Resulullaha tâbi olmak

Sual: Resulullahın her işine tâbi olmak mümkün müdür?

Cevap: Tasavvuf yolundan maksat, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğru itikada ve İslamın güzel ahlâkına ve fıkıh kitaplarının gösterdiği işleri yapmağa ve bid’atlerden sakınmağa ve Allah dostlarının kalplerine gelen hâllere kavuşmaktır. Her Müslümanın, farzlarda, vaciblerde ve müekked sünnetlerde, Resulullaha tâbi olması lâzımdır. Âciz olmak, mücahede ve gazâ yapamamak için özrüdür. Hem de, geceleri, mübarek ayakları şişinceye kadar teheccüd namazları kılması ve çok açlık çekmesi ve muharebelerde kahramanlıklar göstermesi, Onun hasâisinden idi. Yani yalnız Ona ihsan olunmuştur. Allahın aslanı, emîr-ül-mü’minîn Alî “radıyallahü anh” buyuruyor ki, (Muharebenin en şiddetli zamanlarında, Resulullahın yanına sığınırdık). Cihâd-i asgar olan muharebeler için ve cihad-ı ekber olan, nefs ile mücadele için, kuvvetli olmak şarttır. İmâm-ı Rabbânîye itiraz edenler de âcizdir. Hadîs-i şerifte, (Kolay şeyleri yapınız! İşlerinizi güçleştirmeyiniz! Gücünüz yettiği şeyleri yapınız! Allahü teâlâ, kolay olanları yapmanızı istiyor) buyuruldu. Allahü teâlâ, mihnetlere, meşakkatlere katlanmağı kolaylaştırmıştır. [Bunun için, dertlere, belâlara katlanmağı istiyor. Sabır edenleri seviyor.] İmâm-ı Rabbânî, (Resulullahın her işine tâbi olmalıdır) demiyor. (İtikatta, fıkıh kitaplarında emrolunan işlerde, yani ahkâm-ı islâmiyyede ve kalp ile yapılan zikirlerde ve terakkilerde tâbi olmalıdır) diyor.

Resulullaha tâm tâbi olunca, insan Onun gibi olur. Tasavvuf büyükleri, bu hâle (Fenâ firresûl) demişlerdir. (Fenâ-fişşeyh) ve (Fenâ-fillah) demeleri de böyledir. Bu sözleri de, insanın sıfatları, mürşidin ve Allahü teâlânın kemâl sıfatları gibi olurlar demektir. (Tam İlmihal s. 772)

 

Osman Ünlü Hocanın Türkiye gazetesinde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...