıplı ve kusurludur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ise, ayıplardan, kusurlardan, uzaktır.</p>

<p>İnsanların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı, kalp, dil ve bedenle yapmaları ve inanmaları l&acirc;zım olan ş&uuml;k&uuml;r borcu, kulluk vaz&icirc;feleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; tarafından bildirilmiş ve Onun Sevgili Peygamberi tarafından ortaya konmuştur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;sterdiği ve emrettiği kulluk vaz&icirc;felerine İsl&acirc;miyet denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;k&uuml;r, Onun Peygamberinin getirdiği yola uymakla olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;k&uuml;r, Onun Peygamberinin getirdiği yola uymakla olur. Bu yola uymayan, bunun dışında kalan hi&ccedil;bir ş&uuml;kr&uuml;, hi&ccedil;bir ib&acirc;deti, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kabul etmez, beğenmez...</p>

<p><strong>Sual: Ş&uuml;k&uuml;r secdesi diye bir secde var mıdır varsa ni&ccedil;in ve nasıl yapılır?<br />
Cevap:</strong> <strong>Ş&uuml;k&uuml;r secdesi</strong> de, tilavet secdesi gibidir. Kendisine nimet gelen veya bir dertten kurtulan kimsenin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; i&ccedil;in secde-i ş&uuml;k&uuml;r yapması m&uuml;stehabdır. Secdede &ouml;nce, <strong>Elhamd&uuml;lillah</strong> denir, sonra, secde tesbihini okur. Namazlardan sonra ş&uuml;k&uuml;r secdesi yapmanın mekruh olduğu, <strong>Mekt&ucirc;b&acirc;t-ı Ma&#39;s&ucirc;miyye</strong>&rsquo;de de yazılıdır. Cahillerin s&uuml;nnet veya vacip sanacağı mubahları yapmak da, tahrimen mekruhtur. Bidat hasıl olmasına sebep olur.</p>

<p><strong>Sual: Allahın verdiği nimetlere ş&uuml;k&uuml;r hususunda, &ouml;ncelik nedir, hangi nimetler &ouml;n plandadır?<br />
Cevap:</strong> İsl&acirc;m &acirc;limleri, insanların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı ş&uuml;k&uuml;r borcunu nasıl yapacağı hususunu, &ouml;ncelikli olarak hangi nimetlere ş&uuml;kredileceği konusunu farklı farklı bildirmişlerdir. Bazılarına g&ouml;re, birinci vazife, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın varlığını d&uuml;ş&uuml;nmektir. Bazılarına g&ouml;re, nimetlerin Ondan geldiğini anlamalı, dil ile hamd, ş&uuml;k&uuml;r ve sena etmelidir. Bazılarına g&ouml;re, birinci vazife, Onun emirlerini yapmak, yasaklarından, haramlarından sakınmaktır. Bir kısmı da, insan &ouml;nce kendini temizlemeli, b&ouml;ylece, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yaklaşmalıdır, dedi. Bazıları, insanları irşad etmeli, doğru, salih olmalarına &ccedil;alışmalıdır, dedi. Bazıları da, insanın belli bir vazifesi olmaz, her insanın kendine g&ouml;re, başka başka vazifeleri ve &ouml;ncelikleri olur, dedi.</p>

<p><strong>Sual: Allaha ş&uuml;kretmek, sadece elhamd&uuml;lillah demekle mi olmaktadır?<br />
Cevap:</strong> Ş&uuml;k&uuml;r, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği b&uuml;t&uuml;n nimetleri, Onun bildirdiği yani İsl&acirc;miyete uygun olarak kullanmak demektir. Nimet ise, faydalı şey demektir. Nimetler, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarında yazılıdır. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri, meşhur olan d&ouml;rt mezhebin &acirc;limleridir.</p>

<p><strong>Ş&uuml;kredilirse, nimetler artar<br />
Sual: Bir insan veya bir millet kavuştukları nimetin kıymetini bilmezlerse, bu nimetler onların elinden gider mi?<br />
Cevap:</strong> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek, Onun dinini kabul etmek, emrettiklerini yapmak, yasak ettiklerinden de sakınmak demektir. Nimetin kıymeti bilinmeyince, elden gider, ş&uuml;kredilince elde kalır ve artar. S&ucirc;re-i İbrahimin 7. &acirc;yetinde mealen;<br />
<strong>(Ş&uuml;krederseniz, verdiğim nimetleri elbette arttırırım)</strong> buyurulmaktadır.</p>

<p>Peygamberlerin bildirdikleri emir ve yasaklar, insanlar i&ccedil;in birer rahmettir, iyiliktir. Bu emir ve yasaklar, inkar edenlerin s&ouml;yledikleri gibi, k&uuml;lfet, eziyet olmadığı gibi akla da aykırı değildir. İyilik edenlere, ş&uuml;kretmek yani, sevindiğini bildirmek, aklın istediği bir şeydir. Dinin bildirdiği h&uuml;k&uuml;mler, b&uuml;t&uuml;n nimetleri, iyilikleri yaratan, g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı, ş&uuml;kr&uuml;n nasıl yapılacağını g&ouml;stermektedir. Ayrıca d&uuml;nyanın, hayatın d&uuml;zeni, cenab-ı Hakkın bu emirlerini yapmakla ve yasak ettiklerinden de sakınmakla m&uuml;mk&uuml;n olur. Eğer Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, herkesi kendi başına bıraksaydı, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten, karışıklıktan başka bir şey olmazdı. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın haram etmesi olmasaydı, nefisleri, keyifleri peşinde koşanlar, başkalarının mallarına, canlarına, ırzlarına saldırır, karışıklıklar hasıl olur, saldıran da, karşısındakiler de, zarar g&ouml;r&uuml;rlerdi.</p>

<p>İnsanların, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emir ve yasaklarından uzaklaştık&ccedil;a, ge&ccedil;imsizlik, sefalet, sıkıntı ile kıvrandıkları hep g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Teknoloji, akıllara hayret verecek şekilde ilerlediği halde, d&uuml;nyadaki huzursuzluğun, sıkıntının azalmadığı hatta arttığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanların saadetlerine sebep olan şeyleri emretti, felaketlerine sebep olanları da yasak etti. Dinli olsun, dinsiz olsun, bir kimse bilerek veya bilmeyerek, bu emir ve yasaklara uyduğu kadar, d&uuml;nyada rahat ve huzur i&ccedil;inde yaşar. Eğer iman ederse, ahirette de, ebedi saadete kavuşur.</p>

<p>Bir kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ihsan ettiği nimetlerin kıymetini bilir, buna g&ouml;re yaşar, kendinde bir değişme olmazsa, bu kimseye verilen nimetler, onda hep kalır hatta artar. Bu hal, bir insan i&ccedil;in olduğu gibi cemiyet ve milletler i&ccedil;in de aynıdır. Nitekim Ra&rsquo;d s&ucirc;resinin 11. &acirc;yetinde mealen;<br />
<strong>(Bir millet, kendini bozmadık&ccedil;a, Allah onların h&acirc;llerini değiştirmez)</strong> buyurulmuştur.</p>

<p><strong>Sual: Hamdetmek ne demektir, ne anlamda ve ni&ccedil;in s&ouml;ylenmektedir?<br />
Cevap:</strong> Hamd, b&uuml;t&uuml;n nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yarattığına ve g&ouml;nderdiğine inanmak ve s&ouml;ylemek demektir. Hamd, Elhamd&uuml;lillah demektir. Bunun anlamı, herhangi bir kimse, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir kimseye, herhangi bir şeyden dolayı, herhangi bir suretle hamd ederse, bu hamd ve senaların, metihlerin, &ouml;vmelerin hepsi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın hakkıdır demektir.</p>

<p><strong>Nimetlerden mahrum kalmanın sebebi<br />
Sual: İnsanlardan bazılarının, Allah tarafından g&ouml;nderilen nimetlere kavuşamamasının sebebi ne olabilir?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri, Mukt&ucirc;b&acirc;t kitabında, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın feyizleri, nimetleri, ihsanları, yani iyilikleri, her an, insanların iyisine, k&ouml;t&uuml;s&uuml;ne herkese gelmektedir. Herkese mal, evlat, rızık, hidayet ve daha her iyiliği fark g&ouml;zetmeksizin g&ouml;ndermektedir. Kullarının g&uuml;nahlarını y&uuml;zlerine vurmuyor. Kendisine karşı gelenlerin, g&uuml;nah işleyenlerin rızıklarını kesmiyor. D&uuml;nya i&ccedil;in &ccedil;alışanlara karşılıklarını, fark g&ouml;zetmeksizin veriyor. Fark, bunları kabulde, alabilmekte ve bazılarını da alamamak suretiyle, insanlardadır. Nitekim g&uuml;neş, hem &ccedil;amaşır yıkayan adama, hem de &ccedil;amaşırlara, aynı şekilde, parlamakta iken, adamın y&uuml;z&uuml;n&uuml; yakıp karartır, &ccedil;amaşırlarını ise beyazlatır. G&uuml;neş, elmaya ve bibere aynı şekilde parladığı h&acirc;lde, elmayı kızartınca tatlılaştırır; biberi kızartınca acılaştırır. Tatlılık ve acılık hep g&uuml;neşin parlaması ile ise de, aralarındaki fark, g&uuml;neşten değil, kendilerindendir.</p>

<p>İnsanların, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan gelen nimetlere nail olmamaları, Ondan y&uuml;z &ccedil;evirdikleri i&ccedil;indir. Y&uuml;z &ccedil;eviren, elbette bir şey alamaz. Ağzı kapalı bir kap, nisan yağmuruna elbette kavuşamaz. Evet, y&uuml;z &ccedil;eviren bir&ccedil;ok kimsenin, nimetler i&ccedil;inde yaşadığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;p, mahrum kalmadıkları zan olunuyor ise de, bunlarda nimet olarak g&ouml;r&uuml;lenler, hakikatte azab ve felaket tohumlarıdır. Mekr-i il&acirc;h&icirc; ile yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın aldatarak, nimet şeklinde g&ouml;sterdiği musibetlerdir. O kimseleri harap etmek ve daha ziyade azıp, sapıtmaları i&ccedil;indir. Nitekim, M&uuml;&#39;min&ucirc;n suresinin 56. &acirc;yetinde mealen, <strong>(K&acirc;firler, mal ve &ccedil;ok evlat gibi d&uuml;nyalıkları verdiğimiz i&ccedil;in, kendilerine iyilik mi ediyoruz, yardım mı ediyoruz sanıyor. Peygamberime inanmadıkları ve din-i isl&acirc;mı beğenmedikleri i&ccedil;in, onlara m&uuml;kafat mı ediyoruz, diyorlar? Hayır, &ouml;yle değildir. Aldanıyorlar. Bunların nimet olmayıp, musibet olduğunu anlamıyorlar)</strong> buyurulmuştur. O h&acirc;lde, Hak te&acirc;l&acirc;dan y&uuml;z &ccedil;evirenlere verilen d&uuml;nyalıklar, hep haraplıktır, felakettir. Şeker hastasına verilen tatlılar, helvalar gibidir. Onu bir an evvel helake s&uuml;r&uuml;kler. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bizleri, b&ouml;yle olmaktan korusun!&rdquo;</p>

<p><strong>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı ş&uuml;k&uuml;r borcu<br />
Sual: Ş&uuml;k&uuml;r nedir ve insan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı lazım olan ş&uuml;k&uuml;r borcunu nasıl ve ne şekilde yapmalıdır?<br />
Cevap:</strong> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek, Onun dinini kabul etmek ve İsl&acirc;miyetin ahkamını, bildirdiği h&uuml;k&uuml;mleri yapmak, yerine getirmek demektir. Hamd, b&uuml;t&uuml;n nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yaratıp g&ouml;nderdiğine inanmak ve s&ouml;ylemek demektir. Ş&uuml;k&uuml;r; b&uuml;t&uuml;n nimetleri İsl&acirc;miyete uygun olarak kullanmaktır. İsl&acirc;m &acirc;limlerinden bazısı ş&uuml;kr&uuml;, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın varlığını d&uuml;ş&uuml;nmek; bazısı nimetlerin Ondan geldiğini anlamalı ve dil ile hamd ve sena etmeli; bazısı, Onun emirlerini yapmak, haramlarından sakınmak; bir kısmı da, insan &ouml;nce kendini temizlemeli, b&ouml;ylece, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yaklaşmalı ve bazısı da, insanları irşad etmeli, doğru, salih olmalarına &ccedil;alışmalı diye tarif etmişlerdir.</p>

<p>Sonra gelen İsl&acirc;m alimleri de buyuruyor ki:<br />
&ldquo;İnsanın Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı vazifesi &uuml;&ccedil;e ayrılır:<br />
Birincisi, bedeni ile yapacağı işlerdir ki, namaz, oru&ccedil; gibi.</p>

<p>İkincisi, ruhu ile yapacağı vazifedir ki, doğru itikat etmek, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdikleri gibi iman etmek, inanmak.</p>

<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, insanlara adalet yapmakla, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yaklaşmaktır. Bu da, emaneti muhafaza, insanlara nasihat etmek, evvela İsl&acirc;miyeti &ouml;ğretmekle olur.&rdquo;</p>

<p>B&uuml;t&uuml;n bunlardan anlaşılıyor ki, ibadet &uuml;&ccedil;e ayrılır: Doğru itikat, doğru s&ouml;z ve doğru iş. Bunlardan son ikisinde, a&ccedil;ık olarak emredilmemiş olanlar, zamana ve şartlara g&ouml;re değişir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Peygamberleri vasıtası ile değiştirir. İbadetleri, insanlar değiştiremez. Peygamberler ve bu Peygamberlerin v&acirc;risleri olan, Ehl-i s&uuml;nnet mezhebinin &acirc;limleri, ibadetlerin &ccedil;eşitlerini ve nasıl yapılacaklarını ayrı ayrı bildirmişlerdir. Herkesin bunları &ouml;ğrenmesi ve ona g&ouml;re hareket etmesi lazımdır. Kısacası, doğru itikat, doğru s&ouml;z ve amel-i salih, birinci vazifedir. B&uuml;t&uuml;n İsl&acirc;m &acirc;limleri ve tasavvuf b&uuml;y&uuml;kleri buyurdular ki:<br />
&ldquo;İnsana vacib olan birinci vazife, iman, amel ve ihlas sahibi olmaktır. D&uuml;nya ve ahiret saadetleri, ancak bu &uuml;&ccedil;&uuml;ne kavuşmakla elde edilir. Amel, kalp ile ve dil ile, yani s&ouml;z ile ve beden ile yapılacak işler demektir. Kalbin işleri, ahlaktır. İhlas, amelini yani b&uuml;t&uuml;n işlerini, ibadetlerini, yalnız Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına, sevgisine kavuşmak i&ccedil;in yapmak demektir.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: Verdiği nimetlerinden dolayı, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ne yapılırsa ş&uuml;kredilmiş olur?<br />
Cevap:</strong> İnsanların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı, kalp, dil ve beden ile yapmaları ve inanmaları lazım olan ş&uuml;k&uuml;r borcu, kulluk vazifeleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; tarafından bildirilmiş ve Onun sevgili Peygamberi tarafından ortaya konmuştur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;sterdiği ve emrettiği kulluk vazifelerine <strong>İsl&acirc;miyet</strong> denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;k&uuml;r, Onun Peygamberinin getirdiği yola uymakla olur. Bu yola uymayan, bunun dışında kalan hi&ccedil;bir ş&uuml;kr&uuml;, hi&ccedil;bir ibadeti, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kabul etmez, beğenmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insanların, iyi, g&uuml;zel sandıkları &ccedil;ok şey vardır ki, İsl&acirc;miyet, bunları beğenmemekte, &ccedil;irkin olduklarını bildirmektedir. Aklı olan kimselerin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek i&ccedil;in, Muhammed aleyhisselama uymaları lazımdır.</p>

<p align="left"><strong>Havadaki azot ve oksijen de nimettir<br />
Sual: İnsan, rahat nefes alıp verdiği i&ccedil;in, bu nimete de ş&uuml;kretmeli midir?<br />
Cevap: </strong>Y&uuml;z litre havada, 78 litre azot, 21 litre oksijen, bir litre argon gibi necib gazlar ve 0,03 litre karbondioksid gazı bulunur. Hava, bu gazların karışımıdır. Havada gaz halinde bulunan azot, yumurta akı, ekmek, et gibi cisimlerin yapı maddesidir. B&ouml;yle azottan yapılmış maddelere <strong>Protein</strong> diyoruz. Proteinler, aminoasidlerin peptidleşmesinden hasıl olan polipeptid yapısındadır. Bunlar, protoplazmanın yapı taşı olduğundan, proteinsiz, yani azotsuz yaşanmaz. Yalnız yağ, şeker, nişasta gibi azotsuz gıdalarla beslenen bir hayvan, yaşayamaz. İnsan, her g&uuml;n gıdalardan 8 gram azot almak mecburiyetindedir. Lakin ne insan ve ne de hayvan ve ne de bitkiler, havadaki azotu alamıyoruz. Zira, azot molek&uuml;llerindeki ikişer atom, birbiri ile kuvvetli bağlı olup, kolay ayrılmıyor.</p>

<p align="left">Havada oksijen bulunmasaydı veya oksijen miktarı y&uuml;zde 21 den az veya &ccedil;ok olsaydı, zararlı olur, hi&ccedil;bir canlı nefes alamaz, yaşayamazdı. Yer y&uuml;z&uuml;nde hi&ccedil;bir insan, hayvan, bitki bulunmazdı. Yağmurlu, karlı ve fırtınalı havalarda oksijen miktarı hi&ccedil; değişmiyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; değişmekten muhafaza ediyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanlara b&uuml;y&uuml;k nimet olarak, Peygamberleri g&ouml;nderip imanı bildirdi. Havadaki oksijen miktarını y&uuml;zde 21 olarak sabit tutuyor. Bu nimetlerin kıymetlerini anlamalı, her nefeste ş&uuml;kretmelidir. G&ouml;rmek, işitmek ve s&ouml;ylemek nimetlerinin kıymetlerini de d&uuml;ş&uuml;nmelidir. Bu nimetler i&ccedil;in, gece g&uuml;nd&uuml;z durmadan hamdedilse karşılık yapılabilir mi? Lazım olan hamd ve ş&uuml;k&uuml;r yapılmadığı i&ccedil;in, bunları geri alıyor mu? Almıyor, affediyor. Hamd ve ş&uuml;k&uuml;r etmeyenlerin, hatta inkar edenlerin, d&uuml;nya nimetleri i&ccedil;inde, rahat ve mesut yaşadıkları, bazı sevilmişlerin de sıkıntılar &ccedil;ektikleri g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. İm&acirc;m-ı a&#39;zam hazretlerinin zindanda işkence yapılarak &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesi ve im&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretlerinin &uuml;&ccedil; oğlunun bir g&uuml;nde vefat etmeleri b&ouml;yledir. Bunlar bizi aldatmasın! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın af ve sabır sıfatları, diğer sıfatları gibi sonsuzdur. Bizim gibi cahiller, b&ouml;yle af ve merhamet sahibi Rabbimize karşı kusurlarımızı bilmeli, Ona karşı ş&uuml;k&uuml;rde hi&ccedil; kusur yapmamalı, emirlerine ve yasaklarına, yani İsl&acirc;miyete b&uuml;t&uuml;n gayretimiz ile sarılmalıyız.</p>

<p align="left"><strong>Sual: </strong>Bazı kimseler,&nbsp; kendilerine her nimetin sahibi Allah&uuml; tealadır deyince, itiraz edip ben kendim kazanıyorum, bana kimseden bir şey gelmiyor gibi s&ouml;zler s&ouml;yl&uuml;yorlar. B&ouml;ylelerine ne demelidir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İyice d&uuml;ş&uuml;nmeli ve anlamalıdır ki, herkese her nimeti g&ouml;nderen, yalnız Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Her şeyi var eden, ancak odur. Her varlığı, her an varlıkta durduran hep odur. Kullardaki &uuml;st&uuml;n ve iyi sıfatlar, onun l&uuml;tfu&nbsp;ve ihsanıdır. Hayatımız, aklımız, ilmimiz, g&uuml;c&uuml;m&uuml;z, g&ouml;rmemiz, işitmemiz, s&ouml;yleyebilmemiz, hep ondandır.</p>

<p>Saymakla bitirilemeyen &ccedil;eşitli nimetleri, iyilikleri g&ouml;nderen hep odur. İnsanları g&uuml;&ccedil;l&uuml;klerden, sıkıntılardan kurtaran, duaları kabul eden, dertleri, belaları gideren hep odur.</p>

<p>Rızıkları yaratan ve sahiplerine ulaştıran yalnız odur. İhsanı o kadar boldur ki, g&uuml;n&acirc;h işleyenlerin rızkını kesmiyor. G&uuml;nahları &ouml;rtmesi o kadar &ccedil;oktur ki, emrini dinlemeyen, yasaklarından sakınmayan azgınları, herkese rezil ve r&uuml;sva etmiyor ve namus perdelerini yırtmıyor.</p>

<p>Affı ve merhameti o kadar &ccedil;oktur ki, cezayı ve azabı hak edenlere azap&nbsp;vermekte acele etmiyor. Nimetlerini, ihsanlarını, dostlarına ve d&uuml;şmanlarına sa&ccedil;ıyor. Kimseden bir şey esirgemiyor.</p>

<p>B&uuml;t&uuml;n nimetlerinin en &uuml;st&uuml;n&uuml;, en kıymetlisi olarak da, doğru yolu, saadet ve kurtuluş yolunu g&ouml;steriyor. Yoldan sapmamak ve Cennete girmek i&ccedil;in teşvik buyuruyor. Cennetteki sonsuz nimetlere, bitmez, t&uuml;kenmez zevklere ve kendi rızasına, sevgisine kavuşabilmemiz i&ccedil;in, sevgili Peygamberine&nbsp;uymamızı emrediyor.</p>

<p>İşte, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın nimetleri g&uuml;neş gibi meydandadır. Başkalarından gelen iyilikler, yine ondan gelmektedir. Başkalarını vasıta kılan, onlara iyilik yapmak isteğini veren, onlara iyilik yapabilecek g&uuml;c&uuml;, kuvveti veren, yine odur. Bunun i&ccedil;in, her yerden, herkesten gelen nimetleri g&ouml;nderen hep odur.</p>

<p>Ondan başkasından iyilik, ihsan beklemek, emanet&ccedil;iden, emanet olarak bir şey istemeye ve fakirden sadaka istemeye benzer. Bu s&ouml;zlerin, yerinde ve doğru olduğunu, cahil olanlar da, &acirc;limler gibi, kalın kafalılar da, zeki, keskin g&ouml;r&uuml;şl&uuml; olanlar gibi bilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, anlatılanlar, meydanda olan, d&uuml;ş&uuml;nmeye bile l&uuml;zum olmayan bilgilerdir.</p>

<p>Bunun i&ccedil;in insanın, bu nimetleri g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, g&uuml;c&uuml; yettiği kadar ş&uuml;kretmesi, insanlık vazifesidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Nimetler ne zaman artar...</strong></p>

<p>Nimet, insana f&acirc;ideli olan, tatlı gelen şey demektir. İnsanların, sıhhatli, sağlam, rahat, neşeli yaşamalarına ve &acirc;hırette sonsuz sa&acirc;dete kavuşmalarına sebep olan f&acirc;ideli şeylere nimet denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &ccedil;ok merhametli olduğu i&ccedil;in, kullarına l&acirc;zım olan b&uuml;t&uuml;n nimetleri yarattı. Bunlardan nasıl istif&acirc;de edileceğini, nasıl kullanacağımızı, Peygamberleri ile g&ouml;nderdiği kitaplarında bildirdi. Bu bilgilere Din denir. M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n olsun veya olmasın, herhangi bir insan, bu kitaplara uygun yaşarsa, d&uuml;ny&acirc;da rahat ve huz&ucirc;r i&ccedil;inde olur.</p>

<p>Cen&acirc;b-ı Hak, b&uuml;t&uuml;n insanlara, sayılamayacak kadar &ccedil;ok nimet, iyilik vermiştir. Bunların en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; ve en kıymetlisi olarak da, Res&ucirc;ller ve Neb&icirc;ler g&ouml;ndererek, sa&acirc;det-i ebediyye yolunu g&ouml;stermesidir. Nimetin kıymeti bilinmeyince, hakkı g&ouml;zetilmeyince elden gider. Ş&uuml;kredilince ve hakkı g&ouml;zetilince elde kalır ve artar.</p>

<p>M&uuml;sl&uuml;manlık nimetlerinin ortadan kalkmasına sebep, bunların kıymetinin bilinmemesidir. Elimizden alan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın &acirc;det-i ilahiyesi ş&ouml;yledir ki, iyi işleri sevdiği kullarına, k&ouml;t&uuml; işleri d&uuml;şmanlarına yaptırır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Kur&#39;&#39;an-ı kerimde İbr&acirc;h&icirc;m s&ucirc;resinin 7. &acirc;yetinde me&acirc;len; (Ni&#39;&#39;metlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları arttırırım. Kıymetlerini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli az&acirc;b ederim) buyuruyor. Hadis-i şerifte de; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bazı kullarına d&uuml;ny&acirc;da &ccedil;ok nimet vermiştir. Bunları, kullarına f&acirc;ideli olmak i&ccedil;in yaratmıştır. Bu nimetleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kullarına dağıtırlarsa, nimetleri azalmaz. Bu nimetleri Allahın kullarına ulaştırmazlarsa, Allah nimetlerini bunlardan alır. Başkalarına verir) buyurulmaktadır.</p>

<p>Muhyidd&icirc;n ibni Arab&icirc; hazretleri de; &quot;K&ouml;t&uuml;l&uuml;k edene iyilik yapan kimse, nimetlerin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yapmış olur. İyilik edene k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapan kimse, k&uuml;fr&acirc;n-ı nimet etmiş olur&quot; buyurmaktadır.</p>

<p>İyiliğe ve nimete ş&uuml;k&uuml;r gerekir Her nimet i&ccedil;in de b&ouml;yledir. Ş&uuml;k&uuml;r etmek, o nimeti izin verildiği ve emredildiği yerde kullanmak demektir. Dil ile elhamd&uuml;lillah veya &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r demek ş&uuml;k&uuml;r etmek olmaz. Buna &quot;hamd&quot; denir. Hamd dil ile, ş&uuml;k&uuml;r beden ile yapılır. G&ouml;z nimetine ş&uuml;kretmek i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bak dediği yere bakılır, bakma dediği yere bakılmaz. İman nimetine ş&uuml;kretmek i&ccedil;in de, onu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın diğer kullarına ulaştırmak gerekir. Ama doğru imanı, yani ehl-i s&uuml;nnet itikadını... Her izzet ve her nimet, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, ihl&acirc;s ile it&acirc;at ve ib&acirc;det etmektedir. Her k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ve sıkıntı da, g&uuml;n&acirc;h işlemekten h&acirc;sıl olur. Herkese derd ve bel&acirc;, g&uuml;n&acirc;h yolundan gelir. Rahat ve huz&ucirc;r da, it&acirc;at yolundan gelmektedir. Kavuştuğumuz her nimet, hep Hakka &icirc;m&acirc;nın h&acirc;sıl ettiği kardeşliğin net&icirc;cesi ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın merhameti ve ihs&acirc;nıdır. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z her mus&icirc;bet ve fel&acirc;ket de, hep kızgınlığın, nefretin ve d&uuml;şmanlığın net&icirc;cesidir. Bunlar ise, hakkı tanımamanın, zul&uuml;m ve haksızlık etmenin cez&acirc;sıdır. İyilik yapana teşekk&uuml;r edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık &icirc;c&acirc;bıdır. İyilik edenlere h&uuml;rmet edilir. Nimet s&acirc;hipleri, b&uuml;y&uuml;k bilinir. O h&acirc;lde, her nimetin hak&icirc;k&icirc; s&acirc;hibi olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ş&uuml;kretmek, insanlık &icirc;c&acirc;bıdır. Aklın l&uuml;z&ucirc;m g&ouml;sterdiği bir vaz&icirc;fe, bir bor&ccedil;tur. İyilik edene teşekk&uuml;r l&acirc;zım olduğunu akıl da, İsl&acirc;miyyet de g&ouml;stermektedir. Ş&uuml;kr&uuml;n derecesi, gelen nimetlerin mikt&acirc;rına bağlıdır. Nimet, ne kadar &ccedil;ok ise, ş&uuml;kretmek l&uuml;z&ucirc;mu da &ccedil;ok olur. Unutmamak lazımdır ki, her nimet, k&uuml;lfet muk&acirc;bilidir. Had&icirc;s-i şer&icirc;fte; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir nimet vermesini ve bunun dev&acirc;mlı olmasını isteyen, &#39;&#39;L&acirc; havle vel&acirc; kuvvete ill&acirc; billah&#39;&#39;ı &ccedil;ok okusun!) buyuruldu. Bir g&uuml;n Res&ucirc;lullah efendimizden &#39;&#39;du&acirc;ların efdali hangisidir?&#39;&#39; diye sorulunca; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan &acirc;fiyet isteyiniz. İm&acirc;ndan sonra, &acirc;fiyetten daha b&uuml;y&uuml;k nimet yoktur) buyurdu. M&uuml;sl&uuml;manlar, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya tevekk&uuml;l eder. Tevekk&uuml;l, &ccedil;alışmadan yatıp beklemek değildir. Tevekk&uuml;l, &ccedil;alışıp sebebine yapışıp, o sebebin tesirini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan beklemektir. &Ccedil;alışmadan bana ver yarabbi denmez. Namaz kılmadan, yarabbi g&uuml;nahlarımı affet demeye benzer. &Ccedil;alışmayıp herkese muhta&ccedil; kalanların, dini ve aklı noksan olur.</p>

<p>İhtiy&acirc;rlık herkese nas&icirc;b olmaz İyi sebebe yapışan iyi netice alır. &Ccedil;alışırken netice alamazsak, kabahati kendimizde aramalıyız. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki: &quot;Biz kuluz. S&acirc;hibimizin emrindeyiz. Başı boş değiliz. Her istediğimizi yapmaya serbest değiliz. İyi d&uuml;ş&uuml;nelim! Uzağı g&ouml;ren akıl s&acirc;hibi olalım! Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; utanmaktan, pişm&acirc;n olmaktan başka, ele birşey ge&ccedil;mez. Gen&ccedil;lik &ccedil;ağı, kazanc zam&acirc;nıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden ka&ccedil;ırmaz. İhtiy&acirc;rlık herkese nas&icirc;b olmaz. Nas&icirc;b olsa da, rahat, elverişli vakit ele ge&ccedil;mez. Vakit de bulunsa, kuvvetsizlik, h&acirc;lsizlik zam&acirc;nında, yarar iş yapılamaz. Bug&uuml;n, her vaziyet elverişli iken, ananın babanın varlığı b&uuml;y&uuml;k nimet iken, ge&ccedil;im derdi olmayıp fırsat elde iken, g&uuml;&ccedil; kuvvet yerinde iken, hangi &ouml;z&uuml;r ile, hangi sebeple, bug&uuml;n&uuml;n işi yarına bırakılabilir? Peygamber efendimiz; (Yarın yaparım diyen hel&acirc;k oldu, ziy&acirc;n etti) buyurdu. Eğer d&uuml;ny&acirc; işlerini yarına bırakırsan ve bug&uuml;n hep &acirc;hıret işlerini yaparsan g&uuml;zel olur. Fakat, bunun aksini yaparsan &ccedil;ok &ccedil;irkin olur.&quot;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1295]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 12:18:10 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Tatlı dil ve güler yüzün önemi]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> G&uuml;ler y&uuml;z ve tatlı dilin &ouml;nemi hakkında bilgi verir misiniz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:<br />
<br />
M&uuml;sl&uuml;man g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;, m&uuml;nafık asık suratlı olur.<br />
Tebess&uuml;m, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni &uuml;zmez.<br />
<br />
Huzurun anahtarı tebess&uuml;md&uuml;r.<br />
Tebess&uuml;m edemeyen zavallıdır.<br />
Tebess&uuml;m ateşinde erimeyen maden bulunmaz.<br />
<br />
G&uuml;l&uuml;msemesini bilmek, iki cihan mutluluğuna sebep olur.<br />
İslamiyet, sevgi, g&uuml;ler y&uuml;z, tatlı s&ouml;z, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k ve iyilik dinidir.<br />
Dostlara doğru s&ouml;ylemeli, d&uuml;şmanları g&uuml;ler y&uuml;zle ve tatlı dil ile idare etmelidir.<br />
<br />
Başarının sırrı, g&uuml;ler y&uuml;z, tatlı dil ve g&uuml;zel siyasettir. G&uuml;zel siyaset, herkesin memnun olması demektir.<br />
<br />
D&uuml;şmanınıza iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana g&uuml;ler y&uuml;z g&ouml;sterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz.<br />
<br />
Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, g&uuml;zel ahlakı, g&uuml;ler y&uuml;z&uuml;, c&ouml;mertliği, m&uuml;nakaşa etmemesi, &ouml;z&uuml;rleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır.<br />
<br />
G&uuml;zel ahlaklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah i&ccedil;in sever, Allah i&ccedil;in buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. G&uuml;zel ahlaklı bir zata, k&ouml;t&uuml; huylu hanımı ile nasıl iyi ge&ccedil;indiği sorulunca, (İyi huylu ile herkes ge&ccedil;inir. Marifet k&ouml;t&uuml; huylu ile ge&ccedil;inebilmektir. Onun k&ouml;t&uuml; huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır) dedi.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(M&uuml;min kardeşinin yanında suratı asık durana melekler lanet eder.) </b>[Hatib]<br />
<br />
<b>(İyiliği, g&uuml;zel y&uuml;zl&uuml; kimselerden talep ediniz.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min kardeşinin y&uuml;z&uuml;ne tebess&uuml;m etmek sadakadır.) </b>[C. Sagir]<br />
<br />
<b>(Din kardeşine g&uuml;ler y&uuml;z g&ouml;stermek, iyi şeyler &ouml;ğretmek, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmasını &ouml;nlemek birer sadakadır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. G&uuml;ler y&uuml;z ve tatlı dil ile, g&uuml;zel ahlakla memnun etmeye &ccedil;alışınız!) </b>[Hakim]<br />
<br />
<b>(Selam verirken g&uuml;l&uuml;mseyen, sadaka sevabına kavuşur.) </b>[İ.E.d&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Hayrı, iyiliği, g&uuml;zel y&uuml;zl&uuml;lerin yanında arayınız!) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(Huyu ve y&uuml;z&uuml; g&uuml;zel olan d&uuml;nya, ahiret iyiliğine kavuşur.) </b>[İbni Şahin]<br />
<br />
<b>G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olmak</b><br />
<b>Sual:</b> <b>(M&uuml;sl&uuml;man g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; ve tatlı dilli olur)</b> hadisine g&ouml;re, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;, tatlı dilli olmak sadece hemcinse karşı mı olmalı, yoksa namahremlere karşı da olması caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hemcinse ve mahremlerimize karşı g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; ve tatlı dilli olmak gerekir. Karşı cinsle yumuşak konuşmak ve ona g&uuml;l&uuml;msemek &ccedil;ok yanlıştır. Hatt&acirc; onun y&uuml;z&uuml;ne karşı dua etmek, Allah razı olsun demek bile yanlıştır. Namahremin y&uuml;z&uuml;ne karşı dua etmek yasak olduğu i&ccedil;in ona selam vermek de yasaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; selam da duadır. Birine g&uuml;ler y&uuml;z, tatlı dil g&ouml;sterip dua edersek, karşımızdaki ister istemez, (Galiba bu beni seviyor ki b&ouml;yle davranıyor) der. Art niyetsiz, sırf Allah rızası i&ccedil;in sevilse bile, zamanla bu sevgi gayrimeşru sevgiye sebep olabilir. Bunun i&ccedil;in dinimiz, karşı cinse yani namahreme karşı ciddi olmayı emrediyor. İhtiya&ccedil;sız konuşmayı, y&uuml;z&uuml;ne karşı dua etmeyi, hatt&acirc; selam vermeyi bile yasaklıyor.</p>

<p><strong>Sual: Bir M&uuml;sl&uuml;man, M&uuml;sl&uuml;man olsun olmasın diğer insanlara karşı nasıl davranmalıdır?<br />
Cevap:</strong> Dosta, d&uuml;şmana, M&uuml;sl&uuml;mana, gayr-i m&uuml;slime, bidat sahiplerinden başka, herkese, tatlı dil ve g&uuml;ler y&uuml;z g&ouml;stermelidir. İnsanlara yapılacak en faydalı ihsan, en kıymetli hediye, tatlı dil ve g&uuml;ler y&uuml;zd&uuml;r. İneğe tapanları g&ouml;r&uuml;nce, ineğin ağzına saman vererek, d&uuml;şman olmalarına mani olmalıdır. Kimse ile m&uuml;nakaşa etmemelidir. M&uuml;nakaşa, dostluğu azaltır, d&uuml;şmanlığı arttırır. Kimseye kızmamalıdır. Kızmak, sinir ve kalp hastalığı yapar. Hadis-i şerifte; <strong>(Gadab etme!)</strong> kızma buyuruldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yumuşak ve m&uuml;l&acirc;yim olan kazanır</strong></p>

<p>İnsan davranışlarında sertlik, iticilik ve korkuyu, yumuşaklık ise, sıcaklığı, şefkati, merhameti ve sevgiyi doğurur. Korkutarak elde edilen başarı, yıkılmaya, sevgi ile elde edilen muvaffakiyet ise, artmaya, b&uuml;y&uuml;meye mahkumdur. Bunun i&ccedil;in Res&ucirc;lullah efendimiz: (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ref&icirc;ktir. Yumuşaklığı sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri yumuşak davrananlara ihs&acirc;n eder. Başkalarına vermez) buyurmuşlardır. Enes bin M&acirc;lik hazretleri, &quot;Res&ucirc;lullah efendimize on sene hizmet ettim. Bu zaman i&ccedil;inde bana incindiğini, sert s&ouml;ylediğini hi&ccedil; g&ouml;rmedim&quot; buyurmuştur. Peygamber efendimizin bu g&uuml;zel h&acirc;li, &Acirc;l-i imr&acirc;n s&ucirc;resinin 159. &acirc;yetinde me&acirc;len:</p>

<p>(Yanında bulunanlara yumuşaklık ve tatlılıkla mu&acirc;mele etmen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sana bir kerem ve rahmetidir. Eğer k&ouml;t&uuml; ahl&acirc;klı olup, sert davransaydın etr&acirc;fındakiler dağılırlardı) buyurularak &ouml;v&uuml;lmektedir. &Ccedil;elebi Cem&acirc;ledd&icirc;n Efendi, hi&ccedil; kızmaz, dostuna, d&uuml;şmanına aynı mu&acirc;melede bulunurdu. Onun bu geniş m&uuml;s&acirc;mahak&acirc;r h&acirc;lini anlayamayanlar;</p>

<p>-Bu kadar yumuşaklığın, insanlara karşı bu kadar tahamm&uuml;l ve sabır g&ouml;stermenin m&acirc;n&acirc;sı nedir? Diye su&acirc;l ettiklerinde; -Hilm, yumuşaklık kılıcı, demir kılı&ccedil;tan, hatt&acirc; y&uuml;z zafere sebep olan kılı&ccedil;tan daha keskindir, diye cevap vermişlerdir.</p>

<p>İyi ge&ccedil;inmek v&acirc;cibdir... İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri de buyuruyor ki: &quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapmak ve yasaklarından ka&ccedil;mak l&acirc;zım olduğu gibi, insanların haklarını &ouml;demek ve onlarla iyi ge&ccedil;inmek de l&acirc;zımdır. (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini b&uuml;y&uuml;k bilmek ve O&#39;&#39;nun yarattıklarına acımak l&acirc;zımdır) had&icirc;s-i şer&icirc;fi, bu iki hakkı yerine getirmenin l&acirc;zım olduğunu g&ouml;stermektedir. Bu iki haktan yalnız birini g&ouml;zetmek kusur olur. Bundan anlaşılıyor ki, insanlardan gelen sıkıntılara katlanmak l&acirc;zımdır. Onlarla iyi ge&ccedil;inmek v&acirc;cibdir. Kızmak iyi olmaz. Sert davranmak yakışmaz.&quot; Hazret-i Hasen ile hazret-i H&uuml;seyin bir g&uuml;n &ccedil;&ouml;lde gidiyorlardı. Bir ihtiy&acirc;rın abdest aldığını g&ouml;rd&uuml;ler. Adamcağız abdesti doğru almıyor, şartlarına uymuyordu. Yaşlı olduğu i&ccedil;in, b&ouml;yle abdest sah&icirc;h olmaz demeye de sıkıldılar. Yanına giderek; -Efendim, biz iki kardeş, birbirimizden daha iyi abdest aldığımızı s&ouml;yl&uuml;yoruz fakat buna bir karar veremiyoruz. Biz bir abdest alalım. Siz de hangimizin haklı olduğunu bize bildirin olur mu dediler. Adamcağız bu teklifi kabul edince, &ouml;nce hazret-i Hasen, sonra da hazret-i H&uuml;seyin g&uuml;zel bir abdest aldılar. İhtiy&acirc;r, bunlara dikkatle bakıyordu ve sonunda; -Evl&acirc;tlarım! Abdest almasını şimdi ben sizden &ouml;ğrendim meğer yanlış alan benmişim demiştir.</p>

<p>İbr&acirc;h&icirc;m aleyhissel&acirc;m, bir g&uuml;n 200 mec&ucirc;s&icirc;ye ziy&acirc;fet vermişti. Ziy&acirc;fetten memnun kalan Mec&ucirc;s&icirc; topluluğu, İbr&acirc;him aleyhissel&acirc;ma; -Bize ne emredersen yapalım dediler. İbr&acirc;h&icirc;m aleyhissel&acirc;m da; -Sizden bir dileğim var, buyurdu.</p>

<p>-O nedir? dediklerinde,</p>

<p>-Benim Rabbime bir kere secde etmenizi istiyorum dedi. Kendi aralarında m&uuml;zakere ettiler ve; &quot;Bu ihtiy&acirc;rın ihs&acirc;nları, ziy&acirc;fetleri meşh&ucirc;rdur. Bunu kırmayıp, bunun Rabbine bir kere secde eder, sonra gidip yine tanrılarımıza tapınırız. Bir zararı olmaz&quot; diye karar verip secdeye gittiler. Onlar secdede iken, İbr&acirc;him aleyhissel&acirc;m; (Y&acirc; Rabb&icirc;! G&uuml;c&uuml;m&uuml;n yettiği bu kadar! Daha fazlasını yaptırmak benim elimden gelmiyor. Bunları hid&acirc;yete, sa&acirc;dete kavuşturmak, ancak senin kudretindedir. Bunlara iman nas&icirc;b eyle!) diye dua etti ve du&acirc;sı kab&ucirc;l olup, hepsi iman ettiler.</p>

<p>G&uuml;neş mi g&uuml;&ccedil;l&uuml; r&uuml;zg&acirc;r mı? İnsanlara karşı sert veya yumuşak davranılması konusunda ş&ouml;yle bir hik&acirc;ye anlatılır:</p>

<p>R&uuml;zg&acirc;rla G&uuml;neş, hangisinin daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;, kudretli olduğu &uuml;zerinde konuşurlar. R&uuml;zg&acirc;r, g&uuml;c&uuml;ne g&uuml;venip; &quot;Ben senden kudretliyim&quot;, G&uuml;neş de; &quot;Her zaman kaba kuvvet işe yaramaz&quot; der. Sonunda tecr&uuml;be etmeye karar verirler.</p>

<p>R&uuml;zg&acirc;r G&uuml;neşe, &quot;Senden daha kudretli olduğumu şimdi sana g&ouml;stereceğim. Bak şu ihtiyarın paltosunu sırtından nasıl &ccedil;ıkartacağım, g&ouml;r!&quot; der.</p>

<p>R&uuml;zg&acirc;r kuvvetle esmeye başlar. İhtiyar, a&ccedil;ılan paltosunun iki yakasını hemen elleri ile sıkıca tutar. R&uuml;zg&acirc;r, paltoyu sırtından bu h&acirc;liyle atamayacağını anlayınca, fırtınaya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r, ama ihtiyar paltosuna daha &ccedil;ok sarılır. İşi sağlama almak i&ccedil;in de d&uuml;ğmelerini iyice ilikler. Bunun &uuml;zerine G&uuml;neş, &quot;Sen beceremedin, bak şimdi ben g&uuml;zellikle, tatlılıkla ihtiyarın paltosunu şimdi nasıl &ccedil;ıkarttıracağım, g&ouml;r&quot; der. Saklandığı bulutun arkasından &ccedil;ıkan g&uuml;neş, bir g&uuml;l&uuml;msemeyle, tatlı bir sıcaklıkla ortalığı ısıtıverir. İhtiyar terlemeye başlar, sonunda kendiliğinden paltosunu &ccedil;ıkarır, neşe i&ccedil;inde yoluna devam eder... G&uuml;neş r&uuml;zg&acirc;ra d&ouml;nerek, &quot;G&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Tebess&uuml;m, sıcak ilgi, nez&acirc;ket ve dostluk, sertlikten kudretlidir. Ger&ccedil;ekte kuvvetli olmak, insanlara bir işi zorla yaptırmak değil, kendiliğinden yapacak h&acirc;le getirmektir&quot; der.</p>

<p>İs&acirc; aleyhissel&acirc;m, bir g&uuml;n hav&acirc;rileriyle beraber Yah&ucirc;d&icirc;lerin yanından ge&ccedil;iyordu. Oradakiler, kendisine &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; şeyler s&ouml;ylediler. Bu s&ouml;zlere rağmen onlara iyi ve tatlı cevaplar verdi. Yanındakiler;</p>

<p>-Onlar, sana k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapıyor, sen ise onlara iyi şeyler s&ouml;yl&uuml;yorsun dediklerinde, buyurur ki: -Herkes, başkasına, yanında bulunandan verir!..</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1298]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 23:07:52 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Kibrin dindeki yeri]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Kibrin dindeki yeri nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kibir, kendisini başkasından &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<b>(Kibir, hakka, razı olmamak ve insanları k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmektir.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
Fudayl bin Iyad hazretleri, (Tevazu, ister cahilden, ister<b> </b>&ccedil;ocuktan duyulsa da hakkı teredd&uuml;ts&uuml;z kabul etmektir) buyuruyor. Kabul edemeyen kibirlidir. Kibirli, kendini başkasından &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmekle, kalbi rahat eder. Burada başkasını d&uuml;ş&uuml;nmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir.<br />
<br />
Kibir, k&ouml;t&uuml; huydur, haramdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı unutmanın alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n anahtarıdır.<br />
<br />
İki &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Cehennem, kibirliler i&ccedil;in ne &ccedil;irkin ve ne k&ouml;t&uuml; bir yerdir.) </b>[Nahl 29]<br />
<br />
<b>(Allah, kibredenleri sevmez.)</b> [Nahl 23]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
<b>(En şerliniz, katı kalbli ve kibirli olandır.) </b>[İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Kibirli, ahirette Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı gazaplı bulur.) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kibirliyi al&ccedil;altır, tevazu sahibini y&uuml;kseltir.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Kibirli, Cehennemin en derin ve azabı en şiddetli olan Bolis &ccedil;ukuruna atılır.)</b> [İslam Ahlakı]<br />
<br />
<b>(Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez.) </b>[M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Yiyin, i&ccedil;in, giyinin ve sadaka verin, fakat israftan ve kibirden sakının.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Hazret-i Nuh, &ouml;l&uuml;rken &ccedil;ocuklarına, &ldquo;Şirk ile kibirden &ccedil;ok sakının&rdquo; buyurdu.) </b>[Hakim]<br />
<br />
<b>(Kibir, İblisi Hazret-i &Acirc;dem&rsquo;e doğru secde ettirmemiştir.) </b>[İ. Asakir]<br />
<br />
<b>(Kibirliler kıyamette zerre gibi ayak altında kalır. Herkes onları &ccedil;iğner.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın buğzettiği &uuml;&ccedil; kimse: Z&acirc;ni ihtiyar, kibirli fakir ve zalim lider.) </b>[Tirmizi, Nesai]<br />
<br />
<b>(Kibir, her g&uuml;zelliğin, </b>[her iyiliğin, her nimetin] <b>&acirc;fetidir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Kibirli fakire şiddetli azap vardır.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Cehennem, kibirsiz olan m&uuml;sl&uuml;mana haram olur.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Kendisine el pen&ccedil;e divan durulmasını isteyen Cehenneme hazırlansın!) </b>[İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Kibir, hıyanet ve bor&ccedil;tan temiz olarak &ouml;lenin gideceği yer Cennettir.) </b>[Nesai]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki: Kibriya ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı hi&ccedil; acımadan Cehenneme atarım.) </b>[M&uuml;slim]<br />
<br />
Kibir, diğer g&uuml;nahlardan ni&ccedil;in daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kibir, yani b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k ancak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya mahsus iken, kulun kibirlenmesi, bir k&ouml;lenin h&uuml;k&uuml;mdarın tacını başına ge&ccedil;irerek onun tahtında oturup h&uuml;kmetmesine benzer. H&uuml;k&uuml;mdarın bir emrini yapmayarak su&ccedil; işlemekle, h&uuml;k&uuml;mdarlığına sahip &ccedil;ıkmak arasında elbette b&uuml;y&uuml;k fark vardır. İşte kibirlenmek, Allah&rsquo;ın emrini yapmamak gibi bir su&ccedil; değil, bizzat ilah olmak gibi b&uuml;y&uuml;k su&ccedil; oluyor.<br />
<br />
Bu su&ccedil;un biraz daha aşağısı ilahlığa ortak olmaktır. H&uuml;k&uuml;mdarın maiyetine hakaret eden, onlara &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslayan ve onları kendi idaresine almak isteyen kimse, bir noktada h&uuml;k&uuml;mdara ortak olmuş sayılır. Her ne kadar bunun tahtına oturmak gibi değilse de ona yakındır. B&uuml;t&uuml;n yaratıklar, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kullarıdır. Bunlar &uuml;zerinde b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k, hakimiyet, yalnız Ona mahsustur. İnsanlara bu şekilde kibirlenen, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ortak olmuş sayılır.<br />
<br />
Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hi&ccedil; kibredebilir mi? İnsan aşağılığını, acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmek mecburiyetindedir. Bunun i&ccedil;in her an her yerde aczini g&ouml;stermesi, tevazu &uuml;zere bulunması gerekir. B&uuml;y&uuml;klenerek ben demek feyz ve bereketi keser.<br />
<br />
Hazret-i Ebu Bekir buyuruyor ki:<br />
Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa d&ouml;necek olan bir varlığın kibirlenmesi, bug&uuml;n var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır.<br />
<br />
<b>Kibirli hakkı kabul etmez</b><br />
Asıl d&uuml;şman i&ccedil;erdedir, bu da nefsimizdir. En b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şman, insanın nefsidir. Nefsinin arzularına t&acirc;bi olanın, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya kul olması zordur. Nefs daima k&ouml;t&uuml; şeyleri ister. Haram işlemek nefse esir olmayı g&ouml;sterir. Nefs, b&uuml;t&uuml;n iyiliklerden s&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş, sadece b&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin bulunduğu en ahmak yaratıktır. Nefs bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k deposudur. Kendini iyi zanneder, halbuki s&uuml;per cahildir. Her istediği aleyhinedir. Gıdası haramlardır. Asıl arzusu ilah olmaktır.<br />
<br />
<b>Tatmin olmaz k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yaptırmakla,<br />
Rahat bulur kendine taptırmakla. </b><br />
<br />
B&uuml;y&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k herkeste nefs vardır. Hi&ccedil; kimse emir almak istemez. K&uuml;&ccedil;&uuml;k diye, &ccedil;ocuk diye ge&ccedil;memeli, onun gururu ile oynamamalı. Ankara&rsquo;ya yeğenimi ziyarete gitmiştim. Yeğenimin 2-3 yaşlarındaki kızının ayakları &ccedil;ıplaktı. Bir ayağı betonda bir ayağı halının &uuml;zerindeydi. Ona, betona basma, &ouml;teki ayağını da halının &uuml;st&uuml;ne koy dedim. Sen bana ne karışıyorsun, ben k&acirc;rımı zararımı bilmez miyim der gibi, bana ters ters baktı. Sonra hışımla, inatla halıdaki ayağını kaldırıp betondaki &ouml;teki ayağının yanına sert&ccedil;e koydu. &Ccedil;ocuk olduğu i&ccedil;in tepkisini gizleyemedi. B&uuml;y&uuml;kler de aynen o tepkiyi g&ouml;steriyorlar, fakat ayıplanacağız diye tepkilerini belli etmemeye &ccedil;alışıyorlar. Bir arkadaş anlattı: Kime sabah namazına gel dediysem herkes bir mazeret buldu, inşallah geliriz diyen kimse &ccedil;ıkmadı. Kimisi, (Sen yatsıya gelmiyorsun biz de sabaha, sen &ouml;nce kendine bak. Hem biz evde &ccedil;oluk &ccedil;ocukla cemaat yapıyoruz) dedi.<br />
<br />
Halbuki haklı bile olsalar, ge&ccedil;erli bir mazeretleri bulunsa bile, tepki g&ouml;stermemeleri gerekirdi. Doğru s&ouml;z kimden gelirse gelsin inat etmeden kabul etmek gerekirdi. Mazeretinden dolayı gelemiyorsa, (İnşallah) da denemez miydi? Nefs, kibir hepimizde mevcuttur. Bunu azaltmaya &ccedil;alışmamız lazımdır. Dinin her emrine uymakta ve yasak ettiği her şeyden ka&ccedil;makta mutlaka nefsi kırma payı vardır. Buna riyazet ve m&uuml;cahede denir. <b>Riyazet</b>, nefsin arzularını [haram ve mekruhları] yapmamaktır. <b>M&uuml;cahede</b>, nefsin istemediği şeyleri [ibadetleri] yapmak demektir.<br />
<br />
Kibir, şirkin kardeşidir. Kibir taşıyan kafada, akıl bulunmaz. Nefsi aradan &ccedil;ekmeli, kendimizi beğenmemeliyiz, kendimizden iğrenmeliyiz, kendinden tiksinmeyen kurtulamaz.<br />
<br />
Bir kimseye emri maruf yapınca, Allah&rsquo;tan kork şunu yap, şunu yapma denince, eğer kabul etmezse o kişi nefsine mağlup olmuş demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;tan kork diyene, sen &ouml;nce kendine bak diyeni Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sevmez.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
Hakkı, doğruyu kim s&ouml;ylerse s&ouml;ylesin kabul etmek gerekir. Doğru olan bir şeyi kabul etmemeye inat denir. İnat, karşımızdakini aşağı g&ouml;rmek, ondan nefret etmek, ona d&uuml;şmanlık beslemek, haset etmek gibi sebeplerden ileri gelir. Hakkı, d&uuml;şmanımız da s&ouml;ylese kabul etmeliyiz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(K&uuml;&ccedil;&uuml;k, b&uuml;y&uuml;k, iyi k&ouml;t&uuml; veya hoşlanmadığın biri, hakkı s&ouml;ylerse, kabul et.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Bilmediği bir hususta inat edene, inadından vazge&ccedil;ene kadar Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; gazap eder.)</b> [İ.Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Kibirli, hakkı k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;r, ink&acirc;r eder, insanlara hakaret g&ouml;z&uuml; ile bakar.) </b>[İ.Gazali]<br />
<br />
<b>(M&uuml;sl&uuml;manı hakir g&ouml;rmek, kişiye k&ouml;t&uuml;l&uuml;k olarak yeter.) </b>[M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(Kendini beğenen helak olur.)</b> [Buhari]<br />
<br />
Abd&uuml;lkadir Geylani hazretleri de, (Kardeşinin yaptığı &ouml;ğ&uuml;d&uuml; kabul et. Ona itiraz etme) buyurdu.<br />
<br />
<b>Kendini Cennetlik, g&uuml;nahk&acirc;rı Cehennemlik bilmemeli<br />
Sual:</b> Bir M&uuml;sl&uuml;manın, kendini Cennetlik gibi, g&uuml;nahk&acirc;rları da Cehennemlik gibi g&ouml;rmesi doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;nahk&acirc;rları beğenmemelidir, fakat kendini g&uuml;nahk&acirc;rlardan &uuml;st&uuml;n de g&ouml;rmemelidir. Kendini Cennetlik, g&uuml;nahk&acirc;rı Cehennemlik bilmemelidir. Hatta k&acirc;fir i&ccedil;in bile b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmemelidir. K&acirc;fir, bir Kelime-i şehadet getirerek Cennetlik, kendisi bir s&ouml;z s&ouml;yliyerek Cehennemlik olabilir.<br />
<br />
İsrailoğullarından bir eşkıya, kırk yıl g&uuml;nah işler. Bir g&uuml;n Hazret-i İsa&rsquo;yı havarilerden biri ile giderken g&ouml;r&uuml;r. Yaptığı eşkıyalığa pişman olur. &quot;Ben bunlara katılayım&quot; diyerek peşlerine takılır. Havarinin yanına yaklaşır, &quot;Benim gibi bir eşkıyanın b&ouml;yle bir zatın yanında gitmesi uygun olur mu?&quot; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Havari de, &quot;Bu yol kesici nereden &ccedil;ıktı? Benimle nasıl gelir?&quot; diyerek ondan uzaklaşıp İsa aleyhisselama yaklaşır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Hazret-i İsa&#39;ya vahyeder ki:<br />
<b>(İkisine de s&ouml;yle! İkisinin de ge&ccedil;mişlerini mahvettim. Yeniden amele başlasınlar. Kendini beğendiği i&ccedil;in havarinin ibadetini mahvettim. Kendini aşağı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in de eşkıyanın g&uuml;nahlarını affettim.)</b><br />
<br />
Hazret-i İsa, durumu her ikisine de bildirir ve eşkıyayı havarileri arasına alır. (İ. Gazali)<br />
<br />
Amr bin Şeybe hazretleri anlatır:<br />
&ldquo;Mekke&rsquo;de Safa ile Merve arasında bulunuyorduk. Bir adamın katır &uuml;zerinde geldiğini, etrafındaki hizmet&ccedil;ilerin herkese karşı sert davrandıklarını, adamın heybet ve ihtişam i&ccedil;inde olduğunu g&ouml;rd&uuml;k. Aradan yıllar ge&ccedil;ti, deve &uuml;zerinde Bağdat&rsquo;a girdim. Orada başı a&ccedil;ık, yalınayak, uzun sa&ccedil;lı pejm&uuml;rde bir adam g&ouml;rd&uuml;m. Tanıyacak gibi oldum. Adam, kendine dikkatle bakışımın sebebini sordu. (Seni birine benzetiyorum) dedim ve kime benzettiğimi anlattım. Adam da, (İşte o g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n benim. Tevazu g&ouml;sterilmesi gereken yerde kibirlendim. Şimdi ise bu h&acirc;le d&uuml;şt&uuml;m) dedi.&rdquo;<br />
<br />
Bir kimse, biraz bilgiliyse, ibadet de yapıyorsa, kibirden zor kurtulur. Bilgisiz insanı, hayvan gibi g&ouml;r&uuml;r. Kendisi i&ccedil;in sevdiğini başkası i&ccedil;in sevemez. Hak ve hakikati başkalarından duysa kabul etmek istemez. Onların nasihatine, tavsiyesine uymayı nefsine yediremez.<br />
<br />
<b>Kendini &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmek<br />
Sual: </b>Mektubat&rsquo;ta, kendisini Frenk k&acirc;firinden aşağı g&ouml;rmek diye bir ifade var. Kendini Frenk k&acirc;firinden aşağı g&ouml;rmek ne demek? Bir de orada İmam-ı Rabbani hazretleri, (Sol tarafımdaki melek durmadan g&uuml;nahlarımı yazıyor; ama sağ tarafımdaki melek yirmi yıldır hi&ccedil;bir şey yazmıyor) buyuruyor. Bu ne demektir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
O b&uuml;y&uuml;klerde ruh ve nefs birbirinden o kadar ayrılmışlardır ki, onlar nefsi kendileri olarak g&ouml;r&uuml;rler. Nefiste hi&ccedil;bir iyilik yoktur; &ccedil;&uuml;nk&uuml; nefsin nihai hedefi g&uuml;nah işlete işlete insanı k&acirc;fir yapmaktır. Nefis, adeta k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin posasıdır. Sanki bademyağı ile posası gibidir. H&acirc;lbuki k&acirc;firlerde ruh &ouml;l&uuml;d&uuml;r; ama d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k, c&ouml;mertlik gibi iyi vasıflar vardır. O b&uuml;y&uuml;kler bundan dolayı kendi nefslerini o Frenk k&acirc;firinden &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmezler. Bundan dolayı da, sağ tarafındaki meleğin hi&ccedil; yazmadığını; sol tarafındaki meleğin ise devamlı yazdığını g&ouml;r&uuml;rler.<br />
<br />
<b>B&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manlara dua etmeli<br />
Sual:</b> Bende bir huy oluştu; karşımdaki kişinin f&acirc;sık, mezhepsiz, bid&rsquo;at ehli vs. olup olmadığına &ccedil;ok dikkat ediyorum. &Ouml;yle olunca da kendimi korumak i&ccedil;in araya mesafe koyuyorum. Bazen kibirlenirim diye de korkuyorum. Kibirlenmemek i&ccedil;in ne d&uuml;ş&uuml;nmek lazım?<br />
<b>CEVAP</b><br />
O İyi huy. Kibirlenmemek elde değil yani bundan kurtulmak &ccedil;ok zor. İnsanların h&acirc;li ortada. Bakıyorsunuz adam f&acirc;sık, yahut mezhepsiz bid&rsquo;at ehli. F&acirc;sık, mezhepsiz bid&rsquo;at ehli olmadığımız i&ccedil;in ister istemez elhamd&uuml;lillah ben değilim diyorsunuz.<br />
<br />
Kibirlenmemek i&ccedil;in, o bir g&uuml;n tevbe eder kurtulur da, Allah saklasın ben sapıtabilirim diyerek kendimizi ondan &uuml;st&uuml;n bilmemeliyiz. B&uuml;t&uuml;n m&uuml;sl&uuml;manların ehl-i s&uuml;nnet itikadına kavuşmaları, d&uuml;nya ve ahiret saadetine nail olmaları i&ccedil;in dua etmeliyiz.<br />
<br />
<b>B&uuml;y&uuml;kleri kalkarak karşılamalı<br />
Sual:</b> Hadis-i şerifte, bir kimse gelince, ayağa kalkmanın yasak olduğu bildiriliyormuş. Şimdi biri gelince ayağa kalkınca g&uuml;nah mı işliyoruz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hadis-i şerifleri herkes anlayamaz. Hadis-i şerifleri &acirc;limlerin a&ccedil;ıklaması ile okumalıdır! Evet hadis-i şeriflerde <b>(Haşimoğulları hari&ccedil; birbirinize ayağa kalkmayın!) </b>ve <b>(Hasan ve H&uuml;seyin ve onların s&uuml;lalesi </b>[Şerifler ve Seyyidler] <b>hari&ccedil;, Kureyşe ayağa kalkmayın!) </b>buyuruldu. Bu hadis-i şeriflerin a&ccedil;ıklamasında, İslam &acirc;limleri, (B&uuml;y&uuml;kler gelince kalkarak karşılamak m&uuml;stehaptır. Kendi gelince, kalkılmasını sevmek mekruhtur) buyuruyor. <b>(Redd-&uuml;l Muhtar)</b><br />
<br />
<b>Havalı meslekler</b><br />
<b>Sual:</b> Tanıdığım &ccedil;ok doktor var. Hemen hepsi kendini tanıtırken ben doktor falanca diyor. &Ccedil;ok yakından tanıdığım doktor arkadaşım bana bile, ben doktor falanca diyor. Bana mesaj ve mail yazarken de, yine altına Dr. falanca yazıyor. Avukat, m&uuml;hendis, &ouml;ğretmen niye unvanını b&ouml;yle kullanmıyor da, bu doktorlar kullanıyor? Acaba kibirden mi ileri geliyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Alışkanlıktan olabilir. Doktorluğundan bahsetmeyenler de vardır. Hepsi i&ccedil;in genel bir h&uuml;kme varmak yanlış olur. Emekli subaylardan da veya başka meslek sahiplerinden de unvanını kullanan &ccedil;ok oluyor. Hepsi i&ccedil;in kibirli demek doğru olmaz.<br />
<br />
<b>Pire i&ccedil;in yorgan yakmak</b><br />
<b>Sual: </b>&Ouml;fkelenen bir arkadaş, <em>(Benim kim olduğumu biliyor musun? Ben, falanca şehirli, filancayım, kancayı takarım, pire i&ccedil;in yorgan yakarım)</em> dedi. Bu, kibir alameti değil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, soyu ile, ırkı ile, memleketi ile, &ouml;fkesiyle &ouml;v&uuml;nmek doğru değildir. Peygamber efendimiz, soyu ile &ouml;v&uuml;nene buyurdu ki:<br />
<b>(İki kişi, Musa aleyhisselamın yanında atalarıyla &ouml;v&uuml;nerek tartıştılar. Biri, <em>&ldquo;Bana filan oğlu falan derler&rdquo;</em> diyerek, dokuz atasını saydı</b>. <b>Bunun &uuml;zerine Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Musa aleyhisselama vahiy g&ouml;nderip, &ldquo;O &ouml;v&uuml;nenin dokuz ceddi Cehennemdedir, o da onuncusudur&rdquo;</b> <b>buyurdu.)</b> [İhya]<br />
<br />
İki hadis-i şerif de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Dedelerinizle gururlanmayın! Dedeleriyle &ouml;v&uuml;nmeyi terk etmeyen, Allah nezdinde, pislik b&ouml;ceklerinden daha değersiz olur.) </b>[Tirmiz&icirc;]<br />
<br />
<b>(İzzet ve şeref kazanmak i&ccedil;in, dokuz dedesini sayan, Cehennemde onların onuncusu olur.)</b> [İ. Ahmed]<br />
<br />
<em>(Pire i&ccedil;in yorgan yakarım)</em> demek de &ccedil;ok yanlıştır. M&uuml;sl&uuml;man, ceza verecekse bire bir verir. Bire iki veya daha &ccedil;ok ceza verirse zul&uuml;m olur. Zul&uuml;mle ve yanlışla &ouml;v&uuml;nmek M&uuml;sl&uuml;mana yakışmaz. Pire y&uuml;z&uuml;nden, su&ccedil;suz yorganı yakmak akıllının işi değildir. &Ouml;fkesini yenemeyen, kibirli kişinin işidir.</p>

<p align="left"><strong>Kendine</strong> <strong>kıymet</strong> <strong>verenin,</strong> <strong>kıymeti</strong> <strong>olmaz<br />
Sual: Bazı kimseler, hep kendinden bahsedilsin, kendisi &ouml;v&uuml;ls&uuml;n, kendisi &ouml;nde olsun ister. B&ouml;yle kendine kıymet vererek &ouml;nde olmayı istemek, dinimizce doğru mudur?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> <strong>Tekebb&uuml;r</strong>, kibir sahibi olma, kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;sterme anlamındadır. <strong>M&uuml;tekebbir</strong> ise; kibirlenen, kendini beğenen demektir. Tekebb&uuml;r etmek haramdır. Tekebb&uuml;r, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir sıfatıdır, Kibir ve Kibriya sıfatı, ona mahsustur. Hadis-i kudside;<br />
<strong>(Azamet ve kibriya bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, &ccedil;ok acı azap ederim)</strong> buyuruldu.</p>

<p align="left">İnsan, nefsini ne kadar aşağılarsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; indinde kıymeti o kadar y&uuml;kselir. Kendine kıymet verenin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; katında kıymeti olmaz. Kibrin zararını bilmeyen kimse i&ccedil;in &acirc;lim demek, yalan olur. İnsanın ilmi arttık&ccedil;a, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkması artar, g&uuml;nah işlemeye cesaret edemez. Bunun i&ccedil;in, Peygamberler aleyhim&uuml;ssel&acirc;m, tevazu sahibi idiler. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan &ccedil;ok korkarlardı, kendilerinde kibir ve ucub gibi k&ouml;t&uuml; huylar hi&ccedil; yoktu. K&uuml;&ccedil;&uuml;klere, fasıklara ve facirlere karşı da kibirli olmamalıdır. Yalnız, tekebb&uuml;r sahibine karşı tekebb&uuml;r etmek lazımdır. Bir &acirc;lim, cahili g&ouml;r&uuml;nce, &ldquo;bu, bilmediği i&ccedil;in g&uuml;nah işliyor, ben ise, bilerek işliyorum&rdquo; demelidir. Bir &acirc;limi g&ouml;r&uuml;nce, &ldquo;bu benden daha &ccedil;ok biliyor ve ilminin hakkını veriyor, ihlas ile amel yapıyor, ben b&ouml;yle değilim&rdquo; demelidir. Kendinden daha yaşlı bir kimseyi g&ouml;r&uuml;nce, &ldquo;bu benden daha &ccedil;ok ibadet etti&rdquo; demelidir. Gen&ccedil;leri g&ouml;r&uuml;nce, &ldquo;bunların g&uuml;nahı az, benim g&uuml;nahlarım &ccedil;ok&rdquo; demelidir. Kendi yaşındakileri g&ouml;r&uuml;nce, &ldquo;g&uuml;nahlarımı biliyorum, onun ne yaptığını bilmiyorum, bilinen k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri tahkir etmek lazımdır&rdquo; demelidir. Bir bidat sahibini veya k&acirc;firi g&ouml;r&uuml;nce, &ldquo;insanın h&acirc;li son nefeste belli olur, acaba benim h&acirc;lim ne olacak&rdquo; demeli, bunlara da tekebb&uuml;r etmemelidir. Fakat, bunları sevmemelidir.</p>

<p><strong>Sual: Din bilgileri &ouml;ğrendiği, kendini din adamı olarak tanıttığı halde, kendini beğenen, kibirli olanlar oluyor. B&ouml;yle kibirli olanların, bu halden kurtulması m&uuml;mk&uuml;n değil midir?<br />
Cevap:</strong> Kibre sebep olan ilmin ilacı iki şeyi bilmekle olur:<br />
Birincisi, ilmin kıymetli, şerefli olması, salih, iyi niyete bağlıdır. İlmi, cehaletten ve nefsinin hevasından kurtulmak i&ccedil;in &ouml;ğrenmek lazımdır. İmam olmak, m&uuml;ft&uuml; olmak, din adamı tanınmak, herkesten &uuml;st&uuml;n olmak i&ccedil;in &ouml;ğrenmemek lazımdır.</p>

<p>İkincisi, ilmi ile amel etmek ve başkalarına &ouml;ğretmek ve bunları ihlas ile yapmak lazımdır. Amel ve ihlas ile olmayan ilim zararlıdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Allah i&ccedil;in olmayan ilmin sahibi Cehennemde ateşler &uuml;zerine oturtulacaktır)</strong> buyuruldu.</p>

<p>Mal, mevki ve ş&ouml;hret i&ccedil;in ilim sahibi olmak b&ouml;yledir. D&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in ilim &ouml;ğrenmek, yani dini d&uuml;nyaya vesile etmek, altın kaşıkla necaset yemeye benzer. Dini d&uuml;nya kazancına alet edenler, din hırsızlarıdır. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Din bilgilerini d&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in edinenler, Cennetin kokusunu duymayacaklardır)</strong> buyuruldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kibriy&acirc; Allah&#39;a mahsustur...</strong></p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kullarına g&ouml;nderdiği kitapların hepsinde, kibri ve gururlanmayı k&ouml;t&uuml;lemiş ve yasak etmiştir. Nahl s&ucirc;resinin 23. &acirc;yetinde me&acirc;len:</p>

<p>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kibirli olanları elbette sevmez!) buyurulmaktadır.</p>

<p>Peygamber efendimiz de, bir had&icirc;s-i şer&icirc;flerinde; (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete girmeyecektir) buyurmuşlardır. İsl&acirc;m &acirc;limleri buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ilim, kudret gibi b&uuml;t&uuml;n sıfatlarından kullarına biraz ihs&acirc;n buyurmuştur. Fakat, yalnız &uuml;&ccedil; sıfatı kendine mahs&ucirc;stur. Bu &uuml;&ccedil; sıfattan hi&ccedil;bir mahl&ucirc;kuna vermemiştir. Bu &uuml;&ccedil; sıfatı; kibriy&acirc;, gan&icirc; olmak ve yaratmak sıfatlarıdır. Kibriy&acirc;, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k, &uuml;st&uuml;nl&uuml;k demektir. Gan&icirc; olmak, başkalarına muhta&ccedil; olmamak, herşey Ona muhta&ccedil; olmak demektir.&quot;</p>

<p>Bunun i&ccedil;in kibirlenmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıfatına, hakkına tec&acirc;v&uuml;z etmek olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kullarına karşı m&uuml;tekebbirdir. Zira O, kibriy&acirc; s&acirc;hibidir. Azamet, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k ve kibriy&acirc;, y&uuml;celik ancak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya mahs&ucirc;stur. Had&icirc;s-i kuds&icirc;de:</p>

<p>B&uuml;t&uuml;n fes&acirc;dın başı kibirdir (Azamet ve kibriy&acirc; bana mahs&ucirc;stur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak istiyenlere, &ccedil;ok acı az&acirc;b ederim) buyuruldu.</p>

<p>Tekebb&uuml;r edene, yani kibir s&acirc;hibi olana karşı tekebb&uuml;r etmek c&acirc;izdir. Kibir s&acirc;hibine tekebb&uuml;r etmek, sadaka vermek gibi sevaptır. Kibir s&acirc;hibine karşı tev&acirc;zu eden kimse, kendisine zulmetmiş olur. Bid&#39;&#39;at s&acirc;hiplerine ve kibirli zenginlere karşı da tekebb&uuml;r etmek c&acirc;izdir. Bu tekebb&uuml;r kendini y&uuml;ksek g&ouml;stermek i&ccedil;in değildir. Onlara ders vermek, gafletten uyandırmak i&ccedil;indir.</p>

<p>Takıyy&uuml;dd&icirc;n S&uuml;bk&icirc; hazretleri;</p>

<p>&quot;&Ccedil;ok iyi anlayıp g&ouml;rd&uuml;m ki, b&uuml;t&uuml;n fes&acirc;dın başı kibirdir. Kibir, şeytanın b&uuml;y&uuml;klenip kendini beğenmesi ile işlenen ilk g&uuml;nah oldu. Kalbde kibir, b&uuml;y&uuml;klenme h&acirc;sıl olduğu zaman, kendisini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;r&uuml;p, başkalarını aşağı g&ouml;r&uuml;r. Kibir, kalbi nas&icirc;hat kab&ucirc;l etmekten ve emre it&acirc;at etmekten alıkoyar&quot; buyurmaktadır. B&acirc;yez&icirc;d-i Bist&acirc;m&icirc; hazretleri bir g&uuml;n yolda giderken yanından ge&ccedil;en bir k&ouml;peği g&ouml;r&uuml;r ve k&ouml;peğe değip nec&acirc;set bulaşmasın diye elbisesini toplar. O anda k&ouml;pek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kudreti ile dile gelip; &quot;Benden sana bulaşacak kir, &uuml;&ccedil; def&acirc; yıkamakla temiz olur. Ama senin nefsindeki kibir kiri, yedi dery&acirc;da yıkansa temiz olmaz&quot; der. Kibriya yani &uuml;st&uuml;nl&uuml;k, yalnız Cenab-ı Hakka mahsustur. Sonradan yaratılan, d&uuml;nyaya gelmesi ve &ouml;lmesi kendi elinde olmayan bir insana, kibirlenmek mi yakışır yoksa tevazu g&ouml;stermek mi? İm&acirc;m-ı Zeynel&acirc;bid&icirc;n hazretleri buyuruyorlar ki:</p>

<p>&quot;Kibir sahipleri benim &ccedil;ok garibime gidiyor. Kendilerinin bir damladan meydana geldikleri, sonra da &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kokmuş leş olacaklarını bildikleri halde yine de kibirlenirler; bunlar neyine g&uuml;venirler!&quot;</p>

<p>Aklında noksanlık vardır! M&uuml;sl&uuml;man, kibirli olmaz, olamaz. Bir kimse kibirliyse, onun M&uuml;sl&uuml;manlığında ve aklında noksanlık vardır. Zira Ahmed bin Hanbel hazretleri; &quot;Kibir taşıyan kafada, akıla rastlayamazsınız&quot; buyurmaktadır. Kibirli kimse, saadet kapısından i&ccedil;eri giremez. Kendini beğenen, kendini &uuml;st&uuml;n g&ouml;ren, kendini kabiliyetli g&ouml;ren, kendini iyi g&ouml;ren bir kimse, saadet kapısının dışında dolaşır, kapıdan i&ccedil;eri giremez. Kibirli kimse, kibrini kırarsa, kibrini yıkarsa o zaman saadet kapısından i&ccedil;eri girer.</p>

<p>Kibir, b&uuml;t&uuml;n saadetlere engel bir duvar gibidir. Bu kibir duvarı, saadet kapısını a&ccedil;maya engeldir. Diğer g&uuml;nahlar, kibir gibi değildir. Allah hepimizi affetsin. Hepimizin g&uuml;nahları vardır. Fakat elhamd&uuml;lillah M&uuml;sl&uuml;manız. Ancak M&uuml;sl&uuml;man kibirli olamaz. Eğer kibirliyse, o kimsede noksanlık var demektir. Bu &ccedil;ok m&uuml;him bir &ouml;l&ccedil;&uuml;d&uuml;r. Kibirden kurtulmanın tek &ccedil;aresi ise, kibirli olmayanlarla beraber olmaktır. Allah&uuml; tealadan ve O&#39;&#39;nun dininden bahsederek sohbet etmektir. Allah adamlarını ve m&uuml;sl&uuml;manları Allah rızası i&ccedil;in sevmek ve sevilmektir. Hi&ccedil; kızmamak, g&uuml;cenmemek, darılmamak, haddini bilmek, kusurunu g&ouml;rmek, ayıbını g&ouml;rmektir. İslam &acirc;limleri, akıllı olmak l&acirc;zımdır buyurmuşlardır. Akıllı insan, karşısındakinin iyi tarafını, kendisinin k&ouml;t&uuml; taraflarını g&ouml;ren kimsedir. Karşısındakinin k&ouml;t&uuml; tarafını g&ouml;ren kimse, akıldan mahrumdur. Kendisinin iyi taraflarını g&ouml;ren kimse de, akıldan mahrumdur. Demek ki akıllı insan, akıllı, iyi bir M&uuml;sl&uuml;man, daima M&uuml;sl&uuml;manların iyi taraflarını g&ouml;r&uuml;r, o iyi taraflarına &acirc;şık olur. Kendisinin iyi taraflarını g&ouml;remez. Dolayısıyla daima arkadaşlarına muhta&ccedil;tır. Arkadaşlarına muhta&ccedil; olmayan, onun hizmetine, duasına ihtiya&ccedil; duymayan mahvolmuştur. İşte o, felakettedir.</p>

<p>Başarıya da engeldir İnsanoğlu, nefsinin esiri olunca, her şeyi yapacağını, her şeye sahip olacağını zanneder. &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutur, hi&ccedil; &ouml;lmeyecekmiş gibi hareket eder. Ele ge&ccedil;ireceği şeylerde &ccedil;ok acelecidir, sabırsızdır. Halbuki insan, acele etse de, her şeye sahip olmayı arzu etse de, Allah&uuml; tealanın takdirinden başkası olmaz. Rabbimizin emri olduğu i&ccedil;in sebeplere yapışıp neticeyi sabırla beklemek l&acirc;zımdır. Kızmak, sinirlenmek kibirdendir. Aceleci, sabırsız olmak, şeytandandır. Her iki hal de, insanı felakete s&uuml;r&uuml;kler. İnsan aceleci, sabırsız da olsa, iş olacağına varacaktır. Netice olarak, İsl&acirc;m &acirc;limlerinin buyurduğu gibi: &quot;Kibir, her iyiliğe, her fazilete, her g&uuml;zelliğe ve her başarıya engeldir.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4669]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 22:59:13 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Mürüvvet]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> M&uuml;r&uuml;vvetin dinimizdeki yeri nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
M&uuml;r&uuml;vvet, insanlık, yiğitlik, iyilik c&ouml;mertlik faydalı olmak, iyilik yapmak arzusu gibi manalara gelir ki, hallerin en g&uuml;zeline riayet etmek demektir. Hadis-i şerifte, <b>(Kimseye zulmetmeyen, yalan s&ouml;ylemeyen ve s&ouml;z&uuml;nde duran, m&uuml;r&uuml;vvet sahibidir) </b>buyuruldu. (Edeb-&uuml;d-d&uuml;nya)<br />
<br />
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:<br />
M&uuml;r&uuml;vvet,<b> </b>her zaman sofrası a&ccedil;ık olmak ve insanların işini g&ouml;rmek i&ccedil;in hazır beklemektir.<br />
M&uuml;r&uuml;vvet iffetli olmak, darlıkta ve genişlikte bol bol ihsanda bulunmaktır. <b>(Hazret-i Hasan)</b><br />
<br />
M&uuml;r&uuml;vvet, kulun, dinini muhafaza edip nefsini korkutması, misafirini iyi karşılaması, m&uuml;nakaşalarda, g&uuml;zel davranması demektir. Ululuk ise, komşuya eziyet etmemek ve zorluklara g&ouml;ğ&uuml;s germektir. Kerem de istemeden vermek, yerinde yemek yedirmek, saile yumuşak davranmak ve bol vermektir. <b>(Hazret-i Hasan) </b><br />
<br />
M&uuml;r&uuml;vvet, dili doğru olmak, arkadaşın kusurlarına tahamm&uuml;l g&ouml;stermek, herkese iyilik etmek, komşunun sıkıntısına katlanmaktır. <b>(Hazret-i Hasan-ı Basri) </b><br />
<br />
M&uuml;r&uuml;vvet altıdır, &uuml;&ccedil;&uuml; hazarda, &uuml;&ccedil;&uuml; seferdedir. Hazarda olan; Kur&#39;an-ı kerim okumak, mescitleri imar etmek, Allah i&ccedil;in kardeş bulmaktır. Seferde olan ise; azığı &ccedil;oğaltmak, yol arkadaşı ile az ihtilafa d&uuml;şmek, g&uuml;nah olmayan işlerde, g&ouml;n&uuml;l almak i&ccedil;in şakalaşmaktır. <b>(Hazret-i</b> <b>Rabia-i Rai)</b><br />
<br />
M&uuml;r&uuml;vvet, a&ccedil;ık kapı, bol yemek, insanların işini g&ouml;rmek i&ccedil;in hazır olmaktır.<br />
M&uuml;r&uuml;vvet, s&ouml;z&uuml;nde doğru olmak, vaadini yerine getirmek, faydalı yerde bol harcamaktır.<br />
M&uuml;r&uuml;vvet, dili doğru olmak, arkadaşlarının kusurlarına tahamm&uuml;l etmek, herkese &ccedil;ok iyilik etmektir. İnsanların elinde bulunana karşı iffetli davranıp onlardan gelen kusurlara aldırış etmeyen ger&ccedil;ek m&uuml;r&uuml;vvet ehlidir.<br />
<br />
<b>M&uuml;r&uuml;vvetin şartları: </b><br />
G&uuml;nahlardan temizlenmek, insafla h&uuml;kmetmek, zul&uuml;mden ka&ccedil;ınmak, hakkı olmayan bir şeye g&ouml;z dikmemek, hi&ccedil; kimseyi &uuml;cretsiz &ccedil;alıştırmamak, zayıfa karşı kuvvetliye yardım etmemek, k&ouml;t&uuml;y&uuml; iyiye tercih etmemektir.<br />
M&uuml;r&uuml;vvetin tamamı şu &acirc;yet-i kerimede bildirilmiştir:<br />
<b>(Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder. &Ccedil;irkin işleri, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. İyice d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p tutasınız diye size &ouml;ğ&uuml;t verir.) </b>[Nahl 90]<br />
<br />
Hazret-i Hasan, birinin, para para dediğini duyunca, &quot;Allah, paraya lanet etsin. Paranın s&ouml;z&uuml;n&uuml; eden, paraya tapanın m&uuml;r&uuml;vveti yoktur. M&uuml;r&uuml;vveti olmayanın dini de olmaz&quot; buyurdu.<br />
Dindarla oturun. Dindar bulamazsanız, d&uuml;nya ehlinin m&uuml;r&uuml;vvet sahibi olanları ile oturun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar, k&ouml;t&uuml; s&ouml;z etmezler. <b>(Hazret-i Abdulvahid b. Zeyd)</b><br />
<br />
İbni Ziyad, bir kabile reisine m&uuml;r&uuml;vvetin ne olduğunu sordu. Reis dedi ki:<br />
Bize g&ouml;re m&uuml;r&uuml;vvet d&ouml;rt şeyden ibarettir:<br />
<b>1- </b>G&uuml;nah işlemekten uzak durmak. G&uuml;nah işleyen, zelil olur. Zelilin m&uuml;r&uuml;vveti olmaz.<br />
<b>2- </b>Malı iyi kullanmak, boşa harcamamak. Malını iyi kullanamayıp muhta&ccedil; duruma d&uuml;şenin m&uuml;r&uuml;vveti olmaz.<br />
<b>3- </b>Ehlinin ihtiyacı i&ccedil;in &ccedil;alışmak. Ehlini ele muhta&ccedil; edenin m&uuml;r&uuml;vveti yoktur.<br />
<b>4- </b>Kendine yakışanı yiyip i&ccedil;mek. Bu m&uuml;r&uuml;vvet i&ccedil;in kemal sayılır.<br />
<br />
<b>Kayser</b>,<b> </b>Kays bin Sabite sordu:<br />
- En iyi akıl nedir?<br />
<b>- İnsanın kendini bilmesidir. </b><br />
-En iyi ilim nedir?<br />
<b>- İnsanın cehaletini bilmesidir. </b><br />
- En iyi m&uuml;r&uuml;vvet nedir?<br />
<b>- İnsanın y&uuml;zsuyunun d&ouml;k&uuml;lmemesidir. </b><br />
Yalancının m&uuml;r&uuml;vveti, cimrinin dostu, haset edenin ve huysuzun rahatı yoktur. <b>(Ahnef b. Kays)</b><br />
<br />
Ana-babasına iyilik eden, akrabasını ziyaret eden, arkadaşlarına ikramda bulunan, &ccedil;oluk &ccedil;ocuğu ve hizmet&ccedil;isi ile iyi ge&ccedil;inen, dinini koruyan, malını temiz tutup fazlasını dağıtan, dilini tutan, g&ouml;z&uuml;n&uuml; haramdan koruyan, fuzuli işlerden uzak duran, m&uuml;r&uuml;vvet sahibidir. <b>(Fudayl b. Iyad)</b></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Başkasına y&uuml;k olan al&ccedil;alır</strong></p>

<p>D&uuml;nya lezzetlerine aldanmayan, Cennet nimetlerine kavuşur. İki &acirc;lemde az&icirc;z ve muhterem olur. Aksi olursa, insan zelil olur. Zira hazret-i &Ouml;mer, bir h&acirc;dise &uuml;zerine; &quot;Biz aşağı, bayağı insanlardık. Acem ş&acirc;hlarının elinde es&icirc;r idik. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; M&uuml;sl&uuml;m&acirc;n yapmakla bizleri şereflendirdi. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği bu izzetten, bu şereften başka şeref ararsak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bizi yine zel&icirc;l eder. Her şeyden aşağı eder. İzzet, İsl&acirc;mdadır. İsl&acirc;mın ahk&acirc;mına uyan, az&icirc;z olur. Bu ahk&acirc;mı beğenmeyip, izzeti, huz&ucirc;ru, sa&acirc;deti başka şeylerde arayan zel&icirc;l olur&quot; buyurmuştur. Dinimiz, almayı değil vermeyi, y&uuml;k olmayı değil, y&uuml;k &ccedil;ekmeyi emir ve tavsiye etmektedir. Peygamber efendimiz: (Veren el, alandan y&uuml;ksektir) buyurmuşlardır.</p>

<p>Bir şeyler koparabilmek, d&uuml;nyalık ele ge&ccedil;irmek, insanların zaaflarından istifade ederek onların sırtından ge&ccedil;inmek i&ccedil;in yaltaklanmak yani temelluk etmek, k&ouml;t&uuml; bir huydur. Zira had&icirc;s-i şer&icirc;fte: (Temelluk, m&uuml;sl&uuml;m&acirc;n ahl&acirc;kından değildir) buyurulmuştur. Mevl&acirc;n&acirc; Cel&acirc;ledd&icirc;n-i R&ucirc;m&icirc; hazretleri, başkalarından bir şey istemeyi talebelerine yasak ederek;</p>

<p>&quot;Başkasına el a&ccedil;ıp bir şey isteyen, bizim talebemiz değildir. Ona d&uuml;ny&acirc;da da &acirc;hirette de şef&acirc;at etmeyiz ve ondan uzak dururuz. Biz, talebelerimize d&acirc;im&acirc; vermeyi, ihs&acirc;n ve ikr&acirc;mlarda bulunmayı, herkese karşı tev&acirc;zu &uuml;zere bulunmayı, tatlı s&ouml;zl&uuml;, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olmayı tavsiye ediyoruz. El a&ccedil;ıp istemek bizim yolumuzda yoktur&quot; buyururlardı. Ubeydullah-ı Ahr&acirc;r hazretleri de;</p>

<p>&quot;Tasavvuf, herkesin y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ekmek ve kimseye kendi y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ektirmemektir&quot; buyurmuştur. İzzet ve şerefi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın d&icirc;nine uygun olmayan h&acirc;llerde arayan kimseyi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, hor-hak&icirc;r ve zel&icirc;l eder. Peygamber efendimiz, m&uuml;sl&uuml;manı; (M&uuml;sl&uuml;man, diğer m&uuml;sl&uuml;manların elinden ve dilinden zarar g&ouml;rmediği kimsedir) buyurarak tarif etmişlerdir. Ayrıca Resulullah efendimiz; (Kendin i&ccedil;in istediğini, insanlar i&ccedil;in de istemek, kendin i&ccedil;in istemediğini insanlar i&ccedil;in de istememek) buyurarak, nasıl olmamız gerektiğini bildirmişlerdir.</p>

<p>&quot;Ne istersen yap, fakat!..&quot; Sen&acirc;ullah-i P&acirc;n&icirc; P&uuml;t&icirc; hazretleri:</p>

<p>&quot;Ne istersen yap, fakat, insanlara eziyet ve sıkıntı verme yolunu se&ccedil;me. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dinde bunun gibi b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah yoktur&quot; buyurmuştur. Seyyid Em&icirc;r Hamza hazretleri, hocası Mevl&acirc;n&acirc; &Acirc;rif hazretlerinden naklederek buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;Y&uuml;k&uuml;n&uuml;z&uuml; &ccedil;ekecek bir dost isterseniz, bu &ccedil;ok az bulunur. Eğer y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ekeceğiniz birini ararsanız, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;ny&acirc; size dosttur.&quot; Mevl&acirc;n&acirc; H&acirc;lid-i Bağd&acirc;d&icirc; hazretleri de talebelerine ve sevenlerine hitaben buyurur ki: &quot;Size &ouml;nemle s&uuml;nnet-i seniyyeye yapışmanızı; c&acirc;hiliye &acirc;detlerinden ve pek aşağı olan bid&#39;&#39;atlerden sakınmanızı; g&ouml;sterişe kapılmamanızı; halktan, bedeni beslemeye &ccedil;ok ehemmiyet verenlere, kendilerinden bir şey beklemek s&ucirc;retiyle makam ve mevk&icirc; s&acirc;hipleri ile g&ouml;r&uuml;şmeyi terk etmenizi tavsiye ederim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şekilde onlarla g&ouml;r&uuml;şmek, onların lekelendiği şeylerle siz de lekelenmiş olursunuz. Şunu iyi biliniz ki, sizin bana en sevgiliniz; d&uuml;ny&acirc; ehline al&acirc;kası en az olanınız, başkasına y&uuml;k olmayanınız, fıkıh ve had&icirc;sle meşg&ucirc;l olanınızdır.&quot; H&acirc;ris el-Muh&acirc;sib&icirc; hazretleri, nasihat isteyen bir talebesine: &quot;Hi&ccedil; kimseyi incitme. İster az ister &ccedil;ok olsun veya ihtiyacın olsun y&acirc;hud da olmasın hi&ccedil;bir halde kendi y&uuml;k&uuml;n&uuml; kimseye y&uuml;kleme. İnsanlardan hi&ccedil;bir şey bekleme ve s&acirc;hib oldukları hi&ccedil;bir şeye g&ouml;z dikme!&quot; buyurmuştur. Hayırlı insan, ailesine ve &ccedil;ocuklarına faydalı olandır. Her hayır ve fayda ise, İsl&acirc;miyetin i&ccedil;indedir. Dinimiz de, insanların sıkıntısını, y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ekmemizi emretmektedir. Buna uyan, rahat eder. D&uuml;nyada da, ahirette de aziz olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kullarına hizmet edene, onların y&uuml;k&uuml;n&uuml; alana, Cenab-ı Hak yardımcı olur. Seyyid Em&icirc;r Hamza hazretleri, kendisinden nasihat isteyen birine ş&ouml;yle buyurur: &quot;Bizi sevenler, Res&ucirc;lullah efendimizin s&uuml;nnetine uyarlar. Y&acirc;ni İsl&acirc;miyete uyarlar. Haram işlerden ve haram yemekten sakınırlar. İnsanların y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ekip, kimseye y&uuml;k olmazlar. Ş&ouml;hretten sakınırlar. M&uuml;sl&uuml;manlara acıyarak, onlara yumuşak davranırlar. D&acirc;im&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan korkarlar ve g&uuml;nahlarının affedilmesi i&ccedil;in yalvarırlar. Gıybet etmezler. D&uuml;ny&acirc;ya, d&uuml;ny&acirc;nın rahatlığına ve z&icirc;netine g&uuml;venmezler. S&acirc;lihlerin ve Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mın yolunda ve onların ahl&acirc;kı &uuml;zere olurlar. B&uuml;y&uuml;kleri ink&acirc;r etmezler ve bid&#39;&#39;at ehline uymazlar.&quot;</p>

<p>&quot;Y&uuml;k &ccedil;eken aziz olur...&quot; Para, şan ş&ouml;hret insanı rahatlatmaz. İslamiyet ile kontrol altına alınmazsa, insanı d&uuml;nyada ve ahirette perişan eder. Yanan bir evden birini kurtarmak &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k sevap olduğu halde, Cehennem ateşinden kurtarmak yanında hi&ccedil; kalır. Bir kişi daha yanmaktan kurtulsun diye uğraşmalı. Hi&ccedil; kimse yanmasın d&uuml;ş&uuml;ncesinde olmalı. D&uuml;nyada iken, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dinine razı olduğu şekilde doğru hizmet edenler, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kullarının m&uuml;şk&uuml;llerini halledenler, mahşerde, tahtlar &uuml;zerinde, k&uuml;rs&uuml;lerde, g&ouml;lgelerde oturacaklardır.</p>

<p>D&uuml;nyada ve ahirette aziz olmak isteyen, kimseye sıkıntı vermez, y&uuml;k olmaz; herkesin sıkıntısını ve y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ekmeye, g&uuml;c&uuml; nisbetinde gayret g&ouml;sterir. Kısacası: &quot;Y&uuml;k &ccedil;eken aziz, y&uuml;k&uuml;n&uuml; &ccedil;ektiren ise, zelil olur.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1271]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 17 May 2026 22:51:12 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Susmanın faydaları]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Az konuşmanın, susmanın faydaları, &ccedil;ok konuşmanın da zararları hakkında bilgi verir misiniz?<br />
<b>CEVAP </b><br />
Peygamber efendimiz, <b>(Az konuşmak imandan, &ccedil;ok s&ouml;z nifaktandır) </b>buyurmaktadır.<br />
<br />
Dil, b&uuml;y&uuml;k nimettir. İyi ve k&ouml;t&uuml; işteki rol&uuml;, iyiliği de k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; de b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Cennete de, Cehenneme de g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Cirmi k&uuml;&ccedil;&uuml;k, c&uuml;rm&uuml; b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. İman ve k&uuml;f&uuml;r dildeki ifadeden anlaşılır. Dil, ya hak konuşur, ya b&acirc;tıl. Diğer uzuvların sahası dardır. Kulak sadece işitir, g&ouml;z sadece g&ouml;r&uuml;r. Dilin sahası geniştir. Hayır ve şer i&ccedil;in geniş alana sahiptir.<br />
<br />
Atalarımız;<br />
<b>(Sana senden olur, her ne olursa,<br />
başın selamet bulur, dilin durursa) </b><br />
ve<br />
<b>(G&ouml;z iki, kulak iki, ağız tek,<br />
&ccedil;ok g&ouml;r&uuml;p, &ccedil;ok dinleyip, az s&ouml;ylemek gerek)</b> demiştir.<br />
<br />
Yunus Emre de diyor ki:<br />
S&ouml;z&uuml;n&uuml; bilen kişinin, y&uuml;z&uuml;n&uuml; ağ ede bir s&ouml;z.<br />
S&ouml;z&uuml; pişirip diyenin, işini sağ ede bir s&ouml;z.<br />
S&ouml;z ola kese savaşı, s&ouml;z ola kestire başı,<br />
S&ouml;z ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir s&ouml;z.<br />
<br />
(Dil) &uuml;zerine &ccedil;ok s&ouml;z s&ouml;ylenmiştir. Bazıları ş&ouml;yle:<br />
<br />
S&ouml;z g&uuml;m&uuml;şse s&uuml;kut altındır.<br />
<br />
Ağızdan &ccedil;ıkan s&ouml;z muallakta kalmaz, ya sağ tarafa yazılır ya da sol tarafa.<br />
<br />
Bir s&ouml;z s&ouml;ylerken hem kendi, hem de karşınızdakinin ahiretini d&uuml;ş&uuml;nerek konuşun.<br />
<br />
S&ouml;z insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır.<br />
Az konuşan kınanmaz, &uuml;stelik itibarı &ccedil;ok olur.<br />
Şaka, alay ve boş konuşmak belaya yol a&ccedil;ar.<br />
<br />
&Ccedil;ok konuşmak dostluğu bozar, l&uuml;zumsuz konuşmak ayıpları a&ccedil;ar, acı s&ouml;yleyenden dostlar ka&ccedil;ar.<br />
<br />
Eğer kalbde darlık ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;, v&uuml;cutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir!<br />
<br />
Hikmeti konuşmakta değil, susmakta aramalıdır!<br />
Susmak aklın s&uuml;s&uuml; ve cehaletin &ouml;rt&uuml;s&uuml;d&uuml;r.<br />
<br />
Tatlı dilli ve c&ouml;mert elli olmalıdır!<br />
S&uuml;kut, &acirc;limin ziyneti, cahilin aybına perdedir.<br />
<br />
İbadet on kısımdır, dokuzu susmak, biri de k&ouml;t&uuml; arkadaştan uzak durmaktır.<br />
Dil, irfan hazinesinin anahtarıdır, &ccedil;ok konuşan, g&ouml;n&uuml;ldeki hizmet cevherini boşaltır.<br />
<br />
Az s&ouml;z edeptir, g&uuml;zel amelleri korumaya sebeptir.<br />
<br />
Kişi dilinin altında gizlidir. Sır saklayan murada erer.<br />
<br />
B&uuml;lb&uuml;l şahine der ki:<br />
İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bah&ccedil;enin dikenliğindeyim. Sen kuşları avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun. Ben ise g&uuml;n&uuml; g&uuml;ne eklerim, her gece sabaha kadar g&uuml;l&uuml;n a&ccedil;ılmasını beklerim. Ben uyumadan o a&ccedil;maz, uyanınca a&ccedil;ılmış g&ouml;r&uuml;r&uuml;m. A&ccedil;ıldığını g&ouml;remem, muradıma eremem. Diken arasında muratsız ağlarım, y&uuml;reğimi dağlarım.<br />
<br />
Şahin ş&ouml;yle cevap verir:<br />
Ben bin murat alırım ama birini s&ouml;ylemem. Sen bir murat almadan bin s&ouml;ylersin. Susan murat alır, &ouml;ten muratsız kalır.<br />
<br />
Hayırlı s&ouml;z keramet, s&uuml;kut selamettir.<br />
Yalan zayıflatır imanı, rezil eder insanı.<br />
<br />
Dedikodu gıybettir, şiddetli bir afettir.<br />
Alay belki g&uuml;ld&uuml;r&uuml;r, ama kalbi &ouml;ld&uuml;r&uuml;r.<br />
<br />
G&uuml;zel s&ouml;z sadaka, mahşere nafakadır.<br />
&Ccedil;ok s&ouml;z kalb katılaştırır, Haktan uzaklaştırır.<br />
&Ccedil;ok g&uuml;lmek ayıptır, ahiret i&ccedil;in kayıptır.<br />
<br />
Fazla şaka cahillik alameti, s&uuml;kut et, istersen selameti.<br />
Kişi lisanıyla olur insan. K&ouml;t&uuml; dili kendisine d&uuml;şman, &ccedil;ok konuşan olur pişman.<br />
Her s&ouml;zde vebal var, kurtulur susanlar. Az s&ouml;z hikmettir, Rabbimizden nimettir.<br />
<br />
Dil s&ouml;ylerse g&ouml;n&uuml;l susar, g&ouml;n&uuml;l susunca, dil zehir kusar.<br />
S&ouml;z dinleyen &acirc;lim, susan s&acirc;lim olur.<br />
Kimin azsa s&ouml;z&uuml;, a&ccedil;ılır kalb g&ouml;z&uuml;.<br />
<br />
Dil ederse istirahat, kalb eder rahat.<br />
&Ccedil;ok konuşan gaf eder, vakti israf eder.<br />
<br />
Dil yarası ok yarasından acıdır.<br />
Akıllı, bildiğini s&ouml;ylemez, deli s&ouml;ylediğini bilmez.<br />
Bilmem demek ilmin yarısıdır.<br />
<br />
Kime sır s&ouml;ylersen onun kulu olursun.<br />
A&ccedil;ıklanan sır yayılır muhakkak, Sır saklayamayana denir ahmak.<br />
<br />
Hazret-i Lokman misafirlerine en iyi ikram olarak dil ile kalbi getirdi. Başka bir zaman da en k&ouml;t&uuml; yemek olarak yine dil ile kalbi getirdi. Dil kılı&ccedil; gibidir, iyi kullanılmazsa kendi &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep olur.<br />
<br />
S&uuml;kut, yorulmadan yapılan ibadet, masrafsız takılan bir ziynet, h&uuml;k&uuml;mdarlığa muhta&ccedil; olmadan ele ge&ccedil;en bir devlet, duvara ihtiya&ccedil; duyulmadan yapılan kale, &ccedil;alışmadan kazanılan zenginlik ve ayıpların kapatılmasıdır.<br />
<br />
<b>H&uuml;k&uuml;mdar &ouml;ğ&uuml;d&uuml;</b><br />
&Uuml;&ccedil; h&uuml;k&uuml;mdardan biri der ki:<br />
<b>(B&uuml;t&uuml;n pişmanlıklarım s&ouml;ylediğim s&ouml;zlerden oldu. S&ouml;ylemediğimden hi&ccedil; pişman olmadım.)</b><br />
<br />
İkincisi der ki:<br />
<b>(S&ouml;ylemediğim s&ouml;zlerin sahibiyim. Fakat s&ouml;ylediğim s&ouml;zlerin esiriyim.) </b><br />
<br />
&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise ş&ouml;yle der:<br />
<b>(Bazı s&ouml;zleri s&ouml;ylemeye g&uuml;c&uuml;m yetti, fakat s&ouml;ylediğim s&ouml;zleri geri almaya g&uuml;c&uuml; yetmedi.)</b><br />
<br />
Ş&uuml;pheli s&ouml;zlerden sakınan, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olan, insanlara merhamet eden, l&uuml;zumlu din bilgilerini &ouml;ğrenen ve doğru konuşan kimse m&uuml;nafık olamaz.<br />
<br />
<b>Dile sahip olmak </b><br />
Diline sahip olmayanı şeytan her sahada oynatır. B&uuml;y&uuml;k bir u&ccedil;urumun kenarına getirip, y&uuml;z&uuml;st&uuml; yuvarlar, felakete s&uuml;r&uuml;kler. Dile ahlak dizgini vurulursa d&uuml;nya ve ahiret saadetine kavuşur. Başıboş bırakılırsa zarardan zarara girer.<br />
<br />
Uzuvlarımızdan en &ccedil;ok isyan edeni dildir. Kolaylıkla istediği tarafa gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Her sabah, b&uuml;t&uuml;n uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı g&ouml;zetmekte, Allah&rsquo;tan kork, k&ouml;t&uuml; s&ouml;z s&ouml;yleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
Hazret-i Lokmana (Bu makama nasıl y&uuml;kseldin?) derler. O da <b>(Doğru konuşmak, emanete riayet etmek ve faydasız s&ouml;zleri terk etmekle)</b> diye cevap verir.<br />
<br />
Hikmet ehli buyuruyor ki:<br />
Bir kimsenin cahil olduğunun alameti şunlardır: Canlı-cansız her şeye kızar. Sır saklayamaz. Parasını yerli yerince harcayamaz. Herkese g&uuml;venir. Dostunu d&uuml;şmanını ayıramaz. K&ouml;t&uuml; kimselerle arkadaşlık eder.<br />
<br />
Susmak a&ccedil;ık bir hikmet ve g&uuml;zel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. İnsanın selameti dilini korumasındadır. Kalem de, iki dilden biridir.<br />
<br />
Dil yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini par&ccedil;alar. S&uuml;kut eden, hataya d&uuml;şmekten, yalandan, dedikodudan, s&ouml;z taşımaktan, kendini &ouml;vmekten, boş konuşmaktan ve daha bir &ccedil;ok dil afetlerinden kurtulur.<br />
<br />
&Ccedil;ok konuşanın dili s&uuml;r&ccedil;er, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata &uuml;st&uuml;ne hata yapar ve kalb kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur.<br />
<br />
&Ccedil;ok konuşan hata eder. Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak i&ccedil;in değil, belki boş bir s&ouml;z s&ouml;yleriz diye s&uuml;kut ederlerdi. Hazret-i Ebu Bekir, ağzına taş koyar, <b>(Başa gelen b&uuml;t&uuml;n felaketler bundan gelir)</b> buyururdu.<br />
<br />
<b>En zararlı şey</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; boş konuşanları sevmez. Boş konuşmak b&ouml;yle olunca, zararlı konuşmanın felaketini d&uuml;ş&uuml;nmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(En zararlı şey, &ccedil;ok konuşmaktır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
Dile sahip olmak, az konuşmak dinimizin emridir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Sadaka vermek, iyiliği emretmek ve insanların arasını bulmak hari&ccedil;, konuşmakta, fısıldaşmakta hayır yoktur.)</b> [Nisa 114]<br />
<br />
Dile sahip olmakla ilgili hadis-i şeriflerde bazıları da ş&ouml;yle:<br />
<b>(Dilini tutan kurtulur.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Selamet isteyen, s&uuml;kut etsin, dilini tutsun!) </b>[İbni Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Susmak, hikmettir; fakat susan azdır.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Amellerin en makbul&uuml;, dilini tutmaktır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Hayır s&ouml;z hari&ccedil;, dilini tutan, şeytanı mağlup eder.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(S&uuml;kut eden bir m&uuml;mine yakın durun! O hikmetsiz değildir.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;a ve ahirete inanan, ya hayır konuşsun veya s&uuml;kut etsin!) </b>[Buhari]<br />
<br />
<b>(En kolay ibadet, susmak ve g&uuml;zel ahlaktır.) </b>[İbni Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(M&uuml;min &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, sonra konuşur. M&uuml;nafık, d&uuml;ş&uuml;nmeden konuşur.) </b>[Haraiti]<br />
<br />
<b>(&Ccedil;ok konuşan &ccedil;ok yanılır, &ccedil;ok yanılanın yalanı &ccedil;oktur. Yalanı &ccedil;ok olan da Cehenneme layıktır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Kurtuluş i&ccedil;in dilini tut, evinde otur, g&uuml;nahların i&ccedil;in ağla!) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(İnsanları Cehenneme s&uuml;r&uuml;kleyen dilleridir.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Dilini tutmayan kimse, tam imana kavuşamaz.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Rahat isteyen sussun!) </b>[Ebuşşeyh]<br />
<br />
<b>(&Ccedil;ok konuşmak kalbi karartır. Kalbi kararan da Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan uzaklaşır.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Emr-i maruf ve zikir hari&ccedil;, her s&ouml;z, kişinin zararınadır.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(İnsanın hatalarının, kusurlarının &ccedil;oğu dilindendir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Midesini, ırzını ve dilini koruyan, b&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden korunmuş olur.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
<b>(Kalbi doğru olmayanın imanı, dili doğru olmayanın kalbi doğru olmaz.) </b>[İ. Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>(Kalbi diline, dili kalbine, işi s&ouml;z&uuml;ne uymayan m&uuml;min olamaz.) </b>[İsfehani]<br />
<br />
<b>(Allah&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;r gibi ibadet et, kendini &ouml;lm&uuml;ş say, bunlardan daha iyisi ise dilini tutmaktır.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>L&uuml;zumsuz konuşmak<br />
Sual:</b> Kimseye zararı olmayan konuşmalardan da sorumlu muyuz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Gıybet, m&uuml;nakaşa ve benzeri konuşmalardan uzaklaşmalı, ya hayır s&ouml;ylemeli veya s&uuml;kut etmelidir!<br />
<br />
L&uuml;zumsuz s&ouml;zlerle meşgul olursak, kıymetli zamanlarımızı &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş oluruz. Halbuki Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azametini, yarattığı canlı, cansız şeyleri tefekk&uuml;r etsek, b&uuml;y&uuml;k sevap kazanırız. Yahut kelime-i tevhid, salevat-ı şerife gibi tesbihleri s&ouml;ylesek hakkımızda daha hayırlı olur.<br />
<br />
Bunları s&ouml;ylemekle Cennette kıymetli hazinelere kavuşmak m&uuml;mk&uuml;n iken, dilimizi faydasız şeylerle meşgul ederek bu nimetlerden mahrum kalmak ahmaklık değil midir?<br />
<br />
Mubah ile meşgul olan kimse, g&uuml;nah kazanmazsa da, taat ile, ibadet ile meşgul olup b&uuml;y&uuml;k hazineden mahrum kalmamalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;minin s&uuml;kutu tefekk&uuml;r, bakışı ibret, konuşması taat olmalıdır.<br />
<br />
İnsanın en değerli sermayesi vakitleridir. Vaktimizi boş yere harcar, ahiret i&ccedil;in azık hazırlamazsak, sermayemiz t&uuml;kenmiş demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Boş ve faydasız işleri terk etmek m&uuml;sl&uuml;manın g&uuml;zel ahlakındandır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
Uhud harbinde şehit olan bir gencin annesi, oğlunu kanlar i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;nce, (Oğlum sana Cennet m&uuml;jde olsun!) demesi &uuml;zerine Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:<br />
<b>(Ne biliyorsun, belki boş s&ouml;zler konuşurdu.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
Yani hesapsız Cennete girmeyecektir. Boş konuşanlar bu s&ouml;zlerinden hesaba &ccedil;ekileceklerdir. Hesaba &ccedil;ekilmek de bir nevi azaptır.<br />
<br />
Abdullah bin Selam<b> </b>hazretlerinin Cennetlik olduğu bildirilince Eshab-ı kiram, kendisini Cennetlik eden amelinin ne olduğunu sordular. O da, <b>(Boş s&ouml;z konuşmam ve kimseye karşı k&ouml;t&uuml;l&uuml;k beslemem) </b>diye cevap verdi.<br />
<br />
İbni Abbas hazretleri buyurdu ki:<br />
(&Uuml;zerine elzem olmayan, sana faydası dokunmayan hususlarda konuşma, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu fuzuli bir iştir. Zararından da emin değilsin. Yeri gelmedik&ccedil;e de l&uuml;zumlu olan s&ouml;z&uuml; konuşma! &Ccedil;ok defa faydalı s&ouml;z yerini bulamadığından kaybolup gider.)<br />
<br />
Lokman Hakim hazretlerine, hikmetin ne olduğu sorulduğunda, (Bize lazım olmayan şeyin &uuml;zerinde durmamak ve gizli şeyleri araştırmamak) diye cevap verdi.<br />
<br />
Bize gerekmeyen şeyi başkasından sual etmek de malayanidir. Bunu sormakla kıymetli vaktimizi kaybetmiş oluyoruz. Aynı zamanda sorduğumuz kimsenin de vaktini almış oluyoruz.<br />
<br />
Faydasız şeylerle meşgul olmamalıdır, ağzımızdan &ccedil;ıkan her kelimeden mesul&uuml;z. Nefeslerimiz sermayemizdir. Dilimiz Cennet nimetlerine kavuşturacak, bir vasıtadır. Dilimizi ihmal edip, başıboş salıvermek, b&uuml;y&uuml;k zararlara sebep olur.<br />
<br />
Boş konuşmak gibi, fuzuli konuşmak da k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Maksadı kısaca anlatmak m&uuml;mk&uuml;nken, uzun c&uuml;mlelerle ve tekrarlarla ifade etmek fuzulidir. Yani ihtiya&ccedil;tan fazla konuşulmuş olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İlmi ile amel edene, malının fazlasını tasadduk edene ve s&ouml;z&uuml;n&uuml;n fazlasını tutana m&uuml;jdeler olsun!) </b>[Taberani]<br />
<br />
İnsan &ouml;nemsiz sandığı bazı s&ouml;zler y&uuml;z&uuml;nden helake s&uuml;r&uuml;klenir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İnsan, &ouml;nemsiz sandığı bir s&ouml;z s&ouml;yler. Bu s&ouml;z Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına muvafık d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in kıyamete kadar ondan razı olur. Bir başkası da hi&ccedil; &ouml;nem vermediği bir s&ouml;z y&uuml;z&uuml;nden kıyamete kadar Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gazabına uğrar.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasının ve gazabının hangi işte, hangi s&ouml;zde olduğunu bilmeyiz. Bu bakımdan hi&ccedil;bir s&ouml;z&uuml;, hi&ccedil;bir iyiliği ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmemelidir. Cenab-ı Hak, rızasını iyilikler i&ccedil;inde, gazabını da g&uuml;nahlar i&ccedil;inde saklamıştır. &Ouml;nem verilmeyen bir g&uuml;nah, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın gazabına sebep olabilir. Onun i&ccedil;in s&ouml;z&uuml;m&uuml;ze dikkat etmeliyiz. Atalarımız, (S&ouml;z var, iş bitirir; s&ouml;z var, baş yitirir) demişlerdir.<br />
<br />
<b>Yatsıdan sonra konuşmak<br />
Sual:</b> Yatsı namazını kıldıktan sonra konuşmanın mekruh olduğu bildirilirken, Peygamberimizin yatsıdan sonra konuştuğu da bildiriliyor. Bu nasıl oluyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir ihtiya&ccedil; yoksa konuşmak mekruh olur. Sohbet etmek, kitap okumak gibi faydalı işlerde konuşmak caizdir.<br />
<br />
Yatsıyı kılmadan &ouml;nce&nbsp;uyumak ve yatsıyı kıldıktan sonra, hayırlı iş hari&ccedil; konuşmak, mekruhtur. Yatsı namazından sonra, dini sohbet edene, namaz kılana, yolcuya veya gerdeğe girene mekruh değildir. <b>(Redd-&uuml;l muhtar)</b><br />
<br />
Yatsıdan sonra konuşmak, faydasız bir konuşmaysa yahut sabah namazını veya &acirc;det edinen kimsenin gece namazını ka&ccedil;ırmasına sebep olacaksa, mekruh olur. Bir ihtiya&ccedil;tan dolayı konuşulursa mekruh olmaz. Kur&rsquo;an okumak, zikretmek, evliya menkıbelerini anlatmak, fıkıh okumak ve misafirle konuşmak da mekruh değildir. Burada, o g&uuml;n&uuml;n amel defterine ibadetle başladığı gibi ibadetle bitirerek ikisi arasında işlenen g&uuml;nahların affolmasına sebep olmaya &ccedil;alışmak vurgulanıyor. Sabah namazından &ouml;nce de ihtiya&ccedil;sız konuşmak mekruhtur. <b>(İmdad-&uuml;l-fettah)</b><br />
<br />
İmsak vaktinden sabah namazını kılana kadar ihtiya&ccedil;sız konuşmak da mekruhtur. <b>(D&uuml;rr-&uuml;l muhtar)</b></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>G&ouml;n&uuml;l susunca, dil zehir kusar...</strong></p>

<p>Dil, b&uuml;y&uuml;k bir nimettir. İyiliği de k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; de b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Cennete de, Cehenneme de g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Cirmi k&uuml;&ccedil;&uuml;k, c&uuml;rm&uuml; b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. İman ve k&uuml;f&uuml;r dildeki ifadeden anlaşılır. Dil, ya hak konuşur, ya b&acirc;tıl. Diğer uzuvların sahası dardır. Kulak sadece işitir, g&ouml;z sadece g&ouml;r&uuml;r. Dilin sahası geniştir. Hayır ve şer i&ccedil;in geniş alana sahiptir. Abdullah bin M&uuml;b&acirc;rek hazretleri, bir yolculuğunda, sahrada koyunlarını otlatan bir &ccedil;ocuğa rastlar. &Ccedil;eşitli sualler sorar ve aldığı cevaplar karşısında hayran kalarak &ccedil;ocuğa tekrar sorar:</p>

<p>-Peki bu sahrada başka neler &ouml;ğrendin?</p>

<p>-&Uuml;&ccedil; ilim &ouml;ğrendim. G&ouml;n&uuml;l ilmi, dil ilmi ve beden ilmi.</p>

<p>-Bunlar nelerdir, ben bunları bilmiyorum.</p>

<p>-G&ouml;n&uuml;l ilmi şudur ki, Rabbim bana kalb verdi ve kendi m&acirc;rifet ve muhabbeti yeri eyledi ki, bu kalb ile O&#39;&#39;nu bileyim. O&#39;&#39;nun sevdiklerine g&ouml;n&uuml;lde yer vereyim, sevmediklerine yer vermeyeyim ve b&ouml;ylelerinden uzak olayım.</p>

<p>Dil ilmi şudur ki, bana dil verdi ve dili zikretmek, O&#39;&#39;nun ismini s&ouml;ylemek yeri eyledi. Bununla O&#39;&#39;nu hatırlatanları dile getirmeği, O&#39;&#39;ndan bahsetmeyen s&ouml;zden onu korumayı, b&ouml;yle s&ouml;zden uzak olmayı &icirc;m&acirc; etti.</p>

<p>&Ccedil;ok konuşmak dostluğu bozar Beden ilmi şudur ki, bana beden vermiştir ve onu kendine hizmet yeri eylemiştir. B&ouml;ylece O&#39;&#39;na hizmet olan her şeyi yaparım, hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım.</p>

<p>&Ccedil;ocuğun bu cevabı &uuml;zerine Abdullah bin M&uuml;b&acirc;rek hazretleri:</p>

<p>-Ey &ccedil;ocuğum! Evvelki ve sonraki ilimler, senin bu s&ouml;ylediklerinin i&ccedil;indedir buyurmuştur... Bir s&ouml;z s&ouml;ylerken hem kendimizin, hem de karşımızdakinin ahiretini d&uuml;ş&uuml;nerek konuşmalıyız. Zira ağızdan &ccedil;ıkan s&ouml;z, muallakta kalmaz, ya sağ tarafa veya sol tarafa yazılır. &Ccedil;ok konuşmak dostluğu bozar. L&uuml;zumsuz konuşmak, ayıpları a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarır. Acı, sert s&ouml;yleyenden, dostları, sevdikleri ka&ccedil;ar, uzaklaşır. Peygamber efendimiz; (&Ccedil;ok konuşan &ccedil;ok yanılır, &ccedil;ok yanılanın yalanı &ccedil;oktur. Yalanı &ccedil;ok olan da Cehenneme layıktır) buyurmuştur. Abdullah bin Selam hazretlerinin Cennetlik olduğu bildirilince Eshab-ı kiram, kendisini Cennetlik eden amelinin ne olduğunu sordular. O da; &quot;Boş s&ouml;z konuşmam ve kimseye karşı k&ouml;t&uuml;l&uuml;k beslemem&quot; diye cevap verdi. Eğer bir kimsenin kalbinde darlık ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;, v&uuml;cudunda bitkinlik ve halsizlik, rızıkında eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiğini bilmelidir! Dil s&ouml;ylemezse, kalb rahat eder. S&ouml;z&uuml; az, ameli &ccedil;ok olanın, g&ouml;n&uuml;l g&ouml;z&uuml; parlar, a&ccedil;ılır. Diline sahip olan, bedenine de sahip olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şerifte: (Her sabah, b&uuml;t&uuml;n uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı g&ouml;zetmekte, Allah&#39;&#39;tan kork, k&ouml;t&uuml; s&ouml;z s&ouml;yleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.) buyurulmuştur. S&uuml;kut yani dile sahip olmak, yorulmadan yapılan ibadet, masrafsız takılan bir ziynet, h&uuml;k&uuml;mdarlığa muhta&ccedil; olmadan ele ge&ccedil;en bir devlet, duvara ihtiya&ccedil; duyulmadan yapılan kale, &ccedil;alışmadan kazanılan zenginlik ve ayıpların kapatılmasıdır. Hazret-i Lokman Hak&icirc;m&#39;&#39;e; -Bu makama nasıl y&uuml;kseldin? diye sual edildiğinde; -Doğru konuşmak, emanete riayet etmek ve faydasız s&ouml;zleri terk etmekle diye cevap vermiştir. Dil yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini par&ccedil;alar. S&uuml;kut eden, hataya d&uuml;şmekten, yalandan, dedikodudan, s&ouml;z taşımaktan, kendini &ouml;vmekten, boş konuşmaktan ve daha bir&ccedil;ok dil afetlerinden kurtulur. &Ccedil;ok konuşan hata eder. Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak i&ccedil;in değil, belki boş bir s&ouml;z s&ouml;yleriz diye s&uuml;kut ederlerdi. Hazret-i Ebu Bekir, ağzına taş koyar ve; &quot;Başa gelen b&uuml;t&uuml;n felaketler bundandır&quot; buyururdu.</p>

<p>&Ccedil;ok konuşanın dili s&uuml;r&ccedil;er, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata &uuml;st&uuml;ne hata yapar ve kalb kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur. Din b&uuml;y&uuml;kleri, talebelerine ve sevenlerine hep: &quot;Bir kimsenin cahil olduğunun alameti şunlardır: Canlı-cansız her şeye kızar. Diline sahip olamaz ve sır saklayamaz. Parasını yerli yerince harcayamaz. Herkese g&uuml;venir. Dostunu d&uuml;şmanını ayıramaz. K&ouml;t&uuml; kimselerle arkadaşlık eder&quot; diye nasihat etmişlerdir.</p>

<p>Selamet isteyen dilini tutar... Dile sahip olmak, az konuşmak dinimizin emridir. Peygamber efendimiz:</p>

<p>(Dilini tutan kurtulur) buyurmuşlardır. Susmak, a&ccedil;ık bir hikmet ve g&uuml;zel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. İnsanın selameti dilini korumasındadır. Zira Resulullah efendimiz: (Selamet isteyen, s&uuml;kut etsin, dilini tutsun!) buyurmuşlardır. S&ouml;z insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır. Az konuşan kınanmaz, &uuml;stelik itibarı da &ccedil;ok olur. Şaka, alay ve boş konuşmak ise, belaya yol a&ccedil;ar. V&uuml;heyb bin Verd hazretleri; &quot;İb&acirc;det veya hikmet on kısımdır. Bunun dokuzu, s&uuml;k&ucirc;t edip, konuşmamaktır&quot; buyurmuştur. Kişi, dilinin altında gizlidir. Dil, irfan hazinesinin anahtarıdır. &Ccedil;ok konuşan, g&ouml;n&uuml;ldeki hizmet cevherini boşaltır. Kısacası:</p>

<p>&quot;Dil s&ouml;ylerse g&ouml;n&uuml;l susar, g&ouml;n&uuml;l susunca da, dil zehir kusar.&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1292]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 17 May 2026 13:39:09 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Kibir ve ucub]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Kibirle ucub birbirine &ccedil;ok benziyor. Birinin diğerinden farkı nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kibir, kendini başkasından &uuml;st&uuml;n g&ouml;stermek, ucub ise, kusurlarını g&ouml;rmeyip, ibadet ettiği i&ccedil;in kendini ve ibadetlerini beğenmek, başkasından kendini &uuml;st&uuml;n bilmektir. Buna egoizm de denir. Hi&ccedil; kimsenin bulunmadığı yerde insan ucba kapılabilir, fakat kibirli olamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan, kimse olmasa da kendini ve işini beğenebilir, fakat kimse olmadığı i&ccedil;in, kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;steremez, kibirlenemez. Ucub, yaptığı iyi işler sebebiyle kendini beğenmektir. Kendini beğenen, başkalarından &uuml;st&uuml;n g&ouml;rebilir. Bu &uuml;st&uuml;n g&ouml;rme işi de, kibirdir. Yani ucubdan kibir doğar.<br />
<br />
<b>Bir &ouml;rnek: </b>Bir kadın, evinde g&uuml;zel bir dantel işlese, bir marangoz g&uuml;zel bir masa yapsa, bir ressam g&uuml;zel bir tablo &ccedil;izse, bunlardan birinin, eserine bakıp beğenmesi, ne maharetliyim, benim gibi ka&ccedil; kişi &ccedil;ıkar diye d&uuml;ş&uuml;nmesi ucub olur. Eğer yanında başkaları da varsa, bakın bendeniz (!) veya &uuml;stadınız neler yapabiliyor diye b&uuml;y&uuml;klenerek onlara sanatını g&ouml;stermesi kibir olur. Ucbu onu kibre s&uuml;r&uuml;klemiş olur.<br />
<br />
Kibirden kurtulmak i&ccedil;in, tevazu sahibi olmaya, ucubdan kurtulmak i&ccedil;in de minnet ehli olmaya &ccedil;alışmalı! Diyelim ki bir kimsenin hitabeti g&uuml;zeldir. Bundan dolayı kendini beğenir yani ucbeder. Minnet, nimete kendi eliyle değil, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfuyla kavuştuğunu d&uuml;ş&uuml;nmektir. Hitabet g&uuml;zelliğinin, Cenab-ı Hakkın bir l&uuml;tfu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen, kendini beğenemez. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(&Uuml;&ccedil; şey felakete g&ouml;t&uuml;r&uuml;r: Hasislik, nefse uymak, ucublu olmak.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
Bir kişinin ucublu olup olmadığı şu alametlerden belli olur. Ucublunun vasıfları:<br />
<b>1-</b> Kibirlidir, <b>2-</b> G&uuml;nahlarını ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabını unutur, <b>3-</b> B&uuml;y&uuml;klerden faydalanamaz, &acirc;limlerin sohbetinden mahrum kalır, <b>4-</b> İstişare etmez, danışmaz.<br />
<br />
İnsanı kibre d&uuml;ş&uuml;ren ucubdur. Ucub ise, ilim, ib&acirc;det, yakınlarının &ccedil;okluğu gibi sebeplerle kendini beğenmektir. Bunların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu olduğunu bilen, ucba d&uuml;şmez, dolayısıyla kibirlenmez. İslam &acirc;limleri buyuruyor ki:<br />
En k&ouml;t&uuml;n&uuml;z mescidden &ccedil;ıksın denilse, benden &ouml;nce kapıya &ccedil;ıkan olmaz. Ancak daha hızlı koşan olursa onu bilmem. <b>(Malik bin Dinar)</b><br />
<br />
Başkanlığı, emir vermeyi seven, iflah olmaz. <b>(Fudayl bin İyad)</b><br />
<br />
Kendinden daha k&ouml;t&uuml;n&uuml;n bulunduğunu zanneden kibirlidir. <b>(Bayezid-i Bistami)</b><br />
<br />
<b>Bir menkıbe: </b>Ben&icirc; İsrail&#39;den bir f&acirc;sığın k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; duymayan kalmamıştı. Soylu bir &acirc;bid de ib&acirc;detiyle ş&ouml;hret bulmuştu. K&ouml;t&uuml; kimse, bu &acirc;bidin yanından ge&ccedil;erken, (Gideyim, şu &acirc;bidin yanına oturayım, belki Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onun h&uuml;rmetine beni affeder) diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Gidip &acirc;bidin yanına oturdu. &Acirc;bid ise, &uuml;zerinde bulutun g&ouml;lgelendirdiği bir zat olduğu i&ccedil;in, &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;yle b&ouml;b&uuml;rlenip, (Bu f&acirc;sık, benimle niye oturuyor?) diyerek, oradan kalktı. F&acirc;sık da &ccedil;ekip gitti; fakat &acirc;bidin &uuml;zerindeki bulut, f&acirc;sıkla beraber gitti. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; zamanın Peygamberine, (Allah insanların niyetlerine g&ouml;re muamele eder. F&acirc;sığın yaptıklarını iyi niyetinden dolayı affettim. &Acirc;bidin yaptıklarını da kibri sebebiyle yok ettim) diye vahyetti. &Acirc;bidin, imanlı f&acirc;sığı hakir, yani aşağı g&ouml;rmesi felaketine sebep oldu.<br />
<br />
<b>Kendisi ile iftihar etmek<br />
Sual:</b> D&uuml;nya ve ahiret işlerini d&uuml;zg&uuml;n yapan, kaliteli şiir yazan, namazı &ccedil;ok d&uuml;zg&uuml;n kılan &ccedil;ok kabiliyetli bir insanın yaptığı iyi işlerden dolayı kendi kendine iftihar etmesi g&uuml;nah mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla &ouml;v&uuml;nmeye ucub denir. Ucub, k&ouml;t&uuml; işlerdendir. Hazret-i &Acirc;işe validemize, (İnsan ne zaman k&ouml;t&uuml; amel işler?) diye sual edildi. Buyurdu ki: (İyi amel işlediğini sandığı zaman.)<br />
<br />
İbni Mesud hazretleri de, (İnsanın helakı, ucub ve &uuml;mitsizliktendir) buyurdu.<br />
<br />
Ucbeden, yani kendini beğenen, kendini ihtiya&ccedil;sız hissedip, &uuml;mitsiz olanlar gibi isteğinde gevşek olur. Bir abid vardı. Namazını d&uuml;zg&uuml;n kılar, b&uuml;t&uuml;n ibadetlerin b&uuml;t&uuml;n edeplerini g&ouml;zetmeye &ccedil;alışırdı. Gencin biri, bu abide hayran hayran bakınca abid dedi ki:<br />
(Şeytan da uzun yıllar ibadet etti. Fakat sonunu biliyorsun. M&uuml;him olan sondur. İbadetlerimin kabul olup olmadığını bilmiyorum. Hepsi kabul olsa, bir g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ş&uuml;kr&uuml; değildir.)<br />
<br />
Ucbeden, kendini herkesten &uuml;st&uuml;n bilir, g&uuml;nahlarını hatırlamaz. İbadetine ş&uuml;kretmez. Ş&uuml;kre ihtiya&ccedil; olmadığını zanneder. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendine ihsan ettiği ibadet etme nimetini kendinden bilir, kabiliyeti ile &ouml;v&uuml;n&uuml;r. İlmi ile ucbeder, yani ilmini beğenir, kimseye bir şey sormaz, nasihat dinlemez.<br />
<br />
Ucbun zıddına <b>Minnet </b>denir. Minnet, nimete kendi eliyle, kendi &ccedil;alışmasıyla kavuşmadığını, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu ve ihsanı olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmektir. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmek ucub tehlikesi olduğu zaman farz olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kime ilim, ibadetlerde kolaylık ve başka nimetler verdiyse, bunların elden gitmesinden korkmalıdır.<br />
<br />
İnsanı ucba s&uuml;r&uuml;kleyen sebeplerin başında cehalet ve gaflet gelir. B&ouml;yle ucubtan kurtulmak i&ccedil;in her şeyin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dilemesi ve yaratması ile meydana geldiğini, akıl, ilim, ibadet, mal, mevki, g&uuml;zel yazmak, g&uuml;zel konuşmak, kaliteli iş yapmak gibi nimetlerin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu ve ihsanı olduklarını d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir. Bize faydalı ve tatlı gelen b&uuml;t&uuml;n nimetleri g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Ondan başka yaratıcı, g&ouml;nderici yoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
<b>(G&uuml;nah işlemeseydiniz, bundan daha zararlı olan ucubtan korkardım.) </b>[Har&acirc;iti]<br />
<br />
<b>(Eğer m&uuml;min ameli sebebiyle ucba d&uuml;şmeseydi, g&uuml;nahlardan korunurdu ve hatta aklından bile ge&ccedil;irmezdi. Lakin g&uuml;nah onun i&ccedil;in ucubtan hayırlıdır.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
G&uuml;nah işleyenin boynu b&uuml;k&uuml;k olur. Tevbe edebilir. Ucub sahibi ilmi ile, ameli ile mağrur olur. Egoist olur. Tevbe etmesi g&uuml;&ccedil; olur. G&uuml;nah işleyenlerin iniltileri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, tesbih &ccedil;ekenlerin &ouml;v&uuml;nmesinden iyi gelir. Ucbun en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, hatalarını, nefsinin hevasını beğenmektir. Hep nefsine uyar, nasihat kabul etmez. Başkalarını cahil zanneder. Halbuki kendisi &ccedil;ok cahildir. Bilmediğini bir bilene sormaz. Ucbun sebebi cahillik hastalığı olduğuna g&ouml;re, ilacı da ilim ve marifettir. İlim, ibadet, takva gibi salih amellerin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir l&uuml;tfu ve ihsanı olduğunu bilip ş&uuml;kreden kimse, ucubtan kurtulur. Bir kimsenin ucub sahibi olup olmadığı, şu alametlerden belli olur: Ucublu kimse, kibirli olur. G&uuml;nahlarını ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın azabını unutur. B&uuml;y&uuml;klerden istifade edemez, &acirc;limlerin sohbetinden mahrum kalır. Kimseyle meşveret etmez, danışmaz.<br />
<br />
Kibirden kurtulmak i&ccedil;in tevazu sahibi olmaya, ucubtan kurtulmak i&ccedil;in de minnet ehli olmaya &ccedil;alışmalıdır! Diyelim ki bir kimsenin hitabeti g&uuml;zeldir. Bundan dolayı kendini beğenir, yani ucbeder. Minnet, nimete kendi eliyle değil, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu ile kavuştuğunu d&uuml;ş&uuml;nmektir. Hitabet g&uuml;zelliğinin cenab-ı Hakkın bir l&uuml;tfu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen, kendini beğenemez.<br />
<br />
<b>Cennetlik veya Cehennemlik bilmek<br />
Sual:</b> Bir M&uuml;sl&uuml;manın, kendini Cennetlik gibi, g&uuml;nahk&acirc;rları da Cehennemlik gibi g&ouml;rmesi doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;nahk&acirc;rları beğenmemeli, fakat kendini g&uuml;nahk&acirc;rlardan &uuml;st&uuml;n de g&ouml;rmemelidir. Kendini Cennetlik, g&uuml;nahk&acirc;rı Cehennemlik bilmemelidir. Hatta k&acirc;fir i&ccedil;in bile b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmemelidir. K&acirc;fir, bir Kelime-i şehadet getirerek Cennetlik, kendisi bir s&ouml;z s&ouml;yleyerek Cehennemlik olabilir.<br />
<br />
İsrailoğullarından bir eşkıya, kırk yıl g&uuml;nah işler. Bir g&uuml;n Hazret-i İsa&rsquo;yı havarilerden biri ile giderken g&ouml;r&uuml;r. Yaptığı eşkıyalığa pişman olur. &quot;Ben bunlara katılayım&quot; diyerek peşlerine takılır. Havarinin yanına yaklaşır, &quot;Benim gibi bir eşkıyanın b&ouml;yle bir zatın yanında gitmesi uygun olur mu?&quot; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Havari de, &quot;Bu yol kesici nereden &ccedil;ıktı? Benimle nasıl gelir?&quot; diyerek ondan uzaklaşıp İsa aleyhisselama yaklaşır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Hazret-i İsa&#39;ya vahyeder ki:<br />
<b>(İkisine de s&ouml;yle! İkisinin de ge&ccedil;mişlerini mahvettim. Yeniden amele başlasınlar. Kendini beğendiği i&ccedil;in havarinin ibadetini mahvettim. Kendini aşağı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in de eşkıyanın g&uuml;nahlarını affettim.)</b><br />
<br />
Hazret-i İsa, durumu her ikisine de bildirir ve eşkıyayı havarileri arasına alır. (İ. Gazali)<br />
<br />
<b>İbadetleri beğenmek<br />
Sual:</b> Yaptığımız ibadetleri beğenmekte mahzur var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&uuml;t&uuml;n taatlarını, ibadetlerini kusurlu bilmeli, hakkıyla yapamadığını d&uuml;ş&uuml;nmelidir! Ebu Muhammed bin Menazil hazretleri buyurdu ki:<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &Acirc;l-i İmran suresinin 17. &acirc;yetinde, sabredenleri, sadıkları, namaz kılanları, zek&acirc;t verenleri ve seher vakitlerinde istigfar edenleri meth buyurdu. Hepsinden sonra, istigfar edenleri bildirmesi, insanın her ibadetini kusurlu g&ouml;r&uuml;p, daima istigfar etmesi i&ccedil;indir.<br />
<br />
Cafer bin Sinan hazretleri de buyurdu ki:<br />
İbadet yapanların kendilerini beğenmeleri, f&acirc;sıkların g&uuml;nahlarından daha k&ouml;t&uuml; ve daha zararlıdır.<br />
<br />
<b>Kibir ve ucub<br />
Sual:</b> Yaptığım işleri beğeniyor, (Başkası b&ouml;yle g&uuml;zel yapamaz) diyorum. Başkalarını kendime g&uuml;ld&uuml;rmemek i&ccedil;in işimi d&uuml;zg&uuml;n yapmaya &ccedil;alışıyorum. Bunlar kibir midir, ucub mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Başkalarını değil, Allah&#39;ın bize ne diyeceğini d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz. Hangi iş olursa olsun, (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bu iş i&ccedil;in bize ne der?) diye d&uuml;ş&uuml;nerek yapmalıdır. Allah bizden razı ise, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya bize g&uuml;lse ne &ccedil;ıkar? Tersine, Allah razı değilse, d&uuml;nya bizi el &uuml;st&uuml;nde tutsa neye yarar?<br />
<br />
Kibir, kendini başkasından &uuml;st&uuml;n g&ouml;stermek; ucub ise, kusurlarını g&ouml;rmeyip, ibadet ettiği i&ccedil;in kendini ve ibadetlerini beğenmek, başkasından kendini &uuml;st&uuml;n bilmektir. Buna egoizm de denir. İki hadis-i şerif:<br />
<b>(Ucub felakete g&ouml;t&uuml;r&uuml;r.)</b> [Beyhek&icirc;]<br />
<br />
<b>(Ucub sahibi, dilsiz ve sağır olarak; kibirli ise, katrandan elbise giyerek haşrolur.)</b> [Tibyan]<br />
<br />
Hi&ccedil; kimsenin bulunmadığı yerde insan ucba kapılabilir, fakat kibirli olamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan, kimse olmasa da kendini ve işini beğenebilir, fakat kimse olmadığı i&ccedil;in, kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;steremez, kibirlenemez. Ucub, yaptığı iyi işler sebebiyle kendini beğenmektir. Kendini beğenen, başkalarından &uuml;st&uuml;n g&ouml;rebilir. Bu da kibirdir. Yani ucubdan kibir doğar. Hadis-i şerifte, <b>(Zerre kadar kibir sahibi, Cennete giremez)</b> buyuruluyor. (Taberan&icirc;)<br />
<br />
O h&acirc;lde, insanların ne diyeceğine değil, Allah&#39;ın ne diyeceğine &ouml;nem vermeli, kibirden ve ucubdan &ccedil;ok sakınmalıdır.</p>

<p><strong>Yaptığı ibadet ve iyilikleri beğenmek</strong><br />
<strong>Sual: Bir kimsenin, her yaptığı ibadeti, iyiliği beğenmesi, s&ouml;z&uuml;n&uuml;n herkes tarafından dinlenmesini istemesi, k&ouml;t&uuml; bir huy mudur?<br />
Cevap:</strong> <strong>Ucb</strong>, yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla &ouml;v&uuml;nmektir. Yaptığı ibadetlerin, iyiliklerin kıymetini bilerek, bunların elden gitmesini d&uuml;ş&uuml;nerek korkmak, &uuml;z&uuml;lmek ucb olmaz. Yahut, bunların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan gelen nimetler olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, sevinmek de, ucb olmaz. Bunların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan gelen nimetler olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmeyerek kendi yaptığını, kazandığını sanarak sevinmek, kendini beğenmek, ucb olur. Ucbun zıddına <strong>Minnet</strong> denir. Minnet, nimete kendi eliyle, kendi &ccedil;alışmasıyla kavuşmadığını, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu ve ihsanı olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmektir. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmek, ucb tehlikesi olduğu zaman farz olur. Diğer zamanlarda ise m&uuml;stehabdır.</p>

<p>İnsanı ucba s&uuml;r&uuml;kleyen sebeplerin başında cehalet ve gaflet gelmektedir. Bu ucbdan kurtulmak i&ccedil;in, her şeyin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dilemesi ile ve yaratması ile meydana geldiğini, akıl, ilim, ibadet etmek, mal ve mevki gibi kıymetli nimetlerin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu ve ihsanı olduklarını d&uuml;ş&uuml;nmek lazımdır.</p>

<p>Ucb, kibre, g&uuml;nahları unutmaya sebep olur. G&uuml;nah ise, kalbi karartır. G&uuml;nahlarını d&uuml;ş&uuml;nen kimse, ibadetlerini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;rmez. İbadet yapmanın da, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın l&uuml;tfu, ihsanı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r.</p>

<p>Ucb sahibi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın mekrini ve azabını da unutur. Başkalarından istifade etmekten mahrum kalır. Kimse ile meşveret etmez, danışmaz. Had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(&Uuml;&ccedil; şey, insanı felakete s&uuml;r&uuml;kler: Buhl, heva ve ucb.)</strong></p>

<p>Buhl sahibi, yani hasis, cimri kimse, Allaha ve kullara karşı olan hakları ve vazifeleri &ouml;demekten mahrum olur. Hevasına, yani nefsinin arzularına uyan ve ucb sahibi olan, nefsini beğenen kimse, muhakkak felakete du&ccedil;ar olur. İm&acirc;m-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:<br />
&ldquo;B&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin başı, kaynağı &uuml;&ccedil;t&uuml;r: Haset, riya, ucb. Kalbini bunlardan temizlemeye &ccedil;alış!&rdquo;</p>

<p>Ucb sahibi, hep ben, ben der. Toplantılarda baş tarafta bulunmak ister. Her t&uuml;rl&uuml; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n kabul olunmasını ister. G&uuml;nah işleyenin boynu b&uuml;k&uuml;k olur ve tevbe edebilir. Ucb sahibi ise, ilmi ile, ameli ile mağrur olur. Egoist olur ve tevbe etmesi de g&uuml;&ccedil; olur. G&uuml;nah işleyenlerin iniltileri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, tesbih &ccedil;ekenlerin &ouml;v&uuml;nmesinden iyi gelir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kendini seven, başkasını sevemez</strong></p>

<p>Tab&icirc;bler diyor ki, hasta perh&icirc;z yapmalıdır. İyi olmadan &ouml;nce ona gıd&acirc; iyi gelmez. Yağlı kuş eti bile b&ouml;yledir. Hatt&acirc; hastalığını arttırır. Bunun i&ccedil;in, &ouml;nce hastayı iyi etmeyi d&uuml;ş&uuml;nmek l&acirc;zımdır. Bundan sonra, uygun gıd&acirc; vererek, eski kuvvetli h&acirc;line kavuşturulması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r. Bunun gibi, (Kalblerinde hastalık vardır) me&acirc;lindeki &acirc;yet-i ker&icirc;mede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hi&ccedil;bir ib&acirc;deti ve t&acirc;&#39;&#39;ati f&acirc;ide vermez, belki zarar verir.</p>

<p>(&Ccedil;ok Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;m okuyanlar vardır ki, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;m bunlara la&#39;&#39;net eder) had&icirc;s-i şer&icirc;fi meşh&ucirc;rdur.</p>

<p>(&Ccedil;ok oru&ccedil; tutanlar vardır ki, onun oru&ccedil;tan kazancı, yalnız a&ccedil;lık ve susuzluktur) had&icirc;s-i şer&icirc;fi de sah&icirc;hdir.</p>

<p>Başkasına tutulmak! Kalb hastalıklarının m&uuml;tehassısları olan tasavvuf b&uuml;y&uuml;kleri de, &ouml;nce hastalığın giderilmesi i&ccedil;in yapılacak şeyleri emir buyururlar. Kalbin hastalığı, Hak te&acirc;l&acirc;dan başkasına tutulması, bağlanmasıdır. Belki, kendisine bağlanmasıdır. &Ccedil;&uuml;nki herkes, herşeyi kendi i&ccedil;in ister. &Ccedil;ocuğunu sevmesi, kendini sevdiği i&ccedil;indir. Malı, mevkı&#39;&#39;i, r&uuml;tbeyi hep kendi i&ccedil;in ister. Onun ma&#39;&#39;b&ucirc;du, tapındığı şey, kendi nefsidir. Nefsinin istekleri arkasında koşmaktadır.</p>

<p>Kalb, bu bağlılıklardan kurtulmadık&ccedil;a, insanın kurtulması &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; olur. Bundan anlaşılıyor ki, aklı başında olan ilim adamları ve kalbi uyanık olan fen adamları, herşeyden &ouml;nce, bu hastalığın giderilmesini d&uuml;ş&uuml;nmelidirler. Kulun dileği ve isteği s&acirc;dece s&acirc;hibi ve s&acirc;hibinin dileği olmalıdır. Başka, hi&ccedil;bir dileği bulunmamalıdır. B&ouml;yle olmazsa, kulluk bağını koparmış, k&ouml;lelikten ka&ccedil;mış olur. N&acirc;zi&#39;&#39;&acirc;t s&ucirc;resi 40. &acirc;yetinde me&acirc;len,</p>

<p>(Kim Rabbinin azametinden korkup, kendini nefsinin arz&ucirc;larından men&#39;&#39; ederse, varacağı yer ş&uuml;phesiz Cennettir) buyurulmuşdur. Hep, kendi isteklerinin arkasında giden bir kul, kendi keyfine, arz&ucirc;suna es&icirc;r demektir. Kendi nefsinin k&ouml;lesidir. Hep, mel&#39;&#39;&ucirc;n şeyt&acirc;nın emirlerini yapmaktadır.</p>

<p>En b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şman Nefsinin k&ouml;t&uuml; arz&ucirc;larına, zevklerine kavuşmak i&ccedil;in &ccedil;alışıp para kazanmak ve &ccedil;alışırken hel&acirc;li har&acirc;mdan ayırmamak, başkalarının haklarına saldırmak, onlara olan bor&ccedil;larını &ouml;dememek, d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olmayı g&ouml;sterir. D&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olmak, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;htır. İns&acirc;nın, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ma&#39;&#39;rifetine kavuşmasına m&acirc;ni&#39;&#39; olan en kuvvetli d&uuml;şman, nefsin arz&ucirc;larıdır. Bu arz&ucirc;lar bitmez ve t&uuml;kenmez. Hepsi de &ccedil;ok zararlıdır. (Maks&ucirc;dun, ma&#39;&#39;b&ucirc;dundur) s&ouml;z&uuml; meşh&ucirc;rdur. C&acirc;siye s&ucirc;resinin 23. &acirc;yetinde me&acirc;len,</p>

<p>(Nefsinin arz&ucirc;larını il&acirc;h edinen kimseyi g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?) buyurularak, bu hal haber verilmektedir.</p>

<p>Bir insanın maks&ucirc;du; arz&ucirc;su, tevecc&uuml;h ettiği, &ouml;zendiği, sağ kaldık&ccedil;a ele ge&ccedil;irmek istediği ve ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in, her zillete, al&ccedil;almaya katlandığı, hi&ccedil; vaz ge&ccedil;mediği şey ise, bu maks&ucirc;du, ma&#39;&#39;b&ucirc;du olur ve bu h&acirc;li ib&acirc;det olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ib&acirc;det, zilletin, inkis&acirc;rın son derecesidir.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başka ma&#39;&#39;b&ucirc;d tanımamak i&ccedil;in, Ondan başka maks&ucirc;d olmamak, Ondan başka mur&acirc;d olmamak l&acirc;zımdır. Bunun i&ccedil;in de, (L&acirc; il&acirc;he illallah) derken, Ondan başka maks&ucirc;d olmadığını bilmek l&acirc;zımdır.</p>

<p>Bir kimse, maksadına kavuşmak i&ccedil;in, Allah g&ouml;stermesin dinin dışına &ccedil;ıkarsa, farzlardan birini bırakır, bir har&acirc;m işlerse, mesel&acirc; nam&acirc;zı, orucu bırakır vey&acirc; i&ccedil;ki i&ccedil;erse, bu maks&ucirc;du, onun ma&#39;&#39;b&ucirc;du olur, il&acirc;hı olur. Maks&ucirc;du i&ccedil;in dinin dışına &ccedil;ıkmazsa, onu ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in, har&acirc;m işlemezse, din, o maks&ucirc;du reddetmez, menetmez ve onu maks&ucirc;d bilmez. Onun maks&ucirc;du yalnız Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır ve Onun dinini g&ouml;zetmektir, der. O maks&ucirc;da karşı, o kimsede, yaradılış &icirc;c&acirc;bı, bir arz&ucirc; h&acirc;sıl olmuştur. Fakat, bu arz&ucirc;su, dine olan arz&ucirc;sunun mikt&acirc;rına yetişememiştir. Maksadı d&uuml;nya olan, herkese sıkıntı verir ve her şeyden şikayet eder. Herkese sıkıntı veren, kibirlidir. Herkesi şikayet etmesi kibrindendir. İnsanın kendini beğenmesi de kibirdendir. Kendini beğenmesi, kendini sevdiği i&ccedil;indir. Kendini seven, başkasını sevemez.</p>

<p>Nimete kavuşmak i&ccedil;in M&uuml;tevazı kimse, kendini beğenmez, kibirlenmez, insanlara tepeden bakmaz. Bunun i&ccedil;in, herkesi sever ve herkes de onu sever. M&uuml;tevazı demek, &ouml;lm&uuml;ş demektir. &Ouml;l&uuml;, kimseyi şik&acirc;yet etmez, &ouml;l&uuml;y&uuml; şikayet eden de olmaz.</p>

<p>Kim toprak gibi m&uuml;tevazı olursa, her nimete kavuşur. Bir par&ccedil;a y&uuml;kselse, su o toprakta durmaz. Din b&uuml;y&uuml;klerinin feyz ve bereketine kavuşmak i&ccedil;in toprak gibi m&uuml;tevazı olmak lazım. Rahmete kavuşmak i&ccedil;in toprak olmak lazım. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Akl s&acirc;hibi, nefsini ezip, &acirc;hırette l&acirc;zım olan şeyler i&ccedil;in &ccedil;alışır. Ahmak, aptal olan da nefsinin arz&ucirc;ları peşinde koşup, Cennete g&ouml;t&uuml;rmesi i&ccedil;in de, Allaha du&acirc; eder)</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4678]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 16 May 2026 23:41:44 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İstişarenin önemi]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İstişarenin dindeki yeri nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir iş yaparken ehline sormaya &quot;meşveret&quot; veya &quot;istişare&quot; denir. İstişare s&uuml;nnettir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen, <b>(Yapacağın işi &ouml;nce meşveret et!)</b> buyuruluyor. (Al-i İmran 159)<br />
<br />
İyi kimseler &ouml;v&uuml;l&uuml;rken de <b>(İstişare ederek iş yaparlar)</b> buyuruluyor. (Şura 38)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(İstişare, pişmanlığa karşı kaledir.)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>(İstihare eden, mahrum kalmaz, istişare eden pişman olmaz.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(İnsanı pişman eden, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndeki ısrardır.)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>(Kendi d&uuml;ş&uuml;ncenize g&ouml;re hareket etmeyin!)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Yapacağı işi ehli ile istişare edene, o işin en g&uuml;zeli nasip olur.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Hazret-i &Acirc;dem, &ldquo;İşlerinizi istişare ile yapın. Eğer ben, yasak meyve konusunda meleklerle istişare etseydim, musibete maruz kalmazdım&rdquo;<b> </b>buyuruyor. İstişare edilecek kimsede şu vasıflar bulunmalıdır:<br />
<b>1-</b> Akıllı olmalı! Akıllı ile istişare galibiyet, ahmakla istişare mağlubiyet denilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Akıllıya danışıp onu dinleyen, doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur.)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>2-</b> Tecr&uuml;beli, işinin ehli olmalı! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, her şey akla, akıl da tecr&uuml;beye muhta&ccedil;tır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Tedbirli kimse, işinin ehli olana danışıp, ona g&ouml;re hareket eder.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
Hazret-i Lokman Hakim de buyurdu ki:<br />
<b>(Yapacağın işi, daha &ouml;nce bunu denemiş, tecr&uuml;beli kimseye danış! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o, kendisine pahalıya mal olmuş doğru g&ouml;r&uuml;şleri sana bedava verir.)</b> [İ. Maverdi]<br />
<br />
<b>3-</b> İlim sahibi ve salih olmalı! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Salih olan &acirc;limlerle istişare edin!)</b> [Taberani]<br />
Hazret-i &Ouml;mer, (Allah&rsquo;tan korkanlarla istişare edin) buyurmuştur.<br />
<br />
<b>4-</b> Dost olmalı! Dost olmayan kimseler, yanlış bilgi verebilir.<br />
<br />
<b>5-</b> Fikri kuvvetli, sıhhatli olmalı! D&uuml;ş&uuml;ncesi dağınık, kaygılı kimselerin g&ouml;r&uuml;ş&uuml; isabetli olmaz.<br />
<br />
Danışılacak kimsenin, insanların h&acirc;lini, zamanın ve &uuml;lkenin şartlarını bilmesi gerekir. Bundan başka, aklı, fikri kuvvetli, ileriyi g&ouml;ren ve hatta sıhhati yerinde olan kimselerle istişare edilir. B&ouml;yle vasıflara haiz olmayan kimselerle istişare etmek g&uuml;nah olur. Peygamber efendimiz eshabı ile istişare eder, bazen bir iş i&ccedil;in, akıl, takva, hikmet ve tecr&uuml;be sahibi on kişiye danışırdı.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İstişare edilen, g&uuml;venilen kişidir, kendisine layık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; başkasına tavsiye eder.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Danışana, bilerek yalan s&ouml;yleyen ona hıyanet etmiş olur.)</b> [İbni Cerir]<br />
<br />
<b>(Danışan yardıma kavuşur. İstişare edilen emindir.)</b> [Askeri]<br />
<br />
<b>(Danışılan, g&uuml;venilir kimsedir. Biliyorsa s&ouml;yler, bilmiyorsa s&uuml;kut eder.) </b>[Kudai]<br />
<br />
İstişare ile yapılan iş, hatalı g&ouml;r&uuml;nse de, sormadan yapılandan &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.<br />
<br />
<b>İstişare</b> s&uuml;nnettir, danışan dağı aşar,<br />
Danışmayan zavallı, d&uuml;z yolda bile şaşar.<br />
<br />
Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp olur,<br />
Ehline soran kişi, hakiki yolu bulur.<br />
<br />
<b>Meşveret</b>in T&uuml;rk&ccedil;esi, ehline danışmaktır,<br />
Başlamadan bir işe sebebe yapışmaktır.<br />
<br />
<b>İstişare</b> edenler, hi&ccedil; pişman olmaz elbet<br />
Danışacak bir yerin varsa ne b&uuml;y&uuml;k nimet<br />
<br />
Şaşkınlık i&ccedil;indesin, sendeki bu &ccedil;ile ne?<br />
Eğer bin bilsen bile, sormalısın bir bilene<br />
<br />
<b>İstişare s&uuml;nnettir<br />
Sual:</b> Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yapacağımız işleri danışarak yapmamızı emrediyor. Danışarak iş yapmak farz mıdır? Hangi işi kimlere sormak gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstişare, yani danışmak s&uuml;nnettir. Unutulmuş, s&uuml;nnetleri meydana &ccedil;ıkarmak &ccedil;ok sevaptır. Danışmak insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir.<br />
<br />
Danışılacak kimsenin, insanların halini, zamanın ve &uuml;lkenin şartlarını bilmesi gerekir. Buna siyaset bilgisi denir.<br />
<br />
Bundan başka, aklı, fikri kuvvetli, ileriyi g&ouml;ren ve hatta sıhhati yerinde olan kimselerle istişare edilir. B&ouml;yle vasıflara haiz olmayan kimselerle istişare etmek g&uuml;nah olur. Gerek din ve gerek d&uuml;nya işlerinden bilmeden h&uuml;k&uuml;m verene melekler lanet eder.<br />
<br />
Bilinen şeyde istişareye l&uuml;zum yoktur. Fakat bildiğimizi zannettiğimiz nice şeyleri bilmediğimiz meydana &ccedil;ıkıyor.<br />
<br />
Bir iş, neticesine g&ouml;re &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Sonu hayırla mı, yoksa şerle mi biteceğini bilemeyiz. Olmasını şiddetle arzu ettiğimiz bir iş, bizim i&ccedil;in &ccedil;ok tehlikeli olabilir. Aksine olmamasını istediğimiz bir iş, bizim i&ccedil;in &ccedil;ok hayırlı olabilir.<br />
<br />
Yukarıda vasıflarını bildirdiğimiz salih kimselerle istişare edince, verdikleri cevap pek aklımıza yatmasa da o işi yapmamız gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ehli ile danışılarak yapılan işin neticesi hayırlı olur. Onun i&ccedil;in (Danışan dağı aşmış, danışmayan d&uuml;z ovada yolu şaşırmış) dedikleri gibi, (Meşveretsiz yapılan şeyden hayır gelmez) de demişlerdir. <b>(Şir&rsquo;a)</b><br />
<br />
Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde direnen kişi bir başka fikre muhta&ccedil; olmaktan kendisini hi&ccedil;bir vakit kurtaramaz. Danışma yolunu benimseyen kişi ise helakten korunmuş olur. Hikmet ehli buyuruyor ki:<br />
&quot;İstişare, doğru yolu bulmanın t&acirc; kendisidir! Her kim ki, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; beğenip başkası ile istişareye muhta&ccedil; olmadığını d&uuml;ş&uuml;nse ve m&uuml;şavereye l&uuml;zum g&ouml;rmese elbette yapacağı işte hata meydana gelir.&quot;<br />
<br />
İşlerinde g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle karşılaşırsan akıllı kişilerin g&ouml;r&uuml;şlerine m&uuml;racaat et. İstişareden ka&ccedil;ınma! Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nle baş başa kalıp pişmanlık duymaktan elbette daha &ccedil;ok iyidir.<br />
<br />
<b>İdarede istişare şekli<br />
Sual:</b> İdareci, kendileri ile istişare edilecek kişilerin hepsi ile bir araya gelerek mi, yoksa her biri ile ayrı ayrı mı istişare etmesi daha uygundur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Arap, Fars ve Hind h&uuml;k&uuml;mdarları toplu danışmayı, yani hep bir araya gelerek istişare olunmasını tercih etmişler, &quot;Topluca bir araya gelinerek istişare olunmalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herkes kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıklar. Karşılıklı itiraz, tenkit ve tartışmalar olur. İddialar ispat edilir. Ve en isabetli olan g&ouml;r&uuml;ş herkesin oybirliği ile kabul edilir. B&ouml;yle istişare genellikle hatadan uzak kalır&quot; demişlerdir.<br />
<br />
Rum ve Mısır h&uuml;k&uuml;mdarları ise m&uuml;nferit olan danışmayı tercih etmişler, &quot;Tek başına olan kişi mesele hakkında zihninde beliren &ccedil;&ouml;z&uuml;m şeklini, hi&ccedil;bir etki altında kalmadan ortaya koyar. B&ouml;ylece ayrı ayrı b&uuml;t&uuml;n danışmanların kendine has g&ouml;r&uuml;şleri, idareci tarafından alınmış olur. Halbuki toplu danışmada kişilerden birinin ortaya attığı fikir, diğer kişileri etkisi altında bırakır ve &ouml;tekilerin ona uyma ihtimali belirir. Bu suretle herkesin o meseleye ait fikrinin ortaya &ccedil;ıkması imkanı kalmaz&quot; demişlerdir.<br />
<br />
T&uuml;rk hakanları ise, duruma g&ouml;re hareket edilmesini tercih etmişler, <b>&ouml;nce, teker teker herkesin g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; almalı, sonra da hepsini toplayarak birlikte istişare olunmalıdır</b> demişlerdir.<br />
<br />
İdare, bir bah&ccedil;eye benzer. Bah&ccedil;e sahibi gece g&uuml;nd&uuml;z o bah&ccedil;enin bakımına, geliştirilmesine ne kadar dikkat ederse ve bu ne derece gerekli ise idarenin devamlı bir şekilde terbiyesine dikkat etmek gerekir. Bah&ccedil;e sahibi, bah&ccedil;ede meydana gelen işe yaramaz dikenleri, &ccedil;alıları ayıklar; bunları bah&ccedil;enin etrafını &ccedil;eviren sınıra, duvarlara yerleştirir. B&ouml;ylece bah&ccedil;edeki zararlı ot ve dikenler temizlenerek mahsul&uuml;n verimli olmalarına sebep olur. Ayrıca dışarıdan bah&ccedil;eye gireceklere mani olur.<br />
<br />
<b>Not:</b> İstişare toplantısının m&uuml;barek olması i&ccedil;in, Mehmed isminde birinin bulunması iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Meşveret i&ccedil;in toplananların arasında Muhammed isimli biri yoksa, o toplantı m&uuml;barek olmaz.)</b> [İbni Asakir]<br />
<br />
<b>İdarecinin istişaresi<br />
Sual: </b>Bir kimse veya bir idareci istişare ettikleri kimselerin g&ouml;r&uuml;şlerine aynen uyması gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstişare, bir işi yaparken o işin ehli olan kimselerin g&ouml;r&uuml;şlerini almak demektir. İstişare ettikten sonra, istişare ettiği kimselerin g&ouml;r&uuml;şlerine uyma zorunluluğu yoktur. Hangi g&ouml;r&uuml;ş aklına yatarsa ona uyar. İstişare edilen kimselerin, (Bizim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;z&uuml; aldı, fakat bizim dediklerimize uymadı) demeye hakları olmaz.<br />
<br />
Bunun bir &ouml;rneği Eshab-ı kiram zamanında yaşanmıştır. Hazret-i Ebu Bekir halife iken, m&uuml;rtedlerle savaş etmeye karar verince, Hazret-i &Ouml;mer, istişare edilmesini teklif etti. Hazret-i Ebu Bekir de, ileri gelenlerle istişare etti. M&uuml;şavere heyetindekiler, &ccedil;eşitli makul sebepler y&uuml;z&uuml;nden savaşmayı uygun g&ouml;rmediklerini belirttiler. Şayet savaşılırsa da, askerlerin yarısının şehirde kalıp, şehrin emniyetini sağlaması gerektiğini s&ouml;ylediler. Hazret-i Ebu Bekir, hepsini dinledikten sonra, <b>(İstişare yapılmıştır, savaşa karar veriyorum, tek kişi kalmadan askerlerin hepsinin de savaşa gitmesini emrediyorum)</b> buyurdu. Eshab-ı kiram, kendi g&ouml;r&uuml;şlerine aykırı karar alınmasına en ufak bir tepki g&ouml;stermediler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; istişare sonunda bu karar verilmiştir. Onun i&ccedil;in, idareciler, bizimle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p de bizim d&uuml;ş&uuml;ncemize aykırı hareket ederlerse, tepki g&ouml;stermemiz caiz olmaz.<br />
<br />
Emir &uuml;zerine b&uuml;t&uuml;n ordu, savaş meydanında toplandı. D&uuml;şman ordusu, yerin g&ouml;ğ&uuml;n askerlerle dolu olduğunu g&ouml;r&uuml;nce, bunların, en az yarısı da şehirde n&ouml;bet bekliyordur diyerek barış teklifinde bulunmaya, istenileni vermeye mecbur kaldı. B&ouml;ylece Hazret-i Ebu Bekrin basireti, y&uuml;ksek deha sahibi olduğu bir kez daha meydana &ccedil;ıktı. M&uuml;sl&uuml;manlar arasında birlik beraberlik bozulmadan k&acirc;firlere karşı savaşsız galibiyet kazanıldı.<br />
<br />
<b>İstişare herkesle yapılmaz<br />
Sual: </b>İstişare ettiğimiz kimse yanlış cevap verirse, istişarenin ne faydası olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstişare, herkesle yapılmaz. O işin ehli olanla yapılır. Bir iş, salih olan ehliyle istişare edilirken, soran Allah rızası i&ccedil;in sorar, cevap veren de Allah rızası i&ccedil;in ihl&acirc;sla cevap verirse, cevap yanlış bile olsa, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; o işin neticesini hayra &ccedil;evirir, yani o iş mutlaka hayırla sonu&ccedil;lanır.<br />
<br />
Hikmet ehli buyuruyor ki:<br />
Salihlerden sormaktan utanma ve onlardan yardım istemekten &ccedil;ekinme! Hep kendi d&uuml;ş&uuml;ncesiyle hareket eden, doğruyu g&ouml;remez. Akıllı ile istişare galip olmaktır, ahmakla istişare mağlup olmaktır. Her sanatı ehlinden &ouml;ğren, her işi de ehline danış!<br />
<br />
<b>Hanımla istişare<br />
Sual: </b>Kadınlarla istişare etmekle ilgili hadis var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, vardır. Bahsedilen hadis-i şerif istişarenin &ouml;nemini bildiriyor. Kadınlar genelde hisleriyle karar verirler. Onun i&ccedil;in bunların s&ouml;ylediklerini ihtiyatla karşılamak gerekir. Kimse bulunmazsa, kadınlarla da istişare etmeli; ama hisleriyle konuşuyorsa ihtiyatla karşılamalıdır. Yine de onlarla istişareden uzak durmamalıdır.<br />
<br />
<b>Sor kurtul!<br />
Sual: (Sor kurtul!) </b>deniyor. Bilinen, faydalı ve iyi şeyleri de mi sormak gerekiyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet bilinen, faydalı ve iyi şeyleri de sormak gerekir. İstişare demek, mubah şeyleri yapayım mı, yapmayayım mı diye sormaktır. İstişare &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Kur&#39;an-ı kerimde iyiler &ouml;v&uuml;l&uuml;rken, <b>(İstişare ederek iş yaparlar)</b> buyuruluyor. (Şura 38)<br />
Dinimizde &uuml;&ccedil; beş kişi bir araya gelince, birini em&icirc;r yani başkan se&ccedil;mek s&uuml;nnettir. Emire t&acirc;bi olmak ise vacib yani farzdır. Emir se&ccedil;ilen kimse diğerlerinden &uuml;st&uuml;n olmayabilir. &Uuml;st&uuml;n olması şart değildir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Peygamber efendimizden &uuml;st&uuml;n hi&ccedil; kimse yoktu. Ama Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ona, <b>(Yapacağın işi &ouml;nce meşveret et</b>!<b>)</b> buyuruyor. (Al-i İmran 159)<br />
<br />
Danışılacak kimsenin, insanların h&acirc;lini, zamanın ve &uuml;lkenin şartlarını bilmesi gerekir. Bundan başka, aklı, fikri kuvvetli, ileriyi g&ouml;ren ve hatta sıhhati yerinde olan kimselerle istişare edilir. B&ouml;yle vasıflara haiz olmayan kimselerle istişare etmek g&uuml;nah olur. Peygamber efendimiz, Eshabı ile istişare eder, bazen bir iş i&ccedil;in, akıl, takva, hikmet ve tecr&uuml;be sahibi on kişiye danışırdı.<br />
<br />
Mubah olan her işimizi em&icirc;re danışmalıyız. &Ouml;zellikle evlilik, eğitim, ev ve araba almak gibi işlerimizi mutlaka danışmalı, verilen cevaba g&ouml;re hareket etmeli. En basiti, bir ayakkabı alırken bile, hangi mağazadan almalıyım, rengi, bi&ccedil;imi ne olmalı diye sormanın bile mahzuru olmaz. Sormakla onu rahatsız etmiş olmayız. Kendimizi soru sormaya alıştırmalıyız. Ev alacaksak ev almanın uygun olup olmayacağını, uygunsa hangi şehirden, hangi mahalleden almak gerektiğini sormalı. Evlenirken hi&ccedil;bir şart ileri s&uuml;rmeden kimi uygun g&ouml;r&uuml;rse onunla evlenmeli. Eğer sorup da cevaba uygun hareket edilmeyecekse hi&ccedil; sormamak, daha az hatalı olur.<br />
<br />
Em&icirc;r olan, sorulan sorulara, soranın &acirc;hiretini d&uuml;ş&uuml;nerek cevap verir. (Soran Allah rızası i&ccedil;in sorar, cevap veren de Allah rızası i&ccedil;in cevap verirse, cevap yanlış g&ouml;r&uuml;nse de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu hayra &ccedil;evirir) buyuruluyor. Onun i&ccedil;in istişaresiz iş yapmamalıdır.<br />
<br />
<b>Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde ısrar</b><br />
<b>Sual:</b> Danışmadan, kendi aklına uyarak h&uuml;k&uuml;m vermenin, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde ısrar etmenin dindeki h&uuml;km&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstişare etmeden, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne uyanın sonu felakettir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Peygamber efendimiz &quot;sallallah&uuml; aleyhi ve sellem&quot;,<b> (Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde ısrar eden h&uuml;srana uğrar) </b>buyurmuştur. <b>(Şir&rsquo;a şerhi)</b><br />
<br />
İmam-ı Ebu Yusuf&#39;un y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;nde, <b>(Men amile bi-re&rsquo;yihi nedime)</b> yazılıydı. (Ehline danışmadan, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle hareket eden pişman olur) demektir. Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde ısrar etmeyip, istişarenin, ehline sormanın &ouml;nemini bildirmektedir. Hele Kur&rsquo;an-ı kerimden kendi anladığına uymak daha b&uuml;y&uuml;k felakettir. Bir hadis-i şerifte, <b>(Kur&#39;an-ı kerimi kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle a&ccedil;ıklayan k&acirc;fir olur)</b> buyuruluyor. (Deylem&icirc;)<br />
<br />
<em>(Benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m doğrudur)</em> diye ısrar etmek, hakkı kabul etmemek, inat olur. İki hadis-i şerif:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmemekte inat edendir.)</b> [Buh&acirc;r&icirc;]<br />
<br />
<b>(Bilmediği konuda inat edene, inadından vazge&ccedil;ene kadar Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; gazap eder.)</b> [İbni Ebi&#39;d-d&uuml;nya]</p>

<p><strong>Sual: Kendisine, bir konuda danışılan kimsenin, g&uuml;venilir olması, s&ouml;ylenenleri başkasına anlatmaması gerekmez mi?<br />
Cevap:</strong> M&uuml;min, herkesin malını, canını emniyet ettiği kimsedir. Emanet ve hıyanet, malda olduğu gibi, s&ouml;zde de olur. Had&icirc;s-i şerifte; <strong>(Meşveret edilen kimse emindir)</strong> buyuruldu. Yani onun doğruyu s&ouml;yleyeceğine ve sorulanı başkalarından gizleyeceğine emanet olunur, g&uuml;venilir. Onun, doğru s&ouml;ylemesi vaciptir. İnsan, malını, emniyet ettiği kimseye bıraktığı gibi, doğru s&ouml;yleyeceğine emin olduğu kimse ile istişare eder, danışır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İstişarenin &ouml;nemi</strong></p>

<p>Maalesef toplumumuzun hangi kesimine bakarsanız bakın -iş adamlarımız, idarecilerimiz, din g&ouml;revlilerimiz, sade M&uuml;sl&uuml;manlarımız- &quot;En iyisini ben bilirim, benden başka bu işi bilen yoktur. En g&uuml;zelini ben yaparım&quot; zihniyetini g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Herkeste, kendisinden başkasını aşağılama, k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rme fikri hakim. Batıda ise, tam tersine; başkasına saygı, insan haklarına riayet, aşağılamama gibi insani değerler zirvede. Son yıllarda &ccedil;ok yaygınlaşan, &quot;Başarılı olma&quot; &uuml;zerine yazılmış, Batı menşeyli kitapların ortak ifadesi şu: &quot;İşinizde ne kadar tecr&uuml;beli olursanız olun, başkasından fikir almayı unutmayın! Fikir aldığınız kimseler ne kadar &ccedil;ok olursa o kadar başarıyı yakalama şansınız olur.&quot;</p>

<p>Ne garip ki, bizim yapmamız gereken şeyleri onlar yapıyor ve bize de tavsiye ediyorlar. Danışmayı prensip edindikleri gibi, bir yanlışından dolayı birisi kendisini ikaz etmişse, ona kızmak yerine, teşekk&uuml;r ediyorlar. Bir toplum bu kadar nasıl değişir, değerlerinden nasıl uzak kalır anlaşılır gibi değil.</p>

<p>Halbuki, İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır. Dinimizde danışmak s&uuml;nnettir. Danışmak insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir. Bir iş yaparken ehline sormaya &quot;meşveret&quot; veya &quot;istişare&quot; denir. Kur&#39;&#39;an-ı kerimde &quot;Yapacağın işi &ouml;nce meşveret et!&quot; buyuruluyor. (Al-i İmran 159) Yine Kur&#39;&#39;an-ı kerimde, iyi kimseler, b&uuml;y&uuml;k zatlar &ouml;v&uuml;l&uuml;rken de &quot;İstişare ederek iş yaparlar&quot; buyuruluyor. (Şura 38) İstişarenin &ouml;nemi hadis-i şeriflerde de ş&ouml;yle bildirildi: &quot;İstişare etmek, pişmanlığa karşı kaledir.&quot; &quot;İstihare eden kimse, mahrum kalmaz, istişare eden pişman olmaz. İktisad eden darlık &ccedil;ekmez.&quot; &quot;Danışan pişman olmaz. İnsanı pişman eden, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndeki ısrardır.&quot; &quot;Bir iş yapmak istiyen, o işi m&uuml;sl&uuml;man biriyle istişare ederse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, o işin en g&uuml;zelini ona nasib eder.&quot;</p>

<p>Kimlerle istişare yapılır? Herkesle istişare edilmez. İstişare edilecek kimsede şu vasıflar bulunmalıdır: İstişare edilen kimse akıllı olmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: &quot;Akıllıya danışıp onu dinliyen, doğruyu bulur, dinlemiyen pişman olur.&quot; Dost olsa da cahille istişare etmekten sakınmalı, kendini beğenenden de uzak durmalıdır! Tecr&uuml;beli, işinin ehli olmalıdır! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, herşey akla, akıl da tecr&uuml;beye muhta&ccedil;tır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: &quot;Tedbirli kimse, işinin ehli olana danışıp, ona g&ouml;re hareket eder.&quot; Hazret-i Lokman Hakim de, oğluna buyurdu ki:&quot; Yapacağın işi, daha &ouml;nce bunu denemiş, tecr&uuml;beli kimselere danış! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar, kendilerine pahalıya mal olmuş doğru g&ouml;r&uuml;şleri sana bedava verirler.&quot; İstişare edilen, ilim sahibi ve salih olmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: &quot;&Acirc;lim ve abidlerinizle istişare edin! Kendi d&uuml;ş&uuml;ncenize g&ouml;re hareket etmeyin!&quot;</p>

<p>Hz. &Ouml;mer, &quot;Allahtan korkanlarla istişare edin&quot; buyurmuştur. &quot;Kur&#39;&#39;an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde bulamadığımız bir şey olursa ne yapacağız?&quot; diye Peygamber efendimize sorulunca cevaben buyurdu ki: &quot;O işi, salih olan &acirc;limlerle istişare edin!&quot;</p>

<p>İstişare edilen, dost olmalıdır! Dost olmıyan kimseler, yanlış bilgi verebilir. Fikri kuvvetli, sıhhatli olmalıdır! Fikri dağınık, kaygılı kimselerin g&ouml;r&uuml;ş&uuml; isabetli olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: &quot;İstişare edilen, g&uuml;venilen kimsedir, kendisine layık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ancak başkasına tavsiye eder.&quot; &quot;Danışana bilerek yalan s&ouml;yliyen ona hıyanet etmiş olur.&quot; &quot;Danışılan, g&uuml;venilir kimsedir. Biliyorsa s&ouml;yler, bilmiyorsa s&uuml;kut eder.&quot; &quot;Danışan yardıma kavuşur. İstişare edilen emindir.&quot; Yani onun doğru s&ouml;yliyeceğine ve sorulanı başkalarından gizliyeceğine emin olduğu kimseye danışır. Danışılan kimse, insanların halini, zamanın ve &uuml;lkenin şartlarını bilmelidir!</p>

<p>Bu vasıfları bulunmıyan kimseye danışılması ve onun da cevap vermesi g&uuml;nah olur.</p>

<p>Bilmiyenin &quot;Bilmiyorum&quot; demesi ilimden olup b&uuml;y&uuml;k fazilettir. İstişare ile yapılan iş, hatalı g&ouml;r&uuml;nse de, sormadan yapılandan &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</p>

<p>Hikmet Ehli buyuruyor ki: Salihlerden sormaktan utanma ve yardım istemekten &ccedil;ekinme! Hep kendi d&uuml;ş&uuml;ncesi ile hareket eden, doğruyu g&ouml;remez. Akıllı ile istişare galibiyettir, ahmakla istişare mağlubiyettir. Her sanatı ehlinden &ouml;ğren, her işi de ehline danış! Peygamber aleyhisselam eshabı ile istişare ederdi. Bazan bir iş i&ccedil;in, akıl, takva, hikmet ve tecr&uuml;be sahibi on kişiye danışırdı. Bilinen şeyde istişareye l&uuml;zum yoktur. Fakat bildiğimizi zannettiğimiz nice şeyleri bilmediğimiz meydana &ccedil;ıkıyor.</p>

<p>Danışarak yapılırsa hayırlı olur Bir iş, neticesine g&ouml;re &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Sonu hayırla mı, yoksa şerle mi biteceğini bilemeyiz. Olmasını şiddetle arzu ettiğimiz bir iş, bizim i&ccedil;in &ccedil;ok tehlikeli olabilir. Aksine olmamasını istediğimiz bir iş, bizim i&ccedil;in &ccedil;ok hayırlı olabilir. Danışılarak yapılan işin neticesi hayırlı olur. Onun i&ccedil;in &quot;Danışan dağı aşmış, danışmayan d&uuml;z ovada yolu şaşırmış&quot; dedikleri gibi, &quot;Meşveretsiz yapılan şeyden hayır gelmez&quot; de demişlerdir.</p>

<p>Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde direnen kişi bir başka fikre muhta&ccedil; olmaktan kendisini hi&ccedil;bir vakit kurtaramaz. Danışma yolunu benimseyen kişi ise helakten korunmuş olur.</p>

<p>Hikmet ehli buyuruyor ki: &quot; İşlerinde g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle karşılaşırsan akıllı kişilerin g&ouml;r&uuml;şlerine m&uuml;racaat et. İstişareden ka&ccedil;ınma! Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nle başbaşa kalıp pişmanlık duymaktan elbette daha &ccedil;ok iyidir. İstişare, doğru yolu bulmanın ta kendisidir! Her kim ki, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; beğenip başkası ile istişareye muhta&ccedil; olmadığını d&uuml;ş&uuml;nse ve m&uuml;şavereye l&uuml;zum g&ouml;rmese elbette yapacağı işte hata meydana gelir..&quot;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1245]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 16 May 2026 23:00:38 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Haline razı olmak]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> G&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;m &ccedil;ok bozuk, aşağılık duygusuna kapılıyorum. Ne yapmalıyım?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sıhhat, afiyet, zenginlik, asalet, g&uuml;zellik gibi nimetlere sahip olmak ve bunları yaratılış gayesine uygun kullanmak &ccedil;ok iyidir. Fakat bunlar maksatları dışında kullanılırsa &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; olur. Bunlar bir bı&ccedil;ak gibidir. İyi iş de yapılır, k&ouml;t&uuml; iş de yapılır. İnsana verilen nimet &ccedil;ok olunca ş&uuml;kr&uuml; o nispette zorlaşır. Rabbimiz size iki g&ouml;z vermiştir. Sağır ve dilsiz değilsiniz. Eliniz kolunuz sağlam. En m&uuml;himi deli değilsiniz, aklınız vardır. Hepsinden daha m&uuml;himi de imanlısınız. Daha bizim bilmediğimiz ne nimetlere sahipsinizdir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;ın nimetlerini saymaya kalksanız, bitiremezsiniz.)</b> [Nahl 18]<br />
<br />
Bunca nimetlere acaba hakkıyla ş&uuml;krediyor muyuz? Sizin durumunuzda olmayan &ccedil;ok insan vardır. Acaba bu hallerine ş&uuml;krediyorlar mı? Sizde ise, başkalarında bulunan sakatlık yoktur. Bunun i&ccedil;in ş&uuml;krediyor musunuz? İnsanlar ş&uuml;k&uuml;r y&ouml;n&uuml;nden gafildir. O nimet gitmeyince kıymetini bilemez. Nimet i&ccedil;inde y&uuml;zen ş&uuml;kr&uuml; kolay hatırlayamaz. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Kullarım i&ccedil;inde hakkıyla ş&uuml;kreden azdır.)</b> [Sebe 13]<br />
<br />
İnsanlar zayıf, aciz yaratıldığı i&ccedil;in sabrı da ş&uuml;kr&uuml; de azdır. Binlerce nimete ş&uuml;kretmez, fakat bir bela gelince feryat ve figan eder. Hasta olup gece uyuyamazsa, hep Allah&rsquo;ı anar. Fakat sağlam iken hi&ccedil; Onu hatırlamaz. M&uuml;sl&uuml;man Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dostudur. Dostluğun alameti, dostun belalarına sabretmektir. Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Kimi &ccedil;eşitli nimete kavuşunca, Allah&rsquo;ı anmaktan y&uuml;z &ccedil;evirir,</b> [hastalık, fakirlik gibi] <b>bir şer dokununca da</b> [Allah&rsquo;ın rahmetinden] <b>&uuml;midini keser.)</b> [İsra 83]<br />
<br />
<b>(Andolsun sizi biraz korku, biraz a&ccedil;lık, mal, can ve mahsul&uuml;n eksilmesiyle imtihan edeceğiz. Ey Habibim, sabredenlere</b> [l&uuml;tfumu, ihsanımı] <b>m&uuml;jdele!)</b> [Bekara 155]<br />
<br />
Bu &acirc;yet-i kerimedeki <b>(korku)</b> Allah korkusu, gazada d&uuml;şman korkusu; <b>(a&ccedil;lık)</b> ramazan orucu, kıtlık <b>(malın eksilmesi)</b> zekat ve malın zararı, <b>(canın eksilmesi)</b> hastalık, <b>(mahsul&uuml;n eksilmesi)</b> ise, &ccedil;eşitli afetler y&uuml;z&uuml;nden mahsul&uuml;n azalması veya mahsul denilen evlatların &ouml;lmesi olarak a&ccedil;ıklanmıştır.<br />
<br />
İmtihanı kazanmak i&ccedil;in sabretmek gerekir. Sabreden b&uuml;y&uuml;k nimetlere kavuşacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah sabredeni sever.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Haline sabredeni &ccedil;ok severim.) </b>[İ.Gazali]<br />
<br />
<b>(Sabır, Cennet hazinesidir.) </b>[İ.Gazali]<br />
<br />
<b>(Sabır imanın yarısıdır.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(Hoşlanılmayan şeye sabretmekte b&uuml;y&uuml;k hayır vardır.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>İnsan arzusunun sonu yoktur</b><br />
İnsan arzusunun sonu yoktur. Her istediğine kavuşmak ister. Her istenilene kavuşmak, muhakkak insana mutluluk getirmez. Onun i&ccedil;in hakkımızda hayırlı olanı istemek gerekir.<br />
<br />
Zenginlik &ccedil;ok iyi olmasına rağmen bazılarının felaketine sebep olmaktadır. Sırf parası i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;r&uuml;lebilir.<br />
<br />
En l&uuml;ks bir arabaya sahip olan, &ccedil;oluk-&ccedil;ocuğuyla bir u&ccedil;urumdan aşağı yuvarlanabilir. &Ccedil;ok zeki olan bir kimse zekasının kurbanı olabilir. V&uuml;cudumuzdaki b&uuml;t&uuml;n organlar bize emanettir. Yaratılış gayesine uygun kullanmak gerekir. Mesela harama bakan kimse, g&ouml;z&uuml;n&uuml;n ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; yerine getirmediği gibi, &uuml;stelik g&uuml;nah da işlemiş olur. G&uuml;zel sohbet edenin maksadı, dinleyicilerin tevecc&uuml;h&uuml;n&uuml; kazanmak ise dilini hayra değil, şerre kullanmış, kendini dili ile felakete s&uuml;r&uuml;klemiş olur. Her uzvu hayra kullanmak b&uuml;y&uuml;k saadet olur. Hazret-i Ebu Bekir, boş bir şey konuşmamak i&ccedil;in m&uuml;barek ağzına taş koymuştur. Onun i&ccedil;in <b>(Ya hayır konuş, ya da sus) </b>buyurulmuştur. Hep şer konuşan i&ccedil;in dili bir afettir.<br />
<br />
Her erkek yakışıklı, her kız da g&uuml;zel olmak ister. Herkes i&ccedil;in g&uuml;zellik faydalı olmayabilir. Mesela g&uuml;zelliğine g&uuml;venip artist olmak i&ccedil;in İstanbul&rsquo;a gelen bir&ccedil;ok kızın ne felaketlere maruz kaldığını gazetelerde okuyoruz. G&uuml;zellik muhakkak nimet değildir. Kimini mutlu ettiği gibi, kimini de felakete s&uuml;r&uuml;klemektedir.<br />
<br />
<b>Kul, Allah&rsquo;tan nasıl razı olur? </b><br />
M&uuml;sl&uuml;manın itikadı ş&ouml;yledir ki, her hayır ve şer Allah&rsquo;tandır. Her işi yaptıran Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Bu iş Allah&rsquo;tan geldiğine g&ouml;re, bir m&uuml;sl&uuml;man olarak bu işe rıza g&ouml;stermek gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; M&uuml;minin başına gelen her iş, m&uuml;minin hayrınadır. Onun i&ccedil;in vaki olanda hayır vardır buyurulmuştur. Vaki olan bir işle karşı karşıya olan, ne kadar zor olursa olsun buna rıza g&ouml;stermesi gerekir.<br />
<br />
Kavmi, Musa aleyhisselama, (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan &ouml;ğren, neden razı ise, onu yapalım) dedi. Vahiy geldi. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ş&ouml;yle buyurdu.<br />
<b>(Kaza ve kaderime rıza g&ouml;sterirseniz, sizden razı olurum. Benim rızam, sizin rızanıza bağlıdır. Benden razı olursanız, sizden razı olurum) </b><br />
<br />
Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki, ben kaza ve kaderime razı olandan razı olurum. Razı olmayandan razı olmam ve ona gazap ederim)</b><br />
<br />
Yine Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki:<br />
<b>(Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve g&ouml;nderdiğim belalara sabretmeyen, benden başka Rab arasın! Yer y&uuml;z&uuml;nde kulum olarak bulunmasın!) </b>[Taberani]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, benim yaptığım işe razı olmayan kendine başka Rab arasın buyuruyor. Başka Rab olmadığına g&ouml;re, yapılacak iş, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın her işine razı olmaktır. Onun g&ouml;nderdiği belalara sabretmek şarttır. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyurdu ki: &quot;Bedenine, evladına veya malına bir musibet gelen, sabr-ı cemille karşılarsa, </b>[yani g&uuml;zel sabrederse]<b> kıyamette ona hesap sormaya haya ederim.) </b>[Hakim]<br />
<br />
G&uuml;zel sabır, gelen belaya razı olup, herkese a&ccedil;ıklamamak ve şikayette bulunmamak demektir. G&uuml;zel sabreden, d&uuml;nya ve ahirette kurtuluşa kavuşur. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<b>(Derdini a&ccedil;ıklayan sabretmiş olmaz.) </b>[İ.Maverdi]<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Benden razı olandan razı olurum)</b> buyuruyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kaza ve kaderine razı isek, Onun da bizden razı olduğu anlaşılır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan gelenlerden razı değilsek, şikayet&ccedil;i isek, Ona asi isek, O da bizden razı değildir.<br />
<br />
Bir &acirc;bid zata, gece r&uuml;yasında, (Senin Cennetteki komşun şu &ccedil;obandır) denir. &Acirc;bid merak eder, &ccedil;obanı bulur. &Ccedil;obanın evinde &uuml;&ccedil; g&uuml;n misafir kalır. &Acirc;bid, gece ibadet ederken &ccedil;oban uyur. &Acirc;bid, &ccedil;obana der ki:<br />
- Senin ibadetin bu kadar mı?<br />
<b>- Evet bu kadar.</b><br />
- İyi d&uuml;ş&uuml;n, başka hasletin yok mu?<br />
<b>- Benim ibadetlerim bu kadardır. Fakat benim k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ouml;zelliğim var. Darlıkta, sıkıntıda olsam h&acirc;limden razı olur hi&ccedil; kimseye şikayette bulunmam, hatta bu h&acirc;limden kurtulmayı da istemem. Hasta olsam, yine h&acirc;limden memnun olurum.</b><br />
&Acirc;bid, elini başına koyarak der ki:<br />
- Buna mı k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;zellik diyorsun? Her babayiğit bu haslete sahip olmaz.<br />
<br />
Bir &Acirc;bidin de, (Ya Rabbi, benden razı ol) diye dua ettiğini duyan Rabia-i Adviyye hazretleri, (Kendisi Allah&rsquo;tan razı olmadığı halde, Allah&rsquo;ın kendisinden razı olmasını nasıl ister) buyurdu. (Kul, Allah&rsquo;tan nasıl razı olur?) diye sordular. (Allah&rsquo;tan gelen nimet ve belayı aynı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; vakit) buyurdu. Bela gelince de, nimetteki gibi h&acirc;li değişmemişse, Rabbinden razı sayılır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir kadın, (Ya Rabbi, beni niye erkekle aynı haklara haiz yaratmadın) dese, k&uuml;fre girer mi?<br />
<b>CEVAP </b><br />
Yaratığın, Yaradan&rsquo;a itiraz etmesi, Onun işini beğenmemesi asla caiz olmaz. Birka&ccedil; &ouml;rnek:<br />
<b>1- </b>Biri, ya Rabbi beni niye d&uuml;nyada yarattın da, g&ouml;klerde, gezegenlerde yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>2-</b> Zenci, beni niye beyaz yaratmadın diyemez. Esmer, beni niye sarışın yaratmadın, sarışın, beni niye buğday tenli yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>3-</b> &Ccedil;irkin, beni niye g&uuml;zel yaratmadın, g&uuml;zel de, beni niye daha g&uuml;zel yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>4-</b> C&uuml;ce veya kısa kimse, beni niye uzun yaratmadın diyemez. &Ccedil;ok uzun biri de, beni niye normal yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>5-</b> Sakat doğan, beni niye sakat yarattın diyemez. (Kel, k&ouml;r, sağır, dilsiz, fel&ccedil;li, &ccedil;olak gibi)<br />
<br />
<b>6-</b> Hasta doğan, beni niye hastalıklı yarattın diyemez. (Deli, geri zekalı, hiper aktif gibi)<br />
<br />
<b>7-</b> Bir kimse, beni niye daha zeki, daha akıllı, daha kabiliyetli [yetenekli] yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>8-</b> Erkek, beni niye kadın yaratmadın, kadın da beni niye erkek yaratmadın diyemez. Bir insan, beni niye melek veya cin yaratmadın diyemez. Cin de beni niye insan yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>9-</b> Bir insan, beni niye bir hayvan, mesela aslan, k&ouml;pek, eşek, yılan yaratmadın diyemez. Bir hayvan da beni niye insan yaratmadın diyemez. Yılan, beni niye ayaksız yarattın, beni niye bir aslan olarak yaratmadın diyemez.<br />
<br />
<b>10-</b> Bir insan veya hayvan, beni niye, g&uuml;l, lale gibi bir &ccedil;i&ccedil;ek veya &ccedil;am, kavak gibi bir ağa&ccedil; olarak yaratmadın diyemez.<br />
<br />
Bunlar doğuştan yaratılan durumlardır. Hi&ccedil; kimsenin yaratılışı i&ccedil;in bir şey demeye hakkı yoktur.<br />
<br />
M&uuml;sl&uuml;man, hayrın ve şerrin de Allah tarafından yaratıldığını bilir. Birka&ccedil; &ouml;rnek de buna verelim:<br />
<b>1-</b> Fakir bir kimse, beni niye zenginleştirmiyorsun, zengin kimse de, beni niye daha &ccedil;ok zengin yapmıyorsun diyemez.<br />
<br />
<b>2-</b> Bir memur, beni niye &acirc;mir yapmıyorsun, &acirc;mir de, beni niye m&uuml;d&uuml;r, genel m&uuml;d&uuml;r, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı yapmıyorsun diyemez.<br />
<br />
<b>3-</b> Avukat, beni niye doktor yapmadın, doktor, beni niye t&uuml;ccar yapmadın, k&ouml;yl&uuml;, beni niye şehirli yapmadın diyemez. Bir şof&ouml;r, beni niye pilot ve kaptan yapmadın diyemez.<br />
<br />
<b>4-</b> Bir kimse, beni niye evliya veya peygamber yapmadın diyemez.<br />
<br />
Ne erkek, diğer erkeklerle eşit yaratılmıştır, ne de kadın, diğer kadınlarla eşit yaratılmıştır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; her canlıyı farklı yaratmış ve her birine bir vazife vermiştir. Herkes haline ve hakkına razı olmalı, razı olmayan b&uuml;y&uuml;k isyan i&ccedil;inde olur.<br />
<br />
Belki bir insanın kadın veya erkek olarak yaratılması, onun hakkında daha iyidir. Bir &acirc;yet meali:<br />
<b>(Hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize; sevdiğiniz şey de, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;ze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.) </b>[Bekara 216]<br />
<br />
Her halimize razı olmalıyız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; kudsi hadislerde buyuruyor ki:<br />
<b>(M&uuml;min başına gelen işten, hoşlansa da, hoşlanmasa da, o iş, onun i&ccedil;in iyidir.) </b>[İbni Şahin]<br />
<br />
<b>(Kimisinin imanı ancak zenginlikle salah bulur. Eğer o fakir olsaydı, k&uuml;fre girerdi. Kimi de, ancak fakirlikle salah bulur, </b>[doğru, iyi yolda olur],<b> eğer zengin olsaydı, k&uuml;fre d&uuml;şerdi. Kiminin imanı da, ancak sıhhatte olması ile tamam olur. Eğer hastalansa, k&uuml;fre girerdi. Kiminin imanı hastalıkla olgunlaşır. Eğer sıhhatte olsaydı k&uuml;fre s&uuml;r&uuml;klenirdi.)</b> [Hatib]<br />
<br />
<b>Ne yaparsak Allah bizden razı olur<br />
Sual:</b> Bilhassa ne yaparsak Allah bizden razı olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İsrailoğulları benzer bir suali Musa aleyhisselama sual etmişlerdir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Onlar benden razı olurlarsa, ben de onlardan razı olurum)</b> buyurdu. Yani başına gelen belalara katlanmak, ona buna şikayet etmemek, Allah&rsquo;tan gelen her şeye razı olmaktır.<br />
<br />
Musa aleyhisselam, <b>(Ya Rabbi en &ccedil;ok buğzettiğin kimdir?) </b>diye sual etti. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Bir kul, benden hayırlısını isteyip ben de ona hakkındaki h&uuml;km&uuml; g&ouml;nderince ona rıza g&ouml;stermeyendir) </b>buyurdu. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takdirine razı olmalıdır!</p>

<p><strong>A&ccedil; g&ouml;zl&uuml; olan, zillete d&uuml;şer</strong></p>

<p>A&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;k, d&uuml;ny&acirc; lezzetlerini har&acirc;m yollardan aramak, elde etmek demektir ve k&ouml;t&uuml; huylardan, kalb hastalıklarından birisidir. A&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğe, tamah yani doymazlık, &ccedil;ok istemek denmektedir. Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki: &quot;Tamah yani a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;k, kişinin herhangi bir ihtiyacı sebebiyle dinini, mukaddes bildiği şeyleri, o ihtiyacı i&ccedil;in feda etmesi, elden &ccedil;ıkarmasıdır. Hırs ise, kişinin nefsinin her isteğine boyun eğip o istekleri yerine getirmek i&ccedil;in koşmasıdır. Nefsinin isteklerini yerine getirmeye &ccedil;alışan kimse, &ccedil;eşitli kimselere muhta&ccedil; olur. Eğer o kimseler, onun ihtiyacını yerine getirirse, bu kimseye istedikleri her şeyi yaptırırlar. Onlara boyun eğmek mecburiyetinde kalır. Onlara karşı yaptığı her şey, artık d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in olur. Allah rızası i&ccedil;in olmaz.&quot;</p>

<p>Bir g&uuml;n Eb&uuml;&#39;&#39;l-K&acirc;sım Bişr hazretleri, Eb&ucirc; Sa&icirc;d M&icirc;hen&icirc; hazretlerine hitaben;</p>

<p>&quot;Ey Eb&ucirc; Sa&icirc;d! Tamah ve d&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;kten kurtulmaya gayret et. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanda tamah yani a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;k varken, ihl&acirc;s y&acirc;ni her şeyi Allah i&ccedil;in yapma arzusu bulunmaz. Kulluk, ihl&acirc;s ile olur. Şu had&icirc;s-i kuds&icirc;yi unutma! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; m&icirc;r&acirc;c gecesi Res&ucirc;lullah efendimize:</p>

<p>(Kulum farzları yapmakla bana yaklaştığı gibi başka şeyle yaklaşamaz. Kulum n&acirc;file ib&acirc;detleri yapınca, onu &ccedil;ok severim. &Ouml;yle olur ki, benimle işitir, benimle g&ouml;r&uuml;r, benimle her şeyi tutar, benimle y&uuml;r&uuml;r. Benden her ne isterse veririm. Bana sığınınca onu korurum) buyurdu&quot; buyurmuştur.</p>

<p>&Ccedil;amura atılan altınlar!.. Sel&ccedil;uklu Sult&acirc;nlarından R&uuml;knedd&icirc;n, Mevl&acirc;n&acirc; Cel&acirc;ledd&icirc;n-i R&ucirc;m&icirc; hazretlerine beş kese altın g&ouml;ndermişti. Cel&acirc;ledd&icirc;n-i R&ucirc;m&icirc; hazretleri talebelerine; &quot;Bu altınları dışarıdaki &ccedil;amurun i&ccedil;ine atın!&quot; buyurur ve talebeleri de bu emri yerine getirir. D&uuml;ny&acirc;ya d&uuml;şk&uuml;n olanlar, bu altınları almak i&ccedil;in &ccedil;amurun i&ccedil;ine dalarlar ve &uuml;stleri, başları, y&uuml;zleri &ccedil;amurdan g&ouml;r&uuml;nmez h&acirc;le gelir. Bu hali talebelerine g&ouml;steren Mevl&acirc;n&acirc; Cel&acirc;ledd&icirc;n-i R&ucirc;m&icirc; hazretleri buyurur ki:</p>

<p>&quot;Bu altınlar, şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z d&uuml;ny&acirc; ehlinin &uuml;st&uuml;n&uuml; başını batırdığı gibi, &acirc;hiret ehli olanların da kalbini karartır, kirletir. &Ccedil;eşitli g&uuml;nahlara sevkedip, ib&acirc;detlerden alıkoyar. Bu s&ouml;zlerimi yanlış anlamayınız. D&uuml;ny&acirc; i&ccedil;in &ccedil;alışmayınız demek istemiyorum. D&uuml;ny&acirc; malının muhabbetini kalbinize koymayınız diyorum. Hi&ccedil; &ouml;lmeyecekmiş gibi d&uuml;ny&acirc;ya, yarın &ouml;lecekmiş gibi &acirc;hirete &ccedil;alışmak l&acirc;zım geldiğini herkes bilir. Burada dikkat edilecek nokta; hırs ve tamah yani a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;k yapmadan kan&acirc;at &uuml;zere bulunmaktır. D&uuml;ny&acirc;da, &acirc;hiret sa&acirc;deti i&ccedil;in &ccedil;alışmalı, kazanmalı, niyeti d&uuml;zeltmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İsl&acirc;miyet, insanlara faydalı olmayı emreder. En b&uuml;y&uuml;k sa&acirc;det, en b&uuml;y&uuml;k serm&acirc;ye, hel&acirc;linden kazanıp, hayır ve hasen&acirc;t yaparak &acirc;hirete g&ouml;ndermektir. Buna rağmen asıl serm&acirc;ye, mal, m&uuml;lk, para s&acirc;hibi olmak değil, ilim, amel, ihl&acirc;s ve g&uuml;zel ahl&acirc;k s&acirc;hibi olmaktır.&quot;</p>

<p>&quot;Bunlar evliy&acirc;nın sıfatlarıdır&quot; Eb&uuml;l Hasan Hark&acirc;n&icirc; hazretleri, kendisini sevenlere hitaben buyurdu ki: &quot;&Acirc;limler ve evliy&acirc;, Peygamber efendimizin v&acirc;risidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; O&#39;&#39;nda olan şeylerin b&acirc;zısı bunlarda da var. Res&ucirc;lullah efendimiz fakirliği se&ccedil;mişti. Bunlar da fakirliği tercih etmiştir. Resulullah efendimiz c&ouml;mertti. G&uuml;zel bir ahl&acirc;kı vardı. H&acirc;inlik bilmezdi. Bas&icirc;ret s&acirc;hibiydi. Halkın rehberiydi. A&ccedil; g&ouml;zl&uuml; ve hırs s&acirc;hibi değildi. Hayır ve şerri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan bilirdi. Tabiatında yalan ve kandırma diye bir şey yoktu. Zam&acirc;nın esiri değildi. İnsanların korktuğu şeyden korkmazdı. İnsanların g&uuml;vendiği şeye g&uuml;venmezdi. Hi&ccedil; gururlanmazdı. İşte bunlar evliy&acirc;nın sıfatlarıdır.&quot; İslam &acirc;limleri, hırs ve tamahın yani a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n tedavisi i&ccedil;in &uuml;&ccedil; esas bildirmişlerdir. Bunlar; sabır, ilim ve ameldir. Bunlar da beş kısımda h&uuml;l&acirc;sa edilmektedir:</p>

<p>1- Amel, ge&ccedil;imde iktisatlı olmak ve infakta ise orta halde bulunmaktır. Hadis-i şerifte: (Tedbirli olmak, ge&ccedil;imin yarısıdır) ayrıca; (İktisat eden, sıkıntı &ccedil;ekmez) buyurulmuştur.</p>

<p>2- Bug&uuml;nk&uuml; rızkına kavuşan bir kimsenin, yarınki rızkına da kavuşacağına inanmasıdır. Zira Hud suresinde me&acirc;len: (Yery&uuml;z&uuml;nde yaşıyan b&uuml;t&uuml;n canlıların rızkını vermek Allaha mahsustur) buyurulmaktadır. Hadis-i şerifte de; (Nafakan i&ccedil;in &uuml;z&uuml;lme! Zira senin i&ccedil;in takdir edilen rızık, seni bulacaktır) buyurulmuştur.</p>

<p>3- Kanaat etmekte olan izzeti, hırs ve tamahta yani a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;l&uuml;kte olan zilleti bilmektir. Hadis-i şerifte; (M&uuml;&#39;&#39;minin izzeti, insanlardan m&uuml;stağni kalmasıdır) buyurulmuştur.</p>

<p>Kimleri &ouml;rnek almalı!..</p>

<p>4- Peygamberlerin ve Onların v&acirc;rislerinin hayatlarını g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne getirmeli ve kendilerine d&uuml;nyanın bolca verildiği k&acirc;firleri d&uuml;ş&uuml;nmeli ve kimleri &ouml;rnek alacağını iyi hesap etmelidir.</p>

<p>5- Mal, servet edinmenin tehlikelerini iyi &ouml;ğrenmeli. Malın, servetin insanı d&uuml;nyada meşgul ettiğini ve Mahşer g&uuml;n&uuml; de, Cennete ge&ccedil; girmeye sebep olduğunu hatırdan &ccedil;ıkarmamalıdır. Seyyid Emir Hamza hazretleri de;</p>

<p>&quot;İnsanların elinde olana g&ouml;z dikmeyiniz. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın size verdiğine kan&acirc;at ediniz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tamah eden yani a&ccedil; g&ouml;zl&uuml; olan, d&acirc;im&acirc; sıkıntı ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; i&ccedil;inde olur. Kan&acirc;at eden de, her zaman neşeli ve rahattır&quot; buyurmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1231]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 14 May 2026 22:44:34 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İşin delisi olmadıkça velisi olunmaz]]></title>
<description><![CDATA[<p>* Sahip olduğunuz nimetlerin kıymetini bilin, ş&uuml;kredin. Ş&uuml;krederseniz nimetler daha da artar. Ş&uuml;kretmezseniz elinizden alınır. Elinizden alınınca &ouml;yle kalmazsınız. O andan itibaren sizde azab-ı ilahi başlar.<br />
<br />
* Nimetler kuş gibidir. Onları ş&uuml;k&uuml;r ipiyle bağlayın, yoksa u&ccedil;up giderler.<br />
* Bir işin delisi olmadık&ccedil;a, o işin velisi olunmaz.<br />
* Başarının sırrı sormaktır.<br />
<br />
* M&uuml;sl&uuml;manın b&uuml;t&uuml;n işleri dine uygun olmalı. Dine uyan, d&uuml;nyayı ve haramları sevmez olur. Kalbinde haram işlemek arzusu kalmayınca, kalbine Allah sevgisi dolar. İ&ccedil;indeki su boşalan şişeye, hemen havanın dolması gibi olur.<br />
<br />
* D&uuml;nyada, kim kimi severse, ahirette onun yanında haşrolacak.<br />
<br />
* Ehl-i s&uuml;nnet yolunda olanları, Allah&rsquo;ın dinine hizmet edenleri sevmek hubb-i fillahtır. K&acirc;firleri, bid&rsquo;at ehlini sevmemek buğd-ı fillahtır. Bu, kalben sevmek ve sevmemektir. D&ouml;v&uuml;şmek ve m&uuml;nakaşa etmek değildir. Hem dostla, hem d&uuml;şmanla, m&uuml;nakaşa dahi etmemeli.<br />
<br />
* Ehl-i s&uuml;nnetten kimseye zarar gelmez.<br />
<br />
* Akıl kıymetlidir ancak tek başına senet değildir. Kendi aklına g&ouml;re hareket etmemeli. Akıl tek başına doğru yolu bulamaz, bulabilseydi Peygamberler g&ouml;nderilmezdi.<br />
<br />
* D&uuml;nyada en m&uuml;him, en &ouml;nemli şey, ehl-i s&uuml;nnet itikadını &ouml;ğrenmek, tatbik etmek ve yaymaktır.<br />
<br />
* Herkes ile iyi ge&ccedil;inin, hi&ccedil; kimsenin kalbini kırmayın.<br />
* <b>Şeref-&uuml;l mekan bil mekin</b>. [Mekanların şerefi i&ccedil;indekilerle &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r]<br />
<br />
* Arkadaş nedir? Seni Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın razı olduğu işleri yapmaya teşvik eden kimsedir.<br />
<br />
* İhtiya&ccedil;sızlık azgınlığa sebep olur.<br />
* M&uuml;tevazı olan ne şikayet eder, ne şikayet edilir.<br />
<br />
* Hakiki sevgi, iyilik g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde artmayan, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde de eksilmeyendir.<br />
* İstediklerini vermediğiniz zaman kızan ve k&uuml;sen hakiki dost değildir.<br />
<br />
* Başarı nedir? Manisi nedir? Başarı, &ouml;ld&uuml;kten sonra ahirette işe yarar şeydir. Ahirette işe yaramıyorsa, o başarı değildir. Manisi insanın kendisidir, yani aklına nefsine uymasıdır.<br />
<br />
* Acılar ve sevin&ccedil;ler paylaşıldık&ccedil;a insanlar rahat olur.<br />
* Silsile-i aliyye b&uuml;y&uuml;klerini tanımak ve sevmek d&uuml;nya ve ahiret saadetlerine kavuşturur.<br />
<br />
* İbadetler insanın vazifesidir. G&uuml;zel ahlak ise meziyetidir.<br />
<br />
* Ehl-i s&uuml;nnet itikadı nimeti g&uuml;neş gibidir. Sıkıntılar yıldızlar gibidir. Evet yıldızlar var elbet, ink&acirc;r edilmez ama g&ouml;remezsin! G&uuml;neşin olduğu yerde yıldızlar yok olur. Yıldızların adı olmaz.</p>

<p><strong>Bir işin delisi olmadık&ccedil;a</strong></p>

<p>Bir şeye g&ouml;n&uuml;l veren, onu kendine dert edinenler hep başarılı olmuşlardır. &quot;Maksad s&acirc;hibi olan, deli gibidir&quot; s&ouml;z&uuml; meşhurdur. Bunun i&ccedil;in; &quot;Bir işin delisi olmadık&ccedil;a, o işin velisi olunmaz&quot; denmiştir. Başarmak, başarılı olmak g&uuml;zeldir. G&uuml;l de g&uuml;zeldir ama dikenleri var. Dikenine katlanmıyan g&uuml;le kavuşamaz. &Ccedil;alışmak, &ccedil;ile &ccedil;ekmek, sıkıntılara, eziyetlere katlanmak da, başarı yolunun dikenleridir. Başarmak, muvaffak olmak istiyen, bu dikenlere katlanmak mecburiyetindedir. İyi, g&uuml;zel, salih bir m&uuml;sl&uuml;man olmak, hepimizin arzusudur. Bunun da, &ccedil;ilesi, sıkıntıları var. Bunlara katlanan, neticeye kavuşur. Bu konuda İslam alimlerinin b&uuml;y&uuml;klerinden olan Muhammed Ma&#39;&#39;s&ucirc;m-i F&acirc;r&ucirc;k&icirc; hazretleri, Mekt&ucirc;b&acirc;t kit&acirc;bının 1.ci cildi, 22. mekt&ucirc;bunda buyuruyor ki: &quot;Res&ucirc;lullahın sallallah&uuml; aleyhi ve sellem s&uuml;nnetlerinin n&ucirc;rları ile ışıklanmadık&ccedil;a doğru yola kavuşulamaz. O y&uuml;ce Peygamberin izinde bulunmadık&ccedil;a, fel&acirc;ketlerden kurtulmaya uğraşmak boşunadır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgili Peygamberine uymadık&ccedil;a, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı sevmek se&#39;&#39;&acirc;detleri ele ge&ccedil;emez. İmr&acirc;n s&ucirc;resinin 31. &acirc;yetinde me&acirc;len; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı seviyorsanız, bana t&acirc;bi&#39;&#39; olunuz! Bana uyanları Allah sever!) buyuruldu.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Hab&icirc;bine b&ouml;yle demesini emir buyurmakdadır. Se&#39;&#39;&acirc;dete kavuşmak istiyen kimse, b&uuml;t&uuml;n &acirc;detlerini, ib&acirc;detlerini ve alış-verişlerini Onun gibi yapmaya &ccedil;alışmalıdır. Bu d&uuml;ny&acirc;da, bir kimsenin sevdiğine benzemeye &ccedil;alışanlar, bu kimseye sevimli ve g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;rler. Bu kimse, onları da &ccedil;ok sever, beğenir. Bunun gibi, sevgiliyi sevenler, her zam&acirc;n sevilir. Sevgilinin d&uuml;şmanları, sevenin de d&uuml;şmanları olur. Bundan dolayı, g&ouml;r&uuml;nen ve g&ouml;r&uuml;nmiyen b&uuml;t&uuml;n iyilikler, b&uuml;t&uuml;n &uuml;st&uuml;nl&uuml;kler, ancak o y&uuml;ce Peygamberi sevmekle ele ge&ccedil;ebilir. Y&uuml;kselebilmenin, ilerlemenin &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;, bu sevgidir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sevgili Peygamberini, insanların en g&uuml;zeli, en iyisi, en sevimlisi olarak yarattı. Her iyiliği, her g&uuml;zelliği, her &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; Onda topladı. Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mın hepsi, Ona &acirc;şık idiler. Hepsinin kalbi, Onun sevgisi ile yanıyordu. Onun ay y&uuml;z&uuml;n&uuml;, n&ucirc;r sa&ccedil;an cem&acirc;lini g&ouml;rmeleri, lezzetlerin en tatlısı idi. Onun sevgisi uğruna canlarını, mallarını fed&acirc; ettiler. Onu canlarından, mallarından, kısaca, her sevilenden dah&acirc; &ccedil;ok sevdiler. Onu aşırı sevdikleri i&ccedil;in, Onu sevenleri de sevdiler. Bunun i&ccedil;in birbirlerini de &ccedil;ok sevdiler. Onun &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlıyamayıp, Onun g&uuml;zelliğini g&ouml;remeyip, Onu sevmek se&#39;&#39;&acirc;detine kavuşamıyanlara d&uuml;şman oldular. &Ccedil;&uuml;nki, t&acirc;&#39;&#39;atlerin, iyiliklerin başı, dostları sevmek ve d&uuml;şmanları sevmemektir. Allahı seviyorum diyenlerin, Esh&acirc;b-ı kir&acirc;m gibi olmaları l&acirc;zımdır. Seven bir kimse, sevdiğinin sevdiklerini de sever. Sevdiğinin d&uuml;şmanlarına d&uuml;şman olur. Bu sevmek ve d&uuml;şmanlık, bu kimsenin elinde değildir. Kendiliğinden h&acirc;sıl olur. Bu kimse, sevmesinde ve d&uuml;şmanlığında deli gibidir. Bunun i&ccedil;indir ki Peygamber efendimiz: (Kendisine deli denilmiyen kimsenin &icirc;m&acirc;nı tam&acirc;m olmaz) buyurmuştur.</p>

<p>Kendisinde bu delilik bulunmıyanlar, sevmekten mahr&ucirc;mdurlar. D&uuml;şmanlık etmeyince, dostluk olmaz! Seviyorum diyebilmek i&ccedil;in, sevgilinin d&uuml;şmanlarına d&uuml;şman olmak l&acirc;zımdır.&quot; Hasan-ı Basr&icirc; hazretleri, ilim ve faz&icirc;letlerinden istif&acirc;de ettiği Esh&acirc;b-ı kir&acirc;m ile kendi i&ccedil;inde bulunduğu nesli kıyas ederek: &quot;Siz onları g&ouml;rseydiniz mecn&ucirc;n, deli zannederdiniz. Onlar sizin iyilerinizi g&ouml;rseler; &quot;Bunlar iyilik ve hayırdan nasipsiz kimselerdir.&quot;, k&ouml;t&uuml;lerinizi g&ouml;rseler; &quot;Bunlar da m&uuml;sl&uuml;man mı?&quot; derlerdi.&quot; buyurdu. Hakiki sevgi, iyilik g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde artmayan, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde de eksilmeyendir. Şak&icirc;k-i Belh&icirc; hazretleri de, bir g&uuml;n, kendilerine nas&icirc;hat k&acirc;r etmeyen bir grup insana ş&ouml;yle buyurur:</p>

<p>&quot;Eğer &ccedil;ocuk iseniz mektebe, deli iseniz tımarh&acirc;neye, &ouml;l&uuml; iseniz kabristana gidin. Ama m&uuml;sl&uuml;man iseniz m&uuml;sl&uuml;man olmanın şartlarını yerine getiriniz!&quot; Eb&ucirc; Sa&icirc;d-i Harr&acirc;z hazretleri bir g&uuml;n sokağa &ccedil;ıktığında bir kalabalığı g&ouml;rd&uuml;. İnsanlar bir delinin başında toplanmışlardı. Deli ka&ccedil;ıyor, onlar peşinden koşuyorlardı. Deli onlara doğru d&ouml;n&uuml;nce ka&ccedil;ıyorlar. Sonra deli peşlerine d&uuml;ş&uuml;yordu. Eb&ucirc; Sa&icirc;d-i Harr&acirc;z hazretleri;</p>

<p>-Dur ey deli! diye seslendi. Bunu duyan deli d&ouml;n&uuml;p baktı ve;</p>

<p>-Deli kime derler biliyor musun? dedi. Eb&ucirc; Sa&icirc;d-i Harr&acirc;z hazretleri;</p>

<p>-Hayır bilmiyorum deyince, deli dedi ki:</p>

<p>-Deli ona derler ki, attığı her adımda Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı anmaz ve g&acirc;fil gezer. M&uuml;sl&uuml;man, akıllı olur. Akıllı kimse, zararını ve k&acirc;rını bilen kimsedir. Ne aldığına ve bunun karşılığında neyi feda ettiğine dikkat eder. Maksat d&uuml;nyalık ise, bunun kıymeti, değeri de bu kadar olur. Eğer maksat ahıret ise, o zaman d&uuml;nyada rahata, ahırette de ebedi seadete kavuşulur. Dili ve g&ouml;nl&uuml; Cenab-ı Hakkın rızasında olana m&uuml;barek olsun. B&ouml;yle olabilmek kolay değildir diye, bir şeyin tamamını da terk etmek, uygun değildir. Zira:</p>

<p>&quot;Bir şeyin hepsi ele ge&ccedil;mezse, hepsini de elden ka&ccedil;ırmamalıdır,&quot; s&ouml;z&uuml; meşh&ucirc;rdur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1886]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 21:21:08 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İnanmak ihtiyaç mı?]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>İnsanlar ni&ccedil;in Allah&rsquo;a inanmak ihtiyacı duyarlar?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bazı felsefeciler (İnsanda tapma ihtiyacı vardır. Bunun i&ccedil;in de, ateşe, g&uuml;neşe, puta tapanlar olmuştur) diyorlar. İşin aslı ise ş&ouml;yle:<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insana, iyiyi k&ouml;t&uuml;den, hakkı b&acirc;tıldan ayırması i&ccedil;in akıl vermiştir. Akıl, bir şeyin kendiliğinden olduğunu kabul etmez. Her şeyi bir sebebe bağlar. İnsanın ve insandaki organların ve tabiattaki d&uuml;zenin yerli yerince yaratılmasını tesad&uuml;f olarak kabul edemez. Bunun gibi tabiatta bulunan canlı cansız her şeyin, bir yaratıcı tarafından yaratıldığını ister istemez kabul eder.<br />
<br />
İnsanın kendi başına Allah&rsquo;ı tanıması zor, hatta imk&acirc;nsızdır. Tarih boyunca, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;nderdiği bir rehber olmadan, insan; kendisini yaratan b&uuml;y&uuml;k kudret sahibinin var olduğunu, aklı ile anladı. Fakat Ona giden yolu bulamadı.<br />
<br />
İnsanlar, yaratıcıyı &ouml;nce etraflarında aradı. Kendilerine en b&uuml;y&uuml;k faydası olan g&uuml;neşi, yaratıcı sanıp, ona tapmaya başladılar. Sonra b&uuml;y&uuml;k tabiat g&uuml;&ccedil;lerini, fırtınayı, ateşi, kabaran denizi, yanardağları ve benzerlerini g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e, bunları yaratıcının yardımcıları zannettiler. Herbiri i&ccedil;in bir suret, alamet yapmaya kalktılar. Bundan da putlar doğdu. B&ouml;ylece, &ccedil;eşitli putlar &ccedil;ıktı. Bunların gazabından korktular ve onlara kurbanlar kestiler. Hatta, insanları bile bu putlara kurban ettiler. Her yeni olay karşısında, putların miktarı da arttı. İslamiyet&rsquo;in başında K&acirc;be&rsquo;de 360 put vardı.<br />
<br />
Kısacası insan; Bir, ezeli ve ebedi olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı kendi başına bir t&uuml;rl&uuml; tanıyamadı. Bug&uuml;n bile g&uuml;neşe ve ateşe tapanlar vardır. Bunlara şaşmamalı! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; rehbersiz karanlıkta doğru yol bulunamaz.<br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimde, <b>(Biz, peygamber g&ouml;ndermeden &ouml;nce azap yapıcı değiliz)</b> buyuruldu.(İsra 15)<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;; kullarına verdiği akıl ve d&uuml;ş&uuml;nme kuvvetinin nasıl kullanılacağını onlara &ouml;ğretmek, kendi birliğini onlara tanıtmak ve iyi işleri k&ouml;t&uuml;, zararlı işlerden ayırmak i&ccedil;in, d&uuml;nyaya peygamberler g&ouml;nderdi. Peygamberler en b&uuml;y&uuml;k rehberlerdir. <b>Ruh-ul beyan</b>&rsquo;da, Z&uuml;mer suresinin, <b>(Allah&rsquo;tan başkasını dost edinenler,</b> &ldquo;Biz bunlara bizi Allah&rsquo;a yaklaştırmaları i&ccedil;in, bize şefaat etmeleri i&ccedil;in tapınıyoruz<b>&rdquo; derler)</b> mealindeki 3. &acirc;yetinin tefsirinde deniyor ki:<br />
<br />
(İnsan, kendisinin ve her şeyin yaratıcısını tanımaya elverişli olarak, yaratılmıştır. Yaratıcısına ibadet etmek ve Ona yaklaşmak arzusu, her insanda vardır. Fakat b&ouml;yle elverişli olmanın ve bu isteğin kıymeti yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, nefs, şeytan ve k&ouml;t&uuml; arkadaş, insanı aldatarak [yaratana ve kıyamete inanmayan birer dinsiz veya] m&uuml;şrik yaparlar. M&uuml;şrik, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yaklaşamaz. Onu tanıyamaz. Şirkten uzaklaşıp, tevhide sarılarak hasıl olan tanımak, kıymetlidir. Bunun alameti, peygamberlere ve kitaplarına inanmak ve bunlara uymaktır. İnsan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ancak b&ouml;yle yaklaşabilir.)<br />
<br />
Z&acirc;riyat suresinin, <b>(İnsanları ve cinni, bana ibadet etmeleri i&ccedil;in yarattım)</b> mealindeki 56. &acirc;yet-i kerimesindeki (ibadet etmeleri i&ccedil;in) ifadesi, (beni tanımaları i&ccedil;in) demektir. Yani, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanımak, inanmak i&ccedil;in yaratıldık. Hadis-i kudside, <b>(Tanınmak i&ccedil;in her şeyi yarattım)</b> buyurması, <b>(Onların beni tanımakla şereflenmesi i&ccedil;in)</b> demektir.<br />
<br />
Peygamber efendimiz, ilmin inceliklerini soran bedeviye, <b>(İlmin başını &ouml;ğrendin mi?) </b>diye sordu. O da, (İlmin başı ne ki?) dedi. Bedeviye, <b>(İlmin başı, Allah&rsquo;ı tanımaktır. Bu da Onun; misli, benzeri, zıddı, dengi, eşi olmadığını, v&acirc;hid, evvel, ahir, z&acirc;hir ve b&acirc;tın olduğunu bilmektir) </b>buyurdu.<br />
<br />
<strong>Maddeye tapan, insanlıktan uzaklaşır<br />
Sual: </strong>Sadece maddi şeylere değer veren, maddenin, makinanın esir olmuş kimseler, zamanla insanlık sıfatlarını kaybedebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yalnız maddiyata inanan kimseler, &ccedil;ok kereler dertlerine &ccedil;are bulamayıp, &uuml;mitsizliğe kapılmaktadırlar. Bu, onların ruhlarının boş kalmasından ileri gelmektedir. İnsanın ruhu da, bedeni gibi gıdaya muhta&ccedil;tır. Bu da, ancak iman etmekle kabildir ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yolunu ancak din g&ouml;sterir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı inkar edenler bile, muhakkak bir g&uuml;n bu ihtiyacı duyarlar.</p>

<p align="left">&Uuml;nl&uuml; Rus yazarı Solzhenitsyn, Amerika&rsquo;ya yerleştiği zaman, kendisinin b&uuml;y&uuml;k sıkıntılardan, ruhi bunalımlardan, makina olmaktan kurtulacağını zan etmişti. Bir g&uuml;n, bir &uuml;niversitede Amerikan gen&ccedil;lerini başına toplayarak onlara;<br />
&ldquo;Ben buraya gelince, &ccedil;ok bahtiyar olacağımı zan etmiştim. Ne yazık ki, burada da b&uuml;y&uuml;k bir boşluk hissediyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; siz, artık maddenin esiri olmuşsunuz. Evet, burada h&uuml;rriyet var, herkes istediğini yapıyor. Fakat, ancak maddeye ehemmiyet veriyor. Ruhları bomboş. Halbuki, insanı hakiki insan yapan, onun tekam&uuml;l etmiş, gelişmiş, temizlenmiş ruhudur. Size tavsiyem şudur: Ruhunuzu geliştirmeye, g&uuml;zelleştirmeye bakın! Ancak o zaman, memleketinizde bulunan ve sizi de &uuml;zen &ccedil;irkinlikler yok olmaya başlar. Dine ehemmiyet, &ouml;nem verin! Din, insan ruhunun gıdasıdır. Dinine bağlı insanlar, her işte sizin en b&uuml;y&uuml;k yardımcınız olacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, onları Allah korkusu doğru yoldan ayırmaz. Sizin en b&uuml;y&uuml;k zabıta kuvvetiniz bile, herkesi gece g&uuml;nd&uuml;z murakabe edemez, g&ouml;zetleyemez. İnsanları fenalıktan, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten alıkoyan polis değil, onların duyduğu Allah korkusudur&rdquo; diye hitap etmiştir.</p>

<p>İnsan ruhunun gıdası, Allaha imandır, dindir. Ruhunu beslemeyen dinsiz insanların bir hayvandan farkları kalmaz. Bu gibi insanlarda, sevgi, acıma, şefkat, anlayış ve merhamet kalmaz. B&ouml;yle olan kimseleri, en k&ouml;t&uuml; maksatlar i&ccedil;in kullanmak, &ccedil;ok kolaydır.</p>

<p><strong>Sual: </strong>Her insanda, her şeyin yaratıcısı olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın varlığını anlayıp iman etme &ouml;zelliği var mıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri Kimy&acirc;-i se&#39;&acirc;det kitabında insanları d&ouml;rt kısma ayırmakdadır:</p>

<p>&ldquo;Birinci kısımdakiler, d&uuml;nyada yemek i&ccedil;mek ve zevk etmekten başka bir şey bilmeyenlerdir.</p>

<p>İkinci kısımdakiler, cebir, şiddet, zul&uuml;m ile hareket edenlerdir.</p>

<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kısımdakiler, hilek&acirc;rlık ve ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;kle etrafındakileri aldatanlardır.</p>

<p>D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; kısımdakiler g&uuml;zel ahlak sahibi olan, hakiki M&uuml;sl&uuml;manlardır.&rdquo;</p>

<p>Unutmamak lazımdır ki, her insanın kalbinden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya giden bir yol vardır. B&uuml;t&uuml;n mesele, bu yoldan İslam nurunun insanlara ulaştırılmasıdır. O nuru kalbinde hisseden bir insan, hangi kısımdan olursa olsun, yaptığı fenalıklara pişman olur ve doğru yolu bulur.</p>

<p>Eğer b&uuml;t&uuml;n insanlar, İslam dinini kabul etseler, d&uuml;nyada ne fenalık, ne hilek&acirc;rlık, ne harp, ne şiddet ve ne de zul&uuml;m kalırdı. Bunun i&ccedil;in, tam ve m&uuml;kemmel bir M&uuml;sl&uuml;man olmaya gayret etmek ve M&uuml;sl&uuml;manlığın esasını, inceliklerini ve g&uuml;zel ahlakını izah ederek, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya yaymak, hepimizin boynuna d&uuml;şen bir bor&ccedil;tur. Bunu yapmak cihad olur.</p>

<p>Başka dinden de olsa, insanlara daima tatlı dille ve anlayışla hitap etmelidir. Bunu, Kur&#39;&acirc;n-ı kerim emretmektedir. M&uuml;sl&uuml;man olmayanın y&uuml;z&uuml;ne karşı, k&acirc;fir, dinsiz diyerek, onun kalbini incitmenin g&uuml;nah olduğu, b&ouml;yle s&ouml;yleyenin cezalandırılması lazım olduğu, fıkıh kitaplarında yazılıdır. Maksat, herkese İslam dininin y&uuml;celiğini anlatmaktır. Bu cihad da, ancak tatlı dille, sabır, ilim ve imanla olur. Bir kimseyi bir şeye inandırmak isteyenin evvela kendisinin ona inanması şarttır. M&uuml;min ise, hi&ccedil;bir zaman sabrını kaybetmez ve inandığını anlatmakta m&uuml;şkilat, zorluk &ccedil;ekmez. İslam dini kadar, a&ccedil;ık ve mantıki hi&ccedil;bir din yoktur. Bu dinin esasını anlayan bir kimse, herkese bu dinin biricik hak din olduğunu kolaylıkla isbat edebilir.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, iman edenlerin, ge&ccedil;mişdeki b&uuml;t&uuml;n hatalarını affedeceğini vadediyor. Başka dinden olanlar, şeytanın veya M&uuml;sl&uuml;manlıktan haberi olmayanların aldattıkları kimselerdir. Bunların &ccedil;oğu, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına kavuşmak i&ccedil;in, yanlış yola saptırılmış talihsiz insanlardır. Biz bunlara sabırla, tatlı dille, akıl ve mantıkla doğru yolu g&ouml;stermeliyiz.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3906]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 05:19:49 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Keramet sahibi olmak]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Keramet sahibi kimse, yaptığımız bazı yanlışları g&ouml;rebiliyor. Mesela, c&uuml;n&uuml;p gezdiğimizi, yalan s&ouml;ylediğimizi veya hangi namazı kılmadığımızı anlayabiliyormuş. Adamın biri, yolda bir kadına bakıyor, sonra, Hazret-i Osman&rsquo;ın yanına uğruyor. Hazret-i Osman, <b>(G&ouml;z&uuml;nde zina işareti var) </b>diyor. O kişi, (Nereden biliyorsun? Peygamberlik sona ermedi mi?) diye sorunca, Hazret-i Osman, <b>(M&uuml;minin firasetinden sakının, &ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;min, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın nuruyla bakar) </b>hadis-i şerifini bildiriyor. Şimdi o adam, ne kadar mahcup olmuştur. Allah, evliya zatlara niye keramet verip başkalarının ayıplarını g&ouml;steriyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;nce şunu bilmek gerekir. S&acirc;lih kullarına, keramet, firaset ihsan eden, her şeyi bilen ve her şeyin en iyisini yapan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın, h&acirc;ş&acirc;, yanlış bir şey yapabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmek &ccedil;ok tehlikelidir.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, hikmetsiz, faydasız bir şey yaratmaz. Yarattıklarında &ccedil;ok hikmet vardır. Mesela, evliya zatların kerametiyle gayrim&uuml;slimler hidayete kavuşabilir. Bunun &ouml;rnekleri &ccedil;oktur. M&uuml;sl&uuml;manların ise imanlarının kuvvetlenmesine vesile olur.<br />
<br />
Harika denilen olağan&uuml;st&uuml; bir olay, peygamberden meydana gelirse <b>(Mucize),</b> evliya zattan meydana gelirse <b>(Keramet)</b>, s&acirc;lih m&uuml;minden meydana gelirse <b>(Firaset)</b>, f&acirc;sık veya bid&rsquo;at ehlinden meydana gelirse <b>(İstidrac)</b>, k&acirc;firden zuhur ederse <b>(Sihir, b&uuml;y&uuml;)</b> denir.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, M&uuml;sl&uuml;manlara veya gayrim&uuml;slimlere &ccedil;eşitli kabiliyetler vermiştir. Kiminin sesi g&uuml;zeldir, kimi pehlivandır. Kimi &ccedil;ok zekidir, kiminin on parmağında on marifet vardır. Kabiliyetsizin, kabiliyetli olanı, mesela sesi &ccedil;irkin olanın, (Allah falancaya niye g&uuml;zel ses verdi?) diye, Allah&#39;ı sorgulaması yanlış olur.<br />
<br />
Kimi, insan sarrafıdır. Bir bakışta, kimin yalancı, kimin doğru, kimin hırsız olduğunu anlayabilir. Mesela Seyyid Abd&uuml;lhak&icirc;m Efendi hazretlerinin babası Seyyid Mustafa Efendi, bir kimsenin, hangi namazı kılmadığını, y&uuml;z&uuml;nden anlardı. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
C&uuml;n&uuml;p gezenin yanında rahmet melekleri olmaz. Evliya zatlar, bir kimsenin yanında rahmet melekleri olmadığını g&ouml;r&uuml;nce, onun c&uuml;n&uuml;p olduğunu anlarlar, hatt&acirc; k&ouml;t&uuml; kimseleri hayvan şeklinde g&ouml;r&uuml;rler. O kimsenin y&uuml;z&uuml;ne vurmadan c&uuml;n&uuml;p gezmenin zararı anlatılıp b&ouml;ylece onun iyi şeyler yapmasına sebep olmak yanlış g&ouml;r&uuml;lmemelidir.<br />
<br />
İnsanlara verilen bu &ouml;zellikler, kiminin kabiliyetleri sayesindedir, kiminin de, haramlardan ka&ccedil;ıp ihlasla ibadet ettikleri i&ccedil;indir. B&ouml;yle insanları kabiliyetlerinden dolayı su&ccedil;lamak, kabiliyeti yaratanı su&ccedil;lamaya sebep olmamalıdır.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; g&uuml;nahları &ouml;rt&uuml;p, ceza vermekte acele etmediği i&ccedil;in, g&uuml;naha alışan kişiye, yaptıkları normal gelir, &acirc;hiretteki cezasını d&uuml;ş&uuml;nemez. Kul kerametle ikaz edilince gafletten uyanır. (Evliya g&uuml;nahımı bildiğine g&ouml;re, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; elbette bilir. Allah, beni her an g&ouml;r&uuml;yor, nasıl g&uuml;nah işlerim?) diye d&uuml;ş&uuml;nerek tevbe eder. O kadar mahcubiyetle b&uuml;y&uuml;k felaketten kurtulmuş olur. Sualdeki kimse, Hazret-i Osman&rsquo;ın ikazıyla bir daha harama bakmamıştır. D&uuml;nyadaki ufak bir musibete &acirc;hirette b&uuml;y&uuml;k m&uuml;k&acirc;fat vardır.<br />
<br />
Mucizeler de, insanların hidayete kavuşması i&ccedil;in meydana gelir. Mesela Resulullah&#39;ın amcası Abbas, Bedir Savaşı&rsquo;nda esir alınınca, serbest bırakılması i&ccedil;in fidye istenmişti, (Benim param yok) demişti. Resulullah efendimiz, amcasına, <b>(Sen hanımına, </b>&ldquo;<em><b>Ben geri d&ouml;nemezsem, falanca yere şu kadar altın sakladım</b></em>&rdquo; <b>demiştin)</b> buyurunca, amcası, <em><b>(Sana bunu kim s&ouml;yledi?)</b></em> dedi. <b>(Rabbim s&ouml;yledi)</b> buyurdu. Bu mucize ile, amcasının yalanı ortaya &ccedil;ıkıp mahcup olmuşsa da, peygamberlerden sonra insanların en &uuml;st&uuml;nleri olan Eshab-ı kiramdan olma şerefine kavuşup &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k hizmetler yapmasına sebep oldu. Kerametler de, kiminin hidayetine, kiminin de hidayetinin artmasına, imanının kuvvetlenmesine sebep olmaktadır. Bu bakımdan kerametleri, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bir l&uuml;tfu, bir rahmeti olarak g&ouml;rmeli, keramet sahibi zatları su&ccedil;lamamalıdır.</p>

<p><strong>Evliyanın kerametine inanmamak<br />
Sual: Bazı kimseler, evliyada meydana gelen, keşif ve kerametlere inanmıyor. B&ouml;ylelerine ne denebilir?<br />
Cevap:</strong> Evliyanın keşif ve kerametlerine inanmayanlar, aslında M&uuml;sl&uuml;manların evliyaya olan itimatlarını yıkmaya &ccedil;alışmaktadırlar. Halbuki, bu davranışlar &ccedil;ok &ccedil;irkin ve haksızdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bir &acirc;yet-i kerimede mealen; <strong>(&Ccedil;ok zikrediniz. Zikretmekle kalp itminana kavuşur)</strong> buyuruldu. Had&icirc;s-i şerifte; <strong>(Allah sevgisinin alameti, Onu &ccedil;ok zikretmektir)</strong> buyuruldu. Had&icirc;s &acirc;limleri; &ldquo;Res&ucirc;lullah, her an zikrederdi&rdquo; buyurdu. İşte bunun i&ccedil;in bu &uuml;mmetin b&uuml;y&uuml;kleri &ccedil;ok zikrederdi. B&ouml;ylece, İsl&acirc;miyetin bu emrini de yerine getirmeye &ccedil;alışırlardı. &Ccedil;ok zikredince, m&uuml;barek kalpleri itminana kavuşurdu. <strong>(Her derdin şifası vardır. Kalbin şifası, zikrullahtır)</strong> ve <strong>(Takvanın kaynağı, ariflerin kalpleridir)</strong> had&icirc;s-i şeriflerinin haber verdiği gibi, kalp hastalığından, g&uuml;nahlardan kurtuldular. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevgisine kavuştular. İşte takva sahibi olan, kalpleri temiz olan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın &ccedil;ok sevdiği bu b&uuml;y&uuml;k &acirc;limler diyorlar ki:</p>

<p>&ldquo;&Ccedil;ok zikrederken, d&uuml;nyayı, her şeyi unutuyoruz. Kalbimiz ayna gibi oluyor. İnsan uykuda, her şeyi unutunca, r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gibi kalplerimizde bir şeyler g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor.&rdquo; Bu g&ouml;sterilenlere <strong>Keşif, M&uuml;k&acirc;şefe, Ş&uuml;h&ucirc;d</strong> isimlerini veriyorlar. B&ouml;yle olduğunu, her asırda binlerle evliya haber veriyor.</p>

<p>&Ccedil;ok zikretmek ibadettir. &Ccedil;ok zikredenleri Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sever. Bunların kalpleri, takva kaynağı olur. Bunları Kitap ve S&uuml;nnet haber veriyor. Bunlara inanmayan, Kitaba ve S&uuml;nnete inanmamış olur. Kalpte keşif ve ş&uuml;h&ucirc;d hasıl olduğunu da, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği doğru M&uuml;sl&uuml;manlar haber veriyor. Had&icirc;s-i şerifte; <strong>(&Ccedil;ok zikredenin kalbinde nifak kalmaz)</strong> buyuruldu. Bunları haber verenler, m&uuml;nafık olmayan, &ouml;z&uuml;, s&ouml;z&uuml; doğru kimselerdir. Keşif ve keramet, b&ouml;yle kimselerin tevat&uuml;r h&acirc;lindeki haberleri ile bildirilmiştir.</p>

<p>Evet bunlar, <strong>&Uuml;m&ucirc;r-i vicd&acirc;niyye, &Uuml;m&ucirc;r-i zevkiyye</strong>dir. Başkalarına h&uuml;ccet olamaz. Bunlara inanmak emrolunmadı. Fakat, inanmak yasak da edilmemiştir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği salih M&uuml;sl&uuml;manların tevat&uuml;r h&acirc;linde bildirdiklerine inanmak, inanmamaktan daha iyidir. M&uuml;sl&uuml;mana h&uuml;sn-i zan olunur, haberlerine g&uuml;venilir. İbadetlerde bile, s&ouml;zlerine g&uuml;venilir. &ldquo;İnk&acirc;r eden, mahrum olur&rdquo; s&ouml;z&uuml;, meşhurdur.</p>

<p><strong>Sual: </strong>İnsanların &ccedil;oğu, bir kimsede olağan&uuml;st&uuml; bir şey g&ouml;r&uuml;nce, o kimseyi b&uuml;y&uuml;k ve evliya bilmektedirler, bu doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hakiki M&uuml;sl&uuml;man, batıl inan&ccedil;lara inanmaz. Sihir, b&uuml;y&uuml;, uğursuzluk, fal, efsun, Kur&#39;&acirc;n-ı kerimden başka şeyler yazılı muska, mavi boncuk, kehanet ve benzeri şeylere, bunların muhakkak iş yapacaklarına, mezarlara mum dikmeye, tel ve iplik bağlamaya itibar etmez ve keramet sahibi olduğunu s&ouml;yleyen sahtek&acirc;rlara ancak g&uuml;ler. Batıl, bozuk şeylerin &ccedil;oğu, başka dinlerden İslamiyete sokuşturulmuştur.</p>

<p>Bazı din adamlarından keramet bekleyenlere b&uuml;y&uuml;k İslam &acirc;limi İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri ş&ouml;yle buyurmaktadır:</p>

<p>&ldquo;İnsanlar, din adamlarından, keramet beklerler. Bunların bazılarının kerameti yoktur, ama diğerlerinden daha ziyade Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya yakındır. En b&uuml;y&uuml;k keramet, İslamiyeti iyi &ouml;ğrenmek ve ona uygun yaşayabilmektir.&rdquo; &Icirc;m&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri, başka bir mektubunda yine buyuruyor ki:</p>

<p>&ldquo;Harikalar, kerametler ikiye ayrılır:</p>

<p>Birincisi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın zatına, sıfatlarına ve işlerine ait olan bilgiler ve marifetlerdir. Bunlar, akıl ile, d&uuml;ş&uuml;nmekle elde edilemez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, se&ccedil;tiği kullarına ihsan eder.</p>

<p>İkincisi, madde &acirc;lemindeki gaybları bilmektir. Bu keramet, se&ccedil;ilmiş kullara verildiği gibi, k&acirc;firlere de verilir. Kerametlerin birincisi kıymetlidir. Bunlar, doğru yolda bulunanlara, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiklerine verilir. Cahiller ise, ikincisini kıymetli sanırlar. Keramet deyince, yalnız bunları anlarlar. A&ccedil;lıkla ve insanlardan ka&ccedil;arak, nefislerini temizleyen her insan, mahlukların gayblarını haber verir. İnsanların &ccedil;oğu, hep d&uuml;nyayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri i&ccedil;in, b&ouml;yle haber verenleri evliya sanır. Hakikatten haber verenlere kıymet vermezler. Bunlar evliya olsalardı, bizim hallerimizden haber verirdi, derler. Bu bozuk &ouml;l&ccedil;&uuml;leri ile, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği kullarını ink&acirc;r ederler.&rdquo;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14116]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:47:41 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hikmet Ehli Zatlardan]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hikmet-ehli-zatlar"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15510]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:47:13 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hazret-i Ali "Radıyallahü anh"]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hazreti-ali"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15509]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:45:53 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hazret-i Osman "Radıyallahü anh"]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hazreti-osman"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15508]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:44:07 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hazret-i Ömer "Radıyallahü anh"]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hazreti-omer"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15507]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:43:03 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hazret-i Ebu Bekir "Radıyallahü anh"]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hazreti-ebubekir"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15506]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:42:20 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hulefa-i Raşidin]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hulefai-rasidin"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15505]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:12:13 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hadis-i Kudsiler]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.8" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.8" data-category-id="hadisi-kudsiler"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15504]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 23 Şub 2026 04:02:16 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Ramazan Özel]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="ramazan-ozel"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14971]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Fri, 13 Şub 2026 19:25:44 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Ramazan Bayram Namazı Saatleri (2026)]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">ul.bayram-liste {
  list-style: none;
  padding:0;
  margin:0;
}

ul.bayram-liste  li {
  padding: 10px 0;
  border-bottom: 1px solid #ccc;
}

ul.bayram-liste  li a {
  text-decoration:none;
}
ul.bayram-liste  li a:hover {
  text-decoration:underline;
}

/*
ul.bayram-liste  li:before {
  content: "\f0eb";
  font-family: "FontAwesome";
  color: orange;
  float: left;
  font-size: 1.5em;
  margin-right: 15px;
}*/
</style>
<ul class="bayram-liste">
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16702" target="_blank">ADANA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16703" target="_blank">ADAPAZARI (SAKARYA) Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16704" target="_blank">ADIYAMAN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16705" target="_blank">AFYON Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16706" target="_blank">AĞRI Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16707" target="_blank">AKSARAY Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16708" target="_blank">AMASYA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16709" target="_blank">ANKARA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16710" target="_blank">ANTAKYA (HATAY) Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16711" target="_blank">ANTALYA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16712" target="_blank">ARDAHAN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16713" target="_blank">ARTVİN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16714" target="_blank">AYDIN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16715" target="_blank">BALIKESİR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16716" target="_blank">BARTIN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16717" target="_blank">BATMAN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16717" target="_blank">BAYBURT Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16719" target="_blank">BİLECİK Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16720" target="_blank">BİNG&Ouml;L Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16721" target="_blank">BİTLİS Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16722" target="_blank">BOLU Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16723" target="_blank">BURDUR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16724" target="_blank">BURSA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16725" target="_blank">&Ccedil;ANAKKALE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16726" target="_blank">&Ccedil;ANKIRI Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16727" target="_blank">&Ccedil;ORUM Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16728" target="_blank">DENİZLİ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16729" target="_blank">DİYARBAKIR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=18197" target="_blank">D&Uuml;ZCE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16730" target="_blank">EDİRNE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16731" target="_blank">ELAZIĞ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16732" target="_blank">ERZİNCAN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16733" target="_blank">ERZURUM Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16734" target="_blank">ESKİŞEHİR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16735" target="_blank">GAZİANTEP Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16736" target="_blank">GİRESUN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16737" target="_blank">G&Uuml;M&Uuml;ŞHANE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16738" target="_blank">HAKKARİ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16739" target="_blank">IĞDIR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16740" target="_blank">ISPARTA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16741" target="_blank">İSTANBUL Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16742" target="_blank">İZMİR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=62353" target="_blank">İZMİT (KOCAELİ) Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16743" target="_blank">KAHRAMANMARAŞ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16744" target="_blank">KARAB&Uuml;K Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16745" target="_blank">KARAMAN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16746" target="_blank">KARS Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16747" target="_blank">KASTAMONU Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16748" target="_blank">KAYSERİ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16750" target="_blank">KIRIKKALE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16751" target="_blank">KIRKLARELİ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16752" target="_blank">KIRŞEHİR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16749" target="_blank">KİLİS Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16753" target="_blank">KONYA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16754" target="_blank">K&Uuml;TAHYA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16755" target="_blank">MALATYA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16756" target="_blank">MANİSA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16757" target="_blank">MARDİN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16758" target="_blank">MERSİN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16759" target="_blank">MUĞLA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16760" target="_blank">MUŞ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16761" target="_blank">NEVŞEHİR Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16762" target="_blank">NİĞDE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16763" target="_blank">ORDU Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16764" target="_blank">OSMANİYE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16765" target="_blank">RİZE Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16766" target="_blank">SAMSUN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16767" target="_blank">SİİRT Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16768" target="_blank">SİNOP Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16769" target="_blank">SİVAS Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16770" target="_blank">ŞANLIURFA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16771" target="_blank">ŞIRNAK Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16772" target="_blank">TEKİRDAĞ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16773" target="_blank">TOKAT Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16774" target="_blank">TRABZON Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=16775" target="_blank">TUNCELİ Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=18138" target="_blank">UŞAK Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=18159" target="_blank">VAN Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=18161" target="_blank">YALOVA Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=18180" target="_blank">YOZGAT Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/ramazan-bayram-namazi-saatleri.asp?il=18196" target="_blank">ZONGULDAK Bayram Namazı Saati - 2026</a></li>
</ul>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14957]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Fri, 13 Şub 2026 17:43:01 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hadis-i Şerifler]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="hadisi-serifler"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14963]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Fri, 13 Şub 2026 17:42:56 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Ayet-i Kerimeler]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="ayeti-kerimeler"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15501]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 08 Şub 2026 16:26:11 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İstinca, istibra ve istinka]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İstinca nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;nden ve arkadan necaset &ccedil;ıkınca, bu yerleri temizlemeye istinca denir. İstinca, s&uuml;nnet-i m&uuml;ekkededir. Gaz, taş &ccedil;ıkınca temizlemek, yani taharetlenmek gerekmez.<br />
<br />
<b>K&acirc;ğıtla taharetlenmek<br />
Sual:</b> K&acirc;ğıtla taharetlenmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
K&acirc;ğıtla taharetlenmek mekruhtur. Taharetlendikten sonra, arta kalan yaşlığı kurulamak m&uuml;stehabdır. Tuvalet k&acirc;ğıdı veya bir bez yoksa elle kurulanabilir.<br />
<br />
<b>İstibra<br />
Sual:</b> İstibra nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstibra, idrar yolunu idrardan temizlemek demektir. Erkeklerin y&uuml;r&uuml;yerek, &ouml;ks&uuml;rerek veya sol tarafa yatarak istibra etmesi, yani idrar yolunda damlalar bırakmaması vaciptir. İdrar damlası kalmadığına kanaat gelmeden abdest almamalıdır. Bir damla sızarsa, hem abdest bozulur, hem de &ccedil;amaşır kirlenir. &Ccedil;amaşıra avu&ccedil; i&ccedil;inden az sızarsa, abdest alıp kıldığı namaz mekruh olur. Daha &ccedil;ok sızarsa, namaz sahih olmaz.<br />
<br />
<b>İstinka<br />
Sual:</b> İstinka nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İstinka, idrar yolunda idrar kalmadığına veya v&uuml;cutta necaset kalmadığına kalbinin mutmain olması demektir.<br />
<br />
<b>Taharet<br />
Sual:</b> Kadınların taharetleri erkeklerinkinden farklı mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;nden arkaya doğru yıkamaları sıhhat a&ccedil;ısından iyi olur.<br />
<br />
<b>İdrar i&ccedil;in pamuk<br />
Sual: </b>Seadet-i Ebediyye&rsquo;de,<b> (İdrar sızıp abdestin bozulmaması i&ccedil;in erkekler, idrar deliğine arpa kadar bir pamuk koymalıdır) </b>deniyor. &Acirc;cil zamanlarda &ccedil;ok lazım oluyor. Pamuk konunca, hemen abdest alınabiliyor. Bu pamuğu koymanın bir metodu var mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&uuml;k&uuml;lerek k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;len pamuk, idrar deliğine sığacak kadar olmalı. K&uuml;rdanla, kibrit &ccedil;&ouml;p&uuml;yle veya benzeri bir şeyle deliğe yerleştirilir. Pamuk, daha b&uuml;y&uuml;k olup da, ucu dışarıya &ccedil;ıkar, &ccedil;ıkan idrar buraya kadar gelirse, abdest bozulmuş olur. İkinci bir husus da, avret yerine birka&ccedil; kere soğuk su d&ouml;k&uuml;p, elle de sıvazlayarak idrarı iyice &ccedil;ıkarmalı, sonra pamuğu koymalı. Bir de, idrar deliği kurulandıktan sonra pamuk konursa, daha &ccedil;ok idrar emer ve idrarın dışarı sızması &ouml;nlenmiş olur.</p>

<p><strong>Sual: Bir kimse, su bulunmayan bir yerde, b&uuml;y&uuml;k abdestini yaptıktan sonra, k&acirc;ğıt, kemik gibi şeylerle temizlik yapabilir mi?<br />
Cevap:</strong> Su olmadığı zaman, gıda maddesiyle, g&uuml;bre, kemikle, hayvan gıdası, yemi ile, k&ouml;m&uuml;r ve başkasının malı ile, saksı, kiremit par&ccedil;ası ile, kamış ve yaprakla, bezle, k&acirc;ğıtla, tuğla, saksı, cam par&ccedil;aları ve muhterem yani para eder şeyler, mesela ipekle, camiden atılan şeylerle, zemzem suyu ile taharetlenmek tahrimen mekruhtur. Boş kağıda da saygı lazımdır. Muhterem olmayan isimler, dine yaramayan yazılar bulunan k&acirc;ğıt ve gazete ile istinca caizdir. Fakat, Kur&rsquo;&acirc;n harfleri ile yazılmış hi&ccedil;bir k&acirc;ğıtla istinca edilmez.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4093]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 08 Şub 2026 16:25:24 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Tuvalet adabı]]></title>
<description><![CDATA[<p>Sual: Tuvalet adabı nelerdir?<br />
<b>CEVAP<br />
1-</b> Tuvalete girerken Euz&uuml; Besmele &ccedil;ekilip, <b>(Allah&uuml;mme inn&icirc; e&ucirc;z&uuml; bike minel hubsi vel hab&acirc;is)</b> duası okunur.<br />
<br />
<b>2-</b> Tuvalete girerken elinde, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ismi ve Kur&rsquo;an-ı kerim yazılı bir şey bulunmamalı. Cepte veya kapalı olursa mahzuru olmaz. Boynunda Allah yazılı kolye bulunmamalı. Varsa bluz i&ccedil;ine koymalı.<br />
<br />
<b>3-</b> Tuvalete uygun şekilde kaplanmış muskayla girmek caizdir.<br />
<br />
<b>4-</b> Tuvalete sol ayakla girip, sağ ayakla &ccedil;ıkmalı.<br />
<br />
<b>5-</b> Tuvaletten &ccedil;ıkınca, <b>(Elhamd&uuml;lill&acirc;hillez&icirc; ezhebe anil eza ve &acirc;f&acirc;ni) </b>duası okunmalı<b>.<br />
<br />
6-</b> Tuvalette konuşmamalı, &ccedil;ok oturmamalı, gazete falan okumamalı, şarkı s&ouml;ylememeli, sigara i&ccedil;memeli, sakız &ccedil;iğnememelidir.<br />
<br />
<b>7-</b> Tuvalette zikredilmez, selam verenin selamı alınmaz. Aksıran ise, kalbinden Elhamd&uuml;lillah der.<br />
<br />
<b>8-</b> Tuvalette abdest bozarken, &ouml;n&uuml; ve arkayı kıbleye getirmemeli<b>. </b>Sola doğru meyletmeli.<br />
<br />
<b>9-</b> İstincadan, yani taharetlendikten sonra hemen &ouml;rt&uuml;nmeli.<br />
<br />
<b>10- </b>Sol el ile taharetlenmeli.<b> </b>Sol elinde, istincaya m&acirc;ni bir &ouml;z&uuml;r varsa, sağ elle istinca yapmasında kerahat yoktur.<br />
<br />
<b>11-</b> Pisliği parmakla alıp eli yıkamalı. En sonunda kalan pislik varsa onu da su ile yıkamalı<b>.<br />
<br />
12-</b> Erkekler, istinca&nbsp;yaparken, arkadan &ouml;ne doğru yıkar.&nbsp;Kadınların ise &ouml;nden arkaya doğru yıkamaları sıhhat a&ccedil;ısından iyi olur.<br />
<br />
<b>13-</b> Taharetlendikten sonra, bezle kurulanmalı. Bez yoksa tuvalet k&acirc;ğıdıyla da kurulanmak caiz olur. Bu k&acirc;ğıtlar o maksatla imal edilmiştir. Başka k&acirc;ğıtları kullanmak mekruh olur.<br />
<br />
<b>14-</b> İstincadan, yani temizlendikten sonra i&ccedil; &ccedil;amaşırına bir miktar su serpmeli. B&ouml;ylece, &ccedil;amaşırında yaşlık g&ouml;r&uuml;nce idrar sanmamalı, bu benim d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;m su diyerek vesveseye kapılmamalı<b>.<br />
<br />
15-</b> Temizlendikten sonra, erkekler istibra yapmalı. Kadınlar istibra yapmaz. İstibra idrar kanalında idrar bırakmamaktır. İstibra, y&uuml;r&uuml;yerek, &ouml;ks&uuml;rerek veya sol tarafa yatarak yapılır.<br />
<br />
<b>16-</b> İstibra yapılmadan tuvaletten &ccedil;ıkılırsa, idrarın &ccedil;ıkma ve &ccedil;amaşıra bulaşma ihtimali olacağından, tuvaletten &ccedil;ıkmadan &ouml;nce idrar deliğine, arpa b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde bir pamuk konularak idrarın dışarı &ccedil;ıkması &ouml;nlenmeli<b>.<br />
<br />
17-</b> İstibra yapılarak idrar kalmadığının anlaşılmasına, kalbin mutmain olmasına <b>istinka</b> denir. İstinkadan sonra, artık abdest alınabilir.<br />
<br />
<b>18-</b> Avret yerine ve necasete bakmamalı, tuvalete s&uuml;mk&uuml;rmemeli, t&uuml;k&uuml;rmemeli<b>.<br />
<br />
19-</b> Zaruretsiz ayakta idrar yapmamalı. Tuvalette elbiseye idrar sı&ccedil;ratmamalı. Bunun i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;nse, ayrı bir pijama, eşofman kullanılmalıdır. Tuvalete &ouml;zel pijama ile ve başı &ouml;rt&uuml;l&uuml; olarak girmek m&uuml;stehabdır.<br />
<br />
<b>20-</b> Tuvaletten &ccedil;ıkınca elleri yıkamalı<b>.<br />
<br />
21-</b> Hi&ccedil;bir suya, cami duvarına, mezarlığa ve yola abdest bozmamalıdır.<br />
<br />
<b>22-</b> Su bulunmazsa, taş ve benzerleriyle taharetlenmek, de su yerine ge&ccedil;er.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Tuvalet i&ccedil;in ayrı bir kıyafet kullanmak iyi olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, iyi olur. Hel&acirc; i&ccedil;in ayrı bir kıyafet giyinmek ve başı &ouml;rt&uuml;l&uuml; olmak m&uuml;stehabdır. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
<b>Sual:</b> Klozeti kullanmam daha rahat oluyor. Normal tuvalet yerine klozeti kullanmak uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Rahat taharet alınabiliyorsa, &uuml;st&uuml;m&uuml;ze necaset sı&ccedil;ratılmıyorsa mahzuru olmaz. Ancak, alaturka denilen normal tuvaleti kullanmak, tıbbi y&ouml;nden de &ccedil;ok faydalıdır. Necaset kolay temizlenir, &uuml;ste pislik sı&ccedil;rama durumu daha azdır. Necaset tam boşaldığı i&ccedil;in, idrar kesesi ve bağırsaklar rahat eder, necaset ge&ccedil;tiği yollarda kalmaz, dışarı &ccedil;ıkar. İdrar yolları, kalın bağırsak gibi organlardaki hastalıkların M&uuml;sl&uuml;manlarda neden &ccedil;ok az olduğunu araştıran yabancı tıp adamları, sebebinin klozet kullanmadıklarından dolayı olduğunu tespit etmişlerdir.<br />
<br />
&Ouml;zellikle prostat, idrar yolları hastalıkları, erkekler i&ccedil;in &ccedil;ok sıkıntı verici, aile saadetini etkileyen hastalıklardır. Ayakta da idrar yapmamalı ve sağlığa en uygun olan yolu se&ccedil;meli.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hi&ccedil;bir suya abdest bozmamalı deniyor, klozet i&ccedil;indeki sular da, buna dahil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, klozetteki su, buna dahil değildir. Orası zaten abdest bozma yeridir. Abdest bozulması uygun olmayan sular; insan veya hayvanların i&ccedil;tiği, yahut insanların kullandığı sulardır. Bunlar da, ırmak, &ccedil;ay, g&ouml;l, g&ouml;let, havuz ve su birikintileridir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Tuvalete erkeklerin de kadınların da başı kapalı girmeleri m&uuml;stehab mıdır? Kadınlar, eşarp yerine bone ile girse, uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, tuvalete başı kapalı girmek m&uuml;stehabdır. Kadınlar bone ile girse yeterli olur.<br />
<br />
<b>Tuvalete girerken</b><br />
<b>Sual: </b>Tuvalete girerken, Euz&uuml; Besmele &ccedil;ekmeyi unutan kimse, i&ccedil;eri girince &ccedil;ekebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, avret yerini a&ccedil;madan &ouml;nce &ccedil;ekebilir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; genelde bug&uuml;nk&uuml; tuvaletlerde a&ccedil;ıkta pislik olmuyor. Başka kılınacak yer bulunamazsa, zaruret halinde, tuvalette namaz bile kılınır.<br />
<br />
<b>Tuvalete girerken<br />
Sual: </b>Kitaplarda, (Necaset bulunan yere girerken besmele &ccedil;ekmek mekruhtur, fakat tuvalete girerken besmele &ccedil;ekmelidir) deniyor. Tuvalette a&ccedil;ıkta necaset yoksa, besmele &ccedil;ekmek mekruh olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, mekruh olmaz.<br />
<br />
<b>Banyoya girerken<br />
Sual:</b> Klozeti olan banyoya abdest i&ccedil;in girerken sağ ayakla, abdest bozmak i&ccedil;in girersek sol ayakla girmek gerekiyor. Peki, &ouml;nce abdest bozup sonra abdest alacaksak, yani her ikisini de yapacaksak hangi ayakla girmek gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;nce abdest bozacaksak sol ayakla gireriz. &Ouml;nce abdest alıp sonra abdest bozmak i&ccedil;in girilmez. Ya sırf abdest bozmak i&ccedil;in girilir veya abdest bozup sonra, abdest almak i&ccedil;in girilir.<br />
<br />
<b>Ayakta bevletmek<br />
Sual: </b>Bir hadis-i şerifte, Peygamber efendimizin bir kere ayakta bevlettiği bildiriliyor. &Acirc;işe validemiz ise, <b>(Resulullah&#39;ın ayakta bevlettiğini hi&ccedil; g&ouml;rmedim, ayakta bevlettiğini s&ouml;yleyene inanmayın!)</b> buyuruyor. Bu bir &ccedil;elişkidir diyerek, bazı zındıklar hadis-i şeriflere saldırıyorlar. Bunun a&ccedil;ıklaması nasıldır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Burada bir tenakuz [&ccedil;elişki] yoktur. Resulullah efendimizin bir defa ihtiya&ccedil;tan dolayı ayakta bevletmesi [idrar yapması] &Acirc;işe validemizin s&ouml;z&uuml;ne aykırı değildir. Zaten hadis-i şerifte evde değil, bir &ccedil;&ouml;pl&uuml;kte ayakta bevlettiği bildiriliyor. &Acirc;işe validemizin bundan haberi olmaması normaldir. Belki de o zaman daha evlenmemişlerdi. (Ben &ouml;mr&uuml;mde Resulullah&#39;ın ayakta bevlettiğini duymadım, g&ouml;rmedim) demesinde bir yanlışlık yoktur.<br />
<br />
Biz hadis-i şeriflere g&ouml;re amel edemeyiz. Mezhebimiz, o hadis-i şeriflerden nasıl h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarmışsa &ouml;yle hareket ederiz. &Acirc;limlerimizin bazıları, <b>(Ayakta bevletmeyin!) </b>hadis-i şerifine uygun olarak ayakta bevletmeye mekruh demişler, bazıları da, ayakta bevletmeye ruhsat vermişlerdir. Eğer bir &ouml;z&uuml;r varsa, ayakta bevletmenin mekruh olmadığını bildirmişlerdir.<b> (Hindiyye, İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
Oturup bevletme imk&acirc;nı yoksa yahut idrar sı&ccedil;ratma tehlikesi yoksa ayakta bevletmek mekruh olmaz. Bazı yerlerde alaturka tuvalet bulunmuyor, hepsi alafrangadır. Pissoir [Pisuar] denilen idrar yapma yerlerinden başka yerler yok. İhtiya&ccedil; h&acirc;linde, sı&ccedil;ratmamaya dikkat ederek, b&ouml;yle yerlerde ayakta bevletmek mekruh olmaz.<br />
<br />
<b>Klozet kullanmak<br />
Sual:</b> Yaşlı bir amca, <em>(Klozet Batı&rsquo;dan gelmiştir. M&uuml;sl&uuml;manın evinde klozet olmaz. Klozete oturanın &uuml;st&uuml;ne necaset bulaşır, necasetli kimse de imam olamaz)</em> diyerek, evinde klozet olan s&acirc;lih imamların arkasında namaz kılmıyor. Yaptığı yanlış değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette yanlıştır. Klozet kullanmak, &ccedil;atal kaşık kullanmak veya masada yiyip i&ccedil;mek gibi &acirc;dettir. İbadette değişiklik değildir. Dinen hi&ccedil;bir mahzuru yoktur. &Ouml;zellikle ihtiyarlar, şişmanlar ve hastalar i&ccedil;in &ccedil;ok rahattır. Necaset bulaştırmıştır diye klozete oturan s&acirc;lih imamın arkasında namaz kılmamak &ccedil;ok yanlıştır. (&Uuml;st&uuml;ne necaset bulaştırır) demek suizan olur. Klozet kullanmadan necaset bulaştıran olabileceği gibi, klozet kullanıp da necasete dikkat eden de olur.<br />
<br />
Bir başka husus da, imamın &uuml;st&uuml;nde necaset olsa da veya imam abdestsiz, hatt&acirc; k&acirc;fir olsa, cemaatin namazı sahih olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; cemaat bunları bilemez.</p>

<p><strong>Sual: Bir kimsenin, banyo aldığı, guslettiği yere idrarını yapması dinen mahzurlu mudur?<br />
Cevap:</strong> Gus&uuml;l edilen, banyo yapılan yere bevl, idrar yapmak caiz değildir. Fakat bevl, idrar, akar, gider, toplanmazsa, bunlar caiz olur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3294]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 07 Şub 2026 03:00:12 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[2026 Yılı Ramazan İmsakiyesi, Sahur Vakti, İmsak Vakti, İftar Vakti]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">ul.imsakiye-liste {
  list-style: none;
  padding:0;
  margin:0;
}

ul.imsakiye-liste  li {
  padding: 10px 0;
  border-bottom: 1px solid #ccc;
}

ul.imsakiye-liste  li a {
  text-decoration:none;
}
ul.imsakiye-liste  li a:hover {
  text-decoration:underline;
}

/*
ul.imsakiye-liste  li:before {
  content: "\f0eb";
  font-family: "FontAwesome";
  color: orange;
  float: left;
  font-size: 1.5em;
  margin-right: 15px;
}*/
</style>
<ul class="imsakiye-liste">
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16702" target="_blank">ADANA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16703" target="_blank">ADAPAZARI (SAKARYA) Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16704" target="_blank">ADIYAMAN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16705" target="_blank">AFYON Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16706" target="_blank">AĞRI Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16707" target="_blank">AKSARAY Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16708" target="_blank">AMASYA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16709" target="_blank">ANKARA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16710" target="_blank">ANTAKYA (HATAY) Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16711" target="_blank">ANTALYA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16712" target="_blank">ARDAHAN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16713" target="_blank">ARTVİN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16714" target="_blank">AYDIN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16715" target="_blank">BALIKESİR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16716" target="_blank">BARTIN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16717" target="_blank">BATMAN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16717" target="_blank">BAYBURT Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16719" target="_blank">BİLECİK Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16720" target="_blank">BİNG&Ouml;L Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16721" target="_blank">BİTLİS Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16722" target="_blank">BOLU Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16723" target="_blank">BURDUR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16724" target="_blank">BURSA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16725" target="_blank">&Ccedil;ANAKKALE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16726" target="_blank">&Ccedil;ANKIRI Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16727" target="_blank">&Ccedil;ORUM Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16728" target="_blank">DENİZLİ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16729" target="_blank">DİYARBAKIR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=18197" target="_blank">D&Uuml;ZCE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16730" target="_blank">EDİRNE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16731" target="_blank">ELAZIĞ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16732" target="_blank">ERZİNCAN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16733" target="_blank">ERZURUM Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16734" target="_blank">ESKİŞEHİR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16735" target="_blank">GAZİANTEP Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16736" target="_blank">GİRESUN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16737" target="_blank">G&Uuml;M&Uuml;ŞHANE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16738" target="_blank">HAKKARİ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16739" target="_blank">IĞDIR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16740" target="_blank">ISPARTA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16741" target="_blank">İSTANBUL Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16742" target="_blank">İZMİR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=62353" target="_blank">İZMİT (KOCAELİ) Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16743" target="_blank">KAHRAMANMARAŞ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16744" target="_blank">KARAB&Uuml;K Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16745" target="_blank">KARAMAN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16746" target="_blank">KARS Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16747" target="_blank">KASTAMONU Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16748" target="_blank">KAYSERİ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16750" target="_blank">KIRIKKALE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16751" target="_blank">KIRKLARELİ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16752" target="_blank">KIRŞEHİR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16749" target="_blank">KİLİS Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16753" target="_blank">KONYA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16754" target="_blank">K&Uuml;TAHYA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16755" target="_blank">MALATYA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16756" target="_blank">MANİSA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16757" target="_blank">MARDİN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16758" target="_blank">MERSİN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16759" target="_blank">MUĞLA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16760" target="_blank">MUŞ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16761" target="_blank">NEVŞEHİR Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16762" target="_blank">NİĞDE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16763" target="_blank">ORDU Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16764" target="_blank">OSMANİYE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16765" target="_blank">RİZE Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16766" target="_blank">SAMSUN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16767" target="_blank">SİİRT Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16768" target="_blank">SİNOP Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16769" target="_blank">SİVAS Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16770" target="_blank">ŞANLIURFA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16771" target="_blank">ŞIRNAK Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16772" target="_blank">TEKİRDAĞ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16773" target="_blank">TOKAT Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16774" target="_blank">TRABZON Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=16775" target="_blank">TUNCELİ Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=18138" target="_blank">UŞAK Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=18159" target="_blank">VAN Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=18161" target="_blank">YALOVA Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=18180" target="_blank">YOZGAT Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
	<li><a href="https://ramazan.dinimizislam.com/imsakiye.asp?il=18196" target="_blank">ZONGULDAK Ramazan İmsakiyesi 2026</a></li>
</ul>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14943]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Fri, 06 Şub 2026 23:05:19 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Evlilik ve aile ile ilgili çeşitli sorular]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Evlenecek olanlara, <b>M&uuml;rşid-i m&uuml;teehhilin</b> kitabı tavsiye ediliyor. Bu kitap muteber midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Osmanlıca orijinali muteberdir. Bunun dışındaki baskıları, bazı mahzurları olduğu i&ccedil;in tavsiye etmiyoruz. Evlilikle ilgili&nbsp;sitemizde yeterli bilgi mevcuttur.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Tanımadığımız bir insanın iyi veya k&ouml;t&uuml; olduğunu nasıl anlarız?<br />
<b>CEVAP</b><br />
S&ouml;zlerine ve işlerine bakılır. Dine uygun hareket ediyorsa ve dine uygun konuşuyorsa iyi, dine aykırı ise k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Herkesin değeri, s&ouml;ylediği g&uuml;zel s&ouml;zlere, yaptığı iyi işlere g&ouml;re &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r.) </b>[M. Cami]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir kadının kalktığı yer soğumadan hemen oraya bir erkeğin oturması mekruh olur deniyor. Belediye otob&uuml;slerinde de durum b&ouml;yle midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet. Ancak belediye otob&uuml;slerinde oturması gereken kimsenin, başkası kapmasın diye oturması mekruh olmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> M&uuml;sl&uuml;man bir arkadaş, komşu kızımıza talip oldu. Bize de, (Bu kızın k&ouml;t&uuml; huyları var mı?) diye sordu. Biz de bazı k&ouml;t&uuml; huylarını biliyorduk. Biz bilmiyoruz diyerek bu k&ouml;t&uuml; huylarını saklamamız caiz olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Caiz olmaz. S&ouml;ylenmesi gerekenleri s&ouml;ylemek gerekir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Damat siyah elbise giyse caiz mi, k&acirc;fire benzemiş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Caizdir. Benzemiş olmaz.<br />
<br />
<b>Sual: </b>D&uuml;ğ&uuml;ne kimleri davet etmeli?<br />
<b>CEVAP</b><br />
D&uuml;ğ&uuml;nde, fakir-zengin ayrımı yapmadan davet edilmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Yemeklerin en fenası, zenginlerin davet edilip de fakirlerin &ccedil;ağrılmadığı d&uuml;ğ&uuml;n yemekleridir.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>Sual: </b>D&uuml;ğ&uuml;nde davul ve def &ccedil;almak g&uuml;nah mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Davul &ccedil;alarak d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tanıdıklara duyurmak s&uuml;nnettir. Kadınların d&uuml;ğ&uuml;nde kendi aralarında def &ccedil;alıp oynamaları caizdir. <b>(Menahic-&uuml;l-ibad, K.Saadet)</b><br />
<br />
<b>Sual:</b> D&uuml;ğ&uuml;nde &ccedil;algı &ccedil;almak eğlenmek g&uuml;nah mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
D&uuml;ğ&uuml;nde kadınların def &ccedil;alıp oynaması caizdir. D&uuml;ğ&uuml;n&uuml; duyurmak i&ccedil;in davul &ccedil;almak da caizdir. Diğer m&uuml;zik aletlerini &ccedil;almak caiz değildir. Haram işlemeden eğlenmek g&uuml;nah değildir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir d&uuml;ğ&uuml;nde eğer &ccedil;algı &ccedil;alınıyorsa oraya gidilmez mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mecburiyet yoksa gidilmez.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Bazı arkadaşlar, evlenmeden &ouml;nce işledikleri g&uuml;nahları kocalarına s&ouml;yl&uuml;yorlar. S&ouml;ylemek lazım mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, bir kadın, evlenmeden &ouml;nce işlediği g&uuml;nahları kocasına s&ouml;ylememelidir. Aslında g&uuml;nah hi&ccedil; kimseye s&ouml;ylenmez! Tevbe edilip bir daha yapılmayan g&uuml;nahları Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; affeder.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Evdeki işleri kimin yapması lazım?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hanım ev işlerini yapmaya mecbur değildir. Ancak, erkek de ihsan etmeye mecbur değil. Kadın ev işini yapınca erkek de fazlası ile ihsanda bulunur. Bu işler karşılıklı olur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Sokakta eşimizle el ele tutuşup gezmemizde, &ouml;p&uuml;şmemizde bir mahzur var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kol kola girilebilir. Ancak diğerlerini yapmak hayasızlık olur. Hadis-i şerifte <b>(Haya imandadır)</b> buyuruldu. (Buhari)<br />
<br />
O dediğiniz işleri evde, insanların g&ouml;rmediği yerlerde yapmak sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Karı koca birbirine sevgi ile bakınca Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da onlara rahmet nazarı ile bakar ve ellerini ellerine aldıklarında, g&uuml;nahları parmakları arasından d&ouml;k&uuml;l&uuml;r.)</b> [R&acirc;fi&rsquo;&icirc;]<br />
<br />
<b>(Erkek hanımının y&uuml;z&uuml;ne sevgi ile bakarsa, bir k&ouml;le azat etmiş sevaba kavuşur. Tebess&uuml;m ederse hac ve umre sevabı, kucaklayıp &ouml;perse sıddıklık sevabı verilir. Eğer beraber olurlarsa, g&uuml;nahları &ccedil;ok olsa da, ikisi de mağfiret olur.)</b> [R. Nasıhin]<br />
<br />
Resulullah efendimiz, <b>(Hanımıyla cima edene sadaka sevabı verilir) </b>buyurunca, eshab-ı kiram, (Bu işi şehvetle yapan da aynı sevaba kavuşur mu?) diye sordular, <b>(O kimse, şehvetini harama harcamasında </b>[zina falan ederse],<b> g&uuml;nah olduğu gibi, helale harcamasında da sevap vardır)</b> buyurdu. (M&uuml;slim)<br />
<br />
<b>Sual:</b> Yeni doğan &ccedil;ocukları tuzlamak gerektiği s&ouml;yleniyor. B&ouml;yle bir şey var mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Tuzlamak gerekmez. Tuzlama diye bir şey yoktur. Anadolu&rsquo;da bazı yerlerde yapılıyorsa da dini mahiyeti yoktur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> İki yeni doğan &ccedil;ocuğun 40 g&uuml;nl&uuml;k olmadan bir araya gelmesinin bir mahzuru var mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hi&ccedil;bir mahzuru yoktur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Benim bir kızım var, &ccedil;ok utanga&ccedil;tır. Erkeklerin yanına &ccedil;ıkmaya, onlarla y&uuml;z&uuml; kızarmadan konuşmaya utanıyor. Bu bir hastalık mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Utanmak &ccedil;ok iyidir. Peygamber efendimizin hayasından yani utanmasından bahsedilirken, (Resulullahın hayası, b&acirc;kire İslam kızlarının hayalarından daha &ccedil;oktu) buyuruluyor. Kadınlar i&ccedil;in utanmak fazilettir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<b>(Haya on kısımdır biri erkeklerde, dokuzu kadınlarda. B&ouml;yle olmasaydı kadınlar, hayvanlar gibi, erkeklerin ayakları altına, d&ouml;k&uuml;l&uuml;rd&uuml;.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hanımım &ccedil;ok &ccedil;ekingendir. &Ccedil;ekingen olması k&ouml;t&uuml; m&uuml;d&uuml;r?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hazret-i Ali buyuruyor ki:<br />
&Uuml;&ccedil; haslet var ki erkekler i&ccedil;in k&ouml;t&uuml;, ev kadınları i&ccedil;in iyidir:<br />
<b>1-</b> Cimrilik erkek i&ccedil;in k&ouml;t&uuml;d&uuml;r, evine ve ihtiya&ccedil;larına harcayamaz.<br />
<b>2-</b> Kendini beğenmek erkek i&ccedil;in k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Kendini beğenen, başkasını aşağı g&ouml;r&uuml;r. Bu da iyi değildir.<br />
<b>3-</b> Korkaklık, &ccedil;ekingenlik erkekler i&ccedil;in iyi değildir. Faydalı işleri yapamaz.<br />
<br />
Aynı huylar ev kadınları i&ccedil;in iyidir:<br />
<b>1-</b> Kadın cimri, fazla tutumlu olursa, kocasının ve kendi malını muhafaza eder, bir yere harcamaz.<br />
<b>2-</b> Kadın kendini beğenirse, sert ve kesin konuşur, erkekler bundan &uuml;midini kesmiş olurlar.<br />
<b>3-</b> Kadının &ccedil;ekingen olması da &ccedil;ok iyidir. L&uuml;zumsuz yerlere gitmez, tehlikeli işlerden ka&ccedil;arlar.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Almanya&rsquo;da yaşıyoruz.<b> </b>Doğumu ger&ccedil;ekleştirecek doktorun bayan doktor mu olması lazım? İsteğimize bağlı olabilir, anlayışla karşılıyorlar?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bayan doktor olması lazım. Elbette bayan doktor isteyin.<b> </b><br />
<br />
<b>Sual:</b> Amca kızı ile evlenen bir defa mı tenzihen mekruh işlemiş olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, bir defa tenzihen mekruh işlemiş olur..<br />
<br />
<b>Sual:</b> M&uuml;min kadına, melek gibidir demek caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Denebilir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hanımın, kocasının elini &ouml;pmesi caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hanım, kocasını, Ali bey, Veli efendi diye &ccedil;ağırsa, caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Oranın &acirc;detine itibar olunur. [Ayıplanmıyorsa caizdir.]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hanımla iyi ge&ccedil;inmek farz mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Herkesle iyi ge&ccedil;inmek farz. Kalb kırmak haramdır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Nikahlı kıza, babasının evinde iken, kocası nafaka verir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> D&uuml;ş&uuml;k &ccedil;ocuk da ana-babasına şefaat eder mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Canlı doğup &ouml;len &ccedil;ocuklar şefaat eder.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Aldığımız elbiseleri, &ccedil;ocuklara ariyet verirsek, birininkini &ouml;teki &ccedil;ocuğa giydirebilir miyiz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Acirc;riyet verilince uygun olur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Sakal bırakmak i&ccedil;in, hanımdan izin almak gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> &Ccedil;ocuğa kocam i&ccedil;in (babamız &ccedil;ağırıyor) demem g&uuml;nah mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Huysuz hanımın &ouml;lmesini istemek caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Zararlı k&acirc;fir ve zalimden başkasının &ouml;l&uuml;m&uuml; istenmez.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Baba, yetişkin kızını &ouml;pebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Ramazan ayında &ccedil;ocuk yaparsak asi olurmuşuz, doğru mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&ouml;yle bir şeyin aslı yoktur. &Ccedil;ocuk yapmak tabiri de hoş değil. &Ccedil;ocuğu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yaratır. İnsanlar sadece sebeptir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Kadın veya erkek, namaz kılmayan eşinden ayrılmazsa g&uuml;naha girer mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kadın, namaz kılmayan kocasından ayrılmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kocanın g&uuml;nahı eşinden sorulmaz. Farzı yapmayan kadını boşamamak g&uuml;nah değildir. Namaz kılmayan kadını boşamak gerekmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; namazın faydası kocası i&ccedil;in değildir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> V&uuml;cut temizliğinde, tırnak, kıl kesmenin &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her hafta sa&ccedil;, sakal ve bıyık tıraş etmek, tırnak kesmek, koltuk, kasık temizlemek s&uuml;nnettir. Daha fazla geciktirmek ve hele kırk g&uuml;n uzatmak g&uuml;nah olur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Herkese itimat ediyorum. Bu y&uuml;zden &ccedil;ok aldatılıyorum. Doğru mu yapıyorum?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde herkese itimat etmek doğru değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Ahir zamanda, helal para ve kendisine itimat edilen arkadaş az bulunur.)</b> [İ.Asakir]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde az da olsa dinden bahsedelim diyorum. İş i&ccedil;in toplandık diyenler oluyor. Halbuki bahsedilse daha iyi değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ne maksatla olursa olsun, yapılan toplantılarda, mutlaka dinden, imandan bahsetmeli, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hamd, Muhammed aleyhisselama salevat getirmeli. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&rsquo;ı anmadan, Peygambere salevat getirmeden toplanıp dağılmak, leşin başından dağılmak gibidir.)</b> [İ.Ahmed]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Otururken bir şeye dikkat etmek lazım mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Otururken kıbleye karşı oturmak iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Her şeyin bir efendisi vardır. Meclislerin efendisi de kıbleye doğru oturmaktır.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Ben jinekolog bir bayan doktorum. Bekaretini kaybeden kızlar, diktirmek i&ccedil;in bize başvuruyorlar. Ben m&uuml;sl&uuml;man bir doktor olarak bunu yapmayı uygun bulmuyorum. Fakat tesett&uuml;rl&uuml; kızlar da geliyor. Zina etmediklerini tahmin ettiğim bu kızlar, sivri herhangi bir şeyi kastederek, bir kaza ge&ccedil;irdik bizimkini diker misiniz diyorlar. Bunlarınkini dikmem g&uuml;nah olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Zina edenlerinkini dikmek, onların yaptıkları hileye ortak olmak demektir. Veballi bir iştir. Bu arada kaza ile yırtılanların da olması m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bunu tespit etmek tıp&ccedil;a m&uuml;mk&uuml;n olmadığına g&ouml;re, m&uuml;sl&uuml;man olan kızların s&ouml;zlerine itimat etmenizde vebal olmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Fakirliğe sebep olanlar nelerdir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hadis-i şerifte ş&ouml;yle bildirilmiştir:<br />
C&uuml;n&uuml;p olarak yemek yemek.<br />
Ekmek ufağını, hor g&ouml;r&uuml;p basmak.<br />
B&uuml;y&uuml;klerin &ouml;n&uuml;nde y&uuml;r&uuml;mek.<br />
Babasını ve anasını adıyla &ccedil;ağırmak.<br />
Defi hacet yaptığı yerde, temizlemeden abdest almak.<br />
&Ccedil;anağı ve &ccedil;&ouml;mleği, yıkamadan yemek koymak.<br />
Elbisesini &uuml;st&uuml;nde dikmek.<br />
A&ccedil; iken soğan yemek.<br />
Y&uuml;z&uuml;n&uuml; elbisesi ile silmek.<br />
Evinde &ouml;r&uuml;mcek bırakmak.<br />
Sabah namazını kılınca mescidden acele &ccedil;ıkmak.<br />
Pazara, erken gidip, ge&ccedil; d&ouml;nmek.<br />
Babaya ve anaya, k&ouml;t&uuml; duada bulunmak.<br />
Yemek kaplarını a&ccedil;ık bırakmak.<br />
Bir iş yaparken besmele &ccedil;ekmemek.<br />
Zaruretsiz ayakta defi hacet g&ouml;rmek.<br />
<br />
<b>Sual:</b> G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n şartları &ccedil;ok ağır, artık yılgınlık geldi, her şeye k&uuml;s&uuml;p, pes etmek &uuml;zereyim...<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yılmak, pes etmek yok. Şu olay belki azminizi artıracaktır. İlmi ve &acirc;limleri seven ve İslamiyet&rsquo;e &ccedil;ok hizmetleri ge&ccedil;en Timur Han, ilk savaşlarının birinde bozguna uğradıktan sonra, &ccedil;adırına &ccedil;ekilir. İşin i&ccedil;inden nasıl &ccedil;ıkacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, &ccedil;adır bezinin &uuml;st&uuml;nde bir karıncanın tırmana tırmana yukarıya &ccedil;ıktığını g&ouml;r&uuml;r. Hemen bir fiske atıp yere d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Yine d&uuml;ş&uuml;ncelerine dalar. Bir iki dakika sonra hayvanın tekrar yukarı &ccedil;ıkmaya başladığını g&ouml;r&uuml;r. Onu tekrar yere d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Ama biraz sonra yine aynı manzarayla karşılaşır. Bu h&acirc;l &ccedil;ok defa tekrarlanınca, Timur Han nihayet elini alnına koyup, <b>&quot;İşin sırrını şimdi &ccedil;&ouml;zd&uuml;m. Bunu bana bu karınca &ouml;ğretti. Başarının yegane &ccedil;aresi sebat etmektir&quot;</b> der ve ondan sonra &ouml;mr&uuml; boyunca bu esastan ayrılmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Yatağa girince hangi tarafa yatılır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sağ tarafa, kıbleye karşı yatılır. Sonra sola d&ouml;n&uuml;lebilir. Hatta rahatsız olan sırt &uuml;st&uuml; de yatabilir. Y&uuml;z&uuml;koyun yatmak mekruhtur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Sırt&uuml;st&uuml; yatmak da mekruh mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet. Hastalar rahat ettiği şekilde yatar.<br />
<br />
<b>Sual:</b> İhtiya&ccedil; olunca, 2 kadın veya 2 erkek aynı yatakta yatabilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yatabilir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> &Ouml;ğretmek i&ccedil;in akıl baliğ oğulun elini &ouml;pmek haram mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Beni boşayan kocamın, mahkeme kararı ile &ccedil;ocuğuma verdiği nafakayı almam caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette caizdir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Vazife icabı d&ouml;vmek gerektiğinde, ne yapmalı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Terbiye i&ccedil;in baba oğlunu, hoca talebesini hafif d&ouml;vebilir. Tokat atamaz. Başka ceza vermeli.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Doğup b&uuml;y&uuml;nen yeri, akraba olmasa da ziyaret iyi mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Faydalıdır, kalbe rikkat verir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> G&uuml;nd&uuml;z&uuml;n ilk vaktinde uyumak mekruh. Bu hangi vakittir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
G&uuml;neş doğduktan işrak vaktine kadar olan vakittir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hangi lisanı &ouml;ğrenmelidir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İngilizce ve Arap&ccedil;a.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Kurumuş ekmekleri &ccedil;&ouml;pe atmak uygun mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kurumuş da olsa, ekmeği &ccedil;&ouml;pe atmak hi&ccedil; uygun değildir. &Uuml;stelik israf da olur. Bir hayvana yedirilirse israf olmaz. Ekmek par&ccedil;alarını, kırıntılarını &ccedil;&ouml;pe atmayıp yemek sevap olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Sofradan d&uuml;şen kırıntıları yiyen fakirleşmez, &ccedil;ocukları da ahmak olmaz.) </b>[İ.Neccar]<br />
<br />
<b>Sual: </b>Oturmak i&ccedil;in ev ararken nelere dikkat etmelidir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her m&uuml;sl&uuml;manın, bilhassa yeni evlilerin, ehl-i s&uuml;nnet olan ve haramlardan sakınan, ibadetini yapan salih m&uuml;sl&uuml;manlar arasında ev araması gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Ev satın almadan &ouml;nce, komşuların nasıl olduklarını araştırınız! Yola &ccedil;ıkmadan &ouml;nce, yol arkadaşınızı se&ccedil;iniz!) </b>[Şir&rsquo;a]<br />
<br />
<b>Sual: </b>K&uuml;pe i&ccedil;in kulağımı deldirmedim. Bazı kadınlar, &quot;Kulağı deldirmek s&uuml;nnettir. K&uuml;pe i&ccedil;in kulağını deldirmeyen g&uuml;naha girer&quot; dediler. Kulağımı deldirmesem g&uuml;naha girer miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
K&uuml;pe takmak i&ccedil;in kız &ccedil;ocuğun kulağını delmek caizdir. <b>(Eşbah)</b><br />
K&uuml;pe takmak ibadet değil &acirc;dettir. Peygamber efendimizin ibadet olarak değil de, &acirc;det olarak devamlı yaptığı veya yapılmasına izin verdiği şeylere, (S&uuml;nnet-i zevaid) denir. Zevaid s&uuml;nnetleri terk etmek g&uuml;nah olmaz. Mesela Peygamber efendimiz, g&uuml;m&uuml;ş y&uuml;z&uuml;k takardı. G&uuml;m&uuml;ş y&uuml;z&uuml;k takan Eshab-ı kirama da mani olmazdı. Erkeklerin g&uuml;m&uuml;ş y&uuml;z&uuml;k takmaları (s&uuml;nnet-i zevaid) olduğu i&ccedil;in terk etmeleri g&uuml;nah olmaz. Bayramlarda herkesin takması m&uuml;stehaptır. G&ouml;steriş i&ccedil;in takmak haramdır. <b>(Mevahib)</b><br />
<br />
<b>Sual: </b>Hamileyken sa&ccedil; kestirmekte mahzur var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hamileyken veya değilken, ihtiya&ccedil; varsa sa&ccedil; kestirmekte mahzur yoktur. Hamile değilken de, l&uuml;zumsuz yere sa&ccedil; kestirmek uygun değildir. <b>(Hadika)<br />
<br />
Sual: </b>Ka&ccedil; yaşına gelen kız &ccedil;ocuğunun odasını ayırmak gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
On yaşına gelen kız ve erkek &ccedil;ocuğun yatak odasını birbirinden ve ana-babanın odasından ayırmalıdır. <b>(Hadika)<br />
<br />
Sual: </b>Camiye bitişik lokalde, dinimize aykırı olmayan toplantılar yapmak, kına gecesi d&uuml;zenlemek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Caizdir.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Burada dini bilgisi olmayan yaşlı bir kadın, <b>Kırk Yasin Toplantısı </b>d&uuml;zenliyor. Namazdan haberi olmayan ve tesett&uuml;re riayet etmeyen kadınları topluyor, &ccedil;eşitli dedikodulardan sonra ezbere bilenlere Yasin okutuyor. B&ouml;ylece Cennete gidileceğini s&ouml;yl&uuml;yor. Bu kadının yaptığı uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sadece Bel&ccedil;ika&rsquo;da değil, d&uuml;nyanın &ccedil;eşitli yerlerinde dine aykırı acayip toplantılar yapılıyor, &acirc;detler ibadetlere karıştırılıyor. B&ouml;yle toplantılarda muteber bir ilmihal okunması &ccedil;ok iyi olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; itikadı d&uuml;zg&uuml;n olmayanın, bid&#39;at işleyenin, ibadetleri kabul olmaz.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Evde huzursuzluk olmaması iyi midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği ev halkı arasında m&uuml;layemet </b>[uygunluk, yumuşaklık] <b>olur.) </b>[İ.Ebidd&uuml;nya]<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir &ccedil;ocuklu eşim İstanbul&rsquo;dan İzmir&rsquo;e gidince, orada bir arkadaşımla beraber olduğunu itiraf etti. Bir daha b&ouml;yle bir şey olmaması i&ccedil;in, o arkadaşı tehdit etmem veya g&ouml;zdağı i&ccedil;in yaralamam uygun olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
O insanın yaralanması veya &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesi asla &ccedil;are değildir. O arkadaşla niye beraber olduğunu tespit etmek gerekir. Sizden daha mı zengin? Mevkisi mi y&uuml;ksek? Daha mı yakışıklı? Mutlaka bir sebebi vardır. O sebepler bir başkasında da olabilir. Sizden ayrılıp, o arkadaşla evlense bile, ondan daha iyisini bulunca bu sefer onunla da beraber olabilir.<br />
<br />
O arkadaş İstanbul&rsquo;a gelip beraber olmuyor ki. Kabahat onun ayağına giden eşinizdedir. Tehdit edilmesi gereken biri varsa eşinizdir. Bir daha &ouml;yle bir şey duyarsam seni bırakabilirim diye g&ouml;zdağı vermeniz gerekir. &Ccedil;ocuğumuz var diye g&ouml;z yumuyorsanız, bu da sizin bileceğiniz bir iş.<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte <b>(Kadınlarınızın iffetli olmasını istiyorsanız, siz iffetli olunuz) </b>buyuruluyor. Siz başkasının karısına kızına b&ouml;yle şeyler yapıyorsanız, sizin başınıza da aynı şeylerin gelmesi anormal sayılmaz. Etme bulma d&uuml;nyasındayız.<br />
<br />
<strong>Sual:</strong> Din kitaplarında <strong>vaty</strong> ve <strong>cima</strong> kelimeleri ge&ccedil;iyor. Bunlar aynı şeyler midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
<b>Vaty,</b> cinsel ilişkinin genel ismidir. Nikahlı ile olan ilişkiye <b>cima</b>, nikahsız olan ilişkiye ise, <b>zina</b> denir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Evimizin ihtiya&ccedil;ları i&ccedil;in, beyimin cebinden habersiz para almam, caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Caiz değil, haramdır.<br />
<br />
<b>Tek başına<br />
Sual: </b>Bir kimsenin evde tek başına yaşaması caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mekruhtur. Bir mazereti varsa, o zaman yalnız kalabilir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Dinde ikinci bir kadınla evlenmenin h&uuml;km&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP </b><br />
Din kitaplarımızda ş&ouml;yle bildiriliyor:<br />
<br />
D&ouml;rde kadar evlenmek, vacib, hatta mendub da değildir. İhtiya&ccedil; halinde izin verilmiştir. Bu bir emir olmadığı gibi, kadınlar da bunu kabul etmeye mecbur değildir. <b>(Nimet-i İslam)</b><br />
<br />
Devlet haram olmayan bir şeyi yasak ederse, bu şeyi yapmak mubah olmaktan &ccedil;ıkar, haram olur; &ccedil;&uuml;nk&uuml; M&uuml;sl&uuml;man, kanuna karşı gelmez, su&ccedil; da işlemez. Bir erkeğin ikinci bir kadınla evlenmesi i&ccedil;in, bu hususta birinci hanımının hakkını koruyan ekonomik ve sosyal şartlar vardır. İkinci kadının da, ayrıca hakları vardır. Bu şartlara haiz olmayanın, ikinci bir kadınla evlenmesini dinimiz yasak etmiştir. Zaruretsiz, b&ouml;yle bir şey yaparak birinci kadını incitmek haramdır. Hayat şartları da, g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınınca, ikinci bir kadınla evlenmenin caiz olmayacağı a&ccedil;ıktır. &Ouml;rf ve &acirc;dete t&acirc;bi olan ahk&acirc;mın, zamana g&ouml;re değişebileceğini İslam dini kabul eder. <b>(Herkese Lazım Olan İman)</b><br />
<br />
<b>Sual:</b> D&uuml;ğ&uuml;nlerde, &acirc;dete uyarak, gelin arabasının &ouml;n&uuml;n&uuml; kesip, para alıyorlar. Gelinin akrabaları kapıyı kapatıp, para almadan a&ccedil;mıyorlar. B&ouml;yle alınan paralar helal olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Rızalarıyla veriyorlarsa helal olur. Mecbur bırakılarak, gasp ediliyorsa helal olmaz.<br />
<br />
<b>Evlilik g&uuml;n&uuml;<br />
Sual</b>: Evlilik i&ccedil;in belli bir gece var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Pazartesi ve Cuma gecelerini tercih etmelidir.<br />
<br />
<b>Allah&rsquo;ın emriyle<br />
Sual: </b>Kız istenirken <b>(Allah&rsquo;ın emriyle)</b> deniyor. Evlenmek farz mı da b&ouml;yle s&ouml;yleniyor?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın her emri farz değildir. Kur&rsquo;an-ı kerimde evlenilmesi haram olanlar ve caiz olanlar bildirilmiştir. Evlenmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emrine aykırı değildir. Kur&rsquo;an-ı kerimde,<b> (Haksızlık yapmaktan korkarsanız, bir kadınla evlenin!)</b> buyuruluyor. Evlenmek farz değildir. Allah&rsquo;ın emriyle demek, Allah&rsquo;ın emrine aykırı olmayan, onun emrine uygun olan demektir.<br />
<br />
<b>Kadının s&uuml;t&uuml;</b><br />
<b>Sual:</b> <em>(&Uuml;&ccedil; yaşındaki bir &ccedil;ocuk, bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;se, o kadının s&uuml;t &ccedil;ocuğu olmaz. Bu bakımdan, erkeğin hanımının s&uuml;t&uuml;n&uuml; emmesinde bir mahzur yoktur)</em> deniyor. Doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yanlıştır. Erkeğin, hanımının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;mesiyle s&uuml;t &ccedil;ocuğu olmadığı doğruysa da, hanımının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;mesi haramdır. Ancak salih ve uzman olan doktor, (Kadın s&uuml;t&uuml;, bu hastalığa iyi gelir) derse, o zaman ila&ccedil; olarak i&ccedil;ilebilir. <b>(İslam Ahlakı)</b><br />
<br />
<b>Yemek i&ccedil;in &uuml;cret<br />
Sual:</b> Dinimize g&ouml;re kadın evde yemek pişirmek zorunda olmadığına g&ouml;re, yemek yaparsa, bunlar i&ccedil;in kocasından &uuml;cret istemesi gerekir mi? Kadın yemek yapmazsa kadının yiyeceğini erkeğin getirmesi gerekmez mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kadın &uuml;cret istemez. Kendisine yaptığı yemekten kocasına da verir. M&uuml;sl&uuml;man kadınlar bu ihsanı kocalarına yapmışlardır. Kadın yemek pişirmem derse, pişir diye zorlanamaz. Kocası ona peynir, zeytin gibi şeyler getirir. <b>(Hindiyye)</b><br />
<br />
<b>Nik&acirc;hta istibra</b><br />
<b>Sual:</b> Seadet-i Ebediyye&rsquo;de, <b>(Zina eden kadını başkasının, istibra etmeden nik&acirc;h etmesi caiz olur) </b>deniyor. Burada istibra nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Buradaki istibra, nik&acirc;hla alınan zina etmiş bir kadının, gebe olmadığına kanaat getirmek i&ccedil;in, bir &acirc;det g&ouml;r&uuml;nceye kadar beklemek demektir. Bu zamanı beklemeden başka birinin nik&acirc;h etmesi, yani evlenmesi caizdir.<br />
<br />
<b>Evlenene yardım<br />
Sual:</b> <b>(Ev alanla evlenene Allah yardım eder)</b> atas&ouml;z&uuml; doğru mudur? Evlenecek olan fakire Allah yardım eder mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Atas&ouml;zleri genelde &acirc;yet-i kerime ve hadis-i şeriflerin a&ccedil;ıklaması mahiyetinde olur. Bu s&ouml;z de, diğer atas&ouml;zleri gibi doğrudur. Nur suresinin <b>(Aranızdaki bek&acirc;r </b>[veya dul]<b> k&ouml;le ve cariyelerden </b>[evlenecek durumda olan] <b>salihleri evlendirin! Eğer onlar fakirseler, Allah kendi l&uuml;tfuyla onları zenginleştirir. Allah&rsquo;ın l&uuml;tfu boldur. O, her şeyi hakkıyla bilendir)</b> mealindeki 32. &acirc;yet-i kerimesiyle, <b>Deylemi</b>&rsquo;nin bildirdiği <b>(Rızkı evlilikte arayın!)</b> hadis-i şerifi gereğince, evlilik genelde rızık bolluğuna ve nimet &ccedil;okluğuna sebep olur.<br />
<br />
<b>Şahitlerin kızı tanıması</b><br />
<b>Sual: Seadet-i Ebediyye</b>&rsquo;de, (Nik&acirc;h kıyılırken, veli veya vekil, şahitlerin bildiği kadının yalnız ismini s&ouml;yler. Şahitlerin tanımadıkları kadının, babasının ve dedesinin adını da s&ouml;ylemesi lazımdır. Tanımak, kimin kızı ve hangi kızı olduğunu bilmek demektir. Şahsını, şeklini bilmek değildir) deniyor. Buna g&ouml;re, babasını ve dedesini de hi&ccedil; tanımasak, nik&acirc;h sahih olur mu? Kızda olduğu gibi oğlanı da tanımaları gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Tanımak tarif edilirken, (İsmini bilmek demek değildir) deniyor. Kız nik&acirc;hta bulunmuyorsa, yani şahitler kızı g&ouml;rm&uuml;yorsa, kızın ismi ve soyadı s&ouml;ylenilse, fakat o kız bilinmiyorsa nik&acirc;h sahih olmadığı gibi, sadece babasının ve dedesinin ismini bilmekle de nik&acirc;h ge&ccedil;erli sayılmaz. Mesela Ali oğlu Veli&rsquo;nin kızı dense, sarı &ccedil;izmeli Mehmet ağanın kızı gibi bir şey olur. Sarı &ccedil;izmeliyi bilmiyoruz ki, nik&acirc;h sahih olsun. Kızı tanımak, kimin hangi kızı olduğunu bilmek demektir deniyor. B&uuml;y&uuml;k kızı mı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı mı, bunu da bilmek şarttır. Ali ve oğlu Veli de bilinmiyorsa nik&acirc;h sahih olmaz. Mesela Turgut &Ouml;zal&rsquo;ın b&uuml;y&uuml;k kızı dense, &Ouml;zal&rsquo;ı şahitler tanıdığı i&ccedil;in nik&acirc;h sahih olur. B&uuml;y&uuml;k kızını hi&ccedil; g&ouml;rmeseler de sahih olur. Kimin hangi kızı olduğu bellidir.<br />
<br />
Oğlan da, nik&acirc;hta bulunmayıp yerine vekili varsa, oğlanın da kim olduğu bilinmiyorsa, şahitlerin, kızda olduğu gibi oğlanı da tanımaları gerekir. Erkek genelde tanındığı i&ccedil;in, tanınmasa da, nik&acirc;hta bulunduğu i&ccedil;in, kitaplarda kızı tanımak bildiriliyor. Ali oğlu Veli&rsquo;nin kızı, Mahir oğlu Tahir&rsquo;in oğluyla evlense, şahitler bunları tanımasa nik&acirc;h sahih olmaz. Yahut kızı tanısalar, oğlanı tanımasalar yine nik&acirc;h sahih olmaz.<br />
<br />
<b>Eşi ismiyle &ccedil;ağırmak</b><br />
<b>Sual: </b>Kadın, eşine ismiyle hitap etse g&uuml;nah olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İbni &Acirc;bidin hazretleri buyuruyor ki: Ana babayı ve kadının zevcini, isimleriyle &ccedil;ağırması tahrimen mekruhtur, k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&uuml;nahtır. Tazimle, saygı anlatan kelimelerle ve yanına giderek &ccedil;ağırmaları lazımdır. Uzaktan, y&uuml;ksek sesle &ccedil;ağırmamalı. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
İsmi ne ise sonuna bey kelimesini getirerek, mesela Ali Bey, Veli bey gibi s&ouml;ylenebilir. Mesleği ne ise &ouml;yle hitap edebilir. Doktorsa doktorum veya doktor diyebilir. Bunun gibi, onbaşım, &ccedil;avuşum, y&uuml;zbaşım, komutanım, polisim, patronum, mimarım, t&uuml;ccarım, kaptanım, pilotum, avukatım, ustam, reisim, başkanım, hocam, &ouml;ğretmenim, şefim, m&uuml;d&uuml;r&uuml;m, noterim denebilir. Yahut sevdiği sıfat ne ise o da s&ouml;ylenebilir. Beyim, aslanım, yiğidim, hayatım, şekerim gibi. Erkek hangisinden hoşlanıyorsa onu s&ouml;ylemeli, istemediği ismi veya sıfatı s&ouml;ylememeli. Aynı şekilde erkek de hanımına, onun hoşlanacağı şekilde hitap etmeli. Mesela g&uuml;zelim, bitanem gibi şeyler s&ouml;ylemesi uygun olur.<br />
<br />
<b>Vedalaşırken kucaklaşmak<br />
Sual: </b>Bir bayan, babasıyla, oğluyla veya kardeşiyle vedalaşırken kucaklaşıp &ouml;p&uuml;şebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kadın kadına, erkek erkeğe kucaklaşıp &ouml;p&uuml;şmek de uygun olmaz. Bir hadis-i şerifte, <b>(Karşılaştığınız zaman kucaklaşmayın!)</b> buyuruluyor. (Berika)<br />
<br />
Kadınların birbirleriyle erkeklerin yanında &ouml;p&uuml;şmeleri de ayrıca uygun değildir. M&uuml;safeha etmeli, &ccedil;&uuml;nk&uuml; m&uuml;safeha s&uuml;nnettir. M&uuml;safeha edince g&uuml;nahlar d&ouml;k&uuml;l&uuml;r.<br />
<br />
Mahrem akraba ile &ouml;p&uuml;ş&uuml;rken az da olsa şehvet meydana gelirse h&uuml;rmet-i m&uuml;sahere olur. Mesela amcayla h&uuml;rmet-i m&uuml;sahere olsa, o amcanın oğluyla evlenilemez. Babayla h&uuml;rmet-i m&uuml;sahere olursa, annesi babasına haram olur. Onun i&ccedil;in &ccedil;ok yakınımız da olsa, mahremimiz de olsa şehvetlenme tehlikesi varsa, uzak durmak gerekir. Kız, babasının veya oğlan, annesinin elini &ouml;perken bile buna dikkat etmelidir. Sıkışık oturmamalıdır.<br />
<br />
<b>Eşinden izin almak<br />
Sual: </b>Kadın sokağa &ccedil;ıkarken kocasından izin alması gerektiği gibi, erkek de sokağa &ccedil;ıkarken hanımından izin alması gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Erkek, evin reisidir. Reis, maiyetinde bulunanlardan izin almaz, ama evdeki huzurun bozulmaması i&ccedil;in, (Ben şuraya gidiyorum) diye haber vermelidir.<br />
<br />
Seadet-i Ebediyye&#39;de, (Zevcesinden izinsiz sefere, hatt&acirc; nafile hacca gitmemeli) deniyor. Nafaka bırakmadan farz olan hacca gitmek de haram olur. Eskiden hacca gitmek de sefere &ccedil;ıkmak da uzun s&uuml;rerdi. Hacca giderken, sefere &ccedil;ıkarken evin ihtiya&ccedil;ları temin edilirse, izin almak şart olmaz.<br />
<br />
<b>Evin işine karışmak<br />
Sual:</b> Erkeğin, hanımının ev işlerine karışmasının, evdeki huzura ne gibi etkisi olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda, Enver Abimizin iki s&ouml;z&uuml; var:<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, evin dışını erkeğe, i&ccedil;ini de kadına vermiştir. Bir erkek, evin i&ccedil;ine ne kadar &ccedil;ok karışırsa, d&uuml;nyada ve &acirc;hirette o kadar sıkıntısını &ccedil;eker.<br />
<br />
Diğer s&ouml;z&uuml; de ş&ouml;yledir:<br />
Fizik&icirc; kaideye g&ouml;re, mıknatısın aynı kutupları birbirini iter, zıt kutupları birbirini &ccedil;eker. Yani artı kutup artıyı, eksi kutup eksiyi iter, artı kutup eksiyi, eksi kutup da artıyı &ccedil;eker. İki kişinin ikisi de, <b>(Ben haklıyım)</b> derse neticede kavga &ccedil;ıkar, huzursuzluk başlar. Biri, (Sen haklısın) diyebilirse, kavga biter. Karı kocadan biri de, diğerine <b>(Sen haklısın)</b> derse ge&ccedil;im olur. Yani hi&ccedil; olmazsa, bir taraf mutlaka alttan almalı. Ama bunu kendisi yapmalı, karşı taraftan beklememeli. İkisi de, <b>(Ben haklıyım)</b> derse, o evde kavga bitmez. İkisi de, <b>(Sen haklısın)</b> derse ne olur? Hi&ccedil; kavga olmaz, o evde ilah&icirc; aşk başlar.<br />
<br />
<b>D&uuml;ğ&uuml;nde mevlit okutmak</b><br />
<b>Sual:</b> Bir arkadaş, <em>(S&uuml;nnet d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; olsun, diğer d&uuml;ğ&uuml;nler olsun, d&uuml;ğ&uuml;n yemeğinden &ouml;nce veya sonra, sohbet etmek, mevlid okumak dine aykırıdır)</em> diyor. Merhum hocamızın torunlarının s&uuml;nnet d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;ne katılmıştım. Orada sohbet olmuştu. Enver abi de, her d&uuml;ğ&uuml;n yemeğinde sohbet ederdi. Neden b&ouml;yle s&ouml;yleniyor ki?<br />
<b>CEVAP</b><br />
S&ouml;yleyene sormalı. Haram işlenmeyen d&uuml;ğ&uuml;n yemeklerinde, sohbet etmek, mevlit okutmak sevab olur. Sohbet, emr-i maruf demektir. Emr-i maruf, fitne &ccedil;ıkmayacak her yerde yapılır. Ayrıca d&uuml;ğ&uuml;nde yemek yedirmek s&uuml;nnettir. Tam İlmihal&rsquo;de deniyor ki:<br />
Yemek yerken hi&ccedil; konuşmamak mekruhtur. Ateşe tapanların &acirc;detidir. Neşeli konuşmalıdır. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
Yemek esnasında, yemekten &ouml;nce veya sonra konuşmayı, sohbeti yasaklayan d&icirc;n&icirc; h&uuml;k&uuml;m yokken, bunları dine aykırı gibi g&ouml;stermek &ccedil;ok yanlış olur.<br />
<br />
<b>Evlenen rızka kavuşur</b><br />
<b>Sual:</b> (Evlenen rızka kavuşur) deniyor. Doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Doğrudur yani rızka kavuşması kolay olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Peygamber efendimiz, <b>(Evlenerek rızık arayın!)</b> buyuruyor. (Deylem&icirc;)<br />
<br />
Hazret-i &Ouml;mer de, (Evlenmeden rızk arayanlara şaşarım) buyurup, Nur s&ucirc;resinin 32. &acirc;yetini okuyor. Meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İ&ccedil;inizdeki bek&acirc;rları, k&ouml;lelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları l&uuml;tfuyla zenginleştirir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, l&uuml;tfu bol olandır, bilendir.)</b> [Nur 32; Med&acirc;rik Tefsiri]<br />
<br />
Bir atas&ouml;z&uuml;m&uuml;z de ş&ouml;yledir:<br />
(Ev alan ile evlenene, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yardım eder.)<br />
<br />
Demek ki, zengin olmasa da, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, dine uymak, haramlardan korunmak niyetiyle evlenen s&acirc;lih M&uuml;sl&uuml;mana rızık sıkıntısı &ccedil;ektirmez. Bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Haramdan korunmak i&ccedil;in evlenene, Allah&rsquo;ın yardımı hak olur.)</b> [İbni Meniy]</p>

<p><strong>Sual: Evlenmek i&ccedil;in belli bir yaş, belli bir zaman var mıdır veya evlenmeden &ouml;nce neleri yapmak, hazırlamak gerekir?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Bir gencin evlenme vakti gelmesi i&ccedil;in &ouml;nce, İsl&acirc;miyeti &ouml;ğrenmesi, nefsi, İsl&acirc;miyete uyar h&acirc;le getirmesi, g&ouml;n&uuml;l sahibi olması, r&uuml;şt&uuml;, aklı olgunlaşması lazımdır. Ondan sonra, s&uuml;nneti yerine getirmek niyeti ile evlenilir.</p>

<p><strong>Sual: Evlenirken, hem kanuni işlemleri, hem de dinin emrettiklerini yerine getirmek şart mıdır?<br />
Cevap:</strong> Evlenirken dinin emrettiği nik&acirc;h akdini yapmakla, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emri yerine getirilmiş olur. Kanuna uygun evlenmeyen, su&ccedil; işlemiş olur. Din&icirc; nik&acirc;h akdi yapmayan, g&uuml;nah işlemiş olur. Bunlara aldırış etmeyenin cezası, kat kat &ccedil;ok olur. M&uuml;sl&uuml;man, su&ccedil; ve g&uuml;nah işlememelidir. Su&ccedil; işleyerek cezaya &ccedil;arpılmak da g&uuml;nahtır.</p>

<p><strong>Gayr-i m&uuml;slimlerdeki nik&acirc;h akdi<br />
Sual: Gayr-i m&uuml;slimlerin, evlenirken kendi aralarında yaptıkları nik&acirc;h akitlerini ve bu evlilikten doğan &ccedil;ocuklarını, İsl&acirc;miyet meşru mu kabul etmektedir?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak D&uuml;rr-&uuml;l-muht&acirc;rın şerhi olan İbni &Acirc;bid&icirc;nde (K&acirc;firin nik&acirc;hı) bahsinde deniyor ki:<br />
&ldquo;Burada &uuml;&ccedil; şey bildirilecektir:<br />
1- M&uuml;sl&uuml;manlar arasında sahih olan her nik&acirc;h akdi, k&acirc;firler arasında da sahihtir.</p>

<p>2- Şartı noksan olduğu mesela şahitler olmazsa veya kadın iddet zamanını doldurmamış ise, M&uuml;sl&uuml;manların nik&acirc;hı haram olur. Halbuki, kendi dinlerine uygun olunca, k&acirc;firlerin b&ouml;yle nik&acirc;hları caiz olur.</p>

<p>3- M&uuml;sl&uuml;manın nik&acirc;h etmesi haram olan kadınları, k&acirc;firin, k&acirc;fir kadınlardan alması caiz olur. Bunları alınca da nafaka vermeleri lazım olur. Fakat, M&uuml;sl&uuml;man olunca nik&acirc;hları bozulacak olanlar, birbirinden miras alamaz.</p>

<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kısım nik&acirc;h akdi ile evlenmiş k&acirc;firin ikisi de M&uuml;sl&uuml;man olursa, h&acirc;kim bunları ayırır. Mecusi karı kocadan birisi veya kitaplı k&acirc;firlerden kadın M&uuml;sl&uuml;man olursa, ikincisine de M&uuml;sl&uuml;man olması s&ouml;ylenir. O da M&uuml;sl&uuml;man olursa, nik&acirc;hları bozulmaz. Mecusi olan evlilerden, erkek M&uuml;sl&uuml;man olsa, kadın ise Yahudi veya Hristiyan olsa, nik&acirc;hları bozulmaz. Kitaplı k&acirc;firlerden kadın veya erkek M&uuml;sl&uuml;man olup, İsl&acirc;m diyarına gelse, nik&acirc;hları bozulur.</p>

<p>M&uuml;sl&uuml;man evlilerden biri M&uuml;sl&uuml;manlıktan &ccedil;ıksa, nik&acirc;hları bozulur. Erkek m&uuml;rted olur, sonra imanı ve nik&acirc;hı yenilerse, caiz olur. Talak olmadığı i&ccedil;in, &uuml;&ccedil;ten fazla da ve iddet beklemeden de yenilemesi caiz olur ve mahkemeye l&uuml;zum kalmaz. Erkek m&uuml;rted olunca, iddet zamanı s&uuml;resince, nafaka vermesi lazım olur. Kadın m&uuml;rted olunca, iddet i&ccedil;in nafaka lazım olmaz. M&uuml;rted adam, iddet zamanında &ouml;l&uuml;rse, M&uuml;sl&uuml;man olan zevcesi buna v&acirc;ris olur.&rdquo;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#800000;">Mes&#39;&#39;&ucirc;d olmanın sırrı...</span></strong></p>

<p>D&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n ins&acirc;nlar mes&#39;&#39;&ucirc;d olmak ister. Fakat, mes&#39;&#39;&ucirc;d olan, pek azdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, sa&acirc;detin neden ib&acirc;ret olduğu bilinmiyor.</p>

<p>Saadet, yalnız d&uuml;nya saadetinden ib&acirc;ret değildir. Aksine, asıl saadet &acirc;hıret saadetini elde etmektir.</p>

<p>&Acirc;hiret saadeti i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kan&ucirc;nlarına ve emirlerine yani Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;me ve Peygamber efendimizin s&ouml;zlerine it&acirc;at etmek l&acirc;zımdır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirleri arasında: &Ouml;ld&uuml;kten sonra tekrar dirilmek, yani &acirc;hırete inanmak da vardır. Cen&acirc;b-ı Hak &acirc;hıretin nih&acirc;yetsiz olduğunu, ebed&icirc; olduğunu bize bildiriyor. D&uuml;nya hay&acirc;tı ise, sayılı g&uuml;nlerden ib&acirc;rettir. O h&acirc;lde, saadet iki başlı demektir:</p>

<p>1-Ahıret saadeti.<br />
2-D&uuml;nya saadeti.</p>

<p>Bu iki saadetten hangisi &ouml;nemlidir? Bunu akıl ve iz&#39;&#39;&acirc;n s&acirc;hibi insanlar kolaylıkla anlıyabilir. Aklımız ve iz&#39;&#39;&acirc;nımız &acirc;hıret hay&acirc;tının, d&uuml;ny&acirc; hay&acirc;tı ile muk&acirc;yese edilemiyecek kadar &ouml;nemli olduğunu bize g&ouml;sterir.</p>

<p>&Acirc;hıret saadetine d&acirc;ir Hakkın kit&acirc;bı, Kur&#39;&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;m ve Peygamber efendimizin s&ouml;zleri ve din &acirc;limlerinin binlerce kitabı vardır. Fakat, bug&uuml;n artık bunları okuyan, bunları s&ouml;yleyen, s&ouml;yleyenleri ve yazanları dinleyen az insan kalmıştır. &Ccedil;ok ehemmiyetli olan &acirc;hıret saadeti &acirc;det&acirc; unutulmuş, sanki b&ouml;yle birşey yokmuş gibi bir gaflet i&ccedil;inde bulunmaktayız. Bu ise, fel&acirc;ketin en tehlikelisi ve &acirc;kıbetlerin en korkuncudur. Peygamber efendimiz: (Mes&#39;&#39;&ucirc;d o kimsedir ki, d&uuml;nya onu terk etmezden &ouml;nce, o d&uuml;nyayı terk etmiştir) buyurmaktadır.</p>

<p>Mutsuz t&uuml;ccar... Vaktiyle bir t&uuml;rl&uuml; mes&#39;&#39;ud olamayan t&uuml;ccarın biri, mutlu olmanın sırrını &ouml;ğrenmesi i&ccedil;in, oğlunu, insanların en bilgili olan birinin yanına g&ouml;ndermiş. Delikanlı g&uuml;nlerce yol y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra, sonunda bir tepenin &uuml;zerinde bulunan aradığı kimsenin evine varmış. Delikanlı, girdiği evde, hummalı bir manzara ile karşılaşmış. T&uuml;ccarların biri girip, diğeri &ccedil;ıkıyormuş. Evin sahibi sırayla i&ccedil;erideki insanlarla konuşuyormuş. Delikanlı, sıranın kendisine gelmesini beklemiş ve huzura alınınca, babasının arzusunu anlatmış. Hikmet ehli zat:</p>

<p>- Mutluluğun sırrını a&ccedil;ıklayacak zamanım yok demiş delikanlıya. Sonra da demiş ki:</p>

<p>- Git, &ccedil;evreyi dolaş! İki saat sonra da benim yanıma gel! Hemen arkasından il&acirc;ve etmiş:</p>

<p>- Ama, senden bir ricada bulunacağım! diyerek delikanlının eline bir kaşık vermiş, i&ccedil;ine de iki damla yağ koydurmuş. Arkasından tenbih etmiş:</p>

<p>- Etrafı dolaşırken bu kaşığı elinde tutacak ve yağı d&ouml;kmeyeceksin! Delikanlı dışarı &ccedil;ıkıp etrafı dolaşmaya, verilen s&uuml;reyi doldurmaya başlamış. Fakat g&ouml;z&uuml; hep kaşıktaymış.</p>

<p>İki saat dolar dolmaz, hemen &ccedil;ıkmış o kimsenin huzuruna. Hikmet ehli kimse,</p>

<p>- G&uuml;zel, demiş. Sonra gence sormuş:</p>

<p>- Bah&ccedil;ıvanbaşının, on yıllık bir &ccedil;alışma sonunda meydana getirdiği eşsiz g&uuml;zellikteki bah&ccedil;eyi, &ccedil;i&ccedil;ekleri, ems&acirc;lsiz lezzetteki meyveleri g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?</p>

<p>Utanan delikanlı hi&ccedil;birşey g&ouml;remediğini &icirc;tiraf etmek zorunda kalmış. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisine verilen iki damla yağı d&ouml;kmemek i&ccedil;in hi&ccedil;bir tarafa bakamamış. Ev sahibi demiş ki:</p>

<p>- &Ouml;yleyse git, etraftaki g&uuml;zelliklere bakarak, bah&ccedil;eyi tekrar dolaş! Delikanlı kaşığı alıp, tekrar dışarı &ccedil;ıkarak gezmeye başlamış. Bu sefer bah&ccedil;eleri, &ccedil;evredeki dağları, &ccedil;i&ccedil;eklerin g&uuml;zelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat eserlerinin zar&acirc;fetini g&ouml;rm&uuml;ş.</p>

<p>Hikmet ehli zatın yanına d&ouml;n&uuml;nce, g&ouml;rd&uuml;klerini b&uuml;t&uuml;n ayrıntılarıyla anlatmış. Ev sahibi sormuş:</p>

<p>- Peki sana em&acirc;net ettiğim iki damla yağ nerede? Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş. Bunun &uuml;zerine, ev sahibi, demiş ki:</p>

<p>- Sana verebileceğim tek bir nas&icirc;hat var:</p>

<p>Mutluluğun sırrı, d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n h&acirc;rikalarını g&ouml;rerek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; idrak etmektir; ama kaşıktaki iki damla yağı da unutmadan. Sonra iki damla yağı yorumlamış:</p>

<p>- Bu iki damla yağdan, birinci damla, sağlığımız. Eğer kendimize bakmazsak, sağlığımız yerinde olmazsa, başka şeyleri g&ouml;rmemiz zaten m&uuml;mk&uuml;n değildir. Acılar i&ccedil;inde kıvranan kimse, d&uuml;nyanın en g&uuml;zel manzaralı yerinde olsa bile g&ouml;z&uuml; bir şey g&ouml;rmez. Kuş t&uuml;y&uuml;nden yatakta yatsa, bu yatak iğneli yatak gibi gelir ona. İkinci damla da dostluklar, y&acirc;ni bizi ayakta tutan varlığımızın, var olmamızın hikmetini hatırlatan hak&icirc;k&icirc; dostlar. Dostları olmayan kimse i&ccedil;in d&uuml;nyanın zindandan farkı yoktur.</p>

<p>Sevmek, sevilmek ve acımak... Sevmek ve sevilmek, insanı hayata bağlayan, b&uuml;t&uuml;n sıkıntıları unutturan en g&uuml;zel il&acirc;&ccedil;tır. Sevmekten sonra da acımak gelir. Seven ve acıyan, herkese, her şeye iyilikle bakar. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k d&uuml;ş&uuml;nmez. İyileri iyi oldukları i&ccedil;in sever. K&ouml;t&uuml;lere ise k&ouml;t&uuml; oldukları i&ccedil;in acır. Onların da iyi olmaları, hid&acirc;yete kavuşmaları i&ccedil;in &ccedil;ırpınır. Bu iki şeyin hak&icirc;katına varan, ger&ccedil;ek mutluluğa kavuşur. Bunun i&ccedil;in, artık hi&ccedil;bir sıkıntı, dert olmaz. Bu mutluluğun verdiği haz, b&uuml;t&uuml;n sıkıntıları &ouml;rter.</p>

<p>Peygamber efendimiz de, İslamiyetin h&uuml;lasası ve saadetin sırrını:</p>

<p><strong>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı, emirlerini b&uuml;y&uuml;k bilmek, bunlara saygılı olmak ve yarattıklarına acımak, merhamet etmek)</strong> olarak buyurmuşlardır. Hikmet ehli de diyor ki: Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;nde ne yazılıydı, bilsen S&uuml;leym&acirc;n&#39;&#39;ın: Sakın aldanma, yoktur vef&acirc;sı d&uuml;ny&acirc;nın! Mes&#39;&#39;&ucirc;d, o kimsedir ki, b&uuml;t&uuml;n kazandığını, Yiye!.. Bırakıp, sevindirmeye d&uuml;şm&acirc;nın.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1443]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Fri, 06 Şub 2026 16:13:36 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İsraf]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İsraf nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Malı, dinin ve m&uuml;r&uuml;vvetin uygun g&ouml;rmediği yerlere dağıtmaya israf denir. M&uuml;r&uuml;vvet, faydalı olmak, iyilik yapmak arzusudur. Dine uymayan israf, haramdır. M&uuml;r&uuml;vvete uymayan israf tenzihen mekruhtur.<br />
<br />
İsraf, malı helak etmek, faydasız h&acirc;le getirmek, faydalı olmayacak şekilde sarf etmektir.<br />
<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.)</b> [Bezzar]<br />
<br />
İsrafla cimriliğin ortasına iktisat veya c&ouml;mertlik denir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İktisat eden, sıkıntı &ccedil;ekmez.)</b> [Taberani]<br />
<br />
<b>(Kurtarıcı &uuml;&ccedil; şeyden biri, varlıkta, yoklukta, zenginlikte, fakirlikte, iktisada riayet etmektir.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(İktisat etmek, maişetin yarısıdır.)</b> [Hatib]<br />
<br />
<b>(Tedbirli olmak, ge&ccedil;imin yarısıdır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>(Ge&ccedil;imde iktisat etmek, peygamberliğin yirmide biridir.)</b> [Ebu Davud]<br />
<br />
<b>(Kıyamette herkes, şu d&ouml;rt suale cevap vermedik&ccedil;e hesaptan kurtulamaz:<br />
1- &Ouml;mr&uuml;n&uuml; nasıl ge&ccedil;irdi?<br />
2- İlmi ile nasıl amel etti?<br />
3- Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcetti?<br />
4- Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>İsraf cimrilikten k&ouml;t&uuml;d&uuml;r</b><br />
Dinimizde abes, l&uuml;zumsuz şeyleri yapmak, caiz değildir. Mesela boş ve l&uuml;zumsuz yere bir şeyler karalamak, israf ve abestir. Burada birka&ccedil; israf vardır. Zaman, emek, enerji, kağıt, kalem, m&uuml;rekkep. Hepsinden m&uuml;himi de faydalı bir şeyle meşgul olunmamak...<br />
<br />
Eğer d&uuml;nyadaki herkesin boşa harcadığı zaman, enerji ve emek hesaplansa, d&uuml;nyada a&ccedil;lık ve yokluk i&ccedil;inde kıvranan milyonlarca insanın ihtiya&ccedil;larına k&acirc;fi gelebilecek zaruri meta &uuml;retilebilirdi.<br />
<br />
İsrafın miktarı ne olursa olsun zararı b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. K&uuml;&ccedil;&uuml;k sanılan şeyler, yan yana geldiği zaman b&uuml;y&uuml;k rakamlar, değerler ortaya &ccedil;ıkar. Damlaya damlaya g&ouml;l olur, atas&ouml;z&uuml;n&uuml; duymuşuzdur. Dakikada on damla ka&ccedil;ıran bir musluk ayda 170 litre su akıtıyormuş.<br />
<br />
Semavi dinlerin hepsinde Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; k&ouml;t&uuml; bir huy olan israfı yasak etmiştir. Dinimizin boşu, abesi, haramı, israfı yasaklamasında insanların saadeti, refahı, adaleti ve her şeyi yatmaktadır.<br />
<br />
Dinimizde, cimriliğin, israftan daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;lenmesi, israfın cimrilik kadar k&ouml;t&uuml; olmadığını g&ouml;stermez. Cimriliğin daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;lenmesi, insanlardan &ccedil;oğunun mal biriktirmeye meyilli olmasındandır. İsrafın k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;stermek i&ccedil;in, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki:<br />
<b>(Yiyin, i&ccedil;in, fakat israf etmeyin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; israf edenleri elbette sevmez.)</b> [Araf 31]<br />
<br />
<b>(İsraf etme! İsraf edenler, şeytanların kardeşleridir.)</b> [İsra 26, 27]<br />
<br />
<b>(M&uuml;srifleri helak ettik.)</b> [Enbiya 9]<br />
<br />
<b>(Mallarını israf edenlere bir şey vermeyin!)</b> emri ile m&uuml;srifleri en k&ouml;t&uuml; şekilde vasıflandırıp, <b>(Mallarınızı sefihlere vermeyin!)</b> buyuruyor. (Nisa 5)<br />
<br />
Ne israf etmeli, ne de kısmalıdır. Bunların ortasını bulmak ise makbuld&uuml;r. Buna iktisat etmek denir. C&ouml;mertlik de malını iktisat ile kullanmaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki:<br />
<b>(Cimri olma, israf da etme!)</b> [İsra 29]<br />
<br />
C&ouml;mertleri &ouml;verken de buyuruyor ki:<br />
<b>(Onlar sarf ettikleri zaman ne israf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.)</b> [Furkan 67]<br />
<br />
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<b>(Yiyip i&ccedil;in, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının!)</b> [Buhari]<br />
<br />
İsrafın zararları, israf edenlerin şeytana, Firavun&rsquo;a ve Hazret-i Lut&rsquo;un k&ouml;t&uuml; kavmine benzetilmesi ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bunları sevmemesi ve bunlara sefih demesi ve ahirette azap &ccedil;ekmeleri, d&uuml;nyada aşağı, muhta&ccedil; duruma d&uuml;şmeleri ve pişman olmalarıdır.<br />
<br />
İsrafın k&ouml;t&uuml; olmasının birinci sebebi, malın kıymetli olmasıdır. Mal, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği bir nimettir. Ahireti kazanmak, mal ile olur. D&uuml;nya ve ahiret, mal ile intizam bulur, rahat olur. Hac, cihad sevabı mal ile kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet bulması, mal ile olur. Başkasına muhta&ccedil; olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek, akrabayı dolaşmak, fakirlerin imdadına yetişmek mal ile olur. Mescitler, okullar, hastaneler, yollar, &ccedil;eşmeler, k&ouml;pr&uuml;ler yaparak insanlara hizmet de mal ile olur. Peygamber efendimiz <b>(İnsanların en iyisi, onlara faydası &ccedil;ok olanıdır)</b> buyuruyor. (Kudai)<br />
<br />
İnsanlara yardım etmek i&ccedil;in &ccedil;alışıp para kazanmak, nafile ibadet etmekten daha &ccedil;ok sevaptır. Cennetin y&uuml;ksek derecelerine mal ile kavuşulur. Mal kıymetli olunca, onu israf etmek elbette k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bir kuluna mal ve ilim verir. Bu kul da haramlardan ka&ccedil;ınır, akrabasını sevindirir, malından hakkı olanları bilip verir ise, Cennetin y&uuml;ksek derecesine kavuşur.)</b> [Tirmizi]<br />
<br />
<b>(İki şeyden birine kavuşana gıpta etmek, imrenmek yerinde olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bir kimseye İslam ilimlerini ihsan eder. Bu da, her hareketini, bilgisine uygun yapar. İkincisi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, birine &ccedil;ok mal verir. Bu da malını, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın razı olduğu, beğendiği yerlere harceder.)</b> [M&uuml;slim]<br />
<br />
<b>(İyi kimseye malın iyisi, ne g&uuml;zel yakışır.) </b>[Berika]<br />
<br />
S&uuml;fyan-ı Sevri hazretleri (Bu zamanda mal, insanın silahıdır. İnsan canını, sıhhatini, dinini ve şerefini mal ile korur) buyurdu. B&uuml;y&uuml;k bir nimet olan malı israf, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın nimetine kıymet vermemek, nimeti elden ka&ccedil;ırmak, k&uuml;fran-ı nimet, yani ş&uuml;kretmemek olur. Bu ise, nimeti verenin azap etmesine sebep olacak b&uuml;y&uuml;k bir su&ccedil;tur. Nimetin kıymeti bilinmez, hakkı g&ouml;zetilmezse elden gider. Ş&uuml;kredilir ve hakkı g&ouml;zetilirse elde kalır ve artar. Cenab-ı Hak <b>(Ş&uuml;krederseniz, verdiğim nimetleri artırırım)</b> buyuruyor. (İbrahim 7)<br />
<br />
Elbise, ayakkabı gibi giyim eşyasını iyi kullanmayıp, &ccedil;abuk eskitmek, onları yırtmak, yıkarken suyu, deterjanı &ccedil;ok harcamak, elektriği, t&uuml;p gazı boş yere yakmak, hep israftır.<br />
<br />
Acıkmadan veya doyduktan sonra fazla yemek de israftır. Nefis yemekler yemek, kıymetli, yeni elbise giymek, b&uuml;y&uuml;k binalar yapmak ve haram olmayan daha bunun gibi şeyler, helalden kazanıldığı, kibir ve &ouml;ğ&uuml;nmek i&ccedil;in olmazsa, israf değildir. Ahireti kazanmak isteyenlere, gereken ile kanaat edip, fazlasını hayra vermek yakışır.<br />
<br />
Sadaka vermekte de israf vardır. Hazret-i Sabit bin Kays bir anda, 500 ağa&ccedil;taki hurmaların hepsini sadaka verip evi i&ccedil;in bir şey bırakmayınca <b>(Hepsini vermeyin)</b> diye &acirc;yet indi.<br />
<br />
Borcundan &ccedil;ok malı olmayan, &ccedil;oluk &ccedil;ocuğu sıkıntıya sabredemediği halde, bunların ihtiyacını karşılayacak maldan fazlası bulunmayan veya sıkıntıya katlanamadığı halde, kendi muhta&ccedil; olanın sadaka vermesi israf olur.<br />
<br />
Sefihlik aklın az ve hafif olmasıdır. Aksine r&uuml;şd denir ki, aklın kuvvetli olmasıdır.<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;<b> (Mallarınızı sefihlere vermeyin!)</b> dedikten sonra <b>(Onların halinde r&uuml;şd g&ouml;r&uuml;rseniz, mallarını kendilerine teslim edin!) </b>buyuruyor. (Nisa 5, 6)<br />
<br />
<b>İsraf nedir?<br />
Sual:</b> İsrafın cimrilikten de, k&ouml;t&uuml; olduğu s&ouml;yleniyor. İsraf nedir? Neler israftır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İsraf, malı helak etmek, faydasız h&acirc;le getirmek, dine ve d&uuml;nyanın m&uuml;bah olan işlerine faydalı olmayacak şekilde sarf etmektir. Malı denize, kuyuya, ateşe atmak, onu helak etmektir. Kullanılmayacak h&acirc;le sokmak, kırmak, kesmek, ağa&ccedil;tan meyveyi toplamayıp &ccedil;&uuml;r&uuml;tmek, tarlayı hasat etmeyip, ekinin helak olmasına sebep olmak, hayvanları soğuktan, d&uuml;şmandan korunacak yere koymamak ve soğuktan, sıcaktan ve a&ccedil;lıktan &ouml;lmelerini &ouml;nleyecek kadar yedirmemek ve &ouml;rtmemek de, helak etmek olup israftır.<br />
<br />
G&uuml;nah işlemek i&ccedil;in ve g&uuml;nah işlenmesi i&ccedil;in verilen mal ve paralar da israf olur.<br />
<br />
Meyve ve ekin toplandıktan sonra, bunları iyi saklamayıp kendiliklerinden bozulmaları veya nem alarak &ccedil;&uuml;r&uuml;meleri veya kurt, g&uuml;ve, fare ve benzeri canlıların yemelerine sebep olmak israftır.<br />
<br />
Ekmek, et, et suyu, peynir gibi gıdaların; karpuz, soğan gibi meyvelerin; kuru incir, kuru &uuml;z&uuml;m, kayısı gibi kuru meyvelerin; buğday, arpa, mercimek gibi hububatın ve elbise, kumaş, kitap gibi eşyaların, &ccedil;eşitli yollarla israf edildiği &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.<br />
<br />
Yemek artıklarını d&ouml;kmek, &ccedil;atalı, kaşığı, tabağı, tası ekmekle veya parmakla sıyırıp yemeden &ouml;nce, kapları yıkamak ve silmek israftır. Sofra bezi ve masa &uuml;st&uuml;ne d&uuml;şen ekmek ve yemek kırıntılarını toplamayıp atmak da israftır. Bu kırıntıları toplayıp kedi, k&ouml;pek, koyun, sığır, kuş, tavuk gibi hayvanlara yedirmek israf olmaz.<br />
<br />
Ekmeğin i&ccedil;ini yiyip kabuğunu bırakmak, pişkin yerini yiyip, gerisini bırakmak israftır. Kalanı başkası veya hayvan yerse israf olmaz.<br />
<br />
Abdestte ve gus&uuml;lde, l&uuml;zumundan fazla su kullanmak israftır.<br />
<br />
Sofrada l&uuml;zumundan fazla &ccedil;eşitli yemekler bulundurmak israftır. İbadete kuvvetlenmek i&ccedil;in ve misafir i&ccedil;in bulundurmak, israf olmaz.<br />
<br />
Yemek, bal, pekmez gibi şeyler bulaşmış parmağını yalamak ve d&uuml;şen lokmayı alıp yemek, insanı israftan kurtardığı gibi, kibir ve riyayı giderir, berekete kavuşturur. &Ouml;zellikle de Peygamberlerin efendisine uymak ve emrini yapmak şerefini kazandırır.<br />
<br />
Fasulye, pirin&ccedil;, nohut gibi şeyleri yıkarken d&ouml;k&uuml;lenleri toplamamak israftır. Elbise, &ccedil;orap, ayakkabı gibi giyim eşyasını iyi kullanmayıp &ccedil;abuk eskitmek, yıkarken suyu, deterjanı &ccedil;ok harcamak, lambayı, elektriği, doğalgazı boş yere yakmak israftır.<br />
<br />
Malı kıymetinden aşağı fiyatla satarak veya kiraya vererek ve kıymetinden yukarı fiyatla satın alarak veya kiralayarak aldanmak israf olur. Aldanarak alışverişe zaruri ihtiya&ccedil; olursa veya yardım, sadaka gibi niyetle b&ouml;yle yaparsa israf olmaz. &Ouml;l&uuml;n&uuml;n kefenini miktar ve cins bakımından, dinde bildirilenden fazla yapmak israftır.<br />
<br />
Doyduktan sonra fazla yemek de israftır. Yalnız, misafir utanmasın diye, ev sahibinin fazla yemesi ve orucu rahat tutmak i&ccedil;in sahurda &ccedil;ok yemek israf değildir. Her istediğini yemek israf olduğu gibi, acıkmadan g&uuml;nde ikinci defa yemek de israftır. İki hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Her istediğini yemek israftandır.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Ya &Acirc;işe! G&uuml;nde iki kere yemek israftandır.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
G&uuml;nde iki kere yemekten ve her istediğini yemekten maksat, doyduktan sonra veya acıkmadan tekrar yemek demektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;nd&uuml;z ikinci olarak yemek, hele kısa g&uuml;nlerde veya yorucu bir işte &ccedil;alışmayan kimseler i&ccedil;in, genelde tam acıkmadan yemek olur.<br />
<br />
L&uuml;zum yokken, sofrada yemek &ccedil;eşitlerini arttırmak israftır. Fakat bir yemekten usanıp her birinden biraz yiyerek ibadet yapmak, mesela oru&ccedil; tutmak, helal kazanmak i&ccedil;in &ccedil;alışmak veya M&uuml;sl&uuml;man kardeşlerine yardım etmek gibi ibadetler i&ccedil;in kuvvetlenmek d&uuml;ş&uuml;ncesiyle veya sofrada misafir bulundurmak niyetiyle olursa, israf olmaz.<br />
<br />
Sofraya l&uuml;zumundan fazla ekmek koyup, sonra bunları tekrar yemek i&ccedil;in kaldırmamak israftır. Yani, yenmeyen ekmek par&ccedil;alarını atmak ve riya, g&ouml;steriş, ş&ouml;hret i&ccedil;in fazla ekmek koymak israf olur.<br />
<br />
Nefis yemekleri yemek, kıymetli, yeni elbise giymek, y&uuml;ksek, b&uuml;y&uuml;k binalar yapmak ve dinin haram etmediği daha bu gibi şeyler, helalden kazanıldığı, kibir ve &ouml;ğ&uuml;nmek i&ccedil;in olmadığı zaman israf değildir. L&uuml;zumundan fazla olunca tenzihen mekruh olur. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(İstediğini ye, istediğini giy! İnsanı yanlış yola g&ouml;t&uuml;ren, israf ve tekebb&uuml;rd&uuml;r.)</b> [Buhari]<br />
<br />
İmam-ı Muhammed M&acirc;sum hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Yemekte, i&ccedil;mekte orta yolu g&ouml;zetmeli. Gevşeklik verecek kadar &ccedil;ok yememeli. İbadet edemeyecek kadar da, az yememeli. Evliyanın b&uuml;y&uuml;klerinden Şah-ı Nakşibend hazretleri, <b>(İyi ye, iyi &ccedil;alış)</b> buyurdu. İbadet ve iyilik etmeye yardımcı olan her şey, iyi ve m&uuml;barektir. Bunlara mani olan her iş yasaktır. <b>(2/110)</b><br />
<br />
Hayra verilen para israf olmaz diyen &acirc;limler varsa da,<b> </b>sadaka vermekte de, israf olabilir. Mesela borcundan &ccedil;ok malı olmayan veya &ccedil;oluk &ccedil;ocuğu sıkıntıya sabredemediği h&acirc;lde, bunların ihtiyacını karşılayacak maldan fazlası bulunmayan veya sıkıntıya katlanamadığı h&acirc;lde, kendisi muhta&ccedil; olan kimsenin sadaka vermesi israf olur. &Ouml;d&uuml;n&ccedil; vermekte de b&ouml;yle israf olur.<br />
<br />
<b>İsraftan kurtulmanın yolu, ilacı &uuml;&ccedil;t&uuml;r:<br />
1-</b> <b>İlimle ila&ccedil;:</b> İsrafın zararlarını bilmek ve bunları d&uuml;ş&uuml;nmektir.<br />
<br />
<b>2</b>- <b>İşle, uğraşmakla ila&ccedil;:</b> Malı dağıtmamaya gayret etmek ve g&uuml;vendiği birine bu derdini anlatıp, malına ve har&ccedil;larına dikkat etmesini, israfını g&ouml;r&uuml;nce, kendine hatırlatmasını, hatta zorla &ouml;nlemesini rica etmektir.<br />
<br />
<b>3</b>- <b>İsrafın sebeplerini s&ouml;k&uuml;p atmak</b>. İsrafın sebepleri altıdır:<br />
<b>Birinci sebep,</b> sefahattir. &Ccedil;ok kimseyi israfa alıştıran budur. Sefahat, aklın az olmasıdır. Buna sefih denir. &Ccedil;ok kimse, yaratılışta sefih olur. Bu k&ouml;t&uuml; h&acirc;lleri, bazı sebeplerle zaman zaman artar. &Ccedil;alışmadan, alın teri d&ouml;kmeden eline mal girer, k&ouml;t&uuml; arkadaşlar, bu mala konmak i&ccedil;in dağıtmasına, saklamanın, arttırmanın erkeklik, yiğitlik olmadığına kandırır. İsrafa yol a&ccedil;arlar. Bunun i&ccedil;indir ki, k&ouml;t&uuml; arkadaşlardan ka&ccedil;makla emrolunduk. Zengin &ccedil;ocuklarının &ccedil;oğu, b&ouml;yle israfa alışmakta ve mirasyedi olup &ccedil;ıkmaktadır. Sefahati arttıran bir sebep de, insanların &ccedil;ok saygı g&ouml;stermesi ve &ouml;vmesidir. Makam sahiplerinin ve zenginlerin &ccedil;ocukları bu yoldan sefahate d&uuml;şmektedir.<br />
<br />
<b>İkinci sebep</b>, israfı veya &ccedil;eşitlerini iyi tanımaz. İsraf olduğunu bilmez, hatta c&ouml;mertlik sanır. L&uuml;zumsuz yere, yasak, zararlı yerlere verilen mal, c&ouml;mertlik sanılır.<br />
<br />
<b>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sebep,</b> riya ve g&ouml;steriş yapmaktır.<br />
<br />
<b>D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; sebep,</b> gevşeklik ve tembelliktir.<br />
<br />
<b>Beşincisi,</b> utanıp sıkılmaktır.<br />
<br />
<b>Altıncısı</b>, dini kayırmamak, İslamiyet&rsquo;i g&ouml;zetmemektir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Pahalı kumaşlardan elbise giymek israf ve haram mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bazı kimseler, israfın mahiyetini bilmedikleri i&ccedil;in, mubah olan bir&ccedil;ok i&ccedil;eceğe bile haram demişlerdir. Harama helal, helale haram demek &ccedil;ok tehlikelidir. İsraf haramdır. Fakat kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne g&ouml;re, (Şunlar israf olduğu i&ccedil;in haramdır) demek &ccedil;ok yanlıştır. Dinde herkes, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; ortaya koyarsa, insan sayısı kadar din ortaya &ccedil;ıkar. Buna da din değil, felsefe denir. Eğer islam &acirc;limlerinden nakil yapılırsa, fetva verilen kavil se&ccedil;ilirse, sadece bir h&uuml;k&uuml;m meydana &ccedil;ıkar.<br />
<br />
Mubah olan işlerde niyet &ouml;nemlidir. Niyet iyi olursa sevap, k&ouml;t&uuml; olursa g&uuml;nah olur. Fakat haramlar, iyi niyetle de işlense haram olmaktan &ccedil;ıkmaz. G&uuml;c&uuml; yetenin pahalı kumaştan g&uuml;zel elbise giymesi caizdir.<br />
<br />
(<b>Bahr-&uuml;r-raık)</b>da buyuruluyor ki:<br />
(Cemal ile ziyneti birbirine karıştırmamalıdır! Cemal, &ccedil;irkinliği gidermek vakar sahibi olmak ve ş&uuml;kretmek i&ccedil;in nimeti g&ouml;stermek demektir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; cemal sahibi olmayı &ouml;vmektedir. Cemal i&ccedil;in temiz, g&uuml;zel giyinmek mubahtır. Kibir, g&ouml;steriş i&ccedil;in giyinmek haram olur.) [Oru&ccedil; Bahsi]<br />
<br />
<b>Vakar i&ccedil;in giyinmek</b><br />
Cemal, &ccedil;irkinliğe, başkalarının iğrenmelerine, alay etmelerine, hakaretlerine sebep olacak şeyleri yapmamak, bunları izale yani yok etmektir. Ziynet [s&uuml;s] ise, başkalarını imrendirecek, onlara &uuml;st&uuml;nl&uuml;k sağlayacak ve &ouml;v&uuml;n&uuml;lecek şeyleri yapmak demektir. Cemal sahibi olmak i&ccedil;in bulunduğu yerde &acirc;det olan şeylerden, haram olmayan en iyi elbiseyi giyinmek gerekir. Hazret-i &Ouml;mer, (İki &ccedil;eşit elbiseniz olsun, biri şık, diğeri de m&uuml;tevazı. Elbisenin şık, temiz olması, insanın şerefinin icabıdır) buyurdu.<br />
<br />
İbni &Ouml;mer hazretleri de (Nasıl elbise giyineyim?) diye sual soran birine, (Aşağı kimselerin alayına, k&uuml;lt&uuml;rl&uuml; kimselerin de seni ayıplamasına sebep olmayacak bir elbise giy!) buyurmuştur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(G&uuml;zel giyinin ki, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın size verdiği nimetlerin eseri g&ouml;r&uuml;ls&uuml;n!) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bir kuluna nimet verdiğinde, o nimetin eserinin o kulun &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;lmesini sever.) </b>[Taberani]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, perişan kılıklı birine, malının olup olmadığını sordu. O kimse de her &ccedil;eşit malının bulunduğunu s&ouml;yledi. Bu kimseye buyurdu ki:<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sana bir mal verince, bu nimetin eseri senin &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;ls&uuml;n.)</b> [Nesai]<br />
Hikmet ehli buyuruyor ki:<br />
(&Ouml;yle bir elbise giy ki, sen ona değil, o sana hizmet etsin!)<br />
<br />
<b>G&ouml;steriş i&ccedil;in giyinmek</b><br />
S&uuml;s ve g&ouml;steriş i&ccedil;in giyinmek ise haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(S&uuml;sten ka&ccedil;ınmak imandandır.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; m&uuml;tevazı elbise giyineni sever.) </b>[Beyheki]<br />
<br />
<b>(S&uuml;s ve g&ouml;steriş i&ccedil;in giydiği elbiseyi, &uuml;st&uuml;nden &ccedil;ıkarmadığı m&uuml;ddet&ccedil;e Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, ona rahmet etmez.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Kibir ve g&ouml;steriş i&ccedil;in, ş&ouml;hret sahibi kimselerin giydiği elbiseyi giyineni, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, o elbiseleri ile birlikte ateşe atar.)</b> [Ruzeyn]<br />
<br />
G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi s&uuml;s ve g&ouml;steriş i&ccedil;in elbise giyinmek haram, cemal i&ccedil;in, m&uuml;sl&uuml;manlık şerefi i&ccedil;in şık giyinmek mubahtır.<br />
Elbise eski de olsa, temiz olmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Ya &Acirc;işe, şu iki elbiseyi yıka, bilmiyor musun elbiseler tesbih eder, kirlenince tesbih etmeleri kesilir.)</b> [İbni Asakir]<br />
<br />
M&uuml;him mevkide bulunan veya &ouml;nemli bir zatın huzuruna &ccedil;ıkan kimsenin şık, temiz elbise giymesi gerekir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın huzuruna &ccedil;ıkıldığı zaman buna daha &ccedil;ok dikkat etmelidir! <b>(Her namaz kılarken, s&uuml;sl&uuml;, temiz, sevilen elbiselerinizi giyiniz!)</b> mealindeki &acirc;yet-i kerime ile <b>(G&uuml;zel koku gamı, g&uuml;zel, temiz elbise kederi azaltır)</b> mealindeki hadis-i şerife uymaya &ccedil;alışmalı, eski bile olsa temiz elbise giymelidir! <b>(M.Rabbani, Edeb-&uuml;d-d&uuml;nya, Bostan)</b><br />
<br />
<b>L&uuml;ks hayat<br />
Sual:</b> Muhta&ccedil;ların bulunduğu bir &uuml;lkede zenginlerin l&uuml;ks hayat yaşaması, villalar yaptırması israf ve haram değil midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Zek&acirc;tını fakirlere veren ve alın teri ile helalinden kazanan kimsenin villalar yaptırması haram değildir. Helal ve m&uuml;barektir. Tembel oturup, &ccedil;alışmayıp, fakir kalmak, yahut kazandıklarını haram şeylere verip, basit meskende kalmak uygun değildir. B&ouml;yle tembellerin ve malını haramlara israf edenlerin y&uuml;z&uuml;nden, &ccedil;alışkanlar ni&ccedil;in su&ccedil;lu olsun! Zek&acirc;tını verenlerin k&ouml;şklerde, villalarda oturmaları, şık giyinmeleri, fennin bulduğu b&uuml;t&uuml;n kolaylıklardan faydalanmaları, helaldir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Verdiğim nimetleri, kullananları severim) </b>ve <b>(&Ccedil;alışana veririm) </b>buyuruyor. &Ccedil;alışıp kazanmak ibadettir. Zenginlik g&uuml;nah değildir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ş&uuml;kreden zenginleri sever. Zengin olduğu i&ccedil;in, kendini beğenmek, kendini başkalarından &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmek haramdır.<br />
<br />
<b>Hazret-i Z&uuml;beyr </b>t&uuml;ccar idi. Medine, Basra, Kufe ve Mısır&rsquo;da m&uuml;lkleri, geniş arazileri ve bin hizmet&ccedil;isi vardı. Gelirlerini fakirlere dağıtırdı, &ouml;l&uuml;nce miras&ccedil;ılarının herbirine kırkbin dirhem g&uuml;m&uuml;ş kaldı.<br />
<br />
<b>Hazret-i Talha </b>da &ccedil;ok zengindi, g&uuml;nl&uuml;k geliri bin altın idi. Şık giyinir, s&uuml;sl&uuml; gezerdi. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;nde &ccedil;ok kıymetli yakut taşı vardı.<br />
<br />
<b>Abdurrahman bin Avf </b>hazretleri, ayrılan hanımına, son hastalığında mirasının yirmid&ouml;rtde birinin verilmesini s&ouml;ylemişti. Buna 83 bin altın verildi.<br />
<br />
<b>Hazret-i Osman </b>da zengin t&uuml;ccardı. Teb&uuml;k gazasında on bin altın ve mal y&uuml;kl&uuml; bin deve verip Resulullah efendimizin duasına kavuştu.<br />
<br />
Bunların d&ouml;rd&uuml; de aşere-i m&uuml;beşşereden [Cennete gideceği ismen m&uuml;jdelenen on kişiden] idi.<br />
<br />
Zek&acirc;t ve ganimet ve ticaret sebebi ile Medine&rsquo;de fakir kimse kalmadı.<br />
Peygamberlerden Hazret-i İbrahim, Hazret-i Davud ve Hazret-i S&uuml;leyman &ccedil;ok zengin idi. Zenginlik nimettir. Eshab-ı kiramın fakirlerinden &ccedil;oğu, zenginler de bizim gibi ibadet ettikten başka, malları ile de hayırlı işler yaparak &ccedil;ok sevap kazanıyorlar diye, agniya-yı şakirine [ş&uuml;kreden zenginlere] imrenirlerdi. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Ahir zamanda zengin olmak saadettir.) </b>[İ. Rafii]<br />
<br />
<b>Kırılan şeyler<br />
Sual:</b> Kırılan şey belayı &ouml;nlermiş. Kırılmazsa, kırmak mı gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Belayı &ouml;nlemesi doğrudur. Fakat kırmak israftır.<br />
<br />
<b>Suyu boşa akıtmak<br />
Sual:</b> Kışın, banyo ısınsın diye sıcak suyu boşa akıtıyoruz. Bu israf oluyor mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&ouml;yle bir ihtiya&ccedil;tan dolayı yapılınca israf olmaz. M&uuml;mk&uuml;nse boşa akıtmayıp bir kovaya almalı, o suyu başka işte kullanmalıdır.<br />
<br />
<b>İsraf mı, cimrilik mi?<br />
Sual:</b> İki arkadaştan biri, diğerine (Sen cimrisin) dedi. &Ouml;teki de (Sen de m&uuml;srifsin) dedi. Birincisi, (İsraf cimrilikten daha k&ouml;t&uuml;) dedi. İkincisi (Cimrilik israftan k&ouml;t&uuml;d&uuml;r) dedi. Dinimizde hangisi daha k&ouml;t&uuml;d&uuml;r?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bazılarına g&ouml;re cimrilik daha k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Mesela zenginin cimri olması daha k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Fakir cimrilik etse de, o kadar zararı olmaz. Zenginin israf etmesiyle fakirin israf etmesi de aynı olmaz. Duruma g&ouml;re her ikisi de k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br />
<br />
Cimri, malı harcamıyor, mal kullanılmadığı i&ccedil;in işe yaramıyor. M&uuml;srif, malı boşa harcıyor, yok ediyor, netice de onunki de işe yaramıyor. Cimri, kendine yazık etse de, malı miras&ccedil;ısına falan kalabilir, yani bir faydalanan &ccedil;ıkabilir. Hırsız bile &ccedil;alsa, cimri ahirette &ccedil;alınan malın karşılığını alır. Hayvan yese sadaka olur.<br />
<br />
Cimriliğin daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;lenmesi, insanlardan &ccedil;oğunun mal biriktirmeye meyilli olmasındandır. Kur&rsquo;an-ı kerimde israf edenlerin şeytana, Firavun&rsquo;a ve Hazret-i Lut&rsquo;un k&ouml;t&uuml; kavmine benzetilmesi ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın bunları sevmemesi, bunlara sefih demesi ve ahirette azap &ccedil;ekmeleri, d&uuml;nyada aşağı, muhta&ccedil; duruma d&uuml;şmeleri ve pişman olmaları, israfın zararlı olduğunu g&ouml;stermektedir. Bir hadis-i şerif meali de ş&ouml;yledir:<br />
<b>(İsraf ve kibirden sakının!)</b> [Buhari]<br />
<br />
İsraf kibirle beraber zikredilmiştir. Demek &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; ki, kibir gibi b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;nahla beraber s&ouml;yleniyor.<br />
<br />
İsrafın k&ouml;t&uuml; olmasının birinci sebebi, malın kıymetli olmasıdır. Mal, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın verdiği bir nimettir. &Acirc;hireti kazanmak, malla olur. D&uuml;nya ve &acirc;hiret, malla intizam bulur, rahat olur. Hac, cihad sevabı malla kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet bulması, malla olur. Başkasına muhta&ccedil; olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek, akrabayı dolaşmak, fakirlerin imdadına yetişmek malla olur. Mescidler, okullar, hastaneler, yollar, &ccedil;eşmeler, k&ouml;pr&uuml;ler yaparak insanlara hizmet de malla olur. <b>(İnsanların en iyisi, onlara faydası &ccedil;ok olanıdır)</b> hadis-i şerifi de, malın &ouml;nemini bildiriyor. İnsanlara yardım etmek i&ccedil;in &ccedil;alışıp para kazanmak, nafile ibadet etmekten daha &ccedil;ok sevabdır. Cennetin y&uuml;ksek derecelerine malla kavuşulur. Mal kıymetli olunca, onu israf etmek elbette k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. İsraf k&ouml;t&uuml; diye cimrilik de yapmak yanlış olur. İslamiyet orta yoldur. Aşırılıklardan uzak durmak gerekir. İsraf ifrat, cimrilik tefrittir. İkisinden de uzak durmalı, c&ouml;mert olmalıdır.<br />
<br />
<b>Haram ve israf</b><br />
<b>Sual:</b> İ&ccedil;ki ve genelev gibi haram bir şeye para verilirse, ayrıca israf da olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, israf da olur. İsraf ise haramdır. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
<b>Birka&ccedil; ayakkabısı olmak<br />
Sual: </b>Bir erkeğin yazlık kışlık gibi birka&ccedil; ayakkabısı olması israfa girer mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ayakkabının birka&ccedil; tane olması erkek i&ccedil;in israf olmaz. Bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Ayakkabılarınızı &ccedil;oğaltın! Erkek, ayakkabı giydiği s&uuml;rece binekli sayılır.)</b> [M&uuml;slim]</p>

<p align="left"><strong>İsraf, malı helak etmektir<br />
Sual: İsraf etmek ne demektir ve neler ne şekilde yapılırsa israf olmaktadır?<br />
Cevap: </strong>İsraf, malı helak etmek, faydasız hale getirmek, dine ve d&uuml;nyanın mubah olan işlerine faydalı olmayacak şekilde sarfetmektir. Malı denize, kuyuya, ateşe ve elden &ccedil;ıkmasına sebep olan yerlere atmak, onu helak etmektir. Kullanılmayacak hale sokmak, kırmak, kesmek, ağa&ccedil;tan meyveyi toplamayıp &ccedil;&uuml;r&uuml;tmek, tarlayı hasat etmeyip, ekinin helak olması, hayvanları soğuktan, d&uuml;şmandan korunacak yere koymamak ve soğuktan, sıcaktan ve a&ccedil;lıktan &ouml;lmelerini &ouml;nleyecek kadar yedirmemek ve &ouml;rtmemek de, helak etmektir ki, bunların hepsi israf olmaktadır.</p>

<p align="left">Herkes&ccedil;e bilinmeyen, hatırlatılması lazım olan israflar da vardır. Mesela, meyve ve ekin toplandıktan sonra, bunları iyi saklamayıp kendiliklerinden bozulmaları veya nem alarak, &ccedil;&uuml;r&uuml;meleri veya kurt, g&uuml;ve, fare, karınca ve benzeri canlıların yemeleri hep israftır. Ekmek, et, et suyu, peynir gibi gıdaların ve hurma, karpuz, soğan gibi meyvelerin ve kuru incir, kuru &uuml;z&uuml;m, zerdali gibi kuru meyvelerin ve buğday, arpa, mercimek gibi hububatın ve elbise, kumaş, kitap gibi eşyanın, b&ouml;ylece, israf edildikleri &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p>

<p align="left">Yemek artıklarını d&ouml;kmek, &ccedil;atalı, kaşığı, tabağı, tası ekmekle veya parmakla sıyırıp yemeden &ouml;nce, kapları ve parmakları yıkamak ve silmek israftır. Sofra bezi ve masa &uuml;st&uuml;ne d&uuml;şen ekmek ve yemek kırıntılarını toplamayıp atmak da israftır. Bu kırıntıları toplayıp kedi, k&ouml;pek, koyun, sığır, karınca, kuş, tavuk gibi hayvanlara yedirmek israf olmaz. Hadis-i şerifte;<br />
<strong>(Şeytan, her işinizde sizinle beraber bulunur. Hatta, yemekte bile. Birinizin lokması d&uuml;şerse, onu alıp tozunu temizleyip yesin. O lokmayı şeytana bırakmasın! Yemek sonunda parmağını yalasın! &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bereketin hangi lokmada olduğu bilinmez)</strong> buyuruldu.</p>

<p align="left">D&uuml;şen lokmayı alıp yemek, yemek tabaklarını sıyırmak, insanı israftan kurtardığı gibi, kibir ve riyayı giderir, berekete kavuşturur. Mevcuttan istifadeye ve gelecek nimetin artmasına sebep olur. Fasulye, pirin&ccedil;, nohut gibi şeyleri yıkarken d&ouml;kmek ve d&ouml;k&uuml;lenleri toplamamak israftır. Elbise, &ccedil;orap, ayakkabı gibi giyim eşyasını iyi kullanmayıp, &ccedil;abuk eskitmek, onları yırtmak, yıkarken suyu, sabunu &ccedil;ok harcamak, lambayı, mumu, elektriği, hava gazını boş yere yakmak, hep israftır.</p>

<p><strong>Kendi malını ateşte yakmak<br />
Sual: Bir kimse, kendi kazandığı malı, dilediği gibi harcayabilir, istediğini yapabilir mi?<br />
Cevap:</strong> Bir kimsenin, malını kendisi i&ccedil;in kullanmadığı zaman, hakkı, yani l&uuml;zumu olmayan yere, az da sarf etmesi israf olur. Mesela, malı ateşte yakmak, denize atmak b&ouml;yledir. L&uuml;zumu olan yere, l&uuml;zumundan fazla vermek de israf olur. Mesela, &ccedil;oluk &ccedil;ocuğuna ihtiya&ccedil;larından fazla şeyler vermek israf olur. İhtiya&ccedil;, İsl&acirc;miyetin g&ouml;sterdiği miktarlar ile ve memleketin &acirc;detine g&ouml;re belli olur. G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, bir kimsenin, malını sarf edeceği, harcayacağı yerleri ve kendi malındaki başkalarının hakkını &ouml;ğrenmesi lazımdır.</p>

<p>İnsanın, kendi malında bulunan, başkasının hakkını &ouml;demesi, israf değildir. Bu hakların en m&uuml;himi, zek&acirc;ttır.</p>

<p><strong>Sual: Bir kimse, kendi parasından, yemede, i&ccedil;mede, giyinmede istediği gibi harcama yapabilir mi?<br />
Cevap:</strong> Bir kimsenin, kendi bedeni i&ccedil;in, yemekte, i&ccedil;mekte, giyinmekte, ev kurmakta, tabiatının &ccedil;ektiği şeye, ihtiyacından fazla harcaması, israf olur. Mesela bir şeyi yemek, i&ccedil;mek isteyince, doyduktan sonra, fazlası israf olur. Bunun k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&uuml;nah olduğu, Redd-&uuml;l-muht&acirc;rda bildirilmektedir.</p>

<p><strong>Sual: Bir kimse, ekmeğin i&ccedil;ini yiyip, sert, kabuk kısmını yemeyip atarsa, israf mı olur?<br />
Cevap:</strong> Ekmeğin pişkin yerini ve i&ccedil;ini yiyip, kenar ve kabuklarını yemeyip atmak israf olur. Bırakılan kısımları başkası veya hayvan yerse, israf olmaz.</p>

<p><strong>Her istediğini yemek israf mıdır?<br />
Sual: Bir kimsenin, canı &ccedil;ektiği her yiyeceği, i&ccedil;eceği, yemesi ve i&ccedil;mesi israf olur mu?<br />
Cevap: </strong>Her istediğini yemek de israftır. İbni M&acirc;ce, im&acirc;m-ı Beyhek&icirc; ve Abdullah ibni Ebidd&uuml;ny&acirc; hazretleri kitaplarında, Enes bin M&acirc;lik hazretlerinin, Res&ucirc;lullah efendimizin;<br />
<strong>(Her istediğini yemek israftandır)</strong> buyurduğunu naklediyorlar.</p>

<p>G&uuml;nde iki kere ve her istediğini yemenin israf olması, doyduktan sonra veya hazım, sindirim olmadan, acıkmadan tekrar yemek israf olur demektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, g&uuml;nd&uuml;z ikinci olarak yemek, hele kısa g&uuml;nlerde ve &ccedil;alışmayan kimseler i&ccedil;in, &ccedil;ok kere, tam acıkmadan yemek olur. Bir sofrada, her istediğini yemek de, doyduktan sonra yemek olur. Bildirilen iki had&icirc;s-i şerifte, israf olduğunu a&ccedil;ık&ccedil;a anlatmadığından, israfa, harama teşbih, benzetme buyurulması da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>

<p>Fakat, bir yemekten usanıp her birinden biraz yiyerek ibadet yapmak mesela oru&ccedil; tutmak, helal kazanmak i&ccedil;in &ccedil;alışmak veya M&uuml;sl&uuml;man kardeşlerine yardım etmek gibi ibadetler i&ccedil;in kuvvetlenmek d&uuml;ş&uuml;ncesi ile veya sofrada misafir bulundurmak niyeti ile olursa, israf olmayacağı, Hul&acirc;sa kitabında ve başka kitaplarda yazılıdır. Kitapların s&ouml;z&uuml;, yemek &ccedil;eşitleri, yalnız bu iki sebeple arttırılabilir demek değildir. Ziyan etmedik&ccedil;e ve başka bozuk niyet ile olmadık&ccedil;a, lezzet ve zevk i&ccedil;in arttırmak da caiz olduğunu, A&#39;r&acirc;f s&ucirc;resinin 31. &acirc;yeti ve M&acirc;ide s&ucirc;resinin 90. &acirc;yeti g&ouml;stermektedir. Bu iki &acirc;yet-i kerimeye dayanarak, &acirc;limlerimiz, her &ccedil;eşit meyve yiyerek lezzet almaya caiz demişler ve Res&ucirc;lullah efendimizin &ccedil;eşitli meyve yediğini haber vermişlerdir. Abdullah ibni Abb&acirc;s hazretleri i&ccedil;in buyurulan;<br />
<strong>(İstediğini ye, istediğini giyin! İnsanı yanlış yola g&ouml;t&uuml;ren, israf ve tekebb&uuml;rd&uuml;r)</strong> had&icirc;s-i şerifi, Buh&acirc;r&icirc;de yazılıdır.</p>

<p align="left"><strong>Sual: Bir kimsenin, kendi elbisesini yırtması, yakması, g&uuml;nah işleyenlere para, mal vermesi de israf olur mu?<br />
Cevap: </strong>Bu konuda Had&icirc;ka kitabında buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;Başkasının malını helak etmek, zul&uuml;m olur. &Ouml;demek lazım olur. Kendi malını helak etmek ise, israf olur. G&uuml;nah işlemek i&ccedil;in ve g&uuml;nah işlenilmesi i&ccedil;in verilen mal ve paralar da israf olur.&rdquo;</p>

<p align="left"><strong>Alışverişte aldanmak da israftır<br />
Sual: İsraf sadece yemede i&ccedil;mede mi olur yoksa başka şeylerde de israf olabilir mi?<br />
Cevap:</strong> Malı kıymetinden aşağı fiyatla satarak veya kiraya vererek ve kıymetinden yukarı fiyatla satın alarak veya kiralayarak aldanmak israf olur. Aldanarak alış verişe zaruri ihtiya&ccedil; olursa veya yardım, sadaka gibi niyet ile b&ouml;yle yaparsa israf olmaz. Meyyitin kefenini miktar ve cins bakımından, İsl&acirc;miyette bildirilenden fazla yapmak israftır. Abdullah ibni &Ouml;mer hazretleri ş&ouml;yle naklediyor:<br />
&ldquo;Sa&#39;d ibni Eb&icirc; Vakk&acirc;s hazretleri abdest alırken, Res&ucirc;lullah efendimiz g&ouml;rd&uuml;.<br />
<strong>-Ya Sa&#39;d! Suyu ni&ccedil;in israf ediyorsun?</strong> buyurdu.<br />
<strong>-</strong>Abdest alırken de israf olur mu dedikte;<br />
<strong>-B&uuml;y&uuml;k nehirde de olsa, abdestte fazla su kullanmak israf olur</strong> buyurdu.&rdquo;</p>

<p align="left">Acıkmadan &ouml;nce, g&uuml;nde ikinci defa yemek, israftır. Ahmed Eb&ucirc; Bekr-i Beyhek&icirc; hazretleri kitabında;<br />
&ldquo;Hazret-i Aişe buyuruyor ki, g&uuml;nde ikinci defa yemek yiyordum. Res&ucirc;lullah efendimiz g&ouml;r&uuml;nce;<br />
-<strong>Ya Aişe! Yalnız mideni doyurmak, sana her işten daha tatlı mı geliyor? G&uuml;nde iki kere yemek de israftandır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, israf edenleri sevmez!</strong> buyurdu.&rdquo;</p>

<p align="left">H&acirc;dim&icirc; merhum, burayı ş&ouml;yle a&ccedil;ıklıyor:<br />
&ldquo;Res&ucirc;lullah efendimiz, hazret-i Aişenin ikinci yemeği, acıkmadan yediğini anlayarak b&ouml;yle buyurmuştu. Yoksa, kefaretler i&ccedil;in, g&uuml;nde iki kere yedirmek lazım olduğu meydandadır.&rdquo;</p>

<p align="left">Sofraya l&uuml;zumundan fazla ekmek koyup, sonra bunları, tekrar yemek i&ccedil;in kaldırmamak israftır. Yani, yenmeyen ekmek par&ccedil;alarını atmak ve riya, g&ouml;steriş, ş&ouml;hret i&ccedil;in fazla ekmek koymak israf olur.</p>

<p align="left">Nefis yemekleri yemek, kıymetli, yeni elbise giymek, y&uuml;ksek, b&uuml;y&uuml;k binalar yapmak ve dinin sahibinin haram etmediği daha bu gibi şeyler, helalden kazanıldığı, kibir ve &ouml;ğ&uuml;nmek i&ccedil;in olmadığı zaman israf değildir. L&uuml;zumundan fazla olunca tenzihen mekruh olurlar. Ahireti kazanmak isteyenlere, lazım olan ile kanaat edip, fazlasını sadaka vermek yakışır.</p>

<p><strong>Sual:</strong> İsraf ne demektir ve israf edenler ni&ccedil;in k&ouml;t&uuml;lenmiştir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Bu konuda İm&acirc;m-ı Birgiv&icirc; hazretleri Tar&icirc;kat-i Muhammediyye kitabında buyuruyor ki:</p>

<p>&ldquo;Malı, İslamiyetin ve m&uuml;r&uuml;vvetin uygun g&ouml;rmediği yerlere dağıtmaya&nbsp;<strong>İsraf</strong>&nbsp;veya&nbsp;<strong>Tebz&icirc;r</strong>&nbsp;<wbr />denir.&nbsp;<strong>M&uuml;r&uuml;vvet</strong>; faydalı olmak, iyilik yapmak arzusudur.&nbsp;<strong>F&uuml;t&uuml;vvet</strong>; daha hususi manaya gelir ki, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmamak, iyilik yapmak ve herkesin utanacak şeylerini &ouml;rtmek ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri affetmektir. İslamiyete uymayan israf, haramdır. M&uuml;r&uuml;vvete uymayan israf, tenzihen mekruhtur.</p>

<p>İsrafın haram olduğu muhakkaktır. Kalbin hastalığıdır. K&ouml;t&uuml; bir huydur. Dinimizin, hasisliği, cimriliği, israftan daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;lemesi, israfın cimrilik kadar k&ouml;t&uuml; olmadığını g&ouml;stermez. Hasisliğin daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;lenmesi, insanların &ccedil;oğu yaratılıştan, mal biriktirmeyi sevdiği i&ccedil;indir. Bunun gibi, &acirc;limlerimiz, idrarın şaraptan daha pis ve daha &ccedil;ok haram olduğunu s&ouml;yledikleri h&acirc;lde, d&icirc;nimiz idrarı, şarap kadar k&ouml;t&uuml;lememiş, şarap i&ccedil;enlere, ceza verildiği h&acirc;lde, idrar i&ccedil;in, ceza emredilmemiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insanlar şarap i&ccedil;meye d&uuml;şk&uuml;n oluyor. İdrar i&ccedil;mek ise, kimsenin hatırına gelmiyor!</p>

<p>İsrafın k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;stermek i&ccedil;in, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın;</p>

<p><strong>(İsraf etmeyiniz! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, israf edenleri sevmez)</strong>&nbsp;me&acirc;lindeki kelamı yetişir. İsr&acirc; s&ucirc;resindeki &acirc;yet-i ker&icirc;mede de me&acirc;len;</p>

<p><strong>(Tebz&icirc;r etme! Tebz&icirc;r edenler, şeytanların kardeşleridir)</strong>&nbsp;buyuruyor. Şeytanın kardeşi de, şeytan olur. Şeytan isminden daha k&ouml;t&uuml; bir isim yoktur. İsrafı, bundan daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;leyen bir şey d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, mallarını israf edenlere bir şey vermeyiniz diye emrederken, bunları en k&ouml;t&uuml; bir isim ile adlandırıyor. Nis&acirc; s&ucirc;resindeki &acirc;yet-i ker&icirc;mede me&acirc;len;</p>

<p><strong>(Mallarınızı sefihlere, al&ccedil;aklara vermeyiniz!)</strong>&nbsp;buyuruyor. Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimde Firavunu k&ouml;t&uuml;lerken;</p>

<p><strong>(O, israf edenlerden idi)</strong>&nbsp;buyuruyor. L&ucirc;t aleyhissel&acirc;mın kavmini de;</p>

<p><strong>(Belki siz, israf eden kavimsiniz!)</strong>&nbsp;diye k&ouml;t&uuml;l&uuml;yor.</p>

<p>Buh&acirc;r&icirc; ve M&uuml;slimdeki hadis-i şerifte;</p>

<p><strong>(Malı boş yere sa&ccedil;mayınız!)</strong>&nbsp;buyuruluyor. İm&acirc;m-ı Tirmiz&icirc; hazretlerinin bildirdiği hadis-i şerifte;</p>

<p><strong>(Kıyamet g&uuml;n&uuml; herkes, d&ouml;rt suale cevap vermedik&ccedil;e hesaptan kurtulamayacaktır: &Ouml;mr&uuml;n&uuml; nasıl ge&ccedil;irdi. İlmi ile nasıl amel etti. Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcadı. Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?)</strong>&nbsp;buyurulmuştur.&rdquo;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1244]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 03 Şub 2026 23:30:53 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Evliyaya dil uzatmak]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>İbni Arabi hazretlerine dil uzatılıyor. Evliyaya dil uzatmak caiz midir?<br />
<b>CEVAP<br />
İmam-ı Rabbani</b> hazretleri, <b>Mektubat</b>&rsquo;da buyuruyor ki:<br />
(B&uuml;y&uuml;klerimizin beğendiği, b&uuml;y&uuml;k bildiği Muhyiddin-i Arabinin, bir&ccedil;ok s&ouml;zlerinin ehl-i s&uuml;nnete uymaması, şaşılacak şeydir. Hataları keşfinde, kalbde doğan bilgilerde olduğu i&ccedil;in, ictihaddaki hatalar gibi bir şey s&ouml;ylenemez. Onu b&uuml;y&uuml;k bilir ve severim. Ehl-i s&uuml;nnete uymayan yazılarını yanlış ve zararlı bilirim.<br />
<br />
Onun hakkında konuşanlardan bir kısmı haddi aşıyor, bir kısmı b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n mahrum kalıyor. Evliyanın b&uuml;y&uuml;klerinden olan M.Arabi hazretleri, keşflerindeki hatalardan dolayı b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n reddedilemez. Onun vahdet-i v&uuml;cud bilgisi, g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte, ehl-i s&uuml;nnet itikadına uymuyor ise de, uydurulması kolaydır. Aradaki farkın, yalnız s&ouml;zde ve kelimelerde olduğunu g&ouml;sterdim.) <b>[m.266]</b><br />
<br />
(Kıyas ve ictihad, dinin 4 temelinden biridir. Evliyanın ilhamları b&ouml;yle değildir. Bunlara uymaya emrolunmadık. İlham, yalnız sahibi i&ccedil;in delildir, başkaları i&ccedil;in senet değildir. Tasavvuf&ccedil;uların, ehl-i s&uuml;nnete uygun olmayan s&ouml;zlerine uyulmaz. Fakat, onlara iyi g&ouml;zle bakarak dil uzatmamalı, şuursuz s&ouml;zlerinden saymalıdır!) <b>[m.272]</b><br />
<br />
(Şeyh-i ekberi [yani İbni Arabiyi] caiz olmayan bazı bilgileri ile, yine makbuller arasında g&ouml;r&uuml;yorum. Evliya arasında bulunuyor. Onu reddeden, beğenmeyen tehlikededir.) <b>[c.3, m.77]<br />
<br />
İmam-ı S&uuml;yuti </b>hazretleri <b>Tenbih-ul-gabi </b>kitabında İbni Arabi hazretlerinin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vesikalarla ispat etmektedir.<br />
<br />
<b>Eb&uuml;ss&uuml;ud efendi </b>hazretleri de ona dil uzatılamıyacağına dair fetva vermiştir.<br />
<br />
<b>Abd&uuml;lgani Nabl&uuml;si </b>hazretleri, İbni Arabi gibi b&uuml;y&uuml;k bir evliyaya dil uzatanın cahil ve gafil olduğunu, bunların başında İbni Teymiye&rsquo;nin geldiğini bildirmektedir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
<b>Evliya ile eşkıya kıyas edilmez</b><br />
<b>Sual:</b> İbni Teymiyeciler, &ldquo;Felsefecilerin nasslarla &ccedil;atışan akli delilleri onları tekfirden kurtarmadığı halde, tasavvuf ehlinin nasslarla &ccedil;atışan keşifleri onları nasıl k&uuml;f&uuml;rden kurtarabiliyor&rdquo; diyerek İbni Arabi hazretleri gibi bazı evliyayı tekfire yelteniyorlar.<br />
Bu mukayese doğru olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Doğru olmaz. Mukayesenin doğru olması i&ccedil;in m&uuml;şterek benzerliklerin olması lazımdır. Dost ile d&uuml;şman, mukayese edilmez. Mesela, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; k&acirc;firler i&ccedil;in <b>&ouml;l&uuml;</b> buyuruyor. K&acirc;fir ile m&uuml;min yani &ouml;l&uuml; ile diri mukayese edilir mi? Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(K&acirc;firler, sağır, dilsiz, k&ouml;r oldukları i&ccedil;in doğru yola gelmezler.)</b> [Bekara 18]<br />
<br />
<b>(K&ouml;rle g&ouml;ren </b>[k&acirc;fir ile m&uuml;min] <b>karanlıkla aydınlık </b>[B&acirc;tıl ile hak],<b> g&ouml;lge ile sıcak </b>[Cennetle Cehennem]<b> bir olmaz. Dirilerle &ouml;l&uuml;ler de bir olmaz.)</b> [Fatır 19]<br />
<br />
Yunan felsefecileri k&acirc;firdir, tasavvuf ehli ise Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dostu, evliyasıdır. Evliya ile k&acirc;fir hi&ccedil; mukayese edilir mi? Firavun da, &quot;Ben tanrıyım&quot; dedi, Hallac-ı Mansur hazretleri de. Biri k&acirc;firdi biri m&uuml;sl&uuml;man. M&uuml;sl&uuml;manınkini tevil etmek gerekir. Namaz kılan ve dinin her emrini yerine getiren bir m&uuml;sl&uuml;man bir şey s&ouml;ylemişse, bunun tevilini aramak gerekir.<br />
<br />
Yunan felsefecileri, (K&acirc;inat, Allah gibi, ezeli ve ebedidir, Allah c&uuml;zi olan şeyleri bilmez, cismani, bedeni bir haşr yoktur) gibi bir&ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;nceleri y&uuml;z&uuml;nden k&acirc;fir oluyorlar. İslam filozofu denilen kimseler de, b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsa, onlar da aynı h&uuml;kme girer. İmam-ı Gazali hazretleri, b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nen din adamlarının da aynı h&uuml;kme girdiğini <b>(El m&uuml;nkız), (Tehaf&uuml;t) </b>ve<b> (İlcam)</b>da bildiriyor. K&acirc;inatı ezeli ve ebedi bilen felsefecilerin k&uuml;fre d&uuml;şt&uuml;klerini bildirdikleri i&ccedil;in imam-ı Gazali ve imam-ı Rabbani hazretleri gibi Resulullahın v&acirc;risleri olan b&uuml;y&uuml;k &acirc;limlere felsefeciler tarafından dil uzatılıyor. <b>İbni R&uuml;şd</b>, felsefecileri savunmak i&ccedil;in imam-ı Gazali hazretlerini tenkit eden bir kitap bile yazmıştır. Felsefeci ve İbni Teymiyeci bir gen&ccedil;, (El-Gazzalinin uydurma hadisler &uuml;zerine bina ettiği b&uuml;t&uuml;n h&uuml;k&uuml;mler sapıklıktır, bu bakımdan onun eserlerini okuyan sapıtır) demişti.<br />
<br />
İmam-ı Gazali hazretlerini sevmeyenlerin daha &ccedil;ok felsefeciler ile İbni Teymiyeciler olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Ne maksatla olursa olsun, o b&uuml;y&uuml;k zatı k&ouml;t&uuml;lemek asla caiz değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;y&uuml;k &acirc;lim <b>İbni Hacer-i Mekki</b> hazretleri, (İmam-ı Gazalinin yazılarında kusur bulan, ya haset&ccedil;idir veya zındıktır) buyuruyor. <b>(El- i&rsquo;lam bi-kav&acirc;ti&rsquo;il-islam)</b><br />
<br />
<b>İbni Abidin</b> hazretleri buyuruyor ki:<br />
İmam-ı Gazali, zamanının h&uuml;ccet-&uuml;l-İslamı ve &acirc;limlerin en &uuml;st&uuml;n&uuml; idi. Ona dil uzatan kimse, cahillerin en cahili, f&acirc;sıkların en k&ouml;t&uuml;s&uuml;d&uuml;r. <b>(El-Ukud-&uuml;d-d&uuml;rriyye)</b><br />
<br />
<b>K&acirc;tip &Ccedil;elebi </b>de diyor ki:<br />
B&uuml;t&uuml;n din kitapları yok olsa, İmam-ı Gazalinin kitapları, bu boşluğu doldurabilir, hatta onun İhya kitabı bile k&acirc;fi gelir<b>.<br />
<br />
Seyyid Abd&uuml;lhakim efendi </b>hazretleri de, (İmam-ı Gazali&rsquo;nin İhya kitabı, b&uuml;t&uuml;n &acirc;limlerce doğru ve y&uuml;ksektir. Bir gayrı m&uuml;slim, severek yapraklarını &ccedil;evirirse, M&uuml;sl&uuml;man olmakla şereflenir) buyuruyor.<br />
<br />
Tefsir, hadis, fıkıh, tarih, ahlak ve tıb hakkında &uuml;&ccedil; y&uuml;zden fazla eseri olan<b> İmam-ı S&uuml;yuti </b>hazretleri Tenbih-ul-gabi<b> </b>kitabında İbni Arabi&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vesikalarla ispat etmektedir. Cinlere de fetva veren <b>Eb&uuml;ss&uuml;ud efendi</b> İbni Arabiye dil uzatılamaz diye fetva vermiştir. Fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvufta &ccedil;ok derin &acirc;lim olan <b>Abd&uuml;lgani Nabl&uuml;si </b>hazretleri, İbni Arabi gibi b&uuml;y&uuml;k bir evliyaya dil uzatanın cahil ve gafil olduğunu, bunların başında İbni Teymiye&rsquo;nin geldiğini bildirmektedir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Tefsir, fıkıh, tasavvuf, tarih, nahv ve tıb &uuml;zerinde &ccedil;ok kitap yazan, &acirc;rifibillah ve kutb-i zaman olan imam-ı Şarani hazretleri buyurur ki:<br />
İbni Teymiye, tasavvufu ink&acirc;r eder, evliyaya dil uzatır. B&ouml;yle kitapları okumaktan, yırtıcı hayvandan ka&ccedil;ar gibi ka&ccedil;malıdır. İbni Teymiye ve onun yolunda giden sapıklar, İbni Arabi hazretlerine k&acirc;fir demişlerse de, &acirc;limler, arifler onun b&uuml;y&uuml;k bir veli olduğunu bildirmiştir. <b>(Kibrit-i Ahmer, El-yevakit, Tabakat)</b><br />
<br />
<b>Evliya d&uuml;şmanlığı<br />
Sual:</b> Ekteki makalede, tasavvufa, tarihteki hak tarikatlara saldırılıyor, şefaat ink&acirc;r ediliyor. Osmanlıların İslamiyet&rsquo;i iyi anlayamadığı, bu y&uuml;zden Osmanlıyı m&uuml;sl&uuml;manların yıktığı bildiriliyor. Bir cevap verir misiniz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Her makaleye cevap vermeye kalkarsak, esas konuları yazmaya sıra gelmez.<br />
<b>1-</b> Osmanlıyı yıkan ittihat&ccedil;ılardır. Bir savaşta m&uuml;sl&uuml;manlar yenilse, k&acirc;firler camileri yıksa, m&uuml;sl&uuml;manlar camileri yıktı denir mi? Osmanlılar, yıkılışa mani olamamışlardır. Onların ihmalleri varsa da, yıkan onlar değildir. Kusurlu olanı bizzat fail gibi g&ouml;stermek doğru değildir. (Osmanlılar İslamiyet&rsquo;i bilmiyordu) demesi de &ccedil;ok &ccedil;irkindir. Osmanlı İslamiyet&rsquo;i bilmiyorsa, o yazar nereden biliyor? Ceddini ink&acirc;r eden haramzadedir.<br />
<br />
<b>2-</b> Şevahid-&uuml;n-n&uuml;b&uuml;vve kitabında, (Evliyanın kerameti, Peygamberlerin mucizelerinin devamıdır. Bunun i&ccedil;in evliyadan hasıl olan kerametler de Peygamber efendimizin mucizesidir) buyuruluyor.<br />
<br />
Abd&uuml;lgani Nabl&uuml;si hazretleri, Hadika&rsquo;da (Evliyayı ink&acirc;r etmek, dinin herhangi bir h&uuml;km&uuml;n&uuml; ink&acirc;r etmek gibi k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Peygamberlerini ve evliyasını başkalarından &uuml;st&uuml;n tutmuş, başkalarına vermediği keramet ve mucize gibi harikaları bu zatlara ihsan etmiştir. Maruf-i Kerhi hazretleri, talebelerine, &quot;Dua ederken beni vasıta edin! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; evliya, Resulullahın v&acirc;risidir. V&acirc;ris olan, v&acirc;risi olduğu zatın b&uuml;t&uuml;n &uuml;st&uuml;nl&uuml;klerine kavuşur) buyuruyor. Fakat nasipsiz yazarın, (Evliya, havada u&ccedil;sa, denizde y&uuml;r&uuml;se ne yazar? Sanat ve k&uuml;lt&uuml;r&uuml; yoksa ne kıymeti vardır?) demesi &ccedil;ok tuhaftır. Evliya havada u&ccedil;abiliyorsa, elbette Allah onu &ccedil;ok seviyor demektir. Elbette onun k&uuml;lt&uuml;r&uuml; var demektir. İlimsiz, cahil kimseden evliya olur mu? Evliya, Allah dostu demektir. Allah dostunu ancak kendini beğenmiş ahmaklar, basite indirebilir.<br />
<br />
<b>3-</b> Yazar, (Evliya emrettiği i&ccedil;in ben yaptım demek &ccedil;ok yanlıştır. Yapılan şey Kur&#39;ana, s&uuml;nnete uygun olmalıdır) diyor. Yani, (Evliya, Kur&#39;ana, s&uuml;nnete aykırı emir verir) diyor. Evliyanın s&ouml;z&uuml;n&uuml;, Kur&#39;ana aykırı değilse yapacakmışız. Evliya o s&ouml;z&uuml;n Kur&#39;ana aykırı olduğunu bilmiyorsa, sen nereden bileceksin ey ahmak? Evliya, ger&ccedil;ekten evliya ise, elbette Kur&#39;an-ı kerime, s&uuml;nnet-i seniyyeye aykırı konuşmaz. Ahmak, evliya ile evliya taslaklarını aynı zannediyor.<br />
<br />
<b>4-</b> Nasipsiz yazar, <b>(Allah izin vermeden hi&ccedil; kimse, hi&ccedil; kimseye şefaat edemez)</b> &acirc;yet-i kerimesini delil g&ouml;stererek, Peygamberlerin, &acirc;limlerin, evliyanın, şehidlerin şefaatlerini ink&acirc;r ediyor. Elbette ancak Allah&rsquo;ın izni ile şefaat edileceğini b&uuml;t&uuml;n İslam &acirc;limleri bildiriyor. Elbette Onun izni olmadan sinek kanadını oynatamaz. Şefaat de Onun izniyle olacaktır. Şefaati ink&acirc;r eden ehl-i s&uuml;nnet olamaz.<br />
<br />
<b>5- </b>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Bana yaklaşmak i&ccedil;in, vesile arayınız!)</b> buyuruyor. (Maide 35)<br />
Fakat nasipsiz yazar, (M&uuml;rid, vesileyi, aracıyı bırakıp doğrudan doğruya Allah&rsquo;a bağlanmalı) diyor. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emrine mi, yoksa nasipsiz yazarın s&ouml;z&uuml;ne mi uyalım?<br />
<br />
Yazar, (Hazret-i İsa&rsquo;yı, Hazret-i Ali&rsquo;yi &ccedil;ok sevip k&uuml;fre d&uuml;ş&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, Peygamberi, m&uuml;rşidi &ccedil;ok sevip aynı akıbete maruz kalmamalı) diyor. Halbuki imanın temeli, Allah&rsquo;ı, Peygamberi ve Allah dostlarını &ccedil;ok sevmek ve Allah d&uuml;şmanlarını sevmemektir. M&uuml;sl&uuml;manın, Resulullahı &ccedil;ok sevmesi gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Buhari&rsquo;deki hadis-i şerifte, <b>(Beni ana-babasından, evladından ve herkesten daha &ccedil;ok sevmeyen, m&uuml;min olamaz)</b> buyuruldu. Hristiyanlar gibi, bir insana ilah demek onu sevmek midir? Bir kimse, h&acirc;ş&acirc; Peygamber efendimize ilah dese sevmiş mi olur?<br />
<br />
(Bir evliya yerine, doğruca Resulullaha rabıta etmek gerekmez mi?) diyen ahmaklara da rastlanmaktadır. Resulullahın m&uuml;barek ruhuna bağlanmak elbette b&uuml;y&uuml;k nimettir. Fakat bir veliyi veya kitaplarını bulup, buna rabıta yapmak, Resulullahın m&uuml;barek ruhuna bağlanmak i&ccedil;indir. Bir insan, hi&ccedil; g&ouml;rmediği kimsenin şeklini yalnız işitmekle, onu tanımış olmaz. Bunun i&ccedil;in, Resulullaha rabıta yapılmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, başkasının Resulullah olduğuna inanmak k&uuml;f&uuml;r olur. Evliyayı d&uuml;ş&uuml;nmekte, bu tehlike yoktur. Bir veliyi d&uuml;ş&uuml;nen, onun m&uuml;barek kalbinde Resulullahın m&uuml;barek kalbini g&ouml;r&uuml;r. B&ouml;ylece, Resulullahı y&acirc;d etmiş olur. (Evliya bir g&ouml;zl&uuml;k gibidir, Resulullaha bu g&ouml;zl&uuml;k ile bakılır) buyurulmaktadır.<br />
<br />
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Her m&uuml;sl&uuml;man, terbiye edici bir &uuml;stada muhta&ccedil;tır. &Uuml;stad onu terbiye ederek, k&ouml;t&uuml; huylardan kurtarır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, insanlara doğru yolu g&ouml;stermek i&ccedil;in, Peygamber g&ouml;nderdi. Peygamberden sonra ona vekil olarak evliyayı yarattı.) <b>[Eyy&uuml;hel-veled]</b><br />
<br />
Veli, Resulullahı iyi tanıdığı i&ccedil;in, Onun m&uuml;barek kalbinden feyz alır ve bu feyzler, bunun kalbinden, kendisine bağlananların kalblerine akar. Feyz gelen kalb temizlenir. Ahlakı g&uuml;zel olur.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Velinin kalbindeki feyzler, nurlar, g&uuml;neşin ziyası gibi yayılır. Onu seven m&uuml;sl&uuml;manların kalblerine akar. Onların bu feyzleri aldıklarından haberleri olmaz. Kalblerinin temizlendiğini anlarlar. Karpuzun g&uuml;neş karşısında olgunlaştığı gibi, kemale gelirler. Eshab-ı kiram, Resulullahın sohbetinde, b&ouml;yle kemale geldi.) <b>[M.260]</b><br />
<br />
<b>Menkıbe anlatmak<br />
Sual: </b>Hep &ccedil;arpık konuşan biri, <em>(Ey M&uuml;sl&uuml;manlar, size &ccedil;arpıklıkları anlatıyorum. Hazret-i &Ouml;mer&rsquo;in, İmam-ı a&rsquo;zamın menkıbelerini, Abd&uuml;lkadir-i Geylan&icirc;&rsquo;nin veya başka evliya zatların kerametlerini anlatacak zaman değildir)</em> diyor. Kendi s&ouml;z&uuml;nde &ccedil;arpıklık yok mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette, esas &ccedil;arpıklık kendisindedir. O b&uuml;y&uuml;k zatların menkıbeleri ilimdir, ibretli, hikmetli olaylardır. Hazret-i &Ouml;mer&rsquo;in hayatını anlatmak, İslamiyet&rsquo;i anlatmak demektir! İmam-ı a&rsquo;zamın menkıbeleri, genelde ateistlere verilen ilm&icirc; ve mantık&icirc; cevaplardır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın varlığını ispat eden &ccedil;ok kıymetli, akl&icirc; delillerdir. Evliya menkıbelerini okumak da &ccedil;ok faydalıdır. İnsanın haramlardan ka&ccedil;arak daha iyi ibadet etmesine yardımcı olur. Seyyid Abd&uuml;lhakim Arvas&icirc; hazretleri, <b>(Evliya menkıbelerini anlatan Reşehat kitabını okumak, insanın ihl&acirc;sını artırır) </b>buyurmuştur. Bunun i&ccedil;in İsl&acirc;m &acirc;limleri, evliya menkıbelerini bildiren bir&ccedil;ok kitap yazmıştır. L&uuml;zumsuz olsaydı yazmazlardı. Bunlardan birka&ccedil;ının isimleri ş&ouml;yledir:<br />
Hayrat-&uuml;l-hisan fi-menakıb-in-Nu&rsquo;man<br />
Es-sahife fi menakıb-i Ebi Hanife<br />
Kalaid-&uuml;l-ukban fi-menakıb-in Numan<br />
Ukud-&uuml;l-Mercan fi-menakıb-ı Ebi Hanifet-in-Numan<br />
Menakıb-&uuml;l-İmam-il-azam<br />
Menakıb-i Abd&uuml;lkadir<br />
Menkıbe-i Evliyaiyye fi-ahval-i Ridaiyye<br />
Nefehat-&uuml;l-&Uuml;ns<br />
Kitab-ı Keşf-&uuml;l Mahcub<br />
Tezkiret-&uuml;l Evliya<br />
Şevahid-&uuml;n-n&uuml;b&uuml;vve<br />
Hilye-t&uuml;l-Evliya<br />
Reşehat ayn-el hayat<br />
Cami&rsquo;u keramat-il-Evliya<br />
Hadika-t&uuml;l-Evliya<br />
Berakat - Z&uuml;bde-t&uuml;l-makamat<br />
Menakıb-ı &Ccedil;ihar Yar-i G&uuml;zin<br />
<br />
<b>D&uuml;nyaya sitem<br />
Sual: </b>İbni Arab&icirc;, Mevl&acirc;na gibi evliya zatlara saldıran bir Selef&icirc;, son olarak <b>D&uuml;rr-&uuml;l mearif</b> kitabındaki, (İmam-ı Kuşeyr&icirc; rahmet&uuml;llahi aleyh, bir g&uuml;n istinca i&ccedil;in taş arıyordu. Bu sırada eline bir yakut geldi. Onu yere atıp, &ldquo;Ben istinca i&ccedil;in taş arıyorum. Sen bana yakut veriyorsun. Yakutun senin olsun, bana lazım değildir&rdquo; dedi) ifadesinden dolayı İmam-ı Kuşeyr&icirc;&rsquo;ye de saldırmaktadır. Burada İmam-ı Kuşeyr&icirc;, bu s&ouml;z&uuml; d&uuml;nya i&ccedil;in mi s&ouml;ylemiş, yoksa h&acirc;ş&acirc; Allah i&ccedil;in mi s&ouml;ylemiştir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette d&uuml;nya i&ccedil;in s&ouml;ylemiştir. Zaten hemen altında a&ccedil;ıklaması vardır. İmam-ı Kuşeyr&icirc;, imamlık derecesine y&uuml;kselmiştir. İmam, m&uuml;ctehid, dinde s&ouml;z sahibi, &acirc;lim zat demektir. Sıradan bir M&uuml;sl&uuml;man bile h&acirc;ş&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya &ouml;yle bir şey s&ouml;yler mi hi&ccedil;?&nbsp;D&uuml;nya malını istemediğini bildirmiştir. Kendimize uygun g&ouml;rmediğimiz bir s&ouml;z&uuml; b&uuml;y&uuml;k zatlara nasıl uygun g&ouml;r&uuml;r&uuml;z ki? Evliya zatlar zahid kimselerdir. Zahid, d&uuml;nyaya rağbet etmez, &ouml;zenmez, hi&ccedil; &ouml;nem vermez. Yakut gibi d&uuml;nya malını fırlatıp atar.<br />
<br />
Selef&icirc;ler, mecazı bilmedikleri i&ccedil;in (Allah&#39;ın eli var, Allah oturur) diyerek Onu mahl&ucirc;ka benzeterek k&uuml;fre girerler. Mesela T&uuml;rk&ccedil;ede, (Kahpe felek, kimine kavun yedirir, kimine kelek) diye bir s&ouml;z vardır. Buradaki felek d&uuml;nya demektir. Mecaz olarak s&ouml;ylenir. H&acirc;ş&acirc; kaderle, Allah ile ilgisi yoktur. İmam-ı Kuşeyr&icirc; hazretleri de, (D&uuml;nya, &uuml;st&uuml;me gelme! Her şeyin senin olsun) diyor. Bir hadis-i şerif&nbsp;ş&ouml;yledir:<br />
<b>(D&uuml;nya </b>[d&uuml;nya malı] <b>bana yaklaşmak istedi. </b>&quot;Benden uzaklaş&quot; <b>dedim. Giderken, </b>&quot;Sen benden kurtuldun ama senden sonrakiler benden kurtulamaz&quot; <b>dedi.) </b>[Bezzar]<br />
<br />
&Acirc;limlere ve onların kitaplarına dil uzatmaktan ve Selef&icirc;lerin yuvarlandıkları k&uuml;f&uuml;r &ccedil;ukuruna d&uuml;şmekten &ccedil;ok sakınmalıdır.<br />
<br />
<b>Dalkavukluk<br />
Sual:</b> Vefat etmiş evliya zatların iyiliklerini anlatan bir arkadaşa yalaka diyorlar. Yalakalık yaşayana yapılmaz mı? &Ouml;len i&ccedil;in &ouml;yle bir şey s&ouml;ylenir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yalaka, dalkavuk demektir. Kendisine madd&icirc; menfaat [&ccedil;ıkar] sağlayacak olana aşırı saygı ve hayranlık g&ouml;stererek ona yaranmak isteyen kimse demektir. Yağcı da deniyor. Bunu &ouml;lm&uuml;ş kimseler i&ccedil;in s&ouml;ylemek yanlış olur. &Ouml;l&uuml;den madd&icirc; ne &ccedil;ıkar sağlanacak ki? Mesela, İmam-ı a&rsquo;zam hazretlerinin veya İmam-ı Gazal&icirc; hazretlerinin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nden bahsedilse, bahsedene dalkavuk denmez. Hatt&acirc; mason Abduh veya Reşat Halife gibi k&ouml;t&uuml; kimseleri &ouml;vene de dalkavuk denmez. Sapık, cahil veya art niyetli denir. Her kelimeyi yerli yerinde kullanmalıdır.<br />
<br />
Bir başka husus, ister yaşasın ister vefat etmiş olsun, evliya zatları sevmek, gerekirse onları savunmak her M&uuml;sl&uuml;manın vazifesidir.<br />
<br />
<b>Keramet nerede?</b><br />
<b>Sual:</b> Yunus Emre&rsquo;ye veya Hacı Bektaş-ı Vel&icirc; hazretlerine yahut uygunsuz birine ait olduğu da s&ouml;ylenen şu d&ouml;rtl&uuml;kte Mekke ve Hac niye k&ouml;t&uuml;leniyor?<br />
<b>Hararet nardadır, sacda değildir,<br />
Keramet baştadır, tacda değildir,<br />
Her ne arar isen, kendinde ara!<br />
Kud&uuml;s&rsquo;te, Mekke&rsquo;de, Hacda değildir.<br />
CEVAP</b><br />
Eğer bu d&ouml;rtl&uuml;k, uygunsuz birine aitse, doğru anlaşılması i&ccedil;in tevile gerek yoktur. Ama Hacı Bektaş-ı Vel&icirc; hazretleri gibi b&uuml;y&uuml;k bir zata aitse ş&ouml;yle tevil edilebilir:<br />
Kud&uuml;s, Mekke kıymetli yerlerdir. Hac, gidebilene farzdır, &ccedil;ok kıymetli bir ibadettir. Fakat imanı olmayan veya bid&rsquo;at ehli olan kimse, buralara gitse, hac yapsa hi&ccedil; kıymeti olmaz. Yoksa (Hac ve Mekke kıymetsiz) demek değildir. Bunlar ancak imanlı olana kıymet verir.<br />
<br />
(Keramet tacda değildir) s&ouml;z&uuml; de g&uuml;zeldir. İnsan kıyafetiyle, hırkasıyla, c&uuml;bbesiyle, başındaki tacıyla, oturduğu tahtıyla değer kazanmaz. Kılık kıyafetle, hatt&acirc; tahsille bile insanın kemale ermediği anlatılmaktadır. Nitekim cahil biri, merhum Nasreddin Hoca&rsquo;ya, okunması zor bir yazı getirir. (Hoca bunu oku!) der. Hoca bakar, (Okuyamadım) der. O kişi, (Başındaki kavuğundan, sarığından utan!) der. Merhum hoca, (Eğer keramet sarıktaysa, buyur sen oku!) diyerek sarığı o kişinin başına ge&ccedil;irir.<br />
<br />
<b>Hallac-ı Mansur hazretleri</b><br />
<b>Sual:</b> Hallac-ı Mansur ve Muhyidd&icirc;n-i Arab&icirc; gibi zatların yanlış anlaşılan s&ouml;zlerinden dolayı, bazıları bu zatlardan bahsederken, Selef&icirc;ler gibi, <em><b>(Hallac ş&ouml;yle demiş), (Muhyiddin b&ouml;yle yazmış)</b> </em>diyorlar. Bu saygısızlık değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette saygısızlıktır. O zatlar, hatalı keşiflerinden dolayı mazur oldukları i&ccedil;in, g&uuml;naha girmezler. İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri buyuruyor ki:<br />
Tasavvuf b&uuml;y&uuml;klerinden birka&ccedil;ı kendilerini h&acirc;l ve sekr kapladığı zaman, doğru yolun &acirc;limlerinin bildirdiklerine uymayan bilgiler, marifetler s&ouml;ylemişlerse de, keşif yoluyla anladıkları i&ccedil;in, su&ccedil;lu sayılmaz ve sorguya &ccedil;ekilmezler. Bunların, ictihadında yanılan m&uuml;ctehidler gibi, yanılmalarına da bir sevab verilir. <b>(1/112)</b><br />
<br />
Kitaplarımızda ve İmam-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretlerinin mektuplarında, bu zatlar anlatılırken, (Hallac-ı Mansur &ldquo;kaddesallah&uuml; te&acirc;l&acirc; sirreh&uuml;l&rsquo;az&icirc;z&rdquo;) ve (Şeyh-i ekber Muhyiddin-i Arab&icirc; &ldquo;kuddise sirruh&rdquo;) diye saygıyla bildirilmektedir. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
İmam-ı Muhammed M&acirc;sum hazretleri de buyuruyor ki: Şeyh-i ekber Muhyiddin-i Arab&icirc; hazretleri, hadis ilminde sahib-i isnad ve fıkıh ilminde ictihad makamındaydı. <b>(1/29)</b><br />
<br />
B&ouml;yle b&uuml;y&uuml;k zatlara saygısızlık yapan, kendi terbiyesizliğini g&ouml;stermiş olur.<br />
<br />
<b>K&ouml;pekten aşağı olmak</b><br />
<b>Sual: </b>Evliya zatlara muhalif biri, b&uuml;y&uuml;k zatlardan birini, <em>(Hep aynı şeyleri anlatıyor) </em>diye tenkit edince bir arkadaş, <b>(Hocasını tenkit edene kızmayan, k&ouml;pekten aşağıdır)</b> s&ouml;z&uuml;n&uuml; hatırlayıp, (Ahmak herif, haddini bil, b&uuml;y&uuml;kleri sevenlerin yanında b&ouml;yle konuşamazsın) diyor. Sevenlerin yanında nasıl &ouml;yle konuşabiliyor ki?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Sinsi hareket edip, s&ouml;ylediklerine bir kılıf bulduğu i&ccedil;in, fazla tepki toplamıyor. Eğer o arkadaş tepki vermeseydi, kim bilir daha neler s&ouml;yleyecekti. Belki b&uuml;t&uuml;n silsile b&uuml;y&uuml;klerine iftira ederek, ş&ouml;yle ş&ouml;yle hataları vardı diyecekti. B&uuml;y&uuml;klerimiz şunu anlatırlardı:<br />
Bir g&uuml;n hazret-i &Ouml;mer, bir yere v&acirc;li tayin ederek der ki:<br />
<b>&mdash; Yarın filan yere gel! Sana, iyi v&acirc;linin nasıl olacağını, başarının yollarını anlatacağım inşallah.</b><br />
<br />
Herkes, acaba ne nasihatler verecek, ne tavsiye edecek diye merak eder. Ertesi g&uuml;n Eshab-ı kiramın hepsi oraya gelir. Hazret-i &Ouml;mer, v&acirc;linin kolundan tutup der ki:<br />
<b>&mdash; Eğer başarılı olmak istiyorsan, namazını ta&rsquo;dil-i erk&acirc;nla vakti girince kıl! Ramazan-ı şerif ayı gelince orucunu tut! Hac zamanı hacca git! Zek&acirc;tını dinin emrine uygun şekilde ver! Kelime-i şehadeti s&ouml;yleyerek, imanını tazele! Haydi, g&uuml;le g&uuml;le, git yoluna, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yardımcın olsun!</b><br />
&mdash; Y&acirc; emir-el-m&uuml;minin, İslam&rsquo;ın şartının beş olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz başka şeyler s&ouml;yleyeceğinizi, v&acirc;lilik hakkında başarılı olmanın yollarını anlatacağınızı zannetmiştik.<br />
<b>&mdash; Resulullah efendimiz, İslam&rsquo;ın şartının beş olduğunu bildirdi. Ben bunu altı yapacak değilim. Bu beş şartı doğru yapan, başarılı olur.</b><br />
<br />
G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, dinin esasları bellidir. Anlatılacak şeyler de bellidir. <em>(Hep aynı şeyi anlatıyor) </em>diyerek b&uuml;y&uuml;k zatları tenkit etmek, art niyetli olmayı gerektirir. Kitaplarımızda da hep hata aramaya &ccedil;alışıyor. B&ouml;yle sinsice fitne &ccedil;ıkaran ikiy&uuml;zl&uuml;lere, o arkadaş gibi, anında tepki vermeli. Tepki g&ouml;rmeyince, saldırılarını şiddetlendirir. K&ouml;pekten aşağı olmamak i&ccedil;in b&ouml;yle kimselere m&uuml;samaha g&ouml;stermemeli. Gen&ccedil;lerin, onların tuzağına d&uuml;şmelerine de m&acirc;ni olmalıdır.</p>

<p><strong>Evliyaya</strong> <strong>k&ouml;t&uuml;</strong> <strong>s&ouml;z</strong> <strong>s&ouml;ylemek<br />
Sual: Bazı kimseler; İmam-ı Rabbani, Muhyiddin-i Arabi, Mevlana Celaleddin-i Rumi gibi zatlar i&ccedil;in ağza alınmayacak, k&uuml;f&uuml;rle itham edici s&ouml;zler s&ouml;yl&uuml;yorlar. B&ouml;yle kimselere nasıl cevap vermelidir?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak Abdullah-ı Dehlev&icirc; hazretleri Mek&acirc;tib-i şer&icirc;fe kitabında buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Bir kimsenin maksadı bilinmeden, yalnız s&ouml;z&uuml;ne bakarak, ona k&acirc;fir denilemez. Bir M&uuml;sl&uuml;manın, bir s&ouml;z&uuml;n&uuml;n, yetmiş manası k&uuml;fr&uuml;n&uuml;, bir manası ise imanını g&ouml;sterse, o kimseye k&acirc;fir denilmez. Hadis-i şerifte; <strong>(K&uuml;fr&uuml; a&ccedil;ık bilinmeyen kimseye k&acirc;fir diyen, k&acirc;fir olur)</strong> buyuruldu.</p>

<p>Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde &ouml;yle bilgiler vardır ki, bunlar tevil edilmeden anlaşılamaz. Bir kelimenin, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ve Resulullah efendimiz tarafından, a&ccedil;ık bildirilmemiş manalarından, İsl&acirc;miyete uygun olanı se&ccedil;meye <strong>Tevil</strong> denir. Bunu herkes yapamaz. Evliyanın s&ouml;zlerini de tevil etmek, mealen bildirmek lazımdır. Tevil edilmezse, yanlış anlaşılır. Tevil edilince, veliye iftira etmek tehlikesi olmaz. İftira etmek haramdır. Evliyanın sekr h&acirc;linde veya kavuştukları nimetleri anlatırken, yahut talebesini teşvik i&ccedil;in veya maksadını anlatacak kelime bulamadıkları zaman, s&ouml;yledikleri bazı kelimeleri tevile muhta&ccedil; olur. Mesela İmam-ı Rabbani hazretleri; &#39;Resulullahın her işine tabi olmalıdır&#39; demiyor. &#39;İtikatta, fıkıh kitaplarında emir olunan işlerde ve kalp ile yapılan zikirlerde tabi olmalıdır&#39; diyor. Bunlara tabi olmayan, veli olamaz. İmam-ı Rabbani hazretleri ve diğer evliyaya itiraz edenler, onların s&ouml;zlerindeki inceliği anlayamayanlardır.</p>

<p>Abd&uuml;lkadir-i Geyl&acirc;n&icirc; hazretlerinin F&uuml;t&ucirc;h-ul-gayb kitabının farisi şerhinde buyuruluyor ki: &#39;&Acirc;riflerin kalplerine ince ve anlaşılmaz bilgiler geldiği zaman, bunları anlatacak kelime bulamazlar. B&ouml;yle s&ouml;zlerini işitince, doğrusunu Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bilir demeli, ink&acirc;ra kalkışmamalıdır.&#39;</p>

<p>Tasavvuf yolundan maksat, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdikleri doğru itikada, İsl&acirc;mın g&uuml;zel ahlakına, fıkıh kitaplarının g&ouml;sterdiği işleri yapmaya, bidatlerden sakınmaya ve Allah dostlarının kalplerine gelen hallere kavuşmaktır. Evliyanın s&ouml;zleri misk gibidir. G&uuml;zel mana sa&ccedil;arlar. Yanlış manalar vermek, miski &ccedil;alı, &ccedil;&ouml;p ile &ouml;rtmek gibidir. &Ccedil;alı yığını, miskin g&uuml;zel kokusunu &ouml;rtemez.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: </strong>İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri gibi zatlara inanmayanlara nasıl cevap vermelidir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ge&ccedil;miş insanların h&acirc;llerini, ilimlerini, cehaletlerini, salah ve dalaletlerini anlayabilmek i&ccedil;in, &ccedil;eşitli yollar vardır:</p>

<p>Birincisi: Bir mezheb, bir yol sahibi ise, kurduğu yolu incelemektir.</p>

<p>İkincisi: Eserlerini, kitaplarını okumaktır.</p>

<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;: Onun hakkında insaf ile s&ouml;yleyip, meziyet ve kusurlarını bildirenleri dinlemektir. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretlerine bakılacak olursa:</p>

<p>1-İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretlerinin yirmidokuzuncu kuşaktan dedesi, hazret-i &Ouml;mer-&uuml;l-F&acirc;r&ucirc;k&#39;tur. Dedelerinin hepsi zamanlarının b&uuml;y&uuml;k &acirc;limi idi.</p>

<p>2-Bir kimseyi d&uuml;nyaya gelmeden evvel haber veren m&uuml;jdeler, zan ile ve yaklaşık olur. İsim ile, memleket ile bildirilmez. Mehd&icirc; hakkında haberler ve din im&acirc;mlarımız i&ccedil;in verilmiş olan m&uuml;jdeler de b&ouml;yledir. Mesela;</p>

<p><strong>(Din yer y&uuml;z&uuml;nden kalkıp S&uuml;reyy&acirc;ya yani &Uuml;lker denilen yıldız k&uuml;mesine gitse, Asyadan &ccedil;ıkan bir gen&ccedil; onu yakalar getirir.)</strong></p>

<p><strong>(İnsanlar sıkışıp g&uuml;&ccedil;l&uuml;klerini &ccedil;&ouml;zecek &acirc;lim ararlar. Med&icirc;ne-i m&uuml;nevveredeki &acirc;limden daha &uuml;st&uuml;n&uuml;n&uuml; bulamazlar.)</strong></p>

<p><strong>(Kureyş kabilesinden olanlara dil uzatmayınız. Onlardan bir &acirc;lim, yery&uuml;z&uuml;n&uuml; ilim ile dolduracaktır)</strong>&nbsp;hadis-i şerifleri de b&ouml;yledir ki, birincisi İm&acirc;m-ı a&#39;zam Eb&ucirc; Han&icirc;feyi, ikincisi İm&acirc;m-ı M&acirc;lik bin Enesi, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; de İm&acirc;m-ı Ş&acirc;fi&#39;&icirc;nin geleceğini m&uuml;jdelemektedir denildi.</p>

<p>Bu haberlerin hepsi, ne kadar kuvvetli olsa da, zan olup, ilim ve katiyet bildirmez. Dostlar i&ccedil;in ilim gibi olup, d&uuml;şmanların, inat ve ink&acirc;r edenlerin cahilliklerini arttırır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kabul edenlerin &ccedil;okluğu ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; karşısında ret ve inat etmek, ya al&ccedil;aklık veya cahilliktir.</p>

<p>Din im&acirc;mları hakkındaki hadis-i şerifleri kabul etmeyip inat eden Vehhabiler b&ouml;yledir. Mehdiyi ink&acirc;r edenler de b&ouml;yle olup, bir&ccedil;ok hadis-i şerife inanmamış oluyorlar. Bunun i&ccedil;in Mehd&icirc;nin geleceğine inanmayan kafir olur, denildi.</p>

<p>İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc; hazretleri&nbsp;i&ccedil;in de, b&ouml;yle m&uuml;jdeler vardır, dostları i&ccedil;in kati ve muhakkaktır. D&uuml;şmanlarının da, ink&acirc;r ve inadı artmaktadır.</p>

<p>O h&acirc;lde haklarında ciltlerle kitap yazılmış olan ve eserleri d&uuml;nyayı doldurmuş bulunan ve onların izinde gidenler zamanlarının en kıymetlisi, en sevileni olan, iyilikleri g&uuml;neş gibi her yerde parlıyan evliyaya iyi zan lazım olmaz mı?</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1699]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 03 Şub 2026 21:02:51 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Rüzgarayakı istemeyin benden]]></title>
<description><![CDATA[<p>Peygamber efendimizden &ouml;nce yaşamış olan Hatim-i Tai, c&ouml;mertliği ile meşhur bir şair idi. Onun &uuml;lkesinde at eti yenirdi. Hatim-i Tai&rsquo;nin pek &ccedil;ok atı vardı. Atının biri, dillere destan olacak kadar her bakımdan m&uuml;kemmel bir Arap atıymış. &Ccedil;ok hızlı koştuğu i&ccedil;in adını R&uuml;zgarayak koymuşlar.</p>

<p>Zamanın h&uuml;k&uuml;mdarı, Hatimin s&ouml;ylendiği gibi ger&ccedil;ekten c&ouml;mert olup olmadığını &ouml;ğrenmek ister. G&ouml;zde veziri ile istişare edip, b&uuml;t&uuml;n servetine bedel olan R&uuml;zgarayak isimli atını istemek i&ccedil;in on kişi g&ouml;nderir. Eğer bu se&ccedil;kin atı vermezse, c&ouml;mertliği anlatılanlar gibi olmadığı anlaşılacaktır.</p>

<p>On kişi, kendilerini tanıtmadan bir gece Hatimin evine misafir olurlar. Hatim, hemen bir at kestirip ziyafet hazırlatırken, yorgunluklarını gidermek i&ccedil;in misafirlere yıkanacak yeri g&ouml;sterir, yeni &ccedil;amaşır ve elbise verir.</p>

<p>Muazzam ziyafetten sonra, on kişi kendilerini tanıtıp, h&uuml;k&uuml;mdarın arzusunu bildirirler:<br />
- H&uuml;k&uuml;mdarımız, &uuml;n&uuml; cihana yayılan Arap atınızı istiyor.<br />
Hatim bir ah &ccedil;ekerek der ki:<br />
- Aaah ki ah... Beni en ince noktadan vurdunuz. Elimi ayağımı bağladınız. Tek b&uuml;t&uuml;n servetimi isteyin de R&uuml;zgarayakı istemeyin benden. Hatta canımı isteyin h&uuml;k&uuml;mdarıma vereyim. Fakat onu istemeyin.</p>

<p>Hatimin b&ouml;yle s&ouml;yleyip ağlaması &uuml;zerine gelen heyet, Arap atının &ccedil;ok kıymetli olduğunu anlayıp derler ki:<br />
- Ey c&ouml;mert insan, nasıl iştir bu, canını veriyorsun da, bir atı vermiyorsun? Anlaşılan atın b&uuml;t&uuml;n servetinden, hatta canından daha kıymetliymiş.<br />
- Hayır &ouml;yle değil. Gece aniden misafir geldiğiniz i&ccedil;in, yılkıların otlağına gidip at getirinceye kadar, belki sabah olurdu. Misafirlerim a&ccedil; uyuyacaklarına evim başıma yıkılsa daha iyi olurdu. Onun i&ccedil;in &ccedil;ok sevdiğim R&uuml;zgarayakı kesmek zorunda kaldım. Misafirin g&ouml;nl&uuml;n&uuml; hoş etmek, en &uuml;nl&uuml; atımdan, servetimden, hatta canımdan daha kıymetlidir.<br />
Hatim, defalarca &ouml;z&uuml;r diledi. Misafirleri uğurlarken, her birine birer Arap atı ile birer kese altın verdi.</p>

<p><strong>Sual: </strong>Komşuya yapılan k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ve iyiliklerin karşılığı, sevap ve g&uuml;nah olarak daha mı fazladır?<br clear="none" />
<strong>CEVAP</strong><br />
Herhangi bir kimseye yapılması haram olan bir fenalık, komşuya yapılırsa, g&uuml;nahı ve herhangi bir kimseye yapılması sevap olan bir iyilik, komşuya yapılırsa, sevabı kat kat daha fazla olur.</p>

<p><strong>Sual: </strong>Komşuya h&uuml;rmet etmeli deniyor. Bundan maksat nedir, ne yapılırsa h&uuml;rmet edilmiş olur?<br clear="none" />
<strong>CEVAP</strong><br />
Konu ile alakalı olarak Şir&#39;at-&uuml;l-isl&acirc;m şerhinde deniyor ki:<br clear="none" />
&ldquo;Her M&uuml;sl&uuml;manın, salih komşular, iyi insanlar arasında ev araması lazımdır. Hadis-i şeriflerde;</p>

<p><strong>(Ev satın almadan evvel, komşuların nasıl olduklarını araştırınız! Yola &ccedil;ıkmadan evvel, yol arkadaşınızı se&ccedil;iniz!)</strong></p>

<p><strong>(Komşuya h&uuml;rmet etmek, anaya h&uuml;rmet etmek gibi lazımdır)&nbsp;</strong>buyuruldu.</p>

<p>Komşuya h&uuml;rmet, onunla iyi ge&ccedil;inmektir. Onun a&ccedil; olduğunu bilerek, kendisi tok yatmamaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kendisine ihsan ettiği rızıklardan ona da vermelidir. Onu incitecek s&ouml;z ve harekette bulunmamalıdır. Hadis-i şerifte;</p>

<p><strong>(Komşusu, şerrinden emin olmayan kimse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya iman etmemiştir)</strong>&nbsp;buyuruldu. Gayr-i m&uuml;slim komşuya dahi, m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar hediye vermelidir. Hadis-i şerifte;</p>

<p><strong>(Zimm&icirc; komşunun bir hakkı, M&uuml;sl&uuml;man komşunun iki hakkı, akraba olan komşunun &uuml;&ccedil; hakkı vardır)</strong>&nbsp;buyuruldu. Komşusunun evine, pencerelerine bakmamalıdır.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: </strong>Komşuluk haklarının &ouml;nemli olduğunu her M&uuml;sl&uuml;man bilir. Peki ka&ccedil; ev komşuluk hakkına sahiptir?<br clear="none" />
<b>CEVAP</b><br />
Komşuluk hakkına sahip evlerin adedi, zamanın şartlarına ve insanın yardım kudretine g&ouml;re değişir. Her taraftan birer, ikişer ve nihayet kırk ev komşuluk hakkına malik olur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2301]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:40:25 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Menakıb-ı Çihar Yar-i Güzin]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="menakibi-cihar"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15045]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:40:17 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="tam-ilmihal"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14966]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:54 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İngiliz Casusunun İtirafları]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="ingiliz-casusu"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15042]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:54 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Namaz Kitabı]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="namaz-kitabi"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15044]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:53 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Cevab Veremedi]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="cevab-veremedi"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15043]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:52 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İslam Ahlakı]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="islam-ahlaki"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14968]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:52 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Kıyamet ve Ahiret]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="kiyamet-ve-ahiret"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14970]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:51 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Herkese Lazım Olan İman]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="herkese-lazim-olan-iman"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14969]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:37:50 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Mektubat Tercemesi]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.7" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.7" data-category-id="mektubat-tercemesi"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15041]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 15:36:58 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Faideli Bilgiler]]></title>
<description><![CDATA[<p>En g&uuml;zel dini mesajları keşfedin ve sevdiklerinizle paylaşın!</p>
<link href="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.css?v=3.6" rel="stylesheet" />
<div class="messages-grid" id="messagesGrid">&nbsp;</div>

<div class="toast" id="toast">&nbsp;</div>
<script src="/apps/dini-mesajlar/dini-mesajlar.js?v=3.6" data-category-id="faideli-bilgiler"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14967]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 13:58:03 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Atalarımız böyle âdil idi]]></title>
<description><![CDATA[<p>İstanbul&rsquo;un fethinden sonra, Osmanlı askerleri, Bizans hapishanelerini kontrol ettiler. En &uuml;cra bir mahzende &uuml;&ccedil; papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmed Han&rsquo;a g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler. Sultan, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar, &ldquo;Biz, Bizans&rsquo;ın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zul&uuml;m ve işkencelerinden, yaptığı rezalet ve sefahetten dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu s&ouml;yledik. O da, bize kızdı zindanlara attırdı&rdquo; dediler.<br />
Fatih Sultan Mehmed Han, papazların ellerine serbest dolaşma belgesi verip, memleketini gezip g&ouml;rmelerini, Osmanlı Devleti hakkında kendisine g&ouml;r&uuml;şlerini bildirmelerini istedi.</p>

<p>Papazlar, İstanbul&rsquo;da bir &ccedil;arşıya girip, sabahın erken vaktinde bir şeyler almak istediler. Siftah yapan bir d&uuml;kkandan, komşuları siftah yapmadan ikinci bir şey alamadılar.</p>

<p>Anadolu&rsquo;ya ge&ccedil;tiler dolaşırken, ezan okunmaya başladı. Kimse d&uuml;kkanını kapatmaya bile l&uuml;zum g&ouml;rmeden camiye gittiler. Hi&ccedil; kimse, bir başkasının malına, canına, ırzına, namusuna zarar vermeyi aklından bile ge&ccedil;irmiyordu.</p>

<p>Papazlar, b&uuml;t&uuml;n bu hadiselerden dolayı şaşkına d&ouml;nd&uuml;. Ka&ccedil; şehir dolaştıkları halde, bir mahkemeye tesad&uuml;f edemediler. Her kasabada k&acirc;dı var, fakat dava yoktu. Hırsızlık yok, katillik yok, namussuzluk yok, eşkıyalık ve dolandırıcılık yok, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yoktu. Birka&ccedil; ay dolaştıktan sonra, şehrin birinde bir mahkemenin olacağını haber alıp, oraya koştular.</p>

<p>&ldquo;En sonunda Osmanlının aksak y&ouml;n&uuml;n&uuml; yakalarız &uuml;midiyle dinleyici olarak i&ccedil;eri girdiler. Davalı ve davacı geldi. K&acirc;dı yerine ge&ccedil;ip meseleyi dinledi.</p>

<p>Adamlardan biri anlattı: &ldquo;Efendim, bendeniz bu din kardeşimin tarlasını arzu ettiği fiyat &uuml;zerinden satın aldım. Birka&ccedil; sene ekip kaldırdım. Fakat bu sene &ccedil;ift s&uuml;rerken, sabanımın demirine bir şey takıldı. Kazıp &ccedil;ıkardım. İ&ccedil;i altın dolu bir k&uuml;pt&uuml;. K&uuml;p&uuml; g&ouml;t&uuml;r&uuml;p, daha &ouml;nce tarlayı satın aldığım bu kardeşime vermek istedim. O kabul etmedi: &lsquo;Ben tarlamı, altı ve &uuml;st&uuml;yle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz&rsquo; dedi.&rdquo;</p>

<p>&Uuml;&ccedil; papaz, altın k&uuml;p&uuml;n&uuml;n kimin olacağına dair mahkemeyi ibretle seyrediyorlardı. Tarlanın yeni sahibi &ccedil;ıkarttığı altın k&uuml;p&uuml;n&uuml; eski sahibine vermek istiyor, &ldquo;Toprağın altında k&uuml;p&uuml;n varlığından haberdar olsaydı, bana orayı satmazdı&rdquo; diyordu.<br />
Eski sahibi ise, &ldquo;Efendim, durum kardeşimin anlattığı gibi v&acirc;ki oldu. Ancak, bendeniz ona, o tarlayı, altı ve &uuml;st&uuml;yle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz. Senelerdir ben o tarlayı s&uuml;rerim, benim nasibim olsaydı ben bulurdum&rdquo; diyordu.</p>

<p>K&acirc;dı efendi, bu iki m&uuml;sl&uuml;man arasında h&uuml;k&uuml;m vermekte g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, birinin temiz ve saliha bir kızı, diğerinin de salih bir oğlu vardı. (Bu gen&ccedil;leri evlendirelim, bu k&uuml;p altın da onların d&uuml;ğ&uuml;n hediyesi olsun) diye teklif yaptı. Onlar da kabul ettiler. Davayı b&ouml;ylece halletmiş oldu. Papazlar da şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemez bir halde oradan ayrıldılar.</p>

<p>Papazlar, Anadolu seyahatlerine devam ettiler... Yine bir g&uuml;n, bir mahkemeye şahit oldular. K&acirc;dı efendi, davacıya s&ouml;z verdi. O da meseleyi ş&ouml;yle anlattı: &ldquo;Bir hafta &ouml;nce bu kardeşimden bir at satın aldım. Evime g&ouml;t&uuml;r&uuml;p bakımını yaptım. Ancak birka&ccedil; g&uuml;n sonra at rahatsızlandı. Atın daha &ouml;nceden hasta olması m&uuml;mk&uuml;n olabileceği gibi, ben aldıktan sonra da hastalanması m&uuml;mk&uuml;n idi. Atı satın aldığım arkadaşa bir şey diyemedim. Gelip durumu size arz edeyim ki, aramızı bulasınız diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Ancak o g&uuml;n sizi bulamadım. Siz şehir dışına gitmiştiniz. Siz geri gelmeden de at &ouml;ld&uuml;. H&uuml;km&uuml;n&uuml;z&uuml; talep ederim.&rdquo;</p>

<p>K&acirc;dı efendi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. At &ouml;lm&uuml;ş, onlar arasında dava bitmişti. Su&ccedil; kendisinindi. Atı satanı su&ccedil;layamazdı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; atın durumu ortaya &ccedil;ıkmamıştı. &Ouml;b&uuml;r&uuml; de vaktinde m&uuml;racaatını yapmıştı. Tek eksik taraf; kendisinin şehirde, vazife yerinde bulunmaması idi. O halde atın &uuml;cretini o &ouml;demeliydi. Atın fiyatını &ouml;ğrenip, kendi cebinden bedelini verdi.</p>

<p>B&ouml;yle &acirc;dil bir k&acirc;dı efendinin ve b&ouml;yle &acirc;dil bir mahkemenin mevcudiyetini akıllarına sığdıramayan Bizans papazlarının, hayretlerinden ağızları a&ccedil;ık kaldı...</p>

<p>(Anadolu&rsquo;da bu kadar dolaştığımız yeter) diyen papazlar, İstanbul&rsquo;a d&ouml;n&uuml;p, İstanbul K&acirc;dısı Hızır Bey&rsquo;in huzurunda, Padişah Fatih Sultan Mehmed Han ile, bir Hristiyan arasında bir davanın g&ouml;r&uuml;leceğini duydular.</p>

<p>Koca Osmanlı Devleti&rsquo;nin Sultanı, &ccedil;ağ a&ccedil;ıp &ccedil;ağ kapayan İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han ile bir hristiyan mimar, K&acirc;dı Hızır Bey&rsquo;in karşısında ayakta bekliyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Han, vazifesine ihanet eden Hristiyan mimarı mahkemesiz cezalandırmış, Hristiyan mimar da, K&acirc;dı Hızır Bey&rsquo;e şikayet etmişti.</p>

<p>Hızır Bey, Fatih Sultan Mehmed Han&rsquo;ı haksız bulup aynı şekilde Sultanın da cezalandırılmasına h&uuml;kmetti. Eğer mimar rıza g&ouml;sterirse, diyetle kurtulabilecekti. Hristiyan mimar, bu adalet karşısında ne yapacağını şaşırdı. Oracıkta, Kelime-i şehadet getirip m&uuml;sl&uuml;man oldu...</p>

<p>Papazlar, fetihden sonraki İstanbul hayatını da &ccedil;ok merak ediyorlardı. M&uuml;sl&uuml;manların oturdukları, yeni yeni yerleşmekte oldukları mahallelere gittiler. Onların tam bir teslimiyet ve s&uuml;kunetle işlerini yaptıklarını tam bir temizlik ve titizlikle eşyalarını yerleştirdiklerini g&ouml;rd&uuml;ler. İstanbul bambaşka olmuş, sanki, birka&ccedil; ay &ouml;nceki Bizans gitmiş, yerine g&ouml;kten bir İstanbul inmişti.</p>

<p>Padişah tarafından Osmanlı &uuml;lkesini gezip g&ouml;rmekle vazifelendirilen papazlar, İstanbul&rsquo;daki Hristiyan mahallelerini de g&ouml;rmeden edemediler. Bug&uuml;nk&uuml; Fatih Camii&rsquo;nin doğu taraflarına ve Fener&rsquo;e doğru gittiler. Hristiyanlar bile değişmiş, sokaklardaki pislik azalmıştı. Kimse kimseye zulmetmeye cesaret edemiyordu. K&acirc;dı Hızır beyin, Padişaha bile ceza vermekten &ccedil;ekinmemesi onları korkutmuştu. Herkes sessiz, sakin işine devam ediyor, eskisi gibi i&ccedil;ip i&ccedil;ip, sokaklarda, n&acirc;r&acirc;lar atamıyorlardı. Kimseyi rahatsız edemiyorlardı. Hristiyanların en fakirine bile ev verilmiş, kimse a&ccedil; ve a&ccedil;ıkta bırakılmamıştı. İstanbul&rsquo;da herkes huzur i&ccedil;erisinde idi.</p>

<p>Papazlar, b&uuml;t&uuml;n bunları gezip g&ouml;rd&uuml;kten sonra, birka&ccedil; g&uuml;n dinlenip d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ler, izin isteyip padişahın huzuruna &ccedil;ıktılar. G&ouml;rd&uuml;klerini bir bir arz edip; (Bu millet ve devlet, b&ouml;yle giderse, kıyamete kadar devam eder) dediler. (B&ouml;yle bir ahlak ve yaşayışa sahip olan insanların dini, elbette Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın hak dinidir) dediler, Kelime-i şehadet getirip m&uuml;sl&uuml;man olmakla şereflendiler.</p>

<p><strong>Sual: </strong>Değişik ırk ve dinden olan insanları, bir arada tutmak beraber yaşamalarını temin etmek m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İnsanlık tarihinin başından itibaren, değişik zamanlarda, &ccedil;eşitli kavimlere mensup olan insanları, bir arada tutmak m&uuml;mk&uuml;n olmuştur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tarihin her devrinde, t&uuml;rl&uuml; kanı taşıyan, t&uuml;rl&uuml; dil konuşan, başka başka &acirc;det ve ananelere bağlı olan milyonlarca insanın, aralarındaki farkları bırakarak, bir inan&ccedil; veya fikir etafında toplanıp, birer imparatorluk kurduklarını g&ouml;r&uuml;yoruz.</p>

<p>B&ouml;yle kurulan imparatorluk veya devletlerin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;ne, en g&uuml;zeline Orta &Ccedil;ağ&#39;da rastlıyoruz. Hi&ccedil; bozulmamış, değiştirilmemiş biricik din olan İslam dininin g&uuml;zel ahlakı ile bezenmiş, birbirlerini seven, yardımlaşan, &ccedil;eşitli ırklardan, b&uuml;y&uuml;k insan topluluklarının, birleştiklerini biliyoruz. Bu topluluğu ayakta tutan temel, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emrettiği &ccedil;alışkanlık, adalet, iyilik, saygı gibi din esasları idi. Osmanlı T&uuml;rklerini, Sakarya kenarından, kısa bir zamanda, Viyana kapılarına g&ouml;t&uuml;ren kuvvet, Sultan Osman Beyin ve &ccedil;ocuklarının sımsıkı sarıldıkları İslam dininin, ruhu ve bedeni tekam&uuml;l ettiren, geliştiren ışıklı yolu idi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, İslamiyette M&uuml;sl&uuml;manlar birbirinin kardeşidir.</p>

<p>Hıristiyan Avrupa&#39;nın tek kalesi Fransa kapılarını zorlamaya giden Attila idaresindeki Turan Hunları, herhangi bir hak dine mensup olsalardı ve oralara bu hak dinin ahlakını, ruhunu g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş olsalardı, Hazret-i &Ouml;mer&#39;in ordusundaki adalete, şefkate hayran olup, seve seve M&uuml;sl&uuml;man olan Şam Hıristiyanları gibi, papazların baskısından, kralların işkencesinden usanmış olan Batı Hıristiyanları da, onlara kucaklarını a&ccedil;maz mı idi ve bug&uuml;nk&uuml; Avrupa&#39;nın din &ccedil;ehresi ne olurdu?</p>

<p>Emeviler, İslam dinini, İspanya&#39;dan, Avrupa&#39;ya soktu. Fas, Kurtuba ve Gırnata &uuml;niversitelerini kurup, Batı&#39;ya ilim ve fen ışıklarını saldı. Hıristiyanlık &acirc;lemini uyandırıp, bug&uuml;nk&uuml; m&uuml;sbet ilerlemenin temelini koydu. D&uuml;nya y&uuml;z&uuml;ndeki ilk &uuml;niversitenin, Fas&#39;ın Fes şehrinde bulunan Kureviyyin &Uuml;niversitesi olduğu b&uuml;t&uuml;n ansiklopedilerde yazılıdır. Bu &uuml;niversite miladi 859 yılında kurulmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2239]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 15:05:08 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Apple Uygulamalar]]></title>
<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:35px; padding:20px 0; display:block; border:1px #d6e9c6 solid; background:#dff0d8; color:#3c763d; text-align: center;"><span style="font-size:15px;">Apple / iOS uygulamalarımızı mobil cihazınıza <strong>&quot;&uuml;cretsiz&quot;&nbsp;</strong>olarak&nbsp;y&uuml;kleyebilirsiniz.</span></div>
<style type="text/css">.app-grid{
    width:100%;
    display:flex;
    flex-wrap:wrap;
    justify-content:center;
  }
  .app-card{
    width:33.33%;
    text-align:center;
    padding-bottom:30px;
    box-sizing:border-box;
  }
  .app-card a{
    display:block;
    font-size:14px;
    color:#333;
    text-decoration:none;
    font-weight:bold;
  }
  .app-card img{
    width:140px;
  }
</style>
<div class="app-grid">
<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14958"><img alt="Türkiye Takvimi" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TurkiyeTakvimi_Apple.png?v=2.1" /><br />
<br />
T&uuml;rkiye Takvimi<br />
Apple / iOS </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14942"><img alt="Dünya Namaz Vakitleri" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/DunyaNamazVakitleri_Apple.png" /><br />
<br />
D&uuml;nya Namaz Vakitleri<br />
Apple / iOS </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14845"><img alt="NamazVakti" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/NamazVakti_Apple.png" /><br />
<br />
NamazVakti<br />
Apple / iOS </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14952"><img alt="Hesaplama" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/Hesaplama_Apple.png" /><br />
<br />
Hesaplama<br />
Apple / iOS </a></div>
<!--<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14882"><img alt="Huzura Doğru" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/Huzura_Dogru_Apple.png" /><br />
<br />
Huzura Doğru<br />
Apple / iOS </a></div>-->

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14954"><img alt="Dini Sözlük" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/DiniSozluk_Mobil.png" /><br />
<br />
Dini S&ouml;zl&uuml;k<br />
Apple / iOS </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14846"><img alt="Türkiye Gazetesi" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TurkiyeGazetesi_Apple.png" /><br />
<br />
T&uuml;rkiye Gazetesi<br />
Apple / iOS </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14847"><img alt="TGRT Haber TV" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TGRTHaber_Apple.png" /><br />
<br />
TGRT Haber TV<br />
Apple / iOS </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15039"><img alt="TGRT FM" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Mobil/TGRTFM_WebSite.png" /><br />
<br />
TGRT FM<br />
Apple / iOS </a></div>
</div>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14836]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 15:04:06 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Android Uygulamalar]]></title>
<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:35px; padding:20px 0; display:block; border:1px #d6e9c6 solid; background:#dff0d8; color:#3c763d; text-align: center;"><span style="font-size:15px;">Android uygulamalarımızı mobil cihazınıza <strong>&quot;&uuml;cretsiz&quot;&nbsp;</strong>olarak&nbsp;y&uuml;kleyebilirsiniz.</span></div>
<style type="text/css">.app-grid{
    width:100%;
    display:flex;
    flex-wrap:wrap;
    justify-content:center;
  }
  .app-card{
    width:33.33%;
    text-align:center;
    padding-bottom:30px;
    box-sizing:border-box;
  }
  .app-card a{
    display:block;
    font-size:14px;
    color:#333;
    text-decoration:none;
    font-weight:bold;
  }
  .app-card img{
    width:140px;
  }
</style>
<div class="app-grid">
<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14959"><img alt="Türkiye Takvimi" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TurkiyeTakvimi_Android.png?v=2.1" /><br />
<br />
T&uuml;rkiye Takvimi<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14896"><img alt="Dünya Namaz Vakitleri" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/DunyaNamazVakitleri_Android.png" /><br />
<br />
D&uuml;nya Namaz Vakitleri<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14838"><img alt="Namaz Vakitleri" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TG_NamazVakitleri.png" /><br />
<br />
Namaz Vakitleri<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14842"><img alt="Türkiye Takvimi" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/Turkiye_Takvimi_Android.png" /><br />
<br />
T&uuml;rkiye Takvimi<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14841"><img alt="Namaz Vakitleri (İnternetsiz)" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/NamazVakitleri_Internetsiz.png" /><br />
<br />
Namaz Vakitleri (İnternetsiz)<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14884"><img alt="Kıble Pusulası" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/KiblePusulasi_Android.png" /><br />
<br />
Kıble Pusulası<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14953"><img alt="Hesaplama" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/Hesaplama_Android.png" /><br />
<br />
Hesaplama<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14954"><img alt="Dini Sözlük" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/DiniSozluk_Mobil.png" /><br />
<br />
Dini S&ouml;zl&uuml;k<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14887"><img alt="Türkiye Gazetesi" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TurkiyeGazetesi_Android.png" /><br />
<br />
T&uuml;rkiye Gazetesi<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14888"><img alt="TGRT Haber" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/MobilApp/TGRTHaber_Android.png" /><br />
<br />
TGRT Haber<br />
Android </a></div>

<div class="app-card"><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15039"><img alt="TGRT-FM" src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Mobil/TGRTFM_WebSite.png" /><br />
<br />
TGRT-FM<br />
Android </a></div>
</div>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14837]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 14:17:44 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Peygamber efendimizin şefaati]]></title>
<description><![CDATA[<p>İmanını muhafaza ederek &ouml;len herkes şefaate kavuşacaktır. <b>Duha </b>suresinin<b> (Elbette Rabbin sana</b> [şefaat hakkı ve pek &ccedil;ok nimet] <b>verecek, sen de razı olacaksın)</b> mealindeki beşinci &acirc;yet-i kerimenin tefsirinde Resulullah efendimiz <b>(&Uuml;mmetimden</b> <b>bir kişi Cehennemde kalsa razı olmam)</b> buyurdu. Şefaate kavuşabilmek i&ccedil;in de imanlı &ouml;lmek şarttır. İmanlı &ouml;lenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir.</p>

<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kıyamette şefaat edeceğim. Ya Rabbi, kalbinde hardal zerresi kadar iman olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete girin diyeceğim.)</b> [Buhari]</p>

<p><b>(Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.)</b> [İbni Mace]</p>

<p><b>(&Uuml;mmetimden, şirk &uuml;zere &ouml;lmeyen herkese Allah&rsquo;ın izni ile şefaat edeceğim.) </b>[Buhari, M&uuml;slim]</p>

<p><b>(Kıyamet g&uuml;n&uuml; en &ouml;nce ben şefaat edeceğim.) </b>[M&uuml;slim]</p>

<p><b>(Her peygamberin, m&uuml;stecab </b>[kabul olan]<b> bir duası vardır. Ben duamı, &uuml;mmetime şefaat etmek i&ccedil;in ahirete sakladım.) </b>[Buhari]</p>

<p><b>(Benden &ouml;nce hi&ccedil;bir peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk &uuml;zere &ouml;lmeyen </b>[imanla &ouml;len]<b> herkese şefaat edeceğim.) </b>[Bezzar]</p>

<p><b>(&Uuml;mmetimden b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işleyenlere şefaat edeceğim.)</b> [İmam-ı Ahmed, Nesai]</p>

<p>Peygamber efendimiz, g&uuml;nahk&acirc;rlara şefaat edeceğini bildirince, Hazret-i Eb&uuml;dderda, (İmanı olan hırsız ve z&acirc;niler de şefaate kavuşacak mı) diye sual etti, <b>(Evet, onlara da şefaat edeceğim) </b>buyurdu. (Hatib)</p>

<p><b>(G&uuml;nahı &ccedil;ok olanlara şefaat edeceğim.) </b>[Hatib]</p>

<p><b>(Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) </b>[Deylemi]</p>

<p><b>(Kıyamette, kum sayısından daha &ccedil;ok kimseye şefaat ederim.) </b>[Taberani]</p>

<p><b>(Kıyamette &ldquo;Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!&rdquo; diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) </b>[Buhari]</p>

<p><b>(Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) </b>[Şir&rsquo;a]</p>

<p><b>(Şefaatime en layık olan, bana en &ccedil;ok salevat okuyandır.) </b>[Tirmizi]</p>

<p><b>(&Uuml;mmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya, &quot;Ya Rabbi &uuml;mmetim &uuml;mmetim&quot; derim. Rabbim &quot;&Uuml;mmetine ne yapmamı istiyorsun?&quot; buyurur. Ben de &quot;Ya Rabbi onların hesaplarını &ccedil;abuk g&ouml;r, sıkıntıdan kurtulsunlar&quot; derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik &quot;&Uuml;mmetinden cezalanacak kimse bırakmadın&quot; der.)</b> [Beyheki, Taberani]</p>

<p><b>(Rabbin sana </b>[ahirette &ccedil;eşitli nimetler, şefaat izni]<b> verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) </b>mealindeki Duha suresi beşinci &acirc;yet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, <b>(&Uuml;mmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) </b>diye s&ouml;ylediği tefsirlerde bildirilmiştir. <b>(Tibyan)</b></p>

<p><strong>Peygamber efendimizin şefaati<br />
Sual: Peygamberlere şefaat izni verileceği kitaplarda yazılı. Peygamber efendimiz de &uuml;mmetine şefaat edecek mi ve kimler bu şefaatten faydalanacaktır?<br />
Cevap:</strong> Mahşer g&uuml;n&uuml;, kabrinden ilk &ouml;nce Res&ucirc;lullah efendimiz kalkacaktır. &Uuml;zerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak isimli bir hayvan &uuml;zerinde mahşer yerine gidecektir. Peygamber efendimizin elinde &#39;liv&acirc;-&uuml;l-hamd&#39; denilen bayrak olacaktır.</p>

<p>Peygamberler dahil b&uuml;t&uuml;n insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Mahşer halkı, beklemekten &ccedil;ok sıkılacaklardır. &Ouml;nce &Acirc;dem aleyhisselama, sırasıyla Nuh aleyhisselama, İbrahim aleyhisselama, Musa aleyhisselama ve İsa aleyhisselama gidip, hesabın başlanması i&ccedil;in şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her Peygamber, birer &ouml;z&uuml;r bildirerek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan utandıklarını s&ouml;yleyecekler ve şefaat edemeyeceklerdir... Son olarak insanlar, Res&ucirc;lullah efendimize gelip yalvaracaklardır. Peygamber efendimiz secde edip, dua edecek ve şefaati kabul olacaktır.</p>

<p>Mahşer g&uuml;n&uuml;, &ouml;nce Muhammed aleyhisselamın &uuml;mmetinin hesabı g&ouml;r&uuml;lecek, sırattan ge&ccedil;ecek ve Cennete gireceklerdir. Res&ucirc;lullah efendimiz, altı yerde şefaat edecektir:<br />
Birincisi, Mak&acirc;m-ı Mahm&ucirc;d denilen şefaati ile, b&uuml;t&uuml;n insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.</p>

<p>İkincisi, Res&ucirc;lullah efendimiz şefaati ile, &ccedil;ok kimseyi hesapsız Cennete sokacaktır.</p>

<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, azap &ccedil;ekmesi lazım olan m&uuml;minleri azaptan kurtaracaktır.</p>

<p>D&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml;, iman ile &ouml;l&uuml;p g&uuml;nahı &ccedil;ok olan m&uuml;minleri Cehennemden &ccedil;ıkaracaktır.</p>

<p>Beşincisi, sevabı ve g&uuml;nahı eşit olup, Araf denilen yerde bekleyen m&uuml;minlerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.</p>

<p>Altıncı olarak Peygamber efendimiz, Cennette olanların derecelerinin y&uuml;kselmesi i&ccedil;in şefaat edeceklerdir.</p>

<p>Peygamber efendimizin şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi hesapsız Cennete gireceklerdir. Bu fazilet ve &uuml;st&uuml;nl&uuml;k de, yalnız Peygamber efendimize mahsustur.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Res&ucirc;lullah efendimiz diri iken olduğu gibi, vefatından sonra da, d&uuml;nyanın her yerinde ve her zaman Onun hatırı ve h&uuml;rmeti i&ccedil;in isteyenlerin duasını, hep kabul etmiş ve etmektedir. Zira Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, had&icirc;s-i kudside;<br />
<strong>(Sen olmasaydın, hi&ccedil;bir şeyi yaratmazdım) </strong>buyurarak, Res&ucirc;lullah efendimizin &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bildirmektedir.</p>

<p><b>Not: </b>Geniş bilgi i&ccedil;in, <b>Vehhabilik </b>maddesinde, <b>Şefaat M&uuml;sl&uuml;manlara Vardır </b>bahsinde,<b> <a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1678" target="_blank">Resulullah Efendimizin Şefaati </a></b>kısmına bakınız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#B22222;">&quot;R&acirc;zı oluncaya kadar dilediğini vereceğim&quot;</span></strong></p>

<p>Şef&acirc;at haktır. Mahşer g&uuml;n&uuml; t&ouml;vbesiz &ouml;len m&uuml;&#39;minlerin k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;hlarının affedilmesi i&ccedil;in, Peygamberler, vel&icirc;ler, s&acirc;lihler, melekler ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın izin verdiği kimseler, şef&acirc;at edecek ve şef&acirc;atleri kab&ucirc;l edilecektir. Hadis-i şerifte;</p>

<p>(Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;, evvel&acirc; Enbiy&acirc;, sonra Ulem&acirc; şef&acirc;at edeceklerdir) buyuruldu.</p>

<p>Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; izin verilmeden kimse, kimseye şef&acirc;at edemeyecektir. İzin alan da, r&acirc;zı olduğuna şef&acirc;at edecektir. R&acirc;zı etmek i&ccedil;in İsl&acirc;miyyete uymak l&acirc;zımdır. Bundan sonra, insanlık &icirc;c&acirc;bı kus&ucirc;ru bulunursa, ancak b&ouml;yle kus&ucirc;rlar, şef&acirc;atle affolacaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Duh&acirc; s&ucirc;resinin 5&#39;inci &acirc;yet-i kerimesinde me&acirc;len, Peygamber efendimize hitab ederek;</p>

<p>(Sana, r&acirc;zı oluncaya kadar, yeter deyinceye kadar her dilediğini vereceğim) buyurmaktadır.</p>

<p>Peygamber efendimiz, bu &acirc;yet-i ker&icirc;me n&acirc;zil olduğu, indiği zaman Cebr&acirc;&icirc;l aleyhissel&acirc;ma bakarak;</p>

<p>(&Uuml;mmetimden birinin Cehennemde kalmasına r&acirc;zı olmam) buyurmuştur.</p>

<p>&quot;EY HAB&Icirc;BİM!..&quot;</p>

<p>Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mdan Eb&ucirc; M&ucirc;s&acirc;-el-eş&#39;ar&icirc; hazretleri, Mescid-i Neb&icirc;de ş&acirc;hit olduğu bir h&acirc;diseyi ş&ouml;yle nakletmektedir:</p>

<p>&quot;Biz mescidde, Res&ucirc;lullah efendimizin huz&ucirc;runda oturmuştuk. Hab&icirc;bullahı vahiy ağırlığı kapladı. Vahiy geldiğinde, vahyin ağırlığı &uuml;zerlerini kaplardı. Hatt&acirc; uzuvları birbirinden ayrılıyormuş ve başı yere d&uuml;şecekmiş gibi olurdu. Yine b&ouml;yle oldu ve sonra başını kaldırdı. Fakat arka arkaya bu h&acirc;l &uuml;&ccedil; kerre daha tekrarladı. Sonra m&uuml;b&acirc;rek başını kaldırıp, secdeye vardı. Biz de onunla ber&acirc;ber secdeye vardık. M&uuml;b&acirc;rek başını secdeden kaldırdı ve biz;</p>

<p>-Y&acirc; Res&ucirc;lallah! Size gelen bu d&ouml;rt vahiyden bize haber verir misiniz? diye arzda bulunduk. Cevaben buyurdular ki:</p>

<p>-Bana Cebr&acirc;&icirc;l aleyhissel&acirc;m, evvelki gelişinde dedi ki, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, sana sel&acirc;m s&ouml;yledi ve buyurdu ki:</p>

<p>(Y&acirc; Muhammed! &Uuml;mmetinin &uuml;&ccedil;te birinin az&acirc;b ve hes&acirc;b g&ouml;rmeden Cennete girmesini mi istersin, yoksa b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n&acirc;hk&acirc;rlarına şef&acirc;at etmeyi mi istersin?) Cebr&acirc;&icirc;l aleyhissel&acirc;mın iş&acirc;reti ile şef&acirc;ati se&ccedil;tim.</p>

<p>Bunu size haber vermek istediğimde Cebr&acirc;&icirc;l aleyhissel&acirc;m geldi ve dedi ki: Rabbil&#39;&acirc;lem&icirc;n sana sel&acirc;m s&ouml;yler ve buyurur ki:</p>

<p>(Ey Hab&icirc;bim! &Uuml;mmetinin yarısının hes&acirc;psız ve az&acirc;psız, Cennete girmesini mi istersin. Yoksa &uuml;mmetinin b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n&acirc;hk&acirc;rlarına şef&acirc;at etmeyi mi istersin?)</p>

<p>Ben yine şef&acirc;ati se&ccedil;tim ve size haber vermek istedim. O s&acirc;at yine geldi ve dedi ki: Rabbin sel&acirc;m s&ouml;yledi ve buyurdu ki:</p>

<p>(Ey Hab&icirc;bim! &Uuml;mmetinin &uuml;&ccedil;te ikisinin hes&acirc;p ve az&acirc;p olunmadan Cennete girmesini mi istersin. Yoksa &uuml;mmetinin b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n&acirc;hk&acirc;rlarına şef&acirc;at etmeyi mi istersin?)</p>

<p>Ben yine b&uuml;t&uuml;n &uuml;mmetime şef&acirc;ati se&ccedil;tim ve size haber vermek istediğimde tekrar geldi ve dedi ki: Rabbin sana sel&acirc;m s&ouml;yler ve buyurur ki: Vedduh&acirc; s&ucirc;resi 5. ve T&acirc;h&acirc; s&ucirc;resi 130. &acirc;yet-i ker&icirc;mesinin bir kısmını okudu. Me&acirc;li:</p>

<p>(Y&acirc; Muhammed! Onlar bana ve sana &icirc;m&acirc;n getirseler ve beş vakit nam&acirc;zı kılsalar, farzları ed&acirc; etseler ve senin s&uuml;nnetini yerine getirseler, sen r&acirc;zı oluncaya kadar şef&acirc;at etmene izin veririm.)</p>

<p>Bunun &uuml;zerine Peygamber efendimiz;</p>

<p>(Bana k&acirc;fi gelir, bana k&acirc;fi gelir!) buyurdu...&quot;</p>

<p>Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın izni ile, iyiler, k&ouml;t&uuml;lere şef&acirc;at edecektir. Peygamber efendimiz;</p>

<p>(&Uuml;mmetimden b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n&acirc;h işleyenlere şef&acirc;at edeceğim) buyurmuştur.</p>

<p>KIYAMET G&Uuml;N&Uuml;!..</p>

<p>Bir seferinde Peygamber efendimiz;</p>

<p>(Her Peygamberin du&acirc;sı kab&ucirc;l olur. Her Peygamber, &uuml;mmeti i&ccedil;in d&uuml;ny&acirc;da du&acirc; etti. Ben ise, kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; &uuml;mmetime şef&acirc;at izni verilmesi i&ccedil;in du&acirc; ediyorum. İnş&acirc;allah du&acirc;m kab&ucirc;l olacak. M&uuml;şrik olmayanların hepsine şef&acirc;at edeceğim) buyurmuşlardır.</p>

<p>Netice olarak, ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri bildiriyor ki: Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;, her Peygamber şef&acirc;at edecektir. Sonra sırası ile &acirc;limler, şeh&icirc;tler, s&acirc;lihler, Kur&#39;&acirc;n-ı ker&icirc;mi tecv&icirc;d ile Allah rız&acirc;sı i&ccedil;in okuyan h&acirc;fızlar, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar şef&acirc;at edeceklerdir. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:</p>

<p>(Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml; şef&acirc;at edeceğim. Y&acirc; Rabb&icirc;! Kalbinde hardal zerresi kadar &icirc;m&acirc;n olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete giriniz diyeceğim.)</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=442]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 21:25:20 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İdarecilik]]></title>
<description><![CDATA[<p>Her idareci, elemanlarından iyi iş, y&uuml;ksek randıman bekler. Elemanlarının arı gibi &ccedil;alışıp bal yapmalarını ister. Bir kovandaki arıları, duman ile ka&ccedil;ırırsak veya hepsini &ouml;ld&uuml;r&uuml;rsek, balı kolayca almak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Fakat bu aldığımız son bal olur. Arılara ihtiya&ccedil;ları kadar bal bırakıp, kalan balı alırsak, arılar, bal yapmaya devam ederler.<br />
<br />
Kusursuz eleman bulunmaz. Marifet, onları kusurları ile kabul edip &ccedil;alıştırabilmektir. &Acirc;mir, elemanını tenkit ederse, o da savunmak mecburiyetinde kalır. Yaptığı yanlış işin doğru olduğunu ispat i&ccedil;in bin tane delil getirir. Kusuru kolay kolay kabul etmez. Tenkit edildiği i&ccedil;in de incinir, &ccedil;alışma azmi kırılır, istenilen verim alınamaz. İnsan &ccedil;alıştırmanın temel şartı, heves kırmamaktır.<br />
<br />
Her &acirc;mirin &acirc;miri vardır. Acaba bir &acirc;mir, kendi &acirc;mirine karşı iyi eleman mıdır? Elemanlarından beklediği saygıyı, işi, kendisi &acirc;mirine karşı yapabiliyor mu? Eğer kendisi &acirc;mirine karşı kusur ediyorsa, elemanlarının kusurlarını da g&ouml;rmemesi lazımdır. Acaba en b&uuml;y&uuml;k &acirc;mir olan Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya karşı g&uuml;nahsız, kusursuz bir kul muyuz? Eğer elemanların itaatsiz oldukları, vazifelerini aksattıkları g&ouml;r&uuml;l&uuml;yorsa, biz de vazifemizi yapmıyoruz demektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; <b>(Allah&rsquo;a itaat edene, b&uuml;t&uuml;n mahluklar itaat eder) </b>buyuruluyor.<br />
<br />
Mahkumların en canisi bile, kendini su&ccedil;suz kabul eder, yaptığı k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri makul sebeplerle a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışır, kendini iyi bir insan olarak bilir. Su&ccedil;lu bir mahkum kendini b&ouml;yle bilirse, diğer insanlar kendilerini ne zannetmez ki?<br />
<br />
Kusursuz insan olmadığına g&ouml;re, kusur bularak, tenkit ederek değil, iyi y&ouml;nlerini tespit edip o a&ccedil;ıdan yaklaşmak lazımdır. Her elemanın iyi ve k&ouml;t&uuml; y&ouml;nleri vardır. İyi y&ouml;nlerini takdir ederek yaklaşmalıdır! (Bu kadar tenkite darılmaz) diyerek işe tenkitle girmemelidir! Basit bir tenkit, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kıvılcımdır. Patlamaya hazır olan insan gururuna değer değmez, infilak etmesine sebep olur.<br />
<br />
Bir taşa &ccedil;arpanın su&ccedil;u taşta, yılanı eline alanın da su&ccedil;u yılanda bulması normal bir iş değildir. O halde, akıllı kimse; taşta, yılanda değil, kendinde kusur arar. Deliyi, kusurluyu azarlamaz. Şu halde, idareciliğin birinci şartı, hi&ccedil; kimseyi tenkit etmemektir. İkinci şartı ise insanları tanımaktır.<br />
<br />
İnsan, m&uuml;him bir şahsiyet, &ouml;nemli bir kişi olmak ister. Bu istek herhangi bir &ccedil;ırakta da vardır. Herkesin nefsi &acirc;mir, hatta ilah olmak ister. Meşhur bir artist olmak i&ccedil;in evlerinden ka&ccedil;an &ccedil;ok gen&ccedil; kız vardır. &Ouml;nemli kişi olma arzusu, insanı bir şiir veya bir kitap yazmaya, bir eser meydana getirmeye zorlar. Meşru yoldan ş&ouml;hrete kavuşamayan kimse, olay &ccedil;ıkartarak gazetelerde resimlerinin &ccedil;ıkmasını sağlar. Bir kahraman gibi gazetedeki resimlerine bakar.</p>

<p><span style="color:#B22222;"><strong>Mazlum kazanır, z&acirc;lim ise kaybeder</strong></span></p>

<p>İnsan &ouml;mr&uuml;, d&uuml;ny&acirc;nın &ouml;mr&uuml;ne nazaran sahrada esen bir r&uuml;zg&acirc;r gibidir. Bu &ccedil;ok kısa hayatta, acı g&uuml;nler de, tatlı g&uuml;nler de olur. Ama hepsi de ge&ccedil;er gider. Z&acirc;limin zulm&uuml; de ge&ccedil;er. Fakat z&acirc;limin zulm&uuml;, mazl&ucirc;mun boynunda asılı kalır. Zira &acirc;hırette mazl&ucirc;ma;</p>

<p>&quot;Onlar o zaman g&uuml;&ccedil;l&uuml;yd&uuml;, sen zayıftın. Onlardan ge&ccedil;ti ama senden ge&ccedil;medi. Şimdi sen konuş, sen s&ouml;yle&quot; denecek. Ve mazl&ucirc;mun g&uuml;n&acirc;hları alınıp, zulmedene verilecektir. İm&acirc;m-ı Tak&icirc; hazretleri buyurdu ki:</p>

<p>&quot;Zul&uuml;m yapan, z&acirc;lime yardım eden ve bu zulme r&acirc;zı olan, bu zulme ortaktır. Z&acirc;limin ad&acirc;letle ge&ccedil;en g&uuml;n&uuml;, kendisine, mazl&ucirc;mun zul&uuml;m g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; g&uuml;nden daha ağır gelir.&quot;</p>

<p>D&uuml;ny&acirc;ya milyarlarca insan gelmiş ve bir m&uuml;ddet yaşadıktan sonra, &ouml;l&uuml;p gitmişler. Bunların bazısı zengin, bazısı fak&icirc;r, kimi g&uuml;zel, kimi &ccedil;irkin, kimi z&acirc;lim, kimi de mazl&ucirc;m imiş. Ama o h&acirc;llerinin hepsi de ge&ccedil;ip gitmiştir. Bunlardan bir kısmı inanmış, &ccedil;oğu ise ink&acirc;r edip inanmamış. Hepsi de, y&acirc; sonsuz yok olacak y&acirc;hut kıy&acirc;met kopup, tekr&acirc;r dirilip inanmayanlar sonsuz az&acirc;b &ccedil;ekecektir. İnanmış olarak &ouml;lm&uuml;ş olanlar ise, r&acirc;hata, huzura ereceklerdir.</p>

<p>YA AZAP YA NİMET!..</p>

<p>Şu anda hayatta olan, kadın, erkek her insan da, bu iki h&acirc;lden yani ya sonsuz az&acirc;b veya sonsuz nimetlerden birisi ile karşı karşıyadır. Her insanın bunu iyi d&uuml;ş&uuml;nmesi l&acirc;zımdır. Zira birka&ccedil; sene sonra, bunlardan birisi de, insanın kendisi olacaktır. Ge&ccedil;miş seneler nasıl bir hay&acirc;l oldu ise, &ouml;l&uuml;m geldiği zam&acirc;n da, b&uuml;t&uuml;n bu &ouml;m&uuml;r, b&uuml;t&uuml;n bu hay&acirc;t, &ccedil;alışmalar ve didinmeler de hep hay&acirc;l olacaktır. O zam&acirc;n bir insan, acaba bu iki kısımdan hangisinde olmak ister? Hi&ccedil;birinden olmak istemem diyemez &ccedil;&uuml;nk&uuml; buna imk&acirc;n yoktur. &Ccedil;&acirc;resiz bir şekilde onlardan birisi olacaktır. Sonsuz ateşte yanmayı, ihtim&acirc;l bile olsa, kim isteyebilir ki? Eb&ucirc; İshak K&acirc;zer&ucirc;n&icirc; hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:</p>

<p>&quot;Z&acirc;limlerden ve bunlara yakın kimselerden uzak dur. Her kim bunlara meylederse, &acirc;lim ve faz&icirc;letli bile olsa, s&acirc;lihler ve Allah adamları yanında kıymetli olmaz. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Şu &uuml;&ccedil; şeyi yapanlar c&uuml;r&uuml;m işlemiş olur. İki topluluk arasında bozgunculuk yapıp, fitne &ccedil;ıkaranlar; ana-babasına &acirc;s&icirc; olanlar; z&acirc;limlerle dostluk kurup, onların zulm&uuml;ne yardımcı olanlar) ve yine; (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: &quot;Ben &acirc;lemlerin Rabbiyim. İzzet ve cel&acirc;lim hakkı i&ccedil;in z&acirc;limlerden intikam alırım. Bir kimse bir z&acirc;limin elinde bir mazl&ucirc;mun zulme uğradığını g&ouml;rse, buna m&acirc;ni olmaya g&uuml;c&uuml; yetip de, o mazl&ucirc;ma yardım etmezse, ondan intikam alırım) buyurdular.&quot;</p>

<p>Aklı olan bir kimse, zevklerini Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;sterdiği yoldan tem&icirc;n etmelidir. İsl&acirc;mın g&uuml;zel ahl&acirc;kı ile s&uuml;slenmeli, herkese iyilik etmeli, kendisine k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapanlara iyilikle karşılık vermeli, kimseye zul&uuml;m etmemelidir. İyilik yapamasa bile, hi&ccedil; olmazsa sabretmeli, isy&acirc;n etmemeli, fitne &ccedil;ıkarmamalı, yapıcı olmalıdır. B&ouml;ylece kendisi, hem zevklerine, r&acirc;hata, huz&ucirc;ra kavuşur ve hem de, &acirc;hıretin sonsuz az&acirc;blarından kurtulur. İsl&acirc;miyyete inanan ve uyan, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ihs&acirc;nına kavuşur, mes&ucirc;d olur. İnanmayan, bu sa&acirc;detten mahr&ucirc;m kalır.</p>

<p>&quot;SEN HAKLISIN!..&quot;</p>

<p>Netice olarak, d&uuml;ny&acirc;da aldanan, mazl&ucirc;m olan, g&ouml;zyaşı d&ouml;ken kazanır. Fakat aldatan, z&acirc;lim olan, ağlatan ise kaybeder. Aldananlar, &uuml;z&uuml;lenler ve ağlayanlar, mahşer g&uuml;n&uuml; miz&acirc;nın başında sevinecekler. Aldatanlar, &uuml;zenler ve ağlatanlar ise, orada kara kara d&uuml;ş&uuml;nceye dalacak ve &uuml;z&uuml;leceklerdir. Mahşer g&uuml;n&uuml;, d&uuml;nyada iken, haklı olmadıkları h&acirc;lde, nefislerinin arzularına uyarak haklıyım diyerek insanlara zulmedenler, onları ağlatanlar &uuml;z&uuml;lecekler. Haklı olduğu halde, m&uuml;&#39;min kardeşini &uuml;zmemek i&ccedil;in, sen haklısın diyenler ise, sevineceklerdir. Bunun i&ccedil;in, haklı olmadığı h&acirc;lde ben haklıyım demek &ccedil;ok tehlikelidir. İns&acirc;n, kendi nefsine g&ouml;re haklı olabilir, ama Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; indinde nasıl olduğunu, yani haklı mı haksız mı olduğunu bilemez. Onun i&ccedil;in, d&uuml;ny&acirc;da iken hak sahipleri ile hel&acirc;lleşmek, anlaşmak l&acirc;zımdır. Zira d&uuml;ny&acirc;da iken anlaşmakta, hel&acirc;lleşmekte, herkes i&ccedil;in hayır vardır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2376]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 08:50:54 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Dua okumakla fakirlikten kurtulmak]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> (Şu duayı okuyan fakirlikten kurtulur) deniyor. Dua okumakla fakirlikten nasıl kurtulunur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Dinimiz &ccedil;alışarak kazanmayı emretmektedir. <b>Hazret-i &Ouml;mer</b>, (&Ccedil;alışın, kazanın, &ccedil;alışmadan rızık beklemeyin! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; g&ouml;kten para yağdırmaz) buyurdu. <b>Hazret-i Lokman Hakim</b> de, (&Ccedil;alışmayıp muhta&ccedil; olanın dini ve aklı noksandır) buyurdu.<br />
<br />
Rızık i&ccedil;in endişe etmemeli! Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Her canlının rızkı Allah&rsquo;a aittir)</b> buyuruldu. (Hud 6)<br />
<br />
<b>(Şeytan, sizi fakirlikle korkutup, fahşaya s&uuml;r&uuml;kler </b>[cimriliğe, her t&uuml;rl&uuml; k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe teşvik eder.]<b>) </b>[Bekara 268]<br />
<br />
<b>(Yery&uuml;z&uuml;ne dağılın, Allah&rsquo;ın fazlından rızkınızı arayın!) </b>[Cuma 10]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(En g&uuml;zel rızık, helale, harama dikkat edilerek alın teri ile kazanılandır.)</b> [Nesai]<br />
<br />
<b>(İbadet on kısımdır, dokuzu &ccedil;alışıp helal kazanmaktır.)</b> [Deylemi]<br />
<br />
<b>&Ccedil;alışmak farzdır</b><br />
Nafakasını kazanacak ve bor&ccedil;larını &ouml;deyecek kadar &ccedil;alışıp kazanmak farzdır. Cafer Huldi hazretleri, (B&uuml;y&uuml;klerimiz, kendi i&ccedil;in değil, din kardeşlerine yardım i&ccedil;in, &ccedil;alışıp kazanmıştır) buyuruyor.<br />
<br />
M&uuml;sl&uuml;manlara yardım i&ccedil;in, cihad etmek i&ccedil;in fazla &ccedil;alışıp kazanmak m&uuml;stehaptır, iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(İnsanların en iyisi, insanlara faydalı olandır.)</b> [Kudai]<br />
<br />
Şu duayı okuyan fakirlikten kurtulur demek, o dua kabul olmuşsa, ona bir &ccedil;alışma kapısı a&ccedil;ılır veya ummadığı yerden rızka kavuşur demektir. Hastalığı i&ccedil;in dua eden de şifaya sebep olan ilaca veya başka bir sebeple sıhhate kavuşur. &Ccedil;alışmak rızkı artırmaz. Rızkı veren Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. &Ccedil;alışmak sebebe yapışmaktır. Sebeplere yapışmak s&uuml;nnettir. <b>(El-İhtiyar)</b><br />
[Duaların kabul olması i&ccedil;in Ehl-i s&uuml;nnet itikadında olmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerini yapıp yasaklarından ka&ccedil;mak gerekir.]<br />
<br />
İhtiya&ccedil;tan kurtulmak, bereketli rızka kavuşmak i&ccedil;in sebeplere yapışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(&Ouml;mr&uuml;m uzun, rızkım bol olsun diyen, akrabasını ziyaret etsin, g&ouml;r&uuml;p g&ouml;zetsin!) </b>[İ. Ahmed]<br />
<br />
<b>(Sabah uykusu rızka manidir.)</b> [Beyheki]<br />
<br />
<b>(Allah korkusunu sermaye edinen, rızka ticaretsiz ve sermayesiz kavuşur. Kur&#39;an-ı kerimde, </b>&quot;Kim Allah&rsquo;tan korkarsa, Allah ona bir &ccedil;ıkış yolu ihsan eder ve rızkını ummadığı yerden g&ouml;nderir&quot;<b> buyuruldu.)</b> [Talak 2, 3 - Taberani]<br />
<br />
<b>(Eve girerken </b>&quot;İhlas&quot; <b>suresini okuyan, fakirlik g&ouml;rmez.)</b> [T. Kurtubi]<br />
<br />
<b>(Sıkıntıya d&uuml;şen veya bor&ccedil;lanan, bin kere </b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/011.jpg" target="_blank">&quot;La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim&quot;</a><b> derse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; işini kolaylaştırır.)</b> [Şir&rsquo;a]<br />
<br />
<b>(G&uuml;nde y&uuml;z kere,</b> La ilahe illallah, el-melik&uuml;l hakkul m&uuml;bin, Muhammed&uuml;n Resulullah, sadikul v&acirc;dil emin<b> diyen, fakirleşmez, zenginleşir, kabirde kendisine yoldaş olur, Cennetin kapısını da a&ccedil;mış olur.)</b> [Hatib]<br />
<br />
<b>(Rızka kavuşan &ccedil;ok hamd etsin! Rızkı azalan istigfar etsin!)</b> [Hatib]<br />
<br />
<b>(Hamd</b>; &quot;Elhamd&uuml;lillah&quot;, <b>İstigfar</b>; &quot;Estagfirullah&quot; demektir. <b>İstigfar etmek</b>, g&uuml;nahların affına sebep olan iyilikleri yapmaktır.)<br />
<br />
<b>(Ana-babaya, evlada bakmak, kimseye muhta&ccedil; olmamak i&ccedil;in &ccedil;alışmak cihaddır.)</b> [İ. Asakir]<br />
<br />
<b>(İhtiyacını halka a&ccedil;an, ihtiya&ccedil;tan kurtulamaz. Allah&rsquo;a arz eden, ihtiya&ccedil;tan kurtulur.)</b> [Hakim]<br />
<br />
<b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sanat sahibi m&uuml;mini sever.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(&Ccedil;alışmayıp kendini sadaka isteyecek h&acirc;le d&uuml;ş&uuml;ren 70 şeye muhta&ccedil; olur.) </b>[Tirmizi]<br />
<br />
<b>(Kimseye muhta&ccedil; olmamak ve ana-baba, &ccedil;oluk-&ccedil;ocuğunu da muhta&ccedil; etmemek i&ccedil;in işe gidenin her adımı ibadettir.) </b>[Taberani]<br />
<br />
<b>(Ge&ccedil;imini helalinden kazanmak, Allah yolundaki cihad gibidir.) </b>[Deylemi]<br />
<br />
&Ccedil;ocuklarının ge&ccedil;imi i&ccedil;in sıkıntı &ccedil;eken birine, Peygamber efendimiz, <b>(Neden istigfar etmiyorsun? Ben g&uuml;nde y&uuml;z defa istigfar ederim)</b> buyurdu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlık, fakirlik, &ccedil;ocuksuzluktan şikayette bulunuldu. Hepsine de istigfar etmesini s&ouml;yledi. Sebebi sorulunca, Nuh suresinden şu mealdeki &acirc;yet-i kerimeleri okudu:<br />
<b>(&Ccedil;ok affedici olan Rabbinize istigfar edin ki, g&ouml;kten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullar ile yardım etsin, sizin i&ccedil;in bah&ccedil;eler, ırmaklar versin.)</b> [Nuh 10-12]<br />
<br />
İstigfar edileceği zaman y&uuml;z defa <b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/013.jpg" target="_blank">(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa h&uuml;vel hayyel kayyume ve etub&uuml; ileyh)</a></b> demeli ve manasını d&uuml;ş&uuml;nmelidir! Manası ş&ouml;yledir: (Kendisinden başka il&acirc;h bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allah&rsquo;a istigfar eder, g&uuml;nahlarıma pişman olup Ona sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde, Hay, ezeli ve ebedi bir hayatla diri olan, Kayyum, zatı ile kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]<br />
<br />
Bor&ccedil;tan kurtulmak i&ccedil;in, hadis-i şerifte bildirilen şu duayı okumalıdır:<br />
<b>(Allah&uuml;mme ekfini bihel&acirc;like an haramike ve agnini bi fadlike ammen siv&acirc;ke)</b> [Tirmizi]<br />
[Ya Rabbi! Beni hel&acirc;l ile yetinip, haramdan sakınan kullarından eyle ve fazlınla senden başkasına muhta&ccedil; etme!] (Mek. Rabbani)<br />
<br />
Her t&uuml;rl&uuml; tedbire rağmen, zengin olamayan da, haline ş&uuml;kretmeli, fakirliğe sabretmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hadis-i şerifte <b>(Fakirlik, d&uuml;nyada kusur ise de, ahirette s&uuml;st&uuml;r) </b>buyuruldu. Bir kişi &quot;Ya Resulallah! Vallahi seni seviyorum&quot; dedi, bunu &uuml;&ccedil; kere tekrar etti. Resulullah efendimiz, ona <b>(Beni seven, fakirlik i&ccedil;in bir zırh hazırlasın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; beni sevene fakirlik, dağın tepesinden inen selden daha s&uuml;ratli gelir)</b> buyurdu.<br />
<br />
Mal ne kadar &ccedil;ok olursa hesabı vardır, haramdan kazanılmışsa azabı vardır. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(O g&uuml;n, size verilen her nimetten sorguya &ccedil;ekileceksiniz.)</b> [Tekas&uuml;r 8]<br />
<br />
<b>Dert ve bor&ccedil;tan kurtulmak i&ccedil;in<br />
Sual:</b> Peygamber efendimizin, Eshab-ı kiramdan Ebu &Uuml;m&acirc;me hazretlerine, dertten ve bor&ccedil;tan kurtulması i&ccedil;in &ouml;ğrettiği dua nasıldır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Eshab-ı kiramdan, Ebu Said Hudri hazretleri anlatıyor:<br />
Resulullah efendimiz, bir g&uuml;n, mescide girdi ve Ensar&rsquo;dan Ebu &Uuml;m&acirc;me&rsquo;ye rastladı ve kendisine, <b>(Y&acirc; Eb&acirc; &Uuml;m&acirc;me! Namaz dışında niye mescidde oturuyorsun?) </b>diye sordu. Eb&ucirc; Um&acirc;me, (Beni saran dertler ve bor&ccedil;lar y&uuml;z&uuml;nden y&acirc; Res&ucirc;lallah) dedi. Resulullah, <b>(Sana bir du&acirc; &ouml;ğreteyim, bunu okuduğun zaman, Allah derdine dev&acirc; verir, borcunu &ouml;dettirir. Sabah ve akşam bu du&acirc;yı oku) </b>buyurdu. Dua ş&ouml;yledir: <b><a href="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Dualar/borcduası.jpg" target="_blank">(Allah&uuml;mme inn&icirc; e&ucirc;z&uuml; bike minel-hemmi vel-hazen ve e&ucirc;z&uuml; bike minel-aczi vel-kesel ve e&ucirc;z&uuml; bike minel-c&uuml;bni vel-buhl ve e&ucirc;z&uuml; bike min galebetid-deyni ve kahrir-ric&acirc;l.)</a></b><br />
<br />
Hazret-i Eb&ucirc; &Uuml;m&acirc;me, <b>(Bunu okudum, dertten ve bor&ccedil;tan kurtuldum)</b> dedi. (Ebu Davud)<br />
<br />
Bu dua, (Y&acirc; Rabbi, kederden, dertten, &acirc;cizlikten, tembellikten, korkudan, cimrilikten, borcumu &ouml;deyememekten ve insanların kahrından sana sığınırım) demektir.<br />
<br />
<b>Bor&ccedil;tan kurtulma duası<br />
Sual:</b> Bor&ccedil;tan kurtulma duası var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Muteber kitaplardan alınan bor&ccedil; duaları, internet sitemizde yazılıdır. Bunlardan bir tanesini bildiren bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Ya Mu&acirc;z! Bu duayı okursan, Uhud Dağı kadar borcun olsa da, Allah onu &ouml;demek nasip eder: Gulillahumme m&acirc;likel-m&uuml;lki t&uuml;&rsquo;til-m&uuml;lke men teş&acirc;&uuml; ve tenzi&uuml;l-m&uuml;lke mimmen teş&acirc;&uuml; ve t&uuml;izz&uuml; men teş&acirc;&uuml; ve t&uuml;zill&uuml; men teş&acirc;&uuml; bi-yedikel-hayr inneke al&acirc; k&uuml;lli şey&rsquo;in kad&icirc;r. T&ucirc;licul-leyle fin-neh&acirc;ri ve t&ucirc;lic&uuml;n-neh&acirc;re fil-leyli ve t&uuml;hricul-hayye minel meyyiti ve t&uuml;hricul-meyyite minel-hayyi ve terzuku men teş&acirc;&uuml; bi-gayri his&acirc;b. </b>[Buraya kadar olan kısım, &Acirc;l-i İmran s&ucirc;resinin 26-27. &acirc;yetleridir. Aslına bakarak okumalı.] <b>Rahmened-d&uuml;ny&acirc; vel-&acirc;hireti ve rah&icirc;meh&uuml;m&acirc; tu&rsquo;t&icirc;him&acirc; men teş&acirc;&uuml; ve temneu min-h&uuml;m&acirc; men teş&acirc;&uuml;, irhamn&icirc; rahmeten tu&rsquo;n&icirc;n&icirc; bih&acirc; ammen siv&acirc;ke.)</b> [Taberan&icirc;]</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1957]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 10:19:57 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Örnek Kaynana-3]]></title>
<description><![CDATA[<p>Salih 12 yaşına girmiş, ilkokulun beşinci sınıfına gitmektedir. Dersleri olduk&ccedil;a iyidir; ama &ouml;ğretmeni, her derste dini hafife alıcı konuşmalar yapmaktadır. Yine bir g&uuml;n dedi ki:<br />
&mdash; &Ccedil;ocuklar, g&ouml;r&uuml;lmeyen şeye inanmak ilme, fenne aykırıdır. G&ouml;r&uuml;lmeyen şey i&ccedil;in, vardır denilemez. Onun i&ccedil;in, g&ouml;r&uuml;lmeyen şeyin var olduğunu s&ouml;yleyenlere inanmayın!<br />
<br />
Salih, &ouml;ğretmenin bu s&ouml;zlerle Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ink&acirc;r ettiğini anladı; ama annesinin nasihatini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Annesi, <b>(Oğlum, her s&ouml;ylediğin doğru olmalı; ama her doğruyu her yerde s&ouml;ylemek doğru değildir. Arkadaşının veya &ouml;ğretmeninin hatası olabilir. Sakın m&uuml;nakaşa etme! Fitneye sebep olma! K&ouml;pr&uuml;y&uuml; ge&ccedil;ene kadar sabredenler, başarmıştır)</b> demişti. Ne yapması gerekirdi?<br />
<br />
D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, bir karara varamadı. <b>(&Ouml;ğretmenim, senin aklını g&ouml;remiyorum. O halde sende akıl yok)</b> dese, hi&ccedil; olmazdı. Ne demesi gerekirdi? Birden aklına bir şey geldi:<br />
<b>&mdash; &Ouml;ğretmenim dedi.</b><br />
<br />
&mdash; S&ouml;yle Salih!<br />
<br />
<b>&mdash; &Ouml;ğretmenim, g&ouml;r&uuml;lmeyen şey ger&ccedil;ekten yok mudur?</b><br />
<br />
&mdash; Elbette yoktur. Ş&uuml;phen mi var yoksa?<br />
<br />
<b>&mdash; Ama nasıl olur &ouml;ğretmenim? Ben bir insanın ruhunu ve aklını g&ouml;remiyorum. Ben bunları g&ouml;remediğim i&ccedil;in o kimsenin ruhsuz ve akılsız mı olması gerekir? </b><br />
<br />
Salih, daha &ccedil;ok şeyler s&ouml;yleyecekti; ama &ouml;ğretmeni, (Tamam) diyerek konuşmayı kesip ş&ouml;yle bir soru sordu:<br />
<b>&mdash; Salih, acaba bu yıl sınıfını ge&ccedil;ebilecek misin?</b><br />
<br />
&mdash; Derslerim iyi olduğuna g&ouml;re...<br />
<br />
<b>&mdash; Onu sınavlar bilir.</b><br />
<br />
Bir s&uuml;re sonra &ouml;ğretmen hastalandı. Yıl sonuna kadar derslere gelemedi. Sınavı diğer &ouml;ğretmenler yaptığı i&ccedil;in, Salih ilkokuldan mezun oldu. &Ouml;ğretmeni hasta olmasaydı, belki biraz zor mezun olurdu.<br />
<br />
Salih, yaz tatilinde T&uuml;rkiye gazetesi satmaya başladı. Vapurdan &ccedil;ıkanlara, gazete diye bağırıyordu. Bu arada, T&uuml;rkiye gazetesi hakkında yazılan bir şiiri de okuyordu:<br />
<br />
Eşi dostu hemen uyar<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
Kıymetini bilmez ağyar<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
Zaman akıp gider iken<br />
Evde sohbet eder iken<br />
Dağda davar g&uuml;der iken<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
Ger&ccedil;ekleri g&ouml;rmek i&ccedil;in,<br />
İlme değer vermek i&ccedil;in,<br />
Sapıklığı yermek i&ccedil;in<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
Son verelim cehalete<br />
Dur diyelim rezalete<br />
Koşmalıyız fazilete<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
Dinde verir nakle değer<br />
Soylu fikir, doğru haber,<br />
&Ccedil;oluk &ccedil;ocuk hep beraber,<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
G&ouml;sterelim biraz gayret<br />
Etmeliyiz hakka davet<br />
Demeliyiz hemen evet<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
K&ouml;yden k&ouml;ye, ilden ile<br />
Duyuralım dilden dile<br />
Dolaşmalı elden ele<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
Nurlanmalı b&uuml;t&uuml;n y&uuml;zler<br />
Yayılmalı g&uuml;zel s&ouml;zler<br />
Kapanmadan g&ouml;ren g&ouml;zler<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
İbret ile bakmak i&ccedil;in<br />
Selamete &ccedil;ıkmak i&ccedil;in<br />
Bir meşale yakmak i&ccedil;in<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
K&ouml;yden k&ouml;ye, ilden ile<br />
Duyuralım dilden dile<br />
Dolaştırıp elden ele<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
B&uuml;y&uuml;k nimet bu devirde<br />
Şifa olur bir&ccedil;ok derde<br />
İnmemişken g&ouml;ze perde<br />
Gel T&uuml;rkiye Okuyalım<br />
<br />
Gazetelerin hepsini satmadan d&ouml;nmek istemediği i&ccedil;in, eve hep ge&ccedil; geliyordu. Annesi ise, her g&uuml;n merakla pencere &ouml;n&uuml;nde bekler, uykuları ka&ccedil;ardı.<br />
<br />
Salih, ge&ccedil; kaldığı g&uuml;nler, <b>(Ana gibi y&acirc;r olmaz)</b> il&acirc;h&icirc;sini okuyarak gelirdi:<br />
<br />
Bebeğini avutur,<br />
Ninni ile uyutur,<br />
Kahır &ccedil;eker unutur,<br />
<b>Beşik sallar uyumaz,</b><br />
<b>Ana gibi y&acirc;r olmaz.</b><br />
<br />
Bakmaz &ouml;yle her lafa,<br />
Evl&acirc;ttan g&ouml;rse cefa,<br />
Eksilmez onda vefa.<br />
<b>Kırılan kalp sarılmaz,</b><br />
<b>Ana gibi y&acirc;r olmaz.</b><br />
<br />
Sitem etmez, g&uuml;cenmez,<br />
Hakkı &ccedil;oktur, &ouml;denmez,<br />
Ona &ouml;f bile denmez.<br />
<b>Et tırnaktan ayrılmaz,</b><br />
<b>Ana gibi y&acirc;r olmaz.</b><br />
<br />
Anneye &ccedil;ok h&uuml;rmet var,<br />
Rızasında Cennet var,<br />
Ayağını &ouml;p yalvar!<br />
<b>İyiliği sayılmaz, </b><br />
<b>Ana gibi y&acirc;r olmaz.</b><br />
<br />
Salih, gazete satmağa devam ederken T&Uuml;M-YIKIM isimli illegal bir &ouml;rg&uuml;t&uuml;n militanlarıyla karşılaştı. &Ouml;rg&uuml;t lideri, Salih&rsquo;in g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ık bir &ccedil;ocuk olduğunu anladı. &Ouml;rg&uuml;te hizmet etmesi i&ccedil;in cazip tekliflerde bulundu. Maksatlarının fakirlere yardım olduğunu s&ouml;yledi. İtimadını kazanmak i&ccedil;in Salih&rsquo;in cebine y&uuml;z lira koydu. Yarın yine aynı yerde buluşmak &uuml;zere evlerine g&ouml;nderdi.<br />
<br />
Salih, bu militanları, az bir hizmete karşılık dolgun bir &uuml;cret verdikleri i&ccedil;in, iyi, kalpli ve yardımsever insanlar olduklarını zannetti. Daha faydalı olabilmek i&ccedil;in geceleri &ouml;rg&uuml;t evinde yattı.<br />
<br />
Salih, annesinin meraklanacağını bildiği i&ccedil;in, ona bir mektup yazdı. Bir iki hafta gelemeyeceğini, emin bir yerde bulunduğunu ve merak etmemesini bildirdi.<br />
<br />
&Ouml;rg&uuml;t lideri, Salih&rsquo;e bin lira verdi. <b>Devrim</b> gazetesini satmaya g&ouml;nderdi. Arkasından da iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k militan g&ouml;ndererek, bin lirayı &ccedil;almalarını, bu m&uuml;mk&uuml;n olmazsa zorlamalarını s&ouml;yledi. İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k militan, gazete almak bahanesiyle Salih&rsquo;in yanına yaklaştılar. Paralarının bozuk olmadığını, parayı bozarak birer gazete vermesini s&ouml;ylediler. Salih c&uuml;zdanını &ccedil;ıkarınca k&uuml;&ccedil;&uuml;k boylusu, para dolu c&uuml;zdanı alıp ka&ccedil;tı. Diğeri de Salih&rsquo;i tutarak arkadaşının ka&ccedil;masını sağladı.<br />
<br />
Salih, olayı anlatmak i&ccedil;in karakola giderken &ouml;rg&uuml;t lideriyle karşılaştı. Durumu anlattı. &Ouml;rg&uuml;t lideri polise gitmesine mani oldu. Bin lira daha vererek gazete satmasına devam etmesini s&ouml;yledi.<br />
<br />
Ertesi g&uuml;n&uuml;, gazetelerde ş&ouml;yle bir acıklı haber &ccedil;ıktı:<br />
<b>&ldquo;Sahildeki trafik kazasında 12&ndash;13 yaşlarında bir &ccedil;ocuk feci şekilde ezilerek tanınmaz hale gelmiştir. &Uuml;zerinde &ccedil;ıkan kimlikten Salih oğlu Salih &Ouml;ks&uuml;z olduğu anlaşılmıştır.&rdquo;</b><br />
<br />
Bu haberi b&uuml;t&uuml;n gazeteler yazdığı gibi, radyo da s&ouml;ylemişti. Birka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r meraktan g&ouml;zlerine uyku girmeyen, hastalığı artan annesi haberi duyunca d&uuml;ş&uuml;p bayıldı. Komşu kadınlar su d&ouml;kerek ayıltmaya &ccedil;alıştılarsa da ayıltamadılar. Haseki Hastanesine kaldırdılar. Gerekli m&uuml;dahalelerden sonra bir ara g&ouml;zleri a&ccedil;ılır gibi olduysa da hastalığı sebebiyle kendine gelemedi, <b>(Salih, evl&acirc;dım) </b>diye sayıklamaya başladı.<br />
<br />
Doktorlar, kadının zayıf ve hasta olduğunu, oğlunun &ouml;l&uuml;m haberini duymasıyla b&uuml;y&uuml;k bir şok ge&ccedil;irdiğini, Allah&rsquo;tan &uuml;mit kesilmez ama durumunun ağır olduğunu s&ouml;ylediler.<br />
<br />
&Ouml;te taraftan gazetelerdeki trafik kazasını Salih de okudu, &ouml;nce hayret etti. Sonra olayı anladı. &Ouml;lenin kendisinin c&uuml;zdanını &ccedil;arpıp ka&ccedil;an &ccedil;ocuk olduğunu, parayı alıp ka&ccedil;arken arabanın altında kaldığını anladı. C&uuml;zdanında kendi kimliği bulunduğu i&ccedil;in haberdeki yanlışlığı fark etti.<br />
<br />
Salih, &ouml;rg&uuml;t liderine gazetedeki haberi g&ouml;sterdi. Annesinin de okumuş olma ihtimaline karşı, evlerine gitmek i&ccedil;in izin istedi. &Ouml;rg&uuml;t lideri bu akşam da yatıp yarın gitmesini s&ouml;yledi. Gece Salih&rsquo;in cebindeki b&uuml;t&uuml;n paraları aldı. Sabah olunca Salih parasını bulamadı. &Ouml;rg&uuml;t liderine durumu bildirdi. O da başka bir yerde d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş olabileceğini s&ouml;yledi. Salih, parayı gece yatarken yastığının altına koyduğunu s&ouml;ylemesi &uuml;zerine, <b>(Bizi hırsızlıkla mı su&ccedil;luyorsun?)</b> diyerek feci bir dayak attı.<br />
<br />
Salih ağlaya ağlaya eve gitti. Annesinin hastanede olduğunu &ouml;ğrendi. Hastaneye gitti. Annesinin yanına girdi. Kadıncağız g&ouml;zlerine inanamadı. Sevin&ccedil;ten tekrar bayıldı.<br />
<br />
Annesi ayıldıktan sonra Salih&rsquo;i kucakladı. Salih de bu acı tecr&uuml;belerden sonra, annesinin s&ouml;z&uuml;nden &ccedil;ıkmayacağına s&ouml;z verdi. <b><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3586">(Devamı bir sonraki sayfada) </a></b></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3585]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 12:20:07 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Tecvid dersleri (Video)]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.embed-container { background:#000; position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden; max-width: 100%; } .embed-container iframe, .embed-container object, .embed-container embed { position: absolute; top: 0; left: 0; width: 100%; height: 100%; }
</style>
<div class="embed-container"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="420" mozallowfullscreen="" src="https://player.vimeo.com/video/117994371?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" webkitallowfullscreen="" width="560"></iframe></div>

<p><a href="https://www.dropbox.com/scl/fi/rkpnsh16twegptvi3ridj/Tecvid_Dersleri.mp4?rlkey=rb8p9ucool590kvs84y1ahzy3&amp;st=rb8aa3v3&amp;dl=0" target="_blank"><img src="https://dinimizislam.com/video/Resimler/download_video.gif" style="border-width: 0px; border-style: solid; width: 137px; height: 27px;" /></a></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4344]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:30:29 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Türkiye Gazetesi]]></title>
<description><![CDATA[<p><strong>O, Bir Gazete Değil Bayraktır</strong></p>
<style type="text/css">.embed-container {
        background: #000;
        position: relative;
        padding-bottom: 56.25%;
        height: 0;
        overflow: hidden;
        max-width: 100%;
        border-radius:10px;

    }
    .embed-container iframe,
    .embed-container object,
    .embed-container embed {
        position: absolute;
        top: 0;
        left: 0;
        width: 100%;
        height: 100%;
        text-align: center;
    }
</style>
<div class="embed-container"><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/-E7Ud0RwRZs?si=DC1eSCNZ1Y8SRwtP&amp;rel=0" style="border-radius:10px;" title="YouTube video player" width="560"></iframe></div>

<p style="text-align:center"><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/abone" target="_blank"><img src="https://dinimizislam.com/Download/Resimler/Turkiye_Gazetesi_Logo.png" style="border-style: solid; border-width: 0px; width: 300px;" /></a></p>

<p><em>Her g&uuml;n <strong>Bizim Sayfa</strong>&#39;da, Sohbet, Menkıbeler, G&ouml;n&uuml;l Sultanları, Yolumuzu Aydınlatanlar k&ouml;şeleri,</em></p>

<p><em>Tarihimizi, k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetimizi, &uuml;lkemizi tanıtan makaleler, yazı dizileri,</em></p>

<p><b>Gazeteniz her sabah kapınıza gelsin.</b>&nbsp;</p>

<p>T&uuml;rkiye Gazetesi&#39;ne abone olan herkese&nbsp;<b>T&uuml;rkiye &Ccedil;ocuk Dergisi</b>&nbsp;hediye.</p>

<p><strong>Abone kayıt formu:</strong><br />
<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/abone" style="color:#0000FF;" target="_blank">T&uuml;rkiye Gazetesine abone olmak i&ccedil;in tıklayın...</a></p>

<div class="embed-container"><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/jDmL5A0kblM?si=ZM4CPVuk7xQOWeyk&amp;rel=0" style="border-radius:10px;" title="YouTube video player" width="560"></iframe></div>

<p>Abone olan okuyucularımızın gazeteleri her sabah adreslerine dağıtıcılarımız tarafından teslim edilir.</p>

<p><strong>Okuyucu Danışma Hattı:&nbsp;</strong><br />
Tel: 444 49 49 &minus; 0 212 454 3454&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<div style="background:#ffffff; padding:20px; border-radius:10px; border:1px #ccc dashed; margin-bottom:30px;">
<h3><strong><span style="color:#B22222;">Bir okuyucu mektubu</span></strong></h3>

<p><strong>Tatlı &ccedil;ok, bal başkadır,<br />
&Ccedil;i&ccedil;ek &ccedil;ok, g&uuml;l başkadır,<br />
Gazeteler &ccedil;ok ama;<br />
T&uuml;rkiye bambaşkadır&hellip; </strong></p>

<p>T&uuml;rkiye gazetesi, benim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli. Onu okuduğum i&ccedil;in, kendimi ve t&uuml;m okuyanları şanslı g&ouml;r&uuml;yorum.</p>

<p>Gazete dersek T&uuml;rkiye&rsquo;me haksızlık olur. O, benim i&ccedil;in, hazineye, cennete g&ouml;t&uuml;ren bir yol haritası. Okuyanlar bilir kıymetini&hellip;</p>

<p>Bu bir aşk &ouml;yk&uuml;s&uuml; gibi, inanın. Hani derler ya, aşk anlatılmaz, yaşanır, ger&ccedil;ekten T&uuml;rkiye&rsquo;m bana Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın aşkını, Resulullahın sevgisini, sevdiklerinin sevgisini, hayata geliş gayemi &ouml;ğretti.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya sonsuz hamd-&uuml; senalar olsun, tanışmak nasip oldu. T&uuml;rkiye gazetesinin sahiplerinden, &ccedil;alışanlarından, yazarlarından ve ailemden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; razı olsun; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ailem bana gazetemi temin etti. Onlara &ccedil;ok şey bor&ccedil;luyum. Onların hakkını &ouml;dememi Rabbim nasip etsin.</p>

<p>Elime alır, gazetemi nasıl okuyacağımı şaşırırım, y&uuml;ksekte tutarım, Bizim Sayfa&rsquo;ya kıyamam, yıllardır biriktiririm onları. Keser ilmihal yaparım, sevdiklerime hediye ederim kendimce. Sohbetlerde okurum onları. Hocalarımdan manen destek alırım, daha neler neler....</p>

<p>K&ouml;t&uuml; yayınlardan sakınmalı<br />
Her evde T&uuml;rkiye okunmalı!</p>

<p>Gazetem i&ccedil;in destan yazılsa az gelir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya emanet olun. Hayırlı g&uuml;nler dilerim can-u g&ouml;n&uuml;lden...</p>

<p><strong><em>Ayşe Kılı&ccedil; - Almanya </em></strong></p>
</div>

<div style="background:#ffffff; padding:20px; border-radius:10px; border:1px #ccc dashed; margin-bottom:30px;">
<h3><span style="color:#B22222;"><strong>Bir abone hatırası </strong></span></h3>

<p>Gazetemizi tanıtmak maksadıyla bazen arkadaşlarımızla abone &ccedil;alışmasına &ccedil;ıkıyoruz. Her &ccedil;ıkışımda, &ldquo;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın rızasına uygun hareket etmeye ve b&uuml;y&uuml;klerimizin vermiş olduğu bu kıymetli vazife i&ccedil;in s&ouml;z dinleyenlerden olmak saadetine kavuşmaya&rdquo; diye niyet ediyorum. Neticede nasibi olanlara vesile olmak i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n esnafı ziyaret ediyoruz. O g&uuml;n ofis elemanlarımızdan H&uuml;sn&uuml; abi ile birlikte &ccedil;alışıyorduk. Elimizdeki, &uuml;zerinde İhl&acirc;s Mağazası yazan poşetlerin i&ccedil;inde, ilmihal, takvim, Evliya zatların hayatlarını anlatan filmlerin DVD&rsquo;leri, kitaplar vardı. Bunları abone olanlara hediye ettiğimizi s&ouml;yleyerek, abone kaydı yapıyorduk.</p>

<p>Hava hafif yağmurluydu ve &ouml;n&uuml;m&uuml;ze su bayiliği yapan bir d&uuml;kk&acirc;n geldi. Selam verip d&uuml;kk&acirc;na girdik. Masa başında oturan adam, yerinden hışımla kalktı ve elimizdeki poşetlere bakıp:</p>

<p>- İhl&acirc;s&rsquo;tan mı geliyorsunuz? Bu d&uuml;kk&acirc;na İhl&acirc;s&rsquo;ın İ&rsquo;si dahi giremez. &Ccedil;ıkın gidin, yoksa zorla &ccedil;ıkarırım.</p>

<p><strong>- Beyefendi bir &ccedil;ayınızı i&ccedil;ip gitsek nasıl olur?</strong></p>

<p>- &Ccedil;ayınızı i&ccedil;in; ama İhl&acirc;s&rsquo;tan tek bir kelime bahsetmeyin, ona g&ouml;re!</p>

<p><strong>- Tamam, o zaman size bir takvim hediye ederiz, herhalde kabul edersiniz.</strong></p>

<p>- Ne takvimi, İhl&acirc;s&rsquo;ın mı? &Uuml;zerinde İhl&acirc;s mı yazıyor?</p>

<p>Dağıttığımız takvimler, her ne kadar T&uuml;rkiye gazetesinin yani İhl&acirc;s&rsquo;ın takvimi iseler de, bastırdığı takvimlerin &ouml;nemli bir kısmını abone &ccedil;alışmalarında kullanmamıza izin veren bir firmaya aitti. Bunu bildiğim i&ccedil;in:</p>

<p><strong>- Bakalım &uuml;zerinde ne yazıyor? Abi bak, Feza yazıyor, İhl&acirc;s yazmıyor, bir de sen bak istersen.</strong></p>

<p>- Kartonu bırak, takvimin i&ccedil;inde ne yazıyor, ona bakmak lazım.</p>

<p><strong>- Tamam abi, anlaştık, hemen takvimin i&ccedil;ine bakıyoruz, bakalım i&ccedil;inde neler yazıyor?</strong></p>

<p>Oturduğum andan itibaren, kontrol&uuml;n benden &ccedil;ıktığının farkına varmaya başlamıştım. Sadece neticenin nereye varacağını merak ediyor, nefsimin devreye girmemesine gayret g&ouml;steriyordum.</p>

<p><strong>- Abi bak, &ouml;ylesine bir sayfayı a&ccedil;alım, istersen kendin rasgele bir sayfa a&ccedil; ve beraber okuyalım, m&uuml;saade eder misin?</strong></p>

<p>- Tamam; ama bak baştan s&ouml;yledim, ihl&acirc;s dediğin anda kovarım.</p>

<p><strong>- Peki abi, kendin a&ccedil;!</strong></p>

<p>Takvimin herhangi bir sayfasını a&ccedil;ınca bir de ne g&ouml;reyim, &ldquo;Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki...&rdquo; diye başlayan bir yazı &ccedil;ıktı karşıma. İşte o anda, kontrol&uuml;n benimle hi&ccedil;bir alakası olmadığını tamamen anlamış oldum. Kendi kendime, bu durumun feyz ve bereketinden inşallah biz de nasipleniriz diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.</p>

<p><strong>- Abi bu, &ldquo;hikmet ehli zatlar&rdquo; kimlere deniyor biliyor musun?</strong></p>

<p>- Yok, hayır bilmiyorum.</p>

<p><strong>- Hikmet ehli zatlar, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sevdiği, se&ccedil;tiği ve kullarına beğendiği işleri yaptırsın diye g&ouml;nderdiği, evliya dediğimiz, s&ouml;z&uuml; dinde ge&ccedil;erli olan &acirc;lim zatlar demektir.</strong></p>

<p>- Tamam, anladım, ne buyuruyorlar?</p>

<p><strong>- O zaman okuyorum, beraber dinleyelim:</strong></p>

<p><strong>&ldquo;Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine g&uuml;zel ahlaklı olamaz. G&uuml;zel ahlakın ne olduğunu bilmez ki olabilsin&hellip;&rdquo;</strong></p>

<p>Sohbetin geneli kızmamak, &ouml;fkelenmemek ve haklı da olunsa kalp kırmamakla alakalıydı. <strong>&ldquo;Bir m&uuml;sl&uuml;manı incitmek, kalbini kırmak, K&acirc;be&rsquo;yi 70 kere yıkmaktan daha b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır&rdquo;</strong> hadis-i şerifi esnaf kardeşimizin &ccedil;ok etkilenmesine sebep oldu.</p>

<p>Sohbetin son kısmı şu şekilde bitiyordu; &ldquo;<strong>Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız, ister yapmayız; ama k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yaptın diye hesap sorarlar.&rdquo;</strong></p>

<p>Sonradan isminin M&uuml;jdat olduğunu &ouml;ğrendiğimiz esnaf, başladı kırgınlığını izah etmeye. Ancak bir şey dikkatimi &ccedil;ekti, kırgınlığı tamamen g&uuml;ven duygularını istismar ettiğine inandığı kişilereydi. Neticede, her kurumda b&ouml;yle kimseler olabilirdi. M&uuml;essesemizin yapısına ve hizmet anlayışına en ufak bir muhalefeti yoktu. Ancak şirketlerimizden biriyle yapmış olduğu ticari işlerde, g&ouml;rm&uuml;ş olduğu zarar ve karşılaştığı muamele neticesinde aralıksız 10 sene devam ettiği gazetemiz aboneliğine son vermiş. Bir daha da benim kapımdan İhl&acirc;s&rsquo;ın ne gazetesi, ne de herhangi bir iş ve hizmeti giremez demiş.</p>

<p>Ona dedim ki:</p>

<p><strong>- Gel, pire i&ccedil;in yorgan yakma. Bizler gelip ge&ccedil;iciyiz; ama bu camia inşallah kıyamete kadar devam edecek. Devam ettiği s&uuml;rece de, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın dinini, sevdiklerini anlatmaktan ve bu anlatılanları da daha &ccedil;ok insanın duymasını, istifade etmesini sağlamak i&ccedil;in &ccedil;alışmaktan imtina etmeyecek.</strong></p>

<p>O sırada da &ouml;yle bir sağanak yağmur başladı ki, tam rahmet-i ilahi. Bir m&uuml;ddet birlikte yağmuru seyrettikten sonra:</p>

<p><strong>- Bu yağmurun nasıl rahmet ve ger&ccedil;ek olduğuna inanıyorsan, bu kurumun da d&uuml;r&uuml;st ve g&uuml;venilir olduğuna, &uuml;zerinde hakkı olan kişiyle helalleşmek i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n imk&acirc;nlarını kullandığına ve sonuna kadar da kullanacağına inanman gerekir.</strong></p>

<p>- Benim aslında kuruma s&ouml;z&uuml;m yok. Gecikmeyle de olsa benim herhangi bir alacağım kalmadı. Bir tek, şimdi isimlerini bile hatırlamadığım kişilerin yaptıkları aklıma geldik&ccedil;e kızgınlığım devam ediyor. Ben şimdi tekrar abone olursam, kendime ihanet etmiş olurum; &ccedil;&uuml;nk&uuml; yemin etmedim; ama almam, aldırmam dedim. Beni anlayın l&uuml;tfen!</p>

<p><strong>- Şimdi abi, gel şu gazetenin i&ccedil;ine beraber bakalım, neler yazıyor? Bak bu gazetenin başladığı g&uuml;nden bug&uuml;ne, aksatmadan yazdığı b&uuml;y&uuml;k zatlar var. Hani dedik ya, hikmet ehli zatlar... Mesela bug&uuml;nk&uuml; gazetede, bak, İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdikleri, Evliya zatların menkıbeleri ve sual soranların cevaplarını yazıyor. Bu g&uuml;zel bilgileri kim &ouml;ğrenmek istemez?</strong></p>

<p>- O arkadaşların yaptıkları k&ouml;t&uuml;l&uuml;k y&uuml;z&uuml;nden g&ouml;nl&uuml;m istemiyor.</p>

<p><strong>- Ya M&uuml;jdat abi, sen temiz bir insansın, onun i&ccedil;in bu kadar s&ouml;z&uuml; uzattık, hakkını helal et! O zaman, bırak şu nefsin sana verdiği inadı! Bak buraya gelen biziz; ama sana bizi g&ouml;nderen Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Kim bilir, belki de bundan sonra gazetede okuyacak olduğun bilgiler senin kurtuluşuna vesile olacak. Şu DVD&rsquo;lerini verdiğimiz zatlar da, kendilerini sevenlere ahirette şefaat edecekler. Bu sence az bir nimet mi?</strong></p>

<p>- Az bir nimet olur mu, tabii ki b&uuml;y&uuml;k devlet! Ama bilmem ki ne yapsam, kafam karıştı.</p>

<p><strong>- Abi, d&uuml;ş&uuml;nmeye gerek yok. Bak senin de &ccedil;ok vaktini aldık, bizim daha uğrayacak yerlerimiz var. Bu ilmihal, DVD, takvim ve kitaplar sana hediyemiz. Sen sadece bunları oku, seyret, bize de dua et! Diğer meseleler de hatırına gelirse, &uuml;st&uuml;nde durma, at arkaya! Ahirette kazanan sen olursun. Eden kendine eder.</strong></p>

<p>Karşılıklı helalleştik, kucaklaşıp abone kaydı i&ccedil;in kartını aldık. Hediyeleri bıraktıktan sonra dışarı &ccedil;ıktık. Yağmurun şiddeti azalmıştı. Yanımdaki H&uuml;sn&uuml; abiye dedim ki;</p>

<p><strong>- H&uuml;sn&uuml; abi, epey zaman kaybettik; ama boşa k&uuml;rek de sallamadık değil mi?</strong></p>

<p>- Mehmet abi, bu, en az on yirmi aboneye bedel&hellip;</p>

<p><strong>- Orada konuşan bizdik belki; ama aboneyi yapan b&uuml;y&uuml;klerimiz idi. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bizleri inşallah onların g&uuml;venlerine ve sevgilerine layık eyler. O zaman işimiz &ccedil;ok kolay. Bizi bize bırakmazlar, az &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi. Yoksa bize kalsa ne olurdu sence?</strong></p>

<p>- Abi, kesin dayak yer &ouml;yle &ccedil;ıkardık oradan. Adam nasıl &ouml;fkeli ve d&ouml;vecek gibiydi, resmen kuzu oldu. Benim asıl dikkatimi &ccedil;eken ve h&acirc;l&acirc; etkisinde kaldığım bir husus var. Sen orada takvimin sayfasını a&ccedil;arken rasgele a&ccedil;tın, ben şahidim. Yani demek istediğim, a&ccedil;tığın sayfada yemek tarifi de &ccedil;ıkabilirdi. &Uuml;stelik &ccedil;ıkan yazı, herhangi konuda da değil, bizzat bizim i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z durumla alakalıydı. Adam &ccedil;ok &ouml;fkeli ve laf dinlemeyecek gibiydi. Ama bu sohbet adamı resmen kuzuya &ccedil;evirdi. Şimdi Mehmet abi, bu olay bize anlatılsa o kadar etkilenmezdim; ama bunu bizzat yaşamak bana &ccedil;ok tesir etti. Gazetemizin ve takvimimizin kıymetini daha iyi anladım.</p>

<p><strong>- Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini ne kadar bilir ve ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; de o derece eda edersek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; inşallah bizlere nice g&uuml;zellikler yaşatır.</strong></p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya sonsuz ş&uuml;k&uuml;rler olsun. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; b&uuml;y&uuml;klerimize sıhhat ve afiyetler versin. Bizleri de sevgilerine ve g&uuml;venlerine layık kullarından eylesin. İnşallah d&uuml;nyada olduğumuz gibi ahirette de onlarla beraber oluruz.</p>

<p><strong><em>Mehmet Tekin</em></strong></p>
</div>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=13796]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:49:33 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Dinimiz İslam Tanıtım Videosu]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.embed-container { background:#000; position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden; max-width: 100%; } .embed-container iframe, .embed-container object, .embed-container embed { position: absolute; top: 0; left: 0; width: 100%; height: 100%; }
</style>
<div class="embed-container"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="420" mozallowfullscreen="" src="https://player.vimeo.com/video/64536021?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" webkitallowfullscreen="" width="560"></iframe></div>

<p>Size eşsiz bir hizmetin kapılarını ardına kadar a&ccedil;ıyoruz...</p>

<p>Artık dini konudaki hi&ccedil;bir sorunuz cevapsız kalmayacak...</p>

<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; size dini konularda b&uuml;t&uuml;n konularda cevap bulacağınız muazzam bir hizmet sunuyoruz...</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com">www.dinimizislam.com</a></p>

<p>Binlerce dini soruya nakle dayanan cevapların verildiği, ziyaret&ccedil;i sayınının 100 milyonu aştığı, Sevgili Peygamberimizin <strong>&quot;Benim ve Eshabımın yolunda olanlardır&quot;</strong> diye işaret buyurduğu doğru yoldan kıl kadar ayrılmayan binlerce Ehl-i S&uuml;nnet aliminin tamamen nakle dayanan ve y&uuml;zbinlerle eserinden oluşturulan binlerce evliyanın doğru olduğunu tasdik ettiği ve amel ettiği sağlam bilgilerle oluşturulan <a href="https://dinimizislam.com">www.dinimizislam.com</a> sitemizde b&uuml;t&uuml;n dini sorularınıza mutlak doğru cevapları bulacaksınız.</p>

<p>Sitemizde dilerseniz arama butonuna aradığınız konuyu yazıp cevabını alabilir, dilerseniz ana başlıklar altında sınıflandırılmış olan konu başlıklarına tıklayarak istediğiniz konuda bilgi sahibi olabilirsiniz.</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com">www.dinimizislam.com</a> sitesinde kişilerin kendi fikirlerine g&ouml;r değil, tamamen nakle dayanan delilleriyle ve kaynak eserleriyle belirtilen sağlam dini bilgilerle i&ccedil;iniz rahat edecek, her bir dini hususun hakikatini ve doğrusunu &ouml;ğrenmenin mutluluğunu yaşayacaksınız.</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com">www.dinimizislam.com</a> <strong>&quot;Yanı başınızdaki hakiki dostunuz&quot;</strong></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=13764]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 29 Dec 2025 20:53:00 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Elifba dersleri (19 Ders - Tamamı)]]></title>
<description><![CDATA[<link href="https://dinimizislam.com/apps/elifba-dersleri/elifba.css?v=7.3" rel="stylesheet" />
<div class="elifba-wrap" data-elifba="true" data-img-base="https://dinimizislam.com/apps/elifba-dersleri/img/" data-img-ext=".png" data-img-prefix="Elifba_Ders_" data-total="19">
<article aria-live="polite" class="elifba-card">
<header class="elifba-head">
<div class="elifba-left"><button aria-controls="elifbaOverlay" aria-haspopup="dialog" aria-label="Ders menüsünü aç" class="elifba-hamburger" id="elifbaMenuBtn" type="button"></button>
<div class="elifba-titles">
<h2 id="elifbaLessonTitle">Elifba (1. Ders)</h2>

<div class="elifba-sub" id="elifbaLessonSub">Kuran-ı Kerim Harfleri</div>
</div>
</div>

<nav aria-label="Ders gezinme" class="elifba-nav"><a class="elifba-btn" href="#" id="elifbaPrevBtn">&larr; 18</a> <a class="elifba-btn primary" href="https://www.hakikatkitabevi.net/book.php?bookCode=287" id="elifbaHomeBtn" rel="noopener" target="_blank">Elifba (PDF)</a> <a class="elifba-btn" href="#" id="elifbaNextBtn">19 &rarr;</a></nav>
</header>

<figure class="elifba-figure"><img alt="" decoding="async" height="1697" id="elifbaLessonImg" loading="eager" src="" width="1200" /></figure>
</article>

<p class="elifba-hint">İpucu: <code>&larr;</code>/<code>&rarr;</code> ile ders değiştir, <code>ESC</code> ile men&uuml;y&uuml; kapat.</p>

<div aria-hidden="true" aria-modal="true" class="elifba-overlay" id="elifbaOverlay" role="dialog">
<div class="elifba-sheet" role="document">
<div class="elifba-sheetHead"><strong>Elifba Ders Se&ccedil;</strong><button aria-label="Kapat" class="elifba-closeBtn" id="elifbaCloseOverlay" type="button">&#10005;</button></div>

<div class="elifba-sheetBody">
<div class="elifba-grid" id="elifbaLessonGrid">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<script defer src="https://dinimizislam.com/apps/elifba-dersleri/elifba.js?v=7.3"></script>]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14996]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 05:00:37 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[2026 yılı dini günler ve geceler]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.dinigunler a { color:#B22222; text-decoration:underline;} 
.dinigunler p {margin-bottom:20px;}
</style>
<div class="dinigunler">
<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2010" target="_blank"><strong>Mirac Kandili</strong></a><br />
<strong>15 Ocak 2026 Perşembe</strong><br />
26 Receb 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2009" target="_blank"><strong>Berat Kandili</strong></a><br />
<strong>2 Şubat 2026 Pazartesi</strong><br />
14 Şaban 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1056" target="_blank"><strong>Ramazan-ı Şerif&#39;in Başlangıcı</strong></a><br />
<strong>19 Şubat 2026 Perşembe</strong><br />
1 Ramazan 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2007" target="_blank"><strong>Kadir Gecesi</strong></a><br />
<strong>16 Mart 2026 Pazartesi</strong><br />
26 Ramazan 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2015" target="_blank"><strong>Ramazan (Fıtr) Bayramı 1. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>20 Mart 2026 Cuma</strong><br />
1 Şevval 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2015" target="_blank"><strong>Ramazan (Fıtr) Bayramı 2. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>21 Mart 2026 Cumartesi</strong><br />
2 Şevval 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2015" target="_blank"><strong>Ramazan (Fıtr) Bayramı 3. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>22 Mart 2026 Pazar</strong><br />
3 Şevval 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2014" target="_blank"><strong>Terviye G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>25 Mayıs 2026 Pazartesi</strong><br />
8 Zilhicce 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2014" target="_blank"><strong>Arefe G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>26 Mayıs 2026 Salı</strong><br />
9 Zilhicce 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 1. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>27 Mayıs 2026 &Ccedil;arşamba</strong><br />
10 Zilhicce 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 2. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>28 Mayıs 2026 Perşembe</strong><br />
11 Zilhicce 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 3. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>29 Mayıs 2026 Cuma</strong><br />
12 Zilhicce 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 4. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>30 Mayıs 2026 Cumartesi</strong><br />
13 Zilhicce 1447</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2012" target="_blank"><strong>Hicri Yılbaşı Gecesi</strong></a><br />
<strong>15 / 16 &nbsp;Haziran 2026 Pazartesi / Salı</strong><br />
29 Zilhicce / 1 Muharrem 1447-1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2012" target="_blank"><strong>Hicri Yılbaşı G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>16 Haziran 2026 Salı</strong><br />
1 Muharrem 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2013" target="_blank"><strong>Aş&ucirc;re Gecesi</strong></a><br />
<strong>24 / 25 Haziran 2026 &Ccedil;arşamba / Perşembe</strong><br />
9 / 10 Muharrem 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2013" target="_blank"><strong>Aş&ucirc;re G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>25 Haziran 2026 Perşembe</strong><br />
10 Muharrem 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2008" target="_blank"><strong>Mevlid Kandili</strong></a><br />
<strong>24 Ağustos 2026 Pazartesi</strong><br />
11 Rebiulevvel 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2019" target="_blank"><strong>&Uuml;&ccedil; Ayların Başlangıcı</strong></a><br />
<strong>10 Aralık 2026 Perşembe</strong><br />
1 Receb 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2011" target="_blank"><strong>Regaib Kandili</strong></a><br />
<strong>10 Aralık 2026 Perşembe</strong><br />
1 Receb 1448</p>

<p><strong>Terviye g&uuml;n&uuml;,</strong> Zilhicce&#39;nin 8. g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Bug&uuml;n hacılar Mekke&#39;den Mina&#39;ya giderler. Hadis-i şerifde,<strong> (Bir M&uuml;sl&uuml;man, Terviye g&uuml;n&uuml; oru&ccedil; tutarsa ve g&uuml;nah s&ouml;z s&ouml;ylemezse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, onu elbette Cennete sokar)</strong>&nbsp;buyuruldu. Bug&uuml;ne Terviye denmesinin sebebi, hacıların o g&uuml;n Zemzem suyundan &ccedil;ok i&ccedil;ip kanmalarındandır.</p>
</div>

<p>Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen g&uuml;n&uuml;n ismi verilir. &Ouml;nceki g&uuml;n&uuml; &ouml;ğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine (İmsak vaktine) kadar olan zamandır.</p>

<p>Arefe ve &uuml;&ccedil; kurban g&uuml;nlerinin geceleri b&ouml;yle değildir. Bu d&ouml;rt gece, bu g&uuml;nleri takip eden gecelerdir. Arefe, Zilhicce&#39;nin dokuzuncu g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. <strong>Başka g&uuml;nlere &quot;Arefe&quot; denmez!.. </strong>Kurban bayramı geceleri, Kurban bayramının birinci, ikinci ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;nlerinden sonraki gecelerdir. Bu &uuml;&ccedil; g&uuml;ne, <strong>(Eyy&acirc;m-i nahr) </strong>denir.</p>

<p>Yukarıdaki m&uuml;barek gecelerden, Mevlid, Berat, Mirac ve Regaib gecelerine, <strong>(Kandil)</strong> geceleri denir.</p>

<p>Bu m&uuml;barek gecelerden başka, Receb ayının her gecesi, Ramazan (Fıtr) bayramının diğer geceleri, Zilhicce ayının ilk on geceleri, Muharremin ilk on geceleri ve her Cuma ve Pazartesi gecesi de m&uuml;barek gecelerdir.</p>

<p><strong>Bu geceleri ihya etmeli, yani kaza namazları kılmalı, Kur&rsquo;an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, m&uuml;sl&uuml;manları sevindirmeli, bunların sevablarını &ouml;l&uuml;lere de g&ouml;ndermelidir. Bu gecelere saygı g&ouml;stermelidir. Saygı g&ouml;stermek, g&uuml;nah işlememekle olur.</strong></p>

<p>Bilgi i&ccedil;in:&nbsp;<a href="https://www.turktakvim.com/" target="_blank">www.turktakvim.com</a></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14960]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 05:00:37 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[2027 yılı dini günler ve geceler]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.dinigunler a { color:#B22222; text-decoration:underline;} 
.dinigunler p {margin-bottom:20px;}
</style>
<div class="dinigunler">
<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2010" target="_blank"><strong>Mirac Kandili</strong></a><br />
<strong>4 Ocak 2027 Pazartesi</strong><br />
26 Receb 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2009" target="_blank"><strong>Berat Kandili</strong></a><br />
<strong>22 Ocak 2027 Cuma</strong><br />
14 Şaban 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1056" target="_blank"><strong>Ramazan-ı Şerif&#39;in Başlangıcı</strong></a><br />
<strong>8 Şubat 2027 Pazartesi</strong><br />
1 Ramazan 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2007" target="_blank"><strong>Kadir Gecesi</strong></a><br />
<strong>5 Mart 2027 Cuma</strong><br />
26 Ramazan 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2015" target="_blank"><strong>Ramazan (Fıtr) Bayramı 1. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>9 Mart 2027 Salı</strong><br />
1 Şevval 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2015" target="_blank"><strong>Ramazan (Fıtr) Bayramı 2. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>10 Mart 2027 &Ccedil;arşamba</strong><br />
2 Şevval 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2015" target="_blank"><strong>Ramazan (Fıtr) Bayramı 3. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>11 Mart 2027 Perşembe</strong><br />
3 Şevval 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2014" target="_blank"><strong>Terviye G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>14 Mayıs 2027 Cuma</strong><br />
8 Zilhicce 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2014" target="_blank"><strong>Arefe G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>15 Mayıs 2027 Cumartesi</strong><br />
9 Zilhicce 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 1. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>16 Mayıs 2027 Pazar</strong><br />
10 Zilhicce 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 2. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>17 Mayıs 2027 Pazartesi</strong><br />
11 Zilhicce 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 3. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>18 Mayıs 2027 Salı</strong><br />
12 Zilhicce 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14933" target="_blank"><strong>Kurban Bayramı 4. G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>19 Mayıs 2027 &Ccedil;arşamba</strong><br />
13 Zilhicce 1448</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2012" target="_blank"><strong>Hicri Yılbaşı Gecesi</strong></a><br />
<strong>5 / 6 &nbsp;Haziran 2027 Cumartesi / Pazar</strong><br />
30 Zilhicce / 1 Muharrem 1448-1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2012" target="_blank"><strong>Hicri Yılbaşı G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>6 Haziran 2027 Pazar</strong><br />
1 Muharrem 1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2013" target="_blank"><strong>Aş&ucirc;re Gecesi</strong></a><br />
<strong>14 / 15 Haziran 2027 Pazartesi / Salı</strong><br />
9 / 10 Muharrem 1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2013" target="_blank"><strong>Aş&ucirc;re G&uuml;n&uuml;</strong></a><br />
<strong>15 Haziran 2027 Salı</strong><br />
10 Muharrem 1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2008" target="_blank"><strong>Mevlid Kandili</strong></a><br />
<strong>13 Ağustos 2027 Cuma</strong><br />
11 Rebiulevvel 1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2019" target="_blank"><strong>&Uuml;&ccedil; Ayların Başlangıcı</strong></a><br />
<strong>29 Kasım 2027 Pazartesi</strong><br />
1 Receb 1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2011" target="_blank"><strong>Regaib Kandili</strong></a><br />
<strong>2 Aralık 2027 Perşembe</strong><br />
4 Receb 1449</p>

<p><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2010" target="_blank"><strong>Mirac Kandili</strong></a><br />
<strong>24 Aralık 2027 Cuma</strong><br />
26 Receb 1449</p>
</div>

<p><strong>Terviye g&uuml;n&uuml;,</strong> Zilhicce&#39;nin 8. g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Bug&uuml;n hacılar Mekke&#39;den Mina&#39;ya giderler. Hadis-i şerifde,<strong> (Bir M&uuml;sl&uuml;man, Terviye g&uuml;n&uuml; oru&ccedil; tutarsa ve g&uuml;nah s&ouml;z s&ouml;ylemezse, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, onu elbette Cennete sokar)</strong>&nbsp;buyuruldu. Bug&uuml;ne Terviye denmesinin sebebi, hacıların o g&uuml;n Zemzem suyundan &ccedil;ok i&ccedil;ip kanmalarındandır.</p>

<p>Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen g&uuml;n&uuml;n ismi verilir. &Ouml;nceki g&uuml;n&uuml; &ouml;ğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine (İmsak vaktine) kadar olan zamandır.</p>

<p>Arefe ve &uuml;&ccedil; kurban g&uuml;nlerinin geceleri b&ouml;yle değildir. Bu d&ouml;rt gece, bu g&uuml;nleri takip eden gecelerdir. Arefe, Zilhicce&#39;nin dokuzuncu g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. <strong>Başka g&uuml;nlere &quot;Arefe&quot; denmez!.. </strong>Kurban bayramı geceleri, Kurban bayramının birinci, ikinci ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;nlerinden sonraki gecelerdir. Bu &uuml;&ccedil; g&uuml;ne, <strong>(Eyy&acirc;m-i nahr) </strong>denir.</p>

<p>Yukarıdaki m&uuml;barek gecelerden, Mevlid, Berat, Mirac ve Regaib gecelerine, <strong>(Kandil)</strong> geceleri denir.</p>

<p>Bu m&uuml;barek gecelerden başka, Receb ayının her gecesi, Ramazan (Fıtr) bayramının diğer geceleri, Zilhicce ayının ilk on geceleri, Muharremin ilk on geceleri ve her Cuma ve Pazartesi gecesi de m&uuml;barek gecelerdir.</p>

<p><strong>Bu geceleri ihya etmeli, yani kaza namazları kılmalı, Kur&rsquo;an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, m&uuml;sl&uuml;manları sevindirmeli, bunların sevablarını &ouml;l&uuml;lere de g&ouml;ndermelidir. Bu gecelere saygı g&ouml;stermelidir. Saygı g&ouml;stermek, g&uuml;nah işlememekle olur.</strong></p>

<p>Bilgi i&ccedil;in:&nbsp;<a href="https://www.turktakvim.com/" target="_blank">www.turktakvim.com</a></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=15512]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 00:40:38 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Aile Rehberi (Şablon Sayfa)]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.topic-container {
            max-width: 1200px;
            margin: 0 auto;
            padding: 40px 20px;
        }

        .page-header {
            text-align: center;
            color: white;
            margin-bottom: 50px;
        }

        .page-header h1 {
            font-size: 2.5rem;
            text-shadow: 2px 2px 4px rgba(0,0,0,0.2);
        }

        .topics-grid {
            display: grid;
            grid-template-columns: repeat(2, 1fr);
            gap: 25px;
            margin-top: 40px;
        }

        .topic-card {
            background: white;
            border-radius: 15px;
            overflow: hidden;
            box-shadow: 0 10px 30px rgba(0,0,0,0.2);
            transition: transform 0.3s ease, box-shadow 0.3s ease;
            text-decoration: none;
            color: inherit;
            display: block;
        }

        .topic-card:hover {
            transform: translateY(-5px);
            box-shadow: 0 15px 40px rgba(0,0,0,0.3);
        }

        .topic-card:focus {
            outline: 3px solid #667eea;
            outline-offset: 3px;
        }

        .topic-image {
            width: 100%;
            height: 200px;
            object-fit: cover;
            display: block;
        }

        .topic-content {
            padding: 20px;
        }

        .topic-title {
            font-size: 1.3rem;
            color: #2d3748;
            font-weight: 600;
            line-height: 1.4;
            margin-bottom: 10px;
        }

        .topic-description {
            font-size: 0.95rem;
            color: #718096;
            line-height: 1.6;
        }

        /* Responsive Design */
        @media (max-width: 768px) {
            .topics-grid {
                grid-template-columns: 1fr;
                gap: 20px;
            }

            .page-header h1 {
                font-size: 2rem;
            }

            .page-header p {
                font-size: 1rem;
            }

            .topic-title {
                font-size: 1.2rem;
            }

            .topic-image {
                height: 180px;
            }
        }

        @media (max-width: 480px) {
            .topic-container {
                padding: 20px 10px;
            }

            .page-header h1 {
                font-size: 1.6rem;
            }

            .topic-card {
                border-radius: 10px;
            }

            .topic-image {
                height: 160px;
            }

            .topic-content {
                padding: 15px;
            }
        }

        /* Accessibility */
        @media (prefers-reduced-motion: reduce) {
            .topic-card {
                transition: none;
            }
        }

        /* Print styles */
        @media print {
            body {
                background: white;
            }
            
            .topic-card {
                break-inside: avoid;
                box-shadow: none;
                border: 1px solid #ddd;
            }
        }
</style>
<div class="topic-container">
<header class="page-header">
<h1>İslam&#39;da Aile Hakları ve Sorumluluklar</h1>
</header>

<div class="topics-grid"><!-- 1. Ana Baba Hakkı --><a aria-label="Ana baba hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="ana-baba-hakki.html"><img alt="Ana baba ile çocukları arasındaki sevgi ve saygıyı temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="ana-baba-hakki.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Ana baba hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="ana-baba-hakki.html">Ana Baba Hakkı</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Ana baba hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="ana-baba-hakki.html">İslam&#39;da anne ve babanın haklarını, &ccedil;ocukların sorumluluklarını ve aile i&ccedil;i saygı ilkelerini &ouml;ğrenin.</a></p>
</div>
<a aria-label="Ana baba hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="ana-baba-hakki.html"> </a> <!-- 2. Koca Hakkı --> <a aria-label="Koca hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="koca-hakki.html"> <img alt="Evlilik birliği ve eşler arası sorumlulukları temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="koca-hakki.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Koca hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="koca-hakki.html">Koca Hakkı</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Koca hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="koca-hakki.html">Eşinin hakkına riayet etmek, İslam&#39;da evlilik kurumunun temel taşlarından biridir. Kocanın hakları ve sorumlulukları.</a></p>
</div>
<a aria-label="Koca hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="koca-hakki.html"> </a> <!-- 3. Hanım Hakkı --> <a aria-label="Hanım hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="hanim-hakki.html"> <img alt="Kadının İslam'daki değerini ve haklarını temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="hanim-hakki.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Hanım hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="hanim-hakki.html">Hanım Hakkı</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Hanım hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="hanim-hakki.html">İslam&#39;da kadının hakları, kocanın eşine karşı sorumlulukları ve evlilik i&ccedil;inde kadının korunması.</a></p>
</div>
<a aria-label="Hanım hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="hanim-hakki.html"> </a> <!-- 4. Evlat Hakkı --> <a aria-label="Evlat hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="evlat-hakki.html"> <img alt="Çocukların hakları ve ebeveyn sorumluluklarını temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="evlat-hakki.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Evlat hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="evlat-hakki.html">Evlat Hakkı</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Evlat hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="evlat-hakki.html">&Ccedil;ocukların haklarını korumak, onları doğru şekilde yetiştirmek anne ve babanın en &ouml;nemli g&ouml;revidir.</a></p>
</div>
<a aria-label="Evlat hakkı hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="evlat-hakki.html"> </a> <!-- 5. Nikahı Düşenler-Düşmeyenler --> <a aria-label="Nikahı düşenler ve düşmeyenler hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikahi-dusenler-dusmeyenler.html"> <img alt="Nikah ve İslami evlilik kurallarını temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="nikah-kuralları.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Nikahı düşenler ve düşmeyenler hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikahi-dusenler-dusmeyenler.html">Nikahı D&uuml;şenler-D&uuml;şmeyenler</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Nikahı düşenler ve düşmeyenler hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikahi-dusenler-dusmeyenler.html">Hangi durumların nikahı d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve d&uuml;ş&uuml;rmediğini, nikah akdinin devamı i&ccedil;in gerekli şartları &ouml;ğrenin.</a></p>
</div>
<a aria-label="Nikahı düşenler ve düşmeyenler hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikahi-dusenler-dusmeyenler.html"> </a> <!-- 6. Nikah Düşenlerle Görüşmek ve Halvet --> <a aria-label="Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikah-dusenlerle-gorusmek-halvet.html"> <img alt="Mahrem ve halvet kurallarını temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="halvet-kuralları.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikah-dusenlerle-gorusmek-halvet.html">Nikah D&uuml;şenlerle G&ouml;r&uuml;şmek ve Halvet</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikah-dusenlerle-gorusmek-halvet.html">Nikahı d&uuml;şen kişilerle g&ouml;r&uuml;şme adabı, halvet kuralları ve İslam&#39;ın mahremiyete bakışı.</a></p>
</div>
<a aria-label="Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="nikah-dusenlerle-gorusmek-halvet.html"> </a> <!-- 7. Karşı Cinsle Konuşmak --> <a aria-label="Karşı cinsle konuşmak hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="karsi-cinsle-konusmak.html"> <img alt="Karşı cinsle edepli iletişimi temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="karsi-cins-konuşma.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Karşı cinsle konuşmak hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="karsi-cinsle-konusmak.html">Karşı Cinsle Konuşmak</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Karşı cinsle konuşmak hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="karsi-cinsle-konusmak.html">İslam&#39;da karşı cinsle konuşmanın adabı, sınırları ve dikkat edilmesi gereken hususlar.</a></p>
</div>
<a aria-label="Karşı cinsle konuşmak hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="karsi-cinsle-konusmak.html"> </a> <!-- 8. Kadınların Sesleri Haram mı? --> <a aria-label="Kadınların sesleri haram mı konusu hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="kadinlarin-sesleri-haram-mi.html"> <img alt="Kadın sesinin İslam'daki yerini temsil eden görsel" class="topic-image" loading="lazy" src="kadin-sesi.jpg" /> </a>

<div class="topic-content">
<h2 class="topic-title"><a aria-label="Kadınların sesleri haram mı konusu hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="kadinlarin-sesleri-haram-mi.html">Kadınların Sesleri Haram mı?</a></h2>

<p class="topic-description"><a aria-label="Kadınların sesleri haram mı konusu hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="kadinlarin-sesleri-haram-mi.html">Kadınların seslerinin avret olup olmadığı, hangi durumlarda konuşmanın caiz olduğu konusunda İslami a&ccedil;ıklama.</a></p>
</div>
<a aria-label="Kadınların sesleri haram mı konusu hakkında detaylı bilgi" class="topic-card" href="kadinlarin-sesleri-haram-mi.html"> </a></div>
</div>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14975]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 22:15:32 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Öğreniyorum (Elifba - Tevcid - Kıraat)]]></title>
<description><![CDATA[<p>Kuran-ı Kerim&#39;i aslından okumayı &ouml;ğrenmek artık &ccedil;ok kolay! <a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14996" target="_blank"><strong>Elifba dersleri</strong></a> ile yazılı olarak, <a href="http://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4319" target="_blank"><strong>Sesli Elifba dersleri</strong></a> ile video anlatımlarla &ouml;ğrenin. <a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4344" target="_blank"><strong>Tecvid dersleri</strong></a> ile Kuran-ı Kerim&#39;i tecvidli doğru okuma kurallarını kavrayın, <a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=491" target="_blank"><strong>Kıraat ilmi</strong></a> ile en g&uuml;zel şekilde okuyun.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=13616]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 13:27:53 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[125. Sayfa]]></title>
<description><![CDATA[<div style="WIDTH: 100%">
<div style="BORDER-RIGHT: #473e65 1px dashed; BORDER-TOP: #473e65 1px dashed; MARGIN: auto; BORDER-LEFT: #473e65 1px dashed; WIDTH: 320px; BORDER-BOTTOM: #473e65 1px dashed; BACKGROUND-COLOR: #ffffff">
<audio controls="" style="width:100%; margin:auto;"><source src="https://dinimizislam.com/Download/SesliYayinlar/KuraniKerim/125.mp3" type="audio/mpeg" /></audio>
</div>

<div style="BORDER-RIGHT: #473e65 1px dashed; MARGIN: auto; BORDER-LEFT: #473e65 1px dashed; WIDTH: 320px; BORDER-BOTTOM: #473e65 1px dashed; BACKGROUND-COLOR: #ffffff">
<div style="PADDING-RIGHT: 7px; PADDING-LEFT: 7px; PADDING-BOTTOM: 7px; PADDING-TOP: 7px">
<div align="center"><a href="https://dinimizislam.com/Download/SesliYayinlar/KuraniKerim/125.mp3" style="FONT-SIZE: 13px; COLOR: #990000; FONT-FAMILY: Arial"><strong>125. sayfa ses dosyasını indirmek i&ccedil;in tıklayın...</strong></a></div>
</div>
</div>

<p align="left">&nbsp;</p>

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" class="MsoTableGrid" style="BORDER-RIGHT: medium none; BORDER-TOP: medium none; BORDER-LEFT: medium none; BORDER-BOTTOM: medium none; BORDER-COLLAPSE: collapse; mso-yfti-tbllook: 1184; mso-padding-alt: 0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-border-insideh: none; mso-border-insidev: none">
	<tbody>
		<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes">
			<td style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 5.4pt; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 5.4pt; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; WIDTH: 230.3pt; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BACKGROUND-COLOR: transparent" valign="top" width="307">
			<p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: normal"><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: windowtext; FONT-FAMILY: 'Arial','sans-serif'"><strong><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6652">&Ouml;nceki sayfa</a></strong></span></p>
			</td>
			<td style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 5.4pt; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 5.4pt; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; WIDTH: 230.3pt; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BACKGROUND-COLOR: transparent" valign="top" width="307">
			<p align="right" class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: normal; TEXT-ALIGN: right"><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: windowtext; FONT-FAMILY: 'Arial','sans-serif'"><strong><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6654">Sonraki sayfa<o:p></o:p></a></strong></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>
</div>

<p align="center"><img src="https://dinimizislam.com/Download/SesliYayinlar/KuraniKerim/125.jpg" /></p>

<p align="left">&nbsp;</p>

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" class="MsoTableGrid" style="BORDER-RIGHT: medium none; BORDER-TOP: medium none; BORDER-LEFT: medium none; BORDER-BOTTOM: medium none; BORDER-COLLAPSE: collapse; mso-yfti-tbllook: 1184; mso-padding-alt: 0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-border-insideh: none; mso-border-insidev: none">
	<tbody>
		<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes">
			<td style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 5.4pt; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 5.4pt; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; WIDTH: 230.3pt; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BACKGROUND-COLOR: transparent" valign="top" width="307">
			<p align="left" class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: normal"><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: windowtext; FONT-FAMILY: 'Arial','sans-serif'"><strong><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6652">&Ouml;nceki sayfa<o:p></o:p></a></strong></span></p>
			</td>
			<td style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 5.4pt; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 5.4pt; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; WIDTH: 230.3pt; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BACKGROUND-COLOR: transparent" valign="top" width="307">
			<p align="left" class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: normal; TEXT-ALIGN: right"><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: windowtext; FONT-FAMILY: 'Arial','sans-serif'"><strong><a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6654">Sonraki sayfa<o:p></o:p></a></strong></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6653]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 02:21:54 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Yaratmak değil keşfetmek denir]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Seadet-i Ebediyye&rsquo;de, (Yaratmak, hi&ccedil; yoktan var etmek veya mevcut şeyleri, fizik, fizyolojik veya metafizik kanunlarla, bir şekilden başka hassalı şekillere &ccedil;evirmek demektir)<b> </b>deniyor. Buna g&ouml;re, bilim adamlarının, fizik, kimya kanunları ile meydana getirdikleri yeni bir işe, yaratmak denir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, caiz olmaz. Burada, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın iki t&uuml;rl&uuml; yaratması bildiriliyor:<br />
<b>Birincisi:</b> <b>Ol</b> der, o şey var olur. Yani hi&ccedil; yoktan yaratır. K&acirc;inatın yoktan var edilmesi, hidrojen, oksijen gazlarının yaratılması, b&ouml;yledir.</p>

<p><b>İkincisi: </b>Sebepler vasıtası ile yaratmaktır. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; sebeplere, iş yapabilecek tesir, kuvvet vermiştir. Bu kuvvetlere, tabiat kuvvetleri, fizik, kimya ve biyoloji kanunları denir. Mesela, iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomundan su meydana getirmiştir. İnsanları, hayvanları, bitkileri yaratması da b&ouml;yledir. Bilim adamları, oksijen, hidrojen gibi gazları, cıva, bakır gibi maddeleri yoktan var edemezler. Fen ne kadar gelişse de, bir buğday tanesi yapmak m&uuml;mk&uuml;n değildir.</p>

<p>Yaratmak, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya mahsustur. Bilim adamları, yoktan bir şey meydana getiremez, sadece Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın yarattığı mevcut şeyleri, yine Allah&rsquo;ın koyduğu fizik, kimya ve biyoloji kanunları ile bir araya getirerek, yeni şeyler bulurlar. Buna da yaratmak denmez, keşfetmek, bulmak denir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sonsuz kudretini g&ouml;steren, insanların yapamadığı işlere birka&ccedil; &ouml;rnek:<br />
<b>1-</b> Asırlardır, enerjisiz veya yakıtsız &ccedil;alışan makine yapmaya &ccedil;alışılmışsa da, netice alınamadı. Bu da fizik ve kimya ilmine g&ouml;re, imk&acirc;nsızdır. Enerjinin korunumu prensibine g&ouml;re, enerji şekil değiştirirse de, insanlar tarafından var ve yok edilemez.</p>

<p><b>2-</b> Katı, sıvı, gaz haldeki b&uuml;t&uuml;n maddeler ısınınca hacimleri b&uuml;y&uuml;r, yoğunlukları azalır. Su, bu kurala uymaz. Su, buz haline gelince yoğunluğu azalır, su &uuml;st&uuml;nde durur. Azalmayıp buzlar dibe &ccedil;&ouml;kseydi, denizlerdeki canlılar yaşayamaz &ouml;l&uuml;rd&uuml;.</p>

<p><b>3-</b> Bir metal atomu, başka bir metal atomu ile birleşemez. İki elementin birleşmesi i&ccedil;in farklı elektrik taşıması şarttır.</p>

<p><b>4-</b> G&uuml;neş, d&uuml;nyadan 149,5 milyon km uzaktadır. Bu mesafe, &ccedil;ok yakın olsa canlılar sıcaktan yanar, &ccedil;ok uzakta olsa, soğuktan donardı. İnsanlar G&uuml;neş&rsquo;i istedikleri yere getiremezler.</p>

<p><b>5-</b> Işık hızı, saniyede 300 bin km&rsquo;dir. Bu hızı insanlar aşamaz. Bu hız aşılırsa, r&ouml;lativite [izafiyet] teorisine g&ouml;re, maddenin k&uuml;tlesi sonsuza gider. [1/0 (Bir b&ouml;l&uuml; sıfır) sonsuz olduğu i&ccedil;in.]</p>

<p><b>İcat etmek<br />
Sual:</b> İcat etmek ne demek, insanlar i&ccedil;in kullanmak caiz olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İcat etmek yaratmak, mucit de yaratıcı demektir. İnsanlar i&ccedil;in kullanmamalı. İcat etmek yerine keşfetmek, bulmak; mucit yerine de k&acirc;şif demelidir. Din kitaplarımızda deniyor ki:<br />
H&acirc;lık ve mucit yalnız Odur. Ondan başka yaratıcı yoktur. Hi&ccedil;bir insan, hi&ccedil;bir şey icat edemez, yaratamaz. <b>(Mektubat-ı Masumiyye 2/83)</b></p>

<p>Yaratan, icat eden, fayda ve zarar veren, yok eden, ancak Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır.<b> (Seadet-i Ebediyye)</b></p>

<p>İnsanın d&uuml;ş&uuml;ncelerini, hareketlerini, keşiflerini, buluşlarını hep o icat etmekte, yaratmaktadır. Ondan başkasına yaratıcı, mucit demek, cahilce, b&acirc;tıl bir s&ouml;zd&uuml;r. <b>(Birgiv&icirc;)</b></p>

<p><strong>Sual: </strong>Yetmişiki bidat fırkasından olan Mutezile, &quot;kul, kendi işini kendi yaratır!&quot; diyor. B&ouml;yle s&ouml;ylemek, imanı tehlikeye sokmaz mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
M&uuml;sl&uuml;manların yetmişiki sapık fırkasından Mutezile, insan kendi işinin halıkıdır, yaratanıdır dedi. Bunlar, bu yanlış inanışı, &acirc;yet-i kerime ve hadis-i şeriflerden &ccedil;ıkardıkları i&ccedil;in, k&acirc;fir olmuyor ise de, doğrusunu kabul etmedikleri i&ccedil;in, bir m&uuml;ddet Cehennemde kalacaklardır. Fakat &acirc;yetten, hadisten, dinden, imandan haberi olmayanların, devlet ve saltanat sahiplerine yaltaklanmak i&ccedil;in, &quot;yarattın&quot; demeleri k&uuml;f&uuml;r olur, imanı giderir! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan başkasına, yarattı demek, &ccedil;ok tehlikelidir. Her şeyi yaratan, yalnız&nbsp;Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. Ondan başka yaratıcı yoktur. Fakat, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın &acirc;deti ş&ouml;yledir ki, her şeyi sebeplerle yaratmaktadır. B&ouml;ylece, madde &acirc;lemine ve sosyal hayata d&uuml;zen vermektedir. Sebepsiz yaratsaydı, &acirc;lemdeki bu nizam, bu d&uuml;zen olmazdı. Mikroplar hastalığa, bulutlar yağmura, g&uuml;neş hayata, kataliz&ouml;rler bir&ccedil;ok kimya reaksiyonlarının hızlanmasına ve hayvanlar, bitkisel maddelerin et, s&uuml;t, bal h&acirc;line gelmelerine, yapraklar organik maddelerin sentezine sebep oldukları gibi, insanlar da, u&ccedil;ak, otomobil, ila&ccedil;, elektrik motorlarının ve daha nice şeylerin yapılmasına sebep olmaktadır. B&uuml;t&uuml;n bu sebeplere kuvvet, tesir veren Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dır. İnsanlara fazla olarak akıl ve irade de vermiştir. Sebeplere, vasıtalara yaratıcı demek doğru olamaz. B&ouml;yle olduğu Kelime-i temc&icirc;d yani &ldquo;L&acirc; havle vel&acirc; kuvvete ill&acirc; billah&rdquo; diyerek &ccedil;ok g&uuml;zel anlatılmakdadır. Şiiler de, &quot;g&uuml;nahları insanlar yaratıyor; Allah yalnız&nbsp;iyilik yaratır!&quot; diyorlar ki yanlıştır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3875]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 21:55:36 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Silsile-i aliyye büyüklerinin isimleri]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Silsile-i aliyye b&uuml;y&uuml;klerinin isimleri sırasıyla nasıldır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İsimleri ş&ouml;yledir:<br />
<b>1- Peygamber Efendimiz</b><br />
<b>2- Ebu Bekr-i Sıddık<br />
3- Selman-ı Farisi<br />
4- Kasım bin Muhammed<br />
5- Cafer-i Sadık<br />
6- Bayezid-i Bistami<br />
7- Ebul Hasan Harkani<br />
8- Ebu Ali Farmedi<br />
9- Yusuf-i Hemedani<br />
10- Abd&uuml;lhalık-i Goncd&uuml;vani<br />
11- Arif-i Rivegeri<br />
12- Mahmud-i Encirfagnevi<br />
13- Ali Ramiteni<br />
14- Muhammed B&acirc;b&acirc; Semmasi<br />
15- Seyyid Emir Gil&acirc;l<br />
16- Seyyid Muhammed Behaeddin Buhari<br />
17- Al&acirc;&uuml;ddin-i Att&acirc;r<br />
18- Yakub-i &Ccedil;erhi<br />
19- Ubeydullah-i Ahr&acirc;r<br />
20- K&acirc;di Muhammed Z&acirc;hid<br />
21- Derviş Muhammed<br />
22- H&acirc;cegi Muhammed Emkenegi<br />
23- Muhammed Bakibillah<br />
24- İmam-ı Ahmed Rabbani<br />
25- Muhammed Masum Faruki<br />
26- Seyfeddin Faruki<br />
27- Seyyid Nur Muhammed<br />
28- Seyyid Mazhar-ı Can-ı Canan<br />
29- Seyyid Abdullah Dehlevi<br />
30- Mevlana Halid-i Bağd&acirc;di<br />
31- Seyyid Abdullah Şemdini<br />
32- Seyyid T&acirc;h&acirc;-yı Hakk&acirc;ri<br />
33- Seyyid Muhammed S&acirc;lih<br />
34- Seyyid Sıbgatullah-i Hiz&acirc;ni<br />
35- Seyyid Fehim-i Arv&acirc;si<br />
36- Seyyid Abd&uuml;lhakim-i Arv&acirc;si<br />
37- H&uuml;seyin Hilmi Işık Efendi</b><br />
<br />
<a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?id=1790">Hayatları hakkında bilgi i&ccedil;in buraya tıklayınız.</a></p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1992]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 21:38:24 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İsa Aleyhisselam'ın hayatı]]></title>
<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına g&ouml;nderilen ve Kur&rsquo;&acirc;n-ı ker&icirc;m<b>&rsquo;</b>de ismi bildirilen peygamberlerden. Peygamberler arasında en y&uuml;ksekleri olan ve kendilerine &Uuml;l&uuml;lazm denilen altı peygamberin beşincisidir. Annesi hazret-i Meryem&rsquo;dir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu babasız yarattı. Kud&uuml;s&rsquo;te doğdu. Otuz yaşında peygamber oldu. Kendisine İncil adlı kitap g&ouml;nderildi. Otuz &uuml;&ccedil; yaşında diri olarak g&ouml;ğe kaldırıldı. Kıy&acirc;mete yakın yery&uuml;z&uuml;ne tekrar inecektir.<br />
<br />
İsa aleyhisselamın annesi Meryem Hatun, S&uuml;leyman aleyhisselamın neslinden s&acirc;lih&acirc; ve temiz bir hanımdı. Hazret-i Meryem, on beş yaşına geldiği zaman, Yusuf-i Necc&acirc;r isminde biriyle nişanlanmıştı. Fakat onunla evlenmeden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, hazret-i Meryem&rsquo;e babasız olarak bir &ccedil;ocuk vereceğini m&uuml;jdeledi.<br />
<br />
Hazret-i Meryem, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emri ve kudretiyle İsa aleyhisselama h&acirc;mile oldu. Bundan bir m&uuml;ddet sonra, normal olarak h&acirc;milelik h&acirc;lleri g&ouml;r&uuml;lmeye başlandı. Bu h&acirc;lleri g&ouml;ren İsrailoğulları, dedikodu yapmaya başladılar. &Ccedil;eşit &ccedil;eşit iftir&acirc;da bulunup akla gelmeyecek, ağıza alınmayacak şeyler s&ouml;ylediler. Bu dedikodulara tahamm&uuml;l edemeyen hazret-i Meryem, Kud&uuml;s&rsquo;&uuml;n 10 km kadar g&uuml;neyindeki s&acirc;kin bir kasaba olan Beyt-i Lahm&rsquo;e &ccedil;ekildi. Her şeyin Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın takd&icirc;ri ve dilemesiyle olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, insanların kendi hakkındaki s&ouml;zlerine sabretti.<br />
<br />
İsa aleyhisselamın doğumu yaklaştığı sırada, bulunduğu yerin bah&ccedil;esinde y&uuml;r&uuml;rken kurumuş bir hurma ağacının altına geldi. Doğum sancıları şiddetlendiğinden bu ağaca yaslandı. Yaslandığı kuru hurma ağacı yeşillendi. Mevsim kış olduğu h&acirc;lde meyve verdi. Ayağının altında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir su kanalı akmaya başladı. Bu h&acirc;l, hazret-i Meryem&rsquo;i tesell&icirc; etti. Bu sırada hazret-i İsa d&uuml;ny&acirc;ya geldi. İsa aleyhisselam doğduğu zaman, doğudaki ve batıdaki b&uuml;t&uuml;n putlar yıkılıp, yere d&ouml;k&uuml;ld&uuml;. Şeytanlar bu duruma şaştılar. Nih&acirc;yet b&uuml;y&uuml;kleri olan İbl&icirc;s, onlara İsa aleyhisselamın d&uuml;ny&acirc;ya geldiğini haber verdi. O doğunca g&ouml;kte b&uuml;y&uuml;k bir yıldız g&ouml;r&uuml;nd&uuml;.<br />
<br />
Hazret-i İsa&rsquo;nın doğduğunu &ouml;ğrenen İsrailoğulları, Beyt-i Lahm&rsquo;e geldiler. Hazret-i Meryem&rsquo;in kucağında yeni doğmuş &ccedil;ocuğu g&ouml;r&uuml;nce; &ldquo;Ey Meryem! Bu nedir? Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok &ccedil;irkin bir iş yapmış olarak geldin. Sen pek gen&ccedil;, fakat kocası olmayan bir kız olduğun h&acirc;lde bu &ccedil;ocuğu nereden aldın? Bu ne acayib ve ne şaşılacak bir h&acirc;ldir?&rdquo; dediler. Hazret-i Meryem, b&uuml;t&uuml;n s&ouml;ylenilenleri sabırla dinledi. Hi&ccedil; cevap vermedi. Ancak; &ldquo;İşin hak&icirc;katini size o haber versin. Siz onunla konuşun. Ondan sorup anlayın!&rdquo; m&acirc;n&acirc;sına kundakta bulunan hazret-i İsa&rsquo;yı iş&acirc;ret etti. Onlar, kundaktaki &ccedil;ocuğun konuşamayacağını s&ouml;yleyince, kundakta bulunan hazret-i İsa elini kaldırarak cevap verdi ve dedi ki: &ldquo;Ey c&acirc;hiller! Benim y&uuml;ksek ş&acirc;nıma taarruz etmeyiniz ve annemi ayıplamayınız. Muhakkak ki ben, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın kuluyum. O, bana kitap verip, beni peygamber kılacaktır. Her nerede olsam beni m&uuml;b&acirc;rek kıldı ve hayatta olduğum m&uuml;ddet&ccedil;e namaz kılmamı ve zek&acirc;t vermemi emretti. Beni anneme h&uuml;rmetk&acirc;r kıldı... Doğduğum g&uuml;nde, &ouml;leceğim g&uuml;nde ve diri olarak kabrimden kaldırılacağım g&uuml;nde sel&acirc;m benim &uuml;zerimedir.&rdquo; dedi. Hazret-i İsa&rsquo;nın kundakta konuşmasına hayret eden İsrailoğulları, dillerini yutmuş gibi oldular. Hi&ccedil;bir şey s&ouml;yleyemediler. Buna rağmen dedi-kodu yapmaktan, &ccedil;eşit &ccedil;eşit iftir&acirc;larda bulunmaktan da geri durmadılar.<br />
<br />
Roma imparatorunun Şam v&acirc;lisi, babasız doğduğu i&ccedil;in ikisini &ouml;ld&uuml;rmek istedi. Annesi onu alarak Mısır&rsquo;a g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Hazret-i İsa on iki yaşına gelinceye kadar Mısır&rsquo;da kaldılar. Sonra tekrar Kud&uuml;s&rsquo;e gelerek N&acirc;sıra şehrine yerleştiler. Otuz yaşına girince, Hak te&acirc;l&acirc; tarafından peygamber olduğu bildirildi. Peygamberlik emri bildirilince, hemen tebliğe başladı. İnsanların Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya inanmalarını ve O&rsquo;nun emirlerini yapıp yasaklarından sakınmalarını ve isy&acirc;nda bulunmamalarını istedi. İsrailoğulları bu d&acirc;veti kabul etmediler. İsa aleyhisselam inanmayanlara mucizeler g&ouml;sterdi. İsa aleyhisselam var g&uuml;c&uuml;yle gayret g&ouml;stermesine rağmen, pek az kişi inandı. İsrailoğulları ona &icirc;m&acirc;n etmedikleri gibi, d&acirc;vetine karşı &ccedil;ıktılar ve g&uuml;nden g&uuml;ne hır&ccedil;ınlaştılar. İsa aleyhisselamın yumuşaklığını g&ouml;rerek inanmadılar. Hatt&acirc; daha da ileri giderek hazret-i İsa&rsquo;yı &ouml;ld&uuml;rmeye teşebb&uuml;s ettiler. Bunun &uuml;zerine hazret-i İsa, kendisine &icirc;m&acirc;n edenler arasından se&ccedil;tiği hav&acirc;r&icirc; adı verilen on iki kişiden Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya &icirc;m&acirc;n ve ib&acirc;det edeceklerine ve kendisine yardımcı olacaklarına d&acirc;ir s&ouml;z aldı.<br />
<br />
Yahudilerden bir topluluk İsa aleyhisselam ve annesi hazret-i Meryem&rsquo;e dil uzattılar. İsa aleyhisselam bunu duyunca, onlar hakkında bedduada bulundu. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; bu duayı kabul edip, hazret-i İsa&rsquo;ya ve annesine dil uzatanları maymun ve domuza &ccedil;evirdi. Bu durumu g&ouml;ren Yahudiler, h&acirc;diseyi aralarında g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ler. Hepsi hazret-i İsa&rsquo;yı &ouml;ld&uuml;rmek &uuml;zere anlaştılar. Hazret-i İsa&rsquo;yı aramaya başladılar. Roma İmparatoru&rsquo;nun Kud&uuml;s V&acirc;lisi Jones Pilot&rsquo;u kandırıp, İsa aleyhisselamın Roma İmparatorluğu aleyhinde bulunduğuna ve Filistin&rsquo;de yeni bir h&uuml;k&ucirc;met kurmaya &ccedil;alıştığına inandırdılar. Hazret-i İsa, son def&acirc; olarak Hav&acirc;r&icirc;leri ile bir gece gizlice sohbet etti ve onlara &ldquo;Horoz &ouml;tmeden (y&acirc;ni sabah olmadan) sizin biriniz beni ink&acirc;r edecek ve pek az paraya satacaktır.&rdquo; dedi. Hak&icirc;katen Yah&ucirc;da isimli Hav&acirc;r&icirc;, sabah olmadan Yahudilerden bir miktar para alıp, hazret-i İsa&rsquo;nın yerini haber verdi.<br />
<br />
İsa aleyhisselamı yakalamak i&ccedil;in Yahudilerle ber&acirc;ber eve girince, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Yeh&ucirc;d&acirc;&rsquo;yı İsa aleyhisselama benzetti. Yahudiler de onu İsa aleyhisselam, diye yakaladılar ve ha&ccedil;a (&ccedil;armıha) gerip asarak &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, İsa aleyhisselamı g&ouml;ğe kaldırdı. İsa aleyhisselam bu sırada otuz &uuml;&ccedil; yaşındaydı. İsa aleyhisselam g&ouml;ğe &ccedil;ıkarıldıktan kırk sene sonra, Romalılar Kud&uuml;s&rsquo;e h&uuml;cum etti. Yahudilerin &ccedil;oğunu &ouml;ld&uuml;r&uuml;p, bir kısmını esir ettiler. Şehri yağmaladılar. Kitaplarını yaktılar. İsa aleyhisselama yaptıklarının cez&acirc;sı olarak, hak&icirc;r ve zel&icirc;l oldular. Hristiyanlar, İsa aleyhisselamın ha&ccedil;a gerilip orada &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;ne, fakat sonra dirilip g&ouml;ğe &ccedil;ıktığına inanırlar. M&uuml;sl&uuml;manlar ise, İs&acirc; aleyhisselamın ha&ccedil;a gerilmediğine doğrudan doğruya g&ouml;ğe kaldırıldığına inanırlar. Bu husus Kur&rsquo;&acirc;n-ı ker&icirc;m<b>&rsquo;</b>de Nis&acirc; s&ucirc;resi 158. &acirc;yetinde me&acirc;len ş&ouml;yle bildirildi:<br />
<b>&ldquo;Onu asmadılar, onu &ouml;ld&uuml;rmediler. Bilakis Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onu katına y&uuml;kseltti...&rdquo;</b><br />
<br />
Ayrıca had&icirc;s-i şer&icirc;flerde buyruldu ki:<br />
<b>&ldquo;İsa</b> (aleyhisselam) <b>&ouml;lmemiştir. O kıy&acirc;metten &ouml;nce size d&ouml;necektir.&rdquo;</b>,<b> &ldquo;Ben Meryem oğlu İsa&rsquo;nın</b> (aleyhisselam) <b>d&uuml;ny&acirc; ve &acirc;hirette en yakınıyım.&rdquo;, &ldquo;Benimle İsa</b> (aleyhisselam) <b>arasında başka bir peygamber yoktur.&rdquo;</b><br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, İsa aleyhisselamı da 33 yaşında İdris aleyhisselam gibi g&ouml;ğe kaldırdı. İnsanları &uuml;&ccedil; sene d&icirc;ne d&acirc;vet etti. Vasiyeti &uuml;zerine Hav&acirc;r&icirc;leri etrafa dağıldılar. İseviliği insanlara anlatmaya başladılar. Bu hak d&icirc;nin yayılması 80 sene s&uuml;rd&uuml;. Sonra Hristiyanlar sapıklığa d&uuml;şt&uuml;ler.<b> </b>İncil<b>&rsquo;</b>i değiştirdiler. Nasıl ki Yahudiler hazret-i Meryem ve hazret-i İsa&rsquo;ya iftir&acirc; ettilerse, Hristiyanlar da onun hakkında &uuml;&ccedil; yanlış inanışa saplandılar.<br />
<br />
Bir kısmı, &ldquo;Meryem oğlu İsa Allah&rsquo;tır.&rdquo; dedi. B&acirc;zıları, &ldquo;Allah&rsquo;ın oğludur.&rdquo; dedi. Bir başka grup da;&rdquo;Baba, oğul ve r&ucirc;h&uuml;l-kud&uuml;s&rsquo;ten biridir&rdquo; dedi.<br />
<br />
İsa aleyhisselam hi&ccedil; evlenmemiş. D&uuml;ny&acirc;ya kıymet vermemiştir. Kıy&acirc;mete yakın Şam&rsquo;da &Uuml;meyye C&acirc;miinin min&acirc;resine inecek, evlenecek, &ccedil;ocukları olacaktır. Hazret-i Mehd&icirc; ile buluşacak, 40 sene yaşayıp, Med&icirc;ne&rsquo;de vefat edip, Peygamberimizin kabrinin bulunduğu h&uuml;cre-i sa&acirc;dete defnedilecektir. İsl&acirc;m d&icirc;ninin h&uuml;k&uuml;mlerine t&acirc;bi olacak, ictih&acirc;d edecektir.<br />
<br />
Avrupa kitaplarında Efl&acirc;tun&rsquo;un m&icirc;lattan 347 sene &ouml;nce &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; yazılıdır. İsa aleyhisselam gizli d&uuml;ny&acirc;ya gelip, d&uuml;ny&acirc;da az kalıp g&ouml;ğe &ccedil;ıkarıldığından ve kendisini ancak on iki hav&acirc;r&icirc; bilip, İseviler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından m&icirc;l&acirc;t, y&acirc;ni noel gecesi doğru anlaşılmamıştır. M&icirc;l&acirc;dın, birinci k&acirc;nunun (Aralık) yirmi beşinde veya ikinci k&acirc;nunun (Ocak) altıncı veya başka g&uuml;n olduğu sanıldığı gibi, bug&uuml;nk&uuml; m&icirc;l&acirc;d&icirc; senenin beş sene az olduğu &ccedil;eşitli dillerdeki kitaplarda yazılıdır. O halde m&icirc;l&acirc;d&icirc; sene doğru ve kat&rsquo;&icirc; olmayıp, g&uuml;n&uuml; de senesi de ş&uuml;pheli ve yanlıştır. İm&acirc;m-ı Rabb&acirc;n&icirc;&rsquo;nin (kuddise sirruh) ve Burhan-ı K&acirc;tı&rsquo;nın bildirdiklerine g&ouml;re, Yunan filozofu Eflatun (Platon) İsa aleyhisselam zamanında yaşamıştır. Buna g&ouml;re m&icirc;l&acirc;d&icirc; takvim 300 seneden fazla olarak noksandır ve İsa aleyhisselam ile Muhammed aleyhisselam arasındaki zaman bin seneden az değildir.<br />
<br />
İsa (aleyhisselam) peygamberliği &icirc;c&acirc;bı mucizeler g&ouml;sterdi.<br />
<br />
<b>Mucizeleri dokuz &ccedil;eşitti:</b><br />
1. Beşikteyken konuştu.<br />
<br />
2. &Ouml;l&uuml;leri diriltirdi. Bilhassa d&ouml;rt &ouml;l&uuml;y&uuml; dirilttiği meşhurdur. Bunlar Sam bin N&ucirc;h, Şeddad bin &Acirc;d, M&acirc;s&acirc;n bin M&acirc;l&acirc;n ve Ben&icirc; İsrail&rsquo;den bir &ccedil;ocuktur.<br />
<br />
3. Anadan doğma k&ouml;r olanları sağlamlar gibi g&ouml;rd&uuml;r&uuml;r, bir cilt hastalığı olan baras illetini iyi ederdi. Eliyle hastaya dokunduğunda iyi olurdu. Eliyle mesh etmek s&ucirc;retiyle hastaları ted&acirc;vi ettiği i&ccedil;in kendisine İsa-i Mesih dendi. (M&acirc;ide s&ucirc;resi: 110)<br />
<br />
4. &Acirc;l-i İmr&acirc;n s&ucirc;resi 49. &acirc;yetinde bildirildiği gibi kavminin yedikleri veya yemek &uuml;zere sakladıkları şeyleri haber verdi.<br />
<br />
5. M&acirc;ide s&ucirc;resi 110. &acirc;yetinde bildirildiği gibi &ccedil;amurdan kuş yapıp &uuml;zerine &uuml;fleyince, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın izniyle canlanıp kuş olurdu.<br />
<br />
6. M&acirc;ide s&ucirc;resi 114. &acirc;yetinde bildirildiği &uuml;zere Hav&acirc;r&icirc;ler, i&ccedil;inde yiyecek bulunan bir sofranın indirilmesini teklif ettiler. Hazret-i İsa ellerini kaldırıp dua edince, ekmeği ve eti bulunan bir sofra indi.<br />
<br />
7. İsa aleyhisselam uykudayken yanında her konuşulanı ve yapılanı bilirdi.<br />
<br />
8. Ne zaman istese ellerini g&ouml;ğe kaldırıp dua edince o anda yemek ve meyveler &ouml;n&uuml;ne gelirdi.<br />
<br />
9. İsa aleyhisselam Yahudilerden (Ben&icirc; İsrail) uzak olduğu h&acirc;lde s&ouml;zlerini ve gizli sırlarını bilirdi.<br />
<br />
<b>İsa aleyhisselamın d&icirc;ni; İsevilik:</b><br />
Musa aleyhisselamın d&icirc;ni, İsa aleyhisselam zam&acirc;nına kadar dev&acirc;m etti. Fakat, İsa aleyhisselam gelince, bunun d&icirc;ni olan İsevilik Musa aleyhisselamın d&icirc;nini nesh etti, y&acirc;ni Tevrat<b>&rsquo;</b>ın h&uuml;km&uuml; kalmadı. Bundan sonra, Musa aleyhisselamın d&icirc;nine uymak c&acirc;iz olmayıp, t&acirc; Muhammed aleyhisselamın d&icirc;ni gelinceye kadar, İsa aleyhisselamın d&icirc;nine uymak l&acirc;zım oldu. Fakat, İsrailoğullarının &ccedil;oğu, İsa aleyhisselama &icirc;m&acirc;n etmeyip, Tevrat<b>&rsquo;</b>a uymak i&ccedil;in in&acirc;d etti. İşte Yahudilik ile İsevilik b&ouml;ylece ayrıldı.<br />
<br />
Yahudilerin ileri gelenlerinden ve İsevilerin en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanlarından olan Paul, İseviliği kabul ettiğini, İsa aleyhisselamın kendisini, Yahudi olmayan milletleri İsevilere d&acirc;vet i&ccedil;in ş&acirc;kirt (talebe) t&acirc;yin ettiği yalanını uydurdu. İsmini Pavlos (Bol&uuml;s) olarak değiştirdi. &Ccedil;ok iyi bir İsevi g&ouml;r&uuml;nerek, İsa aleyhisselamın d&icirc;nini bozdu. Tevhidi (tek Allah inancını), teslise (&uuml;&ccedil; tanrı inancına= Baba-oğul-kutsal r&ucirc;h); İseviliği Hristiyanlığa &ccedil;evirdi. İncil<b>&rsquo;</b>i değiştirdi. İsa, Allah&rsquo;ın oğludur, dedi...<br />
<br />
<b>İsa aleyhisselamın hikmetli s&ouml;zlerinden bazıları:</b><br />
&ldquo;D&uuml;ny&acirc; sevgisi b&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin başıdır. G&ouml;zde bakışı, kalpte şehveti b&uuml;y&uuml;t&uuml;r. (İnsanı a&ccedil;g&ouml;zl&uuml; doymaz eder.) Yemin ederim ki, şehvet (nefsin isteklerine uymak), s&acirc;hibine uzun s&uuml;ren sıkıntı bırakır. D&uuml;ny&acirc;dan ge&ccedil;meye bakın. T&acirc;miri ile uğraşmayın.&rdquo;<br />
<br />
&ldquo;D&uuml;ny&acirc;yı isteyen deniz suyu i&ccedil;ene benzer. Ne kadar i&ccedil;erse, har&acirc;reti o kadar artar ve nih&acirc;yet &ouml;l&uuml;r.&rdquo;<br />
<br />
&ldquo;G&uuml;n&acirc;hlarını hatırladığı zaman ağlayana, dilini koruyana ve başını sokacak kadar evi olana m&uuml;jdeler olsun.&rdquo;<br />
<br />
&ldquo;Allah katında en sevgili şey, s&acirc;lih kalplerdir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; onların h&uuml;rmetine d&uuml;ny&acirc;yı yaşatır. Onlar bozulunca yery&uuml;z&uuml;n&uuml; har&acirc;b eder.&rdquo;<br />
<br />
&ldquo;Ağa&ccedil;lar &ccedil;oktur, ama hepsi meyve vermez. Meyveler &ccedil;oktur ama, hepsi tatlı değildir. İlimler &ccedil;oktur ama hepsi faydalı olmaz.&rdquo;<br />
<br />
&ldquo;Sağırı, dilsizi ted&acirc;vi ettim, &ouml;l&uuml;y&uuml; dirilttim. Fakat cehl-i m&uuml;rekkebin (c&acirc;hilliği ilim ve olgunluk sanmak) il&acirc;cını bulamadım. (&Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&ouml;yle kimse c&acirc;hilliğini ilim ve kem&acirc;l sanmaktadır.)<br />
<br />
Kur&rsquo;&acirc;n-ı ker&icirc;m<b>&rsquo;</b>in Bakara, &Acirc;l-i İmr&acirc;n, Nis&acirc;, M&acirc;ide, Tevbe, Meryem, M&uuml;&rsquo;min&ucirc;n, Zuhruf, Had&icirc;d, S&acirc;f s&ucirc;relerinde İsa aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3795]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 23:55:59 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Şöhret tuzaktır]]></title>
<description><![CDATA[<p>Gece g&uuml;nd&uuml;z demez, ibadet eder,<br />
Hazrete giderken y&uuml;z&uuml; pek aktır.<br />
<br />
&Ouml;lmeden &ouml;nce de &ouml;lenler olur,<br />
&Ouml;l&uuml;ms&uuml;z dirliğe tek o layıktır.<br />
<br />
Elin &ccedil;ek uzaklaş, c&uuml;mle cihandan!<br />
İş bu cihan sana, yalnız uğraktır.<br />
<br />
<b>Eşrefoğlu Rumi,</b> ge&ccedil; bu ş&ouml;hretten!<br />
&Acirc;şık olanlara ş&ouml;hret tuzaktır.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=5341]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 20:14:32 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hastalıkta şifa vardır]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İslam &acirc;limleri, &ldquo;Hastalıkta şifa vardır. Beden ne kadar sıkıntı &ccedil;ekerse, ruh o kadar rahat eder. Bu v&uuml;cuda rahatsızlık veren her şey insanın &acirc;cizliğini anlamasına, Cenab-ı Hakka d&ouml;nmesine sebep olur. Bu sebeple kalb i&ccedil;in şifadır&rdquo; buyuruyorlar. Fakat ben hastalanınca, ruhum &ccedil;ok acı &ccedil;ekiyor, sanki işkence i&ccedil;inde gibi rahatsız oluyorum. Anlaşılan, hastalıkta şifa olması herkes i&ccedil;in değildir. &Ouml;yle değil mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Siz ruh ile nefsi karıştırdığınızdan dolayı b&ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. İnsanın bir yeri ağrıyınca, az veya &ccedil;ok hastalanınca, rahatsız olan, keyfi bozulduğu i&ccedil;in, isteklerine kavuşamayacağı i&ccedil;in deli divane olan nefsidir. Rahatsızlığımız oranında onun da rahatsızlığı artar. Kulak, renkten zevk almadığı gibi g&ouml;z de sesten zevk almaz. Hepsinin zevki farklıdır.<br />
<br />
Nefs, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın d&uuml;şmanıdır, hep haram olan şeylerden zevk alır. Ruhun gıdası namazdır ve diğer ibadetlerdir, haramlar ruhun zehridir. Mesela m&uuml;zik nefsi besler. Nefsimiz m&uuml;zikten hoşlanır. Ruh hoşlanmaz, sıkıntı duyar. Nefsi ruh ile karıştırmamalıdır. İnsan hastalanınca, g&uuml;nahları affolur. İsa aleyhisselam, <b>(Hasta olup, musibete, felakete uğrayıp da, g&uuml;nahları affolacağı i&ccedil;in sevinmeyen kimse, &acirc;lim değildir)</b> buyurdu. Musa aleyhisselam da, bir hastayı g&ouml;r&uuml;p, (Ya Rabbi, Bu kuluna merhamet et, hastalıktan kurtar!) dediğinde, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(Rahmetime kavuşması i&ccedil;in, g&ouml;nderdiğim sebepler i&ccedil;erisinde bulunan bir kuluma, nasıl rahmet edeyim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, onun g&uuml;nahlarını, bu hastalıkla affedeceğim. Cennetteki derecesini, bununla arttıracağım) </b>buyurdu.<br />
<br />
Musibetlere, elemlere sevap olmaz. Bunlara sabretmeye sevap verilir. Fakat, elemlere sabredilmese de, g&uuml;nahların affına sebep olurlar. Hastalık da musibettir, sabredilmezse sadece g&uuml;nahlar affolur. Sabredilir, kimseye şikayet edilmezse, o zaman sevap da alınır. G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, hastalık faydalı bir şeydir.</p>

<p><strong>Sual: </strong>Mikroplar nasıl varlıklardır ve insanlara d&uuml;şman mıdırlar?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda Se&acirc;det-i Ebediyye kitabında şu bilgiler verilmektedir:</p>

<p>&ldquo;Mikroplar, diğer hayvan ve nebatlar, bitkiler gibi canlı mahluklar olup, insanlara zararlı veya faydalı olmak gayesinde değildir. Bunların, yegane gayesi, her canlıda olduğu gibi, yaşamak arzusudur. Bir&ccedil;ok insan, mikrop deyince, yanlış olarak, insana d&uuml;şman olan mahluk zanneder. H&acirc;lbuki Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, &ccedil;ok şeyleri yaratmasına, mikropları sebep ve vasıta kılmıştır. Cen&acirc;b-ı Hakkın iradesi, dilemesi ile, muhtelif, &ccedil;eşitli işlerin yapılmasında vazife g&ouml;r&uuml;yorlarsa da, umumi olarak zararsız, faydalı ve zararlı, pathogene olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; sınıftırlar.</p>

<p>On binlerce &ccedil;eşitleri olup, y&uuml;zde sekseninin insanlarla alakası yoktur. Y&uuml;zde iki kadarı, faydalıdır. Mesela, bize, peynir, sirke, hamur, maya ve saire yaparlar. Bir kısmı ile de, beraber yaşamaktayız. Her nefeste, binlercesi i&ccedil;imize girer. Bunlar, tavuk, kedi, k&ouml;pek, koyun gibi, ehli hayvanlarımız&nbsp;gibidir. Lakin bunlar, bize daha yakın olup k&uuml;meste, ahırda değil, dışarıya a&ccedil;ık bulunan organımızda ikamet eder. Cilt, ağız, burun, teneff&uuml;s yolları, mide, bağırsak gibi yerlerimiz bunlarla doludur. Bunlar, basit ve beceriksiz değildir. İ&ccedil;lerinde &#39;sanatk&acirc;r&#39;ları mevcuttur. Yalnız&nbsp;ağzımızda, elli &ccedil;eşit mikrop &ccedil;alışmaktadır. İnce bağırsaklarda da &ccedil;eşitli &#39;ihtisaslara&#39; malik yirmibeş t&uuml;rl&uuml; mikrop &ccedil;eşidi vardır. İnsan, bu iş&ccedil;ilerinin &#39;yevmiyesini&#39; gıda olarak verip, g&uuml;&ccedil; hazım olan gıdaların hazmını bunlara yaptırır.</p>

<p>Her insanda mevcut bu sayısız&nbsp;mikroplar, zararlı değildir. Hari&ccedil;ten durmadan v&uuml;cudumuza zararlı mikrop da girmektedir. Hi&ccedil;bir g&uuml;n yoktur ki, hepimiz verem mikrobu yutmamış olalım. S&uuml;t ineklerinin yarıdan fazlası t&uuml;berk&uuml;lozdur. Past&ouml;rize edilmeyen her s&uuml;tte verem mikrobu vardır. Her tereyağının y&uuml;z&nbsp;gramında, binlerce verem mikrobu vardır. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman v&uuml;cudunda verem hastalığı başlamamış insan, yok gibidir. T&uuml;berk&uuml;lozdan bademcikleri şişmemiş &ccedil;ocuk azdır.</p>

<p>Diğer hastalık mikropları da, her yerde mevcuttur. Herkesin ağız&nbsp;ve burnunda difteri ve grip mikropları yaşamaktadır. Cildimizde, &ccedil;ıban mikropları, kanı zehirleyen mikroplar daim&icirc; misafirimizdir. H&acirc;lbuki &uuml;zerimizi saran bu d&uuml;şmanlardan zarar g&ouml;rm&uuml;yoruz.&rdquo;</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1478]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 22:21:03 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></title>
<description><![CDATA[<p>Bebek ve &Ccedil;ocuk Sağlığı</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14973]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 22:19:53 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Deva Market]]></title>
<description><![CDATA[<p>Deva Market</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=14972]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 13:56:51 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Cünüp neler yapamaz]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> C&uuml;n&uuml;p kimse neler yapamaz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
C&uuml;n&uuml;p kimse, Besmele &ccedil;eker, dua okur, la ilahe illallah diyerek zikir &ccedil;eker, salevat okur. Hatta Fatiha, Rabbena &acirc;tina gibi &acirc;yetleri dua niyetiyle okuyabilir. Mushafı tutamaz, ezbere de olsa&nbsp;Kur&rsquo;an-ı kerim okuyamaz. Camiye giremez. Kasıkları tıraş etmesi, sa&ccedil;, tırnak kesmesi, mekruh olur. Hayzlı iken, bunlar mekruh değildir.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;pken yiyip i&ccedil;mek ve emzirmek<br />
Sual:</b> C&uuml;n&uuml;b&uuml;n bir şey yiyip i&ccedil;mesi sokağa &ccedil;ıkması, c&uuml;n&uuml;p kadının &ccedil;ocuğunu emzirmesi uygun mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ağzını yıkadıktan sonra yiyip i&ccedil;mesi caizdir. Sokağa &ccedil;ıkmak da caizdir. Kadın g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; yıkadıktan sonra &ccedil;ocuğunu emzirebilir. Namaz vakti &ccedil;ıkmadan &ouml;nce yıkanmalıdır. Daha fazla c&uuml;n&uuml;p durmak haramdır. Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini c&uuml;n&uuml;p ge&ccedil;irirse, &ccedil;ok azap g&ouml;r&uuml;r.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;b&uuml;n yiyip i&ccedil;mesi<br />
Sual:</b> C&uuml;n&uuml;p olanın, elini ve ağzını yıkamadan yiyip i&ccedil;mesi caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Tenzihen mekruhtur. Yıkadıktan sonra yiyip i&ccedil;mesi mekruh olmaz, fakat mecbur kalmadık&ccedil;a c&uuml;n&uuml;pken yiyip i&ccedil;memelidir.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;b&uuml;n teri ve meni<br />
Sual:</b> İhtilam olunca veya eşiyle beraber olduktan sonra, &uuml;st&uuml;ndeki b&uuml;t&uuml;n elbiseleri &ccedil;ıkarıp yıkamak gerekir mi? C&uuml;n&uuml;p iken ter bulaşan elbiselerle namaz kılınır mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
C&uuml;n&uuml;b&uuml;n teri necis değildir. O elbiselerle namaz kılınır.<br />
<br />
Meni, Hanefi&rsquo;de necis, diğer &uuml;&ccedil; mezhepte temizdir. Maliki&rsquo;de, bir kavle g&ouml;re meni necistir.<br />
<br />
İhtilam olan kimse, elbiselerin tamamını &ccedil;ıkarması gerekmez, sadece meni bulaşan yeri yıkaması k&acirc;fi gelir. Meni kurumuşsa, ufalanırsa temizlenmiş olur. O elbiseyle namaz kılınabilir.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;pl&uuml;k ve vesvese<br />
Sual:</b> C&uuml;n&uuml;p olunca, bir şeye dokununca onun pis olacağını zannediyor, bu y&uuml;zden sıkıntı &ccedil;ekiyorum. Bu vesvese mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, vesvesedir. C&uuml;n&uuml;p kimse nereye dokunursa dokunsun pis olmaz.<br />
<br />
<b>Mescid olarak kullanılan oda<br />
Sual:</b> Evde mescid olarak kullanılan odaya girerken itik&acirc;fa niyet edilebilir mi? Buraya c&uuml;n&uuml;p girebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mescid olarak kullanılan odaya girerken itik&acirc;fa niyet edilebilir. Buraya c&uuml;n&uuml;p de girebilir. Halbuki mescidlere c&uuml;n&uuml;p girilmez.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;b&uuml;n selam vermesi</b><br />
<b>Sual: </b>C&uuml;n&uuml;p kimse selam verebilir mi ve verilen selamı alabilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Elbette, selam verip alabilir. Hi&ccedil; mahzuru olmaz. Selam g&uuml;zel bir duadır. C&uuml;n&uuml;p kimse, Kur&rsquo;an-ı kerimden s&ucirc;re ve &acirc;yet okuyamaz, fakat her &ccedil;eşit duayı okuyabilir, her &ccedil;eşit zikri &ccedil;ekebilir, hatta <b>Fatiha</b> ve <b>Rabben&acirc; &acirc;tin&acirc;</b> gibi dua &acirc;yetlerini, sadece dua niyetiyle okuyabilir.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;p Kur&#39;an okuyamaz</b><br />
<b>Sual:</b> İslam Ahlakı kitabında, (C&uuml;n&uuml;b&uuml;n d&uuml;şmandan korunmak i&ccedil;in bir iki kısa &acirc;yet okuması caiz olur) deniyor. Bu h&uuml;kme g&ouml;re Kul E&#39;uz&uuml;ler okunabilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kul E&rsquo;uz&uuml;ler &acirc;yet değil s&ucirc;redir. Bunlar c&uuml;n&uuml;pken okunmaz. Kısa &acirc;yetler okunabilir. Mesela d&uuml;şman şerrinden ve belalardan kurtulmak i&ccedil;in <b>(La ilahe illa ente s&uuml;bhaneke inn&icirc; k&uuml;nt&uuml; minez-z&acirc;limin</b>) &acirc;yet-i kerimesi okunabilir.<br />
<br />
<b>C&uuml;n&uuml;b&uuml;n tırnak kesmesi<br />
Sual:</b> C&uuml;n&uuml;pken, gusletmeden &ouml;nce, elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkayıp tırnaklarını kesen veya sakal tıraşı olan yine mekruh işlemiş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkasa da, yine de&nbsp;mekruh olur.</p>

<p><strong>Gus&uuml;ls&uuml;z camiye girmek, namaz kılmak<br />
Sual: Bir kimse, gus&uuml;l gerektiren bir durumdan sonra, gus&uuml;l abdesti almadan Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim okuyabilir, namaz kılabilir ve camiye girebilir mi?<br />
Cevap:</strong> Bu konuda El-fıkh-&uuml; alel-mez&acirc;hib-il-erbe&rsquo;ada deniyor ki:<br />
&ldquo;C&uuml;n&uuml;p olan erkeğin ve kadının, gus&uuml;l abdesti almadan evvel, abdestsiz yapılması caiz olmayan, amellerden birini yapması, d&ouml;rt mezhepte de haramdır. Mesela, c&uuml;n&uuml;p iken, farz veya nafile namaz kılması helal değildir. Su bulamaz ise veya hastalık gibi bir sebeple, suyu kullanamazsa, teyemm&uuml;m etmesi lazım olur. C&uuml;n&uuml;p iken, farz veya nafile oru&ccedil; tutması sahih olur. Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimi tutması ve okuması haramdır. Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimi abdestsiz tutmak da helal değildir. Mescide girmesi de haramdır. D&uuml;şmandan korunmak i&ccedil;in veya bir h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in, bir iki kısa &acirc;yet okuması, mescidden kova, ip, su almak i&ccedil;in veya başka yol bulamadığı i&ccedil;in, girip hemen &ccedil;ıkması caiz olur. Dua niyeti ile bir kısa &acirc;yet, mesela Besmele okuyabilir. Mescide girmeden teyemm&uuml;m eder.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: C&uuml;n&uuml;pken, v&uuml;cuttaki kılları almanın, koltuk altı ve kasık tıraşı olmanın mahzuru var mıdır?<br />
Cevap:</strong> İbni &Acirc;bid&icirc;nde; &ldquo;C&uuml;n&uuml;p iken, kasıkları tıraş etmek mekruhtur&rdquo; denmektedir.</p>

<p><strong>C&uuml;n&uuml;p ve hayızlı iken camiye girmek<br />
Sual: Bir M&uuml;sl&uuml;manın c&uuml;n&uuml;pken veya hayızlı iken camiye girmesi, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimi tutması ve okuması caiz midir?<br />
Cevap:</strong> Bir M&uuml;sl&uuml;manın, c&uuml;n&uuml;p veya hayızlı iken camiye girmesi, hatta cami i&ccedil;inden ge&ccedil;mesi haramdır. Ge&ccedil;ecek başka yol bulamazsa veya camide c&uuml;n&uuml;p olursa yahut camiden başka yerde su bulamazsa, teyemm&uuml;m edip girer ve hemen &ccedil;ıkar. C&uuml;n&uuml;p ve hayız h&acirc;linde bulunanın, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimi okuması, Mushafı tutması ve K&acirc;be-i muazzamayı tavaf etmesi, d&ouml;rt mezhepte de haramdır. Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimi ve &acirc;yet-i kerime yazılı şeyleri abdestsiz tutmak da haramdır. Yapışık olmayan bir şey i&ccedil;inde, mesela &ccedil;antada iken tutmak caizdir. Fatihayı ve dua &acirc;yetlerini, dua niyeti ile okuması ve her duayı okuması haram değil ise de, duayı abdestli okumak m&uuml;stehabtır. Tefsirler, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim gibidir. Başka din kitapları, dua gibidir.</p>

<p><strong>Sual: Hayız halindeki bir kadın, &ccedil;ocuğunu emzirebilir mi?<br />
Cevap:</strong> Hayız halindeki kadın, g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; yıkamadan, &ccedil;ocuğunu emzirebilir. C&uuml;n&uuml;p kadının, g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; yıkamadan emzirmesi mekruh olur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4039]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 13:44:21 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Yeni Müslüman olan]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Yeni M&uuml;sl&uuml;man olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk &ouml;nce neyi &ouml;ğretmeliyiz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İlk &ouml;nce imanı, yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı, Onun sıfatlarını, Resulullah efendimizin Allah&rsquo;ın Peygamberi olduğunu, Ament&uuml;&rsquo;de bildirilen altı esası, sonra da İslam&rsquo;ın beş şartını &ouml;ğretip namaz kılmasını sağlamalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir hadis-i şerif meali ş&ouml;yledir:<br />
<b>(Kitab ehli olan bir kavme g&ouml;revle gidince, &ouml;nce, La ilahe illallah Muhammed&uuml;n Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, g&uuml;nde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah&rsquo;ın M&uuml;sl&uuml;manların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekatı farz kıldığını s&ouml;yle.)</b> [Buhari, M&uuml;slim, Ebu Davud]</p>

<p>Bu hadis-i şerifte ilk &ouml;nce, Allah&rsquo;a imanla birlikte Resul&uuml;n&uuml; de tasdik bildirilmiştir. Resulullahı tasdik etmeyen m&uuml;min ve M&uuml;sl&uuml;man olamaz.</p>

<p><b>Sual: </b>Yeni m&uuml;sl&uuml;man olanın veya akıl-baliğ olan &ccedil;ocuğun, &ouml;nce <b>Kelime-i şehadet </b>s&ouml;ylemesi ve bunun manasını &ouml;ğrenip, inanması gerekir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet gerekir. Bundan sonra, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarında yazılı olan itikad, yani iman edilmesi gereken bilgileri &ouml;ğrenip, bunlara inanması gerekir.</p>

<p>Sonra Ehl-i s&uuml;nnetin d&ouml;rt mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yani İslam&rsquo;ın beş şartını ve helal, haram olan şeyleri &ouml;ğrenmesi ve bunlara inanması ve uygun yaşaması gerekir. Bunları &ouml;ğrenmek ve uymak gerektiğine inanmayan, &ouml;nem vermeyen m&uuml;rted olur. Yani kelime-i şehadet getirerek m&uuml;sl&uuml;man olduktan sonra, tekrar k&acirc;fir olur.</p>

<p>Nikahlı m&uuml;sl&uuml;man bir kız, baliga olduğu zaman, M&uuml;sl&uuml;manlığı bilmezse, nikahı bozulur. Yani m&uuml;rted olur. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıfatlarını ona bildirmelidir. O da, tekrar etmeli ve (bunlara inandım) demelidir. <b>(D&uuml;rr-&uuml;l-muhtar)</b></p>

<p>İbni Abidin hazretleri bunu a&ccedil;ıklarken diyor ki:<br />
Kız k&uuml;&ccedil;&uuml;k iken, ana-babasına t&acirc;bi olarak m&uuml;sl&uuml;mandır. Baliga olunca, ana-babasının dinine t&acirc;bi olması devam etmez. İslamiyet&rsquo;i bilmeyerek baliga olunca, m&uuml;rted olur. İman edilecek şeyleri işitip de, inanmamış kimse, kelime-i tevhid s&ouml;ylese, yani (La ilahe illallah Muhammed&uuml;n resulullah) dese, m&uuml;sl&uuml;man olmaz. (Ament&uuml; billahi...) de bulunan altı şeye inanan ve (Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirlerinin ve yasaklarının hepsini kabul ettim, beğendim) diyen kimse m&uuml;sl&uuml;man olur.</p>

<p>Her m&uuml;sl&uuml;man, &ccedil;ocuklarına Ament&uuml;&rsquo;y&uuml; ezberletmeli, manasını iyice &ouml;ğretmelidir! &Ccedil;ocuk bu altı şeyi &ouml;ğrenmez ve inandığını s&ouml;ylemezse, baliğ olduğu zaman m&uuml;sl&uuml;man olmaz, m&uuml;rted olur.</p>

<p>Sadece Allah&rsquo;a inandım demek k&acirc;fi değildir. Ament&uuml;&rsquo;de bildirilen altı husustan birini, mesela kaderi ink&acirc;r eden, k&acirc;fir olur, b&uuml;t&uuml;n iyi amelleri yok olur. <b>(Redd-&uuml;l-muhtar)</b></p>

<p><b>Sual:</b> K&acirc;fir (Beni İslam&rsquo;a uygun defnedin) dese, m&uuml;min sayılır mı?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır. Kelime-i şehadeti veya manasını s&ouml;ylerse evet.</p>

<p><b>Sual:</b> Yeni M&uuml;sl&uuml;man oldum, fıkıh bilgilerim yok sayılır, her şeyi yeni &ouml;ğreniyorum, k&uuml;fre sebep olan şeylerin hepsini de bilmiyorum. Bilmeyerek k&uuml;fre d&uuml;ş&uuml;recek bir şey yaparsam veya s&ouml;ylersem, benim durumum o zaman ne olur? Bilmeyerek yaparsam imanımı kaybetmiş olur muyum?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır imanınızı kaybetmiş olmazsınız. Polonya gibi bir yerde, yeni M&uuml;sl&uuml;man olmuş bir kimse, elbette k&uuml;fre d&uuml;ş&uuml;ren bir &ccedil;ok şeyi bilemez. Bilmediği i&ccedil;in de hemen ona k&uuml;fre d&uuml;şt&uuml;n denmez. Peki ne yapmalı? <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya ve Resul&uuml;ne ve Onun Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan getirdiklerinin hepsine inandım, beğendim, kabul ettim. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın ve Resul&uuml;n&uuml;n dostlarını severim ve d&uuml;şmanlarını sevmem demek k&acirc;fidir.)</b> Dinimizin bildirdiği bir şeyde ş&uuml;pheye d&uuml;şen kimse, <b>(Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ve Onun Peygamberi, bu şey ile neyi bildirmek istemiş ise, &ouml;ylece iman ettim, inandım) </b>demelidir.</p>

<p><b>Secdenin &ouml;nemi<br />
Sual:</b> Bir gayrim&uuml;slim, secde &acirc;yetini dinledikten sonra tilavet secdesi yapsa, bu kimseye M&uuml;sl&uuml;man oldu denebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, M&uuml;sl&uuml;man olduğu anlaşılır. <b>(Bezzaziyye,</b> <b>İbni Abidin)</b></p>

<p>Yine bunun gibi, namazlarını cemaatle kılan bir kimsenin M&uuml;sl&uuml;man olduğu anlaşılır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; İslamiyet&rsquo;ten &ouml;nceki hak dinlerde namaz yalnız kılınır, cemaatle kılınmazdı.<b> (İslam Ahlakı)</b></p>

<p>Dinimizde zahire, g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re h&uuml;k&uuml;m verildiği i&ccedil;in, bir gayrim&uuml;slim bunları yapınca M&uuml;sl&uuml;man olduğuna h&uuml;kmedilir. Yoksa b&acirc;tıl inancından vazge&ccedil;medik&ccedil;e, dinimizin bildirdiği hususlara iman etmedik&ccedil;e, sadece bunları yapmakla M&uuml;sl&uuml;man olmuş olmaz. M&uuml;sl&uuml;man g&ouml;r&uuml;nmek i&ccedil;in m&uuml;nafıklık da yapmış olabilir, ama k&uuml;fr&uuml;n&uuml; belli eden bir s&ouml;z&uuml;, hareketi g&ouml;r&uuml;lmedik&ccedil;e, d&uuml;nyada ona M&uuml;sl&uuml;man muamelesi yapılır.</p>

<p><strong>Sual: Gayr-i m&uuml;slim bir &uuml;lkede iman etmiş olan kimsenin, hemen farzları yapması, haramlardan sakınması gerekir mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Gayr-i m&uuml;slim bir memlekette M&uuml;sl&uuml;man olan bir kimse, farzları, haramları işitince, bunlara uyması lazım olur. M&uuml;sl&uuml;manların yaşadığı bir &uuml;lkede imana gelen veya baliğ yani ergenlik &ccedil;ağına giren kimse de, hemen o andan itibaren, farzları yapması, haramlardan ka&ccedil;ınması lazım olur. M&uuml;sl&uuml;manların yaşadığı &uuml;lkede imana gelen kimsenin, farz olduğunu &ouml;ğreninceye kadar, kılmadığı namazları ve tutmadığı oru&ccedil;ları kaza etmesi de lazım olur. Bilmemesi, terk etmek g&uuml;nahından kurtulması i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r olur. &Ouml;ğrenmeyi terk etti ise, hi&ccedil; &ouml;z&uuml;r olmaz.</p>

<p><strong>Sual: Kadın, erkek her M&uuml;sl&uuml;manın ilk bilmesi, inanması lazım olan şey nedir?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> M&uuml;kellef olan, yani akıl ve baliğ olan, kadın, erkek her M&uuml;sl&uuml;manın, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanıması, bilmesi, yani Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın sıf&acirc;t-ı z&acirc;tiyyesini ve sıf&acirc;t-ı s&uuml;b&ucirc;tiyyesini, doğru bilmesi ve inanması lazımdır. Herkese ilk farz olan şey budur. Bilmemek &ouml;z&uuml;r olmaz, bilmemek g&uuml;nah olur.</p>

<p><strong>Sual: Yeni M&uuml;sl&uuml;man olan bir kimsenin, mutlaka gus&uuml;l abdesti alması gerekir mi?<br />
Cevap:</strong> Yeni M&uuml;sl&uuml;man olan bir gayr-i m&uuml;slimin, M&uuml;sl&uuml;man olunca, gus&uuml;l abdesti alması m&uuml;stehabdır.</p>

<p><b>Not: Diğer maddelerde Ament&uuml;&rsquo;n&uuml;n bu 6 esası hakkında geniş bilgi verilmiştir.</b></p>

<p><strong>Sual: </strong>M&uuml;sl&uuml;man olup, namazı orucu işitmemiş ve yapmamış olan, işitince &ouml;ğrenince bunları kaza eder mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yeni M&uuml;sl&uuml;man olan bir kimse, farz olduğunu işitinceye kadar, kılmadığı namazları kaza etmez. M&uuml;rted, tekrar imana gelince, m&uuml;rted olmadan &ouml;nce kıldığı ve m&uuml;rted iken kılmadığı namazları ve oru&ccedil;ları kaza etmez. Fakat tekrar hacca gitmesi lazım olur. M&uuml;rted olmadan &ouml;nce yapmadığı farzları kaza eder. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, farzları yapmamak b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır. M&uuml;rted olunca, g&uuml;nahları affolmaz.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=392]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 23:26:02 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Görülmeyen şey yok mudur?]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Ateistler, (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları g&ouml;remiyoruz. G&ouml;r&uuml;lmeyen şey yoktur) diyorlar. Bu hususta a&ccedil;ıklama yapar mısınız?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Melek, cin ve şeytanı ink&acirc;r eden M&uuml;sl&uuml;man olamaz. Bunlar Kur&rsquo;an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde a&ccedil;ık&ccedil;a yazılıdır.</p>

<p>D&uuml;nya, bir imtihan yeridir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, Bekara s&ucirc;resinin başında gayba imanı, yani g&ouml;rmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile k&ouml;t&uuml;n&uuml;n, inananla inanmayanın ayırt edilmesi i&ccedil;in bir imtihan gerekir. Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, su&ccedil;, g&uuml;nah işleyeceğini bilir. Fakat, hen&uuml;z su&ccedil; işlemeden cezalandırılsa, (Su&ccedil;um yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak doğru değil) diyebilir. İşte bunun gibi sebeplerle, insanlar imtihan i&ccedil;in d&uuml;nyaya getirilmiştir. S&ouml;z dinleyenle, dinlemeyen, su&ccedil; işleyenle işlemeyen belli olsun diye, bazı yasaklar konmuş, bazı ibadetleri yapma mecburiyeti getirilmiştir.</p>

<p>Mesela, (domuz eti veya besmelesiz kesilen kuzu eti niye haram) diye soruluyor. Etin mutlaka bir zararı olduğu i&ccedil;in değil, emri dinleyenle dinlemeyen belli olsun diye de haram edilmiş olamaz mı?</p>

<p>Bu &ouml;yle bir imtihan ki sorular da, cevaplar da bellidir. Kabirde ne sorulacak, ahirette ne sorulacak hepsi bellidir. Ben soruları ve cevapları bilmiyordum diye itiraz edilemeyecektir.</p>

<p>Cin, şeytan, nazar, Cennet, Cehennem gibi şeylerin g&ouml;r&uuml;lmemesi de bir imtihandır. G&ouml;r&uuml;ld&uuml;kten sonra imtihanın ne &ouml;nemi kalır? &Ccedil;ok &ccedil;alışkan ve bilgili bir &ouml;ğrenci ile &ccedil;ok tembel ve cahil bir &ouml;ğrenci imtihana girse, sorular ve cevaplar belli olsa, ikisi de aynı şeyi yazacak, o zaman &ccedil;alışkan talebe ile tembel olan ayrılmayacaktır. Bilenle bilmeyenin ayrılması i&ccedil;in [daha doğrusu inananla inanmayanın ayrılması i&ccedil;in] bir imtihan gerekmez mi?</p>

<p>G&ouml;r&uuml;lmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara t&acirc;bi olmak demektir. Hayvanlar duyularına t&acirc;bi olur; insan ise, akla t&acirc;bi olur. İnsanların duyuları, hayvanlarınkinden daha geridedir. K&ouml;pek &ccedil;ok kuvvetli koku alır. İnsan, bu kadar koku alamaz, gecenin zifiri karanlığında yarasa gibi hareket edemez. İnsan, ışık olmadan, karanlıkta g&ouml;remediği halde, kedi g&ouml;rebiliyor. O halde g&ouml;ze değil, akla g&ouml;re karar vermek gerekir.</p>

<p>Mıknatısın manyetik g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;zle g&ouml;remiyoruz. Fakat demiri &ccedil;ekmesinden mıknatısta bir g&uuml;&ccedil; olduğunu anlıyoruz. Kumanda aleti ile, TV&rsquo;yi a&ccedil;ıp kapatıyoruz. Kumanda aletinde g&ouml;zle g&ouml;rmediğimiz bir g&uuml;&ccedil;, bu işleri yapıyor. Uzaktan kumandalı bir aletle, otonun kapıları a&ccedil;ılabiliyor. Fakat bu işi yapan g&uuml;c&uuml; g&ouml;remiyoruz. O halde, hisse değil, akla değer vermek gerekir. Lazer ışınları ile ameliyat yapılıyor, demir kesiliyor. Bu ışınları ve manyetik dalgaları g&ouml;zle g&ouml;remiyoruz. G&ouml;remediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir.</p>

<p>Bir teldeki elektrik akımını g&ouml;zle g&ouml;remiyoruz. Fakat yaptığı işlerden, i&ccedil;inde cereyan olduğunu anlıyoruz. G&ouml;zle g&ouml;rmediğimiz i&ccedil;in cereyanı ink&acirc;r edemeyiz. Yer &ccedil;ekimini de g&ouml;zle g&ouml;remiyoruz. Fakat cisimlerin havaya değil de yere d&uuml;şmesinden, yerde bir &ccedil;ekim kuvvetinin olduğunu anlıyoruz.</p>

<p>İnsanları ayakta tutup hareket etmesini sağladığı i&ccedil;in ruhun varlığını anlıyoruz. Fakat g&ouml;zle g&ouml;remiyoruz. Hakkı b&acirc;tıldan ayıran insana akıllı diyoruz. Fakat aklı da g&ouml;remiyoruz. G&ouml;r&uuml;lmediği halde, varlığı akılla anlaşılan &ccedil;ok şey vardır. Kimisi, bir şeye bakıp beğendiği zaman g&ouml;zlerinden &ccedil;ıkan şualar, yani nazar, canlı cansız şeylerin bozulmasına sebep oluyor. Fen, belki bir g&uuml;n, şuaları ve etkilerini daha iyi a&ccedil;ıklayacaktır.</p>

<p>Kısacası, tekrar edelim, g&ouml;remediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir. G&ouml;r&uuml;lmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara t&acirc;bi olmak demektir. Hayvanlar duyularına t&acirc;bi olur; insan ise, akla t&acirc;bi olur.</p>

<p><b>Cin vardır</b><br />
Mutezilenin bir kısmı cinni ink&acirc;r ederken, bir kısmı, cinnin varlığını kabul eder; fakat cinnin insana zarar verdiğini ink&acirc;r eder.</p>

<p>Kur&#39;an-ı kerimde cin ile ilgili daha bir&ccedil;ok &acirc;yet-i kerime vardır. Hadis-i şerifte cinlerden korunmak i&ccedil;in dualar bildirilmiştir. G&ouml;z ile g&ouml;rmediğini ink&acirc;r etmek, akla da, ilme de aykırıdır.</p>

<p><b>Aklın doğru karar verebilmesi i&ccedil;in</b><br />
Akıl, g&ouml;ze değil, g&ouml;z akla bağlıdır. G&ouml;z her şeyi g&ouml;remez. Mesela tecr&uuml;beler neticesinde havanın i&ccedil;inde &ccedil;eşitli gazlar bulunduğunu biliyoruz. G&ouml;z&uuml;m&uuml;zle havayı ve i&ccedil;indeki gazları g&ouml;remiyoruz. G&ouml;remediğimiz i&ccedil;in, aklımızı g&ouml;ze t&acirc;bi kılarak (Hava ve gaz diye bir şey yoktur, olsaydı g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k) demek aklı, tecr&uuml;beyi hi&ccedil;e saymak olur.</p>

<p>Bug&uuml;n fen yolu ile suyun oksijen ve hidrojen denilen 2 gazdan meydana geldiğini biliyoruz. Bu gazların biri yakıcı, diğeri de yanıcıdır. Suya bakınca ne oksijeni, ne de hidrojeni g&ouml;rmemiz m&uuml;mk&uuml;n olmaz. Hatta su renksiz olduğu i&ccedil;in ağzına kadar dolu bir şişedeki suyu bile g&ouml;remeyiz. Aklı g&ouml;ze t&acirc;bi kılarak (Şişede su, suda da gaz yoktur) diyebilir miyiz?</p>

<p>Aklın &ouml;nemi, insanlığın şerefi, g&ouml;z&uuml;n g&ouml;rme kuvvetiyle &ouml;l&ccedil;&uuml;lseydi, kedinin insandan daha şerefli olması gerekirdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan, ışık olmadan, karanlıkta g&ouml;remezken kedi g&ouml;rebiliyor. O halde g&ouml;ze değil, akla g&ouml;re karar vermek gerekir.</p>

<p>Bazı zehirli gazlar, renksiz ve kokusuz olduğu i&ccedil;in g&ouml;r&uuml;lemez ve varlığı anlaşılamaz. T&uuml;pteki bir gazın &ccedil;ıkıp da odadaki insanları zehirlememesi i&ccedil;in gaza koku katılır. Bu sayede bir odadaki gazı g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle g&ouml;rmediğimiz halde, kokusundan dolayı anlarız.</p>

<p>İki biberin birinin tatlı, diğerinin acı olduğunu g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle anlayamayız. G&ouml;z&uuml;n vazifesi bu değildir. G&ouml;z, belli bir uzaklıktan sonraki ve belli bir b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kten daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan cisimleri g&ouml;remez. K&uuml;&ccedil;&uuml;k mikroplar g&ouml;r&uuml;lemediği gibi, &ccedil;ok uzaktaki koca bir insan da g&ouml;r&uuml;lemez. G&ouml;remediğimiz i&ccedil;in bunların yokluğu iddia edilemez.</p>

<p>Bazı gezegenlerin varlığından haberdar değiliz. Bug&uuml;nk&uuml; fen, bunları anlayamadığı i&ccedil;in başka gezegenlerin yokluğu iddia edilemez. Canlıları ayakta tutan ruhu da g&ouml;remiyoruz, ama ink&acirc;rı m&uuml;mk&uuml;n değildir.</p>

<p>Cinni ink&acirc;r etmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı ink&acirc;r etmektir. Bunun i&ccedil;in aklı, fenni, g&ouml;ze t&acirc;bi kılmamalıdır! Aksine g&ouml;z&uuml;, akla t&acirc;bi kılmalıdır! Akıl da tek başına hakkı bulamaz. Akıl g&ouml;z gibi, İslamiyet de ışık gibidir. Yani aklın doğru karar verebilmesi i&ccedil;in İslamiyet ışığına ihtiyacı vardır.</p>

<p><strong>Sual: </strong>Bazı kimseler bir yaratıcıyı ink&acirc;r etmek i&ccedil;in, &quot;her şey kendi kendine var olmuştur veya tabiat kuvvetleri ile var olmuştur&quot; demektedirler, bunun aslı var mıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
B&uuml;t&uuml;n varlıkları var eden, yaratan, varlıkta durduran bir varlık bulunmasa, ya her şey kendi kendine var olur, yahut hi&ccedil;bir şeyin var olmaması lazım gelirdi. Her şeyin kendi kendine var olması, akla uygun bir şey değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bir şeyin kendi kendine var olması, kendinden evvel kendisinin hep var olmasını, sonsuz olmasını gerektirir. Kendinin hep var olması, yani v&acirc;cib-&uuml;l v&uuml;c&ucirc;d yani daima mutlak var olması icab eder. B&ouml;yle olsaydı yani her şey kendi kendine var olsaydı, o zaman yok iken sonradan var, yahut var iken sonradan yok olmazdı. H&acirc;lbuki, her şey yok iken sonradan var oluyor ve tekrar yok oluyor. Bundan da, hi&ccedil;bir mahlukun v&acirc;cib-&uuml;l v&uuml;c&ucirc;d, sonsuz varlık olmadığı anlaşılır. Zaten kendi kendine var olmak, aklın anlayabileceği bir şey de değildir. V&acirc;cib-&uuml;l v&uuml;c&ucirc;d, mutlak yaratıcı, bir olmak lazımdır. Kendinden başka, b&uuml;t&uuml;n varlıkları yoktan var eden bir varlık olması lazımdır. Mahlukların var olması i&ccedil;in bir v&acirc;cib-&uuml;l v&uuml;c&ucirc;dun varlığı lazım olmasaydı, hi&ccedil;bir şeyin varlığını kabul edemezdik.</p>

<p>Her varlığın kendi kendine var olması, fenne o kadar uzak bir şeydir ki, tabiat&ccedil;ılar bile, tabiat ş&ouml;yle yapmıştır, tabiat kuvvetleri b&ouml;yle yapmıştır diyorlar. B&ouml;ylece varlıkların kendiliklerinden olmayıp, bir yapıcısı, meydana getiricisi bulunduğunu, farkında olmadan a&ccedil;ıklamış oluyorlar. Fakat, esas o yapıcıya, yapana layık olan isimleri ve sıfatları vermekten &ccedil;ekiniyorlar. Bilgisiz ve iradesiz bir tabiata, tabiat kuvvetlerine bağlanıyorlar. H&acirc;lbuki fizik, kimya olaylarından hi&ccedil;birinin kendiliğinden olduğunu hi&ccedil; g&ouml;rm&uuml;yoruz. Harekete ge&ccedil;en veya hareketini değiştiren, yahut harekette iken duran bir cisme elbette bir kuvvet etki etmiş, hareket ettirmiştir diyoruz. B&uuml;t&uuml;n bu varlıkların bu nizam, bu d&uuml;zen ile kendiliğinden oluverdiğini sanmak, fizik ve kimya kanunlarını ink&acirc;r etmek olur. Atomdan Arş&#39;a kadar b&uuml;t&uuml;n varlıkları yoktan var eden, ilim, irade ve kuvvet sahibi bir yaratana inanmayıp da, bu varlıkları, fizik ve kimya kanunlarına uymayan bir tesad&uuml;f, kendi kendine var olmak gibi zannetmek kadar cahillik olamaz.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3845]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 03:24:06 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Açıklama]]></title>
<description><![CDATA[<p>Bu sitemizi, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kıymetli eserlerini kaynak alarak, Ehl-i s&uuml;nnet itikadına uygun olarak hazırladık.</p>

<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hadis-i şerifte, <b>(&Uuml;mmetim yetmiş &uuml;&ccedil; fırkaya ayrılır, yetmiş ikisi Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir)</b> buyuruldu. Bu fırkaya <b> Ehl-i s&uuml;nnet</b> denir. <b>(2/67)</b></p>

<p>Kur&#39;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(İnsanlar, dinde &ccedil;eşitli gruplara b&ouml;l&uuml;nd&uuml;ler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.)</b> [M&uuml;minun 53]</p>

<p>Bir kimse, kendi başına Kur&#39;an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri okuyup da doğru yolu bulamaz. İşin ehli olan &acirc;limlere ihtiya&ccedil; vardır. 72 sahte altının i&ccedil;ine bir tane hakiki altın konsa, bunu sarraflardan başkası anlayamadığı gibi, 73 fırkadan hangisinin doğru olduğunu da ancak Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri anlar.</p>

<p>Akıl ile doğruyu bulmaya &ccedil;alışırsak bu &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;, hatta imkansızdır. Her fırkadaki insan, &ldquo;Bu fırka doğru yolda&rdquo; diyor. Bu işte selim olmayan akıl &ouml;l&ccedil;&uuml; olmaz. &Ouml;l&ccedil;&uuml; olsaydı, 72 sapık fırka meydana &ccedil;ıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına g&ouml;re bu fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka meydana &ccedil;ıkar.</p>

<p>Piyasada bir&ccedil;ok kitap, bir&ccedil;ok grup var. Bunlar i&ccedil;in bizim iyi veya k&ouml;t&uuml; dememizin bir kıymeti yok. Yani bir insan biz iyi deyince iyi olmaz, biz k&ouml;t&uuml; deyince k&ouml;t&uuml; olmaz. Şahıs ismi kitap ismi &ouml;nemli değil. Binlerce &acirc;lim ve kitap var. Elimizde &ouml;l&ccedil;&uuml; olursa rahat ederiz, kendimiz anlarız. &Ouml;l&ccedil;&uuml;y&uuml; İmam-ı Rabbani hazretleri veriyor:</p>

<p>Bir h&uuml;km&uuml;n doğru veya yanlış olduğu Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her sapık, Kur&#39;an ve s&uuml;nnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile, bu kaynaklardan yanlış manalar &ccedil;ıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. &Acirc;yet-i kerimede, <b>(Kur&rsquo;an-ı kerimde bildirilen misaller, &ccedil;oklarını k&uuml;fre s&uuml;r&uuml;kler, &ccedil;oklarını da hidayete ulaştırır)</b> buyuruluyor. Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayanlar yanlıştır. <b> (1/286) </b></p>

<p>Demek ki doğru olmanın &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarına uymasıdır. Yine Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri buyuruyor ki:</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, İslamiyet&rsquo;i doğru olarak &ouml;ğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine s&ouml;z verdi. Allah s&ouml;z&uuml;nden d&ouml;nmez. Bunun i&ccedil;in, <b>Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak &ouml;ğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru </b>diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu g&ouml;sterir.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın s&ouml;z&uuml;ne g&uuml;venmeli, Ona sığınmalıdır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.)</b> [Ankebut 69]<br />
<b>(Allah, kendisine y&ouml;neleni doğru yola iletir.)</b> [Ş&ucirc;ra 13]<br />
<b>(Allah asla verdiği s&ouml;zden d&ouml;nmez.)</b> [Z&uuml;mer 20]</p>

<p>Şu anda &ccedil;eşitli gruplardaki insanların da, b&ouml;yle dua etmekten &ccedil;ekinmemeleri gerekir. H&acirc;ş&acirc; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; yanlış bir iş yapmaz. Belki yanlış yolda olabilirim diye d&uuml;ş&uuml;nerek, <b>Ya Rabbi kimler doğru yolda ise, senin rızan kimlerle ise, bana onları sevmeyi, onlarla beraber olmayı&nbsp;nasip eyle</b> diye dua etmelidir. Eğer doğru yolda&nbsp;ise, duanın bir zararı olmaz. Yanlış yolda ise, ihlasla yaptığı dua sebebiyle doğruya kavuşmuş, kurtulmuş olur. B&ouml;yle dua etmekten &ccedil;ekinmemelidir.</p>

<p>D&uuml;nyadan herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek &ouml;nemlidir. Yanlış vasıtaya binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. K&acirc;be&rsquo;ye gitmek i&ccedil;in niyet edip Paris&rsquo;e giden u&ccedil;ağa binen, niyeti halis olsa da K&acirc;be&rsquo;ye varamaz.</p>

<p>Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; rızka kefildir ama imana kefil değildir. Doğru iman sahibi olmaya &ccedil;alışmalıdır. İtikadı d&uuml;zeltmeden &ouml;nce ibadet etmenin faydası olmaz. Doğru itikad, ehl-i s&uuml;nnet itikadıdır. Doğru itikad <b>1</b> rakamı gibidir. İhlaslı ibadetler sağına konan <b>0</b> [sıfır] rakamı gibidir. Bir sıfır konunca 10, iki sıfır konunca 100 olur. Sağına ne kadar 0 konursa değeri artar. 1 &ccedil;ekilirse hepsi 0 olur. İhlassız, yani riya ile yapılan ameller de, soldaki sıfır gibi yani 1 rakamının soluna konan sıfır gibi değersizdir. İtikad doğru olunca ibadetleri arttırmak, insanın gayretine, ihlasına, ilmine bağlıdır. İstediği kadar artırır. Ancak, doğru itikadı, yani ehl-i s&uuml;nnet itikadı yoksa ibadetlerinin hi&ccedil; faydası olmaz, soldaki sıfır gibi değersizdir.</p>

<p>B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya bize verilse, fakat itikadımız d&uuml;zg&uuml;n değilse, h&acirc;limiz haraptır. Eğer b&uuml;t&uuml;n dertler bize verilse, itikadımız doğru ise, &uuml;z&uuml;lmek gerekmez. Doğru itikadın Ehl-i s&uuml;nnet vel-cemaat olduğunu İslam &acirc;limleri ittifakla bildirmişlerdir.</p>

<p><b>Osman &Uuml;nl&uuml;</b></p>

<p align="center"><strong><font color="#0000ff">K&uuml;nye</font><br />
<br />
Sahibi:</strong><br />
Osman &Uuml;nl&uuml;<br />
İlahiyat&ccedil;ı - Yazar<br />
Merkez Mahallesi, 29 Ekim Caddesi<br />
İhlas Plaza No:11 B/21 Yenibosna<br />
Bah&ccedil;elievler, İstanbul / T&uuml;rkiye, 34197</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=13794]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 02:44:53 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[İlahiler]]></title>
<description><![CDATA[<style type="text/css">.audio-container {
		max-width: 100%;
		margin: 0 auto;
		/*background-color: white;
		padding: 20px;
		border-radius: 8px;
		box-shadow: 0 2px 4px rgba(0,0,0,0.1);*/
		font-size:15px;
	}

	.audio-grid {
		display: grid;
		grid-template-columns: repeat(2, 1fr);
		gap: 0;
	}

	.audio-item {
		padding: 6px 10px;
		border-bottom: 1px solid #cccccc;
	}

	.audio-item a {
		display: flex;
		align-items: center;
		gap: 8px;
		text-decoration: none;
		color: #333;
		transition: color 0.3s ease;
	}

	.audio-item a:hover {
		color: #0066cc;
	}

	.mp3-icon {
		width: 16px;
		height: 16px;
		flex-shrink: 0;
	}

	.separator {
		grid-column: 1 / -1;
		height: 1px;
		background: linear-gradient(to right, 
			#800020 0%,
			#CC7000 50%,
			#800020 100%
		);
		margin: 20px 0;
		border-radius: 3px;
	}

	/* Mobil görünüm */
	@media (max-width: 768px) {

		.audio-container {
			padding: 0;
			font-size:18px
		}

		.audio-grid {
			grid-template-columns: 1fr;
		}

		.audio-item {
			padding: 10px 8px;
		}

		.separator {
			margin: 10px 0;
		}
	}
</style>
<div class="audio-container">
<div class="audio-grid"><!-- GRUP 1 - Folder 6 -->
<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/BeytullahtaBen.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Beytullahta Ben </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/BirAnGelir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir An Gelir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/BizGiderizDağaTaşa.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Biz Gideriz Dağa Taşa </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/BugünHuzurunaGeldim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bug&uuml;n Huzuruna Geldim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/CanımınCananı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Canımın Cananı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/Efendime.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Efendime </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/EyGözleriminNuru.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey G&ouml;zlerimin Nuru </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/HayalinÖnümde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hayalin &Ouml;n&uuml;mde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/Hocam.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hocam </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/HuKusu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hu Kuşu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/İlahiNedirBuAşk.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İlahi Nedir Bu Aşk </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/KılBeşVakitNamazı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kıl Beş Vakit Namazı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/NefsimBeniHarapEtti.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nefsim Beni Harap Etti </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/SeniGörmeyenGözüNeyleyim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seni G&ouml;rmeyen G&ouml;z&uuml; Neyleyim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/SeniSevenAşıkların.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seni Seven Aşıkların </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/SeninRavzanGüzelKokar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Senin Ravzan G&uuml;zel Kokar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/ŞahaDoğruGidenKervan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şaha Doğru Giden Kervan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/ŞefaatYaResulallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şefaat Ya Resulallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/ŞefaatYaResulallah(2).mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şefaat Ya Resulallah (2) </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/ŞehitlerÖlmez.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şehitler &Ouml;lmez </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/YalvarGüzelAllaha.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yalvar G&uuml;zel Allaha </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/6/YaResulSelamAleyke.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ya Resul Selam Aleyke </a></div>
<!-- AYIRICI -->

<div class="separator">&nbsp;</div>
<!-- GRUP 2 - Folder 4 İlk Kısım -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AçGözün.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> A&ccedil; G&ouml;z&uuml;n </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BizdenSelamGötürün.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bizden Selam G&ouml;t&uuml;r&uuml;n </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DurmazYanarVücudum.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Durmaz Yanar V&uuml;cudum </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/İnilteyari.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İnilteyari </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MedetYaResullallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Medet Ya Resulallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MedineyeVaramadım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Medineye Varamadım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/download/Ses/Ilahiler/4/Silsile_iAliyye.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Silsile-i Aliyye </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/TalealBedruAleyna.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Taleal Bedru Aleyna </a></div>
<!-- AYIRICI -->

<div class="separator">&nbsp;</div>
<!-- GRUP 3 - Folder 4 Büyük Grup Başlangıcı (A Harfi) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AffetİsyanımBenim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Affet İsyanım Benim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AhNiceBirUyursun.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ah Nice Bir Uyursun </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AhmedimAhmed.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ahmedim Ahmed </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AldanmaDünyaVarına.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aldanma D&uuml;nya Varına </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AllahDiyoruzCoşaCoşa.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah Diyoruz Coşa Coşa </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AllahAllahKerimAllah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah Allah Kerim Allah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AllahEmrinTutalım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah Emrin Tutalım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AllahümmeSalliAlaMuhammed.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah&uuml;mme Salli Ala Muhammed </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AmelOdurKi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Amel Odur Ki </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AnnelerBaştaTacİmiş.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Anneler Başta Tac İmiş </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ArayaArayaBulsamİzini.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Araya Araya Bulsam İzini </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AşığızMuhammede.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşığız Muhammede </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AşkNeyledi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Neyledi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AşkYolunaGidelim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Yoluna Gidelim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Aşkınİle.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşkın İle </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AşkınİleAşiklar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşkın İle Aşıklar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AşkınSardıBenNeyleyeyim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşkın Sardı Ben Neyleyeyim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/AyDoğdu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ay Doğdu </a></div>
<!-- B Harfi -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BenBuAşka.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Bu Aşka </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BenBuMeclislerde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Bu Meclislerde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BenDervişimDiyene.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Dervişim Diyene </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BenYanarımYaneYane.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Yanarım Yane Yane </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BenimBundaKararımYok.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Benim Bunda Kararım Yok </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BenimEfendim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Benim Efendim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BesmeleÇekelim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Besmele &Ccedil;ekelim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BilmekİstersenSeni.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bilmek İstersen Seni </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BirDuysamYüreğinde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir Duysam Y&uuml;reğinde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BirGaripsinŞuDünyada.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir Garipsin Şu D&uuml;nyada </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BirGünOlur.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir G&uuml;n Olur </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BirTahtaYaratmışsın.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir Tahta Yaratmışsın </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BizDünyadanGiderOlduk.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Biz D&uuml;nyadan Gider Olduk </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BuAşk.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bu Aşk </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BülbüllerSazdaGüllerNiyazda.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> B&uuml;lb&uuml;ller Sazda G&uuml;ller Niyazda </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BülbüllerinÖtüşünde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> B&uuml;lb&uuml;llerin &Ouml;t&uuml;ş&uuml;nde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/BütünDünyayaKüsmüştüm.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> B&uuml;t&uuml;n D&uuml;nyaya K&uuml;sm&uuml;şt&uuml;m </a></div>
<!-- C-D Harfleri -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/CandaCananındır.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Canda Cananındır </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Candanİçeru.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Candan İ&ccedil;eru </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/CebrailimSelamSöyle.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Cebrailim Selam S&ouml;yle </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DağlarİleTaşlarİle.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Dağlar İle Taşlar İle </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DaimSalatOlsun.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Daim Salat Olsun </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DermanArarımDerdime.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Derman Ararım Derdime </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DilhanesiPürNurOlur.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Dilhanesi P&uuml;r Nur Olur </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DostlarYarenler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Dostlar Yarenler </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Doyamadım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Doyamadım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/DuyBabam.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Duy Babam </a></div>
<!-- E Harfi -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EfendimDoğduğuGece.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Efendim Doğduğu Gece </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EhlenVeSehlen.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ehlen Ve Sehlen </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Elhamdülillah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Elhamd&uuml;lillah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EntelHadiEntelHak.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Entel Hadi Entel Hak </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ErYarınHakDivanındaBelliOlur.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Er Yarın Hak Divanında Belli Olur </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EshabıKehf.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Eshabı Kehf </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EvvelAllahAhirAllah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Evvel Allah Ahir Allah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EvvelAllahAdınıYadEdelim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Evvel Allah Adını Yad Edelim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EyAllahımBeniSendenAyırma.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Allahım Beni Senden Ayırma </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EyGönülTefekkürEyle.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey G&ouml;n&uuml;l Tefekk&uuml;r Eyle </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EyPadişahiZülKerem.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Padişahi Z&uuml;l Kerem </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EyRahmetiBolPadişah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Rahmeti Bol Padişah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EyResulullahınDostu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Resulullahın Dostu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/EyYolcular.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Yolcular </a></div>
<!-- F-G Harfleri -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/FaniCihanıNeylerem.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Fani Cihanı Neylerem </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GafletUykusundaYatar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gaflet Uykusunda Yatar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GeldiGeçtiÖmrümBenim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Geldi Ge&ccedil;ti &Ouml;mr&uuml;m Benim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GelinKarşılayalımRamazanı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gelin Karşılayalım Ramazanı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GelinAllahDiyelim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gelin Allah Diyelim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GönülKuşuKonmakİster.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;n&uuml;l Kuşu Konmak İster </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GüllerSümbüller.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;ller S&uuml;mb&uuml;ller </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/GülAhmedim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;l Ahmedim </a></div>
<!-- H Harfi -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/HakDostlariCemOlmuşlar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hak Dostları Cem Olmuşlar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/HaktanİnenŞerbeti.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Haktan İnen Şerbeti </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/HastalığaSabredenin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hastalığa Sabredenin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/HayalinÖnümde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hayalin &Ouml;n&uuml;mde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/HevayıNefsineHizmetEyleme.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hevayı Nefsine Hizmet Eyleme </a></div>
<!-- İ-K Harfleri -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/İçimdeBirDertliBülbül.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İ&ccedil;imde Bir Dertli B&uuml;lb&uuml;l </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/İsmiSübhan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İsmi S&uuml;bhan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/KahrınDaHoşLütfunDaHoş.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kahrın Da Hoş L&uuml;tfun Da Hoş </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/KabeninYolları.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kabe&#39;nin Yolları </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/KainatiDöndüren.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kainati D&ouml;nd&uuml;ren </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/KamilMürşideVarmayınca.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kamil M&uuml;rşide Varmayınca </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/KaraBulutlardaBirŞimşek.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kara Bulutlarda Bir Şimşek </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/KıldınAkibet.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kıldın Akibet </a></div>
<!-- L-M Harfleri -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Laİlaheİllallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> La İlahe İllallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Mailoldumbahcesine.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mail Oldum Bah&ccedil;esine </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MecnunaSordular.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mecnuna Sordular </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MedetYaŞehriRamazan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Medet Ya Şehri Ramazan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MedineGülü.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Medine G&uuml;l&uuml; </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MenbaıİlmiHüdasin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Menbaı İlmi H&uuml;dasin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/MevlamSanaErsemDiye.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mevlam Sana Ersem Diye </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Mirac.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mirac </a></div>
<!-- O-S Harfleri -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/OruçAyıGeldiYine.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Oru&ccedil; Ayı Geldi Yine </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SallallahüAlaMuhammed.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sallallah&uuml; Ala Muhammed </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SeherVaktiEsenYeller.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seher Vakti Esen Yeller </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SemaveriKurdumDüze.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Semaveri Kurdum D&uuml;ze </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SeniAndimDunGece.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seni Andım D&uuml;n Gece </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SenVarİken.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sen Var İken </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SenMuhammedMustafasın.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sen Muhammed Mustafasın </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SensizBayramOlmuyor.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sensiz Bayram Olmuyor </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/SordumSarıÇiçeğe.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sordum Sarı &Ccedil;i&ccedil;eğe </a></div>
<!-- Ş Harfi -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ŞefaatYaResulallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şefaat Ya Resulallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ŞehitlerinSerÇeşmesi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şehitlerin Ser &Ccedil;eşmesi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ŞeyhEşiğinden.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şeyh Eşiğinden </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Şeyhiminİlleri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şeyhimin İlleri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ŞolCennetinIrmakları.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şol Cennetin Irmakları </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ŞuBenimDivaneGönlüm.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şu Benim Divane G&ouml;nl&uuml;m </a></div>
<!-- T-Y Harfleri -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/Tabut.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tabut </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/TedbiriniTerkEyle.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tedbirini Terk Eyle </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/YaRabHaberinNerdenAlalim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ya Rab Haberin Nerden Alalım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/YaResulSelamAleyke.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ya Resul Selam Aleyke </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/YalvarKulAllahaYalvar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yalvar Kul Allaha Yalvar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/YanYuregimYan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yan Y&uuml;reğim Yan </a></div>
<!-- Z Harfi -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ZikreDalmisButunAlem.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Zikre Dalmış B&uuml;t&uuml;n Alem </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/4/ZikredelimDostSeni.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Zikredelim Dost Seni </a></div>
<!-- AYIRICI -->

<div class="separator">&nbsp;</div>
<!-- GRUP 4 - Folder Yeni (A Harfi) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AdemoğluAçGözünü.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ademoğlu A&ccedil; G&ouml;z&uuml;n&uuml; </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AglarYakupNebi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ağlar Yakup Nebi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AhirZaman.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ahir Zaman </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Ahmed.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ahmed </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AklınıBaşınaTopla.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aklını Başına Topla </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AlemiBaşıboşSanma.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Alemi Başıboş Sanma </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Allahbirdir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah Birdir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AllahDiyeDiye.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah Diye Diye </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AllahSevgisi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah Sevgisi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Anne.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Anne </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ArafatDagi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Arafat Dağı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/download/Ses/Ilahiler/yeni/AşıkıDidarEden.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşıkı Didar Eden </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Aşk.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AşkaDüşen.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşka D&uuml;şen </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AşkınileAşiklar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşkın ile Aşıklar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AşkNedir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Nedir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AşksızlaraVermeÖğüt.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşksızlara Verme &Ouml;ğ&uuml;t </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Askyuzunden.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Y&uuml;z&uuml;nden </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/AzrailBaşaGeldiğiZaman.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Azrail Başa Geldiği Zaman </a></div>
<!-- B Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/BenimBundaKararımYok.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Benim Bunda Kararım Yok </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/BesmeleyleBaşlarız.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Besmeleyle Başlarız </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Bilmezİmiş.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bilmez İmiş </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/BirGünOlurİnanırsın.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir G&uuml;n Olur İnanırsın </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/BirKezGönülYıktınise.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir Kez G&ouml;n&uuml;l Yıktın ise </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/BugününYarınıVar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bug&uuml;n&uuml;n Yarını Var </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/BuncaÖmür.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bunca &Ouml;m&uuml;r </a></div>
<!-- C-D Harfleri (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/CevherPulaSatılmaz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Cevher Pula Satılmaz </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Davet.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Davet </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/DedikleriGerçekimiş.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Dedikleri Ger&ccedil;ek imiş </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/DermanArardımDerdime.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Derman Arardım Derdime </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/DivaneNefsim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Divane Nefsim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/DoğruOl.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Doğru Ol </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/DostOlmuşum.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Dost Olmuşum </a></div>
<!-- E Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/EfendimDoğduğuGece.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Efendim Doğduğu Gece </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/EngelOlurmu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Engel Olur mu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/EyüpSultan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey&uuml;p Sultan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/EyYolcular.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Yolcular </a></div>
<!-- G Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GelAldanmaBuDünyaya.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gel Aldanma Bu D&uuml;nyaya </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GelGidelimDostaGönül.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gel Gidelim Dosta G&ouml;n&uuml;l </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Gelipdebirgörsen.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gelip de Bir G&ouml;rsen </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GöçtüKervan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;&ccedil;t&uuml; Kervan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GönülHakikateErdiktenBeri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;n&uuml;l Hakikate Erdikten Beri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Göstermiyormu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;stermiyor mu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GözlerimYollardaKaldı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;zlerim Yollarda Kaldı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Günahkarım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;nahkarım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GünahımlaGeldimSana.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;nahımla Geldim Sana </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/GünahlarDökülür.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;nahlar D&ouml;k&uuml;l&uuml;r </a></div>
<!-- H Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/HakkaYalvarış.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hakka Yalvarış </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/HemenKurtuldunmuSandın.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hemen Kurtuldun mu Sandın </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/HerDerdinİlacı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Her Derdin İlacı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/HerkeseNasipOlmaz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Herkese Nasip Olmaz </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/HiçBilmemkiSıraKimin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hi&ccedil; Bilmem ki Sıra Kimin </a></div>
<!-- İ Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/İçinde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İ&ccedil;inde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/İkiCihanınGülü.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İki Cihanın G&uuml;l&uuml; </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/İmdatEyleAllahım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İmdat Eyle Allahım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/İnsaf.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İnsaf </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/İstigfarEyle.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İstigfar Eyle </a></div>
<!-- K Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/KabeninYolları.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kabenin Yolları </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Kabir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kabir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/KadıIyad.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kadı Iyad </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/KamilEvliya.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> K&acirc;mil Evliya </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/KapınaGeldim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kapına Geldim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/KimUmarSendenVefayı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kim Umar Senden Vefayı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Kulak.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kulak </a></div>
<!-- L-M Harfleri (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Laİlaheİllallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> La İlahe İllallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ManzumAtasözleri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Manzum Atas&ouml;zleri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/MevlayıSever.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mevlayı Sever </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Mezar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mezar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Mezardakiler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mezardakiler </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/MezhepsizResitRiza.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mezhepsiz Reşit Rıza </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Muhabbetsiz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Muhabbetsiz </a></div>
<!-- N Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NaksibendiGülüyüz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nakşibendi G&uuml;l&uuml;y&uuml;z </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NamazKılalımNamaz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Namaz Kılalım Namaz </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NeFayda.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ne Fayda </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NeYürürsünHayalÜzre.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ne Y&uuml;r&uuml;rs&uuml;n Hayal &Uuml;zre </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NebilerŞahı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nebiler Şahı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Nefsim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nefsim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NefsimeÖğüt.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nefsime &Ouml;ğ&uuml;t </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/NideyimNefsimSeni.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nideyim Nefsim Seni </a></div>
<!-- O-Ö Harfleri (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/OkuyalımSitemizi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Okuyalım Sitemizi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Olabilir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Olabilir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ÖlümVarNejdetAbi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ouml;l&uuml;m Var Nejdet Abi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ÖlümeÇaremi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ouml;l&uuml;me &Ccedil;are mi </a></div>
<!-- P-R Harfleri (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/PervanedenAl.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Pervaneden Al </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Pirimin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Pirimin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Resulullah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Resulullah </a></div>
<!-- S Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SaadetAncakNamazlaBaslar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Saadet Ancak Namazla Başlar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SelamOlsun.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Selam Olsun </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SeniArarımSeni.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seni Ararım Seni </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SeniGöresimGelir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seni G&ouml;resim Gelir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SeniSevenAşıklar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seni Seven Aşıklar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SığınırımRahmetine.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sığınırım Rahmetine </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/SözüDağların.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> S&ouml;z&uuml; Dağların </a></div>
<!-- Ş Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ŞolCennetinNehirleri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şol Cennetin Nehirleri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ŞükürGerekirŞükür.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ş&uuml;k&uuml;r Gerekir Ş&uuml;k&uuml;r </a></div>
<!-- T Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/TahtadanKutu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tahtadan Kutu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/TürkiyeGazetesi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> T&uuml;rkiye Gazetesi </a></div>
<!-- V-Y Harfleri (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/VeyselKarani.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Veysel Karani </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/YaResulallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ya Resulallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/YakaGeldiYakaGider.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yaka Geldi Yaka Gider </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/YalvarGüzelAllaha.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yalvar G&uuml;zel Allah&#39;a </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Yusufum.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yusuf&#39;um </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/YücesinYaResulallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Y&uuml;cesin Ya Resulallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/YürüDünyaYürüSonunVirandir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Y&uuml;r&uuml; D&uuml;nya Y&uuml;r&uuml; Sonun Virandır </a></div>
<!-- Z Harfi (Yeni Folder) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ZamaneŞeyhi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Zamane Şeyhi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/ZikreDalmış.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Zikre Dalmış </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/yeni/Zikrullahile.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Zikrullah ile </a></div>
<!-- AYIRICI -->

<div class="separator">&nbsp;</div>
<!-- GRUP 5 - Folder 5 (A Harfi) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Abime.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Abime </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AğlayaAğlaya.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ağlaya Ağlaya </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AhYazık.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ah Yazık </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AhMeded.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ah Meded </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AlemlerNuraGarkOldu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Alemler Nura Gark Oldu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AllahhuAllah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah hu Allah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AllahıAnar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allahı Anar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Allahım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allahım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Anlamaz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Anlamaz </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AşıkOldumAllaha.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşık Oldum Allaha </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AşıkOlmadıkça.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşık Olmadık&ccedil;a </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AşkDenizi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Denizi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/AşkNedir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Nedir </a></div>
<!-- B Harfi (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/BahtiyardırMüslüman.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bahtiyardır M&uuml;sl&uuml;man </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/BayramGelince.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bayram Gelince </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/BenNeyim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Neyim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Bencileyin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bencileyin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Benzer.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Benzer </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/BirHayliZamanOldu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir Hayli Zaman Oldu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/BizeGelenler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bize Gelenler (Noel) </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/BuncaYıldırBirHiçDiye.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bunca Yıldır Bir Hi&ccedil; Diye </a></div>
<!-- C-Ç Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/CahilinAtınaBinmeKardeşim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Cahilin Atına Binme Kardeşim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/CemalinePervaneyim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Cemaline Pervaneyim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ÇaySohbetleri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ccedil;ay Sohbetleri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ÇokKimseHakkıBilmez.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ccedil;ok Kimse Hakkı Bilmez </a></div>
<!-- D Harfi (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Darende.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Darende </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/DeliGönül.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Deli G&ouml;n&uuml;l </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Demişler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Demişler </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/DervişOlmak.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Derviş Olmak </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Divaneler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Divaneler </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/DostAyrılığı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Dost Ayrılığı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/DünyaMalı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> D&uuml;nya Malı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/DünyayaGelenGider.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> D&uuml;nyaya Gelen Gider </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/DünyaGelirGeçer.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> D&uuml;nya Gelir Ge&ccedil;er </a></div>
<!-- E-G Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/EcelElinden.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ecel Elinden </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ErmişimBen.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ermişim Ben </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Gelsin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gelsin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Gidemedim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gidemedim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/GirmeNefsim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Girme Nefsim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/GöklerKarardıYine.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;kler Karardı Yine </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/GönlümüzViranOlur.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&ouml;nl&uuml;m&uuml;z Viran Olur </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Gururlanmaİnsanoğlu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gururlanma İnsanoğlu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Güller.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;ller </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/GünahsızÇocuklar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;nahsız &Ccedil;ocuklar </a></div>
<!-- H Harfi (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HakÇalabım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hak &Ccedil;alabım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HakikatiÖzlerler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hakikati &Ouml;zlerler </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HakkinEviKabetullah.wma"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hakkın Evi Kabetullah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HalıkBilmezmiHiç.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Halık Bilmez mi Hi&ccedil; </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HayalinÖnümde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hayalin &Ouml;n&uuml;mde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HaydinHizmete.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Haydin Hizmete </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HerSeySende.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Her Şey Sende </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/HüdaRabbim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> H&uuml;da Rabbim </a></div>
<!-- İ-K-M Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/IstanbulSehri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İstanbul Şehri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/İlimsizTarikat.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İlimsiz Tarikat </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/KimseBilmez.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kimse Bilmez </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Mezar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Mezar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/MüslümanlarKardeştir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> M&uuml;sl&uuml;manlar Kardeştir </a></div>
<!-- N-Ö Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/NeHaldeyim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ne Haldeyim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/NeKadarÇokYaşasan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ne Kadar &Ccedil;ok Yaşasan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/NiceYillar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nice Yıllar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/NiçinAğlarsınBülbül.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ni&ccedil;in Ağlarsın B&uuml;lb&uuml;l </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ÖlmemHiçArtık.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ouml;lmem Hi&ccedil; Artık </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ÖmürYolu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ouml;m&uuml;r Yolu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ÖtmeÖtmeBülbül.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ouml;tme &Ouml;tme B&uuml;lb&uuml;l </a></div>
<!-- R-S Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Rabbim.wma"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Rabbim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/SalihAlimlereSor.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Salih Alimlere Sor </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/SeherVakti.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seher Vakti </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Seman-iNuriAhmede.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seman-i Nuri Ahmede </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Sende.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sende </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Sıla.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sıla </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Silsile-iAliyye.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Silsile-i Aliyye </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Sofu.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sofu </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Sultanım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sultanım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/SultanSana.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sultan Sana </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/SurVurulunca.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sur Vurulunca </a></div>
<!-- Ş-T Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ŞolKainatOlmadan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şol Kainat Olmadan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ŞuYaşaGeldin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şu Yaşa Geldin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/TamİlmihalOkuyan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tam İlmihal Okuyan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/TatlıCanımıVersem.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tatlı Canımı Versem </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Tedbir.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tedbir </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/TenimİçindeCanimiş.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Tenim İ&ccedil;inde Can imiş </a></div>
<!-- U-Ü-V-Y Harfleri (Folder 5) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/UyurkenSeyrimden.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Uyurken Seyrimden </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ÜmitsizDeğilim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Uuml;mitsiz Değilim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/Vefakar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Vefakar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YaratanVar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yaratan Var </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YaResulallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ya Resulallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YakanBenim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yakan Benim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YazıkOlsun.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yazık Olsun </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YıllarcaMevlaya.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yıllarca Mevlaya </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YunusunAdı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yunusun Adı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/YineGuldurur.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yine G&uuml;ld&uuml;r&uuml;r </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/5/ZordurAnne.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Zordur Anne </a></div>
<!-- AYIRICI -->

<div class="separator">&nbsp;</div>
<!-- GRUP 6 - Folder 7 (Son Grup) -->

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AdıGüzelKendiGüzelMuhammed.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Adı g&uuml;zel Kendi G&uuml;zel Muhammed </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AffeyleAllahım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Affeyle Allahım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AğlarYakubAğlar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ağlar Yakup Ağlar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AllahDeKalbim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Allah De Kalbim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AmanÇeşme.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aman &Ccedil;eşme </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/ArayıArayı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Arayı Arayı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AsiGelmeSenAtana.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Asi Gelme Sen Atana </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AşığımBeytullaha.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşığım Beytullaha </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AşıkızMuhammede.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşıkız Muhammede </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AşkMeydanında.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşk Meydanında </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/AşkınİleAşıklar.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Aşkın İle Aşıklar </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/BenBuMeclislerde.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Bu Meclislerde </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/BenDervişimDiyene.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ben Dervişim Diyene </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/BirGaripsinŞuDünyada.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir Garipsin Şu D&uuml;nyada </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/BirGünOlurİnanırsın.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bir G&uuml;n Olur İnanırsın </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/BizleriMahrumEylemeAllah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Bizleri Mahrum Eyleme Allah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/BülbülGibiŞakırım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> B&uuml;lb&uuml;l Gibi Şakırım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/Candanİçeru.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Candan İ&ccedil;eru </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/CanımAnnem.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Canım Annem </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/ÇıktımŞuDağlara.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> &Ccedil;ıktım Şu Dağlara </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/DüşümdeDanıştımOlMuhammede.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> D&uuml;ş&uuml;mde Danıştım Ol Muhammede </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/ElvedaYaŞehruRamazan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Elveda Ya Şehru Ramazan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/ErlerDemineDesturAlalım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Erler Demine Destur Alalım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/EyAllahımBeniSendenAyırma.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Allahım Beni Senden Ayırma </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/EyYolcular.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Ey Yolcular </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/GelAşık-ıDildade.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gel Aşık-ı Dildade </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/GelinEyKardeşler.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Gelin Ey Kardeşler </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/GetirdilerBurağı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Getirdiler Burağı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/GüllerSümbüller.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> G&uuml;ller S&uuml;mb&uuml;ller </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/Hazret-iKur'an.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hazret-i Kur&#39;an </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/HoşGeldin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Hoş Geldin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/İlleNamazİlleNamaz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İlle Namaz İlle Namaz </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/İmanaGelmezmisin.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İmana Gelmezmisin </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/İsmiAzamDuası.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İsmi Azam Duası </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/İstediğimHaktırBenim.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> İstediğim Haktır Benim </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/KalbimdekiYananOcak.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kalbimdeki Yanan Ocak </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/KıldınAkibet.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kıldın Akibet </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/Kur'anKursuGülleri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Kur&#39;an Kursu G&uuml;lleri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/Laİlaheİllallah.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> La İlahe İllallah </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/MakamımızKuşMisali.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Makamımız Kuş Misali </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/MedineyeVaramadım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Medineye Varamadım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/MuhammedAleyhisselam.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Muhammed Aleyhisselam </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/MuhammedDünyayaGeldi.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Muhammed D&uuml;nyaya Geldi </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/MuhammedÜmmetiyiz.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Muhammed &Uuml;mmetiyiz </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/NasılDoyamMuhammede.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Nasıl Doyam Muhammede </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/OnbirAyınSultanı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Onbir Ayın Sultanı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/SanaGeliyorum.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sana Geliyorum </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/SakınTerkiEdepten.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sakın Terki Edepten </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/SeherlerdeEsenYeller.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seherlerde Esen Yeller </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/SeherVakti.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Seher Vakti </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/Şeyhiminİlleri.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Şeyhimin İlleri </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/SultanlarSultanı.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Sultanlar Sultanı </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/YalvarKulAllaha.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yalvar Kul Allaha </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/UyanGözlerimGaflettenUyan.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Uyan G&ouml;zlerim Gafletten Uyan </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/YüceSultanım.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Y&uuml;ce Sultanım </a></div>

<div class="audio-item"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/7/YemenİllerindeVeyselKarani.mp3" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Yemen İllerinde Veysel Karani </a></div>
<!-- AYIRICI -->

<div class="separator">&nbsp;</div>
<!-- ÖZEl İLAHİ - Arapça -->

<div class="audio-item" style="grid-column: 1 / -1;"><a href="https://dinimizislam.com/Download/Ses/Ilahiler/3/Arapçaİlahi.mp3" rel="noopener noreferrer" style="margin-bottom:10px" target="_blank"><img alt="MP3" class="mp3-icon" src="https://dinimizislam.com/Download/mp3_icon.gif" /> Arap&ccedil;a İlahi </a> <a href="https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3521" style="color: #666; font-size: 14px; text-decoration: none;"> (T&uuml;rk&ccedil;e terc&uuml;mesini okumak i&ccedil;in buraya tıklayınız...) </a></div>
</div>
</div>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=13613]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 17:32:00 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Mezhepsizlik şu’rası]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Bir yabancı yazar, &ldquo;Teknolojinin ilerlediği g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yeni fen vasıtaları &ccedil;ıktı, devir değişti. Yeni olaylarla karşılaşıyoruz. Yeni ictihad gerekir. Ancak m&uuml;ctehid olmadığı i&ccedil;in, İslam &uuml;lkelerinden davet edilecek kalabalık bir kuruldan, bir ictihad şu&rsquo;rası kurulmalıdır. Kurul &uuml;yesi fazla olursa, hata daha az olur. Alınacak kararlarla, yeni tefsirler, yeni ictihadlar yapılmalı, farzlar azaltılmalı, kolaylıklar getirilmeli, mezhepleri taklit devri kapanmalı, İslam &acirc;limlerinin bin yıl &ouml;nce verdiği fetvalar bizi bağlamamalıdır&rdquo; diyor. Dinde reform caiz mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Mecelle&rsquo;nin D&uuml;rer-&uuml;l-h&uuml;kkam şerhinde, (Zamanın değişmesi ile, &ouml;rf ve &acirc;dete dayanan h&uuml;k&uuml;mler değişebilir. Nassa dayanan h&uuml;k&uuml;mler zamanla değişmez) deniyor.<br />
<br />
Dini değiştirip yıkmak isteyen reformcuların kuracakları şu&rsquo;radakiler, ya imam-ı a&#39;zam hazretleri gibi birer m&uuml;ctehiddir veya değildir. Eğer m&uuml;ctehid iseler, ictihadlarını birleştiremezler. Mesela imam-ı a&#39;zam hazretlerinin &uuml;&ccedil; talebesi m&uuml;ctehid oldukları ve hocalarından farklı ictihadda bulundukları halde, hocalarının ictihadının yanlış olduğunu s&ouml;ylemediler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ictihad, ictihadla nakzedilmez, yani h&uuml;km&uuml; ortadan kaldırılmaz. En m&uuml;himi de farklı ictihadların rahmet olmasıdır. Hadis-i şerifte, <b>(M&uuml;ctehid &acirc;limlerin farklı ictihadları rahmettir) </b>buyuruluyor. (Beyheki)<br />
<br />
Bu rahmeti ortadan kaldırmak caiz olmaz. Reformcuların kuracakları şu&rsquo;rada, 5 reformcu, gusl&uuml;n farzının iki, yedi reformcu da d&ouml;rt olduğuna karar verse, 5 m&uuml;ctehid, 7 m&uuml;ctehidin kararına uymaya mecbur mu edilecektir? Halbuki, her m&uuml;ctehid kendi ictihadı ile hareket eder. Başka m&uuml;ctehide uyması caiz değildir. Sonra gus&uuml;l ile namaz ile fen vasıtalarının ilerlemesinin ne alakası olur? Zamanla farzlar, s&uuml;nnetler değişmez. Efal-i m&uuml;kellefini değiştirmeye kalkmak d&uuml;ped&uuml;z dini yıkmaktır. &Ouml;nce, ictihad edebilmek i&ccedil;in ictihad edilecek konu olması gerekir.<br />
<br />
İctihad, dini konularda olur. Dinde yeni bir şeye ihtiya&ccedil; yok ki ictihad d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ls&uuml;n. Teknolojinin ilerlemesi dinde değişikliği gerektirmez. Namazın yeni bir kılınış şekli, orucun yeni bir tutuluş şekli olmaz.<br />
<br />
İctihad edecek &acirc;lim olmayınca kimler ictihad edecek? Davet edilecek din g&ouml;revlisi sayısının fazla olması neyi halleder? Yani kemiyetin &ccedil;ok olması keyfiyete tesir etmez. İnşaata taş taşınmıyor ki, (&Ccedil;ok kişi olursa, &ccedil;ok taş taşınır) diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ls&uuml;n.<br />
<br />
Reform şu&rsquo;rası, ittifakla namaz vakitlerini, rekat sayılarını azaltsa veya &ccedil;oğaltsa, zekat 1/40 iken 1/100 veya 1/20 yapsalar, yaptıkları bu reform, dine hizmet mi olur, yoksa dini yıkmak mı olur?<br />
<br />
Şu&rsquo;radaki reformcular, m&uuml;ctehid değilse, o zaman alacakları kararların ne kıymeti olur? Her iki halde de yapacakları iş, dini değiştirmekten başka bir şey değildir. Şu&rsquo;ra s&ouml;z&uuml;n&uuml; ağzına alanların cahil değilse, maksatlı olduğu apa&ccedil;ık meydandadır.<br />
<br />
M. Hadimi hazretleri buyurdu ki:<br />
(Edille-i şeriyyenin 4 olması, m&uuml;ctehidler i&ccedil;indir. Mukallidler, yani d&ouml;rt mezhepten birinde olanlar i&ccedil;in delil, senet, bulunduğu mezhebin h&uuml;km&uuml;d&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, mukallidler, nasstan [&acirc;yet ve hadisten] h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkaramaz. Bunun i&ccedil;in, bir mezhebin bir h&uuml;km&uuml;, nassa uymuyor gibi g&ouml;r&uuml;nse de, yine o mezhebe uymak gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Nass, ictihad isteyebilir, tevili gerekebilir, nesh edilmiş olabilir. Bunu da ancak m&uuml;ctehid anlar.) <b>[Berika s.94]</b><br />
<br />
M.Şevket Eygi, Milli Gazetedeki yazısının ilk iki paragrafında diyor ki:<br />
(Bir ilahiyat profes&ouml;r&uuml; &ccedil;ıkıyor, Ehl-i S&uuml;nnet M&uuml;sl&uuml;manlığına savaş a&ccedil;ıp, &quot;Kur&#39;an M&uuml;sl&uuml;manlığı&quot; safsatası altında masonik bir h&uuml;manizmanın propagandasını yapıyor. Bir başka reformcu, &quot;Allah g&ouml;ktedir&quot; diyen aşırı bir adamın mezhebini &uuml;lkemizde yaymak istiyor. Bir &ouml;tekisi, imanın şartlarını altıdan beşe indiren ve Ament&uuml; form&uuml;l&uuml;nden kadere iman maddesini kaldıran Pakistanlı bir yazarın metodunun T&uuml;rkiye&rsquo;yi kurtaracağını iddia ediyor. Velhasıl ortalıkta bir s&uuml;r&uuml; yamuk, bozuk, &ccedil;arpık inan&ccedil; g&ouml;r&uuml;ş dolaşıyor. Peki bu hatalı inanış ve kanaatleri yayanlar kimlerdir?<br />
<br />
Bunlar kendilerine İslamcı diyorlar ama peşlerinden gittikleri adamlar genellikle 19. ve 20. asırda zuhur etmiş on kadar malum ve mahut şahıstır. Halbuki İslam d&uuml;nyasında, bahusus Ehl-i S&uuml;nnet dairesi i&ccedil;inde binlerce b&uuml;y&uuml;k din &acirc;limi, fakih, m&uuml;rşid, allame, imam, rehber yetişmiştir. Bizim reformcuların hi&ccedil;biri Gazali&rsquo;nin, S&uuml;yuti&rsquo;nin, Şarani&rsquo;nin, Birgivi&rsquo;nin, Eb&uuml;lleys&rsquo;in, Ebussuud&rsquo;un, Fahreddin Razi&rsquo;nin, C&uuml;veyni&rsquo;nin, İmam-ı Rabbani&rsquo;nin eserlerinden bahsetmez. Onlar ehl-i s&uuml;nnet imamlarıdır. Bizimkiler ise selefi, mezhepsiz, Necdi, telf&icirc;k&ccedil;i, reformcu, aktivist birka&ccedil; kişinin peşine takılmıştır.)<br />
<br />
<b>Not:</b> M.Şevket Eygi&rsquo;nin kaderi ink&acirc;r eden Pakistanlı yazar dediği kimse, Mevdudi&rsquo;dir. Necdi dediği de vehhabidir. Allah g&ouml;kte diyenler de vehhabilerdir.<br />
<br />
<b>Geri kalışımızın sebepleri </b><br />
Yabancı yazar, m&uuml;sl&uuml;manların geri kalışını ictihada bağlayıp, (Fukaha, ictihad kapısının kapatılmasında ve bundan b&ouml;yle d&ouml;rt mezheple iktifa edilmesinde ittifak etmiştir. Bunun neticesinde İslam d&uuml;ş&uuml;ncesi duraklamış, hukukta ve diğer İslami ilimlerde taklit ve saplantının yayılmasına sebep olmuştur) diyor.<br />
<br />
İctihad kapısını kimse kapatmamıştır. Ehli olmadığı i&ccedil;in kendiliğinden kapanmıştır. Kapalıya kapalı demek, kapatmak değildir. Kapatmaya yetkisi olanın a&ccedil;maya da yetkisi olur. İctihad edip etmemekle, geri kalışımızın bir alakası yoktur. Milyonlarca insan ehil olup olmadığına bakmadan, kitap yazıyor, ictihad yapıyor. Madem ictihad y&uuml;z&uuml;nden geri kaldık. Şimdi herkes ictihad yaptığı halde ni&ccedil;in ilerlemiyoruz?<br />
<br />
Mason Abduh ve onun Reşit Rıza ve Meragi gibi &ccedil;&ouml;mezleri, mezheplere saldırıp, (mezhepler birleştirilmeli) diyerek rahmeti kaldırmaya &ccedil;alışmışlardır. İngiliz casusu Hempher de aynı yolda hareket ederek Necdiliği kurdurmuştur. Aynı art niyetli kimseler, (Herkes ictihad etmeli) diyerek ehli olmayan kimselerin de ictihada yeltenmelerine sebep olmuşlardır. Hadis-i şerifte, <b>(Her asır, bir &ouml;ncekinden daha k&ouml;t&uuml; olacaktır)</b> buyuruldu. Bu bakımdan sonraki asırlarda birinci asırdaki gibi b&uuml;y&uuml;k &acirc;limler yetişmedi. Yetişmesi de &ccedil;ok zordur. Bu zoru başarabilen az da olsa &ccedil;ıkarsa, buna kimse bir şey demez.<br />
<br />
<b>M&uuml;ctehide ihtiya&ccedil; yok</b><br />
Hicri 4. asırdan sonra mutlak m&uuml;ctehid olarak meşhur olan g&ouml;r&uuml;lmedi. Mutlak m&uuml;ctehide ihtiya&ccedil; da kalmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; ve onun Resul&uuml; Muhammed aleyhisselam, kıyamete kadar, hayat şekillerinde ve fen vasıtalarında yapılacak değişikliklerin, yeniliklerin hepsine ş&acirc;mil olan h&uuml;k&uuml;mlerin hepsini bildirdi. M&uuml;ctehidler de, bunların hepsini anlayıp, a&ccedil;ıkladı. Sonra gelen &acirc;limler, bu ahkamın, yeni olaylara nasıl tatbik edileceğini tefsir ve fıkıh kitaplarında bildirdi. M&uuml;ceddid denilen bu &acirc;limler kıyamete kadar mevcuttur.<br />
<br />
İctihad kapısı a&ccedil;ık diye herkes destursuz girerse, birbirine zıt gibi g&ouml;r&uuml;nen hadis-i şerifleri g&ouml;r&uuml;nce ne yapacaktır? Mesela imam arkasında Fatihanın okunacağına dair de, okunmayacağına dair de hadis var. İcazetsiz bir kimse, bunları okuyunca ya Peygambere suizan edecek, yahut hadis &acirc;limine iftira edecektir. Ehli olmayanların h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarmak niyetiyle hadis okuması, elbette doğru olmaz.<br />
<br />
D&uuml;nya işlerinde bile işinin ehli olmayan bir kimse, yaptığı şeyi başaramaz. Mesela, (Ehliyeti olan şof&ouml;r olmalıdır) demek yanlış mıdır? (Herkes araba kullansın) demek doğru olur mu? (Herkes g&ouml;z ameliyatı yapmalıdır) demek ne kadar sa&ccedil;malıktır. (Herkes hadis kitabı okumalı, hadisten h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarmalı, Kur&#39;an meali okuyup ondan h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarmalı) demek daha tehlikelidir. Araba kullanmasını bilmeyen, bir kaza yapabilir ve canından olabilir. Fakat hadisi, Kur&rsquo;anı anlamayan kimse, bunlarla amel edeceğim derken dininden olur. Her işi ehline bırakmak kadar t&acirc;bii ne olabilir? Biz, (İş ehline verilmeli) diyoruz. O, (hayır herkes hadis okumalı, herkes meal okumalı, anladığı gibi amel etmelidir) demek istiyor. Bu, ilme d&uuml;şmanlıktır. Herkesin &acirc;lim olmasını, m&uuml;ctehid olmasını istemek, akla da, ilme de aykırıdır. M&uuml;ctehid olmanın bir&ccedil;ok şartları vardır. Bunlardan biri de ilahi mevhibeye sahip olmak yani evliya olması da gerekir. Fakat her evliya da m&uuml;ctehid değildir. İctihad, ayağa d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmemelidir.<br />
<br />
<b>İbadette değişiklik, s&uuml;nnet ve bid&rsquo;at<br />
Sual:</b> Allah&rsquo;a daha iyi kulluk etmek i&ccedil;in ibadetleri değiştirmek uygun olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, kullarını kendisine ibadet etmek i&ccedil;in yarattı. İbadet, z&uuml;ll ve zillet demektir. Yani, insanın Rabbine, mabuduna, hakir olduğunu, &acirc;ciz, muhta&ccedil; olduğunu g&ouml;stermesidir. Bu da, her aklın ve &acirc;detlerin g&uuml;zel ve &ccedil;irkin dediklerine uymayıp, Rabbin g&uuml;zel ve &ccedil;irkin dediklerine teslim olmak ve Rabbin g&ouml;nderdiği Kitaba ve Peygambere inanmak ve bunlara t&acirc;bi olmak demektir. Bir insan, bir işi, Rabbinin izin verdiğini d&uuml;ş&uuml;nmeden, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile yaparsa, Ona kulluk yapmamış, M&uuml;sl&uuml;manlığın icabını yerine getirmemiş olur.<br />
<br />
Bu iş, itikadda, inanmakta ise ve inanılması gerektiği s&ouml;zbirliği ile bildirilmiş olan şeylerden ise, bu inanışı k&uuml;fre sebep olan bid&rsquo;at olur. Gayrim&uuml;slimlerin ibadet olarak yaptıkları şeyleri m&uuml;sl&uuml;manların yapması caiz olmaz. Mesela papazlar, ibadet niyetiyle bellerine z&uuml;nnar kuşanırlar, boyunlarına ha&ccedil; takarlar. M&uuml;sl&uuml;manların, b&ouml;yle yapmaları caiz olmaz. Bid&rsquo;at, itikadda olmayıp da, amele ait işte kalırsa, fısk, b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Dinde olmayan bir şey meydana &ccedil;ıkarılırsa, o şey reddedilir.)</b> [Buhari]<br />
<br />
<b>&Acirc;detlerde yenilik olur</b><br />
Bu hadis-i şerif g&ouml;steriyor ki, dinden olmayan bir itikad, bir s&ouml;z, bir iş, bir h&acirc;l ortaya &ccedil;ıkarılır ve bunun din ve ibadet olduğuna inanılırsa, yahut İslamiyet&rsquo;in bildirmiş olduklarında bir ziyadelik veya noksanlık yapılırsa ve bunu yapmakta sevap beklenirse, bu yenilikler, değişiklikler, bid&rsquo;at olur. İslamiyet&rsquo;e uyulmamış, ona iman edilmemiş olur.<br />
<br />
İbadette olmayıp, &acirc;dette olan yenilikler, yani yapılırken sevap beklenilmeyen değişiklikler bid&rsquo;at olmaz. Mesela, yemekte, i&ccedil;mekte, binme ve taşıma vasıtalarında yapılan yenilikleri, değişiklikleri dinimiz reddetmez. Bunun i&ccedil;in, masada, ayrı tabaklarda, &ccedil;atal kaşık ile yemek, otomobile, u&ccedil;ağa binmek, her &ccedil;eşit bina, ev ve mutfak eşyası kullanmak ve b&uuml;t&uuml;n fen ile ilgili bilgi ve aletler dinde bid&rsquo;at değildir. Bunları yapmak ve faydalı yerlerde kullanmak g&uuml;nah değildir.<br />
<br />
Bid&rsquo;at, selefi salihin zamanında olmayıp, sonradan ortaya &ccedil;ıkarılan her şeye denir. &Acirc;det ve ibadetlerde yapılan değişiklikler bid&rsquo;attir. Bid&rsquo;atin ıstılah manası ise ş&ouml;yledir:<br />
<br />
Resulullah efendimizin ve Onun d&ouml;rt halifesinin zamanlarında dinde bulunmayan bir inanışı, bir işi, bir s&ouml;z&uuml; veya ahlakı, sonradan ortaya &ccedil;ıkarmak, sonradan ortaya &ccedil;ıkan b&ouml;yle bir bozukluğu yaymak ve bundan sevap beklemek, yasak edilen bid&rsquo;at olur.<br />
<br />
&Acirc;det, sevap beklenilmeden, d&uuml;nya menfaati i&ccedil;in yapılan şeylerdir. Yiyip i&ccedil;mekte, giyinmekte, ev yapmakta, bineklerde zamanla değişen &acirc;detler, bir ibadeti bozmadık&ccedil;a veya dinin yasak ettiği bir şeyi işletmedik&ccedil;e yasak edilen bid&rsquo;at olmaz. Mesela &ccedil;atal-kaşık g&uuml;nah olan bid&rsquo;at değildir. Eğer bir &acirc;det, ibadeti bozuyorsa veya dinin yasak ettiği bir şey ise, bunu işlemek haram olur. İbadetlere bid&rsquo;at karıştırmak b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahtır.<br />
<br />
<b>Bid&rsquo;atin b&uuml;y&uuml;k zararı</b><br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Her bid&rsquo;at dalalettir ve her dalalet ehli de ateştedir.)</b> [İ. Asakir]<br />
<br />
<b>(Bid&rsquo;at ehlinin namazı, orucu, sadakası, haccı, umresi, cihadı, farzı, nafilesi kabul olmaz, yağdan kılın kolayca &ccedil;ıktığı gibi İslamiyet&rsquo;ten &ccedil;ıkması, kolay olur.)</b> [İbni Mace]<br />
<br />
<b>(Bid&rsquo;at ehlinin tevbesi, bid&rsquo;ati bırakana kadar kabul olmaz.)</b> [Taberani]<br />
<br />
Tevbesi kabul olmaz demek, bid&rsquo;at ehli, bid&rsquo;atinden sevap beklediği, iyi bir iş yaptığını sandığı i&ccedil;in tevbe etmeyi d&uuml;ş&uuml;nmez. Bu bid&rsquo;atten vazge&ccedil;mediği i&ccedil;in de ibadeti kabul olmaz, demektir.<br />
<br />
&Acirc;limler, bid&rsquo;ati, bid&rsquo;ati hasene ve bid&rsquo;ati seyyie diye ikiye ayırmışlar, okul, kitap gibi sonradan yapılan şeylere (bid&rsquo;ati hasene) demişlerdir. Hadika&rsquo;da, (B&ouml;yle bir bid&rsquo;at, bir ibadetin yapılmasına yardımcı olduğu i&ccedil;in, dinimiz buna izin vermiştir) buyuruluyor. İmam-ı Rabbani hazretleri ise, dinin izin verdiği b&ouml;yle faydalı şeylere bid&rsquo;at denmemesini, bid&rsquo;at kelimesinin bunlara bulaştırılmamasını ve bunlara s&uuml;nneti hasene, yani iyi iş denmesini istemektedir. S&uuml;nnet, burada yol, iş demektir. Yolun, işin iyisi de, k&ouml;t&uuml;s&uuml; de olur. M&uuml;slim&rsquo;deki hadis-i şerifte, s&uuml;nneti hasene [iyi &ccedil;ığır] a&ccedil;anlar &ouml;v&uuml;lmekte, s&uuml;nneti seyyie [k&ouml;t&uuml; &ccedil;ığır] a&ccedil;anlar ise k&ouml;t&uuml;lenmektedir.<br />
<br />
<b>Yobaz ne demektir? </b><br />
Yobaz kelimesi, kaba, cahil, bozuk ve sapık d&uuml;ş&uuml;ncelerini ve siyasi kanaatlerini din bilgisi olarak ileri s&uuml;ren kimse demektir. Bozuk d&uuml;ş&uuml;ncesini, yanlış kanaatini kabul ettirmek i&ccedil;in, din bilgilerini yanlış s&ouml;yler. Bunlardan bazısı, taşıdığı etiketten, sığındığı kanun maddelerinden, &ccedil;oğu da m&uuml;sl&uuml;manların imanlarını istismar etmekten g&uuml;&ccedil; alır. B&uuml;y&uuml;k halk kitlelerini arkasına takarak b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;ğe, kardeş kavgasına sebep olur. Yobazların en zararlısı ve en tehlikelisi, mal, para, makam elde etmek i&ccedil;in yabancı ideolojilerin, dinde reformcuların ve mezhepsizlerin propagandalarını yaparak, milletin imanını, ahlakını bozan, satılmış, din ve fen ve siyaset yobazlarıdır.<br />
<br />
Yobazları &uuml;&ccedil;e ayırabiliriz:<br />
<b>1-</b> Din ve d&uuml;nya bilgilerinden mahrum olan, fakat kendini ilim adamı sanan cahil yobazlardır. Bunlar, b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;k yaptıkları gibi, din d&uuml;şmanlarına &ccedil;abuk aldanıp, zararlı yollara kolayca s&uuml;r&uuml;klenebilir. Osmanlı tarihini kana boyayan Patrona Halil, Kabak&ccedil;ı Mustafa, mehdi olduğunu iddia eden Celali gibi kimseler bu kısım yobazlardandır.<br />
<br />
<b>2-</b> K&ouml;t&uuml; din adamları olan din yobazlarıdır. İlimleri biraz varsa da, sinsi maksatlarına, mala, mevkiye kavuşmak i&ccedil;in, bilmediklerini veya bildiklerinin tersini s&ouml;ylerler ve yaparlar. İslamiyet&rsquo;in dışına &ccedil;ıkarlar. K&ouml;t&uuml;l&uuml;kte, dini yıkmakta, cahillere &ouml;rnek olur, rehberlik ederler.<br />
<br />
İslam dininde b&uuml;y&uuml;k yaralar a&ccedil;an İbni Sebe, Ebu M&uuml;slim Horasani, Hasan Sabbah ve Samavne kadısı oğlu Şeyh Bedreddin, Osmanlı padişahlarının şehit edilmelerine fetva veren din adamları, vehhabilik fitnesini ortaya &ccedil;ıkaran Necdli Abd&uuml;lvehhab oğlu ve Mısır&rsquo;daki mason locası başkanı Efgani ve Kahire m&uuml;ft&uuml;s&uuml; mason Abduh ile &ccedil;&ouml;mezi Reşid Rıza ve Hindistan&rsquo;da İngilizlerin, İslamiyet&rsquo;e h&uuml;cumlarına vasıta olan Ahmed Kadıyani ve benzerleri, yeni t&uuml;reyen reformcular ve mezhepsizler hep bu kısımdaki yobazlardandır. Bunlar, m&uuml;sl&uuml;manların din duygularını, imanlarını s&ouml;m&uuml;rerek, dinimizi i&ccedil;erden yıkmaya &ccedil;alışmışlardır.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(D&uuml;nyalık peşinde olan din adamlarının s&ouml;zlerini dinlemek, kitaplarını okumak zehir yemek gibi zararlıdır. K&ouml;t&uuml; din adamlarının zararları bulaşıcıdır. Cemiyetleri bozar, milletleri par&ccedil;alar. Ge&ccedil;mişte İslam devletlerinin başlarına gelen felaketlere hep k&ouml;t&uuml; din adamları sebep oldu. Devlet adamlarını doğru yoldan bunlar saptırdı. Peygamberimiz, <b>(M&uuml;sl&uuml;manlar 73 fırkaya b&ouml;l&uuml;necek. Bunların 72 si Cehenneme gidecek, yalnız bir fırkası Cehennemden kurtulacak)</b> buyurdu. Doğru yoldan ayrılan bu 72 sapık fırkanın reisleri, hep k&ouml;t&uuml; din adamları idi.) <b>[m.47]</b><br />
<br />
<b>3-</b> &Uuml;niversite diplomalı, fen adamı olarak ortaya &ccedil;ıkan fen yobazlarıdır. Fen yobazları, gen&ccedil;lerin imanlarını bozmak, bunları dinden, İslamiyet&rsquo;ten ayırmak i&ccedil;in, uydurdukları şeyleri fen bilgisi, tıb bilgisi, ilericilik olarak anlatıp, &quot;din kitapları bu bilgilere uymadığı i&ccedil;in yanlıştır, bunların g&ouml;sterdiği yolda yaşamak gericiliktir&quot; derler. Namaz kılan, tesett&uuml;re riayet eden, i&ccedil;ki i&ccedil;meyen, kısacası M&uuml;sl&uuml;manlığı yaşayan temiz m&uuml;sl&uuml;manlara, gerici, tutucu, irticacı, mutaassıp gibi yaftalarla saldırırlar. Maksatları M&uuml;sl&uuml;manlığı yıkmaktır. &Uuml;stelik, &quot;biz de m&uuml;sl&uuml;manız&quot; derler.<br />
<br />
Din yobazları din bilgilerini değiştirdikleri gibi, fen yobazları, fen bilgilerini değiştirerek İslamiyet&rsquo;e saldırırlar. İslamiyet&rsquo;i iyi bilen ve &uuml;niversitede iyi yetişmiş olan akıllı bir kimse, bunların s&ouml;zlerinin ilme, fenne uymadığını, fen ve din cahili olduklarını hemen anlar ise de, bazı gen&ccedil;ler, talebeler, bunların etiketlerine aldanarak, yalanlarına inanır, felakete s&uuml;r&uuml;klenirler. Bu yobazlar iyi bilinmelidir!</p>

<p><strong>Sual: </strong>Dini bozmaya &ccedil;alışan din adamı kılığındakilere din yobazı mı denir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Para kazanmak, mevki, etiket ele ge&ccedil;irmek, kısacası d&uuml;nyalığa kavuşmak i&ccedil;in, dinimizi alet eden cahillere Ulem&acirc;-i s&ucirc;&#39;, yani&nbsp;<strong>zındık</strong>&nbsp;denir. Bu din yobazları ve fen adamı olarak ortaya &ccedil;ıkıp, fen bilgilerini değişdirerek ve kendi hain d&uuml;ş&uuml;ncelerini fen bilgisi imiş gibi s&ouml;yleyerek, İslamiyeti yıkmaya &ccedil;alışan&nbsp;<strong>fen yobazları</strong>&nbsp;yani&nbsp;<strong>zındıklar</strong>, bu millete &ccedil;ok zarar verdiler. Kardeşi kardeşe d&uuml;şman yaptılar. H&acirc;lbuki, İsl&acirc;m dini, birleşmeyi, birbirini sevmeyi, yardımlaşmayı, kanunlara karşı gelmemeyi, fitne, anarşi &ccedil;ıkarmamayı, k&acirc;firlerin haklarını bile g&ouml;zetmeyi, kimseyi incitmemeyi emretmektedir.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=701]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 22:13:56 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Süt kardeşlik]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Bir &ccedil;ocuk bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; emse, &ccedil;ocuk kimlerle s&uuml;t kardeş olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İki yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k iki &ccedil;ocuk, aynı kadından s&uuml;t emince, s&uuml;t kardeşi olur.<br />
Bir &ccedil;ocuk, bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; emince, bu s&uuml;t&uuml;n hasıl olmasına sebep olan erkek, bu &ccedil;ocuğun s&uuml;t babası olduğu gibi, bu erkeğin babası da, s&uuml;t dedesi, anası da, s&uuml;t ninesi, kardeşleri de s&uuml;t amca ve s&uuml;t halası olur.<br />
<br />
&Ccedil;ocuğun, s&uuml;t anası ve s&uuml;t babası ile ve bunların anaları, babaları ve kardeşleri ve &ccedil;ocukları ve her kuşaktan torunları ile evlenmesi, ebedi haramdır. Bunlarla soydan akraba olsaydı, yine evlenemezdi. Bu &ccedil;ocuğun &ccedil;ocukları, bunun s&uuml;t anası veya s&uuml;t babası ile evlenemez. &Ccedil;ocuğun hanımı, &ccedil;ocuğun s&uuml;t babası ile ve &ccedil;ocuğun kocası da, &ccedil;ocuğun s&uuml;t anası ile evlenemez. Aynı kadından emen oğlan ile kız, s&uuml;t babaları başka olsa ve başka yıllarda emmiş olsalar bile, birbiri ile ve birbirlerinin &ccedil;ocukları ve torunları ile evlenemez.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Ağabeyimin hanımı, bir kızı emzirmiş. Bu kızla evlenmem haram mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet haramdır. O kız ağabeyinizin kızı sayılır, sizin de yeğeniniz olur. &Ouml;z kardeşinin s&uuml;t kızı ile evlenmek haram olduğu gibi, s&uuml;t kardeşinin &ouml;z kızı ile ve s&uuml;t kardeşinin s&uuml;t kızı ile de evlenmek haramdır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Ağabeyim, amcamın hanımını emmiş. Amcamın kızı ile evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet evlenebilirsiniz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir &ccedil;ocuk benim hanımımı emdi. Bu &ccedil;ocuğun ablası bana namahrem mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet yabancıdır.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Amcamın hanımını emdim. Bu hanım &ouml;l&uuml;nce amcam, başka bir kadınla evlendi. Bu kadın da bana s&uuml;t annem gibi mahrem midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet mahremdir; yani yabancı değildir. S&uuml;t babanın başka hanımı da mahrem olur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Hanımımdan s&uuml;t emen &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;d&uuml; ve evlendi. Onun hanımı bana yabancı mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
S&uuml;t oğlun hanımı, kendi &ouml;z oğlunuzun hanımı gibi gelininiz olur yani yabancı değil, mahremdir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> S&uuml;t&uuml;n&uuml; emdiğim kadının kardeşi, yani s&uuml;t dayım, benim ablamla evlenebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
S&uuml;t annenin ve kocasının yani s&uuml;t babanın, nesebden ve s&uuml;t emzirmekle hasıl olan akrabasının hepsi, s&uuml;t &ccedil;ocuğunun akrabasıdır. Fakat s&uuml;t &ccedil;ocuğun akrabası, s&uuml;t annesinin ve s&uuml;t babasının akrabası değildir. Mesela s&uuml;t annenin erkek kardeşi, s&uuml;t &ccedil;ocuğunun bacısı ile evlenebilir. S&uuml;t babasının kardeşi de evlenebilir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Ağabeyim, amcamın hanımını emmiş. Amcamın kızları benimle de s&uuml;t kardeş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Amcanızın b&uuml;t&uuml;n kızları ağabeyinizle s&uuml;t kardeştir. Sizinle hi&ccedil; biri s&uuml;t kardeş olmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> S&uuml;t kardeşliğinde, &quot;S&uuml;t aşağı akar, yukarı akmaz&quot; s&ouml;z&uuml; doğru mudur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&ouml;yle bir şeyin aslı olmadığı <b>Nimet-i İslam</b> kitabında yazılıdır. Mesela bir kız, bir kadından s&uuml;t emse, bu kadının b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları ile s&uuml;t kardeş olur. Fakat bu kadının &ccedil;ocukları, emen kızın ablası ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşi ile de evlenebilir. Yalnız bu kız, onlara s&uuml;t kardeş olur. B&uuml;y&uuml;k-k&uuml;&ccedil;&uuml;k diğerleri s&uuml;t kardeş olmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Amcamın b&uuml;y&uuml;k kızı, annemi emmiş. Amcamın diğer kızları ile s&uuml;t kardeş olur muyuz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Annenizden s&uuml;t emen b&uuml;y&uuml;k kız ile hepiniz s&uuml;t kardeş olursunuz. Annenizi emmeyen diğer kızların hi&ccedil; biri, hi&ccedil;birinizle s&uuml;t kardeş olmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> S&uuml;t kardeşin s&uuml;t kızı da, s&uuml;t kardeş h&uuml;km&uuml;nde midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet s&uuml;t kardeş h&uuml;km&uuml;ndedir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir kişi, hanımının s&uuml;t kızına şehvet ile dokunsa, kendi kızına dokunmuş gibi h&uuml;rmet-i m&uuml;sahere hasıl olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet.<br />
<br />
<b>Sual:</b> (Bir kadın biberona s&uuml;t&uuml;n&uuml; sağsa, biberonun i&ccedil;inde inek s&uuml;t&uuml; de olsa ve bu s&uuml;t başka birinin k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğuna i&ccedil;irilse, bu &ccedil;ocuk, s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;tiği kadının &ccedil;ocukları ile s&uuml;t kardeş olur mu?)<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kadının s&uuml;t&uuml;, inek s&uuml;t&uuml;nden fazla ise s&uuml;t kardeş olur. Az ise s&uuml;t kardeş olmaz. Kadın s&uuml;t&uuml; yoğurt yapılsa, &ccedil;ocuğa bu yoğurt yedirilse yine s&uuml;t kardeş olmaz. <b>(Merakıl felah, D&uuml;rer, Tahtavi) </b><br />
<br />
<b>S&uuml;t kardeşin kız kardeşi<br />
Sual:</b> S&uuml;t oğlunun veya s&uuml;t kızının kız kardeşi ile evlenmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet caizdir.<br />
<br />
<b>S&uuml;t kardeş kızı<br />
Sual:</b> S&uuml;t kardeşinin veya &ouml;z kardeşinin s&uuml;t kızı ile evlenmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır caiz değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kardeşinizin kızı demektir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Oğlumun s&uuml;t anasının kızı ile evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet caizdir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Kardeşimin kızını emziren kadının kızı ile evlenmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet caizdir.<br />
<br />
<b>Kardeşin s&uuml;t kardeşi<br />
Sual:</b> K&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşimin emdiği kadının kızı ile veya bu kadınla evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet caizdir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Oğlum, bir kadını emmiş. Bu kadınla evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet oğlunun s&uuml;t annesi ile evlenmek caizdir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> S&uuml;t kardeşimin yanında başı a&ccedil;ık durabilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet. Normal kardeşinizden farkı yoktur. Dinen kardeşinizin yanında nasıl durabilirseniz onun yanında da &ouml;yle durabilirsiniz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> &Ccedil;ocuklarımızı birbirine s&uuml;t kardeş yapmanın faydası veya zararı ne olabilir? Nelere dikkat etmemiz gerekir? Her iki &ccedil;ocuk da birbirinin annesini emmesi gerekir mi, yoksa biri yeterli mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
S&uuml;t kardeş genelde tavsiye edilmez. Ama ihtiya&ccedil; olursa yani bir arada b&uuml;y&uuml;me gibi zorunluluklar varsa, s&uuml;t kardeş yapılır. Birinin emmesi yeterlidir. Emen, emdiği kadının b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları ile kardeş olur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> İslamiyet&rsquo;te evlatlık olarak zikredilen kişi ger&ccedil;ek evlat olmadığı ve anne-babaya namahremiyeti devam ettiği i&ccedil;in kız veya erkek bu &ccedil;ocuğu s&uuml;t evlat yapmak marifetiyle bundan kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r?<br />
<b>CEVAP</b><br />
S&uuml;t evlat yapılırsa m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.<br />
<br />
<b>Sual:</b> (Bu hususta hanımın suni bir şekilde memesinden s&uuml;t alınıp &ccedil;ocuğa i&ccedil;iriliyor ve b&ouml;ylelikle kendisi ve kocasının varsa sair &ccedil;ocuğun vs. s&uuml;t akrabası oluyormuş) B&ouml;yle bir usul caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kadının s&uuml;t&uuml; varsa caizdir. Emen &ccedil;ocuğun da iki yaşını ge&ccedil;memesi gerekir. Başka yolu da vardır. &Ccedil;ocuk erkekse, kadın o &ccedil;ocuğu abisinin hanımına emzirtir, yahut kız kardeşine emzirtir, b&ouml;ylece yeğeni olur. &Ccedil;ocuk kız ise, erkek aynı şeyi yapar, yani erkek kardeşlerinden birinin hanımına emzirtir veya kız kardeşlerinden birine emzirtir, b&ouml;ylece kız bunun yeğeni olur.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bu durumda şahıs erkek kardeşinin hanımına emzirdiği i&ccedil;in s&uuml;t emmeden dolayı yeğeni olan &ccedil;ocuk ile ebedi mi mahrem olur? Yoksa eğer yengesi ile abisi boşanırlarsa yengesi ile akrabalığı sona erdiğinden bu &ccedil;ocuk ile olan namahremlikte biter mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Ebedi mahrem olur. Annesi ile ilgisi olmaz. O onun her zaman yeğenidir.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Babası Şafii, annesi Hanefi olan 2 yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız &ccedil;ocuğuna Hanefi olan bir hanım bir kaşık i&ccedil;inde s&uuml;t verse s&uuml;t annesi olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hanefi&rsquo;ye g&ouml;re s&uuml;t anne olur, Şafii&rsquo;ye g&ouml;re s&uuml;t anne olmaz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Dayımın oğluyla ortanca kardeşim s&uuml;t kardeşler. Biz 3 kardeşiz onlar da 3 kardeş. Ortancalar s&uuml;t emmiş. Ben ablamın s&uuml;t kardeşinin b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; olana mahrem miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Eğer, ablanız dayınızın hanımını emmişse, dayınızın b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları ile kardeş olur. Dayınızın oğlu annenizi emmişse, emen &ccedil;ocuk annenizin b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları ile kardeş olur.<br />
<br />
Ablanızın s&uuml;t kardeşinin b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; size yabancıdır, namahremdir, mahrem değildir. Onunla evlenebilirsiniz.<br />
<br />
<b>Sual:</b> Bir kızın abisi teyzesini emmiş. Ve o kız şu anda teyzesinin oğlu ile evlendi. Bunların durumu nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir mahzuru yoktur. S&uuml;t kardeşi olmaz. Eğer kız teyzesini emseydi, teyzesinin oğlu ile evlenemezdi. Abisinin emmesinin &ouml;nemi olmaz. S&uuml;t aşağı falan akmaz.<br />
<br />
<b>S&uuml;t kardeşlik sebebi ile taklit<br />
Sual:</b> Hanefi mezhebindeki bir kimse, evlenip &ccedil;ocukları olduktan sonra, hanımının kendisinin s&uuml;t kardeşi olduğu meydana &ccedil;ıksa ne yapılması gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir erkeğin, hanımı ile s&uuml;t kardeş oldukları, ama 1-2 kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi&rsquo;ye g&ouml;re nikahları bozulur. Bunu kurtarmak i&ccedil;in diğer mezheplerde bir &ccedil;are aranır. Mesela Şafii veya Hanbeli taklit edilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Şafii&rsquo;de ve Hanbeli&rsquo;de ayrı ayrı beş kere doya doya emmedik&ccedil;e s&uuml;t kardeşi olmaz.<br />
(Artık olan olmuş, evlenmişler, &ccedil;ocukları olmuş, yuvayı yıkmak uygun olmaz) diyerek evliliğe devam edilemez. B&ouml;yle hallerde, yalnız o hususta başka bir mezhebi taklit edilerek yuvanın yıkılması &ouml;nlenir. Hanefi&rsquo;de iki yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk, bir kadını bir defa emse, o kadının b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları ile s&uuml;t kardeş olur. Şafii&rsquo;de ise ayrı ayrı 5 kere doya doya emmesi gerekir. 2-3 defa emerek s&uuml;t kardeş olan b&ouml;yle karı-koca, Şafii mezhebini taklit ederek evliliklerini devam ettirebilirler. Şafii&rsquo;yi taklit etmeden evliliklerini devam ettirmeleri m&uuml;mk&uuml;n olmaz.<br />
<br />
(Şafii&rsquo;ye g&ouml;re s&uuml;t kardeş olmaz) diyerek, bir Hanefi, s&uuml;t kardeşiyle evlenemez. Ancak, evlendikten sonra s&uuml;t kardeş oldukları meydana &ccedil;ıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması i&ccedil;in Şafii mezhebi taklit edilir. B&ouml;yle bir zaruret olmadan s&uuml;t kardeşle evlenmek caiz olmaz, nikah b&acirc;tıl olur.<br />
<br />
[Hanefi ve Maliki&rsquo;de bir defa, bir yudum emmekle s&uuml;t kardeş olur. Şafii&rsquo;de ve Hanbeli&rsquo;de ise ayrı ayrı 5 kere doya doya emmesi gerekir. Şafii&rsquo;de, iki yaşından yukarı iken emen, s&uuml;t kardeş olmaz. İmam-ı a&rsquo;zama g&ouml;re, 30 aydan, Maliki&rsquo;ye g&ouml;re 26 aydan sonra emen s&uuml;t &ccedil;ocuğu olmaz. Hanbeli&rsquo;de, bir kavilde her yaşta s&uuml;t emen, s&uuml;t kardeş olur.]<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşliğinde yaş<br />
Sual:</b> Bir erkek, hanımının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;se, nik&acirc;hına zararı olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Nik&acirc;hına zararı olmaz, ancak, kadın s&uuml;t&uuml;n&uuml; zaruretsiz i&ccedil;mek caiz değildir. Bilerek i&ccedil;mek g&uuml;nah olursa da, b&uuml;y&uuml;k kimse, s&uuml;t emmekle s&uuml;t &ccedil;ocuğu veya s&uuml;tkardeşi olmaz. Hanbel&icirc;&rsquo;de, bir kavilde, her yaşta s&uuml;t emen, s&uuml;tkardeşi olur. Şafi&icirc;&rsquo;de, iki yaşından b&uuml;y&uuml;kken emen, s&uuml;tkardeşi olmaz. İmam-ı a&rsquo;zama g&ouml;re, 30 aydan, Malik&icirc; mezhebindeyse, 26 aydan sonra emen, s&uuml;tkardeşi olmaz. Hanef&icirc; ve Malik&icirc;&rsquo;de bir defa, bir yudum emmekle, s&uuml;tkardeşi olur. Şafi&rsquo;&icirc; ve Hanbel&icirc;&rsquo;deyse, ayrı ayrı 5 kere, doya doya emmesi gerekir.<br />
<br />
<b>Sual: </b>Yengem babaannesini emmiş. Yengemin halasının oğlu yengeme mahrem midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, mahremdir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yenge babaanneyi emmekle babaannenin kızı olmuş oldu, yani halası ile kardeş oldu. Halasının oğlu da kardeşinin oğlu olmuş olur. Kardeşin oğlu da mahrem olur.<br />
<br />
<b>S&uuml;t kardeşle konuşmak<br />
Sual:</b> (S&uuml;t kardeş olan kadınla konuşmak haramdır) deniyor. B&ouml;yle bir şey var mıdır?<br />
<b>CEVAP</b><br />
&Ouml;yle bir şey yoktur. S&uuml;t kardeş kendi kız kardeşi gibidir; fakat halvet durumunda dikkatli olmalı. <b>Seadet-i Ebediyye</b>&rsquo;de deniyor ki:<br />
Ebedi mahrem olan 18 kadından biriyle halvet caizse de, yalnız s&uuml;t kardeşle ve gen&ccedil; kaynana veya gelinle, fitne ş&uuml;phesi olunca mekruhtur. Halvet, kapalı bir odada yalnız kalmaktır.<br />
<br />
<b>S&uuml;tbabaları farklı olsa</b><br />
<b>Sual:</b> Kocası &ouml;ld&uuml;kten veya kendisini boşadıktan sonra, başkasıyla evlenen bir kadını, bir oğlan &ouml;nceki kocasıyla evliyken, bir kız da yeni kocasıyla evliyken emse, bu oğlan ve kız birbiriyle evlenebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır. Aynı kadından emen oğlan ile kız, s&uuml;tbabaları başka olsa ve başka senelerde emmiş olsalar bile, birbiriyle ve birbirlerinin &ccedil;ocukları ve torunlarıyla evlenemez. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
<b>S&uuml;t&ccedil;ocuğun anne ve babaları</b><br />
<b>Sual:</b> Bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; emerek, onun s&uuml;t &ccedil;ocuğu olan &ccedil;ocuğun, &ouml;z annesiyle s&uuml;tbabası ve &ouml;z babasıyla s&uuml;tannesi mahrem olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, mahrem olmaz. Yani &ouml;z annesiyle &ouml;z babası ve s&uuml;tannesiyle s&uuml;tbabası ayrılırlarsa, &ouml;z annesiyle s&uuml;tbabası, &ouml;z babasıyla da s&uuml;tannesi evlenebilirler.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşlik</b><br />
<b>Sual: </b>S&uuml;tkardeşlikte &ouml;l&ccedil;&uuml; nedir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Şu beyitte bildiriliyor:<br />
<b>S&uuml;tana baba akrabasının hepsi,</b><br />
<b>S&uuml;t&ccedil;ocuk evladı, zevc veya zevcesi.</b><br />
<br />
Birinci mısraın a&ccedil;ıklaması ş&ouml;yledir:<br />
Bir &ccedil;ocuk bir kadından s&uuml;t emerse, emdiği kadın onun s&uuml;tannesi olur, kadının kocası s&uuml;tbabası olur. Aynen kanla olan akrabalık gibi olur. S&uuml;tannesinin kız kardeşi teyzesi olur, erkek kardeşi dayısı olur. S&uuml;tannesinin annesi b&uuml;y&uuml;k annesi olur. S&uuml;tannesinin b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları onun kardeşi olur, bunların &ccedil;ocukları da yeğenleri olur. Yani s&uuml;tannesinin torunları bunun yeğenleri olur. Hi&ccedil; biriyle evlenemez. S&uuml;tbabasının akrabaları da aynıdır. S&uuml;tbabasının erkek kardeşleri amcası olur, kız kardeşleri halası olur. S&uuml;tbabasının babası onun dedesi olur. Torunlarının hepsi onun yeğeni olur.<br />
<br />
İkinci mısraın a&ccedil;ıklaması ş&ouml;yledir:<br />
S&uuml;t&ccedil;ocuğun kendisi gibi, onun &ccedil;ocukları da, s&uuml;tanneye, s&uuml;tbabaya mahremdir. S&uuml;tkızın kocası, s&uuml;toğlanın hanımı da, s&uuml;tanneye, s&uuml;tbabaya mahremdir.<br />
<br />
S&uuml;tkardeşin s&uuml;tkızı da mahrem olur.<br />
<br />
Bir kaide de ş&ouml;yledir: Bir kadını bir &ccedil;ocuk emse, o &ccedil;ocuğa bu kadının b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocukları mahremdir, hepsi s&uuml;tkardeş olur. S&uuml;t emziren kadına ise, sadece emzirdikleri mahrem olur, emzirmedikleri mahrem olmaz.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşin kızı</b><br />
<b>Sual:</b> Ben<b> </b>doğmadan &ouml;nce annem, halamı emzirmiş. Halamın kızıyla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Emzirince, halanız, annenizin kızı, yani sizin kız kardeşiniz oluyor. Onun kızı da sizin kardeşinizin kızı oluyor. Kardeş kızı ile evlenilmez. Bunun kızının kızıyla da evlenilmez.<br />
<br />
<b>S&uuml;t akrabalar<br />
Sual: </b>Sitenizde, (Bir erkek, s&uuml;tteyze ve s&uuml;thalasıyla, bir kadın da, s&uuml;tamca ve s&uuml;tdayısıyla evlenemez) diye yazıyor. Bunlar nasıl oluyor? Birer &ouml;rnek verilebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir kız, bir kadını emse, o kadının s&uuml;tkızı olur. Bu s&uuml;tkız, emdiği kadının b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklarına s&uuml;tkardeş olur. Bu kadının erkek &ccedil;ocuklarının &ccedil;ocuklarına ise <b>s&uuml;thala</b> olur, kız &ccedil;ocuklarının &ccedil;ocuklarına ise <b>s&uuml;tteyze</b> olur.<br />
<br />
Bir erkek &ccedil;ocuğu, bir kadını emse, o kadının s&uuml;toğlu olur. Bu s&uuml;toğlan, emdiği kadının b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklarına s&uuml;tkardeş olur. Bu kadının erkek &ccedil;ocuklarının &ccedil;ocuklarına ise, <b>s&uuml;tamca</b> olur, kız &ccedil;ocuklarının &ccedil;ocuklarına ise, <b>s&uuml;tdayı</b> olur.<br />
<br />
S&uuml;tbabasının kız kardeşine s&uuml;thala, erkek kardeşine s&uuml;tamca denir. Bunun gibi, s&uuml;tannesinin erkek kardeşine s&uuml;tdayı, kız kardeşine s&uuml;tteyze denir.<br />
<br />
S&uuml;tteyze, s&uuml;thala, s&uuml;tamca, s&uuml;tdayı, kendi &ouml;z teyzemiz, halamız, amcamız ve dayımız gibi bize mahremdir. Babamızın ve annemizin s&uuml;thala, s&uuml;tteyze, s&uuml;tamca ve s&uuml;tdayıları da bize aynı şekilde mahremdir.<br />
<br />
<b>S&uuml;tbabanın hanımı</b><br />
<b>Sual:</b> S&uuml;tbabam, yeni bir kadınla evlendi. Bu kadın bana mahrem midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, mahremdir. &Ouml;z babanızın hanımı gibi olur.<br />
<br />
<b>S&uuml;toğlun hanımı</b><br />
<b>Sual:</b> S&uuml;toğlumun hanımı bana mahrem midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, mahremdir. Kendi gelininiz gibidir.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşin kardeşi<br />
Sual:</b> Annemden s&uuml;t emen kızın, annesiyle veya kız kardeşiyle evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, caizdir.<br />
<br />
<b>S&uuml;t bankası</b><br />
<b>Sual:</b> G&ouml;n&uuml;ll&uuml; kadınların vereceği s&uuml;tlerle s&uuml;t bankası kuruluyor. S&uuml;t&uuml; olmayan anneler, bu s&uuml;tlerden alarak bebeklerini besliyorlar. Bunun dinen bir mahzuru olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;en bebek, onun s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur. Bu kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; emen b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklarla da s&uuml;tkardeş olur. Evlenme y&ouml;n&uuml;yle s&uuml;tkardeş, &ouml;z kardeş gibidir. S&uuml;t emilen annenin, hi&ccedil;bir &ccedil;ocuğuyla evlenemez. B&ouml;yle bir s&uuml;t bankasından her bebeğe rastgele verilirse, ileride bilmeden s&uuml;tkardeşiyle evlenenler olabilir. Bu, haram olur. Tıbben de &ccedil;ocukların hastalıklı olmasına sebep olur. Bu şekilde s&uuml;tler birbirine karıştırılmamalı. Hangi anneden s&uuml;t alındığı ve kimlere verildiği kaydedilirse, tutulan bu kayıtlar s&uuml;t&uuml; alınan anneye ve s&uuml;t verilen bebeğin yakınlarına verilirse, s&uuml;tkardeşle evlenme yanlışlığı &ouml;nlenmiş olur.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşlik i&ccedil;in<br />
Sual: </b>Hanef&icirc;&#39;de s&uuml;tkardeşlik i&ccedil;in en az ne kadar s&uuml;t emmek gerekir? Kadın s&uuml;t&uuml;, biberonla, kaşıkla veya inek s&uuml;t&uuml;ne karıştırılıp bebeğe verilse yahut bebek, s&uuml;tle pişmiş yemekten yese, s&uuml;tkardeşlik ger&ccedil;ekleşmiş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İki bu&ccedil;uk yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk, bir damla s&uuml;t emse, s&uuml;tkardeşlik olur. Hatt&acirc; kadın s&uuml;t&uuml;, bebeğin burnuna damlatılırsa veya kaşıkla, biberonla verilse de s&uuml;tkardeşlik olur. Biberonda inek s&uuml;t&uuml; varsa, inek s&uuml;t&uuml; kadının s&uuml;t&uuml;nden azsa yine s&uuml;tkardeşlik olur.<br />
<br />
Kadın s&uuml;t&uuml;yle pişmiş yemeği yemekle, s&uuml;tkardeşlik olmaz. S&uuml;t pişmemişse ve yarıdan &ccedil;oksa, s&uuml;tkardeşlik olur.<br />
<br />
<b>&Ouml;l&uuml;n&uuml;n s&uuml;t&uuml;<br />
Sual: </b>Bir &ccedil;ocuk,<b> </b>&ouml;lm&uuml;ş kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; emse, o kadının &ccedil;ocuklarıyla s&uuml;tkardeş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, olur.<br />
<br />
<b>Yaşlının s&uuml;tkardeşliği</b><br />
<b>Sual: </b>Evli olmayan bir kadınım. Ablamın evinden başka kalacak yerim yoktur. Bana yabancı olan eniştemle aynı evde yaşamak zorundayım. İhtiya&ccedil; h&acirc;linde mezhep taklidi caiz olduğuna g&ouml;re, Hanbel&icirc; mezhebini taklit ederek ablamın s&uuml;t&uuml;n&uuml; emip eniştemin s&uuml;tkızı olabilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Zaruret olunca mezhep taklidi caizdir. Hanbel&icirc;&#39;de her yaşta emen s&uuml;tkızı olur. Ancak Ş&acirc;fi&icirc;&rsquo;de ve Hanbel&icirc; mezhebinde ayrı ayrı 5 kere doya doya emmek gerekir. İkinci bir husus da, b&uuml;y&uuml;k bir kimsenin, annesinin s&uuml;t&uuml;n&uuml; bile emmesi caiz değildir. Eğer haramı m&uuml;bah kılacak bir zaruret varsa, o zaman, Hanbel&icirc; mezhebini taklit edip, ablanızı beş kere doya doya emerseniz, eniştenizin s&uuml;tkızı olabilirsiniz.<br />
<br />
<b>S&uuml;t akrabalığı<br />
Sual: </b>Evlenmemiş bir kızdan s&uuml;t emilse, s&uuml;t akrabalığı ger&ccedil;ekleşmiş olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evlenmemiş kızdan genelde s&uuml;t gelmez. Sarı sıvı gelirse s&uuml;t h&uuml;km&uuml;nde olmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; din kitaplarında ş&ouml;yle yazıyor:<br />
<b>Mecmua-i</b> <b>Z&uuml;hdiyye</b>&rsquo;de diyor ki: S&uuml;t ancak, doğum yapabilen kadından gelir. Doğum yapmamış k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın memesinden &ccedil;ıkan sıvının, s&uuml;t olacağına h&uuml;kmedilemez. Bu sebeple b&acirc;kire kızın memesinden &ccedil;ıkan sarı suyun emzirilmesiyle nik&acirc;hın haramlığı sabit olmaz. <b>(İbni &Acirc;bid&icirc;n)</b><br />
<br />
B&acirc;kire kadının memesinden &ccedil;ıkan sarı suyu emmekle, s&uuml;t akrabalığı olmaz.<b> (El-fıkh&uuml; alel mezahibil-erbea)</b><br />
<br />
&Ccedil;ok nadir de olsa, evlenmemiş kızın g&ouml;ğs&uuml;nden s&uuml;t gelebiliyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; <b>Nimet-i İslam</b> kitabında, (Dokuz yaşında olan b&acirc;kirenin memelerinden s&uuml;t gelse, bu s&uuml;tle s&uuml;t akrabalığı h&uuml;km&uuml; sabit olur) deniyor.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşin annesi<br />
Sual:</b> (Emenin, emzirene kendi zatı ve f&uuml;ruu haram, emzirenin ise, emene usul ve f&uuml;ruu haramdır) deniyor. Bu ne demektir? Mesela annemi emen birinin annesiyle veya kızıyla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bir &ccedil;ocuk, bir kadını emerse, o &ccedil;ocuk o kadınla evlenemez, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o kadın onun s&uuml;tannesidir. Bu &ccedil;ocuğun &ccedil;ocukları da, bu kadınla evlenemez, &ccedil;&uuml;nk&uuml; emziren kadın onların b&uuml;y&uuml;k anneleri olur.<br />
<br />
(Emzirenin ise, emene usul ve f&uuml;ruu haramdır) demek, (Emen &ccedil;ocuk, emdiği kadının ana, baba, dede ve nineleriyle, oğulları, kızları ve torunlarıyla evlenemediği gibi, bu kadını emen yabancı &ccedil;ocuklarla da evlenemez) demektir.<br />
<br />
Bir erkek, kendi annesinden s&uuml;t emen s&uuml;tkardeşinin anası veya kız kardeşiyle evlenebilir. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
<b>Bilmeden s&uuml;tkardeşle evlenmek<br />
Sual:</b> Mezhepsiz bir hoca, (<em>Bilmeden s&uuml;tkardeşiyle evlenen birinin, 4-5 &ccedil;ocuğu olmuş. Bug&uuml;ne kadar nik&acirc;hsız yaşamış, zina etmişler. Bana bu soruldu. Ben de fıkh&icirc; soruları bir hocaya sorun&rdquo; dedim</em>) diyor. Bu evlilik zina mı olmuştur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
B&ouml;yle demesinden, onun ger&ccedil;ekten fıkh&icirc; konuları bilmediği anlaşılıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&uuml;tkardeş olduklarını bilmeden evlenmek g&uuml;nah olmaz. <em>(Zina etmişler) </em>demesi &ccedil;ok yanlıştır. Cenab-ı Hak hi&ccedil; kimseyi g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yetmediği bir şeyden dolayı sorumlu tutmaz. Ortada kasıtlı yapılan bir iş yok. Bir kimsenin i&ccedil;tiği s&uuml;t&uuml;n i&ccedil;inde alkol olduğu sonradan meydana &ccedil;ıksa, bunu i&ccedil;en haram işlemiş olmaz. Fıkıh kitaplarında b&ouml;yle şeylerin &ouml;z&uuml;r olduğu, g&uuml;nah olmadığı bildiriliyor.<br />
<br />
Kaybolup yıllarca gelmeyen kocasının &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; veya &uuml;&ccedil; talak verdiği haberini &acirc;dil bir M&uuml;sl&uuml;mandan &ouml;ğrenen kadın, başkasıyla evlenebilir. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; işitip veya boşadığını bildiren mektubunu alıp, başkasıyla evlendikten sonra birinci koca gelirse, ikincisinin nik&acirc;hı b&acirc;tıl olur. <b>(Nimet-i İslam) </b>[İlk kocasını &ouml;ld&uuml; sandığı i&ccedil;in, başkasıyla evlenmesi g&uuml;nah olmuyor. S&uuml;tkardeş oldukları sonradan meydana &ccedil;ıkınca, ilk evlilikleri niye g&uuml;nah olsun ki?]<br />
<br />
Nik&acirc;h bozulmuşsa, mesela s&uuml;tkardeş oldukları meydana &ccedil;ıkmışsa; kadı, hemen aralarını ayırır. Koca, kadından bir şey isteyemez. <b>(Hindiyye)</b><br />
<br />
Karı kocanın s&uuml;tkardeş oldukları, birinin veya her ikisinin bir kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanef&icirc; mezhebine g&ouml;re nik&acirc;hları bozulur. Ya ayrılırlar yahut Ş&acirc;fi&icirc; mezhebini taklit ederler. Eğer doyuncaya kadar beş kere emmişse, Ş&acirc;fi&icirc; mezhebini taklit de m&uuml;mk&uuml;n olmaz. Ayrılmaları lazım olur. <b>(Seadet-i Ebediyye)</b><br />
<br />
Hoca, zina etmişler demeden, <em>(Ben bilmiyorum, bunu bilen bir hocaya sorun)</em> deseydi, isabetli olurdu. Ama o, <em>(Zina etmişler)</em> diyerek mezhepsizliğini ve cahilliğini g&ouml;stermiş oluyor.<br />
<br />
<b>Aynı kadından s&uuml;t emmek</b><br />
<b>Sual: </b>Bir kadın, birbirine yabancı olan kız ve erkek &ccedil;ocukları emzirse, emzirdiği &ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce birbirleriyle evlenebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Aynı kadından emen &ccedil;ocukların hepsi s&uuml;tkardeş olur. Hi&ccedil;biri diğeriyle evlenemez.<br />
<br />
<b>S&uuml;tannenin torunu</b><br />
<b>Sual: </b>S&uuml;tannemin oğlundan veya kızından olan kızıyla, yani s&uuml;tannemin torunlarıyla evlenmem caiz olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Caiz olmaz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; s&uuml;tannenizin torunları sizin yeğenleriniz olur. Yeğenle evlenilmez.<br />
<br />
<b>Abimin s&uuml;tkardeşi</b><br />
<b>Sual: </b>Abimin s&uuml;tkardeşiyle veya s&uuml;tannesiyle evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, caizdir.<br />
<br />
<b>Yaşlı kadından s&uuml;t gelmesi</b><br />
<b>Sual: </b>Bir bebek, yaşlı bir kadını emse, kadının da s&uuml;t&uuml; gelse, bebek bu kadının s&uuml;t&ccedil;ocuğu olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, s&uuml;t&ccedil;ocuğu olur. Bunun gibi, 9 yaşındaki bir kız &ccedil;ocuğunu da emse, onun da s&uuml;t&uuml; gelse, bu kızın da s&uuml;t&ccedil;ocuğu olur.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşlik<br />
Sual: </b>Yedi yaşındaki bir erkek &ccedil;ocuğu, bir kadını emse, o kadının kızıyla evlenebilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Yedi yaşında emince, s&uuml;tkardeş olmaz. O kadının kızıyla evlenebilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; iki veya iki bu&ccedil;uk yaşından sonra emince, s&uuml;tkardeşlik ger&ccedil;ekleşmiyor.<br />
<br />
<b>S&uuml;t kardeş</b><br />
<b>Sual:</b> S&uuml;t kız kardeşimin emzirdiği kızla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evlenemezsiniz. &Ouml;z yeğeniniz gibi size mahremdir, yani evlenmeniz haramdır.<br />
<br />
<b>Annenin s&uuml;tkardeşi<br />
Sual: </b>Annenin s&uuml;tkız kardeşiyle evlenmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, caiz değildir. O kadın, onun teyzesi olur. Teyzeyle evlenilmez.<br />
<br />
<b>Oğlunun s&uuml;tannesi<br />
Sual: </b>Oğlunun s&uuml;tannesiyle evlenmek caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, caizdir.<br />
<br />
<b>S&uuml;tbabanın hanımı</b><br />
<b>Sual: </b>&Ouml;lm&uuml;ş s&uuml;tbabamın, s&uuml;t&uuml;n&uuml; emmediğim hanımıyla evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, caiz değildir. S&uuml;tbabanın b&uuml;t&uuml;n hanımları sizin s&uuml;tanneniz sayılır.<br />
<br />
<b>S&uuml;toğlun hanımı<br />
Sual: </b>S&uuml;toğlumun boşadığı kadınla evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, caiz değildir. O kadın sizin gelininiz sayılır. Gelinle evlenilmez.<br />
<br />
<b>Kumasının &ccedil;ocuğunu emzirse<br />
Sual: </b>Bir kadın, kumasının kız &ccedil;ocuğunu emzirse, bu kadının ilk kocasının başka kadından olan oğluna, kumanın o kızı haram olur mu?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, haram olmaz. Hatt&acirc; o kadının, şimdiki kocasından olan kızıyla da evlenebilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, ne oğlan, evleneceği kızın annesini emmiştir, ne de kız evleneceği oğlanın annesini emmiştir. Babaları da farklıdır.<br />
<br />
<b>Ablamın emzirdiği kız<br />
Sual: </b>Ablamın emzirdiği kızla evlenmem caiz midir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, caiz değildir. O kız sizin yeğeniniz olur. Yeğenle evlenilmez.<br />
<br />
<b>Oğlumun s&uuml;tannesi<br />
Sual: </b>Oğlumun s&uuml;tannesinin kızıyla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, mahzuru olmaz.<br />
<br />
<b>Ninemin s&uuml;tkızı<br />
Sual: </b>Anneannemin veya babaannemin emzirdiği kızla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, evlenilmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; anneannenizin emzirdiği kız sizin teyzeniz, babaannenizin emzirdiği kız da halanız olur. Hala ve teyzeyle evlenilmez.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşimin s&uuml;tkızı<br />
Sual: </b>S&uuml;tkardeşimin s&uuml;tkızıyla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, evlenilmez, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o kız, sizin yeğeniniz olur.<br />
<br />
<b>Abimin s&uuml;tkızı<br />
Sual: </b>Abimin veya ablamın s&uuml;tkızıyla evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, evlenemezsiniz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar sizin yeğenleriniz olur.<br />
<br />
<b>S&uuml;tbabanın oğlu</b><br />
<b>Sual: </b>S&uuml;tbabamın başka kadından olan oğlu ile evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hayır, evlenemezsiniz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; s&uuml;tbaba hakiki baba h&uuml;km&uuml;ndedir, onun oğulları da kardeşiniz demektir. Kardeşle evlenilmez.<br />
<br />
<b>Hanımının s&uuml;tkızı<br />
Sual: </b>Bir kadın bir kızı emziriyor. Kız evlenecek yaştadır. Bu kızla evlenirsem onun s&uuml;tannesi bana yabancı mıdır? Tersine s&uuml;tannesiyle evlensem, bu kız bana yabancı mı olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kadınla evlenince, o kadının s&uuml;tkızı da sizin kızınız olmuş olur. Yabancı olmaz. Tersine kızla evlenirseniz, o kadın sizin anneniz h&uuml;km&uuml;nde olur.<br />
<br />
<b>S&uuml;tkardeşin kardeşi<br />
Sual:</b> Annemin veya ablamın emzirdiği &ccedil;ocuğun kız kardeşiyle veya s&uuml;tkardeşiyle evlenebilir miyim?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Evet, evlenebilirsiniz. Sadece annenizin veya ablanızın emzirdiği kızla evlenemezsiniz.</p>

<p><strong>Sual: Bir kadından s&uuml;t emen, bir erkek &ccedil;ocuk, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zaman, s&uuml;t&uuml;n&uuml; emdiği kadının torunu ile evlenebilir mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Bir kadından s&uuml;t emen bir erkek &ccedil;ocuk, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;nde, s&uuml;t anası, bunun annesi, kız kardeşleri, kızları ve her kuşaktan torunları ile evlenmesi, ebedi haramdır. Bunlarla nesep ile akraba olsaydı, yine evlenemezdi.</p>

<p><strong>Sual: Bir kimse, s&uuml;t kardeşinin s&uuml;t kızı ile evlenebilir mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak D&uuml;rerde buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;&Ouml;z kardeşinin s&uuml;t kızı ile evlenmek haram olduğu gibi, s&uuml;t kardeşinin &ouml;z kızı ve s&uuml;t kardeşinin s&uuml;t kızı ile de evlenmek haramdır.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: Aynı kadından ve ayrı zamanlarda s&uuml;t emen bir oğlan ile bir kız &ccedil;ocuğu, b&uuml;y&uuml;d&uuml;kleri zaman, birbiri ile evlenebilir mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Aynı kadından s&uuml;t emen bir oğlan ile bir kız &ccedil;ocuğu, s&uuml;t babaları başka olsa ve başka senelerde emmiş olsalar bile, bu iki &ccedil;ocuk, birbiri ile, birbirlerinin &ccedil;ocukları ve torunları ile evlenemez.</p>

<p><strong>Sual: Anne, babaları ayrı iki &ccedil;ocuk, bir kadından s&uuml;t emince, ikisi birbiriyle s&uuml;t kardeş olur mu?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Hanefi mezhebinde, bir kadından, birer yudum s&uuml;t emseler, bu iki &ccedil;ocuk s&uuml;t kardeş olurlar. Şafii mezhebinde, s&uuml;t kardeşi olmaları i&ccedil;in, doyuncaya kadar beş kere emmeleri lazımdır.</p>

<p><strong>Sual: Yaşı b&uuml;y&uuml;k olan bir kimse, herhangi bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;se, bu kimse, bu kadının s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur mu?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Hanbeli mezhebinde, herhangi bir yaşta olan kimse, bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;se, bu kadının s&uuml;t &ccedil;ocuğu ve s&uuml;t&uuml;n&uuml; i&ccedil;tiği kadının &ccedil;ocukları da bunun s&uuml;t kardeşi olur. Diğer &uuml;&ccedil; mezhepte, ikibu&ccedil;uk yaşından sonra s&uuml;t i&ccedil;ince, s&uuml;t kardeş ve s&uuml;t &ccedil;ocuk olmaz.</p>

<p><strong>Sual: Evli karı-koca, daha sonra birbirlerinin s&uuml;t kardeşi olduklarını &ouml;ğrenseler, ne yapmaları gerekir?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> Bir erkeğin, hanımı ile s&uuml;t kardeşi oldukları, fakat birinin veya her ikisinin bir kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi mezhebine g&ouml;re nik&acirc;hları bozulur, ayrılmaları gerekir. B&ouml;yle durumda bunlar, ya ayrılırlar, yahut da, Şafii mezhebini taklit ederek evliliklerini devam ettirebilirler. Tabii din&icirc; nik&acirc;h akitlerinde, kadının velisi bulunmamışsa, şahitler salih ve erkek değilse, yeniden Şafii mezhebine g&ouml;re nik&acirc;h akdi yaparak evli kalabilirler. Fakat bu karı-koca, doyuncaya kadar beş kere emmişler ise, Şafii mezhebini taklit etmeleri de m&uuml;mk&uuml;n olmaz, ayrılmaları lazım olur.</p>

<p><strong>S&uuml;t &ccedil;ocuğu olması i&ccedil;in<br />
Sual: Bir &ccedil;ocuğun s&uuml;t &ccedil;ocuğu olabilmesi i&ccedil;in, emdiği s&uuml;t miktarında ve s&uuml;t emen &ccedil;ocuğun yaşında belli bir sınır var mıdır?<br />
Cevap:</strong> Konu ile alakalı olarak Nik&acirc;ye kitabının şerhinde buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;Memeden s&uuml;t emmeye, <strong>Rıd&acirc;</strong> denir. İkibu&ccedil;uk yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk, yabancı bir veya birka&ccedil; kadından, birer yudum s&uuml;t emerse, Hanefi ve Maliki mezhebinde, bu kadınlar &ccedil;ocuğun s&uuml;t annesi olur. Bu kadınların mahrem akrabaları, &ccedil;ocuğa <strong>Mahrem</strong> yani evlenmeleri haram olurlar. Kadının &ouml;z biraderi, &ccedil;ocuğun s&uuml;t dayısı olur. Bu kadına, bu s&uuml;t&uuml;n gelmesine sebep olan kocası da, s&uuml;t babası olur. Bu adamın &ouml;z biraderi de, s&uuml;t amcası olur. Fakat s&uuml;t emen &ccedil;ocuğun mahremleri, s&uuml;t anneye ve kocasına mahrem olmazlar. Şafii ve Hanbeli mezhebinde, doyuncaya kadar, ayrı ayrı beş kere emmezse, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olmaz. İm&acirc;m-ı Eb&ucirc; Y&ucirc;s&uuml;f, İm&acirc;m-ı Muhammed ve İm&acirc;m-ı Ş&acirc;fii hazretleri, iki yaşından sonra emen &ccedil;ocuk i&ccedil;in, s&uuml;t &ccedil;ocukları olmaz buyurdular. İkibu&ccedil;uk yaşından sonra emen &ccedil;ocuk da, Hanefi mezhebinin s&ouml;z birliği ile, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olmaz. Bu yaşa gelen &ccedil;ocuğu emzirmek zaruri olmadığı i&ccedil;in, emzirmesi caiz olmaz denildi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insan par&ccedil;asını zaruretsiz kullanmak haramdır.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: Bir kadının s&uuml;t&uuml;n&uuml; alıp, bu s&uuml;tle yemek yapılsa, bu yemekten yiyen &ccedil;ocuk, bu kadının s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur mu?<br />
Cevap:</strong> Kadın s&uuml;t&uuml; ile pişmiş yemeği yemekle, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olmaz. S&uuml;t pişmemiş ise, yarıdan &ccedil;ok olunca, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur. İmam-ı Ş&acirc;fii hazretleri, s&uuml;t yarıdan az olunca da, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur dedi. Kadının s&uuml;t&uuml;, &ccedil;ocuğun burnuna damlatılırsa, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur. &Ouml;l&uuml;n&uuml;n ve dokuz yaşına gelmiş kızın s&uuml;t&uuml; ile de, s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur.</p>

<p><strong>Sual: Bir &ccedil;ocuk, &ouml;lm&uuml;ş bir kadından s&uuml;t emse, bu &ccedil;ocuk, o kadının s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur mu?<br />
Cevap:</strong> &Ouml;lm&uuml;ş bir kadının ve dokuz yaşına gelmiş kızın s&uuml;t&uuml; ile de s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur.</p>

<p><strong>Sual: Evlenmemiş bek&acirc;r bir kızdan gelen s&uuml;t&uuml; emen &ccedil;ocuk, bu kızın s&uuml;t &ccedil;ocuğu mu olur?<br />
Cevap:</strong> Evlenmemiş bek&acirc;r bir kızda s&uuml;t hasıl olursa, bunun emzirdiği &ccedil;ocuk, bu kızın s&uuml;t &ccedil;ocuğu olur.</p>

<p><strong>Sual: Bir kadından s&uuml;t emen &ccedil;ocuk, s&uuml;t emdiği kadının, kardeşleri ile de evlenemez mi?<br />
Cevap:</strong> &Ccedil;ocuğun, s&uuml;t anası, s&uuml;t babası, bunların anaları, babaları, kardeşleri, &ccedil;ocukları ve her kuşaktan torunları ile evlenmesi, ebedi olarak haramdır. Bunlarla nesep, soy ile akraba olsaydı, yine evlenemezdi.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1452]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 18:48:40 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Din nereden öğrenilir?]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> İslam&rsquo;a ve Kur&rsquo;ana uymak ve dinimizi &ouml;ğrenmek i&ccedil;in, meal ve tefsir mi okumak gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İslam&rsquo;a, Kur&rsquo;ana uymak, dini &ouml;ğrenmek, meal ve tefsir okumakla değil, ancak hak olan bir mezhebe uymak ve bu mezhebe ait h&uuml;k&uuml;mleri &ouml;ğrenmekle olur. Bir kimse, Kur&rsquo;an-ı kerimden, tefsirden anladığına uyarsa, İslam&rsquo;a uymuş olmaz. Kur&rsquo;an-ı kerimde her h&uuml;k&uuml;m var ise de, bunları doğru olarak Resulullah efendimiz a&ccedil;ıklamıştır. Resulullaha uymak farzdır. Kur&rsquo;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(De ki, &ldquo;Eğer Allah&rsquo;ı seviyorsanız, bana t&acirc;bi olun!&rdquo;) </b>[Al-i İmran 31]<br />
<br />
<b>(Ona t&acirc;bi olun ki, doğru yolu bulasınız.) </b>[Araf 158]<br />
<br />
<b>(Resule itaat eden Allah&rsquo;a itaat etmiş olur.) </b>[Nisa 80]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:<br />
Cenab-ı Hak, Kur&rsquo;an-ı kerimde, Muhammed aleyhisselama itaat etmenin, kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor. O halde, Onun Resul&uuml;ne itaat edilmedik&ccedil;e, Ona itaat edilmiş olmaz. Bunun pek kati ve kuvvetli olduğunu bildirmek i&ccedil;in, <b>(Elbette muhakkak b&ouml;yledir) </b>buyurup, doğru d&uuml;ş&uuml;nmeyenlerin, bu iki itaati birbirinden ayrı g&ouml;rmelerine meydan bırakmadı. Yine Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, <b>(K&acirc;firler, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın emirleri ile peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar. Bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız diyorlar. İman ile k&uuml;f&uuml;r arasında bir yol a&ccedil;mak istiyorlar. Onların hepsi k&acirc;firdir. K&acirc;firlerin hepsine Cehennem azabını, &ccedil;ok acı azapları hazırladık) </b>buyuruyor. [152. mektup]<br />
<br />
<b>Hadis-i şeriflerin &ouml;nemi</b><br />
Peygamber efendimize uymanın &ouml;nemi anlaşılınca, Kur&rsquo;an-ı kerimin a&ccedil;ıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. S&uuml;nnet, yani hadis-i şerifler olmasaydı, namazların ka&ccedil; rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zek&acirc;t nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hi&ccedil;bir kimse, bunları Kur&rsquo;an-ı kerimden &ccedil;ıkaramazdı. Şu halde Kur&rsquo;an-ı kerimi anlamak i&ccedil;in, onun a&ccedil;ıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiya&ccedil; vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak i&ccedil;in &acirc;limlere ihtiya&ccedil; vardır. Bu bakımdan Peygamber efendimiz, İslam&rsquo;a, Kur&rsquo;ana t&acirc;bi olmak isteyenin bir &acirc;lime, bir mezhebe bağlanmasını emrediyor. <b>(&Acirc;limlere t&acirc;bi olun!) </b>buyuruyor. (Deylemi)<br />
<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; da, &acirc;limlere uymayı emrediyor, <b>(&Acirc;limlere sorun!) </b>ve <b>(Peygamberin emrettiğini yapın, yasakladığından sakının!) </b>buyuruyor. (Nahl 43, Haşr 7)<br />
<br />
Ahmed Tahtavi hazretleri, (Kur&rsquo;an-ı kerimdeki, <b>(Allah&rsquo;ın ipine sarılın!) </b>emri, (Fıkıh &acirc;limlerinin, bildirdiklerine uyun!) demektir) buyurdu. <b>(D&uuml;rr-&uuml;l-Muhtar haşiyesi) </b><br />
<br />
Kendi hastalığını ve kalbindeki hastalığın ilacını bilmeyen cahillerin hadis-i şeriflerden kendine uygun olanları se&ccedil;ip alması imkansız gibidir. İslam &acirc;limleri, kalb, ruh m&uuml;tehassısları olup, herkesin b&uuml;nyesine uygun ruh ila&ccedil;larını, hadis-i şeriflerden se&ccedil;erek bildirmişlerdir. Peygamber efendimiz d&uuml;nya eczanesine y&uuml;zbinlerce ila&ccedil; hazırlayan baş tabib olup, evliya ve &acirc;limler de, bu hazır ila&ccedil;ları, hastaların dertlerine g&ouml;re dağıtan, yardımcı tabibler gibidir. Hastalığımızı bilmediğimiz, ila&ccedil;ları tanımadığımız i&ccedil;in, y&uuml;zbinlerce hadis-i şerif i&ccedil;inden, kendimize ila&ccedil; aramaya kalkarsak alerji hasıl olarak, cahilliğimizin cezasını &ccedil;eker, fayda yerine zarar g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Bunun i&ccedil;in &acirc;limlere uymamız gerekir. &Acirc;limlere uymak, 4 mezhepten birine uymak demektir. Asırlardan beri b&uuml;t&uuml;n İslam &acirc;limleri, d&ouml;rt mezhepten birine uymuşlar ve m&uuml;sl&uuml;manların da uymalarının gerektiğini bildirmişlerdir. Bunlara uymakta icma hasıl olmuştur. İcmadan, cemaatten, topluluktan ayrılan helak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(İki kişi, bir kişiden, &uuml;&ccedil; kişi, iki kişiden iyidir. O halde cemaatle birlikte olun! Allah&rsquo;ın rızası, rahmeti, yardımı cemaattedir. Cemaatten ayrılan Cehenneme d&uuml;şer.) </b>[İbni Asakir]<br />
<br />
<b>(&Uuml;mmetimin &acirc;limleri, hi&ccedil;bir zaman dalalette birleşmezler.) </b>[İbni Mace]<br />
<br />
Hadis-i şerifleri de, sahih veya bozuk olduğunu bilmeden s&ouml;ylemek, sahih olsa bile, g&uuml;nah olur. B&ouml;yle kimsenin hadis-i şerif okuması caiz olmaz. Hadis kitaplarından, hadis nakletmek i&ccedil;in, hadis &acirc;limlerinden icazet almış olmak gerekir. Hadis-i şeriflerin de sahih olup olmadığını bilmeden, sahih bir hadis-i şerifi bile s&ouml;ylemek g&uuml;nah olur. Hadis-i şerifte, <b>(Bilmediği s&ouml;z&uuml; hadis olarak s&ouml;yleyen, Cehennemde azap g&ouml;r&uuml;r) </b>buyuruldu. Onun i&ccedil;in &acirc;lim olmayan kimsenin, hadis okuyup anladığı ile amel etmesi caiz olmaz. <b>(Berika)</b><br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimi ancak Resulullah efendimiz anlamış, hadis-i şeriflerle a&ccedil;ıklamıştır. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve m&uuml;ctehid imamlar anlayabilmiş, m&uuml;sl&uuml;manlar da bu &acirc;limlerin anladıklarına t&acirc;bi olmuşlardır.<br />
<br />
Şu halde, Kur&rsquo;andan, hadisten ve bunların terc&uuml;melerinden din &ouml;ğrenmek m&uuml;mk&uuml;n olmaz. Her m&uuml;sl&uuml;man dinini Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihallerden &ouml;ğrenmelidir!<br />
<br />
<b>Fıkıh kitapları varken<br />
Sual:</b> Dinimizi hangi tefsir ve hadis kitabından &ouml;ğrenmem daha kolay olur?<br />
<b>CEVAP</b><br />
En kıymetli tefsir, <b>Beydavi </b>tefsiridir. En kıymetli hadis kitapları <b>K&uuml;t&uuml;b-i sitte </b>denilen altı hadis kitabıdır. Fakat bizim gibilerin dinimizi bu kitaplardan &ouml;ğrenmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:<br />
Tefsir, kelam-ı ilahiden murad-ı ilahiyi anlamak demektir. Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile tefsir caiz değildir. Hadis-i şerifte, <b>(Kur&rsquo;an-ı kerimi, kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ile a&ccedil;ıklayan, doğru olsa dahi, hata etmiştir) </b>buyuruldu. Hadisleri de, hadis kitaplarından değil, İslam &acirc;limlerinin fıkıh, ahlak kitaplarından naklederek s&ouml;ylemek veya yazmak gerekir. <b>(Berika)</b><br />
<br />
İmam-ı Şarani<b> </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hadis-i şerifler Kur&rsquo;an-ı kerimi a&ccedil;ıklar. Mezhep imamları hadis-i şerifleri a&ccedil;ıklamıştır. Din &acirc;limleri de, mezhep imamlarının s&ouml;zlerini a&ccedil;ıklamışlardır. Tahareti, namazların ka&ccedil; rekat olduklarını, r&uuml;ku ve secdelerde okunacak tesbihleri, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zek&acirc;t nisabını, orucun ve haccın farzlarını Kur&rsquo;an-ı kerimden &ccedil;ıkarmak m&uuml;mk&uuml;n değildir.<br />
<br />
İmran bin Husayn hazretleri, (bize yalnız Kur&rsquo;andan s&ouml;yle) diyene, (Ey ahmak, Kur&rsquo;an-ı kerimde, namazların ka&ccedil; rekat olduğunu bulabilir misin) buyurdu. Hazret-i &Ouml;mer&rsquo;e de, farzların seferde ka&ccedil; rekat kılınacağını Kur&rsquo;an-ı kerimde bulamadık, dediklerinde buyurdu ki:<br />
Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;, bize, Muhammed aleyhisselamı g&ouml;nderdi. Biz, Kur&rsquo;an-ı kerimde bulamadıklarımızı, Resulullahtan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z gibi yapıyoruz. O, seferde d&ouml;rt rekatlık farzları iki rekat olarak kılardı. Biz de &ouml;yle yaparız. <b>(Mizan-&uuml;l-k&uuml;bra)</b><br />
<br />
Abd&uuml;lgani Nabl&uuml;si hazretleri buyuruyor ki:<br />
Fıkıh bilgilerini derin &acirc;limler, &acirc;yet-i kerimlerden ve hadis-i şeriflerden &ccedil;ıkarmışlardır. Bunlar ancak fıkıh kitaplarından &ouml;ğrenilir. Fıkıh kitapları varken, din bilgilerini tefsirlerden &ouml;ğrenmeye kalkışmak, nafile ibadet olur. Farz-ı ayn olan fıkıh kitaplarını okumayı bırakıp, nafile olan tefsir okumak caiz değildir. Zaten m&uuml;ctehid olmayanların tefsirden fıkıh bilgisi &ouml;ğrenmesi imkansızdır.<br />
<br />
Cehenneme gidecekleri bildirilen yetmiş iki fırkanın &acirc;limleri tefsirlerden yanlış mana anladıkları i&ccedil;in sapıttılar. &Acirc;limler sapıtınca &acirc;lim olmayanların tefsir okuması felaket olur. Tefsir kitaplarını anlayabilmek i&ccedil;in, kolları olan seksen ilimle birlikte yirmi ana ilmi &ouml;ğrenmek gerekir.<br />
<br />
Kur&rsquo;an-ı kerimin hakiki manasını &ouml;ğrenmek isteyen bir kimse, din &acirc;limlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okuması gerekir. <b>(Hadika)</b><br />
<br />
Nahl suresinin 44. &acirc;yetinde mealen, <b>(İnsanlara indirdiğimi onlara beyan edesin)</b> buyuruldu. Beyan etmek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;dan gelen &acirc;yetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. &Uuml;mmetin &acirc;limleri de, &acirc;yetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları a&ccedil;ıklayabilselerdi, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; Peygamberine, <b>sana vahy olunanları tebliğ et </b>der, beyan etmesini emretmezdi.<br />
<br />
Resulullah, Kur&rsquo;an-ı kerimde m&uuml;cmel olarak bildirilenleri a&ccedil;ıklamasaydı ve mezhep imamları da kapalı olarak bildirilenleri a&ccedil;ıklamasalardı, bunları hi&ccedil;birimiz anlayamazdık. &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &acirc;lim olan mezhep imamları da hadis-i şerifleri a&ccedil;ıklamıştır. Bu &acirc;limler, Resulullahın v&acirc;risleridir.<br />
<br />
Resulullahın getirdiklerinin hepsine, hikmetlerini, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz gerektiği gibi, mezhep imamlarımızdan gelen bilgilere de, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz gerekir.<br />
<br />
Peygamberlerin hepsinin dinlerinde amele ait birbirlerine zıt h&uuml;k&uuml;mler bulunduğu halde hepsine iman ve tasdik etmemiz gerekir. Mezhepler de, bunun gibidir.<br />
<br />
M&uuml;ctehid olmayanın, mezhepler arasında ayrılıklar bulunduğunu g&ouml;rse de, hepsine iman ve tasdik etmesi gerekir. M&uuml;ctehid olmayan birinin, bir mezhebi hatalı g&ouml;rmesi, o mezhebin hatalı olduğunu g&ouml;stermez. O kimsenin, kendisinin hatalı olduğunu, anlayışının kıt olduğunu g&ouml;sterir. <b>(Mizan-&uuml;l-k&uuml;bra)</b></p>

<p><strong>Sual: Bir kimse, din&icirc; konularda bilmediklerini, hadis-i şeriflere bakarak &ouml;ğrenebilir mi?</strong><br />
<strong>Cevap:</strong> İctihad derecesine y&uuml;kselmemiş olanın, ibadetlerini, işlerini hadis-i şeriflere uyarak yapması ve d&ouml;rt mezhepten birine uymaması, dalalettir, sapıklıktır. M&uuml;minlerin yolundan ayrılmaktır. Nahl suresinin 43. &acirc;yetinde mealen; <strong>(Bilmediklerinizi zikir ehlinden sorunuz!)</strong> buyuruldu. Eb&ucirc; D&acirc;vud&#39;un C&acirc;bir bin Abdullah&#39;tan haber verdiği hadis-i şerifte; <strong>(Bilmediklerinizi sorunuz. Cehaletin ilacı sualdir)</strong> buyuruldu. Bu &acirc;yet-i kerime ve hadis-i şerif, bilmeyenlerin bilenlerden sorup &ouml;ğrenmelerini emretmektedirler.</p>

<p><strong>Din, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinden &ouml;ğrenilir<br />
Sual: </strong>Dinimizi doğru olarak kimden, nerelerden ve hangi kitaplardan &ouml;ğrenmeliyiz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İslam dininin inan&ccedil;larını, emirlerini ve yasaklarını doğru olarak bildiren binlerle kıymetli kitap yazılmış, bunların &ccedil;oğu yabancı dillere &ccedil;evrilerek, her memlekete yayılmıştır. Bu doğru kitapları yazan İsl&acirc;m &acirc;limlerine Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limi denir. Buna karşılık, yalnız kendi zevklerini d&uuml;ş&uuml;nen, kısa g&ouml;r&uuml;şl&uuml; ve mevki, para ile satılmış olanlar, her zaman, İsl&acirc;mın faydalı, feyizli ve ışıklı yoluna saldırmış, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerini lekelemeye, İsl&acirc;m dinini değiştirmeye, M&uuml;sl&uuml;manları aldatmaya uğraşmışlardır. İnananlarla ink&acirc;r edenler arasındaki bu m&uuml;cadele her asırda olmuş ve kıyamete kadar da olacaktır.</p>

<p>Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limleri, b&uuml;t&uuml;n bilgilerini Eshab-ı kiramdan &ouml;ğrendiler. Onlar da, Resulullah efendimizden aldılar. Eshab-ı kiram, İsl&acirc;miyeti bildirmek i&ccedil;in, uzak memleketlere dağıldılar. Bunun i&ccedil;in, kitap yazmaya vakit bulamadılar. İkiy&uuml;z seneden sonra gelen &acirc;limler arasında, din bilgilerine kendi g&ouml;r&uuml;şlerini, zamanlarındaki fen bilgilerini ve eski filozofların s&ouml;zlerini karıştıranlar oldu. B&ouml;ylece, yetmişiki bozuk Bid&#39;at fırkası meydana geldi.</p>

<p>Hangi fırkadan olursa olsun, nefsine uyan ve kalbi bozuk olan Cehenneme gidecektir. Her m&uuml;min, nefsini tezkiye yani nefsin yaratılışındaki k&uuml;fr&uuml; ve g&uuml;nahları temizlemek i&ccedil;in, her zaman &ccedil;ok&ccedil;a <strong>L&acirc; il&acirc;he illallah</strong> ve kalbini tasfiye yani nefisten, şeytandan, k&ouml;t&uuml; arkadaşlardan ve zararlı bozuk kitaplardan gelmiş olan k&uuml;f&uuml;rden ve g&uuml;nahlardan kurtulmak i&ccedil;in <strong>Estağfirullah</strong> okumalıdır. İsl&acirc;miyete uyanın duaları muhakkak kabul olur. Namaz kılmayanın, g&uuml;nah işleyenin ve haram yiyip i&ccedil;enin İsl&acirc;miyete uymadığı anlaşılır. Bunların duası kabul olmaz ve b&ouml;ylelerinden din de &ouml;ğrenilmez.</p>

<p><strong>Tefsirden din bilgisi &ouml;ğrenmek<br />
Sual: </strong>Zamanımızda &ccedil;ok kimse, dinini Kur&rsquo;&acirc;ndan &ouml;ğren diye yazıyor ve anlatıyor. Ger&ccedil;ekten bir kimse, İsl&acirc;miyetin emir ve yasaklarını Kur&rsquo;&acirc;n tefsirlerinden &ouml;ğrenip bulması, h&uuml;k&uuml;mleri &ccedil;ıkarması m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Konu ile alakalı olarak Had&icirc;kada buyuruluyor ki:<br />
&ldquo;Ehl-i s&uuml;nnet itikadını ve farzları, haramları &ouml;ğrenmek farzdır. Bunları &ouml;ğretmek ve kendine lazım olandan başka fıkıh bilgilerini &ouml;ğrenmek ve Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimin tefsirini, had&icirc;s ilmini &ouml;ğrenmek farz-ı kifayedir. Fıkıh bilgileri, Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerimden ve had&icirc;s-i şeriflerden &ouml;ğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Fıkıh kitabı okuyan mukallitler, &acirc;yetten ve had&icirc;sten h&uuml;k&uuml;m &ccedil;ıkarmak ihtiyacından kurtulur. Farz-ı kifaye olanları bilen, yapan var iken, bunları &ouml;ğrenmek m&uuml;stehab olur. Bunları yapmak nafile ibadet olur. Yalnız, cenaze namazı b&ouml;yle değildir. Velisi kılınca, başkalarının tekrar kılması caiz olmaz. Namaz kılacak kadar Kur&rsquo;&acirc;n-ı kerim ezberleyen kimsenin, boş zamanlarında daha &ccedil;ok ezberlemesi, nafile namaz kılmasından daha &ccedil;ok sevap olur. İbadetlerinde ve g&uuml;nl&uuml;k işlerinde lazım olan fıkıh bilgilerini &ouml;ğrenmesi ise, bundan daha &ccedil;ok sevap olur. L&uuml;zumundan fazla fıkıh bilgilerini &ouml;ğrenmek de, nafile ibadetlerden daha sevaptır. L&uuml;zumundan fazla fıkıh bilgisi &ouml;ğrenirken, tasavvuf bilgilerini ve Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya arif olanların s&ouml;zlerini ve h&acirc;l terc&uuml;melerini &ouml;ğrenmesi de m&uuml;stehab olur. Bunları okumak, kalpte ihlası arttırır. Fıkıh bilgilerini, derin &acirc;limler, &acirc;yet-i kerimelerden ve had&icirc;s-i şeriflerden &ccedil;ıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından ve fıkıh &acirc;limlerinden &ouml;ğrenilir.&rdquo;</p>

<p>G&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki, tefsir okumak farz-ı kifayedir. Fıkıh kitapları varken, din bilgilerini tefsirlerden &ouml;ğrenmeye kalkışmak, nafile ibadet olur. Farz-ı ayın olan fıkıh kitaplarını okumayı bırakıp, nafile olan tefsir okumak, caiz değildir. Zaten, bizim gibi mukallitlerin, tefsirden fıkıh bilgisi &ouml;ğrenmesi imk&acirc;nsızdır. Cehenneme gidecekleri bildirilen yetmişiki fırkanın &acirc;limleri, tefsirlerden yanlış mana anladıkları i&ccedil;in, sapıttılar. &Acirc;limler sapıtınca, bizim gibi cahillerin tefsirden ne anlayabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmelidir! Doğru yazılmış tefsirleri okuyan cahiller, b&ouml;yle felakete d&uuml;şerse, dinde reformcuların tefsir adındaki kitaplarını okuyan acaba ne olur?</p>

<p align="left"><strong>Dinimizi,</strong> <strong>Kur&rsquo;an</strong> <strong>ve</strong> <strong>hadisten</strong> <strong>&ouml;ğrenmek<br />
Sual: </strong>Dinimizi doğrudan &acirc;yet ve hadislerden &ouml;ğrenmek m&uuml;mk&uuml;n olabilir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kendi hastalığını ve kalbindeki hastalığın ilacını bilmeyen cahil bir kimsenin, hadis-i şeriflerden kendine uygun olanları se&ccedil;ip alması imk&acirc;nsız gibidir. İsl&acirc;m &acirc;limleri, kalp, ruh m&uuml;tehassısları olup, herkesin b&uuml;nyesine uygun ruh ila&ccedil;larını, hadis-i şeriflerden se&ccedil;erek s&ouml;ylemiş ve yazmışlardır. Peygamber efendimiz, d&uuml;nya eczahanesine y&uuml;zbinlerce ila&ccedil; hazırlayan baş tabip olup, Evliya ve alimler de, bu hazır ila&ccedil;ları, hastaların dertlerine g&ouml;re dağıtan, emrindeki yardımcı tabipler gibidir. Hastalığımızı bilmediğimiz, ila&ccedil;ları tanımadığımız i&ccedil;in, y&uuml;zbinlerce had&icirc;s-i şerif i&ccedil;inden, kendimize ila&ccedil; aramaya kalkarsak <strong>allergie</strong>, aksi tesir hasıl olarak, cahilliğimizin cezasını &ccedil;eker, fayda yerine zarar g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.</p>

<p align="left">Bunun i&ccedil;in had&icirc;s-i şerifte;<br />
<strong>(Kur&#39;&acirc;n-ı kerimden kendi aklı ile kendi d&uuml;ş&uuml;ncesi ve bilgisi ile mana &ccedil;ıkaran</strong> [din b&uuml;y&uuml;klerinin, Peygamber efendimizden ve Esh&acirc;b-ı kiramdan alarak yaptıkları tefsirlere aykırı uydurma tefsir yazan] <strong>kafir olur)</strong> buyuruldu.</p>

<p align="left">Bunun i&ccedil;in din b&uuml;y&uuml;klerinin, Peygamber efendimizden ve Esh&acirc;b-ı kiramdan alarak yaptıkları tefsirlere aykırı tefsir yazanlar ve bunları okuyanlar, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k tehlike i&ccedil;indedirler. Mezhepsizler, bu inceliği anlayamadıkları i&ccedil;in;</p>

<p align="left">&ldquo;Herkes Kur&#39;an ve hadis okumalı, dinini bunlardan kendi anlamalı, mezhep kitaplarını okumamalıdır&rdquo; diyerek, Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinin kitaplarının okunmasını yasak ediyorlar. B&ouml;ylece insanların İsl&acirc;m dinini doğru olarak &ouml;ğrenmelerine mani oluyor ve fayda yerine zarar veriyorlar.</p>

<p align="left">Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın g&ouml;nderdiği kitaba <strong>Kur&#39;&acirc;n-ı kerim</strong>, Muhammed aleyhisselamın s&ouml;zlerine <strong>Hadis-i şerif</strong> denir. Kur&#39;&acirc;n-ı kerim ve hadis-i şerifleri bize a&ccedil;ıklayan b&uuml;y&uuml;k din &acirc;limleri de vardır.</p>

<p align="left">&ldquo;B&ouml;yle &acirc;limlere l&uuml;zum var mı? İnsan iyi bir M&uuml;sl&uuml;man olmak i&ccedil;in İsl&acirc;m dininin kitabı olan Kur&#39;&acirc;n-ı kerimi okuyarak ve hadis-i şerifleri inceleyerek doğru yolu bulamaz mı?&rdquo; diyenler ve bu din rehberlerine kıymet, ehemmiyet vermeyenler de vardır. Halbuki bu, &ccedil;ok yanlıştır. Zira, din esasları hakkında hi&ccedil;bir bilgisi olmayan kimse, bir rehber olmadan Kur&#39;&acirc;n-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin derin manasını anlayamaz. Bu sebeple, din ve iman işlerinde, Kur&#39;&acirc;n-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin manalarını anlayabilmek i&ccedil;in, b&uuml;y&uuml;k din &acirc;limlerinin eserlerinden faydalanmak gerekmektedir.</p>

<p align="left"><strong>Dinimizi doğru &ouml;ğrenmek i&ccedil;in<br />
Sual: </strong>Bir kimse, dinini doğru olarak &ouml;ğrenmek i&ccedil;in kime veya nereye m&uuml;racaat etmesi gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hasta olan bir kimse, polise, avukata, &ouml;ğretmene değil, o hastalığın m&uuml;tehassısı olan bir doktora başvurur. Dinini, imanını kurtarmak i&ccedil;in &ccedil;are arayanın da, avukata, &ouml;ğretmene değil, din m&uuml;tehassısı olan ehl-i s&uuml;nnet alimlerine başvurması lazımdır.</p>

<p align="left">Din alimi olmak i&ccedil;in de, zamanın fen bilgilerini iyi bilmek, ayrıca ihtisası olmak, Kur&#39;&acirc;n-ı kerimi ve manalarını ezberden bilmek, binlerce had&icirc;s-i şerifi ve manalarını ezbere bilmek, İsl&acirc;mın yirmi ana ilminde m&uuml;tehassıs olmak ve bunların kolları olan seksen ilmi iyi bilmek, bu ilimlerde ictihad derecesine y&uuml;kselmek, d&ouml;rt mezhebin inceliklerini kavramış olmak, tasavvufun en y&uuml;ksek derecesi olan <strong>Vil&acirc;yet-i hassa-i Muhammediyye</strong> denilen olgunluğa erişmiş olmak lazımdır.</p>

<p><strong>Sual: </strong>İslam &acirc;limlerinden İmam-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri, kitaplarında felsefecilere cevap olarak imani konuları anlattığı gibi ibadet ve tasavvuf konularına da yer vermiştir, bunun hikmeti ne olabilir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Bu konuda İm&acirc;mı Rabb&acirc;ni hazretleri buyuruyor ki:<br />
&ldquo;Eski felsefecilerden bazıları, kendi g&ouml;r&uuml;ş ve hayalleri ile hazırladıkları kitapların s&uuml;r&uuml;mlerini arttırmak i&ccedil;in, Peygambere inen kitaplarda okudukları ve bunlara inananlardan işittikleri, ahlakı g&uuml;zelleştirmek ve faydalı işler yapmak yollarını bunlara karıştırdılar. İm&acirc;m-ı Muhammed Gaz&acirc;l&icirc; hazretlerinin, kitabında ibadetlere de yer vermesine gelince, fıkıh &acirc;limleri ibadetlerin nasıl yapılacaklarını bildirdiler. İnceliklerini anlatmadılar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, onların maksadı, ibadetlerin doğru yapılmasının şartlarını ve şekillerini bildirmekti. İnsanların i&ccedil;lerine, kalblerine bakmadılar. Bunları bildirmek, tasavvuf &acirc;limlerinin vazifesi idi. İm&acirc;m-ı Gaz&acirc;l&icirc; hazretleri, bedenlerin ve g&ouml;r&uuml;nen işlerin iyileşmesini sağlayan din ile, i&ccedil; &acirc;lemin temizliğine kavuşturan tasavvuf bilgilerini birleştirdi. Kitabında bu ikisine de yer verdi. İkincisine M&uuml;nciyy&acirc;t, yani felaketten kurtarıcı bilgiler ismini verdi ise de, ibadetlerin de m&uuml;nc&icirc; olduklarını bildirdi. İbadetlerin kurtarıcı olmalarını sağlamak, fıkıh kitaplarından &ouml;ğrenilir. Kurtarıcı olan kalb bilgileri, fıkıh kitaplarından &ouml;ğrenilmez.&rdquo;</p>

<p><strong>Sual: </strong>Her M&uuml;sl&uuml;manın, kendine lazım olan din bilgilerini temel fıkıh kitaplarından mı &ouml;ğrenmesi gerekir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Kitaplarda M&uuml;sl&uuml;manların iki kısım olduğu bildirilmektedir ki bunlar;&nbsp;Hav&acirc;s, &acirc;limler ve av&acirc;m, c&acirc;hillerdir. D&uuml;rr-i Yekt&acirc; kitabında buyuruluyor ki:</p>

<p>&ldquo;Av&acirc;m, sarf, nahiv ve edebiyat ilimlerinin usullerini, kaidelerini bilmeyen kimselerdir. Bunlar, fıkıh ve fetva kitaplarını anlayamaz. Bunların, iman ve ibadet bilgilerini Ehl-i s&uuml;nnet &acirc;limlerinden sorup, &ouml;ğrenmeleri farzdır. &Acirc;limlerin de, s&ouml;zleri, vaazları ve yazıları ile, &ouml;nce iman, sonra temel olan ibadetleri &ouml;ğretmeleri farzdır. Zah&icirc;re ve T&acirc;t&acirc;rh&acirc;niyye kitaplarında, imanın şartlarını ve Ehl-i s&uuml;nnet itik&acirc;dını &ouml;ğretmenin her şeyden evvel lazım olduğu bildirilmektedir.&rdquo;</p>

<p>Bunun i&ccedil;indir ki, Seyyid Abd&uuml;lhak&icirc;m Efendi (Arvas&icirc;) rahmetullahi aleyh, vefatına yakın;</p>

<p>&ldquo;İstanbul camilerinde, otuz seneye yakın, yalnız imanı ve Ehl-i s&uuml;nnet itik&acirc;dını ve İslamın g&uuml;zel ahlakını anlatmaya &ccedil;alıştım&rdquo; buyurmuştur.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4766]]></link>
</item>
<item>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 03:23:08 +0300</pubDate>
<title><![CDATA[Hristiyanlık nedir]]></title>
<description><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Hristiyanlık hakkında bilgi verir misiniz?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İncil&rsquo;de Allah&rsquo;ın bir olduğu, Hazret-i İsa&rsquo;nın, Allah&rsquo;ın kulu ve Resul&uuml; olduğu yazılı idi. Hazret-i İsa&rsquo;nın hak olan dini, az zaman sonra Yahudiler tarafından sinsice değiştirildi. Yahudi Bol&uuml;s [Pavlos], İsevi g&ouml;r&uuml;nerek, hakiki İncili yok etti. Sayısız İncillerin yazılmasına sebep oldu. B&uuml;y&uuml;k Kostantin, b&uuml;t&uuml;n İncilleri birleştirmek i&ccedil;in, miladi 325&rsquo;de, İznik&rsquo;te 319 papazı toplayıp, yazdırdığı yeni İncile eski dini olan putperestlikten de bir&ccedil;ok şey sokturmuş, yeni bir Hristiyanlık dini kurmuştu.<br />
<br />
Hazret-i İsa&rsquo;nın ve Barnabas&rsquo;ın yazdığı İncil&rsquo;de Allah&rsquo;ın bir olduğu bildirilmişti. Eflatun&rsquo;un 3 tanrı fikri de yeni İncile kondu. Papaz <b>Ary&uuml;s</b> = Arius, bu yeni İncillerin yanlış olduğunu, bildirince aforoz edildi. Yeni Hristiyanlık Arius&rsquo;&uuml;n mezhebinden farklı idi. 6 defa meclis kurulup, yeni İnciller ortaya &ccedil;ıktı. Papaz <b>Luther Martin</b> ve <b>Calvin</b> son değişiklikleri yaptı. Bu yeni İncile inanan Hristiyanlara <b>Protestan </b>denildi. B&ouml;ylece, Hristiyanlık, iyice değişti.<br />
<br />
Yahudiler, Hazret-i İsa&rsquo;yı katletmek isteyince, İncili yakıp, ortadan kaldırdılar. O zaman, İncil yayılmamış idi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Hazret-i İsa&rsquo;nın peygamberlik zamanı 3 yıl olup, iman edenler de pek az idi, &ccedil;oğu da, okur yazar değildi. 325&rsquo;de birbirine uymayan 40-50 İncil vardı. <b>Arius</b> mahkeme edilirken, d&ouml;rd&uuml; hari&ccedil; diğer İncillerin yasaklandığı kilise tarihlerinde yazılıdır. Matta İncilinin 15. fıkrasında, (Milletler yoluna gitmeyin ve Samiriyelilerin şehirlerine girmeyin) denildiği halde, 24. babın 14. fıkrasında, (İncil, b&uuml;t&uuml;n milletlere vaaz edilecektir) demektedir. Bunun gibi sayısız tenakuz vardır. Hristiyan bilginleri, d&ouml;rt İncildeki tezatlar y&uuml;z&uuml;nden şaşkınlık i&ccedil;inde kalıp, Ekharn, Kiser, Haysi, Ghabuth, Wither, Fursen gibi araştırmacılar, (İncillerde, ihtilaf &ccedil;oktur) dediler.<br />
<br />
Joseph Barnabas&rsquo;ın yazdığı İncil, miladi 325&rsquo;e kadar İskenderiye kiliselerinde okunuyordu. Papa 5. Sixtus, 1585-1590&rsquo;daki papalık zamanında, bunu İbranice&rsquo;den İtalyanca&rsquo;ya terc&uuml;me ettirdi. Prusya kralının m&uuml;şaviri J.F.Gramer, bunu bulup prens &Ouml;jene [Eugen&rsquo;e] hediye etti. Bu &ouml;l&uuml;nce kitaplar Hofbibliyotheke kondu. Bu el yazma İncil, Viyana imparatorluk k&uuml;t&uuml;phanesinde h&acirc;l&acirc; mevcuttur.<br />
<br />
Bu İncilde Hazret-i İsa diyor ki:<br />
<b>Ben g&uuml;nah affedemem, g&uuml;nahları ancak Allah affeder.</b> (Bab 71)<br />
<br />
<b>Ben, Allah&rsquo;ın resul&uuml;n&uuml;n yolunu hazırlamak i&ccedil;in geldim. Bu Resul, bir m&uuml;ddet sonra, İncil tahrif edilip inananların 30 kişi kadar kalacağı bir zamanda gelir. O zaman, Allah el&ccedil;isini g&ouml;nderir. Onun başının &uuml;zerinde beyaz bir bulut bulunur. O, putları kırar. Onun sayesinde, insanlar Allah&rsquo;ı tanır. Ben de hakiki olarak tanınırım.</b> (Bab 72)<br />
<br />
<b>O resul g&uuml;neyden gelir.</b> (Bab 96)<br />
<br />
<b>O resul&uuml;n adı Ahmed&rsquo;dir.</b> (Bab 97)<br />
<br />
<b>[</b>Kur&rsquo;an-ı kerimde de bir &acirc;yet-i kerime meali ş&ouml;yledir: <b>(Meryem oğlu İsa, &ldquo;Ben Allah&rsquo;ın resul&uuml;y&uuml;m. Benden &ouml;nce gelen Tevrat&rsquo;ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek Ahmed isimli Peygamberi m&uuml;jdeleyici olarak geldim&rdquo; demişti.)</b> (Saf 6)<b>]</b><br />
Barnabas İncili Allah&rsquo;ın bir olduğunu bildirmekte ve teslisi yalanlamaktadır. Bug&uuml;nk&uuml; İncillerde ve Ahd-i atikte de, b&uuml;t&uuml;n tahriflere rağmen, Hazret-i İsa&rsquo;dan sonra bir Peygamber geleceği yazılıdır. 1886&rsquo;da İstanbul&rsquo;da Boyacıyan Agob matbaasında basılan Kitab-ı Mukaddesin T&uuml;rk&ccedil;e terc&uuml;mesinin s.885&rsquo;de, <b>(O, gelince d&uuml;nyayı g&uuml;nah, salah ve h&uuml;k&uuml;m hususlarında ilzam edecektir)</b> deniyor. Buradaki <b>&quot;O&quot; </b>nun Latince aslında, <b>Paraclet</b> yazılıdır. Bu kelime, <b>Teselli edici</b> demektir. Papazlar her şeye rağmen, <b>(Benden sonra bir teselli edici gelecektir)</b> ibaresini İncilden kaldıramadı. Pavlos&rsquo;un yazdığı ve Hristiyanların Kitab-ı mukaddesten kabul ettikleri mektuplardan &quot;Korintoslulara 1.mektubun, 13/8 de, <b>(Peygamberler sona erecek, diller de kaybolacak </b>[Latince gibi], <b>ilim iptal olacak</b> [Orta&ccedil;ağ ilmi gibi], <b>ama O k&acirc;mil gelince, yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır) </b>deniliyor. [Bu yazı T&uuml;rk&ccedil;e Kitab-ı Mukaddeste de vardır.]</p>

<p><strong>Sual: </strong>Şu anda Hıristiyanların &quot;&uuml;&ccedil; tanrı&quot; inancını bizzat İsa aleyhisselam mı bildirmiştir?<br />
<b>CEVAP</b><br />
İsa aleyhissel&acirc;mın hak dini, az zaman sonra d&uuml;şmanları tarafından sinsice değiştirildi. Bol&uuml;s, Pavlos adındaki bir Yahudi, İsa aleyhissel&acirc;ma inandığını s&ouml;yleyerek ve &Icirc;sev&icirc;liği yaymaya &ccedil;alışıyor g&ouml;r&uuml;nerek, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın indirdiği İncil&#39;i yok etti. Daha sonra, &Icirc;seviliğe teslis, trinite&nbsp;fikri sokuldu. Baba-oğul-r&ucirc;h&uuml;lkuds diye, akıl ve mantığın kabul edemeyeceği bir iman sistemi tesis edildi, kuruldu. Hakiki İncil kaybolduğu i&ccedil;in, sonradan bazı kimseler, İnciller yazdılar. M. 325 senesinde toplanan İznik r&ucirc;hban meclisi, mevcut olan ellid&ouml;rt İncil&#39;den elli adedini iptal etti. Geriye d&ouml;rt İncil kaldı. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhann&acirc;&#39;nın yazdıkları İncillerdir. Bol&uuml;s&#39;&uuml;n yalanları ve Efl&acirc;t&ucirc;n&#39;un ortaya attığı teslis, trinite fikri, bu İncillerde de yer aldı. Barnabas adındaki bir havari, İsa aleyhissel&acirc;mdan işittiklerini ve g&ouml;rd&uuml;klerini, doğru olarak yazdı ise de, bu Barnabas İncili yok edildi.</p>
]]></description>
<link><![CDATA[https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=660]]></link>
</item>
</channel>
</rss>
